Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Çölde Ölüm/Diyaloglar

< Çölde Ölüm

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Sahra'nın derinliklerinde...
Carmen Martinez: <İsim>, raporu okudun: Elimizde Şef Ripley'in katiliyle ilgili yeni bir ipucu var!
Carmen Martinez: Katil, Kılıç kod adıyla iş çeviriyor... ve peşine düşmemiz için saklandığı yer olan çöle gitmemiz gerekiyor.
Carmen Martinez: Sahra'nın derinlikleri keşfedilmemiş yerler. Bazen göçebe kabileler burada kamp kurar. Ancak...
Anir Aznag: Sizler polis misiniz? Benim adım Anir Aznag, yardımınıza ihtiyacım var! Bir şeyler oldu! Ben seyyar Necva kabilesinin lideriyim...
Anir Aznag: Ve kampımda ölü bir yabancı var!
Carmen Martinez: Ne?! Nerede? Hemen bizi kampınızın olduğu yere göötürün Bay Aznag! <Rütbe> <İsim> hemen soruşturn-maya başlayacak!

1. Bölüm

İncele: Göçebe Kampı.
Carmen Martinez: <İsim>, o kabile üyesi haklıymış: kamp ateşinin üstünde yatan adam ölmüş!
Carmen Martinez: Kurban bir takım elbise giyiyor... yani göçebe olmadığı belli, ama bu kıyafet bir yabancı için bile tuhaf. Neler oldu, Anir?
Anir Aznag: Bilmiyorum! <Rütbe> <İsim>, kampta değildik, hayvanlara bakmaya gitmiştik. Tek başıma döndüğümde bunu... kampta bu ölü adamı buldum!
Carmen Martinez: Nasıl yani... Elin adamı kampınızda ölüp gidiyor ve biriniz bile bir şey görmüyorsunuz, öyle mi?
Anir Aznag: Allah kitap aşkına yemin ederim ki doğru söylüyorum <Rütbe> <İsim>! Gerçi... bu adam yabancı değil! Onu tanıyorum! Kendisi Donald Barnes isimli bir Amerikalı.
Carmen Martinez: Söyleyeceklerini toparla Anir! <Rütbe> <İsim> birazdan ifadeni alacak!
Carmen Martinez: Görüyorum ki bir ipucu bulmuşsun <İsim>! İyi dedin, o kil testinin içine bakmamız gerek!
Carmen Martinez: Daha yeni geldik ve ayağımızın tozuyla Necva kampında ölü bir Amerikalı bulduk. Bu hiç hoşuma gitmedi işte. Hadi işe koyulalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>!
Angela Douglas: İnternetten bir fotoğrafçılık kursuna yazıldım! Gittiğimiz her yerde fotoğraf çekeceğim!
Angela Douglas: Tabii sen bana sürekli ceset gönderdikçe morgdan çıkamam ki!
Angela Douglas: Neyse. Donald Barnes, 53 yaşında, erkek. Kamp ateşinde yarı kızartılmış olarak bulunduğu için vücudunun üst kısmı kısmen yanmış. Ama onu öldüren şey bu değil.
Angela Douglas: Boyundaki morluklardan da anlaşılıyor ki kurban ilk önce bir halatla boğulmuş, daha sonra da ateşe atılmış. Bu kadar basit!
Carmen Martinez: Göçebe kampında ölü bir Amerikalının bulunması hiç de basit bir mesele değil... Siyasi güdülerle işlenmiş bir cinayet olabilir!
Angela Douglas: İşte işe yarayabilecek bir detay: morluklara göre halat, kurbanın boynuna özel bir düğümle balşanmış.
Angela Douglas: Bu düğüm, özellikle Sahra'lı deve binicilerinin kullandığı bir tür! Koşumu hayvanın boynuna bu şekilde bağlarlar!
Carmen Martinez: O zaman katil halatı kurbanın boynuna sanki bir deveyi koşumlarcasına bağlamış! İlginç... tabii sadistçe.
Carmen Martinez: Hadi bakalım <İsim>... Şu katile düğüm nasıl atılırmış gösterelim!

Anir Anzag'a kurbanı sor.
Carmen Martinez: Demek seyyar Necva kabilesinin lideri Anir Aznag sensin.
Carmen Martinez: Kampında ölü bir Amerikalı bulduk ama cinayet hakkında hiçbir bilgin olmadığını iddia ediyorsun. Bize Bay Barnes'ı nasıl tanıdığından bahset!
Anir Aznag: Barnes gecenin birinde kampımıza geldi. Çölde yolunu kaybetti sandık ve onu akşam yemeğine davet ettik.
Anir Aznag: Misafirlere hoşgörü göstermek bir Necva geleneğidir. Diğer kabileler daha kapalıdır!
Carmen Martinez: Yanlış anlama Anir ama, madem bu kadar misafirperversiniz, o zaman nasıl oldu da Barnes kampında öldü?
Anir Aznag: Yemin ederim <Rütbe> <İsim>, ne ben ne de halkım Barnes'ın başına kötülük gelsin istememiştik! Hepsine tek tek kefil olabilirim!
Carmen Martinez: Pekala, o zaman bize Barnes'ın Necva'larla yediği akşam yemeğinden bahset. Neler konuştunuz?
Anir Aznag: Barnes iş için Sahra'ya geldiğini söyledi. SandOil adlı bir Amerikan şirketinin CEO'suymuş. Buraya yakın şu büyük rafineri.
Carmen Martinez: İyi bir başlangıç sayılır! Teşekkürler Anir. Hadi <Rütbe> <İsim>, gidip şu petrol rafinerisine bir göz atalım!

İncele: Petrol Rafinerisi.
Carmen Martinez: Demek Barnes'ın CEO'luğunu yaptığı rafineri burasıymış. Vay be! Çölün derinliklerindeki endüstriyel tesis!
Carmen Martinez: Peki üzerinde kurbanın resminin olduğu şu poster ne? Yangın güvenlik bildirisi mi?
Carmen Martinez: Kurbanın resminin yanında bir yazı var ama solmuş. Hadi bunu açığa çıkaralım!
Carmen Martinez: O gazeteyi onarmak işe yarar, evet. Eğer burayı kurban işletiyormuşsa, her şey bir delil olabilir!

İncele: Paramparça Gazete.
Carmen Martinez: <İsim>, rafineride bulduğun o paramparça kağıt bir makaleymiş! Başlıkta "Rafineri'de kaza, 17 ölü" yazıyor.
Carmen Martinez: SandOil'da ölümcül bir kaza! Bay Barnes'ın tesisteki işine ne kötü bir başlangıç!
Carmen Martinez: Makale, kurbanların ailelerinin adalet istemesi hakkında. Resimdeki şu ağlayan genç kadının elinde bir fotoğraf var.
Carmen Martinez: Katılıyorum, neler olduğunu öğrenmemiz gerek. Makaledeki kadının kimliğini tanımlamak iyi bir başlangıç olur!

İncele: Kadın Yüzü.
Carmen Martinez: Demek makaledeki genç kadının adı İzzah Ferid'miş. 27 yaşında, sabıka kaydı temiz. Kocası, kazada hayatını kaybeden petrol işçilerinden biriymiş.
Carmen Martinez: Sence İzzah Ferid bize yardımcı olur mu <İsim>? Zaten başından büyük bir felaket geçmiş, zavallı bir köylü kadınına benziyor...
Carmen Martinez: İyi bir noktaya değindin <İsim>. Sahra'da insanların nasıl yaşadıkları hakkında çok az şey biliyoruz. İzzah bize en azından rafineride hayatın nasıl olduğundan bahsedebilir. Hadi onu sorgulayalım!

İzzah Ferid'le petrol rafinerisindeki kaza hakkında konuş.
Carmen Martinez: Rahatsız ettiğimiz için kusura bakma İzzah, ama bir SandOil yöneticisinin cinayetini soruşturuyoruz. Kocanın rafineride çalıştığından haberdarız.
İzzah Ferid: Kocam, diğer 16 kişiyle birlikte yaşanan patlamada öldü! Hepsini tanıyordum, aile gibiydik!
İzzah Ferid: Şimdi de beni zengin bir iş adamı geberdi diye taciz etmeye mi geldiniz? Onun için üzülmem mi gerekiyor?
İzzah Ferid: Gerçek katil SandOil'dır <Rütbe> <İsim>! Yöneticiler ancak kâr peşinde koşar ve yerel işçilere köle gibi davranırlar!
Carmen Martinez: Peki ya CEO Barnes? Onu tanıyor muydun İzzah?
İzzah Ferid: Amerikalı bir müdür, kurbanların aileleriyle görüşür mü sanıyorsun <Rütbe> <İsim>? Özür falan da dilemiştir belki? Peh! SandOil'ın Barnes'ı atamasının tek nedeni yeni işçi almaktı!
İzzah Ferid: SandOil bize iş ve refah sözü verdi ama felaketten başka bir şey getirmedi. Çöl yarın bir gün tüm rafineriyi yutsa kılım kıpırdamaz!

İncele: Silinmiş Poster.
Carmen Martinez: <İsim>, Barnes'ın yüzünün olduğu posterdeki yazıyı açığa çıkardın: "Seni mangalda kızartacağım!" yazıyor!
Carmen Martinez: İyi yakaladın, yazı sanki kömürle yazılmış gibi! Katılıyorum, yangın güvenliği posterinde olması pek manidar. Hele ki Barnes'ın közlerin arasında öldüğünü düşünürsek!
Carmen Martinez: Haklısın: Eğer bu bir tesadüf değilse mutlaka katilin işidir. Hadi bu posteri Lars'a gönderelim!

Analiz et: Güvenlik Posteri.
Lars Douglas: <İsim>, bu posterin üstünde, yazdığı mesaj haricinde katilden çok daha fazla iz varmış!
Lars Douglas: İşte adli soruşturma diye buna denir! Hatta bunun için bir şarkı bile yazdım...
Lars Douglas: Aman katil, kaç istediğin yereeeee / <İsim> seni yakalayacak çünkü ipucu bıraktın gerideeeee!
Carmen Martinez: Analiz sonuçlarını, gitar solonu attıktan sonra verirsin Lars.
Lars Douglas: Emredersiniz Bayan! Posterdeki yazı, <İsim>'in de tahmin ettiği üzere kömürle yazılmış.
Lars Douglas: Ama katil, yazıyı yazarken arkasında bir şey daha bırakmış: parmaklarından gelen deri hücrelerini! Ve deri hücrelerinde hurma izleri vardı!
Lars Douglas: Katil, kurbana o mesajı yazmadan önce hurma tıkınıyormuş <İsim>! Düm-teke-düm!

İncele: Kil Testi.
Carmen Martinez: <İsim>, Necva kampında bulduğun kil testinin içinden çıkardığın cihaz son teknoloji bir saate benziyor!
Carmen Martinez: Böylesine şaşalı bir cihaz muhtemelen kurbana aitti. Ama kilitli!
Carmen Martinez: İyi fikir <İsim>, hadi kurbanın cihazının kilidini açalım! Bu sayede nasıl kil testinin içine düştüğünü öğrenebiliriz!

İncele: Elektronik Cihaz.
Carmen Martinez: Necva kil testisinin içinde bulduğun cihazın kilidini açarak harika iş çıkardın <İsim>. Hadi bunu Elliot'a gönderelim!

Analiz et: Kilidi Açık Cihaz.
Elliot Clayton: Naber, <İsim>? Necva kampında bulduğun cihaz bir kişisel takip cihazı. Kurbanı izlemek için kullanılmış.
Elliot Clayton: Kötü haberse cihazdaki verileri indirememiş olmam. Dosyalar aktarıldıktan sonra otomatik olarak silinmiş!
Carmen Martinez: Yani Barnes'ı kimin takip ettiğini bilmiyor muyuz? O zaman hiçbir işe yaramadı bu alet!
Elliot Clayton: Sen beni ne sandın Carmen? Rusya'daki bir GPS uydusunun şifresini kırıp cihazdaki verileri indirmem beş dakikamı aldı sadece.
Elliot Clayton: Kurban, Jonah Karam adlı birisi tarafından takip ediliyormuş! <İsim> kendisini tanıyor zaten, kendisi bir...
Carmen Martinez: Jonah Karam mı? Tabii ya! Bu tam Jonah'lık bir iş! Tahmin etmeliydim!
Elliot Clayton: Nasıl? Sen onu tanıyor musun?
Carmen Martinez: Jonah ile yıllar önce tanışmıştım. Savaş muhabiri olduğum zamanlar bana sahadan faydalı bilgiler aktarırdı.
Carmen Martinez: Jonah biraz kaba saba biridir, ama bize mutlaka yardım edecektir. Onunla tekrar konuşmak için sabırsızlanıyorum!

Jonah Karam'a kurbanı neden takip ettiği sor.
Jonah Karam: Görüşmeyeli uzun zaman olmuş Carmen! Demek fotoğraf makineni Büro için bıraktın! Helal sana!
Carmen Martinez: Bakıyorum sen de yarı zamanlı hinliğe devam ediyorsun! <İsim>, ofisin her yerinde göz altı fotoğraflarının olduğunu söylüyor!
Carmen Martinez: İşte kendini kurtarma şansı: bize Barnes hakkında bildiklerini anlat! Onu neden takip ediyordun?
Jonah Karam: Barnes beni koruması olarak işe almıştı. Hayatımda gördüğüm en berbat müşteriydi yemin ederim! Zengin, cahil, dünya yüzü görmemiş. Sahra'yı kumlu Manhattan sanıyordu!
Jonah Karam: Saat görünümlü o izleme cihazını üzerine yerleştirmem gerekiyordu, çünkü Barnes'ı güvende tutmanın tek yolu buydu!
Carmen Martinez: Ama işe yaramamış belli ki! Adam öldü!
Jonah Karam: Onu kendi dangalaklığından da koruyamazdım herhalde! Barnes bana haber bile vermeden iki de bir çöle gidip dolaşırdı. Bu yüzden onun yanında değildim!
Carmen Martinez: Jonah... Bu soruşturma bitene kadar ortalarda fazla görünme. Sen benim eski dostumsun, ama <Rütbe> <İsim> ile papaz olursan Büro peşini bırakmaz!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, bu vaka çöl kumu gibi parmaklarımızın arasından akıp gidiyor. Şuna sıkıca sarılmanın tam sırası!
Carmen Martinez: Buraya Şef Ripley'in sözde katili Kılıç hakkında bilgi toplamaya geldik ama...
Carmen Martinez: Onun yerine bir göçebe kampında boğularak öldürülmüş Amerikalı bir iş adamı bulduk.
Carmen Martinez: Kabile lideri Anir bariz bir şüpheli. Ama bize yardımcı oldu ve dürüst birisine benziyor.
Carmen Martinez: Bir de Barnes'ın CEO'luğunu yaptığı petrol rafinerisinde ölen bir petrol işçisinin dul karısı İzzah var tabii. Ama bu, cinayeti İzzah'ın işlemiş olduğu anlamına gelmez...
Carmen Martinez: Tabii eski dostum Jonah'ı da unutmayalım... Geçmişte, adam öldürmek de dahil olmak üzere şaibeli işler yapmış olabilir. Ama içimden bir ses...
Elliot Clayton: <İsim>! Şuna bir bak: Çölün derinliklerinden zayıf bir GPS sinyali aldım!
Elliot Clayton: Kabaca rafineri ile Necva kampı arasında bir yerde sabit bir sinyal var... İşin garibi ise, orada tek bir yerleşim yeri bile olmaması!
Carmen Martinez: Çöldeki suç mahallerine dolanan birisi mi var? Ona sürpriz bir ziyaret yapmanın tam sırası <İsim>!

2. Bölüm

Elliot Clayton: <İsim>! Şuna bir bak: Çölün derinliklerinden zayıf bir GPS sinyali aldım!
Elliot Clayton: Kabaca rafineri ile Necva kampı arasında bir yerde sabit bir sinyal var... İşin garibi ise, orada tek bir yerleşim yeri bile olmaması!
Carmen Martinez: Çölde hareketlilik mi var? Barnes'ın katili hala serbest, bu bir...
Carmen Martinez: ...Ayrıca Şefi öldüren gizemli suikastçı Kılıç'ı da henüz yakalayamadık, bu da iki!
Carmen Martinez: Ve şimdi de suç mahallerinde dolanan birileri mi var? Ona sürpriz bir ziyaret yapmanın tam sırası <İsim>!
Elliot Clayton: İşte koordinatlar <İsim>. Orada 1950'li yıllarda kumullara çakılmış bir uçağın enkazı dışında başka hiçbir şey yok. Bol şansıarl!

İncele: Uçak Enkazı.
Carmen Martinez: Burada Elliot'un bahsettiği uçak enkazı dışında hiçbir şey yok. Sen şüphe çeken bir şeyler buldun mu <İsim>?
Carmen Martinez: Bir halat bulmuşsun! Angela kurbanın boğularak öldürüldüğünü söylemişti, o zaman bu kesin bir ipucu!
Carmen Martinez: Ayrıca halatın üstünde beyaz bir madde var, hadi hava halen aydınlıkken bir örnek alalım!
Carmen Martinez: Bir tane de... renkli bir kum şişesi mi? Bu hediyelik eşyalardan daha önce görmüştüm. Ama bunda bir tuhaflık var: Kumun üstünde bir petrol kuyusu mu o?
Carmen Martinez: Tamam, hadi şişenin üstündeki etikette yazan silinmiş yazıyı açığa çıkaralım!
Carmen Martinez: Bir de... hey, bu bir tablet mi? Elliot'un tespit ettiği sinyalin kaynağı bu olmalı! Bekleme yapma <İsim>, şifesisini kır!

İncele: Lekeli İp.
Carmen Martinez: <İsim>, halattaki o beyaz maddeden bir örnek almayı başardın! Lars'ın kimya setini çıkarmasının tam sırası şimdi!

Analiz et: Beyaz Madde.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Halatta bulduğun beyaz madde adli anlamda tam bir altın madeniydi!
Lars Douglas: İlk olarak, örnekte kurbanın DNA profiliyle örtüşen deri hücreleri vardı.
Lars Douglas: Yani bulduğun bu halat, Barnes'ı boğmakta kullanılan cinayet silahının ta kendisi!
Lars Douglas: Ama asıl haber şu; örnekte keçi sütü izlerine rastladım!
Carmen Martinez: Keçi sütü mü?... Keçiden süt sağmak için halat gerektiğini bilmiyordum!
Lars Douglas: Gerekmiyor zaten! Keçi sütü içilecek kıvamdaymış. Cinayet silahına temas sonucu bulaşmış. Yani katil, keçi sütüyle haşır neşir olduktan sonra cinayet silahına dokunmuş!
Lars Douglas: Keçi sütü çok faydalıdır <İsim>. Kemiklere ve dişlere iyi gelir... Ayrıca katilleri yakalamanı sağlar!

İncele: Kum Saati Hediyesi.
Carmen Martinez: <İsim>, kum saati heediyesinin üstündeki etikette yazan mesajı açığa çıkardın! Diyor ki: "Barnes, topraklarımızdan defol!"
Carmen Martinez: Aynı fikirdeyim <İsim>: Bu, kum saatinin hediye olmaktan çok tehdit niteliği taşıdığı anlamına geliyor. Ve belli ki kurbana ithafen yazılmış!
Carmen Martinez: Yalnız sorun şu ki, şişenin kimden geldiğini bilmiyoruz!
Carmen Martinez: İyi fikir <İsim>, bu şişeyi doğrudan Marina'ya verelim, bize sanatçının profilini çıkarabilir!

Analiz et: Hediye Etiketi.
Marina Romanova: Merhaba <İsim>. Kurban için yapılmış bu kum saati yaratıcı fakat dengesiz bir aklın ürünü.
Marina Romanova: Kumdan sanat yaratmak sabır ve rahat bir odaklanma gerektirir. Bunlar da katı bir kişiliğe işaret eder.
Marina Romanova: Ama şişedeki kum gibi insan duyguları da katman katmandır. Sakinliğin altında, ciddi miktarda bastırılmış öfke görüyorum.
Marina Romanova: Ve etiketten de anlaşılacağı üzere sanatçının nefreti kurbana yönelikmiş.
Carmen Martinez: Marina, bunlar çok acayip bilgiler ama bu öfkeli sanatçıyı koca Sahra'da nasıl bulacağız?
Elliot Clayton: Ben buldum bile <İsim>. Bayan akıllı ve güzel sağ olsun bana aşırı derece de sıkıcı veri tabanı araması işini kilitledi. Detayları anlatmaya mecalim yok.
Carmen Martinez: Marina seni çalıştırmayı başardı mı Elliot? Gerçekten de yaşayan en iyi psikolog kendisi!
Elliot Clayton: Aman ne komik. Bu şişeyi yapanın kim olduğunu merak ediyor musun <İsim>?
Elliot Clayton: Mama Yasmine adında bir göçebe kadın. Kamp kurduğu zamanlar da pazar yerine gidip el yapımı incik boncuk satıyor.
Carmen: Teşekkürler arkadaşlar! <İsim>, hadi gidip şu Mama Yasmine'i bulalım!

Mama Yasmine'e kurbana gönderdiği düşmanca mesajı sor.
Carmen Martinez: Mama Yasmine? Bir dakikanız var mı? Biz... bu sabah başka bir Necva üyesiyle karşılaştık, sanırsam aynı kabiledensiniz...
Mama Yasmine: Ben Necva değilim! Sülalem Anir'in sülalesiyle yedi göbektir kavgalıdır! Ben Kuadir'im ve bununla gurur duyuyorum!
Mama Yasmine: Anir ile benim aynı kabileden olduğumu sanmak... Sizi cahil yabancılar, buraya gelmeden önce biraz edep adap öğrenin be!
Carmen Martinez: Aaa, sanırsam Mama Yasmine'in Anir'le aynı kabileden olduğunu varsayarak kötü bir gaf yaptım <İsim>...
Carmen Martinez: <İsim>, arkasında koşup özür dilesem sence Yasmine'i sorgulama şansımız hala var mı?

-Bir kaç dakika sonra...-
Carmen Martinez: Hatamı mazur görün Mama Yasmine. Kabile ilişkileri hakkında pek bilgimiz yok. Yalnız başka bir konuda yardımınıza ihtiyacımız olacak.
Carmen Martinez: SandOil'ın Amerikalı CEO'su çölde öldürüldü. Yerlilerin çoğunun rafineriye karşı olduğunu biliyoruz... ve bu hediye sizin de karşı olduğunuzu gösteriyor.
Mama Yasmine: Rafineri insanlarımızı iş ve refah vaatleriyle yerleşik hayata teşvik ediyor! Ama gecekondularda yaşamak refah demek değildir!
Mama Yasmine: Biz göçebeler deve sırtında kumulları gezmek, taze hurma yemek ve yıldızların altında uyumak için doğmuşuz! Tek varlığımız özgürlüğümüz, ve rafineri de onu bizden almaya çalışıyor!
Carmen Martinez: O hediyeyi rafinerinin CEO'suna bu yüzden mi yaptın Yasmine? O mesajın kabaca olduğunu kabul edelim şimdi.
Mama Yasmine: Siz kim oluyorsunuz da bana topraklarımda kibarlık dersi vermeye kalkıyorsunuz? Asıl kendi hemşerilerinizi eğitin ve beni de rahat bırakın!
(Mama Yasmine ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: <İsim>, o da neydi öyle... Anir, göçebe kabilelerin yabancılara aynı oranda hoşgörülü olmadığını söylemişti. Mama Yasmine'de lafını esirgemiyor!
Carmen Martinez: Haklısın: SandOil rafinerisi buradaki her şeyin merkezinde gibi duruyor. Göçebeler bile bu konuda pek ateşli fikirlere sahip. Hadi gidip oraya bir kez daha göz atalım!

İncele: Rafineri Kontrol Paneli.
Carmen Martinez: O bulduğun şey kırıntılarla kaplı bir yemek tepsisi mi? Bunca petrol varili ve makinenin arasında yerini yadırgıyor sanki!
Carmen Martinez: Tepsideki kırıntıları vakumlamak mı istiyorsun? Eğer yapmamız gerek diyorsan, buyur yap.
Carmen Martinez: Üzerinde SandOil logosu bulunan telefon bir şirket telefonu olmalı, ve büyük ihtimalle de kurbana ait! Ne yapacağını biliyorsun: şifreyi kır!

İncele: Cep Telefonu.
Carmen Martinez: <İsim>, SandOil cep telefonunun şifresini kırmayı başardın! Haydi doğru Elliot'a!

Analiz et: Cep Telefonu.
Elliot Clayton: <İsim>, rafineride bulduğun cep telefonunu inceledim. Carmen, kankan Bay Tetikçinin başı yine dertte!
Carmen Martinez: Jonah'ın mı? Nasıl yani?
Elliot Clayton: Tahmin ettiğiniz üzere telefon Donald Barnes'a ait.
Elliot Clayton: Ama Barnes'ın telefonunda Jonah'tan gelen kısa mesajlar buldum! Mesele bir tanesi şöyle: "Seni güvente tutmak için gerekirse sana yumruk atarım!"
Carmen Martinez: Haydaa. Jonah Barnes'ın zorlu bir müşteri olduğunu söylemişti... ve Jonah hiç sabırlı birisi değildir. Ama bu kez fazla ileriye gitmiş.
Carmen Martinez: <İsim>, Jonah'ın yediği haltlarla vakit kaybettiğimize inanamıyorum, ama yine de onunla konuşmamız gerek!

Jonah Karam'a kurbana gönderdiği tehdit mesajını sor.
Jonah Karam: Yorgun görünüyorsun Carmen... al, gününü tatlandırmak için biraz hurma ye.
Carmen Martinez: Jonah, ben artık bir Büro ajanıyım, senin koruyucu meleğin değil. Seni daha önce de uyarmıştım, tek yanlışında bir başınasın diye.
Jonah Karam: Bir saniye... bu sefer ne yapmışım? Alt tarafı buralı bir çocuktan deve binme dersi alıyordum...
Carmen Martinez: Kendi müşterini ona saldırmakla tehdit etmek de ne demek? Hem de yazılı? Hem de ölümünden tam bir gün önce?
Jonah Karam: Haa, şu mesele...
Jonah Karam: Hadi ama Carmen, beni bilirsin! Tabi Sahra'yı da! Hareket eden her şeyin seni öldürmeye çalıştığı bir yerde kibarlığın yeri yok ki! Ayrıca Barnes'ın gereğinden fazla düşmanı vardı!
Carmen Martinez: Tek bir soruya cevap ver Jonah: Barnes'a elini sürdün mü? Bir kere bile olsa?
Jonah Karam: Hayır ve sürmediğim için de ölene kadar pişmanlık duyacağım. Otel odasında kırık burnuyla baygın halde yatıyor olsaydı o beyinsiz şimdi hayattaydı. Medeni davranarak hata ettim!

İncele: Gümüş Tepsi.
Carmen Martinez: Pekala <İsim>, rafineride bulduğun gümüş tepsinin üstündeki kırıntıları vakumladın. Şimdi ne yapıyoruz?
Carmen Martinez: Evet, tepsinin üstüne bir şey kazınmış: "yerliler, yabancılara karşı birleşelim".
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, yabancılara karşı duyulan nefret buralarda herkesin ortak noktası. Ve Donald Barnes'ta bundan nasibini almış tabii...
Carmen Martinez: Her neyse, doğru diyorsun: ekmek kırıntılarına mikroskop altında bakarsak metnin yazarını bulabiliriz!

İncele: Ekmek Kırıntıları.
Carmen Martinez: <İsim>, tepsiden vakumladığın ekmek kırıntılarından bir insan DNA'sı çıkarmayı başardın!
Carmen Martinez: Ve DNA şüphelilerimizden biri olan İzzah Ferid'e ait!
Carmen Martinez: Hımm, İzzah'ın kocasının rafinerideki kazada öldüğünü biliyoruz... ama yerel halkı yabancılara karşı kışkırtmak kabul edilebilir bir yas şekli değil!
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, İzzah bu durumu bir izah etse iyi olur!

İzzah Ferid'le yabancılara karşı düşmanlığı hakkında konuş.
Carmen Martinez: İzzah, <Rütbe> <İsim> üzerinde mesajının olduğu bu gümüş tepsiyi petrol rafinerisinde buldu. Bunu nasıl açıklayacaksın?
İzzah Ferid: Rafineriye her sabah ekmek pişirir ve taze hurma götürürüm. Kocam öldüğüne göre, artık işçiler benim ailem. Fakirler birbirini kollar <Rütbe> <İsim>.
Carmen Martinez: Peki yerel halkı yabancılara karşı birleştirmekle neyi amaçlıyordun?
İzzah Ferid: Kendi ülkenizde yüzyıllar önce verdiğiniz savaştan daha farklı bir şey değil <Rütbe> <İsim>! Topraklarımızı, sömürmeye çalışanlara karşı koruma hakkı.
Carmen Martinez: Bunlar büyük laflar İzzah. Toprakları korumak şiddet gösterisine dönüşebilir. Bunun için ne kadar ileriye gidebilirsin? Birisini öldürecek kadar mı mesela?
İzzah Ferid: Eğer Barnes'tan bahsediyorsanız, hayır, onu ben öldürmedim. Ama kim yaptıysa bu ülkenin bir nebze de olsa uyanmasını sağladı. Bu yüzden ona minnettarım!
İzzah Ferid: Şimdi gidip develerimi beslemem gerek. Anlamadığın işlere bulaşma <Rütbe> <İsim>!

İncele: Kilitli Tablet.
Carmen Martinez: İyi işti <İsim>, uçak enkazının orada bulduğumuz tabletin kilidini açtın!
Carmen Martinez: Demek Elliot'un yakaladığı sinyalin kaynağı bu tabletmiş! Bir bakalım...
Benjamin Scott: Hey, siz ikiniz! O benim tabletim! Burası da benim kamp alanım! Çöl yeterince büyük, kamp kuracak başka alan mı bulamadınız?
Carmen Martinez: Bizler kampçı değiliz, Büro ajanlarıyız. Sen de kimsin?
Benjamin Scott: Ben... Benim adım Benjamin Scott. İngiltere'den geldim, yıllık iznimi kullanıyorum.
Carmen Martinez: Ben Carmen Martinez, bu da <Rütbe> <İsim>. Tabletinden gelen sinyali fark ettik ve güvenlik devriyesine çıktık. Konuşmak için bir dakikan var mı?

Benjamin Scott'a çölde ne işi olduğunu sor.
Carmen Martinez: Pekala, seni Sahra'ya getiren şey nedir, İngiltereli Bay Benjamin Scott?
Benjamin Scott: Dedim ya, yıllık iznimi kullanıyorum. Buraya gelince kimse peşimde olmaz sanıyordum yahu!
Carmen Martinez: Çöl, yalnız gezginler için tehlikeli bir yerdir Benjamin. Amerikalı bir iş adamı daha yeni öldürüldü.
Carmen Martinez: Daha önce Donald Barnes adında biriyle karşılaştın mı? Buraya iş için gelmiş, ama daha sonra çölde kaybolmuş.
Benjamin Scott: Bakın, ben buraya Amerikalı iş adamlarından olabildiğince uzakta, macera amacıyla geldim. Hayatımın kalanını kurumsal kübiklerde harcayacağım. Şimdi ise özgürlüğümü yaşamak istiyorum!
Carmen Martinez: Pekala... o zaman dikkatli ol. Eğer sıra dışı bir şey görürsen bizi ara. Buyur, sanırsam bu tablet senindi.
Benjamin Scott: Hey, bir saniye! Yanınızda yedek şarj aleti var mı? Tabletimin pili bitmek üzere ve çölde geceler filmsiz geçmiyor!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Bir kaç şey bulduk ama Barnes'ın katiline hala yaklaşamadık <İsim>!
Carmen Martinez: Ayrıca Şef Ripley'in katili Kılıç'tan da iz miz yok! Ama gece yaklaşıyor! Durumu bir özet geçelim!
Carmen Martinez: Jonah'ın dediğine göre Barnes, Sahra'nın tehlikeli bir yer olduğunun farkına varmamış... Ama kendi koruması en büyük tehdit olabilir mi?
Carmen Martinez: Şirketin CEO'su olarak Barnes, rafineriye karşı garezi olan kişilerce hedef haline getirilmiş olabilir.
Carmen Martinez: Mama Yasmine gibi göçebeler, insanları istikrar ve işle geleneksel yaşam tarzından uzaklaştırdığı için rafineriden nefret ediyor...
Carmen Martinez: Ama İzzah'ın hikayesi de rafineri çalışanlarının mutlu olmadıkları yönünde: Suistimal edilmişler, fakirlermiş ve...
Lars Douglas: <İsim>! Yardımına ihtiyacım var! Ne yapacağımı bilmiyorum! Angela kayıp!
Lars Douglas: Bir kaç saat önce tek başına çöle gitti ve hala dönmedi!

3. Bölüm

Lars Douglas: <İsim>! Ne yapacağımı bilmiyorum! Angela kayıp!
Lars Douglas: Bir kaç saat önce tek başına çöle gitti ve hala dönmedi!
Carmen Martinez: Ne? Angela tek başına çöle mi gitti? İyi de niye?
Lars: Şey... Angela fotoğrafçılık kursu konusunda çok heyecanlıydı. Çölde bir takım gün batımı fotoğrafları çekmek istiyordu... Ama çıkalı kaç saat oldu!
Carmen Martinez: Gün batımı fotoğrafları mı? Kafayı mı yedi bu kız? Burası tatil yeri değil ki! Barnes'tan sonra Sahra'da ölen ikinci yabancı mı olmak istiyor?
Carmen Martinez: Ya Şefin katili olduğunu düşündüğümüz Kılıç ile karşı karşıya gelirse?! Çöl isyancılarla, suikasçılarla ve tehlikelerle dolu bir yer!
Carmen Martinez: <İsim>, gece çökmeden Angela'yı bulmalıyız! Hadi aramaya dereden başlayalım!

İncele: Çöl Deresi.
Carmen Martinez: <İsim>, Angela'yı hiçbir yerde göremiyorum ve gece de yaklaşıyor!
Angela Douglas: Gülümseyiiin!
Carmen Martinez: Angela! Aklını mı kaçırdın kızım sen? Ortalıkta serbestçe gezen bir katil olduğunu bilmiyor musun?!
Angela Douglas: Çok özür dilerim <İsim>! Vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım... Bir taraftan morg, diğer taraftan üçüzler derken yıllardır bir hobi edinme fırsatım olmamıştı! Söz bir daha olmayacak.
Carmen Martinez: Neyse, en azından <İsim> kumda bir kaç ipucu buldu bari... Hadi bu kırık parçaları toparlayalım, böylece vaktimizi çarçur etmemiş oluruz!
Carmen Martinez: Bu kartpostal Mama Yasmine'e mi gönderilmiş? Bak, Amerika'dan atılmış!
Carmen Martinez: Acaba Yasmine'e Amerika'dan kim yazmış olabilir <İsim>! Hadi kartpostaldaki yazıyı açığa çıkaralım!
Carmen Martinez: Bir de şu çanta... üzerinde Benjamin'in adı var!
Carmen Martinez: Hey, Benjamin şu daha önce de karşılaştığımız İngiliz genci değil mi? Kendisi macera için buraya gelmişti. Sence kişisel eşyalarını karıştırmakla doğru mu yapıyoruz <İsim>?
Carmen Martinez: Haklısın. Gün batmak üzere, bu yüzden ipucu seçecek vaktimiz yok! Hadi arayalım o zaman!

İncele: Kırık Parçalar.
Carmen Martinez: <İsim>, o elindeki şey elektrikli bir fritöz mü yoksa ben serap mı görüyorum?
Carmen Martinez: Çölde kim kızartma yapar ki?
Carmen Martinez: <İsim>, sence bu fritözü Lars'a göndermek işimize yarar mı? Tamam, ama acele edelim!

Analiz et: Fritöz.
Lars Douglas: Karımı bulduğun için teşekkürler <İsim>! Gece yaklaşırken onun için çok endişelenmiştim!
Lars Douglas: Çölde bulduğun kızartıcıya gelince. Bir Amerikan markası, güvenilir, obezite kaynaklı kalp hastalıkları için birebir ve...
Carmen Martinez: Fast food şakalarını bırak Lars! Bu lanet olası ev aleti cinayeti çözmemize yardımcı olacak mı onu söyle.
Lars Douglas: Öncelikle, üzerinde şüphelilerinzden olan Anir Aznag'a ait çok sayıda parmak izi vardı! Kızartıcıyı paramparça eden kişi oymuş!
Lars Douglas: Ama dahası da var! Elliot kızartıcının garantisine baktı ve bunun Donald Barnes'ın kredi kartıyla satın alınmış olduğunu buldu!
Carmen Martinez: Yani... Barnes kızartıcıyı satın almış ve Anir'e vermiş, öyle mi? Hımm... bir göçebeye elektrikli alet vermek katıksız aptallık mı yoksa kasti yapılan bir hakaret mi?
Carmen Martinez: Anir bize Necva'nın Barnes'a dostça davrandığını söylemişti... ama doğru diyorsun <İsim>, akşam yemekleri sandığımızdan daha az dostane geçmiş olabilir. Anir'le tekrar konuşmamız gerekiyor!

Anir Anzag'a kurbanın hediyesini sor.
Carmen Martinez: Anir, Donald Barnes'ın kabilenle birlikte yediği akşam yemeğine geri dönelim. Bu kızartıcıyı sana hediye olarak mı verdi?
Anir Aznag: Iıı... evet <Rütbe> <İsim>. Çok... utanç vericiydi...
Anir Aznag: ...Ta ki Barnes'ın o kızartıcıyı bize rüşvet malinde verdiğini anlayana kadar <Rütbe> <İsim>! Sanki elektrikli ev aleti bizi etkilermiş gibi!
Carmen Martinez: Barnes kabilene rüşvet mi teklif etti?! Necva'dan ne istedi ki?
Anir Aznag: Barnes işini Sahra'ya yaymak istiyordu. Ama çöldeki kabilelerden müttefik bulmadan bunu yapamazdı. Bizden casusluk yapmamızı ve ona düzenli bir biçimde rapor vermemizi istedi!
Anir Aznag: Ama Necva asla casusluk yapmaz <Rütbe> <İsim>! Hele ki hiçbir yere sokup çalıştıramayacağımız bir elektrikli mutfak aleti karşılığında asla!
Anir Aznag: Ben develerimi patates kızartmasından daha iyi şeylerle besliyorum <Rütbe> <İsim>! Ayrıca kendim için de taze hurmaları tercih ederim!
Carmen Martinez: Kızgınlığını anlıyorum Anir... Ama umarım akşam yemeğinde misafiri öldürmek bir Necva geleneği değildir... her ne kadar bu misafir Barnes'ta olsa!

İncele: Benjamin'in Sırt Çantası.
Carmen Martinez: Benjamin'in sırt çantasında ne buldun <İsim>? Bir delikanlının eşyalarını aramakla elimize ne geçecek gerçekten bil...
Carmen Martinez: Üstünde SandOil logosu olan bir çakmak mı buldun? Bir saniye... eğer Benjamin alt tarafı özgürlük arayan bir maceraperestse... SandOil çakmağını nereden bulmuş?
Carmen Martinez: Sence Benjamin'in rafineriyle, ya da Barnes'la bir bağlantısı olabilir mi? Ya yıllık izin hikayesiyle bizi keklediyse <İsim>?
Carmen Martinez: Haklısın, bu kez Benjamin'i etraflıca sorgulayacağız!

Benjamin Scott'a SandOil çakmağını nereden bulduğunu sor.
Carmen Martinez: Benjamin, lafı hiç uzatmadan soruyorum: bize Donald Barnes ile hiç karşılaşmadığını söylemiştin. Peki üzerinde şirketinin logosu olan bu çakmağı nereden buldun?
Benjamin Scott: Vay arkadaş, bunun yüzünden başımın belaya gireceğini tahmin etmeliydim...
Benjamin Scott: Şey... yalan söylemek gibi bir niyetim yoktu <Rütbe> <İsim>! İşin aslı şu ki, bu çakmağı Barnes'tan havaalanında çaldım. Ama birbirimizle hiç konuşmadık!
Benjamin Scott: Pasaport sırasında beklerken takım elbiseli bir herifçioğlu sırada önüme geçmeye çalıştı! Bir baktım, Barnes! Daha yeni inmiş, üzerinde bir afra bir tafra!
Carmen Martinez: Barnes'ın çakmağını, sırf seni kızdırdığı için mi çaldın? Kabul et, adalet aramak için çok çocukça bir yol seçmişsin!
Benjamin Scott: Yaptığımla gurur duymuyorum <Rütbe> <İsim>... Bir anlık kızgınlıkla yaptığım bir şey.
Benjamin Scott: Onunla pazarda karşılaştığım sırada çakmağı Barnes'ın korumasına vermek istedim. Koruması iyi bir adamdı, bana bir karton keçi sütü verdi. Ama suçumu itiraf edemeyecek kadar utanmıştım.
Carmen Martinez: Benjamin, bu seferlik seni bırakıyoruz. Ama lütfen biraz olgunlaş. Aileni arayıp çölde öldüğünün haberini vermek istemiyorum!

İncele: Silinmiş Kartpostal.
Carmen Martinez: <İsim>, çölde bulduğun Amerikan kartpostalında diyor ki: "Hoşça kal, Ana! Çöle asla geri dönmeyeceğim!"
Carmen Martinez: Yasmine'in Amerika'ya göç eden bir evladı olduğunu bilmiyorduk! Gerçi doğru dedin, bu yabancılara olan soğukluğunu açıklar nitelikte.
Carmen Martinez: Bu buluş vakaya farklı bir yön verebilir <İsim>! Hadi Yasmine'i bulalım!

Mama Yasmine'le oğlunun kartpostalı hakkında konuş.
Mama Yasmine: O kartpostal benim için çok değerlidir <Rütbe> <İsim>! Oğlum Amerika'dan gönderdi onu!
Carmen Martinez: Oğlun Amerika'ya mı göç etti? Ve bir daha asla dönmemeye mi karar verdi? Bu geleneklerine bağlı bir anne için çok zor olmalı!
Mama Yasmine: Ne yazık ki bir sürü genç adam göçebelik hayatını terk ediyor <Rütbe> <İsim>. Öz oğlum Amerika'ya iltica ettiğinde, kabilemizin de dağılacağını biliyordum.
Carmen Martinez: Bu kartpostal acı dolu anıları hatırlatıyor olmalı... madem öyle, neden bu kadar önemli?
Mama Yasmine: Çünkü oğlumdan gelen son mesaj bu! Gittiğim her yere yanımda götürüyorum!
Mama Yasmine: Bir gün, buralı bir pazarcı olan İzzah'tan keçi sütü almak için pazar yerine gittim...
Mama Yasmine: ... ve orada Barnes'ı gördüm! Daha önce pek dostane davranmadığım için özür diledim ve kartpostalı gösterdim! Amerika'da oğlumu görüp görmediğini sordum. Ne de olsa ikisi de orada yaşıyor!
Mama Yasmine: Ama Barnes Amerika'nın büyük bir yer olduğunu söyledi! Yüzüme karşı güldü ve kartpostalı da havaya fırlattı!
Mama Yasmine: Duydun değil mi <Rütbe> <İsim>, yabancılar yerel halktan nefret ediyor! Onlarla bir daha asla konuşmayacağım!
Carmen Martinez: Umarım Barnes'tan intikam almaya kalkışmamışsındır Yasmine... yoksa hem göçebelere hem de kendine faydandan çok zararın dokunur!

Daha sonra, hala çölde...
Carmen Martinez: <İsim>, Barnes'ın çölde bu kadar kısa sürede bu kadar insanı kızdırmayı nasıl becerdiğini hala aklım almıyor!
Carmen Martinez: Daha uçaktan iner inmez havaalanında Benjaminin önüne geçerek onu kızdırmış...
Carmen Martinez: ...Sonra da Amerika konusundaki bilgisizliğinden ötürü Mama Yasmine'e gülmüş. Zavallı kadın Barnes'tan göçmen oğlu hakkında bilgi istemiş ama Barnes efendi onunla taştaş geçmiş.
Carmen Martinez: Barnes asıl gafı ise Necva lideri Anir'e fritöz teklif ederek yapmış. Barnes o kampta ölü bulumamış olsa komik bir durum olabilirdi!
Carmen Martinez: Sorun şu ki, Barnes'ı hangi şüphelinin öldürdüğünü bilmiyoruz! Ve gün de batmak üzere!
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, eğer Necva harekete geçerse aslı o zaman başımız yanar. Hadi delillerle birlikte harekete geçmeden çadırlarını arayalım!

İncele: Necva Çadırı.
Carmen Martinez: <İsim>, Necva halen çadırları kaldırmadığı için şanslıyız! Ayrıca o tahta kutunun içinde önemli bir şey olmalı. Hadi içine bakalım!
Carmen Martinez: Üzerinde SandOil logosu bulunan o beyzbol şapkası da kurbana ait olmalı... tabii üzerindeki saç kılları da. Diğer bir deyişle, çöp!
Carmen Martinez: Tamam, zorlu şartlar çaresiz çözümleri de beraberinde getirir. Saçtan bir örnek al <İsim>, ama acele et!

İncele: Kep.
Carmen Martinez: <İsim>, kurbanın beyzbol şapkasındaki saçtan bir örnek almayı başardın! İşe yarayacağı konusunda şüphelerim var, ama yine de bunu Lars'a götürsek iyi olur!

Analiz et: Saç.
Lars Douglas: Kurbanın beyzbol şapkasından aldığın bu saç iyi bir buluş <İsim>!
Lars Douglas: Kurbanın saçı olmasını bırak, bu saç bir insana bile ait değil! Bu bir deve kılı!
Carmen Martinez: Deve kılı mı? Bunun neresi iyi haber Lars? Şüpheli listesini daraltacak kanıta ihtiyacımız var ve bildiğin üzere listedeki herkes insan!
Lars Douglas: Ben de bu yüzden kılın üstünde insan DNA'sı aradım zaten. Pek fazla umudum yoktu, ama şansım yaver gitti.
Lars Douglas: Göz rengini belirleyen bir amino asit zinciri ortaya çıkarmayı başardım. Net olmak gerekirse, mavi göz. Kurbanın gözleri de kahverengi olduğuna göre...
Carmen Martinez: Anladık, Lars! DNA mavi gözlü bir katile ait! Hadi bu vakaya bir son verelim <İsim>!

İncele: Tahta Kutu.
Carmen Martinez: <İsim>, Necva kampında bulduğun tahta kutunun içinde Barnes'ın pasaportu, kredi kartı ve bilimum kişisel eşyaları var!
Carmen Martinez: Doğru dedin, bu kemiğin yeri burası değil. Tabii katil Barnes'ın eşyalarını kutuya saklarken bunu içine düşürmemişse!
Carmen Martinez: Bu kemiği Lars'a yetiştirelim <İsim>, HEMEN!

Analiz et: Minik Kemik.
Lars Douglas: Vaktin az <İsim> biliyorum, o yüzden acele edeceğim: Barnes'ın eşyaları arasında bulduğun o kemik bir deve kemiği.
Lars Douglas: Deve kemiği genellikle geleneksel mücevher yapımında kullanılır. Çoğu kişi kemik kolye takar.
Carmen Martinez: Barnes hakkında öğrendiklerimize bakarsak kendisi geleneksel Sahra kolyesi takacak birine benzemiyor.
Lars Douglas: O zaman, bu deve kemiği ancak katile ait olabilir. Kolyesinden, Barnes'ın eşyalarının bulunduğu kutuya düşmüş olmalı.
Carmen Martinez: Anlaşıldı, Lars! Katil deve kemiği kolyesi takıyor! Hadi onu yakalayalım <İsim>!

Carmen Martinez: İşte bu kadar <İsim>: Barnes'ın katilini tutuklamak için gereken tüm kanıta sahipsin!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Mama Yasmine, <Rütbe> <İsim> seni Donald Barnes'ı öldürmekten ötürü tutukluyor.
Mama Yasmine: Sana daha önce de söyledim <Rütbe> <İsim>: Artık yabancılarla konuşmuyorum!
Carmen Martinez: Sessiz kalma hakkında sahipsin. Geleneksel değerlerin yok olmasından rafineriyi sorumlu tuttuğunu daha önce itiraf etmiştin zaten.
Mama Yasmine: Eğer rafineriden nefret etmek bir suçsa, o zaman Sahra'da ki bütün göçebeleri tutuklaman gerekir <Rütbe> <İsim>.
Carmen Martinez: Ama Barnes'a karşı kişisel bir garezin de vardı. Sana en hassas olduğun, Amerika'da ki oğlunla ilgili olarak zalimce davranmıştı.
Mama Yasmine: Barnes ne zaman ağzını açsa birinin canını yakardı. Beni hafife alıyorsun <Rütbe> <İsim>. Yaşadığım basit hayat yüzünden zihnimin de basit olduğunu sanıyorsun.
Carmen Martinez: Ah merak etme, göründüğünden daha sinsi olduğunu gayet iyi biliyoruz Yasmine. Her şeyi planlamışsın: İlk önce Barnes'ı bir deve binme halatıyla boğdun...
Carmen Martinez: ...Sonra da cesedi Barnes'ın eşyaları ile birlikte Necva kampına bıraktın. Ama <Rütbe> <İsim>'in Barnes'ın şapkasında DNA'nı ya da kolyendeki dişi bulacağını hesap edemedin!
Mama Yasmine: Hesap edemedğim tek şey Anir'in cesedi bulur bulmaz koşa koşa yanınıza gelmesiydi! Eğer delillerden kurtulmama yardım etmiş olsaydı, beni asla yakalayamacaktın <Rütbe> <İsim>!
Carmen Martinez: Anir'in sana yardım edeceğini mi düşündün? Hani senin kabilenle nesillerdir kan davası olan kabilenin lideri olan Anir?
Mama Yasmine: Rakip de olsa, Anir bizden biridir, göçebedir! Eskiden kabileler ortak bir düşmanı yenmek için farklılıklarını bir kenarıya bırakırlardı <Rütbe> <İsim>.
Mama Yasmine: Ama görüyorum ki o günler geride kalmış. Artık herkes tek. Beni hapse at <Rütbe> <İsim>, özgürlüğümü zaten uzun zaman önce kaybettim.
Carmen Martinez: Yasmine, acını anlıyorum, ama kanunları çiğnedin. Barnes'ı öldürmekten ötürü tutuklusun.

Nigel Adaku: Mama Yasmine, bir Amerikan vatandaşı olan Donald Barnes'ı öldürmek suçundan mahkeme kaşısındasın. Mahkemeye söylemek istediğin bir şey var mı?
Mama Yasmine: Barnes'ın cinayeti bir meydan okumaydı. Rafineriye ve ülkemize gelerek topraklarımızı sömürüp geleneklerimizi yıkmaya çalışan yabancılara karşı bir meydan okuma.
Nigel Adaku: Nefret ve cinayet tarihteki en eski gelenektir. Ama onları korunmaya değer bulmuyorum.
Nigel Adaku: Yasmine, bazen küçük de olsa ilerleme iyidir. Mahkeme seni yirmi yıl hapisle cezalandırıyor.
Mama Yasmine: Yirmi yıla kalmaz ölüp gitmiş ve unutulmuş olurum, Sayın Yargıç. Ama kumulların üzerindeki yıldızlar, değişmeden, yerli yerinde kalacak.
Nigel Adaku: Tam olarak öyle değil. Gerçi gözlem evinde değiliz, o yüzden... herkes ayağa kalksın, mahkeme sona erdi!

Carmen Martinez: Bir katili daha parmaklıklar ardına gönderdin <İsim>...
Carmen Martinez: Ama Sahra hakkında ne kadar çok şey öğrendikçe, aslında ne kadar az şey bildiğimiz ortaya çıkıyor.
Carmen Martinez: Görünüşün altında rekabet, gizli ortaklıklar, şaşırtıcı karakterler var...
Carmen Martinez: ...Ve hepsinin arasında bir yerde Şef Ripley'in katili var. Onu bulmak için kumu daha fazla elememiz gerek!

Çölün Öte Yanı 2

Carmen Martinez: <İsim>, artık soruşturma kapandığına göre, Şef Ripley'in katilini bulmaya odaklanabiliriz.
Carmen Martinez: Duyduğuma göre Kılıç'ın çöle kaçtığını bize eski dostum Jonah haber vermiş! Jonah'ın iyi birisi olduğunu biliyordum!
Marina Romanova: <İsim>, Jonah Karam'dan bahsettiğini duydum. O adam tam bir ruh hastası! Dediği hiçbir söze inanmamamız gerek!
Carmen Martinez: Oha! Marina, Jonah'a karşı bir zaafın olduğu ortada! Seni tanımıyor olsam meselenin şahsi olduğunu düşünürdüm!
Marina Romanova: Benimkisi bir his <İsim>, ama... ben içgüdülerimde asla yanılmam! Ben bir psikoloğum, unutma!
Carmen Martinez: Eğer <İsim> Jonah'ın geçmişini araştırmak istiyorsa, bu işte ben de varım! Son görevi SandOil'ın CEO'suydu, o yüzden rafineriden başlamak akıllıca olur.
Carmen Martinez: Aynı fikirdeyim <İsim>, ayrıca uçak enkazını da araştırmamız gerek. Çölden geçen herkes illa ki oradan da geçiyor...
Carmen Martinez: ...ve bunlardan birisi kaçak suikastçı Kılıç olabilir! Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Uçak Enkazı.
Carmen Martinez: <İsim>, tek bulduğun şey o parçalanmış fotoğraf mı? İyi de bu, Kılıç'ı yakalamamıza nasıl yardım edecek?
Carmen Martinez: Affedersin <İsim>, haklısın: şikayet etmek işe yaramaz; ama fotoğrafı onarmak yarayabilir! Hadi o zaman!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Carmen Martinez: <İsim>, onardığın bu fotoğraf Benjamin'in bir özçekimiymiş!
Carmen Martinez: İyi de Benjamin neden elinde "Mr Sparkle Lunaparkından Sevgilerle!" yazılı bir döviz tutuyor ki? Lunapark'ta değil ki, uçak enkazının yanında duruyor!
Carmen Martinez: <İsim>, sence Benjamin bu özçekimi bulunduğu yer konusunda yalan söylemek için mi çekti? İyi de kimi kandırmaya çalışıyor ki?
Carmen Martinez: Haklısın, iyisi mi bunu Benjamin'in kendisine soralım!

Benjamin Scott'la yanıltıcı özçekim hakkında konuş.
Carmen Martinez: Benjamin, <Rütbe> <İsim> özçekimini buldu. Üzerindeki mesajda lunaparkta olduğun yazıyor... ama fotoğrafta Sahra'da olduğun görünüyor! Bir açıklama yapsan?
Benjamin Scott: <Rütbe> <İsim>, sana doğruyu söylersem... aramızda kalabilir mi?
Benjamin Scott: Ailem Sahra'nın bir delikanlı için tehlikeli olduğunu düşünğyor. Bu yüzden onlara Florida'ya gittiğimi söyledim. Başka türlü yalnız seyahat etmeme müsaade etmelerini sağlayamazdım!
Carmen Martinez: Yani o özçekimi ailene yalan söylemek için mi çektin? Ne diyeceğimi bilmiyorum Benjamin.
Benjamin Scott: Hadi ama <Rütbe> <İsim>, sende bir zamanlar 17 yaşında oldun! Eğer babam nerede olduğumu öğrenirse beni sınır dışı ettirir!
Benjamin Scott: Ayrıca yasa dışı bir şey de yapmadım! Onun yerine neden göçebeleri araştırmıyorsunuz, onların benden daha ilgi çekici oldukları kesin!
Carmen Martinez: Göçebelere dikkat et Benjamin. Hepsi dost canlısı değildir. Hatta bazılarının cinayete karışmışlığı bile var...
Benjamin Scott: O zaman gidin onları kovalayın ve beni de yalnız bırakın! Şu parayı da alın ayrıca, zaten çölde pek bir işe yaramıyor!
(Benjamin Scott ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: <İsim>, Benjamin adına endişeleniyorum. Eğer başına bir şey gelirse kendimi asla affetmem.
Carmen Martinez: Ama haklısın, sırf ailesine yalan söyledi diye Benjamin'i tutuklayamayız... ve eğer sırrını saklarsak, başı gerçekten derde girdiğinde bize güvenebileceğini bilir.
Carmen Martinez: Asıl can sıkıcı olan şeyse Kılıç'ın izine hiçbir yerde rastlayamamış olmamız!
Carmen Martinez: Necva kampı mı? İyi fikir <İsim>, orayı araştırmak için son şansımız! Hadi gidelim!

İncele: Göçebe Kampı.
Carmen Martinez: <İsim>, Necva kampında bir parşömen mi buldun?
Carmen Martinez: Haklısın: parşömenin üstündeki yazı gri bir toz yüzünden okunaksız hale gelmiş... acaba vakumlayabilir misin?

İncele: Pis Parşömen.
Carmen Martinez: <İsim>, tozu vakumladıktan sonra parşömenin üstünde bir yazı belirdi! Diyo ki: "birlik olalım, topraklarımızı savunalım"!
Carmen Martinez: Haklısın: altında da Kılıç sembolü var!
Carmen Martinez: Demek birileri Kılıç'ın adını kullanarak Sahra halkını birleştirmeye çalışıyor! <İsim>, burada büyük bir keşif yapmış olabilirsin!
Carmen Martinez: Bakalım Lars bu vakumladığın toz hakkında bize bir şeyler söyleyecek mi!

Analiz et: Gri Toz.
Lars Douglas: <İsim>, Necva kampında bulduğun parşömenin üstünden vakumladığın toz barutmuş!
Carmen Martinez: Barut mu? Sanırsam insanları silah başına çağıran parşömen mesajıyla da gayet uyumlu bir durum...
Carmen Martinez: Ama daha fazlasına ihtiyacımız var Lars! Bu delil bizi Kılıç'a götürecek, ne var ne yok öğrenmeliyiz!
Lars Douglas: Şey... Barut bileşiği aracılığıyla yasadışı görünümlü bir dizi silah tüccarına eriştim... sonra da İzzah Ferid'e!
Carmen Martinez: Ne?! Dul İzzah Ferid, Kılıç sembolü altında silah kaçakçılığı mı yapıyor? Onu yakalamanın vakti geldi!

İzzah Ferid'i Kılıç ile olan bağlantısı hakkında sorgula.
Carmen Martinez: İzzah, petrol işçilerine yemek götürmek başka şey... yerli kabilelere silah verip şiddeti körüklemek başka şey! Bu yüzden seni tutuklayabiliriz!
İzzah Ferid: Beni tutuklamanız tarihin akışını değiştirmez! Sahra'nın her köşesinde insanlar özgürlük sancağı altında birleşiyor!
Carmen Martinez: Özgürlük sancağı mı? Kılıç'tan mı bahsediyorsun? İzzah, derhal bize bu gizemli işaretin arkasında kimin olduğunu söyle! Yoksa seni yerel polise teslim ederiz!
İzzah Ferid: Kimse gerçekten bilmiyor. Kimileri onun büyük bir lider olduğunu söylüyor, kimileri ise bir tanrı olduğunu. Önemli olan ise insanların bu toprakları yeniden kurmak için birleşmeleri!
İzzah Ferid: Buyur <Rütbe> <İsim>, bu kostümü iyi niyetimizin göstergesi olarak kabul et. Ben sadece memleketime yardımcı olmak istiyorum!

İncele: Petrol Rafinerisi.
Carmen Martinez: <İsim>, üzerinde Barnes'ın adının yazılı olduğu bir klasör dolabı buldun!
Carmen Martinez: Jonah Barnes'ın çalışanıydı, personel dosyası dolabın içinde olabilir! Ama kilitli. Kilidini açabilir misin?

İncele: Kilitli Klasör Dolabı.
Carmen Martinez: Rafineri de bulduğun Barnes'ın klasör dolabını açmakla sağlam iş çıkardın <İsim>! Hadi içini arayalım!

İncele: Klasör Dolabı.
Carmen Martinez: Barnes'ın klasör dolabının içinde bir USB Bellek buldun <İsim>! Hadi bunu Elliot'a gönderelim!

Analiz et: USB Bellek.
Elliot Clayton: <İsim>, Barnes'ın dosyalarının arasında bulduğun bu USB belleğin içinde iş görüşmelerinin kayıtları varmış.
Elliot Clayton: Ve adaylardan birisi de Jonah Karam! <İsim>, bunu izledikten sonra BENİM tavrımı bir daha asla eleştirmeyeceksin!

-Aday: Jonah Karam / Pozisyon: Koruma Görevlisi.-
Donald Barnes: Bay Karam, özgeçmişiniz çok etkileyici, ama ben Sahra'nın en iyi korumasını arıyorum... ve dosyanızda bir keresinde hedef sektirdiğiniz yazıyor!
Jonah Karam: Sadece bir kez oldu, o da uzun yıllar önceydi! O atışı... şahsi nedenlerden ötürü ıskalamıştım. Sizi ilgilendirmez.
Donald Barnes: Yani ne idüğü belirsiz şahsi bir nedenden ötürü, müşterinizin çıkarı pahasına mı ıskaladınız?
Jonah Karam: Gerisini merak etmeyin Bay Barnes, birini öldürmek istersem, onu ölmüş bilin!
Donald Barnes: Teşekkürler Bay Karam, biz sizi ararız.

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: Olamaz... Jonah'ı işe aldığına göre çok fazla kişi başvurmamış olmalı!
Carmen Martinez: Yalnız cidden <İsim>, tamam Jonah'ın ukala olduğunu biliyoruz... Marina'nın ona kıl olma sebebi bu olabilir mi ki?
Carmen Martinez: Haklısın, Jonah bizi Kılıç konusunda uyardı, o yüzden Şef'le ilgili tüm soruşturmamız onun dürüstlüğüne bağlı!
Carmen Martinez: Pekala, Jonah'a dürüstlüğünü kanıtlama şansı verelim!

Jonah Karam ile geçmişi hakkında konuş.
Carmen Martinez: Jonah, <Rütbe> <İsim> soruşturmada adını temize çıkardı... Ama profil uzmanımız senin tehlikeli ve güvenilmez olduğunu iddia ediyor.
Jonah Karam: Tehlikeli mi? Ben bir kiralık katilim! Adam öldürmek benim işim!
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> iş görüşmesi kaydını izledi. Orada... şahsi nedenlerden dolayı bir hedefi sektirdiğini itiraf etmişsin. Sebebi neydi?
Jonah Karam: "Şahsi"nin hangi kısmını anlamadınız? Yıllar önce Rusya'da yaşanmıştı. Bunun hakkında konuşmak istemiyorum.
Carmen Martinez: Jonah, senden yardım almak istiyorsak önce sana güvenmemiz gerekir!
Jonah Karam: O zaman git kendine başka bir muhbir bul <Rütbe> <İsim>!!!
*ÇAAT!*
Carmen Martinez: .....
Carmen Martinez: Aferin <İsim>! Jonah'ı da bizden soğuttun... Artık bize yardım falan etmez!
Carmen Martinez: ...Ya da bu Marina'nın haklı olduğu anlamına mı gelir? Gerçekten de ona güvenmemeli miyiz?
Carmen Martinez: Pekala <İsim>, durumu Marina'ya bildirmeden önce bir hamburger yiyelim!

Marina ile Jonah'a olan güvensizliği hakkında konuş.
Marina Romanova: Ee, neler yumurtladı Jonah? Öldürdüğü insanlar hakkında hava atması dışında tabii.
Carmen Martinez: <İsim> Jonah'ın bir keresinde Rusya'da hedef sektirdiğini öğrendi. Ama nedenini söylemiyor.
Marina Romanova: Rusya mı dedin?!?!
Marina Romanova: Olamaz...
Carmen Martinez: Marina!
Carmen Martinez: <İsim>, Marina kaçtı! Peşinden gidelim!

-Birkaç dakika sonra...-
Carmen Martinez: Neler oluyor Marina?
Marina Romanova: <İsim>, sana bir şey itiraf etmem gerek. Jonah'ın ıskaladığı hedef bendim!
Carmen Martinez: Ne?! Kim seni vurması için bir keskin nişancı tutar ki?!
Marina Romanova: O zamanlar Moskova'da psikoloji öğrencisiydim. Bir ödev için insanların itiraf etmelerini sağlayacak sorgulama teknikleri geliştirmem gerekiyordu.
Marina Romanova: Başta... işe yarayacağını düşünmemiştim, ama dönemin Rusya başkanına milyon dolarlık bir yolsuzluğu itiraf ettirmeyi başarmıştım. Bu sayede istifa etmek zorunda kaldı.
Marina Romanova: Boynumdaki yarayı görüyor musun <İsim>? Başkan'ın tuttuğu katilin neredeyse beni öldüren kurşunundan kaldı!
Marina Romanova: Jonah'la ilk karşılaştığımızdan beridir ondan işkillenmiştim zaten. Bu yüzden Elliot'tan bir kaç tarihe bakmasını istedim. <İsim> ise son parçayı yerine oturttu: Bana ateş eden kişi Jonah'mış!
Carmen Martinez: Yani... rüşvetçi bir Rus başkanı seni öldürmesi için Jonah'ı tuttu, öyle mi?
Carmen Martinez: İyi de... Jonah hedef sektirdi! Ve nedenini de söylemedi! Bana sorarsan başkanın emirlerine kasten karşı gelmiş olmalı! Ki bu da tam onluk bir hareket!
Marina Romanova: Kafasına göre kimin yaşayıp kimin öleceğine karar vermek de tam bir ruh hastasının işi olur zaten!!! Ona asla güvenmeyeceğim <İsim>, sen de güvenme!

Tekrar merkezde...
Elliot Clayton: Selam <İsim>! Duyduğuma göre bu Benjamin denen eleman süper birisiymiş! Evden kaçıp ailesini özçekimle kandırmış! Onunla tanışabilir miyim?
Carmen Martinez: Kesinlikle olmaz! Birbirinizi kötü etkilersiniz.
Elliot Clayton: Sonra vay efendim bu çocuk neden asosyal. Neyse!
Carmen Martinez: Yapma Elliot! Başımızda yeterince dert var zaten.
Carmen Martinez: <İsim>, Şef Ripley'in katili olduğunu düşündüğümüz Kılıç'ın, insanları topraklarını savunmaya çağıran gizemli bir Sahra'lı lider olduğuna dair kanıt buldu.
Carmen Martinez: <İsim> aynı zamanda tek muhbirimiz Jonah Karam'ın daha önce profil uzmanımızı öldürmeye çalıştığını keşfetti. Çok moral verici bir haber!
Carmen Martinez: Durum daha da karmaşık olamazdı herhalde <İsim>. Böyle zamanlarda Şef'i mumla arıyorum!
Ingrid Bjorn: <İsim>! Haberleri duydun mu? Çölün hemen dışındaki bir kasaba da halk ayaklanması başlamış!
Carmen Martinez: Halk ayaklanması mı? <İsim>'in bulduğu delillere bakarsak, kargaşanın olduğu yerde Kılıç'ta fazla uzakta olamaz!
Ingrid Bjorn: Daha ne bekliyorsun <İsim>? Git ve Kılıç'ı yakala!

Also on Fandom

Random Wiki