Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ölümün Bağladıkları/Diyaloglar

< Ölümün Bağladıkları

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Seattle'da...
Elizabeth Ripley: <İsim>, SOMBRA'nın kurucusuyla konuştuğumuzdan beridir ABD'deki mevcut huzursuzlukta parmaklarının olabileceğinden şüphelenmiştik.
Elizabeth Ripley: ABD'nin Meksika sınırına duvar örmek gibi çılgınca kararının ardından Birleşik Milletler'in ABD'ye yönelik yaptırımları gündeme getirmesiyle birlikte ülke iki kutba ayrılmış durumda.
Elizabeth Ripley: USNay tarafı ABD'nin Birleşik Milletler'den ayrılmasından yana, ki bu da uluslararası işbirliği üzerinde tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
Elizabeth Ripley: USStay ise olası bir çatışmadan kaçınmak için hükümetin Birleşik Milletler'de kalmasını savunuyor. Hükümet şu ana kadar hangi tarafa daha yakın olduğuna dair resmi bir açıklama yapmadı.
Elizabeth Ripley: Tüm bu gerilim olduğu gibi SOMBRA'nın ekmeğine yağ sürüyor. Bununla ilgili şüphelerimiz SOMBRA'nın USNay hareketine doğrudan müdahil olduğunu keşfetmemizle kanıtlanmış oldu!
Elizabeth Ripley: Faaliyetlerine son verdiğimizi zannettiğimiz yolsuz O.M. MediLab ecza şirketi aracılığıyla harekete fon sağlamaları bir yana...
Elizabeth Ripley: Bir öğrenciye para vererek doğrudan USStay hareketinin lideri Sandy Turner suikastini de bizzat tezgahlamışlar!
Elizabeth Ripley: <İsim>, SOMBRA'nın USNay hareketinin ne denli içinde olduğunu ve bu yolla neyi elde etmeyi amaçladıklarını öğrenmemiz gerek!
Elizabeth Ripley: USNay hareketinin lideri Robert Hicks şu anda Seattle'da. Jack'le birlikte USNay otobüsüne gidin ve neler bulabilirsiniz bir bakın!
Jack Archer: Elbette! Hadi <İsim>, gidip o otobüsü yoklayalım!

1. Bölüm

İncele: Otobüsün İçi.
Jack Archer: Aman Allah'ım <İsim>, bu zavallı kadın boynundan bıçaklanmış! Şu kana baksana!
Jack Archer: Anlaşılan Hicks ve USNay kampanyası biraz bekleyecek! Bu kadını öldürenin kim olduğunu bulmalıyız!
Jack Archer: Doğru, en azından cinayet silahı bize doğru sırıtıyor. Cep çakısı halen kadının boynunda!
Jack Archer: Gerçi bir de şu yüzün kime ait olduğunu öğreneydik iyiydi... Bir yerlerden tanıdık geliyor sanki...
Jack Archer: Ah, hatırladım! Kelly Purnell bu! Daha dün haberlerde görmüştüm!
Jack Archer: "Sen hiç de haber izleyecek birisine benzemiyorsun" da ne demek? Teessüf ederim yani. Gündemi canla başla yakından takip ettiğimi bilmeni isterim!
Jack Archer: Kelly, ABD'deki en muhafazakar kanalı olan Kurt Haber'de çalışan bir muhabirdi! Kendileri en bağnaz USNay destekçilerindendir ayrıca.
Jack Archer: İnsanları gaza getirmek için siyasi fikir ayrılıklarından daha etkilisi yoktur... Kelly'yi öfkeli bir USStay destekçisi öldürmüş olabilir mi? Bulduğun kanıtlat bu soruya yanıt verebilir!
Jack Archer: Bu biblo gayette bir USNay ürünü. Hareketin lideri Hicks bu!
Jack Archer: Hey, doğru dedin. Bibloya bir not tutturulmuş. Solan yazıyı ortaya çıkarmak faydalı olur diyorsan önden buyur!
Jack Archer: Bir de kırık bir rozet mi buldun <İsim>? Bununla ne yapacağını biliyorsun. Bandı getireyim!
Jack Archer: <İsim>, bu ABD'ye geldiğimizden beridir çözeceğimiz ikinci üst seviye cinayet! SOMBRA işin içinde olsa da olmasa da bu vakayı bir an önce çözmemiz şart!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Grace Delaney: <İsim>, kurbanın giriş yarası gelişigüzel bir açıdan açılmışa benziyor, bu da katilin şah damarını şans eseri tutturduğunu gösterir. Hızlı bir ölüm olmuş olmalı.
Grace Delaney: Cinayet silahı halen boynunda olduğu için yakından bir baktım. Görünüşe göre USNay hareketi bu çakıları ürün koleksiyonun bir parçası olarak satıyor!
Jack Archer: USNay amblemli çakı da mı varmış? Saldırgan pazarlama stratejisine gel...
Grace Delaney: Ne yazık ki çakının üzerinde katille ilgili elle tutulur bir ipucu bulamadım. Lakin kurbanın yüz ifadesi bir soruya yanıt verdi.
Grace Delaney: Kelly'nin yüzünde hafif yanık izleri vardı. Yakından inceleyince kahve, tam yağlı süt ve çikolata şurubu izlerine rastladım... Bunlar mokanın içindeki malzemeler!
Grace Delaney: Yanıkların şekli ve tazeliğine bakınca katilin, tam da kurbanı öldürmeden önce yüzüne moka fırlattığı aşikar!
Jack Archer: Demek katil moka içiyor! Eh, katil şimdi moka bastı işte <İsim>!

İncele: Kırık Yaka Kartı.
Jack Archer: Onardığın bu basın kartı, Kurt Haber'de çalışan bir kameraman olan Evan Clarke'a aitmiş.
Jack Archer: Bu Evan kurbanla birlikte çalışmış olmalı. Onu Kelly'nin ölümünden haberdar etsek iyi olur!

Evan Clarke'a kurbanla arasındaki iş ilişkisini sor.
Jack Archer: Bay Clarke, bu Büro'dan <Rütbe> <İsim>...
Evan Clarke: Kusura bakmayın ama şu anda buna hiç vaktim yok. Birkaç dakikaya çekime başlamam lazım ve şu Allah'ın cezası karı her zamanki gibi yine arazi!
Jack Archer: Kelly Purnell'den mi bahsediyorsunuz?
Evan Clarke: Sizde mi hayranısınız? Herkesin ona yaltaklanmasını aklım almıyor!
Evan Clarke: Kelly'nin tek yaptığı iş kamera karşısına geçip üç beş soru sormaktı ve sonra birden USNay'in göz bebeği oluverdi! İnsanlar asıl işin kamera arkasında yapıldığını bilmiyor!
Jack Archer: Eh, artık sahne ışığını çalmasından endişelenmenize gerek kalmadı. Kelly öldürüldü!
Evan Clarke: Kelly öldürüldü mü?!
Evan Clarke: Onu daha bu sabah görmüştüm... Pazar yerinde vatandaşlarla röportaj yapıyorduk. Öldüğüne inanamıyorum!
Jack Archer: İpucu için teşekkürler. <Rütbe> <İsim>, sanırım şu pazar yerine bir baksak iyi olacak!

İncele: Gıda Pazarı.
Jack Archer: <İsim>, bunlar cenazede görebileceğin türden çiçeklere benziyor...
Jack Archer: Üstelik üzerinde kurbanın adı yazılı!
Jack Archer: Nasıl ya <İsim>? Birisi kurbana hali hazırda cenaze çiçekleri mi almış?!
Jack Archer: Böyle bir şeyi ancak katil yapmış olabilir. Da bizimle bir tür oyun falan mı oynuyor dersin? Yoksa hakikaten de yaptığı şeyden pişmanlık mı duyuyor?
Jack Archer: Sanırsam kelepçeyi vurunca kendisine sorarız! Çiçeklerin üstündeki yeşil maddeden bir örnek alalım.
Jack Archer: Bir de kilitli bir bavul mu buldun? Etikette "Purnell" yazıyor. Kurbanın bavulunun ulu orta yerde ne işi var ki? Belki kilidini açarsak bir fikir sahibi olabiliriz!

İncele: Kilitli Bavul.
Jack Archer: Kurbanın bavulunu açabildin mi <İsim>? Ee, ne bekliyoruz? Dalalım!

İncele: Açık Bavul.
Jack Archer: Eee, galiba bu bavul kurbana ait olmayabilir <İsim>. Bu ehliyetteki fotoğraf ona gram benzemiyor!
Jack Archer: Ehliyet Virginia Purnell adlı birine ait... Kurbanın bir yakını olmalı!
Jack Archer: İşte işin en sevmediğim kısmı bu <İsim>. Ama anlaşılan Virginia'ya kötü haberi vermemiz gerekecek.

Virginia Purnell'e cinayeti haber ver.
Jack Archer: İyi akşamlar Bayan Purnell. Bavulunuzu bulduk da...
Virginia Purnell: Ah, çok teşekkür ederim <Rütbe>! Bir saniyeliğine etrafa bakınmak için bavulumu bırakmıştım ve arkamı döndüğümde bir baktım yok!
Virginia Purnell: Seattle koca kent! Hiç bizim küçük kasabamıza benzemiyor. Aslında biraz kayboldum gibi. Neyse ki Kelly'ciğim beni gezdirecek!
Jack Archer: Olamaz... Siz, Kelly'nin annesi misiniz?
Virginia Purnell: Evet! Adını duydunuz mu? Ah ne kadar memnun oldum! Bana ünlü olduğunu söyledi! Gerçi tam olarak ne iş yaptığını halen anlayabilmiş değilim ama onunla ne kadar gurur duysam azdır!
Jack Archer: Bayan Purnell, korkarım ki kötü haberlerim var. Kızınız... öldürüldü.
Virginia Purnell: Öldürüldü mü? Benim... Benim küçük kızım... Öldü mü?!
Virginia Purnell: Önce kocam, şimdi de kızım! Benim... Biraz oturmam gerek...
Jack Archer: Tabii, biz sizi yalnız bırakalım. Sizin için yapabileceğimiz bir şey olursa lütfen haber verin.

İncele: Cenaze Çiçekleri.
Jack Archer: Cenaze çiçeklerinden aldığın şu örneği hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Yeşil Madde.
Lars Douglas: Gençler, Lars abinizin size bir esprisi var. Tak tak.
Jack Archer: Esprilere dayanamadığımı bilirsin. Kim o?
Lars Douglas: ...Böcek.
Jack Archer: Hangi böcek?
Lars Douglas: Sümüklü böcek. Haha, anladın?
Jack Archer: Usta, çiçeklerden aldığımız maddenin sümük olduğunu mu ima ediyorsun?! Allah'tan örneği ben değil, <İsim> almıştı...
Lars Douglas: Evet, örnek nazal mukustu. Ne yazık ki profil çıkarmaya yetecek kadar DNA ya da bir tür hastalık belirleyecek türden bakteri yoktu.
Lars Douglas: Bu yüzden katilin çiçeklerin üstüne neden hapşırmış olabileceğini merak ettim. Sonra aklıma April geldi! Zavallının her parka gittiğimizde gözleri sulanır ve boğazı kaşınır...
Lars Douglas: Bunun sebebi ise polene karşı alerjisi olması!
Jack Archer: Yani katilin polen alerjisi var! Eh, gideceği yer çiçekli böcekli bir yer olmayacak zaten <İsim>!

İncele: Biblodaki Etiket.
Jack Archer: Biblodaki mesajda "Kelly, başarılarının devamını dilerim!" yazıyor. Yazan da bizzat Hicks'in kendisi!
Jack Archer: Demek kurbanla USNay hareketinin lideri senli benliymişler! Gerçi kanalının hareketini nasıl yücelttiğini düşünürsek buna pek şaşmamak gerek.
Jack Archer: Sanırsam artık tepedeki adamla konuşmanın vakti geldi! Hadi Hicks'i sorgulayalım!

Robert Hicks'i kurbanla ilişkisi hakkında sorgula.
Jack Archer: Bayım, buraya sizinle...
Robert Hicks: Hoş geldiniz! USNay destekçileriyle tanışmaktan mutluluk duyarım! Sizin için ne yapabilirim? İmzalı bir kupa? Tişört? Yoksa beyzbol kepi mi istersin, genç adam? Deneyin bakalım bu size olacak mı!
Jack Archer: Ben... Şey... Teşekkürler, aslında size Kurt Haber muhabiri Kelly Purnell'in öldürüldüğünü bildirmek için geldik. Sanırsak onu yakından tanıyordunuz?
Robert Hicks: Kelly öldürüldü mü?!
Robert Hicks: Bu korkunç! Kelly dobralığıyla ve sağduyulu haberleriyle bize bir sürü taraftar kazandırmıştı! Aslına bakarsanız kendisi bir yerde hareketin yüzü olmuştu!
Robert Hicks: Kurt Haber bize adil olarak zaman ayıran tek kanal. Diğer tüm kanallar sanki bu ülke Birleşik Milletler olmadan güçlü olamazmış gibi yalan haberlerle Amerikan halkını korkutmaya çalışıyorlar!
Robert Hicks: Ben ise tam tersini söylüyorum! Amerika'nın Birleşik Milletlere ihtiyacı yok! Kimseye ihtiyacımız yok! Neden biliyor musunuz? Size nedenini söyleyeyim...
Jack Archer: Aaa, galiba öğreneceğimizi öğrendik, sence de öyle değil mi <Rütbe> <İsim>? Size daha sonra başka sorularımız olabilir Bay Hicks.

Daha sonra merkezde...
Jack Archer: <İsim>, buraya USNay'i araştırmaya geldiğimizde neyle karşılacağımızdan emin değildim ama bir cinayetle karşılaşacağımızı da düşünmüyordum!
Jack Archer: Kurban, başarısını hor gören kameramanının dediğine göre USNay hareketinin gözbebeğiymiş.
Jack Archer: USNay hareketinin lideri Robert Hicks ise Kelly'nin neredeyse hareketin yüzü haline geldiğini söyledi!
Jack Archer: Birisi Kelly'yi siyasi görüşü yüzünden öldürmüş olabilir mi? Yoksa sadece ön planda olmasını mı kıskandı?
Jack Archer: Bir de cinayetinin SOMBRA'nın USNay kampanyasının içindeki varlığıyla bir bağlantısı olabilir mi dersin?
Jack Archer: Sonuçta yandaş şirketleri O.M. MediLab aracılığıyla harekete fon sağlıyorlar, yani işin içinde olmaları gerek!
Ingrid Bjorn: <İsim>, buna inanamayacaksın. O.M MediLab...
Ingrid Bjorn: O.M. MediLab tam da şu anda basın toplantısı düzenleyerek USNay'i desteklediğini belirtiyor!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, buraya USNay'i araştırmaya geldiğimizde neyle karşılacağımızdan emin değildim ama bir cinayetle karşılaşacağımızı da düşünmüyordum!
Jack Archer: Kurban, USNay hareketinin gözbebeğiymiş fakat bu, birisinin onu boynundan bıçaklamasına mani olmamış. Soru şu ki, SOMBRA'nın bununla bir ilgisi var mı?
Jack Archer: Sonuçta yandaş şirketleri O.M. MediLab aracılığıyla harekete fon sağlıyorlar, yani işin içinde olmaları gerek!
Ingrid Bjorn: <İsim>, buna inanamayacaksın. O.M. MediLab tam da şu anda basın toplantısı düzenleyerek USNay'i desteklediğini belirtiyor!
Jack Archer: Ne?! Demek artık kendilerini gizleme gereği bile duymuyorlar! Nerede bu basın toplantısı?
Ingrid Bjorn: The Great Coffee Seed kafede! Adresi mesaj attım! Hemen oraya git <İsim>!

-O.M. MediLab basın toplantısında...-
Erin Bryant: ...Sonuç olarak biz, O.M. MediLab olarak, Amerika'nın dışa bağımlılığından kurtulduğunda yeniden güçlü olacağı kanaatindeyiz.
Erin Bryant: Teşekkür ederim. İyi geceler!
Jack Archer: Hanımefendi, bizler Büro'dan geliyoruz ve size birkaç sorumuz olacak. Bir dakikanızı ayırabilir misiniz acaba?
Erin Bryant: Tamam, ama acele edelim lütfen.
Jack Archer: Konuşmamız ne kadar gerektirirse o kadar sürer. Bence de <Rütbe> <İsim>, kafeye de bir göz atsak fena olmaz.

Erin Bryant'a O.M. MediLab'ın USNay kampanyasıyla bağlantısını sor.
Jack Archer: Cidden merak ediyorum. <Rütbe> <İsim>'in O.M. MediLab'a Tibet'te indirdiği darbeden sonra nasıl ayağa kalkabildi acaba... İşiniz bitti sanıyorduk!
Erin Bryant: Neden bahsettiğinizi anlamıyorum. O.M. MediLab dünyanın dört bir yanında insanların hayatlarını iyileştirmek için çabalayan, son derece saygın bir ecza kuruluşudur.
Jack Archer: Peki ya O.M.'nin USNay hareketine fon sağlama kararı? Buradaki amaç da mı insanların hayatlarını iyileştirmek?
Erin Bryant: O.M. MediLab, ülkemizin Birleşik Milletler gibi düzenbaz bir kuruma ihtiyacı olmadığına inanıyor.
Jack Archer: Kendi düzenbaz olan bir şirketten gelen nükteli bir söylem!
Erin Bryant: Yerinizde olsam suçlamalarıma dikkat ederdim. O.M. tamamen kanunlar çerçevesinde bir şirkettir ve aksini iddia eden hukuk dairemizle yüzleşebilir. Şimdi müsaadenizle, mokam soğuyor.
Jack Archer: Dua edin de <Rütbe> <İsim> Kelly'yi öldürenin siz olduğunu ortaya çıkarırsa hukuk daireniz bir işe yarasın. Fazla uzaklaşmayın Bayan Bryant.

İncele: Vintage Kafe.
Jack Archer: Neler buldun <İsim>? Kahve bardağı mı? Gerçi kafedeyiz ama...
Jack Archer: He, şimdi fark ettim. Bardakta kurbanın adı yazılı. Cinayetinden kısa bir süre önce buraya gelmiş olmalı! Şu el yazısını yoklayalım da kahveyi hangi barista servis etmiş görelim!
Jack Archer: Şu tablet de galiba Kelly'nin kameramanı Evan'a ait. Şifreyi kırıver!

İncele: El Yazısı.
Jack Archer: Demek kurbanın kahve bardağındaki yazı Ana Gutierrez adlı birine aitmiş. Kendisi The Grand Coffee Seed Kafe'de çalışan, 24 yaşında bir barista.
Jack Archer: <İsim>, Bayan Gutierrez illaki kurbanı canlı gören son kişilerden biri olmalı. Hadi onunla konuşalım!

Ana Gutierrez'e kurbanı en son ne zaman gördüğünü sor.
Ana Gutierrez: Ne istiyorsunuz? Moladayım! Başımda müşteriler olmadan ağız tadıyla bir moka içemeyecek miyim yahu!
Jack Archer: Buraya kahve içmeye gelmedik Bayan Gutierrez. Bu kadının cinayetini soruşturuyoruz. Ölümünden kısa süre önce ona kahve servis ettiğinizi düşünüyoruz.
Ana Gutierrez: Evet hatırladım. Kendisi şekersiz, yağsız, krem şantisiz, nane şuruplu, az tarçın kaplı ve vanilya soyalı bir sıcak çikolata sipariş etmişti.
Jack Archer: Iıı... Sonunu kaçırdım galiba.
Ana Gutierrez: Her neyse, kadın sıcak çikolatasını içtikten sonra pazar yeri tarafına doğru gitti. Daha fazlasını bilmiyorum. Kusura bakmayın.
Jack Archer: Molanıza geri dönebilirsiniz Bayan Gutierrez. <Rütbe> <İsim> sizinle tekrar konuşmak isteyebilir.
(Ana Gutierrez ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Sen de benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? Ana kurbanın kafeden çıktıktan sonra pazar yerine gittiğini söyledi. Gidip oraya tekrardan bir bakalım derim!

İncele: Teslimat Kamyonu.
Jack Archer: <İsim>, tamam ipuçlarımız taze bitti sayılır ama cidden o su ürünleri kasasını arayacak mısın?
Jack Archer: Bak şu kırık parçaları birleştirmene yardım ederim! Hadi bunları birleştirelim, bakalım bize neler anlatacak!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: Onardığın şey bir tür ödülmüş... Plakette "Yılın en iyi siyaset muhabiri" yazıyor, ödülü veren de Kurt Haber!
Jack Archer: <İsim>, bu ödül kurbanın olmalı!
Jack Archer: Da, şu ayakkabı izi ne iş? Birisi ödülün üstünde tepinmiş bildiğin...
Jack Archer: Nasıl ya... Doğru dedin, ayakkabı izinde "Hicks" yazılı. <İsim>, bir insan nasıl ayakkabısının tabanına adını yazdıracak kadar benmerkezci olabilir?!
Jack Archer: Sanırsam Hicks'e Kelly'nin ödülünü neden kırdığını sormamız gerek <İsim>, ne dersin?

Robert Hicks'e kurbanın ödülünü neden kırdığını sor.
Jack Archer: Bay Hicks, bize ayakkabı izinizin Kelly Purnell'in kırık ödülünün üstünde ne işi olduğunu açıklayabilir misiniz?
Robert Hicks: HAPŞUUU!!! Affedersiniz, soruyu tekrar alabilir miyim <Rütbe> <İsim>? Polen alerjim ebemi ağlatıyor da.
Jack Archer: Kelly Purnell'in ödülü. Neden kırdınız?
Robert Hicks: Hee... Demek buldunuz.
Robert Hicks: Şey, biraz tartışmıştık. O kadın kendini bir şey sanmaya başlamıştı. Fazla ilgi başını döndürmüştü... Sanki hareketin yıldızıymış gibi davranıyordu!
Robert Hicks: Bu BENİM hareketim bir kere! Buradaki asıl yıldız benim ve kendisine de bunu bizzat dedim! Birilerinin ona haddini bildirmesi gerekiyordu!
Jack Archer: Siz de onu öldürdünüz yani?
Robert Hicks: Öldürüp de kariyerimi mi baltalayayım? Çok abesçe! Şimdi müsaadenizle, hazırlamam gereken bir konuşma ve içmem gereken bir moka var.
Jack Archer: Eh, eğer <Rütbe> <İsim> Kelly'yi sizin öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa hakim önünde yapacağınız konuşma hazır olsa iyi olur!

İncele: Su Ürünleri Kasası.
Jack Archer: <İsim>, o kağıt parçasının su ürünleri kasasının içinde ne halt yemeye işi varmış?! Üstelik kanla kaplı!
Jack Archer: Açalım bakalım... Eee, ABD ulusal marşı Yıldız Bezeli Sancak'mış!
Jack Archer: Umarım Lars bunun buraya nasıl geldiği sorusuna ışık tutabilir <İsim>. Hadi kağıdı ona gönderelim!

Analiz et: Marş Notaları.
Lars Douglas: Söyle, görebiliyor musun... seherin ilk ışıklarında... Alaca karanlıkta gururla... Selamladığımız bayrağımızı!!
Jack Archer: Hacı, senin Avustralyalı olduğunu biliyorum ama daha önce Yıldız Bezeli Sancak'ın böyle... hiddettle söylendiğini duymamıştım.
Lars Douglas: Biraz ayar çekmeye ihtiyacı vardı bence! Metal nameleriyle fena olmadı!
Jack Archer: Her neyse, en azından kendini oyalıyorsun... Bu arada <İsim> ile sana gönderidiğimiz nota kağıdından bir şeyler çıkartabildin mi?
Lars Douglas: Elbette! Üzerindeki kanın kurbana ait olduğunu teyit ettim, bu da nota kağıdının katile ait olduğu anlamına gelir!
Lars Douglas: Kağıdın epey yıpranmış. Zannımca katil bunu manevi bir hatıra olarak yanında tutmuş, yani Yıldız Bezeli Sancak'ı gözü kapalı söyleyebiliyor olması gerek!
Jack Archer: Demek katil ABD ulusal marşını biliyor! Onu tutukladığında bülbül gibi şakır gari <İsim>!

İncele: Tablet.
Jack Archer: Evan'ın tabletini açtın ama içi sırf videolarla dolu! Hepsini izlemeye vaktimizin olduğunu hiç sanmıyorum. Tableti Elliot'a götürelim!

Analiz et: Video Dosyaları.
Elliot Clayton: Bana gönderdiğin tablet tüylerimi ürpertti <İsim>.
Elliot Clayton: Video dosyalarını inceledim ve her birinde de tek bir şahıs vardı, o da kurbanın kendisi...
Jack Archer: Tablet kurbanın kameramanına ait. Sanırsam pek de şaşırmamak gerek.
Elliot Clayton: Anlamıyorsun Archer. Bunlar işle ilgili videolar değil!
Elliot Clayton: Evan otel odasının her bir köşesine kamera yerleştirmiş! Kelly'nin filme alındığından haberi bile yokmuş!
Jack Archer: Yani Evan kurbanı gözetliyor muymuş?! Öeğh!
Elliot Clayton: Evet! Tıpkı en kötü kabusumdaki gibi. Birinin beni gizlice izlemesi, yargılaması ve ben müziği açıp Van...
Jack Archer: Oğlum, şu an paranoyalarını dinleyecek vaktimiz yok. Eğer Evan kurbanın özelini böyle ihlal edebiliyorsa, daha kim bilir neler yapmıştır? Hadi onu sorguya alalım <İsim>!

Evan Clarke'ı kurbanı gözetlemesi hakkında sorgula.
Jack Archer: Oyun bitti Evan. <Rütbe> <İsim> tabletinin şifresini kırdı. Kelly'nin özelini ihlal ettiğini biliyoruz!
Evan Clarke: Ben... Ne demeye çalıştığınızı anlamadım.
Jack Archer: Salak numarası çekme bize. Kelly'nin otel odasına sakladığın kameralardan haberimiz var.
Jack Archer: Kelly bunlardan birini bulup sana hesap mı sordu? Sonra konuşma zıvanadan çıktı ve sen de onu öldürdün, değil mi?
Evan Clarke: Elbette hayır! Kameraları odasına yerleştirmemi isteyen Kelly'ydi! Bunun güvenlik amaçlı olduğunu, birinin sürekli ona göz kulak olmasının kendini güvende hissettirdiğini söyledi.
Jack Archer: Bu hikayeyi mahkeme biraz zor yutar Evan, çünkü <Rütbe> <İsim> seni özel hayatı ihlal suçundan tutukluyor. Ayrıca dua et bir de Kelly'yi öldürdüğüne dair kanıt bulmayalım!

Daha sonra merkezde...
Jack Archer: <İsim>, bu vaka yalancılar ve sapıklardan geçinmiyor!
Jack Archer: SOMBRA'nın paravanı olduğunu bildiğimiz O.M. MediLab'ın halkla ilişkiler sorumlusunun şirketin kanunlar çerçevesinde yönetildiğini öne sürmesine inanamıyorum! Kadındaki özgüvene gel!
Jack Archer: Evan konusuna hiç girmeyeyim. O ucube kameralarıyla Kelly'nin attığı her adımı izliyormuş! Kelly bunu öğrendiği için onu öldürmüş olabilir mi dersin?
Ingrid Bjorn: <İsim>, bir sorunumuz var!
Ingrid Bjorn: Hicks hepten tırlattı! Şu anda The Great Coffee Seed kafede, kendisini dinleyenlere Kelly'nin cinayetinden USStay'in sorumlu olduğunu anlatıyor...
Ingrid Bjorn: Ayrıca sıradaki hedeflerinin de kendisi olduğunu iddia ediyor!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, bu vaka yalancılar ve sapıklardan geçinmiyor!
Jack Archer: O.M. MediLab'ın halkla ilişkiler sorumlusunun şirketin kanunlar çerçevesinde yönetildiğini öne sürmesine inanamıyorum!
Jack Archer: Evan konusuna hiç girmeyeyim. O ucube kameralarıyla Kelly'nin attığı her adımı izliyormuş! Kelly bunu öğrendiği için onu öldürmüş olabilir mi dersin?
Ingrid Bjorn: Hicks hepten tırlattı! Şu anda The Great Coffee Seed kafede, kendisini dinleyenlere Kelly'nin cinayetinden USStay'in sorumlu olduğunu anlatıyor. Ayrıca sıradaki hedeflerinin de kendisi olduğunu iddia ediyor!
Ingrid Bjorn: Hicks hepten tırlattı! Şu anda The Great Coffee Seed kafede, kendisini dinleyenlere Kelly'nin cinayetinden USStay'in sorumlu olduğunu anlatıyor...
Jack Archer: Yok artık... Basın bayram edecek resmen!
Ingrid Bjorn: Aynen öyle! Bu yüzden muhabirler haberin kokusunu almadan onu durdurmanız gerek!

-The Great Coffee Seed'de...-
Robert Hicks: USStay'in elleri kanlı! Kelly Purnell'i onlar öldürdü ve sıradaki hedefleri benim!
Robert Hicks: Ama beni korkutarak sindireceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar! Ben vatansever biriyim! Amerika'dan asla vazgeçmem!
Robert Hicks: Söyle, görebiliyor musun... Seherin ilk ışıklarında...
Jack Archer: Beyefendi insanları rahatsız ediyorsunuz...
Robert Hicks: Beni susturamazsınız!
Robert Hicks: Alacakaranlıkta gururla... Selamladığımız bayrağımızı?
Jack Archer: Marş söylemeyi bırakı mısınız?! Sizi göz altına alıyoruz. Belki nezarette geçirdiğiniz süre zarfında biraz sakinleşirsiniz!
Jack Archer: Bu neydi şimdi <İsim>? Allah'tan habercilerden önce buraya ulaşmışız!
Jack Archer: Fakat halen Kelly'nin katilini bulmamız gerekiyor ve olay yerine tekrardan göz atmak bu konuda işe yarar! Hadi iş başına!

İncele: Kahve Masası.
Jack Archer: Üzerinde kurbanın adının yazdığı bu küçük kutu da ne <İsim>? İçi hapla dolu...
Jack Archer: Oha, haklısın! Bu haplar O.M. MediLab tarafından piyasaya sürülmüş! Bir örnek toplasak iyi olur!
Jack Archer: Şu parçalanmış kartı iyi düşündün! Hadi bunu birleştirelim!
Jack Archer: Jack Archer: De sence elmalı turta yiyecek vaktimiz var mı?
Jack Archer: He, kutunun içinde silik bir yazı mı varmış? Baştan desene şunu! Hadi şuna bir toz atalım!
Jack Archer: Hicks'in cinayetten USStay'i sorumlu tuttuğu duyulursa USStay ile USNay arasındaki gerilim kopma noktasına gelir. Bu ihtimal gerçekleşmeden bu vakayı çözmeliyiz!

İncele: Açık Hap Kutusu.
Jack Archer: Çektiğin hapların altından bir not çıktı <İsim>. "Bunların geldiği yerde daha fazlası var." diyor.
Jack Archer: Seni bilmem ama bana sorarsan birisi Kelly'ye bu hapları vererek onun iyi tarafına gelmeye çalışıyormuş gibi görünüyor!
Jack Archer: İyi fikir, kurbanın hangi hapları aldığını anlamak için mikroskop altında incelesek iyi olacak!

İncele: Hap.
Jack Archer: Demek kurbanın aldığı ilaçlar, son derece kuvvetli anti anksiyete haplarıymış!
Jack Archer: Hapların geldiği yere ve kutuda yazan nota bakarsak, Erin'le bir kez daha konuşmamız gerekeceği kesin!

Erin Bryant'ı kurbana hap temin etmesi hakkında sorgula.
Jack Archer: Bayan Bryant, konuşmaya başlasanız iyi edersiniz. <Rütbe> <İsim> O.M. MediLab'ın Kelly'ye verdiği anti anksiyete haplarını buldu. Onu hoş tutmaya mı çalışıyordunuz?
Erin Bryant: Asılsız suçlamalara devam mı <Rütbe> <İsim>? Kelly işinin yarattığı yorgunluktan ötürü bizden yardım istemişti.
Erin Bryant: Anti anksiyete hapları almak suç değil ya. Aslında kendi polen alerjim için aldığım ilaçlardan pek de bir farkı yok.
Erin Bryant: O.M MediLab'ı inatla kanunsuz olduğunu kanıtlamaya çalışman hakikaten bir acayip <Rütbe> <İsim>. Güne hep ulusal marşımızı söyleyerek başlıyoruz, bundan daha vatansever olunmaz herhalde!
Erin Bryant: Eğer başka sorunuz varsa, vaktimden çalmak yerine sorularınızı O.M. MediLab'ın hukuk bürosuna iletin lütfen.
Jack Archer: Sizi konuşturamıyor olabiliriz belki Bayan Bryant. Ama eğer Kelly'nin ölümüyle bir ilginiz varsa, <Rütbe> <İsim>'in bunu açığa çıkaracağından emin olabilirsiniz!

İncele: Elmalı Turta.
Jack Archer: Turta kutusundaki notta "Kelly, bundan daha Amerikanı olmaz!" yazıyor.
Jack Archer: Demek birisi bu turtayı kurbana vermiş... Bence de, burada bir yamuk var. İyisi mi bu turtayı Lars'a gönderelim!

Analiz et: Elmalı Turta.
Üçüzler: <İsim>! Jack Amca! Geri döndük! Bizi özlediniz mi? Turta için tam zamanında geldiniz!
Jack Archer: Hey, alırım bir tane! Turtaya bayılırım!
Lars Douglas: Usta dur! O turtayı yeme sakın! İçinde mühsil dolu!
Jack Archer: Mühsil mi?! <İsim>, ben bir kötü oldum ya...
May Douglas: Özür dileriz <İsim>! Turtanın bozuk olduğunu bilmiyorduk!
Lars Douglas: Hacı, kızlar döndüğüne göre şu dadı olayını artık ciddi ciddi düşünmem gerek. Sence Carmen, Sanjay'i bakıcılık yapmasına izin verir mi?
Jack Archer: Onu Carmen'e soracaksın. Ama aileni tekrar bir arada görmek harika. Jack Amcanız sizi çok özledi küçük afacanlar!
Jack Archer: Şimdi... Şu mühsilli turta meselesi de nedir böyle?
Lars Douglas: Bana gönderdiğiniz elma turtası aşırı dozda mühsil yüklüydü. Birisi belli ki kurbandan hoşlanmıyormuş!
Lars Douglas: Neyse ki o "birisi" turtanın içine saçından bir tutam düşürmüş. Saç, şüphelilerden Ana Gutierrez'e ait!
Jack Archer: Ana kurbana zehirli turta mı vermiş?! Bize Kelly'yle tek bağlantısının ona sıcak çikolata servis etmek olduğunu söylemişti! Gidip ona neden yalan söylediğini soralım <İsim>!

Ana Gutierrez'i mühsilli turtayla ilgili sıkıştır.
Ana Gutierrez: Şimdi hiç müsait değilim <Rütbe> <İsim>. Hazırlamam gereken içecekler ve pişirmem gereken turtalar...
Jack Archer: Kelly Purnell'e verdiğinki gibi turtalar mı? Unlu mamüllerine mühsil mi katarsın hep?
Ana Gutierrez: Ben... Bunu nereden öğrendin <Rütbe> <İsim>?
Ana Gutierrez: Eh, n'apalım! Yaptığımdan zerre pişman değilim! Keşke tamamını yiyip bitirseymiş!
Ana Gutierrez: Kelly Purnell yobazın tekiydi! Buraya geldi, içeceğini sipariş etti, sonra da bana içeceğinin "gerçek" bir Amerikalı tarafından yapılmasını tercih ettiğini söyledi!
Ana Gutierrez: Benim ailem üç nesildir burada! Kimse benden daha Amerikalı olamaz! İstersem Yıldız Bezeli Sancak'ı tersten bile okurum!
Jack Archer .Ikrçılığı biz de tasvip etmiyoruz Ana. Ama cinayeti de tasvip ettiğimiz söylenemez, bu yüzden Kelly Purnell'in ölümünde parmağın varsa <Rütbe> <İsim> bunu mutlaka açığa çıkartır!

İncele: Paramparça Kart.
Jack Archer: Bu, Hector Purnell adlı birinin cenaze davetiyesi...
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>. Kurbanın annesiyle konuştuğumuzda yakın zaman önce kocasını kaybettiğinden bahsetmişti. Bu o olmalı!
Jack Archer: Davetiye de kurbanımız Kelly'ye yollanmış! Gerçi Kelly cenazeye katılmamış. "Ne yazık ki katılamıyorum" kutucuğunu işaretlemiş!
Jack Archer: Çok tuhaf. Kelly neden kendi babasının cenazesini kaçırsın ki? Belki annesi bize nedenini söyler!

Virginia Purnell'e, Kelly'nin babasının cenazesine katılmamasını sor.
Jack Archer: Bayan Purnell, tekrar konuşabilecek kadar iyi hissediyor musunuz kendinizi?
Virginia Purnell: Evet, teşekkür ederim. Nereye gitsem bilemedim, bu yüzden buraya gelip bir bardak moka aldım.
Virginia Purnell: Kelly'nin ölüm haberi ve polen alerjim derken yüzlerce mendil tüketmiş olmalıyım.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> kocanızın cenaze davetiyesini buldu. Acaba Kelly'nin neden katılmadığını söyleyebilir misiniz?
Virginia Purnell: İşten başı aşkındı. Yıldız Bezeli Sancak'ı bir başıma söyleme zorunda kaldım!
Virginia Purnell: Zamane kadınları neyin önemli olduğunu bilmiyorlar! Benim zamanımda aile her şeyden önce gelirdi. Şimdi kadınların tek düşündükleri şey kariyerleri!
Jack Archer: Başınız sağ olsun Bayan Purnell. <Rütbe> <İsim>'in Kelly'nin katilini kısa sürede yakalayacağından emin olabilirsiniz!

Daha sonra merkezde...
Jack Archer: <İsim>, bu vakayla ne yapacağız bilemiyorum. O.M. MediLab'ın üstüne yıkacak bir şey bulamadığımız gibi katili de halen yakalayamadık!
Jack Archer: O.M. MediLab'ın halkla ilişkiler sorumlusunun Kelly'yi anti anksiyete haplarıyla hoş tuttuğundan şüpheleniyoruz. Sence anlaşmaları bozulmuş olabilir mi?
Jack Archer: Allah'tan Hicks'in USStay hakkındaki çılgın iddialarını duyan falan olmadı ama sence paranoyası onu cinayete itmiş olabilir mi?
Jack Archer: Peki ya Kelly'nin annesi? Karıncayı bile incitmeyecek birisine benziyor ama kendi babasının cenazesine katılmayan birini de affetmek kolay değil.
Jack Archer: Bir an önce daha fazla ipucuna ihtiyacımız var!
Jack Archer: Doğru dedin, bu cinayeti çözmek istiyorsak yapmamız gereken tek bir şey var... O da cinayet mahalline tekrardan göz atmak!

İncele: Deri Koltuklar.
Jack Archer: <İsim>, aldığın bu burun spreyi polen alerjileri için kullanılıyor! Bu katilin olmalı!
Jack Archer: İğrenç, ama katil ucunda burun kılı bırakmış gibi. Bir örnek alsak iyi olur!
Jack Archer: Şey... Bu pardesü askısını niye aldın acaba?
Jack Archer: Bir saniye, neden arkasında bir kontrol paneli var? Önündeki şey bir kamera lensi mi? Bu pardesü askısı aslında bir gizli kamera mıymış?!
Jack Archer: Kesin Evan'ın kameralarından biridir bu. Kurban otobüsteyken onu gözetleyebilmek için yerleştirmiştir!
Jack Archer: Yani kamera cinayeti kaydetmiş olabilir, evet!
Jack Archer: Şifresini kırmamız gerek <İsim>! Katile hiç olmadığımız kadar yaklaştık bu kez!

İncele: Burun Spreyi.
Jack Archer: Katilin burun spreyinden aldığın kılları hemen Lars'a götürelim <İsim>!

Analiz et: Kıl.
Jack Archer: Hacı, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. <İsim>'in katilin burun spreyinden topladığı kıllardan bir şey öğrendim de!
Lars Douglas: Elbette öğrendim, hem de kızlarımdan aldığım ufak bir yardımla!
Lars Douglas: <İsim>'e bulduklarımızı hanginiz anlatmak ister?
April Douglas: Ben, ben, ben!
April Douglas: <İsim>, önce topladığın kıldan bir DNA örneği aldık...
April Douglas: Ve katilin mavi gözlü olduğunu öğrendik!
Jack Archer: Aferin April! Mavi gözlü katili içeriye tıktığımızda mavi göklere hasret kalacağı kesin <İsim>!

İncele: Gizli Kamera.
Jack Archer: Pardesü askısına gizlenmiş kamerayı açmayı başardın <İsim>! Hadi bunu Elliot'a götürelim, bakalım cinayeti filme almış mı!

Analiz et: Kamera.
Elliot Clayton: Bu kameranın Evan'a olduğu düşüncesinde haklıymışsın <İsim>. Kelly'nin otel odasına sakladığı kameralarla birebir aynı model!
Jack Archer: <İsim>, ya katil Evan'sa? Belki de kendini Kelly'yi öldürürken çekmek istemiştir!
Elliot Clayton: Katil kim bilmem ama kamera bayağı rezil bir çekim yapmış. Gerçi cinayetten hemen önce kurban henüz hayattayken çekim yapmış ama...
Elliot Clayton: Sonra görüntü engellenmiş, ta ki lensin önündeki şey çekilip, Kelly'nin cesedi görünene kadar.
Jack Archer: Bu da kamerayı kapatan şahıs ile Kelly'yi öldüren şahsın aynı kişi olduğu anlamına gelir!
Elliot Clayton: Doğru! Kameranın önündeki altı köşeli şeklin ne olduğunu kavrayana kadar anam ağladı...
Elliot Clayton: Sonra çakozladım durumu! Şekil, bir beyzbol kepinin iç kısmındaki şeklin aynısı!
Jack Archer: Demek katil beyzbol kepi takıyor! Artık onu yakalamamız şapkadan tavşan çıkarmak gibi olacak <İsim>!

Jack Archer: İşte bu <İsim>. Kelly Purnell'in katilini yakalamaya yetecek tüm kanıtı topladık. Kelepçelerimizi alıp çıkalım!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Bayan Purnell?! Gözlerime inanamıyorum. Kendi kızınıza nasıl kıydınız?!
Virginia Purnell: Ben mi? Kızıma mı kıymışım? Böyle bir şeyi nasıl düşünürsün <Rütbe> <İsim>?
Jack Archer: Bir kere, mokanızı kızınızın yüzüne fırlattığınızda bıraktığı yanık izleri var...
Virginia Purnell: Neden kızımın yüzüne kahve fırlatayım ki?! O benim kızımdı... Birbirimizi saviyorduk!
Jack Archer: Peki kızınızın kanıyla kaplı Yıldız Bezeli Sancak'ın sözlerinin yazdığı kağıdınızı bulmamızı nasıl izah edeceksiniz?
Virginia Purnell: Ben... Doğru, marşımı kaybetmiştim. Ama...
Jack Archer: İtiraf edin Bayan Purnell... <Rütbe> <İsim> cinayet mahallinde bıraktığınız alerji ilacınızda DNA'nızı buldu! Kızınızı siz öldürdünüz!
Virginia Purnell: Hayır! Ben... Birine zarar verdiğimi hatırlıyorum ama onun benim küçük tatlı kızımla zerre alakası yoktu!
Virginia Purnell: Otobüsteki kadın başını telefonundan kaldırıp beni selamlamadı bile! Sanki onun için yok hükmündeydim!
Virginia Purnell: Büyük şehre gelmek için bizi bırakıp babasının kalbini kırması, hiç arayıp ziyaret etmemesi yetmezmiş gibi...
Virginia Purnell: Onca yalvarmama rağmen Hector hastalandığında eve gelme zahmetinde bulunmaması yetmezmiş gibi!
Virginia Purnell: Üstüne bir de kendi öz babasının cenazesine katılmasın mı! Ben yas tutarken beni bir başıma bıraktı!
Virginia Purnell: İncittiğim o kadın... O benim kızım değildi. Bir canavara dönüşmüştü!
Jack Archer: Ve canavarlar öldürülmeli, öyle mi?
Virginia Purnell: Evet. Önce kahvemi yüzüne fırlattım, sonra da... Sonra da çakıyı gördüm ve... O kadar öfkeliydim ki... Tek istediğim kiçük tatlı kızıma kavuşmaktı...
Virginia Purnell: Sonra koltuğa doğru yürüyüp çakıyı ona sapladım. Önce gücüm yetmeyecek sandım ama çakı kolayca girdi... Sonra da her şey bitti.
Jack Archer: Bayan Purnell, kızınızı öldürdüğünüzün farkındasınız, değil mi? Her ne kadar değişmiş olsa da, nihayetinde evladınızdı.
Virginia Purnell: Ben... Olamaz... Ne yaptım...
Virginia Purnell: Zavallı yavrum... Tatlı küçük kızım... Ben nasıl bir anneyim <Rütbe> <İsim>?! Kendi öz evladıma kıydım resmen!
Jack Archer: Bu soruya verecek cevabım yok ne yazık ki... Üzgünüm Bayan Purnell ama tutuklusunuz.

Nigel Adaku: Bayan Purnell, bir annenin kendi öz kızını öldürmekle suçlandığını görmek her zaman çok üzücüdür.
Virginia Purnell: Biliyorum. Vereceğiniz her türlü cezaya razıyım Hakim Bey.
Nigel Adaku: Tutuklama tutanağınızda olası bunama belirtileri olduğu yazılı. Yaşınızı da göz önünde bulundurursak...
Nigel Adaku: Kalan yıllarınızı geçirmeniz ve suçunuzun kefaretini çekmeniz için yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunun size daha uygun olacağı kanaatindeyim.
Virginia Purnell: Herhalde en azından birilerinin bana bakacağı tek yer orası... Teşekkürler Hakim Bey.

Elizabeth Ripley: Kelly Purnell'in katilini adalete teslim ederek iyi iş çıkardın <İsim>. Cinayeti anlamak zaten zor, ama bir ebeveynin kendi evladına kıyması apayrı bir şey.
Elizabeth Ripley: Ama şimdi dikkatimizi O.M. MediLab'a çevirmemiz gerek. SOMBRA'nın USNay'e onlar aracılığıyla fon sağladığını biliyoruz ama sebebi hakkında en ufak bir fikrimiz yok!
Elizabeth Ripley: USNay daha fazla alan kazanmadan SOMBRA'nın ne dolaplar çevirdiğini öğrenmemiz şart!
Elizabeth Ripley: O.M. MediLab'ın sırlarını açığa çıkarmak kolay olmayacak <İsim>. Ama bunu becerebilecek biri varsa o da sensin!

Karanlığın Sonu 3

Elizabeth Ripley: <İsim>, Kelly Purnell'in katilini parmaklıklar ardına gönderdin ama O.M. MediLab soruşturmamız asıl şimdi başlıyor!
Elizabeth Ripley: Elliot'un Tibet'te fonlarını kesmesine rağmen, SOMBRA himayesindeki şirket yıldırım hızıyla toparlanmış ve şimdi de USNay hareketine fon sağlıyor!
Elizaberh Ripley: Yani SOMBRA'nın, ABD'nin Birleşik Milletler'den çıkmasından bir çıkarı var... ama ne?!
Elizabeth Ripley: Her ne kadar SOMBRA'nın nihai planını henüz bilmesek de halen yapabileceğimiz bir şey var: O.M. MediLab'ı sonsuza dek kapatmak!
Elizabeth Ripley: USNay otobüsüne gitmeni öneririm. Orada O.M. MediLab'ı patlatmamızı sağlayacak bir şey varsa orada bulacağına eminim!
Ingrid Bjorn: <İsim>, gitmeden önce Birleşik Milletler'den bir özel elçi seninle konuşmak istiyor. Dediğine göre Meksika'da tanışmışsınız!
Jack Archer: Niilo Virtanen mi? Burada ne işi var ki? Eğer önce otobüsle başlamak istemiyorsan <İsim>, onunla konuşsak iyi olur.

Niilo Virtanen'e ne istediğini sor.
Niilo Virtanen: Benimle görüşmeyi kabul ettiğin için teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Başka kime gideceğimi bilemedim....
Jack Archer: Sizin için ne yapabiliriz Bay Virtanen?
Niilo Virtanen: Şey, kulağa biraz tuhaf gelebilir ama... Galiba takip ediliyorum!
Niilo Virtanen: Son birkaç gündür sanki peşimde birileri varmış gibi hissediyorum ama onu hiç görememiştim... Ta ki bugüne kadar!
Nillo Virtanen: Az önce marketteydim ve orada birini gördüğüme yemin edebilirim!
Niilo Virtanen: Büro'nun şu anki siyasi huzursuzluk yüzünden korkunç derecede meşgul olduğunu biliyorum ama pazar yerine bir göz atabilir misin <Rütbe> <İsim>? Emeğinin karşılığını seve seve veririm!
Jack Archer: Eğer tehlikede olduğunuza inanıyorsanız, bunu araştırırız Bay Virtanen.
(Niilo Virtanen ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, bunu söylemek içime sinmiyor ama sanırsam Jonah bu soruşturma daha uygun bir ortak. Eğer gerçekten de birisi Bay Virtanen'i takip ediyorsa, destek için yanında güçlü birini götürsen fena olmaz!
Jonah Karam: Fazlasıyla aynı fikirdeyim! Hadi pazar yerine gidelim <İsim>!

İncele: Gıda Pazarı.
Jonah Karam: Eee, burada göze çarpan birilerini göremiyorum <İsim>.
Jonah Karam: Aslına bakarsan, şu anda elindeki çöp bidonuyla buradaki tek göze çarpan sensin. Cidden o şeyin içini karıştıracak mısın?
Jonah Karam: Eh, oeprasyonun beyni sensin. Bakalım şu çöp bidonunda neler saklanıyormuş!

İncele: Çöp Kutusu.
Jonah Karam: Çöp bidonundan çıkardığın o yırtık kağıttan ne çıkarmayı umduğunu bilmiyorum <İsim> ama bunu iki dakikada halledeceğinden eminim!

İncele: Yırtık Kağıt.
Jonah Karam: Virtanen haklıymış <İsim>! Bu açıkça onun bir gözetleme fotoğrafı. Birisi hakikaten de Birleşik Milletler elçisini takip ediyormuş!
Jonah Karam: Üzerindeki nota baksana! "Görüldüğü yerde yok et."
Jonah Karam: Demek birileri Niilo'yu takip etmekle kalmamış... Ayrıca ölmesini de istiyormuş! Hemen gidip onu uyaralım!

Niilo Virtanen'i kendisine yönelik ölüm tehdidi hakkında uyar.
Jonah Karam: Bay Virtanen, pazar yerini kolaçan ettik ve korkarız ki korkmakta haklıymışsınız. Görünüşe göre birileri sizi takip etmekle kalmıyor, aynı zamanda sizi öldürmek de istiyormuş!
Niilo Virtanen: Ne?! Biri beni öldürmek mi istiyor?!
Jonah Karam: Aklınıza herhangi bir düşmanınız geliyor mu Bay Virtanen?
Niilo Virtanen: Benim iş sektöründe, fikirlerinizin uyuşmadı birileri her zaman vardır! Ama kim beni öldürmeye çalışacak kadar ileriye gidebilir bilmiyorum!
Jonah Karam: Öyleyse biz tehdidi belirleyene kadar ortalıklarda görünmemeniz gerek.
Niilo Virtanen: Bu mümkün değil! Birleşik Milletler işleri bekleyemez. ABD'nin en büyük silah fabrikalarından birini teftiş etmek için Alaska'ya gitmem gerek!
Jonah Karam: Delirmiş olmalısınız! Dışarıda sizi öldürmek isteyen birileri var!
Niilo Virtanen: Birleşik Milletler'i göz dağıyla durduramazlar <Rütbe> <İsim>!
Jonah Karam: Madem sizi ikna edemiyoruz, öyleyse Büro sizin için ne yapabilir şefimizle bir görüşelim.
Niilo Virtanen: Yardımın için çok teşekküler <Rütbe> <İsim>. Lütfen bunu minnettarlığımın simgesi olarak kabul edin.
(Niilo Virtanen ile konuştuktan sonra)
Jonah Karam: <İsim>, ortada Birleşik Milletler adına çalışan insanları vurmayı hedefleyen birileri varsa bu hiç hayra alamet değildir!
Jonah Karam: Bu işte SOMBRA'nın parmağı olabilir mi sence? Her halükarda bu sadece gerilimi daha da tırmandıracak!
Jonah Karam: En iyisi hemen şefle konuşalım, bakalım o ne karar verecek.

İncele: Otobüsün İçi.
Jack Archer: Şu ses kayıt cihazı işe yarar mı dersin <İsim>?
Jack Archer: Ah, iyi düşündün! O.M. MediLab USNay'e fon sağladığına göre Hicks'le de görüşmüş olmaları gerekir...
Jack Archer: Ayrıca Hicks toplantılarını kaydetmiş olabilir! Hemen ses kayıt cihazının şifresini kıralım!

İncele: Ses Kayıt Cihazı.
Jack Archer: İşte bu, bakalım Elliot bu ses kayıt cihazından neler çıkartacak!

Analiz et: Ses Kayıt Cihazı.
Elliot Clayton: Bu ses kayıt cihazının Hicks'e ait olduğunu düşünmekte haklıymışsın <İsim>!
Elliot Clayton: Adamın kendi sesini dinlemekten hoşlandığı kesin. Yaptığı her toplantıyı tek tek kaydetmiş...
Elliot Clayton: Hatta O.M. MediLab'dan Erin Bryant ile yaptıklarını bile!
Elliot Clayton: Kayıtlara bakılırsa Hicks'in O.M. MediLab'ın SOMBRA tarafından işletildiğinden haberi falan yok. Şirketi tamamen meşru sanıyor!
Jack Archer: Bunu lehimize çevirebiliriz <İsim>. eğer Hicks SOMBRA'yı bilmiyorsa, belki onu O.M. MediLab konusunda biraz konuşturabiliriz!
Jack Archer: Tabii halen onu göz altında tuttuğumuz için öfkeli değilse. Hadi Hicks'le konuşalım <İsim>.

Robert Hicks'ten O.M. MediLab hakkında bilgi vermesini iste.
Robert Hicks: Bu kez ne istiyorsunuz? İfade özgürlüğümü daha da kısıtlamaya mı geldiniz?
Jack Archer: Aslında bize yardım edebilirsiniz diye düşünüyorduk. Sanırsak O.M. MediLab'dan Erin Bryant adlı biriyle sürekli temas halindeymişsiniz?
Robert Hicks: E doğal olarak. O.M. MediLab USNay'in en büyük destekçilerinden!
Jack Archer: Erin ile yaptığınız konuşmalardan şüpheli bir şeyler hatırlıyor musunuz?
Robert Hicks: Şüpheli bir şeyler mi...? Bir saniye, bu USNay'i baltalamak için yeni bir taktik falan mı yoksa? En büyük destekçimizi itibarsızlaştırmaya mı çalışıyorsunuz?!
Robert Hicks: Bayan Bryant ile yaptığımız konuşmalarda kesinlikle olağan dışı bir şey yoktu! The Great Coffee Seed kafede konuştuklarımız aramızda kalacak! Size tek kelime dahi etmiyorum!
Jack Archer: Peki, sizi zorla konuşturamayız Bay Hicks. Gitmekte özgürsünüz.
Robert Hicks: Biliyor musunuz, aslında bana bir iyilik yaptınız. Kurulu düzenin beni susturmaya çalıştığı kamu oyunun kulağına gidince popülaritem tavan yapacak! Teşekkür olarak bu enerji deposunu alabilirsiniz.
(Robert Hicks ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? Eğer Hicks Erin'le The Great Coffee Seed'de toplantı yapmışsa orada bir şeyler unutmuş olabilirler! Hemen gidip orayı yoklayalım!

İncele: Vintage Kafe.
Jack Archer: Sence aradığımız ipucu bu dosya olabilir mi <İsim>? Öyleyse pudra takımını getireyim. Kaybeecek vakit yoktur!

İncele: Solmuş Dosya.
Jack Archer: İşte bu <İsim>! Bu Erin'in dosyası! Hicks'le yaptığı toplantıların birinden sonra burada unutmuş olmalı.
Jack Archer: Eğer şanslıysak, bu dosyanın içinde her ne varsa O.M. MediLab'ın neyin peşinde olduğunu bize söyler! Hadi bunu hemen Elliot'a götürelim!

Analiz et: Erin'in Dosyası.
Elliot Clayton: <İsim>, Erin'in dosyasıyla turnayı gözünden vurdun resmen!
Jack Archer: O.M. MediLab'ın karanlık işlerine dair somut bir bilgi buldun mu yani?
Elliot Clayton: Hayır ama daha iyisi var! O.M. MediLab'ın faaliyet gösterdiği ülkelerin hiçbirinde kurumlar vergisi ödemediğine dair kanıt buldum!
Jack Archer: ...Anlamadım. Bunun bizim açımızdan neresi iyi tam olarak?
Elliot Clayton: O.M. MediLab vergi kaçırmaktan suçlu! Gerçi kimlere çalıştığını düşünürsek buna pek şaşmamak gerek.
Elliot Clayton: Üstelik bu dosyada şirketi temelli kapatmaya yetecek kadar kanıt var! Ne var ne yok vergi dairelerine postaladım! Aç kurtlar gibi hepsi tepelerine inecek!
Jack Archer: Bir saniye, şimdi O.M. MediLab'ı vergi kaçakçılığı yaptığından mı temelli kapatıyoruz yani?!
Elliot Clayton: Hava atmak gibi olmasın ama Al Capone'nin sonu da böyle olmuştu hatırlarsanız! Bu defa toparlanamayacaklarından adım gibi eminim <İsim>! İşleri bitti!
Jack Archer: Bu da SOMBRA'ya karşı bir gol daha demek! Artık yapılacak tek bir şey kaldı <İsim>... Gidip Erin Bryant'ı tutuklayalım!

Erin Bryant'ı vergi kaçakçılığından tutukla.
Erin Bryant: Yine mi sen <Rütbe> <İsim>? Size sorularınızı doğrudan O.M. MediLab'ın hukuk bürosuna yöneltmenizi söylediğimi hatırlıyorum!
Jack Archer: Bana sorarsanız hukuk büronuz yakında biraz fazla meşgul olacak Bayan Bryant. <Rütbe> <İsim> kafede unuttuğunuz dosyanızı buldu da.
Erin Bryant: Do... Dosya mı burada mı unutmuşum?!
Jack Archer: Evet. Üstelik içindeki belgelerde O.M.'nin nasıl vergi kaçırdığı en ince ayrıntısına kadar yazıyor... Belgeler yetkililere gitti bile!
Jack Archer: Dosyada sizin adınız yazdığı için de, sizi vergi kaçırmadaki iştirakiniz nedeniyle tutukluyoruz!
Erin Bryant: Yapmayın, anlaşabilmemizin bir yolu olmalı <Rütbe> <İsim>. Bunu yapmak zorunda değilsin!
Jack Archer: Şirketinizin yataklık ettiği suçlara bakılırsa, sadece vergi kaçırmakla suçlandığınıza dua edin Bayan Bryant!
Jack Archer: Hindistan'da ölümcü bir salgın başlatmak istediniz, üstelik SOMBRA'nın insan deneyleri programında kullanılan ilaçlar da muhtemelen sizindi!
Jack Archer: O.M. MediLab'ı temelli kapattıktan sonra nasıl kapattığımız hiç önemli değil! Tutuklusunuz!

Daha sonra merkezde...
Elizabeth Ripley: <İsim>, duyduğuma göre O.M. MediLab'ı temelli kapatmayı sonunda başarmışsın! Bunun SOMBRA'ya ağır bir darbe indireceği kesin!
Elizabeth Ripley: Tabii bu gardımızı indireceğimiz anlamına gelmez.
Elizabeth Ripley: Niilo Virtanen'in ölümle tehdit edilmesinin arkasında SOMBRA varsa hiç şaşırmam!
Elizabeth Ripley: Gerilim tırmanıyorken bir Birleşik Milletler özel elçisinin öldürülmesi riskini göze alamayız...
Elizabeth Ripley: Bu yüzden Büro'nun Niilo Virtanen'e Alaska'da eşlik etmesine ve ve silah fabrikası denetlemesi sırasında onu korumasına karar verdim.
Elizabeth Ripley: Dahası Bay Virtanen, güvenliğinin sağlanması için bir kukla kullanılmasını kabul etti. Jack kılık değiştirerek Niilo'nun yerine geçecek!
Jack Archer: Harika! Kılık değiştirme becerilerimi kullanmayalı uzun zaman olmuştu!
Elizabeth Ripley: Valizlerini topla <İsim>, Alaska'ya gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki