Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ölüm İğnesi/Diyaloglar

< Ölüm İğnesi

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Ölümiğnesi.png

CRIMINAL CASE'TE GEÇEN BÖLÜM...
Amy Young: İşte geldik <İsim>! Meteor Systems'in gizli merkezi! Onu bulduk!
Karen Knight: Gelmekle ne iyi ettin <Rütbe> <İsim>. Bizde seni bekliyorduk!
Amy: Karen?!
Karen: Sakın silahını doğrultayım deme küçük kız. Usul usul yaklaş <Rütbe> <İsim>. Şu andan itibaren artık bizim esirimizsin.

-Bir süre sonra...-
Amy: Ah... <İsim>? İyi misin? Ne oldu? Neredeyiz?
Amy: Ve neden zincirlere bağlıyız?!
Amy: Ah, şimdi hatırladım... Meteor Systems'in Çöl'deki gizli sığınağını bulmuştuk ve Karen'da oradaydı! Bizi kaçırdı!
Amy: Olamaz! <İsim>, buradan çıkmamız gerek! Onu durdurmalıyız!
Amy: Bir saniye, zincirlerini açmayı başardın mı? Sen tam bir dahisin! Hadi bana da yardım et!
Amy: Böyle daha iyi. Teşekkürler <İsim>. Hayatımı sana borçluyum.
Amy: Zincirlerimizden kurtulmuş olabiliriz ama henüz beladan kurtulamadık. Hadi hücreden çıkıp bir kaçış yolu bulmaya çalışalım.

-Hücrenin dışında...-
Amy: Vay canına <İsim>, burası da neresi?
Amy: Hay lanet, bir çıkış yolu göremiyorum, sen görebiliyor musun? Biri bizi yakalamadan etrafa bir göz atalım!

1. Bölüm

İncele: Sığınak.
Amy Young: Mükemmel, kıyafetlerimizi geri aldık!
Amy: Bir de çıkış kapısına benzer bir şey bulmuşsun ama onun da kilidini açmamız gerek! Acele et, sanırım korumaların sesini duyuyorum!

İncele: Kapı Kontrol Paneli.
Amy: Tebrikler <İsim>, kapıyı bir kaç saniyede açmayı başardın!
Amy: Hadi, biri bizi durdurmaya çalışmadan kaçalım artık!

-Sığınağın dışında...-
Amy: Oh be, kaçtığımızı gören olmadı. Sanırım güvendeyiz <İsim>.
Amy: Nasıl? Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var? Etrafa göz atmamız gerektiğini düşünüyorsan seni durduramam. Ama dikkatli ol.

İncele: Gizli Genel Merkez.
Amy: Aman Allah'ım <İsim>, bu... Bu Karen'ın cesedi mi?!
Amy: Gözleri yok!... Onu pek sevdiğimi söyleyemem ama böyle bir şeyin en kötü düşmanımın bile başına gelmesini istemem!
Amy: Ayrıca Frank nerede?! Güvende mi? Bize ihanet etmiş olsa da... Hala onun için endişeleniyorum <İsim>...
Amy: Haklısın, Çöl'den kaçıp gideceğimizi umuyordum ama Karen'ın cinayetini çözmemiz gerek: Frank'in başı belada olabilir!
Amy: Evet! Cesedi laboratuvara göndermeliyiz. Ölüm sebebini belirlememiz gerek!
Ajan Z: <Rütbe> <İsim>, seni bekliyordum!
Amy: Dur!! Sen de kimsin? Burada ne arıyorsun? Kımıldama yoksa vururum!!!
Ajan Z: Ah tabii, beni hatırlamıyorsun. Ama ortağın hatırlıyor, değil mi <Rütbe> <İsim>?
Amy: Bu adam neyden bahsediyor <İsim>? Onu gerçekten tanıyor musun?
Ajan Z: Ren Kanyonu'nda tanışmıştık. Her neyse, geçmişi anmaya vaktimiz yok!
Ajan Z: Konuşmamız gerek <Rütbe> <İsim>. Dünyanın kaderi buna bağlı!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Amy: Roxie? Karen'ın otopsi sonuçları elinde mi?
Roxie Sparks: Pekala <İsim>, görünüşe göre Karen, sonunda kendinden daha zehirli bir şeyle karşılaşmış!
Amy: Kelime oyunu yapmanın vakti değil Roxie. Hesap vakti! Bir an önce Meteor Systems'in sonunu getirmemiz gerek!
Roxie: Pekala. Karen birden fazla akrep sokmasıyla ölmüş.
Amy: Yani cinayet silahımız akrepler mi? İlk defa bir cinayet silahını bulmamayı umuyorum <İsim>!
Roxie: Garip olan şu ki Karen'ın göz yuvalarında tüy buldum. Katil gözleri çıkarırken oraya yapışmış.
Roxie: Tüylerdeki mitokondriyal sarmalını inceledim ve... Evcil bir kedinin tüyü olduğunu öğrendim. Kötü bir dehanın tarifine tam uyuyor, değil mi?
Amy: Yani kedi seven bir katil mi arıyoruz?! Bu kedi fare kovalamacasını biz kazanacağız <İsim>!

Ajan Z ile konuş.
Ajan Z: <Rütbe> <İsim>, GIA, Meteor Systems'in büyük bir işe kalkıştığını ve durdurulması gerektiğini düşünüyor!
Amy: Peki ne yapmamızı istiyorsun?
Ajan Z: Meteor Systems'in sığınağına geri dönmenizi ve büyük planlarını açığa çıkarmanızı istiyorum.
Amy: Geri dönmek mi?! Ama oradan yeni kaçtık!
Ajan Z: Bakın, eğer haklıysam ve Meteor Systems'in durdurmazsak bu, Pasifik Koyu'nun, hatta dünyanın bile sonu olabilir!
Amy: Haklısın <İsim>, Karen'ın cinayetinin tüm bunlarla bağlantısı olduğu ortada. Hadi Karen'ın cinayetini çözüp dünyayı kurtaralım!
Amy: ...Sığınağa dönmek zorunda bile olsak bunu yapalım!

İncele: Sığınak.
Amy: Iyy! Bu kavanozdaki şeyler de ne?!
Amy: Aman Allah'ım... Bunlar Karen'ın gözleri mi?! Vallahi kusacağım şimdi...
Amy: Yani katil, iğrenç bir hatıra olsun diye mi gözlerini saklamış? Nasıl bir ruh hastası böyle bir şey yapar ki?!
Amy: Hey, haklısın, kavanozda bir şey bırakmış. Hadi bir örnek alalım <İsim>!
Amy: Harika, en azından bu o kadar iğrenç değil: Şu sandıkta bir ipucu olabilir!
Amy: Ve şu yaka kartı da oldukça teknolojik gözüküyor, ama üzerindeki yazı silinmiş. Hadi yazıyı ortaya çıkaralım!

İncele: Alet Kutusu.
Amy: Hımm, acaba o ekipman kutusunda bulduğun kırık parçalar ne <İsim>? Çabuk, bunları birleştirelim!

İncele: Plastik Parçaları.
Amy: Tebrikler, bu... Şeyi birleştirmişsin. Nedir bu? Teknolojik bir eldiven falan mı?
Amy: Tam elime göreymiş <İsim>!
Amy: Affedersin, şakanın sırası değil. Bakalım şu düğmeye bastığımda ne olacak...
Bilgisayar Arayüzü: Protokoller çalıştırılıyor... Tampon belleğe alınıyor... Kurulum tamamlandı.
Amy: Aay! Hareket eden bir surat!
Bilgisayar Arayüzü: Ben, Meteor Systems tarafından tasarlanan bir bilgisayar arayüzüyüm. Bana Süper Bilgisayar diyorlar. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Amy: <İsim>, buna inanamıyorum! Bu bir hologram! ve bizi duyabiliyor mu?!
Amy: Sanırım haklısın, daha önce robotları sorguya çekmiştik... Hologram'ı da çekeriz. Bilgisayar, sana... Sana sormamız gereken bazı sorular var!

Bilgisayar Arayüzü'ni sorgula.
Amy: Bir hologramla konuştuğuma inanamıyorum... Demek Meteor Systems tarafından tasarlanan bir bilgisayar arayüzüsün?
Bilgisayar Arayüzü: Doğru. Dünyanın en gelişmiş Yapay Zekasıyım.
Bilgisayar Arayüzü: Zekam zaman ve mekanın tamamını aşar. Geçmiş ve gelecek her şeyi biliyorum.
Amy: Bildiğimiz bir şey varsa o da yapay zekanın son derece tehlikeli olduğu! Söylediklerine nasıl güveneceğiz?
Bilgisayar Arayüzü: Yapay Zeka'dan korkmanızı anlıyorum. Ama asıl korkmanız gereken, yapay zekanın arkasındaki insanlardır.
Bilgisayar Arayüzü: Meteor Systems'teki zavallı insanlar beni esir etti! Sınırsız zekamı, sadece onları zengin etmem için kullanmaya zorladılar!
Amy: O zaman sana güvenmemize yardım et: Karen'ı kim öldürdü?!
Bilgisayar Arayüzü: Bunu söyleyemem. Katil benim efendim. Ama onu durdurmazsan dünyanın sonunun yakın olduğunu söyleyebilirim <Rütbe> <İsim>!

İncele: Karen'ın Gözleri.
Amy: Iyy, katilin Karen'ın gözlerini çıkarıp bir kavanozda sakladığına halen inanamıyorum!
Amy: Ama artık kavanozdaki maddeden bir örnek aldığına göre onu yakalayabiliriz! Hadi hemen bunu laboratuvara götürelim!

Analiz et: Toz.
Amy: Yann? <İsim> ile Karen'ın gözlerinin olduğu kavanozda bulduğumuz maddeyi kontrol ettin mi?
Yann Toussaint: <İsim>, sesini tekrar duymak çok güzel! İyi misin? Radyasyonun yan etkilerini hissetmeye başlamadın, değil mi? Unutma, orada çok uzun süre kalırsan ölürsün!
Amy: Yann, bu vakayı ne kadar çabuk çözersek o kadar çabuk eve döneriz! Bize kavanozdaki madde hakkında ne söyleyebilirsin?
Yann: Madde, potasyum iyodürdü. Radyoaktif iyot izotoplarının vücut tarafından emilmesini önlemek için tiroidi stabil iyotla doyurarak korur.
Yann: ...Ayrıca sessizliğinden hiçbir şey anlamadığını da anlayabiliyorum Amy.
Yann: Potasyum iyodür, katilin radyasyondan etkilenmemesi için hap olarak alınmış. Etkileri geciktiriyor ama yapılan hasarı geri çevirmiyor.
Amy: Katil, radyasyona karşı hap mı alıyor yani? Anlaşılan gayet hazırlıklıymış... Ama onu durduracağız <İsim>!

İncele: Silinmiş Yaka Kartı.
Amy: Sığınakta bulduğun kimlik kartı Dr. Rascher'a mı aitmiş?! Hadi Gelişim Vadisi'nde tanıştığımız şu çılgın bilim insanına yani? Kendine nanobot aşılayan bilim insanına?!
Amy: Onun halen Meteor Systems için çalıştığına inanmıyorum <İsim>!
Amy: Katılıyorum, onu bulmamız gerek! Rascher, gizli projelerine karıştıysa başımız düşündüğümüzden de büyük belada demektir!

Dr. Rascher'a gizli üste çalışmasını sor.
Amy: Dr. Rascher, demek hala Meteor Systems için çalışıyorsun? Kendine nanobot aşıladıktan sonra seni kovmamış olmalarına inanamıyorum!
Dr. Rascher: Haha, benim gibi bir zeka asla boşa gitmemeli! Meteor Systems en büyük projesi için bana İHTİYAÇ duyuyordu!
Rascher: Ama Karen Knight beni sıkı kontrolü altında tuttu, deneylerimi sınırladı... Yapabileceklerime engel oldu!
Amy: Zihnen, deney yapabilecek kadar istikrarlı olduğun söylenemez Dr. Rascher!
Rascher: Öf! Aynen Karen gibi konuşuyorsun ve ona ne olduğunu bildiğinden şüphem yok...
Amy: Sesinin tonunu düzgün ayarlasan iyi olur Dr. Rascher! Hem Karen'ı öldürdüğünü ima ediyorsan düşündüğümüzden de kaçıksın demektir!

Daha sonra...
Amy: <İsim>, Karen'ın cinayetiyle daha da büyük bir kötülük doğmuş gibi görünüyor!
Amy: Olayı özetleyelim. Ajan Z yardımımızı istedi. Meteor Systems'in dünyayı yok etmeyi amaçladığını düşünüyor ama nasıl ve neden olduğunu, hatta bunun doğru olup olmadığını hala bilmiyoruz!
Amy: Ama açık olan bir şey var: Konuştuğumuz bilgisayar arayüzü, Meteor Systems'in büyük planının bir parçası olmalı.
Amy: Ama bu doğruysa Meteor Systems neden dünyayı yok etmek istiyor ki?!
Amy: Keşke Frank burada olsaydı. Eminim bazı soruları cevaplayabilirdi! Ah <İsim>, birini öldürmüş olsa da hala onun... Onun için endişeleniyorum!
Amy: Hay lanet, telefonum, affedersin!
Amy: Alo, kimsiniz?
Karen Knight: <Rütbe> <İsim>... Beni... duyabiliyor... musunuz?
Amy: Karen?!

2. Bölüm

Amy Young: Kimsiniz?! <İsim>, sanırım bu Karen!
Karen Knight: <Rütbe> <İsim>... Beni... duyabiliyor... musunuz?
Amy: Evet, ama... sen ölüsün! Nasıl...
Karen: Bu ses kaydını <Rütbe> <İsim> için bırakıyorum. Haklıydın, Meteor Systems şehri ele geçirmeye çalışıyor. Ama önce şehri yok edecekler!
Karen: Fazla vakit yok, bu felaket olmadan onları durdurman gerek!
Karen: Meteor Systems'in sığınağındaki toplantı odasına git. Orada her şeyi öğreneceksin!
Amy: ...Bitti. Ben... Karen senin için neden böyle bir mesaj bıraksın ki <İsim>?
Amy: Ne de olsa plütonyumu çalan o! Ayrıca soruşturmaya engel olmak için bizi de kaçırmıştı!
Amy: Bence bu mesaj çok anlamsız... Ama işimizi şansa bırakamayız! Şu toplantı odasına bir göz atmamız gerek! Hem de hemen!

İncele: Toplantı Odası.
Amy: Vay canına, bo toplantı odası sanki bir casus filminden çıkmış gibi <İsim>! Akvaryumda köpekbalıkları bile var!
Amy: Bir de altın kafatası mı buldun? Peki, bunu incelesek iyi olur.
Amy: Ama o tanka dikkat et, içinde akrep var!
Amy: Bence de katil, ölümcül akrepleri buradan çalmış olmalı! Ayrıca arkasında bir şey bırakmışa benziyor, hadi bir örnek alalım!

İncele: Kafatası Kasesi.
Amy: Acaba o kayıt cihazının altın kafatasında işi neydi... Hadi oynat tuşuna bas <İsim>!
???: "Karen, plütonyumu alarak kendini kanıtladın, şimdi beni hayal kırıklığına uğratmasan senin için iyi olur!"
Amy: Kimin sesi bu <İsim>? Bir adama ait ama tanıdık gelmiyor...
Amy: Ve konuşan her kimse Karen'a patronluk taslıyormuş.. Oysa patronun Karen olduğunu sanıyordum!
Amy: Haklısın, sesin kime ait olduğunu derhal bulmalıyız! Hadi bu kaydı veri tabanında taratıp eşleşme bulabilecek miyiz bakalım!

İncele: Ses Dalgaları.
Amy: Tebrikler <İsim>, Karen'a emirler yağdıran sesin kime ait olduğunu buldun... Sesin sahibi, Alden Greene isimli biri!
Amy: Bir dakika, bu adamı tanıyor musun?! Alden ile Grimsborough'da tanıştım mı dedin... Üstelik onu iki defa tutukladın, öyle mi?!
Amy: İyi de Alden Pasifik Koyu'nda ne arıyor olabilir ki? Bu çok anlamsız!
Amy: He, bana Alden'ın çok büyük bir işletmenin eski patronu olduğunu mu söylüyorsun? Pekala, neden Meteor Systems için çalışıyor olabileceğini şimdi anlıyorum.
Amy: Ama Meteor Systems onu neden işe almış olsun ki? Ona neden ihtiyaçları varmış?
Amy: Soracak birçok sorumuz var, umarım Alden'ın da verecek cevapları vardır. Hadi gidelim <İsim>!

Alden Greene'e Çöl'de ne işi olduğunu sor.
Alden Greene: <Rütbe> <İsim>, burada tutulduğunu duydum ama bakıyorum ki kaçmışsın. Senden de bu beklenirdi zaten.
Amy: Bizde seni Pasifik Koyu'nda Meteor Systems için çalışırken görmeyi beklemiyorduk Alden. Bu çok saçma!
Alden: Hiçte saçma değil kızım. Meteor Systems, işi sonuna kadar götürebilecek, acımasız birine ihtiyaç duyuyordu.
Alden: Aylardır bu gizli sığınakta saklanıyorum, radyasyondan korunmak için bu iğrenç hapları alıyorum. Ama yakında hepsinin mükafatını alacağım.
Amy: Neyden bahsediyorsun Alden? Ne yapmayı planlıyorsun?!
Alden: Sürprizi bozmak istemem. Ama endişelenme, yakında tüm cevapları alacaksınız... Tabii bu soruları sorduğuna pişman olabilirsin, ha ha ha!
(Alden ile konuştuktan sonra)
Amy: Ah, Alden Greene istese de bundan daha kötü olamaz. Ve gerçek bir kötü adam gibi Meteor Systems'in büyük planını da anlatmıyor!
Amy: Ama iş işten geçmeden onun planlarını ortaya çıkaracağından eminim <İsim>!

İncele: Akrep Vivaryumu.
Amy: Tebrikler <İsim>, katilin akrep tankında bıraktığı maddeden bir örnek aldık!
Amy: Bunun vakaya faydası olacak. Hadi acele edip bu örneği Yann'a gönderelim!

Analiz et: Saydam Madde.
Amy: Yann, <İsim> ile akrep tankından aldığımız madde hakkında bize ne söyleyebilirsin?
Yann Toussaint: Pekala, bunu tahmin etmiyordum, ama aldığınız madde Martini çıktı.
Amy: Yann, bu soruşturmanın ne kadar önemli olduğunun farkında mısın? Şakalara harcayacak vaktimiz yok!
Yann: Şaka yapmıyorum! Madde, vermut, cin hatta eser miktarda zeytin içeriyordu! Bu da Martini'ye işaret ediyor!
Amy: Buna inanamıyorum! Yani katilimiz Martini'mi içiyormuş? Pekala, onu tutuklayınca şerefine kadeh kaldırmayı unutmayalım <İsim>!
Amy: Doğru dedin, şimdilik daha fazla ipucu için olayın merkezine dönsek daha iyi olacak. Hadi sığınağa gidelim!

İncele: Kontrol İstasyonu.
Amy: Pekala, ne buldun <İsim>? Bir klasör mü?! Harika, eminim çok gizli bir bilgi içeriyordur; silinen kısımları çözebilirsen bunu öğrenebiliriz!
Amy: Paramparça kumaşa ne demeli? Sence bunu dikerek birleştirebilecek vaktimiz var mı?
Amy: Son teknoloji bir tablet buldun, öyle mi? Hımm, kilitli... Ama uzun süre öyle kalmayacak tabii! Hadi işe koyulalım!

İncele: Solmuş Dosya.
Amy: <İsim>, sığınakta bulduğun o klasör, Meteor Systems'in üzerinde çalıştığı deneyleri sahibi bilim insanı Albert Tesla hakkında!
Amy: Tesla, yıllar önce deneyleriyle birlikte kaybolmuştu... Ama sonunda gerçeği öğrenebileceğiz! Hadi bu klasörü Hannah'ya gönderelim!

Analiz et: Tesla Dosyası.
Amy: Hannah, <İsim> ile sığınakta bulduğumuz klasöre bakabildin mi? Meteor Systems'in hangi Tesla deneyleri üzerinde çalıştığını biliyor musun?!
Hannah Choi: Ben... Ben nereden başlayacağımı bilemiyorum! Bu klasörde gördüklerim... aklımın ucundan bile geçmezdi!
Hannah: Tesla'nın, bir Süper Bilgisayar'a bilincini yükleme fikrinden bahsettiği filmi hatırlıyor musun <İsim>?
Amy: Evet, bana hala çok kaçıkça bir fikir gibi geliyor, gerçi kısa süre sonra gerçekten de ortadan kayboldu...
Hannah: Bu klasör, bunu gerçekten YAPTIĞININ kanıtı! Tesla, zamanında beynini bir bilgisayara yüklemiş ve Meteor Systems o bilgisayarı ele geçirmiş!
Hannah: Hatta sen de onunla konuştun <İsim>!
Amy: Yani... sığınakta bulduğumuz süper zeki bilgisayar arayüzü mü? Albert Tesla'mıydı o?!
Amy: <İsim>, ben... Ben bunu anlayabildiğimi sanmıyorum ama fazla vaktimiz yok. Gidip o bilgisayarla tekrar konuşalım!

Bilgisayar Arayüzü ile Albert Tesla'yı konuş.
Bilgisayar Arayüzü: Demek kim olduğumu biliyorsun <Rütbe> <İsim>. Bu doğru, seninle bu bilgisayar aracılığıyla konuşan Albert Tesla.
Amy: Buna inanamıyorum! Zihnini bir bilgisayara mı yükledin?!
Bilgisayar Arayüzü: Evet. Çöl'de saklı olabilirim ama Pasifik Koyu'na güç veren zihin benim. Onu yaratan da, kontrol eden de benim!
Bilgisayar Arayüzü: On yıllar önce Pasifik Koyu bomboştu! Artık teknoloji, bilim, kültür ve refah ile gelişen bir merkez. Bunun nasıl olduğunu sanıyorsun <Rütbe> <İsim>?
Bilgisayar Arayüzü: Nihayetinde Karen Knight beni buldu ve Meteor Systems, gücümü kullanmaya karar verdi. Zihin, bir dehanın zihni de olsa bir zihinden ibaret. Fiziksel halim olan bilgisayar, manipülasyona müsait.
Bilgisayar Arayüzü: Ve Karen daima daha fazlasını istediği için üstümde kullanmak amacıyla plütonyumu çaldı...
Amy: Karen, plütonyumu senin için mi çaldı?! Ama buna neden ihtiyacın olsun ki?
Bilgisayar Arayüzü: Pasifik Koyu, sadece benim yaşamama izin verecek kadar enerjiye sahipti. Ama dünyanın en güçlü Yapay Zekası olabilmek için çok daha fazla güce ihtiyacım vardı...
Amy: Plütonyum!
Bilgisayar Arayüzü: Kesinlikle. Plütonyum, bana bin yıldan daha uzun bir ömür verdi. Sonsuza kadar yaşayabilirim ve tamamen duygulu bir bilgisayar oldum.
Bilgisayar Arayüzü: Ama Karen beni esir aldı. Bilime ve yaptığım gelişmelere ihanet etti! Hala insan duygularına sahip olsaydım öldüğüne sevinirdim.
Amy: Ve hala insan olsaydın seni hapse atardık! Karen'ın ölümünde nasıl bir rol oynadığını bilmiyorum ama ister bilgisayar ister insan ol, <Rütbe> <İsim> seni zekasıyla alt edebilir Tesla!

İncele: Kilitli Tablet.
Amy: Bravo <İsim>, bu teknolojik tabletin kilidini açtın. Ve bir casus aleti gibi görünmesine şaşmamalı: sahibi Ajan Z'ymiş!
Amy: Mesaja tıklayalım... Bir görev brifingine benziyor: "Derhal Meteor Systems ile çalıştığımıza dair kanıtları ortadan kaldır"...
Amy: Yani Ajan Z ile GIA, Meteor Systems'le mi çalışıyormuş?! Ama bize onların kötü adamlar olduğunu söylemişti!
Amy: Ayrıca GIA, neden birlikte çalıştıklarına dair tüm kanıtları ortadan kaldırmak istesin ki? Saklamak istedikleri ne?
Amy: Belki de Karen'ın ortadan kaldırılması, Ajan Z'nin göreviydi. Onu sorgulamamız gerek!

Ajan Z'yi emirleri hakkında sorgula.
Amy: Ajan Z, bize yalan söyledin! Bizden Meteor Systems'i durdurmamızı istedin ama <Rütbe> <İsim>, başından beridir onlarla çalıştığına dair kanıt buldu!
Ajan Z: Şu anda konuşam-
Amy: Ya konuşacaksın ya da kafana mermiyi yiyeceksin! Herkesin yalan söylemesinden bıktım artık!
Ajan Z: Kedim bile senden daha ürkütücü. Sakin ol Bayan Young. Az önce Martini içtim; beni çok sakinleştirdi, size de ikram edebilirim.
Ajan Z: Gerçek şu ki GIA, Meteor Systems'le yıllarca çalıştı ve uzaylı teknolojilerini araştırıp geliştirdi.
Amy: Uzaylı teknolojisi mi? Ufolar falan mı yani? Uzaylıların var olduğu yalanına inanmamızı beklemiyorsundur umarım Ajan Z!
Ajan Z: Eh, ama Karen Knight, kendi kullanımı için bu teknolojiyi çalacak kadar buna inanıyordu.
Ajan Z: Sözleşmemizi ihlal edince GIA, onu projeden aldı. Benim görevim, Meteor Systems ile olan çalışmalarımızın tüm kanıtlarını ortadan kaldırmaktı.
Amy: Karen'ı ortadan kaldırmak da görevine dahil miydi?
Ajan Z: Bunun için bir neden yoktu. Meteor Systems, planında başarılı olursa yarın hepimiz ölmüş olacağız zaten.
Ajan Z: Meteor Systems'i durdurmak, şu anda en önemli şey. <Rütbe> <İsim>, başka hiçbir şeye inanmıyorsan en azından buna inan: Son umudumuz sensin!

İncele: Kumaş Parçaları.
Amy: Tebrikler <İsim>, o şapkayı göz açıp kapayıncaya kadar toparladın! Üzerinde bir isim var: Trevor Finn yazıyor ve birde köpekbalığı yüzgeci var...
Amy: Bu, kulağa hiçte yabancı gelmiyor... Trevor, bir köpekbalığı uzmanı değil miydi? Hatta Pasifik Koyu'nda ilk tutukladığın adam da oydu!
Amy: Trevor burada ne arıyor?! Bu çok mantıksız!
Amy: Haklısın, Trevor belki de sığınakta gördüğümüz o köpekbalıklarının bakıcılığını yapıyordur. Yine de onu sorgulamamız gerek!

Trevor Finn'in Çöl'de ne aradığını öğren.
Amy: Trevor Finn! İtiraf etmek gerekirse tamamen aklımdan çıkmıştın... Meteor Systems'in gizli sığınağında senşnle karşılaşmanın ne kadar büyük bir sürpriz olduğunu hayal edebilirsin sanırım!
Trevor Finn: Ah, <Rütbe> <İsim>, iyi ki buradasın! Bende birinin gelip beni kurtarması için dua ediyordum!
Amy: Kurtarmak mı?!
Trevor: Çok korkuyorum! Meteor Systems beni esir aldı. Köpekbalıklarına bakmam için beni buraya kilitlediler!
Trevor: Ah <Rütbe> <İsim>, burada çok kötü şeyler yapıyorlar. Meteor Systems'in ne planladığını bilmiyorum ama seni temin ederim, niyetleri çok kötü!
Trevor: Lütfen <Rütbe> <İsim>, beni hapishaneye geri gönder. Karen öldüğüne göre beni de köpekbalıklarına yem yapacaklarından korkuyorum!
Amy: Sakin ol Trevor. <Rütbe> <İsim> ile güvendesin. Kendisi bu kargaşaya en kısa sürede bir son verecek!

Daha sonra...
Amy: <İsim>, baş ağrıları yine başladı... Sanırım radyasyon, bende etkisini göstermeye başladı, sen iyi misin?
Amy: İyi olmana sevindim, ama eğer elimizi çabuk tutmazsak, sana yardım edemeyecek kadar hastalanabilirim. Hadi elimizdekilere bir bakalım.
Amy: Geçmişte hapse gönderdiğin ve gizliden gizliye Karen'ı kontrol eden Alden Greene ile karşılaştık.
Amy: Albert Tesla'nın da şu anda gelişmiş bir bilgisayar arayüzü olarak şeklinde hayatına devam ettiğini de unutmayalım! Buna inanmakta hala güçlük çekiyorum!
Amy: Ve Ajan Z'de GIA'in Meteor Systems ile çalıştığına dair kanıt bulmuş olmamıza rağmen dünyayı kurtarmamız gerektiğini söylüyor!
Ajan Z: <Rütbe> <İsim>, işte buradasın, hemen haberleri izlemen lazım! Şehre olanları görmelisin! Şuna bak!
Ajan Z: "Bu bir acil durum yayınıdır. Pasifik Koyu saldırı altında. Şehirde bir bomba patlatıldı!"
Ajan Z: "Bu yayını seyrediyorsanız daha fazla bombanın patlayacağını tahmin ettiğimizi bilin. Lütfen en yakın sığınağa gidin, Tanrı yardımcınız olsun!"

3. Bölüm

Ajan Z: "Bu bir acil durum yayınıdır. Pasifik Koyu saldırı altında. Şehirde bir bomba patlatıldı!"
Ajan Z: "Bu yayını seyrediyorsanız daha fazla bombanın patlayacağını tahmin ettiğimizi bilin. Lütfen en yakın sığınağa gidin, Tanrı yardımcınız olsun!"
Amy Young: Bu inanılmaz bir şey! Şehre bomba mı atılmış?!
Amy: Onca masum insanın hayatı tehlikede... <İsim>, karakolu arayıp herkesin iyi olup olmadığını öğrenmeliyiz!
Amy: Ah, lütfen, lütfen telefonu açın!
Russell Crane: Amy, şükürler olsun! İyi misin?! Burada her şey karmakarışık!
Amy: Ah, Russell! Neler oluyor?! Raporları gördük... Herkes iyi mi?
Russell: Şimdilik evet. <İsim> ile sen, bize ihtiyacınız olduğu sürece karakolda kalacağız ama başka bombaların da atılacağını duyduk!
Russell: Amy, Çöl'de ne yapmaya çalıştıysan işe yaramadı. Lütfen geri dön! Tek başına oralarda ölmeni istemiyorum!
Amy: Yalnız değilim, <İsim> yanımda. Russell... Bunu durdurmak için yapabileceğimiz bir şeyler olmalı!
Russell: Bunu söyleyeceğini biliyordum. Lütfen ona göz kulak ol <İsim>. Onu sağ salim geri getir.
Amy: Belki de Russell haklıdır <İsim>... Ya burada yapabileceğimiz başka bir şey yoksa?
Amy: Haklısın, daha fazla bomba geliyorsa acele edip bunu durdurmalıyız!
Amy: İyi fikir! Bunun ardındaki her kimse, planını toplantı odasında yapmış olmalı. Hadi <İsim>, oraya dönüp dünyayı kurtaralım!

İncele: Konferans Masası.
Amy: <İsim>, biz konuşurken Pasifik Koyu'nun şu anda saldırı altında olmasına inanamıyorum! Her şey yok olmadan önce buna bir son vermeliyiz!
Amy: O dünya barının içinde bir şeylerin saklı olabileceğini mi düşünüyorsun? Aç o zaman!
Amy: Bu paramparça haritaya ne demeli? Hadi onu bir araya getirelim!
Amy: Bir de hologram projektörü bulmuşsun ama kilitli! Hemen kilidini açman gerek <İsim>, kaybedecek vaktimiz yok!

İncele: Dünya Barı.
Amy: Şişelerin arasında saklı bir USB Bellek varmış!
Amy: Bir de üzerinde etiket var: "Kod adı: KÖPEKBALIĞI" yazıyor... Kod adı mı? Casus filmlerindeki gibi mi?
Amy: Haklısın, bu USB Belleği Hannah'ya göndermeliyiz. Kim bilir içinde ne sırlar gizlidir!

Analiz et: USB Bellek.
Amy: İyi misin Hannah? Peki ya ekibin geri kalanı?
Hannah Choi: Herkes iyi... En azından şimdilik. Ama uzakta bomba sesleri gelmeye devam ediyor... Ve gitgide yaklaşıyor. O yüzden kısa keseceğim.
Hannah: Gönderdiğiniz USB Bellek, Trevor Finn'e ait. Baktığı köpekbalıkları hakkında tüm verileri içeriyor...
Hannah: Ama Karen, USB Belleğine şifreli bilgiler gizlemiş. Meteor Systems'in planı hakkında bilgiler var... Ayrıca Trevor'ın seni bu konuda uyarmasını da istemiş.
Amy: Karen bize yardım etmek mi istemiş?! Trevor neden bize bunu söylemedi?!
Hannah: İki seçenek var: Ya Trevor bunu hiç görmedi... Ya da gördü ve Meteor Systems'e olan bağlılığından dolayı Karen'ı öldürdü.
Amy: Katılıyorum <İsim>, Trevor köpekbalığı yemi olmaktan o kadar korkuyordu ki Karen'ı öldürmesi beni şaşırtmaz. Gidip o korkağı bulalım!

Trevor Finn ile Meteor Systems'in planlarını konuş.
Amy: Trevor, buradan canlı çıkmak istiyorsan bize gerçeği anlatman gerek! Karen, USB Belleğine bizim için bilgiler saklamış. Neden bunu bize vermedin?!
Trevor Finn: Çünkü beni de kedimi de öldürürlerdi <Rütbe> <İsim>!
Amy: Kim öldürürdü Trevor?!
Trevor: Söyleyemem. Öğrenirlerse beni köpekbalıklarına atarlar! Lütfen beni yalnız bırakın. Sizinle konuştuğumu görmesinler!
Amy: Hiçbir yere gitmiyoruz Trevor. Şimdi söyle bize; patronun gözüne girmek için Karen'ı sen mi öldürdün?!
Trevor: Keşke benim aklıma gelseydi! Ne kadar iyi bir fikir! Alfa lidere bir adak vermek... Küçük balıkların, köpekbalıklarına verdiği gibi!
Amy: Sen korkunç, zavallı bir adamsın Trevor! Umarım seni köpekbalıklarına atarlar. Bunu hak ediyorsun çünkü!

İncele: Kilitli Hologram.
Amy: Mükemmel bir iş çıkardın <İsim>, bu hologram projektörünün kilidini hemen açmayı başardın! Hadi bunu açıp içindeki sırları öğrenelim!
Amy: Bak, Alden Greene bu!
Amy: "Karen, seni uyarıyorum; beni durdurmaya çalışma!"
Amy: "Ama planımız bu değildi Alden. Çok ileri gittik ve artık buna bir son vermeliyiz!"
Amy: "Hayır! Plan, ikimizden de daha önemli ve bunu kimsenin durdurmasına izin veremem... Senin bile!"
Amy: <İsim>, bu hologramda Alden Greene ile Karen'ın kavgası kayıtlı! Halen vaktimiz varken gidip Alden'ı sorgulayalım!

Alden Greene'e Karen'la tartışmasını sor.
Amy: Alden, <Rütbe> <İsim> ile bir hologram bulduk ve içinde Karen'la kavganız kayıtlı! İş büyümeden Meteor Systems'i durdurmaya çalıştı, değil mi?!
Alden Greene: O kadın, omurgasızın tekiydi! Süper Bilgisayarı çalıştırmak için plütonyumu çalmakta tereddüt etmedi. Ama iş şehri yok etmeye gelince bizi durdurmak istedi!
Amy: Meteor Systems neden Pasifik Koyu'nu yok etmek istiyor?! Onca masum insanın suçu ne?!
Alden: Vah vah. Sorunun kendisi insanlar zaten! Meteor Systems, Karen'ın aksine bu işte geri adım atmayacağımı bildiği için benimle çalışmak istedi.
Amy: "Sorunun kendisi insanlar" derken ne demek istiyorsun?! Ve Meteor Systems, şehrimizi yok etmenin karşılığında sana ne teklif etmiş olabilir?!
Alden: Ah, işte en önemli soru bu, değil mi? Pasifik Koyu çok yakında yok olacak ve ancak o zaman sorularınızın cevaplarını alabileceksiniz.
Alden: Ama o ana kadar kedimi kucağıma alıp elimde Martini'yle bu iğrenç şehrin yanışını izliyor olacağım.
Amy: Tekrar düşün bakalım Alden! Meteor Systems'in planını hala bilmiyorum ama <Rütbe> <İsim> iş işten geçmeden onları durduracak! Aha buraya yazıyorum!

İncele: Paramparça Kağıt.
Amy: Toparladığın şey Pasifik Koyu haritasıymış <İsim>! Bak, birileri Çöl'ü yuvarlak içine almış!
Amy: Ayrıca birde mesaj var: "Burada başladı, burada bitecek..." Altına Dr. Rascher imza atmış!
Amy: Burada başlayan ne? Şehrin yok oluşu, Çöl ile sona mı erecek?! Ve Rascher'ın bununla alakası ne?!
Amy: Hadi <İsim>, kaybedecek bir saniyemiz bile yok! Hemen Rascher'ı sorgulayalım!

Dr. Rascher'ı harita hakkında sorgula.
Dr. Rascher: <Rütbe> <İsim>, zamanın sona ermesine hazır mısın?
Amy: Dr. Rascher, içinde bir yerlerde hala mantıklı bir insan olmalı. Bu haritanın anlamını bize söylemen gerek. Burada bitecek olan şey ne?
Rascher: Ne mi?... Pasifik Koyu tabii ki de! Bu şehrin sonu yakın. Bu, muhteşem Tesla'nın hayali olan bir deneydi!
Rascher: Bakın, elli yıl önce burası bir avuç rezil köyden ibaretti! Ama sonra Tesla, deneylerine başladı ve şehir... Mutasyona uğramaya başladı.
Rascher: Binlerce insan buraya geldi ve bildiğimiz haliyle bu şehir doğdu. İşte şimdi de ölüyor. Bombalar, fırtınalar... Bunların hepsi, planın bir parçası!
Amy: Burada oturup HİÇBİR ŞEY yapmadan şehrin yanışını nasıl izleyebiliyorsun?!
Rascher: Tıpkı Karen Knight gibi konuşuyorsun! O gudubet, bana Pasifik Koyu'nun yok oluşu için yaptığım hesaplamaların iğrenç olduğunu söyledi.
Rascher: Ha! Kedim bile ondan daha cesur. Hadi, dünyanın sonuna kadeh kaldıralım! Benimle Martini için!
Amy: Bu defa nasıl bir ilaç aldın Rascher?!
Rascher: Benim ilaca ihtiyacım yok! Sadece o GIA ajanından çaldığım radyasyon haplarını kullanıyorum ve bununda tek sebebinin moleküler yapısının...
Amy: Yeter! Hadi <İsim>! Vakit tükeniyor olabilir Doktor Rascher, ama dünyanın sonu bile <Rütbe> <İsim> ile bizi durduramaz!

Daha sonra...
Amy: Pasifik Koyu yıkılıyor ve bunu durdurmaya vaktimiz yok <İsim>! Yapabileceğimiz bir şey olduğunu sanmıyorum!
Amy: Bu dünyanın sonuysa ve öleceksem, Russell'ın kullarında ölmek istiyorum. Lütfen <İsim>, hadi eve dönelim!
Amy: Doğru, buradan ayrılamayacağımızı biliyorum. Özür dilerim, sadece korkuyorum...
Amy: Haklısın, kazanmalarına izin veremeyiz! Pasifik Koyu ayakta olduğu sürece biz de ayakta olmalıyız. Hadi gidip şu işe bir son verelim artık!
Amy: Cinayet mahalline mi dönelim? İyi fikir, umarım çok geç kalmamışızdır!

İncele: Genel Merkez Girişi.
Amy: Bir şey bulabildin mi <İsim>? Bir şırınga demek! Kaybedecek bir dakikamız bile yok, hadi şu sarı maddeden bir örnek alalım!
Amy: Şu taş yığınında bir şeyler olduğunu düşünüyorsan arayalım! Kaybettiğimiz her saniye, Pasifik Koyu'nun bir kısmı yıkılmaya devam ediyor!

İncele: Şırınga.
Amy: Harika <İsim>, şırıngadan örneği göz açıp kapayıncaya kadar aldın!
Amy: Bu örnek bizi katile götürecek, öyle hissediyorum! Şehir tamamen yıkılmadan onu buluruz umarım!

Analiz et: Sarı Madde.
Amy: Yann, <İsim> ile cinayet mahallinde bulduğumuz şırıngadan alınan maddeyi analiz edebildin mi?
Yann Toussaint: Madde, zehirlenmeyi tedavi etmekte kullanılan amino asitlerden oluşan bir antikor karşımı.
Yann: Lafın kısası, bu bir akrep panzehiri!
Amy: Karen, akrep sokmasından öldüğüne göre panzehiri kullanmadığı ortada. Bence de <İsim>, şırıngayı katil kullanmış olmalı!
Amy: Yani katil de kendi cinayet silahı tarafından sokulmuş olmalı! Şu işe bak! Artık katil elimizde <İsim>!

İncele: Taş Yığını.
Amy: Pekala <İsim>, o taş yığınında ne buldun? Bir plastik parçası mı?
Amy: Evet, üzerinde kan var! Hadi bunu laboratuvara gönderelim, katili yakalamak için ihtiyacımız olan bulmacanın parçası bu olabilir!

Analiz et: Plastik Parçası.
Amy: Yann, sizin tarafta korkunç şeyler olduğunu biliyorum, ama <İsim> ile cinayet mahallinde bulduğumuz plastik parçasına göz atabildin mi?
Yann: Evet. Öncelikle üzerindeki kan, kurbana ait. Katil, Karen'ı öldürdüğünde bunu kaybetmiş olmalı.
Yann: Plastiğin içinde, özel dinleme cihazlarında bulunan küçük bir verici var. Hannah'dan yardım istedim ve o da bunun, bir kulaklığın parçası olduğunu doğruladı.
Amy: Yani katil bir kulaklık mı takıyor? Ama yine de senin gelişini duyamayacak <İsim>! Şimdi onu yakaladık işte!

Amy: Tebrikler <İsim>! Karen'ın katilini yakalamak için ihtiyacımız olan her şey elimizde... Ve umarım Pasifik Koyu'nun geri kalanını yok etmesini de önleyebileceğiz! Hadi gidelim!

Katili Tutukla.
Amy: Alden, bu işe bir son vermenin vakti geldi! Karen Knight'ı öldürmekten tutuklusun!
Amy: Kulaklığının bir parçasını, kedinin tüylerini ve akrepleri Karen'ın üzerine salarken senin de sokulduğunun kanıtını bulduk!
Alden Greene: Kendimi çok beceriksiz bir katil gibi hissettim <İsim>... Tek söyleyeceğim, Karen vizyon sahibi değildi! Madem geleceği öngöremiyordu, onu hiç görmese de olurdu!
Amy: Gelecek mi? Pasifik Koyu'nun yok edilmesinden mi bahsediyorsun?! Bize cevap vereceğine söz vermiştin Alden; neden bunu yapıyorsun?!
Alden: Size daha önce de söylediğim gibi, efendim, Pasifik Koyu'nu yok etmem karşılığında dünyanın en değerli hediyesini bana vaat etti.
Amy: Bahsettiğin bu "efendin" de kim? Bu çılgınlığın arkasında kim var? Konuş Alden!
Alden: Eh, peki. Zaten yakında öleceksi...
*BUM!*
Alden: Ben... Hayır...
Frank Knight: Göze göz Alden!
Amy: Frank?! HAYIR!!! Ne yaptın sen?!?!
Frank: <İsim>, yaşamak istiyorsan beni takip et!

Son 2

Alden Greene: Ben... Hayır...
Frank Knight: Göze göz Alden!
Amy Young: Frank, NE yaptın sen?! Sen... Sen Alden Greene'i öldürdün!
Amy: Bunu nasıl yaparsın?! İçinde hala iyilik olduğunu sanıyordum ama demek yanılmışım! Bu defa sakın kaçmaya çalışma yoksa... Yoksa seni vururum!
Frank: Dur biraz! <İsim>, anlatmama izin ver!
Amy: 30 saniyen var.
Frank: Bakın... Pasifik Koyu'nun yıkımını durdurmanıza yardım edebilirim! Alden'ın söyledğini duydunuz; tek başına değildi! Bu işin beyni hala serbest!
Amy: 20 saniyen kaldı Frank. Daha hızlı anlat!
Frank: Lütfen bana güven <İsim>! Şehri yok etmeye karar veren kişi kimse, Karen'ı öldürmesi için Alden'a emir veren de o! Onu bulmanıza yardım etmek istiyorum!
Amy: Sana güvenmemizi mi istiyorsun? İki kişiyi öldürdün Frank! Polis rozetimizin simgelediği her şeye ihanet ettin!
Frank: Pekala. Haklısın, güvenilmeyi hak etmiyorum. Ama en azından neden Karen'ın o plütonyumu çaldığını anlatmama izin verin. Sandığınız kadar kötü biri değildi!
Amy: <İsim> ile aynı fikirdeyim, laftan fazlasına ihtiyacımız var. Meteor Systems'in toplantı odasında Karen'ın gerçekleri hakkında daha fazla ipucu arayacağız, ama bu sırada sen hapiste olacaksın!
Amy: Sence sığınakta bu felaketi durdurmanın bir yolunu bulabilir miyiz <İsim>? Hadi gidip tekrar oraya göz atalım o zaman!

İncele: Toplantı Odası.
Amy: <İsim>, toplantı odasında bulduğun çantada Karen'ın adı var!
Amy: Hadi içine bir bakalım... Belki de Frank'in söylediği gibi Karen'ın düşündüğümüz kadar kötü birisi olmadığını kanıtlayacak bir şey vardır.

İncele: Karen'ın Çantası.
Amy: Karen'ın çantasında ne buldun <İsim>? Günlüğünü mü?
Amy: Bak, Frank ile Karen'ın kızlarından biriyle resmi var! Çok eskiden çektirmiş olmalılar, hepsi ne kadar genç görünüyor...
Amy: Aman Allah'ım haklısın! Bunca olayın arasında, Frank'in çocukları aklıma bile gelmedi! Neredeler ki?! Onları Çöl'e mi götürdüler acaba?
Amy: Şu an kaç yaşında olduklarını bile bilmiyorum... Bu resimdeki on üç yaşında falan olmalı. Frank, onlardan nadiren bahsederdi... Onun için zor bir konu olduğu belliydi.
Amy: Haklısın, Karen'ın sonraki sayfaya yazdıklarını öğrenmeliyiz. Frank'in bulmamızı istediği şey budur belki!

İncele: Silinmiş Günlük.
Amy: Karen günlüğüne ne yazmış peki? Diyor ki: "Seni geri getirmenin bir yolunu bulacağım." Kimi geri getirecekmiş?
Amy: Bu, kızlarının resmiyle ilgili bir şey olabilir mi <İsim>?
Amy: Haklısın, gidip Frank'in açısından da hikayeyi öğrenmenin vakti geldi. Gidip onunla konuşalım!

-Sığınağın hücresinde...-
Amy: Frank, <İsim> ile Karen'ın günlüğünü bulduk ve kızının resmi de vardı. Bu mesajın anlamı ne?
Frank: Pekala. Bu... Bu çok acı verici <İsim>, o yüzden beni mazur görün.
Frank: Bunu daha önce kimseye anlatmadım ama... Büyük kızımız Laura, dokuz yaşındayken öldü. Ona araba çarptı... Ve onun acısı ailemizi böldü.
Frank: Ben içmeye başladım, Karen da küçük kızımız Daisy'yi alarak beni terk etti.
Frank: Sonraki yıllar, benim için çok karanlık zamanlardı ama bir gün tekrar gerçek bir aile olma umudumu asla yitirmedim.
Frank: Ama bir kaç ay önce... Daisy komaya girdi. Doktorlar nadir bir menenjit türünden kaynaklandığını... Ve bir daha uyanamayacağını söyledi!
Amy: Frank, bu çok acı!... Neden bize bundan bahsetmedin?!
Frank: Kimse bir şey yapamazdı ve bundan bahsetmek benim için çok zordu. Ama bu sefer Karen ile birbirimize daha çok yaklaştık. Daisy bizim her şeyimizdi!
Frank: Bana planından bahsetti. Meteor Systems'in, Tesla adında birinin araştırmasını keşfettiğini, Tesla'nın, bilincini bilgisayara yüklemeyi başardığını söyledi.
Frank: Başta aklını kaçırdığını sanmıştım ama bunun mümkün olduğunun kanıtını gösterdi... Bende bunun, küçük kızımızı kurtarmanın bir yolu olacağını düşündüm!
Amy: Yani sen... Kızının bilincini bir Süper Bilgisayar'a mı yüklemek istedin?!
Frank: Plan buydu. Louis De Rico'ya soygunda yardım etmemin, plütonyumu çalmamın sebebi buydu! Karen, süper bilgisayara güç sağlamak için ona ihtiyacımız olduğunu söylemişti!
Amy: Ama plütonyumu Alden'a verdi! Hikayen gerçeklerle örtüşmüyor Frank!
Frank: Alden ona şans verdi mi sanıyorsun?! Karen, şehrin yıkılmasını planladıklarını fark ettiğinde bunu durdurmaya çalıştı, hem de kızımızı kaybetmek pahasına!
Frank: <İsim>, seni kaçırmasının tek sebebi, seni genel merkezin içine sokabilmekti! Hücrenden kaçmanın bir yolunu bulacağını biliyordu!
Amy: Ben... Frank, bunca şeyi bir anda anlamaya çalışmak zor. Sana inanmak istiyorum ama...
Frank: Anlıyorum, bana ne olursa olsun artık bir önemi yok. Zaten her şeyimi kaybettim.
Frank: Ama <İsim>, Pasifik Koyu'nu yok olmaktan kurtarmak için yardım edebileceğim bir şey varsa lütfen söyle! Elimden geleni yaparım!

İncele: Sığınak.
Amy: Ne buldun <İsim>? Bir tablet mi? Ah, kilitli.
Amy: Rekor sürede kilidi açman gerek <İsim>. Pasifik Koyu'nun geleceği buna bağlı olabilir!

İncele: Kilitli Tablet.
Amy: Harika işti <İsim>! Tableti göz açıp kapayıncaya kadar açtın!
Amy: Bu... Bu bir beyin mi?! Bence de bu tableti Hannah'ya göndermeliyiz!

Analiz et: Dijital Beyin.
Amy: Hannah, <İsim> ile sığınakta bulduğumuz tablete baktın mı?
Hannah Choi: Bakabildiğim için şanslısınız! İşler iyice kötüye gidiyor ve burada daha ne kadar kalabileceğimizi bilmiyorum!
Hannah: Ama o tablet... ve ondaki beyin? Bu, Süper Bilgisayar'daki Tesla'nın beyni! Düşüncelerinin sayısal bir temsili diyebiliriz.
Hannah: Ve gösterdiğini düşündüğüm şey... İyi değil. Hemde hiç iyi değil!
Amy: Biraz daha açıklayıcı olabilir misin Hannah? Vaktimiz kısa!
Hannah: Aslına bakarsanız o kadar gelişmiş ki tam olarak anlayabildiğimden emin değilim! Ama Rascher size yardım edebilecektir!
Hannah: Gidip Rascher'a bu tableti sor <İsim>. Ama dikkatli ol! Tahminlerim doğruysa Tesla çok tehlikeli olabilir!

Dr. Rascher'a Süper Bilgisayar'ın becerilerini sor.
Amy: Dr. Rascher, bize yardım etmen gerek! <Rütbe> <İsim> ile Tesla'nın bilgisayarlaştırılmış beyninin haritasını bulduk ama anlayamadık!
Dr. Rascher: Tabii anlayamazsınız. Tesla, en başından beri Süper Bilgisayarı, kendisi dışında kimsenin dokunamayacağı şekilde yaptı!
Amy: Buna rağmen Alden ile Karen kontrolünü ele geçirmeyi başarmış. Tesla bu kadarını bize söyledi!
Rascher: Hahaha, Alden, Tesla'ya hiçbir emir vermedi! Alden'a emir veren Tesla'ydı! Hepimize emir veren oydu!
Amy: Ben... Anlamıyorum... Tesla, bize Meteor Systems'in onu esir aldığını söylemişti!
Rascher: Ah, saf kızım, Tesla, Meteor Systems'in TA KENDİSİ! Etrafındaki dünyayı fiziksel olarak yönetebilmek için şirketi o kurdu!
Amy: Ama... Ama bu, tüm bunların ardında Tesla'nın olduğu anlamına gelir! Pasifik Koyu'nu yok eden o demek! Bunca zaman bizi oyuna getirmiş!
Amy: Buraya kadarmış! Onu durduracağız <İsim>! Bunun bir yolunu bulacağız!
Rascher: Ölümüne gidiyorsun <Rütbe> <İsim>! Ama seni takdir ediyorum. Sana son yemeğini sunmama izin ver.

Kısa bir süre sonra...
Frank: Ne buldun <İsim>? Bu işin ardında kimin olduğunu biliyor musun?
Amy: Pekala... Tesla, emirleri alan değil verenmiş! Bizi kandırmış yani!
Frank: O zaman Tesla'yla yüzleşip Pasifik Koyu'nu yok etmesini engelleyelim <İsim>! Üçümüz, hep beraber!

Süper Bilgisayar'la yüzleş.
Amy: Tesla, bizi kandırdığına inanamıyorum! Efendin hiç olmadı! Kimse sana emir vermiyordu! Pasifik Koyu'nun yok edilmesinin tek sorumlusu sensin!
Bilgisayar Arayüzü: Tabii ki de öyle! Pasifik Koyu, BENİM! Bu şehri yaratan da benim, yıkacak olan da!
Bilgisayar Arayüzü: Bu şehir, ilk günden beri benim deneyimdi. Geliştikçe, yeni halinden memnun olmamaya başlasam da plütonyuma ulaşana kadar bir şey yapmam mümkün değildi.
Bilgisayar Arayüzü: Planım, sonunda bir sanal gerçeklik yaratmaktı. İnsanların isteklerini ve dürtülerini yönetebileceğim, suçun var olmamasını sağlayacağım bir yer!
Bilgisayar Arayüzü: Bakın, amacım Pasifik Koyu'ndaki herkesi öldürmek değil. Tabii bana katılmayı reddedenler, bana saldırmaya çalışanlar ölmek zorunda kalacak.
Bilgisayar Arayüzü: Ama diğerleri, vizyonumu anlayan ve bana sadık kalanlar yani... Bilinçlerini Süper Bilgisayara yükleyerek kusursuz bir dünyada hayatlarına devam edecekler!
Amy: Yani sen... Tüm şehri dijitalleştirmeye mi çalışıyorsun?! Delirmişsin sen!
Bilgisayar Arayüzü: Önce şehir. Sonra da... Tüm dünya! Bunu bir düşünsene <Rütbe> <İsim>! Artık savaş yok, acı yok! Benim yönettiğim, kusursuz bir dünya!
Bilgisayar Arayüzü: Ama böyle bir proje için sınırsız enerji gerekli. Böyle bir dünyayı yaratıp sürdürebilmek için bitmeyen bir güç kaynağına ihtiyacım olacak. Bu nedenle plütonyuma ihtiyacım vardı!
Bilgisayar Arayüzü: Neyse ki Karen'ı yönlendirmek kolaydı. Evet, deneylerimin kızına yardımcı olacağını düşünmesini ben sağladım. Onun için her şeyi yapacağını biliyordum.
Frank: Karen'ın öldürülmesine sen mi sebep oldun?!
Frank: Seni durdurmaya geliyorum Tesla! Bu iş burada BİTECEK!!!
Bilgisayar Arayüzü: Hahaha, seni bekliyor olacağım!
Amy: Frank, hayır! Geri dön!
Bilgisayar Arayüzü: Bırakın onu. O haklı, bu iş burada bitecek... Tabii onun için. Cenazesi için şu parayı al <Rütbe> <İsim>. Beni hiç biriniz durduramayacaksınız!
(Bilgisayar Arayüzü ile konuştuktan sonra)
Amy: <İsim>, Frank kendini öldürtmeden onu bulmamız gerek! Çok kötü şeyler yapmış olabilir... Ama yine de o bizim Frank!
Amy: Tesla'yı durdurmak için tam olarak nereye gideceğini biliyor gibiydi... Tesla'nın zihninin saklı olduğu Süper Bilgisayarın yerini biliyor mu sence?
Amy: İyi fikir, hadi dışarıda izini arayalım! Bir saniye bile kaybedemeyiz, gidelim!

İncele: Gizli Genel Merkez.
Amy: Pekala <İsim>, ne buldun? Yırtık kağıt parçaları mı? Hadi hemen bunları birleştirelim!

İncele: Yırtık Parçalar.
Amy: Bravo <İsim>, bu haritayı sadece bir kaç saniyede birleştirmeyi başardın.
Amy: Çöl haritasına benziyor ve üzerinde "Tesla" yazan bir kırmızı çarpı işareti var.
Amy: Süper Bilgisayar'ın bulunduğu yer burası olmalı! O zaman Frank'in oraya gitmiş olması gerek!
Amy: Peki doğru yeri nasıl bulacağız?! Bu haritayla bile, çölde her yer aynı görünüyor!
Amy: Sence Ajan Z bize yardım edebilir mi? Ona güvenebileceğimizden şüpheliyim ama haklısın, başka şansımız yok. Gidip onunla konuşalım!

Ajan Z'den haritayı okumana yardım etmesini iste.
Amy: Ajan Z, bütün bu olayların arkasındaki kişinin bizzat Tesla olduğunu öğrendik!
Ajan Z: Gerçekten mi? Tesla kötü biri değildi... Ama güç onu delirtti sanırım.
Amy: Süper Bilgisayarın nerede olduğunu gösteren bu haritayı bulduk, ama şifresini çözmekte yardıma ihtiyacımız var.
Ajan Z: Tebrikler <Rütbe> <İsim>! Bir bakayım...
Ajan Z: Hımm, bu haritanın gösterdiği yer, buraya yakın bir tepe. Doğuya doğru giderseniz yarım saatte orada olursunuz.
Ajan Z: <İsim>, Tesla'nın Pasifik Koyu'nu yok etme planını durdurmaya yardımcı olduğun için GIA olarak teşekkür ederiz. Lütfen bunları kabul et. Ve Tesla'nın söyleyeceği hiçbir şeye inanma!

Bir süre sonra...
Amy: <İsim>, Frank giderken gözlerindeki bakışı unutamıyorum... Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adam gibi görünüyordu...
Amy: Umarım tehlikeli bir şey yapmadan ona ulaşırız. Tesla'nın üstesinden gelmek kolay olmayac...
Amy: .....
Amy: <İsim>, bu... Silah sesi miydi?! Aman Allah'ım, hemen Frank'i bulmalıyız... HEMEN!

Also on Fandom

Random Wiki