Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ölüm İşareti/Diyaloglar

< Ölüm İşareti

1.264pages on
this wiki
Add New Page
Comments10 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Ölümişareti.png


David Jones: Seni bilmem <İsim>, ama ben şu plajda bulduğumuz rorschach testini halen aklımdan çıkartamıyorum. Yani, üç farklı cinayet mahalli ve üçünde de aynı mürekkep testi mi? Sence ihtimaller ne?
Jones: Gerçi her ne kadar cinayetler arasında belirgin bir bağlantı olmasa da, Alex sağolsun bize bu testlerin bir seri katilin imzası olduğunu gösterdi. Peki sen bu konuda ne düşünüyorsun, <İsim>?
Ramirez: <İsim>! Allah'a şükür buradasın! Amir derhal seni görmek istiyor! Haberleri aldın mı?
Jones: Ramirez? Sende mi şu seri katil teorisini duydun? Kim anlattı sana bunu?
Ramirez: Seri katil mi? Hayır! Ya da, olabilir, Mikhail Levin'i hatırladın mı?
Jones: Hatırlamam mı, hani şu ödipal kompleksi olan rus katil. Bana <İsim>'in daha çaylak olduğu günler hatırlattı. Eee, ne olmuş ona?
Ramirez: Daha yeni hapisten kaçmış, ve iz bırakmadan da ortadan kaybolmuş! Amir'de seni bu yüzden derhal görmek istiyor!
(Amir'in ofisinde)
Samuel King: Ah, <İsim>, sanırım kötü haberleri aldın.
Jones: Kötü mü?! Bu bir FACİA! Mikhail hapisten kaçmayı başarmış... ya o manyak bir de peşimize düşerse?!
King: Endişelendiğim kişi sen değilsin, Jones! Ben öğrencilerin güvenliği açısından endişeleniyorum! İstihbarata göre Mikhail, en son Üniversite kampüsünde görülmüş ve--
Jones: Kampüs mü? Bak bu tuhaf işte. O kazma ne halt yemeye oraya gider ki? Katil diploması almak için falan mı?
King: Esprinin sırası değil, Jones! Daha kötü haberlerim bitmedi: Tyler Wright isimli bir öğrenci üniversite Dekanının ofisinde ölü bulundu!
Jones: Mikhail yine mi adam öldürmüş?! Tabii, KENDİ babasını gözünü bile kırpmadan öldüren birisinin rastgele bir öğrenciyi öldürebilecek olmasına şaşmamalı...
King: Belki bütün ihtimaller Mikhail'i işaret ediyor olabilir, ama bizim gibiler görüneni olduğu gibi kabul etmezler. Emin olmanın tek yolu Mikhail'i yakalayıp cinayeti çözmek!
Jones: Anlaşıldı Amirim, bu işin peşindeyiz! <İsim>, cinayet mahallini yoklamaya hazır mısın?

1. Bölüm

İncele: Dekanın Ofisi
Jones: Kurbanın kaç kez bıçaklandığına dair iddiaya girer misin, <İsim>? Eminim Nathan'ın yaraları sayması saatlerini alacak.
Jones: Yani, kurbanımızın öldürülme şekli aynı Mikhail'in şaheseri gibi... Peki ya şu kurbanın alnındaki "ALÇAK" yazısına ne demeli?
Jones: Haklısın: Dekan ile şu anda konuşamayız. Şimdi kampüsteki herkes panik düğmesine basmıştır. Önündeki tabak epey bir dolu olmalı.
Jones: Şimdi Mikhail'in kaçışı ile ilgili üniversitenin güvenlik şefini uyarmalıyız. Cesedi rapor ederken ismini Bryan Vigman diye kaydetmişti.
Jones: Peki şu kağıt parçaları da ne? Kendim birleştirmek isterdim ama sabaha kadar sürerdi her halde! En iyisi işi ustasına bırakmak.

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Kurban keskin bir cisim ile, büyük ihtimalle bir bıçak ile tam 36 tane darbe almış.
Nathan: Baştan savma tarza bakarsak, Mikhail'in önceki cinayetini andırıyor, orası kesin...
Nathan: Ama alnındaki bu mesaj durumu garipleştiriyor. Belkide yaptığı şeye bir anlam katmaya çalışıyordu, bu yeni tarzın bir açıklaması olabilir.
Nathan: Grace'e mürekkebi incelettim ve o da tamamen organik, zehirli olmayan ksilen izleri buldu. Yalnızca TEK bir marka, bu ilginç maddeyi içeren fosforlu kalemler üretiyor: "EVERMARK".
Jones: EVERMARK mı? Hani şu reklamında tek boynuzlu kedilerin "Hiiiç solmaaz kiiii!" diye şarkı söyledikleri fosforlu kalem markası mı? O reklamı yüz kere izlesem bıkmam vallaha!
Nathan: Sana inanamıyorum Jones... Sana biraz önce katilin fosforlu kalem kullandığını söyledim, ama senin tek yaptığın şey aptal bir reklamdan bahsetmek.

Bryan Vigman ile cinayet hakkında konuş.
Bryan: Güvenlik şefi Bryan Vigman, emirlerinizi bekliyorum <Rütbe> <İsim>!
Bryan: Rutin olarak Dekan'ın ofisini kontrol ediyordum, cesedi de o sırada buldum. Tanrım, o neydi öyle! Hemen 911'i aradım.
Bryan: Aradıktan sonra da hemen dışarı çıkma yasağı koydum. Şu sıralar kampüste bu kadar çok cinayet işleniyorken, yapabileceğim tek şey bu.
Jones: Doğru olanı yapmışsın. Ayrıca seni kaçak bir hükümlü olan Mikhail Levin hakkında da uyarmamız gerek. Kampüste saklandığına inanmamız için yeterince nedenimiz var.
Bryan: Siz merak etmeyin, şu Mikhail denen herifi araştırdım ve kampüsün her yerine eşkalini asıp öğrencileri de uyardım. Size söylüyorum, ben burada oldukça o pislik fazla ortalıklarda dolanamayacak!
Bryan: Şimdi müsade ederseniz eğer, kampüs çimlerinde devriyeye çıkıp dışarıya çıkma yasağınının doğru bir şekilde uygulandığından emin olmam lazım. Bana ihtiyacın olursa buralardayım <Rütbe> <İsim>!
(Bryan ile konuştuktan sonra)
Jones: Vay be, şu Vigman harbiden de kontrolü ele almış. Güvenliğin tavan yaptığına karşı çıktığımı da söyleyemem.
Jones: Kampüs çimlerinde devriye gezeceğini söylemişti. Ne dersin <İsim>, bizde bir göz atalım mı?
Jones: Sonuçta kampüs çimleri bütün üniversiteyi birbirine bağlayan nokta, yani katil illaki oradan geçmiştir!

İncele: Kampüs Çimleri.
Jones: Şuna bak <İsim>: üniversite gazetesinin bugün baskısını buldun!
Jones: Nasıl ya... Tyler Wright'ın ölümü HEMEN ilk sayfa haberi olmuş! Ama nasıl olursa bu kadar çabuk basılabilir?!
Jones: Tüh, nem yazarın ismini silmiş. Ama eğer yazarın ismini açığa çıkartabilirsen, bu olayı bu kadar çabuk yazanın kim olduğunu öğrenebiliriz!
Jones: Ve katilin kaçarken kampüs çimlerinden geçmiş olması konusunda haklıymışsın, <İsim>: Şu havluya baksana, kanla kaplanmış!
Jones: Sanırsam bende kan banyosu yaptıktan sonra iyi bir havluya ihtiyaç duyardım. Yakından incelesek nasıl olur? Belki katil bize bir hoşçakal hediyesi falan bırakmıştır?

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Jones: Harikaydın <İsim>! Sadece senin gibi bir usta bu kağıt parçalarını bir araya getirebilirdi! Anlaşılan bu parçalar bir pembe nota aitmiş...
Jones: Ve üezrinde de Tyler Wright'ın ismi yazıyor! Bu da demek oluyor ki kurbanımız Dekan'ın ofisine çağırılmış... tabii geri çıkamamış.
Jones: Bakalım üzerinde ne yazıyor: "Tyler Wright, DERHAL ofisime gel. Bu sefer çizgiyi fazlasıyla aştın. Davranışların yüzünden ağır bir ceza alacaksın!"
Jones: Höst, demek Tyler asla yapmaması gereken bir şey yapmış. Ama bu Dekandan bu kadar sert bir mektup almasına neden olacak kadar kötü bir şey miydi yahu?
Jones: Meşgul olsun olmasın, hanımefendinin bize açıklaması gereken bazı şeyler var! Belki kendisi bize Tyler Wright'ın neden ofisinde ölümle cezalandırıldığını açıklayabilir!

İncele: Gazete Manşeti.
Jones: Başardın <İsim>! Şu solmuş okul gazetesini yeniden belirginleştirdin! Artık Tyler Wright cinayetini bu kadar çabuk basanın kim olduğunu biliyoruz!
Jones: "Yazı İşleri Müdürü Stuart O'Neil manşetidir". Kendisi yeni yetişen medya patronlarından heralde.
Jones: İyi fikir <İsim>, hadi gidip onunla konuşalım! Nasıl cinayetten herkesten önce haberi olduğunu merak ediyorum doğrusu!

İncele: Kanlı Havlu.
Jones: Pekala <İsim>, havluda kurbanın kanından başka ne buldun? "Tırnak" mı dedin?
Jones: Tamam, bu oldukça mide bulandırıcı. Hadi bunu laboratuvara gönderelim ve Grace'in bir şeyler bulması için dua edelim.

Analiz et: Tırnaklar.
Grace: İçgüdülerin her zamanki gibi mükemmel <İsim>! Kampüs çimlerinde bulduğun havlu, kurbanın kanıyla kaplı!
Grace: Havludan topladığın tırnaklara gelince, çok basit bir kısmi DNA karşılaştırması yaptığımda tırnakların Tyler Wright'a ait olmadığını buldum.
Grace: İşe yarar mı, yaramaz mı bilmiyorum ama havluyu kim bırakmışsa eğer, tırnaklarını tırnak makası yerine dişleri ile kıtır kıtır koparmış.
Jones: Haklısın <İsim>! Tırnak parçaları Tyler'a ait değilse ve kanlı havlunun üzerinde yer alıyorsa, demek oluyor ki katil tırnaklarını yiyor! Iyy, iğrenç biri için iğrenç bir alışkanlık!

Dekana kurbanı neden cezalandırdığını sor.
Donna: Merhabalar <Rütbe> <İsim>, seninle önceden görüşemediğim için kusura bakma, ama cinayetten sonra öğrencilerin aileleri hali ilen merak içerisindeler.
Jones: Aklıma gelmişken, Tyler Wright'ı ofinize çağırmışsınız ve, yazılanlara bakılacak olursa eğer, ona normalden daha fazla kızmışsınız.
Donna: Size şunu belirteyim ki, bütün hocalar Tyler'dan nefret ederlerdi. Görüyorsunuz, ailesi onun varisi olduğu oldukça başarılı bir şirket yürütüyorlar...
Donna: Tyler geleceğini falan düşünmezdi, ve bu yüzden de eğitimine zerre önem vermezdi. Tek yaptığı şey başkalarının hayatlarını cehenneme çevirmekti.
Jones: Umarım farkındasınızdır, Tyler'ı ofisinizde ölü bulduk ve ondan nefret ettiğinizi açıkça itiraf ettiniz --
Donna: Hayır, yanlış anladınız! Tyler her ne kadar hayatını hileyle hurdayla geçirmeye çalışan haytanın teki olsa da, bu ölmeyi hak ettiği anlamına gelmez!
(Donna ile konuştuktan sonra)
Jones: Uyy, bu bayağı bir ağırdı <İsim>! Dekan'ın Tyler hakkında konuşurken nasıl küplere bindiğini gördün mü?
Jones: Haklısın tabi, hemen yargısız infaz yapmayalım... He, kim arıyor ki?
Jones: Alo?
King: Amir King konuşuyor. Soruşturma nasıl gidiyor? Mikhail'i yakaladınız mı?
Jones: Henüz değil ama, <İsim> üniversitenin altını üstüne getiriyor, Amirim.
King: Acele edin o zaman! Mikhail'in üniversitede kol gezdiği her saniye, binlerde gencin tehlikede olduğu anlamına gelir!
King: Öğrencilerin hayatlarından endişe duymamaları gerekir... Tabii esas ailelerinin ne kadar korktuklarını tahmin bile edemiyorum.
Jones: Endişelenmeyin, Amirim: öğrencilerin güvenliği bir numaralı vazifemiz! Tabii <İsim>'in ne kadar yeterli olduğunu göz önünde bulundurursak, vakanın kısa bir sürede çözülecektir!
Jones: Off <İsim>, Amiri daha önce hiç böyle üzgün görmemiştim.... Dur bir dakika, ne zaman kampüste bir cinayet yaşansa genelde hep panik içerisinde olur.
Jones: Haklısın, Amir ve öğrenciler için, vakanın sonuna kadar gitmeliyiz!

Stuart ile cinayet makalesi hakkında konuş.
Jones: Bay O'Neil, günümüzde gazeteciliğin çabukluğa dayandığını biliyoruz ama Tyler Wright cinayetini bu kadar hızlı yazmış olmanıza inanamadık doğrusu!
Stuart: Çünkü çabuk düşünemiyorsunuz da ondan! Eğer haberleri herkesten önce insanlara yetiştirmeyecek ise, okul gazetesini ne işe yarar?
Jones: Biz daha çok senin gibi habere aç bir öğrencinin gazetesini daha çalkantılı hale getirmek için cinayet işleyip işlemeyeceğini düşünüyorduk ama!
Stuart: Yine yavaş düşünüyorsunuz, sayın memurlar. Benim tahminim kesinlikle Mikhail Levin'den yana: bakışları tam bir soğukkanlı katil bakışı ve --
Jones: Bir saniye, yoksa Mikhail'i kampüste gördün mü?! Nerede?!
Stuart: HER YERDE! Vigman Mikhail'in eşkalini kampüsün her köşesine astı ya.
(Stuart ile konuştuktan sonra)
Jones: Tam bir kendini beğenmiş ukala dümbeleği! Bir insan bu kadar öz güvenle ne kadar yaşar ki?!
Jones: Bir gözümüz onda olsun <İsim>. Grimsborough Polisini alt edebileceğini sanan tiplerden hiç haz etmem!

Daha sonra karakolda...
Jones: Hah, bu vaka bildiğin kocaman bir yapboz resmen! Hadi elimizdeki parçalara bakalım, <İsim>: Ortalıkta dolaşan dengesiz bir katil, sümüklü bir yazar bozuntusu...
Jones: ...aşırı hevesli bir güvenlik görevlisi ve bariz öfke sorunları olan bir Dekan.
Jones: Elimizdekilere bakacak olursak eğer, benim gönlüm katil piyangosunun Mikhail'e vurmasından yana. Herifi hala bulamadık ve bu cinayet şeklini bir kilometre öteden--
Donna: <Rütbe> <İsim>, Allah'a şükür buradasın! Kafayı mı yiyorum bilmiyorum ama, sanırsam kampüste kaçak mahkuma çok benzeyen birisini gördüm!
Jones: Neyy...?!

2. Bölüm


Donna: <Rütbe> <İsim>, Allah'a şükür buradasın! Sanırsam kampüste şu aradığınız kaçak mahkuma çok benzeyen birisini gördüm!
Jones: Mikhail Levin mi?! Emin misiniz?!
Donna: Belki kafayı yiyorum ama o olduğundan eminim! Onu öğrenci yurduna girerken gördüm. Tabii doğal olarak aranıyor posterindeki halinden farklı görünüyordu ama...
Jones: Önemli değil, <Rütbe> <İsim>'e şahsın eşkalini tarif edebilir misiniz? Bu sayede veri tabanından şahsın gerçektende Mikhail olup olmadığını onaylayabiliriz.
Donna: Hmm, bir düşüneyim... Beyaz tenliydi ve mavi bir şapka takıyordu. Ayrıca soğuk mavi gözleri ve ince bir çenesi vardı.
Amirin Ofisinde
Jones: Amirim, haberler taze: Dekan sağ olsun, sayesinde Mikhail'in kampüste olduğundan emin gibiyiz!
King: Gibiyiz mi?! Vakit geçiyor ve siz hala Tyler Wright'ın katilini yakalayamadınız! Ya bir öğrenci daha ölürse?
King: Sizi uyarıyorum, ya şu katili bir an önce yakalarsınız, ya da Başkandan üniversiteyi bugünden itibaren kapatmasını isteyeceğim!
Jones: Eee... tabii, Amirim.
King: Belki biraz abarttım... ve sanırsam size bir açıklama borçluyum.
King: <İsim>, kendi öz torunum Grimsborough Üniversitesinde okuyor... Ve üniversite içerisinde bir katil dolaştığını bildiğim her saniye içerisinde, onun güvenliğinden endişe ediyorum.
Jones: Aaaa, niye daha önce söylemediniz ki?
King: Jones, sana özel hayatımdan ufak bir şey söyledim diye HER ŞEYİMİ seninle paylaşacak değilim!
Jones: Eehh... tabii, anlaşıldı Amirim. Sanırsam <İsim> ve ben Dekanın bize verdiği şu Mikhail tarifine bir baksak iyi olur.
King: Güzel. Bir ara da şu üniversitenin spor salonuna bir bakın derim. Torunum kurbanınız Tyler'ı sürekli orada gördüğünü söylemişti... artık ne halt yiyordu ise.

İncele: Şüpheli Eşkali.
Jones: Dekanın bize verdiği tarif Mikhail'in profili ile eşleşti. İşte bu <İsim>, artık o zibidiyi yakalayabiliriz!
Jones: Dekan dediğine göre Mikhail'i bir öğrenci yurduna girerken görmüş. Destek çağırmak için vaktimiz yok, bu işte tek başımızayız.
Jones: Asrın tutuklamasını yapmaya hazır mısın, <İsim>?
(Öğrenci yurdunda)
Jones: Grimsborough Emniyeti! Olduğun yerde kal ve ellerini görebileceğimiz bir yere koy, Mikhail!
Mikhail: Vayy, yine mi sen <İsim>?! Odama öyle bodoslama dalabileceğini mi sanıyorsun?
Jones: Dalga mı geçiyorsun lan benimle?! Hapisten kaçtın ve Tyler Wright cinayetinde bir numaralı şüphelisin! Tabii ki dalarız!
Mikhail: Bak baboş, ne zırvalıyorsun bilmiyorum. Neden beni rahat bırakmıyorsunuz? Burada topluma uyum sağlamama mani oluyorsunuz resmen!
Jones: Kes sesini, Mikhail! Onun yerine Grimsborough Ceza Evine uyum sağlamaya ne dersin? Uygun kaçar mı?!

Mikhail'i cinayet hakkında sorgula.
Jones: Mapus damını özlemiş misin, Mikhail? <Rütbe> <İsim>'e bir zahmet bir öğrenciyi öldürüp sonra kampüste kalmanın nasıl bir salaklık olduğunu anlatır mısın?
Mikhail: Her şeyi yanlış anlamışsın, domuz herif. Tyler'ı ben öldürmedim bir kere, o benim arkadaşımdı! Başlarda ona toz satıyordum, ama daha sonra birlikte bir kaç tane pis işe bulaştık.
Jones: Hadi ama, bırak maytap geçmeyi. Harbiden bir imparatorluk varisinin senin gibi k*çı b*klu bir üçkağıtçı ile arkadaş olduğuna inanmamızı beklemiyorsun, değil mi?
Mikhail: Siz bu zengin piçlerini bilmezsiniz tabii. Her zaman itlik peşinde koşarlar... Ama Tyler o kadar parayı hak etmiyordu: O parayı sapına kadar harcamaya bile korkuyordu.
Jones: Onu bu yüzden mi öldürdün yani? Sırf kendi babanı alçak olduğu için öldürdüğün gibi mi?
Mikhail: Biliyor musunuz? Ben diyeceğimi dedim. Neden gidipte her zamanki yaptığınız gibi şu vıttırıvızzık polis işlerinizle uğraşmıyorsunuz?
(Mikhail ile konuştuktan sonra)
Jones: Mikhail halen şüpheli listemizin tepesinde olabilir, ama bariz bir şekilde delillerimiz eksik.
Jones: Herifin Tyler ile harbiden de arkadaş olduğuna inanması zor geliyor belki ama, Tyler sanırsam zaten baş belasının tekiymiş.
Jones: Haklısın <İsim>, Dekanın ofisini bir daha aramamız lazım. Orada gözümüzden bir şeyler kaçmış olabilir ve zaman şu anda bizim için bulunmaz Hint kumaşı!
Stuart: <Rütbe> <İsim>! Sonunda katili yakaladınız, bu çok büyük bir haber! Röportaj yapabilir miyiz?

İncele: Dekanın Masası.
Jones: Eee, şu kağıt yığını <İsim>... harbiden orada bir şey bulabileceğini mi düşünüyorsun?
Jones: Hmm, içimden bir ses yine haksız çıkacağım yönünde, yanlış mıyım?

İncele: Antrenman Salonu.
Jones: Vay anasını, bu telefon bildiğin parça-pinçik olmuş! Bu sefer de bundan bir şeyler çıkartabileceğini düşünüyor musun <İsim>?
Jones: Ez azından dizüstü sağlam görünüyor. Tabii ki de kilitli. Sanal çilingirlik yeteneklerini göstermeye hazır mısın, <İsim>?

Stuart'a röportaj ver.
Stuart: Çok heyecanlıyım <Rütbe> <İsim>! Kaçak bir katili yakaladın ve bunu ilk yazacak olan gazeteci de benim!
Stuart: Vay be, işte bu! Bu hikaye benim tek gidişlik şan ve şöhret biletim! Sonunda yıl sonu balosunda parlayacağım!
Jones: Biliyor musun? Bizimde elimizde senin için tek kişilik bir kampüs bileti var. Sence de harika değil mi?
Stuart: Hey, bir saniye: Bu benim kariyerimin röportajı olacaktı!... Kaydı kapatın, gerçekten Tyler'ı Mikhail mi öldürdü?
Jones: Bu gizli bir bilgi, Stuart.
Stuart: Bunu bir "belki" olarak kabul ediyorum. Peki katil halen ortalıklarda ise, herhangi bir delil üzerinde ilerliyor musunuz?
Jones: Stuart, şu sorularına bir dur demezsen eğer, bak yemin ediyorum seni içeriye tıktırırım!
(Stuart ile konuştuktan sonra)
Jones: Stuart harbiden de şöhretle kafayı bozmuş, ve Tyler cinayetini normalden fazla hızlı bastırdığını da biliyoruz...
Jones: Ya bize bu kadar soru sormasının sebebi katil aslında kendisi olduğu içinse ve bu yüzden de soruşturmanın neresinde olduğumuzu öğrenmek istiyorsa?
Jones: Doğru dedin <İsim>, bizimle konuşurken tırnaklarını yiyordu. Bunu profiline ekleyelim hemen.

İncele: Kağıt Yığını.
Jones: O kağıt yığınının arasından bunu pat diye görmüş olabildiğine inanamıyorum <İsim>. Şu mektup açacağına baksana: Kanla kaplanmış!
Jones: Kanla kaplanmış, cinayet mahallinde buldun ve kurbandaki yaralara uyuyor...
Jones: ...<İsim>, aradığımız cinayet silahını buldun!
Jones: Hadi adli çantamızı çıkartıp şuna yakından bir bakalım: Belki katil bize bir hediye bırakacak kadar naziktir.

İncele: Mektup Açacağı.
Jones: Demek kağıtların arasına saklanmış mektup açacağının üzerinde sadece kan yokmuş <İsim>. Ne ki bu?
Jones: Bu siyah madde gözüme ilk bakışta bir ayakkabı boyası veya yağ gibi geliyor ama...
Jones: Haklısın, bunu cinayet silahının üzerinde bulduğumuza göre, doğruca Grace'e gönderip emin olmamız lazım.

Analiz et: Siyah Madde.
Grace: Merhaba <İsim>, Mikhail'i yakaladığın için tebrikler. Görünüşe bakılırsa Amirin omuzlarından büyük bir yük kalktı.
Jones: Teşekkürler Grace, ama katil hala ortalıkta serbestçe dolaşıyor. <İsim>, mektup açacağının üzerinde siyah bir madde bulmuştu. Ne olduğunu öğrenebildin mi?
Grace: O siyah madde bisiklet zinciri yağıymış. Görünen o ki katil, bıçağı aldığında elinde bu yağdan varmış.
Jones: Katilin elleri bu maddeye bulanmışsa, belli ki katil bisiklete biniyor! Yardımların için teşekkürler, Grace!

İncele: Kilitli Dizüstü.
Jones: Harikasın <İsim>! Şu kilitli dizüstünü açmayı başardın... hemde paşalar gibi!
Jones: Bu dizüstünün tek başına spor salonunda ne işi vardı bilmiyorum ama, masaüstündeki kıytırık resme bakacak olursak sahibi kesinlikle bir erkek.
Jones: Hadi bunu doğruca laboratuvara postalayalım. Eğer bu dizüstünün sakladığı bir şey varsa, Alex eminim ki ne olduğunu bulacaktır!

Analiz et: Dizüstü.
Alex: Üniversitenin spor salonunda bulduğun dizüstü bilgisayarı kurbana ait çıktı!
Alex: Olağandışı bir şey bulamadım derken Tyler'ın Friendnet profiline baktım. Son durum güncelleme mesajı biraz garip geldi.
Alex: Şöyle diyor: "Yakında öleceğim, çünkü ben insanları aldatan bir alçağım..."
Jones: Bir saniye, bunu Tyler'mı yazmış? Öleceğini nereden biliyormuş ki?
Alex: O yazmamış... yani yazması mümkün değil. Bu mesajın yazıldığı zaman ile cinayetin işlendiği zamanı karşılaştırdım ve bilin bakalım ne buldum: Mesaj yazıldığı sırada Tyler çoktan ölmüş!
Jones: Dur biraz, yani sen bize bunu katilin yazdığını mı söylüyorsun?
Alex: Aynen öyle. Bunu yapmak içinde katil, Tyler'ın Friendnet profiline korsanlık yaparak girmiş.
Jones: Demek çok sağlam korsanlık yeteneği olan bir katilin peşindeyiz... aynı zamanda cinayeti ile böbürlenen birisi.
Jones: Bunu Alex'in önünde söylemek istemezdi <İsim>, ama "korsanlık yeteneği" der demez aklına kim geldi?

İncele: Kırık Telefon.
Jones: Başardın <İsim>, şu kırık telefonu birleştirdin!
Jones: Bak, telefonun üzerine bir isim kazınmış: "Tyler Wright". Turnayı gözünden vurduk bu sefer! Bu telefon kurbanımıza ait!
Jones: Haydaa, kilitli! Şuna bir el atar mısın, <İsim>?

İncele: Telefon.
Jones: Harika <İsim>! Kurbanın telefonunu sanki kodu önceden biliyormuş gibi açtın! Bakalım bizi güzel bir şeyle ödüllendirecek mi.
Jones: Bazen insanların mesajlarını kurcalarken kendini bir acayip hissetmiyor musun? Sanırsam öyle olmasaydı şu "Cathy" isimli şahıstan gelen mesaj gibi değerli bir şey bulamazdık.
Jones: Dinle bak: "Sen benimle sadece @rtist olduğum zaman birlikte olmak istedin, sadece Cathy olduğum zaman ise istemedin. Sırf bu yüzden mi beni aldattın?
Jones: Bir saniye, bu mesaj @rtist tarafından yollanmış! Ve görünüşe bakılırsa eğer, kurbanı da tanıyormuş.
Jones: Şu bize daha öncede yardım eden @rtist veya "C.K." denilen kurnaz hackerın bir kız olduğunu biliyoruz, ama esas adı olan "Cathy"'yi ise şimdi öğrendik...
Jones: Haklısın <İsim>! Tyler, Cathy'yi aldatmış ki buda ilişkileri olduğuna dair bir işaret!
Jones: Doğru, Cathy her ne kadar bize daha önceki vakalarda yardım etmiş olsa da, bu sefer gerçek bir şüpheli, ve ona da diğerleri gibi davranmak zorundayız.
Jones: Cathy halen @rtist maskesi altında saklanıyor, o yüzden tek yapabileceğimiz şey onu telefonla aramak. Ama şimdilik bu da iş görür.

@rtist'i kurban ile olan ilişkisi hakkında sorgula.
Jones: Şu anda Cathy'yi halen @rtist diye bildiğimize göre, tek yapabileceğimiz şey kızla görüntülü konuşmak. Ahan da, çevrim içi.
Cathy: Selam <Rütbe> <İsim>. Yeni bir vaka çözme işi mi?
Jones: Bu sefer sana sormamız gereken sorularımız var... Cathy! Tyler Wright'ı telefonunda yazanlara göre, onunla bir ilişki içerisindeymişsin.
Cathy: Hmm, bak bu utanç verici. Sonunda ismimin Cathy olduğunu öğrendiniz ve, evet, Tyler ile çıkıyorduk. Sanki biraz... Ne olmuş ki?
Jones: Şu olmuş ki, Tyler defalarca kez bıçaklanmış ve alnına "ALÇAK" yazılmış bir halde ölü bulunmuş... ve sende onu seni ALDATMAK ile suçlayıp ondan ayrılmışsın!
Cathy: Durun bir dakika, Tyler'ı ben öldürmedim bir kere, tamam mı? Kendini beğenmişin önde gideniydi: belki canımı yakan g*tü kalkık bir dallamanın teki olabilir, ama o, onu öldürmeye yeltenmeyecek kadar önemsizdi benim için!
Jones: Her neyse, artık şüphelisin ve daha fazla saklı kalamazsın Cathy. Artık maskeni düşürüp gerçek adını söylemenin zamanı geldi.
Cathy: Hayır, daha değil. Ama size söz veriyorum, çok yakın bir zamanda yanınıza maskesiz geleceğim. Eminim beni gördüğünüz zaman nedenini anlayacaksınız.
(Cathy ile konuştuktan sonra)
Jones: Tanrım, insanların yüzüme kapatmalarından nefret ediyorum!
Jones: Ama en azından Cathy'nin kurbanımız ile ilişki yaşadığından eminiz... tabii Tyler, kızı aldatana kadar: Bu benim kitabımda cinayet için başlıca nedenlerden birisi.
Jones: Peki ya kızın çok yakın bir zamanda yanımıza maskesiz gelecek olmasına ne diyorsun <İsim>? Sence maskenin altında bizi nasıl bir yüz bekliyor?

King'in ofisinde...
King: Mikhail'i parmaklıkların ardına geri göndereceğin konusunda sana güvenebileceğimi biliyordum <İsim>! Ve onun katil olduğunu ortaya çıkaracağının da an meselesi olduğuna eminim.
King: Ve üniversite artık yeniden güvende olduğuna göre, torunum konusunda endişelenmeyi de bırakabilirim. Aslında kendisi de bizi ziyarete gelmiş.
King: Cathy, tatlım, gel de şehrin bugüne kadar gördüğü en sağlam <Rütbe>'sine merhaba de!
Cathy: Selaaam, ben Cathy King! Dedem bana senden çok söz etmişti <Rütbe> <İsim>.
King: Sakın bu cüretkar tavırlarına kanayım deme <İsim>. Cathy, gelecekte iletişim teknolojilerinde büyük işler yapacak olan, harika bir öğrencidir!
King: Tabii eğer kanuna ters düşerse de, baştan uyarayım, korkunç bir korsan olabilir!
Jones: Demek korsan ha? Ve isminde Cathy King. Yani adının baş harfleri C.K....
Jones: Aman yarabbim!!! Yoksa sen @r--

3. Bölüm


King: Jones, neden torunuma bir manyakmış gibi bakıyorsun? Tamam, pembe saç biraz garip kaçabilir, ama yinede!
Jones: Şey... Kusura bakmayın Amirim! İşte... torununuzun aslında @r... arkadaş canlısı bir kız olduğunu tahmin etmiyordum!
Cathy: Çok naziksin sayın memur abi. Pekala <Rütbe> <İsim>, seninle tanışmak güzeldi ama şimdi derse dönmem lazım. Tekrar karşılacağımızdan adım gibi eminim.
Jones: Eminim karşılaşacağız Cathy. <Rütbe> <İsim> ve ben o anı dört gözle bekliyoruz!
King: Cathy oldukça başarılı bir kız ve öylede devam edecektir... Ah birde şu saçının rengini değiştirse.
King: Neyse, gittiğine göre artık işe koyulabiliriz: Duyduğuma göre Mikhail Levin, yalan testine girmeyi kabul etmiş.
King: Ama ne yazık ki bu makine uzun zamandır gün yüzü görmedi ve biraz ayarlamaya ihtiyaç duyabilir. Tamda senin içindeki tekniksel dehaya göre bir iş, <İsim>!
(Daha sonra)
Jones: Pekala, benim devreler şu andan itibaren yanmaya başladı <İsim>! Cathy King'in baş harfleri C.K. ve King kendi ağzıyla kızın gerekiğinde korkunç bir korsan olabileceğini söyledi!
Jones: Ve bir yandan da şu ana kadar karşılaştığımız en iyi bilgisayar korsanı olan @rtist var. Tabii onun adıda Cathy ve isminin baş harfleri C.K....
Jones: İşte şimdi taşlar yerine oturdu! @rtist aslında Cathy King! Yani King'in torunu!!! Şoka uğradım resmen <İsim>, Ya sen?
Jones: Kız bu zamana kadar bize yardım edip radara yakalanmıyordu! Kendi oyununa bu kadar hakim olması beni hantal gibi hissettirdi resmen! Of anasını satayım, kurabiye yiyip kendime gelmem lazım!
Jones: Heh, şimdi daha iyiyim... Her ne kadar söylemekten nefret etsemde, kızın korsanlık yeteneği malum, ki buda Cathy'yi bariz bir şüpheli yapıyor. Bu işin sonunun nereye varacağının hayalini kurmasam iyi olur ayrıca.
Jones: Neyse, bugünlük bu kadar sürpriz yeter. Haklısın <İsim>: Tyler sürekli okulun spor salonunda takılırdı. Oraya tekrardan bir göz atsak iyi olur!
Jones: Birde Donna Walker'ı tekrardan görelim diyorum. Mikhail'in hase geri gönderilmesi konusunda neler düşünüyor çok merak ediyorum.

İncele: Yalan Detektörü.
(İncelemeden Önce)
Jones: Vay be, bu yalan detektörü yıllardan beridir kullanılmıyor olmalı. Pekala, bakalım çalıştırabilecek miyiz.
Jones: Tamam, çalıştı... tabi şimdide deli gibi yanıp sönüp "ayarlama şifresi" istiyor. <İsim>, bir el atsana şuna hele?
(İnceledikten sonra)
Jones: Her zamanki gibi yine başardın <İsim>! Doğru şifreyi bularak şu yalan detektörünü yeniden çalıştırdın!
Jones: E, Mikhail'de yalan testine girmeyi kabul ettiğine göre, artık Tyler'ı onun öldürüp öldürmediğini öğrenme şansımız var.
Jones: Hah, onu kablolara bağlanmış halini görmeyi iple çekiyorum.

Mikhail'e poligrafi testi uygula.
Jones: Mikhail, kayıt için soruyorum, yalan testine girmeyi kabul etmişsin. Doğru mu?
Mikhail: Hee. Bu hurda yığınının sizin umutlarınızı boşa çıkaracağı anı görmeyi iple çekiyorum. Bir de patmamış mısır getirsene, eminim bu çok hoşuma gidecek.
(Yalan testi sırasında)
Jones: Şimdi çok basit bir soruyla başlıyoruz. Düşünmeden cevap ver, tamam mı? Nerede doğdun, Mikhail?
Mikhail: Ayda doğdum, nerede doğacam, sığır?
Jones: Tyler ile aranda bir rekabet olduğunu biliyoruz. Onu, rekabetten kurtulmak için mi öldürdün?
Mikhail: Fark ettiniz mi bilmem ama, bu gerizekalı teste girmeyi kabul etmemin tek nedeni hücrede g*tümün üstünde oturmaktan çok daha kafa olması. Cevap vermek istemediğim soruları doğru yanıtlamak zorunda değilim.
Jones: Salağa yatma, Mikhail! Zaten senin gibi bir odunun hapisten kaçmayı nasıl becerdiğini hala çakmış değilim!
Mikhail: Ha, kaçmak işin en zevkli kısmıydı. Hapishanenin ana sistemini çökerterek özgürlüğüme kavuştum!
Jones: Sonrada kampüse gidip oradaki ponpon kızlarla şansımı deneyeyim mi dedin? Bu yüzden mi hala "Oylar Madison'a" rozeti takıyorsun?
Mikhail: Aynen öyle dingilciğim! Kızlar ve bisiklet malzemeleri!
Mikhail: Bir de şu Madison denen kızı gördünüz mü? Taş gibi hatun vallaha! O ve ben, epey bir yiyiştik! Eğlenceliydi, fakat sanırsam bana aşık oldu, ne şanssızlık ama.
Jones: Bana sorarsan içeriye geri tıkılmış olman onun için büyük bir şans. Neyse sıradaki soru, dikkatli dinle
(İki saatlik bir sorgunun ardından...)
Jones: Pekala Mikhail, son soruyu soruyorum, ve adam gibi cevap verirsen iyi edersin: Tyler Wright'ı sen mi öldürdün?!
Mikhail: Nerden biliyorsunuz? Belki de o dümbüğün gebermesi için çok dua ettim ve dualarım kabul oldu! Belkide onu paralel bir evrende öldürdüm ve gerçeğe açılan bir kapı onu Dekanın ofisine koydu.
Jones: Lafı ağzında geveleyip durma, Mikhail! Adam gibi cevap ver: EVET mi, HAYIR mı?! <Rütbe> <İsim>'in sabrını taşırayım deme sakın!
Mikhail: Evet? Hayır? Nasıl bu kadar ince kavramlara takılabiliyorsunuz? Vallaha sizin gibi usta polislerden daha fazlasını beklerdim, ne yalan söyleyeyim...
(Sorgudan sonra)
Jones: Uyy, Mikhail'i yüzden fazla soruyla fena haşladık yalnız! Fena yoruldum! <İsim>, sana zahmet şu kurabiye alarmını bir öttüruver!
Jones: Yalan detektöründe ki çizelgenin doğruluğunu anlamanın tek yolu bunu Alex'e göndermek. O, bu tür verileri nasıl çözeceğini bilir!

Analiz et: Yalan Detektörü Sonuçları.
Alex: Mikhail'den Tyler Wright'ı öldürüp öldürmediğini öğrenememiş olmanız çok kötü, çünkü yalan detektörü yalanını bir kilometre öteden fark ederdi.
Jones: Deneme isteğimizden değil. <Rütbe> <İsim> o soruyu ona en az yirmi defa sormuş olmalı! Tamamen emin olduğun bir şeyler var mı peki?
Alex: Evet, Mikhail'e hapisten nasıl kaçtığını sorduğunuzda kusursuz bir cevap vermiş.
Jones: Dediğine göre cezaevinin ana sistemini çökertmişti. Demek o kalasın beyninde halen bir şeyler çalışıyormuş.
Alex: Ayrıca kampüste bisiklet malzemesi kullandığını söylerken de yalan söylememiş. Fakat hepsi bu kadar.
Jones: Şaka yapıyor olmalısın. Yüzden fazla soruya sadece iki tane doğru cevap mı vermiş? Sezarın hakkı sezara; i*ne harbiden de yalan söylemeyi biliyor!

Dekan ile yeni gelişmeler hakkında konuş.
Jones: Dekan Walker, buraya sizi Mikhail Levin'in ceza evine geri gönderildiğine dair bilgilendirmeye geldik. Onu görür görmez bize geldiğiniz için minnettarız.
Donna: Sanırım rahatlamış olmam gerekirdi, ama bütün gün Tyler'ın ebeveynleri ile tekrar görüşeceğimi düşünmekten tırnaklarımı yiyorum. İkisi de tam bir zorbadırlar!
Donna: ...Şu evlatlarına baksanıza bir: Hiç okumaz, bütün gününü ya spor salonunda, ya da kampüs çimlerinde kızlarla flört ederek geçirirdi.
Jones: Dekan Walker, sanırsam kendinizi daha fazla suçlu konumuna düşürmeden önce iyi bir avukata ihtiyacınız olacak!
Donna: Ah, ama ben... yani, katili yakaladığınız için vaka kapanmıştır diye düşünmüştüm.
Jones: Sadece bir şüpheliyi yakalamamız, <Rütbe> <İsim>'in HER BİR ipucunu tek tek takip etmeyeceği anlamına gelmez!
(Donna ile konuştuktan sonra)
Jones: Tamam, Dekan'ın bütün gün yüzlerce öğrenci ile uğraştığını biliyorum, hatta bazıları tam baş belaları... Ama Tyler'a karşı duyduğu kin resmen olağanüstü!
Jones: Ama sağolsun bize Tyler'ın sürekli kampüs çimlerinde geçirdiğini söyledi. Ne dersin <İsim>, oraya bakalım mı?

İncele: Bisiklet Parkı.
Jones: Pekala <İsim>, o yaprak yığınını aramaktansa direkt içine dalmayı tercih ederim... heyi belki ikisini aynı anda yapabiliriz, he?

İncele: Yaprak Yığını
Jones: O yaprak yığınının içinde ne buldun <İsim>? Grimsborough Tribune'den eski bir makale mi?
Jones: Bir saniye, başlıkta Bryan Vigman'nın adı geçiyor! Bak, resmi bile var... gerçi daha genç, ama!
Jones: Makale başlığında: "Çaylak Memur Vigman, akademiden atıldı!" yazıyor.
Jones: Bu sürpriz oldu ne yalan söyleyeyim: Yani, Vigman'ın güvenlik işini ne kadar ciddiye aldığına bakarsak eğer, ben ondan iyi bir polis olacağını düşünmüştüm...
Jones: Makalenin devamında, dolabında toz bulunduğu için atıldığı yazıyor. Mahkemeye falan da çıkmamış, doğrudan kovulmuş.
Jones: Herkesin bir geçmişi vardır, yani. Ve sanırsam Vigman'ın kini öğrenmenin zamanı geldi de geçiyor.

Bryan Vigman ile geçmişi hakkında sohbet et.
Jones: Bay Vigman, bulduğumuz bu eski makaleye göre polis akademisinden toz taşımaktan ötürü atılmışsınız.
Bryan: Lütfen! Bu bir tuzaktı: O toz, şikayet etmeye gideceğim diğer öğrencilerden birine aitti! Tek kabahatim onu önceden uyarmış olmam!
Bryan: Geri tepmeye bak! Beni hiç düşünmeden kovdular. Belki böylesi daha hayırlıdır, kim bilir? Şimdi en azından Üniversite en iyi kampüs güvenlik görevlisine sahip!
Jones: Yılın sloganı! Ey, beş belaları, dikkat edin, Memur Vigman'ın gözü üzerinizde!
Bryan: Aynen öyle! Tam da bugün, bazı öğrencilerin çıkış yasağını deldiklerini gördüm. Başları büyük belada, benden söylemesi!
Bryan: Akıllı telefonlarına korsanlıkla girip kendiminkine bağladıktan sonra hepsinin yerini savaş gemisinin radarındaki kırmızı noktalar misali saptadım.
Bryan: Ne yalan söyleyeyim bayağı bir eğlenceliydi de. Bilgisayar oyunlarından bile daha iyiydi! Resmen heyecandan tırnaklarımı kanatıyordum!
Jones: Harbiden de gizliliğe fazla önem veriyorsun. Ama sanırsam hepsi öğrencilerin iyiliği için...
(Bryan ile konuştuktan sonra)
Jones: Vigman adına üzüldüm vallaha: Düşünsene, başka bir öğrencinin suçu üzerine yıkması yüzünden hayalindeki meslekten olmak...
Jones: Bir de istersen bana Aynştayn de ama Vigman'ın başındaki kaska bakarsak, bisiklet sürdüğünü de doğrulayabiliriz. Sende benden misin <İsim>?

İncele: Antrenman Minderleri.
Jones: Şu raptiye panosu... bunda dikkatini çeken şey ne ki <İsim>?
Jones: Kırık bir kalp mi? Ha, anladım tamam: Hele konu kırık kalpler oldumuydu, benden daha dedikoducusunu bulamazsın!
Jones: Tüh, birisi üzerindeki posterleri yırttıktan sonra grafitide silinmiş... dibindeki tabakanın üzerinde kalan grafitiyi açığa çıkartabilir misin <İsim>?

İncele: Pano.
Jones: Spor salonunun duvarındaki panonun üzerinde bir tane maske grafitisi varmış. Dur bir saniye! Bu @rtist'in maskesi! Ne diyor peki?
Jones: Diyor ki: "Alçaklar, dikkatli olun. Ne unuturum, ne affederim."
Jones: Pekala <İsim>, bu C.K.'nın Tyler ile, Tyler onu aldatana kadar ilişkisi olduğunu biliyoruz... şimdide bu...
Jones: Amirin torunu olsun olmasın, ona da diğer şüpheliler gibi davranmalıyız. Hadi gidip onunla bu sefer doğrudan konuşalım.

@rtist ile grafitisi hakkında konuş.
Jones: Cathy, konuşmaya başlamadan önce, bize @rtist olduğunu doğrular mısın?
Cathy: Evet, ben @trist'in bizzat kendisiyim. Tanrım, sizlerle maskesiz konuşmakta bir tuhaf kaçtı şimdi.
Cathy: Neyse, dedemin ofisinde bunu ağzınızdan kaçırmadığınız için sizlere minnettarım.
Cathy: Dedem kesinlikle kendi adamlarına çalıntı delil vererek yardım eden bir bilgisayar korsanı olduğumu bilmemeli.
Jones: Eee, şimdi bahsettin de...
Jones: Neyse, konumuza geri dönelim, buraya spor salonunun duvarına çizdiğin "Alçaklar, dikkat edin. Ne unuturum, ne affederim." yazılı grafitin hakkında konuşmaya geldik.
Cathy: Ah be, keşke utancımı maskemin altına saklayabilseydim. Evet, bazen duygusallaşıyorum... ve bunun üzerine bir adet grafiti iyi geliyor.
Jones: Misal... Tyler gibi alçakları hedef alan ufak bir grafiti mi?
Cathy: Arh, bahsetmeyin şundan. Evet, onunla bir ilişkim vardı. Bakın, burada şüpheli olduğumun farkındayım, o yüzden istediğiniz gibi davranın... ama lütfen, beni bu kadar hızlı yargılamayın.

Yorucu bir günün ardından...
Cathy: Selam, abilerim ablalarım, Bisikletime atlayıp olabildiğince hızlı gelmeye çalıştım. Elimde sizin için bir şey var.
Jones: Ee, Cathy, bu biraz garip kaçmadı mı...? Şu anda bir şüpheli olduğunu göz önünde bulundurursak eğer, karakola girmen bile sakıncalı olabilir...
Cathy: Bende bu yüzden gelmiştim zaten. Böyle esrarengiz takılmaktan ötürü kendimden utandım ve kendimi affettirmek için size bir şey getirdim: Katilin resmini!
Jones: Nasıl?! Öyle bir resmi nasıl ele geçirdin hele?
Cathy: Pekala, önce Tyler'ın Friendnet hesabına girmiştim, bu sayede de katilin bilgisayarına ulaştım.
Cathy: IP veya bir isim almaya vaktim yoktu, o yüzden de kamerasına girdim. Ama ne yazık ki, tek çekebildiğim bu bulanık resim...
Jones: Allah'ına kurban! Yeteneklerin harbiden de göz alıcı! Böyle şeyleri sanki bir hobiymiş gibi yapıyorsun!
Jones: Ve eminim <İsim> bununla neler yapacağını biliyordur. Resim kalitesini arttırma kodları sana pekte yabancı olmasa gerek, he <İsim>?

İncele: Bulanık Fotoğraf.
(İncelemeden önce)
Jones: Pekala, <İsim>, eğer bu bulanık fotoğrafı netleştiremezsek bu, hiç bir işimize yaramaz.
Jones: Ve bunu yapabilecek birisi varsa o da sensin! Resmi belirginleştirmek için doğru netleştirme kodlarını girmen gerekiyor. Hazır mısın?
(İncelemeden sonra)
Jones: Elinin altında kaç tane daha yetenek var <İsim>? Bu piksel yığınını cam berraklığında bir resme çevirdin resmen!
Jones: Tabii bunu hemen delil olarak alamayız. Yani, her ne kadar Cathy'nin bize gerçek katilin resmini getirmiş olduğuna inanmak istesekte.
Jones: Bu resmi neden Alex'e yollamıyoruz? O, eminim bu resim gerçek mi, değil mi şıp diye bulur.

Analiz et: Katil'in Fotoğrafı
Alex: Katilin webcam'inden çekilmiş fotoğrafı inceledim ve bunun gerçek olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. İmzası, Tyler Wright'ın dizüstünde bulduklarımla birebir uyuşuyor!
Alex: Sorduğum için kusura bakmayın da, bu fotoğrafı çekmeyi nasıl başardınız?
Jones: Eee... Yani öyle bilindik bir değil. Aslolan, soruşturmanın halen devam etmesi, o yüzden seninle her şeyi şu aşamada paylaşamıyoruz.
Alex: Anladım. Neyse, bu fotoğrafta katilin yüzünü net bir biçimde göremiyoruz ama Madison'ı desteklediğinden kesinlikle eminiz!
Jones: Haklısın! Yide bu rozet çıktı karşımıza! Seni bilmem <İsim>, ama şu ana kadar elde ettiğimiz en kritik kanıt bu gibi!


Jones: Pekala <İsim>, vakit, toparlanıp katili adalete teslim etme vaktidir!

Katili Tutukla
Jones: Bryan Vigman! <Rütbe> <İsim> ne mal olduğunu ortaya çıkartana kadar sana karşı sempati besliyordum!
Bryan: Ne demek istiyorsunuz? Şaka mı bu?
Jones: Senden çok iyi bir polis olurdu, Vigman. Şimdi anlat bakalım. Ne oldu da nezaketten düştün?
Bryan: Aman, ne önemi var ki... Bisikletimi onarıyordum ve o sırada bir öğrencinin, Tyler Wright'ın Friendnet üzerinden sınav sorularını paylaşacağını söylediğini duydum.
Bryan: O namussuzu spor salonunda buldum ve onu Dekanın Ofisine götürdüm, fakat kendisi orada değildi! İşte tam da o andan itibaren sırıtmaya, ailesinin beni işimden kovduracağına dair zırvalamaya başladı.
Bryan: Birden kan beynime sıçradı: Kopyacılardan nefret ederim. Orada bulunan bir mektup açma bıçağını aldım ve o küçük iblisi parçalara ayırdım! Şimdi gülsünde göreyim, köpoğlu!
Bryan: Öğrenciler hile hurda yapıp kendilerini kanundan üstün gördükten sonra nasıl düzgün bir toplum yaratabilir siniz? Birisinin bunu herkese ibret-i alem olarak göstermesi gerekiyordu!
Jones: Harbiden de kopya çekmenin cezasının ÖLÜM olduğunu mu düşünüyorsun?! Bence hapiste bunu tekrar düşünsen iyi edersin!


Yargıç Hall: Bryan Vigman, bu mahkemeye Grimsborough Üniversitesi öğrencisi ve Wright Endüstriyel Ürünlerinin varisi olan Tyler Wright cinayeti üzerine çıkarıldınız.
Bryan: Sayın Yargıç, cezam neyse çekmeye hazırım. Ben her zaman kanuna hizmet ettim ve bu hiçbir zaman da değişmeyecek.
Hall: Sırf bir öğrenciyi kopya çekerken yakaladın diye, en önemli yasalardan birini çiğnedikten sonra, nasıl oluyor da hala yasalara uyan bir vatandaş olduğunu söyleyebiliyorsun?!
Bryan: Sayın Yargıç, sizin konumunuzda bulunan birisi, kopya çekmenin bütün kötülüklerin anası olduğunu bilmelidir.
Bryan: Tyler'ın, cezasını bütün kampüste paylaşacağını öğrenir öğrenmez, ona hak ettiği adaleti kendi ellerimle vermek istedim!
Hall: Adalet, denge ve anlayış demektir, körlemesine, akılsız bir intikam değil!
Bryan: Ben bu tanıma katılamayacağım, sayın Yargıç. Eğer biraz sağduyunuz olsaydı, sizde aynı şekilde hareket ederdiniz.
Hall: YETER! Bryan Vigman, Tyler Wright'ı acımasızca öldürmekten, mahkeme sizi müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir!


Jones: İnsan merak etmeden duramıyor, değil mi <İsim>? Burada Vigman'ı haklı görüyor falan değilim, bununla başa çıkmanın yöntemi kesinlikle bu değil.
Jones: Ama ciddi düşünürsek; öğrenciler, ödevlerini yapmak yerine kopya çekmeye daha çok vakit ayırırlarsa eğer, Üniversitenin kalitesi ne hale gelir?
Jones: Haklısın. O yaşlarda hiçbir şey önemli gelmiyor insana. Dedikleri gibi: "Gençlik, gençlerde harcanıyor."...
Jones: Daha başka bir Rorschach testide bulamadık nihayetinde. Ama gözümüz kulağımız tetikte olsun <İsim>.
Jones: İçimden bir ses, seri katilin, en vahşi cinayetine hazırlanmakta olduğunu söylüyor!

Ek Soruşturma


King: <Rütbe> <İsim>! Bu vakanında harika bir şekilde üstesinden geldin, ama seni buraya başka önemli bir mesele için çağırdım; Mikhail Levin'in halen hapisten nasıl kaçtığını bilmiyoruz!
King: Nasıl olur da kimsenin dikkatini çekmeden kaçabilir?! Onu, bu kou hakkında sorgulamanı istiyorum. İşbirlikçisi olup olmadığı öğrenmemiz lazım!
King: Bu, itibarımızı zedeleyebilir belki ama, basını nasıl sakinleştireceğimizi biliyorum; Stuart O'Neil seninle röportaj yapmak istedi, <Rütbe> <İsim>. Git onu etkile, belki hakkımızda iyi bir makale yazar!
Ramirez: Amirim! Amir King! <Rütbe>'yi görd-
Ramirez: Ah! İşte buradasın, <Rütbe> <İsim>! Üniversite Dekanı Bayan Walker seni ofisine çağırdı! Kötü bir şey mi yaptın yoksa?
King: Allah rızası için Ramirez, burası lise mi? Bir öğrenci düzgün davranmadı diye ceza verecek değil ya! Neden <Rütbe> <İsim>'i de yanına alıp kendi gözlerinle görmüyorsun?


Alex: Hey, <İsim>, sana haberlerim var. Ben, bir süre yokum. Bil bakalım neden! 
Alex: Dünyanın en güzel kızı bu sabah laboratuvarıma gelip benden... benden onu akşam sekizde evinin önünden almamı istedi! Bu nasıl oldu bilmiyorum, ama sanırsam harika bir şey!
Jones: Cathy'den bahsediyor olabilir misin, acaba?
Alex: Evet, kızın adı o! Çok güzel değil mi? Her neyse, şimdi gecemin harika geçmesi için hazırlık yapacağımdan mütevellit, son derece meşgul olacağım! Bu zaman zarfında benden bir şey istemeyin! O vakte kadar ben yokum! Anlaşıldı mı? Anlaşıldı!
Jones: Alex, dur! Cathy aslında @rt... Hay ebesinin, laboratuvarını kapattı bile. Şimdi eminim bulutların tepesinden bizi duyamaz.

Dekanın seninle ne konuşmak istediğini öğren.
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, ne zaman buraya gelsem altıma kaçıracak gibi oluyorum! Hayatım boyunca müdürün odasına çağırılmaktan nefret etmişimdir!
Ramirez: Sence Dekan, bize fırça mı çekecek? İnşallah anne-babamızı falan çağırmaz...


Donna: <Rütbe> <İsim>! Bu kadar çabuk gelmene sevindim. Mikhail Levin'i yakaladığın ve Bryan Vigman'ı parmaklıklar ardına gönderdiğin için sana teşekkür ederim.
Donna: Üniversitedeki öğrencilerin hayatlarını tekrardan güvence altına aldın ama artık inşallah başka bir cinayet daha olmaz. Öğrencilerin bu şartlar altında okumaları imkansız!
Donna: Bir de... Pekala, meşgul olduğunu biliyorum, ama yardımına ihtiyacım var. Sen ve yanındaki partnerin acaba ofisime bir göz atabilir misiniz? Cinayetten arta kalan bir şey olmadığından emin olmak istiyorum.
Ramirez: Tabii ki bayan Walker, seve seve atarız hemde! Evet! Ofisiniz cinayetten kalan bütün detaylardan arınacak, pırıl pırıl olacak! <Rütbe> <İsim>, en ufak bir kan izini bile bir kilometre öteden fark eder!

İncele: Dekanın Ofisi.
Ramirez: Vallahi rahatladım <Rütbe> <İsim>, burada cinayetten herhangi bir iz yok! Tabii bu kırık çerçeveyi saymazsak. Zavallı Bayan Walker, baş güvenliği hapse girdiğinden beridir başında çok fazla şey olmalı.
Ramirez: Şimdi de bu! Haydi <Rütbe> <İsim>! Bunu onarabileceğinden adım gibi eminim, ya da en azından bir denesen? Onunda biraz yükünü hafifletelim hem!

İncele: İncele: Kırık Çerçeve.
Ramirez: Demek bu bir resim değil, bir diplomaymış! Bunu o kadar hızlı onardın ki, üzerindeki okumaya bile fırsatım olmadı! Bakalım neymiş...
Ramirez: Ahaha! Anlaşılan Bayan Walker, en iyi disko şarkıcısı ödülünü kazanmış! Burda disko eğitimi verdiklerini bilmiyordum doğrusu! Üstelik birde "harika zemin ayakkabıları ile yaptığı muhteşem figürleri"nin bahsi geçmiş...
Ramirez: Nasıl? Ha, doğru, bu bir şaka diploması, <Rütbe> <İsim>! Yani, ders olarak "Disko" kulağa garip gelmişti zaten... Her neyse, hadi bunu ona geri verelim.

Şaka diplomasını Dekana geri ver.
Ramirez: Bayan Walker? Ofisiniz temizlendi, cinayetten iz miz kalmadı. Bir de... şey, diplomanız kırılmıştı, ve <Rütbe> <İsim>'den bunu onarmasını istedim...
Donna: Diplomam mı? Hangisi-- Haa! ŞU diploma! Bunu sakladığımı düşünüyordum!
Donna: Yani... Ofisimi yokladığınız için teşekkürler. Ama... Sizden bunun bir sır kalmasını istiyorum. Diskoya bayılırım, ve benim Dana Winter taklitlerim meşhurdur. Fakat öğrencilerin bunu bilmemelerini tercih ederim!
Ramirez: Özür dilerim, Bayan Walker! Bunun ne olduğunu bilmiyordum, ve <Rütbe> <İsim>'den bunu onarmasını da ben istedim! Önceden size sormam gerekiyordu! Söz, bir daha olmayacak!
Donna: Sakin olun, Memur Bay. Yardımınız ve, bunu onardığınız için minnettarım. Ama keşke bu kadar... gayretli olmasanız?
Donna: Biliyor muydunuz, bazen halen dans etmeye giderim... Belki bir sonraki Cumartesi, bu cinayetten sonra kafamı dağıtmak için giderim. Sende bana katıl <Rütbe> <İsim>! Bunları giyebilirsin!

Stuart'a röportaj ver.
Jones: Bizimle röportaj yapmak istediğin için çok mutluyum, Stuart. <Rütbe> <İsim>'in sorularını cevaplamasını sabırsızlıkla bekliyorum! Sanki ünlüler gibiyiz!
Stuart: Siz zaten gayet ünlüsünüz, Memur Jones... Duyduğuma göre "Oh Jones'um" adlı Friendnet sayfasının 1000'den fazla kalbi varmış.
Jones: Aman ne zekice. Hala o sayfayı kapattırmanın bir yolunu bulamadım ve Amir King'de sağolsun bu konuda hiç yardımcı olmuyor! Hadi şu röportaja başlayalım artık, he?
Stuart: Elbette! Hazır mısın, <Rütbe> <İsim>? Bir kaç tane sorum var ve belki daha sonra kampüs çimlerinde de bir fotoğraf çekiniriz, he? Makalemi hazırlayacağım ve-
Stuart: Iıı, acaba buralarda bir adet not defteri görmüş olabilir misiniz? Üzerinde size ithaf eden sorular var... Hay lanet giresice! Onsuz röportaj falan yapamam!
Jones: Ney? Ama bu çok kötü! Bu röportajı iple çekiyordum, ya sen <Rütbe> <İsim>? Pekala, etrafı arayacağız, Stuart... Belki bir yerde düşürmüşsündür?

İncele: Kampüs Çimleri.
Jones: İşte burada! Bu kesin Stuart'ın not defteridir! İyi iş çıkardın, <İsim>! Sayende röportaj, düzgün bir biçimde yapılabilecek!
Jones: Tabii bir kaç soru silinmemiş olsa yapılabilecekti! Neden bulduğumuz her lanet olası dosyanın üzerinde, aradığımız bilgi eksik olur, anlayabilmiş değilim! Neyse, Allah'tan elin toz tutuyor, <İsim>.

İncele: Stuart'ın Defteri.
Jones: Pekala <İsim>! Sayende, Stuart'ın notları artık daha belirgin. Merak ettim, sana neler soracakmış? Benimde bazı sorularda adım geçiyor mu?
Jones: Geçiyor mu? Harika! Bir gün hak ettiğim ilgiyi alacağımı biliyordum! İçim bir hoş oldu! Sence Stuart, bana da sorular soracak mı?
Jones: Nasıl hepsi komik sorular? Dur bir bakayım... "Müfettiş Jones en iyisi değil" mi? "JONES'UN TIKINMAKTAN BAŞKA DÜŞÜNDÜĞÜ BİR ŞEY YOK MU" mu?! Olamaz! Bunları Stuart yazmış olamaz!

Stuart'a defterini geri ver.
Jones: Stuart O'Neil! <Rütbe> <İsim> not defterini buldu ve bende sorularını okudum! Sence hakikaten de-
Stuart: Harika! O zaman röportaja başlayalım mı <Rütbe> <İsim>? Okurlarım, senin hakkında bilgi sahibi olmak için can atıyorlar!
Jones: Hey! Beni es geçme burada! O benim hakkımdaki soruları yayınlamana müsaade etmiyorum! Cidden, bu... Resmen karalayıcı!
Stuart: Pekala, ne zamandan beridir Grimsborough Polisi için çalışıyorsun? Şu ana kadar ki en zor vakan hangisiydi? Ayrıca, kampüste yaşanan cinayetlerden sonra, yeni nesle halen güvenebiliyor musun?
Jones: <Rütbe> <İsim>! Allah rızası için bir şeyler söyle! Onun bana bunu yapmasına müsaade edemezsin!
Stuart: Ama daha... sulu konulara girmeden önce, teşekkür maliyetinde bunu kabul et <Rütbe> <İsim>! Fazla hevesli bir sponsordan çok sayıda hediye kuponu almıştım...

Mikhail'i kaçışı hakkında sorgula.
Mikhail: Hay lanet! Siz b*k çuvallarının burada ne işi var yine? Katil tutuklanıp kaçak içeriye tıkıldıktan sonra soruşturmanızın kapandığını sanoyordum?
Jones: Sesin çok acıklı geliyor Mikhail, n'oldu? Hücrenden mi sıkıldın yoksa? E, ufak tatilinden sonra zor olmalı haliylen...
Jones: Her neyse, burada bulunmamızın sebebi, kaçışın hakkında konuşmak istememiz. Bize, sistemi çökertmek dışında nasıl kaçtığından hiç bahsetmedin.
Mikhail: Ha! Bunu öğrenmek isteyeceğinizi biliyordum! Pekala, bunu vaktin olduğunda münasip bir yerine sokabilirsin, Memur Jones! Zaten yalan testine girerek size gereğinden fazla yardım ettim!
Jones: Ağzını topla, Mikhail! <Rütbe> <İsim> nasıl kaçtığını er yada geç bulacak, o yüzden vaktimizden çalma! Allah bilir suç ortağın vardı, yoksa tek başına kaçman imkansız!
Mikhail: Suç ortağı mı?! Kesinlikle hayır! Gardiyanların hepsini tek başıma kekledim! Tek yardım aldığım kişi Tyler'dı, ki bende o sırada zaten dışarıdaydım! O bile beni zar zor tanıdı zaten! Şimdi s*ktirin gidin!
(Mikhail ile konuştuktan sonra)
Jones: Ah o ithoroz'un yüzsüzlüğü yokmu... İnsan biraz saygı öğrenir, değil mi?! Acaba "Tyler bile beni zar zor tanıdı" derken ne demek istedi? Yani, hapisteyken o kadar da değişmemişti ki...
Jones: Ah, tabii ya <İsim>. Mikhail, gardiyanları yanıltmak için kılık değiştirmiş olabilir! Tabii sonrada Tyler'ın yanına gitti ve onunda yardımıyla kampüse adımını attı...
Jones: Haklısın. Tyler her zaman spor salonunda takılırdı! Belki de kıyafetleri oraya sakladı? Hadi gidelim, Mikhail'in iddiasını doğrulamak için o kıyafetlere ihtiyacımız var!

İncele: Antrenman Salonu.
Jones: İyi yakaladın <İsim>, Mikhail'in kostümleri bu kıyafet yığınının içinde olabilir! Hadi içini arayalım, Amir King'e delil götürmemiz lazım!

İncele: Kıyafet Yığını.
Jones: Bu bulduğun şey ne, <İsim>? Sarı bir peruk mu?... Sence karşımızda saç sorunları olan bir ponpon kız mı var?
Jones: Doğru dedin <İsim>, bu peruğu her kim giydiyse, üzerinde saçından bir parça bırakmış olmalı, bu da Grace'in, üzerinde DNA testi uygulaması yapabileceği manasına gelir... Yalnız bunu giyen Mikhail ise ne gülerim ama!

Analiz et: Peruk.
Jones: Pekala Grace, hadi bize her şeyi anlat! <İsim>, kızların kıyafetleri arasında bir peruk buldu, onun Mikhail'e ait olduğunu söylersen cabası olacak!
Grace: Sakin ol, Jones, şeker yemiş çocuk gibisin! İnsan saçını, şu peruğun saçından ayırmak için saatlerdir uğraşıyorum... Nihayet DNA analizi sonuçları net bir şekilde elime ulaştı.
Grace: Bunun Mikhail'e ait olduğunu onaylıyorum. Bu peruğu takarak insanları uyutmuş ve bu sayede kaçabilmiş. Hapishane kameralarını inceledim ve onu, bunu giyerken görüntüledim!
Jones: Biliyordum! Bu ponpon kız kıyafeti içinde mal gibi gözüküyor! Teşekkürler, Grace! Harika oldu bu, bunu onun yüzüne vurmak için sabırsızlanıyorum!


Jones: Ponpon kız kıyafetinin içindeki Mikhail, dünyanın en komik şeyi! Acele etmemiz gerek, kostümünü bildiğimizi söylediğimizde yüzünün alacağı şekli çok merak ediyorum!
Alex: <İsim>! Nihayet geri döndün! NEDEN BANA HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİN?!
Jones: Alex?! N'oldu? @rt-- yani Cathy ile olan buluşmana kadar "yok" olacağını sanıyordum!
Alex: Öyleydim, ama gerçeği yeni öğrendim! Cathy, bizim @rtist'miş!!! @RTIST İLE BULUŞMAYA GİDECEĞİMİ NEDEN SÖYLEMEDİNİZ?!?!
Jones: Dalga mı geçiyorsun?! Söylemeye--... HEY! DUR! GİTME! Tamam, tamam! Bu aşk sarhoşu andaval ile daha fazla uğraşamayacağım, <İsim>! Hadi daha eğlenceli konulara bakalım ve Mikhail'in hücresine gidelim!

Mikhail'i bulduğun peruk ile sıkıştır.
Jones: Geri döndük, Mikhail, ve bil bakalım <Rütbe> <İsim> spor salonunda ne buldu! Evet, doğru, bu senin şekilli sarı peruğun! Kaçmak için bir kadın gibi giyindiğine inanamıyorum!
Mikhail: N'olmuş yani? En azından işe yaradı, değil mi? Artık nasıl kaçtığımı biliyorsunuz, peki neden beni hala rahat bırakmıyorsunuz?
Jones: Aaaa, hadi ama, yapma böyle, o sarı saç sana yakışıyordu! Özellikle de o pembe toka! Güvenlik kamera görüntülerini gördük, istersen duvarına asman için sana görüntünün resmini çektirebiliriz!
Mikhail: S*ktirin gidin ulan! Seninde Friendnet sayfanı gördük, kardeş! O kadın kahraman kostümü içinde tam bir köçek gibi görünüyorsun!
Mikhail: Biliyor musun? Acaba Grim'in Karıları diye bir kulüp falan mı açsak? Eminim köşeyi döneriz, hele ki senin o kostümünle!
Jones: NE DEDİN SEN?! Aklından bile geçireyim deme! Zaten şu Friendnet yüzünden kafam bozuk! Daha ayriyetten "köçek"in ne demek olduğunu bile bilmiyorum!
Jones: Her neyse! Öyle olsun! Zaten artık buradasın! Haydi gidelim, <Rütbe> <İsim>, karnım zil çalıyor! Gidip bir sosisli... Ya da hamburger falan yiyelim. Görüşürüz, Bayan Levin!

Daha sonra karakolda...
Alex: <İsim>! Bak! Nasılım? İyi görünüyor muyum? Buluşmaya gitmeye hazırım! Halen @rtist ile akşam yemeğine çıkacağıma inanamıyorum! Allah'ım! Cathy ile yemeğe çıkıyorum!
King: Cathy'mi? Bu benim torunum olan Cathy mi yoksa?!
Alex: Bilmem, torununuz, çılgın saç rengine sahip, dünyanın en tatlı kızı olabilir mi?
King: EVET OLABİLİR! Onunla ne yapmayı amaçlıyorsun bakayım?!?!
Alex: Has*ktir! Pekala, bunun hakkında önceden uyarılmamıştım... Aaa, Sanırsam... Gitsem iyi olacak. Görüşürüz <İsim>!
King: DERHAL BURAYA DÖN! BUNA MÜSAADE ETMİYORUM!!!

Also on Fandom

Random Wiki