Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ölüm Sessizliği/Diyaloglar

< Ölüm Sessizliği

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Ölümsessizliği.png

Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, aldığımız istihbarata göre Guru Om Padmasana, Bhutan'daki Kaplan Yuvası Manastırında saklanıyor!
Ripley: Guru hiç tekin birisi değil. Kendisinin aslında Ezra Hope adlı bir Amerikalı olduğunu ve müritlerini psikolojik olarak kendisine bağlamaya uğraştığını biliyoruz...
Ripley: Müritlerinden aldığı tomarla bağışlara bakılırsa da, numaralarının işe yaradığını söyleyebiliriz. Bu cömert bağışlar yüzünden Elliot'tan gurunun hesaplarını takip etmesini istedim.
Carmen Martinez: SOMBRAkadar tehlikeli olmayabilir, ama Büro'nun nereye giderse gitsin onu takip etmeyeceğini sanıyorsa başına gelecek var, değil mi <İsim>?
Ripley: Hem de nasıl. Manastıra çıkman gerek <Rütbe> <İsim>. Yalnız uyarayım, bu hiç de kolay olmayacak. Deniz seviyesinden 3.000 metre yüksekte ve bir uçurumun nekarında yer alıyor!
Carmen: Mesele değil, Amirim! <İsim> ile o guruya ulaşmamıza hiçbir şey mani olamaz!
Ripley: O zaman ikiniz de doğru manastıra! Adımlarınıza da dikkat edin!

1. Bölüm

İncele: Uçurum Yolu.
Carmen Martinez: Bunun olacağını tahmin etmeliydim. Daha manastıra bile çıkamadan karşımıza bir ceset çıktı!
Carmen: Heh, en azındna guru değil. Bu zavallı adam oldukça yaşlı. Ayrıca da kolu doğranmış!
Carmen: Kıyafetlerine bakılırsa tam buraya uygun giyinmiş. Muhtemelen bir keşiş... Kimliğini belirlemeye yarayacak bir ipucu bulabildin mi?
Carmen: Bunun nasıl yardımcı olacağını bilmiyorum ama öyle olsun. O yırtık kumaşı onarmak istiyorsan buyur gel!
Carmen: Ayrıca kurbanın bir fotoğrafını bulmuşsun. Bir tür ilham kartına benziyor... Bununla kurbanın kimliğini tanımlayabiliriz! Belki kimliğini veri tabanında bulabilirsin.
Carmen: Om Padmasana burada olduğumuzu çakozlamadan bu vakayı çözsek iyi olur. Bir dahakine nereye sıvışır kim bilir?

Analiz et: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>! Kaplan Manastırı'ndan getirdiğin kolla adam eşleşiyor!
Angela: Kurban, birisi kolunu kestikten sonra kan kaybından ölmüş. Kesiklerden bunun balta olduğu anlaşılıyor.
Carmen: O baltayı bulacağız! Yani katil, kolu ve cesedi orada olduğu gibi bırakmış, öyle mi?
Angela: Muhtemelen paniklemiş. Gördüğüm kadarıyla son kesiğin iki yanında da tereddütle vurulmuş yerler var. Bu şüphe veya en azından deneyimsizliğin göstergesi...
Angela: Bunun yanı sıra katil, kolu sabitmelek için kurbanın bileğini tutmuş. Tabii bunu yaparken kurbanın üzerinde çhaang izleri bırakmış.
Carmen: Çhaang mı? O şeyin adını duymuştum! Ev yapımı likör! Bir tür Bhutan malu kaçak içki gibi bir şey!
Angela: Aynen! Mayalanmış deri tanelerinden yapılır ve çok serttir. Katil muhtemelen cinayeti işlemeden önce cesaret vermesi için içmiş olabilir.
Carmen: Yani çhaang içen bir katil arıyoruz. <İsim> ile onu yakalayana kadar komalık olana kadar içsin bakalım.

İncele: Fotoğraf.
Carmen: Demek kurbanımız Lam Ugyen adlı bir keşişmiş. Görünüşe bakılırsa manastırda önemli bir konuma sahipmiş.
Carmen: Üstelik yakın akrabası olacak kadar. Kaydına bakılırsa Deki adlı genç bir kızı evlatlık edinmesine izin verilmiş... Kızın soyadı yok ama...
Carmen: Bu biraz geleneklere aykırı değil mi? Bir keşişin küçük bir kızı evlatlık edinmesi falan? Oraya geri tırmanıp Deki'ye babasının öldüğünü bildirmemiz gerekecek...

Deki'ye Lam Ugyen'in ölümünü anlat.
Carmen: Merhaba, sen Deki'sin değil mi? Korkarım ki sana kötü haberler getirdik.
Deki: Size biraz vakit ayırabilirim. Ama ardından Lam Ugyen'in banyosunu hazırlamam gerekecek.
Carmen: Korkarım ki Lam Ugyen'in artık banyoya ihtiyacı olmayacak Deki. Kendisi öldürüldü...
Deki: Lam Ugyen öldürüldü mü?!
Deki: Pekala, onun buna hazır olduğundan eminim...
Carmen: Hazır olduğundan mı?! Bu ne demek oluyor şimdi?
Deki: Lam Ugyen ben küçük bir kızken, ailem öldükten sonra beni evlat edinmişti. Bana günde en az beş defa ölümü, hatta kendi ölümümü düşünmemi öğütledi.
Deki: Hayatı dolu dolu yaşamanın bir yoluydu bu... Ki Lam Ugyen, hayatı dolu dolu yaşama konusunda ustaydı. Biraz... çılgındı. Öldüğünde pişmanlık duyacağı hiçbir şey olmayacağını söylerdi.
Carmen: En azından katilinin pişmanlık duyacağından emin olabilirsin Deki!
Deki: Eğer tapınağı aramanın Lam Ugyen'i öldüreni bulmana yardımcı olacağını düşünüyorsan, lütfen çekime <Rütbe> <İsim>.

İncele: Tapınak Sunağı.
Carmen: Kurban bu tapınakta yaşıyormuş, değil mi <İsim>? O zaman şu kıyafet çantası bir ipucu saklıyor olabilir! Haydi kazmaya!
Carmen: Bu kitabı daha önce de görmüştük... Ne zaman içini açsam daha da bir deli saçması gibi geliyor...
Carmen: Hey! Doğru dedin! Giriş sayfasına bir şeyler yazılmış gibi! Ne yazdığını çıkaramıyorum... Ama cevap bir toz uzağımızda diyebilirim!

İncele: Guru'nun Kitabı.
Carmen: Guru'nun kitabında açığa çıkardığın mesajda ne diyormuş? "Ugyen'e, Yol, parlayan ışıktır!" Ayrıca bizzat Om Padmasana tarafından yazılmış. Ne sürpriz ama...
Carmen: İşi iyi yanı, esas görevimizle cinayet soruşturmamız sonunda örtüşmeye başlıyor!
Carmen: Hadi Bay Padmasana'yı bulup tekrar bağlantı kuralım... Tapınakta bir yerde olmalı...

Om Padmasana'ya kurbana ithaf ettiği kitabını sor.
Om Padmasana: <Rütbe> <İsim>! Namaste! Normalde inzivamı bozmazdım, ama bir sıkıntı hissettim...
Carmen: Eminim hissetmişsindir... Bu kitabı ithaf ettiğin kişi öldürüldü.
Padmasana: Lam Ugyen öldü mü?!
Padmasana: Ne de olsa, yolculuğuna devam etmeye hazır görünüyordu...
Carmen: O konuda pek seçeneği olmamış! Birisi kolunu kesmiş! Belki sen biliyorsundur nedenini?
Padmasana: Ben neden bileyim ki? Ben şiddete inananlardan değilim! Ayrıca ona büyük saygım vardı!
Padmasana: İnzivamın bir parçası olarak Uygen'le çalışıyordum. Yaşlıların bize öğreteceği çok şey vardır. O kadar bilgiliydi ki... Sanki Buda'nın kendisiyle çalışmak gibiydi!
Padmasana: Ama parlayan ışık beni uyandırıdığından beri, evren hakkındaki yeni düşüncelerimi Ugyen'le paylaşmak istiyordum!
Carmen: Tabii, parlayan ışık... Beni dinle Padmasana. Gözümüz sende ve şu guru dalaverelerinde olacak. Lam Ugyen'in ölümü seni sadece daha da şüpheli yapıyor. Geri geleceğiz.

İncele: Kıyafet Çantası.
Carmen: Tapınaktaki şu kıyafet çantasından ne buldun? Bir şapka mı?
Carmen: Doğru dedin <İsim>! Bu şapka, bulduğun fotoğrafta kurbanın taktığı şapkayı anımsatıyor!
Tashi: Hey siz! Derhal bırakın onu! O şapka Lam Ugyen'e ait! Ona dokunmaya hakkınız yok!
Carmen: Sen kim oluyorsun peki tam olarak?
Tashi: Adım Tashi. Ve Lam Ugyen'in eşyaşarını lekelemenize izin vermiyorum!
Carmen: Lekelemek mi? Kimsenin bir şeyi lekelediği yok, Tashi Bey... Lam Ugyen'i öldüren şahsı bulmaya çalışıyoruz ve seninle konuşmamız gerekecek!

Tashi'ye kurbanı sor.
Tashi: <Rütbe> <İsim> daha güvenli bir yere koymam için o şapkayı bana verirse çok daha iyi hissedeceğim...
Carmen: Eminim hissedersin Tashi, ama o şapka bir cinayet soruşturmasında delil olduğu için dediğin şey olmayacak.
Tashi: Cinayet mi? Birisi Lam Ugyen'i öldürmüş mü yani?!
Carmen: Ne yazık ki evet. Görünüşe bakılırsa bu keşişe epey bağlıymışsın...
Tashi: Benim için keşişten fazlasıydı! Hayatımı kurtardı! Bir fırtına sırasında dağda kaybolduğumda, Lam Ugyen bana sığınacak yerle yiyecek verdi!
Tashi: Normalde Kaplan Yuvası'nda kalabilmek için keşiş olmak gerekir, ama Lam Ugyen asla kuralları uygulamazdı! Onları engel olarak görürdü...
Tashi: Tapınaktayken sağlıklı ve uzun hayat geçirmesi için dua ederdim! Kendimi tamamen ona adamıştım!
Carmen: Kanıtlar bize kendini ne kadar adamış olduğunu gösterecek Tashi. Bir yere ayrılma. Sana tekrar soru sormamız gerekebilir.

İncele: Bez.
Carmen: Cinayet mahallinde bulduğun o yırtık kumaşı geri birleştirmeyi başardın! Doğru! Eski bir flamaya benziyor...
Carmen: Üzerinde de kısmen kanlı bir ayak izi var! Lars bize bunun hakkında daha fazla bilgi verebilir. Hadi bunu ona ışınlayalım!

Analiz et: Sarı Bez.
Lars Douglas: Namaste <İsim>! Bir dua flamasını böyle melun bir halde görmek ne yazık...
Carmen: Demek bu bez bir dua flamasıymış... O ne ki?
Lars: Rüzgar, üzerlerine yazılan öğretileri dalgalandırırken kırları kutsaması için Himalayalar boyunca asılan flamalardır.
Lars: Bu flamanın üzerindeki kan kurbana aitmiş, ama üzerindeki çizme izi kesinlikle ona ait değil.
Lars: Katil büyük ihtimalle olay yerinden kaçarken flamaya basmış. İz bir yürüyüş çizmesine ait, ama markasını çıkaramıyorum...
Carmen: Demek katil yürüyüş çizmesi giyiyor! Hapiste yürüyüş yapma imkanı yok, o yüzden hazır fırsatı varken temiz havanın tadını çıkarsa iyi olur!

Tekrar merkezde...
Carmen: Evet <İsim>, hadi şu vakaya yakından bakalım... Elimizde kolu kesilmiş yaşlı bir keşiş var...
Carmen: Şu ana kadar tüm şüpheliler, kurbana olan bağlılıklarına bakılacak olursa haberleri gayet iyi karşıladılar... Om Padmasana, egosu her ne kadar arşa kadar uzansa da cinayetten bahsettiğimizde soğukkanlılığını korumaya devam etti...
Carmen: Kurbanın evlatlık kızı Deki de oldukça sakindi. Sanki kurbanın ölüme hazır olduğunu düşünüyordu...
Carmen: Şu ana kadar bir tek Tashi Lam Ugyen'in ölümünden ötürü sarsılmış gibiydi, gerçi kurban hayatını kurtarmış şimdi...
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! Derhal Tseçu festivali alanına gitmen gerek!
Carmen: Festivallere ayıracak vaktimiz yok Ingrid. Şu anda bir cinayet soruşturmasının tam göbeğindeyiz!
Ingrid: Aynen öylesiniz! Ve tahmin edin festivale kim öncülük edecekmiş? Kurbanın ta kendisi!
Ingrid: Ölüm haberi yayılmış! Büyük bir kargaşayla karşı karışya olacağız!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Pekala <İsim>, kimin o yaşlı keşişin kolunu kesip onu ölüme terk etmiş olabileceği konusunda halen şaşkınım...
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! Derhal Tseçu festivali alanına gitmen gerek!
Carmen: Festivallere ayıracak vaktimiz yok Ingrid. Şu anda bir cinayet soruşturmasının tam göbeğindeyiz!
Ingrid: Aynen öylesiniz! Ve tahmin edin festivale kim öncülük edecekmiş? Kurbanın ta kendisi!
Ingrid: Ölüm haberi yayılmış! Büyük bir kargaşayla karşı karışya olacağız!
Ingrid: Acil servis çalışanları alanı boşaltmakla uğraşıyor, ama hayati deliller zarar görebilir! O yüzden ikinizden de bir saniye bile kaybetmeden festival alanına fırlamanızı istiyorum!

-Festival alanında...-
Carmen: Evet <İsim>, acil servis çalışanları kalabalığı festival alanından çıkarmış, ama arkalarında epey bir hengame bırakmışlar...
Carmen: Haklısın, burada ipuçları olablir, bir de...
Averly Worthington: Ah. Iıı. Şey. <Rütbe> <İsim>, iyi ki geldin! Burası tam bir tımarhane!
Carmen: Averly Worthington? İyice Bangalor'daki gibi olduk yemin ediyorum! Halen geze geze gurun Om Padmasana'yı zengin mi ediyorsun?
Averly: Çok alaycısınız! Zengin olmak suç değil <Rütbe> <İsim>. Ama paramı paylaşmamak suç. Ayrıca gurunun daha fazla insana ulaşmasını istiyorum!
Averly: Guru nereye giderse oraya gideceğimi biliyorsunuz! Ama şimdi onun güvenliği için endişe duyuyorum... KENDİ güvenliğim için de! Kim bir keşişi öldürmek ister ki? Yani, aklıma bir kaç kişi geliyor ama...
Carmen: Belki de fikirlerini <Rütbe> <İsim> ile paylaşmak istersin Bayan Worthington? Hiç fena olmaz...
Carmen: Ya da önce festival alanında hızlıca ipucu arayabiliriz. Karar senin <İsim>!

Averly Worthington'a kurbanı kimin öldürmek istemiş olabileceğini sor.
Carmen: Averly, Lam Ugyen'i öldürmek isteyen birkaç kişinin aklına geldiğini söylerken ne demek istedin?
Averly Worthington: Eh, keşişlerin içinde en geleneksel olanı sayılmazdı... Düzeni sarsmayı, insanları sıra dışı şeylere teşvik etmeyi severdi.
Averly: Şahsen ondan biraz tırsardım. Yani, çatlağın önde gideniydi! Ama Guru'nun Lam Ugyen'in çok kötü artrit olduğunu söylediğini duydum.
Averly: Ayrıca benim Ayuverdik tıbbı araştırdığımı biliyor muydunuz? Bu yüzden Lam Ugyen'e bütünsel hizmetlerimi sunarsam, Guru'nun beni fark edeceğini düşündüm!
Carmen: Hı-hı... Bütünsel hizmetler mi? Tam olarak neyi kapsıyor bu bütünsel hizmetler peki?
Averly: Çoğunlukla zerdeçal macunu... Ama sanırım Lam Ugyen'in artriti artık sorun olmayacak...
Carmen: Doğru bildin Averly. Ama eğer <Rütbe> <İsim> Lam Ugyen'in vefatınla bir alakan olduğunu ortaya çıkarırsa o zaman başında pek çok dert olacak.

İncele: Festival Meydanı.
Carmen: Hey, şu örme sepet tanıdık geliyor <İsim>! Dupont bana inleye inleye bunların Bhutan'a has olduğunu deyip duruyordu... Belki içinden bir ipucu çıkar?
Carmen: Bulduğun şu yırtık kağıt çöp olabilir, ama içgüdülerine güveniyorum. Eminim bunu iki dakikada birleştirirsin. Umarım bu bizi katile yaklaştırabilir!

İncele: Yırtık Kağıt.
Carmen: Birleştirdiğin o kağıtta Lam Ugyen'in imzası var! Yazının geri kalanını kurtarmak için pudra takımına ihtiyacın olacak...

İncele: Solmuş Kağıt.
Carmen: Lam Ugyen'in kağıdında ne yazıyormuş? Notta "Druk - Festival Yöneticisi, Onaylayan: Lam Ugyen" yazıyor.
Carmen: Eğer kurban festivali yönetmesi için bu Druk denen adamı seçmişse kendisi illaki burada bir yerde olmalı. Belki Lam Ugyen hakkında daha fazla şey biliyordur!

Druk'a kurbanı sor.
Carmen: Druk, Lam Ugyen Tseçu festivalinin sorumlusu olarak seni görevlendirmiş, doğru mu?
Druk: Tüm festivalin sorumlusu değilim, ama Lam Ugyen, hazırlıklarda daha ciddi bir rol oynamamı istedi.
Druk: Dört gün süren festivalde birbirinden zorlu danslar var, ben de küçüklüğümden beridir bütün dansları bildiğim için kabul ettim.
Druk: Lam Ugyen, ayrıca yürüyüş çizmeleriyle uçurumun kenarına çıksam bile Bhutan'daki herkesten iyi dans edebileceğimi biliyordu!
Druk: Çhaang içtiğimde kendimi kaybetmediğimi de biliyordu tabii, ki bunu her dansçı başaramaz...
Carmen: Pekala, o dansçı ayakların buradan fazla uzaklaşmasın Druk. Sana yine sorularımız olabilir...

İncele: Örme Sepet.
Carmen: Örme sepetten ne çıktı? Bu şey bir... İğnedenliğe benziyor...
Carmen: Doğru dedin, iğnedenliğin üstündeki lekeler kan lekesi! Bir örnek alabilir misin?

İncele: Ejderha Başı İğnedenlik.
Carmen: Evet <İsim>, iğnedenliğin üstünden iyi bir kan örneği almayı başardın. Lars buna bakmak isteyecektir! Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: Selam <İsim>! İğnedenlikten aldığın kan kesinlikle kurbana ait!
Lars: İğnedenliği festival alanında bulduğuna göre, belli ki katil bunu cinayet mahallinden oraya götürmüş.
Lars: Ve bir kişi bileğine tek bir nedenle iğnedenlik takar: dikiş dikme!
Carmen: Bir saniye, yani katilin dikiş bildiğini mi söylüyorsun?
Lars: Bhutan'da oldukça yaygındır... Kadınlar da erkekler de dikiş konusunda oldukça beceriklidir!
Carmen: Pekala, katilin dikiş diktiğini öğrenerek bir iğne boyu daha yol almış olduk!

Birkaç dakika sonra...
Carmen: Biliyor musun <İsim>... Halen kurban hakkında çok bir şey bilmiyoruz. Doğru, tapınağı bir kez daha aramak işe yarayabilir! Hadi gidelim!

İncele: Tapınak Heykeli.
Carmen: Bizi kurban hakkında bilgi sahibi yapacak bir şeyler bulabildin mi? Bir adet akıllı telefon mu? Kurbana ait olabilir, de keşişte akıllı telefonun işi ne? Kilidini açabilir misin?
Carmen: Şu takvim ne peki? Üzerinde kurbanın resmi var! Ayrıca bir şeyler daha yazılmış... Pudralamaya hazır mısın?

İncele: Akıllı Telefon.
Carmen: İşte bu <İsim>! O telefonu açman saniyeler bile sürmedi. Hadi bunu Elliot'a paslayalım, belki içinde ilginç bir şeyler bulur!

Analiz et: Akıllı Telefon.
Elliot Clayton: Pekala <İsim>, bana getirdiğin bu telefon, tapınağı ziyaret eden bir turiste aitmiş... Ama şüphelilerden birinin yepyeni bir yönünü ortaya koydu!
Elliot: Gönürüşe bakılırsa herkesin taptığı guru, aslında pek de senden benden kutsal biri değilmiş... İzleyin!

-Görüntünün başı...-
Om Padmasana: Hacı! Abi! Seni seviyorum, Lam Ugyen reyiz!
Lam Ugyen: Hayır dostum, senin asıl sevdiğin şey çhaang!
Padmasana: Ciddiyim bea... Sen sanki rahmetli dedem gibisin... ama dirilmiş de dönmüş, sne olmuş gibi!
Ugyen: Ah, minik Om Padmasana, daha öğrenmen gereken çok şey var...

-Görüntünün sonu...-
Carmen: Yani Om Padmasana kurbanla birlikte zil zurna sarhoş mu olmuş? Üstelikte çhaang içerek! Buna inanamıyorum!
Carmen: Doğru dedin <İsim>! Bu video internete düşerse Guru'nun itibarı yerle bir olur...
Carmen: Bay Padmasana'yı sıkıştırıp kurbanla nasıl kafayı çektiğini kendisine sorsak iyi olur!

Om'u kurbanla sarhoş olması konusunda sorgula.
Carmen: Naber Bay Padmasana, kafan ne alemde? <Rütbe> <İsim> kurbanla zil zurna sarhoş olduğunu gösteren bir video bulduk...
Om Padmasana: Hayır... OLAMAZ! Lütfen o videoyu internette görmediğinizi söyleyin!
Carmen: Yok! Ama bir turistin telefonundan izledik ve telefonu kaybetmeden önce birisine gönderdiyse veya bir yerde paylaştıysa...
Padmasana: Yapmayın... O ihtiyar kaçığa güvenmemem gerektiğini biliyordum! O şeyin duvarlardan geçmemi sağlayacak kutsal bir içecek olduğunu söylemişti!
Padmasana: Ama duvarlardan geçmek yerine duvarlara GEÇİRDİM... Neyse ki yürüyüş çizmelerimi giymişim, yoksa ayak parmaklarım kırılırdı! Çok utanç duyuyorum...
Padmasana: Müritlerimden bazıları beni o halde gördü ve gittiler. Bana olan inançlarını yitirdiler! Eğer o video yayılırsa binlerce... müridimi kaybedebilirim!
Carmen: Pekala Guru efendi, eğer <Rütbe> <İsim> Lam Ugyen'i senin öldürdüğünü ortaya çıkarırsa müritlerini kaybetmekten çok daha ciddi sorunların olacak!

İncele: Solmuş Takvim.
Carmen: Bu takvim Tashi'ye mi aitmiş <İsim>? Sadece yığınla X var... Pek bir işe yaramaz...
Carmen: Bir saniye, doğru dedin! Ayın en sonunda tarih yuvarlak içine alınmış ve bir de not var: "Testin sonu. Ugyen ile buluş!"
Carmen: Demek Tashi bir tür testten geçmiş ve testi tamamladıktan sonra da kurbanla buluşacakmış, öyle mi? Bize daha önce bundan niye bahsetmedi? Hadi Tashi'yle ufak bir sohbet edelim...

Tashi ile kurbanla buluşma planı hakkında konuş.
Carmen: Evet Tashi, <Rütbe> <İsim> senin bir tür testten geçtiğini belirten bir takvim buldu. Ne tür bir testti bu?
Tashi: Sevgimi kanıtlamak için bir tür ağır iş testiydi... Lam Ugyen beni kabul ettikten sonra o kadar minnettardım ki manastırdaki ufak tefek işleri yapmak için kaldım. Buna dikiş de dehil!
Tashi: Sonra bir gün Deki'yi gördüm ve ona aşık oldum. Bhutan'da, müstakbel damadın üç yıl boyunca ağır işler yaparak, geline değerini kanıtlaması gelenektir.
Carmen: Üç yıl mı?! Çok değil mi yahu! Ne tür ağır işler yapıyordun?
Tashi: Misal her sabah yürüyüş çizmelerimi giyer ve ormanda odun keserdim. Sonra bölgeyi gezer, yangın tehlikelerini ortadan kaldırıp Buda heykellerini parlatırdım...
Carmen: Kulağa yorucu geliyor! Peki kurbanla neden buluşman gerekiyordu?
Tashi: Lam Ugyen, Deki'nin tek ailesiydi. Ondan kızını isteyip gönül rızasını alacaktım!
Tashi: Ama artık öldü ve Deki ile evlenmek için gönül rızasını alamayacağım!
Carmen: Pekala Tashi, manastırda durmak için bizim gönül rızamızı aldın en azından. Tekrar soru sormak için gelebiliriz.

Tekrar merkezde...
Carmen: Ne diyeceğimi bilemiyorum <İsim>... Lam Ugyen'in kolunu kesip sonra da onu ölüme terk eden şahsı bulmak oldukça çetin bir iş çıktı...
Carmen: Şu ana kadar en büyük neden Om Padmasana'nınki gibi duruyor... ki kaybedeceği çok şey var! Müritlerinin önünde sarhoş olmak, küçük tarikatının sonunu getirebilir...
Carmen: Tashi ise, özellikle kurbanın kızına aşık olduktan sonra yaşlı keşişe büyük saygı duyuyormuş!
Ingrid: Deki festival alanında olay çıkarıyor!
Carmen: Deki? Kurbanın evlatlık kızı olan Deki mi? İyi de o çok ağırbaşlı!
Ingrid: Belki de içkiyi fazla kaçırınca değişiyordur! Hemen festival alanına gidip onu kontrol altına alsanız iyi olur!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Valla Lam Ugyen'in kolunu kesip sonra da onu ölüme terk eden şahsı bulmak oldukça çetin bir iş çıktı <İsim>...
Ingrid Bjorn: Deki festival alanında çıldırdı! İşler çığırından çıkmak üzere!
Carmen: Deki mi? Kurbanın evlatlık kızı mı haylazlık yapıyor? Onunla ilk karşılaştığımızda gayet ağırbaşlı görünüyordu...
Ingrid: Belki de içkiyi fazla kaçırınca değişiyordur!
Carmen: O zaman festival alanına gidip Deki bir çılgınlık yapmadan onunla konuşsak iyi olur!

Deki'yi dengesiz davranışı hakkında sorgula.
Deki: ÖZGÜRÜM! ÖZGÜRÜÜÜÜÜM!
Carmen: Yavaş kızım! Ayakta zor duruyorsun! Derin derin nefes al biraz.
Deki: Derin nefes mi? DERİN... NEFES Mİ? Tıplı Lam Ugyen gibi konuştun! Ondan da... bıktım, sizden de... bıktım!
Deki: Yemek yap Deki, temizlik yap Deki... diğer karılık görevlerini yap Deki...
Carmen: "Karılık görevleri" mi? Evlatlık kız için biraz garip bir tabir bu!
Deki: Başka bir şey söylemiyorum... Ayrıca galiba kusacağım...
Deki: Tashi hep çhaang içince hemen kafayı buluyorum diye benimle maytap geçerdi! Sanki kendisi hiç sarhoş olmuyor da!
Carmen: Tamam Deki, efkar dağıtırken fazla açılma. Sana yine sormamız gereken şeyler olabilir.
(Deki ile konuştuktan sonra)
Carmen: Deki'nin davranışları epey uç noktada! Onunla ilk karşılaştığımızda oldukça ağırbaşlıydı... Belki tanımadığımız yönleri vardır...
Carmen: Acaba Deki'deki bu değişim bir tür isyan mı, yoksa ızdırabıyla bu şekilde mi başa çıkıyor...
Carmen: Her neyse <İsim>, bir an önce katili yakalamak istiyorsak daha fazla kanıta ihtiyacımız var! Hadi festival alanına yakından bakalım!

İncele: Festival Heykeli.
Carmen: Şu yırtık ipek parçaları da ne? Geri birleştirirsek daha rahat anlayabiliriz!
Carmen: Aldığın o kutuda da kurbanın adı yazılı!
Carmen: Bakalım içinde ne varmış... OHA <İsim>! Kutuda kurbanın kesik tırnakları var! Eğer bir örnek istiyorsan toplama işi sende...

İncele: Tahta Kasa.
Carmen: Kutuda ki kurbanın kesik tırnaklarından örnek aldın mı? İnsan neden kesik tırnaklarını saklar ki?
Carmen: Belki birileri bunun kutsal olduğunu falan düşünüyordur...
Carmen: Bunlardan ne bulmayı umuyorsun bilmiyorum, ama o tırnakları mikroskop altına sokmak istiyorsan, sana başarılar dilerim.

İncele: Kesik Tırnaklar.
Carmen: Bir saniye, Averly Worthington'ın DNA'sı kurbanın iğrenç tırnaklarına nasıl geçmiş?!
Carmen: Bütüncül tıpla kurbana yardım ettiğini biliyorduk, evet. Derhal Averly ile konuşsak iyi olacak!

Averly'yi Guruya verdiği hizmetler konusunda sorgula.
Carmen: Evet Bayan Worthington, DNA'n tam olarak nasıl Lam Ugyen'in kesik tırnaklarına geçti?
Averly Worthington: İzah edebilirim. Artriti için zerdeçal macunu sürüyordum ve o kart zampara beni tuttu!
Carmen: Seni tuttu mu? Bir keşiş için fazla çılgınca bir hareket!
Averly: Evet, değil mi? O kadar sert tuttu ki derimi çizdi. Giydiğim tuniği bile parçaları!
Averly: O kadar korkunçtu ki bütüncül tedavi konusunda her şeyi sorgulamama neden oldu, ama en azından beni Guru'ya daha yaklaştırdı!
Averly: Guru'ya olanı biteni anlattığımda o kadar şaşırdı ki tuniğimi dikme teklifinde bile bulundu...
Averly: Ama onu böyle boş işlerle meşgul edemezdim! Bu yüzden kendim dikdim!
Carmen: Guru'nun gözüne girmek için yapmayacağın şey olmadığını biliyoruz. Umarız buna cinayet dahil değildir!

İncele: Yırtık İpek.
Carmen: O ipek parçalarını birleştirdin mi? Bir tür yorgana benziyor...
Carmen: Bir saniye! Birisi ipeğin üzerine bir şeyler mi karalamış? Şu karalanmış surat sana da kurbanı andırmıyor mu?
Carmen: Haklısın, eminim Dupont bu kumaşın ne olduğunu ve birinin bunun üzerini karalamasının normal olup olmadığını bilir!

Analiz et: İpek Resim.
Armand Dupont: Bu kültür uzmanı için böyle güzel bir ipek aplikenin tahrif edildiğini görmek o kadar üzücü ki. Je vous le dis.
Dupont: Bu aplike, her yıl Tseçu festivalinde gösterilen thongrel'in bir parçası olacaktı!
Carmen: Thong-drel? O ne be?
Dupont: Dini bir görsel! Bu, Bhutan'da Kaplan Yuvası Manastırının kurucusu Budist bilge Padmasambhava'yı resmediyor!
Carmen: Yani kurbana benzesin diye üzerine yapılan karalamanın geleneğin bir parçası olmadığını söyleyebiliriz, öyle mi?
Dupont: Bien sûr que non! Kesinlikle DEĞİL! Bu thongrel'in tahrif edilmesi adice bir hareket!
Carmen: Soru şu ki; bunu kim yaptı? İyi dedin <İsim>! Druk, festivalde yönetici konumundaydı. Belki de bunu biliyordur. Hadi gidip onunla konuşalım!

Druk'a kurbanın thongdrel'deki çizimini sor.
Carmen: Evet Druk, <Rütbe> <İsim> ile bulduğumuz thongrel'in bu tahrif edilmiş parçası hakkında bir şey bilip bilmediğini merak ediyorduk.
Druk: Biliyorum, evet. Daha önce tahriften bahsetmememin sebebi, Lam Ugyen'in onurunu kırmak istemememdi ama... bunu o yaptı.
Druk: O ipeği koparıp thongrel'i en başından tekrar dikeceğimi biliyordu!
Carmen: Lam Ugyen neden festivali sabote etmek istesin ki?!
Druk: Lam Ugyen tam olarak deli olmasa da, alışılmışın fazlasıyla dışındaydı. Padmasambhava'ya kendi yüzünü karalamanın, bağını koparma konusunda bir ders olduğunu söyledi.
Druk: Beni festivalden sorumlu yaptı ve sonrasında her fırsatta önüme engeller koydu. Ama bana alçak gönüllülüğü öğretmeye çalıştığını şimdi anlıyorum.
Carmen: Peki sen bu dersi öğrendin mi Druk? Yoksa tepen mi attı? En azından başka sorumuz olduğunda seni nerede bulacağımızı biliyoruz.

Daha sonra...
Carmen: Görünüşe bakılırsa kurban, sandığımız kadar kutsal birisi değilmiş.
Carmen: Sonuçta guruyu kandırarak alkol içirtmiş...
Carmen: Onu bırak, Averly'ye saldırmış!
Carmen: Evlatlık kızı Deki ile olan ilişkisi de sandığımız kadar baba-kız ilişkisine benzemiyormuş...
Carmen: Bu işte görünenden fazlası var <İsim>. Katilin üzerine çökmek için daha fazla ipucuna ihtiyacımız var. Hadi cinayet mahalline geri dönelim!

İncele: Dua Tekeri.
Carmen: Aldığın o sandık kilitli mi? Kim dağ yoluna kilitli bir sandık bırakır ki?! Kilidini açabilir misin?
Carmen: Şu şey bir bileği taşı mı? Bunlar normalde bıçakları keskinleştirmek için kullanılır, ama bu yuvarlak. Dur telefonumdan bakayım.
Carmen: Bu bileği taşı genellikle baltalara daha uygunmuş! Katil, cinayet silahını bununla bilemiş olmalı!
Carmen: Doğru, bileği taşının üzerinde mavimsi bir madde var... Aradığımız ipucu bu olabilir! Bundan hemen örnek almalıyız!

İncele: Kilitli Sandık.
Carmen: Sandıkta bulduğun o balta cinayet silahı olabilir <İsim>! Üzerindeki kana baksana!
Carmen: Ayrıca üzerinde sarı bir macun var! Macun sayesinde katili yakalayabiliriz! Lars bunun ne olduğunu bilir. Hadi gidelim!

Analiz et: Balta.
Lars Douglas: Canım karıcığım kurbandaki kesik izlerini balta ile karşılaştırdı. Ve %100 eşleşti! Cinayet silahını bulmakla harika iş çıkardın <İsim>!
Lars: Ne düşündüğünü biliyorum. Cinayet silahını bulmaktan daha iyi ne olabilir, değil mi?
Carmen: Sinirlerimi zıplatmaman olabilir mesela Lars!
Lars: Pekala, <İsim> başka kanıtlar da bulmuş! Baltanın sapındaki sarı macun; zerdeçal, sandal ağacı ve gülsuyunun karışımıymış!
Lars: Bu bitki karışımı, Ayurveda tıbbında yaraları tedavi etmek için kullanılır!
Carmen: Demek katil bir yarayı iyileştirmeye çalışıyor. Belki hapiste yarası onu daha sert biriymiş gibi gösterir, değil mi <İsim>?

İncele: Bileği Taşı.
Carmen: Katilin bileği taşındaki mavi maddeden örnek almayı başardın! Hadi bunu Lars'a postalayalım!

Analiz et: Mavi Toz.
Lars: <İsim>, tam zamanında! Tak tak!
Carmen: Cidden mi Lars? Tak tak şakasının sırası mı şimdi? Tamam. Kim o kapıdaki dümbük?
Lars: Turkuaz!
Carmen: Gözünü seveyim... Ne turkuazı?
Lars: Türk turkuazı, hem de en mavisinden! Bilimsel olarak kanıtlanmış!
Lars: Neyse... <İsim>'in bileği taşından topladığı toz, yarı değerli bir taş olan turkuazdan gelmiş!
Lars: Tozun dağılımına bakılırsa katilin bu bileği taşını üzerinde taşıdığını ve üzerine turkuaz olan bir şeyi çizdiğini söyleyebilirim. Çizdiği şey, büyük bir boncu olabilir.
Carmen: Yani katil turkuaz bir boncuk takıyor! Vakayı kapatmamıza ramak kaldı <İsim>!

Carmen: Lam Ugyen'in katilini tutuklamak için gereken tüm delile sahibiz <İsim>! Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Carmen: Tashi, <Rütbe> <İsim> seni Lam Ugyen cinayetinden ötürü tutukluyor!
Tashi: Ne?! En büyük destekçime asla zarar vermem!
Carmen: Yürüyüş çizmelerin öyle demiyor ama Tashi!
Tashi: Uçurumun kenarında yaşadığımı fark etmediniz galiba? Burada başka nasıl ayakkabı giyebilirim?
Carmen: Burada yaşamak için boynuna turkuaz bir boncuk takman gerekmiyor...
Tashi: Turkuaz boncuk mi? Guru'daki boncuğu görmediniz mi? O da bir tane takıyor!
Carmen: Ah, ama Om Padmasana, cinayet silahının üzerine Ayurveda yara ilacı bırakmadı!
Carmen: Anlamıyorum Tashi... Üç yıllık testini bitirmek üzereymişsin, neden tam da Deki ile evlenmeye bu kadar yaklaşmışken Lam Ugyen'i öldürdün?
Tashi: Çünkü Ugyen, Deki ile evlenmeme asla izin vermeyecekti. Onu kendi karısı yapmıştı!
Carmen: Yuh! Lam Ugyen evlatlık kızını karısı mı yapmış?! Demek Deki'nin "karılık görevleri"nden kastettiği buydu!
Tashi: Bir keresinde Deki ile bir baba gibi değil de, yaşlı bir zampara gibi konuştuğuna şahit oldum! Ama söylediği şeylerin Deki'nin hoşuna gitmediğini sesinden anladım.
Tashi: Onunla nasıl konuştuğunu görünce her ne şekilde olursa olsun onu kurtarmak zorunda olduğumu anladım!
Carmen: Bunu öğrenmenin ne kadar sarsıcı olduğunu anlıyorum, ama onu doğramak bununla başa çıkmanın yolu değildi... Tutuklusun!

Yargıç Adaku: Bay Tashi, Lam Ugyen'i, kolunu baltayla keserek öldürmekten ötürü mahkeme karşısındasın...
Tashi: Deki'yle evlenebilmek için onu onun elinden kurtarmam gerekiyordu!
Adaku: Onun elinden bir kadını mı kurtarman gerekti? Keşişler yeminli bekar olmaz mı zaten?
Tashi: O normal bir keşiş değildi ki! İnsanları kullanıyor, onlara zarar veriyordu!
Adaku: Niyetinin bu kadına yardım etmek olduğunu anlıyorum, ama cinayet asla çözüm değildir!
Adaku: Tashi, bu mahkeme seni 10 yıl hapisle cezalandırıyor!
Tashi: Deki benim hapisten çıkmamı beklemese de, özgür olduğunu bilmek buna değer!

Carmen: Neyse ki bu cinayeti çözdük <İsim>, ama kurbanın nasıl mübarek bir adamdan nasıl genç kızlara sulanan ve kendi kızıyla evlenen birine dönüşebildiğini merak etmiyor değilim!
Carmen: Yine de Tashi, Deki'yi kurtarmak için de olsa, cinayet işlememeliydi...
Elliot Clayton: Hey, <İsim>! Guru'nun hesaplarından birinden bildirim var! Yüklü miktarda para aktarımı yapıyor. Şüphelenmek için fazlasıyla yeterli...
Carmen: Buraya sırf şahsi gelişimi için gelmiş olamayacağını biliyordum... Herif tekinsiz! Şu sözde Guru vakasına dönmenin zamanı geldi!

Yeni Bir Işık 5

Elliot Clayton: Şef bana SOMBRA'yı askıya alıp Om Padmasana'ya odaklanmamı söylemişti ya. Bil bakalım ne oldu?
Elliot: Guru'nun hesaplarından bir bildirim geldi! Yüklü miktarda para aktarımı yapıyor. Şüphelenmek için fazlasıyla yeterli...
Carmen Martinez: Bhutan'a sırf şahsi gelişimi için gelmiş olamayacağını biliyordum!
Elliot: Evet. Para, Bir Anne Sütü diye bir yere gidiyor. Bunun paravan bir şirket mi, SKT mı, neyin nesi olduğunu henüz çözemedim...
Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, derhal tapınağa çıkıp Om Padmasana'ya bunu sor! Sonunda bu Padmasana denen elemanın dolandırıcının teki olduğunu kanıtlayabileceğiz!
Marina Romanova: Seninle geliyorum <İsim>! Psikanaliz becerilerim sorgu sırasında işe yarayabilir!
Lars Douglas: Böldüğüm için kusura bakma <İsim>, ama müsait olduğunda laboratuvara uğrayabilir misin? Senden bir ricam olacaktı...

Om'u mali durumu hakkında sorgula.
Marina: Om Padmasana, neredeysen ortaya çık! Seninle konuşmamız gerek!
Averly Worthington: Guru şu anda müsait değil <Rütbe> <İsim>. Ayrıca suçsuzluğu ispatlandı, neden hala onunla konuşmak istiyorsun? Onun yerine benimle konuşabilirsin!
Marina: Fena bir fikir sayılmaz Bayan Worthington. Bangalor'da Guru'nun gelirinin ne kadarını sizin sağladığınızı öğrendik, belki maddi durumu hakkında bize söyleyecekleriniz vardır.
Averly: Ben ne bileyim? Ona verdiğim parayı nasıl harcayacağı konusunda verdiği kararları sorgulamıyorum.
Averly: Guru'nun parayla yanlış bir şey yapmadığından eminim! O kadar çok kişinin hayatını olumlu yönde değiştirdi ki!
Marina: Eğer bu doğruysa, o zaman <Rütbe> <İsim> ile tapınağı aramamızda bir sakınca görmezsin, değil mi?
Averly: Iıı... Bilmiyorum... Yani, Guru'nun güvenini yitirmek istemiyorum...
Marina: Bayan Worthington, Guru'nun adını temize çıkararak onun güvenini ne derecede kazanabileceğinizi bir düşünün!
Averly: Evet! Haklısınız! Ama tapınakta kötü bir şey bulamayacağınızı biliyorum! Guru kötü bir şey yapamaz. Bunu kanıtlamak için onun adına size büyük bir bağışta bulunacağım!

İncele: Tapınak Sunağı.
Marina: Dua flamalarıyla dolu bir kutu mu buldun? Hislerine güveniyorum <İsim>! O kutuda Guru'yla ilgili bir şey varsa onu ancak sen bulabilirsin.

İncele: Boyalı Kutu.
Marina: Ha! Dua flamalarının arasında bir adet afiş bulmuşsun! Üstelik Elliot'un bahsettiği Bir Anne Sütü adlı hayır kurumuna ait bu!
Marina: Görünüşe bakılırsa kurum, Asya'da ihtiyacı olan ailelere bebek maması bağışlıyor...
Marina: Şaka yapıyorsun <İsim>! Hayır kurumunun afişinde O.M. Medilab logosu mu var? Eğer işin içinde onlar varsa bu hiç iyiye işaret değil.
Marina: Demek Guru, O.M. Medilab'a ait bir hayır kurumuna yüklü miktarda bağışlar yapıyor... Tekinsiz olduğuna dair bir kanıt daha...
Marina: Haklısın, hemen bu afişi Elliot'a götürmeliyiz. O bütün bu meseleyi çözer!

Analiz et: Afiş.
Elliot: <İsim>, şu Bir Anne Sütü adlı hayır kurumu hakkında neler öğrendim bir bilsen!
Elliot: Senin de bildiğin üzere Asya'daki ihtiyacı olan ailelere bebek maması veriyorlar... Ayrıca ecza devi O.M. Medilab ile de doğrudan bağlantılılar!
Marina: O kadarını broşürden biz de çıkardık Elliot! Bilmediğimiz bir şey söyle bize!
Elliot: O.M. Medilab'ın verilere nasıl bir türlü ulaşamadığımdan sana bahsetmiş miydim <İsim>?
Elliot: Bunun sebebi, Bir Anne Sütü'nün bir hayır kurumu olması. Bu nedenle atıyorum dev ilaç firmalarından farklı şeffaflık kanunlarına sahipler...
Elliot: Hayır kurumundan yola çıkarak O.M. Medilab'ın maddi izini SOMBRA'ya kadar sürebildim!
Marina: Şaka mı lan bu?! O.M. Medilab, SOMBRA'nın paravan şirketi miymiş yani?! Şirketin şüpheli davranışlarının nedeni şimdi anlaşıldı...
Elliot: Bu da Om Padmasana'nın en büyük kaygısının, aydınlanma olmadığını doğruluyor! Bir Anne Sütü aracılığıyla SOMBRA'ya para gönderiyormuş!
Carmen: Om Padmasana, SOMBRA'ya para gönderiyormuş mu dedin? Seninle geliyorum <İsim>!
Carmen: Averly Worthington bize o Guru'nun nerede olduğunu söyleyecek! Onu bulursak, tekrar SOMBRA'nın izini yakalamış olacağız!

Guru hakkında bilgi vermesi konusunda Averly'yi ikna et.
Carmen: Bayan Worthington, derhal Om Padmasana ile görüşmemiz gerek!
Averly: Söyledim ya, kendisi burada değil! Onu rahatsız etmeyi bırakın! Suçsuz o! Her şeyi arındıran parlayan ışığı ilk gören oydu!
Carmen: Parlayan ışıklar, Guru'nu suç örgütüne para aktarmaktan arındırmayacak ama! Nerede o?!
Averly: Korkarım ki Guru tapınağı terk etti <Rütbe> <İsim>. Giderken de müritlerine nereye gittiğine dair tek kelime etmedi...
Carmen: Tabii tabii. Seyahat planı hakkında tüm bildiklerini hemen şimdi anlatmaya başlasan iyi olur!
Averly: Sakin olun, tamam mı? Bilsem bile söylemem zaten! Guru'yu takip edip onu korumak, müridi olarak görevimin bir parçası bir kere!
Carmen: Dikkatli olmazsan, onu koruyayım derken hapse gireceksin!
Averly: Hadi canım! Şimdi müsaadenizle, üzerimdeki negatif enerjiyi atmak için parlayan ışığa doğru meditasyon yapacağım!
Carmen: Negatif enerji mi? Hadi ama... Sanırsam kan şekerim düşmeye başladı <İsim>. Bir şeyler yemem lazım yoksa ciddi oranda negatif enerji salacağım!
(Averly ile konuştuktan sonra)
Carmen: Pekala, Averly Worthington hiç yardımcı olmadı. Ne sürpriz ama...
Carmen: Yine de Guru'yu bulup SOMBRA ile olan bağlantılarını sormamız gerek!
Carmen: Doğru dedin <İsim>! Averly Worthington, Guru'yu cehennemin dibine bile gitse takip edecektir! Onu takip edersek kesin bizi Guru'ya götürür!
Carmen: Elliot'a Averly'yi takibe almasını söyleyeceğim. Bu sayede Om Padmasana'yı bulabiliriz!

Lars'a ne istediğini sor.
Lars: Kulağa biraz tuhaf gelecek <İsim> ama, senden bir ricam olacak ve bunu sır olarak saklaman gerek. Özellikle de Angela'dan gizli tutmalısın.
Lars: Guru'yu neden takip etmek istediğimi düşünürken... Aslında kendi sorunlarımdan kaçtığımı fark ettim...
Lars: Ailemle vakit geçirebilmenin tek yolunun her şeyi bırakmak olduğunu düşündüm... Angela bu konuda bana kızmak da haklı...
Lars: Ama artık hem Büro için çalışıp hem de ailemle vakit geçirebileceğimi biliyorum! Manastırda evlilik yeminlerimizi tazeleyerek bunu Angela'ya kanıtlamak istiyorum!
Lars: Duyduğuma göre Bhutan'da nikahları bir astrolog kılıyormuş... Festival alanına gelip bir astrolog bulmama yardım edebilir misin?
Lars: Harika! Bana katıldığın için çok sağ ol! Festival alanında görüşürüz!

İncele: Festival Meydanı.
Lars: Selam <İsim>! Bulduğun o kitap ilgince benziyor! Başlığı okuyamıyorum gerçi... Ama resimler oldukça mistik görünüyor.
Lars: Eğer bir astrolog bulamazsak, bu kitap işimize yarayabilir!

İncele: Solmuş Kitap.
Lars: Kitabın başlığını ben de okuyamıyorum. Hangi dilde olduğunu bile bilmiyorum! Sence Dupont bilir mi <İsim>? Hadi bu kitabı ona götürelim!

Analiz et: Kitabın Adı.
Armand Dupont: Ah, quel trésor! Analiz için bana gönderdiğiniz bu kitap tam bir hazine! Mes amis, bu, Tibet Astrolojisiyle ilgili kadim bir kitap!
Lars: Astroloji kitabı mı?! Tam da aradığım şey olabilir!
Dupont: Aynen. Tibetçe'de olsa, Bhutan ve Tibet'in kültürleri birbirine benzer. Bununla beraber, Bhutan'da geleneksel bir evlilik merasimi dört gün sürer...
Lars: Hacı! O kadar vakit bende ne gezer!
Dupont: Endişelenme Lars! Bu kadim kitaptaki hesaplamaları dışdeğerleyerek, Angela ile yemin tazelemeniz için en iyi günün bugün olduğunu tespit ettim!
Dupont: Ama acele manastıra gidip gün batımından önce yeminlerinizi tazelemeniz gerekiyor! Ayrıca töreni yönetecek Bhutanlı bir astroloğa ihtiyacınız olacak!
Dupont: Khata veya kutsal şal takan bir keşiş bulun. Onlar Tibet Astrolojisini bilir!
Lars: Teşekkürler abi! Acele edelim <İsim>! O manastıra giden yol hem uzun hem de dik!

İncele: Uçurum Yolu.
Lars: Khata giyen bir keşiş bulamamış olabiliriz, ama bu şal, Dupont'un bahsettiği şey olabilir!
Lars: Peki bu şalın sahibi olan atroloğu nasıl bulacağız?!
Lars: Ha! Tabii ya <İsim>! DNA bu sorunu çözer! Şalın üstünden deri hücresi toplamakla başlayabilirsin!

İncele: Beyaz Şal.
Lars: İyi işti <İsim>! Şaldaki deri hücrelerinden örnek almayı başardın!
Lars: Şu anda bir şey analiz edemeyecek kadar gerginim! Sürprizi bozmadan Angela'yı buraya nasıl getireceğimi bulmam gerekiyor!
Lars: Deri hücrelerini mikroskopla inceleyebilirsen çok yardımcı olursun! Sağ ol <İsim>!

İncele: Deri Hücreleri.
Lars: Şal, festival dansçısı Druk'a mı aitmiş? Yani kendisi hem dansçı HEM de astrolog muymuş?!
Lars: O zaman hemen Druk'u bulalım! Şalı manastırda olduğuna göre kendisi de oralarda bir yerdedir! Belki merasimi yönetmeyi kabul eder!

Druk'tan Lars ile Angela'nın yemin tazeleme törenini gerçekleştirmesini iste.
Lars: Merhaba Druk! Ben Lars! <Rütbe> <İsim> ile çalışıyorum ve karım Angela ile evlilik yeminlerimizi tazelemek istiyorum!
Lars: Sen bir astrologmuşsun ve merasim için en hayırlı vakit, bugün gün batımı öncesiymiş. Yardım edebilir misin?
Druk: Biraz fazla acele oldu bu... Ama Bhutan'lı olmadığın için, sanırım dört günlük değil de birkaç saatlik bir şey ayarlayabilirim. Kabul ediyorum!
Druk: Merasim içeceği için özel ahşap kupaya ihtiyacınız olacak... İlk olarak kupadan ben içeceğim ve ikiniz yeminlerinizi edeceksiniz... Sonra da ikiniz aynı kupadan içeceksiniz.
Lars: Bu kadar mı? Bir kupadan içip karımı ne kadar çok sevdiğimi mi söyleyeceğim? Olur, yaparım!
Druk: Ama ilk önce uygun kıyafetleri giymeniz gerek! Gereken kıyafetler giyilmeden merasim gerçekleşemez! Ben her şeyi ayarlarken sen de üstünü değiştirebilirin.

Daha sonra manastırda...
Lars: Umarım Angela bu sürprizden hoşnut kalır <İsim>...
Angela Douglas: Neler oluyor yahu? Neden bu kostümleri giymemi ve üçüzleri buraya getirmemi istedin?
Lars: Angela, balım, biliyorum ki son günlerimiz biraz zorlu geçti. Ayrıca ailemizi Guru'yu takip etmeye de zorlayan bendim... Aptallık ettim.
Lars: Ama Büro adına önemli işler yaptığımızı ve senin ve üçüzlerin benim için en önemli şey olduğunuzu anladım. Bu yüzden kabul edersen, evlilik yeminlerimizi tazelemek istiyorum.
Angela: Bu, hiç beklemediğim bir şeydi! Evet Lars! Kabul ediyorum!
Druk: Güneş batmak üzere. Yeminlerinizi etmelisiniz...
Angela: Dilim dolandı Lars... Sen başlasan?
Lars: Angela, yüzünü her gün güldüreceğime, ailemizle ilgili tüm kararlara seni dahil edeceğime ve her daim yanında olacağıma söz veriyorum.
Angela: Lars, soğuk esprilerine bile güleceğime, hayatını kurtarabildiğim kadar kurtaracağıma ve seni asla yarı yolda bırakmayacağıma söz veriyorum.
Druk: Şimdi ikiniz de kupadan için...
Angela: Seni seviyorum, Buu Bey.
Lars: Ben de seni seviyorum, Buu Hanım.
Lars: Sana olan aşkım tıpkı bir nükleer güç gibi...
Angela: Aramızdaki bağ her daim eşdeğer kalsın...
Üçüzler: Anne! Anne! Bizde içebilirmiyiz ondan?
Angela: Hayır canlarım, bu içecek mayalı. Bu ne demek biliyorsunuz, değil mi?
Üçüzler: Evet anne... İçinde etanol var ve bizi hasta edebilir...
Angela: Aynen öyle. Ayrıca babanız zaten yeterince beni uğraştırıyor!

Daha sonra merkezde...
Marina: <İsim>, Angela ve Lars'ın tüm bu zor zamanları atlatmalarından o kadar mutluyum ki!
Jonah Karam: Ben de. Gerçekten ilham verici. Evlilik zor iş. Affetmek cesaret gerektirir...
Marina: Affetmek demişken... Jonah, beni öldürme emrine karşı gelişini düşündüm de...
Marina: Belki de hikayeyi senden de dinlemeliyim... Çay eşliğinde?
Jonah: Çay mı? Benimle mi? Çay mı içmek istiyorsun? Aaa, tabii, olur! Ne zaman istersen!
Marina: ...O zaman.
Elliot: Haberler iyi millet! Averly Worthington harekete geçti! Az önce Tibet'e bir uçuş bileti aldı!
Marina: Muhtemelen Guru'nun peşinden Tibet'e gitmesi için talimat geldi!
Ripley: Padmasana'nın Bir Anne Sütü aracılığıyla SOMBRA ile olan bağlantısını düşünecek olursak, sırf uzaktan izlemekle yetinemeyiz!
Ripley: <Rütbe> <İsim>, varını yoğunu topla yüksekten irtifalara hazırlan. Tibet'e gidiyorsun!

Also on Fandom

Random Wiki