Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ölümcül Salgın/Diyaloglar

< Ölümcül Salgın

1.375pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Bangalor'da...
Jack Archer: <İsim>, Bangalor'u ziyaret etmeyi hep istemişimdir, ama bu şartlar altında değil! Bizden yardım istedikleri bu esrarengiz salgın, daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzemiyor!
Jack Archer: Durum çok vahim. Tüm kentte insanları ağızlarında irin dolu yaralar çıkıyor ve birkaç saat içinde ölüyorlar!
Jack Archer: Görünüşe bakılırsa doğal afetlerin ardından hastalıkların görünmesi çok normal bir durum.
Jack Archer: Keşke daha fazla yardımımız dokunsaydı. SOMBRA'yla boğuşmak iyi geliyor, ama halen sessizler ve bu salgın yüzünden kendimi faydasız hissediyorum.
Jack Archer: Angela ve Lars hastalık alanındaki uzmanlıklarından ötürü buraya çağırıldılar, ama onlar için endişeleniyorum. Durmadan çalışıp sonuç alamıyorlar...
Lars Douglas: İyiyim ben <İsim>! Bir kahve daha aldımmıydı turp gibi olurum!
Jack Archer: Turplar asla formdan düşmez. Hem en son ne zaman uyudun sen?!
Lars Douglas: Bu hafta içinde bir ara olabilir. Her neyse <İsim>, Şiva Tapınağı'ndan aradılar. Salgın patlak verdiğinden beridir kapalıydılar ve tekrar açtıklarında bir ceset bulmuşlar.
Lars Douglas: Gelmemi istediler ama ben oldukça meşgulüm. Sen gider misin?
Jack Archer: Gidip... Hastalıklı bir cesede mi bakalım??? Dalga mı geçiyorsun? Kendime de bulaştırma niyetinde değilim!
Lars Douglas: Hacı, sıkıntı olmaz. Hastalık havadan geçmiyor! Sadece doğrudan temasla geçiyor. Çıplak elle cesede dokunma yeter, <İsim>!
Jack Archer: Tamam. Kahvaltıdan sonra hastalıklı cesetleri toplamayı kim istemez ki? <İsim>, Şiva Tapınağı'na gitmeden önce birkaç çift eldiven alsak iyi olur!

1. Bölüm

İncele: Şiva Tapınağı.
Jack Archer: Tövbe bismillah, şu ceset... bu koku... <İsim>, açıl kusacağım!
Jack Archer: Şunlar... solucan mı??? <İsim>, bu ceset hayatımda gördüğüm en iğrenç şey, ki ben bir keresinde anne babasını yatak odasında görmüş bir adamım!
Jack Archer: <İsim>, o çürümüş cesede neden yakından bakıyorsun? Hıı... evet. Ölü adamın elinde tuhaf, delik şeklinde bir yara var.
Jack Archer: Kurbana bir şey enjekte edilmiş ve bu da giriş noktasında çirkin izler bırakmış...
Jack Archer: Bir saniye. Böylesine çürümüş izler bırakan bir şey ilaç olamaz! Haklısın <İsim>, bu adam öldürülmüş!
Jack Archer: Birini öldürmek için ölümcül bir salgının yaşandığı zamandan daha iyi bir zamanlama olabilir miydi acaba? Katil, kimsenin fark etmeyeceğini düşünmüş olmalı. Tabii senin burada olacağını hesaba katmamış!
Jack Archer: Kurbanın adı... Öğrenci kimliğinde yazana göre "Sunil Dhudwar" Öğrenci miymiş? Umarım Angela'nın cesede otopsi yapmak için vakti olur!
Jack Archer: Bakıyorum birkaç ipucu bulmuşsun bile! Bir heykel mi? Evet, cesede fazla yakındı, ve üzerinde garip bir şey var. Hadi süpürüp bundan ne çıkacağına bakalım!
Jack Archer: Peki ya şu günlük? Diyor ki, "Mokşaya giden yolum."
Jack Archer: Bana hiçbir şey ifade etmiyor, ama bu kızın fotoğrafını veri tabanından geçirip kim olduğunu ve eşyalarının cinayet mahallinde ne aradığını öğrenmeliyiz!
Jack Archer: Şu salgın, bundan istifade eden şerefsiz bir katil olmadan da yeterince kötü zaten! Ama senin, katilin çarkına çomağı sokacağından eminim <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: <İsim>, bugün salgınga on beş kişi daha öldü, o yüzden konuşacak pek vaktim yok.
Jack Archer: <İsim> ile tapınakta bulduğumuz ölü öğrenci hakkında ufak bir özet geçsen? Lütfen ama lütfen. Filli lütfen!
Angela Douglas: <İsim>, ölüme yol açan şeyin, kurbanın kan dolaşımına bir şey enjekte edilmesi olduğunu düşünmekte haklıydı.
Angela Douglas: Ama henüz ne olduğunu bilmiyorum, çünkü kurban da salgına maruz kalmış ve hangi sorunun nasıl bir hasara yol açtığını söyleyebilmek zor. Ama araştırmaya devam edip bir şey bulunca haber vereceğim!
Jack Archer: Bizim için başka bir şey daha bulmuş olmasısın, değil mi? Değil mi?
Angela Douglas: Jack, üç çocuğum ve bir de Lars'ım var. Yavru köpek bakışları bana sökmez. Ama iyi haberlerim var tabii!
Angela Douglas: Kurbanın kıyafetlerinde demirhindi, muskat, garam masala... ve yüksek oranda kırmızı biber buldum. Kısacası bunlar çok acılı bir Hint yemeğinin malzemeleri.
Angela Douglas: Kurbanın midesinde bunlardan yoktu, yani acılı yemek kalıntıları katilden gelmiş olmalı.
Jack Archer: Yani katil acılı gıda tüketiyor! Onu içeriye tıktığımızda esas acının ne olduğunu görecek <İsim>!

İncele: Günlük.
Jack Archer: Kurbanın cesedinin yakınında bulduğun günlükteki fotoğraf, Averly Worthington'a aitmiş... Görünüşe bakılırsa kendisi uzun süreliğine Hindistan seyahatine çıkmış bir Amerikalı.
Jack Archer: Hadi gidip Averly'ye eşyalarının kurbanın cesedinin yanında ne işi olduğunu soralım!

Averly Worthington'a eşyalarının neden cinayet mahallinde olduğunu sor.
Averly Worthington: Ommmmmmm...
Jack Archer: Iıı, Bayan Worthington?
Averly Worthington: Mantramı bozdunuz! Ruhani yönünüzün olmadığı belli oluyor, yoksa yoganın, salgın zamanında sağlığınızı korumak için acayip önemli olduğunu anlardınız!
Jack Archer: Oooldu. Her neyse, <Rütbe> <İsim> günlüğünüzü Şiva Tapınağı'nda, Sunil Dhudwar'ın cesedinin yakınında buldu...
Averly Worthington: Sunil öldü mü??? Bu çok kötü!
Jack Archer: Aha, demek Sunil'i tanıyordun!
Averly Worthington: Şey, ben... Onu çok da iyi tanımıyordum. Sunil ile birkaç kez çıkmıştık. Üniversitede birkaç derse birlikte girdik.
Averly Worthington: Çabuk ayrıldık. Çok farklıydık! Sunil benimle meditasyon yapmak yerine bilim hakkında zırvalayıp duruyordu.
Jack Archer: Neyse, <Rütbe> <İsim> ile sana başka sorularımız olabilir, yani fazla uzaklaşma! Bir de salgından korunmak için sırf yogaya bel bağlamasan iyi olur...

İncele: Ganeşa Heykeli.
Jack Archer: Kurbanın yakınında bulduğun o Ganeşa Heykeli'ndeki sarı tozdan bir örnek alarak iyi iş çıkardın <İsim>! Heykel cesedin epey yakınındaydı, bu durumda faydalı bir ipucu olmalı. Bu tozun ne olduğunu öğrenmeliyiz.
Jack Archer: Ama Lars şimdi meşgul, onu rahatsız etmek için hiç uygun bir zaman değil... Bizde kendimiz hallederiz! Hadi bu tozu mikroskop altına sokalım!

İncele: Sarı Toz.
Jack Archer: Kurbanın cesedinin yakınında bulduğun heykeldeli polen, aşoka ağacının poleniymiş... Aşoka ağacı ney lan?
Armand Dupont: Müsaade var mı <İsim>? Aşoka ağacı Hinduizm'de kutsal kabul ediler. Bir takım mitolojik varlıklarla ilişkilidir ve...
Jack Archer: Dupont! Senin yaşında birinin burada bulunması doğru mu sence? Hastalık senin için çok daha tehlikeli olabilir, biliyorsun!
Armand Dupont: Quoi??? Ben hayatımın baharında bir adamım! Senin için ise aynısını söylemiyorum Archer!
Armand Dupont: Her neyse <İsim>... Aşoka ağacından bahsetmen ilginç geldi. Buralarda bu ağacın sadece Lalbagh Botanik Bahçeleri'nde yetiştiğini biliyor muydun?
Jack Archer: Gerçekten mi? O zaman gelecek istasyon botanik bahçeleri! Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Botanik Bahçeleri.
Jack Archer: Hey, aldığın şu fotoğrafta kurbanın yüzü var <İsim>! Tahminin doğruymuş, kurban buraya gelmiş! Hadi telefonun kilidini açıp içine bakalım!
Jack Archer: Başka ne buldun? Yırtık bir kağıt mı? Doğru, yersiz görünen her şey süphelidir. Toparlayıp ne olduğunu görebiliriz!
Jack Archer: Şu çiçekler de sanki bir şeyi saklamak için topluca atılmış... Bakalım altından ne çıkacak <İsim>!

İncele: Kurbanın Telefonu.
Jack Archer: Kurbanın telefonunu açarak güzel iş çıkardın! Bakalım ne diyor...
Jack Archer: Kurbanı en son arayan kişi Profesör Patil diye birisi.
Jack Archer: Haklısın <İsim>, bu profesörle konuşmalıyız, hem de hemen!

Ayush Patil'e kurbanı neden aradığını sor.
Ayush Patil: <Rütbe>? Nasıl yardımcı olabilirim?
Jack Archer: Bay Patil, <Rütbe> <İsim> Sunil Dhudwar'ın cinayetini araştırıyor ve size onunla ilgili birkaç soru sormak istiyorduk.
Ayush Patil: Sunil öldürüldü mü? Olamaz! Kim yapar ki bunu?
Ayush Patil: Sunil üniversitedeki sosyoloji derslerimden birine katıldı, ama asıl bölümü bilimdi. Çok parlak bir çocuktu.
Jack Archer: Sunil'in telefon kayıtlarına bakarsak, ölmeden önce onu en son arayan kişi sizmişsiniz!
Ayush Patil: Ne kadar üzücü! Son felaketlerden sonra iyi olup olmadıklarını sormak için tüm öğrencilerimi aradım, ama bunun Sunil'le son konuşmam olacağı aklıma gelmemişti.

İncele: Yırtık Kağıt.
Jack Archer: <İsim>, bulduğun şu yırtık kağıt Gourav Gajd... Gajer... Gajendragadkar adlı birinin konser biletiymiş!
Jack Archer: Bilette de kurbanın adı yazılı! Demek Sunil, cinayetten hemen önceki gün düzenlenen bu konsere gitmiş!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, bu sıradan bir bilet değil... Bu bir sahne arkası bileti! Yani kurban, ölümünden önceki gece bu şarkıcıyla yüz yüze konuşmuş olabilir mi?
Jack Archer: Uzak ihtimal olduğunun farkındayım <İsim>, ama ipucu denizinde yüzdüğümüz de söylenemez. Hadi şu Gourav ile konuşalım!

Gourav Gajendragadkar'a kurbanı tanıyıp tanımadığını sor.
Gourav Gajendragadkar: Sadık hayranlarım benim! Sinsi sinsi imzamı almak için beni ofisinize çağırıyorsunuz ha! Büyük Gourav'ı görmek için her mazeret işiniize gelir, değil mi?
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> ve ben hayranınız değiliz, Gourav Bey! Size bazı sorularımız...
Gourav Gajendragatkar: Eğer röportaj istiyorsanız menajerime danışın! Şimdi zamanım yok, önemli biriyim ben!
Jack Archer: Menajerinizi falan istemiyoruz! Sizinle üniversite öğrencisi Sunil Dhudwar'ın cinayeti hakkında konuşmak istiyoruz!
Jack Archer: Sunil ölmeden önce konserinize gelmiş, hatta sahne arkası girişi varmış. Onunla karşılaştınız mı?
Gourav Gajendragatkar: O kadar çok hayranım var ki hepsini hatırmamam mümkün değil! Bu Sunil adını da daha önce duydum mu onu bile hatırlamıyorum.
Gourav Gajendragatkar: Ama neyi duydum biliyor musunuz? Salgını! Ve enfeksiyon kapabileceğim bir yerde olmaya dayanamıyorum! Hindistan benim gibi yetenekli bir müzisyenin kaybını kaldıramaz!
Gourav Gajendragatkar: "Gitmem gerek, adanmışlığınız bile beni burada tutamaz!"
Jack Archer: Allah'ım sen aklıma mukayyet ol! Hele şükür bu herifle işimiz bitti <İsim>!

İncele: Çiçek Yığını.
Jack Archer: Demek o çiçeklerin altında gerçekten de bir şey varmış <İsim>! Şu tuhaf lekeli beze bak. Umarım Lars bize bunun ne olduğunu söyleyebilir!

Analiz et: Lekeli Bez.
Lars Douglas: <İsim>, sana yeni bir... komik şeyim var. Tak... Tak...
Jack Archer: Hacı, bu seferlik yapmasan? Salgın yüzünden çok meşgul olduğunun farkındayım. <İsim> ile botanik bahçelerinde bulduğumuz lekeli bezden bahset yeter!
Lars Douglas: Kumaşın üstünde birkaç tane madde vardı... Bunlarda iki tanesi kloroform ve kurbanın DNA'sı.
Jack Archer: Bir saniye, yani katil kurbanı kloroformla bayıltmak için bu bezi kullanmış!
Lars Douglas: Ay... nen öyle! Ayriyetten, kumaşın üstünde mango lassi izleri vardı.
Jack Archer: Mango lassinin ne olduğunu bileydim iyiydi.
Lars Douglas: Sen hiç mango lassi içmedin mi hacı? Eğer laboratuvardan çıkabilirsem sana bir tane ısmarlayacağım. Yoğurtla yapılan leziz bir Hint içeceği. Bir nevi Hint ayranı yani.
Lars Douglas: Ölü öğrencinin midesinde mango lassi yoktu, yani bezin üstündeki lekeler katilden gelmiş olmalı!
Jack Archer: Yani katil mango lassi içiyor! Sen peşindeyken <İsim>, bu onun mangoyla son tangosu olacak!

Kısa süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, bu vaka beni afallattı. Bangalor'a gizemli bir salgından ötürü Angela ve Lars'ın yardımı istendiği için geldik...
Jack Archer: Gelir gelmez de bilim öğrencisi Sunil Dhudwar'ın yakınlardaki bir tapınakta çürüyen cesedini bulduk.
Jack Archer: Başta kurbanın salgın kurbanlarından biri olduğunu düşünmüştük, ama sonra ona ölümcül bir şeyin enjekte edildiğini fark ettik!
Angela Douglas: <İsim>! Ne yapıyorsan hemen bırak! Sonunda kurbanı neyin öldürdüğünü bulduk!
Lars Douglas: Sunil, salgına yol açan virüsün enjekte edilmesiyle öldürülmüş!
Jack Archer: Yani Sunil'e salgın mı enjekte edilmiş?!
Lars Douglas: Evet, usta! Birileri Sunil'e virüsü kasten enjekte etmiş ve diğerleri de ondan enfeksiyon kapmış! Sunil salgının merkez üssü yani!

2. Bölüm

Angela Douglas: <İsim>, başta kurbanın eline enjekte edilen zehir ile salgını ayırt edememiştim. Nedeni ise...
Angela Douglas: Bunların birbirinin aynısı olması! Sunil, salgına yol açan virüsün enjekte edilmesiyle öldürülmüş!
Jack Archer: Yani Sunil'e salgın mı enjekte edilmiş?!
Lars Douglas: Evet, usta! Birileri Sunil'e virüsü kasten enjekte etmiş ve diğerleri de ondan enfeksiyon kapmış! Sunil salgının merkez üssü yani!
Angela Douglas: Bu salgını araştırırken bir şeylerin yerine oturmadığını fark ettik. Yönlendirmeli mutajenez tarafından tetiklenmiş yapay mutasyonlara dair emareler vardı. Bu virüs insan yapımı!
Lars Douglas: Eğer Sunil'i kimin öldürdüğünü bulursak, salgını salanı da bulmuş olacağız!
Angela Douglas: Hatta bu sayede hastalığın tedavisini bile bulabiliriz!
Jack Archer: O zaman Sunil'in katilini bir an önce bulmalıyız! Sence bu virüs nereden gelmiş olabilir?
Angela Douglas: Bilmiyorum. Bu virüsün tüm tıbbi müdahalelere gösterdiği direnç, bana Yeni Delhi'de O.M. Medilab tarafından dağıtılan deneysel ilacı anımsattı... Ama bu sadece bir tahmin.
Jack Archer: Allah kahretsin, bir an önce yeni ipuçlarına ihtiyacımız var! Doğru dedin <İsim>, Sunil bir üniversite öğrencisiydi... Hakkında daha fazla bilgi edinmek için üniversiteyi araştırmalıyız!

İncele: Üniversite Girişi.
Jack Archer: Ne buldun <İsim>? Bir üniversite bilgisayarı mı? Haklısın, burada mutlaka Sunil hakkında bir şeyler olmalı! Eminim şifresini kırarsın!
Jack Archer: Yalnız şu minderdeki saçı vakumlarken dikkatli ol <İsim>. Virüs bulaşmış olabilir!

İncele: Minder.
Jack Archer: <İsim>, umarım minderdeki saçı süpürürken virüse karşı gereken önlemleri almışsındır. Eğer gerektiğini düşünüyorsan, bu saçı Lars'a gönderelim...

Analiz et: Saç.
Lars Douglas: Amma hünerli bir virüsmüş be... Viryonların yirmi eşkenar üçgen yüzlü evrelere bağlı sarmal bir...
Jack Archer: Hacı, meşgul olduğunu biliyoruz ama saç için buradayız!
Lars Douglas: Ne? Saçın böyle iyi aga!
Jack Archer: <İsim> ile üniversitedeki minderde bulduğumuz saçı diyorum! Hadi ama konuş artık da... Saç baş yoldurtma bize.
Lars Douglas: Heh, peki. Şu saç... aslında tanıdık bir kaynaktan. <İsim> Warren Goodfellow'u hatırlar, hani şu Artan Umut STK'dan olan arkadaş var ya!
Jack Archer: Ha? Salgın esnasında Warren'ın burada olmasını anlarım da, kurbanın üniversitesinde ne işi varmış ki? Bence de <İsim>, gidip onunla konuşsak iyi olur!

Warren Goodfellow'a üniversitede ne yaptığını sor.
Warren Goodfellow: Seni tekar gördüğüme sevindim <Rütbe> <İsim> ama kısa keselim, çünkü bu sağlık krizi yüzünden işim başımdan aşkın! Artan Umut hayat kurtarmak için var gücüyle çalışıyor!
Jack Archer: Bizde bu yüzden buradayız. İnsan yapımı virüs salgınının ilk taşıyıcısı Sunil Dhudwar'ın cinayetini araştırıyoruz.
Warren Goodfellow: Ne? Salgın insan yapımı mıymış? Yani kasten mi halka bulaştırılmış diyorsunuz???
Jack Archer: Aynen öyle diyoruz ve Sunil'i öldürüp virüsü yayanı bulmaya çalışıyoruz. Üniversitede ne yapıyordunuz?
Warren Goodfellow: Aslında konuk öğretim üyesi olarak davet edilmiştim. Hoş bir mola olacağını düşünmüştüm, oturup mango lassimi içecek, güneşin tadını çıkaracaktım... Ama birden işler çığırından çıktı.
Warren Goodfellow: Keşke daha fazla yardımım dokunsaydı, ama bu ilk taşıyıcının kim olduğunu bilmiyorum ve zaten çok meşgulüm. Söyleyecekleriniz bu kadarsa işime dönmem gerekiyor.

İncele: Üniversite Bilgisayarı.
Jack Archer: Görünüşe göre kilidini kırdığın bilgisayar, üniversitenin Bölüm Başkanlarının bir listesini gösteriyor...
Jack Archer: Doğru <İsim>, kurbanın bilim okuduğunu biliyoruz. Bakalım... Fen Fakültesi Başkanı Dr. Shweta Noorani adında biriymiş. Onunla mutlaka konuşmalıyız!

Shweta Noorani'ye kurbanı sor.
Jack Archer: Dr. Noorani? <Rütbe> <İsim> sizinle öğrenciniz Sunil Dhudwar'ın cinayeti hakkında konuşmak istiyor.
Jack Archer: Şu salgına yol açan virüs ona enjekte edilmiş...
Shweta Noorani: "Enjekte edilmiş" derken ne demek istiyorsunuz?!
Jack Archer: Bakın, virüs insan yapımı ve bu yüzden...
Shweta Noorani: O kısmı açıklamanıza gerek yok, insan yapımı olduğunu biliyorum! Yapan benim çünkü ve Sunil'de yardımcımdı!
Jack Archer: Neey??? İki hafta içinde yüzlerce insanı öldüren virüsü SİZ mi yaptınız?!?!
Shweta Noorani: Virüs sadece bir araştırma deneyiydi! Laboratuvardan asla dışarıya çıkmaması gerekiyordu! Üniversite güvenlidir, sadece öğrenciler ve personel girebilir. Ayrıca zorla girilme falan da olmadı!
Shweta Noorani: Salgın patlak verene kadar virüsün çalındığını fark etmemiştim bile, o zamandan beridir de tedavisini bulmaya çalışıyorum. Endişemden yemeden içmeden kesildim, en sevdiğim acılı vindalomu bile yiyemiyorum!
Jack Archer: Yeterince hızlı çalışmıyorsunuz ama! Virüsle ilgili her türlü bilgiyi uzmanlarımıza aktaracağınızı düşünüyorum. Ayrıca <Rütbe> <İsim> ile gözümüz üstünüzde olacak!

Bir süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, biraz ilerleme kaydedebildik ama yeteri kadar değil! Sunil'in katilini yakalayıp salgını durdurmak senin elinde!
Jack Archer: Haklısın, tapınağa geri dönüp kaçırdığımız bir ipucu var mı bakalım. Hadi gidelim!

İncele: Tapınak Avlusu.
Jack Archer: Iyy, şu cafcaflı cep saatinin üzerinde kan var! Ya buna virüs bulaşmışsa <İsim>? O şeye elimi bile sürmem! Kan örneğini sen alsan?
Jack Archer: Bulduğun öğrenci denemesinde Sunil'in adı var. Denemenin bazı kısımları silinmiş ama bunları ortaya çıkaracağından eminim!
Jack Archer: Yalnız şunu ofiste halletsek. Kurbanın cesedi burada olmasa da kokusu halen burnumda!

İncele: Silinmiş Makale.
Jack Archer: Tapınakta bulduğun kurbanın denemesi epey kötü not almış. %10. Oha, çok sert! Şu yoruma bak hele: "Sosyolojiden zerre anladığın yok!"
Jack Archer: Haklısın <İsim>, bunu hangi hocanın yazdığını gayet iyi biliyoruz çünkü Sunil'in sosyoloji profesörüyle daha önce tanıştık. Onunla son konuşmamızda Sunil'i yere göğe sığdıramıyordu!
Marina Romanova: <İsim>, istemeden konuşmanıza kulak misafiri oldum. O yorum sert olmaktan ziyade küçük düşürücü! Bu da altında ciddi sorunlar yattığına işaret ediyor.
Marina Romanova: Şu profesörle konuşmaya ben de gelmek istiyorum <İsim>.
Jack Archer: Harika! Siz Ayush Patil'le konuşun sonra da beni bulup nasıl geçtiğini anlatın!

Ayush Patil'le kurbanın makalesine yaptığı sert yorum hakkında konuş.
Marina Romanova: Bay Patil, Sunil'in denemesi için iğneleyici yorumlar yaptığınızı düşünüyoruz. Bize onun ne kadar akıllı olduğunu ve onu ne kadar sevdiğinizi söyledikten sonra bu...
Ayush Patil: Haa, şu deneme... Nereden buldun onu <Rütbe> <İsim>?
Marina Romanova: Yorumlarınıza bakacak olursak Sunil çok sinir bozucu bir öğrenciymiş.
Ayush Patil: Evet! Yani, hayır. Yani, Sunil'e düşük notlar vermiş olabilirim ama bunun nedeni, her ne kadar bilim de çok parlak da olsa sosyolojiden hiçbir şey anlamıyordu!
Marina Romanova: Ne de olsa kendisi bir bilim öğrencisiydi en nihayetinde... Ama bu sizin için zor olmuş olmalı!
Ayush Patil: Beni çıldırtıyordu! Zeki olması gerekirken, gönderdiği her makale, yaptığımız her tartışma benim söylediklerimin tek bir kelimesini bile anlamadığını gösteriyordu.
Ayush Patil: Yazılarını okumak, beş yıldızlı bir restorana gidip leziz bir acılı yemek beklerken, önüme tatsız bir lapa konması gibiydi. Ondan daha iyisini bekliyordum!
Marina Romanova: Bu konudaki duygularınız orantısız derecede güçlü Bay Patil! Eminim <Rütbe> <İsim> bunu aklında tutacaktır!

İncele: Cep Saati.
Jack Archer: Tapınata bulduğun cep saatinden kan örneği alarak iyi iş çıkardın <İsim>. Lars'a iş yüklemek hiç içime sinmiyor ama bunu ona göndermek zorundayız!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: Daha dün annemizin, küçük virüs... Ne olduğunu öylesine merak ediyorum ki...
Jack Archer: Iıı, aga? <İsim>'in tapınakta bulduğu cep saatinden aldığı kan hakkında bize neler söyleyeceksin?
Lars Douglas: Kan... ha evet, kan. Şu herife ait, hani vardı ya? Şarkı söyleyen tip. Adı Gourav'dı.
Lars Douglas: İlginçtir ki popstarımızın DNA'sı kurbanınkiyle genetik olarak eşleşiyor!
Jack Archer: Sunil, Gourav'la akraba mıymış???
Lars Douglas: Ay... nen. Gourav kurbanın babası!
Jack Archer: Bir de Gourav efendi Sunil'i tanımadığını iddia etmişti! Bize bunu izah etse iyi olur <İsim>!

Gourav Gajendragadkar'ı kurbanın babası olması konusunda sorgula.
Jack Archer: Bize yalan söyledin Gourav! Sunil'i tanımıyorum demiştin ama meğersem onun babasıymışsın!
Gourav Gajendragadkar: Kutsal olan her şey aşkına, bunu nasıl öğrendin <Rütbe> <İsim>?? Şşş, kimseler duymasın! Bunu kimse bilmemeli! Şey, içeceğimi bırakayım da biraz konuşalım...
Gourav Gajendragatkar: Sunil benim gayrimeşru oğlumdu. Annesiyle tanıştığımda zaten evliydim.
Gourav Gajendragatkar: Onunla ilişkimiz, acılı ve bol baharatlı leziz bir köri gibiydi!
Gourav Gajendragatkar: Ama sonra hamile kaldı ve benim Sunil'i kabul etmem koca bir skandal olurdu! Kariyerim biterdi! Bir ilişki nedeniyle kendimi yok edemeyecek kadar harika biriyim ben!
Jack Archer: Peki Sunil öğrendi mi? Onu susturmak için mi öldürdün?
Gourav Gajendragatkar: Hayır, ben öldürmem! Şarkı söylerim! İyi de söylerim! İsterseniz şimdi hemen şarkı söyleyeyim ve bu meseleyi de unut...
Jack Archer: Bak ne diyeceğim Gourav, eğer oğlunu öldürdüysen şarkılarını hapiste söylersin artık!

Daha sonra...
Lars Douglas: Virüs araştırmamızda bize yardımcı olacak bir şey bulabildin mi <İsim>?
Jack Archer: Pek sayılmaz. Ekibi, salgınla mücadele etmek için Bangalor'a çağırdıklarında, buna insan yapımı bir virüsün neden olduğu aklımın ucundan bile geçmemişti ne yalan söyleyeyim...
Jack Archer: Ya da salgının nasıl başladığının cevabının, bir üniversite öğrencisinin cinayetinde olabileceği.
Jack Archer: Ama eğer virüsü Sunil'e enjekte edeni bulabilirsek virüsü laboratuvardan çalıp halkın üzerine salanı da bulmuş olacağız demektir!
Jack Archer: Dr. Noorani virüsün, laboratuvardan asla çıkmaması gereken bir araştırma projesi olduğunu iddia ediyor... Ama sözüne güvenebilir miyiz?
Lars Douglas: Umarım bu vakayı en kısa sürede çözersin <İsim> yoksa... yoks...
Jack Archer: Usta? Hey, iyi misin?
Lars Douglas: Gayet iyiy...
Lars Douglas: .....
Jack Archer: LARS!!!

3. Bölüm

Lars Douglas: <İsim>, ben... be...
Lars Douglas: .....
Jack Archer: LARS!!!
Jack Archer: <İsim>, imdat! Ne yapacağız şimdi?! İlk yardım, kalp masajı, ambulans, bir şeyler yapın!!!
Jack Archer: Haklısın, Lars'ı revire götürmeliyiz! Ben onu taşırım, sen önden git, hadi!

-Büro revirinde...-
Jack Archer: Neler oluyor Angela?! Lars iyi mi?
Angela Douglas: Hayır, değil! Ağzındaki yaralara bak! Bunun anlamını biliyor olmalısın!
Jack Archer: Olamaz!! Sakın bana onun... Hayır, gerçek olamaz bu!
Angela Douglas: İnkar etmenin lüzumu yok. Lars'a virüs bulaşmış!
Angela Douglas: Halen de tedavisini bulamadık. Eğer bir an önce bulamazsak Lars yarına çıkamayacak!
Jack Archer: Hayır! En iyi dostumun ölmesine izin veremeyiz <İsim>!
Jack Archer: Haklısın, ilk hastayı öldürüp salgının yayanı bulursak hastalığın tedavisini de bulabiliriz!
Jack Archer: Virüs üniversiteden çalınmıştı, o zaman orayı arıyoruz! Lars, dayan usta!

İncele: Giriş Holü.
Jack Archer: <İsim>, Lars'ın hayatı pamuk ipliğine bağlı, kaybedecek bir saniyemiz bile yok! Hadi şu ipuçlarına hemen göz atalım!
Jack Archer: Doğru, o yırtık fotoğraf şüpheli görünüyor, birleştirirsek bize iyi ipucu verebilir!
Jack Archer: Şu kilitli evrak çantası bir öğrenciye aitmiş gibi durmuyor... Hadi şifresini kırıp içine bakalım.
Jack Archer: Şu el konulmuş eşyalar kutusunda mutlaka önemli bir ipucu olmalı. Hadi hemen içini arayalım!
Jack Archer: Lars ölümün pençesindeyken hiçbir şey düşünemiyorum. Ama doğru diyorsun <İsim>... Ona yardım etmenin en iyi yolu soruşturmaya odaklanmak. Zor da olsa odaklanmaya çalışacağım!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Jack Archer: Toparladığın fotoğrafta kurban var!
Jack Archer: Bir saniye, Artan Umut tişörtü mü giyiyor???
Jack Archer: Fotoğrafta diyor ki: "İlk gönüllülük günü!" Demek Sunil, bu STK ile bir öğrenci projesi yapmış!
Jack Archer: Bir de Warren bize Sunil adını hiç duymadığını söylemişti. Bakalım bu sefer plağı değiştirecek mi!

Warren Goodfellow'u kurbanla birlikte çalışması konusunda sorgula.
Jack Archer: Bay Goodfellow, bize Sunil'i tanımadığınızı söylemiştiniz, ama elimizde kendisinin sizin STK'da gönüllü olduğuna dair kanıt var!
Warren Goodfellow: Ah... şu küçük, önemsiz detay... Bunu nasıl öğrendin <Rütbe> <İsim>?
Warren Goodfellow: Evet, Sunil Artan Umut'ta staj yaptı. Gayet kitaba uygun, şüphelenilecek bir durum yok!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> bize yalan söylemiş olmanız konusunda oldukça şüpheli ama! İnsanların hayatı söz konusu burada Bay Goodfellow!
Warren Goodfellow: Unutmuşum işte! Aklımda zaten yığınla şey var, hele ki şu virüs salgınından sonra! Elbette çocuğu tanıyordum, bazen onunla dışarıda acılı Laal Maas yiyorduk...
Warren Goodfellow: Birisini tanımak suç değil ya. Sizi bilmem ama ben tanıdıklarımı öldürmem!
Jack Archer: Yüzlerce insan öldü ve meslektaşımız ölümle cebelleşiyor! Bay Goodfellow, eğer bu kez de yalan söylüyorsanız, sıradaki tanıdığınız hücre arkadaşınız olur, ona göre!

İncele: El Koyulmuş Eşyalar.
Jack Archer: El konulmuş eşyalar kutusunda bir adet tasarım buldun! Üzerinde silik bir yazı var... Hemen pudra fırçasını çıkaralım <İsim>! Kaybedecek bir saniyemiz bile yok!

İncele: Silinmiş Tasarım.
Jack Archer: Tasarımdaki notta diyor ki "Sunil'in laboratuvarı. Daha sonra işe yarayacak."
Jack Archer: "Sunil'in laboratuvarı" mı?! Demek bu, virüsün yaratıldığı laboratuvarın kat planı!
Jack Archer: Katilin laboratuvara girdiğini biliyoruz, o yüzden bunu kim yapmaya kalktıysa son derece şüpheli. Bunu kimin yazdığını bulmalıyız!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>, Sunil'in adının etrafına kalpler çizebilecek yalnızca bir kişi var.
Jack Archer: Umarım Averly'nin bu konuda makul bir açıklaması vardır!

Averly Worthington'ı laboratuvar tasarımı hakkında sıkıştır.
Jack Archer: Averly, Sunil'in laboratuvarının tasarımını nereden buldun?
Averly Worthington: Tasarım mı? Ne tasarımı?
Jack Archer: Dalga geçmiyoruz burada Averly! Sunil'i öldüren virüs o laboratuvarda yapıldı! Orada ne arıyordun?
Averly Worthington: Öff, bağırışlarınız evrendeki tüm titreşimleri rahatsız ediyor! Tamam, beni yakaladınız, tasarımı aldım ama salak bir virüs yüzünden değil.
Averly Worthington: Laboratuvarda hap bulurum diye düşünmüştüm! Anlarsınız ya, beni üst boyuta çıkaracak bir şeyler. Tek başına mango lassi kesmiyor.
Averly Worthington: Ama hiçbir şey bulamadım. Sadece... bilimsel şeyler vardı.
Jack Archer: Virüsü almadan çıkıp gittiğine inanmalı mıyız peki?!
Averly Worthington: Virüsü kim ne yapsın? Virüsler korkunçtur! Her yerde insanlar hasta! Daha geçen gün güzel bir tavuklu Maldiv körisi yerken garsonum pat diye yere yığılıverdi!
Averly Worthington: Ama ben yoga yapıyorum ve hasta değilim. İnsanlar benim gibi daha ruhani olmalı, bu sayede sağlıklı kalabilirler.
Jack Archer: Yeter! Sunil'i sen öldürdüysen, artık hapiste kendini yogayla rahatlatırsın!

İncele: Evrak Çantası.
Jack Archer: Bu ne lan! Kilidini açtığın o evrak çantası parayla dolu!
Jack Archer: Doğru, çantada bir ne not var! Bakalım ne diyor...
Jack Archer: Üzerindeki Hintçe yazıyı okuyamıyorum, ama bir saniye, notta O.M. Medilab'ın logosu var!
Jack Archer: Yeni Delhi'deki ne idüğü belirsiz ilaç olayının arkasında da bu O.M. Medilab yok muydu? Bu notu derhal Dupont'a göndermeliyiz!

Analiz et: Not.
Armand Dupont: <İsim>, üniversite bulduğun evrak çantasının içindeki not Kannada dilinde yazılmış!
Armand Dupont: Kannada, genellikle Bengaluru'nun başkenti olduğu Güney Hindistan eyaleti Karnataka'da konuşulan bir dildir. Bengaluru diyorum çünkü Bangalor'un yeni resmi adı artık böyle, bu yüzden...
Jack Archer: Dupont, sadede gel! Biz konuşurken Lars ölüyor! Bize bu notun ne olduğunu ve O.M. Medilab'ın bununla ne ilgisi olduğunu anlat!
Armand Dupont: Mille pardon <İsim>! Kendimi kaptırmışım...
Armand Dupont: Notta diyor ki "Virüsünüzü test etmeniz için ufak bir teşvik, Dr. Noorani!"
Jack Archer: Nee??? O.M. Medilab, yarattığı virüsü test etmesi için Dr. Noorani'ye rüşvet mi teklif etmiş?!
Jack Archer: O.M. Medilab'ın adı en son geçtiğinde, tedavi etmesi gereken hastalıklardan daha ölümcül bir ilacı test ediyorlardı...
Jack Archer: Şimdi de Noorani'den virüsünü test etmesini istiyorlar, öyle mi? Ama kimin üstünde? Sunil'in mi?
Jack Archer: Bir an önce Dr. Noorani ile konuşmalıyız <İsim>!

Shweta Noorani'yi virüsü test etmek için aldığı para konusunda sorgula.
Shweta Noorani: <Rütbe> <İsim>, beni tam çıkarken yakaladın! Profesör Patil'le birlikte mango lassi almaya gidiyordum.
Jack Archer: Yarattığınız virüs kent nüfusunu kırıp geçirirken bir şeyler içmeye gidebilmeniz ne hoş ama!
Jack Archer: Gerçi virüsü salmak için rüşvet teklifi aldığınızı göz önünde bulundurursak, buna pek şaşırmamak gerek!
Shweta Noorani: Ne? Neyden bahsettiğini bilmiyorum <Rütbe> <İsim>.
Jack Archer: O.M. Medilab'ın, virüsünüzü insanlar üzerinde tdenemeniz için size gönderdiği parayı bulduk Dr. Noorani!!! Bunu nasıl yaparsınız?!
Shweta Noorani: Ben... Açıklayabilirim...
Shweta Noorani: O.M. Medilab benimle bir yıl önce irtibata geçti ve benden pazarlamak istedikleri antiviral bir ilaç üzerinde deney yapmamı istedi.
Shweta Noorani: Ama hemen bu ilacın tehlikeli olduğunu fark ettim tabii! Acımasız bir virüs doğurabilirdi!
Shweta Noorani: Hayret verici bir araştırmaydı! İlacın en tehlikeli bileşenlerini ayrıştırarak saf bir süper virüs yaratmayı başardım.
Jack Archer: Sonra da bunu asistanınıza enjekte etmeye mi karar verdiniz? O sizin kobay fareniz miydi yoksa salgını kasten mi başlattınız?
Shweta Noorani: Hayır! Lütfen inanın bana! Virüsü insanlar üzerinde denemeyi reddettim! Rüşveti geri çevirdim!
Jack Archer: Yarattığınız şey yüzlerce insanı öldürdü ve meslektaşımızı da her an öldürebilir! Eğer tüm bunları başlatan sizseniz, şimdiden kendinizi parmaklıklar ardında görmeye başlayabilirsiniz!
(Noorani ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Allah kahretsin <İsim>! O.M. Medilab bu ilacın tehlikeli olduğunu bilmekle kalmamış, üstüne bir de bundan bir virüs elde etmek istiyormuş!
Jack Archer: Virüs tam anlamıyla bir biyolojik silah! Bunu neden istesinler ki? Kim bu herifler? Salgını durdurmak bir numaralı önceliğimiz <İsim>, ama ileride bir gözümüz mutlaka bu O.M. Medilab'ın üstünde olacak!

Daha sonra Büro revirinde...
Angela Douglas: Gözünü seveyim bir şey buldum de <İsim>. Lars her geçen dakika solup gidiyor!
Jack Archer: Biz de bunun için buradayız. Onu görmek için...
Lars Douglas: .....
Jack Archer: Onu bu halde görmek hiç kolay değil. Diren usta!
Angela Douglas: Jack, topla kendini! <İsim> ile senin her şeyinizi bu vakaya vermenizi istiyorum! Bana iyi haber verin!
Jack Archer: Pekala, O.M. Medilab konusundaki tahmininde haklı çıktın. Bu işin içindeler ve Dr. Noorani'den virüsü test etmesini istemişler. Ama salgını aslen kimin başlattığına dair halen sert bir kanıtımız yok...
Jack Archer: Haklısın <İsim>, katil Sunil'e kloroformu botanik bahçelerinde vermişti. Orada bir şeyi atlamış olabiliriz!
Jack Archer: Hadi botanik bahçelerini tekrar arayalım <İsim>! Lars'ı kurtarmak için son şansımız olabilir!

İncele: Bahçe Çeşmesi.
Jack Archer: Allah kahretsin, aldığın o güvenlik kamerası kırılmış! Bunu toparlayabilir misin <İsim>?
Jack Archer: Şu yeni kazılmış toprak da sanki birisi buraya bir şey gömmüş gibi duruyor... Bakalım ne çıkacak. Zaman daralıyor!

İncele: Kırık Güvenlik Kamerası.
Jack Archer: Allah'a şükür ki şu güvenlik kamerasını toparladın <İsim>. Hadi bunu Elliot'a götürelim! Kaybedecek vaktimiz yok!

Analiz et: Güvenlik Kamerası.
Elliot Clayton: <İsim>, az önce Lars'ı ziyaret ettim ve... Onu bu halde görmek çok zor.
Jack Archer: İnan bana biliyoruz. Ama ona yardım edebilmemizin tek yolu bu soruşturmayı yürütmek. <İsim> ile botanik bahçelerinde bulduğumuz bu güvenlik kamerası hakkında bize ne söyleyebilirisin?
Elliot Clayton: Cinayetin asıl işlendiği yer botanik bahçeleri! Kamera, tam da cinayet günü kurbanı bilincini yitirip yere yığılırken kaydetmiş!
Elliot Clayton: Sunil düştükten sonra da birisi kameraya yaklaşarak devre dışı bırakıyor!
Jack Archer: Gözünü seveyim katili gördüğünü söyle!
Elliot Clayton: Katil gizlenecek kadar zekiymiş, ama kamera yine de kıyafetlerini bir anlığına da olsa yakalamış. Bu da bizim için büyük gelişme! Katil bir broş takıyor!
Jack Archer: Demek katil broş takıyor! Artık kıçını da yırtsa senden kaçamayacak <İsim>!

İncele: Toprak Yığını.
Jack Archer: O toprak yığınının içinde bir şırınga mı buldun?? <İsim>, aradığımız ipucu bu olabilir! Hadi bunu hemen Angela'ya gönderelim!

Analiz et: Şırınga.
Angela Douglas: Botanik bahçelerinde gömülü halde bulduğun şırıngada virüs varmış <İsim>!
Jack Archer: Demek katil, kurbana virüsü enjekte etmek için bu şırıngayı kullanmış!
Angela Douglas: Evet, ama dahası, şırınga da DNA kalıntıları buldum. Çok fazla yoktu, o yüzden pek bir şey söyleyemiyorum ama...
Jack Archer: Allah kahretsin, BİR ŞEYLER olmalı!
Angela Douglas: Bana atarlanma Jack, hayatı tehlikede olan benim kocam! Tedaviyi bulabilmek için katili yakalamamız gerektiğinin ben de gayet farkındayım!
Angela Douglas: Dediğim gibi şırınga da pek DNA yoktu o yüzden tek diyebileceğim katilin bir erkek olduğu!
Jack Archer: Demek katil, özgürlük günleri sayılı bir erkek! Onu tepelemek üzereyiz <İsim>!

Jack: <İsim>, Bangalor'a yıkım getiren ve Lars'ı ölüm döşeğine mahkum eden katili nihayet kelepçeleyebiliriz!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Ayush Patil, Sunil Dhudwar'ı öldürmekten tutuklusun!
Ayush Patil: Ben öğrencileri öldürmem, onları eğitirim. Aradaki farkı anlamamış olabilirsiniz, ama...
Jack Archer: Kes ulan zevzekliği! Broşun güvenlik kamerasına poz vermiş resmen!
Ayush Patil: O broş her üniversite hocasının taktığı bir şey!
Jack Archer: Evet, aynı üniversite hocaları ayrıca virüse erişme imkanı sağlayan yaka kartından da takıyor!
Ayush Patil: Sırf yaka kartı takıyor diye birini tutuklayamazsınız!
Jack Archer: Kes palavra sıkmayı! Sunil'e virüsü enjekte ederken kullandığın şırınga da DNA'ı bulduk!
Ayush Patil: Ama... Onu gömmüştüm!
Ayush Patil: Pekala, beni yakaladın <Rütbe> <İsim>. Sunil'i ben öldürdüm. Ve dünya için yeni bir çağı başlattım!
Jack Archer: Yeni bir çağ mı? Yüzlerce insanın ölümüne neden olmaya yeni bir çağ mı diyorsun?!
Ayush Patil: Dünya kendisinden kurtarılmalı. Bir sosyolog olarak bunu iyi biliyorum! Muazzam bir aşırı nüfus sorunumuz var! Sırf Hindistan'da bile bir milyarın üzerinde bir nüfus!
Ayush Patil: Son felaketler bir işaretti. Virüs, aşırı nüfus için mükemmel çözümdü!
Ayush Patil: Sunil bana araştırmasından bahsettiğinde anladım: Virüs milyonlarca kişiyi öldürecek ve hayatta kalmayı başarabilenler için gezegende yer açacaktı!
Jack Archer: Yaydığın bu salgını durdurmanın yolunu biliyor musun peki? Tedaviye dair bir fikrin var mı? B planı falan? Ya da herhangi bir şey???
Ayush Patil: Tedavi mi? Yo, neden olsun ki? Ben işimi tamamladım!
Jack Archer: Ne? Durdurmayı bile bilmediğin bir virüsü mü yaydın sen şimdi?! Sana bakınca bile midem kalkıyor Patil! İşlediğin cinayet ve sebep olduğun ölümlerden ötürü tutuklusun!

Nigel Adaku: Hiç bu ölçekte bir toplu kıyım duruşmasına başkanlık etmemiştim. Ayush Patil, Sunil Dhudwar'ı öldürmek ve şehre durdurulamayan bir virüsü yaymakla suçlanıyorsun! Söyleyeceklerin neler?
Ayush Patil: Suçlu ama bir o kadar da gururluyum, Sayın Yargıç. Sunil daha iyi bir dünya için öldü.
Nigel Adaku: Daya iyi bir dünya anlayışın benimkinden çok farklı! Toplu kıyım hiçbir zaman çözüm değildir!!!
Ayush Patil: Sunil'de anlamamıştı. Bana virüs araştırmasından bahsetti, ama bunun dünya için ne anlama geldiğini göremedi.
Ayush Patil: Sorun değil. Yine de daha parlak bir geleceğin sunağında ilk kurban oldu!
Nigel Adaku: Sebep olduğun ölümler için en ufak bir pişmanlık kırıntısı bile göstermemen beni şoka uğrattı! İşlediğin bu kalleşçe suçtan ötürü mahkeme seni ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıyor!
Ayush Patil: Benim hayatımın ne önemi var! Beni tutukladınız, ama ben kazandım. Virüs dışarıda benim yerime çalışıyor!

Kısa süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, Lars ve diğer onlarca insanın sırf ruh hastası bir sapığın tanrıcılık oynaması nedeniyle hastalandığına inanamıyorum!
Jack Archer: Katil, O.M. Medilab'a bile çalışmıyordu ama yine de onlara istedikleri virüs testini vermiş oldu. Tezata gel.
Jack Archer: Ama onun kazanmasına izin vermeyeceğiz! Lars bizim gözetimimiz altında ölmeyecek. Hadi gidelim <İsim>, Angela'nın tedaviyi bulması için elimizden ne geliyorsa yapacağız!

Yeni Bir Işık 3

Angela Douglas: <İsim>, virüs salgınını başlatan katliamcıyı yakalamak bizi tedaviye yaklaştırmadı ve zamanımız da hızla tükeniyor!
Angela Douglas: Umudumu yitiriyorum. Tedaviyi bulamazsak, Lars bugünü çıkaramayacak!
Angela Douglas: Haklısın <İsim>, pes edemem! Virüsün yaratıldığı üniversitede illaki bir ipucu olmalıdır. Seninle gelip aramanda yardımcı olurum!
Şef Ripley: <İsim>, tedaviyi bulmak şu an bir numaralı önceliğimiz, ama vaktin olduğunda senden tapınağı da bir yoklamanı istiyorum. Görünüşe göre bir Amerikalı biraz rahatsızlık yaratmış, bu yüzden Archer'ı da al ve...
Jack Archer: Hayatta olmaz! Lars burada ölüm döşeğindeyken tapınaklarda falan fink atamam! Tedavi konusunda yardımcı olamazsam en azından onunla oturmama izin ver!
Carmen Martinez: Lars için hepimiz endişeleniyoruz Jack, ama işimize devam etmemiz lazım. <İsim>i ben seninle tapınağa gelirim ve sorun neymiş birlikte bakarız!

İncele: Üniversite Girişi.
Angela Douglas: Şu içide kan olan kırık şişenin yeri kesinlikle burası değil! Büyük bir ipucu olabilir bu!
Angela Douglas: Sakin olmalıyım, ellerim titriyor... Benim yerime biraz kan örneği alabilir misin <İsim>?

İncele: Kırık Şişe.
Angela Douglas: O kırık şişeden kan örneği almamda bana yardımcı olduğun için sağ ol <İsim>! Bunu derhal laboratuvara götürüyorum. Kaybedecek bir salisemiz bile yok!

Analiz et: Kan.
Angela Douglas: <İsim>, üniversitede bulduğun kırık şişedeki kan tam da bulmayı umduğum şeydi...
Angela Douglas: Kan, virüse karşı bağışıklığı olan birisine ait!
Angela Douglas: Ama ne yazık ki bu, tedaviyi bulma yolunda bir adım da olsa, henüz Lars'ı kurtarmak için yeterli değil.
Angela Douglas: Haklısın <İsim>, virüs araştırmasıyla bu denli ilgili bir şey Dr. Noorani'nin laboratuvarından gelmiş olmalı.
Angela Douglas: Onunla en son konuştuğumda Dr. Noorani bundan bahsetmemişti. Böyle bir bilgiyi bizden nasıl gizleyebilir?! Belki benimle gelirsen daha konuşkanlaşır <İsim>!

Dr. Noorani'ye virüse bağışıklık kazanmış kan şişesini sor.
Angela Douglas: Dr. Noorani, tedavi için elinizde hiç ipucu olmadığını söylemiştiniz, ama <Rütbe> <İsim> bunun tam aksine bir kanıt buldu!
Angela Douglas: Virüse bağışıklığı olan bir kan bulduğunuzu bizden niye sakladınız? O şişeyi kasten mi attınız?
Shweta Noorani: Hayır, o şişe çantamdan daha önce düşmüş olmalı, o kadar! Bağışık olduğundan emin olmak için kanı test ediyordum! Bulduklarımı sizinle daha sonra paylaşacaktım!
Angela Douglas: Kocam öteki tarafı boylamak üzere! Mazeretlerinizi dinleyecek vaktimiz yok!
Angela Douglas: Tedavi için bir fikrim var ama bir şeyi gözden kaçırıyorum gibi. Başka bir bildiğiniz varsa bir an önce paylaşsanız iyi olur!
Shweta Noorani: Aslında ateş zambağı adlı bir bitkiyi deneyecektim. Alkaloit bakımından oldukça zengin. Botanik bahçelerinde olması lazım...
Angela Douglas: O zaman bir sonraki durağımız botanik bahçeleri <İsim>!
Shweta Noorani: Çalışırken yemeyi de ihmal etmeyin! Yorgun kişiler virüs için kolay hedef! Bunu al <Rütbe> <İsim>, seni idare eder!

İncele: Botanik Bahçeleri.
Angela Douglas: <İsim>, bulduğun şu bitki, Dr. Noorani'nin tedavi için önerdiği şey ama emin olmak için veri tabanından kontrol etmemiz gerek!

İncele: Bitki.
Angela Douglas: Botanik bahçelerinde bulduğun çiçek ateş zambağıymış.
Angela Douglas: Tabii ya. Ateş zambağı, son derece toksik olmasına rağmen asırlardır geleneksel ilaç yapımında kullanılır.
Angela Douglas: Umarım bu bitki önceden bulduğun kanla birlikte tedaviyi bulmak ve Lars'ı kurtarmak için yeterli olur...
Angela Douglas: Yardımın için teşekkürler <İsim>. Bir şeyler bulur bulmaz haber edeceğim!

İncele: Şiva Tapınağı.
Carmen Martinez: Jack haklı <İsim>... Lars her an ölebilecek durumdayken sıradan görevlere odaklanmak hiç kolay değil. Ama çalışmak en kötüsünü düşünmemi önlüyor.
Carmen Martinez: Şefin bize bahsettiği rahatsızlığa dair bir şeyler göremiyorum, ama bu dizüstünün buraya ait olmadığı kesin. Hadi şifresini kırıp kime ait olduğunu bulalım!

İncele: Dizüstü Bilgisayar.
Carmen Martinez: Görünen o ki, kilidini açtığın dizüstü Averly Worthington'a ait.
Carmen Martinez: Baksana, Guru Om Padmasana ile poz vermiş! Şu gurunun zart diye ortaya çıkması tam da kriz anında ihtiyacımız olan şeydi!
Carmen Martinez: O guruyu hiç gözüm tutmamıştı zaten, ama Ezra Hope kimliğiyle sabıka kaydı olan bir hippi olduğunu öğrendiğimden beridir ona olan güvenim daha da azaldı. Ne kadar basit bir yeniden kendini bulma hikayesi ama!
Carmen Martinez: Carmen: İyi fikir <İsim>, iyisi mi bu dizüstünü Elliot'a gönderelim. Guruyla ilgili bir şeyler varsa ortaya çıkarır!

Analiz et: Dizüstü Bilgisayar.
Elliot Clayton: <İsim>, bu tam bir işkence! Averly'nin dizüstüsünde o kadar takıldım ki çakralar ve yoga kostümleri hakkında ne var ne yok öğrenmiş oldum!
Carmen Martinez: Bize gurudan bahset asıl! Averly'nin dizüstüsünün arka planında ne işi varmış?
Elliot Clayton: Averly'nin bilgisayarında bir sürü e-posta ve banka işlemi vardı, hepsi de şu guruya yaptığı büyük bağışlarla ilgili!
Elliot Clayton: Averly'nin zengin olduğunu biliyor muydunuz? Görünüşe bakılırsa kız tam bir yürüyen bankaymış! Ve tüm mirasını Om Padmasana'ya bırakmak için bir vasiyet hazırlamış!
Carmen Martinez: Ne?? Demek gurunun müritlerinin sanki beyinleri yıkanmış gibi her sözüne biat etmeleri yetmemiş, bir de üstüne ona para veriyorlarmış! Bu büyük bir dolandırıcılığa benziyor, ne dersin?
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, Averly'yle konuşma zamanı geldi!

Averly Worthington'a guruya yaptığı bağışları sor.
Carmen Martinez: Bayan Worthington, <Rütbe> <İsim> Om Padmasana'ya azımsanmayacak miktarlarda para verdiğinizi fark etti. Bunun için size baskı mı yapıyor?
Averly Worthington: Ne? Hayır! Bu ne cürret! Om Padmasana çok iyi birisidir! Sayesinde parlayan ışık beni arındırdı!
Carmen Martinez: Parlayan ışık... Bunu daha önce duymuştum sanki...
Averly Worthington: Om Padmasana bana doğru yolu gösterdi. Hindistan'a onun adımlarını takip etmek için Hindistan'a geldim!
Averly Worthington: Ve Om Padmasana şimdi burada, bu şehirde! Çok yakında tapınağın orada bir konuşma yapacak. Bu korkunç salgın sırasında bize destek oluyor!
Carmen Martinez: Guru burada mı? O zaman onunla yüzleşmek için şansımız var! Hadi gidelim <İsim>!

Om Padmasana'yı müritlerinden para alması konusunda sorgula.
Om Padmasana: Namaste <Rütbe> <İsim>! Buraya ruhunu nasıl özgürleştireceğini öğrenmek için mi geldin?
Carmen Martinez: Hayır, buraya sana müritlerinden sömürdüğün nakit özgürleştirmelerini sormaya geldik! En azından Averly Worthington'ın sana bağış yaptığını biliyoruz!
Om Padmasana: Evet, nazik insanlar genellikle bana para verir! Ben asla istemem ama onlar esas özlerini serbest bıraktığım için bana teşekkür etmek istiyorlar. Onları geri çevirmem yanlış olur!
Carmen Martinez: Hee, yani sen şimdi tamamen masumsun ve müritlerini dolandırdığın falan yok, öyle mi?
Om Padmasana: Dolandırmak mı? Ben mi? Ancak dünyevi korkularının sardığı birisi böyle düşünebilir. <Rütbe> <İsim>, sence de ortağının aurası biraz körelmemiş mi? Meditasyon yapmayı denemeli.
Carmen Martinez: Benimle maytap mı geçiyorsun sen?!
Om Padmasana: Egzersiz için bu kıyafetleri al. Belki de Kundalini enerjisini uyandırabilirsin.

Tekrar merkezde...
Jack Archer: <İsim>, sen yokken Angela beni Lars'ın odasından kovdu! Panik halindeydi, neler olduğunu bilmiyorum!
Jack Archer: Testler hakkında bir şeyler mırıldandı ama hiçbir şey izah etmedi! Neler olup bittiğini biliyor musun?
Angela Douglas: <İsim>? Jack? Size bir sürprizim var.
Jack Archer: Neler oluyor? Yoksa Lars...
Lars Douglas: Tak tak!
Jack Archer: LARS!! Usta, yaşıyorsun!
Lars Douglas: .....
Lars Douglas: Hacı, oyunu devam ettireydin ya, çok iyi bir "Tak tak kim o" esprim vardı! Felaket bir şeydi! Felaketin büyüğünü yaşadık, haha! Anladınız?
Angela Douglas: Bu espriyi sana saklıyordu <İsim>...
Lars Douglas: <İsim>, tedaviyi bulmada yardım ettiğin için sağ ol! Karıcığım harikadır, ama sen olmasaydın bu mümkün olmayacaktı!
Angela Douglas: Tedaviyi bulduğumuz konusunda STK'yı bilgilendirmeliyiz. Tedaviyi hastalara dağıtmaya yardım edebilirler!
Angela Douglas: Warren'a durumu anlatmak için seninle geleceğim <İsim>!

Warren Goodfellow'u virüs tedavisi hakkında bilgilendir.
Angela Douglas: Bay Goodfellow, virüse karşı tedaviyi bulduk! Şehri kurtarabiliriz!
Warren Goodfellow Tedaviyi buldunuz mu? Harika bir haber bu! Artan Umut'u seferber edip tedaviyi sizin için dağıtacağız.
Warren Goodfellow: Virüs'ün öldürdüğü insanlar için yapılabilecek bir şey yok, ama yine de bir sürü hayat kurtarabiliriz!
Angela Douglas: Gitmeden önce, sizi O.M. Medilab konusunda uyarmamız gerek. Kullanmadığınız ilaç stoklarını onlara sattığınızı biliyoruz...
Angela Douglas: Fakat O.M. Medilab, virüsün yaratıldığı araştırma için fon sağladı ve virüsü halk üzerinde test etmek istedi! Bu yüzden ileride onlardan uzak durmanızı tavsiye ediyoruz!
Warren Goodfellow: Ne?! Uyardığın için sağ ol <Rütbe> <İsim>! Onlara sadece bir kez ilaç satmıştık ama bundan sonra onlarla olan ilişkilerimizi keseceğiz!
Warren Goodfellow: Şimdi bu parayı alın ve tedaviden olabildiğince fazla üretin!

Daha sonra...
Şef Ripley: <İsim>, tam yürek parçalayan bir vakaydı! Lars'ı neredeyse kaybetmekle kalmadık...
Şef Ripley: Bir de üstüne O.M. Medilab'ın toplum için koca bir tehdit oluşturduğu gün gibi ortaya çıktı! Bu virüs ellerine geçecek olursa eğer...
Elliot Clayton: Bu konuda endişelenmemize gerek yok! Angela tüm araştırmaya ve virüsün tüm numunelerine el koydu! O.M. Medilab hiçbir şey alamayacak!
Elliot Clayton: Ama O.M. Medilab'ın kendisi tam bir kabus. Onları yeniden takibe almayı denedim ama herifler hayalet gibi! Denediğim her yol çıkmaza çıkıyor. Yani hem varlar hem yoklar!
Şef Ripley: Denemeye devam et Elliot! Şimdilik SOMBRA'yı izlemeyi bırak ve O.M. Medilab'a odaklan! Onlar daha mühim bir tehdit!
Lars Douglas: Neyse... En azından bu vakadan iyi bir şey çıktı. Ölüme bu kadar yaklaşmak, ruhani aydınlanmanın önemini idrak etmemi sağladı! Şu guru aslında haklıymış, biliyor muydunuz?
Jack Archer: Ne? Hayır birader! Guru haklı falan değil! Hemde hiç değil! <İsim> onun müritlerinden para kopardığını ortaya çıkardı!
Jack Archer: Eğer guru onları dolandırmıyorsa bana da Jack demesinler... başka bir şey desinler!
Lars Douglas: Bilmiyorum hacı. Gurunun mesajı bana doğruymuş gibi geliyor.
Jack Archer: Biri bana yardım etsin, sen de parlayan ışık tarafından arındırılmaktan bahsedecek olursan...!
Lars Douglas: Parlayan ışık mı? Kulağa süper geliyor. Belki de bu gurunun kitabını okusam iyi olur!
Jack Archer: Hayatta olmaz. Hacı, daha iyi bir fikrim var! Kitap yerine film setine gitmeye ne dersin? Yakınlarda bir Bollywood filmi çekildiğini duydum!
Lars Douglas: Bu harika bir fikir. Kostümler... şarkılar...
Şef Ripley: Archer haklı <İsim>. Gözümüz kesinlikle guru ve O.M. Medilab'ı üzerinde olacak, ama ilk önce ekibin bu zorlu vakadan sonra toparlanması gerekiyor!
Şef Ripley: <İsim>, sıradaki durağımız Bollywood!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki