Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

İşin Aslı/Diyaloglar

< İşin Aslı

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments3 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
İşinaslı.png

Frank Knight: Selam <İsim>. Halen Hannah'nın başına gelenlere inanamıyorum, Fredo'yu vurması falan... Çok çılgınca, değil mi?
Frank: Kız iyi olsun da, her ne kadar inek olsa da, yinede severim keratayı.
Frank: Neyse, bu meseleye daha fazla takılmanın manası yok. Andrea bizi derhal ofisinde görmek istiyor.

-Amir Marquez'in ofisinde...-
Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>, seninde gayet iyi bildiğin üzere artık İç Kargaşa meselesi kapandı, ve bu yüzden bir nebze rahat bir nefes alabiliriz.
Andrea: Fakat Şehir Merkezi'nde ki işimiz henüz bitmiş sayılmaz. Rus ve Çin cemiyetleri arasındaki gerilim her zamanki gibi hat safhada.
Andrea: Bu yüzden bugün sana ihtiyacım olacak. Bugün Çin Festivali kutlamaları düzenleniyor ve Rusların geçide saldırmalarından endişe duyuyorum.
Andrea: Seni geçidin güvenliği ile görevlendiriyorum. Gözünü dört aç!
Andrea: Sana gelince Frank, bu sefer düzgün davransan iyi edersin! Aziz Patrik geçidinde yaptığın soytarılıkları tekrarlamanı istemiyorum!

-Çin Festivali geçidinde...-
Frank: Vallaha ne yalan söyleyeyim <İsim>, Çinliler harbiden de eğlenmeyi biliyorlar! Şu ışıklara, şu seslere bir bak!
Frank: Biliyorum, biliyorum, iş için buradayız. Pekala, haydi gözlerimizi dört açalım. İlk kim garip bir şeyler fark ederse diğerine söyler!

1. Bölüm

İncele: Festival Platformu.
Frank Knight: Sanırsam sen kazandın <İsim>! En öndeki platforma bağlanmış ve derisinin yarısı yüzülmüş bir ceset şüpheli olmaz da ne olur?!
Frank: Lan... Haklısın <İsim>, bu sıradan bir ceset değil, bu, Rus Cemiyeti'nin lideri Nikolai Kamarov!
Frank: Andrea'nın Rusların geçide saldırmalarından endişelendiğini düşünüyorum da... Anlaşılan Çinliler meseleyi önceden halletmişler! Düşmanının cesedini sergilemekten daha iyi bir kutlama yöntemi olur mu?
Frank: Doğru diyorsun, Sue Xiong ile konuşmamız gerek. Sonuçta kendisi Çin tarafının gayri resmi lideri.
Frank: Ayrıca şu havaifişeklere mi bakmak istiyorsun? Sen bilirsin, fakat dikkat ette yüzünde falan patlamasın, haha!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Kamarov'un eninde sonunda buraya düşeceğini tahmin ediyordum fakat bu şekilde değil!
Roxie: Adamın haline acıdım bile diyebilirim. Canlı canlı derisinin yüzülmesi... Yaşadığı şok ve kaybettiği kandan ölene kadar çok uzun, acılı bir süreç geçirmiş olmalı.
Roxie: Ama bunu her kim yaptıysa çok büyük özen göstermiş. Derisi önce vücudunun tam ortasından kesilmiş, sonrada dikkatli bir biçimde kaslarından yüzülmüş.
Roxie: Biraz tuhaf... Sanki katil deriyi parçalamadan ayırmaya çalışmış. Derisi ile ne yapmaya çalıştığını öğrenmeyi çok isterdim!
Frank: Umarım takım elbise falan yapmaz. Öf, düşüncesi bile...
Roxie: Neşelen Frank! Sana bir miktar bilgi verebilecek durumdayım. Kesikler öyle hassas yapılmış, desen öyle belirgin ki, katilin el hareketlerini belirlemek çok kolay oldu.
Roxie: <İsim>, derinin yüzülme açısına bakarsak, Kamarov'un katilinin sağlak olduğunu söyleyebilirim sana!

Sue Xiong ile Kamarov'un ölümü hakkında konuş.
Sue Xiong: Sana açıkça söyleyeyim <Rütbe> <İsim>, benim Nikolai'ın ölümü ile zerre alakam yok.
Frank: Peki bu dediğine hemencecik inanalım mı? <Rütbe> <İsim>'in bunu yemeyeceğini sende biliyorsun.
Sue: Siz beni ne tür bir salak sandınız? Ben kesinlikle Nikolai'ı Çin bölgesinde öldürüp cesedi ile festivalimizi lekelemem!
Sue: Nikolai artık tehlikeli olmaya başlamıştı. Onun acı içinde ölmüş olmasına sevindiğimi saklayamam, fakat benim onun ölümü ile hiçbir alakam yok. Eğer olsa zaten bilemezdiniz.
Sue: Dur sana iyi niyetimi göstereyim <Rütbe> <İsim>. Biraz etrafa bakınsan? Bu tapınağı karargahım olarak kullanıyorum, ayrıca da saklayacak bir şeyim yok.
Frank: Emin ol <Rütbe> <İsim> bu daveti seve seve kabul edecektir, Sue! Ne dersin <İsim>, Çin Tapınağını arayalım mı?

İncele: Tapınak Bahçesi.
Frank: Pekala, tapınakta şüpheli bir şeyler bulabildi mi <İsim>? Sue'nun bir şeyler sakladığını kanıtlayacak bir şey?
Frank: Ah, bir tane not defteri bulmuşsun, harika! Fakat üzerindeki isimler de neyin nesi?
Frank: Hımm, üzerine bir şeyler daha yazıyormuş gibi. Bunu kurtarabilir misin?
Frank: Bakıyorum da yine kendine oynamalık bir yapboz bulmuşsun, <İsim>! Yok, bunu sana bırakıyorum, eğlenceni baltalamak istemem...

İncele: Kırık Levha.
Frank: Haa, şu çözdüğün yapboz meğersem bir ejderha oymasıymış. Fakat birisi üzerine bir mesaj yazmış!
Frank: Bakalım ne yazıyor... "Şerefsiz Çinli, derini yüzeceğiz!" Aah, katılıyorum <İsim>, bu benimde kulağıma şahsen hiç hoş gelmedi!
Frank: Çinlilere karşı yapılan ırkçı söylemler ve tamda Kamarov'un ölümünden sonra derilerini yüzme isteği... Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>?
Frank: Evet, her türlü iddiasına girerim ki bu Ruslar tarafından yapılan bir saldırı!
Frank: Pekala, Kamarov öldü, fakat daha ikinci adamı var. Zaten onunda karşılaşmıştın değil mi? Hadi onunla ufaktan bir sohbet edelim!

Sergei Yablokov'a Çin cemiyetine karşı yapılan tehditleri sor.
Sergei Yablokov: Bugün buraya BENİ sorgulamaya gelmiş olduğuna inanamıyorum <Rütbe> <İsim>! Kamarov öldü! Şu anda Sue Xiong'u tutuklamış olman lazımdı!
Frank: Delil olmadan hiç kimseyi tutuklayamayız, Sergei. Şimdi bize bir zahmet Sue'nun mekanında bulduğumuz şu grafitiden bahset...
Sergei: Ne, o mu?! O sadece misilleme amaçlıydı! Nikolai'ın derisini yüzdüğü gibi onun derisini yüzmediğimize dua etsin!
Frank: Yalnız <Rütbe> <İsim>'in dediğine göre patronunun cemiyeti yönetme yöntemlerine pekte sıcak bakmıyor muşsun, Sergei. Onun zayıf olduğunu düşünüyor muşsun...
Frank: Patronunun Çin festivalinde öldürülmüş olması ne kadar da elverişli olmuştur kim bilir. Suçu rakiplerinin üzerine yıkmak için mükemmel bir fırsat, öyle değil mi, Sergei?
Sergei: Güzel hikayeymiş Memur kardeş, fakat bunu kanıtlayacak bir şeyin yok. Nikolai'ın öldüğünden memnun muyum? Elbette. Cemiyetin benim gibi bir liderinin olması daha hayırlı olur. Fakat ben katil değilim.

İncele: Soluk Defter.
Frank: Pekala, tapınaktaki defterden ne çıkardın <İsim>? O isimlerin neyin nesi olduğunu çıkartabildin mi?
Frank: Kamarov'un listesi mi?! Ayrıca isimlerin bazılarının üzeri çizilmiş... Kamarov ne yaptı lan bu insanlara?!
Frank: Anladım. Ben bu isimleri Hannah'ya yolluyorum o zaman. Belki o bize bunun hakkında daha fazla bilgi verebilir.

Analiz et: Kamarov'un Listesi.
Hannah Choi: Selam <İsim>! İşe geçmeden önce ben ve Heather için yaptıklarından ötürü sana bir kez daha teşekkür etmek istedim.
Hannah: Halen kendime gelmeye çalışıyorum... olanları düşündükçe, ama bize hediye ettiğin o dağ gezisi bu olayları arkamda bırakmama yardım etti. Tekrar teşekkürler!
Hannah: Ne diyordum. Tapınakta bulduğun defter, Çinli vatandaşların bir listesi. İsimlerinin üzerine çarpı atılmış kişiler geçen hafta sınır dışı edildi!
Frank: Sınır dışı mı? İyi de Kamarov neden insanları sınır dışı etmek istesin ki?
Hannah: Bunu, sınır dışılardan sorumlu göçmenlik memuruna sormanız gerekiyor. İsim sana epey tanıdık gelecek <İsim>. Aicha Ben Malek!
Frank: Şu hep duyduğum aşırı öfkeli göçmenlik memuru mu yoksa <İsim>? O zaman onunla ateşli bir sohbet yapmaya hazırlanalım! Hadi gidelim!

Aicha'ya Kamarov'un emirleri doğrultusunda sınırdışı ettiği insanları sor.
Aicha Ben Malek: Yine mi sen <Rütbe> <İsim>?! Fark ettiysen burada işimi yapmaya çalışıyorum! Her birisi öldüğünde rahatsız edilemem ki!
Frank: Rahatsız edilmelere rağmen işini gayet güzel yapıyorsun, Bayan Ben Malek. Kamarov'un sana verdiği listeyi gördük. Şuna bir açıklık getirsen hele?
Aicha: Nikolai Kamarov her ilgili vatandaş gibi bana yardım ediyordu! Onun gibi insanlar olmasa işimi bu denli iyi yapamazdım!
Frank: Sırf insanları Şehir Merkezi'nden kovmak için bir Rus çetecisi ile birlik oldun yani, öyle mi?! Sırf Çin nüfusunu azaltmak için seni kullanmış olduğunun farkında mısın?!?!
Aicha: Bana isimlerini verdiği insanların hepsi yasa dışı göçmenlerdi! Yasal kağıtları olan hiç kimseyi sınır dışı etmedim!
Aicha: Benim hakkımda istediğini düşün <Rütbe> <İsim>. Fakat benim yaptığım tek şey tıpkı senin yaptığın gibi kanunu üstün tutmak. Alnım ak, başım dik!

İncele: Havaifişek Kutusu.
Frank: Havaifişeklerin arasında bir çizimin ne işi var ki? Dur bakalım neymiş bu...
Frank: Bir saniye, çizimdeki adamın derisinin yarısı yok! Tıpkı Kamarov gibi!
Frank: Katılıyorum <İsim>, bu çizimi Kamarov'un katili unutmuş olmalı! Şanslı günümüzdeyiz! Hadi üzerindeki tozdan bir örnek alalım!

İncele: Çizim.
Frank: Katilin çiziminden toz örneği alarak harika bir iş çıkardın <İsim>! Hadi bunu analiz için Yann'a gönderelim!

Analiz et: Toz.
Yann Toussaint: Festival geçit töreninin yarıda kesilmesi çok kötü oldu. Çocuklarım öyle mutluydu ki... Umarım şenlikler kısa süre içinde tekrar başlar.
Frank: Çocukların Kamarov'u görmemelerine sevindim, o görüntü uzun bir süre rüyalarıma girecek.
Yann: Konu açılmışken, katilin çiziminin üzerinden toplamış olduğun tozu analiz ettim ve bir şeyler öğrendim!
Yann: Toz, organ nakli reddini önlemek için tasarlanan bir ilacın artığı!
Yann: Organ nakli yaptıran kişiler, hayatlarının geri kalanında bu ilacı kullanmak zorundadırlar. Yani katil organ nakli yaptırmış!

Daha sonra karakolda...
Frank: Ne gece ama <İsim>. Havaifişek seslerinin bana baş ağrısı verecek tek şeyler olduğunu düşünmüştüm, fakat çok kötü yanıldım!
Frank: Rus Liderinin derisi yüzülüyor ve Çin festivalindeki platformlardan birisinde sergileniyor.
Frank: Sue adil oynayarak suçsuz olduğunu ispatlamaya çalışıyor, ayrıca Sergei, Nikolai'ın yerine Rus Cemiyetinin lideri olacağı için biraz fazla mutlu...
Frank: Doğru dedin <İsim>, kaçak Çinli göçmenleri kovmak için Nikolai ile bir olan Aicha'yı da unutmayalım!
Eduardo Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Neredesin? Seni göremiyorum!
Ramirez: Sana göstermem gereken bir şey var, <Rütbe> <İsim>! Berbat bir şey!
Frank: Haydaa... Bu, şu Ramirez denen adam değil mi? Ne zırvalıyorsun sen? Ayrıca o kostümde neyin nesi?
Ramirez: Bunu gizli bir görev için giydim, festivale sızmaya çalışıyorum... Sonra arka sokakta kayboldum ve...
Ramirez: Ah, <Rütbe> <İsim>, sonra o... o odaya girdim... İçinde ameliyat masası ve... İNSAN ORGANLARI vardı!!!
Frank: NEYY?!

2. Bölüm

Eduardo Ramirez: Çok kötü bir şey oldu <Rütbe> <İsim>! Gizli bir görev için Çin festivaline sızmıştım...
Ramirez: Sonra birden kendimi şu garip oda da buldum. İçinde... ameliyat masası ve organların duvara asılmış resimleri vardı! Çok kötüydü!
Frank: ...Organ resimleri mi? Nasıl organlar?
Ramirez: Kanlı organlar! Bir adet kalp... bir çift akciğer... hatta omurga bile vardı!
Frank: Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? İlk önce şu Çinli kızın hiçbir zaman bulamadığımız kalbi...
Frank: Sonra Radovan'ın cesedinde bulamadığımız akciğerler...
Frank: Sonra da şu Aziz Patrik Günündeki papazdan sökülen omurga!
Frank: Hey, haklısın <İsim>! Kamarov'un da derisi yok... Sence o da çalınmış olabilir mi?
Frank: Bir saniye! Kamarov derisi yüzülerek öldürüldü! O zaman derisini alan kişi katil...
Frank: Aman Allah'ım <İsim>! Bütün bunların tek bir kişiye mi işaret ettiğini düşünüyorsun? Yani etrafta bir organ hırsızı mı dolanıyor? Bu çok büyük bir şey!
Ramirez: Seni o odaya götüreyim <İsim>! Soruşturmanıza yardım ettiğim için o kadar mutluyum ki! Beni takip edin!

İncele: Ameliyat Odası.
Frank: Pekala, sanırsan arkadaşın haklıymış <İsim>. Kurbanlarımızın duvardaki resimlerine ve ameliyat masasındaki kana bakacak olursak eğer... Organ hırsızının sığınağını bulduk!
Frank: Yeni ne deliller buldun <İsim>? Bir adet tabanca mı? Mantıklı, sonuçta bende böyle bir yere eli silahlı gelirdim... Hadi şundan parmak izi alalım!
Frank: Yine parçalanmış bir şey bulmuşsun. Sanırsam bunsuz soruşturmaya soruşturma denmez. Neyse, hadi şunu onar da neyin nesiymiş görelim.
Frank: Benden sana ufak bir tavsiye <İsim>. O ameliyat malzemelerini arayacaksan ilk önce eldiven tak. Sonra durduk yere hastalık kapmanı istemem!

İncele: Kırık Cihaz.
Frank: Ses kayıt cihazı mı?! Vay be, yeryüzünde bunu kullanan tek insan olduğumu sanıyordum!
Frank: Üzerindeki kasette "Deri Ameliyatı" yazıyor... Bunun katile ait olması lazım! Bu kaseti derhal laboratuvara gönderiyorum!

Analiz et: Ses Kayıt Cihazı.
Hannah Choi: Böyle bir antikayı nereden buldun <İsim>? Frank'tan mi ödünç aldın yoksa?
Frank: Hee... O espriyi ben yaptım zaten, akıllı bıdık.
Hannah: Neyse, içgüdülerinde haklıymışsın <İsim>. Bu kaset Kamarov'un katili tarafından kaydedilmiş.
Hannah: Kayıtta aslında... cinayet sırasında yapılmış. Katilin, Kamarov'a onun derisi ile ilgili "büyük bir plandan" bahsettiği duyulabiliyor, bir de... Kamarov'un acı içinde haykırışları...
Frank: Hiç duymak isteyeceğim bir şeye benzemiyor. Peki bir şeyler öğrenebildin mi Hannah? Yani işimize yarayabilecek bir şeyler? Katilin kimliği ile ilgili bir ipucu?
Hannah: Katil bir ses değiştirici kullanmış, o yüzden cinsiyetini bile söyleyemiyorum. Ancak, ağzından kaçırdığı bir ipucu var: Çince konuşuyordu!
Frank: Katil Çince mi konuşuyor? Katılıyorum <İsim>, elimizde bu profile uyan en az bir şüpheli var!

İncele: Ameliyat Malzemeleri.
Frank: Pekala, itiraf etmeliyim ki o ameliyat malzemelerinin arasından kağıt fener çıkarmanı beklemiyorum, <İsim>! Nasıl girdi lan o oraya?!
Frank: Tabii ya! Ameliyat odası ile cinayet mahallimiz arasındaki kayıp bağ bu! Aynen, şimdi orayı ikinci kez aramak için en uygun zaman!

İncele: Festival Süsleri.
Frank: Pekala, ne buldun <İsim>?... İki adet kağıt mı? Harika! Bir tane daha bulduk muydu şapka yaparız!
Frank: Affedersin, affedersin. Pekala, bu, Kamarov'un hesabından gelen bir banka mevzuatı, ayrıca üzerinde epey yüklü miktarda para var! 500.000 dolar mı? Bunun bir kısmına hayır demem vallaha!
Frank: Yalnız mevzuat numarası okunmuyor. Bunu çözebilir misin?
Frank: Sanırsam şu kağıt parçalarını tekrardan birleştirmekten başka çaremiz yok...

İncele: Banka Mevzuatı.
Frank: Güzel, banka mevzuat numarasını çözmüşsün! Laboratuvara ufak bir gezintiden sonra Kamarov'a karşı kimin bu kadar cömert olduğunu öğrenebiliriz!

Analiz et: Hesap Numarası.
Frank: Kamarov'a bu yüklü miktardaki parayı kimin gönderdiğini bulabildin mi, Hannah?
Hannah: Tabii ki de buldum. Banka hesabı, genç ve gelecek vaat eden bir iş adamı olan Rupert Snow adlı birine ait.
Hannah: Biraz araştırma yaptım ve bu adamın, mali kriz sırasında Şehir Merkezi işletmesini kurtardığını öğrendim! Oldukça cömert birisi imiş.
Frank: Hımm, yani bu zengin adam, parasını haybeye Kamarov'a mı vermiş? Katılıyorum <İsim>, şu Rupert Snow denen adamla konuşsak iyi olacak.

Rupert Snow'a Kamarov'a verdiği parayı sor.
Rupert Snow: Meşhur <Rütbe> <İsim>, kanlı canlı karşımda duruyor! Acaba Nikolai Kamarov'un korkunç ölümü hakkında konuşmak için mi buradasınız?
Frank: Aynen. <Rütbe> <İsim> Nikolai'a yüklü miktarda para göndermiş olduğunu fark etti. Acaba ne şartlar altında vermiş olduğunu öğrenebilir miyiz acaba?
Rupert: Elbette! Ailemi çok küçük yaşta kaybettim, ayrıca bakıcı ailelerimin çoğu Rus'tu.
Rupert: Küçükken çok narin ve hasta bir çocuktum. 12 yaşındayken böbrek ameliyatı olmak zorunda kaldım ve bütün bu tıbbi masrafların ne kadar tuttuğunu artık sizin hayal gücünüze bırakıyorum!
Rupert: Fakat bakıcı ailelerim hiç şikayet bile etmeden bütün yükü sırtlandılar. Artık kendi param var ve bunun bir kısmını Rus Cemiyetine iade ediyorum.
Frank: Bir Rus çetecisine kocaman bir bağışta bulunarak mı?! Bunun sana ne kazandıracağını düşünüyordun ki?!
Rupert: Kamarov'un yanlışları olduğunu biliyorum, fakat yine de Rus Cemiyetinin lideri idi. Onun bu parayı iyi yerlere harcayacağını biliyordum.

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Frank: Vallaha ne diyeyim <İsim>, bu kağıt gerçekten de ilginçmiş! Bu kağıtta yine sınır dışı edilen insanların listesi var, fakat bu resmi gibi duruyor...
Frank: "Mustafa Ben Malek, Emire Ben Malek, Yusuf Ben Malek"... Nasıl lan... Bunlar Aicha'nın ailesi mi?
Frank: Sence nasıl olur da Göçmenlik Bürosunun en bağnaz memurunun ailesi sınır dışı edilir? Doğru, iyisi mi bunu gidip Aicha'ya sormak!

Aicha'ya ailesinin sınır dışı edilmesini sor.
Aicha Ben Malek: Bu kağıdı nereden buldun <Rütbe> <İsim>? Bunu parçalara ayırmıştım! O o iki yüzlü üçkağıtçı bana İHANET etti!!!
Aicha: Rus Cemiyetinde yasa dışı göçmenler keşfetmiştim ve her zamanki gibi haklarında işlem başlattım! Nikolai bunu öğrendiğinde çılgına döndü!
Aicha: Raporumu yazmamama mani olmak için sağ elimi kırdı, ve bir şekilde o sınır dışı pusulasına ailemin adını yazdırmayı başarmış!
Frank: Kabul etmeliyim ki... bu oldukça ağırmış. Fakat ailenin yeşil kartı var, yani herhangi bir sorunun olmaması gerekmez mi?
Aicha: Sizce o kadar basit mi?! Sistemin nasıl işlediğinden haberim var! O listede adınız varsa bittiniz demektir!
Aicha: Bu ülke bizim her şeyimiz! Doğduğum zaman kalp hastalığım olduğu için ailem buraya taşınmıştı. Eğer burada organ nakli yaptırmasaydım şimdiye çoktan ölmüştüm!
Aicha: Yasa dışı göçmenler kuralların onlara işlemediklerini sanıyorlar. Fakat benim ailem buraya adapte olup gerçek bir Amerikan vatandaşı olmak için çok çaba sarf ettiler! Burada yaşamak onların hakkı!
Aicha: Ailemi Pasifik Koyunda tutmak için her şeyi yaparım! Anladınız mı?!?! Her şeyi!!!
Frank: Ah, seni gayet iyi anladık Aicha. Şehirden çıkma sakın, seni çok yakın bir zamanda tekrardan görmeye gelebiliriz...

İncele: Tabanca.
Frank: O tabancadan parmak izi toplayarak harika bir iş çıkardın <İsim>! Ben bunları Hannah'ya gönderirim!

Analiz et: Parmak İzleri.
Hannah: Ameliyat odasında bulduğun tabancadaki parmak izleri Mark McKenzie'ye aitmiş <İsim>!
Frank: Yani Bay Ünlü Cerrah'ın bu gizli ameliyat odasına mı gelmiş olduğunu söylüyorsun?! Hemde tabancayla?! Belli ki hazırlıklı gelmiş!
Hannah: Dahası da var. Parmak izlerinin tabancanın kabzasına yerleşme biçiminden, Mark'ın sağlak olduğu anlaşılıyor. Yanılmıyorsam, katil profilinin bir parçası buydu, değil mi?
Frank: Aynen öyle! Evet <İsim>, Mark ile konuşmaya gitmemiz gerekecek!

Mark McKenzie'ye ameliyathaneye yaptığı ziyareti sor.
Frank: Mark, <Rütbe> <İsim>, şu anda cinayet soruşturmamızla bağlantısı olan ameliyat odasında silahını buldu. Bunun oraya nasıl gittiğine bir açıklık getirir misin?
Mark McKenzie: Bu bölgenin ne denli tehlikeli bir yer olduğunu bilecek kadar burada bulundunuz. Ben yanımda her zaman koruma amaçlı bir silah taşırım!
Mark: Silahımın şu... ameliyat odasında bulunması meselesine gelince... Aslında gayet basit bir açıklaması var. Oraya acil bir durum için çağırılmıştım, silahı da o sırada unutmuş olmalıyım.
Frank: Kimin ameliyatını yaptın, McKenzie?
Mark: O soruya cevap vermek zorunda değilim! Cerrahlığa başlamadan önce etmiş olduğum bir yemin var! Hastalarımın gizliliklerini açık edemem!
Frank: Yani sen şimdi bizim elinde silahla derme çatma bir ameliyat odasına gitmenin yasa dışı işlerle uğraşmak ile alakası olmadığına inanmamızı istiyorsun, öyle mi?
Mark: Evet! Size o günleri geride bıraktığımı söylemiştim! Dürüst bir adamım ben!

Daha sonra karakolda...
Frank: Pekala <İsim>, şu anda kaybolmuş durumdayım. Ufaktan bir toparlama yapalım, ne dersin?
Frank: Esas bomba haber: Kamarov'u öldüren ruh hastasının aynı zamanda daha önceki kurbanlarımızın organlarını çalmış olduğunu biliyoruz!
Frank: Ama asıl soru şu ki: Organlar ile ne yapmayı planlıyor?! Bulduğun ses kayıt cihazında "büyük plan"dan bahsediyor, ama ne o büyük plan?
Frank: Şu anda, özellikle de silahını ameliyat odasında bulduğumuz için Mark McKenzie birincil şüpheli durumunda!
Frank: Ayrıca Kamarov'a yüklü miktarda para gönderen Rupert Snow ile tanıştık. Fakat görünüşe göre bunu Rus Cemiyetine yardım amaçlı yapıyormuş.
Frank: Haklısın, Aicha'yı da unutmamak lazım! Halen Kamarov'un onu ailesini sınır dışı etmekle tehdit etmiş olduğuna inanamıyorum. Talihin tavan yaptığı an!
Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>, Frank, ceketlerinizi giyin, DERHAL çıkıyoruz!
Frank: Neler oluyor, Andrea?!
Andrea: Sue Xiong ortalıklarda yok! Şehri terk etmeden önce onu bulmalıyız!

3. Bölüm

Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>, Frank, ceketlerinizi giyin, DERHAL çıkıyoruz! Sue Xiong sırra kadem bastı!
Frank: Yani Çin Cemiyetinin lideri, Rus Cemiyetinin lideri öldürüldükten sonra kayboldu mu diyorsun? Bu hiç hoş değil işte...
Andrea: Hoş değil asrın tefriti, Frank! <İsim>, derhal Sue'nun karargahına gidiyoruz!

İncele: Tapınak İçi.
Andrea: Sue Xiong'dan iz miz yok. Sen bir şeyler bulabildin mi <İsim>?
Frank: <İsim>'i tanıyorsam eğer, kesin parçalanmış kağıt veya çöp tenekesi bulmuştur...
Andrea: Sen o kadarını bile bulamıyorsun, Frank. Haklısın <İsim>, o origaminin üzerinde bir mesaj var. Hadi bunu açalım...
Frank: Bu mesaj sadece çöp, üzerinde sadece rastgele harfler var...
Andrea: Bunu çözebileceğinden adım gibi eminim <Rütbe> <İsim>. Peki şu fotoğrafta neyin nesi? Bu adam... bu adam Kamarov!
Frank: Sadece daha genç hali, burada yirmilerinde görünüyor. Yalnız şu bebek ne alaka ki?
Andrea: <İsim>, o bebeğin kim olduğunu bulmalıyız. İnanıyorum ki yüz tanımlama programın sayesinde bu bebeğin şimdi, yani 20 yıl sonra nasıl göründüğünü bulabilirsin!
Andrea: İnşallah bu ipuçları sayesinde Sue'nun izini bulabilirsin, <İsim>. Benim karakola dönmem lazım, fakat beni haberdar etmeyi unutma!

İncele: Şifreli Mesaj.
Frank: Etkilendiğimi saklayamam <İsim>! Bu gizli şifreyi sanki bir hiçmiş gibi çözdün! Demek "Plojfsi" aslında "istek" manasına geliyormuş...
Frank: Eğer şimdi bunu notun tamamına uygularsak söyle bir şey ortaya çıkıyor... "Bu savaş... cemiyetlerimize acıdan... başka bir şey getirmedi... Bir anlaşma yapalım."
Frank: Seni bilmem <İsim>, fakat ben şahsen Sue'nun karargahında barış teklifi bulmayı beklemiyordum! Sence bunun, kaybolması ile bir ilgisi olabilir mi?
Frank: İyi de bu teklifi ona kim etmiş olabilir ki? Kamarov bunu yazacak durumda değil!
Frank: Haklısın, elimizde adamı Sergei var... Hadi gidip onu görelim!

Sergei'e barış teklifini sor.
Sergei Yablokov: Sue Xiong'un kayboluşundan haberim var <Rütbe> <İsim>. Yardım edebilmeyi çok isterdim ama o beni arkadan vuran yılanın hangi değile girdiğinden haberim yok!
Frank: Sue, düşman olduğunuz halde seni nasıl arkandan vurabilir ki?
Frank: Ya da... Bir saniye, yoksa Sue'ya o barış teklifini yapan sen misin?!
Sergei: Şifremi çözmüş olmanızdan etkilendim. Evet, o notu yazan bendim.
Frank: Buna inanmakta zorluk çektiğimiz için kusurumuza bakma Sergei. Fakat pekte barış yanlısı birisine benzemiyorsun, ondan ziyade patronunun üzerine sol elle bir şeyler çizebilecek birisine benzetiyorum seni.
Sergei: Bir kere ben sağlağım, ayrıca her gördüğüne inanmayacaksın, birader. Dövüşmeyi severim, eyvallah. Fakat bu savaş sırf zaman ve uğraş kaybından başka bir şey değil!
Sergei: Kaç tane iyi Rus'un bu saçmalık yüzünden öldüğünden haberiniz var mı? Daha önce vurulup karaciğerimden bıçak yemiştim, bunun yüzünden organ nakli yaptırdım!
Sergei: Kamarov'un barışa yaklaşmak gibi bir niyeti yoktu, fakat Sue'nun daha mantıklı yaklaşabileceğini düşünmüştüm. Bu yüzden ona ulaşmaya çalıştım.
Sergei: Fakat o iki yüzlü yılan gitti ve Kamarov'u öldürdü! Onu benden önce bulursan iyi edersin <Rütbe> <İsim>, çünkü ondan bunun hesabını soracağım!

İncele: Fotoğraf.
Frank: Buna inanamıyorum <İsim>! Kamarov'un kollarındaki bebek... meğersem iş adamı Rupert Snow'muş! Kamarov'un oğlu mu ki?
Frank: İyi de... ailesini çok küçük yaşta kaybettiğini söylememiş miydi? Öldükleri manasında söylediğini sanıyordum!
Frank: Hmm, doğru, bu durum Rupert'ın Kamarov'a karşı olan cömertliğini de ispatlıyor.
Frank: Pekala, hadi gidip Küçük Kamarov ile konuşalım!

Rupert'e Kamarov ile olan bağlantısını sor.
Frank: Bay Snow, <Rütbe> <İsim> bu resmi buldu... Sen Kamarov'un oğlu musun?!
Rupert Snow: Sizce bu bilgi çok lazım mı? Beni daha bir yaşımdayken terk etti. İkimiz arasındaki kan bağı dışındaki tek ortak şey, benimde onun gibi sağlak olmam!
Frank: Madem babandan nefret ediyordun, peki neden ona para gönderdin?
Rupert: Ondan nefret etmiyordum. Onu sadece babam olarak görmüyordum. İçinde çok fazla şiddete eğim vardı...
Rupert: Ben onun Şehir Merkezine yaptıklarından nefret ediyorum <Rütbe> <İsim>. Burası mutluluk, paylaşma yeriydi!
Rupert: Fakat şimdi ancak şu Allah'ın cezası kavga var! Sanki iki farklı cemiyet uyum içinde yaşayamazmış gibi! Rus kanı taşıyabilirim, fakat Çince de öğrendim! Karşıt saflarda olmak zorunda değiliz!
Rupert: Öldüğüne üzüldüm. Fakat umut ediyorum ki ölümü şu gerizekalı kavgayı nihayete erdirir, <Rütbe> <İsim>. Artık vakti geldi.

İncele: Çöp Kovası.
Frank: Bu kanlı eldivenler çöp kovasına nasıl girdi ki? Haklısın <İsim>, iyisi mi bunlarla uğraşması için Yann'a gönderelim!

Analiz et: Kanlı Eldivenler.
Yann Toussaint: Otur <İsim>, sana çok büyük haberlerim var. Bulduğun bu ameliyat eldiveninin üzerindeki kan... Angus O'Brian'a ait!
Frank: Nasıl?! Şu omurgası sökülüp çıkartılan İrlandalı rahibi mi diyorsun?!
Frank: Haklısın <İsim>, belli ki bu eldivenler organ hırsızı tarafından kullanılmış!
Yann: Bende öyle düşündüm ve içine bakıp analiz edebileceğim bir deri hücresi buldum... Bu eldiveni giyen kişi Mark McKenzie'ymiş!
Frank: Aradığımız organ hırsızı Mark mı?! Buna inanamıyorum! <İsim>, hadi gidip onu yakalayalım!

Mark'ı organ hırsızlığındaki rolü hakkında sorgula.
Frank: Olduğun yerde kal, McKenzie! Angus O'Brian'ın cesedinden omurgasını çaldığını biliyoruz!
Mark McKenzie: D-durun, ben masumum! Beni karakola götür <Rütbe> <İsim>, sana orada her şeyi anlatacağım! Her şeyi!
Frank: Ah, elbette seni karakola götüreceğiz. Tutuklusun, dostum!

-Karakolda...-
Frank: Cesetlerden organ çalmış olduğuna inanamıyorum, Mark! Allah rızası için, sen bir cerrahsın!
Frank: Ne yaptın o organları? Sattın mı yoksa? O zaman neden Kamarov'un derisinin yarısını aldın? Onunla ne yapabilirsin ki?
Mark: Kamarov'un ölümü ile zerre alakam yok! Bana inanmalısın <Rütbe> <İsim>!
Mark: Ben... Diğer kurbanların organlarını çaldığımı itiraf ediyorum. Cesetlerle karşılaşmıştım ve... Fakat işi yapmak için başkası tarafından tutuldum!
Frank: Birisi seni organ çalman için mi tuttu?! Kim o? Konuş, McKenzie!!!
Mark: Allah belamı versin bilmiyorum! Bana... Bana sadece Çince mesajlar atıp bir takım belirli organlar isterdi!
Frank: Sende hiç sorgulamadan emri yerine getirdin, öyle mi?!
Mark: O insanlar zaten ölüydüler! Ayrıca... Dürüst olmak gerekirse eğer, verdiği para hiçte sorgulanacak türden değildi!
Mark: Çok küçük yaşta kalp nakli yaptırmıştım. Kısa süre içinde organ bulmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilirim! Fakat asla onları elde etmek için kimseyi öldürmem! Kamarov'a elimi bile sürmedim!
Frank: Eğer bu söylediklerine körü körüne inanmamızı bekliyorsan, başına çok pis gelecek var. Bu hücreden çıkışın yok!
Mark: Güzel! Zaten sizinle konuştuğumu görürse hayatım tehlikede demektir! Burada kalmayı İSTİYORUM! Burası güvende olacağım tek yer!
(Mark ile konuştuktan sonra)
Frank: Ne diyorsun <İsim>? Mark'ın hikayesine inanalım mı? Yani katilin onu kurbanların organlarını çalması için tuttuğuna?
Frank: Ben halen yalan söylediğini ve aslında her şeyi kendi başına planlamış olduğunu düşünüyorum, buna cinayette dahil. Ama haklısın, adamı mahkeme çıkarmadan önce daha fazla delile ihtiyacımız var.
Frank: Bir saniye, Mark bize esrarengiz ortağının Çince mesajlar yazdığını söylemişti! O zaman Mark Çince konuşuyor!
Frank: O zaman Aicha'nın da konuşuyor olması lazım! Eğer jargonu öğrenmemiş olsaydı bütün gününü Çinli yasa dışı göçmenlerle uğraşarak geçiremezdi. Bunu ikisinin de dosyasına ekliyorum!

Daha sonra karakolda...
Frank: Pekala <İsim>, oldukça ilginç keşifler yaptığımızı söyleyebilirim. Misal Rupert Snow'un Kamarov'un gayrimeşru çocuğu olduğunu öğrendik ve...
Frank: ...Mark'ı organ hırsızlığından tutukladık!
Frank: Eğer doğruyu söylüyorsa işler değişir. Kamarov'un katilinin organ hırsızı olduğunu biliyoruz, fakat bu birden fazla kişi de olabilir!
Frank: Tek bir olumsuz noktamız var, o da Sue Xiong'un nerede olduğunu halen bilmiyoruz! Çin lideri, Rus liderinin ölümünden kısa bir süre sonra ortalardan kayboluyor... Bu bir tesadüf olamaz!
Russell Crane: <İsim>, harika haberlerim var! Failinin yöntemini kırmayı başardım!
Frank: Kırmayı başardın mı? Şunu birde anlayacağımız bir dilde izah etsen hele.
Russell: Elimden geleni yaparım. Fark ettiysen <İsim>, katilin Kamarov'un derisinin neden yarısını almış olduğunu kestirememiştin. Bir yarıyı, ikinci bir yarı ile birleştirmek dışında ne yapabilirsin?
Russell: Daha sonra katilin kurban olarak Rus Cemiyeti'nin liderini seçmesinin ardındaki nedeni bulmaya odaklandım.
Russell: Rus ve Çin Cemiyetleri arasındaki kavga Şehir Merkezini ikiye böldü. Bundan mütevellit katil, Rus liderinin derisinin yarısını aldığına göre...
Frank: Bir saniye. Bir saniye! Yani sen şimdi... katilin Sue'nun derisinin peşinde olduğunu mu ima ediyorsun? Bu sayede iki cemiyet liderininde yarısına sahip olabilir!
Frank: O zaman Sue şehri terk etmedi! Hayatı tehlikede!!! <İsim>, onu bir an önce kurtarmalıyız!
Frank: İyi fikir! Eğer katil Sue'nun derisinin peşinde ise, her iddiasına girerim ki onu ameliyat odasına götürmüştür! Hadi gidelim!

İncele: Ameliyat Masası.
(İncelemeden önce)
Frank: Sue, Polis! Orada mısın? Yanında kimse var mı?
Sue Xiong: <Rütbe> <İsim>! Allah'a şükür yetiştin! Sanırsam pencereden kaçtı!
Frank: Merak etme, onun icabına bakacağız. Dur gözündeki şu bandajı çıkartayım... Kendini iyi hissetmeye başladığın zaman seninle konuşmamız gerekecek!
Sue: Teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Ben... Sanırsam bir kaç dakika oturmam gerekecek...
Frank: İyi dedin <İsim>, şimdi yapmamız gereken en uygun şey odayı aramak. Belki katil ardında bir iz bırakmıştır!
(İnceledikten sonra)
Frank: Katilden iz miz yok... Fakat bir adet buz çantası bulmuşsun. Pekala, haydi içini arayalım!
Frank: Ayrıca Sue ile şu mesele hakkında konuşmayı da unutmayalım!

Sue'ya kaçırıldıktan sonra nasıl hissettiğini sor.
Frank: Sue, <Rütbe> <İsim>'in seni kaçıran şahıs hakkında her şeyi bilmesi gerekiyor. Onun Kamarov'un katili olduğunu biliyoruz!
Sue Xiong: Ben... Gözlerim bağlıydı... Yüzünü göremedim...
Sue: Tek hatırladığım şey... Yıllar önce olduğum böbrek ameliyatından kalan eski bir yaraya dokunduğunu hissetmem!
Sue: Daha sonra... derime bir bıçağın dayandığını hissettim! Sanki... Sanki tıpkı Kamarov'a yaptığı gibi derimi yüzmek istiyordu!
Sue: Kendimi savunmak için sağ elimi kaldırdım ve elindeki neşteri düşürmeyi başardım. Sonrada sizin gelişinizi duydum, sanırsam o sırada kaçtı!
Sue: Al bunu <İsim>, elinde tutmuş olduğu neşter bu. İnşallah bunun sayesinde o canavarı yakalarsın!
(Sue ile konuştuktan sonra)
Frank: Zavallı Sue... Böyle bir maceradan sonra teselliye ihtiyacı var!
Frank: Ne demek ona olan aşkımın yargılama yeteneğimi köreltmesine müsaade ediyorum? Kadın kaçırıldı diyorum, o bariz bir biçimde masum!
Frank: Hımm, pekala, gözleri bağlı olduğu için katil hakkında bir şeyler söyleyememesi mantıklı... Ayrıca odaya girdiğimizde de yalnızdı...
Frank: Hadi ama <İsim>, harbiden de Sue'nun sırf bizi yakasından düşürmek için kendi kendisini kaçırttığını düşünüyor olamazsın!
Frank: Bak, eğer yalan söylemiş bile olsa, sonuçta bize katilin Kamarov'un derisini yüzerken kullanmış olduğu neşteri, yani cinayet silahını verdi! Hadi bunu laboratuvara gönderelim, olur mu <İsim>?

Analiz et: Neşter.
Yann: <İsim>, katilin neşterinin başından neler geçtiğini bilmiyorum, bakterilerin kaynama noktasına dönüşmüş!
Yann: Ama ben asla vazgeçmem. Bu neştere iki farklı kişinin dokunduğunu tespit etmeye yetecek kadar bir DNA örneği almayı başardım.
Yann: Bir tanesi Kamarov'a ait, bu alet onu öldürmekte kullanıldığı için bunun seni pek şaşırtacağını sanmıyorum. Diğer DNA örneği de katile ait!
Yann: DNA çok zarar görmüştü, fakat şundan şüphen olmasın: Diğer kişi, yani katil de bir erkek!
Frank: Katil bir erkek mi? Bunu duyduğuma daha önce hiç bu kadar sevinmemiştim!

İncele: Buz Çantası.
Frank: Buz çantasından da ancak sen havai fişek çıkartabilirsin <İsim>... Bunun burada ne halt yemeye işi var?
Frank: Haa, doğru! Katil Kamarov'u platforma bağlamak için kutlamalara gitmişti! Havai fişeğinde oradan geliyor olması lazım! Hadi buna yakından bakalım!

İncele: Havaifişek.
Frank: O havai fişeğin üzerinde bir kaç parça deri mi buldun <İsim>? Nasıl... Neyse, bunları analiz için Yann'a gönderelim!

Analiz et: Deri Örneği.
Yann: Zorlu isleri severim <İsim>, ama bu havai fişekten toplamış olduğun deri parçaları ne yazık ki bir şey öğrenilemeyecek kadar kullanılamaz halde!
Yann: Yine de, derinin kendisi işe yaramasa bile, havai fişeğin yanmış bölümünde olması başlı başına bir ipucu!
Yann: Bu aletler çok tehlikeli, insanlar festivallerde bunları dikkatsiz bir şekilde atıyor ve kazalara sebep oluyorlar.
Frank: Yani insanın suratında patlayan havai fişekler gibi mi? Küçükken bir kere başıma gelmişti, o günden beridir bir daha atmaya tövbe ettim!
Yann: Katilin de başına aynısı gelmiş! <İsim>, yüzünde yara izi olduğu konusunda hiç şüphe yok!

Frank: İşte bu <İsim>. Artık Kamarov'un katilini yakalamaya yetecek delile sahibiz! Vakit, organ hırsızının kim olduğunu ve bunu neden yaptığını öğrenme vaktidir!

Katili tutukla.
Frank: Rupert Snow?! Kamarov'u sen mi öldürdün?! Ama... Neden?
Rupert Snow: Neyden bahsediyorsun <Rütbe>? Neden kendi babamı öldüreyim ki?
Frank: Bizde onu diyoruz işte: Neden? <Rütbe> <İsim> çiziminin üzerinde organ nakli ilacının kalıntılarına rastladı. Onun sen olduğunu biliyoruz!
Rupert: Bu hiçbir şeyi ispatlamaz. Yüzlerce insan o ilaçtan kullanıyor.
Frank: Ayriyetten suratındaki o sevimli yanığa sebep olan havai fişeği bulduk. Bir de babanı öldürürken kayıt yaptığın ses kayıt cihazını!
Rupert: Ah, inkar etmenin manası yok. <Rütbe> <İsim>, yeteneklerin önünde saygıyla eğiliyorum. Evet, babamı ben öldürdüm.
Rupert: Ayrıca bana Şehir Merkezinin çeşitli vatandaşlarından organ toplaması için Mark McKenzie'yi tutan da bendim.
Rupert: Son olarak ta annemi kaçırdım ve onun da-
Frank: Af buyur? Yani şimdi Sue Xiong senin annen mi oluyor?!
Rupert: Elbette. Nikolai'a lisedeyken aşık olmuştu, sonra da bana sahip oldular. Fakat o zamanlar fazla genç ve mahalle baskısına karşı koyamayacak kadar zayıftılar!
Rupert: Sonra da arkalarına bile bakmadan beni bırakıp gittiler! Benim için savaşmadılar bile!!!
Frank: Bu yüzden ikisini de öldürmeye karar verdin, öyle mi? Harbiden de kindarmışsın!
Rupert: Mesele öldürmek değil. Fakat esas planımı mahkeme huzurunda anlatacağım, merak etmeyin.
Frank: Öyle olsun o zaman. Rupert Snow, tutuklusun!

Edward Dante: Rupert Snow, buraya Nikolai Kamarov cinayetinden ötürü çıkartıldın. Davan hakkında savunma yapmak istiyormuşsun. Buyur o zaman.
Rupert: Teşekkürler sayın Yargıç. Çocukluğumu bakıcı aileden bakıcı aileye gidip gelerek ve gerçek ailemin kim olduğunu merak ederek geçirdim. Servet sahibi olduktan sonra da onları aramaya karar verdim.
Rupert: Anne ve babamın iki düşman cemiyetin liderleri olduklarını öğrendiğimde nasıl bir şok geçirmiş olduğumu anlayamazsınız! Çocukları aracılığı ile birlik olmak yerine birbirleri ile savaşmayı tercih ettiler!
Rupert: Onları uzun bir süre izledikten sonra ikisi ile de uzlaşmanın imkansız olacağını fark ettim. Tek düşündükleri şey savaş ve paraydı.
Rupert: Bu yüzden bir plan icra ettim... Bu saçma kavgaya cevabın benim olmam gerektiği artık çok bariz görünüyordu. Cemiyetler benim sayemde... benim içimde birleşeceklerdi!
Rupert: Bana belli başlı organlar toplaması için çarpık bir cerrah tuttum. Bunların bütün Şehir Merkezi'ni temsil etmeleri için farklı etnik kökenlerden gelmesini istiyordum.
Rupert: Yaşam ve umut dolu Çinli bir kızın kalbi.
Rupert: Şehir Merkezinin temiz havasını solumak için bir Sırbın akciğerleri.
Rupert: Ve toplumun sırt kemiği olan bir bir rahibin omurgası!
Rupert: Organlar elimdeydi, fakat eksik olan tek bir parça vardı.
Rupert: Annem ve babamın derileri! Bu sayede bütün dünya mirasımı görmüş olacaktı! Yarı Çinli, yarı Rus, yani iki cemiyet arasındaki barışın vücut bulmuş hali!
Rupert: Ve eğer <Rütbe> <İsim> işime burnunu sokmamış olsaydı amacıma ulaşmış olacaktım!!!
Dante: Ben... Ne diyeceğimi bilmiyorum. Sırf şehre barış ve huzur getirmek için kendini bir canavara mı dönüştürdün? Yalnız, dostum, kimse sana bakmaya bile cesaret edemezdi ki!
Dante: Ben duyacağımı duydum. Bay Snow, Nikolai Kamarov'u öldürmek ve organ hırsızlığı olayında parmağın bulunmasından ötürü mahkeme seni müebbet hapis cezasına çarptırdı!

Frank: Seni bilmem <İsim> ama, beni bu olaydan sonra ciddi anlamda içmem lazım! Cidden, kimse bu anlatacak olduğumuz şeye inanmaz!
Frank: Amma kaçık bir hikaye anasını satayım! Rupert'ın sırf kendini mükemmel Şehir Merkezi vatandaşı yapmak için... vücuduna organlar taktıracak olduğuna inanamıyorum!
Frank: Ayrıca Sue'yu düşünüyorum da... Zavallı kadın resmen öz oğlu tarafından öldürülüyordu ve daha bundan haberi bile yok!
Frank: Ona söyleyip söylememek konusunda kararsızım <İsim>. Önce kaçırılmasının ardından istirahate ihtiyacı olacak ve... Sanırsam bu onun canını fena yakar.
Frank: İnşallah bu, savaşın nihayete erdiğinin bir göstergesi olur. Bu kavga yüzünden çok fazla insan öldü! Ve eğer sen burada günü kurtarmamış olsaydın eminim ki daha fazla insan ölürdü <İsim>!
Frank: Haydi karakola dönelim ortak. Biraz ense yapmayı hak ettik!

Ek Soruşturma

Mark'a kayıp organların yerini sor.

İncele: Ameliyathane.

İncele: Kilitli Buz Dolabı.

Analiz et: Organlar.

Mark'a parayı sor.

İncele: Festival Platformu.

İncele: Süs Çantası.

İncele: Çıngıraklı Oyuncak.

Analiz et: Kan.

Sue'ya çıngıraklı oyuncağı sor.

İncele: Tapınak Bahçesi.

İncele: Parçalanmış Kağıt.

Sergei'e James'in nerede olduğunu sor.

Also on Fandom

Random Wiki