Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

İşlenmemiş Cevher/Diyaloglar

< İşlenmemiş Cevher

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
İşlenmemişcevher.png

Şef Ripley: <İsim>, Büro'daki SOMBRA muhbirinin kimliğini halen açık edememiş olabiliriz ama en azından SOMBRA'nın Afrika'da bulunma nedenini artık biliyoruz!
Şef Ripley: Soruşturmanın sonucunda Prens Abioye, SOMBRA'nın ülkesi Mazunda üzerinden elmas kaçakçılığı yapma uğraşında olduğunu söyledi.
Carmen Martinez: Doğru Şef! Abioye kaçakçılığa karşı çıktığı için kendi ülkesini terk etmek zorunda kalmış!
Şef Ripley: Aynen öyle. Ayrıca SOMBRA'nın Lavinia De Brills'e ulaşmaya çalıştığını da biliyoruz. Bildiğiniz üzere ailesi madenin sahibi.
Şef Ripley: De Brills madeni mutlaka SOMBRA'nın hedefinde olabilir! Bir an önce oraya gitmelisin <Rütbe> <İsim>!

1. Bölüm

İncele: Elmas Madeni.
Carmen Martinez: Oha <İsim>! O adama ne halt olmuş öyle?!
Carmen Martinez: Sondaj aleti arkasından girip önünden çıkmış gibi duruyor... Anam...
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>. Bunun kaza olması zinhar mümkün değil. Bu bildiğin cinayet! O sondaj aleti de cinayet silahı!
Carmen Martinez: Olamaz! Kurbanı tanıyorum! Adı Jude Connelly. Gazeteci olduğum dönemlerde birbirimize rakiptik.
Carmen Martinez: Pulitzer'i kazandığım yıl ikimiz de ödüle adaydık. Ödülü kazanmam Connelly'nin pek hoşuna gitmemişti... Aşırı rekabetçi biriydi.
Carmen Martinez: Haber için yapmayacağı şey yoktur... Belki de hassas bir konuya... Kim bilir, belki de SOMBRA'ya fazla yaklaştı!
Carmen Martinez: Bulduğun bu akıllı telefonun Jude'a ait olmadığını söyleyebilirim. Kağıt kalem kullanması ve eski moda yöntemleri sevmesiyle hep övünürdü... Kilidini açsak iyi olur!
Carmen Martinez: Kağıt kalem demişken, bu defter Jude'un kullandığı muhabir defterine benziyor! İyi de üzerindeki ufak goncalar da neyin nesi? Bir örnek alsan iyi olur!
Carmen Martinez: Jude tehlikeyi seven biriydi belki ama cinayetle röportaj yapmak isteyeceğini pek sanmıyorum.
Carmen Martinez: Şimdilik SOMBRA'nın kaçakçılık soruşturmasını askıya almamız gerek... Ama Jude'un De Brills elmas madeninde öldürülmüş olması pekala bununla bağlantılı olabilir!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Evet <Rütbe> <İsim>, kurbanın Jude Connelly olduğunu biliyorsun...
Angela Douglas: De Brills madenindeki sondaj aletinin cinayet silahı olduğunu da biliyorsun... İç organlarının suyunu sıkıp çıkarmış...
Angela Douglas: Peki katilin, kurbanın çenesine okkalı bir yumruk indirdiğini biliyor muydun?
Angela Douglas: Morluklar katil ile kurbanın cinayetten hemen önce boğuştuğuna işaret ediyor.
Carmen Martinez: Eh bu pek sıra dışı bir şey sayılmaz. Cinayetler zaten genelde boğuşmayla başlar!
Angela Douglas: Ama her katil kurbanının üstüne kızarmış tırtıl kalıntıları bırakmaz...
Carmen Martinez: ...Kızarmış tırtıl mı? Hani böcek olan?
Angela Douglas: İmparator güve olarak bilinen Gonimbrasia belina'nın larvaları protein doludur ve Afrika'nın bu bölgesinde epey sevilen bir çerezdir. Üstüne biraz fıstık ezmesi sürünce nefis olur!
Carmen Martinez: Sayende yemiş kadar oldum...
Carmen Martinez: Demek katil kızarmış tırtıl yiyor... Hapishane yemeği onun için bir ilerleme olacak desene...

İncele: Kilitli Akıllı Telefon.
Carmen Martinez: Telefonun kilidini açtın ama giriş ekranındaki adamın siması pek tanıdık gelmedi...
Carmen Martinez: Fotoğrafı veri tabanında aratırsak bir eşleşme bulabiliriz! Haydi iş başına!

İncele: Özçekim.
Carmen Martinez: Veri tabanına göre özçekimci arkadaş, Olivier Feraud adında bir foto muhabiriymiş... Adını duymuştum ama hiç tanışmadık.
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>, Olivier Feraud'nun cep telefonu cinayet mahallinde bulunduğuna göre onu mutlaka sorgulamalıyız!

Olivier Feraud'ya telefonunun cinayet mahallinde ne aradığını sor.
Carmen Martinez: Cep telefonunuzu bir cinayet mahallinde bulduk Bay Feraud.
Olivier Feraud: Bir saniye, siz Carmen Martinez'siniz! Sizinle tanışmak bir şeref! O Pulitzer'i kesinlikle hak ettiniz!
Carmen Martinez: Çok sağ olun...
Carmen Martinez: Da, konuyu dağıtmayalım şimdi... Cep telefonunuz tam da Jude Connelly'nin cesedinin yakınında...
Olivier Feraud: Şey... Ben... Onu gördüğümde telefonu düşürmüş olmalıyım! Çok korkunçtu!
Carmen Martinez: Bir saniye, Jude'un cesedini gördüğünz halde niye ihbar etmediniz?!
Olivier Feraud: Oradan kaçmam gerekti! Elmas kaçakçılarını haber yapıyorduk! Ya Jude'dan sonra benim peşimden gelselerdi?!
Carmen Martinez: Jude elmas kaçakçığını mı haber yapıyordu?!
Olivier Feraud: Evet, üstelik haberi kaçakçıların sığınağına kadar takip etti! Jude'u onlar öldürmüş olmalı! Fazla yaklaşmıştı ve çok şey biliyordu...
Carmen Martinez: Bize şu kaçakçıların sığınağının yerini söylesen iyi olur ama henüz yırtmış sayılmazsın Feraud!

İncele: Kaçakçıların Sığınağı.
Carmen Martinez: Burada herhangi bir faaliyet belirtisi yok... Sence kaçakçılar... Ne bileyim, kaçakçılık yapıyor olabilirler mi? Belki de bizi izliyorlardır.
Carmen Martinez: Sence bu, Jude ile SOMBRA arasındaki bağlantı olabilir mi <İsim>? Jude'un elmas kaçakçılığı üzerine haber yapmaya çalıştığıı biliyoruz...
Carmen Martinez: Ayrıca SOMBRA'nın Lavinia De Brills'e ulaşmaya çalıştığını da biliyoruz ki De Brills'in ailesi Jude'un öldürüldüğü madenin sahibi!
Carmen Martinez: İşte tam da olmamız gereken yerdeyiz! Tüm bunlar SOMBRA'ya bağlanıyor olmalı!
Carmen Martinez: Üstelik kaçakçıların sığınağında bir tane "De Brills Elmasları" yaka kartı bulmuşsun! Kime ait olduğunu çıkartamıyorum... Ama pudra takımın sayesinde günü kurtarabiliriz!
Carmen Martinez: O metal kutuda bir şey olduğunu düşünüyorsan içini iyice karıştır derim! Umalım da tuzaklı falan olmasın!

İncele: Metal Kutu.
Carmen Martinez: Metal kutunun içindeki onca alet edevatın arasında yırtık bir kağıt mı buldun? Geri dönüşüm kağıtlarını saklamak için biraz garip bir yer doğrusu... İyisi mi bunu birleştirelim!

İncele: Yırtık Resim.
Carmen Martinez: Bu bir uydu fotoğrafına benziyor... Burası De Brills madeninin kuşbakışı görünümü değil mi <İsim>?
Carmen Martinez: Bir grup elmas kaçakçısının maden fotoğrafına ilgi göstermesi şaşırtıcı değil...
Carmen Martinez: Bu arada yazı da bir stenografi <İsim>! Gazeteciler hızlı yazmak için bu tekniği kullanırlar. Bunu muhtemelen Jude yazmıştır!
Carmen Martinez: Biraz paslıyım gerçi. Büro'ya katıldığımdan beridir stenografi kullanmadım... Ama galiba anladım mesajda ne dediğini! "Frida Cruz'a madenden bahset..."
Carmen Martinez: Frida Cruz mu?! O kadın azılı bir kaçakçıdır! Kendisine Kaçakçılar Kraliçesi derler! Bu sığınağın başında Frida Cruz olabilir mi?
Frida Cruz: Evet o benim adım! Çok zikretmeyin de eskimesin!
Carmen Martinez: Olduğun yerde kal Cruz! <Rütbe> <İsim>'in sana soruları olacak!

Frida Cruz'u kurbanın elmas madenine ait uydu haritası konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Eveet "Kaçakçılar Kraliçesi", Jude Connelly sana bu haritayı niye verdi? Neden seninle De Brills madeni hakkında konuşmak istiyordu?
Frida Cruz: Bilmem, kendisine sorsanıza.
Carmen Martinez: Soramayız! Çünkü öldürüldü!
Frida Cruz: Demek birisi onu hakladı he? Valla onu öldüren ben değilim. O kendini bilmez gazeteci bizi buldu ve Afrika'daki kaçakçılar hakkında bir kitap yazdığını öne sürdü...
Frida Cruz: Bize De Brills madeninin uydu haritasını verirse ona güveneceğimizi sandı. Sanki ben oranın planını zaten bilmiyormuşum gibi...
Frida Cruz: O küçük maydonuzu bakkala gönderdik. Benim güvenimi kimse satın alamaz, bunun için ölümü göze almaları gerekir!
Carmen Martinez: Eh, o zaman artık Jude Connelly cinayetinde bir şüpheli olduğun kesinleşti! Ama <Rütbe> <İsim>'in kaçakçılık faaliyetlerini unuttuğunu sanma Cruz!

İncele: Solmuş Yaka Kartı.
Carmen Martinez: Şu de Brills Elmasları yaka kartı Clayton Rose diye birine aitmiş... Burada yazana göre madende ustabaşıymış!
Carmen Martinez: Bay Rose'un kaçakçıların sığınağında ne halt yemeye işi vardı acaba? Bir an önce onu sıkıştırsak iyi olur!

Clayton Rose'a yaka kartının neden kaçakçıların sığınağında olduğunu sor.
Carmen Martinez: Clayton Rose, <Rütbe> <İsim> yaka kartınızı kaçakçıların sığınağında buldu. Bu bir elmas madeninin ustabaşısı için sıkıntılı bir durum...
Clayton Rose: Kaçakçılar bizi gözetliyor, biz de onları...
Carmen Martinez: Biraz da kendi madeninizi gözetleseniz! Bir gazeteci sizin ekipmanlarınızdan biriyle öldürüldü!
Clayton Rose: Öldürüldü mü?! De Brills madeninde hemde?! Bu mümkün değil. Bizim güvenlik standartlarımız en üst düzeydedir!
Clayton Rose: Olamaz... O gazeteci Jude Connelly'mi yoksa?!
Carmen Martinez: Onu tanıyordunuz yani?
Clayton Rose: Onunla elmas kaçakçılığı ve bunun maden üzerindeki etkileri hakkında röportaj yapacaktım! Ama Connelly benden bir şeyler saklıyordu!
Clayton Rose: Sık sık kaçakçıların bölgesine gittiğine dair duyumlar aldım. Bu yüzden onu takip ettim!
Clayton Rose: Onlarla düşüp kalktığına dair bir kanıt bulamadım gerçi... Belki de gerçekten kaçakçılarla röportaj yapmak istiyordu ama... İnsanın içini bilemezsin ki...
Carmen Martinez: Connelly bir gazeteciydi Bay Rose. Röportaj yapmak ve haber peşinde koşmak onun işiydi! Eğer onu siz öldürdüyseniz prangalı mahkumlar dışında kimseye ustabaşılık yapamayacaksınız demektir!

İncele: Çiçekle Kaplı Defter.
Carmen Martinez: Harika, not derferinden o goncaları toplamışsın!
Carmen Martinez: Doğru tahmin etmişiz <İsim>! Bu Jude'un defteriymiş; kapağında onun adı yazıyor çünkü!
Carmen Martinez: Jude'un not defterinde bu goncaların ne aradığını öğrenmemiz gerek! Hadi bunları hemen Lars'a uçuralım!

Analiz et: Goncalar.
Lars Douglas: <İsim>, bu goncaları elmas madeninde bulmana epey şaşırdım doğrusu...
Carmen Martinez: Niye ki? Sakın "Tak tak kim o" esprisiyle yanıt vereyim deme fena bozuşuruz!
Lars Douglas: Merak etme. Bu gizem beni yeterince meşgul etti... Bana gönderdiğiniz goncalar, Afrika'nın bu bölgesinde yetişen Hoodia gordonii adlı bir bitkiye ait...
Lars Douglas: Lakin hoodia çölde yetişen bir bitkidir, elmas madeninde yetişmez. Kaktüs gibi etli yapraklılar familyasındandır. Yerli kabileler çöldeki yiyecek kıtlığıyla başa çıkmak için bu bitkiyi iştah bastırıcı olarak kullanır.
Lars Douglas: Bitki çürük et gibi koktuğundan, iştahı kapatanın asıl özelliğin bu olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum...
Lars Douglas: Gelin görün ki Jude Connelly'nin ne vücudunda ne de midesinde tek bir hoodia kalıntısına rastlamadım.
Carmen Martinez: Bulduğumuz yeri düşünürsek, defterin üstündeki hoodia goncalarını ancak katil bırakmış olabilir!
Carmen Martinez: Yani katil hoodia yiyor! O zaman katili görmeden kokusunu alırız gari <İsim>!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Dürüst olmak gerekirse ne düşüneceğimi bilmiyorum <İsim>... Jude Connelly'yi elmas madeninde dev bir sondaj aletine saplanmış halde bulduk...
Carmen Martinez: Güya elmas kaçakçılığı hakkında haber yapmak için madende bulunuyormuş ama kaçakçıların sığınağına da gitmiş...
Carmen Martinez: De Brills madeninin ustabaşısı Clayton Rose Jude'a güvenmiyormuş. Jude'un kaçakçılık yaptığından şüphelenmiş!
Carmen Martinez: Kaçakçılar Kraliçesi Frida Cruz'da onu sepetlediğini ve ona güvenmediğini söylemişti...
Carmen Martinez: Jude alt tarafı bir gazeteciydi ama aşırıya kaçabilecek biriydi... Ama bu kez fazla derine mi indi dersin?
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! Ne var ne yok bırak elinden! Birinin hayatı tehlikede!
Carmen Martinez: Hayatı mı tehlikede? Neden bahsediyorsun sen? Kim tehlikedeymiş?
Ingrid Bjorn: Zamanımız yok! Küçük bir çocuğun hayatı pamuk ipliğine bağlı! Hem de kelimenin tam anlamıyla!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Dürüst olmak gerekirse ne düşüneceğimi bilmiyorum <İsim>... Jude Connelly'yi elmas madeninde dev bir sondaj aletine saplanmış halde bulduk...
Carmen Martinez: Güya elmas kaçakçılığı hakkında haber yapmak için madende bulunuyormuş ama kaçakçıların sığınağına da gitmiş...
Carmen Martinez: Jude alt tarafı bir gazeteciydi ama aşırıya kaçabilecek biriydi... Ama bu kez fazla derine mi indi dersin?
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! Ne var ne yok bırak elinden! Birinin hayatı tehlikede!
Carmen Martinez: Hayatı mı tehlikede? Neden bahsediyorsun sen? Kim tehlikedeymiş?
Ingrid Bjorn: Zamanımız yok! Şelalede küçük bir çocuğun hayatı pamuk ipliğine bağlı! Hem de kelimenin tam anlamıyla!

İncele: Viktorya Şelaleleri.
Carmen Martinez: Korkma evlat, artık güvendesin!
Goodwill Ngele: Bırakın beni! De Brills madeninde çocuk işçi çalıştırılmasını protesto ediyorum! Kimse Goodwill Ngele'yi kimse engelleyemez!
Carmen Martinez: 100 metrelik bir yamaçtan sallanarak mı protesto ediorsun?! Delirdin mi sen?!
Carmen Martinez: Git biraz otur Goodwill. <Rütbe> <İsim>'in sana soruları olacak. Şu uçurumdan da uzak dur!
Carmen Martinez: Şu çocuğun protesto için hayatını riske attığına inanabiliyor musun? Allah'tan tam zamanında yetişmişiz!
Carmen Martinez: Başka işe yarar bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Şu antika ordu matarasında "J.C" yazıyor... Bu Jude'un matarası!
Carmen Martinez: Bu matarayı ona Kore Savaşı'ndan sonra dedesinin verdiğini söylemişti. Hepimiz onun özel bir anlamı olduğunu düşünmüştük... Baksana, üzerinde bir şey var sanırım... Bir örnek alabilir misin?
Carmen Martinez: Bu kayıp eşya kutusu vaka için ilginç bir şeyler saklıyor olabilir. Burada içgüdülerine güveneceğim <İsim>! Kutuyu karıştır, bakalım bir şeyler bulabilecek misin!

Goodwill Ngele ile madeni protesto etmesi hakkında konuş.
Carmen Martinez: Goodwill, uçurumun kenarından sallanarak dikkat çekmek de nereden çıktı?!
Goodwill Ngele: Bay Connelly'nin bana yapmamı söylediği gibi çocuk işçiler konusunda farkındalık yaratıyorum!
Carmen Martinez: Seni bu işe Jude Connelly'mi soktu?!
Goodwill Ngele: Bay Connelly çocuk işçiler hakkındaki gerçeği ifşa etmek için elmas madenindeki hayatım hakkında büyük bir hikaye yazıyor!
Carmen Martinez: Bay Connelly o makaleyi artık bitiremeyecek Goodwill. Çünkü öldürüldü.
Goodwill Ngele: Ne?! Olamaz! Artık insanlar gerçeği öğrenemeyecekler! Onlar elmas almaya devam edecekler, benim gibi çocuklar da madende çalışmaya!
Goodwill Ngele: Ya Jude benim hikayemi anlattığı için öldürüldüyse? Ya tüm bunların sorumlusu bensem?
Goodwill Ngele: Çocuk işçiler konusuna dikkat çekmek için daha fazla eylem yapmalıyım!
Carmen Martinez: Goowdill, kendini öldürmen davana bir fayda sağlamaz! Güvenli bir yerde dur ki <Rütbe> <İsim> seni aradığında bulabilsin!

İncele: Kayıp Eşya Kutusu.
Carmen Martinez: Kayıp kutusundan çıkardığın şu tuhaf metal diskte neyin nesi? Doğru dedin <İsim>, üzerinde kan var. Hatta başka bir madde de!
Carmen Martinez: Hadi bu metal diski hemen Lars'a götürelim! O bize daha fazla bilgi verebilir!

Analiz et: Metal Disk.
Lars Douglas: Bakın burada kim var kızlar! Babanızın şimdi gidip <İsim>'e yardım etmesi gerek, tamam mı?
May Douglas: Ama baba, daha sana Rube Goldberg aletimi göstermedim!
Lars Douglas: Bir dahaki sefere tatlım! Söz! Hepinizi kocaman öpücükler, sizi yumurcaklar!
Üçüzler: Güle güle babiş! Seni seviyoruz!!!
Lars Douglas: Affedersin <İsim>. Kızlarımı çok özlüyorum da, fırsat buldukça görüntülü sohbet ediyoruz!
Carmen Martinez: Anlıyoruz... Ama sana gönderdiğimiz şu metal diskle ilgili bilgiye ihtiyacımız var!
Lars Douglas: Tabii ki! Bu bir buji sentili. Teknisyenler bunu motorun çalışmasını iyileştirmek için kullanır. Bu sentilin boyutlarına bakılırsa büyük kamyonlar için olmalı.
Carmen Martinez: Büyük kamyonlar mı? Mesela kurbanı öldürmekte kullanılan büyük sondaj kamyonu gibi mi?
Lars Douglas: Evet, olabilir... Sentilin üstünde kurbanın kanı vardı! Ayrıca hoodia suyu da buldum!
Carmen Martinez: Katilin hoodia tükettiğini biliyoruz...
Carmen Martinez: O zaman görünüşe göre katilin mekanik konusunda engin bir bilgisi var... Ama katil bu düzenekten kurtulmayı başaramayacak <İsim>!
(Analiz sonrası)
Carmen Martinez: Yeni bir kanıt bulduk ama yine de her şey çözüme kavuşmuş sayılmaz... Daha somut kanıtlara ihtiyacımız var!
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>, aradığımız şeyi kaçakçıların sığınağında bulabiliriz... Kurbanın orada vakit geçirdiğini biliyoruz...
Carmen Martinez: Elimizde bir cinayet soruşturması da olsa bir gözümüz şu kaçakçılık operasyonunun üstünde olsa iyi olur! Kim bilir, belki de SOMBRA'ya çalışıyorlardır! Hadi kamplarına geri dönelim!

İncele: Kaçakçıların Rıhtımı.
Carmen Martinez: Kaçakçıların kampına ikinci kez geldik ama yine evde kimse yok... İpucu bulabildin mi?
Carmen Martinez: Şu eski, köhnemiş güvenlik kamerası bir işe yarar mı emin değilim ama kilidini açacağım diyorsan buyur!
Carmen Martinez: Bu günlük, foto mohabiri Olivier Feraud'ya ait!
Carmen Martinez: Burada Jude'un bir fotoğrafı var! O devasa elması ceketinin iç cebine mi sokuyor?!
Carmen Martinez: Bak <İsim>, ne düşündüğünü biliyorum ama ben Jude'un bu elması çalacak olmasına bir saniyeliğine bile inanmam!
Carmen Martinez: Bu günlükteki fotoğrafların altında yazanlar eminim tüm bu olan biteni açıklığıa kavuşturacaktır! Hadi pudra takımını alalım!

İncele: Solmuş Günlük.
Carmen Martinez: Olivier'nin günlüğündeki fotoğrafın altında açığa çıkardığın yazıda "Çok ileri gitti!" yazıyor!
Carmen Martinez: Pekala, demek Olivier'nin de Jude'un faaliyetleri hakkında şüpheleri varmış! Kendisine ayrıntıları sorsak iyi olur!

Olivier'yi kurbanın faaliyetleriyle ilgili sorgula.
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> günlüğünü buldu Bay Feraud. Jude'un çok ileri gittiğini düşünüyormuşsun?
Olivier Feraud: Şey, yazacağı hikaye için daha fazla fotoğraf çekmeye madene gitmiştik...
Olivier Feraud: Ustabaşı Bay Rose kamyonunu çalıştırmakta güçlük çekiyordu. Ben de makinelerle aram hep iyi olduğundan yardım teklifinde bulundum. Rose'la birlikte kamyonu çalıştırmayı başardık...
Carmen Martinez: Feraud, bu anlattıkların iyi hoş da, Jude'la ilgili sorumuzu yanıtlamadın...
Olivier Feraud: Ben de oraya geliyordum! Kamyonu hallettikten sonra Jude'u aramaya çıktım. O elması cebine iliştirdiğini gördüm ve fotoğrafını çektim!
Olivier Feraud: Jude hayal gördüğümü iddia etti. Bakın, yoğun gündemime ayak uydurabilmek için yemekten çok hoodia tükettiğim doğru ama fotoğraf makinem asla yalan söylemez!
Carmen Martinez: Ne derler bilirsin Feraud, bir kanıt bin tanıktan iyidir. Fazla uzaklaşma. <Rütbe> <İsim>'in gözü üstünde!

İncele: Güvenlik Kamerası.
Carmen Martinez: Valla etkilendim! Şu eski, köhnemiş güvenlik kamerası halen çalışır vaziyette!
Carmen Martinez: Hadi bu kamerayı Elliot'a götürelim. Bakalım neler bulacak!

Analiz et: Güvenlik Kamerası.
Elliot Clayton: Vay anasını <İsim>... Kaçakçıların kampından getirdiğin bu kamerayla turnayı gözünden vurmuşsun!
Elliot Clayton: Kurban harbiden de... Nasıl desem... Ya çok cesur ya da çok aptalmış...
Carmen Martinez: Hatırladığım kadarıyla ikisinden de biraz... Neler gördün?
Elliot Clayton: Canına susamış bir gazeteci... Durun oynatayım size...

-Kaydın başı...-
Frida Cruz: Benim bölgeme öyle elini kolunu sallayarak girebileceğini mi sandın sen?!
Jude Connelly: Bak Cruz, senin asla giremeyeceğin şu madene ben girebiliyorum... Bundan yararlan! Bırak sana malları getireyim!
Frida Cruz: Diyelim ki getirdin, seni öldürüp malları cesedinden almayacağım ne malum?
Jude Connelly: Hayır! Dur! Bekle! Bir anlaşmaya varabiliriz!

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: Jude'un Frida'ya çalışmayı teklif ettiğine inanamıyorum!
Carmen Martinez: Artık şüpheye mahal kalmadı... Jude gerçekten de kaçakçılık işindeymiş... Tabii bunu yazacağı hikaye için yapmadıysa...
Carmen Martinez: Frida onu tehdit etmiş ama kaçakçıların kampında ölmediğini biliyoruz... Kaçakçılar onu madene götürüp biletini orada kesmiş olabilir mi?
Carmen Martinez: <İsim>, Frida Cruz'u öttürüp sorularımıza yanıt almanın zamanı geldi!

Frida'ya kurbanı öldürme tehdidini sor.
Carmen Martinez: Frida... Jude Connelly'yi öldürmekle tehdit ettiğini biliyoruz! Bir dahaki sefere tehditlerini kameralardan uzakta yapmayı akıl edersin herhalde!
Frida Cruz: Evet, inanın bana onu gebertmek istedim! Kimse benim bölgeme girip de paçayı sıyıramaz!
Carmen Martinez: Demek Connelly'yi madene götürüdün, öldürdün ve orada bıraktın... Bu çok zalimce...
Frida Cruz: Yapmayın... Jude'u öldürecek olsaydım burada öldürürdüm. Kimse de cesedini bulamazdı...
Frida Cruz: Onun yerine Jude'la bir anlaşma yaptık! Kaçırdıklarından belirli bir pay almayı kabul ettim. O da bu sayede kaçakçılık yapmak için hayatta kaldı...
Frida Cruz: Arkasına kutlama yemeği yedik. Jude tırtıllara dokunmadı ama bütün şarabı neredeyse tek başına devirdi!
Carmen Martinez: Demek kaçakçılık işinde kurbanla birlikteydin... Peki senin güvenini suistimal etseydi kendisini sondaj makinesinin ucunda mı bulacaktı? Kaçmayı aklından bile geçirme Frida!

İncele: Matara.
Carmen Martinez: Jude'un matarasından bir örnek toplamışsın! Sence bunlar deri hücreleri midir? Öyleyse mikroskobu elimize alıp hücrelerin kime ait olduğuna bakalım!

İncele: Deri Hücreleri.
Carmen Martinez: Jude'un matarasındaki deri hücreleri Lily Karam'a mı aitmiş?!
Carmen Martinez: Jonah'ın kız kardeşiyle Güney Afrika'da karşılaşmıştık, kızı yıllardır tanırım...
Carmen Martinez: İyi de Jude'un matarasının onda ne işi varmış? Ayrıca burada ne arıyor? Gidip onunla konuşup öğrensek iyi olacak!

Lily Karam'a kurbanı tanıyıp tanımadığını sor.
Carmen Martinez: Lily, burada ne arıyorsun ve Jude Connelly'nin matarasının sende ne işi var?
Lily Karam: Ben de seni gördüğüme sevindim Carmen. Hızlı Yol Rallisi burada mola veriyor. Bu arada da Jude'a rastladım, o da bana yarışta iyi şans getirmesi için matarasını verdi...
Carmen Martinez: Jude dedesinin matarasını sana verdi yani, öyle mi? Buna inanmakta zorlanıyorum. Her önüne gelene matarasını vermezdi... Tabii siz...
Lily Karam: Yakındık. Jude ile ben... Anlarsınız ya...
Lily Karam: Ona Afrika çöllerinde nasıl hayatta kalacağını öğretmiştim. Hatta tırtıl bile pişirmiştim ama pek iştahını açmadı...
Lily Karam: Ona hoodia bitkisini kullanarak iştahını nasıl kesebileceğini gösterdiğimde ise hiç oralı bile olmadı. Zavallı, çöllerde yitip gidecekti...
Carmen Martinez: O konuda haklısın işte Lily. Yitip gitti zaten ama besin yetersizliğinden değil. Cinayetten!
Lily Karam: Jude öldü mü?!
Lily Karam: Şey, nihayetinde hepimiz bir gün...
Carmen Martinez: Bu bir Karam için bile fazla soğuk bir tepki Lily. Bir yerlere vınlayayım deme. <Rütbe> <İsim>'in sana başka soruları olabilir!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Bu vakada ilerledikçe Jude Connelly'yi aslında hiç tanımadığımı düşünmeye başlıyorum! Cidden karanlık tarafa mı geçti, yoksa tüm bunlar hikayesi için miydi?
Carmen Martinez: Olivier Feraud'nun fotoğrafı ve Frida Cruz'un videosu ortadayken tehlikeli işlere bulaştığını inkar etmek zor... Neden bu kadar ileri gitmiş olabilir ki?
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, soruşturmaya devam edip katili yakalamalıyız. Bu işi hallettikten sonra kaçakçıların peşine düşeriz. SOMBRA'yı bulmamızda kilit nokta olabilirler!
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! De Brills madeni cinayet mahallini havaya uçurmak üzere!
Carmen Martinez: Cinayet mahallini havaya uçurmak mı?! Kafayı mı yedi bunlar?!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Bu vakada ilerledikçe Jude Connelly'yi aslında hiç tanımadığımı düşünmeye başlıyorum! Cidden karanlık tarafa mı geçti, yoksa tüm bunlar hikayesi için miydi?
Carmen Martinez: Olivier Feraud'nun fotoğrafı ve Frida Cruz'un videosu ortadayken tehlikeli işlere bulaştığını inkar etmek zor... Neden bu kadar ileri gitmiş olabilir ki?
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, soruşturmaya devam edip katili yakalamalıyız. Bu işi hallettikten sonra kaçakçıların peşine düşeriz. SOMBRA'yı bulmamızda kilit nokta olabilirler!
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>! De Brills madeni cinayet mahallini havaya uçurmak üzere!
Carmen Martinez: Cinayet mahallini havaya uçurmak mı?!
Carmen Martinez: Bunlar kendilerini kanundan üstün mü zannediyorlar?! Derhal madene gidip işleri yoluna koysak iyi olur!

-De Brills madeninde...-
Clayton Rose: PATLAMA BAŞLIYOR!!!
Carmen Martinez: Olduğun yerde kal Clayton Rose! Sakın o fünyeyi indirme! Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Clayton Rose: Doldurmamız gereken bir kotamız var <Rütbe> <İsim>! Kazmaya devam etmek zorundayız!
Carmen Martinez: "Kota" adı altında cinayet mahallini patlatmanın seni ne kadar şüpheli gösterdiğinin farkında mısın?
Carmen Martinez: <İsim>, Bay Rose ile aldığı yanlış kararlar hakkında biraz konuşalım... Tabii ilk önce madene tekrar göz gezdirmek istemiyorsan.

Clayton'a madendeki patlamaları yeniden başlatma kararını sor.
Carmen Martinez: Bay Rose, açık bir cinayet mahallini patlatmaya çalışmanın seni şüpheli durumuna düşürdüğünü anlıyor olmalısın...
Clayton Rose: Size dedim, kotamız var! Sırf işleri halletmek için yemek bile yemeyeyim diye hoodia tüketiyorum!
Clayton Rose: Kızarmış tırtıllar kesmiyordu. Şu Olivier denen herif ne derse desin, gerçek yemeğin yerini tutamaz!
Clayton Rose: Elma büyüklüğünde bir elmas buluğumuzdan beridir De Brills üzerimizdeki baskıyı arttırdı!
Carmen Martinez: Bahsettiğin elmas bu olabilir mi acaba?
Clayton Rose: Evet! O Connelly denen sahtekar elması çalmaya çalıştı! Biz de her ne pahasına olursa olsun o elması geri almak zorunda kaldık!
Carmen Martinez: Yani onu öldürdün!
Clayton Rose: Ne? Hayır! O kadar ileri gitmemiz gerekmedi! Adamlarım onu şelalenin orada kıstırdılar, böylece elması geri aldık!
Clayton Rose: Connelly'nin gazeteci olarak kalması gerekirdi... Kaçakçılık ona göre değildi...
Carmen Martinez: Peki, eğer <Rütbe> <İsim> kaçakçılık yaptı diye Connelly'nin mezarını kazdığını öğrenirse artık kotayı motayı dert etmen gerekmeyecek!

İncele: Maden Ocağı.
Carmen Martinez: Patlamayı durdurabildiğimiz için şanslıyız! Ama henüz düzlüğe çıkmış değiliz! Cinayet mahallinde ne buldun?
Carmen Martinez: Şurada yırtık bir fotorğaf var... Bunu iki dakikada birleştiririz!
Carmen Martinez: Şu akıllı saatte neyin nesi peki? Ekranı çatlamış ama senin bundan beter haldeki cihazları açmışlığın var...
Carmen Martinez: Acele etsek iyi olur! Jude'un katilini bulup bu elmas kaçakçılığına bir son vermeliyiz!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Carmen Martinez: Baksana, bu fotoğrafta Goodwill Ngele ile Jude var! İyi de bu şeytan boynuzları nereden geldi? Bir de kurukafa var!
Carmen Martinez: Eğer bunları kurbanın üstüne Goodwill çizmişse gidip ona bu fotoğrafı sormamız gerekir!

Goodwill'e kurbanla fotoğrafını sor.
Carmen Martinez: Goodwill, bu fotorğrafta kurbanın üstüne şeytan boynuzlarını sen mi çizdin?
Goodwill Ngele: Evet! Kafatasını da ben çizdim! Sonra da yırtıp attım! Jude Connelly kötü bir adamdı! O da herkes gibi beni kullanıyormuş!
Carmen Martinez: Kullanıyormuş derken, ne amaçla?
Goodwill Ngele: Tek derdi madenlere girebilmekmiş <Rütbe> <İsim>! Elmasları çalmak istiyormuş!
Goodwill Ngele: Hikayemi anlatmak gibi bir niyeti hiç olmamış! Ne bana, ne de buradaki diğer çocuklara yardım edecekmiş!
Carmen Martinez: Goodwill, Jude'u öldürmüş olabileceğine inanmıyorum ama bunun için bir sebebin var, yani halen bir şüphelisin...

İncele: Kilitli Akıllı Saat.
Carmen Martinez: O akıllı saatin kilidini açtın mı <İsim>? Eğer içinde Jude'un katilini yakalamamıza yarayacak bir şey varsa Elliot onu bulur ve çıkartır!

Analiz et: Akıllı Saat.
Elliot Clayton: Bu akıllı saat konusunda biraz şaşırdım <İsim>... Jonah'ın kardeşi Lily adına kayıtlıymış...
Carmen Martinez: Lily mi? Ne tuhaf, hiç de akıllı saat takacak birine benzemiyor...
Elliot Clayton: Üstelik saatte bir takip uygulaması var... Ama Lily'nin bu uyguamayı satın aldığına dair bir kanıt bulamadım!
Elliot Clayton: Uygulamanın ilettiği sinyali takip edince alıcıyı kurbanın eşyalarının arasında buldum!
Carmen Martinez: Jude niye Lily'yi takip ediyormuş ki? Lily'yi bulup ona sorsak iyi olur!

Lily'ye kurbanın onu izlediğini bilip bilmediğini sor.
Carmen Martinez: Lily, Jude'un seni akıllı saatin aracılığıyla takip ettiğini biliyor muydun?
Lily Karam: Evet, zatten saati de bu yüzden parçaladım!
Lily Karam: Jude fazla üzerime gelmeye başlamıştı. Hayatıma hükmetmek istedi. Bana sürekli hediyeler verip duruyordu, mesela şu aptal saat gibi. Sanki ona borçlu kalmamı istiyordu...
Lily Karam: Ben de daha fazla dayanamadım ve onu terk ettim! Jude balatayı sıyırdı ve beni takip etmeye başladı. Nerede olduğumu hep nasıl bildiğini şimdi anlıyorum.
Carmen Martinez: Jude'un seni takip ettiğini mi düşünüyorsun?! Sadece güvenliğin için endişelenmiş olmasın?
Lily Karam: Güvenliğim mi?! Bir gidin Allah aşkına! Sırf kuyruğumdan düşmesi için mekanik bilgilerimi kullanarak cipini kurcalamayı bile düşündüm!
Carmen Martinez: Mahremiyetine önem vermeni anlıyorum Lily, ama umarım bunun için cinayete başvurmamışsındır!

Kısa bir süre sonra...
Carmen Martinez: Pek çok şey öğrendik <İsim>. Mesela Jude'un insanları kendisine düşman etme konusunda iyi olması gibi... Ama halen resmin tamamını göremiyoruz...
Carmen Martine: İyi dedin! Kaçakçılık komplosuna fazla odaklanmamıza rağmen şelaleye tekrar gitmedik...
Carmen Martinez: Clayton Rose adamlarının Jude'u orada kıstırdıklarını söylemişti. Kaçırdığımız önemli ipuçları olabilir! Hadi gidelim!

İncele: Dinlenme Alanı.
Carmen Martinez: Yağlı bir kese kağıdıyla bir adet çöp kutusu bulmuşsun... Artık milletin arkasını mı toplamaya başladık? Bunun Jude'un katilini yakalamamıza nasıl yardımı dokunacak?
Carmen Martinez: Biliyorum... Haklısın. Daha önce çöp kutularında önemli ipuçları bulmuştun... O zaman ara <İsim>! İçinde mutlaka bir şey olmalı!
Carmen Martinez: Şu kese kağıdı üzerinde bir tırtıl baskısı var. Hatta biraz da sim galiba. Zaten katilin kızarmış tırtıl sevdiğini biliyoruz...
Carmen Martinez: Hadi kese kağıdındaki şu simvari şeyden bir örnek alalım! Bundan bilmemiz gereken bir şey çıkabilir!

İncele: Yağlı Kese Kağıdı.
Carmen Martinez: Kızarmış tırtılların olduğu kese kağıdındaki simli maddeden bir örnek aldın mı? Hadi bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Simli Toz.
Lars Douglas: <İsim>, evrakta bu maddeyi içi kızarmış tırtıl dolu bir kese kağıdından topladığın yazıyor. Doğru mu?
Carmen Martinez: Elbette doğru! Ben de oradaydım! Neden sordun ki?
Lars Douglas: Eh, bu öyle kırtasiyeden alabileceğin türden bir sim değil... Bu elmas tozu!!
Carmen Martinez: Nasıl...? Elmas tozunun kızarmış tırtıllı yağlı kese kağıdında ne işi var?
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Gayet açık ve net! Ciayet madende yaşandı. Katil de bu sırada üzerine toz bulaştırmış olmalı!
Lars Douglas: Şu yağlı kese kağıdının üzerine bu kadar fazla toz bulaşması, bu kişinin üzerinde epey bir elmas tozu olduğu anlamına gelir...
Carmen Martinez: Demek katilin üzerinde elmas tozu var! Demek yalnızca işleyen demir ışıldamazmış... Katilin hapishanede ışıldayacak çok zamanı olacak!

İncele: Çöp Kutusu.
Carmen Martinez: Demek şu çöp kutusundan bir şey çıktı: bir maske! Lars bize bunun hakkında daha fazla bilgi verir. Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Solunum Maskesi.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Bana getirdiğin şu maske var ya? Filtrelerinden aldığım örnekleri, kütle spektrometresinde karşılaştırdım. Veriler bu maskenin De Brills madeninden geldiğine işaret ediyor!
Carmen Martinez: Katil şelalede maskeden kurtulmaya çalışmış olmalı...
Lars Douglas: Çünkü muhtemelen kalbinin derinliklerinde, maskenin derisine değdiği iç kısmında kullandığı güneş sonrası kremini bulabileceğimi tahmin etmiş olmalı!
Carmen Martinez: Demek katilin güneş yanığı var. Neyse, <İsim> onu yakında iyice haşlayacak!

Carmen Martinez: Jude Connelly düşündüğüm gibi bir gazeteci olmayabilir ama öldürülmeyi de hak etmiyordu. Hadi gidip katilini tutuklayalım!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Olivier Feraud, Jude Connelly'yi öldürmekten tutuklusun!
Olivier Feraud: Ne?! Böyle bir şey yapabileceğimi nasıl düşünebilirsiniz?!
Carmen Martinez: Bilmiyorum Olivier. İş arkadaşını vahşice katlederken nasıl kızarmış tırtıl atıştırabildin mesela?
Olivier Feraud: Burada en sevilen atıştırmalık kızarmış tırtıldır ama Jude'un cinayetiyle benim aramda nasıl bir bağ kurduğunu anlayamadım...
Carmen Martinez: Demek anlayamadın he? Onu öldürürken üstün başın elmas tozuyla kaplı olmasına rağmen mi?
Olivier Feraud: Birini cinayetten tutuklamak için bu kadarı yetiyorsa gidip madendeki tüm işçileri tutuklayın bari!
Carmen Martinez: O işçilerin güneş yağını yok Feraud. Yoksa seninki gibi gidip pahalı güneş kremlerinden kullanırlardı.
Olivier Feraud: Tamam! Ben yaptım! Jude'u ben öldürdüm! Ama ya o ölecekti ya ben! Tamamen nefsi müdafaaydı!
Carmen Martinez: Tek başına bir adamla devasa bir sondaj makinesi bana pek adilane bir kapışma gibi gelmedi Olivier...
Olivier Feraud: Jude ölmemi istiyordu! Yemin ederim! Madendeki o fotoğrafı çektikten sonra... beni öldüreceğini söyledi!
Olivier Feraud: Dün gece madene gittik, kaçakçılık kitabı için güya daha fazla araştırma yapacaktık ama Jude bana saldırdı!
Olivier Feraud: Birkaç yumruk indirmeyi başardım ama sonra onunla baş edemeyeceğimi anladım!
Olivier Feraud: Ben de tozu gözlerine doğru üfürüp koşarak makineyi çalıştırdım...
Olivier Feraud: Sondaj aletinin ucu gömleğini yırtarken etrafını göremediğinden yalpalıyordu... Derken sıra derisine geldi...
Olivier Feraud: Kariyerim boyunca pek çok korkunç olayı fotoğraflamak zorunda kaldım ama bu... Böyle olacağını bilemezdim... Yalnızca kendimi korumak istemiştim ama onun suyunu çıkardım!
Carmen Martinez: Bu kadar yeter Feraud! Bilmemiz gereken her şeyi anlattın. Artık tutuklusun!

Nigel Adaku: Olivier Feraud, Jude Connelly'yi De Brills elmas madeninde dev bir sondaj makinesiyle öldürmekten yargılanıyorsun...
Nigel Adaku: Elmas aradığını sanmıyorum... Ah tamam, burada "nefsi müdafaa" iddianız yer alıyor...
Olivier Feraud: Nefsi müdaafaydı zaten! Jude Connelly beni öldürecekti!
Nigel Adaku: Sen de onun işini bitirdiğinden emin olmak istedin, öyle mi?
Nigel Adaku: İddiana rağmen, soğukkanlı olsun ya da olmasın, Jude Connelly'yi öldürdün! Bu eyleminden ötürü mahkeme seni 5 yıl sonra şarlı salıverilme olasılığı ile 15 yıl hapse mahkum ediyor!
Olivier Feraud: 15 yıl mı?! La vache!

Carmen Martinez: Neyse ki Jude Connelly'nin katilini parmaklıklar ardına gönderdik... Nefsi müdafaa olsun olmasın, Olivier Feraud yanlış bir karar verdi. İnsanın her zaman bir seçme şansı vardır!
Carmen Martinez: Ben de bir zamanlar Jude ve Olivier gibi sahada çalışıyordum. Muhabirlik yaptığım zamanlar kılık bile değiştirmiştim. Riske girmiştim. Ama ahlak kurallarını da unutmadım!
Carmen Martinez: Jude her ne kadar düşündüğüm gibi ahlaklı bir gazeteci olmasa da... Hayatının domates salçası gibi sonlamasını hak etmiyordu...
Carmen Martinez: Affedersin, bu biraz uygunsuz kaçtı...
Carmen Martinez: Her neyse, bu vakayı da kapattığımıza göre artık elmas kaçakçılarının peşine düşebiliriz! Bizi mutlaka SOMBRA'ya götüreceklerdir!
Ingrid Bjorn: Bir an önce oraya gitseniz iyi olur! Kaçakçılar kaçıyor!

İçimizdeki Düşman 4

Carmen Martinez: Jude Connelly için adalet yerini buldu ama elmas kaçakçılarını kovalamaya devam etmeliyiz! Bizi mutlaka SOMBRA'ya götüreceklerdir!
Ingrid Bjorn: Bir an önce kaçakçıların sığınağına gitseniz iyi olur! Kaçakçılar kaçıyor!
Carmen Martinez: Eğer Frida Cruz Jude'un cinayetinden yırttı diye kaçabileceğini sanıyorsa bir kez daha düşünmesi gerekir! Kaçakçıların sığınağında görüşürüz <İsim>!
Michelle Zuria: <Rütbe> <İsim>, burada seni görmek istediğini söyleyen küçük bir çocuk var!
Goodwill Ngele: <Rütbe> <İsim>! Şelalenin orada yeni bir eylem yapacaktım ama çok garip bir şey gördüm! Hemen aklıma sen geldin!
Goodwill Ngele: Yağmurluk giymiş, elindeki evrak dosyalarını şelaleye atmaya çalışan tuhaf birini gördüm!
Michelle Zuria: Atanın yüzünü görebildin mi ufaklık?
Goodwill Ngele: Hayır, beni duydu, bu yüzden saklandım...
Michelle Zuria: Belli ki birileri bir şey saklamaya çalışıyor <Rütbe> <İsim>. Seni bilmem ama ben fena kıllandım şimdi!
Michelle Zuria: Sana da uyarsa eğer şelalenin orada buluşalım. Bu olayın iç yüzünü ortaya çıkarmak istiyorum!

İncele: Kaçakçıların Sığınağı.
Carmen Martinez: Burada kimse yok! Gözünü seveyim kaçakçıların kaçtığını söyleme bana!
Carmen Martinez: Bir saniye! Şu şık el bagajının içinde altın külçeler mi var?! Doğru dedin <İsim>, Frida Cruz bunları ardında bırakmazdı!
Carmen Martinez: Şu el bagajını ararsak içinde mutlaka bir şeyler bulabiliriz!

İncele: Lüks Çanta.
Carmen Martinez: Demek o lüks çantada sadece altın külçeleri yokmuş! Ayrıca Frida'nın pasaportunu bulmuşsun!
Carmen Martinez: Ama soyadı kızmı hatalı! Pasaportta Frida Kahlo yazıyor!
Carmen Martinez: Bunun sahte bir kimlik olduğu besbelli... Cruz'da muhtemelen gerçek soyadı değildir...
Frida Cruz: Ver bakalım onu! Arama izniniz yok!
Carmen Martinez: Gerek de yok Cruz! Yoksa Kahlo mu demeliyim? Kılını bile kıpırdatma! Bize açıklama borçlusun!

Frida Cruz'u kaçakçılıktan tutukla.
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> buradayken hiçbir yere kaçamazsın! Kaçakçılık günlerin sona erdi Cruz!
Frida Cruz: Evet erdi! Benden buraya kadar! İşler fazla tehlikeli olmaya başladı!
Frida Cruz: Artık elmas işinde değilim... Kaçakçılık havuzuna daha büyük bir balık düştü. Büyük çaplı bir operasyon... Adı da SOMBRA.
Carmen Martinez: SOMBRA mı?! Onlar hakkında ne biliyorsun? Birlikte mi çalışıyorsun?
Frida Cruz: Tek bildiğim şey onlardan uzak durmam gerektiği! Etrafta bazı söylentiler dolanıyor... Eğitimli suikasçılar ordusu... Uyduları kontrol etmeleri...
Frida Cruz: Onları yakalamak istiyorsanız De Brills madenine gidin! Asıl kıyamet orada kopuyor!
Carmen Martinez: Elmaslar konusunda sana inandık diyelim... İçi külçelerle dolu çakma bir lüks çanta taşıyorsun! Bu da seni içeriye atmaya yeter de artar!
Carmen Martinez: Kaçırdığın tüm mallara ve parana el koyuyoruz. Tutuklusun!

Tekrar ofiste...
Carmen Martinez: En azından bir tane azılı kaçakçıyı içeriye tıktık...
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>. Frida'nın SOMBRA'nın elmas madeninde iş yürüttüğü iddiasını doğrulamamız gerek!

İncele: Elmas Madeni.
Carmen Martinez: Frida Cruz bize SOMBRA'nın kaçakçılık işine bu madende girdiğini söylemişti...
Carmen Martinez: Doğru diyorsun <İsim>. Şu metal evrak çantası tam da elmas taşımada kullanılabilecek türden bir şey. Bazı cevher tüccarları onları bileklerine zincirler!
Carmen Martinez: O evrak çantasını iki dakikada açacağından eminim ama daha da hızlı açarsan SOMBRA'ya yetişebiliriz!

İncele: Metal Evrak Çantası.
Carmen Martinez: <İsim>, bu hayatımda gördüğüm en büyük elmas! Tam da bir elma büyüklüğünde! Bunun üst düzey korumalı bir kasada olması gerekmez mi?
Carmen Martinez: Doğru dedin, bu Jude Connelly'nin çalmaya çalıştığı elmasa benziyor! Bakalım maden ustabaşısı Bay Rose bunun hakkında ne söyleyecek!

Clayton'a elması sor.
Carmen Martinez: Bay Rose, elma büyüklüğünde bu elmasın götürmek üzere metal evrak çantasında ne işi olduğunu açıklayabilir misiniz? Bununla kaçmayı mı planlıyordunuz?
Clayton Rose: Hayır! Onu güvende tutmam gerekti. Bir kaçakçının bakacağı ilk yer kasa olur çünkü!
Carmen Martinez: Hıı... Peki bu durumda neden evrak çantasını bileğinize zincirlemediniz ya da en azından sürekli yanınızda taşımadınız?
Claytın Rose: Sonra da hedef olayım diye mi? Delirdiniz mi siz?!
Clayton Rose: Güvenlik kameralarımıza ralli ceketi giymiş, ofisime girmeye çalışan bir sarışın yakalandı. Elması saklamak için başka bir yer bulmam gerekti!
Carmen Martinez: İsviçre'de bir güvenlik kasası gibi mi Bay Rose?
Clayton Rose: Bu kadar güzel bir elmas bir dünya harikasıdır, gelir kaynağı değil! O tüm insan ırkına ait!
Carmen Martinez: Aslına bakarsanız elmas teknik olarak patronunuz Lavinia De Brills'e ait... Kendisini gördüğümüzde bu elması nerede bulduğumuzu söylesek mi?
Clayton Rose: Lavinia mı?! Hayır! Ona tek kelime bile etmeyin. Ama size söylüyorum, kaçakçılıktaki esas şüpheliniz ben değilim, şu ralli ceketli sarışın!
(Clayton Rose ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Clayton Rose durup durup şu ralli ceketli sarışından konuştu... Sence Lily Karam'ı tanıyor olabilir mi?
Carmen Martinez: Sonuçta Rose'un bize verdiği tarife uyuyor! Lily sarışın ve Hızlı Yol Rallisinde yarışıyor! Üstelik Afrika'nın bu bölgesine geldiğimizden beri bu tarife uyan başka kimseyi görmedik!
Carmen Martinez: Lily, De Brills madenine sızmış olabilir mi? Ona sorsak iyi olacak!

Lily'ye neden maden ustabaşısının ofisini karıştırdığını sor.
Carmen Martinez: Lily, De Brills elmas madeninin ustabaşısı bize ofisinin oradalarda gezindiğini bildirdi!
Lily Karam: Gezinmiyordum. Görevdeydim.
Carmen Martinez: Görev mi? Kimin adına?
Lily Karam: Yarışın sponsorlarından biri adına! Metal bir evrak çantasını alıp rallinin bitiş çizgisine götürecektim!
Carmen Martinez: Yani dünyanın en büyük elmasını çalmaya mı çalışıyordun Lily?! Bu ciddi bir suç ama sen bunu öylesine bir işmiş gibi anlatıyorsun!
Lily Karam: Elmas mı?! Benim elmastan falan haberim yok!
Lily Karam: Bana sadece evrak çantasını getirmemi söylediler. Sponsor sizden bir iyilik istediğinde soru soramazsınız, hemen işe koyulursunuz!
Carmen Martinez: O evrak çantasını bulmayarak ipin ucundan dönmüşsün Lily. İnsanların her zaman göründükleri gibi olmadığını bilmen gerekir.
Lily Karam: Sponsordan bahsetmişken, buradaki mola sona erdi ve bu yarışı kazanmam gerek! Bunları alın. En azından yükümü hafifletir ve zaman kazandırır!

İncele: Viktorya Şelaleleri.
Michelle Zuria: <Rütbe> <İsim>, sence Goodwill'in bahsettiği evrak dosyası bu olabilir mi? Bir birikintinin içinde bulacağın hiç aklıma gelmezdi...
Michelle Zuria: anlaşılan bu dosyadan kurtulmak isten kişi her kimse Goodwill'i duyduktan sonra tırsıp kaçmış olmalı... Üzerinde yazan şeyi açığa çıkarabilir misin?

İncele: Solmuş Dosya.
Michelle Zuria: O dosyanın üzerinde Büro amblemi var!
Michelle Zuria: Ben tesadüflere inanmam <İsim>. Büro'da bir hain var ve birileri Büro dosyalarından kurtulmaya çalışıyor!
Michelle Zuria: Dosyanın içinde çok sayıda şifreli veri var... Doğru dedin, Elliot bilgilere ulaşmamız konusunda yardımcı olur!

Analiz et: Büro Dosyası.
Elliot Clayton: <İsim>, sanırım köstebeği bulmaya yaklaştık... Bu dosya Büro'dan olabilir ama içindeki veriler salt SOMBRA işi!
Elliot Clayton: Veriler tüm görevler ve iç yazışmalardan oluşuyor. Avrupa'daki soruşturmalar kadar eski tarihli olanlar bile var! Köstebek en başından beridir bizimleymiş!
Michelle Zuria: <İsim>, şu Jonah Büro'ya Irak yolculuğundan sonra katılmamış mıydı? Bu durumda köstebek o olamaz...
Elliot Clayton: İtiraf edeyim feci tırsıyorum <İsim>. Burada benim, Angela'nın, Ripley'in... Herkesin dosyası var! Bir kişi hariç...
Michelle Zuria: Bir kişi hariç kim? Çıkar ağzındaki baklayı! Kimin dosyası yok? O kişi her kimse köstebek o olmalı!
Elliot Clayton: Jonah resmen yıkılacak... Marina'nın dosyası yok...
Michelle Zuria: Demek buraya kadarmış! O zaman Büro'nun psikoloğunu analiz etmenin zamanı geldi, sence de öyle değil mi <Rütbe> <İsim>?

Marina'yı SOMBRA dosyasıyla ilgili sorgula.
Michelle Zuria: Marina... <Rütbe> <İsim> köstebekle ilgili önemli bilgiler ortaya çıkardı...
Marina Romanova: Gerçekten mi? Bu harika bir haber!
Michelle Zuria: Evet ama senin için değil. <Rütbe> <İsim> köstebeğin SOMBRA'ya ekip hakkında istihbarat sızdırıdığını gösteren şifreli belgeler buldu.
Michelle Zuria: Herkesin bir dosyası var... senin dışında!
Marina Romanova: Köstebeğin ben olduğumu mu düşünüyorsun?!
Marina Romanova: Bak <İsim>, zor zamanlar geçirdiğimizin farkındayım... Büro içeriden tehdit altında ve hiçbirimiz nereye başvuracağımızı bilmiyoruz...
Marina Romanova: Ama bu durumu yeni oluşan, katı bir paranoit bozukluğa çevirmemize gerek yok...
Michelle Zuria: Topu bize atarak durumu çarpıtma Marina. Mercek altında olan <İsim> değil, sensin!
Michelle Zuria: Ha bir de, annen de <İsim> onu tutuklayana kadar SOMBRA'ya yardım ve yataklık ediyordu. Yoksa armut dibine mi düştü dersin?
Marina Romanova: Sırf bu bile SOMBRA'yla işim olmayacağını kanıtlamaya yeter! O kadından da, temsil ettiği her şeyden de nefret ediyorum!
Michelle Zuria: Korkarım bu seni köstebek şüphelisi listesinden çıkarmaya yetmeyecek Marina. Adımlarına dikkat et, her an düşebilirsin...
Marina Romanova: Beni tehdit etmeye kalkma sakın!
Marina Romanova: Of ya! Sakin olmam gerek... Nefes al... Ona kadar say...
Marina Romanova: Her neyse. Bakın, ikiniz de bitkin görünüyorsunuz. Belki de boş hayalleri kovalamak yerine yemek peşine düşseniz iyi olacak!

Daha sonra merkezde...
Michelle Zuria: Seni bilmem <Rütbe> <İsim> ama ben köstebeğin Marina olabileceğini düşünüyorum!
Şef Ripley: İtiraf etmeliyim ki kanıtlar hiç de Marina'nın lehine değil. İyisi mi ona dikkat edip gelecek haftalarda nasıl davranacağını gözlemleyelim...
Michelle Zuria: Umarım hepiniz bana güvenebileceğinizi biliyorsunuzdur Şef Ripley! Gözüm Marina'nın üstünde olacak!
Şef Ripley: Michelle o işle ilgilenirken biz de SOMBRA ve kaçakçılık bağlantılarıyla ilgili neler öğrendiğimize bir bakalım.
Carmen Martinez: Frida Cruz SOMBRA'nın elmas kaçakçılığı işinin arkasında olduğuna dair şüphelerimizi doğruladı. Bu da neden Lavinia De Brills ile bu denli ilgilendiklerini ortaya koyuyor...
Şef Ripley: Peki ya Lily ve ondan rallinin bitiş çizgisine De Brills madeninden aldığı elması getirmesini isteyen esrarengiz sponsora ne demeli?
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Lily'den o elması kapmasını isteyen esrarengiz "sponsor" SOMBRA olmalı!
Şef Ripley: Bu da demek oluyor ki Hızlı Yol Rallisi aslında SOMBRA'nın elmas kaçakçılığı işinde kullandığı bir paravan! Onları yakalamamızı sağlayacak sağlam bir ipucu olabilir bu!
Elliot Clayton: <İsim>! Az önce yarışın son güzergahını öğrendim!
Şef Ripley: Son mu?! Yarışçılar haftalardır nereye doğru gittiklerini biliyorlardır herhalde!
Elliot Clayton: Hayır, bu sadece maceranın bir parçası! Bitiş çizgisinin bulunduğu bölgeyi yarışın son haftasından önce öğrenemiyorlar! Bitiş çizgisi Mazuda'da!
Şef Ripley: SOMBRA'nın gittiği yer bu yarışın bitiş çizgisi olmalı. O yarışçıları takip et <İsim>! Doğru Mazunda'ya!

Also on Fandom

Random Wiki