Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

İmkânsız Hayal/Diyaloglar

< İmkânsız Hayal

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Büro'nun İspanya ofisinde...
Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, durumun özetini geçelim! Promethianlar'ın, Avrupa'nın birleşmesi için yapılacak referandumun sonuçlarını etkilemek için Avrupa'nın büyük anıtlarına bombalı saldırı planladıklarını biliyoruz.
Şef Ripley: Ve Jacqueline Proust, bombanın fünyesinin nerede olduğunu bildiğini söyledi!
Şef Ripley: Promethianlar'a katıldığını düşnünce, ona güvenebilir miyiz bilmiyorum... Ama malum Rahip Klaus ateşlere salındığı için şu anda elimizdeki tek ipucu o!
Şef Ripley: Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de binlerce turist Semena Santa kutsal haftası karnavalı için İspanya'ya akın etti, o yüzden Proust kırsalda gözden uzakta yaşıyor. Onunla orada buluşacaksın.
Şef Ripley: Dikkatli ol <İsim>, unutma ki Avrupa'nın kaderi senin ellerinde!

Jack Archer: Seni görmek ne güzel <İsim>. Proust bize tam adresini vermekten kaçındı ama buraya gelip bizimle buluşacağına söz verdi.
Jack Archer: Ama onu henüz göremedim. Belki de şu yel değirmenlerinin oraya bir göz atsak iyi olacak!

1. Bölüm

İncele: Yel Değirmenleri.
Jack Archer: Aman Allah'ım <İsim>! Burada... Şu garip metal boğanın içinde ölü bir kadın var! Ve sanki... sanki yanarak ölmüş gibi!
Jack Archer: İyiyim ben <İsim>. Galiba çok fazla... ne idüğü belirsiz şey yedim.
Jack Archer: NE?! Sence o kadın Jacqueline Proust mu? İşler gitgide sarpa sarıyor!
Jack Archer: Haklısın, kendimi toparlasam iyi olacak. Promethianlar onun bizi fünyeye götüreceğini fark etmiş ve onu susturmuş olmalılar.
Jack Archer: İyi de şimdi ne yapacağız?! Jacqueline, fünyeyi bulma konusunda elimizdeki tek ipucuydu! Avrupa'nın dört bir yanına yerleştirdikleri bombalar her an patlayabilir!
Jack Archer: Oh be, neyse ki ipuçlarını bulmaya başladın <İsim>. Kırık parçalar mı topladın? Her ipucu denemeye değer!
Jack Archer: Bir de cep saati mi buldun? Üzerinde bir şeyler yazıyor, ama silinmiş. Pudra takımını mı istiyorsun? Hemen getireyim!
Jack Archer: Bir de parşömen mi buldun?
Jack Archer: Bu da ne! Üzerinde bir itiraf var. Diyor ki: "Bir hain, yalancı ve ahmak olduğumu itiraf ediyorum. Kaderime razıyım." Altında Jacqueline'in adı var!
Jack Archer: Jacqueline'in kendi rızasıyla böyle bir şey yazmış olması mümkün değil. Çok ağır baskı altında kalmış olmalı.
Jack Archer: Haklısın, parşömenin üstünde kırmızı bir leke var. Bir örnek alsan iyi olur, ama acele et; Promethianlar planlarını anladığımızı öğrendilerse çok fazla zamanımız yok demektir!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>. Zamana karşı yarıştığının farkındayım, o yüzden direkt konuya giriyorum.
Angela Douglas: Ölüm sebebi son derece açık ve net: Jacqueline Proust önce bağlanmış, sonra da yanarak can vermiş.
Angela Douglas: İlginç olan ise kullanılan cihaz. Yaptığım araştırmaya göre cinayet silahınız olan işkence boğası Antik Yunan'da kullanılan bir idam aleti.
Angela Douglas: Oldukça vahşi bir idam yöntemi bu. Boğanın altına ateş yakılır ve metal ısınır, bu sayede içindeki şahıs kızararak can verir.
Angela Douglas: İlginç bir bilgi: Aletin akustik tasarımı, kurbanın attığı çığlıkları böğüren bir boğanın çıkardığı sese dönüştürür!
Jack Archer: Bu... Bu...
Angela Douglas: Canice, evet. Ama sanatsal bir yönü de yok değil! Neyse, cesedin üzerinde ilginç bir şey daha buldum: Kurban öldürülmeden hemen önce dağlanmış!
Jack Archer: Dağlanmış mı? <İsim>, Klaus'ta İtalya'da Peder Agnelli'yi dağlamamış mıydı? Promethianlar'da insan yakma takıntısı var demek!
Angela Douglas: Araştırma yaptım ve sembolün Arami dilinde "hain" anlamına geldiğini öğrendim. Asya'nın batısında sadece bir kaç topluluk tarafından konuşulan bir dildir.
Jack Archer: Yani katilin Aramice bildiğini mi söylüyorsun? Dil biliyor olabilir, ama bakalım tatlı dili bu delikten çıkmasına yetecek mi!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: <İsim>, cinayet mahallinde bulduğun kırık parçalar bir anahtarığa aitmiş! Ben bu tasarımın ne olduğunu biliyorum! Popüler bir turist mekanı olan Güell Parkında hediyelik eşya olarak satılıyor!
Jack Archer: Sence katil oradan gelmiş olabilir mi? O zaman aylaklayacak vaktimiz yok <İsim>, hadi gidelim!

İncele: Park Manzarası.
Jack Archer: Allah'ını seversen Güell Parkı'nda bir ipucu buldum de <İsim>!
Jack Archer: Bir kitap mı? Vallaha şu anda ne verirsen kabulümdür! Üzerindeki soluk yazıyı açığa çıkarmamız gerek.
Jack Archer: O da ne? Ha, bir puro kutusu demek. Peki üzerindeki bu garip sembol de-
Jack Archer: Aman Allah'ım, bu Promethian sembolü <İsim>! Hadi, ne varmış içinde?!
Jack Archer: Şu yakutlara bak! Zengin olduk <İsim>!
Jack Archer: Aaa... Tabii, ben vakumu getireyim sen de bunlardan bir örnek al!

İncele: Puro Kutusu.
Jack Archer: Bu vakumlama işinde harbiden iyisin <İsim>!... Ama yine de benim kadar değil!
Jack Archer: Sence Elliot puro kutusunda bulduğun bu yakutların nereden geldiğini bulabilir mi? Canı da pek sıkılıyordu zaten. Oyalanacağı bir şeyler vermiş oluruz böylece!

Analiz et: Yakutlar.
Jack Archer: Puro kutusundaki yakutların nereden geldiğini bulabildin mi, bizim oğlan?
Elliot Clayton: Beş yaşındaki gözü bağlı bir çocuk bile bulurdu! Bu özel tonun yalnızca ve yalnızca kuyumcu Larry Winston tarafından 2003'te sınırlı sayıda üretildiğini herkes bilir.
Elliot Clayton: Partinin büyük çoğunluğunu da Sör Archibald Gilchrist almış!
Jac Archerk: Şu zübük bankacı mı? Hep bir şeyler gizlediğinden şüphelenmiştim zaten <İsim>... Bankacılara güvenilmez!
Jack Archer: Gilchrist bu yakutları ne diye satın alır ki? Ve neden üzerinde Promethian sembolü olan bir puro kutusunun içinde saklar?! Katılıyorum, onu DERHAL bulmamız gerek!

Archibald Gilchrist'e yakutlarını sor.
Archibald Gilchrist: Yapma gözünü seveyim <Rütbe> <İsim>! Bir karnavalda da rahat olamayacak mıyım, sen mi çıkacaksın hep karşıma?!
Jack Archer: Gilchrist, Güell Parkı'nda bulduğumuz yakutlarla ilgili soru sormaya geldik. Onlar sana mı ait?
Archibald Gilchrist: Şükürler olsun! Ben de her yerde onları arıyordum! Bir müşteriyle yapacağım toplantıya giderken kaybetmiştim.
Jack Archer: "Müşteri" derken acaba "Promethian" mı demek istiyorsun? Promethian puro kutunu bulduk! Öt bakalım!
Archibald Gilchrist: Çemkirmene lüzum yok evlat. Ben... Benim Promethianlar'la sadece iş ilişkim var!
Archibald Gilchrist: Aslına bakarsan, adamları görmedim bile. Benden sadece kredi istediler. Bir kaç yakut falan ve bir kaç milyon Avrocuk.
Archibald Gilchrist: Tabii makul bir faiz karşılığında. Yasa dışı bir şey değil, sağlam bir yatırım diyebiliriz.
Jack Archer: Gilchrist, Promethianlar'ın Jacqueline Proust ve belki onlarca cinayette daha parmağı olduğundan şüpheleniyoruz. Cinayette haliyle yasa dışı!
Archibald Gilchrist: Cinayet mi? Bakın üçüncü kez beni cinayetle itham etmeye geldiniz, ben buna pabuç bırakacak biri değilim! Hadi size iyi günler!

İncele: Silinmiş Kitap.
Jack Archer: Güell Parkında bulduğun kitabın başlığı neymiş? "Prenses ve Hırsız" mı? Tırt bir aşk romanına benziyor!
Jack Archer: Kurban tarafından yazılan tırt bir aşk romanı, evet! Her zamanki siyasi cinayet romanlarından oldukça farklı bir tarz!
Jack Archer: Hazır bahsi geçmişken... Kapaktaki kadın pek bir tanıdık geliyor. Bir saniye...
Jack Archer: Haklısın! Bu kadın... Bu Girona Prensesi Sofia! Onunla Paris'te tanışmamış mıydın?
Jack Archer: Biliyorum. O kadın tam bir kibir abidesi, böyle bir şeye izin vermiş olması mümkün değil. Sofia'yla konuşmamız gerek!

Gironalı Sofia ile kurbanın onun hakkında yazdığı kitap hakkında konuş.
Gironalı Sofia: Seni gördüğüme sevindim <Rütbe> <İsim>. Maskemi mazur görün, karnavala katılıyorum da.
Jack Archer: Ne garip, sayın Prenses. "Prenses ve Hırsız" kitabının kapağındaki kadına ne kadar da benziyorsunuz!
Gironalı Sofia: Çekin şu garabeti gözümün önünden! Jacqueline'in "aşk romanı"ndaki karakteri beni esas alarak yarattığını öğrendiğimde yaşadığım utancı tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde!
Gironalı Sofia: Pretty Fair dergisinin bana "Krallara Layık Paçavra" demesinden sonra daha kötüsü olamaz diye düşünüyordum, ama artık itibarım tamamen yerlerde!
Gironalı Sofia: İşte bu yüzden İspanya köylerine dinlenmeye geldim!
Jack Archer: Bundan böyle kapaklarda boy gösteremeyeceksiniz çünkü Proust'u yakılarak öldürülmüş olarak bulduk!
Gironalı Sofia: Ne kadar da... canice! Ondan hoşlanmazdım, doğru, ama en azılı düşmanımın bile başına böyle bir şey gelmesini dilemem!

İncele: Parşömen.
Jack Archer: Harika! Cinayet mahallinde bulduğun ve üzerinde Jacqueline'in "itirafının" yazılı olduğu parşömendeki kırmızı maddeden bir örnek almayı başarmışsın. Hadi bunu Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kırmızı Madde.
Jack Archer: Cinayet mahallinde bulduğumuz parşömendeki maddeden ne buldun, başgan?
Lars Douglas: Sangria buldum.
Jack Archer: Ne?! Burada Promethianlar'ın Avrupa'yı patlatmalarına engel olmaya çalışıyoruz, aga! İçkinin sırası mı şimdi?!
Lars Douglas: Hayır yahu, parşömendeki maddenin adı sangria!
Lars Douglas: Hatun kişi de kurbanın kanında alkol olmadığını onayladığına göre, bu içkiyi katil dökmüş olmalı!
Jack Archer: O zaman sangria içen bir katil arıyoruz! Sen onun peşinde olduğuna göre keyfi o kadar da uzun sürmeyecek <İsim>!

İncele: Cep Saati.
Jack Archer: Cinayet mahalllinde bulduğun cep saatinin üstünde diyor ki: "Armand Dupont'un malıdır"! Bizim Dupont'mu yani?!
Jack Archer: İyi de, cep saati nasıl olur da Jacqueline'in öldürüldüğü yerde bulunur?!
Jack Archer: Harbiden de Jacqueline'in cinayetinde bir ilgisi olamaz, değil mi <İsim>?
Jack Archer: Doğru diyorsun... Gidip Dupont'la konuşsak iyi olacak. Tamam, adam beni sıkıntıdan patlatma da usta da olsa Büro'ya ihabet edeceğine asla inanmam!

Armand Dupont'la cinayet mahallinde cep saatinin bulunması hakkında konuş.
Armand Dupont: Mösyö Archer, bugün esprilerine ayıracak vaktim yok. Çok yakın bir dostum vefat etti.
Jack Archer: Bu yakın dostun Jacqueline Proust olmasın sakın? Cesedinin yanında senin cep saatini bulduk Dupont!
Armand Dupont: Sende empatiden eser yok Mösyö Archer! Lütfen yas tutan birisine biraz saygıyı çok görme.
Jack Archer: Saygıya ayıracak vaktimiz yok! Söyle Dupont, cep saatin nasıl oldu da cinayet mahallinde bitiverdi?
Armand Dupont: Jacqueline'e cep saatimi ben vermiştim. Muhtemelen şey... öldürüldüğü sırada düşürmüş olmalı.
Jack Archer: İyi de neden cep saatini nefret ettiğin birisine veresin ki?! Sürekli berbat bir yazar olduğunu söyleyen sen değil miydin!
Armand Dupont: Doğru, berbat bir yazardı... Mais mon dieu, yazdığı her şeyi okudum... Kendisi benim utanç duyduğum zevkimdi!
Jack Archer: Utanç duyduğun zevkin mi? Yani sen ve Jacqueline...
Armand Dupont: Voyons Archer! Jacqueline ve ben mektup arkadaşıydık. Hepsi bu!
Jack Archer: Onun hakkında yaptığın bunca olumsuz yorumdan sonra, belki de dostluğunuz olumlu olarak bitmemiştir!
Jack Archer: Dupont, karakolu hemen terk etmen gerek. Cinayet soruşturmasında şüpheli olduğun müddetçe burada kalamazsın!

Daha sonra Güell Parkı'nda...
Jack Archer: Başımız büyük bela da <İsim>!
Jack Archer: Promethianlar tarafından Avrupa'nın dört bir yerine yerleştirilen bombalar her an patlayabilir ve Jacqueline de fünyenin yerini bilen tek kişiydi!
Jack Archer: Katilini bulma konusunda bir arpa boyu yol alamadık. Tek bildiğimiz şey ise cinayetin arkasında Promethianlar'ın olabileceği!
Jack Archer: Gilchrist'in Promethianlar'a mali destek sağladığını biliyoruz ama onlarla hiç yüz yüze karşılaşmadığını iddia ediyor. Yatırımının karşılığını alabilmek için neler yapar kim bilir!
Jack Archer: Dupont'un da cep saatini cinayet mahallinde bulmamız hiç iyi olmadı... Sence bize ihanet...
???: <Rütbe> <İsim>, derhal soruşturmana son ver, yoksa hain Proust'la aynı kaderi paylaşırsın!
???: Promethianlar adına konuşuyorum! Her yerdeyiz. Asla durmayacak, asla pes etmeyeceğiz. Avrupa yakında bizim boyunduruğumuza girecek!

2. Bölüm

Jack Archer: Başımız büyük belada <İsim>! Promethianlar tarafından Avrupa'nın dört bir yerine yerleştirilen bombalar her an patlayabilir ve katili bulma konusunda bir arpa-
???: <Rütbe> <İsim>, derhal soruşturmana son ver, yoksa hain Proust'la aynı kaderi paylaşırsın!
???: Promethianlar adına konuşuyorum! Her yerdeyiz. Asla durmayacak, asla pes etmeyeceğiz. Avrupa yakında bizim boyunduruğumuza girecek!
Jack Archer: Sen de kimsin?! Tutuklusun!
???: Cahil herifler! Daha önce de uyardık sizi!
Jack Archer: HEY! Kaçma! <İsim>, Plaza Mayor'daki karnaval merkezine doğru gidiyor!
Jack Archer: Promethianlar'ın bizi böyle açıkça tehdit edebildiklerine inanamıyorum! Ayrıca haklısın... Bizi tehdit eden kişi Jacqueline'in katili olabilir!
Jack Archer: Onu DERHAL takip etmeliyiz! Hadi Plaza Mayor'a gidelim!

İncele: Karnaval Geçidi.
Jack Archer: Hay lanet giresice, o Promethian'ı hiçbir yerde göremiyorum!
Jack Archer: Burası nasıl bir yer böyle, insanın aklı almıyor! Görünüşe bakılırsa karnaval geçit törenini kaçırmışız, burada in cin top oynuyor!
Jack Archer: Bir saniye, o da ne? Bu... bu heykel tıpatıp kurbanımıza benziyor!
Jack Archer: Şu boğa da onu tutuyor mu? Evet! Jacqueline'in işkence boğası ile öldürüldüğünü biliyoruz! Bu da cinayetle birinci dereceden bağlantılı olmalı!
Jack Archer: İyi yakaladın, üzerinde kan var! Kurbanın bu korkunç heykelini yapan her kimse kendisini kesmiş olmalı. Bundan HEMEN bir örnek alsan iyi olur!
Jack Archer: Ayrıca üzerinde JP yazan bir İspanyol yelpazesi mi buldun? Evet, bunlar Jacuqline Proust'un baş harfleri! Hadi parmak izi var mı bakalım!
Jack Archer: Şu petrol varili de sıcak gibi duruyor! Acaba o gördüğümüz Promethian kanıtları yakmaya mı çalıştı? Kaybedecek bir saniyemiz bile yok, hadi içini arayalım!

İncele: Kurbanın Heykeli.
Jack Archer: İyi iş çıkardın <İsim>! Plaza Mayor'da bulduğun kurbanın heykelindeki kandan örnek almayı başardın!
Jack Archer: Analiz sonucu için saatlerce bekleyemeyiz. Hadi bu kan örneğini mikroskopta inceleyip kime ait olduğunu bulalım!

İncele: Kan.
Jack Archer: Hadi <İsim>, kurbanın heykelinden aldığın kandaki DNA'nın kime ait olduğunu bulabildin mi?
Jack Archer: Kan Kahin Papadakis'e mi ait?
Jack Archer: Doğru ya! Yunanistan'da ki maliye bakanı cinayetinde karşılaştığımız çakma kahin bu!
Jack Archer: İyi de Kahin'in kurbanın heykeli ile ne yapmış olabilir ki?!
Jack Archer: Haklısın. Ya Promethianlar'la bir bağlantısı var, ya da kurbanımıza karşı ciddi bir gazeri vardı!
Jack Archer: Bunu öğrenmenin tek bir yolu var! Diyorum ki Kahin'le konuşmadan önce Promethian kılığına girelim... Bakalım ne tepki verecek!

Promethian Kılığına girip Kahin Papadakis ile konuş.
(Konuşmadan önce)
Jack Archer: İşte şimdi kılık değiştirme marifetlerimi kullanma zamanı <İsim>! Hadi bu Promethian kostümlerini giyelim ve bakalım bunlarla Kahin'den bilgi koparabilecekmiyiz!
Jack Archer: Gördün? İşte şimdi tam bir Promethian'a benzedik! Hadi gidip Kahin'i sorgulayalım!
(Konuşma sırasında)
Jack Archer: Görünüşe bakılırsa hain Proust sonunda hak ettiğini buldu!
Cassandra Papadakis: Bunun üstüne bir bardak sangria içerim, Promethian kardeşim!
Cassandra Papadakis: Ne garip, Proust ve ben bir zamanlar arkadaştık...
Jack Archer: O hainle arkadaş mıydın?!
Cassandra Papadakis: Evet, üniversite de tanışmıştık. Aramızdan su sızmazdı... Ta ki Proust benim tezimi çalarak roman haline getirip kariyerimi bitirene kadar!
Cassandra Papadakis: Şimdi ise hiçbir işe yaramayan Arami dili bilgimle işsiz bir akademisyenim!
Jack Archer: Demek o yüzden onun bir heykelini yaptın?
Cassandra Papadakis: Haha, evet! Tam bir başyapıt oldu!
Cassandra Papadakis: Durun biraz. Siz kimiz demiştiniz? Promethian dünya hakimiyeti toplantısı bugün mü yapılacaktı?
Jack Archer: Ah, bizi daha önce görmedin mi? Bizler yeni müritleriz. Aslında, biz kaçsak iyi olur. Daha katılmamız gereken kabul töreni var!
(Konuştuktan sonra)
Jack Archer: Bu Promethian kostümleri acayip işe yaradı <İsim>! Artık Kahin'in bir Promethianlar olduğunu biliyoruz!

İncele: Yelpaze.
Jack Archer: Plaza Mayor'da bulduğun kurbanın yelpazesinden parmak izi almayı başardın <İsim>!
Jack Archer: Bakalım bu parmak izlerinin kime ait olduğunu veri tabanından bulabilecekmiyiz!

İncele: Parmak İzleri.
Jack Archer: Kurbanın Yelpazesinde bulduğun parmak izleri Prenses Sofia'ya aitmiş!
Jack Archer: Proust'un yelpazesi nasıl olmuş da onun eline geçmiş? Hadi <İsim>, kaybedecek vaktimiz yok. Bakalım Sofia buna ne diyecek!

Gironalı Sofia'ya kurbanın yelpazesinin onda ne aradığını sor.
Gironalı Sofia: Tekrardan merhaba <Rütbe> <İsim>. Bir kadeh sangria ile bana eşlik etmek ister misin?
Jack Archer: Bırak boş konuşmayı Sofia. Proust'tan nefret ettiğini iddia ettiğin halde nasıl oldu da onun yelpazesi senin eline geçti?!
Gironalı Sofia: Of, bu çok utanç verici. Ondan kurtulduğumu sanmıştım...
Gironalı Sofia: Ama sanırsam artık saklamanın lüzumu yok! Jacqueline yelpazesini Promethian toplantısında unuttu. Çok hoşuma gitmişti, bende yürüttüm!
Jack Archer: Ne?! Sen bir Promethian mısın?!
Gironalı Sofia: Evet! Daha önce de <Rütbe> <İsim>'e belirttiğim gibi, Avrupa'da bir değişim yaratmak istiyorum! Sıradan siyasetin işe yaramayacağını fark ettim, o yüzden de Promethianlar'a katılmak en iyi seçimdi benim için!
Gironalı Sofia: O Jacqueline denen sefilin tarikata zorla dahil olması her şeyi mahvedebilirdi. Ona güvenmemek gerektiğini biliyordum. Neyse ki diğerleri de zamanda uyandı!
Jack Archer: Sofia, Jacqueline'i öldürmüş ol ya da olma, Promethianlar'la olan bağlantından ötürü seni göz altına alıyoruz!

İncele: Petrol Varili.
Jack Archer: Plaza Mayor'daki petrol varilinden çıkan şu Promethian malzemelerine bak! Demek bizi tehdit eden her kimse gerçekten de kanıt yakmaya çalışmış. O zaman bu satranç taşı önemli bir ipucu olabilir!
Jack Archer: Eminim Lars bize bu satranç taşının ne anlama geldiğini söyleyebilir! Hadi bunu bir an önce ona yetiştirelim!

Analiz et: Satranç Veziri.
Lars Douglas: Kardo, Plaza Mayor'da bulduğun bu satranç vezirini bana gönderdiğin için eyvallah! Satranca bayılırım!
Lars Douglas: İlginç bilgi: İspanya Kraliçesi I. İsabella sayesinde bu satranç taşı tüm yönlere istediği kadar ilerleyebilirken şah sadece bir kare ilerleyebiliyor!
Lars Douglas: Çünkü İsabella kocası Kral Ferdinand'dan daha güçl...
Jack Archer: Lars! Zamanımız kısıtlı! Bunun bir satranç taşı olduğunu biliyoruz, başka neler söyleyebilirsin?!
Lars Douglas: Tabii, affedersin <İsim>! Pekala, üzerinde sangria izleri buldum...
Jack Archer: O zaman <İsim> haklı. Bundan kurtulmaya çalışan Promethian aynı zamanda Jacqueline'in katili!
Lars Douglas: İşe yarar mı bilmiyorum ama, Güell Parkında takılırken insanların orada satranç oynadıklarını fark ettim.
Jack Archer: Bu mükemmel bir ipucu! Hadi Güell Parkına geri dönüp satranç oynayan katili yakalayalım <İsim>!

İncele: Park Merdivenleri.
Jack Archer: Bu tam bir kabus <İsim>. Ne Jacqueline'i kimin öldürdüğüne, ne de bomba fünyesinin yerini bulmaya yaklaşabildik! Bana ipucu buldum de lütfen!
Jack Archer: Haklısın, bu çanta da Proust'un adı yazıyor. O zaman hemen içine bakalım!
Jack Archer: Aynı zamanda bir adet tablet mi buldun? Bir saniye! Üzerinde mesaj var! Mesaj da: "Büro'ya" yazıyor.
Jack Archer: Birisi bize yardım etmeye çalışıyor olabilir <İsim>! Ya da bizi yanlış yönlendirmeye. Öğrenmenin tek yolu var ama kilitli! Hadi kilidini kıralım!

İncele: Kurbanın Çantası.
Jack Archer: Oha, Jacqueline'in çantasında bulduğun şu altın şeye bak <İsim>!
Jack Archer: Ve... Öööğğh! İçindeki şey kemik mi? Korkunç! Jacqueline ne halt yemeye yanında bir kemikle dolanıyormuş ki?!
Jack Archer: Haklısın, pek yeni gibi durmuyor. Üzerindeki Latince yazılar bize bunun nereden geldiği hakkında bilgi verebilir. Ama şüpheli olduğu için bunu Dupont'a soramayız!
Jack Archer: Sence Marina bize bunun hakkında bir şey söyleyebilir mi? Güzelliği ve zekası her acil durumda hınzır gibi imdadımıza yetişiyor. Hadi bu kemiği bir an önce ona gönderelim!

Analiz et: Yadigar.
Jack Archer: Marina, biliyorum bombaların falan peşinden koşturduğum için endişe içindesin. Ama sevgi gösterisini sonraya sakla, yanıtlara ihtiyacımız var!
Marina Romanova: Beni tek endişelendiren şey senin bu hülyaların Archer. Jacqueline'in çantasında bulduğunuz kemik ise gerçekten müthiş bir şeymiş!
Marina Romanova: Latince yazıları inceledim ve bunun 14. yüzyıldan kalma bir yadigar olduğunu öğrendim.
Jack Archer: Vay anasını, demek herif asırlardır ölüymüş!
Marina Romanova: Bahsi geçen şahıs bir "herif" değil bir kere. İddiaya göre kemik Sienalı Katerina'ya ait. Kendisi tanınan bir ilahiyatçı ve aynı zamanda şu anda İtalya'nın baş azizlerinden biri.
Marina Romanova: Asıl ilginç olan ise kemiğin hikayesi. Katolik Kilisesi tarafından muazzam bir öneme sahip bir yadigar olarak kabul edilen kemik söylentilere göre lanetliymiş...
Marina Romanova: ...Ve onu ait olduğu yerden kaldıran kim olursa olsun ölürmüş!
Jack Archer: Veee tahmin ediyorum ki kemiğin ait olduğu yer Güell Parkı değil, doğru mu?
Marina Romanova: Kesinlikle. O yadigar Kardinal Salieri'nin sahip olduğu bir kilise de tutuluyormuş. <İsim> kendisini İtalya'daki soruşturmadan hatırlayacaktır.
Jack Archer: Eminim Jacqueline'in bu yadigarı çalmasını iyimser karşılamamıştır! Hadi gidip bu kardinalin son zamanlar da ölümcül bir günah işleyip işlemediğini öğrenelim.

Kardinal Salieri'ye kurbanın çantasında bulunan yadigarı sor.
Jack Archer: Kardinal Salieri, acaba yadigarınızın Jacqueline Proust'un çantasında ne aradığını sorabilir miyiz?
Kardinal Salieri: Ah, si. Proust kısa bir süre önce günah çıkarmak için kiliseme gelmişti. Gittikten sonra ise yadigarın yerinde olmadığını fark ettim. Onu çalmış!
Jack Archer: Jacqueline hırsızlık yapacak biri değildir diyemiyorum. Ama kilisenizden bir şey çaldıktan hemen sonra öldürülmüş olmasını tesadüf olarak açıklayabilir misiniz?
Kardinal Salieri: <Rütbe> <İsim>, önceki konuşmamızda da söylemiştim. Ben Tanrı adamıyım. Öfkeye yenik düşmem. Proust öldüyse, sebebi lanetin gerçekleşmiş olmasıdır!
Kardinal Salieri: Müsaade ederseniz, katılmam gereken bir satranç maçı var.
Jack Archer: Fazla uzağa gitme Salieri. <Rütbe> <İsim>'in daha sonra sana daha fazla sorusu olacak!

İncele: Kilitli Tablet.
Jack Archer: Güell Parkında bulduğun tabletteki Büro için mesajında ne varmış <İsim>?
Jack Archer: Mesaj da diyor ki: "Yardım edin. Peşimdeler! Ölmek istemiyorum!" Yazan da Gilchrist!
Jack Archer: Yok artık ebesinin örekesi ama <İsim>! O ukala dümbeleği mal bu kez ne haltlar yemiş?! Pekala, pekala. Gidip Gilchrist'i bulalım...

Archibald Gilchrist'le Büro'ya bıraktığı endişeli mesaj hakkında konuş.
Archibald Gilchrist: Şükürler olsun ki geldin <Rütbe> <İsim>! Mesajımı gördün mü? Çok acil yardımına ihtiyacım var!
Jack Archer: Bu sefer ne var Gilchrist? Bir katili yakalamak VE terörist bir organizasyonu çökertmeye uğraşıyoruz o yüzden umarım ciddi bir şeydir!
Archibald Gilchrist: Ben... Ben bir halt yedim. Mesele şu Promethianlar. Bir türlü peşimi bırakmıyorlar! Bunun basit bir yatırım olacağını düşünmüştüm ama katmerli bir kabusa dönüştü!
Archibald Gilchrist: Bir iş için Arami dili öğrenmeye çalıştığım günlerden bile daha kötü bir kabus! Benden sürekli para isteyip duruyorlar!
Archibald Gilchrist: Sangria içip satranç oynadığımız bir gün Proust'a endişelerimden bahsetmiştim, bak başına ne geldi! Gün boyu polis korumasına ihtiyacım var!
Jack Archer: Bir saniye, Proust'la nasıl ve ne ara görüştün? Yoksa SEN de mi bir Promethiansın?!
Archibald Gilchrist: B... B... Bu ne kadar da abes bir soru böyle!
Jack Archer: Bir gözümüz üzerinde olacak Archie. Ama sırf senin güvenliğin için değil!

Daha sonra, Büro merkezinde...
Jack Archer: Bu nasıl iştir <İsim>! Şüphelilerimizin çoğunluğunun Promethianlar'la bir şekilde bağlantısı var, ama hiçbiri de Jacqueline'i öldürdüğünü itiraf etmedi.
Jack Archer: Prenses Sofia'yı göz altına aldık. Proust'tan nefret ettiğini biliyoruz, ama bu onu öldürmesi için yeterli olabilir mi?
Jack Archer: Gilchrist'te Promethianlar'la olan ilişkisinin zıvanadan çıktığını ve polis korumasına ihtiyacı olduğunu söylüyor!
Jack Archer: Ama bana sorarsan Promethianlar'la olan ilişkisindeki tüm gerçekleri anlatmıyor gibi. Peki onlar için bu cinayeti işlemiş olabilir mi?
Şef Ripley: <İsim>, bu tam bir felaket! Televizyona bak!
TV Muhabiri: Vatandaşların, Avrupa'nın tek bir merkezi hükumet altında birleşmesini oylayacakları referandumun yarın yapılacağı bildirildi.

3. Bölüm

Jack Archer: Bu nasıl iştir <İsim>! Şüphelilerimizin çoğunluğunun Promethianlar'la bir şekilde bağlantısı var, ama hiçbiri de Jacqueline'i öldürdüğünü itiraf etmedi.
Şef Ripley: <İsim>, bu tam bir felaket! Televizyona bak!
TV Muhabiri: Vatandaşların, Avrupa'nın tek bir merkezi hükumet altında birleşmesini oylayacakları referandumun yarın yapılacağı bildirildi.
Şef Ripley: <İsim>, bu korkunç bir haber! Promethianlar'ın referandumdan "evet" oyu çıkması için korku ortamı yaratmaya çalıştıklarını biliyoruz...
Şef Ripley: Eğer referandum yarın yapılacaksa Promethianların başka seçeneği kalmayacak... Ve saldırılarını bugün gerçekleştirmek zorunda kalacaklar!
Jack Archer: Avrupa'nın dört bir yanında bombalar patlarsa ortalık cehenneme döner! Onları durdurmalıyız <İsim>! Evet, aynı zamanda Proust'u HANGİ Promethian'ın öldürdüğünü de bulmamız gerekiyor.
Şef Ripley: Şüpheliler karnavalı izlemeye geldiklerine göre, HEMEN Plaza Mayor'daki karnaval merkezine geri dönüp gözden kaçırdığınız bir şey var mı yok mu kontrol edin!
Şef Ripley: Ayrıca burada Kardinal Salieri adında biri var ve seninle konuşmak istediğini söylüyor <İsim>.
Jack Archer: Yapma <İsim>, cidden delil aramak yerine Salieri ile konuşmakla vakit kaybetmek istiyor olamazsın. Pekala, sen nasıl istersen. Ama çabuk düşün, fazla vaktimiz yok çünkü!

Kardinal Salieri'ye ne istediğini sor.
Jack Archer: Lafı dolandırma Salieri. Avrupa'yı havaya uçuracak bir bombalı eylemi çökertmeye çalışıyoruz. Niye geldin?
Kardinal Salieri: Soruşturmanızın başarısızlıkla sonuçlandığını bir bardak sangria içerek izlemeye geldim, Sinyor Archer.
Kardinal Salieri: Bizi durdurabileceğinizi düşünmeniz bile ne büyük bir saflık. Proust gidi hain ruhların cinayetini soruşturmakla vakit kaybededurun, çok yakında Büro'nun da Promethian boyunduruğuna gireceğini biliyor muydunuz?
Jack Archer: "Biz" derken? Yoksa sende mi Promethiansın? Sen iman sahibi bir adam değil miydin!
Kardinal Salieri: Tanrı Avrupa için böyle bir son layık gördü <İsim>. Biz seçkinler hak ettiğimiz yönetici rolünü devralıp kıtanın aşağılık ruhlarını idare edeceğiz.
Jack Archer: Sen delirmişsin Salieri! <Rütbe> <İsim> Promethianlar'ın iktidara gelmesine asla müsade etmez! Seni göz altına alıyoruz!

İncele: Kerberos Meydanı.
Jack Archer: Derhal ne bulduğunu söyle! Promethianlar bombalı saldırılarını her an başlatabilirler!
Jack Archer: Piknik sepeti mi?! Şimdi pikniğin sırası mı <İsim>! Ha, içinde bir şey olduğunu mu düşünüyorsun? Ara o zaman!
Jack Archer: Bir adet de parçalanmış kağıt mı aldın? Onu birleştirmedikçe hiçbir işe yararlığı yok!

İncele: Piknik Sepeti.
Jack Archer: Plaza Mayor'da bulduğun piknik sepetinde ne bulduğunu hemen söyle <İsim>. Bir kartpostal mı?
Jack Archer: Haklısın, önünde Güell Parkının resmi var! Üzerindeki mesaj da kurbana yazılmış!
Jack Archer: Kartpostal da diyor ki: "Akşam 7'de Güell Parkında buluşalım. Yalnız gel." İmza: Papadakis!
Jack Archer: Demek Papadakis, Jacqueline tam da öldürülmeden önce onunla buluşmuş!
Jack Archer: Ben de aynı şeyi düşünüyordum <İsim>. Papadakis ile en son konuştuğumuzda Promethian kostümleri acayip işe yaramıştı... Hadi bir daha deneyelim!

Kahin Papadakis'le kurbanla buluşması hakkında konuş.
(Konuşmadan önce)
Jack Archer: İşte yine başlıyoruz <İsim>! Kılık değiştirme yeteneklerimi tekrar konuşturayım ve sonra da Papadakis'le konuşmaya gidelim.
(Konuşma sırasında)
Jack Archer: Tekrar merhaba, yoldaş Promethian. Acaba Plaza Mayor'da bu kartpostalı düşürmüş olabilir misin?
Jack Archer: Avrupa'nın kısa zamanda elimize geçeceğini konuşmak için yaptığımız kısa yürüyüş sırasında bulduk...
Cassandra Papadakis: Haha, evet! Bu kartpostal dahice bir hamleydi! Detaylarını öğrenmek ister misiniz? O hainin ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynadım!
Jack: Hain derken--
Cassandra Papadakis: Proust tabii ki de! Onu ölümüne götürmek için sevgili liderimiz tarafından seçildim. Onu güya anlaşmazlıkları gidermek için Güell Parkında satranç oynamaya davet ettim.
Cassandra Papadakis: Parka geldiğinde de sevgili liderimiz de onun o çürümüş zavallı varlığına oracıkta son verdi!
Jack Archer: Tabii tabii... Şey acaba, nasıl desem... sevgili liderimizin adı neydi ki?
Cassandra Papadakis: Ne demek adı neydi?! Siz de KİMSİNİZ?! Siz Promethian değilsiniz!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> seni cinayete yardım ve yataklık yapmak suçundan tutukluyor!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Jack Archer: Oha, Plaza Mayor'da bulduğun fotoğrafta Promethianlar var!
Jack Archer: Kimin kim olduğunu nasıl anlayacağız peki? Hepsinin başında kukuleta var! Bu bir işe yaramaz <İsim>!
Jack Archer: Haklısın, Marina her zaman bizi ipten almıştır. Hadi bu fotoğrafı ona gönderelim!

Analiz et: Fotoğraf.
Jack Archer: Hadi Marina. <İsim>'in Plaza Mayor'da bulduğu fotoğraftaki Promethianlar'ın kim olduklarını bulabildin mi?!
Marina Romanova: Evet. Ellerini kavuşturmuş kişi belli ki dini bir zat, dolayısıyla da Kardinal Salieri olmalı.
Marina Romanova: En solda elini uzatan kişiyse kraliyet ailesine mensup biri olmalı. Kadınsı duruşu onun Prenses Sofia olduğunu doğruluyor.
Marina Romanova: Ortadaki şahıs konusunda ise tam emin değilim. Sofia'nın elini öpmek için eğiliyor oluşu onu gelenek ve kültüre bağlı birisi olarak yansıtıyor...
Marina Romanova: Sarkmış göbeği ve duruş pozu... 60'larında bir... hafif kilolu beyefendi olduğu izlenimi veriyor...
Marina Romanova: Bir saniye... Bu mümkün değil! Bu... Bu Promethian... Armand Dupont!
Jack Archer: Nasıl ulan?! Dupont Promethian mıymış?! Ne hakla Büro'yu sırtından bıçaklar! Şimdi onun...
Marina Romanova: Öfke çekici bir özellik değildir, Archer. Müsade varsa <İsim>, Dupont'u sorgularken yanında olmak istiyorum. Onu terletme fırsatını kaçırmak istemem. Hadi gidelim!

Armand Dupont'u Promethianlar'la olan bağlantısı konusunda sorgula.
Marina Romanova: Merhaba Armand. Söylesene, küçükken hiç zorbalığa maruz kaldın mı?
Armand Dupont: Şey, çocuklar bazen acımasız olabiliyorlar. Niye sordun, Matmazel Marina?
Marina Romanova: Bu, alanında neden başarılı olduğunu kanıtlıyor Armand. Zorbalığa uğrayan çocuklar ileride başarı ve iktidar konusunda daha motive oluyor. Örneğin, Promethianlar'ın vaat ettiği gibi bir iktidar.
Armand Dupont: Neyi ima etmeye çalışıyorsun?
Marina Romanova: <İsim> senin Promethian kılığında çekilmiş fotoğrafını buldu Armand!
Armand Dupont: Göründüğü gibi değil <İsim>! Jacqueline ve ben birlikte çalışarak Promethianlar'ı içten çökertmeye çalışıyorduk.
Armand Dupont: Bir satranç oyunuyla örgüte sızmayı başardım. O meşhur Hollanda özgüvenini versin diye de bir bardak sangria içtim.
Armand Dupont: Ama Promethianlar benim akıcı Arami dilimden o kadar çok etkilendiler ki beni hemen kabul ettiler!
Marina Romanova: Böyle bir şeyi Büro'ya haber vermeden yaptığın için anlattıklarına hiç ikna olmadım Armand. Umarım Jacqueline'in ölümüyle bir ilgin yoktur, yine de <İsim> seni göz altına almak zorunda!

Daha sonra, Büro merkezinde...
Jack Archer: Yeni ipuçlarına ihtiyacımız var <İsim>! Göz altında dört şüpheli var ama fünyenin nerede olduğunu hala bilmiyoruz!
Jack Archer: Papadakis açıkça Jacqueline'in ölümünde rol oynamış, ama Jacqueline'i aslında Promethian liderinin öldürdüğünü iddia ediyor.
Jack Archer: Dupont'un da tarikata katıldığını biliyoruz, ama sence bu tarikatı içten çökertme hikayesine inanmalı mıyız?
Şef Ripley: <İsim>, az önce karnaval geçidinin cinayet mahalline ilerlediğine dair duyum aldım!
Şef Ripley: Kalan deliller kalabalığın arasında kaybolup gitmeden hemen olay yerine geri intikal et!

İncele: Pirinç Boğa.
Jack Archer: Hadi <İsim>, neler buldun? Sırf bir katilin serbestçe dolaşmadığını, aynı zamanda binlerce insanın hayatlarının tehlikede olduğunu hatırlatma ma gerek var mı!
Jack Archer: Bu çakmağın üstünde boğa sembolü var. Bu tesadüf olamaz! Her iddiasına girerim ki katil boğayı ateşe vermek için bu çakmağı kullandı!
Jack Archer: Çakmakta altın bir madde mi var? Bir örnek al o zaman!
Jack Archer: Peki bu Allah'ın unuttuğu yerde bu kadehin ne işi var? İyi yakaladın, üzerinde siyah bir toz var! Derhal bunu vakumlayalım!

İncele: Kadeh.
Jack Archer: Harika, cinayet mahallinde bulduğun altın kadehteki siyah tozdan örnek almayı başardın. Hadi bunu Lars'a yetiştirelim!

Analiz et: Siyah Pudra.
Jack Archer: Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik aga. Hadi, cinayet mahallinde bulduğumuz altın kadehteki siyah tozdan ne çıkardın?
Lars Douglas: Madde kurumuş quelmada. Şarap, şifalı bitki ve kahve taneciklerinden oluşan bir içk...
Jack Archer: Lars, zaman aleyhimize işliyor!
Lars Douglas: Affedersin <İsim>. Kısacası quelmada, içene özel güçler verdiğine inanılan törensel bir içecek.
Jack Archer: Promethianlar'ın da işlerinin güçlerinin tören olduğunu biliyoruz, o zaman katil cinayetten önce bu kadehten içmiş olmalı!
Lars Douglas: Dahası da var! Kurumuş sıvının içinde küçük kıllara rastladım.
Lars Douglas: DNA arayacak vaktim olmadı ama kıllar kısa ve sertti. Bu da kılların ancak bir bıyıktan gelmiş olabileceği anlamına gelir...
Jack Archer: O zaman katil bıyıklı! O zaman işler onun için daha kıllı bir hal alacak diyebiliriz!
Jack Archer: Affedersin <İsim>. Biliyorum, şakanın sırası değil...

İncele: Çakmak.
Jack Archer: Katilin çakmağındaki o altın maddeden örnek almayı başardın! Hadi bunu bir an önce Lars'a götürelim!

Analiz et: Altın Madde.
Jack Archer: Lars, saatlerdir analiz sonucunu bekliyoruz! Lütfen <İsim>'in katilin çakmağından alığı altın maddenin ne olduğunu bulduğunu söyle!
Lars Douglas: Şanslısın <İsim>! Bu maddenin tam olarak ne olduğunu biliyorum. Bunu duvarlardan sökmek tam bir kabustur!
Jack Archer: Şifreli konuşmayı bırak aga. Ne olduğunu söyle!
Lars Douglas: Bu madde, sanat ve zanaat işlerinde kullanılan bir sim yapıştırıcısı. Angela ve ben, bizim kızlarla oynarken hep bunu kullanırdık!
Lars Douglas: Ama kesin olmak gerekirse, bu sim tutkalı daha çok maskeleri süslemede kullanılan bir tür. İspanya'da Santa Semanta karnavalı sırasında herkesin taktığı maskelerden!
Jack Archer: O zaman maske takan bir katil arıyoruz! İstediği kadar yüzünü saklasın, <İsim>'den daha fazla saklanamaz artık!

Jack Archer: Pekala <İsim>, fünyeyi bulmaya yaklaşamadık...
Jack Archer: Ama Jacqueline Proust'un katilini yakalamak için gereken tüm delillere sahibiz. Ufak bir kılık değiştirme de şu anda çok işimize yarar. Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Jack Archer: İyi akşamlar, sevgili lider...
Archibald Gilchrist: Bu ne cürret! Siz ne hakla bana kostümlerim üstümde değilken Promethian kimliğimle hitap edersiniz?
Jack Archer: Hareketimi mazur görün efendim. Proust'u dahice öldürme planınızı düşündükçe öyle kendimden geçiyorum ki aklım başımdan gidiyor.
Jack Archer: Rica etsem baştan anlatır mısınız? Gerçekten müthiş bir hikaye bu!
Archibald Gilchrist: Elbette, genç mürit! İlk önce Papadakis'in Proust'u bir kartpostalla Güell Parkına getirmesini sağladım...
Jack Archer: Ne kadar da ustaca bir hareket!
Archibald Gilchrist: Sonra onu oracıkta paketleyip kırsala götürdüm! Sonra da, bana ihanet etmeye meyilli olanlara ibret olsun diye onu Aramice "hain" kelimesiyle dağladım...
Archibald Gilchrist: ...Sanki insanların benden korkmalarını sağlamak için Prens Albert ve Yunan maliye bakanını öldürtmem yetmemiş gibi! O aptalların asla ve asla Promethianlar'a karşı gelmemeleri gerekirdi!
Archibald Gilchrist: Neyse, devam edeyim. Sonra çakmağımı çıkardım ve işkence boğasının altına bir ateş yaktım. Umduğum gibi muhteşem bir biçimde alev aldı!
Archibald Gilchrist: Ama asıl bitirici vuruş ise o salak Büro elemanlarının önünde mazlum ayağına yatmaktı! <Rütbe> <İsim> asla Proust'u benim öldürdüğümden şüphelenmeyecek!
Jack Archer: Yerinde olsam bu kadar emin olmazdım, Gilchrist.
Jack Archer: Jacqueline Proust'u öldürme suçundan tutuklusun!
Archibald Gilchrist: A...A... Ama bu n-nasıl olur?!

Yargıç Adaku: Bay Gilchrist, Jacqueline Proust cinayeti nedeniyle mahkeme karşısına çıkarıldınız. Onu... yakarak öldürmüşsünüz?
Nigel Adaku: Ayrıca Avrupa çapındaki bombalı saldırı eylemlerinde de parmağınız mı var?!
Nigel Adaku: Oldukça meşgulmüşsünüz Bay Gilchrist. Fünyenin nerede olduğunu söyleyin, ben de cezanızda indirime gideyim!
Archibald Gilchrist: Asla Hakim Bey! Promethianlar'a ihanet edenin cezasını kendi ellerimle kestim ve şimdi de Avrupa'nın sahibi oluşumuzu izleyeceğim! Fünyeyi asla bulamayacaksınız!
Nigel Adaku: O zaman uluslararası mahkeme sizi işbirliği yapmayı reddetmek ve binlerce masum insanın hayatını tehlikeye atmaktan ötürü müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ha, birde Proust denen kadını öldürmekten ötürü tabii ki de. Herkes ayağa kalksın!
Archibald Gilchrist: Cahil ahmaklar! Bitti sanıyorsunuz ama asıl her şey şimdi başlıyor. Bizi asla durduramayacaksınız!

Şef Ripley: <İsim>, artık Gilchrist parmaklıklar ardında olduğuna göre, Avrupa'nın geri kalan yerlerindeki Promethianların yakalanması için ekipler çıkartacağım.
Şef Ripley: Ama işin henüz bitmiş sayılmaz. Geride kalan Promethianlar Avrupa'nın birleşmesi için yapılacak olan referandumun aferesinde eylemlerini gerçekleştirmeden bombanın fünyesini bulmalısın!
Şef Ripley: Ayrıca Dupont'un da Promethianlar ile olan bağlantısını aydınlatamadık. Ona güvenip güvenmeyeceğimizi öğrenmen gerekiyor.
Şef Ripley: <İsim>, yapılacak çok iş var ama hepsinin altından kalkacağın konusunda sana güveniyorum!

Avrupa Krizde 6

Büro'nun Avrupa merkezinde...
Şef Ripley: Archibald Gilchrist'i parmaklılar ardına göndererek harika iş çıkardın <İsim>!
Şef Ripley: Ama Gilchrist'in Avrupa'nın dört bir yanında patlatmayı planladığı bombaların fünyesinin yanlış kişilerin eline geçmediğinden emin olana kadar rahat nefes alamayız!
Jack Archer: Gilchrist'in ağzını bıçak açmıyor, şimdi ne yapacağız peki?!
Armand Dupont: Müsaade varsa <İsim>, yardım etmek istiyorum. Promethianlar'ın ne planladıkları hakkında tam bir bilgim yok ama bildiklerimle sana yardımım dokunmasını çok isterim.
Jack Archer: O zaman sen sorgu odasında bekle Dupont. <İsim> birazdan yanına gelecek.
Şef Ripley: Aklımda başka bir şey daha var <İsim>. Olur da fünyeyi bulamazsan, yapılacak en mantıklı hareket referandumu iptal ettirmek olacak.
Jack Archer: Eğer referandum olmazsa, Promethianlar'ın da bombalı eylem yapma gerekçeleri de kalmamış olur! Hem zaten tüm bu olanlara bir türlü kafam da yatmamıştı.
Şef Ripley: Ama kiminle konuştuğuna çok dikkat etmelisin. Yüksek makamlarda Promethianlar'ın olduğunu ve ne yapmaya çalıştığımızı öğrenirlerse planlarını hızlandırabileceklerini unutma!
Jack Archer: Yığınla nüfuzlu insanla bağlantısı olan birini zaten tanıyoruz...
Jack Archer: Prenses Sofia! Yakışıklılığımı bir kraliyet mensubu üzerinde denemek için can atıyorum. Hadi gidip onunla konuşalım <İsim>!

Armand Dupont'u bombanın fünyesi konusunda sorgula.
Armand Dupont: Her şeyden önce işe özür dileyerek başlamak istiyorum <İsim>. Promethianlar'ın içine sızmaya çalışmak sorumsuzca bir hareketti. Umarım beni affedersin.
Jack Archer: O, güvenilir biri olup olmadığını ispatlamana bağlı. Bombalı eylemi engellemek için yardımına ihtiyacımız var!
Armand Dupont: Évidemment, Mösyö Archer. Tabii Gilchrist ne bana ne de diğer Promethianlar'a fünyenin detayları hakkında bir şey söylemedi.
Jack Archer: Ne?! E bu ne işimize yarayacak!
Armand Dupont: Ancak, bir keresinde "Başarısızlığa uğrarsak, Güell'e dönün" dediğini hatırlıyorum.
Armand Dupont: O zaman pek ciddiye almamıştım. Deli bir adamın sayıklamaları deyip geçmiştim. Ama şimdi düşünüyorum da, tutuklandığında planını tamamlamak için verdiği bir ipucu olmasın bu!
Jack Archer: "Güell'e dönün" mü? Güell Parkını kastetmiş olmalı <İsim>! Fünyeyi müritlerinin bulması için oraya bırakmışsa derhal onu bulmamız gerek!
Jack Archer: Yalnız ben şu referandumla oldukça meşgulüm. Onun yerine sen <İsim>'le oraya gitmeye ne dersin Dupont?
Armand Dupont: Avec plasir Archer. Özürlerimi sunmak için biriktirdiğim belli bir miktarı soruşturmaya katkı olarak kullanmak isterim. O zaman şimdi doğruca Güell Parkına!

İncele: Park Manzarası.
Armand Dupont: Vite <İsim>, Güell Parkında ne buldun? Soluk bir kağıt mı?
Armand Dupont: Mais oui! Bu Promethian sembolü! Metnin geri kalanını hemen açığa çıkar <İsim>!

İncele: Silinmiş Not.
Armand Dupont: Hımm, Güell Parkında bulduğun kağıtttaki notta: "Rüzgar seni her zaman doğru yöne götürür" yazıyor. Aynı zamanda da bir yel değirmeni çizimi var!
Armand Dupont: Bu bir işe yaramaz <İsim>! Zamanımız daralıyor ve tek bulduğumuz şey yel değirmenleri hakkında belirli belirsiz bir not! Bu Gilchrist kendisini ne sanıyor? Don Kişot falan mı?
Armand Dupont: Haklısın... Elimizdeki ipuçlarını takip etmemiz gerek. Cinayet mahallinde yel değirmenlerinin olduğunu mu söyledin? O zaman en avant!

İncele: Yel Değirmenleri.
Armand Dupont: Lütfen bir ipucu buldum de <İsim>. Bombaların her an patlayabileceğinden tırsıyorum!
Armand Dupont: Bir cep telefonu mu aldın? Şu anda Avrupa'da ki bütün bombaları patlatacak olan bir fünyeyi aradığımızı hatırlatmam mı gerekiyor sana?!
Armand Dupont: Aa, cep telefonları sıklıkla fünye olarak mı kullanılıyor? Bu yeni teknolojiler benim kafamı karıştırıyor.
Armand Dupont: O zaman bu telefonun bir an önce kilidini açman gerek. Duyduğuma göre bu konuda yeteneğin tartışılmazmış!

İncele: Kilitli Telefon.
Armand Dupont: Mon Dieu! Şu Avrupa şehirlerinin listesine bir bak <İsim>! Londra, Paris, Berlin... ve her birinin yanında da "patlat" düğmesi var!
Armand Dupont: Gilchrist'in Avrupa'nın dört bir yanındaki bombaları patlatmakta kullanacağı fünye bu olmalı!
Armand Dupont: İyi de şimdi ne yapacağız bununla?!
Armand Dupont: İyi dedin, genç Elliot bununla ne yapacağını bilir. Hadi bu cep telefonunu bir an önce ona gönderelim!

Analiz et: Kilitsiz Telefon.
Armand Dupont: Genç Elliot, lütfen bize <İsim>'in cinayet mahallinde bulduğu fünyeyi etkisiz hale getirdiğini söyle!
Elliot Clayton: Elbette getirdim, ihtiyar. Büro beni babasının hayrına işe almadı!
Elliot Clayton: Yalnız bir ara az kalsın Londra'yı gümletiyordum... Ama kurtarmayı başardım! Artık bombaların hiçbiri patlamayacak <İsim>!
Armand Dupont: İşte bu, Elliot! Belki Büro cebine biraz harçlık koyar şimdi...
Elliot Clayton: ...Yapma. Ailem bana tomarla para veriyor zaten. Her neyse, bu kez nihayet biraz olsun eğlenebildim.
Elliot Clayton: Neyse, müsaade varsa biraz İnternette kankalarıma Avrupa'yı nasıl kurtardım diye hava atmak istiyorum. Görüşürüz!

Gironalı Sofia'dan Avrupa referandumunu durdurması konusunda yardım iste.
Jack Archer: Selam Sofiacığım. Muhteşem görünüyorsun... Turuncu sana gerçekten çok yakışmış!
Gironalı Sofia: Ah, seni gördüğüme öylesine sevindim ki <İsim>! Acil yardımına ihtiyacım var!
Jack Archer: Asıl bizim senin yardımına ihtiyacımız var Sofia!
Gironalı Sofia: Kendimi berbat hissediyorum <Rütbe> <İsim>. Sanki ailemin başına yeterince dert açtığım yetmezmiş gibi, bir de beni tutukladığınız sırada İspanyol tacımı kaybettim!
Gironalı Sofia: O taç 1700'lü yıllardan bu yana ailemdeydi! Babam bir duyarsa...
Gironalı Sofia: Bana yardım edersin, değil mi <İsim>? Plaza Mayor'a gidip tacı bulabilir misin?
Jack Archer: Yardımına ihtiyacımız olduğu için şanslısın Sofia. Hadi <İsim>, gidip Plaza Mayor'da Sofia'nın tacını arayalım!

İncele: Karnaval Geçidi.
Jack Archer: Plaza Mayor'da bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Elimizde durdurmamız gereken bir referandum varken şımarık bir prensesin ayakçılığını yaptığımıza inanamıyorum!
Jack Archer: O-oo. Sence bu kırık parçalar Sofia'nın tacına mı ait? O zaman hemen bunları birleştirelim!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: Kırık parçaları birleştirmekle iyi iş çıkardın <İsim>!
Jack Archer: Doğru diyorsun, bu tacın yüzde yüz Sofia'ya ait olduğundan emin olmalıyız. Hata yapmaya zamanımız yok.
Jack Archer: Eminim Lars bunun gerçek olup olmadığını şıp diye anlar. Hadi bu tacı hemen ona yetiştirelim!

Analiz et: İspanyol Tacı.
Lars Douglas: <İsim>, tam zamanında geldin! Dur sana bir espri yapayım. Tak tak.
Jack Archer: Kim o?
Lars Douglas: İspanya.
Jack: <İsim> bir şey anladı mı bilmem ama, neyse... Hangi İspanya?
Lars Douglas: Pandispanya ama tacını düşürmüş! Hehe. Çaktın? Pand-ispanya!
Jack Archer: Haha! Harikay...
Jack Archer: Affedersin <İsim>. İptal etmemiz gereken bir referandum olduğunu biliyorum tabii. Söylesene hacı, taç ile ilgili ne buldun?
Lars Douglas: İçinde bulduğum saçtan DNA örneği aldım, bu sayede tacın Sofia'ya ait olduğunu doğrulayabilirim.
Jack Archer: O zaman kaybedecek vaktimiz yok <İsim>! Hadi tacı Sofia'ya geri verelim!

İspanyol Tacını Gironalı Sofia'ya iade et.
Jack Archer: Tacını Plaza Mayor'da bulduk Sofia. Gerçi hapishane de bunu takacak ortamı bulacak mısın, orası meçhul...
Gironalı Sofia: Çok teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Böylesi bir aile yadigarını kaybetmiş olsaydım adıma bir leke daha sürdürmüş olurdum!
Gironalı Sofia: Peki, karşılığında sizin için ne yapabilirim?
Jack Archer: Avrupa'nın birleşmesi için yapılacak olan referandumu iptal etmek istiyoruz. Belki etkili yerlerdeki tanıdıkların bize yardımcı olabilir!
Gironalı Sofia: Hapiste olduğumdan tüm güç bendeymiş gibi davranamayacağıma göre, kimsenin davranmaması gerekir!
Gironalı Sofia: Bir kaç telefon görüşmesi yapacağım <Rütbe> <İsim>. Bu günün sonunda Avrupa Komisyonu Başkanından senin için bir toplantı randevusu alacağım.
Gironalı Sofia: <İsim>, gitmeden evvel tacımı bana iade ettiğin için sana hapishanenin kantininden yemek ısmarlamak istiyorum!

Avrupa Komisyonu Başkanı'nı Avrupa referandumunu erteleme konusunda ikna et.
Şef Ripley: Hadi bakalım <İsim>. Avrupa'nın birleşmesi için yapılacak referandumu iptal ettirme konusunda Avrupa Komisyonu Başkanını ikna edeceğine inanıyorum.
Şef Ripley: Bu yapacağın en önemli toplantı olabilir. Avrupa'nın kaderi senin ellerinde <İsim>! Başkan seni ofisinde bekliyor.

-Avrupa Komisyonu Başkanının ofisinde...-
Avrupa Delegesi: İyi akşamlar <İsim>. Çok meşgul birisi olduğumu biliyorsun, o yüzden lütfen acele edelim.
Jack Archer: Derhal konuya giriyoruz, efendim. Avrupa'nın tek bir hükumet altında birleşmeye henüz hazır olmadığına inanıyoruz.
Avrupa Delegesi: İyi de sizin sözünüze neden kulak asayım?
Jack Archer: Çünkü daha yeni bu referandumla bağlantılı Avrupa genelinde faaliyet gösteren bir komployu çökerttik!
Jack Archer: Promethianlar, sırf referandumdan "Evet" oyu çıkarmak ve Avrupa Birleşik Devletleri'nin kontrolünü ele geçirmek amacıyla tüm Avrupa şehirlerini patlatmayı planlamışsa...
Jack Archer: Birleşme gerçekleştikten sonra diğer örgütlerin ne kadar ileriye gidebileceklerini düşünebiliyor musunuz?!
Avrupa Delegesi: Promethianlar'la ilgili kulağımıza bir şeyler çalınmıştı, ama meselenin bu çapta olduğunu bilmiyordum açıkçası...
Avrupa Delegesi: Çok sağlam bir argümanınız var. Ama böylesine bir referandumu çat diye iptal edemem! Birkaç yere telefon açıp fikir danışmam gerekiyor...
Avrupa Delegesi: Bu arada, Avrupa Ofisi'nin Büro'ya olan şükranlarını sunmak üzere, sana bunu hediye vermek isterim <Rütbe> <İsim>.

Daha sonra Büro merkezinde...
Şef Ripley: <İsim>, Hem bomba fünyesini buldun hem de referandumu iptal ettirmeyi başardın! Büro seninle ne kadar gurur duysa az!
Jack Archer: Evet, tebrikler <İsim>. Ben bile inanılmaz işler başardığını itiraf etmeliyim!
Jack Archer: Bir iki tek atmaya ne dersin? Güell Parkı günün bu saatlerinde harika olur!

Kısa bir süre sonra, Güell Parkında...
Marina Romanova: Şerefe <İsim>. Ve daha nice soruşturmalara!
Armand Dupont: Benden güvenini esirgemediğin için sana bir kez daha teşekkür etmek istiyorum <İsim>. Promethianlar'a sızmaya yeltenmek yaşlı bir çatlağın mecara aramasından başka bir şey değildi. Söz bir daha olmayacak!
Carmen Martinez: Duydum ki Promethianlar'ın kıçına tekmeyi indirmişsin <İsim>!
Şef Ripley: Her zamanki gibi çok dokunaklı konuştun Carmen.
Şef Ripley: Her neyse, Büro için olmazsa olmaz birisin <İsim>. Aslına bakarsan, Büro'nun gördüğü en iyi dedektiflerden birisin!
Şef Ripley: Hadi bunun şer... AAAH!
Jack Archer: Aman Allah'ım! Amirim?!
Şef Ripley: B...Ben...
Şef Ripley: .....
Carmen Martinez: Amirim? AMİRİM?!

Bir kaç dakika sonra...
Carmen Martinez: Ingrid, ambulans çağır! Amiri bir an önce hastaneye yetiştirmeliyiz!
Carmen Martinez: Ayrıca parka da göz atmalıyız! Bunu yapan her kimse...
Jack Archer: Carmen, kendine gel! Şu anda her yerde olabilir. <İsim>'i dinle, o ne yapılacağını bilir.
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Şu anda Şef için hiçbir şey yapamayız. Kendisi hastane de emin ellerde.
Jack Archer: İyi akıl ettin, dark oku! Şefi vuranın kim olduğunu bulmak için her türlü ipucuna ihtiyacımız var. Bir yerlere düşmüş olmalı... Hadi hemen parkı arayalım!

İncele: Park Manzarası.
Jack Archer: Şef vurulduğu sırada dart okunun o buz soğutucuya düştüğünü mü düşünüyorsun <İsim>? Hadi hemen içini arayalım!

İncele: Buz Soğutucu.
Jack Archer: Şefi vurmakta kullanılan dart okunu buldun! Bunu hemen Lars'a göndermeliyiz!

Analiz et: Dart Oku.
Jack Archer: Acele et Lars! Şefin vurulduğu dart okuyla ilgili neler öğrenebildin?
Lars Douglas: Bunun olduğuna inanamıyorum... Umarım şef bu bunu atlatabilir!
Lars Douglas: Onu çok iyi tanımazdım belki <İsim>, ama Ripley tam anlamıyla Büro'nun sırt kemiği. Her zaman sırtımızı kollamıştır.
Jack Archer: Ama şimdi onu vuranın kim olduğunu bulmaya odaklanmamız lazım! O yüzden acele et Lars, dart oku hakkında ne biliyorsun?
Lars Douglas: Dart okunun ucu hızlı tesir eden bir zehre batırılmış, bu de Şef'in durumu açısından hiç iyi haber değil...
Lars Douglas: Ayrıca dart üzerinde sebze boyası izleri buldum. Daha açık olmak gerekirse, gelincik çiçeği boyası.
Lars Douglas: Kullanılan gelincik türü Atlantik çiçeği olarak adlandırılır, bir diğer adı da Fas gelinciği.
Lars Douglas: Tahmine edeceğiniz üzere, Kuzey Afrika ülkesi Fas'ta yetişir. Şu an söylenebilecek tek şey bu!
Jack Archer: O zaman dart okunun Fas'ta üretildiğini biliyoruz. Bu şimdilik yeterli bir bilgi, usta. Hadi <İsim>, gidip bunu Ingrid'e anlatalım. Şefle ilgili haberleri olabilir!

Bir süre sonra...
Ingrid Bjorn: Az önce hastaneden aradılar <İsim>. Şef... Şefi kaybettik...
Carmen Martinez: Ciddi olamazsın Ingrid. Şef gerçekten... öldü mü yani?
Jack Archer: Ama... Şimdi onsuz ne yapacağız <İsim>? Yani... Ripley bana Büro'daki ilk görevimde eşlik etmişti. Ne zaman başım sıkışsa yardımıma koşmuştu...
Jack Archer: Ve tam da ilk ipucumuzu bulmuştuk... Lars bize dart okunun Fas'tan geldiğini söyledi...
Ingrid Bjorn: Şef öldüğüne göre, bu ipucunun peşinden gitmek daha büyük bir önem kazandı <İsim>. Çünkü artık bir katilin peşindeyiz. Kaybedecek vaktimiz yok, ilk uçakla Fas'a gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki