Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

İyi Kızlar Ölmez/Diyaloglar

< İyi Kızlar Ölmez

1.264pages on
this wiki
Add New Page
Comments2 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
İyikızlarölmez.png


King: <Rütbe> <İsim>, duyduğuma göre Akçaağaç Tepeleri'nde harika işler çıkartıyormuşsun... Bölge sakinleri telefondan arayıp sokakları güvende tuttuğun için sana şükranlarını sunuyorlar!
Jones: Çokta şaşırmadım aslında, Amirim! <İsim> ve ben harika bir takımız!
King: Aslında, Jones, SENİN adın daha çok şikayet dilekçelerinde boy gösteriyor! Akçaağaç Tepeleri sakinleri gayet açık bir şekilde tavırlarından memnun değiller!
Jones: Neeeey? Ama...
King: Aması maması yok. Şu saatten itibaren dosya doldurma işiyle uğraşacaksın. Bakarsın bu, senin odaklanmana yardımcı olur!
King: Şimdi, <Rütbe> <İsim>, Jones dosya dol... Ah, kusura bakma, telefon çalıyor.
King: Alo?
Grace: Amirim, <Rütbe> <İsim> yanınızda mı? Şu anda güzellik salonundayım ve acil olarak yardımına ihtiyacım var!
King: Grace?! Sen bugün izinli değil miydin yahu? Neler oluyor?
Grace: Az önce bakım odalarının birinden kan dondurucu bir çığlık sesi duyduk! İnsanlar panik halindeler! Lütfen, <İsim>'i bir an önce buraya gönderin!
King: İş ciddi gibi görünüyor! Bir an önce güzellik salonuna gitsen iyi olur <İsim>! Sana gelince, Jones efendi... aşağıda seni yığınla yeni dosya bekliyor!

-Güzellik Salonunda...-
Grace: Ah <İsim>! Allah'a şükür buradasın... Kimse o bakım odasına giremiyor!
Martha: <Rütbe> <İsim>! kızım o odada! Senden bu kapıyı kırıp içeride neler olduğunu öğrenmeni İSTİYORUM! HEMDE DERHAL!
Grace: Kızınız Abigail o odada mı dediniz, Bayan Price? Lütfen endişelenmeyin, bakın, <Rütbe> <İsim> kapıyı kırdı bile! Haydi odaya!

1. Bölüm

İncele: Bakım Odası.
(İncelemeden önce)
Martha: AAAAAAAAAARRRRRRHHHHHHHH!!!! ABIGAIIILLLLL!!!!!!
Grace: Allah'ım Yarabbim... Bu... Bu tüyler ürpertici!
Grace: Bayan Price? Şokun etkisinden bayıldı! <İsim>, ben derhal ambulans çağırıyorum.
Grace: Elimizde büyük bir vaka var... ve Jones şu anda meşgul olduğu için de sana yardım edecek birisi olmalı! Ben üniformamı giyeyim de şu odaya bir bakalım!
(İnceledikten sonra)
Grace: Ölmüş! Haklısın <İsim>, bu kesinlikle kaza olamaz! Şu göğsündeki büyük yanığa baksana... Abigail Price kesinlikle öldürülmüş!
Grace: Allah'tan Bayan Price kızının bütün yaralarını görmeden bayıldı... Onunla ancak hastaneden taburcu edildikten sonra konuşabiliriz.
Grace: Pekala, konsantre olalım... bulduğun şu ayakkabı topuğu kesinlikle kurbana ait olamaz; çünkü düz ayakkabı giyiyor... Şuna bir de yakından baksak iyi olacak.
Grace: Birde hangi güzellik uzmanı bu odadan sorumlu? İyi fikir, şu buluşma kartı kesinlikle bize aradığımız cevabı verir... Tabii sen üstüne biraz toz sürdükten sonra!
Grace: Ayriyetten, şu bakım yatağının altında bulduğun ses kayıt cihazı da bize önemli ipuçları verebilir... Tabii şifre istiyor! Neyse, Allah'tan bunu çözmek için sen varsın!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Bu zavallı kızcağız, ölürken çok acı çekmiş olmalı, <İsim>... Resmen pişerek ölmüş!
Nathan: Ölümcül yanık yaraları bir tür lazerle yapılmış... Ve doğrudan kurbanın kalbine hedef alınmış!
Grace: Ne kadar da feci, Nathan! Katil ne tür bir lazer kullanmış? <İsim> bakım odasında lazer bulmadı da...
Nathan: Kesin bir şey söyleyemem ama bulacağınızdan eminim... <İsim> er yada geç cinayet silahını bulacaktır!
Nathan: ama katil hakkında ilginç bir şey söyleyebilirim: Kurbanın cesedini UV tarayıcımdan geçirdiğimde kolunda bulanık bir el izi tespit ettim.
Nathan: Talk pudrasıyla kaplı olduğu için el izi bulanıktı. Bu da parmak izi alabilmemi engelledi. Ama bu katilin talk pudrasına temas etmiş olduğunu kanıtlıyor!

İncele: Buluşma Kartı
Grace: Harikasın <İsim>! Bu kurbanımızın buluşma kartı... Anlaşılan yüz terapisi için Charlene'den randevu almış!
Grace: Pekala, Charlene'i son derece iyi tanırım. Kendisi biraz hantaldır... Her zaman ondan parafin bakımı randevusu almaktan kaçınırım! Hadi gidip onunla konuşalım.

Charlene Cody ile cinayet hakkında konuş.
Charlene: Allah'ım! Allah'ım! Allah'ım! Abigail öldü!
Grace: Sakin ol Charlene, herşey <Rütbe> <İsim>'in kontrolü altında... Şimdi, sence Abigail bakım odasındayken oraya kim girmiş olabilir?
Charlene: Bilmiyorum! En son Abigail'in maskesi kururken onu odaya kilitlemiştim, fakat geri döndüğümde... <Rütbe> <İsim> onun öldüğünü duyurdu!
Grace: Kimlerin oda kartlarına erişimi var peki?
Charlene: Her odanın bir tane var ve bu odanınkini de asla yanımdan ayırmam. Ama onu ben öldürmedim... yemin ederim!

İncele: Ses Kayıt Cihazı.
Grace: Harika, ses kayıt cihazının şifresini kırmayı başardın! Tam da Abigail'in öldürüldüğü sırada bir tane konuşma kaydı yapılmış! Hadi dinleyelim <İsim>!
Grace: "Lütfen! Lütfen! Beni öldürme! Biliyorum, bu konuyu bu sabah marina da konuşmuştuk... Ve söz vermiştim, ama... Dur, Yapma! Aaaaarrrhhh!!!"
Grace: Haklısın <İsim>! Bu Abigail'in sesi... ve katili ile konuşuyor!
Grace: Doğru dedin, eğer marinayı ararsak, belki de buluşmalarından arta kalmış bir şeyler buluruz! Hadi gidelim!

İncele: Kaldırım.
(İncelemeden önce)
Grace: Vay, şu bayraklara baksana! Ah doğru, unutmuşum... Seçim partileri bugün seçim yarışı için marinayı ele geçirmişlerdi!
Grace: Hmm, Abigail, katili ile öldürülmeden kısa bir süre önce burada buluşmuştu... hemde tam da Martha Price'ın miting düzenlediği yerde! Burayı bir arasak iyi olur!
(İncelemeden sonra)
Grace: Şu bulduğun afişte neyin nesi, <İsim>? Bayağı bir paralanmış gibi görünüyor... Ne yazdığını okuyabiliyor musun?
Grace: Birde bu kolyenin sahibi her kimse bunu sürekli takıyor olmalı, baksana, yazısı bile solmuş! Bir tane harfini bile okuyamıyorum... ya sen, <İsim>?

İncele: Kolye.
Grace: Harika, <İsim>! Marinada bulduğumuz kolyenin üzerinde aynen şöyle yazıyor: "Abby & Sabby, Sonsuza kadar EİA!"
Grace: Bunun ne olduğunu biliyorum! Bu bir arkadaşlık kolyesi! Yazının anlamı "En İyi Arkadaşlar" demek... Anlaşılan bunu gayet açık bir şekilde belirtmek istemişler.
Grace: "Abby" Abigail'in kısaltması olmalı, o zaman "Sabby"'de kurbanımızın en iyi arkadaşı demek oluyor bu! Alex bize bu en iyi arkadaşın tam olarak kim olduğunu bulabilir.

Analiz et: Kolye.
Alex: Bu dostluk kolyesiyle günümü aydınlattın <İsim>! İşkence gören genç kızların hayatlarını incelemeye bayılıyorum...
Alex: Abigail'in Friendnet profilinde Sabrina Kingston adında birisi var, yani en iyi arkadaşı "Sabby"...
Alex: Eğer bu bilgi yeterli olmazsa da, Price ailesinin kuyumcusundan aldığım bilgiye göre o kolyeler Abigail ve Sabrina için özel olarak yapılmış!
Grace: Pekala, işte yüksek sosyete dostluğu! Bizim zamanımızda kolyelerimizi falan hep cep harçlıklarımızla alırdık...
Grace: Ama şu anda yapmamız gereken en önemli şey Sabrina'yla konuşmak. <İsim>, daha önce kimseye birinin öldüğünü haber etmemiştim. Biraz tedirginim o yüzden...

Sabrina Kingston'a en iyi arkadaşının öldüğünü bildir.
Sabrina: Bir saniye... Abigail'in kolyesinin sizde ne işi var? Bunu asla çıkarmazdı! Neler dönüyor burada?!
Grace: Sana bunu söylemek istemezdik ama, en iyi arkadaşın korkunç bir cinayete kurban gitti...
Sabrina: Nasıl?! Abigail öldü mü?! Ama... ama daha akşam yemeği için buluşup Lola Vallez'in bekarlığa veda partisi hakkında dedikodu yapacaktık!
Sabrina: O benim en iyi arkadaşımdı... Aramızdan su sızmazdı! Ben... onu seviyordum! Şimdi ben onsuz n'aparım?!
Grace: Ah be kızım..., cidden çok üzgünüz. Bu senin için çok ağır oldu. Biraz eve gidip dinlen istersen, he? Seni daha sonra yoklamaya geliriz biz.

İncele: Parçalanmış Afiş.
Grace: Aha! Onardığın afiş demek bugün marinada yapılacak olan kadınlar günü tartışmasına ait bir reklammış!
Grace: Serena Johnson, başkan olan oğlunu temsil ediyor... Ve Martha Price'ta konuşacakmış. Bu bir seçim tartışması.
Grace: Yok, Martha'nın bugün bir konuşma yapabileceğini sanmıyorum... hele ki böyle bir olaydan sonra.
Grace: Dur, ne oldu <İsim>? Martha Price'ı orada mı gördün?
Grace: İnanamıyorum!! Nasıl olur da kızının ölümünden saatler sonra işinin başına döner?! Hadi neler döndüğünü öğrenelim...

Martha Price'ın marinada ne işi olduğunu öğren.
Grace: Bayan Price! Bu olaydan sonra yas halinde olmanız gerekiyordu. Mitingde ne işiniz var?
Martha: Tabii ki yastayım! Hiç bir anne kendi evladının cenazesini kaldırmayı hak etmiyor...
Martha: Ama o şerefsizlerin yedikleri haltlar yüzünden pes etmeyeceğim! Kızım hepsine ibret olacak... Kendisi bekaret birliğinin başkanıydı!
Martha: Abigail ve onun gibi düşünen diğer genç kızlar evlilikten önce bekaret için mücadele veriyorlardı. O, benim toplum politikamın parlayan örneğiydi!
Martha: Kızım, benim Grimsborough'nun tüm seçmenlerine Price'ların kişilik gücünü göstermemi isterdi!
Martha: Ve sırf onun anısına bu başkanlık seçiminden zaferle çıkacağıma yemin ediyorum! O yüzden oylar maviye, oylar Martha Price'a!
(Martha ile konuştuktan sonra)
Grace: Nasıl olurda Martha Price, böyle bir zamanda halen oy düşünebilir?
Grace: Sadece taş kalpli birisi ölmüş kızının arkasından böyle ön yargısız konuşabilir! Sence, <İsim>?

İncele: Ayakkabı Topuğu.
Grace: Bakım odasında bulduğumuz o topuktan kimyasal molekül çıkartmakla harika bir iş çıkardın <İsim>!
Grace: Hadi molekülleri Nathan'a gönderelim. Eminim bugünlük yerimi seve seve dolduracaktır!

Analiz et: Kimyasal Molekül.
Nathan: Tebrikler <İsim>! Ayakkabı topuğundan aldığın kimyasal, klor çıktı! Genellikle havuzlarda kullanılır.
Grace: Hmm, bakım odasının hemen dışında bir havuz var... Demek ki bu topuğun sahibi avlu kapısından gizlice içeriye girmiş.
Nathan: Bu katilden başka kim olabilir?! Kaçarken topuğu kırılmış olmalı!
Grace: Bravo <İsim>! Artık topuklu ayakkabı giyen bir katil aradığımızı biliyoruz!

Daha sonra karakolda...
Grace: Çok etkilendim <İsim>! Kurbanımızın bir tür lazer ile öldürüldüğünü ortaya çıkardın...
Grace: Ayrıca kurbanımız topuklu ayakkabı giyiyor ve talk pudrası ile temas halinde! Harika işti!
Grace: Sabrina ile buluşmak bayağı bir yürek parçalayıcıydı, öyle değil mi? Diğer taraftan da... Martha Price nasıl bu kadar rahat olabiliyor?!
Ramirez: <İsim>! <İsim>! Buldum! Soruşturmanız da ki eksik parçayı buldum!
Grace: Ne? Ramirez, eksik bir parç-
Ramirez: Girly Gossip dergisinde sevgili Lola Vallez'im hakkında bir makale okuyordum... ve kurbanızın Lola'nın bekarlığa veda partisindeki resmini gördüm!
Ramirez: Bakın! Kız birisiyle bayağı ateşli bir kavgaya tutuşmuş! Kavga ettiği he kimse, kızı da o öldürmüş olmalı! Bundan eminim!

2. Bölüm


Ramirez: <İsim>! <İsim>! Vakayı çözmende sana yardımcı olacak bir şey buldum... Girly Gossip'i okuyordum ve kurbanın Lola Vallez'in bekarlığa veda partisinde çekilmiş bir fotoğrafını gördüm!
Ramirez: İsterseniz bir de kendiniz bakın! Bir yandan bağırıp diğer yandan da bir not defterini havaya sallıyor! Daha önce hiç kimseyi bu kadar öfkeli görmemiştim... Kavga ettiği kişi her kimse kızı da o öldürmüş olmalı!
Grace: Ramirez, yargısız infaz yapmanın lüzumu yok... Bu hiçbir şeyi kanıtlayacak nitelikte değil.
Grace: Fakat <İsim> haklı... Lola'nın evine gidip partisinden arta kalan bir şey var mı diye bakmak lazım. Lola ülke sınırları dışında fakat kahyası bizi içeriye alacaktır.

İncele: Malikhane Bahçesi.
Grace: Lola Vallez'in bahçesi bayağı bir şekilli imiş <İsim>! Hayatımda bu kadar gösterişli bir bahçe görmedim! Üstelik kendi heykelini güzellik tanrıçası Venüs'ten esinlenerek yaptırmış!
Grace: Kusura bakma, biraz fazla heyecan yaptım... Sonuçta her Allah'ın günü laboratuvardan dışarıya çıkmıyorum! Şu bulduğun şey de ne <İsim>... Parçalanmış bir peçete mi? Bunu onarabilir misin peki?
Grace: Bir dakika... Şu bulduğun defter Ramirez'in bize gösterdiği dergideki deftere tıpatıp benziyor! Üstelik üzerinde kurbanımızın olduğu çirkin bir karikatür var!
Grace: Karikatürlerin iltifat amaçlı çizilmediklerini biliyorum... Fakat bu bildiğin iğneleyicilikte kendinisini aşmış! Birisi tam da Abigail'in arkasına Azrail'i çizmiş!
Grace: Haklısın <İsim>, kimin bu karikatürü çizecek kadar kurbanımızdan nefret ettiğini bulmamız lazım! Defterden adli yeteneklerini kullanarak parmak izi çıkartabilir misin?

İncele: Karikatür.
Grace: İnanılmaz! O defterin üzerinden harika el izleri çıkardın <İsim>!
Grace: Şimdi asıl bana mükemmel örnekler getirdiğini daha iyi anlıyorum! Hadi şu izleri Alex'e yollayalım!

Analiz et: Parmak İzleri.
Alex: <İsim>'in defter üzerinden topladığı son derece belirgin olan parmak izleri sağ olsun, Abigail'in karikatürünü çizenin kim olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim!
Alex: Karikatüristiniz başkanın yeğeni olan Veronica Johnson!
Alex: Veronica ve Abigail aynı sınıftalarmış... Ve eğer karikatür de bir şey ifade ediyorsa, Veronica, kızdan sapına kadar nefret ediyor!
Grace: E, sonuçta ikisi de rakip siyasi ailelerden geliyorlar...
Grace: Haklısın <İsim>, bu işin köküne inebilmenin tek yolu Veronica Johnson ile doğrudan konuşmak. Hadi onu karakola çağıralım!

Veronica Johnson'a kurban hakkındaki çirkin karikatürü sor.
Veronica: Aman Allah'ım, beni karakola sırf o kevaşe için çizdiğim k*çı kırık bir karikatür için mi çağırdınız? O öldü, tamam mı? Artık aşın bunları!
Grace: Öhö, Bayan Johnson, bu, bu şartlar altında verilebilecek uygun bir yanıt değil bence...
Veronica: Uygun mu? Bu o andavalı tarif etmenin en iyi şekli! Ha, evet, herkes "minik bakire hanımcık"'a bayılıyordu! Kaslı tipler bile onun etek altına ve sıkı ahlakına sulanmaktan kendilerini alıkoyamıyorlardı!
Veronica: O, bekaret birliğinin başkanı olana kadar okulun en sevilen kızı bendim. Sonra balo kraliçesi iken birden okulun günah keçisi oluverdim!
Veronica: Bu benim için ne kadar utanç verici, farkında mısınız? Ben tarih boyunca en sevilen olmuş insanları temsil ediyorum! Bu güne kadar hiçbir Johnson popülerlikten şaşmadı!
Veronica: Şimdi, eğer bana daha soracak salakça sorularınız varsa, beni Kimmy Poo defilesinin ön sıralarında bulabilirsiniz... En iyi topukluları ben giyiyor olacağım!
(Veronica ile konuştuktan sonra)
Grace: Bana şüpheliler konusunda tarafsız davranmamız gerektiğini söyledin, <İsim> tamam da... Ne sinir bozucu bir kızmış arkadaş!

İncele: Parçalanmış Mendil.
Grace: Bu onardığın mendil kesinlikle yemek için kullanılmamış! Lola Vallez'in partisine katılan birisi bunun üzerine yazılar yazmış...
Grace: Yalnız ne yazık ki pekte okunaklı değil... Haklısın, bunu Alex'e gönderelim, o bunu taratıp üzerinde ne yazdığını ortaya çıkartabilir!

Analiz et: Mendil.
Alex: Pekala! Lola Vallez'in evinde bulduğunuz mendilin üzerine hakaretler diz boyu sıralanmış!
Alex: Hakaretlerin yarısı kurbanın annesi Martha Price tarafından yazılmış, diğerleri de, görüldüğü üzere can düşmanı olan Serena Johnson tarafından!
Grace: Pekala, şöyle özet geçelim: Martha Price ve Serena Johnson birbirleri ile mendil üzerinden küfürleşiyorlarmış, doğru mu? Hem de bu yaşta?
Alex: Martha Price oylarının yüksek olması konusunda hava atıyormuş...
Alex: Ve Serena'nın cevabına bakın: "Seçim gününe bile çıkamayacaksın, canım... kızının kirli sırrını biliyorum... ikinizin de ayağını büyük bir zevkle kaydıracağım!"
Grace: Ne kadar da kindarmış! <İsim>, gidip şu Serena Johnson'ı görmeliyiz! Muhtemelen marinada dır!

-Marina'da...
Grace: Ah, Serena, konuşmasını yapıyor. Konuşması bitene kadar bekleyip kurbanımızın sakladığını iddia ettiği şu "gizli sır" neymiş öğrenelim.
Grace: Hmm, hakılsın, beklerken de marinaya bir göz atabiliriz!

İncele: Seçim Sandığı.
Grace: Kayıp bir cep telefonu mu buldun, <İsim>? Hadi şifresini kıralım da kime ait olduğunu bulalım!
Grace: Doğru dedin <İsim>! Şu Deniz ürünü tabağına da bir göz atsak iyi olur... Bunda balık kokulu bir şeyler var! Hehehe!
Grace: Evet, Serena konuşmasını bitirdi... Bakalım senin ustaca sorularına ne cevaplar verecek, <İsim>!

Serena Johnson'a Martha Price ile ettiği kavgayı sor.
Serena: Ah, demek o korkunç Martha Price'ın tehditlerini okudunuz, öyle mi? Neyse ki o kadının NE mal olduğunu gördünüz sonunda! Hıh!
Grace: Yanlışsam düzeltin Bayan Johnson ama, anlaşıldığı üzere sizde onu tehdit ediyormuşsunuz.
Serena: Ha! Eğer üçkağıtçı bir aday hakkındaki gerçekleri ortaya dökmeyi tehditten sayarsanız evet!
Serena: Halk, o ve ailesinin nasıl ikiyüzlü olduklarını görmek zorunda... Yani, Allah rızası için, kızı bekaret birliği başkanıydı birde!
Grace: Eee, kusura bakmayın da, bunun neresi kötü ki?
Serena: Ha! O kaltağın hamile olduğunu bilmiyordunuz, değil mi? Bir de dedektif olacaksınız! Hah!
(Serena ile konuştuktan sonra)
Grace: Abigail HAMİLE mi dedi o?! Ama... bu nasıl olur?
Grace: Onun kanaatkar olması gerekiyordu! Yani hem bekaret yüzüğü takıyordu, hem de bekaret birliğinin başkanıydı!
Grace: Doğru dedin <İsim>... Biliyorum, kolay bir konuşma olmayacak ama, Martha Price'ın kızının hamileliği konusundan haberdar olup olmadığını öğrenmemiz lazım.

Marta Price'ın kızının hamileliği hakkında ne bildiğini öğren.
Martha: Bu ne cürret?! Kızım vahşice katledildi ve siz onun katilini yakalamak yerine onun hakkındaki iğrenç yalanları yaymaya çalışıyordunuz!
Grace: Bayan Price, rica ediyorum... bu, Abigail'in katilini yakalamamıza yardımcı olabilir!
Grace: Şimdi, sizden bize karşı dürüst olmanızı istiyoruz. Kızınız, ııı... hamile kalmış olabilir mi?
Martha: Bu saçmalıklara daha fazla katlanamam! Sizler... sizler beni böyle şeyler hakkında konuşmaya zorlayamazsınız! Ayriyetten, bir sonraki buluş&tanış için daha gidip elime talk pudrası sürmem gerekiyor. Güle güle!
Grace: Bayan Price! Geri dönün! Bu kadınla baş etmek imkansız, <İsim>... Ne zaman ondan gerçek cevaplar almak istesek, hep yeni bir kampanya bahanesi ile ortadan kayboluyor!

İncele: Deniz Ürünü Tabağı.
Grace: Deniz ürünü tabağında kırık bir ayakkabı mı buldun?! İnanılmaz... tabii hiç hijyenik te değil hani!
Grace: Bir dakika, doğru dedin! Bu katilin bakım odasında bıraktığı topuk ile birebir uyuyor!
Grace: İşte bu! Şimdi katilimizin ayakkabısının iki parçasınıda harika bir şekilde birleştirdiğine göre, <İsim>, bu ayakkabıyı doğruca laboratuvara gönderebiliriz!

Analiz et: Ayakkabı.
Nathan: Hep muhteşem araştırma yeteneklerinin olduğunu bilirdim <İsim>, ama marinada bulduğun bu ayakkabı, şu ana kadarki en iyi keşfin!
Nathan: Bu ayakkabının, Abigail'in katiline ait olduğunu zaten bulduğun için bende kanıt bulmak üzere içini inceledim...
Nathan: Ve başparmak kısmında akapunktur iğneleri buldum! Stresli insanlara önerilen türden.
Grace: Dur biraz, katil akapunktur mu yaptırıyormuş? Bunu bir kenara not edelim <İsim>!

İncele: Cep Telefonu.
Grace: Haha! Şu bulduğun telefonun güzellik uzmanımız Charlene'e ait olduğuna dair hiç şüphem yok! Şu muhteşem ördek suratlı ekran kağıdına baksana hele!
Grace: Haklısın, bunu Alex'e göndermemiz lazım!

Analiz et: Cep Telefonu.
Alex: Bugüne kadar gördüğümüz en tehlikeli şüpheliler, bu soruşturmada karşımıza çıktı <İsim>! Charlene'in telefonunda, hep müşterilerini çekiştirdiği mesajlar var!
Grace: Alex, bu çokta garip bir şey değil... Güzellik ve moda dünyası konusunda biraz naifsin anlaşılan!
Alex: Vallaha mı? Charlene'in son yazdığı mesaja bir bakın o zaman: "Abigail Price'tan nefret ediyorum... Şırfıntı! Göbek deliği bu kadar kıllı birini daha görmüşlüğüm yok. Göbeğini yine ağdalayıp pudralama mı isterse eğer, onu öldüreceğim!"
Alex: Grace, bu senin dünyanda sıradan bir tehdit olabilir ama bir cinayet kurbanına karşı yapılmış olan bir ölüm tehdidinin araştırmaya değer olacağını düşünüyorum!
Grace: Ah, tabii... Bu kadar asabi olacağını beklemezdik! Haklısın <İsim>, hemen gidip Charlene'i bulalım.

Charlene'e kurban hakkındaki çirkin mesajlarını sor.
Charlene: Ah! Telefonu mu bulmuşsunuz! Marinadaki tartışmayı izlerken düşürmüş olmalıyım. Bir saniye, mesajlarımı mı kurcaladınız?!
Charlene: Bakın, Abigail hakkında o mesajda yazdıklarımın farkındayım... fakaatt... şey... öyle demek istemedim!
Grace: Pekala, Abigail'den nefret ettiğini ve onu öldürmek istediğini söylediğinde...
Charlene: Pekala, salonuma girip BANA pis işlerini yaptıran o zengin kevaşelerin HEPSİNDEN nefret ediyorum! Sırf Abigail'den değil yani!
Charlene: Benim bu sırada neler çektiğimi bilemezsiniz bile... Birde utanmadan hepsi de benden daha iyiymiş gibi davranmıyorlar mı! Keşke hepsinin sonu Abigail gibi olsa!
Grace: Charlene, söylediğin şeylerin ne kadar riskli olduğunun farkında mısın? Üstelik en son ki vakanın üzerine-
Charlene: Ah, zaten o salonda çalışmaktan da bıkmıştım! Bırakın gideyim... Ucuzcu erkek arkadaşım beni sonunda dışarıya çıkartıyor ve topuklularımın yenilenmesini gerek.

Daha sonra karakolda...
Grace: Serena Johnson'ın Abigail'in hamile olduğu hakkındaki söylediği şeyler bir türlü aklımdan çıkmıyor <İsim>...
Grace: Bunu Martha'ya söylediğimizde küplere bindi! Sence hakikaten de Abigail'in bekaret konusunda ettiği yemini bozmasını hiçe saymış olabilir mi?
Grace: Haklısın <İsim>, bulduğun sert delillere göre hareket etmeliyiz. Ve sayende artık katilin akapunktur ile ilgilendiğini biliyoruz!
Ramirez: <İsim>, bu sefer vallahi de billahi de soruşturmadaki eksik parçayı buldum!
Grace: Yine ne var Ramirez? <İsim> ve benim meşgul olduğumuzu görmüyor musun?
Ramirez: Vallez malikhanesindeki temizlikçilerden birisi bu cüzdanı karakola bıraktı. Üzerindeki harflere bakın... A.P.... yani Abigail Price!
Grace: Ah! Pekala... kabul etmeliyim ki bu hakikaten de mükemmel bir ipucu, Ramirez!
Grace: <İsim>, bir zahmet çantanın içindekilere sen bakar mısın? Ben halen soruşturma alanından biraz acemiyim de... Tabii burada ustabaşı sensin <İsim>!

İncele: Kurbanın Cüzdanı.
Grace: Kurbanımızın cüzdanında ne buldun <İsim>? Hee, bu bir hastane randevusu kartı ve...
Grace: Eeee... kürtaj sonrası bakım kliniğine mi ait?!
Grace: Aman Allah'ım... demek Abigail gerçekten de hamileymiş... ama kısa bir süre önce kürtaj yaptırmış!
Grace: Ama... Bu nasıl olur?! Martha Price'ın kampanyası tamamen bekaret ve kürtajın yasaklanması üzerine kurulu!
Grace: Haklısın <İsim>, burnuma cidden çok pis kokular geliyor, ve bu kokunun kaynağını bulmamız şart!

3. Bölüm


Grace: <İsim>, buna inanmakta halen güçlük çekiyorum! Kurbanımız sırf hamile kalmakla kalmamış... birde üstüne üstlük kürtaj yaptırmış! Bu, bir genç kızın kaldırabileceğinden çok daha ağır bir şey!
Grace: Bir de Martha Price'ın kampanyası tamamen kürtaj karşıtlığı üzerine kurulu, halen nasıl olur da daha reşit bile olmayan kızının böyle bir şey...
Grace: Ah, her neyse... Umarım zavallı kızcağız bu zorlu süreci tek başına geçirmemiştir!
Grace: Doğru dedin, <İsim>. Bu, Abigail'in ölümünde ki eksik parça olabilir. Hadi Martha Price'ı bulalım ve bu sefer tüm gerçeği kendi ağzından dinleyelim.
Grace: İyi fikir. Eğer kurbanın cüzdanı buradan çıktıysa şayet, halen işe yarar bir şeyler bulabiliriz. İstersen süs havuzunun etrafına bir daha bakalım, ne dersin?

Martha'dan kızının kürtajı hakkında ne bildiğini öğren.
Grace: Şanlıymışız ki Martha Price'ın tam da akapunktur seansından döndüğü ana denk geldik. Anlaşıldığı üzere topukluların yarattığı sırt ağrıları yüzünden her gün akapunktur yaptırıyor!
Grace: Bizi ofisinde bekliyor, <İsim>. Haydi girelim!


Martha: Artık her şeyi biliyorsun <Rütbe> <İsim>. Kızımın sırrını senden saklayamayacağımı anlamalıydım. Lütfen daha fazla sorma. Lütfen...
Grace: Bayan Price, bunun sizin için ne kadar üzücü olduğunun farkındayız... Sadece kızınızı kaybetmekle kalmadınız, ayrıca kızınız, kısa bir süre önce oldukça zor bir dönemden geçmiş...
Martha: Zor mu?! İmkansızdı! O hamilelik... Abigail benden yardım istemeye gelmişti, ve ona verebildiğim tek tavsiye...
Martha: Başka ne yapabilirdim ki? Hem onun hayatı, birde üstüne benim kampanyam mahvolacaktı! Ya seçmenlerim bunu duysaydı? Ya Serena Johnson bunu duysaydı?!
Grace: Bayan Price, bunu söylüyor olamazsınız...
Martha: Şu anda gitmen iyi olur <Rütbe>. Eğer biraz daha bu konu hakkında konuşursak keçileri kaçırabilirlim. Bu da hiç hoş olmaz. Hoşçakalın.
(Martha ile konuştuktan sonra)
Grace: Bu... Bu neydi şimdi <İsim>?! Nasıl olur da Bayan Price, kariyerini kendi öz kızından önce görür?!?!
Grace: Tamam, tamam, öfkemin gözümü döndürmesine müsaade etmemeliyim.
Grace: Haklısın <İsim>, iyisi mi soruşturmanın bu kısmını Serena Johnson ile bitirmek... Kim bilir Price'ların sırlarını açığa dökmek için neler yapar.

Serena ile kurban hakkında konuş.
Serena: Halen o küçük o*spunun nasıl hamile kalmayı becerdiğini mi bulmaya çalışıyorsun <Rütbe> <İsim>? Pekala, bu konuda yapabileceğim bir şey yok...
Serena: ...Ama onun kirli sırrını gözler önüne sermek için sabırsızlanıyorum! Sonuçta öldükten sonra hepimizin sırları açığa çıkarmış.
Grace: Pekala, bunu yapamayacağınızı söylemek zorunda olduğum için "kusura bakmayın". Abigail Price, öldüğü sırada hamile değildi.
Serena: Aha! Demek ondan kurtuldu ha? Bu harika! Bu sayede Price'ların itibarı iyice ayaklar altına alınacak! Daha şimdiden haber başlıklarını görebiliyorum: Kürtaj karşıtı politikacının kızı-
Grace: YETER ARTIK Bayan Johnson!!! Bu şehirdeki gücünüzün farkındayım fakat bu saçmalıklarınıza daha fazla katlanamayacağım!!! Sanırsam size güle güle demenin vakti geldi de geçiyor bile!!!
(Serena ile konuştuktan sonra)
Grace: Aman Tanrım, çok üzgünüm <İsim>. Abigail'in öldüğü sırada hamile olmadığını söylememeliydim... Ama o kadına karşı fena halde öfkelenmiştim!
Grace: Tabii suratına bağırmam da yanlış bir hareketti... Umarım Amir King bunun yüzünden bizi tefeye koymaz!

İncele: Süs Havuzu
Grace: Dur bir saniye... Bu pembe ceket Sabrina'ya ait, yani kurbanımızın en iyi arkadaşına. Üzerinde onun adı yazılı!
Grace: İyi fikir, <İsim>... iyisi mi sen ceketin ceplerini karıştırırken ben de senin nasıl iş yaptığını izleyeyim!

İncele: Pembe Ceket
Grace: Genç kızlar ceketlerinin ceplerinde bu kadar makyaj malzemesi taşırlar mıymış yahu? Iı, o bulduğun şey de ne <İsim>? Parçalanmış bir fotoğrafa benziyor!
Grace: Bir kez daha sihirini konuşturma vakti <İsim>! Bakalım şu ğarçalanmış fotoğrafın bizden sakladığı şey ne!

İncele: Parçalanmış Fotoğraf.
Grace: Onardığın bu resim Sabrina'nın Veronica Johnson'dan... uyuşturucu aldığını mı gösteriyor?!
Grace: İyi de neden herkesin içinden Veronica Johnson uyuşturucu tacirciliği yapsın ki? Zaten ailesi o kadar zengin ki, paraya bile ihtiyaç duymuyordur!
Grace: Bir de Sabrina gibi tatlı bir kızı uyuşturucu kullanmaya iten şey ne olabilir ki? Zaten oldukça paniklemiş gibi de duruyor...
Grace: Ah, iyi yakaladın <İsim>! Fotoğrafın arka planında ki Abigail! Yani bu olaydan haberi vardı...
Grace: Tanrım... İki kızla da bir an önce konuşmamız lazım! İstersen önce Sabrina'dan başlayalım, he <İsim>?

Sabrina'ya hapları sor.
Sabrina: Lütfen, Allah rızası için haplardan kimseye bahsetmeyin! Bugüne kadar çalışarak elde ettiğim her şeyi kaybederim yoksa!
Sabrina: Herkes hayatımızı kolay sanıyor, ama kimse üzerimizdeki baskının farkında bile değil! Ailem, eğer Harvard'ı kazanamazsam, beni evlatlıktan reddedeceklerini söylediler! Daha çok çalışmak için hapa ihtiyacım vardı!
Sabrina: Bunun üzerimde neler yaratacağını düşündünüz mü hiç? Ben fakir olmak için yetiştirilmedim! Kendi özel akapunkturcum ile büyüdüm! Gerçek hayata henüz hazır değilim!
Grace: Peki Abigail, hap aldığını öğrenince ne dedi? Fotoğrafta bağağı bir şoka uğramış gibi duruyor.
Sabrina: Dehşete düşmüştü tabii. Onu dinleyip o Veronica denen kızdan uzak durmalıydım! Ah, keşke onu dinleseydim!
Sabrina: Lütfen, lütfen <Rütbe> <İsim>, bundan kimseye bahsetme. İki hafta içinde sınavlarım var, ondan sonra en sevdiğim Kimmy Poo topuklularımın üstüne yemin ederim ki sonsuza kadar bırakacağım!
(Sabrina ile konuştuktan sonra)
Grace: Sabrina adına üzülüyorum <İsim>. Ailesi tarafından reddedileceği düşüncesi kızcağız için korkunç olmalı.
Grace: Bakalım Veronica, diğer gençlere hap satmak konusunda ne itirafta bulunacak! Gidip onunla konuşalım <İsim>!

Veronica'yı Sabrina'ya hap satması hakkında sorgula.
Veronica: Haha, sattığım haplar uyuşturucu değil bir kere! Sadece kafein ve talk karışımı!
Veronica: Ancak Sabrina gibi çakma iyilik perileri bunların gerçek uyuşturucu olduğuna inanırlar zaten! Ama çok umutsuzdu, zavallı şey... Ha!
Grace: Bence bu hiçte üzerine kına yakılacak bir şey değil, küçük hanım.
Veronica: O bunu hak etmişti! Kendini benden üstün sanan o iki yüzlü iyilik meleklerinden gına gelmişti artık! Buralarda ki tek dürüst kız benim ve karşılığında aldığım şey ne?! Anca afra-tafra!
Veronica: Fakat son gülen iyi gülermiş. Bir tanesi kafayı sıyırmak üzere, diğeri de yanık gevreğe döndü!
Veronica: Şimdi gidebilir miyim acaba? Akapunktur seansımı kaçırmak üzereyim de. Üzerimde yarattığınız stres sayesinde artık buna fazlasıyla ihtiyacım var!
Grace: Ah, demek akapunktur hayranısın.
Veronice: Sizi ilgilendirmez, ama evet. Sevgili büyükanneciğim beni buna soktu. Giydiği topuklular yüzünden sırt ağrıları çekiyor. Şimdi gidebilir miyim?
(Veronica ile konuştuktan sonra)
Grace: Biliyor musun, bence buralarda en çok yardıma ve ilgiye ihtiyacı olan biri varsa, o da Veronica. yani, hiç kimse sebepsiz yere bu kadar taş kalpli olamaz...
Grace: Ama en azından, o sahte haplar sayesinde hem Sabrina'nın, hem de Veronica'nın talk ile temas ettiklerini biliyoruz. Ben senin için not edeyim <İsim>!

Daha sonra karakolda...
Grace: Pekala, şimdi bir özet geçelim: Katilimizin topuklu ayakkabı giydiğini, talk pudrası kullandığını ve akapunktur ile ilgilendiğini biliyoruz... Yani çoğu şüphelimiz böyle!
Grace: Esas katili yakalamamız için halen daha fazla delile ihtiyacımız var. Peki şimdi ne yapmamız gerek, <İsim>?
Grace: Tabii ya, harika fikir! İyisi mi cinayet mahalline son bir kez uğrayıp gerçek soruşturma yeteneklerini sergilemek!

İncele: Zen Köşesi.
Grace: Pekala, işimize yarayacağını düşündüğün bir şey bulabildin mi <İsim>? Bir çöp kovası, bir de saç tokası mı?
Grace: Pekala, tokayı incelemek kolay olur kanımca... Çöp kovası içinde kollarımızı sıvayıp içine dalma vakti! Önden buyur <İsim>!

İncele: Saç Tokası.
Grace: Saç tokasında saç taneleri mi buldun? Bunların hepsini çıkartabilmene şaşırdım doğrusu. Hepsi de çok ufaklar!
Grace: Doğru, iyisi mi bu saç tanelerini Nathan'a gönderip bir şeyler bulup bulamayacağını öğrenmek.

Analiz et: Saç Taneleri.
Nathan: <İsim>, vallaha bu sefer kendini aştın! Tokada bulduğun saç taneleri, Abigail'in katiline ait!
Nathan: Bundan nasıl mı bu kadar eminim? Bu saçlar kesilmemiş, bir lazer tarafından kesilmiş!
Grace: Yani cinayet silahıyla mı kesilmiş?!
Nathan: Evet! Ve saç parçacıklarının bu kadar küçük olmasına rağmen, katilin yaşını bulmayı başardım!
Nathan: <İsim>, katil 25 yaşın altında biri! Saçlar asla yalan söylemez!

İncele: Çöp Kovası.
Grace: Bu, tahmin ettiğim şey mi <İsim>? Bu tüy dökücü lazer tabancası kayıp cinayet silahımız olabilir!
Grace: Katili bunu burada, tam da burnumuzun dibine bırakıp gitmiş olmasına inanamıyorum! Allah'tan o çöp kovasına bakmayı akıl ettin!
Grace: Dua edelimde tabancanın yüzeyi, çöpün içinde bozulmuş olmasın. Üzerinden işimize yarayacak bir kaç örnek toplayabilir misin?

İncele: Tüy Dökücü Lazer Tabancası.
Grace: Harika, o lazer tabancasının üstünden mavi toz çıkarmayı başardın!
Grace: Nathan'a bunu benim kimyasal ayırıcı makinemde incelemesini söyleyeceğim <İsim>, bu sayede bunun ne olduğunu bulabiliriz!

Analiz et: Mavi Toz
Nathan: Helal olsun sana <İsim>! Cinayet silahını bulacağından adım gibi emindim!
Nathan: Abigail'i yakmak için bu tüy dökücü tabancadaki lazerin kullanıldığını doğrulayabilirim!
Nathan: Cinayet silahında bulunan toza gelince, bir mavi göz kalemi markası ile eşleşiyor!
Nathan: Abigail'in katilinin göz kaleminden düşen tozlar, lazer tabancasına gelmiş olmalı!
Grace: Ama <İsim> ile silahı bulacağımızı düşünememiş! Bunu da not alalım: Katil, mavi göz kalemi kullanıyor!


Grace: Bu vakada senin üstün soruşturma zekan ile birlikte çalışmak büyük bir onurdu <İsim>.
Grace: Tabii yine seninle birlikte bu taş kalpli katili tutuklamakta ayrı bir onur olacak. Haydi gidelim!

Katili Tutukla.
Grace: Sabrina Kingston, Abigail Price'ı öldürmekten tutuklusun. Söyleyeceğin her şey-
Sabrina: Ah hayır! Lütfen! Beni tutuklamayın! O ben değildim... bana bunu o haplar yaptırdı! Ne yaptığımın bile farkında değildim!
Grace: Sabrina, sen aslında hiç uyuşturucu kullanmıyordun. Veronica'nın sana sattığı haplar aslında kafein ve talk karışımıydı... Anlayacağın, çakmaydı!
Sabrina: Çakma mı? O zaman... AMAN ALLAH'IM! N'APTIM BEN?! Ah, Abigail... B-b-ben... Hayır! Olamaz!
Sabrina: Abigail'den bana idrar örneği vermesini istemiştim... Bütün üst sınıf üniversiteler uyuşturucu testi yapıyorlar ve ben kendimin kinin pozitif çıkacağından korkuyordum!
Sabrina: Ama Abigail bana yardım etmeyi reddetti! Çok öfkelenmiştim... Özelliklede GERÇEKTEN de büyük olan sırrını sakladığım için!
Sabrina: Yüz terapisi sırasında odaya gizlice girdim... Eğer ona doğru lazer tabancasını doğrultursam, onu korkutup idrar örneği vermesini sağlayabilirdim diye düşündüm... Ama sonra... sonra film koptu işte!
Sabrina: Kendi en iyi arkadaşımı öldürdüğüme inanamıyorum! Ben çok, çok kötü birisiyim! Abigail, lütfen beni affet, sana yalvarıyorum!
Grace: <İsim>, sanırsam Sabrina'dan duyacağımızı duyduk. Mahkemeden önce toparlanmaya ihtiyacı var.


Yargıç Hall: Sabrina Kingston, buraya birinci derece cinayet suçunda çıkartıldın. Savunmanı nasıl yapacaksın?
Sabrina: Savunacak bir şeyim yok sayın Yargıç. Böyle bir şeyi yapabileceğim aklımın ucundan geçmezdi... Abigail benim en yakın dostumdu!
Hall: Tabii onu pişirene kadar, değil mi?
Sabrina: E...Evet, sayın Yargıç.
Hall: Pekala, Sabrina. Sanırsam hapiste geçirdiğin süre sana hayata bakış açını ve önceliklerini belirleme konusunda yardımcı olacaktır. Hiçbir şey bir arkadaşlığı öldürmeye değmez.
Hall: Sabrina Kingston, seni 10 yıl içinde şartlı tahliye edilme olasılığı ile 20 yıl hapis cezasına çarptırıyorum.


Grace: Bu vaka cidden çok yürek dağlayıcıydı <İsim>. Ölen bir arkadaşlık ve mahvolan iki hayat.
Grace: Evet, Sabrina, bırak alıştığı zengin hayatına geri dönmeyi, bu yaptığını bile kolay kolay unutamayacak.

Ek Soruşturma


Samuel King: <Rütbe> <İsim>, bu vakada çok iyi iş çıkardın. Bazı zorlu durumların üstesinden nasıl geldiğini gördüğümde çok memnun oldum.
Samuel King: Tabii Grace için durum öyle değil. Serena Johnson, Bayan Delaney'in ona karşı davranışı konusunda şikayet etmek için beni aradı.
Samuel King: Serena, acil bir durum için yardıma ihtiyacı olduğunu da bildirdi. Sana ben eşlik edeceğim. Johnson ailesini üzmek, Emniyet Müdürlüğü açısından iyi olmaz.
(Şef King ile konuştuktan sonra)
Grace: Pekala <İsim>, nasıl geçti? Amir, benim hakkımda bir şeyler söyledi mi?
Grace: Söylemedi mi? Ah, şimdi rahatladım! Hey, işin yoksa gidip Martha'ya bir bakalım mı?
Grace: Kızının ölümünden etkilenmemiş oluşuna halen inanamıyorum. Bunun üstesinden gelebildiğinden emin olmak istiyorum. Çaresiz bir anne kimbilir neler yapar?
Charlene Cody: <Rütbe> <İsim>! Yardımına ihtiyacım var!!
Grace: Vay canına! Yüzüne ne oldu Charlene?!
Charlene Cody: Ben de bilmiyorum! Birdenbire yüzüm bu hale geldi!
Grace: Pekala, sakin ol ve güzellik salonuna geri dön, Charlene. <Rütbe> <İsim>, en kısa sürede sana yardım etmeye çalışacak.

Martha Price'ın iyi olup olmadığına bak.
Martha: Ah, tekrar merhaba <Rütbe> <İsim>. Bak, ben ve ailem için yaptıklarından dolayı müteşekkirim, ama sana ayırabilecek vaktim yok şu an.
Martha: Nereye koymuş olabilirim? Buralarda olmalı! Eminim partide kaybetmişimdir... Ne kadar da aptalım...
Grace: Sorun ne, Bayan Price? Bir şey mi kaybettiniz?
Martha: Ben... Cüzdanlarımdan birini kaybettim. Her yere baktım! Kaybetmiş olamam! İçinde... içinde önemli belgeler vardı.
Grace: Sizin için değerliyse yardımcı olabiliriz, değil mi <Rütbe> <İsim>? Hadi gidip Lola'nın köşküne bir bakalım!

İncele: Köşk Bahçesi
Grace: "Oylar Mavi'ye" rozeti mi? Pekala <İsim>, sanırım bulduğun cüzdanın Martha Price'a ait olduğuna şüphe yok!
Grace: İçine bir baksak iyi olur. Serena Johnson da partideymiş ve rakibinin cüzdanına ne bırakmıştır kimbilir?

İncele: Cüzdan
Grace: <İsim>, cüzdanını Martha'ya geri verebilir miyiz? Ah, bulduğun bu resim de neyin nesi?
Grace: Aaa, bu resim çok tatlı! Bu Abigail'in küçüklüğü olmalı! Martha ne kadar da tasasız görünüyor!
Grace: Sanırım Martha o kadar da taş kalpli değilmiş. Bence cüzdanını, bu fotoğraf için bu kadar önemsiyordur. Kızının hatırası için yani.
Grace: Galiba onu yanlış değerlendirmişim, <İsim>. Gidip ona cüzdanını ve resmini geri verelim.

Fotoğrafı Martha Price'a geri ver.
Grace: Bayan Price, <Rütbe> <İsim> cüzdanınızı buldu ve...
Martha: Bir bakayım! Bakayım eksik bir şey var mı!
Martha: Tanrıya şükür, işte burada!
Martha: Abigail... Tatlım... İşime o kadar odaklanmıştım ki...
Grace: Ah, Bayan Price...
Martha: Ah! Tamam... Bir şey yok. Cüzdanımı bulduğun için sana çok minnettarım <Rütbe> <İsim>. İşte Grimsborough Emniyet Müdürlüğü'nden sana bir hediye.

Charlene Cody'nin derdini öğren.
Charlene: İyi ki geldin <Rütbe> <İsim>! Galiba makyaj malzemelerimin bazıları, bir tür alerjiye sebep oldu. Ama hangileri olduğunu bilmiyorum!
Charlene: O makyaj malzemelerini, müşterilerimden biri için kullanırsam ne olur? Bunu düşünebiliyor musunuz?! Buraya gelen çok önemli insanlar var!
Grace: Ha... Evet, bu çok büyük sorunlar yaratabilir tabii!
Grace: <Rütbe> <İsim>, Charlene'in alerjisinin sebebini bulabilirsek çok iyi olur bence. Bir skandal doğsun istemeyiz.
Grace: Charlene, bu alerjiden önce ne yapıyordun?
Charlene: Bu bakım odasındaydım ve yeni ürünleri deniyordum! Bu lekelere sebep olan şeyin, burada bir yerde olduğundan eminim!

İncele: Bakım Odası
Grace: Hmm, haklısın <İsim>, üzerinde açık bir etiket bulunmayan tek şey, bu kozmetik şişesi.
Grace: Yazının bazı kısımları silinmiş... Ama eminim ki eksik harfleri şıp diye bulursun!

İncele: Losyon Şişesi
Grace: Tebrikler <İsim>; artık bu kozmetik şişesinde ne yazdığını okuyabiliriz...
Grace: "Nuoc Mam Terbiye Sosu" mu?! Charlene, cilt losyonuyla lezzet sosunu nasıl karıştırmış olabilir?! Kokusu bile bunu anlamasına yeterdi!
Grace: Haklısın, <İsim>, Charlene'i müşterilerinin güvenliği konusunda rahatlatsak iyi olur... Ayrıca kozmetik ürünleriyle yiyecekleri karıştırmaması konusunda da onu uyarmalıyız!

Charlene Cody ile losyon hakkında konuş.
Grace: Charlene, <Rütbe> <İsim> o lekelerin sebebini buldu. Bugün bu şişeyi kullandın mı?
Charlene: Evet. Yeni kozmetik ürünlerinin arasındaydı. Etiket okunmuyordu, ama vücut losyonu olduğunu düşündüm.
Grace: Pekala... Bu sos, nuoc mam lezzet sosuymuş, Charlene!
Charlene: Nuoc mam mı? Ne?! Aman tanrım! Şimdi hatırladım, öğlen yemeğinde Çin yemeği yemiştim...
Grace: Kokusundan da mı anlamadın?!
Charlene: Şey, losyonlar bazen çok garip kokar, bu yüzden de... Ah, kendimi aptal gibi hissediyorum! <Rütbe> <İsim>, teşekkür mahiyetinde sana yüz bakımı yapmak istiyorum!

Serena Johnson'a yardım et.
Samuel King: Serena, seni yeniden görmek çok güzel. Sana nasıl yardımcı olabiliriz Eminim Howard yine yaramazlık yapmıştır...
Serena: Pek değil aslında. Kırmızı Parti'nin sıradaki mitingi için çıkardığım yeni tarifle ilgili. Adını "Johnson Spesiyali" koydum!
Serena: Sorun şu ki, marinadan aldığım karidesleri kullandım ve onları satan köylülere pek güvenmiyorum.
Samuel: Hmm... Üzgünüm Serena ama <Rütbe> <İsim> ile böyle bir konuda sana nasıl yardım edebileceğimizi bilemiyorum.
Serena: Howard, dün karidesi yedikten sonra rahatsızlandı! Ya seçmenlerimizin de midesi bulanırsa?! Böyle bir riski göze alamam!
Samuel: Ah! Tabii, bir hijyen tehdidi oluşturuyor... Hadi şu "Johnson Spesiyali"ne bir bakalım <Rütbe> <İsim>.

İncele: Kaldırım Samuel: Ah, bu Serena'nın yemeği olmalı! Kokusu oldukça tuhaf gibi, sence de öyle değil mi? Samuel: Sana güveniyorum <İsim>, bu yemeği önce sen test etsen daha iyi olur.

İncele: Johnson Spesiyali
Samuel: Evet <Rütbe> <İsim>! Hadi, bu örneği Bay Pandit'e gönderip Serena'nın tarifindeki sorunu öğrenelim!

Analiz et: Sos Damlaları
Nathan: Umarım o karideslerden başka yememişsindir <İsim>! Yoksa yarın feci bir karın ağrısı çekeceksin!
Nathan: Bana verdiğin örnekte maya ve bakteri izleri görünüyor. Bu yemek, çürümekte olan malzemelerle yapılmış!
Samuel: Tanrım! Karidesler bozuk muymuş yani?
Nathan: Hmm, hayır. Çürüyen şey, sos için kullanılan sebzelermiş. Karideslerde bir şey yok.
Samuel: Anlıyorum... <İsim>, hadi Serena Johnson ile şu özel tarifi hakkında bir konuşalım.

Serena Johnson'a tarifini sor.
Serena: Nihayet dönebildiniz! Ve yüzünüzden anladığım kadarıyla, o şerefsizler bana bozuk karides satmış. Biliyordum!
Samuel: Balıkçıların bunda hiçbir kabahati yok. Oğlunuzun hastalığının sebebi, sosunuzmuş!
Serena: Ne? Sosum mu! Ben... Eh... O zaman bunun sorumlusu, bana o çürük sebzeleri satan pazarcılar! Bunun bedelini ödeyecekler!
Samuel: Bunun yerine kullandığın yiyeceklere dikkat etmeyi deneyebilirsin, Serena. Polis kaynaklarını böyle sebepler için kullanmak...
Serena: Vaktinizi boşa harcadığımı mı ima ediyorsun Samuel? Johnson ailesinin, bu kasaba için, sizin için yaptığı her şeyi size hatırlata--
Samuel: Bir hijyen felaketi önlenmiş oldu tabii, ve bu da <Rütbe> <İsim> ile bu konuya el atmamızın doğru olduğunu gösteriyor. Umarım oğlunuz yakında iyileşir.
Serena: Ah, merak etmeyin. Biz Johnson'lar kolay kolay yorulmayız!
Serena: <Rütbe> <İsim>, yardımların için teşekkür ederim. Sana, özel hamburgerlerimden birini yapmak istiyorum. Ve için rahat olsun, bu sefer mikropsuz olacak!

Also on Fandom

Random Wiki