Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Açık Yaralar/Diyaloglar

< Açık Yaralar

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comment1 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Açıkyaralar.png

Caz Şehrinde bir yerde...
Frank Knight: Selam <İsim>, kusura bakma. Biraz viski almak aklıma gelmişti fakat arabaya benzin almak tamamen aklımdan çıkmış.
Frank: Evet, viski içmeyi biraz kesmem lazım yoksa midem bana karşı isyan bayrağını çekecek.
Birlik Subayı: Toparlanın! Tepeye doğru! Zafer Birliğin! Zafer Birliğin!
Birlik Subayı: Ben, yani Albay Dexter Blade, 1863 yılının bugünü, Konfederasyonu bozguna uğratıp Pasifik Koyu'nu alacağım!
Frank: Albay Dexter Blade mi? Birlik mi? Konfederasyon mu? Olamaz <İsim>. Sanırsam zamanda yolculuk edip Amerikan İç Savaşına geldik!
Frank: Ah, elbette <İsim>. İnsanlar zamanda yolculuk edemezler, yani bu çok saçma. Bu bir tarihi canlandırma gösterisi olmalı!
Frank: Te Allah'ım, insanların neden böyle giyinip tarihi savaşları canlandırmak istediklerini hiç anlamış değilim!
Birlik Subayı: Geldiğiniz için çok teşekkür ederim! Adım Joe Stanford ve Albay Dexter Blade rolünü canlandıracağım! Bugün büyük gün, yani Albay'ın zafere eriştiği gün!
Birlik Subayı: Bugün Albay askerlerine aynen şöyle dedi: "Ben, yani Albay Dexter Blade, Birliği zafere taşıyacağım! Eğer başaramazsam Tanrı beni çarpsın!"
Birlik Subayı: *BOOOOM!*
Frank: N'oluyo lan...!
Frank: O-oo. Ya harikulade özel efektler kullanıyorlar, ya da... Katılıyorum <İsim>, savaş meydanını arayıp verilen hasarı yoklasak iyi olur!

1. Bölüm

İncele: Canlandırma Savaş Meydanı.
Frank Knight: Vay babalara gelesice! Joe Stanford denen adam bildiğin havaya uçtu! Bunun senaryoda olduğunu hiç sanmıyorum!
Frank: Haklısın, cesedi bir an önce otopsiye yollamalıyız. İnşallah Roxie yapboz oyunlarını seviyordur!
Frank: Başka ne topladın? Paramparça bir mendil mi? Eğer bunun cinayetle alakası olduğunu düşünüyorsan, bunu onarıp neyin nesi olduğunu öğrenebiliriz.
Frank: İşte kurbanı parçalara ayıran gülle bu! Üzerinde bir şeyler yazıyor, sanırsam birisi bir mesaj göndermek istemiş.
Frank: Pekala, o zaman bunun bir kaza olduğu ihtimalini direkt olarak eleyebiliriz! Cinayet silahını buldun <İsim>!
Frank: Anlaşılmıştır <İsim>. Elimizdeki işin altın kuralı: Mesajı açığa çıkar! Ben adli tozu getiriyorum!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Arkadaşlar, bir daha ki sefere bana ceset getirirken lütfen tek parça olmasına özen gösterin! Üç saattir bu zavallıyı dikmeye uğraşıyorum!
Frank: Zavallı Roxie, mesaiye mi kaldın sen? Merak etme, bu vaka sona erdiğine birlikte içki içmeye gideriz. İlk bardaklar benden!
Roxie: Anlaştık Frank! Neyse, Joe Stanford, Caz Şehri'nin yerlilerinden biri ve görünüşe bakılırsa Birlik Ordusu üniformasından başka bir şey giymezmiş.
Roxie: Ölüm nedeni bariz, gözlerinizle gördünüz. Savaş topu zavallı adamı kaza testi mankeni gibi paramparça etmiş!
Roxie: İçkiden söz açılmışken, kurbanın yaraları üzerinde yüksek miktarda nane kokteyli artığı buldum! Sanki katil, savaş topunu kokteyle vaftiz etmiş!
Frank: Bu kokteyllerden uzun zamandır içmemiştim! Haklısın <İsim>, en azından artık katilin nane kokteyli içtiğini biliyoruz!
Roxie: Dur! Bir de şunu buldum: Kurbanın derisine gömülmüş halde tahta kıymıklar vardı. İlgini çeker diye düşündüm <İsim>.
Frank: Teşekkürler Roxie. <İsim> senden aldığı her şeyi yeni bir ipucuna dönüştürecek, biliyorsun!

İncele: Tahta Döküntüler.
Frank: İyi işti <İsim>. Roxie'nin Joe Stanford'ın cesedine gömülmüş olarak bulduğu bu metal parçalar meğersem eski bir pusulaya aitmiş!
Frank: Üzerinde bir not yazıyor: "En büyük hayranın, Wayne Billings". Bu Wayne denen herif Joe'ya bu pusulayı hediye etmiş olmalı.
Frank: Anlaşıldı <İsim>. Hadi gidip şu Wayne Billings'i bulalım!

Wayne Billings'e kurbana verdiği pusulayı sor.
Wayne Billings: Cidden çok kötü haberler bunlar. Joe Stanford öldü mü? Peki şimdi canlandırma gösterisinin başına kim geçecek? Harika bir gösteriydi!
Wayne: Canlandırma gösterisi, hem keyifle izleyip hem de İç Savaş Tarihini öğrenmenin en iyi yoluydu! Çok gerçekçiydi!
Wayne: Bende bu yüzden Joe'ya bu denli hayranlık duyuyordum. Onun uğraşları sayesinde artık çocuklar Albay Dexter Blade'in Pasifik Koyu için neler yaptığını biliyorlar! O yaşamış en cesur insandı!
Frank: Madem Joe bu kadar kahramandı, peki neden birisi onu öldürmek istedi?
Wayne: Her ne kadar eski bir tarihte olmuş olsa da, İç Savaş meselesi günümüzde bile gerilimin artmasına neden olan bir konu.
Wayne: Joe gibi insanlar bizim tarihi anlamamızı sağlıyorlardı, fakat bizim tarihe bakış açımız herkesin hoşuna gitmeyebilir. Bu da gelecek için hiç iyi bir durum değil...

İncele: Paramparça Mendil.
Frank: Hiç fena değil <İsim>. Bu onarmış olduğun mendil Cannonball Barından geliyormuş. Üzerinde nir adet not yazıyor: "Bir sonraki Canlandırma buluşması akşam saat 9'da."
Frank: Demek İç Savaş oyuncuları barda buluşuyorlarmış. O zaman kurbanımızın da oraya gitmiş olması lazım! Bara mı gidiyoruz? Her türlü varım!

İncele: Bar Girişi.
Frank: Bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Arama işini sana bıraktığım için kusura bakma. Bardaki bedava içki saati bitmek üzereydi, o yüzden bir iki şişe indirmek zorunda kaldım!
Frank: Evet, az içmem gerektiğinin farkındayım, fakat sen ipucu yakalama konusunda bu kadar iyiyken kendimi bir türlü alıkoyamıyorum! Ne güzel bir pano bulmuşsun öyle!
Frank: "Canlandırma Yasaklansın" mı? Anlaşılan birisi davadan pekte hoşnut değil! Ne yazık ki mesajın geri kalanı solmuş. Bunu kurtarabilir misin?
Frank: Bir adet kilitli telefon mu buldun? Bunlardan nefret ediyorum işte. Eğer açmaya bu kadar meraklıysan, bu konuda tek başınasın <İsim>!

İncele: Silinmiş Pano.
Frank: İyi iş çıkardın <İsim>! "Canlandırma Yasaklansın" yazısının altına bir adet logo çizilmiş! Bakalım mesajı yazan kimmiş...
Frank: Ah, logonun üzerinde "Barış Tarihi" yazıyor. Haklısın, kulağa bir kurul adıymış gibi geliyor... Canlandırmaya karşı çıkan bir kurul...
Frank: Evet, seni gayet net duydum. Bunu Hannah'ya gönderiyorum, belki bizim için daha fazla bilgi toplayabilir!

Analiz et: Kurul Logosu.
Hannah Choi: Bana göndermiş olduğun ilan levhasını inceledim <İsim>. Frank ile senin savaş karşıtı birer aktivist olduğunuzu bilmiyordum!
Frank: Aman ne komik. Mal mal şakaları kenara bıraksan da işe koyulsan nasıl olur, ha?
Hannah: Tamam, tamam. Levhada yazan "Barışın Tarihi" yazısının ne anlama geldiğini öğrendim. Bu bölgedeki okulda öğretmenlik yapan Harriet Davis'in yürüttüğü savaş karşıtı bir program.
Frank: Anlaşıldı <İsim>. Belli ki bu Harriet Davis'in, kurban ve onun canlandırması ile ilgili bir alıp veremediği varmış. Hadi gidip onu bulalım!

Harriet Davis'i savaş karşıtı kampanyası hakkında sorgula.
Frank: Merhabalar Bayan Davis, Joe Stanford'ın ölümünden haberdar olduğunuzu düşünüyorum? Kendisi İç Savaş Canlandırma Kulübünün başkanıydı.
Frank: Ayrıca <Rütbe> <İsim>'in Cannonball Barının dışında bulmuş olduğu ilan levhasına bakacak olursak ta, canlandırmaya karşı savaş açmışsınız!
Harriet Davis: Savaş mı? Ben üniversiteden beridir savaşın yüceltilmesine karşı mücadele veriyorum! Bu ülke, sürekli olarak savaş ve şiddet kültürü ile uyutuldu, artık bazı şeylerin değilmesi gerekiyor!
Harriet: Sizce de Joe Stanford'ın ölmüş olması savaşın tehlikeli olduğunu kanıtlamıyor mu? Savaşçılık oynamak istiyordu, bakın başına ne geldi!
Harriet: Neyse, inşallah bir hiç uğruna ölmemiştir. Belki insanlar, sonunda bu tarz kutlamaların yapılmaması gerektiğini kavrarlar.

İncele: Kilitli Telefon.
Frank: İyi işti <İsim>! Bu telefonun da kilidini kırdığına göre, bunu adli cep telefonları koleksiyonumuza ekleyebiliriz!
Gwen Stanford: Hey siz! Derhal telefonumu geri verin! Onun sizde ne işi var?!
Frank: Hey, sakin ol bakalım. Sen kimsin bir kere, evlat?
Gwen: Ben Gwen Stanford. Ve bu da benim telefonum! Babam bunu elimden almıştı. Sırf canlandırma denen şeyde Albay Blade'i canlandırdığı için kendisini buraların efendisi sanıyor. Rezil ötesi.
Frank: Bir saniye evlat. Senin baban Joe Stanford mı?! Aaa... Otursan iyi olur. <Rütbe> <İsim>'in kötü haberleri var.

Gwen Stanford'a babasının öldüğü haberini ver.
Gwen Stanford: Babacığım! Babam öldü! Allah'ım, bunlar neden benim başıma geldi? Şimdi ne yapacağım <Rütbe> <İsim>?
Frank: Aaa... Her şey düzelecek evlat. Bir polisin böyle bir durumda söyleyebileceği tek şey bu, öyle değil mi <İsim>?
Gwen: Onunla en son ettiğim kavganın telefonum yüzünden olduğuna inanamıyorum. Bunun hep bir anakronizm mi her neyse işte, ondan olduğunu söylerdi. Kendisini geçmişe çok fazla kaptırmıştı zaten.
Gwen: Telefonumun benim için ne denli değerli olduğunun farkındaydı. Neden onu benden almak istedi ki? Eğer Friendnet'i mi iki günde bir güncellemezsem ölürüm, anladınız?
Gwen: İşin aslı şu ki babam, İç Savaş dönemini ve şu canlandırmayı benden daha çok seviyordu!

İncele: Gülle.
Frank: Fena değil <İsim>. Cinayet silahının üzerindeki mesajı tekrardan belirgin hale getirdin! Katil ne yazmış peki?
Frank: "Yavaş yürürüm, ama asla geri adım atmam." Güzel bir özlü söz tamam da, bunun cinayetle ne alakası olabilir ki?
Frank: Anladım <İsim>. İyisi mi şu mesajı Hannah'ya gönderelim. O kızın her şeye verecek cevabı var.

Analiz et: Gülle Mesajı.
Hannah: Cinayet silahının üzerinde bulduğun alıntı bana tanıdık geldi <İsim>. bunun Battlestar Wars'un 2. Sezon 9. Bölümüne ait olduğunu sandım, ama aslında...
Hannah: Abraham Lincoln'e aitmiş! "Belki yavaş yürürüm ama asla geriye yürümem." Başkan Abe tam bir kelime cambazıymış!
Frank: Haklısın! Tabii ya, Lincoln! Nasıl unuttuysam! Dedem ne zaman İç Savaştan bahsetse ikide bir bu sözü söylerdi.
Hannah: Bu mesajı savaş topunun üzerine kazıyan kişi de belli ki Abraham Lincoln'ün yazılarına aşinaymış!
Frank: Tarih dersi için teşekkürler Hannah! <İsim>, artık katilin Abraham Lincoln okuduğunu biliyoruz!

Daha sonra savaş meydanında...
Frank: Pekala <İsim>. Şimdiye kadar Joe Stanford cinayeti hakkında ne öğrendik? Tabii tam da burada, yani savaş meydanında yaşanmış olduğunu var saymazsak...
Frank: Anlaşılan Wayne Billings, kurbanı gerçekten de özleyecek. Gerçek bir hayranmış, hatta Joe'ya model bir pusula bile vermiş!
Frank: Fakat yerel okul öğretmeni Harriet Davis, savaş ile alakalı olan her şeyden iğreniyor. Hatta canlandırmaya karşı kampanya bile düzenlemiş. Sonuçta herkesin bir uğraşa ihtiyacı var, değil mi?
Frank: Tabii kurbanın kızı olan Gwen Stanford'ı da unutmayalım. Görünen o ki kız, geçmişe babası kadar düşkün değilmiş!
Frank: Aaa... Sende bir ses duydun mu <İsim>? Sanki hafif bir vızıltı sesi...
*BOOM!*

2. Bölüm


Frank Knight: Haydi toparlanalım <İsim>. Joe Stanford, savaş meydanında, bir İç Savaş muharebesini canlandırdığı sırada öldürüldü.
Frank: Ayriyetten... Bir saniye, ŞU sesi sende duyuyor musun <İsim>? Sanki hafif bir vızıltı sesi...
*BOOM*
Frank: Siper al <İsim>! Birileri bize topla ateş ediyor!
Frank: Doğru, gülle tam da şu tepedeki malikhaneden geldi. Bakalım bize ateş açan şahıs kimmiş. Arkandayım!

-Tepede...-
Frank: Off, tepede amma yüksekmiş ha! Dur biraz soluklanayım <İsim>...
Veronica Blade: Çekilin! İkinci salvoyu göndermek üzereyim! Ben, yani Veronica Blade, atamın şerefi-
Frank: Hey, çılgın ve güzel bayan! Bugün artık kimse top atmıyor! Az kalsın <Rütbe> <İsim> sizin yüzünüzden vuruluyordu!
Veronica: Ah! Şey, seni hedef almamıştım <Rütbe> <İsim>. Ben, atamın ve Konfederasyona karşı kazanmış olduğu zaferin anısına her sene top atışı yaparım!
Frank: Atanız... Bir saniye, adınızın Veronica Blade olduğunu mu söylediniz? Haklısın <İsim>! Bu, kurbanımızın canlandırdığı İç Savaş subayının adı, yani Albay Blade'in!
Frank: Sizinle konuşmamız gerek, hanımefendi. Atanızı canlandıran adam bir kaç saat önce bir top güllesi tarafından vuruldu... Ve biz tesadüflere inanmayız.
Frank: Pekala, <Rütbe> <İsim> bir yerde haklı. Aynı zamanda mülkünüze de bir göz atmamız gerekecek.

Veronica Blade ile soruşturma ile olan bağlantısı hakkında konuş.
Frank: Bayan Blade, eğer topunuz ile olan münasebetiniz bittiyse, sizinle atanız Albay Dexter Blade'in canlandıran Joe Stanford'ın ölümü hakkında konuşmamız gerekiyor.
Veronica Blade: Ben evli değilim. Beni nikah masasına oturtacak beyefendiyi henüz bulamadım... yani şimdilik.
Veronica: Ayrıca siz ne cürretle buraya gelip bana o Joe Stanford denen muşmula suratlı üçkağıtçıdan bahsedersiniz?!
Veronica: Caz Şehrindeki bütün topraklara sahip olabilirim, fakat aile onurum yoksa hiçbir şeyim yok demektir. Ve o canlandırma gösterisi bütün onurumu ayaklar altına aldı.
Veronica: Gündelik kahvaltım olarak bir duble nane kokteyli içtiğim sırada Joe Stanford'ın atamı taklit ettiğini gördüm. Ve az kalsın bayılıyordum!
Veronica: Stanford benim atamı oynamaya layık değildi, hatta bırakın atamı, bir köleyi oynamaya bile layık değildi... hıyar ağası.
(Veronica ile konuştuktan sonra)
Frank: Aman Allah'ım <İsim>, bu Veronica başka bir şey! Ateşli, güzel, top atıyor: hayallerimin kadını resmen!
Frank: Iıı, elbette <İsim>. Şüpheliler arasında asla ayrım yapmam! Hadi gidelim!

İncele: Blade Ailesinin Konutu.
Frank: Hadi ama <İsim>! Şu anda dünyanın en afili yerindeyiz ve senin tek topladığın şey soluk bir kağıt. Tamam, üzerinden önemli bir bilgi çıkartacaksın, ama yine de!
Frank: Ah, bu daha iyi işte! Üzerinde kurbanımızın adının yazılı olduğu bir kredi kartı!
Frank: Rakamların yarısı gözükmüyor... Fakat sendeki bu beyin sayesinde bunları çözmen pekte zor olmayacak, öyle değil mi?

İncele: Kurbanın Kredi Kartı.
Frank: Hiç fena değil <İsim>! Kurbanın kredi kartındaki eksik rakamları tamamladığına göre, bunu Hannah'nın önüne yem niyetine atabiliriz.

Analiz et: Kredi Kartı Numarası.'
Hannah Choi: Kurbanın kredi kartının analizini tamamladım <İsim>. Bilmen gereken ilk şey, kredi kartının, ölümünden SONRA kullanılmış olması.
Frank: Ölümünden sonra mı? Yani... Joe öldürüldükten sonra bile alışverişe düşkün müymüş?
Hannah: Yapılan satın alımların çoğu Cannonball Barından alınan hamburger ve dondurmadan oluşuyor. Görünüşe göre bir genç midesini tıka basa doldurmuş.
Frank: Genç mi? Haklısın <İsim>. Bunun kurbanın genç kızı Gwen Stanford olma ihtimali yüksek! Sanırsam onunla bir kez daha konuşmamız gerekiyor.
Frank: Ayrıca bir kez daha bakmak için bara uğramalıyız, söylemeye gerek bile yok...

Babasının kredi kartını çalması konusunda Gwen Stanford'ın üzerine git.
Frank: Bak evlat, baban gittiği için üzüldüğünü biliyoruz... Fakat kredi kartını almadan önce biraz bekleyemez miydin?
Gwen Stanford: Babamın kartı ile biraz aburcubur almışsam bundan size ne? O öldü, tamam mı? İstersem onun anısına bir adet nane kokteyli içebilirim!
Frank: Nane kokteyli mi? Onun için yaşın biraz küçük değil mi, evlat?
Gwen: Tıpkı babam gibi konuştun! Ben orta okuldan beridir içerim. Hatta Bayan Davis'in şişesini bilr çalmışlığım var, nane kokteyline karşı zayıf bir noktası vardır.
Gwen: Benim ihtiyar ortalardayken asla hamburger yiyemezdim. Tek yiyebildiğim şey pirinç ve fasulyeydi. Buna çocuk istismarı derler!
Gwen: Sonra birden elektriksiz yaşayabileceğimize karar verdi! Ne Friendnet, ne aburcubur, ne normal kıyafetler! Ben onun neyiydim acaba? Kölesi falan mı?!
(Gwen ile konuştuktan sonra)
Frank: Ne şımarık bir veletmiş arkadaş! Bana kendi kızlarımı hatırlattı. Onlarda en ufak bir olayda hemen acıların çocuğu moduna bürünürlerdi...
Frank: Tabii şimdi değişmişlerdir belki de. Onları yıllardır görmüyorum... İncele: Bar Terası.

İncele: Silinmiş Belge.
Frank: Harika iş çıkardın <İsim>. Yeteneklerin sayesinde bu belgenin aslında canlandırma programı haritası olduğunu öğrenmiş olduk! Ayrıca birileri bir son dakika değişikliği yapmış!
Frank: Doğru, buradaki piyon kurbanımıza tıpatıp benziyor! Bak, topta tam ona doğru hedeflenmiş!
Frank: Fakat o zaman... Ah, doğru dedin! Harita üzerindeki değişiklikleri yapan şahıs katil olmalı!
Frank: Cidden bu haritayı Russell'a mı göndermek istiyorsun? Pekala... Eğer katil bunun üzerinde psikoz feromonları bırakmışsa şayet, Russell bunları koklayabilir!

Analiz et: Program Haritası.
Russell Crane: Sahip olduğu bir eşyaya bakarak katil hakkında neler söyleyebilirsiniz, ah bir bilseniz! Barda bulduğun bu program haritası tonla değerli bilgiye sahip!
Russell: Canlandırma programını son anda değiştirmek çok kurnazca bir hareket. Hem de çok etkili.
Frank: Ne demek istiyorsun? Savaş topu tam Joe'nun önüne yerleştirilmiş, sonra da GÜM! Bunun nesi sofistike?
Russell: Sofistike kısmı, haritanın üzerine çizilen şekilde. 8'e 8'lik bir şekil bu. Toplam 64 kare var, tıpkı bir satranç tahtası gibi.
Russell: Belli ki düzenbaz, rakamlarla arası iyi olan ve insanları bir şekil üzerinde tıpkı birer piyonmuş gibi kontrol edebildiğini sanan biri var karşınızda.
Russell: Katil, savaş topunun hareketini tanımlamak için "E2:B2" bile yazmış. Bu hamle satranca giriş 101 dersinin konusudur.
Russell: O zaman bunu not edebilirsin <İsim>! Russell Crane tarafından onaylı: Katil satranç oynuyor!
Frank: Rica ediyorum <İsim>, şunu da not eder misin: Russell Crane tam bir budala!

İncele: Eski Fotoğraf Makinesi.
Frank: Harika, o eski kameranın kilidini açabildin! Şimdi bir adet resim çekebiliriz!
Frank: Ah, tabii, aslında içine bakmak istiyordun. Bu soluk fotoğraf işe yarayabilir... Sanırsam...
Frank: Ciddi misin sen <İsim>? Sence hakikaten de birisi bu şey ile kurbanımızın bir resmini çekmiş olabilir mi? O zaman bunu tekrardan görünür hale getirmek gerekecek!

İncele: Silinmiş Resim.
Frank: Hey, bu fotoğrafta kurbanımız var! Şapkasından tanıyabilirsin!
Frank: Yalnız diğer elemanda kim? Sanki biraz farklı gibi duruyor. Ah evet, haklısın, elinde Konfederasyon bayrağı var.
Frank: Konfederasyon, Abraham Lincoln'ün Birliğinden ayrılmayı amaçlıyorlardı. İç Savaş'ta bu yüzden başladı zaten.
Frank: Eğer bu adam bir Konfederasyon askerini canlandırıyordu ise, o zaman kendisi kurbanımızın "düşmanı" idi.
Frank: Bu adamın kimliğini, sırf veri tabanında özelliklerini karşılaştırarak bulabileceğini mi söylüyorsun? Gösteriş yapmaktan da hiç geri kalmıyorsun <İsim>!

İncele: Bilinmeyen Şüpheli.
Frank: Başardın <İsim>! Kurbanımızın yanında poz veren şahsı tanımladın!
Frank: Demek adamın adı Stanley Bullock'muş. Ayrıca açık bir şekilde canlandırmada bir Konfederasyon askerini oynuyor.
Frank: Doğru, Birlik ve Konfederasyon İç Savaş sırasında düşman taraflarda idiler. O yüzden şu Stanley'yi bulsak iyi olur.

Kurban ile girdiği tartışma konusunda Stanley Bullock'un üzerine git.
Frank: Stanley Bullock, <Rütbe> <İsim>, Joe Stanford ile çekilmiş bir resminizi buldu. İkiniz pekte iyi geçinemiyormuşsunuz gibi duruyor sanki...
Stanley Bullock: Ne çelişki ama! Joe, Albay Blade Pasifik Koyu Muharebesini kazanmış olduğu için ona tapıyordu, ama gerçekte Blade savaş meydanında öldürülmüştü!
Frank: Joe Stanford'ı da bu yüzden mi öldürdün yani? Sırf senin tarih inancına uygun olsun diye mi?
Stanley: Hayır! Demek istediğim şu ki, Birlik savaşı kazanmış olabilir, fakat Pasifik Koyu Muharebesini kazanmadı!
Stanley: Eğer sizde benim gibi Lincoln'ün yazılarını okumuş olsaydınız, gerçek diye anlattığı şeylerin palavra olduğunu anlarsınız! O gerçek bir gericiydi!
Frank: Bu konuda biraz fazla tutucusun, Bullock. Neden bize kurban vurulduğu sırada ne yaptığından bahsetmiyorsun?
Stanley: Ben sadece rolümü oynuyordum. Topu ateşleyenin kim olduğunu görmedim. Artık gösteri bittiğine göre, evime gidip biraz nane kokteyli içebilirim.

İncele: Silinmiş Kağıt.
Frank: Pekala <İsim>, şu sıkıcı kağıt parçasının olayı neymiş? Hee, bu, çakma İç Savaş'ı canlandırmak için canlandırma kulübüne katılım formu.
Frank: Hey, doğru dedin. "Wayne Billings"... Bu şüphelilerimizden birinin adı! Bize kurbanın büyük bir hayranı olduğunu söylememiş miydi?
Frank: Bana sorarsan bu sevgi karşılıklı değilmiş. Bu formda Birlik Subayı'nı oynama rolünün reddedildiği açık bir şekilde belirtilmiş!
Frank: Bu reddedilme onun moralini oldukça yerle bir etmiş olmalı, üzerinde Birlik Üniforması bile var. Sanki bu oyun için doğmuş!
Frank: Haklısın. Wayne'e bunu sormalıyız!

Wayne Billings'e canlandırmaya girişinin neden reddedildiğini sor.
Frank: Wayne, <Rütbe> <İsim>, Joe'nun canlandırmasında sana Birlik Subayı rolünü vermediğini öğrendi. Bunun belirli bir nedeni var mıydı?
Wayne Billings: Belirli bir neden mi? Evet, vardı! Beni canlandırmaya kabul etmemesinin tek nedeni siyahi olmam! Evet, doğru duydunuz!
Wayne: Tek istediğim şey normal bir Birlik Askerini canlandırmaktı, ama ona göre ben, ancak top hedefi olmaya layıkmışım. Tıpkı gerçek İç Savaştaki gibi!
Wayne: O dönemlerde en pis işleri siyahilere yaptırırlardı. Hendek kazmak, ağaçları temizlemek... Muharebe başladığı sırada da en ön safta hep onlar olurdu!
Wayne: Bu, Abraham Lincoln'ün inandığı her şeyin birebir zıttı!
Wayne: Aslında Joe'yu severdim. Cannonball'da birlikte nane kokteyli içerdik. Onsan daha iyisini beklerdim ne yalan söyleyeyim...

Daha sonra karakolda...
Frank: Sence neden biraz mola vermiyoruz <İsim>? Benim gibi işinden taviz vermeyen bir memur için biraz fazla çalışıyoruz sanki!
Frank: Ayrıca aramızda kalsın, bir erkeğin içmeye ihtiyacı vardır!
Frank: Ah doğru, şimdiye kadar öğrendiğimiz her şeyi bir araya getirmemiz gerek. Vallaha da billaha da tam o noktaya geliyordum <İsim>!
Frank: Kurbanın, atası Albay Dexter Blade'i düzgün canlandıramamasından şikayetçi olan göz kamaştırıcı Veronica Blade ile tanıştık.
Frank: Stanley Bullock'a gelince, Joe ile Pasifik Koyu Muharebesini kimin kazandığı konusunda kavgaya girişmiş.
Frank: Wayne Billings ise tamamen farklı bir hikaye. Joe, sırf siyahi olduğu için Birlik subayı rolünü oynamasına müsaade etmemiş!
Frank: Hadi biraz dinlenelim ve sessizliğin tadını çıkaralım <İsim>!
Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>! Derhal sahaya inmen gerekiyor! Konfederasyon saldırıya geçti!
Frank: Nasıl "saldırıya geçti"? SAVAŞ'mı çıktı yoksa?!

3. Bölüm


Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>! Derhal sahaya inmen gerekiyor! Konfederasyon saldırıya geçti!
Frank Knight: Öf Andrea, şurada <İsim> ile iki dakika kafamı dinliyordum!
Andrea: Kes zırvalamayı Frank! Stanley Bullock, canlandırmadaki bütün Konfederasyon üyelerini topladı ve şu anda bütün toplarını Blade Malikhanesine çevirmiş durumdalar!
Frank: Amanın, <İsim>. Şimdi Joe Stanford öldüğüne göre, adamlar İç Savaşı rol icabı oynamak değil, gerçekten geri getirmek istiyorlar!
Frank: Arkandayım <İsim>! Gidip şu Bullock'a biraz akıl verelim!
Frank: Anlaşıldı, bir yeri yıkıp yıkmadıklarını anlamak için Blade Malikhanesini bir kez daha aramamız gerek.

Stanley Bullock'un bir Konfederasyon isyanı çıkartmasını engelle.
Frank: Oyun bitti, gerizekalı! Silahını indir yoksa <Rütbe> <İsim> seni bir an önce enseler!
Stanley Bullock: Beni durduramazsınız! Sonunda gerçeği herkese göstereceğim! Pasifik Koyu Muharebesini Dexter Blade değil, Konfederasyon kazandı!
Stanley: Artık Joe öldüğüne göre, canlandırmanın başına ben geçebilirim! Satranç mantığını kullanarak bütün programı yeniden yazacağım! Her parçası kesin ve tam olacak!
Stanley: Çünkü hiçbir şey tarihten daha önemli değildir, anladınız mı?! Albay Blade efsanesi, malikhanesi ile birlikte yok edilmeli! Burası Hakikat için, Amerika için bir rezalet!!!
Frank: Ben bilgisayarlardan ne kadar anlıyorsam, sen de tarihten o kadar anlıyorsun, Bullock!!! Biraz sakinlemek için parmaklıklar ardında kalmaya ne dersin? Hoşuna gider mi?!?!

İncele: Bahçe Köprüsü.
Frank: Dua edelimde Bayan Blade bizi malikhanesini ararken görmemiş olsun <İsim>. Bizi avare sanmasını hiç istemem. Her neyse, ne buldun?
Frank: Vay anasını! Tüfek ve tabanca yığıntısı! Katılıyorum <İsim>, bunun içini aramamız gerek. Zaten bende her zaman model silahlara hasta olmuşumdur.
Frank: Hımmh, içimden bun soluk faturanın değersiz olduğunu söylemek geliyor, fakat üzerinde ki mürekkebi açığa çıkartabilirsen fikrim değişir tabii ki.

İncele: Silah Yığını.
Frank: Ancak sen tüfeklerin arasından paramparça bir kağıt çıkartabilirdin zaten <İsim>...
Frank: Bu kağıtta farklı bir şeyler olduğunu mu düşünüyorsun? Pekala, burada komutan sensin <İsim>. Eğer bunu onarmak istiyorsan, kolay gelsin!

İncele: Silinmiş Fatura.
Frank: Pekala, bulmuş olduğun şu onarım ücreti faturasının üzerinde kurbanımızın adını buldun. Ben halen bunun balına denk geldiğine inanıyorum!
Frank: A-aa. Birileri Joe ve kulübünden oldukça yüklü miktarda para istemiş. Burada onarım ücreti olarak 50.000 Dolar istediği yazıyor!
Frank: Katılıyorum <İsim>. Bu belgeyi verenin kim olduğunu bulmamız gerek. Hadi bunu Hannah'ya gönderelim, emini ki o, Bay Area Bankasının dosyalarına ulaşabilir.

Analiz et: Onarım Ücreti.
Hannah Choi: Amir Marquez'den bir arama emri çıkartıp, Bay Area Bankası'ndan bu faturayı hazırlayan kişinin ismini isteyebilirdiniz, farkındasınız değil mi?
Frank: Ağzımı açtırma bana, kızım. Bürokratik işler artı Andrea eşittir gerginlik. Hem bunun neresi komik?
Hannah: Bay Area Bankasının sunucusunu kırabildiğim için şanslısınız. İstediğiniz bilgiyi buldum. Bu belgeyi Veronica Blade hazırlamış.
Frank: Veronica Blade mi? Bir onarım ücreti mi çıkarmış? Bak sen şu küçük paragöze, öyle şatafatlı bir evi varken, sanki paraya mı ihtiyacı varmış!
Hannah: Aslına bakarsanız, hesabını da kontrol ettim ve... Hanımefendinin aslında çulsuz olduğunu öğrendim. Elinde sadece köşk kalmış, o da para tuzağı.
Frank: Veronica çulsuz mu? Görünüşü kurtarmak konusunda üstüne yok o zaman! Ama haklısın <İsim>. Onunla bir kez daha görüşmemiz gerekecek!
Frank: Bir saniye verebilir misin <İsim>? Onunla konuşurken kendimi kaybetmemem için bir fırt çekmeliyim.

Veronica Blade'e kurbana çıkarmış olduğu onarım ücretini sor.
Veronica Blade: Seni tekrardan görmek ne güzel, <Rütbe> <İsim>? Acaba sizde de bir Abe Lincoln duruşu olduğunu söyleyebilir miyim, Müfettiş Knight? Kendisinin biyografisini okuyordum da. İnanılmaz bir şey.
Frank: Annem de hep zamanında Başkan olmam gerektiğini söylerdi... Her neyse, Bayan Blade, neden Joe Stanford'dan 50.000 dolar istediniz acaba?
Veronica: Joe ve askerleri az kalsın evimi talan ediyorlardı! Bu ev ne krallar ve başkanlar ağırladı. Fakat o, burayı resmen dingonun ahırına çevirdi!
Veronica: Önce çimlerimi yoldular, sonra süs balığımı öldürdüler, birde üstüne kiraz bahçemi atış poligonuna çevirdiler! Burada mesele para değil, yapılan bu saygısızlık!
Frank: Rol yapmanıza gerek yok, Bayan Blade. Fakir olduğunuzu biliyoruz. Ayrıca bu onarım ücretini paraya ihtiyacınız olduğu için Joe'ya yazmış olduğunuzun da farkındayız.
Veronica: Bak sen, cidden burnun iyi koku alıyor <Rütbe> <İsim>. Taktikçi bir satranç oyuncusu olarak bu hamleyi önceden fark etmem gerekirdi!
Veronica: Ama haklısınız. Joe Stanford malikhanemi talan etti ve işin daha da kötüsü, parasını bile ödemek istemedi! Şu anda hükumette ki en dürüst adamdan bile daha fakir bir durumdayım. Şimdi defolun gidin buradan!

İncele: Paramparça Kağıt.
Frank: İşte ben buna farklı bir şey derim <İsim>! Şu onardığın kağıt meğersem tüfek atış kursuna davetiye imiş.
Frank: Amanın, haklısın! Bu davetiye şu daha önce karşılaştığımız okul öğretmeni olan Harriet Davis'e gönderilmiş!
Frank: Aynı fikirdeyim <İsim>. Ben şahsen Dünya Barışı Bekçisi hanımefendinin kendi sınıfını atış eğitimine göndereceğini hiç sanmıyorum. Hadi gidip ona bunu soralım!

Harriet Davis'e tüfek atış davetini sor.
Frank: Bayan Davis, <Rütbe> <İsim> bu davetiyeyi buldu. Joe Stanford sizin sınıfı topluca tüfek atış eğitimine mi davet etti?
Harriet Davis: O davetiyeyi bulduğun yerde bırakmalıydın <Rütbe> <İsim>! Onu yırtıp o Joe denen fare suratlının yüzüne fırlatmıştım!
Harriet: Okuluma gelip sırf bütün çocuklar görsün diye davetiyeleri okul bahçesinin göbeğine asmıştı! Bu herifte hiç mi utanma arlanma yok?
Harriet: Tabii sonra çocuklar doğal olarak onları atış eğitimine götürmem için yalvardılar! Normalde onlara satranç öğretecektim, fakat Stanford denen o dangalak silahları ile onların akıllarını çeldi!
Harriet: Sizce Abraham Lincoln bunları görse ne derdi? Kim benim gibi onun sözlerini okuyacak! Artık çocuklar kitap okumaz oldular...

Daha sonra karakolda...
Frank: Hey, senin için sorun olmazsa eğer, <İsim>, toparlanmadan önce bir fırt çekmem gerekiyor da!
Frank: Stanley Bullock'un kafada bariz bir biçimde bir kaç tahta eksik. Şimdi Joe'da öldüğüne göre, artık canlandırma kulübünün başına geçebilir. Anlaşılan bunu her şeyden çok istiyormuş.
Frank: Okul öğretmeni Harriet Davis ise Joe'dan sırf öğrencilerine eğlencesine gerçek tüfek tutturduğu için nefret ediyor. Hepsinden öte, kendisinin savaş ile alakalı her şeyden nefret ettiğini unutmayalım.
Frank: Peki Veronica hakkında ne düşünüyorsun <İsim>? Sence sırf Stanford ona borçlu diye onu öldürmüş olabilir mi?
Frank: Her ne kadar fakir de olsa, güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş ne yalan söyleyeyim!
Andrea Marquez: Frank, şüphelilerimiz hakkında hayaller kuruyorsan eğer, Joe Stanford'ın katilini yakaladığını düşünüyorum?
Frank: Aa, merhaba Andrea. Şey... Biz de tam da katili yakalıyorduk. Değil mi <İsim>?
Andrea: Derhal kurbanı bulduğunuz yere gidin ve bütün bölgeyi arayın! Güneş batmadan önce katilin yakalanmasını istiyorum!
Andrea: Sana güveniyorum <Rütbe> <İsim>. Çünkü anlaşılan Frank efendi, ortada bir "Hanımefendi" olduğu zaman pek sağlıklı düşünemiyor...

İncele: Savaş Meydanı Siperi.
Frank: Bir saniye <İsim>, satranç tahtasının bizim cinayet mahallinde ne işi var?
Frank: Ah, doğru. Katilin topu kurbanımıza yöneltmek için satranç taktiği uyguladığını biliyoruz, o zaman her iddiasına girerim ki bu katile ait! Hadi içini arayalım!
Frank: Bunun ne olduğunu biliyorum <İsim>! Bu bir ahşap gönye! İç Savaş topçuları tarafından topun yüksekliğini ayarlamak için kullanılırdı ve bu sayede hiçbir atışı kaçırmazdı!
Frank: Hey, ben böyle şeyler konusunda çok bilgiliyimdir... Sen ne dersin?
Frank: Doğru diyorsun <İsim>! Katil bu gönyeyi, topu kurbana doğru hedeflemek için kullanmış olmalı! Buna yakından bakmamız gerek!

İncele: Satranç Kutusu.
Frank: Vallaha ne diyeyim <İsim>. Düşündükçe senin bu satranç kutusunu alma konusunda yeteneğin olduğunu düşünüyorum. Eee, ne buldun içinde?
Frank: Bir adet çakmak mı? İlginç! Bunu Yann'a gönderirim! Katilin boynundaki halat daralıyor <Rütbe> <İsim>, bunu hissedebiliyorum!

Analiz et: Çakmak.
Yann Toussaint: Doğru iz peşindeymişsin <İsim>! Satranç tahtasının içinde bulmuş olduğun çakmak, gerçekten de katile ait!
Yann: Çakmaktan bir miktar is ayrıştırdım ve Joe Stanford'ı öldüren savaş topundaki islerle eşleştiğini buldum!
Yann: Çakmak taşının etrafındaki izleri görüyor musun? Katil bunu kullandığında geri teptiğini gösteriyor.
Yann: Patlama öyle kuvvetliymiş ki, katilin kıyafetinin şimdi bile isle kaplı olması gerekiyor, bana inanın!
Frank: <İsim>, katil artık bizden kaçamaz! Kıyafetinin üzerinde is olan bir şüpheli arıyoruz!

İncele: Ahşap Gönye.
Frank: İyi yakaladın <İsim>! Katilin, topu kurbana doğru hedeflemek için kullandığı ahşap gönyeden beyaz iplikler ayırmayı başardın!
Frank: Evet, yapılması gerekeni biliyorum <İsim>. Bu parçaya Yann'ın bakması gerek. Hadi bunu gerektiği yere postalayalım.

Analiz et: Beyaz İplikler.
Yann: Katilin ahşap gönyesinden ayırmış olduğun beyaz iplikleri analiz ettim, <İsim>.
Yann: Görünüşe göre bunlar pamuğa ait. Ama endüstriyel pamuk değil, saf, işlenmemiş pamuk. Bunun taze bir pamuk çiçeğinden geldiğine %100 eminim!
Frank: Pamuk mu? Kulağa mantıklı geliyor. Caz Şehri pamuk tarlaları ile dolu değil mi? Dedem hep öyle söylerdi. Kölelik yasaklandıktan sonra bile üretim devam etmiş.
Yann: İşin diğer yanı, Caz Şehrinde on yıldır herhangi bir pamuk tarlası yok, Frank. Tüm iplik üretimi Asya'ya kaydı ve değirmenler de kapatıldı.
Yann: Bu da demek oluyor ki pamuk, çevredeki muhitlerden gelmiş olamaz, mutlaka gönyeyi kullanan kişiye ait olmalı, tabii bu da katil demek oluyor!
Frank: Artık katile karşı kullanacağımız bir kozumuz daha var! Artık onun bir pamuk çiçeği taktığını biliyoruz!


Frank: Görünüşe göre buradaki işimiz bitti <İsim>. Artık Joe Stanford'ı kimin öldürdüğüne karar verebilecek kadar yeterli delile sahibiz!
Frank: Bu işi sana bırakıyorum. İşin sonunun nasıl olacağını cidden çok merak ediyorum...

Katili Tutukla.
Frank: Ders bitti, Bayan Davis! <Rütbe> <İsim> har şeyi öğrendi! Siz çok kötü bir öğretmensiniz, çünkü Joe Stanford'ı siz öldürdünüz!
Harriet Davis: Joe Stanford'ı mı öldürmüşüm? Aman ne komik! Müsaade ederseniz yapmam gereken-
Frank: Bırak salağa yatmayı, Davis! Savaş meydanına gidip Joe'yu savaş topu ile vurdun! <Rütbe> <İsim> bütün planı satranç taktiği kullanarak yapmış olduğunu öğrendi!
Harriet: Saçmalık bu! Savaş ile alakalı her şeyden nefret ettiğimi biliyorsunuz! Cidden birisini bir top mermisi kullanarak öldürebileceğime inanıyor musunuz?
Frank: Hadi ama! <İsim>, Stanford'ın ölümünü nane kokteyli içerek kutladığını bile öğrendi! Hepsi ona doğru ateşlediğin topun üzerindeydi!
Harriet: Hmm, görüyorum ki ödevine iyi çalışmışsın <Rütbe> <İsim>. Pekala, itiraf ediyorum. O sıçan suratlı dangalağı ben öldürdüm!
Harriet: Gelecek nesillerin iyiliği ve bu ülkenin tarihini muhafaza etmek için öğrencilerimi o iğrenç tehditten korumam gerekiyordu! Telafisi edilecek bir şeyim yok, ben doğru olanı yaptım!
Frank: Pekala, o zaman sizin için ceza evi vakti geldi, öğretmenim! Diğer bir deyişle, tutuklusun!


Edward Dante: Bayan Davis? Canlandırma gösterisinde birisini mi öldürdünüz? Bende tam da torunumu oraya götürecektim!
Harriet: Joe Stanford'ın gebermesi gerekiyordu! Bu canlandırma zaten kötü bir şey, fakat tüfek atış talimleri ile sınıfımın aklını çelmesi ise bardağı taşıran SON damla oldu!
Dante: Doğru, fakat... Torunumu tanımıyorsunuz. Kendisi İç Savaşa büyük ilgi gösterir ve benden kendisini oraya götürmemi çok istiyordu!
Dante: Hay Allah... Ne yapsam ki şimdi? BunnyBot fuarına mı götürsem? Düşüncesi bile fenalık getiriyor... Eminim savaş temalı bir oyun parkı daha çok hoşuna gidecektir!
Harriet: NE? Çocukların savaş oyunu oynamalarını onaylıyor musunuz?! İşte bu yüzden bu ülke gerilemenin eşiğinde! Bu şiddet kültüründen kurtulmamız gerekiyor!
Harriet: Gerçek tarihimizi göremeyecek kadar silahlara ve savaşa sıkı sıkıya bağlanmışız! Tıpkı Joe Stanford'ın İç Savaşın çıkmasının esas nedenini unutmuş olması gibi!
Harriet: Bu savaşın gerçek nedeninin bilinmesi gerekiyor! Savaşın amacı şiddet ortamı yaratmak değil, Birliği muhafaza ederek kölelere özgürlük kazandırmaktı!
Harriet: Benim atam da bir köleydi, ve bu yüzden Birleşik Devletler Renkli Birliklerine katılmıştı! Beyazların yapmayacağı bütün pis işleri o yapmıştı. Peki ne için? Şu canlandırma denilen kıçı kırık eğlence için mi?
Dante: Bende böyle şiddet dolu bir geçmişimizin olmamasını yeğlerdim, Bayan Davis. Fakat tarih sayesinde kanunlar yaratabiliyoruz. Ve kanunlar herkese aynıdır. Bu da sizin için 20 yıl hapis demek oluyor!


Frank: Geleceğimizi görmek için geçmişimizi bilmemiz gerektiği doğrudur <İsim>. Fakat aynı hataları tekrarlamaktan kendimizi nasıl alıkoyabiliriz ki?
Frank: Misal Harriet, tek yapmak istediği çocukları savaşın etkilerinden korumaktı... Fakat gitti ve birisini öldürdü!
Frank: Hep tarihi kazananların yazdığı veya barışın büyük bedeller ödenerek sağlandığı söylenir. Ama en azından İç Savaş sayesinde tek bir millet olduğumuzu öğrenmiş olduk!
Frank: Benimle aynı fikirde olduğunu biliyordum <İsim>. O zaman bunun şerefine içelim!

Ek Soruşturma


Frank Knight: Pekala <İsim>, bir işi gününün daha sonuna geldik, yani öyle diyebilirim!
Frank: Hey, gidip bir Veronica Blade'i yoklamaya ne dersin? Gerçi elindeki topla pekte kurtarılmayı bekleyen hanımefendi sayılmaz ya, fakat yine de yardımımıza ihtiyacı olabilir!
Andrea Marquez: Frank, şüphelileri taciz edeyim falan deme sakın! Buna müsaade etmem!
Andrea: Senden bir ricada bulunacağım <İsim>. Yann konusunda endişeleniyorum. Caz Şehrine geldiğimizden beridir fazladan mesai yapıyor, ve bu şu anki vakalar üzerinde değil!
Andrea: Senden ricam-
Amy Young: Ah <İsim>! Allah'a şükür buradasın! Yann çocuklarını kucağıma bırakıp benden onlara bakmamı istedi... Ama ben ne anlarım çocuk bakmaktan!
Andrea: Gördün mü? İşte bende tam da bundan bahsediyordum. Yann normalde çocuklarını böyle bırakıp gitmezdi! Nereye gittiğini biliyor musun peki, Amy?
Amy: Üzgünüm, ama bana bir şey söylemedi... Bir saniye! Çöp kovasına bir şeyler attığını gördüm, işte orada!
Andrea: Bunu sana bırakıyorum <İsim>. Bu çöp kovası sayesinde Yann'ın ne işler peşinde olduğunu öğrenebiliriz! Bir şey bulduğundan beni haberdar et.
Frank: Psst! <İsim>, şu işi hallettikten sonra... Veronica ile konuşmak için seni Blade Malikhanesinin orada bekliyor olacağım!

Veronica'nın yardım ihtiyacını öğren.
Veronica Blade: <Rütbe> <İsim>, şu anda biraz iki arada bir derede kalmış durumdayım. Canlandırmayı devralmak istiyorum, fakat kumbaram suyunu çekti.
Veronica: Buradaki insanların Caz Şehrini benim ailemin kurduklarını hatırlatacak bir şeylere ihtiyaçları var!
Veronica: Ama Joe Stanford öldüğünden beridir atam Albay Blade'i oynayacak birisini bulamadık! Ah, şimdi ne yapmalıyız sence, <Rütbe> <İsim>?
Frank: Şey... Lütfen ağlamayın. Daha önce hiç oyunculuk eğitimi almadım, fakat <Rütbe> <İsim> haklı. Sanırsam bir kere şansımı deneyebilirim.
Veronica: İşte bu harika! Hele birde senin gibi şık bir beyefendi olursa, işte bu harikulade olur!
Veronica: Gidip kendine bir Albaya uygun Birlik subayı üniforması bulmalısın, anladın? Onsan sonra repliklerini sana anlatırım, tatlım!
(Veronica ile konuştuktan sonra)
Frank: Pekala, bunun olmasını beklemiyordum <İsim>. Resmen kendime iş dışı bir aktivite buldum!
Frank: İstediğin kadar kıkırda, ama bakarsın yüzyılın en iyi oyuncusu olurum?
Frank: Tek yapmam gereken şey küflü bir üniforma bulmam. Sence savaş meydanında bir tane bulabilir miyiz? İnşallah haklı çıkarsın!

İncele: Canlandırma Savaş Meydanı.
Frank: Şansımıza tüküreyim <İsim>, bu üniforma parçalara ayrılmış! Bunu geri birleştirmemde bana yardım eder misin?

İncele: Paramparça Kumaş.
Frank: Üniformayı dikebildin mi <İsim>? Benim yerime bir zahmet kendine aferin der misin, çünkü benim pekte öyle bir niyetim yok.
Frank: Şaka yapıyorum yahu. Neyse, Veronica hanım uygun bir üniforma istediğini söylemişti... de, bundan nasıl emin olacağız?
Frank: Ben genelde tarih derslerinde sıkıcı diye hep pineklerdim... Haklısın, iyisi mi bunu laboratuvara gönderelim.

Analiz et: Üniforma.
Hannah Choi: Frank, <İsim> diyor ki bu üniformayla Veronica Blade'i etkilemeye çalışıyormuşsun. Yoksa ona vuruldun mu?
Frank: Ben sadece bir hanıma yardım etmeye çalışıyorum. Onuru ve içkiye düşkünlüğü dışında elinde hiçbir şeyi kalmadı, bu iki özelliğe de hayran olmamak elde değil.
Hannah: Ne dersen de, Frank. Ama kesin bir şey var ki, Albay Blade'i canlandırırken ve hanım arkadaşını etkilerken giymen gereken üniforma bu!
Frank: O benim hanım arkadaşım değil bir kere! Hani <İsim>, Veronica'ya gidelim yoksa Hannah elimde kalacak.

Veronica'ya Birlik üniformasının Frank'e tam uyduğunu göster.
Veronica: Müfettiş Knight, harika görünüyorsun! Hayatımda böyle gösterişli bir asker daha görmemiştim... Fakat halen bir Albay Blade değilsin.
Frank: Nasıl?!
Veronica: Atam her zaman üniformasına Güney Manolyası takardı. Yemin ediyorum, eğer rolü oynamak istiyorsan, aynısından bir adet takmalısın!
Frank: Bir adet çiçek mi takmam gerekiyor? Bilemedim şimdi... Ah, pekala <İsim>, sanırsam malikhaneyi tekrardan arayabiliriz.
Veronica: Teşekkür ederim, yabancıların nezaketine güvenebileceğimi biliyordum. Lütfen bu hamburgeri kabul et <Rütbe> <İsim>, aramanda sana yardımcı olur.

İncele: Blade Ailesinin Konutu.
Frank: Bir saniye, çiçek aramıyor muyduk biz? Neden bu kuş yuvasını aldın ki <İsim>?
Frank: İçinde manolya bulabileceğimizi mi düşünüyorsun? Bu biraz çılgınca ama, niye de şansın yaver giderse bana haber ver!

İncele: Kuş Yuvası.
Frank: Vallaha ne diyeyim, o kuş yuvasının içinden manolya çıkardığın için bir nebze etkilendiğimi saklayamam. Ben bunu takayım o zaman!
Frank: Vay anasını... Şimdi gerçek bir Birlik Subayına benzedim! Sence Veronica bunu beğenir mi?
Frank: Hayır kızarmıyorum <İsim>! Gizlice bir yudum çektiğim içkiden ötürü biraz kızarmış olmalıyım. Hadi bunu Bayan Blade'e gösterelim!

Veronica'ya tüm kostümü göster.
Veronica: Oooo, işte şu gelen Albay Blade değil de kim! Caz Şehri bu canlandırmayı kolay kolay unutamayacak!
Veronica: Şimdi, seninde canlandırmada olman gerekir <Rütbe> <İsim>! Dur ben sana bir kaç sağlam kıyafet getireyim, üzerine denersin!
Frank: Sence benim üniformalı halimi beğendi mi <İsim>? Bakarsın her gün işe gelirken bunu giyerim!
Frank: Canlandırma için repliklerimizi çalışsak iyi olur, bu kısmı havada patlatmak istiyorum!
Frank: Utanma <İsim>, eminim ki gösteride harika olacaksın. Tabii üzerimize bir top güllesi inmediği müddetçe, haha!

İncele: Çöp Kutusu.
Andrea: Pekala <İsim>, şu çöp kovasından Yann'ın nereye gittiği hakkında bir şeyler bulabildin mi?
Andrea: Cannonball barından bir bira altlığı mı? Bunun Frank'e ait olmadığına emin misin?
Andrea: Ah, doğru, üzerinde bir not yazıyor: "İlk ipucu: oraya gitmeliyim". Harika! Hadi gidip bara bir bakalım, belki Yann hala oradadır!

İncele: Bar Girişi.
Andrea: Yann'ı hiçbir yerde göremiyorum <İsim>. Sen bir şeyler bulabildin mi bari?
Andrea: Bu kasetin burada ne işi var?! Bu, resmi polis dosyalarına ait bir parça! Bunun asla merkezden dışarıya çıkmaması gerekiyor!
Andrea: Sence bu kaseti Yann almış olabilir mi? Emniyetin prosedürlerini ihmal etmek hiç onun işi değildir!
Andrea: Haklısın <İsim>. İyisi mi kasetin üzerinde neler yazdığını çıkartalım...

İncele: Ses Kaseti.
Andrea: Buna inanamıyorum! "Kuklacı Sorgusu, 19. Şüpheli"... Bu, Kuklacı lakaplı seri katil davasındaki eski kayıtlardan biri!
Andrea: Kuklacı bundan on yıl kadar önce Caz Şehrinde bir sürü insanı katletti. İğrenç bir vakaydı.
Andrea: Ah, haberin var mı <İsim>? O zaman Yann'ın ebeveynlerinin Kuklacı tarafından öldürülmüş olduklarını biliyorsun. Yann o zamanlar daha delikanlıydı...
Andrea: Bir sürü şüpheli sorgulandı. Polis bütün ipuçlarının peşinden gitti, ama katil bir türlü yakalanamadı.
Andrea: İyi fikir <İsim>. İyisi mi bu kaseti Russell'a göndermek. Bu, kesinlikle onun uzmanlık alanında!

Analiz et: Polis Sorgulaması.
Russell Crane: <İsim>, bu kuklacı kasetini bana getirdiğin için teşekkür ederim! Dosya kapandığı için bunlara erişemiyordum!
Russell: Kaset, Stanley Bullock isimli bir şüphelinin sorgusunu içeriyor. Kendisi epey ateşli bir arkadaş!
Andrea: Stanley Bullock mu? <İsim>, Stanley sizin soruşturmada şüpheli değil miydi?
Russell: Stanley, yıllar önce Kuklacının neden olduğu bir suç mahallinin yakınlarında bir yerde görülmüş, bu sebeple de sorgulanmış. Ancak daha sonra suçsuzluğu kanıtlanmış.
Andrea: Katılıyorum <İsim>! Yann bu kaseti dinlemişse şayet, kesin Stanley ile konuşmaya gitmiştir! Hadi hemen Bay Bullock'u bulalım!

Stanley'ye Kuklacı soruşturmasını sor.
Stanley Bullock: Evet, o adamı gördüm! Sanki bir suçluymuşum gibi beni sorguladı!
Stanley: Ve hepsi de şu Allah'ın cezası Kuklacı davası yüzünden! Hala bunun yüzünden bir şüpheli olduğuma inanamıyorum!
Andrea: Elbette değilsiniz, ayrıca memurun tavrı yeterince... profesyonel olmadığı içinde sizden özür diliyorum.
Stanley: O adam resmen tepeme çıktı, gerçekten seri katili görüp görmediğimi öğrenmek istedi!
Stanley: Yıllar önceki müfettişe ne söylediysem aynısını ona söyledim! Sadece evime gidiyordum ve geçtiğim yerin bir kaç metre ötesinde bir suç işlenmiş olduğundan haberim bile yoktu!
Andrea: Pekala, o zaman artık endişelenmeyin Bay Bullock. Bay Toussaint sizi artık rahatsız etmeyecek.
Stanley: Teşekkür ederim! <Rütbe> <İsim>, buyur, canlandırma öteberileri alabilmen için bir kaç tane kupon!
(Stanley ile konuştuktan sonra)
Andrea: Benim tanıdığım Yann, durduk yere insanların böyle tepelerine çıkmazdı. Üstelik halen de nerede olduğunu bilmiyoruz!
Yann Toussaint: Buradayım, Amirim. Bütün bu olanlardan ötürü de... özür dilerim.
Andrea: Yann! <Rütbe> <İsim> her yerde seni arıyordu!
Andrea: Böyle başına buyruk hareket ederek ne yaptığını sanıyorsun?! Ya Bay Bullock şikayetçi olsaydı?!
Yann: Biliyorum. Kusuruma bakmayın. <İsim>, sende biliyorsun ki ailem, daha genç olduğum dönemlerde Kuklacı tarafından öldürüldüler...
Yann: Caz Şehrine geçmişimle yüzleşmek için geldiğimi söylemiştim, fakat bununla sınırlı değil. Ayrıca geçmişimdeki hataları düzelteceğim de!
Andrea: Düzeltmek mi? Yann, sen şimdi Kuklacı cinayetlerini çözmeyi düşündüğünü mü ima ediyorsun?
Yann: Evet! Soruşturma sırasında bir şeyin es geçildiğinden adım gibi eminim. Misal halen bulabileceğimiz bir ipucu olabilir!
Yann: İşte bu yüzden kaseti alıp Stanley'yi sorguladım. Amacım yeni bir ipucu bulmak! Kuklacının halen ortalıkta kol gezdiğinden adım gibi eminim!
Andrea: Pekala... Bu denli tehlikeli bir şahsın ortalıklarda dolaşmasından ötürü endişeli olduğumu saklayamam...
Andrea: Soruşturmanda sana yardım edeceğiz, Yann. Fakat ilk önce senden <Rütbe> <İsim>'e, yani hepimize güvenmeni istiyorum! İşte biz bu yüzden bir ekibiz!

Daha sonra karakolda...
Frank: Aman Allah'ım, Caz Şehrinin havasından mıdır, suyundan mıdır bilmiyorum ama, resmen kendimi on yaş gençleşmiş hissediyorum.
Andrea: Seni bir kere de böyle düzgün giyinmiş olarak görmek iyi oldu, Frank. En azından şu her zaman giydiğin Havai gömleğinden iyi bir değişiklik oldu.
Yann: Ayrıca Kuklacı'yı soruşturmamda bana yardım etmeyi kabul ettiğin için teşekkürler <İsim>. Kendimi fazla kaptırıp sana he zaman güvenebileceğimi tamamen unutmuşum.
Hannah: Aman Allah'ım, millet! Şey... Yeni bir kasırga geliyor! Duyduğuma göre doğrudan Caz Şehrine doğru ilerliyormuş!
Frank: Yeni bir kasırga mı?! Şaka yapıyor olmalısın!
Andrea: Acele et <İsim>, çok geç olmadan Caz Şehrini tahliye etmeliyiz!

Also on Fandom

Random Wiki