Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Aşkın Bıçağı Kördür/Diyaloglar

< Aşkın Bıçağı Kördür

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Aşkınbıçağıkördür.png

Singapur'da...
Carmen Martinez: <İsim>, Tayland'daki vakada bulunmadığım için kusura bakma. Bir çocuk evlat edinmenin bu kadar zor olacağını bilmiyordum. Kalacak yer, öğretmenler ve bir sürü ıvır zıvır ayarlamam gerekti.
Carmen Martinez: SOMBRA'yı avlamak daha tekdüze bir iş! Singapur'un hiç uyumayan hareketli bir iş merkezi olması iyi oldu, çünkü soruşturmamız saat maat dinlemez!
Carmen Martinez: SOMBRA'nın çocuk üyelerine yönelik "sonraki aşama" programının kırıntıları bizi doğrudan buraya getirdi.
Carmen Martinez: En azından Tayland'daki esrarengiz yardımcımız burada bilgi edinebileceğimizi söylemişti. Dediğine göre Michelle Zuria adlı bir avukata danışacakmışız...
Carmen Martinez: Bu X'e güvenmek konusunda halen kararsızım. Bizimle zart diye iletişime geçti ve soruşturmamız hakkıda neredeyse bilmediği yok... Ama ilk istihbaratı sağlam çıktı, o yüzden bunu göz ardı edemeyiz.
Carmen Martinez: En azından Singapur üzerinden çok fazla para ve bilgi akışı olduğu doğrudur. Çinliler, Hintliler, Malezyalılar... Tam anlamıyla kültürlerin kaynaşma noktası olan, çok uluslu bir şehir.
Carmen Martinez: İyisi mi şu Bayan Zuria'yı bir ziyaret edelim <İsim>. Umarım SOMBRA hakkında bir şeyler biliyordur ve oraya gidince bize "İtiraz ediyorum!" diye bağırmaz!

-Daha sonra Zuria & Lee LLP ofisinde...-
Michelle Zuria: Siz kimsiniz ve ne istiyorsunuz?
Carmen Martinez: Bayan Zuria, <Rütbe> <İsim> bazı bilgilerin peşinde ve bize bu bilgileri sağlayabileceğiniz söylendi.
Carmen Martinez: Uluslararası bir suç örgütü çocukları topluyor ve... Onları "sonraki aşama" dedikleri bir programa alıyor.Bu konuda bir şey duydunuz mu?
Michelle Zuria: Çocuk işçilerden mi bahsediyorsunuz? Bu konuda neden bir şey bileyim ki?
Michelle Zuria: Affedersiniz, buna bakmam gerek.
Michelle Zuria: Ben Zuria. Anbu, sen misin?
Michelle Zuria: Dur, sakin ol! Ne demek öldü? Kim öldürmüş?!
Michelle Zuria: Neredesin sen? Gözlem kabininde mi? Bir yere gitme, hemen geliyorum!
Michelle Zuria: Kusura bakma <Rütbe> <İsim> ama gitmem gerek. İlgilenmem gereken mühim bir mesele var.
Carmen Martinez: Duyduk! Biri öldürülmüş ve müvekkillerinizden biri olaya dahil olmuş!
Carmen Martinez: Biz de sizinle geliyoruz! Hadi kabine gidelim <İsim>!

1. Bölüm

İncele: Gözlem Kabini.
Anbu Devanesan: Constance! Hayatımın ışığı, artık yok!
Carmen Martinez: <İsim>, bu kızın öldürüldüğü açık ve net! Kurban karnından mı bıçaklanmış? Şu kana bak!
Carmen Martinez: Peki siz kimsiniz Bay...
Anbu Devanesan: Anbu Devanesan, <Rütbe>. Kusura bakmayın, ben, şey... Constance'ımın ö...
Carmen Martinez: Bay Devanesan...
Michelle Zuria: <Rütbe> <İsim>, müvekkilimi sıkıştırmana itiraz ediyorum!
Michelle Zuria: Ayrıca benimle konuşmak istediğinizi biliyorum ama artık hiç vaktim yok.
Carmen Martinez: Yani diğer meseleleri geçiştirmek için bu soruşturmayı mazeret göstereceksiniz! <Rütbe> <İsim> vakanın üstündeyken o mazeret çok uzun sürmez!
Carmen Martinez: Bay Devanesan'la daha sonra konuşmamız gerekecek. Kendini toparlamak için bir iki dakika dinlenebilir ama ikiniz de fazla uzaklaşmayın!
Carmen Martinez: Off <İsim>, şu karı... Muhalif tanığın önde bayrak sallayanı resmen!
Carmen Martinez: Her neyse, görüyorum ki bir ipucu bulmuşsun bile! Yanmış not "Constance" imzalı. Bu kurbanın adı!
Carmen Martinez: Notun üzerinde tuhaf... Taç yaprakları mı var? Doğru, bunları süpürsek iyi olur!
Carmen Martinez: Hadi <İsim>! Bu vakayı ne kadar hızlı çözüp SOMBRA'nın peşine o kadar erken düşeriz ve bu da bizim çok işimize gelir!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Carmen, senin ufaklık bir ara benim laboratuvara uğradı. O çocuk öğrenmeye çok meraklı!
Carmen Martinez: Ne demezsin, yeter ki ödev olmasın! Asıl yapması gereken şey o çünkü!
Angela Douglas: Çocuk bakmak tam zamanlı bir iş! Kızlarım buradayken bunu çok iyi anladım!
Carmen Martinez: Bir gün seninle şöyle bir oturup ofiste çocuk bakımı hakkındaki fikirlerini duymak isterim.
Angela Douglas: Büyük bir zevkle! Ama şimdilik sanırsam <İsim> bana gönderdiğiniz ceset hakkındaki fikirlerimi duymak istiyor.
Angela Douglas: Kurban, karnına aldığı bıçak yarasından ölmüş. Bıçak aorta denk gelmiş ve kurban dakikalar içinde kan kaybından gitmiş.
Angela Douglas: Ayrıca şunu da bilmek isteyebilirsin: Kurbanın kıyafetlerinde durian meyvesi izlerine rastladım!
Carmen Martinez: Durian şu kötü... Yani fazla aromatik olan meyve değil mi? Neden önemli ki?
Angela Douglas: Çünkü kurbanın midesinde durian yoktu. Yani kıyafetlerindeki izler katilden bulaşmış olmalı!
Carmen Martinez: Demek katil durian yiyor! Katilin kokusu uzaktan nasıl gelecek bakalım <İsim>!

Anbu Devanesan'a kurbanı sor.
Anbu Devanesan: Constance'ımın öldüğüne inanamıyorum!
Carmen Martinez: Bay Devanesan, çok üzgünüz ama bize bazı soruları...
Anbu Devanesan: Constance bana romantik bir sürpriz hazırladığını söylemişti! Sonra da onu ölü halde buldum! Onu kim öldürmüş olabilir ki? Constance iyi niyetliydi, dürüsttü ve...
Anbu Devanesan: <Rütbe> <İsim>, lütfen Constance'a bunu yapanı bul ve onu adalete teslim et! Katilinin serbestçe gezdiği bir dünyada yaşayamam!
Carmen Martinez: Bunu yapacağımızdan emin olabilirsiniz Bay Devanesan. Söyleyecebileceğiniz başka bir şey...
Michelle Zuria: İtiraz ediyorum! Müvekkilimi daha fazla sorgulamanıza izin vermeyeceğim.
Carmen Martinez: Kabul ediyorum, kendisi konuşabilecek durumda değil. Ama eminim siz onun adına bazı sorulara yanıt verebilirsiniz, Bayan Zuria!

Michelle Zuria'yı müvekkili ve kurban hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Daha önceki konuşmamızda pek ketum davranmıştınız Bayan Zuria, lakin bu cinayetin çözülmesini istiyorsanız konuşmaya başlasanız iyi edersiniz! Kurbanı tanır mıydınız?
Michelle Zuria: Constance'ı sadece müvekkilimle olan ilişkisinden ötürü tanırdım.
Michelle Zuria: Constance prensip sahibi ve açıkgöz bir iş kadınıydı. Bir finans şirketinin genel müdürüydü ve şirketi de çok iyi yönetiyordu.
Michelle Zuria: Anbu'ya sorsanız onun bir melek olduğunu ve hiç düşmanı olmadığını söyler. Ben pek inanmıyorum doğrusu. Bu denli güçlü bir mevkiye ulaşan herkesin illaki hasmı olur.
Carmen Martinez: Biraz müstehzi bir bakış açısı Bayan Zuria! Neden öyle düşünüyorsunuz?
Michelle Zuria: İnsan doğasını bildiğimden tabiiki de. Şimdi müsaadenle <Rütbe> <İsim>, müvekkilimle ilgilenmem gerek.

İncele: Kurbanın Notu.
Carmen Martinez: <İsim>, o taç yapraklarını topladığına göre artık kurbanın notunda ne yazdığına bakabiliriz!
Carmen Martinez: Constance demiş ki, "...Artık elimde kanıt var... Bu yaptığın yanına kalmayacak." Neyin kanıtı? Ayrıca bu not kime yazılmış?
Carmen Martinez: Görünen şu ki kurban, birinin birinin şüpheli hareketlerini fark etmiş ve bunu kendisine söylemiş! Bunun yüzünden öldürülmüş olabilir mi ki?
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, nottaki taç yapraklarından bir şey çıkabilir! Hadi şunlara mikroskop altında bakalım!

İncele: Taç Yaprakları.
Carmen Martinez: Kurbanın cinayet mahallinde bulduğun notundaki taç yaprakları, Tillandsia stricta denilen bir bitkiye aitmiş.
Carmen Martinez: Görünüşe göre Tillandsia stricta, Güney Amerika'ya özgü bir bitki... Lakin Singapur'da sadece bir yerde yetişiyor: Koy Bahçelerinde!
Carmen Martinez: Bu da demek oluyor ki ya kurban ya da katil oraya gitmiş olmalı! Hadi bahçelere kapağı atıp ipucu avına koyulalım <İsim>!

İncele: Koy Bahçeleri.
Carmen Martinez: <İsim>, bulduğun o madalyonda kurbanın resmi var! Parmak izi için tozlayalım!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, bu toprak yığını daha yeni kurcalanmış gibi... Buraya bir şey gömülmüş olmalı! İyice arayalım!

İncele: Madalyon.
Carmen Martinez: <İsim>, hadi madalyondan topladğın şu parmak izlerini veri tabanında yoklatalım! Kurbanın resmini boynunda kimin taşıdığını bulmamız gerek!

İncele: Parmak İzleri.
Carmen Martinez: Hımm, bahçede bulduğun madalyondaki parmak izleri Ruby Armstrong diye birine aitmiş.
Carmen Martinez: Dosyalarımıza göre Ruby bir yanardağ uzmanı... Mantıklı, sonuçta Singapur faal bir yanardağ bölgesi, ama bu, Ruby'nin neden kurbanın resminin olduğu bir madalyon ile ne yaptığını açıklamıyor. Kendisine soralım!

Ruby Armstrong'a içinde kurbanın resminin bulunduğu madalyonu sor.
Carmen Martinez: Bayan Armstrong, <Rütbe> <İsim>, içinde Constance Tan'in resminin olduğu madalyonunuzu buldu. Constance öldürüldüğünden dolayı sizinle...
Ruby Armstrong: Ne?! Constance öldürüldü mü? Bu... olamaz!
Ruby Armstrong: Hayır, bu mümkün değil! Hayır!
Carmen Martinez: Constance'ı ne kadar iyi tanırdınız Bayan Armstrong?
Ruby Armstrong: Ne kadar iyi mi? O benim en iyi arkadaşımdı! O madalyon bir dostluk kolyesi. Constance'ınkinde de benim resmim vardı!
Ruby Armstrong: Kendiminkini kaybettiğimde içime kötü bir his doğmuştu.
Ruby Armstrong: Buna inanamıyorum... Kaç yıldır arkadaşız! Burada üniversite de tanışmıştık. Constance ekonomi okurken ben de Avustralya'dan yanardağ bilimi okumak için gelmiştim. Nasıl ölebilir, nasıl?
Carmen Martinez: Kötü haber verdiğimiz için üzgünüz Bayan Armstrong. Fakat bir yere ayrılmayın lütfen, sizinle tekrar konuşmamız gerekebilir.

İncele: Toprak Yığını.
Carmen Martinez: O toprak yığınına dev, kanlı bir bıçak mı gömülmüş?! Ya bu cinayet silahıysa? Bunu hemen Jonah'a gönderelim!

Analiz et: Bıçak.
Jonah Karam: <İsim>, son konuşmamızda Marina konusunda bana yardımcı olduğun için sağ ol! Akşam yemeğimiz harika geçti ve... İçim içime sığmıyor, biliyor musun?
Carmen Martinez: Kıyamam, fena duygusala bağladın dostum! Seni daha önce hiç böyle görmemiştim!
Carmen Martinez: Keyfine limon sıktığım için beni mazur gör ama <İsim> ile bahçede gömülü halde bulduğumuz bıçak için gelmiştik...
Jonah Karam: Bu alelade bir buçak değil <İsim>! Buna parang denir ve kesin kez cinayet silahınız bu!
Jonah Karam: Angela parangdaki kanın kurbana ait olduğunu doğruladı. Constance'a saplanan bıçak bu.
Jonah Karam: Lakin bir şey daha var. Parang, buranın dövüş sanatı olan silatta kullanılan geleneksel bir silahtır!
Jonah Karam: Silat acayip bir şey <İsim>! Bir defasında silat karşılaşması izlemiştim ve...
Carmen Martinez: Jonah, konudan sapmayalım lütfen!
Jonah Karam: Peki. Demek istediğim, katilde bu silah varsa kendisi pesilat, yani silat yapan biri olmalı!
Carmen Martinez: Neyse <İsim>, yakında bu silat sever katil hapiste silat yerine anca gardiyanlara serenat yapar gari!

Daha sonra...
Carmen Martinez: <İsim>, Singapur'a Michelle Zuria'nın bize SOMBRA'nın topladığı çocuklarla ilgili "sonraki aşama" programı hakkında bilgi verebileceğine dair aldığımız istihbarat üzerine geldik...
Carmen Martinez: Ama Zuria, işbirliği yapmayı açıkça reddettiği gibi bir de kucağımıza bir cinayet soruşturması bıraktı.
Carmen Martinez: Kurban Constance Tan, bir finans şirketinde genel müdür ve belli ki örnek bir vatandaşmış. Kimse hakkında kötü bir söz etmedi.
Carmen Martinez: Birinin şüpheli faaliyetlerde bulunduğuna dair kanıt bulmuş ve bu yüzünden öldürülmüş olabilir... Ama bu sadece bir varsayım.
Carmen Martinez: Constance'ın en iyi arkadaşı gerçekten üzgün görünüyor, hatta huysuz Bayan Zuria bile kurbanın dürüstlüğünü övüp durdu.
Carmen Martinez: Kurbanın bir türlü sakinleşmeyen erkek arkadaşından bahsetmeye bile...
Ingrid Bjorn: <İsim>, yetiş! Kurbanın erkek arkadaşı bir binanın tepesine çıkmış, her an atlayabilir!
Carmen Martinez: Ne?!

2. Bölüm

Carmen Martinez: <İsim>, Singapur'a Michelle Zuria'nın bize SOMBRA'nın topladığı çocuklarla ilgili "sonraki aşama" programı hakkında bilgi verebileceğine dair aldığımız istihbarat üzerine geldik...
Carmen Martinez: Ama Zuria, işbirliği yapmayı açıkça reddettiği gibi bir de kucağımıza bir cinayet soruşturması bıraktı.
Carmen Martinez: Kurban Constance Tan, bir finans şirketinde genel müdür ve belli ki örnek bir vatandaşmış.
Carmen Martinez: Birinin şüpheli faaliyetlerde bulunduğuna dair kanıt bulmuş ve bu yüzünden öldürülmüş olabilir... Ama bu sadece bir varsayım.
Ingrid Bjorn: <İsim>, yetiş! Kurbanın erkek arkadaşı bir binanın tepesine çıkmış, her an atlayabilir!
Carmen Martinez: Ne?!
Ingrid Bjorn: Constance'sız yaşamaktansa çatıdan atlarım daha iyi diyor! Onu durdurmalısın!
Carmen Martinez: <İsim>, Anbu'nun üzgün olduğunu fark ettim de bu kadarını yapacağını tahmin etmemiştim! Hadi hemen şu çatı katına gidelim!

İncele: Çatıdaki Havuz.
Anbu Devanesan: Atlamama neden mani oldun <Rütbe> <İsim>? Constance yokken sanki kalbimin ortasında bir boşluk varmış gibi hissediyorum!
Carmen Martinez: Bay Devanesan, ölümünün sizin için büyük bir darbe olduğunu anlıyoruz, ama böyle olmaz! Constance ölmenizi istemezdi.
Anbu Devanesan: Bu... Haklısınız, istemezdi. Ama ben... Bu havuz Singapur'da en sevdiği yerdi. Hayatıma burada son vermek çok manalı bir hareket gibi geldi...
Michelle Zuria: Anbu! Olanları duydum!
Michelle Zuria: Bu durumdayken polislerle konuşmamalısın! Dinlenmeye ihtiyacın var, sorgulanmaya değil! Yanımdaki durian şekerlemelerinden biraz al, düşüp bayılmadan şekerini dengele, sonra da gidelim!
Anbu Devanesan: Taman, geliyorum. Hayatımı kurtardığın için tekrardan sağ ol <Rütbe> <İsim>!
Carmen Martinez: Şu her halta karışan avukat sinirlerimi bozmaya başlıyor <İsim>! Ama doğru diyorsun, soruşturma devam etmeli!
Carmen Martinez: Neyse ki birkaç ipucu bulmuşsun! Bu ajanda kurbana ait olmalı, içindeki yaka kartında onun adı var!
Carmen Martinez: Bir sayfası yırtılmış, ama basım izi kalmış... Tozlayarak ne yazdığını ortaya çıkarabiliriz!
Carmen Martinez: Şuna bak, şapkadaki bantta kurbanın adı yazılı. Şapkada da tuhaf bir leke var. Hadi bir örnek alalım!
Carmen Martinez: Şu kutu ne iş peki? Havuzla birebir aynı renk... Suya koysan görünmez valla! Belki birisi bunu buraya saklamak istemiştir!
Carmen Martinez: Kutu kilitli, ama kilidi kıracağından eminim! Hadi iş başına <İsim>!

İncele: Kilitli Kutu.
Carmen Martinez: <İsim>, açtığın o kutunun içindeki cihaz da ne la öyle>?! Her yeri kanla kaplı!
Carmen Martinez: Haklısın, üzerindeki kanın kime ait olduğunu bilmeden bu aleti Elliot'a göndermenin bir manası yok. Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Kanlı Cihaz.
Lars Douglas: <İsim>, bana gönderdiğin cihaz kurbanın kanıyla kapılymış!
Carmen Martinez: O zaman bu aygıtı havuzun oraya saklamaya çalışan kişi katil olmalı! İyi de ne bu?
Elliot Clayton: Daha hazır değilim dememe rağmen Lars beni buraya sürükledi! <İsim>, tahminime göre bu aygıt bir veri depolama cihazı.
Carmen Martinez: Tahminine göre mi? Oğlum, sen bir teknoloji dehası değil miydin?
Elliot Clayton: Cihaz ağır şifrelenmiş! İçindekileri yalnızca şifre anahtarı olan... Ya da benim gibi bir bilgisayar korsanı görebilir. Çünkü ben gerçek bir dehayım. Denemeye devam edeceğim ama zaman alır.
Carmen Martinez: Lanet girsin bilgiye hemen ŞİMDİ ihtiyacımız var! Katil bu cihazı saklamaya çalışmış ve bunun sebebini öğrenmemiz gerek!
Lars Douglas: Bunu cevaplayamam ama şunu dinleyin: aygıtın üzerinde sadece kurbanın kanı yoktu! Kana ayrıca Singapore Sling kalıntıları da karışmış!
Carmen Martinez: Hani şu kokteyl olan mı?
Lars Douglas: Aynen. Katil, aygıda dokunmadan önce bir iki yudum Singapore Sling yuvarlamış olmalı!
Carmen Martinez: Katil öyle uzun uzadıya demlenemeyecek gari <İsim>! Duyduğum kadarıyla içeride şık kokteyller servis etmiyorlarmış!
(Analiz sonrası)
Carmen Martinez: Vakada ilerleme kaydetmeye başladık <İsim> yavaş ilerliyoruz... Gözümüzden kaçan bir şeyler olmalı!
Carmen Martinez: Doğru dedin, cinayet mahalline dönüp ipucu bulmak için mekanı tekrar gözden geçirelim!

İncele: Özel Kabin.
Carmen Martinez: <İsim>, bu kurbanın çantası olabilir! Hadi içini arayalım!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, bu yırtık fotoğrafı geri birleştirmemiz gerek!

İncele: El Çantası.
Carmen Martinez: Çantada bulduğun bu katlanmış kağıt da ne <İsim>?
Carmen Martinez: Hımm, görünüşe göre bu kağıt bir e-posta çıktısıymış... Üstelik kurbana gönderilmiş!
Carmen Martinez: Tabii e-posta Çince olmayaydı iyiydi... Doğru, bu konuda Dupont'un yardımına ihtiyacımız olacak!

Analiz et: E-Posta Çıktısı.
Armand Dupont: Bonsoir, mes amis! Singapur'un dört tane resmi dili olduğunu biliyor muydunuz? İngilizce, Mandarin Çincesi, Malezyaca ve Tamilce.
Carmen Martinez: Pek hoşmuş, da bize Çince lazım! <İsim> ile cinayet mahallinde bulduğumuz e-posta çıktısında ne varmış?
Armand Dupont: Bu resmi yazı, kurbanın şirketinin yönetim kurulundan gönderilmiş. Kurbandan kaynaklanan olası bir çıkar çatışması konusunda endişelerini açıklamışlar...
Armand Dupont: Çünkü Bayan Tan, rakip şirketin yöneticisi Bay Devanesan diye biriyle fazla vakit geçiriyormuş!
Carmen Martinez: Ne? Kurbanın erkek arkadaşı, aynı zamanda iş dünyasında rakibi miymiş?!
Carmen Martinez: Anbu zırıldanıp durmaktan bize bundan bahsetmemişti! Derhal gidip onunla konuşalım <İsim>!

Anbu Devanesan'ı kurbanın iş dünyasındaki rakibi olması konusunda sorgula.
Anbu Devanesan: <Rütbe> <İsim>! Singapore Sling ister misin? Biliyorum, buraya geri gelip kederimi gömmek için kendimi alkole vermemeliyim, ama efkar dağıtmam gerek...
Carmen Martinez: Almayalım biz. Bay Devanesan, sizinle konuştuğumuzda Constance'ın iş dünyasında rakibi olduğunuzdan bahsetmemiştiniz!
Anbu Devanesan: Ah... evet. Şirketlerimiz rakip firmalardı. Bundan bahsetmedim çünkü o an aklımdaki en son şeydi.
Anbu Devanesan: Constance ile iş vesilesiyle tanıştık. Başta hiç anlaşamamıştık! Kıvılcımlar çaktı! Sonra birbirimize aşık olduk!
Anbu Devanesan: Doğruyu söylemek gerekirse başta hiç kolay olmadı. Onun şirketi ayrı benim şirketim ayrıydı! Kaderin birbirinden ayırdığı aşıklardık! Ama ilişkimizi yürüttük.
Anbu Devanesan: Ona evlilik teklifi edecektim <Rütbe> <İsim>. Ama o artık öldü ve asla evlenemeyeceğiz!
Carmen Martinez: Constance'ı ticari çıkarlarınızı korumak için öldürmediğinize inanmak istiyoruz Bay Devanesan! Ama onu öldürdüyseniz bir sonraki ticari faaliyetinizi hapishane hücresinden gerçekleştirirsiniz!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Carmen Martinez: Bu fotoğrafta kurban başka bir kadını mı öpüyor?!
Carmen Martinez: Haklısın, bu kızı daha önce gördük! Kurbanın sözde en iyi arkadaşı Ruby bu!
Carmen Martinez: Ruby açıkça birkaç ayrıntıyı atlamış! Onunla tekrar konuşsak iyi olur!

Ruby Armstrong'u kurbanı öpmesi konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Ruby, Constance'la sadece arkadaşız demiştin ama bu fotoğrafta...
Ruby Armstrong: Olamaz! Onu nereden buldun <Rütbe> <İsim>?
Ruby Armstrong: Doğru, size yalan söyledim. Constance ile sadece arkadaş değildik. Birkaç yıl öncesine kadar çıkıyorduk... Ama bu bir sırdı.
Carmen Martinez: "Çıkmıştık" derken... Yani ilişkiniz bitmiş miydi?
Ruby Armstrong: Evet, çünkü Constance beni terk etti!
Ruby Armstrong: Constance benim yerime o omurgasız herifi tercih etti! Tabii imajına benden daha uygun ya. Gayet zengin, iş dünyasından, heteronormatif biri, ben ise... benim yani.
Ruby Armstrong: Şık giyinmem. Asosyalimdir, durianı severim ve kokusu üzerime siner... Ve kızım. Bu yüzden Constance ilişkimizi gizlemek istedi. Muhtemelen benden ve sırlardan bıkıp usandı.
Carmen Martinez: Bu konuda pek acıklısın Ruby! Eğer sırf seni terk etti diye Constance'ı öldürdüysen, üzerinde adının yazdığı bir kelepçe seni bekliyor demektir!

İncele: Kurbanın Şapkası.
Carmen Martinez: Kurbanın şapkasındanki örnekten toplayarak alarak iyi iş çıkardın <İsim>! Hadi bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Mavi Madde.
Lars Douglas: Hey Carmen! Bak laboratuvaruma kim gelmiş!
Sanjay Korrapati: Burası çok eğlenceli <İsim>! Bir sürü şey öğreniyorum!
Carmen Martinez: İyi hoş da, gördüğüm üzere Lars'ın ceplerindekileri öğrenmişsin. Hemen ona cüzdanını geri ver.
Lars Douglas: Nasıl? Sanjay bir şey... Bir saniye...
Sanjay Korrapati: İşte buyur, iyi laboratuvar dostum... Hiç de çalmıyordum, yemin ederim!
Carmen Martinez: Biliyorum ufaklık, sadece bizi sürekli diken üstünde tutuyorsun o kadar. Şimdi git de <Rütbe> <İsim> Lars ile konuşabilsin.
Lars Douglas: SOMBRA'yla geçirdiği zor zamanlardan sonra Sanjay'i böyle neşe dolu görmek pek hoş. İyiki ona kapını açmışsın Carmen.
Carmen Martinez: Umarım öyledir. Ebeveynlik konusunda kendimi blöf yapıyormuşum gibi hissediyorum. Neyse, <İsim> ile havuzda bulduğumuz kurbanın şapkasındaki madde hakkında ne söyleyebilirisin?
Lars Douglas: Örnek, potasyum peroksimonosülfat içeren bir karışımdan geliyor... Bu madde, yüzme havuzlarını temizlemek için kullanılan bir kimyasal!
Lars Douglas: Bu madde öyle ortalık yerde durup kurbanın üzerine basabileceği bir şey değil. Gidip otelin havuz temizlikçisiyle konuşun derim.
Carmen Martinez: Güzel, o zaman gidip şu havuz temizlikçisini bulalım. Önden buyur <İsim>!

Brian Chua'ya kurbanı tanıyıp tanımadığını sor.
Carmen Martinez: Bay Chua, <Rütbe> <İsim> sizinle Constance Tan cinayeti hakkında konuşmak istiyor.
Brian Chua: O hanımefendi ölmüş mü?!
Carmen Martinez: Bize onun hakkında ne söyleyebilirsin?
Brian Chua: Yüzme havuzuna pek sık gelirdi. Zengin bir iş kadınıydı ama öyle ukala düm... kendini beğenmiş birisi değildi!
Brian Chua: Eşyaları konusunda çok sertti ama onun dışında iyi bir müşteriydi ve iyi bahşiş bırakırdı. Öldürülmesi kötünün de kötüsü olmuş!
Carmen Martinez: Bence de öyle. Buralardan ayrılmayın Bay Chua, <Rütbe> <İsim> ile size başka sorularımız olabilir!

İncele: Kurbanın Ajandası.
Carmen Martinez: Kurbanın ajandasındaki notta "Saat 20:30, Darren Hong ile görüşme" yazıyor. İş görüşmesi için oldukça geç bir saat!
Carmen Martinez: İyi fikir <İsim>, hadi şu Darren'ı bulup kurbanla olan görüşmesini soralım!

Darren Hong'u kurbanla geç saatteki görüşmesi hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Bay Hong, Constance Tan'in öldürülmesi hakkında bazı soruları yanıtlamanızı istiyoruz sizden.
Darren Hong: Tabii... nasıl?! Constance öldürüldü mü dediniz?
Carmen Martinez: Bu akşam öldürüldü ve <Rütbe> <İsim> onunla geç saatte görüşmeniz olduğuna dair kanıt buldu, bu da...
Darren Hong: Geç saat görüşmeleri bizim için gayet olağandır <Rütbe> <İsim>! Nereden baksanız her gün yaparız bunu! Constance şirketimizin genel müdürü, ben de onun sağ koluydum!
Darren Hong: Ben... Constance'tan geçmiş zamanla bahsettiğime inanamıyorum. Ölümü şirket adına tam bir fekalet! Şimdi ne yapacağız biz?!
Darren Hong: Kusura bakma <Rütbe> <İsim> ama gitmem gerek! Silat antrenmanımı iptal edip yönetim kurulunu toplamam ve herkesi uyarmam gerek... Bu bir facia...
(Darren Hong ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Bu Darren denen eleman Constance'ın ölümüne sırf şirket etkilendiği için üzülmüş gibi görünüyor!
Carmen Martinez: Gerçi bu durum, kendisi için Constance'ın hayattayken daha faydalı olduğunu da gösteriyor.
Carmen Martinez: Peki Darren'ın kokusunu fark ettin mi <İsim>? Buram buram durian kokuyordu! Bence de, bunu not etsek iyi olur!

Daha sonra...
Carmen Martinez: <İsim>, Singapur'a gelip hemen SOMBRA'nın çocuk üyelerle ilgili "sonraki aşama" programı hakkında bir sürü şey öğreneceğimizi düşünmek, fazla iyimsermiş. Zaten olsa fazla kolay olurdu.
Carmen Martinez: Ama onun yerine bir finans şirketi genel müdürünün cinayetiyle cebelleşiyoruz... Bir de yanında ölümüne üzülüyormuş gibi görünen bir yığın şüpheli var tabii.
Carmen Martinez: Katilin havuza saklamaya çalıştığı şifreli cihaz gibi alakasız bazı kanıtlar da ortaya çıkmadı değil hani.
Elliot Clayton: <İsim>! Şu cihazda ciddi bir ilerleme kaydettim! Şifresini kırmaya uğraştıkça kullanılan kalıplar tanıdık gelmeye başladı. Bu şifreleme tarzıyla daha önce karşılaşmıştım!
Elliot Clayton: Cihaz, SOMBRA tarafından şifrelenmiş!
Carmen Martinez: Ne?! O zaman bu demek oluyor ki...
Elliot Clayton: Evet! Elimizde bir SOMBRA ajanı var ve Constance Tan'i öldürmüş!

3. Bölüm

Carmen Martinez: <İsim>, SOMBRA'nın çocuklara yönelik "sonraki aşama" programını Michelle Zuria'ya sormamız gerektiğine dair istihbarat alınca, Singapur'a gelip ihtiyacımız olan her şeyi öğreneceğimizi sandık...
Carmen Martinez: Ama iş hiç de kolay değilmiş. Bayan Zuria bir şey bildiğini reddediyor ve soruşturmamız gereken bir cinayet var!
Carmen Martinez: Elimizde ölü bir finans şirketi genel müdürü ile ölümüne üzülüyormuş gibi görünen bir yığın şüpheli var...
Carmen Martinez: Bir de katilin havuz başına saklamaya çalıştığı şu şifreli cihaz gibi tuhaf ipuçları var tabii.
Elliot Clayton: <İsim>! Şu cihazda ciddi bir ilerleme kaydettim! Şifresini kırmaya uğraştıkça kullanılan kalıplar tanıdık gelmeye başladı. Bu şifreleme tarzıyla daha önce karşılaşmıştım!
Elliot Clayton: Cihaz, SOMBRA tarafından şifrelenmiş!
Carmen Martinez: Ne?! Eğer cihaz hem katil, hem de SOMBRA'yla bağlantılıysa...
Elliot Clayton: Evet! Elimizde bir SOMBRA ajanı var ve Constance Tan'i öldürmüş!
Carmen Martinez: Allah kahretsin, bu her şeyi değiştirir işte!
Carmen Martinez: <İsim>, sence Constance'ın katili hakkında öğrendiği şey bu muydu? Bir SOMBRA ajanının maskesini düşürdüğü için öldürülmüş olabilir mi?
Carmen Martinez: Bence de, cevapları sözde SOMBRA danışmanımız Bayan Zuria'dan alamayacağımız kesin... Kesin yine her şeyi inkar edecek! Kim bilir, belki de buradaki SOMBRA ajanı odur!
Carmen Martinez: Derhal yeni ipuclarına ihtiyacımız var! SOMBRA'nın cihazından ne bilgiler çıktı Elliot?
Elliot Clayton: Keşke bilseydim, ama halen heklemeye uğraşıyorum! Elimden geldiği kadar hızlı çalışıyorum <İsim>!
Carmen Martinez: Burada oturup bekleyemeyiz! Evet <İsim>, cihazı havuz başında bulmuştuk, o zaman orada dönelim! Belki SOMBRAcı katil ardında başka izler de bırakmıştır!

İncele: Havuz Kenarındaki Masalar.
Carmen Martinez: Galiba bu kurbanın şirketi tarafından verilmiş bir ödül... Üzerinde soluk bir metin var. Hemen toz fırçanı hazır et bakalım!
Carmen Martinez: Doğru, bu yırtık kağıdın yeri burası değil... Bunu geri yapıştırabiliriz!
Carmen Martinez: O güvenlik kamerasını almayı iyi akıl ettin <İsim>! Hadi kilidini açalım! Eğer cinayetin içinde SOMBRA varsa, kaybedecek zamanımız yok demektir!

İncele: Yazısı Silik Ödül.
Carmen Martinez: Nasıl la...! Bu ödül görünüşe göre üstün başarılı bir genel müdür olduğu için kurbana verilmiş, ama Darren Hong onunkinin üzerine kendi adını karalamış!
Carmen Martinez: Böyle bir şeyi kim yapar ki? Eh, Darren'ın yaptığı ortada, ama bize kurbanın liderlik yeteneklerine hayran olduğunu söylemişti! Yalan mı söylemiş yani?
Carmen Martinez: Bence de, Darren'a hesap sorma vakti geldi <İsim>!

Darren Hong'u kurbanın tahrif edilmiş ödülüyle ilgili sıkıştır.
Carmen Martinez: Bay Hong, Constance'ın genel müdür ödülünü neden tahrif ettiniz?
Darren Hong: Bunu neden benim yaptığımı düşünüyorsun <Rütbe> <İsim>? Böyle bir şeyi biricik Constance'ıma hiç yapar mıyım...
Carmen Martinez: Bırakın yalanı! Ödülün üzerine onunkinin yerine kendi adınızı yerleştirmişsiniz!
Darren Hong: Peki! Moralsizdim, Singapore Sling'i fazla kaçırmıştım ve ödülün üzerine kendi adımı yazmışım... Ama o ödül gerçekten de benim olmalıydı!
Darren Hong: Şirketin başında ben olmalıydım! O kız daha yeni yetmenin tekiydi!
Darren Hong: O mevki benim hakkımdı! Şirkette ondan daha uzun süre çalışmıştım ama Bayan Kusursuz çıkagelince beni es geçtiler!
Carmen Martinez: Yani Constance'ın koltuğunu almak için mi onu öldürdünüz?
Darren Hong: Elbette hayır! İş dünyasında işler öyle yürümez. Fakat dümende ben olunca şirket nihayet doğru yöne gidecektir!
Carmen Martinez: Eğer <Rütbe> <İsim>, genel müdür olmak için Constance'ı öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa gideceğiniz tek yön hapishane olur!

İncele: Yırtık Kağıt.
Carmen Martinez: Demek ki kurban, Brian Chua adlı birine bir çek yazmış...
Carmen Martinez: Bir saniye, bu, şu havuz temizlikçisi değil mi? Kurban ona 1500 Singapur doları gibi okkalı bir meblağ versin ki?!
Carmen Martinez: Constance'ın Brian'a bu kadar para vermesi için makul bir neden bulamıyorum. Onu hemen sorgulamalıyız!

Brian Chua'yı kurbandan para alması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Brian, Constance Tan neden sana 1500 Singapur Doları değerinde bir çek yazdı?
Brian Chua: Sen neden öyle bakıyor <Rütbe> <İsim>... Yanlış bir şey yapmadım... O hanımefendi bana para verdi, hepsi bu...
Carmen Martinez: Madem yanlış bir şey yapmadın, o zaman gerilmene de gerek yok. Ama belli ki bir şeyle saklıyorsun!
Brian Chua: Bir şey saklayan ben değilim! O hanımefendiydi. Birkaç yıl kadar önce onu burada... Bir kızla öpüşürken görmüştüm!
Brian Chua: Resmen şok oldu! Hanımefendi skaldal çıksın istemedi. Susmam için de bana para verdi, lah!
Brian Chua: Benim için çok iyi fırsattı. Çok para kazanmıyorum. Havuz temizleyerek ve silat öğreterek pek para kazanılmıyor!
Carmen Martinez: Tabii bu çek yakın tarihli olduğuna göre, Constance'tan para koparmak için ona birçok kez baskı yapmış olmalısın!
Carmen Martinez: Belki de Constance, nasılsa kız arkadaşından ayrıldığı için para vermeyi reddetmiştir... Bu yüzden de son çeki de yok etmiş olmalı!
Carmen Martinez: Eğer Constance'ı senin öldürdüğünü bulursak, sıradaki çekini hapishane revirinde çekap olarak yaparsın, ona göre!

İncele: Kilitli Güvenlik Kamerası.
Carmen Martinez: Kilidini açtığın şu güvenlik kamerasını hemen Elliot'a gönderelim! SOMBRA katilini bulmamıza yardımı dokunabilir!

Analiz et: Güvenlik Kamerası.
Elliot Clayton: Şu algoritmanın bir zayıf noktası olmalı! Tuşlarda bir çakışma deşifre edersem...
Carmen Martinez: Evlat, cihaz üzerinde çalışmanın, SOMBRA katilini yakalamak için önemli olduğunun farkındayım ama...
Carmen Martinez: Buraya <İsim>'in havuz başında bulduğu güvenlik kamerası için geldik.
Elliot Clayton: Ha, şu mesele. Evet, görüntülerde kurban vardı... Ayrıca yanında başka birisiyle. Şimdi görürsünüz.

-Kaydın başı...-
Constance Tan: Anbu'nun seni avukatı olarak tutmasını istemiyorum! Geçmişte ne tür insanları savunduğunu biliyorum!
Michelle Zuria: Anbu'nun kimi avukat olarak seçeceğine karar vermek size düşmez, Bayan Tan.
Michelle Zuria: Şimdi bitirmem gereken bir Singapore Sling var ve emin olun ki sizin muhabbetinizden daha keyifli.
Constance Tan: Görürsün sen! Anbu'ya seni kovdurtacağım!

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: Nasıl lan! Güya kurbanı pek iyi tanımayan Bayan Zuria, görüntülerde maşallah kurbanla küfür kıyamet!
Carmen Martinez: Sence Constance, Anbu'ya Bayan Zuria'yı kovdurtma konusunda ciddi miydi <İsim>? Bu, avukatın paralı bir müvekkilden olması demek olabilir! Bu da iyi bir cinayet nedeni!
Carmen Martinez: Bakalım Bayan Zuria bu sefer de yan çizmeye yeltenecek mi <İsim>!

Michelle Zuria'yı kurbanla kavgası konusunda sıkıştır.
Carmen Martinez: Yalanları bir kenara bırakalım Bayan Zuria! Constance'ın erkek arkadaşından sizi avukatlığından kovmasını istediğini biliyoruz!
Michelle Zuria: Bunu nereden duydun <Rütbe> <İsim>? Bu, asılsız bir iddia sadece. Şimdi izin verirseniz, Anbu silat antrenmanımız için bekliyor...
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim>, kurbanla ettiğiniz kavganın görüntülerini buldu, bu yüzden konuşmaya başlasanız iyi edersiniz!
Michelle Zuria: İtiraz ediyorum! Konuşulacak bir şey yok! Constance eski müvekkillerimden birkaçının kim olduğunu öğrenmiş ve beni ahlak yoksunu olmakla suçluyordu. Düşünebiliyor musunuz? Ben, ahlak yoksunuymuşum!
Michelle Zuria: Grinin tonlarını görmekten aciz bir iyi niyet budalası olduğundan, Constance Hanım Anbu'dan beni derhal kovmasını istedi. Ama Anbu'nun bunu yapmayacağını biliyordum.
Carmen Martinez: Peki Constance, sizin hakkınızda kendisini böyle gaza getirecek ne öğrendi?
Michelle Zuria: Önemli bir şey değil. Constance para için herkesi savunacağımı iddia ediyordu... Ama avukatlık işlerinin nasıl yürüdüğünü pek anlamıyordu sanırım.
Carmen Martinez: Eğer Constance'ı öldüren sizseniz Bayan Zuria, hapiste işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak zorunda kalacaksınız!

Daha sonra...
Carmen Martinez: <İsim>, Constance'ı öldüren SOMBRA ajanının maskesini düşürmeye zerre yaklaşamadık ve zamana karşı yarışıyoruz! Sıradaki hamlesi ne olacak kim bilir!
Carmen Martinez: Elliot SOMBRA'nın cihazını çözmek için var gücüyle uğraşıyor, ama oturup da onun cihazı heklemesini bekleyemeyiz...
Carmen Martinez: Evet <İsim>, cinayet silahını bahçelerden çıkarmıştın, bu yüzden oraya dönebiliriz! Şu vakayı çatırdatacak bir şeyler bulmamız gerek!

İncele: Bahçe Köprüsü.
Carmen Martinez: <İsim>, o peçetenin üstünde dönme dolap logosu var! Yani cinayet mahallinden gelmiş olmalı! Üzerinde tuhaf bir leke ile... Bir tutam saç mı var? Hadi hemen bir örnek alalım!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, çöpü karıştırmamız gerek. Kaybedecek vaktimiz olmadığı gibi yakalamamız gereken bir SOMBRA katili var! Ama içimden bir ses bizden uzun süre kaçamayacağını söylüyor!

İncele: Lekeli Peçete.
Carmen Martinez: Peçeteden aldığın şu örneği hemen Lars'a götürelim <İsim>! Ortada bir SOMBRA ajanı kol gezerken vakit kaybedemeyiz!

Analiz et: Saç.
Lars Douglas: <İsim>, bahçede bulduğun peçetedeki saç, durian suyuyla kaplıymış!
Lars Douglas: Katilin durian yediğini zaten bildiğimiz için bu normalde şüpheli gelmezdi...
Lars Douglas: Ve peçete açıkça cinayet mahalli olan gözlem kabininden geldiğine göre...
Carmen Martinez: Anladık Lars! Tüm bunlara bakarak, saçın katile ait olduğu söylenebilir! Başka neler diyebilirsin?
Lars Douglas: Üç beş saç telinden pek fazla bir şey çıkmaz ama alabildiğim DNA örneklerini köküne kadar analiz ettim ve...
Lars Douglas: Öğrendim ki katil erkek!
Carmen Martinez: SOMBRA'nın cinayet işleyen adamını parmaklıklar ardına tıkmandan büyük bir keyif alacağım <İsim>!

İncele: Çöp Tenekesi.
Carmen Martinez: Nasıl la...! <İsim>, çöpte bulduğun o kın kanla kaplı!
Carmen Martinez: Ayrıca bu kın, oldukça büyük bir bıçağa ait gibi... Misal cinayet silahına?! Hadi bunu hemen Lars'a gönderelim! SOMBRA katili hakkında daha fazla şey öğrenmemize yardımcı olabilir!

Analiz et: Kın.
Lars Douglas: İçgüdülerinde haklı çıktın <İsim>: Bahçedeki çöpte bulduğun kın, cinayet silahına uyuyor!
Lars Douglas: Bu, geleneksel bir parang kını. Yani Jonah'ın dediğine göre. Epey ayrıntıya girdi. Biliyorsun, sevdiği bir konu olunca Jonah'ı susturabilene aşk olsun!
Carmen Martinez: Evet Lars, biliyorum! Kendisiyle yıllardır arkadaşız! Konudan sapmayalım, yakalamamız gereken bir SOMBRA katili var! Bize başka neler söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Kındaki kanı analiz ettim ve kanın kurbana ait olmadığını söyleyebilirim... Yani katilin olmalı!
Carmen Martinez: Katil bıçağı çektiği sırada kendini kesmiş olmalı!
Lars Douglas: Hepsinden önemlisi, katil A- kan grubuna sahip!
Carmen Martinez: Bu katille aramızda bir A- kan davası var <İsim>! Ama artık adaletten kaçamayacak!

Carmen Martinez: <İsim>, bugün SOMBRA ajanı olduğunu kanıtlanmış birini tutuklayacağımız güzel bir gün!
Carmen Martinez: Constance Tan'i öldüren bu ajan bozuntusuna kelepçe vurmanın vakti geldi! Artık bir dakika bile kaybetmeyelim!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Anbu Devanesan, Constance Tan'i öldürmekten tutuklusun!
Anbu Devanesan: Hayatımın aşkını öldürdüğümü mü düşünüyorsunuz?!
Carmen Martinez: Onu sevip sevmediğini bilemem, ama cesedine durian meyvesi izleri bırakmışsın!
Anbu Devanesan: Buradaki herkesin yediği bir şey yüzünden beni suçladığınıza inanamıyorum...
Carmen Martinez: Kanınla kaplı parang kınını bulmuş olmasaydık aklımıza sen gelmezdin!
Anbu Devanesan: Anlamıyorum. Benim hiç parangım olmadı ki.
Carmen Martinez: Hakkını vereyim iyi bir oyuncusun. Ama maskeyi çıkarmanın zamanı geldi. SOMBRA'dan olduğunu biliyoruz! <Rütbe> <İsim> şifreli cihazını buldu!
Anbu Devanesan: Cihaz mı? Ne cihazı?
Elliot Clayton: Bu cihaz! Sonunda çözdüm <İsim>! İçinden bir sürü bilgi çıktı... hem de Bay Devanesan hakkında!
Elliot Clayton: Singapur'daki asıl işi SOMBRA'nın parasını aklamak!
Anbu Devanesan: Olamaz! O cihazı nasıl çökerttiniz? Şifrenin kırılmaz olması gerekiyordu!
Carmen Martinez: Demek SOMBRA'nın parasını aklıyordun!
Carmen Martinez: Ve her iddiasına girerim Constance bunu öğrendi! Sana bildiğini söyledi... Sen de onu susturdun!
Anbu Devanesan: Constance her şeyi bilmiyordu, ama finansla ilgili karanlık bir iş çevirdiğimi öğrendi, hatta... Ne olduğunu anlamasa da "SOMBRA" sözcüğüne rastladı.
Anbu Devanesan: Aslında kendi hatam. Constance'tan fazla hoşlanmıştım ve bana fazla yaklaşmasına izin verdim. Veri aygıtımı buldu ve beni ifşa etmek umuduyla onu çaldı. Sonra cihazı cesedinden aldım.
Anbu Devanesan: Cihazı havuz başına saklamayı denedim ama biri beni gördü... Ben de intihar numarasına geçtim. Siz bile inandınız valla! Ne kadar acıklı! Beni yere göğe sığdıramadınız, tıpkı Constance'ın bunca zamandır yaptığı gibi.
Anbu Devanesan: Tabii Constance, "SOMBRA" sözcüğünün anlamını öğrenir öğrenmez onu ortadan kaldırmak zorundaydım. Bu arada, gerçekten çok üzüldüm.
Elliot Clayton: Sen ne adi şerefsiz bir herifmişsin öyle! Şunu bir kereliğine ben yapabilir miyim <İsim>? Anbu Devanesan, Constance Tan cinayeti ve...
Anbu Devanesan: Kusura bakmayın da, <Rütbe> <İsim> ipliğimi pazara çıkardıktan sonra tıpış tıpış geleceğimi mi sandınız?
Elliot Clayton: O... O silahı nasıl soktun içeri...
Anbu Devanesan: Buradan çıkıyorum çocuk! Sen de benimle geliyorsun!
Carmen Martinez: Silahını indir Devanesan!
Anbu Devanesan: Tek hareketinizde onu zeka fışkıran küçük kafasından vururum. Ama buradan sağ salim çıkarsam yaşayabilir... Tabii onu da sigortam olarak yanımda götüreceğim.
Anbu Devanesan: Bir daha görüşmemek üzere <Rütbe> <İsim>!
Carmen Martinez: Elliot! Hayır!!!

Kısa süre sonra...
Jonah Karam: Çığlıklar duydum <İsim>! Neler oldu?!
Carmen Martinez: Tam bir felaket! SOMBRA ajanı Elliot'u rehin alıp onunla birlikte kaçtı!
Carmen Martinez: Elliot'u öldürür korkusuyla ateş edemedim! Lanet olsun, keşke orada olsaydın Jonah...
Carmen Martinez: Neyse, şimdi bunun sırası değil. Elliot'u bulup onu kurtarmalıyız <İsim>! Biz konuşurken Anbu ona kim bilir neler yapıyordur!

Sonraki Aşama 2

Carmen Martinez: <İsim>, vaka tam bir faciaya döndü! SOMBRA ajanı kaçmakla kalmadı, bir de üzerine Elliot'u rehin aldı!
Carmen Martinez: Benim kabahatim <İsim>. Keşke daha hızlı davransaydım...
Marina Romanova: Kendini suçlama Carmen. Bir şey yapsaydın Anbu Elliot'u vurabilirdi!
Carmen Martinez: Onları bulmalıyız <İsim>! Ama nereden başlayacağız?!
Jack Archer: <İsim>! Ben... Elliot'u... gördüm...
Jack Archer: Adam... onu... ahh... götürdü...
Carmen Martinez: Jack?! Vurulmuşsun! Seni revire götürmeliyiz! Tedavin yapıldıktan sonra Elliot'u nerede gördüğünü söylersin!
Şef Ripley: Jack'le yetinme <İsim>, Michelle Zuria'yı da sorgulaman gerek! Anbu onun müvekkiliydi. Onu nerede bulacağımızı biliyor olabilir!
Şef Ripley: Carmen Jack'i revire götürecek. Sen Marina ile birlikte gidip Michelle'i sorgula, cevap almadan da geri dönme! Elliot'un hayatı söz konusu!

Jack Archer'dan Elliot'un yerine dair ne bildiğini öğren.
Carmen Martinez: Jack, iyi misin? Ne oldu?
Jack Archer: Merkezde bir gürültü duydum ve... Sonra birinin tabancayla Elliot'u dışarı çıkardığını gördüm!
Jack Archer: Ne olduğunu bilmesem de onları takip ettim!
Jack Archer: Bahçeye kadar peşlerine takıldım ama sonra herif beni gördü ve bana ateş etti!
Carmen Martinez: Hayatta olduğun için şanslısın! O "herif" bir SOMBRA ajanıydı!
Jack Archer: Yani Elliot'u kaçıran bir SOMBRA ajanı mı?! Acele etmeliyiz <İsim>! Ya o ruh hastası Elliot'u vurmaya karar verirse?
Carmen Martinez: İyi iş çıkardın Jack ama şimdilik otur dinlen ve bahçeleri bize bırak! Orada Elliot'tan bir iz varsa mutlaka buluruz! Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Koy Bahçeleri.
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>, bu kravatı tanıyorum! Anbu'nun taktığı kravat bu!
Carmen Martinez: Kravatın üstünde kan lekesi var... Sence... Sence Elliot Anbu'yu yere sermiş olabilir mi?
Carmen Martinez: <İsim>, Elliot'un başına bir şey gelirse eğer...
Carmen Martinez: Haklısın, odaklamamız gerek! Hadi şu kandan hemen bir örnek alalım!

İncele: Katilin Kravatı.
Carmen Martinez: Anbu'nun kravatından aldığın bu kan örneğini doğruca Lars'a gönderelim! Burada neler olduğunu öğrenmemiz gerek!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: <İsim>, korkarkım ki haberler kötü...
Lars Douglas: Anbu'nun kravatında bulduğun kan Elliot'a ait çıktı!
Carmen Martinez: O zaman Elliot yaralı!
Carmen Martinez: O SOMBRA iti onun canın yakmasının bedelini ödeyecek!
Lars Douglas: Dahası da var, kanla karışık salya izine de rastladım.
Lars Douglas: Kısacası bu kravat, Elliot'un ağzını tıkamak için kullanılmış!
Carmen Martinez: Zavallı çocuk... Canı yanmış, ağzı tıkanmış ve...
Carmen Martinez: Bir saniye, <İsim> tıkaçı buldu. Elliot'a ne oldu ki SOMBRA ajanı artık onu susturmasına gerek kalmadığını düşündü?
Lars Douglas: Aklıma iki malum ihtimal geliyor. Ya bayıldı ya da öl...
Carmen Martinez: Sakın söyleme! <İsim>, Jonah ile konuşmamız gerek! O rehine durumlarında uzman, ne yapılacağını bilir!

Anbu'nun izini sürme konusunda Jonah Karam'dan yardım iste.
Carmen Martinez: Zamanımız daralıyor Jonah! Elliot SOMBRA'nın elinde ve <İsim>, üzerinde Elliot'un kanının olduğu bir tıkaç buldu... Ya öldüyse?!
Jonah Karam: Mantıklı düşün Carmen. SOMBRA ajanı, Elliot'u kendine canlı kalkan yapmak için kaçırdı. Onu aradığımızı bile bile işine yarayan bir rehineden kurtulmaz.
Jonah Karam: Bu ajan, <İsim> kimliğini patlattıktan sonra ağır batırdığını anladı. Ama onlara Elliot'u götürürse, SOMBRA daha merhametli davranabilir...
Carmen Martinez: Evet, SOMBRA'nın dahi bir bilgisayar korsanını ellerine geçirmek isteyeceğine eminim! Ama Elliot'u onlardan önce nasıl bulacağız?
Jonah Karam: Bence hemen bahçeye git <İsim>! Orada Elliot'a dair başka izler olmalı, nerede bulunduğunu gösterecek izler!
Jonah Karam: Ama gitmeden önce bir şeyler atıştır <İsim>! İş üstündeyken bayılırsan Elliot'a yardımın dokunmaz!

İncele: Bahçe Köprüsü.
Carmen Martinez: Bu telefonu tanıyorum <İsim>! Elliot'un bu! Sanki birisi üzerine basmış...
Carmen Martinez: Ama galiba telefon halen çalışıyor. Umarım kilidini açabilirsin! Elliot'u kurtarmanın anahtarı bu olabilir!

İncele: Elliot'un Telefonu.
Carmen Martinez: Elliot'un güvenlik sistemini aşıp telefonunun kilidini kırmayı ancak sen başarabilirdin <İsim>! Baksana... Bir mesaj yazmış!
Carmen Martinez: Mesajda "u2x;;i,, rıhtım" yazılı. İlk kısmı bir anlam ifade etmiyor, sanki bakmadan yazmış gibi... Peki ya sonraki "rıhtım" sözcüğü? Bunu kasıtlı mı yazmış?
Carmen Martinez: Elliot bu mesajı bize mi bırakmış bilmiyorum <İsim>, ama doğru diyorsun, diğerlerini uyarsak iyi olur!

Michelle Zuria'yı SOMBRA müvekkili hakkında sorgula.
Marina Romanova: Bayan Zuria, sorularımızı yanıtlamanın zamanı geldi! Müvekkiliniz arkadaşlarımızdan birini rehin aldı!
Michelle Zuria: Ne?!
Marina Romanova: Müvekkilinizin gizliliği hakkındaki endişelerinizi anlıyorum ama Anbu bir suç örgütünün mensubu... Bu yüzden yardımınızın ne kadar mühim olduğunu anlıyorsunuzdur umarım!
Michelle Zuria: Ben... Pekala, kendimce şüphelerim vardı. Bir keresinde "SOMBRA" adını Anbu'nun dosyalarında görmüştüm. Bilmek istemeyeceğim bir şey olduğunu düşünerek hiç sormadım.
Marina Romanova: İnanılmaz derecede ihtiyatlısınız! Neyse, Anbu'nun Singapur'daki gerçek işinin SOMBRA adına para aklamak olduğundan eminiz!
Michelle Zuria: Bana bundan hiç bahsetmemişti. Sanırım onun sadece iyi yanlarını görmüşüm... Bildiğim kadarıyla yetimlerin "sonraki aşamaya" geçmesine yardım etmek için hayır kurumlarına büyük paralar bağışlıyor...
Marina Romanova: "Sonraki aşama" mı? Böyle mi dedi gerçekten? Doğru dedin <İsim>, bu durum Anbu'nun toplama programını finanse ettiğini doğruluyor! Aklanan paraları oraya yönlendirmiş!
Marina Romanova: Belli ki zeki birisiniz Bayan Zuria, başkalarının kaçırığı ayrıntıları yakalayabiliyorsunuz... Eminim arkadaşımızı kurtarmamız için bize daha fazla bilgi verebilirsiniz!
Michelle Zuria: Pekala... En sonki konuşmamızda Anbu gözlem kabinine bir şey sakladığından bahsetmişti. Ama ne olduğunu söylemeye vakti olmalı!
Marina Romanova: Kabine bir şey mi saklamış? Bence de <İsim>, derhal gidip o şeyi bulmalıyız! Zamana karşı yarışıyoruz!
Michelle Zuria: Gitmeden önce... Soruşturmaya kazara engel olduğum için lütfen araştırma katkıda bulunmama izin ver <Rütbe> <İsim>!

İncele: Gözlem Kabini.
Marina Romanova: Bayan Zuria, Anbu'nun buraya bir şey sakladığından bahsetmişti <İsim>...
Marina Romanova: Bulduğun o sepet de mükemmel bir eşya saklama yerine benziyor! Hadi hemen içini arayalım!

İncele: Sepet.
Marina Romanova: Sepette bulduğun bu kağıt, SOMBRA ajanının saklamaya çalıştığı şey olabilir <İsim>! Bunu toparlamamız gerek! Kaybedecek bir salisemiz bile yok!

İncele: Yırtık Parçalar.
Marina Romanova: Nasıl... <İsim>, birleştirdiğin dosyadaki şu genç adam tanıdık geliyor... Bangkok'ta öldürülmemiş miydi o?!
Marina Romanova: Doğru, bu Thanid Tongproh'un fotoğrafı... Ayrıca onun SOMBRA'nın çaylaklarından biri olduğunu ortaya çıkarmıştın! Bu belge, Thanid'in SOMBRA'daki dosyası olmalı!
Marina Romanova: Burada kullanılan ifadeler tam anlamıyla insanlık dışı: "denek", "deney başarılı"... Ne deneyi?
Marina Romanova: <İsim>, içimde SOMBRA'nın çocukların beyinlerini yıkamaktan daha fazlasını yaptığına dair ürkütücü bir his oluşmaya başladı. Görünüşe göre üzerlerinde deney de yapıyorlar!
Marina Romanova: Üstelik bu adamlar Elliot'u rehin aldı! Elliot'u da denekleri yapmadan önce onu ellerinden kurtarmalıyız!
Marina Romanova: Evet, burada SOMBRA'ya yeterince yaklaşan tek bir kişi var, aradığımız cevapları bize o verebilir...
Marina Romanova: Sanjay'e SOMBRA günlerini hatırlatmak hiç hoş bir şey değil, ama başka çaremiz yok. Hadi gidelim!

Sanjay Korrapati'ye SOMBRA'nın deneylerini sor.
Sanjay Korrapati: Elliot abinin başına gelenleri duydum <Rütbe> <İsim>! SOMBRA onu kaçırmış! Şimdi sıra bende mi yoksa?
Marina Romanova: Hayır Sanjay! Burada bizimle güvendesin, emin ol!
Marina Romanova: Ama sana sormamız gereken bir şey var. Bunları hatırlamak istemediğini biliyorum ama SOMBRA'yla birlikteyken onların insanlar üzerinde... Deney yaptıklarını duydun mu hiç?
Sanjay Korrapati: Ben... Bazı söylentiler vardı. Başarılı olan bazı çocukların uzaklara gittiği ve... değişmiş olarak döndüklerine... ya da hiç dönmediklerine dair söylentiler.
Sanjay Korrapati: Ama söylentiler çok korkunç olduğundan inanmak istemedim...
Marina Romanova: Bunu bize anlattığın için sağ ol.
Sanjay Korrapati: Elliot abiyi bulmana bir şekilde yardım etmek istiyorum <İsim>... Al, bunu giyersen SOMBRA geldiğini göremez!

Kısa süre sonra...
Şef Ripley: Hemen rapor ver <İsim>! SOMBRA ajanının Elliot'u nereye götürdüğünü öğrendin mi?
Carmen Martinez: <İsim> bahçede Elliot'un telefonunu buldu. Elliot bir mesaj yazmaya çalışmış gibi... Rıhtımla ilgili bir şey!
Jonah Karam: Rıhtım! Tabii ya! Ajan gemiyle kaçmayı planlıyor olmalı!
Marina Romanova: Acele etsek iyi olur çünkü mesele sandığımızdan da kötü! SOMBRA'nın insanlar üzerinde deney yaptığına dair kanıtımız var!
Marina Romanova: Tam olarak ne yaptıklarını bilmiyoruz ama Elliot onların deneği olmadan önce onu bulmalıyız!
Jonah Karam: O zaman hemen çıkalım! Carmen ve ben seninle rıhtıma geliyoruz <İsim>! Hadi hazırlanalım!

Rıhtımda...
Anbu Devanesan: Yine mi sen <Rütbe> <İsim>! Beni nasıl buldun?
Anbu Devanesan: Sakın yaklaşma!
Jonah Karam: Kaçacak yerin kalmadı! Olduğun yerde kal ve silahını bırak, yoksa ateş ederim!
Anbu Devanesan: Sen ateş edene kadar tetiği çekerim ve küçük dehanız...
*DIŞIN DIŞIN DIŞIN!*
Anbu Devanesan: Ah, elim!
Jonah Karam: İşte bu dostum, buraya gel!
Anbu Devanesan: Hayır... Olamaz... SOMBRA'yı yüzüstü bırakmış olamam...
Elliot Clayton: Hemde öyle bir yüzüstü bıraktın ki! Tutuklusun!
Anbu Devanesan: Kazandığınızı sanmayın! Ben kaybetmiş olabilirim ama SOMBRA asla kaybetmez!
Carmen Martinez: Boşver onu Elliot. Artık güvendesim!
Elliot Clayton: Bana öyle bakma Carmen. Ben... İyiyim!
Carmen Martinez: Tabiiki iyi değisin, ama önemli değil. Artık bizimlesin.
Carmen Martinez: Ve <İsim>'de Anbu efendiyi doğruca mahkemeye götürüyor!

Mahkemede...
Nigel Adaku: Anbu Devanesan, Constance Tan'i öldürmek...
Nigel Adaku: Dalaverelerine destek çıktığın SOMBRA adına mali dolandırıcılık yapmak ve...
Nigel Adaku: Uluslararası bir emniyet mensubunu rehin almakla suçlanıyorsun!
Nigel Adaku: Suçun, kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde tescillendi, lakin eğer mahkemeyle işbirliği yapıp SOMBRA'nın planları hakkında...
Anbu Devanesan: Mahkeme ile işbirliği mi? Mal mısınız siz? Constance'ı, ki kendisi gerçekten sevdiğim bir kadındı, sırf SOMBRA adının benimle bağlantısını duyduğu için öldürdüm ben.
Anbu Devanesan: Suçlarım için hesap vermemi istiyorsunuz, peki. Suçluyum. Constance'ı öldürdüm, eyvallah. Genç ve dahi arkadaşınızı rehin aldım ona da eyvallah. Ama ne yaparsanız yapın, SOMBRA'ya dair ağzımdan tek bir laf bile alamazsınız!
Nigel Adaku: Örgüte olan sadakatinin sana itibar kazandırmaz! Mahkeme seni müebbet hapis cezasına çarptırdı!
Anbu Devanesan: Bakalım hapishaneniz beni o kadar uzun süre tutabilecek mi!

Daha sonra...
Elliot Clayton: <İsim>, gözünü seveyim millete üzerime titremeyi bırakmalarını söyle. Ben iyiyim. Gerçekten iyiyim. Valla bak.
Marina Romanova: Elliot, başına gelen bu beladan sonra iyi hissetmemen gayet normal. Eğer konuşmak istersen...
Elliot Clayton: Tabii. Her neyse. Ben iyiyim.
Sanjay Korrapati: SOMBRA'nın elinden kurtulduğun için şanslısın.
Elliot Clayton: Kurtulacağımdan hiç şüphem olmadı. <İsim>'in beni kurtaracağını biliyordum.
Jack Archer: Bilmediğin bir şey var ama: Seni ararken <İsim>, SOMBRA'nın çocuklara yönelik "sonraki aşama" programıyla ilgili yeni bilgiler edindi.
Jack Archer: Bu program kapsamında, üyeler üzerinde deney yapıldığına dair kanıt bulduk!
Elliot Clayton: Gözünü seveyim ciddi olmadığını söyle...
Carmen Martinez: Hayır, maalesef doğru. Ama Anbu bir şey anlatmayı reddediyor! SOMBRA bir yerlerde çocuklar üzerinde deney yapıyor... Aramaya nereden başlayacağımızı bile bilmiyoruz!
Carmen Martinez: Neredeyse X'ten bir haber almayı umut eder oldum... Sonuçta tıpkı dediği gibi Bayan Zuria'nın bir şeyler bildiği ortaya çıktı... Ama bizimle tekrar iletişime geçmedi ve ipucu stoklarımız tükendi!
Elliot Clayton: Aslında ben... Kaçırıldığım sırada bir ara o odun bayıldığımı sanıp birileriyle serbestçe konuştu. Bir tekne ayarlamak için birini aradı ve...
Elliot Clayton: Endonezya'ya gitmekten bahsetti!
Carmen Martinez: Endonezya mı? Ne var ki Endonezya'da?
Şef Ripley: Orası bir SOMBRA ajanının uğrayacağı ilk limansa, araştırmaya değer bir şeyler olmalı!
Şef Ripley: Şu X'ten ipucu beklemektense Elliot'un istihbaratına güvenmeyi tercih ederim.
Şef Ripley: Eşyalarını topla <İsim>! Endonezya'ya gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki