Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Artık Güzel Değil/Diyaloglar

< Artık Güzel Değil

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Artik Guzel Degil.png

Jones: Selam, <Rütbe> <İsim>. Bugün de yeni bir vakanın üstesinden gelmeye hazırmısın?
Jones: Bugün kurbanımız hayattayken çok güzel biri olmalıymış... Fakat katili bariz bir şekilde öldükten sonra böyle kalmasını istememiş!
Jones: Oraya vardığımızda ne demek istediğimi anlarsın... Şimdi gitsek iyi olur zaten! Joe's Diner'ın arkasındaki sokakta öldürülmüş ve bütün gecede yağmur yağdı. Kim bilir ne deliller hebâ olmuştur!

1. Bölüm

İncele: Restoran Arka Kapısı.
Jones: Umuyorum ki bu çantanın içinde bu yüzün kime ait olduğunu gösterecek bir kimlik bulabiliriz... daha sonra otopsi sonucu bize katil hakkında daha fazla bilgi verir!
Jones: En azından bir görgü tanığımız var. Bayan Lydia Holly. Bütün herşeyi görmüş ve bizi orada bekliyor.

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: Kurbanınızın ölümü bayağı bir acımasızca olmuş. Nereden baksanız 10 kere kafasına vurulmuş, tabi emin olmak biraz zor.
Nathan: Kızı kim öldürdüyse sadece ölmesini değil, aynı zamanda bu dünyadan yok olmasını istemiş gibi!
Jones: Katilden bir iz varmı peki? Saçtır, şudur, budur falan...?
Nathan: İnsan saçı değil bir kere ama kıyafetinin üstünde kedi kılları buldum. Geri kalanında ise birşey yok...
Nathan: Sanırsam katil kızı öldürmeden önce ona son bir kez sarılmış, çünkü kedi kılları kıyafete bu şekilde bulaşmış.
Nathan: Yani buda demek oluyor ki, katiliniz kedilere yakın!

Lydia Holly ile konuş.
Lydia: Bu gerçektende....
Lydia: ...heyecan verici, değil mi?! Çığlıklar duydum ve dışarı baktığımda zavallı kızcağız yerde yatıyordu ve saldırganı kaçarken gördüm.
Lydia: Yüzünü göremedim belki ama zayıf birisiydi. 120 Ibs (55kg)'den fazla olamazdı, birde bayağı bir beyaz tenliydi, sanki hiç güneş görmemiş gibi.
Jones: Teşekkürler bayan yardımınız ve... şaşırtıcı isteğiniz için.

İncele: Kurbanın Çantası
Jones: Çantasında bulduğumuz kimliğe göre kurbanımızın adı Patricia Mills imiş.
Jones: Bir saniye, bu kızı tanıyoum! Trixie Velvet adı altında Marconi'nin striptiz kulübünde çalışıyordu!
Jones: Ne? Oraya müzik dinlemek için gidiyordum!
Jones: Neyse! Yine Marconi. Sanki bu şehirde onun içinde olmadığı tuhaf bir olay yok gibi.
Jones: Onunla konuşmadan önce biraz beklesek diyorum. Önce Mavi Flamingo'nun fedaisi ile konuşalım bence. Yanlış hatırlamıyorsam adı Biff Wellington idi.

Biff Wellington ile konuş.
Biff: Trixie benim kardeşim gibiydi, herşeyden daha masumdu. Onu öldüren o şerefsizi benden önce bulsanız iyi edersiniz!
Jones: Bunu kimin yapmış olabileceğine dair bir fikrin varmı Biff? Mesala patronun Marconi? Eminim ki iş çıkışları kızların... "yeteneklerini" görmeye bayılıyordur.
Biff: Valla bildiğim kadarı ie birkaç kez onu yemeğe davet etmişti ama o duymazdan gelmişti. Ama onu öldürmek? Bu Bay Marconi'nin işi değil...
Jones: Tuhaf... çünkü bu TAMAMEN onun işi. Ne dersin <İsim>? İstersen önce şu dans pistini bir arayalım, daha sonrada Marconi ile konuşuruz, ha?

İncele: Dans Pisti.
Jones: Harika <İsim>. Bu mektup kesinlikye Trixie'ye yazılmış. Hadi onu birleştirelim.

İncele: Parçalanmış Mektup.
Jones: Yapboz konusunda üstüne adam tanımam, <İsim>. Bir bakalım şuna... Mektupra Trixie'ye iş çıkışı Joe's Diner'ın arkasına gelmesi gerektiği yazıyo!
Jones: Joe's Diner! Burası tamda Trixie'nin öldürüldüğü yer!
Jones: Tesadüflere inanmam, ama gözlerinden anladığım kadarı ile sende inanmazsın, <İsim>. Bunun tek bir anlamı olabilir: Bu mektup Trixie'nin katili tarafından yazılmış!
Jones: Mektubu biraz daha incelesek iyi olacak!... Senin bu konudaki yeteneklerine güveniyorum, bu konuda hiç hayal kırıklığına uğratmadın.

İncele: Mektup.
Jones:Ee, <İsim>, ne bulabildin mektupta?
Jones:İz yok demek, hmm. Neyse, bulduğun bu maddede katili yakalamamıza yardım edebilir. Hadi bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Madde
Grace: Mektupta bulduğunuz maddeyi analiz ettim ve diyebilirim ki katiliniz pahalı takılmayı seviyor.
Grace: Bu bulabileceğiniz en iyi parfümlerden: yani katiliniz Eau d'Homme kullanıyor!

Tony Marconi ile konuş.
Jones: Uzun zamandır görüşmüyoruz, Tony. Trixie iş çıkışları "çalışmayı" ret mi etti? Yoksa seni yüz üstü mü bıraktı? E, sende bunun atlında kalmazsın ama, değilmi...?
Tony: Bir kere kimse beni yüz üstü bırakmaz. Eğer gerçektende masum bir kadını, hele ki bana para kazandıran bir kadını öldürebileceğimi düşünüyorsanız, her zamanki gibi çizgiyi aşıyorsunuz demektir.
Jones: Dikkatli olsan iyi edersin Marconi. <Rütbe> <İsim> ve ben senin bu saçmalıklarından sıkıldık artık.
Tony: Öyle mi? Valla bende bu gerizekalı Engerekler benim bölgemde terör estirirlerken sizin öyle armut gibi oturup seyretmenizden sıkıldım. Şimdi müsaade ederseniz, yapmam gereken daha önemli işlerim var.
Jones: "Senin" bölgen mi? SENİN bölgen mi?!
Jones: Haydi, <İsim>. Elimden bir kaza çıkmadan gidelim buradan. Ama geri gelicez, Marconi!

2. Bölüm


Jones: Bu vaka resmen tuhaf bir film senaryosu gibi. Elimizde Tony Marconi gibi bir mafya babası adına çalışan ölü br striptizci var...
Jones: Tabi birde kedilere yakın olan ve pahalı bir parfüm kullanan esrarengiz bir katil!
Jones: Şu bulduğun mektuba kafam takıldı. Üstünde ne bir isim, ne bir kişisel bilgi, hiç birşey yok. Bunun yanında Trixie'nin katili onu öldürmeden önce ona sarılmış!
Jones: Haklısın, <İsim>. Trixie bu hayranını tanımamasına rağmen bariz bir şekilde ona güvenebileceğini sanmış. O yüzden birden fazla kez bu mektuplardan almış olmalı.
Jones: Bi gidip Biff'e soralım, bakalım bunun hakkında ne diyecek. Bir de Trixie'nin cesedinin bulunduğu yerdeki teslimat kutularınada bir bakalım diyorum.

İncele: Teslimat Kutuları.
Jones: <İsim>, yakında senin içinde sanki delillerin nerede olduklarını gösteren bir GPS olduğuna inanmaya başlayacam! Harika bir iş çıkardın!
Jones: Şu çekice birde yakından bir bakalım. Bu cinayet silahımız olabilir!
Jones: Hazır buraya gelmişken tekrardan bir Bayan Marple... yani Bayan Holly ile bi görüşsek mi ha, ne dersin?

İncele: Kanlı Çekiç.
Jones: Bir tane bile parmak izi yok tabikide. Yağmur sırasında silinmiş olmalılar. Haydi şu kan örneğini laboratuvara gönderelim...
Jones: Sonuçların çıkmasını beklerken tekrardan bir dostumuz Marconi'yi ziyaret edelim diyorum. Kullandığı parfümü ve diğer başka şeyleri öğrenmemiz gelekecek.

Analiz et: Kan.
Grace: Çekicin üstündeki kan Trixie'ye ait. Arkadaşlar, cinayet silahını buldunuz!
Jones: Vay be, şunun boyutuna bir baksana. Trixie'nin suratının dağılmasına şaşmamalı!

Tony Marconi ile konuş.
Tony: Nasıl yani... kullandığım parfümü ve evde hayvan besleyip beslemediğimi mi öğrenmek istiyorsunuz? Hayrola, Rastgele Soru Sorma Günü'mü bugün ne?
Jones: Sen sadece sorularımızı cevapla, Marconi! İnan bana <Rütbe> <İsim>'in sinirli halini görmek istemezsin!
Tony: Her neyse, evet Eau d'Homme kullanıyorum ve bir tane kedim var. Tabi bir de farketmediyseniz eğer tüysüz rulo kullanıyorum.

Lydia Holly ile konuş.
Lydia: Kusura bakmayın sayın memurlar ama bütün bildiklerimi anlattım... cesedi gördüm...
Lydia: Ve hemen polisi aradım. Pencereye gittiğimde ise katil kaçmıştı. Daha sonrada Mr Puss'a mama vermeye gittim, kedim olur kendisi. Sonrada siz ve <Rütbe> <İsim> bana soru sormak için geldiniz.
Lydia. Başkada bir şey bilmiyorum... fakat... tuhaf bir şey daha hatırlıyorum. Kızcağızın elinde bir tane kolye vardı sanki. Evet, öldüğünde elinde bir kolye tutuyordu.
Jones: Ne? Olay yerinde bir kolye bulmadık! <İsim>, gözümüzü açsak iyi olur. O kolyeyi bulmak, katilide bulmak demek olabilir!

Biff Wellington ile konuş.
Biff: Bu mektup Trixie'ye mi yazılmış? Kahretsin! Eğer bunu farketsem gitmesine asla izin vermezdim! Kendisi çevresindekilere çok... çabuk inanan birisiydi.
Biff: Aah. Daha önce niye aklıma gelmedi ki. Size kimin yardım edebileceğini biliyorum!
Biff: Garsonumuz Alice Trixie ile arkadaştılar; onunla konuşabilirsiniz sayın memurlar!

Alice August ile konuş.
Alice: Trixie ve ben öyle çokta yakın arkadaş değildik bir kere. Onu evime davet etmiştim fakat kedim olduğunu öğrenince gelmek istemedi. Alerjisi varmış.
Jones: Enteresan... peki size aldığı mektuplardan hiç bahsettimi, Bayan August?
Alice: Bana Alice deyin, lütfen! Bana gizli bir hayranı olduğundan bahsetmişti. Ona dikkatli olmasını söyledim ama kendimi kaybetmiş gibiydi.
Jones: Peki bu hayranın kim olduğundan sana bahsettimi... Alice?
Alice: Pek aklıma yatmadı ama, şu sinemada çalışan tuhaf adamdı galiba, Colin'miydi neydi adı. Trixie'ye fena halde takmıştı.
(Konuştuktan Sonra)
Jones: Çok güzel bir kız değilmi!
Jones: Neyse, gidip şu bize bahsettiği... Colin denen adamla bir konuşalım.

Colin Stokes ile konuş.
Colin: Alice benim Trixie'ye "taktığımı"'mı söyledi size? Bence fena kaşınmış!
Colin: Ben onun büyük bir hayranıydım ve bilmek isterseniz eğer, Trixie benim varlığıma değer verirdi.
Jones: Tabi canım... senin gibi yakışıklı bir genç adama.
Jones: Tahmin ettiğimiz gibi <Rütbe> <İsim> şimdi çalışma sahanı arayacak, Colin. Kenarı çekil.

İncele: Projeksiyon Odası.
Jones: Bu kutu bir sürü kadın fotoğrafı ile dolu. Colin kaç tane kızı takip ediyormuş şu ana kadar?... Şunlara bir de yakından bakalım, <İsim>!

İncele: Fotoğraf Kutusu.
Jones: Vay be, fotoğrafların bazılarını kendime felan mı saklasam... Colin harbiden de ağzının tadını biliyor!
Jones: Merak etme, sadece şaka yapıyorum... Neyse, şu boş şişeyi laboratuvara göndermemiz gerekecek.
Jones: Bir de Trixie'nin çalıştığı yeri bir daha mı incelesek acaba...
Jones: Hayır, sırf Alice'i görmek için değil! O kulüpte önemli bir delil olduğundan eminim!

Analiz et: Boş Şişe.
Grace: Beyler, eğer bana parfüm almak istiyor olsaydınız bu eski örnek yerine dolu bir şişe alabilirdiniz!
Grace: Ama içine doğmuş herhalde <İsim>. Çünkü Colin'in kullandığı bu parfüm Trixie'nin üstündekine uyuyor. Jones: Biliyordum! <İsim>, haydi gidip şu hıyarı biraz daha terletelim!

Colin Stokes ile konuş.
Colin: O fotoğraflar benim mülküm. Onlara el koymaya hakkınız yoktu!
Jones: SENİNDE o kadınları takip etmeye hakkın yoktu! Şu parfüm, Eau d'Homme'muydu neydi? Onu kendi şahsi gelirin ile almış olamazsın!
Colin: Marketten bedava bir örnek almıştım. Trixie'nin onu sevdiğini biliyordum. Ama uzun zaman önce etkisini yitirdi.
Jones: Peki şu yeleğindeki tüyler? Kedimi besliyorsun?
Colin: Ben... sinemanın arkasındaki sokak kedilerini besliyorum, evet. Neden bunları soruyorsunuz bana? Trixie'ye birşey yapmadım!

Jones: Bu hızla gidersek eğer onun yaptığına dahir sert bir delil bulmadan Colin cinayeti itiraf edecek. Harika!

İncele: Kokteyl Masaları.
Jones: Pekala, birşey yok demek. Fakat Alice rujunu burada unutmuş gibi! Bunu ona geri vermeliyiz.
Jones: Hadi ama! Bu onun ten rengine BİREBİR uyuyor. Yani kesinlikle onun! Hadi onunla konuşalım!

Alice August ile konuş.
Alice: Bu ruju nerden buldunuz? Trixie'nin bana verdiği ruj bu!
Jones: Gördünmü <İsim>? Haklıymışım!... Senin ve Trixie'nin yakın arkadaş olmadığınızı sanıyordum, Alice. Yanılıyor muyum yoksa?
Alice: Değildik evet. Fakat renginden hoşlandığımı söylediğimde bana... öylece rujunu veriverdi! Öylede tatlı birisiydi yani.
Jones: Anladım... hm, kusura bakma da kullandığın parfümün markası ne? Kokusu tanıdık geliyorda...
Alice: Öyle mi? Eau d'Homme kullanıyorum. Eski erkek arkadaşım kullanırdı... kokusuda zamanla hoşuma gitmeye başlamıştı. İnsanlar bana yakıştığını söylüyorlar.
Jones: Bencede yakışıyor!... Neyse, vaktin için teşekkürler Alice.

3. Bölüm


Jones: Zavallı Trixie... Son anlarının nasıl olduğunu tahmin edebiliyor musun? Suratının o çekiçle dağıtıldığını?
Jones: Ona bunu yapan hasta ruhlu manyağı bulmamız lazım, <İsim>! Gerçeği bulacağına dair hislerine güvenim tam!
Jones: İçimden bir ses Colin'in yapmış olabileceğini söylüyor. biraz fazla ürkütücü birisi çünkü. Ne dersin <İsim>, işyerini biraz daha kazalım mı?

İncele: Fotoğraf Makinesi
Jones: Kız işi sanki. Colin'e ait olduğunu hiç sanmıyorum.
Jones: Hey, Lydia'nın Trixie'nin elinde bir kolye olduğunu söylediğini hatırladın mı?! Haydi, şundan parmak izi alalım hemen!

İncele: Kolye
Jones: Her zamanki gibi mükemmelsin <İsim>! Şimdi hemen şu izleri laboratuvara gönderelim; kolyeyi kimin ellediğini bulmamız lazım.

Analiz et: Parmak İzi
Alex: Hey beyler, bunu bana yolladığınız için sağolun. Burada işler gayet yavaş ilerliyordu!
Alex: Parmak İzleri kabak gibi belirgindi. Hepside tek bir kişiye; yani kurbanınız Trixie'ye ait!
Jones: Yani kolye ona aitmiş... Peki bu Colin'in eline nasıl geçti?! <İsim>, sanırım şununla bir kez daha görüşmemiz gerekecek!

Colin Stokes ile konuş.
Colin: Bu kolye benim değil! Bunu ömrüm hayatımda görmedim! Oraya siz koydunuz!!
Jones: Kes zırvalamayı Colin! Trixie bunu takmak istemedi, e tabi buda seni çılgına çevirdi ve onu öldürdün, değilmi?!
Colin: Ona asla zarar vermek istemedim!! Ben sadece... iş çıkışı onu evine kadar takip ederdim. Sırf güvende olduğundan emin olmak için!
Colin: Ama dün gece biraz yavaş yürüyordum ve Trixie'yi gördüğümde... yerde kanlar içinde yatıyordu.
Colin: Sonra elinde o kolyeyi gördüm. Onu hatırlatacak bir şey lazımdı ve o kolyeyi almıştım. Ama bunun onun katilinden geldiğini bilseydim onu asla almazdım!

Jones: En azından kolyenin cinayet mahallinden kaybolduğunu biliyoruz. Fakat neyazık ki bu Colin'in Trixie'yi öldürdüğünü kanıtlamıyor...
Jones: ...Tökezledim resmen. Senin aklına gelen dahiyane bir fikir varmı, <İsim>?
Grace: Beyler, Alex bana kolyeden bahsetti. Bu tarz kolyelerin bir çifti olduğunu biliyormuydunuz? Bir tanesi sizin... diğeride sevgiliniz takması için.
Jones: Yoksa sen bize...
Grace: Evet, inanın bana, katil bu kolyenin aynısından takıyor!

Jones: Pekala <İsim>, Grace bize yapbozun son parçasınıda verdi.
Jones: Haydi gidip Trixie'nin katilini parmaklıklar ardına tıkalım!

Katili Tutukla.
Alice: O ucubeyi yakalayacağınızdan adım gibi emindim. Hepimize büyük bir iyilik yapardınız!
Jones: Colin biraz kaçık olabilir ama o bildiğimiz kadarı ile bir kadının beynini bir çekiçle patlatmadı!
Jones: İtiraf et, Alice: Neden Trixie'yi öldürdün?
Alice: Onu öldürmedim! Sadece... kavga ettik! Bakın, mektuplarımdan hoşlanıyordu... Süreklü onları gülümseyerek tekrar tekrar okurdu!
Alice: Bana aşıktı fakat mektupları benim yazdığımı bilmiyordu!
Alice: Ona restorantın arkasında buluşalım diye bir not yazdım. Çok heyecanlanmıştım!
Alice: Fakat oraya vardığında, beni gördüğüne şok olmuş gibi davrandı! Bana hayranının nerede olduğunu sordu! Nasıl bu kadar aptal olabilir di?!
Alice: Ona kolyeyi verdiğimde onu... yere attı! Sanki onun için yeterince iyi değildi!
Alice: Sonra da bana mektupları yazanın bir erkek olduğunu sandığını ve kızlardan hoşlanmadığını söyledi! Bana GÜLDÜ resmen!!
Alice: Ve ben... çok SİNİRLENDİM, anlıyormusunuz? Bana nasıl yalan söyleyebildi? Beni nasıl REDDEDEBİLDİ?!
Alice: Sonrada... o çekici aldım ve... işte... çok öfkelenmiştim...
Jones:...Alice August, tutuklusun. Söyleyeceğin herşey mahkemede aleyhine delil olarak kullanılabilir ve kullanılacaktır. Şimdi sessiz kalma hakkına sahipsin...

Yargıç Hall: Alice August, Trixie Velvet'i öldürmekten mahkeme size 10 yıl içinde şartlı tahliye edilmek koşulu ile 20 yıl hapis cezası verdi...
Alice: Ne? Ama... bunu yapamazsınız! Onu SEVİYORDUM! Ona asla zarar vermek istemedim fakat... gülmeyecekti... gülmemesi gerekiyordu!
Yargıç Hall:...Umuyorum ki hapiste geçireceğin süre sana GERÇEK aşkın anlamını anlamana yardımcı olur genç bayan. Mahkeme kararı verilmiştir!

Jones: Tamam, tamam! İtiraf ediyorum; aptallık ettim. Yani Alice gibi tatlı bir kızın bu denli korkunç bir suç işleyebileceğini bilemediğim için üzgünüm.
Jones: Sanırsam Trixie'de bunu beklemiyordu. Yani ufak tefek bir kızın bu kadar güçlü olabileceğini nereden bilebilirdi ki?
Jones: Ama neyse ki, <İsim>, sen her zamanki gibi aklını kullandın! Hislerin seni asla yanıltmıyor, değil mi?

Ek Soruşturma


Ramirez: Hey, <Rütbe> <İsim>! Seni duydum ve Jones yine iyi bir iş çıkardı!
Ramirez: Sizden bugün birkaç numara öğreneceğim!
Jones: Hem... Evet bunu göreceğiz.
Ramirez: Her neyse iki tane telefon aramaları var. Biff ve Lydia Holly sizin yardımınıza ihtiyacı varmış.
Ramirez: Ve burada bir yasaklama emrini Colin Stokes hitap etti. O sizin şüphelilerdendi değil mi?
Jones: Colin? Hiç şaşrmadım. Tamam Ramirez. Biz ilgileniriz. Acaba Biff ve Lydia'nın ne tür bir sorunları var?
Jones: Haydi <İsim> bunların ne olduğunu öğrenelim!

Konuş: Lydia Holly.
Lydia Holly: Ah harika, buradasınız! Ben gerçekten size karşı çok mahcubum. Her zamanki gibi dürbünümü pencereden düşürdüm!
Jones: Güzel, sanırım o burada bir yerde. Eminim bir polisten yardım almadan onu bulabilirsin.
Lydia Holly: Ah ama bilirsiniz bu bir yaşlı bayan için tehlikeli olabilir!
Lydia Holly: Anladım ama onu yakışıklı bir polis bulmama yardım etmeli!
Jones: Aaa... görüyorum. <Rütbe> <İsim> onu hızlı bulmalıyız! Gerçekten, gerçekten hızlı, tamam mı <İsim>?

İncele: Restoran Arka Kapısı.
Jones: Ah, bu dürbün paramparça! Daha HQ görmek için bunları düzeltmeliyiz.

İncele: Kırık Dürbün.
Jones: Aferin <İsim>! Gelelim yaşlı kadının dürbününe.
Jones: NE?! Elbette hayır, ben onu sormak istemiyorum! Hadi, o en az 130 yaşında!
Jones: Hayır, komik değildi. Sadece... Boşver, hadi gidelim.

Konuş: Lydia Holly.
Jones: Buradasınız, Bayan Holly. Dürbün sizin kadar yeni!
Lydia Holly: Oh çok teşekkür ederim!
Lydia Holly: Bu yılan dövmeli adamlar buralarda çok artmaya başladı.
Lydia Holly: Bu adamlardan beni koruyun!
Jones: Bu adamları buraya daha fazla göndermeliyiz!
Jones: Duydun mu <İsim>? Ramirez radyodan bizi çağırıyor, gitmeliyiz, hemen ŞİMDİ!
Lydia Holly: Bekleyin memurlar! Sizi ödüllendirmek için öğle yemeği yaptım, yanınıza alın!

Konuş: Biff Wellington.
Biff: Bu kadar çabuk geldiğin için teşekkür ederim Jones, başım biraz dertte. Engereklerin lideri Cordero'yu hatırlıyorsun değil mi?
Jones: Evet, onu duyduk. Ortalığı kırıp döktü mü, ne oldu?
Biff: Hayır, hayır! Aslına bakarsanız devamlı müşterilerdendir. Müşteri velinimettir değil mi? Ama Bay Marconi, durumu böyle görmüyor ve Cordero'yu içeri aldığımdan bir haberi olsa...
Biff: Ama bu salak, son gelişinde çakmağını burada unuttu ve ben de bulamıyorum! Benden önce Bay Marconi bunu bulursa başım belada demektir!
Jones: Üzülme Biff, sana yardımcı olacağız.

İncele: Dans Pisti.
Jones: Aferin, <İsim>!
Jones: Bak sana ne diyeceğim. Cordero'nun sabıka kaybı olmadığı için çakmağı Biff'e vermeden önce üzerinden parmak izi alsak fena olmaz!

İncele: Engerek Çakmağı.
Jones: Güzel, Şimdi Cordero'nun parmak izlerini aldığımıza göre Alex'de bunları merkez veri tabanınımıza kaydedebilir.

Analiz Et: Parmak İzi.
Alex: Tamamdır, Cordero'nun parmak izleri artık veri tabanımızda! Ama çok zamanımı aldığı için üzgünüm, gerçekten çok meşguldüm!
Jones: Sorun değil Alex, beklediğimize değdi! Hadi <İsim>, bu çakmağı Biff'e verelim!

Biff ile konuş.
Jones: Cordero'nun çakmağını bulduk Biff!
Jones: Yine de daha dikkatli olmalısın... Onu buraya atarak tehlikeli bir oyun oynuyorsun!
Biff: Biliyorum Jones, haklısın. Bunu tekrar yapmayacağım. Bay Marconi kendi barında Cordero'yla karşılaşsa işler çok kötü bir hal alır!
Biff: Neyse, yardımınız için teşekkürler. İkinize de borçluyum!

Colin Stokes ile konuş.
Colin: Yine mi siz? Umarım bu sefer benden özür dilemek için gelmişsinizdir!
Jones: Bak şu konuşana! Üzerinde adının yazılı olduğu bir sınırlama emrimiz var!
Colin: HADİ AMA! Bu... Bu hiç de adil değil! Sadece fotoğraf çekiyorum... Bu SANATTIR, kimse bunu anlamıyor!
Jones: İnsanları sinsice tahmin etmek SANAT mı? Senin gibilere özel olan bir şehirde olsan belki ama burada değil!
Jones: Şimdi işimizi zorlaştırmadan bu kızın tüm fotoğraflarını ver.
Colin: Siz... Siz zaten tüm fotoğrafları aldınız!
Jones: Bunu göreceğiz. <Rütbe><İsim> burayı arayacak ve gizli şeyleri bulma becerisini gösterecek!

İncele: Projeksiyon Odası.
Jones: Tebrikler <İsim>! Görünen o ki biz ayakkabı kutusunu karıştırdıktan sonra daha da dikkatli olmuş bu herif...
Jones: Ama bunun seni durduramayacağından eminim, değil mi?

İncele: Kilitli Kasa.
Jones: Bu konuda gittikçe daha da iyi bir hale geliyorsun! Bizden yana olduğuna çok mutluyum, yoksa senden mükemmel bir hırsız olurdu!
Jones: Şimdi burada ne varmış bir görelim...

İncele: Kasa.
Jones: AHA! Buldum! Bu film makarası, tam da aradığımız şey olmalı.
Jones: Bu fotoğrafları daha sonra çıkaracağım... Yani emin olmak için.
Jones: Ah, pekala, pekala. Bu filmin davacının eline geçtiğinden emin olacağım!

Konuş: Colin Stokes.
Jones: Pekala, Colin bu filmden başka film olmasa iyi olur.Bizi tekrar buraya getirme, anladın mı?
Colin: Tamam, bu sonuncuydu! Tüm emeğimi çaldınız, pis herifler!
Jones: Ne dedin?! Pekala, cezayı yedin!

Also on Fandom

Random Wiki