Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ateş Olmadan Duman Çıkmaz/Diyaloglar

< Ateş Olmadan Duman Çıkmaz

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Ateşolmadandumançıkmaz.png


Samuel King: <Rütbe> <İsim>, senin için yeni bir vakam var. Grimsborough izcilerinin şefi, bu sabah öncülük ettiği çocuklar tarafından ölü bulundu.
Samuel King: Connor Sullivan ile izcileri, yıllık İzci Kampı için ormandaydı. Cesede dokunmamışlar.
Samuel King: Hemen izci kampına git ve bu vakayı çöz! Ha bu arada, eğer partnerini bulacak olursan işe gelmenin zorunlu bir şey olduğunu hatırlatıver!

1. Bölüm


Jones: <İsim>, geç kaldığım için özür dilerim, uyanamamışım! King fark etti mi? Hayaletlerle ilgili bu kadar çok vaka varken uyumakta zorluk çekiyorum. Ve içimde sanki daha da çekecekmişim gibi bir his var.
Jones: İzci Kampı sırasında cinayet... Ben izciyken bunlar asla olmazdı! Ben çocukken işler daha basitti...
Jones: Ama maziden bu kadar bahsetmek yeter, haklısın! Şimdi izci kampını araştıralım <İsim>!

İncele: Kamp
Jones: Tam da her şeyi gördüğümü düşünürken daha da beteri çıkıyor karşıma! Nasıl biri insanları yakarak öldürmek isteyebilir?!
Jones: Kurbanımız Connor Sullivan, kampın Oymak Beyi'ymiş. Her şeyden ve herkesten sorumluymuş.
Jones: Konuşmamız gereken iki izci var: Isaac Weston, İzci Kartal ve Şefleri öldüğü için şimdi o sorumlu.
Jones: Ve küçük Ayden Young ise cesedi bulan izciymiş. Halen şoktan çıkamamış ama senin çocuklarla nasıl iyi anlaştığını biliyorum <İsim>!
Jones: Haklısın, kurbanın altından aldığın küllere bir göz atmalıyız. Pekala, hadi işe koyulalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: Pekala, o ateşe dikildiğinde kurban zaten ölüymüş. Katil; ya kanıtı ortadan kaldırmak, ya da izcilere bir mesaj vermek istemiş.
Nathan: Kurbanı öldüren esas şey, gövdesini delen yarım düzine bıçak darbesiymiş. Biri kalbine isabet etmiş; birkaç saniye içinde ölmüş olmalı.
Jones: Hangisinin daha korkunç olduğunu bilmiyorum. Öldürülmesi mi yoksa cesedin yakılması mı.
Nathan: Ayrıca reanimasyon izlerine de rastladım. Her kim öldürdüyse hemen ardından hayata geri getirmeye çalışmış. Tabii çok geç kalmış.
Nathan: İki açıklama mümkün olabilir; ya katil kurbanı bıçakladıktan sonra acıma duygusuna kapılmış, ya da Connor'ın diri diri yanmasını istemiş.
Jones: Ah, ne güzel. Ama haklısın <İsim>, artık katilin ilk yardımdan anladığını biliyoruz.

Konuş: Ayden Young
Jones: Merhaba Ayden. <Rütbe> <İsim>, Grimsborough Polisi adına çalışıyor. Şimdi sana birkaç sorumuz olacak.
Ayden: Hmm. Başım belada mı? Onu görmeyi ben İSTEMEDİM. Keşke çadırımdan hiç çıkmasaydım!
Jones: Başın belada değil. <Rütbe> <İsim>, ceset haricinde bir şeyler görüp görmediğini öğrenmek istiyor sadece.
Ayden: ... Hayır, sanmıyorum. Ama çok korkmuştum ve gözlerimi kapatarak diğerlerinin gelmesini bekledim.
Jones: Anlıyorum. Şefin hakkında bize bir şey söyleyebilir misin? Onu sevmeyen birileri var mıydı?
Ayden: Çok! Hep kavga ederdi! Bazen çok ürkütücü olurdu, her şeye kızardı.
Ayden: Dün onu civarda yaşayan avcı Bay Savage ile kavga ederken gördüm.
Bağırışıyorlardı ve gerçekten birbirlerine vuracaklarını sandım!
(Ayden ile konuştuktan sonra)
Jones: Yani kurbanımız, James Savage ile kavga etmiş, öyle mi?
Jones: Göldeki o trajik vakanın ardından avcı dostumuz yine baş şüphelimiz oldu!
Jones: Hadi gidip onu bir ziyaret edelim <İsim>. Kulübesi bu kamptan sadece beş dakikalık mesafede.

Konuş: Isaac Weston
Isaac: Ben Isaac Weston, hizmetinizdeyim, <Rütbe>! Bay Sullivan... Öldüğüne göre İzci Kartal olarak bu kamptan ben sorumluyum.
Jones: Oymak Başına zarar vermek isteyebilecek birini tanıyor musun Isaac? Ha bu arada rahat olabilirsin!
Isaac: Teşekkürler efendim. Bay Sullivan pek nazik biri sayılmazdı. Ama yine de ona bunu yapabilecek kimseyi tanımıyorum, özellikle de bu kamp içinde! Bu çok korkunç!
Jones: Peki ya ateş? Bize ateş konusunda bir şey söyleyebilir misin?
Isaac: Soruyu doğru anlamadım sanırım <Rütbe>. Şarkılar söylemek ve lokum yemek için her gece ateşin etrafında toplanırız. İşte izci ruhu!
Jones: Ama bu sefer ateşe lokumlardan başka bir şey atılmış...
Isaac: Gecenin yiyeceklerinin bir parçası olmadığı kesin! Çocuklar travma geçirdi. Aslında bakarsan <Rütbe>, yanlarına dönmem gerek.

İncele: Küller
Jones: Doğru <İsim>! Katil bu kibrit kutusunu ateşe atıp geri kalan odunla birlikte yandığını düşünmüş olmalı!
Jones: Bu karton ıslak... Neyse ki kibrit kutusu yanmadan ateş söndürülmüş! Hadi bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Kibrit Kutusu
Jones: Pekala Grace, izci kampında küllerden <İsim> tarafından çıkarılan bu kibrit kutusunda ne buldun? Parmak izi bulabildin mi? Belki de DNA bulmuşsundur?
Grace: Üzgünüm, bunların hiçbirini bulamadım. Ateş ve dumanın verdiği hasar nedeniyle bu bilgileri elde edemedim.
Jones: Ha...
Grace: Ama endişelenme! Bilgi almanın başka yolları da var. Mesela bir kibrit kutusunun yakma şeridi, kibriti yakan kişi hakkında birçok şey anlatabilir...
Grace: Dikkatlice bakarsanız hangi yönde ve ne şiddetle kibriti yaktığını görebilirsiniz.
Grace: Tüm bu unsurlar göz önüne alındığında kutudaki kibritlerin sağdan sola yakıldığını söyleyebilirim.
Grace: Yani Connor Sullivan'ın katili solak!
Jones: Grace, sen bir dahisin! Katil solak, bunu bir kenara not edelim!

İncele: Kulübe İçi
(İncelemeden önce)
Jones: James'ten iz yok. Avlanmaya çıkmış olmalı.
Jones: Bu en iyisi olsa gerek. Burada olsaydı kulübesine bakmamıza izin vermezdi. Hadi onun yokluğundan faydalanalım <İsim>!
(İncelemeden sonra)
Jones: Hmm, bu kırık tabela, sanki bir ateşe atılmış gibi... Ve kurbanımız da şenlik ateşine bağlanmıştı... Haklısın, böyle bir ipucunu arkada bırakamayız!
Jones: Üzerinde bir şeyler yazıyor... Onları bir araya getirebilir misin <İsim>?

İncele: Kırık Tabela
Jones: Tabelada şu yazıyor... "Ateş Yakmayın". James neden böyle bir tabelayı kırsın ki? Ormanı korumak istediğini sanıyordum!
James Savage: Bu da ne... Bu bardağı taşıran son damla! Geçen sefer beni cinayetle suçladığınız yetmedi, şimdi de kulübemi mi karıştırıyorsunuz?!
Jones: Oy! James gelmiş!
Jones: Sakin olalım, tamam mı? <Rütbe> <İsim> seninle konuşmak istiyor, hepsi bu.

Konuş: James Savage
James Savage: Beni rahatsız etmeyi ne zaman bırakacaksınız? Yine ne var? Başka kimi öldürmüşüm?
Jones: Sakin ol James. Oymak Beyi Connor Sullivan, senin kulübenden beş dakikalık mesafede, izci kampının ortasında ölü bulunmuş.
Jones: İzcilerden biri olan Ayden Young, bir gün önce kurbanla şiddetli bir tartışmaya girdiğinizi görmüş.
Jones: Ve şimdi <Rütbe> <İsim> bu kırık "Ateş Yakılmaz" tabelasını kulübende buldu... E biz de biraz şaşırdık haliyle.
James Savage: Aptal herif ateş yakmanın yasak olduğu bir yerde ateş yaktı. Söndürmesini söyledim ama beni dinlemedi! Sonra da tabelamı parçaladı! Çocuklar bakıyor olmasaydı döverdim onu.
James Savage: Ama o pisliğin öldüğünden haberim dahi yoktu! Tabelayı tamir etmek için eve getirdim. Geçen sefer beni haksız bir şekilde suçladıktan sonra bir daha beni rahatsız etmemeliydiniz. Çıkın buradan!
(James ile konuştuktan sonra)
Jones: Her zamanki gibi James yine şüpheli görünüyordu!
Jones: Ama haklısın <İsim>, dış görünüşe aldanmamak lazım. Ne de olsa daha önce James'in masum olduğu ortaya çıkmıştı...

Daha sonra, polis karakolunda...
Jones: Pekala, ben kurban hakkında çelişkiye düştüm <İsim>. Çok iyi bir izci değilmiş gibi sanki ama kimse böyle bir sonu hak etmiyor.
Jones: Acaba... Hey, küçük Ayden burada! Ağlıyor!
Jones: Ayden, ne oldu? Bir şey mi oldu?
Ayden Young: Lütfen <Rütbe> <İsim>, bana yardım et!

2. Bölüm


Jones: Ayden, ne oldu? Bir şey mi oldu?
Ayden Young: Lütfen <Rütbe> <İsim>, bana yardım et! Bay Sullivan ölü bulunduğundan beri annem ağlıyor! Yüzünü güldürmek için HER ŞEYİ denedim!
Jones: Lütfen ağlama, Ayden. <Rütbe> <İsim> annene gidip sorunun ne olduğunu öğrenecek, tamam mı?
Ayden Young: Ah, çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Çok naziksin! Annem çay evinde. Mekanın sahibi Bayan Piccadilly ile arkadaşlar.
Ayden Young: Beni oraya götürürsen izci kurabiyelerimi de satabilirim. Satıştan kazandığım parayla da yaz kampına giderim!
Jones: Pekala <İsim>, ne diyorsun? Bu izciyi çay evine götürmeli miyiz sence? Eminim uzun sürmez.


Gertrude Piccadilly: <Rütbe> <İsim>! Seni tekrar görmek ne kadar güzel! Ve küçük Ayden'ı tabii! Kurabiye satmaya mı geldiniz?
Ayden Young: Evet. Çikolatalı nane şekerlerini size ayırdım Bayan Piccadilly! Bay Sullivan'ın ölmesine rağmen umarım kurabiye satışları sayesinde güzel bir yaz kampı geçiririz.
Gertrude: Tabii ki yaz kampın güzel geçecek! Bu adam öldü diye dünya duracak değil ya!
Gertrude: <Rütbe> <İsim>, Charlotte ile konuşacağını umuyorum. Orada oturuyor ama hoşgörülü davran, olur mu? Zavallı perişan halde.
Jones: Mükemmel! Ve <Rütbe> <İsim>, etrafa bir göz atsak iyi olur belki...

Konuş: Charlotte Young
Jones: Bayan Young? Oğlunuz sizi kontrol etmemizi istedi. Her şey yolunda mı?
Charlotte Young: Pek değil ama sevgili dostum Gertrude bana yardımcı oluyor.
Charlotte: Sevgilim Connor'ın ölümünün ardından... Gertrude da yanımda olmasa ne yapardım bilmiyorum.
Jones: "Sevgilim Connor" mı dediniz? Yani Connor Sullivan ile çıkıyor muydunuz?
Charlotte: Evet! Oğlum için iyi bir baba figürü olacağını düşünüyordum ama... Şimdi yine tek başımızayız!
Charlotte: Onsuz hayata nasıl devam ederim ben? Onun gibi bir adam bulmak çok zor. O kadar özenli, o kadar cömertti ki!
Jones: Duygularınızı herkes paylaşmıyor gibi. İzci Kartal, bize pek de nazik biri olmadığını söyledi...
Charlotte: Bu saçmalık! Bakın! Connor birkaç gün önce bana bu saati aldı. Hiçbir sebep yokken, sadece beni sevdiği için! Müthiş biriydi!
(Charlotte ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala, Charlotte'ın kurbanı çok sevdiği kesin! Bu da diğer insanlardan duyduğumuz şeylerle örtüşmüyor...
Jones: Tebrikler <İsim>! Kesinlikle, Charlotte onun aldığı saati sağ bileğine takıyorsa, solak demektir!
Jones: Bununla birlikte James Savage şimdilik en büyük şüpheli gibi görünüyor. Kulübesine bir kere daha baksak nasıl olur?

İncele: Çay Odası
Jones: Hımm, bu diploma güneşten dolayı o kadar solmuş ki, üzerinde ne yazdığı okunmuyor! Sence pudrayla bu işi çözebilir miyiz <İsim>?
Jones: Ve neden bu kağıdın parçalara ayırıldığını merak ediyorum. Şuna bir baksan iyi olur.
Jones: Evet, haklısın <İsim>. Gertrude'un kurbanın ölümünü duyduktan sonraki tepkisi ilginçti. Gidip onunla biraz sohbet etsek iyi olur!

İncele: Silik Diploma
Jones: Muhteşem iş çıkardın <İsim>! Sayende çay evinde bulduğun bu diplomada yazanları artık okuyabileceğiz!
Jones: "İlk Yardım Sertifikası" yazıyor ve verildiği kişi... Gertrude Piccadilly!
Jones: Yani Gertrude ilk yardım biliyor. Haklısın, bunu yazsak iyi olur.

İncele: Paramparça Kağıt
Jones: Çay evinde bulduğun parçalanmış kağıt... Bir çocuğun yaptığı bir çizim miymiş? Ama bunu niye parçalamak istesin ki?
Jones: Bu bir itfaiye aracı! Ah, ben de çocukken itfaiyeci olmak isterdim... Üniformaları o kadar şık görünüyor ki!
Jones: Bak <İsim>, çizimin altında Ayden'ın adı var. Yani bunu o çizmiş. Hadi bunu ona geri verip neden yırttığını öğrenelim.

Konuş: Ayden Young
Ayden: Beni çay evine götürdüğün için teşekkürler <Rütbe> <İsim>! Gertrude her zaman bol bol kurabiye alır. Çikolatalı nane şekerlerine bayılır!
Jones: Seni görmek güzel Ayden. <Rütbe> <İsim> senin çizimlerinden birini buldu. Geri almak isteyeceğini düşündük.
Ayden: Ah, resmi toparlamışsın! Teşekkürler <Rütbe> <İsim>!
Ayden: O resmi ilk yardım eğitimimi aldıktan sonra Bayan Piccadilly için çizmiştim. İtfaiyecileri görmeye gitmiştik, süperdi!
Ayden: Tabii Bay Sullivan gelene kadar... İtfaiyecilere karşı kaba davrandı ve ona kalsa ilk yardım rozetlerini alamayacağımızı söyledi. Sonra da resmimi parçaladı!

Konuş: Gertrude Piccadilly
Gertrude: <Rütbe> <İsim>, niye bunca zamandır çay evime uğramadın? Her zaman kapım açık, biliyorsun!
Gertrude: O kaba herif Sullivan hakkında bana ne sormak istemiştin? Adam ölüyken bile başımıza bela!
Jones: Hiç sevmediğinize göre galiba Bay Sullivan'ı iyi tanıyordunuz. Neden sevmediğinizi öğrenebilir miyiz?
Gertrude: Pekala, hayattayken tanımış olsaydınız anlardınız!
Gertrude: Böylesine vahşi, sevgisiz bir adamın Oymak Beyi olabilmesine inanamıyorum. Buraya hep sarhoş gelirdi! Sarhoş! Çocuklardan sorumlu üstelik!
Gertrude: Başına gelenler çok kötü olabilir ama bu sevimli izciler artık ondan korkmayacağı için seviniyorum! Sadece izciler değil, artık kimse ondan korkmayacak!
(Gertrude ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala, Gertrude'un gözünden kurbanın pek de hoş biri olmadığı kesin! Çocuklara karşı kaba olmasının yanı sıra Connor bir de sarhoşmuş!
Jones: Böyle bir geçmişe sahip olduğuna bakılırsa, sonunun bu kadar korkunç olmasına şaşırmamak gerek!

İncele: Avcının Masası
Jones: Dikkatli ol <İsim>! Bu bıçak gerçekten çok keskin görünüyor!
Jones: Ah, hâlâ kanlı... James'in aletlerine daha iyi bakacağını düşünmüştüm.
Jones: Haklısın, Nathan kurbanın cesedinde yarım düzine bıçak yarası olduğunu söylemişti... Belki de bu geyik kanı değildir! Hadi bir örnek alalım <İsim>!

İncele: Bıçak
Jones: Mükemmel! Hadi James'in kulübesinde bulduğun bıçaktan aldığın kan örneğini Grace'e verelim <İsim>!

Analiz et: Kan Örneği
Grace: James'in kulübesinde bulduğun bıçaktan aldığın kan örneği, kurbana ait çıktı <İsim>!
Grace: Dahası, kurbanın cesedindeki izlerin bu bıçakla bırakıldığı da açık. <İsim>, cinayet silahını buldun!
Jones: Cinayet silahının James'in kulübesinde bulunduğuna inanamıyorum! Hadi <İsim>, gidip ensesine çökelim!
Grace: Dur biraz! Bıçakta başka bir şey daha buldum! Sapına kan bulaşmış... Bir de çikolata!
Jones: Katil çikolata mı seviyor yani? Pekala, bu bir ilk!

Konuş: James Savage
James Savage: Bu bıçağı nerede buldunuz?! Son iki günümü bunu arayarak geçirdim!
Jones: <Rütbe> <İsim> onu burada, senin kulübende buldu. James, Connor Sullivan'ı öldürmek için kullanılan bıçak bu.
James: Ne? Bu olamaz! Birileri beni oyuna getirmiş olmalı!
James: Bu insanlar... Beni burada hiç kimse sevmiyor! Yalnız yaşadığım için hepsi benden korkuyor! Ve şimdi beni tutuklamaya çalışıyorlar!
Jones: James, sen cinayet silahının sana ait olduğunu söyledikten sonra sana inanmamızı nasıl beklersin?! Sapında çikolata bile var!
James: ... Çikolata mı? Benim o lanet şeye karşı alerjim var, tıbbi kayıtlarımı kontrol edebilirsiniz! Hem ormanda çikolatayı nereden bulacağım?
(James ile konuştuktan sonra)
Jones: Ya James dünyanın en şanssız adamı ya da bizi fena halde oyuna getiriyor, <İsim>!
Jones: Hımm, gözlem becerilerin mükemmel <İsim>! Bu tüfek kayışı sol elle takılanlardan. Yani James solak... Ama bu onu tutuklamak için yeterli değil. Kahretsin!

Polis karakolunda...
Jones: Hadi toplanalım <İsim>! Oymak Beyi'nin katilinin çikolata sevdiğini biliyoruz, ki bu da biraz rahatsızlık verici bir gerçek. Çikolata yerken birini öldürdüğünü hayal etsene!
Jones: Bunu gözünde canlandırabiliyor musun <İsim>? Çikolata yerken bir yandan da bir Oymak Beyi'ni bıçaklayarak öldürüyor ve yanan bir direğe bağlıyorsun!
Isaac Weston: Pardon <Rütbe> <İsim>! Böldüğüm için üzgünüm ama gerçekten seninle konuşmam gerek!
Isaac Weston: İzcilik onurunun canı cehenneme, Connor Sullivan hakkında tüm bildiklerimi sana anlatacağım <Rütbe>!

3. Bölüm


Jones: Hadi toplanalım <İsim>! Oymak Beyi'nin katilinin çikolata sevdiğini biliyoruz, ki bu da biraz rahatsızlık verici bir gerçek. Çikolata yerken birini öldürdüğünü hayal etsene!
Jones: Bunu gözünde canlandırabiliyor musun <İsim>? Çikolata yerken bir yandan da bir Oymak Beyi'ni bıçaklayarak öldürüyor ve yanan bir direğe bağlıyorsun!
Isaac Weston: Affedersiniz, <Rütbe> <İsim>! Böldüğüm için üzgünüm ama gerçekten seninle konuşmam gerek!
Isaac Weston: İzci onurunun canı cehenneme, Connor Sullivan hakkında tüm bildiklerimi sana anlatacağım <Rütbe>!
Jones: ... Pekala Isaac, hemen sana döneceğiz. Ama <İsim>, senin için sorun olmazsa, çay evine dönmek istiyorum.
Jones: Gertrude'un çikolata sevdiği açık, Ayden bize hep çikolatalı kurabiyelerinden aldığını söylemişti... Ayrıca kurbanı sevmediğini de biliyoruz. Belki de orada bulacağımız bir şeyler vardır.

Konuş: Isaac Weston
Isaac: Ölüye saygımdan ağzımı açmadım ama artık yeter! Bay Sullivan'ın ne kadar sahtekar olduğunu öğrenmelisin <Rütbe> <İsim>!
Isaac: Yasaklı alanlarda ateş yakması ve korumakla yükümlü olduğu çocukları korkutması buzdağının sadece görünen yüzüydü!
Isaac: Bay Sullivan'ın kurabiye satışından kazanılan parayı ne yaptığını biliyor musun <Rütbe>?
Jones: Efendim, anlamadım?
Isaac: Kurabiye parası diyorum. Çocukların kurabiye satarak topladığı para yani. Paranın keşifler ve yeni ekipmanlar için kullanılması gerekiyordu!
Isaac: Ama Bay Sullivan, o parayı alkol almak için kullanıyordu! İnsanlar farkında değilmiş gibi davransa da bunu biliyorlardı! Herkes biliyordu!
Jones: Ama o zaman, neden onu ihbar etmediniz? Para çalmak suçtur!
Isaac: Kusura bakmayın ama İzciliği bilmiyorsunuz. O benim üst'ümdü. Üstünün yaptıklarını asla sorgulayamazsın!
Isaac: Ben sadece Bay Sullivan'ın ne kadar ahlaksız biri olduğunu bilmenizi istedim. Onu öldürebilecek insanların sayısı sonsuz olsa da, umarım kimin öldürdüğünü bulmanıza yardımcı olur.
Isaac: Şimdi müsaadenle <Rütbe>, işime dönmeliyim. Olanları unutmaları için çocukların çikolatalı kek yapmalarına yardım ettim ve en büyük dilimi de bana ayırmışlar.
(Isaac ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala, Isaac de uzun süredir kurbanı sevmiyormuş gibi. Connor'ın çocukların parasını çaldığına inanamıyorum!
Jones: Her halükarda, vaktimiz boşa gitmedi. Sağ kolunda bir saat olduğunu fark etmişsindir eminim. Yani o da solak!
Jones: Evet, haklısın! İzci Kartal olduğuna göre, ilk yardım da biliyor olmalı! Yoksa çocuklardan sorumlu olamazdı! Hadi tüm bunları not edelim!
Jones: Şimdi suç mahalline son defa bir göz atmaya ne dersin <İsim>?

İncele: İzci Çadırı
Jones: Koskoca bir ormanda, kırık bir dal bulmak o kadar da heyecan verici değil...
Jones: Ama yine de benim görmediğim bir şeyi görmüş olman güzel. Belki o dalı toparlayabilirsen hakkında daha fazla şey öğrenebiliriz.

İncele: Kırık Dal
Jones: Pekala. Toparladığın kırık dalın kabuğuna iplik takılmış gibi.
Jones: Katilin bunu kurbanın üzerinde kullandığını mı düşünüyorsun? O zaman daha yakından bakalım!

İncele: Dal
Jones: Çok güzel! Hadi suç mahallinde bulduğun daldaki iplikleri Grace'e gönderelim!

Analiz et: Çeşitli Lifler
Grace: Öncelikle <İsim>, düşüncen doğru: kurbana suç mahallinde bulduğun bu dalla vurulmuş.
Grace: Kurbanın saçlarından bir kısmını, iplikleri aldığın dalın diğer ucunda buldum.
Jones: Beni hep şaşırtıyorsun!
Grace: Ama o iplikler kurbanın kıyafetlerinden değil. Sanırım katil, dalı tutmak için eline bir şey sarmış olmalı.
Grace: İplikler pamuktan ve sarı renkte. Kaşkollarda bulunan kalın ipliklere benziyor; ayrıca bandaj olarak kullanımı da kolay.
Jones: Yani katilimiz sarı bir kaşkol kullanıyor! Bu izci kaşkolu!
Grace: İzcilerin tek tip kaşkolu yoktur Jones. Neyse ki <İsim> açık fikirli biri...

İncele: Çay Masası
(İncelemeden önce)
Gertrude Piccadilly: Seni bu kadar kısa sürede göreceğimi ummuyordum <Rütbe> <İsim>! Çay ister misin?
Jones: Hayır Gertrude, teşekkürler. Gelip son bir defa göz atmak istedik.
Gertrude: Hazır eliniz değmişken Charlotte'ın çantasını da ona geri verir misiniz? Zavallı o kadar perişan halde ki, giderken unuttu!
(İncelemeden sonra)
Jones: Bu Charlotte Young'ın el çantası olmalı... Ne dersin <İsim>, içine bakmalı mıyız? Neticede kurbanla ilişkisi vardı.

İncele: Çanta
Jones: Tebrikler <İsim>! Charlotte Young'ın çantasında kağıt parçaları buldun!
Jones: O kağıt parçalarını bir araya getirebilirsen, neyi saklamaya çalıştığını öğreneceğiz.

İncele: Paramparça Kağıt
Jones: Demek Charlotte Young'ın çantasında bulduğun kağıt... Dur biraz, bu bir hastane kabul formu.
Jones: Charlotte'ın ciddi şekilde yaralandığını ve bir kolunun kırıldığını yazıyor. Sebebi iste... "Merdivenden düşmüş".
Jones: Haklısın, bu benim de hoşuma gitmedi. Hadi Bayan Young ile sohbet edip bunun ne olduğunu öğrenelim.

Konuş: Charlotte Young
Charlotte: Bu... bu kağıdı nerede buldunuz? Bu özel bir şey!
Jones: Çay evinde unutmuşsunuz. <Rütbe> <İsim> sadece nasıl yaralandığınızı öğrenmek istiyor Bayan Young. Merdivenden düşerek kolunu kıran çok az insan vardır...
Charlotte: Ne söylememi istiyorsunuz? Connor'ın şiddete yatkın biri olduğunu mu? Kolumu kırmaya ÇALIŞMAMIŞTI!
Jones: Yani Connor sizi dövdü mü? Ayden'a hiç dokundu mu?
Charlotte: Tabii ki hayır! Connor sevgi dolu bir insandı! Sadece onun vaktini öldürmem hoşuna gitmezdi. Bazen... Bazen çok sinir bozucu olabiliyorum!
Charlotte: Ama sonrasında hep çok üzülürdü! O olay olduğunda beni görmesi için Ayden'ı her gün hastaneye getirdi, sırf ben kendimi çok üzgün hissetmeyeyim diye!
Charlotte: Küçük meleğim bana çikolatalar getirdi. Kutuyu bana vermeden çoğunu yerdi ama bir iki tanesini hep bana bırakırdı!
(Charlotte ile konuştuktan sonra)
Jones: Yani kurbanımız Charlotte Young'a vurmuş! Halen hayatta olsaydı bunun acısını ondan çıkartırdım! Ve tüm bunlara rağmen Charlotte hâlâ o adamı seviyor!
Jones: Bu en azından Gertrude'un Connor'dan neden bu kadar nefret ettiğini açıklıyor! Arkadaşına zarar verdiği için ondan nefret etmiş olmalı... Belki de çay evine tekrar bakmalıyız <İsim>.

İncele: Çay Masası
Jones: Bu cam parçalarının üzerinde kırmızı bir madde var... Kana benziyor sanki, değil mi?!
Jones: Hadi, derhal bir numune alalım <İsim>!

İncele: Cam Parçaları
Jones: Buna şüphe yok, çay evinde bulduğun cam parçalarından aldığın şey kan!
Jones: Hadi bu numuneyi Grace'e gönderip ne çıkaracağını öğrenelim. Bu kanın da bu parçaların da buraya nasıl geldiğini bilmiyorum!

Analiz et: Kan Örneği
Grace: Çay evinde bulduğun cam parçalarından topladığın kan, kurbana ait <İsim>!
Jones: Vay anasını be! O camlar çay evine nasıl ulaşmış?!
Grace: Sullivan'ın katilinin ayakkabılarına girmiş olmalı. Şüphelilerin hepsi sıklıkla çay evine gidiyor, değil mi?
Grace: Ama başka bir şey daha buldum. Cam parçaları, bir dinlendirici gözlükten geliyor. Fazla söze yok, kurban gözlük kullanmıyordu.
Grace: Ve sen araya girmeden şunu da söyleyeyim Jones, katil her kimse gözlüğü olmadan önünü göremeyecek kadar gözleri bozuk.
Jones: Yani bu kırıldıktan sonra başka bir gözlük kullanmaya devam ediyor olmalı! Çok güzel! Artık katilin gözlük kullandığını biliyoruz!


Jones: İşte bu kadar, <İsim>. Connor Sullivan'ın katilini demir parmaklıklar ardına tıkmak için ihtiyacımız olan her şey elimizde. Onu tutuklamaya hazır mısın?

Katili tutukla.
Jones: Buraya kadar, Isaac. Connor Sullivan'ı öldürdüğüne dair elimizde kanıt var.
Isaac Weston: Bazen kötü insanların öldürülmesi gerekir. Çünkü bazen yaptıkları o kadar yanlıştır ki, birilerinin o adımı atması gerekir.
Jones: Neden polisi çağırmadın? Adaleti kendi ellerinle sağlayamazsın! Connor ne yapmış olursa olsun--
Isaac: Ölmeyi hak etmedi mi? Sarhoş ve tehlikeliydi. Ben olmasam çocukları da döverdi! Ve Bay Savage'ın uyarılarının aksine ateş yakmanın yasak olduğu bir yerde ateş yaktı!
Isaac: Bir dalla ateşi söndürmeye kalktığımda Bay Sullivan bana saldırdı. Bir saniye bile düşünmedim: Dalla ona saldırdım ama beni gırtlağımdan yakalamaya çalıştı!
Isaac: Bir gün öncesinde ormanda Bay Savage'ın bıçağını bulmuş ve ona geri götürmemiştim. Bay Sullivan bana tekrar saldırdığında... Ona bıçakla karşılık verdim.
Isaac: Sadece beni bırakmasını istiyordum! Ama sonrasında tüm öfkem ortaya çıktı. Ve bıçağı tekrar sapladım. Tekrar tekrar sapladım.
Jones: Sonra onu hayata döndürmeye çalıştın, değil mi?
Isaac: Evet. Ne yaptığımı anladığımda... Artık çok geçti. Çok geç.
Jones: Ateş konusunda ne diyorsun? Bunu neden yaptın? Bir örnek mi sergilemek istedin?
Isaac: Tabii ki hayır! Çocukların bunu görmemiş olmasını tercih ederdim. Korkmuştum ve cesedi yakarak ortadan kaybetmek istedim.
Isaac:Avcıdan şüphelenmeniz için bıçağını kulübesine geri götürdüm. Sonra da yağmur başladı. Geri döndüğümde yağmur ateşi söndürmüştü, çocuklar uyanmıştı ve cesede bakıyorlardı...


Yargıç Olivia Hall: Bay Weston, bu mahkemeye Connor Sullivan'ı acımasızca öldürmekten çıkarıldınız. Söyleyecek bir şeyiniz var mı?
Isaac: Bir insanın canını aldım ve bunun için üzgünüm. Ama Bay Sullivan artık kimseye zarar veremeyeceği için mutluyum. Tüm söyleyeceğim budur.
Yargıç Hall: Pekala. Isaac Weston, Connor Sullivan'ın cinayeti için 7 yıldan sonra şartlı tahliye olasılığıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldınız.
Yargıç Hall: Umarım bu süre, yaptıklarınızla yüzleşmenize ve pişman olmanıza yeter. Duruşma bitmiştir!


Jones: Tebrikler <İsim>! İyi iş çıkardın ama Isaac için üzüldüm. Yaptığı şey çok kötü, evet ama, kurban da evliya sayılmazmış. Keşke işler farklı şekilde sona erseymiş.
Jones: Pekala, seni bilmem ama kızarmış lokumu ne kadar sevsem de, bir daha şenlik ateşi yakmadan önce iki kez düşüneceğim!

Ek Soruşturma


Samuel King: <Rütbe> <İsim>, her zamanki gibi muhteşem iş çıkardın!
Samuel King: Ve çıkardığın işten etkilenen tek kişi ben değilim. Ayden aradı, görünüşe göre izcilerin senden istediği bir şey varmış.
Samuel King: Ama gidip James Savage ile konuşmanı da istiyorum. Onu ilk defa haksız yere cinayetle suçlamıyoruz, sanırım buna oldukça üzülmüş. Sanırım resmi bir şekilde özür dilememiz gerek.
(Samuel ile konuştuktan sonra)
Ramirez: İşte buradasın <Rütbe> <İsim>! Bana yardım edeceğini umuyordum.
Ramirez: Gertrude arkadaşım, bunu biliyorsun değil mi? Pekala, Köpek Yarışması yaklaşıyor, bu yüzden çok stresli. Ben de gidip onu neşelendirsek iyi olur diye düşündüm, ne dersin?

Gertrude Piccadilly'i yokla.
Ramirez: Merhaba Gertrude! <Rütbe> <İsim> ile birlikte seni bir ziyaret edelim dedik!
Gertrude: Ne kadar da naziksiniz! Ama çok meşgulüm. Köpek Yarışması yaklaşıyor ve ziyaretçiler için kek yapmaya karar verdim! Her şeyi hazırlıyorum ve her zamankinden daha meşgulüm!
Gertrude: Yarışmaya katılan köpekler için bile kek pişireceğim! Onlar da eğlencenin tadını çıkarmalı, değil mi? Kibbles ve köpek tatlılarından bir karışım yapacağım.
Ramirez: Bu çok iyi fikir, değil mi <Rütbe> <İsim>? Ama çok meşgulsün Gertrude. Yardıma ihtiyacın var mı?
Gertrude: Vaktin varsa <Rütbe> <İsim>, bir paket kibbles buldum ama bir garipler. Genelde satın aldığım markadan değil ve bir tuhaf kokuyorlar.
Gertrude: Bugünlerde aklım başımda değilmiş gibi hissediyorum ama bu koku çok kötü. Buna bir bakar mısınız? Kibbles mamasını oraya bir yere düşürmüş olmalıyım.

İncele: Çay Odası
Ramirez: Gertrude'un aradığı kibbles paketi bu olmalı! Süper iş çıkardın <Rütbe> <İsim>!
Ramirez: Bu koku iğrenç. O kibbles mamasına bir şeyler katıldığından şüpheleniyorum... Belki bir numune alsak iyi olur, ne dersin?

İncele: Kibbles Mama Paketi
Ramirez: Mükemmel. Eminim Grace bize o paketten aldığın kibblesta ne olduğunu söyleyecektir! Ne de olsa neredeyse senin kadar yetenekli!

Analiz et: Kibbles Maması
Ramirez: Söyle bize Grace, <Rütbe> <İsim> ile çay evinde bulduğumuz kibbles mamasının sorunu neymiş? Biri içine bir şey mi koymuş?
Grace: Pekala, önce sana teşekkür etmem lazım Ramirez. Bu koku günlerce laboratuvarımdan çıkmayacak! İkinci olarak, kibbles mamasının bir sorunu yok... Sadece çürümüş! Uzun zaman önce çöpe atılmalıymış!
Ramirez: Çürümüş mü? Aman Tanrım! Gertrude'un köpeklere yapacağı kekler için bu kibbles mamasını kullanmamış olması ne büyük şans!
Grace: Köpekler için kek mi? Ne kadar da güzel bir fikir! Sizi bilemem ama ben Köpek Yarışmasını sabırsızlıkla bekliyorum! Bu heyecan beni sarıyor!

Gertrude'a mamanın sorununu anlat.
Ramirez: Gertrude, yeni haberlerimiz var! Çay evinde bulduğun kibbles mamasının son kullanma tarihi geçmiş, atman lazım!
Gertrude: Bu çok korkunç! Tarifimde kullansaydım neler olurdu düşünebiliyor musun? Ya köpekler Köpek Yarışmasında hasta olsaydı? Çok utandım şimdi!
Ramirez: Ama bu her zaman aldığın marka değil, değil mi? Belki de seninki değildir. Belki birileri onu çay evinde bırakmıştır?
Gertrude: Cidden Ramirez, neden birileri buraya tarihi geçmiş köpek maması bıraksın ki? Hayır, muhtemelen ben satın almış, sonra da odada unutmuşumdur. O kadar telaşlıyım ki bunun olması muhtemel!
Gertrude: Tüm bu olanlar için üzgünüm <Rütbe> <İsim> ama yardımın için teşekkürler! Lütfen ne zaman istersen gel, en iyi çayımı sana ikram edeceğim!

James Savage'dan özür dile.
James Savage: Evimde ne yapıyorsunuz?! <Rütbe> <İsim>, senin varlığını hoş görebilirim ama partnerinin burada işi yok! Cinayetle suçlanmaktan bıktım artık!
Jones: Bak James, aslında biz buraya özür dilemeye geldik. Senden şüphe etmemeliydim. Seni tekrar cinayetle suçladığım için çok üzgünüm.
James Savage: Evet, çok üzgünsün, tabii! Tam da o kadar kötü biri olmadığını düşünüyordum... Bak sana ne diyeceğim: Günümü ormanda geçireceğim! En azından orada kimse bana suç atmaya çalışmıyor!
James Savage: O çocukların yangın çıkararak ormana zarar vermediklerinden emin olmam gerek. Kuş düdüğümü bulabilseydim çoktan yola çıkmış olurdum!
Jones: İzin ver sana yardım edelim! Kuş düdüğünü bulmana yardımcı olabiliriz, bilirsin <Rütbe> <İsim> kayıp şeyleri bulma konusunda çok iyidir! Bir düdüğü bulmak büyük sorun olmasa gerek!
James Savage: ... Pekala, yardımınızı kabul ediyorum. Ama sadece bir an önce yola çıkabilmek istediğim için! Düdüğüm buralarda bir yerde olmalı.

İncele: Kulübe İçi
Jones: Haklısın <İsim>, bu ahşap parçalar çok garip görünüyor. Bunu toparlayabilir misin? Belki de aradığımız kuş düdüğü budur!

İncele: Tahta Parçalar
Jones: Tebrikler <İsim>! Bulduğun ahşap parçalar, James'in düdüğüymüş! Kuş düdüğünü geri verdiğimizde umarım keyfi yerine gelir...

James Savage'a kuş düdüğünü geri ver.
James Savage: Kuş düdüğümü buldun! Nereye saklanmış? Kulübemde her yere baktığıma yemin edebilirim!
Jones: Oradaydı, ama kırılmıştı. Belki de fark etmemenin sebebi budur...
James Savage: Kırılmış mıydı? Ama-- Ah! Haklısın, unutmuşum! Siz beni sorguladıktan sonra sinirden kırdım! Kahretsin, hatırlamalıydım...
James Savage: Kuş düdüğümü bulup tamir ettiğin için teşekkürler, <Rütbe> <İsim>. Dışarıda ona ihtiyacım olacak... Ve sana bağırdığım için özür dilerim!
James Savage: Ormandan daha keyifli döneceğime söz veririm! Bak, öğle yemeği için bir şeyler hazırlamıştım. Teşekkür mahiyetinde alırsan sevinirim.

Ayden Young'ı yokla.
Jones: Hey Ayden, nasılsın? <Rütbe> <İsim> ile yardımımızı istediğini duyduk!
Ayden: İyiyim, teşekkürler! <Rütbe> <İsim>, arkadaşlarımla birlikte Suç Önleme Rozeti kazanmaya çalışacağız ve bize yardım edebileceğini düşündük.
Jones: Çok güzel! <Rütbe> <İsim> size yardım edecektir! Polis olarak nasıl çalıştığımızı size öğreteceğiz!
Ayden: Ne kadar güzel! Soruşturma sırasında nasıl çalıştığınızı göremedik ama çok iyi olduğunu duyduk <Rütbe> <İsim>! Çok teşekkür ederim!
Ayden: Annemin başı bir daha belaya girdiğinde veya birisi yanlış bir şey yaptığında ne yapmam gerektiğini bilmek istiyorum! Kimi aramam gerektiğini, kimin yardım edebileceğini bilmek istiyorum...
Jones: Çok cesursun! Pekala, şimdi silaha benzeyen bir şeyi arkadaşlarınla kampa saklayacaksınız, biz de bir cinayet soruşturmasının nasıl yapılacağını size göstereceğiz.

İncele: Kamp
Jones: Bir çakı! Pekala çocuklar, dikkatle dinleyin. <Rütbe> <İsim>, bu kamptaki "cinayet silahını" buldu. Şimdi sahibini bulmamız lazım.
Jones: Sapına bakın. Burada yazılı kelimeler rahatça okunamıyor, ama biraz pudra ile bu sorunu çözebiliriz. Yakından izleyin.

İncele: Çakı
Jones: İşte! <Rütbe> <İsim> bıçağın sapını biraz pudraladı ve çıkan isme bakın: Ayden Young! Yani artık bıçağın Ayden'a ait olduğunu biliyoruz!
Jones: Yani Ayden, soruşturmamızın ana şüphelisi. Hadi onu sorguya çekelim!

Bıçağı Ayden Young'a geri ver.
Ayden Young: Evet! Bu benim çakım! Çok hızlıydın <Rütbe> <İsim>! Umarım günün birinde senin kadar hızlı olurum!
Jones: Connor'ın ölümünün ardından yaptığımız gibi, bir suç soruşturması sırasında, zaman çok önemlidir: ne kadar çok vakit harcarsak o kadar çok delil yok olur ve katili yakalamak o kadar zorlaşır!
Ayden: Anlıyorum. Bu rozeti kazanmama yardım ettiğin için çok mutluyum <Rütbe> <İsim>! Lütfen fahri izciler olarak bunu üniformaları alın!
Jones: Ah, teşekkür ederiz, çok güzeller! Ve <Rütbe> <İsim> ile size başka teknikler de öğretmek isteriz. Daha sonra tekrar geleceğiz!


Jones: Aklıma ne geldi biliyor musun <İsim>? Sanırım gönüllü izci olacağım. Bu şekilde çocuklara suç önleme yöntemlerini öğretebilirim. Ayden haklı; bir suça tanıklık ettiklerinde ne yapacaklarını bilmeleri gerek!

Also on Fandom

Random Wiki