Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Auf Wiedersehen/Diyaloglar

< Auf Wiedersehen

1.264pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Şef Ripley: <İsim>, hatırlarsan Paris'te Promethianlar'ın bir sonraki saldırılarını Almanya'da gerçekleştireceklerini keşfetmiştik. Çok geç olmadan o saldırıyı engellemen gerekiyor!
Şef Ripley: Herkesin peşinde olduğu Promethian el yazması kitabı neredeyse ele geçireceklerdi <İsim>, ama sayende kitap bizim elimizde güvende.
Carmen Martinez: Promethianlar, yüzyıllardır süren suskunluğun ardından yeniden gün yüzüne çıkan kadim bir tarikat. Şu ana kadar iki önemli kişinin ölümünden onların sorumlu olduğunu düşünüyoruz.
Carmen Martinez: Ayrıca Oktoberfest zamanı. Tesadüf mü sence? Bence değil!
Şef Ripley: Oktoberfest, Almanya'da milyonlarca kişinin buluşup bira içtiği ve Bavyera kültürünü yaşattığı çok köklü bir gelenek.
Carmen Martinez: Daha önce Oktoberfest'te görev yaptım, saldırı için çok mükemmel bir yer. Şüpheli her şeye karşı tam tetikte olmalıyız!
Şef Ripley: Ayrıca ünlü aksiyon filmi yıldızı Hans Vogel da burada. Bierburg onun memleketi, ama kariyer yapmak için on beş yıl önce Almanya'yı terk edip Los Angeles'a gitti.
Carmen Martinez: Bu denli ünlü biri kuşkusuz halkın dikkatini çekecektir, bu da Promethianlar'ın faydalanmak isteyecekleri bir şey olabilir.
Şef Ripley: Festivalin merkezi köy meydanı. Kalabalık oluşmadan orada işe başlamanı öneririm. <İsim>, kendine dikkat et, yolun açık olsun!

1. Bölüm

İncele: Köy Meydanı.
Carmen Martinez: Olamaz <İsim>, bu guguklu saatin üzerinde ölü bir adam var!
Carmen Martinez: Güya buraya erken geldik, ama çok geç kaldık!
Carmen Martinez: Bir saniye! Bu alelade bir adam değil. Bu... Şefin bize bahsettiği film yıldızı Hans Vogel! Öldürülmüş!
Carmen Martinez: Bir film yıldızı gözümüzün önünde öldürüldü! Bu çok şüphe uyandırıcı... Acaba bunda Promethianlar'ın parmağı var mıdır?
Carmen Martinez: Bakıyorum şimdiden bir şey bulmuşsun <İsim>! Bu silinmiş kartpostal da kurbanın adı var, üzerinde pudra gezdirerek belki bir şeyler açığa çıkarabilirsin.
Carmen Martinez: Bulduğun o fotoğraf da neyin nesi? Kurbana göre yapılmış bir karton maket mi?
Carmen Martinez: Bu adam buraya kafasını sokarak Vogel'la fotoğraf çektirmiş. Haklısın <İsim>! Bu adamın yüzünü veri tabanına sokalım, bakalım bir eşleşme bulabilecek miyiz!
Carmen Martinez: Hadi bakalım <İsim>, iş başına! Bu olayı aydınlatmamız gerekiyor!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Guten Tag <İsim>! Bu çok yüksek öneme sahip bir vaka. Çok heyecanlı!
Carmen Martinez: Heyecan tanımın biraz garipmiş... Eee, neler buldun bakalım?
Angela Douglas: Bildiğiniz gibi kurban, guguklu saatin direğine dikey olarak oturtulmuş, bu da hayati organlarında öldürücü yaralar açmış.
Angela Douglas: Yani guguklu saat direği cinayet silahınız!
Angela Douglas: İlginç bilgi: Dikey bir nesneye oturtulan kurbanlar, nesnenin giriş açısına bağlı olarak sekiz güne kadar hayatta kalabilir.
Carmen Martinez: Iıı... evet... pek ilginçmiş.
Angela Douglas: Merak etme. Sizin kurban hemen ölmüş. Önce ağır bir nesneyle bayıltılmış, bu da kafasında bir yara açmış.
Angela Douglas: Kurbanın baş yarasında bir kaç damlaya denk geldim. Analiz sonucunda bunun bira olduğunu buldum. Belli ki ağır bir bira bardağıyla vurulmuş.
Carmen Martinez: Yani katilin bira içtiğini söyleyebiliriz! İyi iş çıkardın Angela! Hızlı ve etkili.
Angela Douglas: Üçüz annesi olarak başka çarem yok zaten.
Carmen Martinez: Haydi gidelim <İsim>. Katili enselediğimizde kendini içkiye vermek için bir sebebi daha olacak!

İncele: Tanınmayan Erkek.
(İncelemeden önce)
Carmen Martinez: Pekala <İsim>, bakalım bu fotoğrafta kurbanın karton resminin yanında duran adamın kimliğini bulabilecek misin?
(İnceledikten sonra)
Carmen Martinez: Bu fotoğrafta kimliğini açığa çıkardığın gizemli adam Gunther Fritz adında biri.
Carmen Martinez: Veritabanına göre kendisi Ulusal Sosis Yeme şampiyonu... bir çıplak seyyah. İğrenç! Her yıl Oktoberfest zamanı buraya gelip sosis yeme yarışmasına katılıyormuş.
Carmen Martinez: Kurbanın hayranı olduğu belli. Diyorum ki bu Gunther denen adamı bir ziyaret edip iki çift laf edelim!

Gunther Fritz'le kurbanla çektirdiği hayran fotoğrafı hakkında konuş.
Gunther Fritz: Was geht ab <Rütbe> <İsim>? Biraz sosise ne dersin?
Carmen Martinez: Elbette... hayır! Ayrıca Allah'ını seversen git bir pantolon falan giy!
Carmen Martinez: Bay Fritz, bir film yıldızı Hans Vogel'ın cinayetini soruşturmakla görevliyiz.
Gunther Fritz: Hans Vogel öldü mü?! Bu çok saçma!
Carmen Martinez: Büyük bir hayranı olmalısınız. Kendisine ait karton bir resmin yanında gülümserken çekilmiş fotoğrafınızı bulduk.
Gunther Fritz: Dün gece Oktoberfest bira salonuna gitmişti, ama hiç oralı olmadım. Onun bir hayranıyım evet, ama büyük sosis yeme yarışmasına hazırlanıyordum.
Carmen Martinez: Demek kurban öldürülmeden önce bira salonundaydı, öyle mi? Hadi <İsim>, gidip bir göz atalım!

İncele: Bira Salonu.
Carmen Martinez: Vay canına <İsim>! Bu hengame de bir şeyler bulduğuna inanamıyorum. Almanlar nasıl parti yapılacağını gayet iyi biliyor!
Carmen Martinez: Bu paramparça posterden kurbanın ziyaretiyle ilgili bir şeyler bulabiliriz mi diyorsun? O zaman başla <İsim>!
Carmen Martinez: Bu hediye sepetini almak da iyi fikirdi! Mutlaka içinde bir şeyler vardır.

İncele: Paramparça Poster.
Carmen Martinez: Bira salonunda bulduğun paramparça posteri iyi toparladın! Kurbanın belediye başkanı gibi duran biriyle çekilen fotoğrafının olduğu bir postermiş.
Carmen Martinez: Üzerinde ne yazıyormuş: "Belediye Başkanı Özel! Hans Vogel'la samimi bir sohbet"!
Carmen Martinez: Bir gazeteci olarak söylüyorum, belediye başkanının röportaj yapması tuhaf değil mi sence de? Tabii reklam amaçlı değilse.
Carmen Martinez: Katılıyorum <İsim>! Bir an önce Belediye Başkanı Nagel'la konuşmalıyız!

Belediye Başkanı Nagel'a kurbanla yaptığı röportajı sor.
Carmen Martinez: Belediye Başkanı Nagel, Hans Vogel'la ilgili haberi duymuşsunuzdur herhalde?
Belediye Başkanı Nagel: Ne kadar trajik değil mi <Rütbe> <İsim>? Bierburg bir kahramanını kaybetti! Kim yapar böyle bir şeyi?
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> zaten bunu soruşturuyor! Siz Hans Vogel'la bir röportaj yapmayı mı planlıyordunuz? Bir belediye başkanı için biraz tuhaf, bu genelde gazeteci işi değil midir?
Belediye Başkanı Nagel: Evet ama Hans benim oğlum gibiydi. Çok önemli bir sırrı açıklayacağını söylediğinde, röportajı kendim yapmaya karar verdim.
Carmen Martinez: Hans'ın paylaşmak istediği sır neymiş?
Belediye Başkanı Nagel: Bilmiyorum ki! Söyleyemeden öldürüldü!
Belediye Başkanı Nagel: Hem onun hem de köyümüz için büyük bir olay olacaktı, ama o artık yok! HEPİMİZ onu özleyeceğiz!

İncele: Hediye Sepeti.
Carmen Martinez: Bira salonunda bulduğun sepeti çok iyi arayıp taradın <İsim>!
Carmen Martinez: Görünüşe göre kırık bir kurabiye bulmuşsun. Ne yapılacağını biliyorsun. Hadi toparlayalım!

İncele: Kırık Kurabiye.
Carmen Martinez: <İsim>, bira salonunda bulduğun kurabiyenin üzerinde "Hans, seni <3!" yazıyor. Kurbana ithafen yazılmış!
Carmen Martinez: Üzerindeki isim ise Gretl. O her kimse, belli ki kurbana aşıkmış. Kırık kalp hiç iyiye işaret değildir... kurabiye bile olsa.
Gretl Beutelspracher: Kurabiyemi bulmuşsunuz!
Carmen Martinez: Gretl sen misin? Kırık kalbinle... yani kalpli kurabiyenle ilgili bir kaç sorumuz olacaktı.

Gretel Beutelspracher'ya kırık kalbiyle ilgili soru sor.
Gretl Beutelspracher: Hans'ı hep sevdim ben! Öldüğüne inanamıyorum. Onsuz ne yaparım?
Carmen Martinez: Kaybın için üzgünüz, Gretl. Bulduğumuz kırık kalp kurabiyesi şimdi netleşti. Kurbanla sevgili miydin?
Gretl Beutelspracher: Aramızdaki şeyi sözcükler ifade edemez. Biz birbirimiz için yaratılmıştık! Hans'ı gördüğüm ilk andan itibaren onun benim erkeğim olduğunu biliyordum.
Carmen Martinez: Hans ve Gretl. Ne sevimli. Röportajlarında senden bahsettiğini hatırlamıyorum.
Gretl Beutelspracher: Aşkımızı gizli tuttuk. Yıllardır süren bu ilişki kamuoyuna açıklanmamalıydı.
Gretl Beutelspracher: Aşkım artık yok! Şimdi sadece kummerspeck kaldı bana!
Carmen Martinez: Evet, bunun ne olduğunu bilmiyorum... o yüzden seni onunla baş başa bırakıyorum.

İncele: Silinmiş Kartpostal.
Carmen Martinez: Gözlerin çok keskin <İsim>! Kurbana yazılmış kartpostalın üstünde bir mesaj buldun.
Carmen Martinez: Mesaj da ne yazıyor bakalım: "Benimle burada buluş" ve üzerinde bir çeşit şifre bulunuyor. Bunun ne anlama geldiğine dair bir fikrin var mı <İsim>?
Carmen Martinez: Benim de yok. Bu kartpostalı Elliot'a gönderelim, bakalım o bizim için bir şeyler bulabilecek mi.

Analiz et: Kartpostal Mesajı.
Elliot Clayton: <İsim>, beni zorlama çabanı takdir ediyorum tamam da, kurbana gönderilen kartpostal bildiğin çocuk oyuncağıymış.
Elliot Clayton: Karton üzerindeki rakamları girince beni doğrudan MGRS'e yönlendirdi, hem de saniyeler içinde.
Carmen Martinez: MGRS'de ne?
Elliot Clayton: MGRS, Askeri Şebeke Referans Sistemi demektir. Ordular tarafından tüm dünyanın haritasının çıkmasında kullanılan bir coğrafi standart.
Elliot Clayton: Ve bu koordinatlar da tam olarak kurbanı ölü olarak bulduğunuz noktayı işaret ediyor... yani köy meydanını.
Carmen Martinez: Yani bu kartpostalı gönderen kişi aslında katil! İyi iş çıkardın, evlat!
Elliot Clayton: Dur, daha bitmedi... kartın üzerindeki son dört rakam zamanı işaret ediyor, tam olarak askeri saatle akşam sekiz.
Elliot Clayton: Bu saat yazma biçimi yalnız ordu tarafından kullanıldığından mütevellit katil askeri eğitim almış diyebiliriz.
Carmen Martinez: Katil olaya bayağı hakimmiş! Başka birisini daha ölüme yollamadan gidip onu yakalayalım <İsim>!

Daha sonra, merkezde...
Carmen Martinez: Oof, bu vaka amma da kuddelmuddel!
Carmen Martinez: Pekala <İsim>, bakalım bir mantığa oturtabilecek miyiz. Gurbetteki oğul, filmlerde başarılı olduktan sonra memleketine döner.
Carmen Martinez: Paylaşacak bir sırrı olduğundan bahseder, ama söyleyemeden öldürülür.
Carmen Martinez: Gunther'in tek derdi sosisler, ama Gretl beyaz atlı prensi öldüğü için kummerspecken yapabiliyor... o da artık ne demekse.
Carmen Martinez: Belediye başkanı da pırlanta çocuğunu kaybettiği için üzgün. Bu gizemi çözmek istiyorsak daha derine inmemiz gerekiyor.
Elliot Clayton: <İsim>, ilgilenir misin bilmem ama, elimde önemli bir bilgi var... Katilin cinayetten önce nerede olduğunu biliyorum.

2. Bölüm

Elliot Clayton: <İsim>, kontrol etmemi istediğin kartpostalı hatırlıyor musun? Hani şu öldürülen ünlüyle ilgili, hani guguklu saatin direğine geçiril...
Carmen Martinez: Evet, biliyoruz!
Elliot Clayton: Katilin onu nereden gönderdiğini biliyorum. Çok sıkılmıştım... kartın üzerindeki posta mührüne bakarak gönderdiği postaneyi bulayım dedim.
Elliot Clayton: Sonra da hangi postacının bu kartpostalı taşıdığını bulmak için sistemlerini kırdım... ve güzergah rotalarını ele geçirdim.
Carmen Martinez: Durduğum yerde yaşlanıyorum, evlat!
Elliot Clayton: Kart, Kara Orman'daki bir evden alınmış.
Carmen Martinez: Orman da bir ev mi? Orada terk edilmiş bir kaleden başka bir şey yok ki. <İsim>, sence katil kartı tepedeki o yıkık dökük kaleden göndermiş olabilir mi?
Carmen Martinez: Haklısın! Öğrenmenin tek yolu var! Hadi ormana!

İncele: Terk Edilmiş Kale.
Carmen Martinez: <İsim>, daha önce ürkütücü yerlere gitmiştim, ama burası içimi gerçekten ürpertiyor. Acele edelim!
Carmen Martinez: Askeri telsizi almakla çok iyi ettin. Kilitli, ama şifresini çözerkek çok işimize yarayabilir!
Carmen Martinez: Burada eski bir hikaye kitabı bulmak sence de biraz garip olmadı mı? Ön sayfa silinmiş, ama kurbanın adı net olarak seçilebiliyor. Pudra takımını çıkarıp sihir yapmanın zamanı geldi!
Carmen Martinez: Bu yıpranmış sandık külüstürle dolu, ama içini açıp neler olduğuna bakacağım diyorsan, seni hiç tutmayayım!

İncele: Kilitli Askeri Telsiz.
Carmen Martinez: Bir telsizin şifresini bu kadar hızlı açabilen birini daha önce hiç görmemiştim <İsim>! Hadi bunu Elliot'a gönderelim, bakalım neler bulacak.

Analiz et: Askeri Telsiz.
Elliot Clayton: Selam <İsim>, Kara Orman'da bulduğun askeri telsiz hakkında elimde birkaç bilgi var...
Carmen Martinez: Anlatmaya başla, evlat!
Elliot Clayton: Cinayet gecesinden bu yana kullanılmamış, böylece telsizin veri geçmişine erişmek daha kolay oldu.
Elliot Clayton: Askeri telsizler harita çıkarma ve küresel yer bulma gibi işlevlerin yanı sıra kısa dalga iletişim gibi bir çok farklı amaca hizmet eder.
Elliot Clayton: Telsize kaydedilmiş en son koordinatları çıkardım ve bulduğun kartpostalla eşleştiğini gördüm.
Carmen Martinez: Yani kurbanın öldürüldüğü köy meydanına ait koordinatları mı diyorsun? O zaman bu telsiz katile ait olmalı!
Elliot Clayton: Öyle görünüyor... ama... cinayet saatinde telsizin ayarlandığı frekans bir müzik kanalı. Alman türküleri kanalı hemde. Oldukça tırt...
Carmen Martinez: Nasıl, katil kurbanı öldürdüğü sırada Alman türküleri mi dinliyormuş?! Kim yapar böyle bir şeyi?!
Carmen Martinez: <İsim>, başka bir kurbanın kanalına girmeden yakalayalım şu katili!
(Analiz sonrası)
Carmen Martinez: Bulduğumuz askeri telsiz sayesinde, katilin Alman türküleri dinlediğini öğrendik... ama tabii bu şu anda herkes olabilir demek.
Carmen Martinez: İyi fikir <İsim>! Oktoberfest bira salonuna dönsek iyi olur. Alman türküleri dinlenecekse en uygun yer orası, tabii bu müziği dinleyenleri bulacağımız yer de!

İncele: Akşam Yemeği Masası.
Carmen Martinez: Yeni bir ipucu bulabildin mi <İsim>? Bu yırtık fotoğraf bize yeni bir bilgi verebilir, ama önce toparlaman gerekiyor!
Carmen Martinez: Kurbanın adının olduğu bir sınırlama emri mi? Bunun vakayla ne ilgisi var merak ettim. Tek yapman gereken vaka seri numarasını açığa çıkarmak!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Carmen Martinez: Bira salonunda bulduğun fotoğrafı çok iyi toparladın <İsim>! Bir sosis yeme yarışmasında çekilmişe benziyor.
Carmen Martinez: Kurban ile o çıplak Gunther'in olduğu başka bir fotoğraf daha mı? Fotoğraf makinesiyle arası epey iyiymiş...
Carmen Martinez: Ama bu fotoğraftaki Gunther pek de mutlu çıkmamış. Ağzı sosis dolu halde ağlıyor... ve kurbanın elinde altın bir sosis kupası var.
Carmen Martinez: Görünüşe baklırsa yarışma, sosis şampiyonunun istediği şekilde sonuçlanmamış. Gunther'le bir kez daha sohbet etmenin vakti geldi!

Gunther ile sosis yeme yarışmasında kurbana yenilmesi hakkında konuş.
Carmen Martinez: Bay Fritz, görünüşe göre öldürülmeden önce Hans'ı burada, bira salonunda görmüşsünüz. Bize yalan söylediniz!
Gunther Fritz: Donnerwetter! Öğreneceğinizi biliyordum!
Gunther Fritz: O adam beni küçük düşürdü! Sosis yeme yarışmaları benim hayattaki tek gayemdir ve o beni yendi!
Carmen Martinez: Onu öldürmek isteyecek kadar küçük düşürüldünüz mü peki?
Gunther Fritz: Nein! Onu ben öldürmedim! Yanlış anlamayın, istesem öldürebilirdim! Şişko ve işe yaramazın biri gibi görünebilirim, ama bir zamanlar ordudaydım.
Gunther Fritz: Ama artık eskisi gibi öfkeli bir asker değilim. Şimdi bütün hayatım sosis yemek ve bira içmekle geçiyor!
Carmen Martinez: Nas Vogel'ı öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsak, başka türlü bir sosis yemek zorunda kalacaksınız Bay Fritz!

İncele: Sınırlama Emri.
Carmen Martinez: Kurban tarafından çıkartılan bu sınırlama emrindeki vaka seri numarasını açığa çıkardığına göre, bunu Marina'ya göndersek iyi olacak!
Carmen Martinez: Vakanın detayları için Bierburg Polisi ile itibara geçip bizim için sınırlama emri istenen kişinin eşkalini öğrenebilir.

Analiz et: Vaka Seri Numarası.
Marina Romanova: Selam <İsim>, seni tekrar görmek ne güzel.
Carmen Martinez: Kurbanın çıkardığı sınırlama emri hakkında ne söyleyebilirsin? Öncelikle kime karşı çıkarmış?
Marina Romanova: Karşılıksız aşk öyküleri beni hep büyülemiştir. Ya da bu örnekte olduğu gibi erotomanya.
Carmen Martinez: Eroto-ne? Şunu biraz açsan hele?
Marina Romanova: Erotomanya, bir kişinin başka bir kişi tarafından ki genelde ünlü birisidir bu, sevildiğini sandığı bir psikoz sanrısıdır.
Marina Romanova: Erotomanlar mektup yazar ve hediye gönderir, sözde "aşıklarını" çatkapı ziyaret ederler. Aşkın gerçek ve ölümsüz olduğuna sonuna kadar inanırlar, karşı taraf reddetse bile!
Carmen Martinez: Nasıl yani? Bu belirtiler kulağa tanıdık geliyor. <İsim>, bu sapkın aşk sana da Gretl'ı hatırlatmadı mı?
Marina Romanova: Çok harika bir gözlem, zira kurban bu sınırlama emrini Gretl Beutelspracher adlı birisine karşı çıkarmış.
Carmen Martinez: Gözleri deli deli bakıyordu zaten! <İsim>, başka birine aşık olmadan bu Gretl'ı bulmamız gerek!

Gretl'ı kurbanın ona karşı çıkardığı sınırlama emri konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Gretl, Hans Vogel ile aranda gerçek bir ilişki yoktu, değil mi?
Gretl Beutelspracher: Ne diyorsunuz siz? Bizim ilişkimiz gerçek değil miymiş? Biz birbirimize aşıktık!
Carmen Martinez: SEN aşıktın desek daha doğru olur. Hans senin bir... tacizci olduğunu düşünmüş! Bu yüzden de sana karşı sınırlama emri çıkartmış, doğru mu?
Gretl Beutelspracher: Nein! O aramızdaki aşkı anlayamadı, hepsi bu. Bunu ona anlatmak için ta Los Angeles'a gittim, ama oraya vardığımda beni görmek istemedi.
Gretl Beutelspracher: Polisi aradı! Ne cüretle?! Oysa ben onu SEVMİŞTİM!
Carmen Martinez: Onu o kadar çok sevdin ki sonunda onu öldürdün mü yoksa?
Gretl Beutelspracher: Ben Hans'a asla zarar vermezdim! Çocuklarımın babası olacaktı o! Birlikte harika vakit geçirip Alman türküleri söyleyecektik!
Carmen Martinez: Gretl, kurbanı ölümüne sevip sevmediğini öğrenirsek sana başka bir türkü söyleteceğiz!

İncele: Silinmiş Hikaye Kitabı.
Carmen Martinez: Ormanda bulduğun kitabı çok iyi çözdün <İsim>! İthaf bölümü açıkça görünüyor: "Hans ve Johan, ölene dek dostuz."
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa kurban Johan adında biriyle çok yakın arkadaşmış. Birlikte masal okumayı pek seviyormuş gibiler.
Johan Schnee: Hırsızlar! Hemen malımı bırakın!
Carmen Martinez: Derhal silahını indir!
Johan Schnee: Şey, affedersiniz! Polis olduğunuzu bilmiyordum. Eşyalarıma sarkan sarhoş turistlerden biri sandım. Neredeyse sizi vuracaktım.
Carmen Martinez: Bu ithafta bahsedilen Johan sen olmalısın. Zamanlaman harika. <Rütbe> <İsim> ve ben tam da seni arıyorduk!

Johan Schnee'yi kurbanla olan ilişkisi konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Johan, bizler Hans Vogel cinayetini soruşturuyoruz. Ormanda bulduğumuz bu kitaba bakarsak da onu tanıyor muşsun.
Johan Schnee: Hans öldü mü?
Johan Schnee: Gençken arkadaştık. Birlikte kamp kurar, korkunç masallar anlatırdık. Yani işte... çocukluk.
Carmen Martinez: Birbirinizi en son ne zaman gördünüz?
Johan Schnee: Yaklaşık on beş yıl önce. O film yıldızı olmaya gitti, bende askere. Birbirimizden ayrı düştük.
Carmen Martinez: Ama bu kitabı hala saklıyorsun. Biraz fazla duygusal bir hareket değil mi sence?
Johan Schnee: İçinde çok güzel masallar var. Kara Orman'la ilgili hikayeyi duymuş muydun <Rütbe> <İsim>?
Johan Schnee: Bu ormanda geçen karanlık bir efsane var. Ormana girenler bir daha asla görülmemiş.
Carmen Martinez: Umarız bu bir tehdit değildir Johan, zira öyleyse, ormanda evcilik oynadığın günlerin sonuna düşünmediğin kadar hızlı bir şekilde gelebilirsin!

İncele: Ahşap Sandık.
Carmen Martinez: <İsim>, kalenin dışında bulduğumuz bu geniş külüstür sandığından bu künyeleri nasıl çıkarabildin, hayret!
Carmen Martinez: Bu künyeleri dahi çocuğa bir an önce göndermeliyiz! Elliot kıl biri olabilir, ama kafası zehir gibidir.

Analiz et: Künyeler.
Elliot Clayton: Tekrar... Selam... <İsim>. Hala aynı vaka üzerinde olduğuna inanamıyorum.
Elliot Clayton: Neyse, Alman askeri veri tabanını kırdım ve ormanda bulduğun bu künyelerin on yıl önce Klaus Weissmann adlı biri için hazırlandığını tespit ettim.
Carmen Martinez: Klaus Weissmann mı? Kulağa tanıdık gelmiyor mu <İsim>?
Elliot Clayton: Klaus Weissmann, Londra vakasında şüphelilerden biriydi, ama oradayken kendine Yoldaş Klaus diyordu. Kendisi ayrıca bir Promethian.
Carmen Martinez: Bir saniye... Yoldaş Klaus'un orduda olduğunu mu söylüyorsun yani?
Elliot Clayton: Evet. Ama diğer askerlerle sürekli çatıştığı için bir kaç sene sonra ihraç edilmiş.
Carmen Martinez: Ordudan atılan bir asker çatlak bir keşiş olur... tuhaf. Daha da tuhafı künyelerini ta burada bulmuş olmamız.
Elliot Clayton: Memleketinin Bierburg olduğunu düşünürsek bu o kadar da tuhaf değil.
Carmen Martinez: Buralı mıymış? Belki de Bierburg polisi bu çatlağı bulmamıza yardım eder <İsim>, çünkü Yoldaş Klaus'u mutlaka sorgulamalıyız!

Yoldaş Klaus'a askeri künyesinin ormanda ne işi olduğunu sor.
Klaus Weissmann: Yine mi sen <Rütbe> <İsim>? Siz imansızları Londra'dan sonra bir daha görmem sanıyordum!
Carmen Martinez: O iş o kadar basit değil, hele ki bir cinayet soruşturmasında daha şüpheliysen Yoldaş Klaus. Ya da Klaus Weissmann mı demeliyim?
Klaus Weissmann: Ne cüretle bana o isimle hitap edersin! Klaus Weissmann öldü! Çok daha yüce mertebesi olan bir ilahiyata geçtim!
Carmen Martinez: Promethianlar'dan mı bahsediyorsun? Bu yüce mertebe senden Hans Vogel gibi film yıldızlarını öldürmeni de istedi mi?
Klaus Weissmann: Kafirler! Ben katil değilim! Yeni bir adalet ve dürüstlüğün hüküm süreceği devirde yol gösterecek olan Promethianlar'ın bir elçisiyim!
Carmen Martinez: Dinle sevgili dostum, senin bu yeni devir fasa fisolarına ayıracak vaktimiz yok! Eski künyelerinin terk edilmiş kalenin orada ne işi olduğundan bahset.
Klaus Weissmann: Orası arşa yükseleceğim yer benim! Yalnızca ılık bira ve küflü kraker yiyerek bu yeni düzene hazırlanabilmek için memleketime döndüm.
Klaus Weissmann: Şunu unutma <Rütbe> <İsim>... Promethianlar iktidara geldiğinde, TÜM topraklar bizim olacak!
Carmen Martinez: O zamana kadar bir yere ayrılma Klaus. Sana başka sorular sormak isteyebiliriz...

Daha sonra, köy meydanında...
Carmen Martinez: <İsim>, bu vakada Bavyera krakerinden daha fazla kıtır nokta var! Hadi bulduklarımıza bir bakalım!
Carmen Martinez: Gretl, Hans'a kelimenin tam anlamıyla delicesine aşıkmış, ama Hans onu istemiyormuş.
Carmen Martinez: Gunther, sosis yeme yarışmasında Hans'a yenilince kendisini onun tarafından aşağılanmış hissetti.
Carmen Martinez: Ve Yoldaş Klaus da birdenbire ortaya çıkıp Promethianlar hakkında saçma sapan zırvalamaya başladı ki zaten Almanya'ya da bu sebepten ötürü geldik.
Carmen Martinez: Sanırım bu noktada... Bir saniye, telefonum çalıyor.
Carmen Martinez: Buyrun. Ben Martinez.
Ingrid Bjorn: <İsim>, acil bir durum var. Belediye Başkanı Nagel ortadan kayboldu!

3. Bölüm

Daha sonra, köy meydanında...
Carmen Martinez: Hans Vogel cinayeti soruşturmasında Bavyera krakerinden bile daha fazla kıtır nokta var! Sanırım bu noktada... Bir saniye, telefonum çalıyor.
Carmen Martinez: Buyrun. Ben Martinez.
Ingrid Bjorn: <İsim>, acil bir durum var! Belediye Başkanı Nagel ortadan kayboldu!
Carmen Martinez: Ortadan mı kayboldu? Nasıl yani?
Ingrid Bjorn: Bir kaç saat önce Kara Ormana girdiği görülmüş, o andan beridir kayıp.
Carmen Martinez: Ünlü bir yıldızın öldürülmesinden sonra belediye başkanının kayıplara karışması... hem de kendi köyünde? Burnuma pis kokular geliyor, sen ne dersin <İsim>?
Ingrid Bjorn: Pis koku olsun olmasın, bir memurun kaybolmasına göz yumamayız <İsim>, onu bulmamız gerek! Hemen Kara Ormana geri dönün!

Bir kaç dakika sonra, Kara Orman'da...
Carmen Martinez: Belediye başkanını göremiyorum. <İsim>, sence Johan'ın bize anlattığı efsane gerçek olabilir mi?
Carmen Martinez: Batıl inançlarım yoktur, vallaha, ama bu kadar süre ormanda vakit geçir...
Belediye Başkanı Nagel: Merhabaaaa <Rütbe> <İsim>! Yürüyüüüüüş için haaaaarika bir akşam, değil mi?
Carmen Martinez: Belediye Başkanı Nagel! Buradasınız demek! Herkes sizi arıyor!
Belediye Başkanı Nagel: Kafamı dinlemeeek istediiim, eeepsi buu!
Carmen Martinez: Bir saniye... siz... sarhoş musunuz?
Belediye Başkanı Nagel: Bir kaç bira içtim o kadar. Oktoooooberfest!
Carmen Martinez: Belediye Başkanı Nagel, bir kahve alsanız iyi olacak. Baha bir kahve. Haklısın <İsim>. O ayılana kadar bizde ormanı bir kez daha bir kolaçan edelim.

Belediye Başkanı Nagel'a ormanda neden sarhoş olduğunu sor.
Carmen Martinez: Ormandaki sarhoş gezintinizden sonra daha iyi misiniz?
Belediye Başkanı Nagel: <Rütbe> <İsim>! Of, öyle utanıyorum ki! Nasıl bu kadar sorumsuz davranabildim? Bir de askeri eğitim aldım, daha mantıklı davranmalıydım!
Carmen Martinez: Artık ayık olduğunuza göre... ormanda ne işiniz olduğunu söyleyebilir misiniz?
Belediye Başkanı Nagel: Bira salonunda Alman türküleri dinliyor ve acımı dindirmeye çalışıyordum, sonra biraz hava almak istedim. O yüzden de yürüyüşe çıktım.
Carmen Martinez: Ormana mı? İlginç bir tercih. Hans Vogel'ın ölümü sizi üzdü mü yoksa?
Belediye Başkanı Nagel: Elbette üzdü! Artık... Projem için gereken parayı asla bulamayacağım! Kariyerim sona erdi!
Carmen Martinez: Para mı? Ne parası?
Belediye Başkanı Nagel: Hans'ın parası tabii ki de! Proje mi desteklemeyi kabul etmişti: Dünyanın en büyük Oktoberfest tema parkı! Ama son anda desteğini çekti ve o parayla kendisine helikopter aldı!
Belediye Başkanı Nagel: Röportaj teklifiyle onu ikna edebileceğimi düşündüm, ama işe yaramadı. Onun için yaptığım bunca şeyden sonra üstelik. Bana borcu vardı!
Carmen Martinez: Siz de alacaklarınız için onu öldürdüğünüz demek? Parayla başarı gelmez, Belediye Başkanı Nagel, ama Hans Vogel'ı öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsak, kendinize güzel bir hücre satın almış olacaksınız!

İncele: Ürkütücü Kapı.
Carmen Martinez: Nasıl...? Kurbanın bebeğini yapmışlar... ve delmişler mi?!
Carmen Martinez: Bu da ne... Üzerinde beyaz iplikler var. Bunların ne olduğunu öğrenmek için bir kaç örnek toplayalım!
Carmen Martinez: Bulduğun bu eski gazete çok kötü durumda. Makalenin yarısı koparılmış!
Carmen Martinez: Hımm, görünüşe bakılırsa kurbanın gençken çekilmiş bir fotoğrafıymış bu, yanında da kafaları koparılmış iki adam var. Bu makaleyi okusak iyi olur, o yüzden pudra takımını çıkaralım!

İncele: Eski Gazete.
Carmen Martinez: Gazeteyi çok iyi hallettin! Bakalım karşımızda ne varmış.
Carmen Martinez: Makalede diyor ki: "Şok Edici Kayboluş Hikayesi: İşte Gerçekler...". Makalenin kalanının yırtılması kötü oldu. Acaba hangi ortadan kaybolma ile ilgiliydi?
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa kurbanın başından gençken trajik bir olay geçmiş. Haklısın <İsim>! Bu gazeteyi bir an önce Dupont'a gönderelim, bakalım bize başka neler söyleyebilir!

Analiz et: Gazete Yazısı.
Armand Dupont: Bonjour <İsim>. Nihayet yeteneklerime uygun bir şey getirdin bana.
Carmen Martinez: Zekanla hava atmana harcayacak vaktim yok, Dupont.
Armand Dupont: Sabrın sonu selamet lafı sana pek uymuyor anlaşılan Martinez. Très bien. Gazetenin on beş yıl önceki orijinal baskısını bulmak için Bierburg arşivlerine gittim.
Armand Dupont: Makaledeki fotoğrafta kurbanın yanında kişiler şüpheliler listesindeki Johan Schnee ve erkek kardeşi Christophe.
Carmen Martinez: Johan'ın bir erkek kardeşi mi varmış? Makalede şok eden kayboluştan bahsediyordu. O olabilir mi ki?
Armand Dupont: Oui. Bay Schnee'nin erkek kardeşi bundan on beş yıl önce kurbanın ve şüphelinin olduğu bir orman avı sırasında ortadan kaybolmuş.
Armand Dupont: Bir daha da hiç görülmemiş. Kara Orman efsanesi de böyle başlamış.
Carmen Martinez: Johan'ın erkek kardeşi kayboluyor ve yapılan tek açıklama ormanda ki gizemli güçler mi? Bu işte bir bit yeniği var. Seninde burnuna kokular geliyor mu <İsim>?
Carmen Martinez: <İsim>, bence Johan'la bir kez daha konuşmalıyız, belki bu efsaneye bir açıklama getirir!

Johan Schnee'yi erkek kardeşinin ortadan kaybolması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Erkek kardeşinin ortadan kaybolduğunu öğrendik Johan. O gün neler olduğunu bize anlatabilir misin?
Johan Schnee: Hikayeyi biliyorsunuz işte. Ormanda kayboldu. Bunun cinayet soruşturmasıyla ne ilgisi var <Rütbe> <İsim>?
Carmen Martinez: Kurban, erkek kardeşinin öldürüldüğü gün sizinle birlikteymiş. Bana kalırsa epey ilgisi var.
Johan Schnee: İlle de öğrenmek istiyorsanız eğer... Üçümüz hep ava giderdik. Ebeveynlerimizden biralarını çalıp yaban domuzu avına çıkardık. Hobimizdi.
Johan Schnee: Bir gün Alman türküleri dinlemek için çantamdan telsizi çıkarmaya gittim. Döndüğümde, erkek kardeşim ortadan kaybolmuştu.
Johan Schnee: Deliler gibi aradık ama onu hiçbir yerde bulamadık! Öyle birden... Ortadan kayboldu!
Carmen Martinez: Yani erkek kardeşinin bir anda hayalet gibi ortadan kaybolduğuna inanmamızı mı bekliyorsun?
Johan Schnee: Evet! Hep Hans'ı suçladım! Birbirimizi korumak için hep bir arada bulunurduk ama Hans antilop avlayacağım diye ayrılmış. Erkek kardeşimi yalnız bırakmış!
Johan Schnee: Onu hiç affetmedim. Yollarımızı ayırdık. Erkek kardeşimin kaybolmasının sebebi odur!
Carmen Martinez: Ölmüş birisine karşı garez beslemek zor olsa gerek. Tabii... Bu garez o kişinin ölümü olmamışsa!

İncele: Kurbanın Büstü.
Carmen Martinez: <İsim>, ürkütücü şekilde kurbana benzeyen o bebekten iplikleri çok iyi topladın!
Carmen Martinez: Hımm... Bunlar beyaz iplik. Beyaz bir maddeye bulaşmış iplikler.
Carmen Martinez: İpliklerin üzerindeki bu beyaz maddenin ne olduğunu bulmalıyız! Hadi örnek alıp mikroskoba koyalım!

İncele: Lekeli İplikler.
Carmen Martinez: Topladığın örneği mikroskopta çok ince şekilde analiz ettin <İsim>! Bunun çinko oksit molekülü olduğunu buldun, beyaz maddede oldukça yoğun olarak bulunuyor.
Lars Douglas: Ne oldu <İsim>? Vay canına... Görünüşe göre çok güçlü bir güneş kremi bulmuşsun... Tam bir albinoya göre!
Carmen Martinez: Albino mu? İyi dedin <İsim>! Tanıdığımız bir albino VAR zaten! Cinayet büstleri yapmaktan zevk alan biri. Yoldaş Klaus'u bir kez daha ziyaret etmenin vakti geldi!

Yoldaş Klaus'u yaptığı kurban büstü konusunda sorgula.
Klaus Weissmann: <Rütbe> <İsim>, siz sefil yaratıklar be ne zaman rahat bırakacaksınız?!
Carmen Martinez: Yalnız kalmak istiyorsan ölmüş film yıldızlarının büstlerini yapmaktan vazgeçmeni öneririm!
Klaus Weissmann: Bu sadece bahtsız bir tesadüf! Ayrıca Hans Vogel, yaratıcısıyla tanışmayı hak eden sefil bir ruhtan başka bir şey değildi! Ölümüne ağıt yakmıyorum! Bana yıllarca işkence etti...
Carmen Martinez: Hans Vogel'ı tanıyor muydun?
Klaus Weissmann: Çocukluğumuz bu aptal köyde birlikte geçti. Köyün çocuklarıyla bir olup görünüşüm yüzünden benimle dalga geçerdi. Onun yüzünden dışlandım!
Klaus Weissmann: Yalnız yaşadığım yıllarım onun ölümünü dileyerek geçti! Alman türküleri dinlediğim her an hayatımın o berbat yıllarını hatırlamadan edemiyorum! İmansızların hepsine ölüm!
Carmen Martinez: Eğer Hans Vogel'ın tesadüfi ölümünde parmağın olduğunu ortaya çıkarırsak, daha çok imansızlarla uğraşacaksın!

Daha sonra, merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, seni bilmem ama ben biraz tıkandım. Bir sonraki Promethian saldırısıyla ilgili bir şey bilmememiz bir yana, Hans Vogel'ı kimin öldürdüğünü de bulamadık.
Carmen Martinez: Johan'ın erkek kardeşinin gizemli bir şekilde kaybolması ile Yoldaş Klaus'un acayip cinayet oyuncağını düşününce bu köyün bir kaç tahtası eksik gibi geliyor.
Marina Romanova: <İsim>, böldüğüm için kusura bakma ama haberleri takip ediyor musun? Almanya'daki son seçim sonuçları açıklandı. Sonuçlar korkutucu.
Carmen Martinez: Aç şu televizyonu!
TV Muhabiri: Almanya meclisinin önünde toplanan binlerce kişi, yaklaşmakta olan ve tüm Avrupa'yı tek bir merkezi hükumet altında birleştirecek referandum için kayıt yaptırıyor.
TV Muhabiri: Son anketler, Avrupa'nın birleşmesi yönünde baskı yapan aşırı sağcıların oylarında bir artış olduğunu gösteriyor.
TV Muhabiri: Resmi kaynaklar, referandumu aşırı sağın önde götürdüğü bir durumda geçmesi durumunda, yeni birleşik hükumetin onların kontrolünde olacağını belirtiyor. EuroOne News'ten Cooper Anderson.
Carmen Martinez: Marina, şaka yapmıyor muşsun! Bu gerçekten korkutucu bir gelişme.
Marina Romanova: Totaliter bir devlet yaratmak için uğraşanlar korkunç şeyler yapabilir.
Carmen Martinez: Bunun örneklerini gördüm ve durum hiç de iç açıcı değil.
Elliot Clayton: <İsim>, şimdi meydandan geliyorum ve görünüşe göre köy, guguklu saati tekrar eski yerine koymaya çalışıyor.
Carmen Martinez: Ne?! <İsim>, elimizdeki son kanıt yok olmadan bir an önce köy meydanına geri dönmemiz gerekiyor! Elliot... Neden bira içiyorsun?!

İncele: Guguklu Saat.
Carmen Martinez: Elliot'ın bizi uyardığı iyi oldu, yoksa elimizdeki son kanıta son bir kez bakma fırsatından mahrum kalacaktık. Neler buldun <İsim>?
Carmen Martinez: Güvenlik kamerasını bulmakla çok iyi iş başardın! Şanslıysak cinayeti kaydetmiştir! Şifresini kırabilirsen işimiz iş demektir!
Carmen Martinez: Şu bira bardağı da neyin nesi? Angela'nın otopsi sırasında bahsettiği, Hans'ı bayıltmakta kullanılan bardak olmasın sakın? Altında bir çentik var.
Carmen Martinez: Haklısın! Ağzında kurumuş sıvı kalıntısı var. Kaybedecek vaktimiz yok! Hemen bir örnek alalım!

İncele: Kilitli CCTV.
Carmen Martinez: Kemaranın kilidini açtığına göre <İsim>, bunu hemen Elliot'a gönderelim de cinayet mahallinin görüntülerini açığa çıkarsın!

Analiz et: CCTV Kayıtları.
Elliot Clayton: Yine mi sen <İsim>? Şu vakadan sıkılmadın mı yahu? Valla ben sıkıldım...
Elliot Clayton: Neyse, cinayet gecesi kaydedilen kamera görüntüsüne erişmeyi başardım.
Elliot Clayton: Kurbanın cesedindeki ve guguklu saatteki gölgeler sayesinde çok süper bir nirengi formülü elde ettim. Bu sayede, katilin dikey açısını hesaplamak ve-
Carmen: Durduğum yerde saçlarım ağarıyor Elliot!
Elliot Clayton: Aman... Amma dırdırcısın he. Söylemeye çalıştığım şey, katilin boyunu tespit edebildim. Katil tamı tamına 6 fit, yani 1.83 boyunda.
Carmen Martinez: Çocuğu duydun <İsim>. Peşinde olduğumuz katil uzun boylu!

İncele: Bira Bardağı.
Carmen Martinez: Katilin bira bardağından aldığın örnek harika. Kaybedecek bir saniyemiz bile yok! Hemen bunu Lars'a gönderelim!

Analiz et: Salya.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Demo kaydımı dinleme şansın oldu mu? Güzel, değil mi?
Carmen Martinez: Evet, en sevdiğim şarkı da şuydu: "Laboratuvar sonuçları ne oldu çünkü zamanımız hiç yoktu?!"
Lars Douglas: Alaycılık. İşte bu! Neyse, katilin Hans'ın kafasını yarmakta kullandığı bira bardağından aldığın örneğin analiz sonucu...
Lars Douglas: Hay Allah. Notlarımı bulamıyorum...
Carmen Martinez: Kaldır kıçını, Lars!
Lars Douglas: Ahanda buldum! Bira bardağının ağzında kurumuş olarak bulduğun sıvının kimyasal bileşiğine bakınca bunun katilin salyası olduğunu buldum.
Lars Douglas: Bu sayede çok hayati bir bilgiye ulaştım. Katil mavi gözlü!
Carmen Martinez: Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik <İsim>. Hadi gidip şu mavi gözlü katili yakalayalım!

Carmen Martinez: <İsim>, Hans Vogel'ın katilini yakalamak için gereken tüm kanıtları topladık! Hadi yakalayalım onu!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Gizem perdesi aralandı. Johan Schnee, Hans Vogel'ı öldürmekten tutuklusun!
Johan Schnee: Siz ne diyorsunuz? Hans buradayken ben köyde bile değildim. Ormandaydım!
Carmen Martinez: Hani Hans'a köy meydanında buluşmak için verdiğin kartpostalı gönderdiğin orman mı?
Johan Schnee: O kartı ben göndermedim. Hem gönderdiysem bile, eski dostlarla buluşmanın nesi kanun dışı?
Carmen Martinez: Değil tabii, ama onları Alman türküleri dinleyerek öldürmek baya bir kanun dışı. Cinayet mahallindeki koordinatların birebir kayıtlı olduğu askeri telsizini ele geçirdik.
Johan Schnee: O koordinatlar köye yaptığım son ziyaret sırasında kazara kaydedilmiş olmalı!
Carmen Martinez: İntikama olan susamışlığını bira içerek ve eski dostun Hans'ı öldürerek dindirdiğin ziyaretten mi bahsediyorsun? Hans'ın kafasını yarmakta kullandığın bira bardağında DNA'nı bulduk!
Carmen Martinez: Yani, onu kasabanın guguklu saatine şiş gibi geçirip kuzu çevirme haline getirmeden önce! Bir dostu öldürmenin daha vahşicesi olur mu sence?!
Johan Schnee: O benim dostum falan değildi! Sırrımızı saklayacağına söz vermişti ama neredeyse onu bütün dünyayla paylaşacaktı!
Carmen Martinez: Sır mı? Ne sırrı? Yoksa erkek kardeşinin kaybolmasıyla ilgili bir şey mi?
Johan Schnee: Erkek kardeşim ortadan kaybolmadı... Onu öldürdüm ben!
Johan Schnee: Kazara oldu! Görmedim... Onu yaban domuzu sanmıştım! Yayımı kaldırdım ve...
Johan Schnee: Gömdüm, sonra da kimseye söylemedim! Hans da oradaydı. Sırrımızı saklayacağına söz vermişti! Her şey bir kazaydı!
Carmen Martinez: Öz kardeşini öldürüp ormana mı gömdün?! Bunu nasıl yapabildin? Peki bunca yıl sonra neden Hans'ı öldürdün?
Johan Schnee: Herkese gerçeği söylemek üzereydi! Belediye başkanı ile yapacağı röportajın posterleri her yerdeydi, onu susturmam gerektiğini biliyordum! Kendi istedi!
Carmen Martinez: Erkek kardeşini ve eski dostunu öldürdün. Bu köy bir efsaneden korkmasın. Senden korksunlar! Johan Schnee, tutuklusun!

Nigel Adaku: Johan Schnee, Hans Vogel cinayeti nedeniyle mahkeme karşısına çıkarıldın. Söyle bakalım, neden yaptın? Ben onun filmlerini seviyordum!
Johan Schnee: Hans benim kardeşim gibiydi. Çenesini tutsaydı hala hayatta olurdu! Ama onlar bana Hans'ın konuşacağını söylediler! Başka çarem yoktu!
Nigel Adaku: "Onlar" söyledi derken? Onlar dediğin kim, Bay Schnee? Gaipten sesler mi duyuyorsun?
Johan Schnee: Ben deli değilim! Promethianlar söyledi! Hans'ın sırrımı açığa çıkaracağını ve yalanlarımı ortaya dökeceğini söylediler!
Nigel Adaku: Promethianlar kimdir nedir bilmiyorum ama uzun bir süreliğine hapse gideceğini biliyorum. Seni şartlı tahliye olmaksızın 25 yıla mahkum ediyorum!
Johan Schnee: Hans hak ettiğini aldı ama adalet erkek kardeşimi öldürdüğüm için tecelli etti. Artık cezamı çekebilirim. Kardeşimi çok seviyordum!

Carmen Martinez: Ne vaka ama! Ünlü bir film yıldızı eski dostunun ellerinde can verdi. Johan'ın Promethianlar konusunda doğruyu söyleyip söylemediğini merak ediyorum.
Carmen Martinez: Saldırı planladıklarını biliyorduk ve Hans da uluslararası bir şöhret ama yine de mantıklı gelmiyor: Promethianlar onun ölmesini neden istesin?
Carmen Martinez: Johan'ın sırrını umursamadıkları kesin, o yüzden Hans röportajında başka bir sırrını açığa çıkartacaktı belki de... Bildiği sır her neyse onun ölümüne sebep oldu.
Carmen Martinez: <İsim>, iyi haberin kokusunu uzaktan alırım ve bu haberin kokusu da mis gibi geliyor! Devam etmeliyiz çünkü yakalamamız gereken Promethianlar var!

Avrupa Krizde 3

Şef Ripley: Bir başka katil daha Promethianlar tarafından cinayete itildiğini iddia etti!
Carmen Martinez: Sizin bir adım önünüzdeyim Amirim. Yoldaş Klaus'un bileklerine uygun bir çift kelepçe var! <İsim> ile birlikte onu en kısa zamanda tut-
Şef Ripley: Promethianlar cinayet planı yapıyorsa kanıtlara ihtiyacımız var! Kanıtsız hareket edemeyiz!
Şef Ripley: Beni şu ana kadar hayal kırıklığına uğratmadın <İsim>. Suç mahalline gidip Promethianlar'ın bu işe karışıp karışmadığıyla ilgili kanıt bulacağından eminim!
Ingrid Bjorn: Hanımefendi, yerel birimlerden bir mesaj aldık. Johan'ın erkek kardeşinin cesedinin bulunmasında yardım talep ediyorlar.
Şef Ripley: Yardım etsek iyi olur. <İsim>, Johan Schnee ile bir kez daha konuşup cesedi nereye gömdüğünü öğrenelim.
Carmen Martinez: <İsim>, karar senin: Promethianlar'ın oyununu ortaya çıkar ya da on beş yıldır toprak altında çürüyen bir cesedi ara! Ben olsam neyi seçerdim biliyorum.

Johan Schnee'yi erkek kardeşinin cesedinin nerede olduğu konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Johan, erkek kardeşinin cesedini arayacağız. Ölümüyle ilgili bir şeyler hatırlıyor musun?
Johan Schnee: Her şeyi hatırlıyorum. Uyanamadığım bir kabus gibi...
Johan Schnee: Ben, erkek kardeşim ve Hans ormanda avlanıyorduk. Hava kararmak üzereydi...
Johan Schnee: Bir şey duydum ve... Okumu fırlattım!
Johan Schnee: Ok erkek kardeşime isabet etti... Orada öldü.
Johan Schnee: Hans bunun bir sır olarak kalması konusunda beni ikna etti. Eski bir kuyu bulduk... Ve oraya gömdük.
Johan Schnee: Ormanda yalnız olmaktan hep nefret etmişti... Ama onu orada öylece bıraktık!
Carmen Martinez: Erkek kardeşinin cesedini bulup onu ormandan çıkaracağız Johan. Hadi gidelim <İsim>, Kara Orman'a geri dönmenin vakti geldi.
Johan Schnee: Durun! Ormanda neler yaptığınızı kimsenin bilmesini istemiyorum. Lütfen, kılık değiştirmek için bunları alın.

İncele: Terk Edilmiş Kale.
Carmen Martinez: <İsim>, sence Johan'ın erkek kardeşini gömdüğü kuyu bu mu? O zaman içine bakmamız gerekecek... Önden buyur lütfen.

İncele: Orman Kuyusu.
Carmen Martinez: Hay lanet, kuyunun içinde bir kafatası var! Ve tam üzerinde de bir ok... sence bu Johan'ın erkek kardeşi olabilir mi?
Carmen Martinez: Haklısın, hadi bu kafatasını Angela'ya gönderelim!

Analiz et: Kafatası.
Angela Douglas: Gerçekten üzgünüm ama Kara Orman'da bulduğunuz kafatası Christophe Schnee'ye ait. Diş kayıtları sayesinde doğruladım.
Angela Douglas: Ama hikayenin kalan kısmı aklınızı alacak! Johan kardeşini öldürmemiş!
Angela Douglas: Darbenin açtığı yara ve okun açısı gösteriyor ki Johan'ın erkek kardeşi solak bir okçu tarafından vurulmuş. Oysa Johan sağ elini kullanıyor!
Angela Douglas: Hans Vogel'ın da avda olduğunu söylemiştin, o yüzden onun kayıtlarına da baktım ve... Solak çıktı!
Carmen Martinez: Ne?! Yani Johan'ın kardeşini Hans Vogel mı öldürmüş?!
Angela Douglas: Kesinlikle! Okun ucunda ona ait DNA bile buldum! Katil o!
Carmen Martinez: Johan'a erkek kardeşini öldürenin o değil Vogel olduğunu söylememiz gerek! Hadi gidelim!

Johan Schnee'ye erkek kardeşinin ölümüyle ilgili gerçeği söyle.
Carmen Martinez: Ee, Johan... Christophe'un cesedini bulduk ve... Bir şey daha bulduk. Görünüşe göre... Onu sen öldürmemişsin.
Johan Schnee: Ama... Ama bu nasıl mümkün olabilir?! Okun çıktığını gördüm, ölmüştü, be-
Carmen Martinez: Christophe'u öldüren ok Vogel'ın okuymuş. En azından o cinayette masumsun...
Johan Schnee: Kardeşimi Hans öldürmüş ve bunu benim yaptığıma inandırmış demek! Vay hain köpek!
Johan Schnee: Ama o zaman... Bu demek oluyor ki... Ben masumum! Suçluluk duygusu gitti! Kardeşimi ben öldürmedim!
Carmen Martinez: Ama yine de Hans Vogel'ı öldürdün Johan. Bu cinayetten masum değilsin!
Johan Schnee: Umurumda mı sanki! Teşekkürler <Rütbe> <İsim>! Al, hapishane yemeğim. Çok değil ama yine de sana bununla teşekkür etmek istedim.

İncele: Köy Meydanı.
Carmen Martinez: Sence bu kırık parçalar Promethianlar'ın Vogel'ın cinayetine karıştıklarını kanıtlayacak mı? O zaman toplayıp bir bakalım!

İncele: Kırık Vazo.
Carmen Martinez: Bu kırık parçalar bir vazoya aitmiş... İyi de cinayet mahallinde ne işi var?
Carmen Martinez: Haklısın, tasarımın bazı bölümleri silinmiş. Hadi vazoyu temizleyip bunu açığa çıkaralım.

İncele: Silinmiş Yunan Vazosu.
Carmen Martinez: İşte şimdi başlıyoruz! Cinayet mahallinde bulduğun vazonun üstünde Promethian amblemi var! Bakalım Dupont bize bununla ilgili neler söyleyecek.

Analiz et: Vazo Tabloları.
Armand Dupont: İsviçreli kalbim şimdi duracak. Kim paha biçilmez kadim bir vazoyu paramparça eder ki?! Ah, humanité!
Carmen Martinez: Sakin ol Dupont, altı üstü bir vazo.
Armand Dupont: Altı üstü bir vazo mu?! Bu vazo en az üç bin yıllık! Antik Yunan'da ki Promethian tarikatının efsanelerini tasvir ediyor!
Armand Dupont: Bir efsane çok ilginizi çekebilir. Tarikatın üyelerinden biri kardeşliğe ihanet ederse kazığa oturtulurmuş!
Carmen Martinez: Kazığa mı?... Nasıl yani, Hans Vogel gibi mi?!
Armand Dupont: Belki de Vogel'ı guguklu saate oturtma fikrini Johan'a Promethianlar vermiştir?!
Carmen Martinez: Bunu öğrenmenin tek bir yolu var. Gidip Yoldaş Klaus'a soralım!

Yoldaş Klaus'u vazo konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Klaus, vazonu bulduk. Vogel'ı gugulu saate oturtma fikrini Johan'a sen mi verdin?
Klaus Weissmann: Biz Promethianlar da ödeşmek adettendir. Vogel kaşınmıştı, bize ihanet etmişti!
Klaus Weissmann: Evet, Johan'a Vogel'ı o saate oturtması fikrini ben verdim. Hans bir Promethian'dı! İhanetin cezasının ne olacağını da biliyordu!
Carmen Martinez: Hans Vogel bir Promethian mıydı?!
Klaus Weissmann: Haha! Yirmi yıldır hemde! Yoksa "oyunculuk yeteneği" sayesinde mi meşhur oldu sanıyorsunuz?!
Klaus Weissmann: Ama bize sırtını döndü! Bizde Johan'ı, Vogel'ın onun karanlık sırrını açığa çıkaracağını söyleyerek uyardık. Onu cinayete teşvik ettik! O kepaze yaratıkla oyuncak gibi oynadım!
Carmen Martinez: Yoldaş Klaus, Hans Vogel cinayetine azmettirmek suçundan seni tutuklamak büyük bir keyif!

Daha sonra, merkezde...
Carmen Martinez: Yoldaş Klaus, Vogel'ın öldürülmesinin arkasında Promethianlar'ın olduğunu doğruladı! Tam da şüphelendiğimiz gibi!
Carmen Martinez: Ve şu işe bak ki Johan'ın erkek kardeşinin öldüren kişi kendisi değil, Vogel'mış. Belki de Vogel'ın açıklayacağı büyük sır buydu!
Carmen Martinez: Vogel'ın yapacağı o konuşmayı merak etmeden duramıyorum. Acaba sırrı neydi? Ölümünde Promethianlar'ın parmağı olduğuna göre, acaba onlarla ilgili bir şey olabilir mi?
Carmen Martinez: Katılıyorum! Vogel'ın konuşmasında neyi açıklayacak olduğunu bulmamız gerek! Hadi bira salonuna dönelim!

İncele: Bira Salonu.
Carmen Martinez: Pekala <İsim>, Hans Vogel ve Promethianlar'a ihanet etmesiyle ilgili bir şeyler bulabildin mi?
Carmen Martinez: Bir ayna mı?! Bunu niye aldın ki?!
Carmen Martinez: Bir saniye, haklısın, bu alelade bir ayna değil. Üzerinde bir kumanda paneli var! Ve kilitli!
Carmen Martinez: Kilini açabilir misin bu şeyin... cihazın, <İsim>? Ne işe yaradığını öğrenmek istiyorum!

İncele: Kilitli Ekran.
Carmen Martinez: Bu acayip aynanın kilidini açtın <İsim>, ama bunun hala ne olduğunu bilmiyoruz! Hadi Elliot'u arayalım!
Carmen Martinez: Elliot, elimizde acayip bir şey var. Aynaya benziyor ama üzerinde düğmeler falan var. Ne bu sence?
Elliot Clayton: Yoksa elinizde bir Akıllı Ayna mı var?!
Elliot: Normal aynalara benzer ama elbisenizin rengini değiştirebilir, kayıt yapar falan. İnanılmaz pahalı bir şeydir! Ancak milyonerler satın alabilir!
Carmen Martinez: Milyonerler derken... Hans Vogel olabilir mi?! Acaba bu onun mudur?
Elliot Clayton: Ee... Oynat tuşuna basın ve son kaydını dinleyin.
Carmen Martinez: Bas bakalım, neler olacak görelim!
Hans Vogel: .....
Hans Vogel: Dostlar, Alman halkı, Hemşehrilerim, şimdi önemli bir konuşma yapacağım...
Carmen Martinez: <İsim>! Bu Hans Vogel'ın konuşması! O işe yaramaz dümbük aynanın karşısında prova yapmış olmalı!
Hans Vogel: ...Bu aynı zamanda bir itiraf. Küçüklüğümden beridir Promethian tarikatının bir üyesiyim.
Hans Vogel: Yakın zamanda Promethianlar ile ilgili bir sırrı keşfettim. Öyle felaket bir sır ki artık bu tarikatın üyesi olarak kalamam.
Hans Vogel: Sır şu ki: Promethianlar saldırıya geçmeye hazırlanıyor! Hepimiz büyük tehlike altındayız! Bildiğimiz Avrupa yok olacak! Tamamen-
Hans Vogel: .....
Carmen Martinez: Kayıt bitti!
Carmen Martinez: Demek Promethianlar Hans Vogel'ın ölmesini bu yüzden istedi! Konuşmasında saldırı planladıklarını açığa çıkaracaktı!
Carmen Martinez: Yoldaş Klaus'tan tüm detayları öğrenmeliyiz! Ve bize yardım edebilecek birisini tanıyorum! Marina ondan hakikati tatlı dille öğrenebilir!

Yoldaş Klaus'u Promethianlar'ın hedefi konusunda sorgula.
(Saatler süren soruşturma sonunda)
Klaus Weissmann: Ve sonra Zeus'un alevli kılıcı sizin Avrupa dediğiniz bu kokuşmuş eşeğin karnını deşip ikiye ayıracak!
Marina Romanova: Evet Klaus, biliyorum. Dördüncü kez söylüyorsun...
Klaus Weissmann: Ayağa kalkacağız ve herkesi doğrayacağız! İşkence denizinde tüm günahlar temizlenecek!
Marina Romanova: Ben senin özünü tanımak istiyorum Klaus. Senin istediğin asıl şey ne? İktidar? Para?
Klaus Weissmann: Para mı? Peh! Gideceğim yerde paranın bir kıymeti olmayacak!
Marina Romanova: Nereye gideceğini sanıyorsun? Bu sorgu odasının dışına çıkamazsın ki...
Klaus Weissmann: Sen öyle san! Beni tutuklamadan önce cübbemi iyice aramalıydınız!
Klaus Weissmann: AHAHAHAHAHAHA....
Marina Romanova: *öhö* *öhö* <İsim>! Klaus gitmiş! Ardında bıraktığı tek şey bir avuç para...

Bir kaç dakika sonra...
Şef Ripley: Ne haltlar oluyor <İsim>?! Bir Büro muyuz yoksa lanet olası Lüksemburg Trafik Polisi mi?! Klaus nasıl olur da firar edebilir?!
Marina Romanova: Benim hatam... İçeriye gizlice sis bombası sokmuş ve korumasız kapıdan kaçtı. Tahmin edemedim. Öyle... deliydi ki!
Şef Ripley: Belli ki Promethianları fazla hafife almışız! DERHAL harekete geçmemiz gerekiyor!
Şef Ripley: Marina, Sibirya'nın bu yanındaki tüm Emniyet Müdürlüklerine şu Acil Durum sinyalini geç: "YOLDAŞ KLAUS'U BULUN."
Marina Romanova: Tabii Amirim. Siz ne yapacaksınız?!
Şef Ripley: <İsim>, sen de hemen Yunanistan'a git!
Carmen Martinez: Yunanistan mı?! Şaka mı yapıyorsunuz?! Orası tam bir kaos ortamı! Tüm ülke iflası boyladığından beridir ekonomi çökmüş durumda! Her yerde isyan, yağma-
Şef Ripley: Kaos içindeki bir ülke Promethianlar için harika bir saldırı hedefi! Ayrıca Yoldaş Klaus, "gideceğim yerde paranın bir kıymeti olmayacak" dedi. Eminim Yunanistan'a gitti!
Carmen Martinez: Yunanistan'da bulacağımız tek şey bela!
Şef Ripley: Tarikatlar saldırı düzenliyor, Avrupa kaosa sürüklenmiş ve Büro dan mahkumlar firar ediyor. Zaten belaya batmışız Martinez... Biraz daha fazlasından zarar gelmez! Hadi gidelim!

Also on Fandom

Random Wiki