Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ayrılık Ateşi/Diyaloglar

< Ayrılık Ateşi

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Büro merkezi, Dubai...
Ingrid Bjorn: <İsim>, artık Dubai'de olduğumuza göre Kılıç'ı tuzağa düşürme planını uygulamaya koyulabiliriz! Vakit nakittir!
Jack Archer: Umarım işe yarar! Mısırdaki soruşturmamız Kılıç'a yaklaşmamızı sağladı ama yeteri kadar değil. Tekrar saldırmadan onu durdurmalıyız!
Ingrid Bjorn: Ayrıca mesele artık sırf Şef Ripley'in intikamını almaktan da ibaret değil!
Ingrid Bjorn: Kılıç'ın dünyaya hükmetmeyi hedefleyen küresel terör örgütü SOMBRA'nın ajanı olduğunu öğrendiğimize göre, mutlak başarıdan aşağısı kabul edilemez!
Jack Archer: <İsim> sayesinde SOMBRA'nın silah tüccarının, Seamus Cummings adında bir adam olduğunu öğrendik. Onun sayesinde Kılıç'a ulaşacağız.
Ingrid Bjorn: <İsim>, görevin Bay Cummings'ten yüklü miktarda silah ve cephane satın alarak Kılıç'ın dikkatini çekmek. Archer ile birlikte ayaklanma çıkarmak için silah arayan isyancı liderleri kılığına gireceksiniz.
Ingrid Bjorn: Kendisiyle Dubai'nin ünlü çatı katı golf sahasında buluşacaksınız. Kılık değiştirmişken ters bir durum olursa güvenlik için gizli kelimeniz: Eskimo.
Jack Archer: <İsim>, buluşma vakti yaklaşıyor ve daha hedefle buluşmak için isyancı lideri kılığına girmemiz gerek! Hadi şu Kılıç'ın oyununa artık temelli bir son verelim!

-Birkaç dakika sonra...-
Jack Archer: Tamam, kostümler hazır! Harika görünüyorsun <İsim>! Seamus hiçbir şeyden şüphelenmeyecek.
Jack Archer: Gidip biraz silah satın alalım! Hadi çatı katı golf sahasına!

1. Bölüm

İncele: Çatı Katı Golfü.
Jack Archer: Olamaz <İsim>! Hedefimiz Seamus Cummings bu. Ama... ölmüş! Şu güvenlik kodu neydi? Eskimo!
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Seamus ölüyken Kılıç'ı tuzağa düşürme planını uygulayamayız!
Jack Archer: Şimdi en iyisi onu öldüreni bulup bir şekilde Kılıç'a ulaşmaya çalışmak!
Jack Archer: Bakalım burada işe yarar bir şeyler bulacakmıyız... Şu golf çantası iyi bir başlangıç <İsim>. İçinde işimize yarayacak bir şey olabilir.
Jack Archer: O yırtık kibrit kutusunu birleştirmek mi istiyorsun? Hadi o zaman.
Jack Archer: <İsim>, Kılıç'ı yakalamamız için halen bir umut var! Ama önce... şu kostümleri bir çıkartalım. Burası çok sıcak!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>. Dubai'yi nasıl buldun? Harika bir yer.
Angela Douglas: Dışarı çıkıp fotoğraf çekmek için sabırsızlanıyorum! Bu sabah aslana binen bir adam gördüm!
Jack Archer: Fotoğraf turuna çıkmadan önce, bize kurban hakkında bir şeyler anlatabilir misin?
Angela Douglas: Tabiiki de! Katil, kurbanı muhtemelen yarı otomatik 45 kalibre bir tabancayla, sıfır mesafeden göğsünden vurmuş. Seamus'un tabanca kılıfı boştu, yani kendi silahıyla vurulmuş denilebilir.
Jack Archer: Kendi siahıyla mı vurulmuş?! Çelişkiye gel!
Angela Douglas: İşin daha da ilginç yanı, kurban hayattayken yüzünde ikinci dereceden yanık oluşmuş. Yaraları inceledim ve bu yanıkların sıcak kahveden dolayı oluştuğunu fark ettim.
Angela Douglas: Tahminime göre katil, kurbanı vurmadan önce dikkatini dağıtmak için yüzüne sıcak kahve fırlatmış.
Jack Archer: Yani sonuçta katil kahve içiyor! Senden kurtulabilmek için daha fazla kafeine ihtiyacı olacak <İsim>!

İncele: Parçalanmış Kibrit Kutusu.
Jack Archer: <İsim>, kurbanın yanında bulduğun o kibrit kutusunda bir not var: "7:30 - Bar Buluşması" yazıyor.
Jack Archer: Anlaşılan kurbanın bir sonraki buluşması Dubai'nin ünlü Su Altı Barı'nda olacakmış.
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Su Altı Barına gidip kurbanın gündeminde sırada kimin olduğunu öğrenmeliyiz.

İncele: Su Altı Barı.
Jack Archer: <İsim>, kımıldama! Şu kaplan tam da bize doğru bakıyor!
Kaplan: Hısssss...
Jack Archer: Ne yapacağım dedin <İsim>?! Ağzından o altın külçesini mi alacaksın?! Sen aklını mı kaçırdın?! Bizi akşam yemeği yapabilir!
Kaplan: Gırrrrrrr....
Jack: Bunu yaptığına inanamıyorum <İsim>! Tam arkandayım... ama bir şey olursa, seni tanımak güzeldi... Bakamayacağım...
Kaplan: HIRRRRRRRR!

-Birkaç saniye sonra...-
Jack Archer: <İsim>, iyi misin?! O kaplan çok korkunçtu! İyi ki dikkatini dağıtmak için dünden kalma kebabım vardı!
Jack Archer: Artık güvende olduğumuza göre, kaplanın ağzından aldığın şu altın külçesini pudralayalım. Görünüşe bakılırsa üzerine bir şey kazınmış.
Jack Archer: O kadar hayatını tehlikeye attıktan sonra bir alışveriş poşetini mi aramak istiyorsun? Sen bilirsin <İsim>. Bakalım içinden ne çıkacak.
Jack Archer: <İsim>, şu bulduğun kayak teleferiği bileti... Teleferik biletinin Dubai'de ne işi var yahu? Ayrıca neden kanla kaplı?
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Hadi şu kandan örnek alıp Lars'a verelim ve kime ait olduğunu bulalım.
Jack Archer: Pekala <İsim>, kurbanın kibrit kutusunda saat 7:30'da burada buluşması olduğu yazıyordu ve vakit de yaklaşıyor! Umalım da bu ipuçlarından biri bize kiminle buluşacak olduğunu göstersin!

İncele: Altın Külçesi.
Jack Archer: <İsim>, bulduğun bu altın külçesi Sultan Mahmud adında birine aitmiş. Kim olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Jack Archer: Sultanla başka bir soruşturmada mı karşılaştın? Bir çöl şehrinin acımasız hükümdarı mı? Dubai'de ne işi varmış ki?
Jack Archer: Halkının sokaklarda eylem yapmalarını engellemeye mi çalışıyor dedin? O zaman... silah satın almak için buraya gelmiş olabilir!
Jack Archer: Aynen, <İsim>! Kurban, saat 7:30'da Sultanla buluşacak olmalı!
Jack Archer: Harika fikir <İsim>! Sultanla görüşmeden önce kılık değiştirelim... Ama bu kez kurbanın kılığına girip tam olarak ne planladıklarını öğrenebiliriz!

Kurbanın kılığına gir ve Sultan Mahmud ile konuş.
(Konuşmadan önce)
Jack Archer: <İsim>, saat 7:30. Sultan Kandırmaca Operasyonu başladı ve bu kılıkta bizi kimse tanıyamaz!
Jack Archer: Bakalım Sultanın tepkisi ne olacak. Eğer Seamus'u o öldürmüşse, onu karşısında sapasağlam görünce şok geçirecek!
Jack Archer: Hazır mısın <İsim>? Hadi halledelim şu işi!
(Konuşma sırasında)
Jack Archer: Sultan Mahmud, ben Seamus Cummings. Mallar hazır. Altın hazır mı?
I. Mahmud: Bay Cummings?! Sizi görmeyi beklemiyordum. Sizin... öldüğünüzü duymuştum!
Jack Archer: Ama ölmedim, hadi başlayalım.
I. Mahmud: Altın hazır ama anlaşmamız da açık ve net. Bu silahları sizden satın alacağım ve sizde düşmanlarıma silah satmayı bırakacaksınız. Buna Kılıç'ta dahil... yoksa sizi öldürürüm. Anlaşıldı mı?
I. Mahmud: Ayrıca öteki meselede de anlaştığımızdan emin olmak için birkaç altın fazladan getirdim.
Jack Archer: Öteki mesele?... Haa... evet... "öteki mesele". Tabii... kimseye söylemeyiz...

-Tekrar ofiste...-
Jack Archer: İyi gitti, değil mi <İsim>? Sultan kim olduğumuzu anlamadı bile ve Seamus'u karşısında görünce de pek şaşırdı...
Jack Archer: Yalnız şu bahsettiği "öteki mesele" neydi acaba? Umarım yakında öğreniriz.

Kayak Teleferiği Bileti.
Jack Archer: <İsim>, o kayak teleferiği biletindeki kandan bir örnek aldığına göre, bunu Lars'a gönderip kime ait olduğunu öğrenebiliriz!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: <İsim>, seni görmek ne güzel? Gezebilme fırsatı bulabildin mi? Mesela Burç Halife'nin dünyanın en yüksek binası olduğunu biliyor muydun?!
Lars Douglas: Dubai aynı zamanda dünyanın en büyük kapalı kayak pistine de ev sahipliği yapıyor. Zaten o teleferik biletinden aldığın kan örneğinden dolayı bunu biliyor olman gerek.
Jack Archer: Çölün ortasında bir kayak pisti mi? Sadece Dubai'de olur. Tüyo için sağ ol da, biletin üstündeki kanın kime ait olduğunu bulabildin mi?
Lars Douglas: Buldum! Kandan bir DNA örneği alarak kurbanınkiyle karşılaştırdım ve eşleşti. Kan, kurbana ait!
Jack Archer: Kurbanın kanıyla kaplı bu bilet bara tek başına gitmiş olamaz. Birileri onu orada düşürmüş olmalı... Yani katil!
Jack Archer: Kurbanın kanını kayak teleferiği biletinde bulduğumuza göre bunun tek bir anlamı var... Katil kayak yapmayı seviyor!
Jack Archer: <İsim>, sıcak kanlı soğuk sever bir katilin peşideyiz!

İncele: Alışveriş Çantası.
Jack Archer: <İsim>, alışveriş çantasının içinde bu hediye kutusu da dahil bir sürü ıvır zıvır vardı. Bir kadının kaç çantaya birden ihtiyacı olur ki? Hiç anlamıyorum doğrusu.
Jack Archer: Kutunun kapağında kurban tarafından yazılmış bir not var: "Fiona'ya Sevgilerle, Seamus" yazıyor.
Jack Archer: Acaba bu Fiona'da kim? Hadi kutuyu açıp görelim.
Jack Archer: Bu küpe ve kolye oldukça pahalı görünüyor! İçinde başka bir kart daha var. Bunda da: "Birlikte geçen daha nice 20 yıllara, Seni Seven Kocan" yazıyor.
Jack Archer: Ve sır perdesi aralanır. Bu Fiona, Fiona Cummings olmalı.
Jack Archer: Kendisi kurbanın karısıymış anlaşılan. Acaba kocasının öldüğünü o da biliyor mu? <İsim>, onu bulup kara haberi vermemiz gerek.

Fiona Cummings'e kocasının ölümünü bildir.
Fiona Cummings: Seamus'un öldüğüne inanamıyorum! Üstelik 20. Evlilik yıl dönümümüzde hem de!
Fiona Cummings: Sürekli Dubai'nin harika bir yer olduğundan bahsederdi. Bu geziyle de bana sürpriz yapmıştı.
Jack Archer: Yani Seamus ile yıl dönümü gezisine çıkmıştınız, doğru mu?
Fiona Cummings: Üç yıl önce oğlumuzu kaybettikten sonra Seamus silah işinden emekli olmuştu. Birlikte daha çok zaman geçireceğimize, dünyayı dolaşacağımıza söz vermiştik. Şimdi ne yapacağım? Seamus benim her şeyimdi!
Jack Archer: Sizin için zor olmalı, ama sizce kocanızı kim öldürmek istemiş olabilir?
Fiona Cummings: Yaptığı işten dolayı herkes olabilir... Ama işi bırakmıştı.
Fiona Cummings: Ama parasını kontrol etmek isteyebilirsiniz. Zorlu bir durumla karşılaştığında işin içinden kurtulmak için yanında hep nakit taşırdı.
(Fiona Cummings ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, Fiona'nın bahsettiği parayı kurbanı bulduğumuzda üstünden çıkmadı. O zaman bir cesedi bulmadan önce birisi parayı almış olmalı.
Jack Archer: O parayı bulmamız gerek! Parayı çalan her kimse katil de o olabilir!

İncele: Kurbanın Golf Çantası.
Jack Archer: Seamus'un golf çantasındaki şu altın kaplama golf sopaları da pek şaşalıymış!
Jack Archer: Çantanın içinde Halit El-Zehrani diye birisine ait bir isimlik varmış. İsimlikte, golf yardımcısı olduğu yazıyor.
Jack Archer: İyi fikir <İsim>! Hadi yardımcı Halit'le konuşalım! Resepsiyondan nerede olduğunu öğrenebiliriz!

Halit El-Zehrani'ye kurbanın golf yardımcısı olmasını sor.
Jack Archer: Halit El-Zehrani? Seamus Cummings cinayetini araştırmak için buradayız. Onun golf yardımcısıymışsınız. <Rütbe> <İsim> golf çantasında isimliğinizi buldu.
Halit El-Zehrani: Masum olduğumu bilmeniz gerek! Bay Cummings'le buluşmaya gitmiştim ama vardığımda çoktan ölmüştü!
Jack Archer: Cesedi bulduktan sonra öylece bıraktınız mı yani? Buradan bakında kulağa şüpheli geldiğinin farkındasınızdır herhalde?
Halit El-Zehrani: Polis beni orada görmüş olsa anında tutuklardı! Sorgusuz sualsiz hemde!
Halit El-Zehrani: Ölmesi kötü oldu gerçi. Bay Cummings ne zaman şehirde bulunsa beni golf yardımcısı olarak tutardı. Pek konuşmazdı ama iyi bahşiş verirdi.
Jack Archer: Bu duyarlılığınız insanı ne kadar duygulandırsa da Seamus Cummings cinayetinde bir şüphelisiniz. Tekrar sorularımız olabilir, o yüzden buralarda olun.

Tekrar Büro Genel Merkezinde...
Jack Archer: <İsim>, dilim damağım kurudu! Dev gibi binaların arasında insan çölde olduğunu da unutuyor!
Ingrid Bjorn: <İsim>, iyi ki geldin. Şu ana kadar ne bulduğun hakkında eksiksiz bir rapora ihtiyacım var.
Jack Archer: Evet... Kurbanın gerçekten de Kılıç'la bağlantılı olduğunu doğrulayabiliriz. Altınsız gezmeyen Sultan da Kılıç'ın Seamus'un silahlarına ulaşmamasını garantilemek istiyordu.
Jack Archer: Ayrıca Seamus ve eşi Fiona'nın bir kaç yıl önce oğullarını kaybettiğini öğrendik. Kocasının silah işlerini bıraktığını sanıyor. Anlaşılan silah işini el altından yürütüyormuş.
Jack Archer: Golf yardımcısı Halit ben masumum diye ağlıyordu, ama kurbanın cesedini bulup onu öylece bırakıp gitmesi hiç aklıma yatmadı. Ayrıca o derece yakışıklı birisine de güvenilmez... Ben hariç tabii.
Ingrid Bjorn: Bunlar falan iyi hoş da, ben asıl Kılıç'ın ya da SOMBRA'nın kurbanın ölümünde parmağı var mı onu merak ediyorum.
Jack Archer: Bana sorarsan eğer...
Elliot Clayton: Selam <İsim>. Umarım bölmüyorumdur. Bilmek istersin diye düşündüm de... Kurbanın çalınan parasını buldum!

2. Bölüm

Ingrid Bjorn: <İsim>, sence Kılıç'ın ya da SOMBRA'nın kurbanın ölümünde parmağı olabilir mi? Bunu bilmem gerek.
Jack Archer: Bana sorarsan eğer...
Elliot Clayton: Selam <İsim>. Kurbanın karısının sorgusu sırasında sana bahsettiği parayı hatırladın mı? Hani kurbanın cebinden çalınan "nakit" parayı?
Elliot Clayton: İşte onu buldum!
Jack Archer: Kurbanın çalınan parasını mı buldun? Nasıl?
Elliot Clayton: Çok basit. Her kendine saygısı olan ve haklıca paranoyak olan silah tüccarı parasını takip eder. Tek yapmam gerek şey takip cihazının GPS sinyalini bulmaktı.
Elliot Clayton: Sinyal neredeyse cihaz da oradadır... Ve cihaz şu anda Dubai gecekondularında.
Jack Archer: Kurbanın parası gecekondu mahallesinde mi?! <İsim>, bir an önce oraya gidip o parayı bulmalıyız!

İncele: Gecekondu Mahallesi.
Jack Archer: <İsim>, Dubai'nin bu kısımları pek bilinmez. Pek şaşalı değildir çünkü... Çalınan parayı buldun mu?
Jack Archer: Çüş! Kurbanın karısı nakit para demişti ama bu bildiğin banka soygunundan hallice!
Jack Archer: Hadi paketten parmak izi alıp hırsızın kim olduğunu bulalım.
Jack Archer: Bir tane kilitli tablet mi buldun? Burada tabletin ne işi olur ki? Kilidini açarsak nedenini bulabiliriz belki.
Jack Archer: O çöp torbasını mı aramak istiyorsun <İsim>? Alt tarafı çöp bu. Tamam... Hadi eldivenlerimizi takıp aramaya başlayalım.

İncele: Para Paketi.
Jack Archer: Güzel! Kurbanın para paketini pudralayarak güzel bir parmak izi çıkardık.
Jack Archer: Bakalım veri tabanından bir eşleşme bulabilecek miyiz <İsim>!

İncele: Parmak İzleri.
Jack Archer: Çalıntı paranın üstünde bulduğun parmak izleri golf yardımcısı Halit'e ait çıktı! Onun güvenilmek için fazla yakışıklı olduğunu tahmin etmiştim!
Jack Archer: Büyük ihtimalle parayı kurban öldükten sonra ellerinden kaptı!
Jack Archer: Yani hem çakal bir hırsız hem de soğukkanlı bir katil olabilir! O sahtekar golf yardımcısıyla bir kez daha konuşmamız gerek!

Halit El-Zehrani'yi kurbanın çalınan parası hakkında sorgula.
Jack Archer: Seamus'un cesedinden aldığın parayı bulduk Halit! Gerçeği ötmenin zamanı!
Halit El-Zehrani: <Rütbe> <İsim>, onu bulduğuna inanamıyorum! Kimsenin parayı aramak için gecekondu mahallesine geleceğini düşünmemiştim!
Halit El-Zehrani: Ayrıca Bay Cummings zaten ölmüştü. Paraya ihtiyacı yoktu ki!
Jack Archer: Ölmüş olsun olmasın, o koca para paketini çalmak için bahane olamaz bu. İçinde nereden baksan 50,000 Dolar vardı. Bunun için seni ihbar edebiliriz.
Halit El-Zehrani: Lütfen <Rütbe> <İsim>, ne istersen yaparım! Lütfen kimseye anlatma! İşimi kaybetmek istemiyorum!
Halit El-Zehrani: Hayatımın böyle olmasını ben mi istedim sanıyorsunuz? Benim annem hizmetçi babam seyyar kahve çekirdeği toplayıcısı... Ömrümü aptal zenginlere harcayarak mı geçirmek istedim sizce?
Halit El-Zehrani: Bu çölün ortasında tıkılıp kaldığımı unutmamın tek yolu, kayak evindeki arkadaşlarımın kayak yapmak için beni gizlice içeriye alması. İşte o zaman kendimi önemli biri gibi hissediyorum.
Jack Archer: Seamus Cummings'i de bu yüzden mi öldürdün peki? Önemli birisi olmak için mi? Yoksa sırf onun yerine geçmek için mi?
Halit El-Zehrani: Bay Cummings'i ben öldürmedim! Yemin ederim! Ben sadece parayı çaldım! Sadece ailemi buradan uzağa götürmek istemiştim...
Jack Archer: Durum öyle olabilir Halit ama yine de bu yaptığın şey hırsızlık, yani suç! Şanslısın ki seni ihbar etmiyoruz... Ama <Rütbe> <İsim> ile gözümüz üstünde olacak, o yüzden dikkatli ol!

İncele: Çöp Torbası.
Jack Archer: <İsim>, o elindeki şey tabanca mı? Çöp torbasında ne işi var ki? Sanırım birileri kimsenin bakmayı akıl etmeyeceği bir yere atmak istemiş olmalı.
Jack Archer: <İsim>, tabancanın namlusuna kazınmış harfler var: "S.C." yazıyor. Sence birisinin adının baş harfleri mi bunlar?
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Bunlar kurbanımız Seamus Cummings'in baş harferi! Angela otopsi sırasında kurbanın üstünde silahının olmadığından bahsetmemiş miydi? Bu onun tabancası olmalı!
Jack Archer: Ayrıca kuebanın kendi tabancasıyla vurulduğundan da bahsetmişti! O zaman cinayet silahını bulmuş oldun <İsim>!
Jack Archer: Hadi şu tüten tabancayı Lars'a gönderelim <İsim>!

Analiz et: Tabanca.
Lars Douglas: Sahada iyi iş çıkarmışsın <İsim>! Cinayet silahını bulduğun için tebrikler!
Lars Douglas: Tabancanın tetiğinde siyah bir maddenin izlerini buldum ve bir örnek aldım.
Jack Archer: Ne buldun peki?
Lars Douglas: Sıvı altın buldum. Tam olarak düşündüğünüz şey değil ama en az onun kadar pahalı. Cinayet silahında bulduğum madde öd ağacı yağı.
Jack Archer: Öd ağacı yağı mı? Hiç duymamıştım.
Lars Douglas: Öd yağının oldukça nadir bulunan bir şey olduğunu düşünürsek şaşmamak lazım. Adı üstünde öd ağacından geliyor. Ağaç küf tuttuğunda öd adı verilen koyu, hoş kokulu bir reçine üretir.
Lars Douglas: Sonra da bu reçine damıtılarak hoş kokulu bir vücut yağına dönüştürülür. Bir litre yağın fiyatı nereden baksanız 30,000 Dolar gibi uçuk fiyatları bulabiliyor.
Jack Archer: Ağaç gibi kokmak için o kadar para mı bayılıyorlar yani? Bu insanları anlamıyorum. Ama en azından katilin öd ağacı yağı sürdüğünü söyleyebiliriz!
(Analiz sonrası)
Jack Archer: <İsim>, daha fazla delil bulmamız lazım yoksa ölü bir silah tüccarıyla Kılıç'ı tuzağa düşürme fırsatını kaçırmış bir şekilde kalacağız.
Jack Archer: Lars bu öd ağacı yağı denen şeyin pahalı olduğunu söylemişti. Yani katilin pahalı zevkleri var.
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Pahalı denince gidilecek ilk yer Su Altı Barıdır!

İncele: Bar Masaları.
Jack Archer: Vışş! Bu cep telefonu mücevherlerle kaplı! Ayrıca çakma değil, gerçek mücevherlerle! Hadi kilidini açıp kime ait olduğunu bulalım!
Jack Archer: Yırtık bir fotoğraf mı? Parti fotoğrafı çekilmeyen parti mi olurmuş. Hadi bunu birleştirelim.

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Jack Archer: Hey, birleştirdiğin fotoğraftaki kızı tanıyorum! Adı Vanna Alabama!
Jack Archer: Vanna ünlü bir pop yıldızıdır! Özçekim yapmayı çok sevdiği belli. Dubai'de ne işi var ki?
Jack Archer: Ayrıca yalnız da değil. Bu özçekimi kurbanla birlikte yapmış. Kendisi eğleniyor ama kurban her an kendinden geçecekmiş gibi.
Jack Archer: Genç bir pop yıldızı ile tekinsiz bir silah tüccarı nasıl birbiriyle tanışmış olabilir ki? Bunu sadece sorarak öğrenebiliriz. <İsim>, hadi yıldızlarla buluşalım!

Vanna Alabama'ya kurbanla ilişkisini sor.
Jack Archer: Affedersiniz, Bayan Vanna Alabama?
Vanna Alabama: Kusura bakmayın, bugün imza vermiyorum.
Jack Archer: Biz imza için gelmedik. Seamus Cummings cinayeti hakkında konuşmak için buradayız.
Vanna Alabama: Kim? Ha evet. Şu geçen gün tanıştığım ihtiyar. Ölmüş mü? Yazık...
Jack Archer: Evet. Yazık. İkinizin birlikte bir fotoğrafını bulduk. Oldukça sıkı fıkı görünüyorsunuz. Nasıl tanıştınız?
Vanna Alabama: Kayak pistinde tanıştık. En zorlu pistte bile mükemmeldi. Yaşlı bir adam için oldukça şekilliydi. Yaşlı erkeklere karşı bir şeyim var. Anlarsınız ya... Yaşlı fantezisi.
Vanna Alabama: Dün gece ona barda rast gelmiştim. Kör kütük sarhoştu. Ona bir fincan kahve verdim ve sonra odama çıktık. Seamus sağlam iş yapıyordu... Bilmem anlatabiliyor muyum.
Jack Archer: Evet, gayet iyi anladık. Ayrıca evli bir adamla yatmakla kalmayıp bu cinayetin şüphelilerinden biri olduğunuzu da gayet iyi anladık. Dünya turunuz varsa iptal edin, çünkü bize buralarla lazımsınız.

İncele: Kilitli Cep Telefonu.
Jack Archer: <İsim>, sence bu parıltılı cep telefonunun Sultan Mahmud'a ait olmasına neden şaşırmadım dersin? Adam da bir kıtayı satın alacak kadar para var.
Jack Archer: Hadi bu telefonu Elliot'a gönderelim. Gözle görülmeyen şeyleri görmede üstüne yoktur.

Analiz et: Sultanın Telefonu.
Elliot Clayton: Selam <İsim>. Sultan Mahmud'un şatafatlı cep telefonuna baktım da... İçinde fazla bir şey yoktu. Sadece rastgele kaplan ve giysi resimleri vardı. Bu yüzden biraz daha derinleri karıştırdım.
Elliot Clayton: Mesajlar, üzerine yenileri yazılana kadar cihazda kayıtlı kaldığı için silinen mesajları geri getirebildim. Bunun için ayrı bir yazılım veya bulut yedeklemesi yeterli.
Jack Archer: O şekilde bir şeyler bulabildin mi peki?
Elliot Clayton: Elbette. Seamus Cummings, nam-ı diğer kurban tarafından sultana gönderilmiş bir fotoğraf buldum. Sultanın Gizli Oda isimli bir kulübe tebdil-i kıyafetle girerken çekilmiş bir fotoğrafı.
Elliot Clayton: Adını hiç duymamıştım, o yüzden biraz araştırma yaptım. Öğrendiğime göre şehirdeki nadir eşcinsel barlarından biri. Oldukça yeraltında. Görünüşe göre sultan, orada "takılmayı" seviyormuş.
Jack Archer: Bir saniye, Sultan eşcinsel mi yani?! Asabi bir dikatatörden bahsediyoruz, değil mi?
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Sultanla yaptığımız gizli görüşmede bir şeyi unutmamız için bize fazladan altın teklif etmişti. Demek buymuş! Kurban, gece vakti faaliyetleri üzerinden sultana şantaj yapmış!
Jack Archer: Pekala <İsim>, bunun ne demek olduğunu biliyorsun... Sır küpü sultanla buluşma vakti. Ama bu kez kendimiz olarak!

Sultan Mahmud'u kurbanın şantajı hakkında sorgula.
Jack Archer: Sultan Mahmud... Sizi görmek ne hoş. Kullandığınız öd ağacı yağının kokusundan olmalı.
I. Mahmud: <Rütbe> <İsim>, burada ne işin var? Yeni bir soruşturma mı? Sorularınıza ayıracak vaktim yok. Hizmetkarım, bana kahvemi getir!
Jack Archer: Bir cinayeti soruşturuyoruz. Bu sefer Seamus Cummings adında biri. Adını daha önce duymuş muydunuz?
I. Mahmud: ...Hayır.
Jack Archer: İlginç... Ama o sizi tanıyormuş belli ki. Aslına bakarsanız, sizi ilginç bir bara gizlice girerken fotoğrafınızı çekip size göndermiş.
I. Mahmud: Yeter! Tek kelime daha etmeyin! Ne istiyorsunuz? Kadın? Para? Araba? Ne isterseniz!
Jack: Gerçekleri istiyoruz! Seamus'u susturmak için mi onu öldürdünüz?
I. Mahmud: Hayır, ama öldürmem gerekirdi! Bunu hak etti çünkü!
Jack Archer: Sultan Mahmud, sizi daha önce az kalsın tutuklayacaktık. O yüzden Seamus Cummings'i öldürdüyseniz <Rütbe> <İsim> ile durup düşünmeden sizi tutuklarız!

İncele: Kilitli Tablet.
Jack Archer: <İsim>, bulduğun o tableti açtığına göre, oynat tuşuna basarak içinde ne olduğunu görebiliriz.

-Kaydın başı...-
Jessica Stern: Günaydın. Bu önemli günde Dubai'de ve aranızda bulunmak büyük bir onur.
Jessica Stern: Her binanın bir hikayesi vardır ve bu binanınki de Dubai'nin çocuklarına sağlık ve umut getirmek olacak.
Jessica Stern: Bu hastanenin modern tıbbi bakımla çocuklara daha sağlıklı ve daha parlak bir gelecek getirmesi dileğiyle.

-Kaydın sonu...-
Jack Archer: <İsim>, videodaki Büyükelçi Stern'müydü? Onu en son Fas'ta askeri ataşesinin cinayet soruşturması sırasında görmüştük.
Jack Archer: Yanlış zamanda yanlış yerde olma konusunda da eline su dökülmüyor.
Jack Archer: Aramızda kalsın <İsim> ama onu bir daha hiç görmemeyi umuyordum. Başa gelen çekilir, hadi gidip Stern'ü bulalım.

Büyükelçi Stern'e neden Dubai'de olduğunu sor.
Jack Archer: Resepsiyon Stern'ün otel odasının burası olduğunu söyledi. Bakalım kendisi burada mı...
Jack Archer: Büyükelçi Stern, burada mısınız? Ajan Jack Archer ve <Rütbe> <İsim> geldi.
Andrew Stern: Siz de kimsiniz? Annemi tanıyor musunuz?
Jack Archer: Ah... Selam ufaklık. Seni hatırladım. Sen büyükelçinin oğlusun. Annen burada mı?
Andrew Stern: Annem banyoda. Kayak yapmaya gideceğiz. Buz parmak sever misiniz?
Jack Archer: Buz... ne sever miyiz?
Jessica Stern: Andrew, tatlım, kim o kapıdaki? Oda servisi kahvemi mi getirdi?
Jessica Stern: Ajan Archer ve <Rütbe> <İsim>, bu ne sürpriz böyle! Ne yazık ki şu anda konuşacak zamanım yok. Kayak pistine gidiyorum. Belki daha sonra karşılaşırız?
Jessica Stern: Uğramanız ne iyi oldu. Ben kaçar! Dubai'nin tadını çıkarın!
(Jessica Stern ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, sence neden içimde büyükelçinin bizi ustaca atlatmış olduğuna dair bir his var?
Jack Archer: Bu kadın işini biliyor... ama senin kadar değil <İsim>. Eninde sonunda sorularımıza cevap verecek!

Bir süre sonra, Çatı Katı Golf Sahasında...
Jack Archer: <İsim>, bu vaka iyice acayip bir hal alıyor. Pop yıldızları, sultanlar ve kaplanların arasında nerede olduğumu da unuttum yeminlen!
Angela Douglas: Selam <İsim>! Seni burada bulacağımı biliyordum.
Jack Archer: Angela? Burada ne arıyorsun?
Angela Douglas: Çocuklarım Vanna Alabama'ya bayılırlar ve bende onunla bir kaç fotoğraf çekinmeyi umuyordum! Kendisi buralarda mı?
Jack Archer: Muhtemelen bir yerlerde yarı çıplak özçekim yapıyordur.
Angela Douglas: Vaka nasıl gidiyor? İpuçları falan var mı?
Jack Archer: Evet, bir bakalım... Elimizde kurbanla tek gecelik bir ilişki yaşayan ama adını bile zar zor hatırlayan bir pop yıldızı ve...
Jack Archer: Daha iyi bir hayat arayışı içinde olup kurbanın parasını çalan ama onu öldürmediğini iddia eden bir golf yardımcısı var.
Jack Archer: Ha birde, Gizli Oda adlı bir bara her gece giden ama eşcinsel olduğunu gizleyen sultanı da unutmayalım. Yani vaka süper gidiyor denilebilir...
Jack Archer: Oha... Bu kargaşa da neyin nesi?
Angela Douglas: Çatının öteki tarafında kavga eden iki kadın var.
Jack Archer: Hemen gidip yoklayalım!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, pop yıldızları, sultanlar, kaplanlar derken vaka acayip bir hal almaya başladı! Ayrıca Kılıç'a tuzak kurmak için yeni bir plana ihtiyacımız var!
Jack Archer: Bu kargaşa da neyin nesi?
Angela Douglas: Çatının öteki tarafında kavga eden iki kadın var.
Jack Archer: Hemen gidip yoklayalım!

-Çatının diğer tarafında...-
Vanna Alabama: Ne yapacaksın yaşlı bunak?!
Fiona Cummings: Seni çatıdan aşağıya atacağım küçük şıllık!
Angela Douglas: Durun! Ondan önce albümüm için bir kaç fotoğraf çekeyim! Gülümseyin!
Fiona Cummings: Sürtük!
Jack Archer: Hanımlar, kendinize gelin! Çocuk gibi davranıyorsunuz!
Fiona Cummings: Bu kocamla yatarak o başlattı!
Vanna Alabama: Kocan daha genç birini tercih ettiyse benim suçum mu?!
Fiona: Bırakın parçalayayım şunu!
Jack Archer: Yeter! Vanna, kendine gel... Ayrıca üstüne de bir şeyler giy!
Jack Archer: Fiona, sen de sakin ol! <İsim>'in sana soruları olacak.
Jack Archer: Doğru diyorsun <İsim>. Bütün bu arbede de ne olup bittiğini anlamak için cinayet mahalline tekrar göz atsak iyi olur.

Fiona Cummings'e Vanna Alabama'yla olan kavgasını sor.
Jack Archer: Bayan Cummings, kavga ne hakkındaydı?
Fiona Cummings: Bilmek mi istiyorsunuz?! Bütün bu gezi düzmeceymiş! Güya buraya evlilik yıl dönümümüz için gelmiştik ama Seamus, aslında buraya iş için gelmiş! Ayriyetten o ünlü bozuntusuyla da yatmış!
Fiona Cummings: Baştan tahmin etmeliydim zaten. Kayak, mücevherler, alışveriş... hiçbiri yıl dönümü hediyesi değilmiş. Meğersem beni başından beridir ayakta uyutuyormuş.
Fiona Cummings: Tam onluk bir hareket zaten! Herkese öd ağacı yağı hediye etmesi gibi... Bana, golf yardımcısına... Parayla insanların sadakatini almaya çalışıyordu.
Jack Archer: Yalan söylemesi ve sizi aldatması canınızı yakmış olmalı. Gözünüz karardıysa bunu anlayabilirim...
Fiona Cummings: Asla öyle bir şey yapmam. Normalde çok sakin biriyimdir... Tabii çok kahve içmedikçe.
Jack Archer: Pekala. Bize bir iyilik yapın ve lütfen çatılardan, kavgalardan... ve kahveden uzak durun.

İncele: Golf Egzersiz Sahası.
Jack Archer: Yırtılmış bir gazete mi buldun <İsim>? Aradığımız haber burada olabilir. Hadi yapıştıralım!
Jack Archer: O buruşuk otel kağıdında ne var <İsim>? Kıl mı bu? İpucu olduğunu düşünüyorsan bundan bir örnek vakumlayalım!

İncele: Buruşuk Kağıt.
Jack Archer: Bir saniye <İsim>, aldığın o kıl... Cinsel bölgeye mi aitmiş?!
Jack Archer: Of ya, bu iğrenç! Kim yapar ki bunu? Hadi bu kılı Lars'a gönderip cinayet mahallinde ne aradığını öğrenelim!

Analiz et: Kıl.
Lars Douglas: <İsim>, yeni esprim için tam zamanında geldin! Tak tak.
Jack Archer: Affedersin <İsim>. Kısa keseceğim. Efendim?
Lars Douglas: Sana kıllının selamı var.
Jack Archer: Hangi kıllı?
Lars Douglas: A-kıllı. Anladın? A? Kıllı?
Jack Archer: Haha, iyiymiş! Şu analiz sonuçlarını da verirsen çok a-kıllıca bir iş yapmış olacaksın...
Jack Archer: Pardon <İsim>. Iıı... Lars. <İsim>'in golf sahasında bulduğu bu... kıl hakkında bize ne söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Kılın vücudun hangi bölgesine ait olduğunu söylerdim ama tahminimce zaten biliyorsunuz. Ama bunun aslında kurbanın vücudundan geldiğini tahmin etmemişsinizdir herhalde.
Jack Archer: Kıl, kurbana mı aitmiş? Neden kendi kestiği kıllarını saklasın ki? Tabii bunu saklayan o değilse işler değişir ama o zaman daha da garip hal alır.
Lars Douglas: Garip ama durum bu. Kurbanın kılıyla birlikte farklı kıllar da buldum. Veri tabanında DNA araştırması yaptım ve diğer kılların Vanna Alabama'ya ait olduğunu öğrendim!
Jack Archer: Vanna, kurbanın kasık kıllarını mı almış?! Hakkatten tuhaf bir kız!
Jack Archer: <İsim>, hadi Vanna'yı bulup gerçeği ondan tarakla alalım!

Vanna Alabama'yı kurbanın kıllarını toplaması hakkında sorgula.
Jack Archer: Vanna, Seamus'un kasık kıllarıyla dolu bir kağıtla ne yapmayı planladığını öğrenebilir miyiz?
Vanna Alabama: Lanet olsun! O koca karı bana saldırdığında düşmüş olmalı!
Vanna Alabama: Pervasızca kalbimi kırdıktan sonra bana onu hatırlatacak bir şeye ihtiyacım vardı.
Jack Archer: Sen de kasık kıllarını mı alayım dedin? Bunun tek gecelik bir ilişki olduğunu sanıyordum?
Vanna Alabama: Öyle başlamıştı. Ama sonra tutkulu bir ilişkiye dönüştü. Beni mücevherler ve öd ağacı yağı gibi hediyelerle şımarttı. Ama sonra birden ne olduysa tüm bunları bıraktı! Beni bir yıkım topu gibi yıktı geçti!
Vanna Alabama: Karısıyla birlikte evlilik yıl dönümü için buraya geldiğini öğrendim ve ikisini takip ettim.
Vanna Alabama: Ama otel odasının önüne gittiğimde beni sapık olmakla itham etti ve onu bir daha asla aramamamı söyledi!
Vanna Alabama: O yüzden onu sarhoş edip traş ettim. Bu sayede karısı benim de "oralara" ulaşmış olduğumu anladı. İntikam işte böyle alınır!
Jack Archer: Vanna, ünlü olman umurumda değil. Eğer <Rütbe> <İsim> Seamus'u intikam almak için öldürdüğünü ortaya çıkarırsa hapsi boylayacaksın. Ayrıca duyduğuma göre orada kıllar daha hızlı uzuyormuş!

İncele: Yırtılmış Gazete.
Jack Archer: <İsim>, birleştirdiğin gazetenin başlığında "Fas'ta Silahlı Saldırı!" yazıyor ve bir okulun etrafında silahlı isyancıların fotoğrafı var.
Jack Archer: Birisi siyah keçeli kalemle bir şey yazmış: "Stern, aradığın adam Seamus Cummings".
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Mesaj Büyükelçi Stern'e yazılmış olmalı. Demek Dubai'de bulunmasının asıl sebebi buymuş! Bizi atlatmaya çalıştığını biliyordum!
Jack Archer: <İsim>, hadi Stern'ü sorgulayalım. Bu sefer sorularımıza cevap verse iyi eder!

Büyükelçi Stern'i kurbana olan ilgisi konusunda sorgula.
Jack Archer: Buraya sadece iyi niyet görevi için gelmedin, değil mi Stern? Seamus Cummings ile buluşacaktın.
Jessica Stern: Ülkemde olanları gördünüz mü? Tam bir kabus! Hepsi de onun suçu!
Jessica Stern: Seamus, tüm bölgede farklı isyancı gruplara silah sattı. Ve şimdi okullar da dahil yabancıları hedef almaya başladılar!
Jessica Stern: Saldırı, oğlumun okulunda yaşandı! Onca çocuk tehlike altına girdi... Bu çok korkunç!
Jack Archer: Seamus'tan ne istedin peki? Ateş eden o değildi.
Jessica Stern: Değildi ama saldırganlara silah satan oydu! Dubai'de olduğunu öğrendim ve onunla anlaşmaya varmaya çalıştım ama ilgilenmedi.
Jessica Stern: Buz gibi soğuktu. Bir baba olarak nasıl umursamaz? Tek düşündüğü şey paraydı.
Jack Archer: Silah tüccarları için durum genellikle böyledir zaten. Umarım Seamus'u durdurmak için öldürmemişsinizdir. Şiddetin kimseye faydası yoktur!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, vakit nakittir! Kılıç'a tuzak kurma planlarımıza devam etmek için Seamus'un katilini yakalamamız gerek! Elimiz kolumuz bağlı oturuyor olma hissinden nefret ediyorum!
Jack Archer: Bütün suç mahallerini aradık ama katili yakalamaya yetecek delili bulamadık.
Jack Archer: Nasıl <İsim>? Gecekondu mahallesine tekrardan mı bakalım? Cinayet silahını orada bulduğumuza göre bence de bakalım!

İncele: Çatılar.
Jack Archer: Aldığın şu roll on'un çok yoğun bir kokusu var! Sürekli adını duyduğumuz öd ağacı yağı olmalı bu!
Jack Archer: Dönen topuna kum sıkışmış. <İsim>, bundan bir örnek alsak iyi olacak!
Jack Archer: O alet çantasını mı aramak istiyorsun? Cinayet silahını çöp torbasında bulduysak orada da bir şeyler bulabiliriz!

İncele: Roll On Şişesi.
Jack Archer: Hadi o öd ağacı yağı şişesinden aldığın yağlı kum örneğini Lars'a gönderelim <İsim>!

Analiz et: Kum.
Lars Douglas: <İsim>, zaman geçiyor, o yüzden lafı uzatmayacağım. Öd ağacı yağı roll on'undan aldığın o kum örneği iki şeyden oluşuyormuş: Kum ve ter.
Lars Douglas: Dönen toptaki kum, ABD'de bulunan prestijli bir golf sahasından gelmekte. Dubai'de o kumu ithal eden tek bir golf sahası var; o da çatı katı golf sahası.
Jack Archer: Öd ağacı yağı roll on'undaki kum cinayet mahallinden gelmişse, o zaman bu şişe katile ait olmalı!
Lars Douglas: Aynen öyle! Ayrıca kumun öd ağacı yağı ve kumun içine bir de ter karışmış, yani katilin teri. Terde bulunan DNA örneği sayesinde katil profilinin bir parçasını çıkarabildim... Katil kahverengi gözlü!
Jack Archer: Hadi <İsim>! Birilerinin daha canına kastetmeden gidip şu kahverengi gözlü suikastçıyı yakalayalım!

İncele: Takım Çantası.
Jack Archer: <İsim>, alet çantasında bulduğun o şey de ne? Plastik bir diskle çevrili metal bir nesneye benziyor.
Jack Archer: Bu şey ner neyse kanla kaplı! Bu da tam Lars'lık bir iş!

Analiz et: Garip Nesne.
Lars Douglas: <İsim>, üzeri kanla kaplı şu nesne var ya... Çok küçükmüş. Allah'tan gözlük takıyorum.
Lars Douglas: Malum nesne bir küpe ucu. Küpeleri takılı tutmaya ve ağırlıklarını dengelemeye yarıyor.
Lars Douglas: Küpe ucu hakkındaki en ilginç detay ise... Katile ait olması!
Jack Archer: Katile mi ait? Nasıl anladın bunu?
Lars Douglas: Küpe ucundaki kandan bir örnek alıp kurbanın kanıyla karşılaştırdım ve mükemmel bir biçimde eşleşti, bu bir! Ayrıca kurban küpe takmıyordu, bu da iki!
Jack Archer: <İsim> doğru söylüyor! Katil cinayet silahını gecekondu mahallesine attığı sırada bunu düşürmüş olmalı!
Jack Archer: <İsim>, bu da demek oluyor ki katil küpe takıyor. Takıları seviyorsa kesin kelepçesine bayılacak!

Jack Archer: Artık tutuklama yapmak için gereken tüm kanıta sahibiz <İsim>. Hadi gidip katile mapus yolunu gösterelim!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Fiona Cummings, kocan Seamus'u öldürmekten tutuklusun. Seni aldattığı için mi onu öldürdün?!
Fiona Cummings: <Rütbe> <İsim>, eğer kocam beni her aldattığında onu öldürecek olsaydım şimdiye çoktan ölmüş olurdu. Onu ben öldürmedim.
Jack Archer: Yalan söylemeye uğraşma hiç. Kayak teleferiği biletinde onun kanı vardı.
Fiona Cummings: Bir sürü insan Dubai'de kayak yapar. O bilet herhangi birisine ait olabilir.
Jack Archer: Öyle mi? Peki kanı başkasının küpe ucuna da mı bulaştı? Hani sana hediye olarak verdiği küpenin aynısına hem de?
Fiona Cummings: Beni, yani karısını suçlamanıza anlam veremiyorum. Onu seviyordum. Yaptığı her şeye göz yumdum. Asıl o golf yardımcısını tutuklamanız gerek. Sonuçta Seamus'un parasını çaldı!
Jack Archer: Ama onu öldürmedi! Onu öldüren silahın tetiğinde bulduğumuz öd ağacı yağı, ona ait değildi. Ve Seamus'un kendi silahını kullanmışsın! Ne intikam ama!
Fiona Cummings: Tamam! Evet! Ben yaptım! Ama o, oğlumuzu öldürdü!
Fiona Cummings: Oğlumuz öldüğünde Seamus bana arabadan ateş edildiğini söyledi. Anlarsınız ya... Yanlış zamanda yanlış yerde. Bu beni mahvetti! Hayatıma yeniden başlayabilmek için canımı dişime taktım.
Fiona Cummings: Ama bir kaç ay önce her şeyin bir yalan olduğunu öğrendim!
Jack Archer: Bir saniye, oğlun arabadan açılan ateş sonucu ölmedi mi yani?
Fiona Cummings: Hayır! Oğlumuz kazara kendisini Seamus'un silahıyla vurmuş ve Seamus bunu örtbas etmiş!
Fiona Cummings: Evde silah bulundurmayacağına dair bana söz vermişti ama sözünde durmadı ve oğlumuz bunun yüzünden hayatını kaybetti!
Jack Archer: Benim çocuğum yok, ama bunun ne denli zor bir şey olduğunu anlayabiliyorum. Ama yine de cinayeti haklı çıkarmaz.
Fiona Cummings: Bir annenin görevi kendi evladını ne pahasına olursa olsun korumaktır. Ben onu koruyamadım, o yüzden yapılması gereken şeyi yaptım!
Jack Archer: Ama şimdi de <Rütbe> <İsim>'in gereken şeyi yapması gerekiyor... Fiona Cummings, Seamus Cummings'i öldürmekten tutuklusun.

Nigel Adaku: Fiona Cummings. Kocanız Seamus Cummings'i öldürmek suçundan dolayı mahkeme karşısındasın. Kocanı çatı katı golf sahasında öldürmüşsün, doğru mu? Nasıldı?
Fiona Cummings: İnsanın kendi kocasını öldürmesi ne kadar kötü olabilirse o kadar kötüydü. Ama bunu yapmak zorundaydım!
Nigel Adaku: Onu demiyorum. Golf sahası nasıldı? Bir ara denemeyi düşünüyorum da.
Fiona Cummings: Ben burada oğlumu ve kocamı yitirmişim, siz bana golf sahasını mı soruyorsunuz?! Sizin vicdanınız yok mu Hakim Bey?!
Nigel Adaku: Ne derler bilirsiniz: Su testisi su yolunda kırılırmış. Bayan Fiona Cummings, Seamus Cummings'i öldürmekten ötürü mahkeme seni 10 yıl hapisle cezalandırdı!
Fiona Cummings: Umurumda değil! Hiçbir hapishane, oğlumu kaybetmek kadar acı verici olamaz!

Jack Archer: Ne sürpriz ama <İsim>. Fiona'nın üzgün olduğu belliydi ama böyle bir sır saklıyor olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti.
Jack Archer: İnsanların sevdiklerini korumak pahasına ne kadar ileriye gidebileceklerini de görmüş olduk böylece.
Jack Archer: Ama maalesef Kılıç'ı nasıl tuzağa düşüreceğimizi göstermiyor. O hala serbest!
Ingrid Bjorn: <İsim>, Kılıç'ın beklemesi gerek! Acil durum!
Ingrid Bjorn: Büyükelçinin oğlu kaçırıldı!

Çölün Öte Yanı 5

Ingrid Bjorn: <İsim>, acil durum! Büyükelçinin oğlu Andrew kaçırıldı!
Jack Archer: Kaçırıldı mı?! Ne zaman? Nasıl?
Ingrid Bjorn: Bir kaç dakika önce. Andrew ve Stern Su Altı Barında yemek yiyorlarmış ve Andrew daha sonra tuvalete gitmiş... fakat geri dönmemiş!
Jack Archer: Kim böyle bir şey yapar ki?
Ingrid Bjorn: Bulmanız gereken de bu! Andrew'ü ve bunu yapanı bulmamız gerek!
Ingrid Bjorn: Zaman mühim olduğu için Carmen'i de çağırdım. Bu iş için en iyi personellerimize ihtiyacımız var!
Carmen Martinez: <İsim>, işe Stern'ü sorgulayarak başlayabiliriz. Kendisi mutlaka işe yarar bir şeyler biliyordur.
Ingrid Bjorn: Bu bir ölüm kalım meselesi <İsim>! Kaybettiğimiz her saniye çocuğun yaşama ihtimali de azalıyor! Sana güveniyoruz!

Büyükelçi Stern'e Andrew'ün kaçırılmasını sor.
Jessica Stern: Bunun olduğuna inanamıyorum! Oğlum! <Rütbe> <İsim>, lütfen onu bul!
Carmen Martinez: Söz veriyorum bulacağız. Ama önce tam olarak ne olduğunu bilmemiz gerek.
Jessica Stern: Andrew ve ben Su Altı Barında yemek yiyorduk. Sonra lavaboya gitti ama gideli epey zaman geçmişti, o yüzden yoklamaya gittim. Ama gittiğimde orada yoktu!
Carmen Martinez: Yanında bir şey var mıydı?
Jessica Stern: Oyuncak ayısı hariç her şeyini masada bırakmıştı. Nereye gitse onu yanında götürür. Gerçi... Şimdi hatırladım da...
Jessica Stern: Oyuncak ayının içinde bir takip cihazı var <Rütbe> <İsim>! Personelim daha yeni takmıştı. GPS sinyalini telefonumdan takip edebilirim!
Jessica Stern: Bir saniye... Telefonum nerede?! Yanımda yok!
Carmen Martinez: Meraklanmayın. <Rütbe> <İsim> telefonuzu bulacaktır. Muhtemelen barda unuttunuz.
Carmen Martinez: <İsim>, derhal Su Altı Barına gitmeliyiz! Yolda Archer'ı da alırız!
Jessica Stern: Yalvarıyorum <Rütbe> <İsim>, ne pahasına olursa olsun oğlumu bul! Bu parayı da al, ne olur ne olmaz!

İncele: Su Altı Barı.
Carmen Martinez: Lanet girsin <İsim>! Stern'ün telefonunu hiçbir yerde göremiyorum! O GPS sinyaline ihtiyacımız var!
Jack Archer: İşe yarar başka bir şeyler bulabildin mi <İsim>?
Carmen Martinez: Bar peçetesi mi? Üzerindekiler ne? Tahta liflerine benziyor. <İsim>, derhal bunları vakumlayalım!
Jack Archer: Bir saniye! Bu mektup Büro'ya yazılmış!
Jack Archer: Altında da Kılıç'ın imzası var! Kılıç mı?! Kılıç'la bunun ne alakası var?!
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Kağıdın üstünde bir sürü ıslak nokta var. Sıvıdan bir örnek almamız gerek. Mesajın bir parçası olmalı!

İncele: Kaçırılma Notu.
Jack Archer: <İsim>, Kılıç'ın mektubundaki o sıvıdan örnek aldığına göre, bunun ne olduğunu öğrenebiliriz!
Jack Archer: Haklısın, bunu Lars'a gönderecek vaktimiz yok. Kendimiz halledeceğiz!

İncele: Bilinmeyen Madde.
Jack Archer: <İsim>, Kılıç'ın mektubundan aldığın örneğin moleküler bileşimi, insan gözyaşıymış.
Jack Archer: Ve gözyaşının DNA'sı da... Andrew Stern'e ait!
Jack Archer: Bu da Andrew'ü kaçıranın Kılıç olduğu anlamına geliyor! Ama... neden?!
Jack Archer: <İsim>, sence Jonah'tan yardım istemelimiyiz? Çarezin anların çözümleri de çaresiz olur.

Jonah Karam ile Kılıç'ın planı hakkında konuş.
Jack Archer: Jonah, eğer Andrew'ü kaçıran kişi Kılıç'sa her türlü yardıma ihtiyacımız var!
Jonah Karam: Seve seve yardım ederim ama baştan belirtmem gerekir ki durum hiç iç açıcı değil. Kılıç ilk defa birisini kaçırmıyor.
Jonah Karam: Kılıç hep aynı yöntemi uygular. Yeni bir hedefi kaçırır ve onu ülke dışına çıkartır. Ne yazık ki hedeften bir daha haber alınamaz.
Jack Archer: Peki ülke dışına çıkarıldıktan sonra nereye gitmiş olabileceğine dair bir fikrin var mı?
Jonah Karam: İşin zor kısmı da burası. Aynı yere iki kere gitmez. Basra Körfezinin her yerinde sığınakları var.
Jonah Karam: Yerinizde olsam aramaya gecekondu mahallesinden başlardım. Kaçırılanları oradan gönderirler. Ama yalnız gitmeyin.
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Bu iş Asal'ın uzmanlık alanı ve sahada çok iyidir. Ondan bizimle gelmesini isteyebiliriz!
Jonah Karam: Acele etsen iyi olur <İsim>. Ne kadar beklersen çocuğun hayatta kalma şansı da o kadar azalır.
Jack Archer: <İsim>, çıkmadan önce bir hamburger yesek iyi olur. Enerjiye ihtiyacımız var!

İncele: Gecekondu Mahallesi.
Asal Havvaa: <Rütbe> <İsim>, iyi ki seninle gelmemi istedin. Kılıç'ı bulmak kolay olmayacaktır!
Jack Archer: Hele ki vaktimizi fare kapanlarıyla harcıyorsak. <İsim>, ne...?
Jack Archer: Hey, doğru dedin! Kapanda turuncu tüy var... Kılıç'ın Şef Ripley'i öldürmek için kullandığı zehirli dartlardaki tüyün aynısı bu!
Asal Havvaa: Kılıç bunu sana bırakmış olmalı <İsim>!
Jack Archer: Üzerinde bir mesaj var ama solmuş. Pudralama zamanı <İsim>!

İncele: Fare Kapanı.
Asal Havvaa: Fare kapanındaki mesajda: "Görünenden daha yanıltıcı hiçbir şey yoktur" yazıyor. Kılıç bununla ne demek istemiş olabilir ki?
Jack Archer: Tahmin yürütecek zaman değil! <İsim> haklı! Bu fare kapanını Dupont'a gönderelim!

Analiz et: Kılıç'ın Mesajı.
Armand Dupont: Andrew'ün başına gelenler çok korkunç <İsim>! Quelle horreur!
Jack Archer: İşte tam da bu yüzden yardımına ihtiyacımız var. Kılıç'ın fare kapanına yazdığı mesaj hakkında ne söyleyebilirsin?
Armand Dupont: Mesaj, keskin zekalı Sherlock Holmes'un bir sözü.
Armand Dupont: Sör Arthur Conan Doyle, Bascombe Vadisi Gizemi'nde bunu Sherlock'un en göz önünde olan şeylerin aslında en yanıltıcı şey olduğunu anlatması için yazmıştır.
Asal Havvaa: Tabii ya <Rütbe> <İsim>! Fas'taki turuncu dart tüyü, çöldeki dolar banknotları, Seamus'un Mısır'daki evrak çantası... Tüm ipuçları seni buraya getirdi. Ve şimdi de kaçırma olayı!
Armand Dupont: Hatta fare kapanı bile! Her şey tek bir şeye işaret ediyor!
Jack Archer: Anlamıyorum...
Armand Dupont: <İsim>, Ripley'in cinayeti ve ardından yaşananlar... Hepsi Kılıç tarafından seni tuzağa düşürmek için planlanmış!
Jack Archer: Tuzak mı? Ama biz onu tuzağa düşürecektik!
Jack Archer: <İsim>, Kılıç başından beridir bizimle kukla gibi oynamış! Ona buraların efendisinin kim olduğunu gösterme zamanı geldi!

İncele: Peçete.
Carmen Martinez: <İsim>, o bar peçetesindeki tahta liflerini vakumladığına göre Lars bize bunların ne olduğunu söyleyebilir!

Analiz et: Lifler.
Lars Douglas: <İsim>, bu çok kötü! Biri benim kızlarımı kaçırsa kahrımdan ölürdüm!
Carmen Martinez: Umarım başına asla böyle bir şey gelmez. Ama şimdi yardımımıza ihtiyacı olan bir çocuk var! <İsim>'in bulduğu lifler hakkında ne söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Bar peçetesinde bulduğunuz lifler, ağaç yünü veya rende talaşı olarak biliniyor. Kütüklerden kesilen ince ağaç kıymıkları.
Lars Douglas: Genellikle paketlemelerde kullanılır ve oyuncak ayılar gibi peluş oyuncakları doldurmak için kullanılıyor.
Carmen Martinez: Oyuncak ayı mı?! Andrew'ün oyuncak ayısı onunla birlikte kaybolmuştu. Belki de Andrew'ün ayısının dolgu maddesi budur!
Carmen Martinez: <İsim>, sence Andrew'ü kaçıran her kimse, ayının içinde takip cihazını bulmaya çalışmış olabilir mi? Ama tek bulduğumuz şey talaş.
Lars Douglas: O zaman ayı hala Andrew'de ve takip cihazı da ayının içinde olmalı!
Carmen Martinez: <İsim>, Stern'ün telefonunu bulmalıyız! Hadi çatı katı golf sahasından başlayarak oteli arayalım!

İncele: Çatı Katı Golfü.
Carmen Martinez: <İsim>, bir telefon bulmuşsun! Üzerinde Stern ile Andrew'ün bir resmi var, o zaman bu telefon büyükelçinin olmalı! Hadi hemen kilidini açalım!

İncele: Jessica'nın Telefonu.
Carmen Martinez: <İsim>, kilidini açtığın telefon, Stern'ün bahsettiği takip uygulamasını gösteriyor olmalı.
Carmen Martinez: Bak! Takip cihazı çalışıyor! Andrew'ün ayısı hareket halinde!
Carmen Martinez: Ama... Bir saniye! Ayı artık Dubai'de değil, körfezin ortasında bir yerde! Bunu Stern'e bildirmeliyiz!

Büyükelçi Stern'e telefonunu bulduğunu söyle.
Carmen Martinez: Büyükelçi Stern, <Rütbe> <İsim> telefonunuzu buldu! Andrew'ü takip ediyor!
Jessica Stern: Allah'ım! Andrew'ü buldunuz mu?!
Carmen Martinez: Cihaz hareket halinde, yani ayı halen Andrew'ün elinde. Yalnız ufak bir sorunumuz var...
Jessica Stern: Nasıl yani? Oğlum nerede <Rütbe> <İsim>?!
Carmen Martinez: Körfezde. Tam olarak nerede gittiğini bilmiyoruz.
Jessica Stern: Olamaz! <Rütbe> <İsim>, oğlumu kurtarmalısın!
Carmen Martinez: Bunun ne kadar korkutucu olduğunu biliyorum. <Rütbe> <İsim> Andrew'ü bulabilmek için elinden gelenin en iyisini yapacaktır!
Carmen Martinez: <İsim>, hazırlansak iyi olur! Karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz!

Tekrar Büro Genel Merkezinde...
Ingrid Bjorn: <İsim>, Andrew'ü buldun mu?!
Carmen Martinez: Andrew bir teknede ve Basra Körfezini geçiyor! Kılıç, Andrew'ün ayısını deşmiş ama yine de onu takip edebiliyoruz.
Jack Archer: Tüm bunlar Kılıç'ın planının bir parçası! Bu kaçırılma olayı da dahil her şey bizi tuzağa yönlendiriyor!
Carmen Martinez: Tuzak olsun olmasın, Andrew'ü kurtarmamız şart! Kendi güvenliğimiz için bir çocuğu feda edemeyiz!
Jessica Stern: <Rütbe> <İsim>, Andrew'ün takip cihazı sabit bir noktada durdu!
Jessica Stern: Oğlum Irak'ta!

Also on Fandom

Random Wiki