Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Büyük Kaçış/Diyaloglar

< Büyük Kaçış

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Büyükkaçış.png

Endonezya açıklarında, bir teknede...
Şef Ripley: <İsim>, artık oyunda öne geçmenin vakti geldi! SOMBRA Singapur'da Elliot'u kaçırarak neredeyse bize çalım atıyordu ama sayende onu sağ salim kurtardık!
Şef Ripley: Elliot'u anlattıklarına göre kendisini kaçıran SOMBRA ajanı onu buraya, yani Endonezya'ya getirmeyi planlıyormuş. Bunun nedenini bulmalıyız!
Elliot Clayton: Sana atacağımız her adımda yardım edeceğim <İsim>!
Şef Ripley: Elliot! Keşke tavsiyeme kulak verip, yaşadıklarını atlatmak için karada kalsaydın.
Elliot Clayton: Keşke sizde bana artık çocuk muamelesi yapmayı bıraksanız. Kaç defa diyorum ben iyiyim diye!
Elliot Clayton: Ayrıca SOMBRA'nın beyni yıkanan üyeleri üzerinde ne tür deneyler yaptıklarını ortaya çıkarırken üzerime düşeni yapmak istiyorum.
Şef Ripley: Öyle olsun. Ama bir süre kendini zorlama. Daha sonra sana tam formunda ihtiyacımız olacak.
Jack Archer: Hey Şef, sanırım plajda biri bayılmış!
Şef Ripley: O kişi her kimse SOMBRA'yla bağlantısı olabilir! Gazı kökle <İsim>! Plaja bir an önce ulaşmamız gerek!

1. Bölüm

İncele: Plaj.
Jack Archer: Geç kaldık <İsim>. Bu kız ölmüş! Birisi onu zıpkınlamış!
Jack Archer: Bir saniye... Kız sana da bir yerden tanıdık geldi mi <İsim>?
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>, bu kızı daha önce görmüştük! Japonya'da bulduğumuz şu SOMBRA DVD'sindeki kız bu... Hani "sonraki aşama" programından bahsettiği!
Jack Archer: Endonezya'da olduğuna göre SOMBRA'nın kuyruğundayız demektir!
Jack Archer: Sence onu SOMBRA öldürmüş olabilir mi <İsim>? İyi de neden kendi üyelerinden birini öldürmek istesinler ki?! Bence de bunda bir çapanoğlu var!
Jack Archer: İyisi mi cesedi Angela'ya göndrelim... Neyse ki tüm tehçizatımızı tekneye getirmişiz...
Jack Archer: Bu hemgameden bir şeyler çıkarmamıza yarayacak bir ipucu falan buldun mu <İsim>? Bir fotoğraf mı?
Jack Archer: Doğru dedin, kurban bu! Yanındaki adam her kimse onunla epey yakın görünüyor.
Jack Archer: Bakalım adamı veri tabanından bulabilecek miyiz. Bakarsın şansımız yaver gider de kurbanın kimliğini de öğreniriz!
Jack Archer: Şu kamera sayesinde doğrudan tutuklama faslına geçebiliriz <İsim>... Tabii sırlarını açığa çıkarabilirsen!
Jack Archer: SOMBRA'nın çevirdiği dümenleri açık edeceksek eğer, ilk yapacağımız iş bu cinayeti çözmek olmalı! Hadi halledelim şu işi <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: <İsim>, bir genç insana daha otopsi yapmak zorunda olduğuma inanamıyorum <İsim>. Yarıda kesilmiş yaşamları görmek zaten üzücü, ama neredeyse çocuk yaştaki cesetleri görmek de insanı can evinden vuruyor.
Angela Douglas: Dahası kurbanda bir sıra dışılık vardı... Gözleri sarıydı!
Jack Archer: Renkli lens takmadığı halde gözleri bu renkmiş, öyle mi? İyi de nasıl bir meret gözlerini sarı yapmış olabilir ki?
Angela Douglas: Ne yazık ki nedenini belirleyemedim. Yalnız kurbanın arkadan, yaklaşık 6 metre mesafeden zıpkınla vurulduğunu söyleyebilirim.
Angela Douglas: Balıkçıların hala dalarak balık avladıkları bazı Endonezya adalarında yaşayan balıkçılar arasında zıpkın yaygınlıkla kullanılır.
Angela Douglas: Fakat zıpkın gövdeden tamamen ayrılmaz. Bu yüzden zıpkının geri kalanını bulmak için gözünü dört açsan iyi olur <İsim>!
Angela Douglas: Neyse, zıpkın kurbanın sağ akciğerini delip geçerek pnömotoraksa yol açmış, yani akciğerin çökmesine neden olmuş.
Angela Douglas: Ama daha da önemlisi, zıpkının kurbanın vücuduna giriş açısını ve hızını inceledikten sonra katilin sol elini kullanmış olduğunu fark ettim!
Jack Archer: Demek katil solak he? Neyse, onu yakaladığımızda sağıyla solunu karıştıracağından adım gibi eminim <İsim>!

İncele: Bilinmeyen Erkek.
Jack Archer: Demek fotoğrafta kurbanın yanındaki adamın adı Alam Somalinggi'ymiş. 25 yaşında buralı bir balıkçı...
Jack Archer: Veri tabanından kurbanın kimliği de çıktı! Alam'ın kız kardeşi Riaja Somalinggi.
Jack Archer: İşte hiç sevmediğim kısım: Gidip Alam'a kardeşinin ölümünü haber vermeliyiz <İsim>.

Alam Somalinggi'ye kız kardeşinin ölümünü bildir.
Jack Archer: Bay Somalinggi, size bu haberi verdiğimiz için üzgünüz ama kardeşiniz Riaja cinayete kurban gitti.
Alam Somalinggi: Kardeşim öldü mü?!
Alam Somalinggi: Onu hayal kırıklığına uğrattım! Ebeveynlerimiz öldüğünden beridir onun her şeyiydim... Onu korumak benim görevimdi!
Jack Archer: Başına ne gelmiş olabileceğine dair bir fikriniz var mı?
Alam Somalinggi: Hayır. Ergenliğe girdikten sonra dengesizleşti. Bir ara aylarca ortadan kayboldu ve ve tek yapabildiğim şey geri gelmesini beklemekti!
Jack Archer: Riaja'nın o sırada nereye gitmiş olduğunu biliyor musunuz peki?
Alam Somalinggi: Hayır. Bana hiçbir şey anlatmadı. O yediği son naneden sonra bir daha hiç eskisi gibi olmadı!
Alam Somalinggi: Yine de ona çocukken verdiğim oyuncak maymunu her yere götürürdü... Kaybolduğunda bile yanındaydı! Riaja maymun ormanında oynamayı sevdiği için almıştım ona bunu.
Alam Somalinggi: Oyuncağı bulamadın, değil mi <Rütbe> <İsim>?
Jack Archer: Şey... Oyuncak maymun mu? Korkarım ki hayır. Ama bulmak için gözümüzü dört açacağız.
Alam Somalinggi: Sağ olasın <Rütbe> <İsim>. O oyuncağın manevi değeri var ve Riaja'ya ait, tutunabileceğim bir şey olsun diyorum.
(Alam Somalinggi ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>. Alam'ın Riaja'nın sıra dışı tavırları hakkındaki konuşmasına bakarsak, belli ki kızın SOMBRA'ya katıldığından haberi yokmuş.
Jack Archer: İyi akıl ettin. Alam, Riaja'nın ormana gitmeyi sevdiğinden bahsetti Gidip bakalım, bakarsın şansımız yaver gider!

İncele: Maymun Köprüsü.
(Aramadan önce)
-Maymun ormanında...-
Jack Archer: Kurbana ait bir şey bulabilmek için gözünü dört açmalısın <İsim>...
Jack Archer: Lan! Bu maymun de nereden geldi böyle?!
Jack Archer: <İsim>, al şunu üstümden!
Jack Archer: Eşşoğlueşşek gözlüğümü çaldı! O gözlük olmadan kızlara yazamam ki! Onu geri almalıyız!
(Aramadan sonra)
Jack Archer: Aaha! Al bakalım seni hırsız maymun! Gözlüğümü geri alacağını biliyordum <İsim>.
Jack Archer: Baksana çaldığı tek şey bu değilmiş! Tuttuğu şu oyuncak maymuna ne demeli?
Jack Archer: Hey, doğru dedin! Kurbanın ağabeyi, Riaja'nın her yere oyuncak maymunuyla gittiğini söylemişti, bu kesin onundur!
Jack Archer: Oyuncağın üstünde bir tür toz var. Hadi bunu süpürelim!
Jack Archer: Bir de kırık deney tüpü mü buldun? Buraya nasıl geldi acaba... Kesin maymunlar kırmıştır! Bir örnek alabilir misin?

İncele: Kırık Deney Tüpü.
Jack Archer: Kırık deney tüpündeki o sıvıdan bir örnek aldın mı? Hadi tekneye dönüp bunu mikroskop altında inceleyelim.

İncele: Mavi Madde.
Jack Archer: Kırık deney tüpünden aldığın madde hakkında mikroskop raporu ne diyor <İsim>?
Jack Archer: Maddenin içinde sel... selenyum oksidiklorür ve ferrik hek... hekzasiyanoferat varmış. Dilim dolandı valla...
Lars Douglas: <İsim>, dikkatli ol! Tayland'dayken beni mavi yapan bileşim bu!
Jack Archer: Şu tanıştığımız profesör gibi mi? Hani kendini deneyleriyle maviye çeviren adam?
Lars Douglas: Evet. Profesör Metcalf! Bu civarlarda olmalı. Onunla arayı kapatmak için sabırsızlanıyorum!
Jack Archer: O biraz beklesin hacı. Profesör Metcalf ikinci kez bir SOMBRA üyesinin cinayetine bulaşıyor.
Jack Archer: Sence bu bir rastlantı olabilir mi <İsim>? Profesör Metcalf'la konuşmamız gerek!

Profesör Metcalf'a adada bulunma nedenini sor.
Jack Archer: İyi günler Profesör. Burada ne yaptığınızı sorabilir miyiz acaba? Endonezya bilimsel araştırma için pek uygun bir yer değil gibi sanki.
Marshall Metcalf: Aslında gayet de uygun bir yer <Rütbe> <İsim>! Maymun ormanı bana sonsuz bir denek kaynağı sunuyor.
Jack Archer: Maymunlar üzerinde deney yapmak için mi buraya geldiniz?! Buna hayvanlara zulüm derler!
Marshall Metcalf: Önce kendi üzerimde denemediğim bir şeyi onlar üzerinde denemem! Her neyse, benden ne istiyorsun <Rütbe> <İsim>?
Jack Archer: Riaja Somalinggi adlı bir kızı öldürülmüş olarak bulduk. Onu öldüreni...
Marshall Metcalf: Adını hiç duymadım. Her neyse, şimdi müsaadenle deneylerime dönmem gerek <Rütbe> <İsim>.

İncele: Oyuncak Maymun.
Jack Archer: Oyuncak maymundan süpürdüğün o toz bir notu gizliyormuş! "Dünyanın en harika küçük kardeşine" yazıyor.
Jack Archer: Bu da, bu oyuncağın kurbana çocukken ağabeyi tarafından verilen oyuncak olduğunu doğruluyor. Ağabeyi, kızın gittiği yere oyuncağını da götürdüğünü söylemişti de, bu ormana nasıl gelmiş peki?
Jack Archer: İyi fikir, bu sarı tozdan bir şeyler çıkabilir. Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Toz.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Sana bir esprim...
Jack Archer: Usta, şakalarına bayılırım ama SOMBRA'nın izini yitirmek istemiyorsak bu cinayeti bir an önce çözmemiz gerekiyor!
Jack Archer: O yüzden <İsim> ile kurbanın oyuncak maymunundan topladığımız tozdan bahsetsen.
Lars Douglas: Yani maymun gözünü açtı diyorsun ha, <İsim>?
Lars Douglas: Tamam. Tamam. Bana gönderdiğin toz zencefil ve zerdeçal içeriyor...
Lars Douglas: Bu ikisi genellikle yerel bir bitkisel ilaç olan jamu yapımında kullanılır!
Lars Douglas: Endonezya'nın genelinde mallarını sepetlerinde taşıyan seyyar jamu satıcılarını görebilirsiniz!
Lars Douglas: Sen sormadan söyleyeyim <İsim>, Angela kurbanın cesedinde jamu izine rastlamadığını söyledi ki bu şeyin vücuttan atılması günler sürer!
Jack Archer: Demek jamu kurbandan gelmemiş... Cesedi plajda, oyuncağı ise ormanda bulmamızdan bahsetmiyorum bile! Bu bize neyi gösteriyor?
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Kurban öldükten sonra oyuncağa dokunabilecek tek kişi var, o da katil!
Jack Archer: Yani katil, bitkisel jamu ilacı içiyor! Eh, artık kuvvetli bir hapis cezası doktorun emri <İsim>!

İncele: Kamera.
Jack Archer: Kameranın kilidini açtın mı <İsim>? Oynata basıp içinde ne olduğuna bakalım!

-Kaydın başı...-
Paul Irwin: Selam millet! Ben Paul Irwin. Bu çekimi Endonezya'da gerçekleştiriyorum ve birazdan olağanüstü bir şey göreceğiz.
Paul Irwin: Paul Irwin: Elimde tuttuğum şey bir timsah yumurtası var ve sanırım neredeyse çatlamak üzere.
Paul Irwin: Tuzlu su timsahları tek seferde 60'a kadar yumurta bırakır ve yavruların çıkması yaklaşık üç ayı...
Paul Irwin: Vay canına! Şu ufaklığa bakın hele!
Paul Irwin: Doğanın işleyişine tanık olmak ne büyük ayrıcalık! Bir dahaki sefere görüşmek üzere millet!

-Kaydın sonu...-
Jack Archer: Peeki... Adamın her yanından merak akıyor. Da, bu tam olarak soruşturmada ne işimize yarayacak <İsim>?
Jack Archer: Hee, anladım ne demek istediğini! Cinayet mahallinde çekim yapıyordu... O yüzden bir şeyler görmüş olmalı! Hadi şu Paul'la konuşalım!

Paul Irwin'e cinayetle ilgili bir şey bilip bilmediğini sor.
Jack Archer: Affedersiniz Bay Irwin, plajda bulduğumuz bu kamera size ait olabilir mi acaba?
Paul Irwin: Abov! Sağ ol <Rütbe> <İsim> Böyle bomba bir görüntüyü kaybetseydim fena yazık olurdu.
Paul Irwin: Son belgeselimi burada çekiyorum. Adı "Tatlı Timsahlar: Dünyanın En Yanlış Anlaşılan Canlıları". Şey, acaba siz...
Jack Archer: Böldüğüm için mazur görün Bay Irwin, fakat <Rütbe> <İsim> bu kızın cinayetini soruşturuyor ve cinayetin işlendiği yer, çekim yaptığınız yere epey yakın.
Paul Irwin: Cinayet mi?!
Paul Irwin: Korkarım ki bir şey görmedim <Rütbe> <İsim>. Eğer bir timsah tarafından öldürülmüşse size yardımcı olamam.

Daha sonra tekrar teknede...
Jack Archer: Bu sefer SOMBRA'nın ensesindeyiz <İsim>! Ne de olsa kurban, örgütlerinin bizzat üyesi!
Jack Archer: Kurbanın ağabeyinin bir şey bilmediği gün gibi ortada. Gerçi kardeşinin beyninin bir suç örgütü tarafından yıkanacağı kimin aklına gelir ki?!
Jack Archer: Profesör Metcalf da burada ve maymunlar üzerinde ne idüğü belirsiz deneyler yapmaya hazırlanıyor!
Jack Archer: Bu arada deney demişken, SOMBRA'nın tam olarak nasıl bir dümen çevirdiğini hala bilmiyoruz!
Elliot Clayton: <İsim>, bir ipucu yakaladım!
Jack Archer: Elliot! Amirin ara verme konusunda ne dediğini...
Elliot Clayton: Ama bu önemli! X'ten yeni bir tüyo aldık!
Elliot Clayton: Adada bir SOMBRA kampı var ve X bana koordinatları verdi!

2. Bölüm

Jack Archer: Bu sefer SOMBRA'nın ensesindeyiz <İsim>! Ne de olsa kurban, örgütlerinin bizzat üyesi!
Jack Archer: Ama SOMBRA'nın deneyleri hakkında halen bir şey...
Elliot Clayton: <İsim>, bir ipucu yakaladım!
Elliot Clayton: X yeni bir mesaj yollamış! "<Rütbe> <İsim>, çok oyalanıyorsun. SOMBRA terk edilmiş bir köyde kamp kurdu. Gerisini orada öğreneceksin" demiş.
Jack Archer: Halen bu X'e körü körüne güvenmememiz gerektiğini düşünüyorum ama galiba haklısın <İsim>, bu kampı yoklamalıyız. Koordinatları ver de gidelim Elliot!

İncele: Gizli Kamp.
Jack Archer: Bu köy hakikaten de terk edilmiş... İn cin çift kale maç yapıyor bildiğin!
Jack Archer: Şu tıbbi tehçizata da bak! SOMBRA bu çocukların üstünde ne tür deneyler yapıyor?!
Jack Archer: Aldığın şu kağıt altlığındakiler de ne <İsim>? Garip lekeli şeyler mi?
Jack Archer: Ah, bu bir mürekkep lekesi testi! Psikologlar bunları hastanın kişiliğini değerlendirmek için kulllanır... Bu test de kurbana uygulanmış! Yazının kalanını ortaya çıkarsak iyi olur!
Jack Archer: Bir de ne aldım dedin <İsim>... Ahşap tavşan mı? Bunun ne işimize yarayacağını çakamadım ama o asma kilidi açacağım diyorsan buyur!
Jack Archer: İşte BU daha somut bir şey! Kurbanın sırt çantasını bulmuşsun! Hadi hemen içini arayalım!
Jack Archer: SOMBRA'nın kampını bulmak büyük bir atılım oldu <İsim> ama bu cinayeti kapatmadan kampın tamamını keşfetmeye vaktimiz yok. Hadi gari!

İncele: Sırt Çantası.
Jack Archer: Riaja'nın çantasındaki tek kişisel eşya bu yüzükmüş!
Jack Archer: Yetenekleri sorguladığımı falan sanma <İsim> de, bu tam olarak nasıl...
Mbah Tirta: Hoş geldiniz turist dostlarım! Ben Mbah Tirta, buranın dukunuyum. Gördüğüm üzere yüzüklerimden birini almışsınız! Sevdiniz mi? Sizin için bir tane daha kutsayabilirim!
Jack Archer: Lan, siz de nereden çıktınız?!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> sizinle biraz konuşacak bayım!

Mbah Tirta'ya SOMBRA kampında ne yaptığını sor.
Jack Archer: Kampta ne yapıyordunuz Bay... aaa... Tirta?
Mbah Tirta: Yakınlarda yaşıyorum. Bu köy yıllardır terk edilmişti, bu yüzden bu kampın birden ortaya çıkmasına şaşırdım.
Jack Archer: Peki... O zaman bu yüzük Riaja Somalinggi'nin çantasına nasıl girdi?
Mbah Tirta: Onun için kutsamış olmalıyım. Tabii beni ziyaret eden herkesi aklımda tutamam ya... Sayısız yüzük kutsamışlığım var.
Mbah Tirta: Bir tane istemediğine emin misin, genç adam? İlişkinde sıkıntılar yaşadığını hissediyorum.
Jack Archer: Aslına bakarsanız evet! Kız arkadaşım Asal son zamanlarda...
Jack Archer: Yani <Rütbe> <İsim> dedi ya işte, bir cinayeti soruşturuyoruz!
Mbah Tirta: Şu Riaja denen kız öldürülmüş mü? Ne yazık...
Mbah Tirta: Neyse, hizmetlerime geri dönecek olursak, iyi şans yüzüğüne ne dersin <Rütbe> <İsim>? Soruşturmanda işe yarayabilir!
Jack Archer: Gerek yok, sağ olun. Ama buralarda olun, <Rütbe> <İsim> ile size başka sorularımız da olacak.

İncele: Mürekkep Lekesi Testi.
Jack Archer: Baksana <İsim>, mürekkep lekesi testindeki açıklamada ne demiş: "Denek, suratında kan olan bir ayı görüyor. Bundan, deneğin psikolojik dengesizlik emareleri gösterdiğini çıkarıyorum."
Jack Archer: Ayı mı?! Bunda bariz yumruklaşan iki cüce var!
Marina Romanova: Oidipus kompleksin sandığımdan daha da derin çıktı Jack.
Jack Archer: Aaay! Marina, burada ne işin var?!
Marina Romanova: Elliot bana kamptan bahsedince ben de kendim bir göreyim dedim. Burada olduğuma göre işine yarayabileceğimi düşünüyorum <İsim>.
Marina Romanova: Bu mürekkep lekesi testine bakarsak SOMBRA, yeni üyelerini değerlendirmek için Maya Salim adlı bir psikologla çalışıyor...
Marina Romanova: Senin için de sakıncası olmazsa onu sorgulamak istiyorum <İsim>. Bu Maya'nın SOMBRA için neler yaptığına dair yanıtlaması gereken çok soru var!

Maya Salim'i kurbanın mürekkep lekesi testi hakkında sorgula.
(Konuşmadan önce)
Marina Romanova: Bakalım şu Maya Salim, SOMBRA adına tam olarak ne yapıyorumuş <İsim>!
(Konuşma sırasında)
Marina Romanova: Merhabalar Bayan Salim. Size bulduğumuz şu mürekkep lekesi testi hakkında bir sorum olacaktı. Ben de psikoloğum ve Riaja'nın durumu ve "psikolojik dengesizlik emareleri" konusunda konuşmak isterim.
Maya Salim: Ah evet. Zavallı kızcağız oldukça rahatsızdı... Korkunç hezeyanlar görüyordu!
Maya Salim: Değerlendirmem sırasında ona verdiğim jamuyu "zehirli" olabilir düşüncesiyle reddetti ve sol elimle yazıyorum diye bana güvenmediğini söyledi!
Marina Romanova: Belki de kimseye güvenmemekte haklıydı... Çünkü öldürüldü!
Maya Salim: Öldürüldü mü?! Ne berbat! Sonunun kötü olmasından korkuyordum...
Marina Romanova: Sizin gibi SOMBRA'ya çalışan biri için cinayet kaçınılmaz olmalı. Ne kadar süredir onlara çalışıyorsunuz?
Maya Salim: SOMBRA mı? Neyden bahsettiğinize dair en ufak fikrim yok. Kurbanı değerlendirmek için özel olarak çağırıldım. Müşteri kimliğini belirtmedi!
Marina Romanova: Kimin istediğini bilmeden psikolojik değerlendirme yapacağınıza inanmıyorum Bayan Salim. Buralarda olun, <Rütbe> <İsim> sizinle tekrar konuşmak isteyebilir.
(Konuşmadan sonra)
Marina Romanova: Bazı psikologların bu kadar ahlaktan yoksun olmaları midemi bulandırıyor <İsim>!
Marina Romanova: Ayrıca Bayan Salim, işine gelmediğinden Riaja'nın değişken tavırlarının, muhtemelen SOMBRA'nın bu gençlere yaptıklarından kaynaklandığından bahsetme gereği duymadı bile!
Marina Romanova: Bu meselenin köküne inmen çok mühim <İsim>. Jack'i alıp soruşturmaya devam et!

İncele: Ahşap Tavşan.
Jack Archer: Nasıl la... O şey kan mı <İsim>? İyi de tahtaya nasıl bulaşmış?!
Jack Archer: Ayrıca bu tahtanın neyin nesi olduğunu halen çıkaramadım... Doğru dedin, iyisi mi bunu Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kanlı Tahta.
Jack Archer: Hacı, <İsim> ile sana gönderidiğimiz tahta tavşanın üstündeki kanın sahibini bulabildin mi?
Lars Douglas: Herhalde. Kan kurbanınmış!
Jack Archer: Harika! O zaman katil bu şeye... Artık her neyse işte dokunmuş olmalı.
Armand Dupont: Bu "şey" bir Congklak tahtası! Congklak Endonezya'da ünlü bir masa oyunudur. Genellikle bir hayvan şeklinde olur ve deniz kabuklarıyla oynanır.
Armand Dupont: Hatta Congklak, Endonezya dilinde deniz kabuğu demek! Oyunun amacı, rakibinden daha fazla kabuk toplamak. Sizinle bu oyunda kapışmaktan memnuniyet duyarım mes amis!
Jack Archer: Sanjay'den iste Dupont. <İsim>'in çözmesi gereken bir vaka var...
Jack Archer: Artık katilin Congklak oynadığını bildiğimize göre, ona bir adım daha yaklaştık demektir! Bakalım katil efendi, kedi fare oyununda ne kadar iyiymiş <İsim>!
(Analiz sonrası)
Jack Archer: <İsim>, bir SOMBRA üyesinin cinayet soruşturmasının karışık olacağını tahmin etmiştim de, kafam bu sefer hiç olmadığı kadar çorba oldu!
Jack Archer: Bu işi ne kadar hızlı kapatırsak o kadar iyi. Sonra da şu SOMBRA kampını adam akıllı ararız!
Jack Archer: Doğru dedin, Riaja'nın ölmeden önce son yaptıklarını öğrenmeliyiz ve gitmeyi sevdiği yerlerden birinin de orman olduğunu biliyoruz.
Jack Archer: Ama bu kez üzerimde bir maymun görürsen haber et, olur mu <İsim>? O zaman haydi ormana geri dönelim!

İncele: Yaşlı Ağaç.
Jack Archer: Acele edelim <İsim>. Bir eşyamı daha bu maymunlara kaptırmak istemiyorum!
Jack Archer: Kırık parçalar mı buldun? Beni şaşırttın valla! Hadi yapıştıralım!
Jack Archer: Şu şapkaya baksana... Her yeri kan içinde! Örnek alma işi sende <İsim>!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: Aa, o kırık parçalar bir el izi kalıbıymış. Çocukken biz de yapardık!
Jack Archer: Baksana, el izleri Riaja ile ağabeyi Alam'a ait! Riaja o zaman henüz beş yaşındaymış...
Jack Archer: Böylesine değerli bir çocukluk anısı nasıl kırılmış olabilir acaba <İsim>... İyisi mi Alam'a soralım!

Kil kalıbı Alam Somalinggi'ye geri ver.
Jack Archer: Alam, kardeşin ile yaptığın bu el izi kalıbı nasıl kırıldı?
Alam Somalinggi: Ah... Demek onu buldun <Rütbe> <İsim>.
Alam Somalinggi: Riaja ile onu yaptığımız günü hatırlıyorum. Solağım diye bana takılıyordu...
Alam Somalinggi: Hey neyse, bu dediğim o değişmeden önceydi.
Jack Archer: Bundan daha önce de bahsetmiştin, de tam olarak değişen neydi?
Alam Somalinggi: Bana yardım etmeyi tamamen bıraktı! Bütün günümü eve balık getirmek için avlanarak geçiriyordum ve ene döndüğümde hiçbir şey yapmamış oluyordu!
Alam Somalinggi: Satabilmesi için ona jamu yapımını öğretmeyi teklif ettim ama pek ilgilenmedi.
Alam Somalinggi: Hatta arkadaşlığı bile kesti. Ne zaman Congklak oynayalım desem, gülüp bunun bir çocuk oyunu olduğunu söylüyordu!
Alam Somalinggi: Sırf onunla ilgilenebileyim diye büyük şehre gitme fırsatını teptim ve bana ettiği teşekküre bakın!
Alam Somalinggi: En sonunda tepem attı ve ona kendisine bakacak bir koca bulmasını söyledim... Kalıbı da o sırada kırdım!
Jack Archer: İçinde epey öfke birikmiş. Ayrıca <Rütbe> <İsim>, sırf taşınabilmek için Riaja'yı öldürdüğünü ortaya çıkarırsa, evim diyebileceğin tek yer mapushane olur!

İncele: Kanlı Şapka.
Jack Archer: Şapkadaki kandan bir örnek aldın mı <İsim>? Ee, ikimiz de yapılacak şeyi biliyoruz... Bunu Lars'a yollamak!

Analiz et: Kan.
Jack Archer: Usta, <İsim> ile şapkadan topladığımız kanın kime ait olduğunu buldun mu?
Lars Douglas: Hayır bulamadım...
Lars Douglas: Ama asistanım buldu!
Sanjay Korrapati: Selam <İsim>! Lars bana DNA'yı öğretiyordu da! Açılımını biliyor muydun?
Jack Archer: Şey... Bildiğimi söyleyemem.
Sanjay Korrapati: Açılımı de... deoks... deoksiri... bonükleik asit! Bize gönderdiğin örnekte iki DNA grubu vardı!
Sanjay Korrapati: Kan Bay Irwin'inmiş. Ama ayrıca ter izlerine de rastladık...
Sanjay Korrapati: O da kurbana ait çıktı!
Jack Archer: O zaman şapka Riaja'nın olmalı! İyi de Paul'un kanı oraya nasıl geçti <İsim>?
Jack Archer: Bence de. Bunu bize açıklayabilecek tek bir kişi var... Hadi Paul ile konuşalım!

Paul Irwin'e kanının şapkada ne işi olduğunu sor.
Jack Archer: Bay Irwin, <Rütbe> <İsim> ile merak ediyorduk da acaba kanınız kurbanın şapkasına nasıl...
Paul Irwin: Hey, ben de mağdurum burada <Rütbe> <İsim>! Clive'in görüntülerini çekiyordum...
Jack Archer: Clive... Timsaha isim mi taktınız?! Yani, devam edin lütfen...
Paul Irwin: Dediğim gibi, çekim yapmakla meşgulken o kız gelip bana çarptı! Sonra bir gaza geldi, çekim yapmamı bırakmam için çemkiriyor, beni bir tür ajan olmakla suçluyordu!
Paul Irwin: Neyden bahsettiğini anlamamıştım! Clive'i ürkütmemesi için sesini azaltmasını söyiedim...
Paul Irwin: Ama sonra da pis bir sağ kroşeyle beni yere serdi!
Paul Irwin: O günden beri iyileşmek için her gün jamu içmek zorunda kaldım...
Jack Archer: İyi bakalım, <Rütbe> <İsim> Riaja'yı intikam almak için öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa, yargıcın vereceği karar uzun bir hapis cezası olur, ona göre!

Daha sonra, tekrar teknede...
Jack Archer: Durumu özetleyelim <İsim>. Elimizde ölü bir SOMBRA üyesi ve SOMBRA'nın ne idüğü belirsiz deneyler yaptığı ürkütücü bir kamp var.
Jack Archer: Bu ikisi birbiriyle bağlantılı olabilir mi <İsim>? Yani, SOMBRA Riaja'ya o kampta kim bilir neler yaptı!
Jack Archer: Prikolojik testlerden geçtiğini biliyoruz. Ama psikolog Maya Salim, müşterinin kim olduğuna dair bir fikri olmadığını öne sürdü.
Jack Archer: Maya'da, Paul'da Riaja'da ters bir şeyler olduğunu söyledi. Belki de yaşadığı sorun her neyse, SOMBRA'nın deneylerinden ötürü olabilir!
Jack Archer: Riaja'nın muhtemelen SOMBRA'dan çektikleri yetmiyormuş gibi, üstüne bir de ağabeyi ondan kurtulmaya çalışıyormuş!
Jack Archer: Yani iki arada bir derede kalmış...
Elliot Clayton: <İsim>, uydudan SOMBRA kampını gözetliyordum da...
Elliot Clayton: ...Görünüşe bakılırsa toparlanıyorlar!
Jack Archer: SOMBRA kampı terk mi ediyor?!

3. Bölüm

Jack Archer: Durumu özetleyelim <İsim>. Elimizde X'in bizi yönlendirdiği kampta deneylere maruz kalmış olma olasılığı olan ölü bir SOMBRA üyesi var.
Jack Archer: Riaja'nın muhtemelen SOMBRA'dan çektikleri bir yana...
Elliot Clayton: <İsim>, uydudan SOMBRA kampını gözetliyordum da...
Elliot Clayton: ...Görünüşe bakılırsa toparlanıyorlar!
Jack Archer: SOMBRA gidiyor mu?! Çabuk <İsim>, herifler kanıtları yok etmeden o kampa geri dönmeliyiz!

İncele: SOMBRA Çadırı.
Jack Archer: Geç kaldık <İsim>! Kimse yok!
Jack Archer: Ama yüzündeki sırıtışa bakılırsa SOMBRA biz gelene kadar her şeyi temizlemeyememiş. Neler buldun?
Jack Archer: Kilitli bir ses kaydedici mi? Şifresini kırsan iyi olur!
Jack Archer: Bir adet kimya seti mi? İyi hoş ama içi boş!
Jack Archer: Haa, kimya setinden parmak izimi alacaksın? İyi düşündün <İsim>!
Jack Archer: Görünüşe bakılırsa bu kasanın içinde silah olabilir. Hemen içine göz atsak iyi olur!

İncele: Kimya Seti.
Jack Archer: Kimya setindeki parmak izlerini açığa çıkardın <İsim>! Sahibi her kimse SOMBRA'dan biri olmalı! Hadi hemen veri tabanında bir eşleşme arayalım!

İncele: Parmak İzleri.
Jack Archer: Kimya setindeki parmak izleri Profesör Metcalf'a mı aitmiş?!
Jack Archer: Kampta olduğundan bahsetmeyi nasıl da unutuvermiş...
Jack Archer: Tabii SOMBRA'ya çalıştığını da!
Jack Archer: Profesör Metcalf'ı buradaki asıl işi konusunda sıkıştırmalıyız!

Profesör Metcalf'ı SOMBRA'yla olan bağları konusunda sorgula.
Marshall Metcalf: Ah, <Rütbe> <İsim>. Beni tam da... şey... ııı... Congklak oynamaya giderken yakaladın!
Jack Archer: Çenenizi yormayın Profesör. Kaçıyordunuz çünkü peşinizde olduğumuzu biliyordunuz! <Rütbe> <İsim> kimya setinizi SOMBRA kampında buldu!
Jack Archer: Ne zamandan beridir onlara çalışıyordunuz? Bu gençleri ne tür deneylerden geçiriyorsunuz?
Marshall Metcalf: Gençler mi? Neyden bahsettiğini bilmiyorum <Rütbe> <İsim>. Dedim ya, buraya maymunlar üzerinde deney yapmak için geldim!
Marshall Metcalf: Ben... şey... Onları jamuyla beslemenin jamunun bana sağladığı faydaları onlara da sağlayıp sağlamadığını tespit etmeye çalışıyordum! Son sınıf bir araştırma!
Jack Archer: Peki, sırlarınızı gizleyin bakalım! Ama <Rütbe> <İsim>, Riaja'yı öldürmek işin içinde olsun olmasın, TAM olarak neyin peşinde olduğunuzu öğrenmeden rahat durmayacak!

İncele: Silah Kasası.
Jack Archer: Yuh! Kasada bulduğun hançer kanla kaplı <İsim>!
Jack Archer: Bu günümüz silahlarının arasında eski moda bir bıçağın ne işi olur ki? Üzerindeki kanın kime ait olduğunu bulması için bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Kanlı Hançer.
Jack Archer: Usta, <İsim> ile SOMBRA kampında bulduğumuz kanlı hançer hakkında neler söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Kan kurbanınmış!
Jack Archer: İyi de Riaja zıpkınla öldürüldü! Kanı bu hançere nasıl bulaşmış olabilir ki?
Lars Douglas: İşte tam da bu noktada Jonah devreye girer <İsim>!
Jack Archer: Harika. Ben de onun Marina'yla aşk yaşamakla meşgul falan olduğunu düşünecektim ki...
Jonah Karam: Kıskançlığını bu kadar belli etme bari kardeş. Her neyse <İsim>, bu hançer kris diye bilinir ve geleneksel bir Endonezya silahıdır.
Jonah Karam: Genellikle Cava kültürüyle ilişkilendirilir ve ağız kısmı, demirle nikelli demir bileşiminden yapılır.
Jack Archer: Hacı, ansiklopedi falan mı yuttun sen yahu? İçine Dupont kaçmış gibi!
Jonah Karam: Eee, Marina'yı etkilemek için baklavadan fazlası gerekiyor. Her neyse, kris, silah olmasının yanı sıra ayrıca büyülü güçlere sahip olduğu düşünülen ruhani bir nesne!
Jack Archer: Büyülü güçler demek? Sanırım şu şamanla tekrar konuşmanın vakti geldi <İsim>!

Mbah Tirta'yı kris hakkında sorgula.
Jack Archer: Mbah Tirta, bize kurbanın kanının bu krise nasıl bulaştığını açıklasan iyi olur!
Mbah Tirta: Onu bulmamanızı umuyordum...
Mbah Tirta: Peki. Kızın üstünde şeytan çıkarma ayini uyguladım. Başka seçeneğim yoktu; kızı cin çarpmıştı!
Jack Archer: NE yaptım dedin?!
Mbah Tirta: Bir süredir o kampı gözlüyordum. Orada sıra dışı bir şeyler oluyordu. Kız çok hızlıydı... Tıpkı şeytan gibi!
Mbah Tirta: Ayrıca son derece kuşkulu davranırdı... Ama onu günlerini Congklak oynarayak geçiren yaşlı, kaçık bir dukun olduğuma ikna ederek güvenini kazandım...
Mbah Tirta: İşte tam o zaman vurdum!
Mbah Tirta: Ama ayin işe yaramadı! Sarı gözlerinde şeytanı hala görebiliyordum!
Jack Archer: Sıyırmışsın sen! Eğer <Rütbe> <İsim>, "şeytanı" Riaja'yı öldürerek def ettiğini öğrenirse, duruşma salonunda tüm gözler senin üzerinde olur!
(Mbah Tirta ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Bu ne demek şimdi <İsim>? Mbah Tirta kurbandan şeytan mı çıkarmış yani?
Jack Archer: Evet, Riaja'nın "şeytan gibi hızlı" olduğunu söyledi ama bana sorarsan tam bir deli saçması!
Jack Archer: Nasıl, bunun SOMBRA'nın yaptığı deneylerle ilgili olabileceğini mi düşünüyorsun?
Jack Archer: <İsim>, açıkçası bu cinayeti çözdükten sonra SOMBRA'nın bu gençlere tam olarak ne yaptığını öğrenmemiz gerekiyor!

İncele: Ses Kayıt Cihazı.
Jack Archer: Kaybedecek tek saniyemiz yok <İsim>! Hadi oynat'a basıp kaydı dinleyelim!
Jack Archer: "Ben Maya Salim, 3776 numaralı denek Riaja Somalinggi hakkında rapor veriyorum."
Jack Archer: "Denek, bilişsel yeniden eğitime hala direnç sergiliyor."
Jack Archer: "İtaat eksikliğinin örgüt için gelecekte sorun yaratabileceği önerimi lütfen dikkate alın. Sorunun düzeltilmesi için ne gerekirse yapılmasını tavsiye ederim."
Jack Archer: <İsim>, bu rapor daha önce karşılaştığımız şu psikolog tarafından kaydedilmiş!
Jack Archer: Bilişsel yeniden eğitim... Bu terim feci biçimde beyin yıkamayı anımsatıyor! Ayrıca "örgüt" dedi... SOMBRA'dan bahsediyor olma ihtimali sence yüzde kaçtır?
Jack Archer: Bir de değerlendirmeyi kimin istediğini bilmiyordu güya! Bayan Salim'i derhal sorgulamalıyız!

Maya Salim'i SOMBRA'ya çalışması konusunda sıkıştır.
Jack Archer: Oyun bitti Bayan Salim. <Rütbe> <İsim> kampta ses kayıt cihazınızı buldu. SOMBRA'ya çalıştığınıza dair kanıtımız var!
Maya Salim: Bir şeyi unuttuğumu biliyordum...
Jack Archer: Riaja'yı beyin yıkamaya yanıt vermediği için mi öldürdün?
Maya Salim: Komik olma <Rütbe> <İsim>. Ben psikoloğum, katil değil! Sadece işimi yaparım ve hiçbir şeyi sorgulamam!
Jack Archer: Peki SOMBRA adına yaptığın bu "iş" tam olarak ne peki?
Maya Salim: Örgütteki görevim kamptan geçen gençleri değerlendirmek ve bulgularımı rapor etmekten ibaret.
Maya Salim: Onları değerlendirmek için genellikle bir mürekkep testi yapmak ya da rekabetçiliklerini ölçmek için Congklak oynamak yeterli oluyor!
Maya Salim: Gençlerde bir sorun olduğundan şüphelendiğimde onlara yardım etmeye çalışıyorum! Onlara zarar vermiyorum <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Sırf SOMBRA ile ilişkin var diye seni tutuklayamadığımız için şanslısın, ama <Rütbe> <İsim> Riaja'yı öldürüğüne dair kanıt bulursa, işte o zaman sorunun alasını yaşarsın!

Tekrar teknede...
Jack Archer: Kaybedecen vaktimiz yok <İsim>. Bu vakayı çözmeliyiz!
Jack Archer: Maya ile Profesör Metcalf'ın SOMBRA'ya çalıştıkları ortada, ama onları tutuklamak için işledikleri suça dair kanıtımız yok!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Profesör Metcalf saatini sağ koluna takıyor, yani solak olmalı! Bu da aleyhine başka bir delil demek.
Jack Archer: Bu cinayeti çözmek için yapabileceğimiz tek bir şey var <İsim>. Cinayet mahalline geri dönmeliyiz!

İncele: Demirlenmiş Tekne.
Jack Archer: Hey, bu bir zıpkın mı <İsim>? Ama ucundaki zıpkın kısmı yok! Bu da demek oluyor ki...
Jack Archer: Cinayet silahının kalanını buldun!
Jack Archer: Doğru dedin! Zıpkına yakından bakmamız gerek!
Jack Archer: Katilin o balık ağına bir şey saklamış olabileceğini mi düşünüyorsun? Eh, önsezilerin çalıştımı durmayacağını biliyorum <İsim>. Hadi için arayalım!

İncele: Zıpkın.
Jack Archer: Zıpkındaki o ipliklerden örnek aldın mı <İsim>? O zaman fazla vakit kaybetmeden bunları Lars'a gönderelim!

Analiz et: İplikler.
Jack Archer: Hacı, zıpkından aldığımız ipliklerden ne çıkardın hemen söyle!
Lars Douglas: Açıkçası...
Jack Archer: Usta, o giydiğin şey ne?!
Lars Douglas: Batik! Bu, batik rezerve boyama tekniği ile yapılmış bir Endonezya baskısı.
Lars Douglas: Ustalar canting adlı bir aletle kumaşa benekler veya çizgiler halinde bal mumu uygular ve bu bal mumu da kumaşa uygulanan boyaya direnç göstererek ilginç bir desen yaratır!
Jack Archer: Peki... Yaptığın işlerin her zaman bir anlamı olduğunu biliyorum, yani bize zıpkından aldığımız ipliklerin batik baskılı bir kumaştan geldiğini mi söylüyorsun?
Lars Douglas: Aynen öyle söylüyorum! Katil, kırmızı batik baskılı bir kıyafet giyiyor <İsim>!
Jack Archer: Eh, katil yakında kırmızı batik baskısını turuncu tulumla değiştirmek zorunda kalacak <İsim>!

İncele: Balık Ağı.
Jack Archer: Balık ağının içinden bir adet künye mi çıktı <İsim>? Buraya nasıl gelmiş olabilir ki?
Jack Archer: Üzerindeki kazınmış yazıda diyor ki, "Riaja Somalinggi, Denek No. 3776"!
Jack Archer: Demek bu SOMBRA'nın kimlik bilekliğiymiş!
Jack Archer: Katil, Riaja'nın SOMBRA üyesi olduğunu anlamayalım diye cinayetten sonra bunu saklamaya çalışmış olmalı, ama seni atlatamadı <İsim>! Bu künyeyi hemen Lars'a gönderelim!

Analiz et: Bileklik.
Jack Archer: Usta, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Kurbanın künyesinde ne buldun?
Lars Douglas: Sanjay ve ben anlatmak için ölüyoruz...
Sanjay Korrapati: Daha fazla DNA bulduk <İsim>! Lars onu mikroskopa yerleştirmeme izin verdi! Süperdi!
Lars Douglas: Peki DNA'dan ne çıkardık Sanjay?
Sanjay Korrapati: Açıkçası elimizde sadece kısmi DNA örneği vardı...
Sanjay Korrapati: Ama sahibi her kimse kahverengi gözlü!
Jack Archer: Ha! Katil kanıttan kurtulduğunu sandı ama mal durumuna düşen kendi oldu... Çünkü artık kahverengi gözlü olduğunu biliyoruz! Onu parmaklıklar ardına gönderebiliriz <İsim>!

Jack Archer: İşte bu <İsim>. Riaja Somalinggi'nin katilini tutuklamaya yetecek tüm delillere sahibiz! Kelepçelerini hazır et de gidelim!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Bayan Salim, <Rütbe> <İsim> seni Riaja Somalinggi cinayetinden tutukluyor. SOMBRA'nın beyin yıkamaya direnen çocuklara yaptığı şey bu mu? Onları sırtından vurmak mı?
Maya Salim: Sana daha önce de söyledim <Rütbe> <İsim>! Ben bir psikoloğum. İşim yeni üyeleri değerlendirmek, onları öldürmek değil!
Jack Archer: Peki nasıl oldu da jamunu Riaja'nın oyuncak maymununda bulduk? Oyuncağı senden kaçtığı sırada ormanda mı düşürdü? İzini bu şekilde mi buldun?
Maya Salim: Jamunun sağlık yönünden faydaları Endonezya'da evrensel olarak bilinir... Herkesin içtiği bir şey!
Jack Archer: Kısa kes! Riaja'yı vurmakta kullandığın zıpkına kırmızı batik baskılı şalının izleri takılmış.
Maya Salim: Batik Endonezya'da geleneksel bir giysidir, üç beş iplik hiçbir şeyi kanıtlamaz!
Jack Archer: Pes et Maya! Riaja'nın, cinayetten sonra sakladığın künyesini bulduk... Üzerinde DNA'n vardı!
Maya Salim: .....
Maya Salim: Tamam, ben yaptım... Riaja'yı ben öldürdüm! Ama onu öldürmek istememiştim!
Maya Salim: Uygulamamız gereken talimatlar var <Rütbe> <İsim>. Proramın sonraki aşamasını tamamlamadan kimse kamptan ayrılamaz.
Maya Salim: Bilişsel yeniden eğitim sayesinde de şu ana kadar deneyen olmamıştı...
Maya Salim: Bu yüzden Riaja kaçma girişiminde bulununca... Ne yapacağımı bilemedim! Onu ormana kadar kovaladım ama durmak bilmedi!
Maya Salim: Plaja kadar geldik ve zıpkını görünce... Panikledim! Onu vurdum!
Maya Salim: Niyetim onu öldürmek değildi <Rütbe> <İsim>! Sadece kaçmasına mani olmak istemiştim!
Maya Salim: Aslında sonraki aşama programına hiç geçirilmemeliydi! Bilişsel yeniden eğitimin tam olarak tamamlanmadığı açıktı!
Jack Archer: Sırf şeytani bir örgütten kaçmaya çalıştı diye gencecik bir kızı arkasından vurdun!
Jack Archer: Yargıcın sana merhamet göstermesini istiyorsan, SOMBRA hakkında tüm bildiklerini toparlasan iyi edersin, çünkü Riaja Somalinggi'yi öldürmekten tutuklusun!

Nigel Adaku: Maya Salim, küresel bir suç örgütü adına Riaja Somalinggi'yi öldürmekle suçlanıyorsun. Savunman nedir?
Maya Salim: Suçluyum Hakim Bey. Ama niyetim Riaja'yı öldürmek değildi! Sadece kaçmasını önlemek istemiştim!
Nigel Adaku: Birisinin kaçmasını önlemek için, onu sırtından zıpkınla vurmaktan başka yollar da vardır Bayan Salim.
Nigel Adaku: Lakin her ne kadar hoşuma gitmese de, SOMBRA'nın bu gençler üzerinde yaptığı deneyler hakkında bilgi sağlarsan, vereceğim cezada indirime gitmeye hazırım.
Maya Salim: Aptal değilim Hakim Bey. Konuştuğum anda bitirirler beni. Onun yerine hapis yatmayı tercih ederim!
Nigel Adaku: Bu durumda Uluslararası Mahkeme seni 30 yıl hapisle cezalandırıyor!
Maya Salim: Ben olsam da olmasam da, SOMBRA asla durdurulamayacak <Rütbe> <İsim>!

Şef Ripley: Bir SOMBRA mensubunu daha parmaklıklar ardına tıktığın için tebrikler <İsim>.
Şef Ripley: Lakin asıl iş şimdi başlıyor. SOMBRA'nın beyni yıkanan çaylaklar üzerinde deneyler yaptığını kesin olarak biliyoruz.
Şef Ripley: Keşfettiğin kampın görünüşüne ve Progfesör Metcalf'ın burada bulunmasına bakarsak, deneylerin tıbbi olduğu neredeyse kesin.
Şef Ripley: Asıl öğrenmemiz gereken şey ise SOMBRA'nın bu deneylerle neyi elde etmeye çalıştığı!
Şef Ripley: Seni çetin bir iş bekliyor <İsim>, ama bunu başaracağına inanıyorum!

Sonraki Aşama 3

Şef Ripley: Bir SOMBRA mensubunu daha parmaklıklar ardına tıktığın için tebrikler <İsim>.
Şef Ripley: Ama işin henüz bitmiş sayılmaz. SOMBRA'nın beyni yıkanan çaylakları üzerinde bir tür deneyler yaptığını biliyoruz ama asıl soru şu ki; hangi amaçla?
Şef Ripley: Psikolojik testlerden geçtiklerini öğrendik, ama SOMBRA'nın "sonraki aşama" programında görünenden fazlasının olması gerek.
Şef Ripley: SOMBRA kampına geri dönmeni istiyorum <İsim>. Eğer SOMBRA faaliyetleriyle ilgili herhangi bir ipucu kalmışsa, bulacağımız yer orasıdır!
Carmen Martinez: <İsim>, gitmeden önce Lars seninle Jack hakkında konuşmak istiyor. Gene hangi filmi izleyecekleri konusunda karar veremiyorlarsa yemin ederim...
Şef Ripley: Gidip Lars'ın ne istediğine baksan iyi olur <İsim>. Ha film ha başka bir şey, ekibimde anlaşmazlıklar olsun istemiyorum!
Carmen Martinez: Ben SOMBRA avına çıkmaya her daim hazırım <İsim>! İlk olarak ne yapalım? Kampı mı inceleyelim, yoksa Lars'la mı konuşalım?

Lars'a sorunun ne olduğunu sor.
Lars Douglas: <İsim>, iyi ki geldin! Jack'e bir şeyler oldu!
Lars Douglas: Üçüzleri özlediğimden biraz erkek muhabbeti yapıyorduk, sonra bu olanlar...
Lars Douglas: Ama sonra bir telefon geldi ve bir hışımla dışarı fırladı. Arada da plajla ilgili bir şeyler mırıldanıyordu!
Carmen Martinez: Jack koca adam, peşinden koşmamıza ihtiyacı yok!
Lars Douglas: Ama gerçekten ters bir şeyler olmalı, eminim! Normalde her şeyini benimle paylaşır!
Lars Douglas: Ona bakmak için benimle plaja gelir misin <İsim>?
Carmen Martinez: Bunu siz ikiniz halletseniz <İsim>? Plaja bensiz gidiverin.

İncele: Demirlenmiş Tekne.
Lars Douglas: Jack'i hiçbir yerde göremiyorum <İsim>! Bir şeyler bulabildin mi?
Lars Douglas: Belki aşırı tepki gösteriyorum ama Jack hislerini içine atmaya meyilli ve bu da hiç iyi bir şey değil!
Lars Douglas: Yırtık parçalar mı buldun? O zaman onları bantlayalım!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Lars Douglas: Hey, bu fotoğrafı tanıyorum! Jack ile Asal bunu Moğolistan'dayken çekmişlerdi!
Lars Douglas: Jack bu fotoğrafı hep yanında taşırdı... Neden yırtmak istesin...
Jack Archer: Kendimce nedenlerim var <İsim>!
Lars Douglas: Hacı! Çok endişelendim! Konuşmamız gerek.

Jack'i kontrol et.
Lars Douglas: Hacı, ne oldu yahu? Birden basıp gittin! Deli gibi endişelendim!
Jack Archer: Mecbur kaldım! Asal bu adada bir yerlerde!
Lars Douglas: Asal mı? Fazla güneşte kalmışsın sen usta. Onu Moğolistan'dan beri görmedin! Seni tekneye geri...
Jack Archer: Beni dinle <İsim>! Asal son zamanlarda fazla mesafeli davranıyor... Telefonlarıma bile çıkmıyor bazen...
Jack Archer: Sonunda bu öğlen beni arayınca, aradığı numaranın Endonezya numarası olduğunu fark ettim!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki Asal Endonezya'da ve bana haberi bile vermedi!
Jack Archer: İpucu bulmak için etrafa göz atmalıyız <İsim>. Buralarda bir yerde olduğuna eminim! Hatta bir sonraki maaşım üzerine iddiaya girerim!
Lars Douglas: Plajı bir daha ara bari <İsim>... Sende parayı şimdiden hazır et hacı!

İncele: Plaj.
Jack Archer: Nedendir bilmem ama içimde, bu kasanın Asal'ın nerede olduğunu bize söyleyeceğine dair bir his var <İsim>. Hadi içine bakalım!

İncele: Eski Kasa.
Jack Archer: Biliyordum! Kasada bulduğun şu dalgıç giysisine bak <İsim>!
Jack Archer: Bu Asal'ın giysisi... Üzerinde onun ajan numarası var!
Jack Archer: Asal'ın burada bir yerde olduğunu biliyordum. Ama onu nasıl bula...
Asal Havvaa: Aramana gerek yok... <Rütbe> <İsim>, bitirelim şu işi.

Asal'a Endonezya'da bulunma sebebini sor.
Jack Archer: Bal ayım, Endonezya'da olduğunu neden söylemedin?
Asal Havvaa: İşle aşkı karıştırmanın sonunun hiçbir zaman iyi olmadığını biliyorsun Jack.
Jack Archer: Kısa bir ziyaretten zarar gelmezdi! Burada ne yapıyorsun peki?
Asal Havvaa: Mossad beni buraya göreve gönderdi... Görevin ayrıntıları gizli. İşlerin böyle yürüdüğünü şimdiye kadar anlamış olmalısın.
Asal Havvaa: Sana gelince <Rütbe> <İsim>, SOMBRA'yı araştıran tek teşkilatın Büro olmadığını unutma.
Jack Archer: Daha önce de söyledim kızım, Büro SOMBRA'yı Mossad'dan önce çökertecek!
Asal Havvaa: Böyle davranma Jack. Şahsi bir şey değil bu, ben sadece işimi yapıyorum!
Asal Havvaa: Aramızda küskünlük olmadığını göstermek için lütfen bunu kabul et <Rütbe> <İsim>.

İncele: Gizli Kamp.
Carmen Martinez: Bir tane dosya mı buldun <İsim>? Başlığı solmuş ama üzerindeki şekillere baksana... Koşan, düşünen ve ağırlık kaldıran biri var...
Carmen Martinez: Doğru dedin, bunlar SOMBRA'nın bu kampta yaptıklarıyla bağlantılı olabilir! Dosya'daki solmuş bilgileri toparlayalım!

İncele: Solmuş Dosya.
Carmen Martinez: Dosya'nın ön kapağında "Deneklerin fiziksel tepkileri. Deneyleri yürüten: Prof. Marshall Metcalf"!
Carmen Martinez: Profesör Metcalf'ın bize bir şey anlatmayacağı malum ama bu dosya bize bilgi sağlayabilir! Bunu Elliot'a gönderelim!
Carmen Martinez: Hem Singapur'da olanlardan sonra onu yoklamak için bir sebebimiz olur. Görünmeye çalıştığı kadar iyi olduğundan pek emin değilim...

Analiz et: Metcalf'ın Deneyleri.
Carmen Martinez: Nasıl gidiyor evlat?
Elliot Clayton: Niye herkes bana bu soruyu sorup duruyor? İyiyim ben! En az sizler kadar sağlamım...
Elliot Clayton: Her neyse, bulduğunuz bu dosya inanılmazmış. SOMBRA'nın "sonraki aşama" programının arkasında, insanoğlunun daha önce imkansız olduğunu düşündüğü bir bilim yatıyor!
Carmen Martinez: Bu konuda konuşmaya hazır olduğuna emin misin Elliot? Yani SOMBRA'nın deneylerini birinci elden tecrübe edinmeye epey yaklaşmıştın!
Elliot Clayton: Eminim! Ayrıca şunu duymanız gerek... SOMBRA yeni üyelerini genetik olarak geliştiriyor!
Carmen Martinez: Genetik olarak geliştiriyor mu dedin?! Tam olarak ne yapmak için?
Elliot Clayton: Üyeye göre değişir. Bazıları daha zeki, bazıları daha güçlü, bazıları da tıpkı kurban gibi anormal derecede hızlı yapılıyor... Yıldırım refleksine sahip oluyorlar!
Carmen Martinez: Yani Riaja deneye maruz kalmış!
Elliot Clayton: Bununla da sınırlı değil. Deneylerin bir de ilginç bir yan etkisi var... Bu deneyler deneğin gözlerini sarıya döndürüyor! Tıpkı kurbanınnkiler gibi!
Elliot Clayton: Dosyada tanıdık bir isim daha vardı: Baxter Fraser'ı hatırladın mı <İsim>? Hani şu Tayland'da karşılaştığın Tay boksörü?
Carmen Martinez: Nasıl <İsim>? Baxter sana sarı lens takıyorum mu demişti?
Elliot Clayton: Belli ki yalan söylemiş! Baxter daha güçlü olması için geliştirilmiş bir SOMBRA üyesi!
Carmen Martinez: Bir gözümüz onda olsa iyi olur <İsim>. Ama bu arada gidip Profesör Metcalf'ı tüm bu olanlardaki rolü konusunda sıkıştıralım!
Carmen Martinez: Ha bir de Elliot? Konuşmaya ihtiyacın olursa... Ben hep buradayım.

Profesör Metcalf'a SOMBRA deneylerini sor.
Carmen Martinez: Profesör Metcalf, basıldınız! <Rütbe> <İsim> SOMBRA üyelerine yaptığığınız deney bilgilerinin olduğu dosyanızı buldu!
Marshall Metcalf: Eh, utanacak bir şeyim yok! Başarımla gurur duyuyorum!
Marshall Metcalf: Sen belki anlamazsın <Rütbe> <İsim> ama ben insan ırkını geliştirme uğraşındayım. Bu çocukları kendilerinin daha iyi versiyonlarına dönüştürüyorum!
Marshall Metcalf: Her neyse, yasa dışı bir şey yapmıyorum... Hepsi bu işe gönüllü oluyor!
Carmen Martinez: Beyinleri yıkanmamış olsa pek de gönüllü olacaklarını sanmıyorum! Ayrıca Riaja açıkça üzerinde deney yapılmasından hoşlanmamış!
Marshall Metcalf: Riaja nankörlük etti. Kıymetli kaynaklarımı ona inanılmaz bir hız vermek için harcadım ama karşılığında ne yaptı dersiniz? Ormana kaçtı!
Carmen Martinez: Midemi bulandırıyorsun "Profesör"! Hadi <İsim>, ben bir çılgınlık yapmadan gidelim buradan. Zaten şarj olmak için bir şeyler yesem iyi olacak...
(Marshall Metcalf ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: İşlediği suçlardan dolayı şu sözde Profesör'ü tutuklamak için elimizde yeterli kanıt olmaması kanıma dokunuyor <İsim>!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, bu halimle bir işe yaramam. Biraz temiz hava alıp sakinleşmem gerek.
Carmen Martinez: Şimdi aklıma geldi de, Jack bana maymun ormanından bahsetmişti, bende orada fotoğraf çekmeye can atıyorum! Benimle gelir misin <İsim>?

İncele: Maymun Ormanı.
Carmen Martinez: Harika fotoğraflar çekiyorum <İsim>!
Carmen Martinez: Haa, bir adet telefon mu buldun? İstersen buna göz gezdirebiliriz ama önce kilidini açman gerekecek!

İncele: Cep Telefonu.
Carmen Martinez: Şuna bak <İsim>, açtığın telefonda bir video kaydı var! Bas bakalım oynata!

-Kaydın başı...-
Riaja Somalinggi: Baxter, sana bu videoyu gönderiyorum çünkü fazla zamanım yok!
Riaja Somalinggi: Artık dayanamıyorum. SOMBRA'nın üzerimizde daha fazla deney yapmasına izin veremeyiz!
Riaja Somalinggi: Korkarım ki işleri bittiğinde bizden geriye bir şey kalmayacak!
Riaja Somalinggi: Saklanmamız gerek Baxter. Seninle Aotear...
Riaja Somalinggi: .....

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: <İsim>, Riaja bu videoyu kaçmaya çalıştığı sırada çekmiş olmalı!
Carmen Martinez: Bahsettiği şu Baxter'da kesin Baxter Fraser'dır! Anlattıklarına bakılırsa o da SOMBRA'nın pençesinden kurtulmaya çalışıyormuş!
Carmen Martinez: Riaja "Aotear" diye bir yerden bahsetti ama konuşması yarım kalmış gibi.
Carmen Martinez: Şimdilik yapabilecek pek bir şeyimiz yok <İsim>, ama diğerlerine durumu bildirmemiz gerek.
Carmen Martinez: Riaja için geç kalınmış olabilir, ama Baxter SOMBRA'dan kaçıyorsa onu bulmak zorundayız!

Daha sonra tekrar teknede...
Elliot Clayton: <İsim>, her yerde seni arıyordum! X'ten yeni bir tüyo geldi!
Elliot Clayton: Tek bir sözcük göndermiş: "Aotearoa"... Bundan bir şey çıkaramadım!
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Baxter'a gönderdiği videosu kesilmeden önce Riaja, "Aotear" diye bir şeyden bahsetmişti... Aotearoa demek istemiş olmalı!
Armand Dupont: Birisi Aotearoa mı dedi mes amis?
Armand Dupont: Aotearoa kelime anlamı olarak "uzun beyaz bulut ülkesi" demek... Yeni Zelanda'nın Maori dilindeki adı!
Carmen Martinez: Yeni Zelanda mı?! Riaja kaçamadan öldürülmüş olabilir ama belki de Baxter Yeni Zelanda'ya ulaşmıştır!
Carmen Martinez: Eğer ortada kaçak bir SOMBRA üyesi varsa onu bulmamız gerek! Kim bilir SOMBRA'nın hain planı hakkında bize ne tür bilgiler sağlayabilir!
Şef Ripley: Üyelerini genetik geliştirme programına almadan önce onların beyinlerini yıkadıklarını biliyoruz ama artık nihai hedeflerinin ne olduğunu öğrenmemiz geerkiyor.
Şef Ripley: O yüzden hazırlan <İsim>, seni ilk uçakla Yeni Zelanda'ya gönderiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki