Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Barışıp Anlaşmak/Diyaloglar

< Barışıp Anlaşmak

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments2 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Barışıpanlaşmak.png

David Jones: Seni bilmem <Rütbe> <İsim>, ama ben Amir King'in ölümünden beridir doğru dürüst uyku uyuyamadım.
Jones: Garip garip rüyalar görüyorum... Bu da ne, öf kesin Ramirez arıyordur. Son günlerde sokak kedisi gibi ürkekleşti!
Jones: Efendim Ramirez? Yine ne var?
Eduardo Ramirez: Çok... çok... çok KORKUNÇ bir şey oldu! Çok kan vardı... Ve... BU NEE! Kızın elleri! Kızın elleri nerede?!
Jones: Heey... Sakin ol, Ramirez! Derin nefes al ve neler olduğunu anlat şimdi, <İsim> seni dinliyor...
Ramirez: Şu anda Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanı'ndayım... Şehrin dışında var ya hani. Lütfen <İsim> hemen buraya gelsin... Ne yapacağımı bilmiyorum!

-Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanında...-
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Of neyse ki geldin! Bunu her kim yaptıysa normal biri olamaz!
Jones: Tamam Ramirez, artık bundan sonrasını biz hallederiz. <İsim> şimdi suç mahallini araştıracak, sende biraz sakinleş.

1. Bölüm

İncele: Aloki Karavan Kampı.
David Jones: Aman Yarabbim, <İsim>! Sanki eski bir işkence kitabından çıkmış gibi! Zavallı kızcağız asılmış ve sanki kurbanlık koyun gibi paramparça edilmiş...
Ramirez: Zavallı Sandy! Birinin ona zarar vermek isteyebileceğine inanamıyorum... O, o kadar tatlı biriydi ki!
Jones: Nasıl yani, sen kurbanı tanıyor musun, Ramirez?
Ramirez: Sandy Grimmes, Aloki Kızılderili topluluğu ile birlikte çalışan bir sosyal hizmetli. Yerleşim alanında haftalık devriye mi yapıyordum ki... onu bu halde buldum!
Jones: <İsim>i yerde bulduğun bu hükumet not panosu kurbana ait olmalı... Hadi evraklarıyla birlikte bunu Alex'e gönderelim, kızın yerleşim alanındaki görevini öğrenmek istiyorum.
Jones: Sence bu kırık muska, kurbanın boynundan mı koparılmış dersin <İsim>? Eminim senin toparlama yeteneğin sayesinde bunun nedenini öğrenebileceğiz...
Jones: İyi bir noktaya değindin, <İsim>. Bu takım çantasında önemli bir şeyler olabilir. Hadi içine bir göz atalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan Pandit: Otopsi sonucuna göre Sandy Grimmes, ellerinin koparılması sonucu ciddi miktarda kan kaybederek ölmüş.
Nathan: Bu tarz infazlar, bir çok Amerikan Yerlisi kültüründe, iflah olmaz hırsızlara verilen, oldukça meşhur bir ceza şeklidir...
Jones: Yani Sandy, Amerikan Yerlisi işkencesine maruz kalmış... Kızın Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanında öldürüldüğünü de biliyoruz... Bu hikayenin gidişatını hiç beğenmedim <İsim>.
Nathan: Jones, yerinde olsam hemen bir sonuca varmazdım.
Nathan: Size kesin olarak söyleyebileceğim tek şey, kurbanın göğsünde bulduğum sigara yanıkları.
Jones: Bu da demek oluyor ki katil sigara içiyor! <İsim>, burnunun keskin olduğunu biliyorum... Sigara içen birisini odanın öbür köşesinden tanıyabilirsin!

Analiz et: Kurbanı Evrakları.
Alex Turner: Kurbanın not panosundaki evraklara bakılırsa Sandy'nin, o sabah Keanu isimli bir çocuk suçluyla randevusu varmış...
Alex: Bu çocuk cidden tam bir baş belasına benziyor... Sosyal hizmetler, onu şiddete yatkın çocuk suçlular yüvasına göndermek istiyormuş!
Jones: Şimdiden en önemli şüphelimiz oldu bile! Hadi şu Keanu denilen çocuğu bulalım <İsim>...
Alex: Bir saniye! Gitmeden... Sandy Grimmes'ın, yerleşim yerinde birlikte çalıştığı biri daha varmış. Shanaya isimli bir Aloki kadın...
Alex: Onun geçmişiyle ilgili herhangi bir bilgi bulamadım, ama Sandy'nin bugün onu yoklayacağını söyleyebilirim...
Jones: Haklısın <İsim>, Gidip Keanu ve Shanaya ile konuşmamız lazım!

Keanu ile kurban ile olan randevusu hakkında konuş.
Jones: Keanu, duyduğumuza göre bu sabah Sandy Grimmes adlı bir sosyal hizmetli ile randevun varmış...
Keanu Ashokan: Evet, onunla bir randevum vardı ama gidemedim işte. Ne var, ne olmuş?!
Jones: Şu olmuş, misal kendisi bu sabah öldürülmüş!
Keanu: Beni alakadar etmez. O sosyal hizmetli beni küçük suçlular yuvasına tıkmak istiyordu... Ama artık bunu kafama takmama gerek kalmadı!
Keanu: Bu cicili bicili memurlar biz Alokilere hep yardım etme sözü verip dururlar ama asıl yaptıkları işi bizi topraklarımızdan sürmek. Biz SONSUZA kadar bu topraklarda yaşayacağız!
(Keanu ile konuştuktan sonra)
Jones: Katılıyorum <İsim>, Keanu yabancılara karşı düşmanca bir tavır sergiliyor, özellikle de devlette çalışanlara karşı!
Jones: Atalarından kalan bu topraklardan gönderilmemek için neler yapmayı göze alabileceğini merak ediyorum...
Jones: Haklısın <İsim>, bir gözümüz Keanu'nun üstünde olsun. Bu konuyu daha derine inerek araştırmamız gerekecek!

Shanaya ile kurban ile olan randevusu hakkında konuş.
Shanaya Peota: Sandy'nin başına gelen talihsizliği duydum <Rütbe> <İsim>. Ne kadar yazık oldu... Sandy, tanıdığım en nazik sosyal hizmetlilerden biriydi.
Jones: Sizin için sakıncası yoksa, Sandy ile görüşme nedeninizi öğrenebilir miyiz?
Shanaya: Sandy, boşandığımdan beridir çocuklarımın bakımından sorumluydu... Ben hayatımı düzene sokana kadar çocuklarım da evlatlık olarak yaşıyorlardı.
Shanaya: Sandy işinde çok iyiydi, ama bana sorarsanız, kendi sorunlarımızla bizzat başa çıkabilmemiz için biz Alokilere izin verilmeli.

İncele: Kırık Muska.
Jones: Tebrikler <İsim>! Kurbanın ayaklarının dibinde bulduğun kırık muskayı mükemmel bir şekilde toparladın!
Jones: Üzerinde bir kedi var. Kedileri çok s...
Anakee: Bu kedi değil, şapşal... Panter bu! Alokiler yüzyıllardan beri KÖTÜ ruhları kovmak için panter muskaları takar!
Jones: Aaah!!! Sen de kimsin?! Ne diye arkamızdan sinsice yaklaşıp bizi korkutuyorsun?

Yaşlı Aloki kadına muskayı sor.
Jones: Siz de kimsiniz? Evet, <Rütbe> <İsim> suç mahallinde bir panter muskası buldu, ama siz bunu nereden biliyorsunuz?
Anakee: Benim adım Anakee, Aloki kabilesinin şamanıyım. Tüm hayatım bu adada geçti, bütün sırlarını bilirim.
Anakee: Bulduğun bu panter muskası ta 1643'ten kalma... ve bu cinayeti çözmenizde kilit rol oynayabilir!
Jones: Nasıl peki?
Anakee: Bunu bulmak için, muskanın geldiği yere geri gitmeniz gerekiyor: yani 1643 yılındaki Aloki köyüne!
Jones: İyi hoş diyorsunuz da, 1643'e gitmek için zamanda yolculuğu nasıl yapacağız?
Anakee: Zamanda yolculuk yapmanıza gerek yok ki!
Anakee: Barış çubuğu ve benim şaman ayinim sayesinde, eski Aloki köyünü gözünüzde canlandırabilme yeteneğine sahip olacaksınız. Sanki gerçekten de oradaymışsınız gibi!
Anakee: Hazır olduğunuzda çadırıma gelin, barış çubuğumla sizi bekliyor olacağım!
Jones: Ne dersin <İsim>? Anakee'nin şaman ayini sayesinde, 1643 yılındaki Aloki halkının hayatına yakından bakabileceğiz!

İncele: Malzeme Çantası.
Jones: Aman Allah'ım <İsim>. O takım çantasının içine gizlenmiş olarak bulduğun kabile maskesinin üzerinde taze kan var!
Jones: Haklısın <İsim>, kan oldukça taze olduğuna göre kurbana ait olmalı... Bu da demek oluyor ki katil cinayet sırasında bu maskeyi takmış!
Jones: Maskenin arkasına bakalım! Katil bunu taktığına göre, üzerinde kanıt izi bırakmış olmalı!

İncele: Kızılderili Maskesi.
Jones: İşte bu! Katilin, cinayet işlerken taktığı kabile maskesinin üzerinden salya topladın!
Jones: Hadi bu salyayı Grace'e gönderelim ve maskenin ardındaki katille ilgili neler öğrenebileceğine bir bakalım!

Analiz et: Salya Örneği.
Grace Delaney: Katilin, cinayeti işlerken giydiği kabile maskesinin arkasından toplamış olduğun salya örneğini inceledim <İsim>.
Grace: Salya örneğinde yoğun miktarda diş bakterisi vardı, bu da demek oluyor ki katilin ağız sağlığı hiçte iyi değişmiş... CİDDEN berbatmış!
Jones: Yani Grace, aradığımız manyak katilin ağzı mı kokuyor demek istiyorsun?
Grace: Hem de nasıl! Bu soruşturmada burnunun dikine gitmen gerekecek <İsim>!

İncele: 1643 Kızılderili Köyü.
(İncelemeden önce)

-Anakee'nin şaman çadırında...-
Anakee: Gel <Rütbe> <İsim>, şaman ayinime katılarak 1643 yılından kalan bu Aloki muskasının hikayesini öğren.
Anakee: Barış çubuğu, Aloki köyünün bundan 4 yüzyıl önceki halini görmeni sağlayacak! İnan bana, gerçekten oradaymış gibi olacaksın!
Anakee: Bu çadırda etrafında geçmişten kalan onlarca antik nesne var. Hikayeme ait herhangi bir nesne ilgini çekerse hemen bana söyle, bende sana onu vereyim.
Anakee: Şimdi barış çubuğunu içine çek ve sözlerimin, mazideki Aloki köyünü zihninin içine boşaltmasına izin ver!
Jones: Öyk, ben çok kötüyüm... Aaaaa, başım dönüyor... ve... Oov, bir şeyler görmeye başladım...
Anakee: Mükemmel, barış çubuğu sizi etkilemeye başladı. Şimdi hikayeme kulak verin ve 1643 yılındaki Aloki köyünde olduğunuzu hayal edin...
Anakee: Ey bu toprakların nurlu ruhu, sözlerimin eşliğinde <Rütbe> <İsim> geçmişe güvenle gitsin...

-Kızılderili köyünde, 400 yıl önce...-
Anakee: Sakın kendini kaybedeyim deme <Rütbe> <İsim>... Bir çok giden dönmedi bu seferden...


(İnceledikten sonra) -Şaman ayini sona ererken...-
Anakee: <Rütbe> <İsim>, artık günümüze dönebilirsin. Söyle bakalım neler gördün!

-Günümüz-
Jones: Parmaklarım dondu ve galiba kusacağım... Ama ne yolculuktu öyle!
Jones: Anakee, <Rütbe> <İsim> antik Aloki kalkanını ve birde günlüğü görmek istiyor. Bunlar gerçekten var mıydı, yoksa halüsinasyon mu gördük?
Anakee: Hemde nasıl gerçek... çok da antikler. 400 yıldır ailem bunları saklıyor. Artık onları sana vermemin vakti geldi, <Rütbe> <İsim>.
Jones: İtiraf edeyim <İsim>, geçmişin şu anki soruşturmamıza nasıl yardım edeceğini halen bilmiyorum ama sen önemli diyorsan, sana güveniyorum!
Jones: Haklısın, bu yıpranmış kalkanda tanıdık bir şey var... Üzerindeki desenin neyi temsil ettiğini çıkarabiliyor musun?
Jones: Şu günlüğe baksana, İngilizce yazılmış! İyi de 1643 yılında bir Kızılderili köyünde ne işi var?
Jones: Bazı kısımları solmuş... Ama eminim ki sen onları çözecek ve yüzyıllar önce orada ne işi olduğunu öğrenecek yeteneğe sahipsin!

İncele: Aloki Kalkanı.
Jones: Aloki köyünden aldığımız kalkanın üzerindeki hayvanı tespit etmeyi başardın <İsim>!
Jones: Haklısın, antik kalkanın üzerindeki hayvan bir panter! Muskanın üzerinde yer alan panterin aynısı üstelik...
Jones: ...hani kurbanın takmış olduğu muska!
Jones: Bu panter muskasını daha da derine inerek incelememiz gerekiyor... Belki Anakee bu konu hakkında bir şeyler biliyordur.

-Anakee'nin çadırında...-
Jones: Anakee, bundan yüzyıllar önce Aloki köyünde olan bu antik kalkan hakkında bize bir şeyler anlatabilir misin?
Anakee: O kalkanın asıl sahibi, kabilemizin gördüğü en cesur Aloki savaşçısı olan Keme'dir!
Anakee: 1643 yılında Keme, koruma amaçlı kullanmak üzere ruhları çağırıp o panter muskasının ve o kalkanların içine soktu.
Anakee: Ancak muskanın gücüyle birlikte bir de lanet geldi: Kızılderili olmayan biri taktığında, ona büyük zararlar verir...
Jones: ...Bir saniye! Sandy'nin o muskayı taktığını biliyoruz! Aman Allah'ım <İsim>! Geçmişi incelemekte çok haklıymışsın, kızı o muska öldürmüş!
Anakee: O kadar uzun boylu değil, Müfettiş Jones. Muskanın gücü çok büyüktür... ama öldürecek kadar değil!
Jones: Off <İsim>, bir an önce Keme'nin varislerini bulmamız gerek! Muska bizde olduğu sürece, bizim de zarar görme riskimiz var!

İncele: Soluk Günlük.
Jones: Tebrikler <İsim>! 400 yıllık günlüğün soluk yazılarını şıp diye açığa çıkardın!
Jones: Hımm, bu günlük, Solomon Grimmes adında birine ait... İyi de 1643 yılında bir İngiliz'in Aloki köyünde ne işi varmış ki?
Jones: Aman Allah'ım, haklısın <İsim>! Solomon Grimmes, Sandy Grimmes ile aynı soyadına sahip! Akraba olmalılar!
Jones: Anakee, geçmişin bu vakayla çok yakın ilişkisi olduğundan bahsetmişti... Hadi Solomon'un günlüğünü okuyup onun hakkında daha fazla bilgi edinelim!
Jones: Şöyle başlıyor: "11 Şubat 1643..."

-Solomon'un günlüğü, 1643...-
Solomon Grimmes: 11 Şubat 1643. Bu topraklara geldiğimizden beridir çok meşakkatli zamanlar geçirdik...
Solomon: Biz burada sert kış nasıl yaşanır bilmiyorduk. Haklımızın bir çoğu ısınamadığı ve yiyecek bulamadığı için öldü.
Solomon: Aloki kabilesi bizi mucizevi bir biçimde bulmamış ve köylerine davet etmemiş olsaydı, hepimiz öte dünyaya çoktan göçmüştük.
Solomon: Bu onurlu insanlar sayesinde, ben Solomon Grimmes ve diğer bir çok İngiliz seyyah, bu topraklarda bereketli bir hayat yaşayacağız.

-Solomon'un günlük yazısının sonu...-
Jones: "diğer bir çok İngiliz seyyah, bu topraklarda bereketli bir hayat yaşayacağız."...
Jones: Vay be, demek Alokiler, zorlu kış şartlarında onlara yiyecek vererek Seyyahların hayatlarını kurtarmışlar. Ne kadar muhteşem bir hikaye!
Jones: Haklısın <İsim>, ilk Solomon'a, 1643 yılında Kızılderililer yardım etmiş...
Jones: Sonra da onun birinci dereceden varisi Sandy Grimmes da işi icabı Kızılderililere yardım etmiş...
Jones: Katılıyorum <İsim>, Grimmes ailesinin Kızılderililerle epey bir geçmişi var... Belkide bu tarihi bağ bize cinayeti çözmemizde yardımcı olur!

Daha sonra karakolda...
Jones: Vay anasını! Bu sabah uyandığımda, öğle yemeğine kadar şaman hayhuyuyla uğraşacağımı hiç düşünmemiştim!
Jones: Bu cinayetin geçmişle olan bağlantılarını bir araya getirerek harika iş çıkartıyorsun <İsim>! Öğle yemeği arası vermeye ne dersin?
Jones: ...N'oldu, Ramirez ne diye arıyor ki şimdi?
Jones: Alo?... Alo? Ramirez?
Jones: İlginç, Ramirez neden konuşmuyor ki? Suç mahalline dönsek iyi olacak <İsim>, bir bakalım neler oluyor orada!

-Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanında...-
Jones: Ramirez, burada mısın?... Ramirez?
Ramirez: <İsim>! <İsim>! İmdaat!!! Keanu beni öldürecek!!! Lütfen delikanlı, sakın beni öldürme! Lütfeeeen!!!
Jones: Keanu! Ne yaptığını sanıyorsun sen! Derhal o silahı yere indir!
Keanu: Hayır! Bu polis beni genç suçlular yuvasına tıkmaya çalışıyordu! Tıpkı Sandy gibi!
Jones: Yapma, önce o silahı yere indir, konuşup anlaşabiliriz, olur mu?
*BUM!*

2. Bölüm

Eduardo Ramirez: <İsim>! <İsim>! İmdaat!!! Keanu beni öldürecek!!! Lütfen delikanlı, sakın beni öldürme! Lütfeeeen!!!
*BUM!*

David Jones: Aman ALLAH'IM!!! <İsim>... Sanırsam Ramirez vuruldu!
Jones: Ramirez... Beni duyabiliyor musun? Ramirez! Lütfen aç gözlerini!
Ramirez: AAAAHH!!! Allah'ım, Allah'ım... ÖLDÜM ben! Keanu beni vurdu!
Jones: Hayır Ramirez... Ölmedin. Keanu'nun kurşunu şapkanı delip geçmiş. Belli ki dikkatimizi dağıtıp kaçmak istemiş.
Ramirez: Gerçekten mi? Yani ben... şimdi ölmedim mi?
Jones: Hayır Ramirez. 2 dakika önce ne kadar ölüysen şimdi de o kadar ölüsün... De, o elinde tuttuğun şey ne?
Ramirez: Aa, bir şey tuttuğumu fark etmemişim bile! Sanırsam benzinlikte çalışan birinin kartı... Üzerinde Keanu'nun adı var!
Ramirez: Demek Keanu benzinlikte çalışıyor. Haklısın <İsim>, gidip bir kontrol edelim!

İncele: Benzinlik Marketi.
(İncelemeden önce)
Ron Riggs: Selamlar, sizin için ne yapabilirim?
Jones: <Rütbe> <İsim>, Sandy Grimmes cinayet vakasının şüphelisi olan Keanu Ashokan adlı birisini arıyor. Kendisi ortadan kayboldu...
Ron: Keanu mu? Ah o velet yok mu o velet! Daha ilk gün ne mal olduğunu anlamıştım. Onu hiç işe almak istememiştim... Ama işte o sosyal hizmetli çok ısrar etti!
Ron: Bende iyice kabalaştım... Adım Ron Riggs, buralar benden sorulur.
Jones: Bay Riggs, benzin istasyonunuza bir göz atabilir miyiz? Keanu, yerini bulmamıza yardımcı olacak bir şeyler düşürmüş olabilir...
Ron: Nasıl istersen <Rütbe> <İsim>!


(İnceledikten sonra)
Jones: İyi bir noktaya değindin <İsim>. Keanu bu benzinlikte çalıştığına göre, güvenlik kamerasında mutlaka işe yarar bir şeyler vardır...
Jones: ...ama tabii bunun için şifre gerekiyor. Zahmet olmazsa?
Jones: Haklısın <İsim>... Bu sahte Kızılderili baltasının üzerindeki fiyat etiketinde tuhaf bir kırmızı leke var! Hadi yakından bakalım!
Jones: Ayrıca bulduğun şu çakının üzerinde de solmuş bir gravür var. Ne yazdığını açığa çıkarabilir misin <İsim>?

İncele: Kızılderili Baltası Kopyası.
Jones: Tebrikler <İsim>! Sahte Kızılderili baltasının fiyat etiketinin üzerinden kan toplamayı başardın!
Jones: İyi de satılmakta olan bu yepyeni ürünün üzerinde neden kan olsun ki?! Hadi derhal bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Kan.
Grace Delaney: <İsim>, sahte Kızılderili baltasının fiyat etiketinden aldığın kan örneği kurbana aitmiş!
Grace: Kurbanın kolundaki yaralara bakarsak katil, Sandy'nin ellerini bu baltayı kullanarak kesmiş!
Jones: Nee... yani... <İsim> cinayet silahını mı buldu? Tebrikler!
Grace: Dahası da var... Kurbanın kanında pinen moleküllerine rastladım!
Grace: Pinen molekülleri, terebentinin temel maddelerinden birisidir... Katil, evlerde kullanılan bu kimyasalı baltayı temizlemekte kullanmış olmalı!
Jones: Demek katil terebentin kullanıyor! Tebrikler <İsim>, istediği kadar uğraşsın, ellerine bulaşan kanı temizleyemeyecek!

İncele: Çakı.
Jones: <İsim>, muhteşem adli inceleme yeteneğin sayesinde, çakının üzerindeki soluk gravür artık gün gibi açık! Üzerinde "Solomon Grimmes" yazıyor...
Jones: Solomon Grimmes'ın kurbanın atası olduğunu biliyoruz... İyi de çakısının burada ne işi var?
Anakee: AHA! Tebrikler, çok zekisin <Rütbe> <İsim>... Zehir gibisin hem de! Hehehe!
Jones: AAAH!! Bu da ne...? ANAKEE! Yüreğim ağzıma geldi resmen! Ne işin var burada?
Anakee: Bakıyorum da Solomon'un çakısını bulmuşsun <Rütbe> <İsim>. Ayrıca şans ayağına geldi çünkü sana anlatacağım çok önemli bir şey var.

Anakee ile Solomon'un çakısı hakkında konuş.
Anakee: Solomon'un çakısını bulduğuna göre onunla ilgili hikayeyi öğrenmek istersin diye düşündüm <Rütbe> <İsim>.
Anakee: Bildiğin üzere Alokiler, ölmek üzere olan Seyyahları köylerine getirdi ve onları iyileştirerek sağlıklarına kavuşturdular...
Anakee: ...ve şimdi size Solomon'un bundan sonra yaptıklarını anlatacağım... Her şey 1643 yılının Şubat ayında başladı...

-Aloki Köyü, Şubat 1643...-
Solomon Grimmes: Aloki halkı, siz benim sadece hayatımı kurtarmadınız, kalbimi de kurtardınız.
Solomon: Inaya'yı ölene dek seveceğime dair yemin ettim, o da bana... Ebedi aşkımın kanıtı olarak, isimlerimizi bu kutsal totem direğinin sağ kanadına oydum.
Solomon: Ey yüce halk, bu muhteşem an, iki farklı toplumun tek bir vücut olarak birleştiği gün olarak tarihe geçsin!

-Günümüz...-
Jones: Aaa, Seyyah Solomon Grimmes, onun hayatını kurtaran bir Kızılderili kadına aşık olmuş demek. Bundan daha güzel bir aşk hikayesi olabilir mi <İsim>?
Anakee: İşte bu <Rütbe> <İsim>, cidden çok zekisin. Elbette bu hikayeyi anlatmamın özel bir amacı vardı. O totem kanadını bulman gerek. Aradığın bazı yanıtları orada bulabileceksin.
Jones: Her zaman bir adım öndesin <İsim>! Hadi Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanı'na gidip bu totem kanadını arayalım!

İncele: Güvenlik Kamerası.
Jones: Şifreyi mükemmel çözdün <İsim>! Sanırsam bu yeni bir rekor! Benzinlikten aldığımız bu güvenlik kamerasını laboratuvara göndermenin vaktidir!

Analiz et: Kamera Görüntüsü.
Alex Turner: Benzinliğin güvenlik kamerasına baktım, görünüşe bakılırsa kurban tehdit edilmiş...
Jones: Dur tahmin edeyim: Sandy'yi tehdit eden kişi, tabanca delisi Keanu, değil mi? Hm zaten orada çalışıyor!
Alex: Hayır o değil. Onu tehdit eden kişi benzinliğin sahibi... Keanu yüzünden.
Alex: Görüşmenin tüm kaydı var. Sandy, genç suçlular gönderilmesini engellemek için Keanu'yu, Ron'un benzinliğinde işe sokmuş.
Alex: Ron, Keanu'dan kurtulmak istemiş ama onu kovamamış. Sandy'den onu işten almasını istemiş ama Sandy reddetmiş.
Alex: İşte o zaman olaylar kızışmış. Ron, kızı tehdit etmiş ama Sandy hiç oralı bile olmamış...
Jones: ...ve şimdi öldü! Katılıyorum <İsim>, Ron'la adam akıllı konuşmanın vakti geldi!

Ron'u kurbanı tehdit etmesi hakkında sorgula.
Ron Riggs: O tatlı Sandy Grimmes'ı asla tehdit etmedim! Biz can ciğer kuzu sarmasıydık!
Jones: Yalan atmayı bırak Ron. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre onu tehdit ettiğin gün yüzü gibi ortada. Onu, Keanu'yu işten çıkarmasını istediğin için tehdit etmişsin!
Ron: Of tamam tamam... Beni yakaladınız... Keanu'nun tavırları son zamanlarda git gide kötüleşmişti. Sigaralarımı bile çalmaya başlamıştı! Ama onu kovmam imkansızdı!
Ron: Bende Sandy'yi tehdit ederek, Keanu'ya baskı kurup değişmesini sağlayabilir diye düşündüm... ya da işten çıkarır diye.
Jones: Ve Sandy öldü...
Ron: Ben onu tehdit ettiğim için değil ki! N'olur anla beni <Rütbe> <İsim>. İkimizin dünyaları çok farklı. Burada hayatta kalmak için sert olman gerekiyor.
(Ron ile konuştuktan sonra)
Jones: Haklısın, Ron'un hikayesinden çok pis kokular geliyor... Hatta en az nefesi kadar kötü kokular! Konuşurken geri çekilmek zorunda kaldım, mide bulandırıcıydı!
Jones: Keanu, Ron'dan sigara çalıyorsa, demek oluyor ki ikisi de sigara içiyor! Bunu bir kenara not edelim!

İncele: Karavan.
(İncelemeden önce>
Jones: Hay şansımıza tüküreyim... Totem kanadı, totem direğinden kopartılmış. Artık onu bulmamızın mümkünatı yok!
Jones: Yine de Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanı'nda onu aramak mı istiyorsun <İsim>? Eh, onu bunu zaten senden başka kimse bulamaz!


(İnceledikten sonra)
Jones: Haklısın <İsim>, Solomon ve Inaya'nın isimleri, tıpkı hikayede söylendiği gibi bu totem direği kanadına oyulmuş!
Jones: Ama üzerinde soluk bir gravür daha var. Ne olduğunu açığa çıkarabilir misin <İsim>?

İncele: Totem Direği Kanadı.
Jones: Muhteşemsin <İsim>! Totem direği kanadının üzerindeki soluk gravürü şıp diye açığa çıkardın!
Jones: Peki Solomon ve Inaya'nın isimlerinin yanında ne yazıyor?
Jones: "Sandy + Delsin" mi? Yani Sandy, bu totem kanadının üzerine sevgilisinin adını mı yazmış? Tıpkı atası Solomon'un yaptığı gibi!
Jones: Delsin'in kim olduğunu merak ettim...
Anakee: Aa! Büyük savaşçı Keme'nin hikayesini hatırladın mı <Rütbe> <İsim>? Delsin işte onun varisi!
Jones: Anakee! İkide bir bizi korkutup durmasana! Katılıyorum <İsim>, Delsin'i bulup Sandy ile olan ilişkisi hakkında konuşmalıyız!

Delsin'e kurban ile olan ilişkisini sor.
Jones: Delsin, duyduğumuza göre Sandy Grimmes ile bir ilişkin varmış...
Delsin Peota: Evet vardı... Mahvolmuş durumdayım <Rütbe> <İsim>!
Delsin: Diğer Alokiler, Kızılderili olmayan bir kızla birlikte olduğum için beni eleştirdiler ama umursamadım. Sandy'ye olan aşkımın kanıtı olarak ona çok değerli bir aile yadigarını hediye ettim: Keme'nin panter muskası!
Jones: Yani lanetli panter muskası, büyük savaşçı Keme'ye mi aitti? Hani Kızılderili olmayan birisi taktığında ona zarar verecek olan muska?
Delsin: Ne? Saçmalamayın...Atalarım asla lanetli bir muska yapmaz!
Delsin: Özür dilerim <Rütbe> <İsim>, şimdi gidip sigara almam gerekiyor. Sandy hakkında konuşunca canım yanıyor, acımla sadece sigara içerek başa çıkabiliyorum.
(Delsin ile konuştuktan sonra)
Jones: Katılıyorum <İsim>, Delsin, atasının muskasını Sandy'ye olan aşkını kanıtlamak için verdiğini söyledi...
Jones: Peki ya yalan söylüyorsa ve muska gerçekten de lanetliyse, o zaman onu Sandy'ye zarar versin diye vermiş olabilir!

Daha sonra karakolda...
Jones: Of, neyse ki olayların özetini geçmek için karakola geldik <İsim>... Bu kadar şeyden sonra bir kahveye ihtiyacım vardı!
Jones: Solomon Grimmes'ın kendi hayatını kurtaran bir Aloki kızına aşık olmuş olması çok romantik...
Jones: Ve onun varisi Sandy'de, yardım etmek için uğraştığı bir Aloki'ye aşık oluyor...
Jones: Peki Delsin ne yapıyor... Ona lanetli bir muska veriyor! Haklısın, bir gözümüz üzerinde olsun!
Jones: Ama şu an Keanu hala firarda. Ve Ramirez'i tabancayla tehdit edebiliyorsa...
Jones: Onu uzaklara yollayacağını düşündüğü bir kadına kim bilir neler yapmaz!
Anakee: <Rütbe> <İsim>! İmdat!! Yardım et! Ecelim geldi! Sandy'nin katili beni öldürmek istiyor! Ciyaaak!

3. Bölüm

Anakee: <Rütbe> <İsim>! İmdat!! Yardım et! Ecelim geldi! Sandy'nin katili beni öldürmek istiyor! Ciyaaak!
David Jones: Anakee, sakin ol! Burada gövendesin. Anlat bize, sorun nedir?
Anakee: Katil... biraz önce taşınır telefonumdan beni aradı! Sizinle benzinlikte konuştuğumu görmüş.
Anakee: <Rütbe> <İsim>, eğer sana yardım etmeyi bırakmazsam beni de öldüreceğini söyledi!
Anakee: O kadar telaşlandım ki, çubuğumu sedir yağı yerine terebentin ile temizledim!
Jones: Endişelenme Anakee; <İsim> şimdi benzinliğe gidip katili yakalar!

İncele: Market Rafları.
Jones: Hımmmm... Şu paramparça fotoğraf yakın bir zamanda çekilmişe benziyor! Sana zahmet şunu bir araya getirebilir misin <İsim>?
Jones: Demek Keanu'nun bordrosunu buldun! Ama sayfanın üzerindeki yazılar bulanıklaşmış... Açığa çıkarabilir misin acaba?

İncele: Ödeme Fişi.
Jones: Muhteşemsin <İsim>! Keanu'nun bordrosunun üzerindeki soluk el yazısını açığa çıkarmayı başardın!
Jones: Bakalım üzerinde ne yazıyor: "Sandy senin düşmanın, seni uzaklara yollayacak!"
Jones: Sanki birisi, Keanu'nun Sandy'yi öldürmesini sağlamaya çalışmış...
Jones: ...Peki ya Keanu bu tavsiyeye uyup onu öldürdüyse?!
Keanu Ashokan: Sandy'yi ben öldürmedim! Sözünü hemen geri al yoksa se...
Jones: Eller yukarı Keanu! Ramirez'e saldırdığın için seni göz altına alıyoruz... Ayrıca Sandy Grimmes cinayeti ile ilgili olarak sorgulanacaksın!

Keanu'yu cinayet mahallinden kaçması hakkında sorgula.
Keanu Ashokan: Bakın, o polis memuruna yaptığım şey içim özür diliyorum... Polisler etrafta dolaşmaya başlayınca tırstım... Ben katil falan değilim!
Keanu: Yani evet, beni yollamaya çalıştığı için Sandy'ye kızmıştım...
Keanu: Randevumuzdan önce arabasını parçalamak istiyordum... Ama oraya vardığımda, çoktan ölmüş olduğunu gördüm!
Jones: İyi de Keanu, Sandy seni uzaklara göndermeye çalışmıyordu ki! Aksine, seni yerleşim yerinde tutabilmek için uğraşıyordu!
Keanu: Ne?! Ama terebentin kutularını açtıktan hemen sonra, Ron bordromun üzerinde bana bir mesaj iletmişti. Nasıl yani, bana yalan mı söyledi?!
Keanu: Aman Allah'ım, demek Ron, sırf ben Sandy'ye zarar vereyim diye bana yalan söylemiş! Nasıl oldu da o sıçanın sözlerine inandım?!
(Keanu ile konuştuktan sonra)
Jones: Seni bilmem <İsim>, ama ben artık Ron'un yalanlarından feci sıkılmaya başladım... Hadi benzinliğe gidip şunu adamakıllı sorgulayalım!

Ron'u kurbanın canın yakmak istemesi hakkında sorgula.
Ron Riggs: Aman tamama, Keanu'ya yalan söyledim! Sandy'nin onun düşmanı olduğuna inanmasını istedim!
Jones: Ama neden?
Ron: Çünkü onu işe almayı hiç istememiştim! Yerleşim yerinde kalabilmesi için Keanu'yu işe almamı Sandy istemişti!
Ron: O sosyal hizmetli denen kadın, genç suçlu programı için yıllardır benim işlerimi kullanıp durdu... Bu kabus gibi çocukların gelmesinden artık bıkmıştım!
Jones: Bakalım doğru anlamış mıyım... Keanu2ya yalan söyledin çünkü Sandy'yi korkutmasını istiyordun... ya da daha kötü şeyler yapmasını!
Ron: Ne derler bilirsin... Bu dünyada kimsenin gözünün yaşına bakılmaz, <Rütbe>!

İncele: Parçalanmış Fotoğraf.
Jones: Harikasın <İsim>! Toparladığın o paramparça fotoğraf, Shanaya ve iki çocuğunun bir arada çekilmiş fotoğrafıymış!
Jones: Baksana... Üzerinde bir şey yazıyor: "Sandy, eğer aileme zarar verirsen seni öldürürüm!"
Jones: Kurbana yazılmış bir tehdit bu!
Jones: Sandy'nin, Shanaya'nın çocuklarını evlatlık yerleştirdiğini biliyoruz... Ama Shanaya yine de onu seviyor gibiydi!
Jones: Haklısın <İsim>, gidip Shanaya'dan bize bu fotoğraf hakkında neler söyleyebileceğini öğrenelim!

Shanaya'yı kurbana karşı yazılmış tehdit notu hakkında sorgula.
Jones: Shanaya, senin ve çocuklarının olduğu bir fotoğraf bulduk... Üzerinde de Sandy'ye yazılmış bir tehdit vardı!
Shanaya Peota: ..."Sandy, eğer aileme zarar verirsen seni öldürürüm!"... Bunu ben yazmadım! Kesin Delsin yazmıştır!
Jones: Dur biraz... Delsin'in bununla ne ilgisi var?
Shanaya: Eh, çünkü biz bir zamanlar evliydik...
Jones: Sen ve Delsin evli miydiniz?!
Shanaya: Evet, ama geçenlerde boşandık...
Shanaya: ...sonra da o, çocuklarının sosyal hizmetlisi olan kadınla çıkmaya başladı... Ne süper, değil mi?
Shanaya: Neyse ki iyi babadır. Hala benimle ve çocuklarımla birlikte parmak boyası yapar... Ama o geri zekalı geçen hafta ellerini temizlemek için benim terebentinimi kullandı!
Shanaya: Ayrıca onun o leş kokan ağzını da hiç özlemedim! Sanki ağzının içinde kokarca ailesi yaşıyor sanırsınız!
(Shanaya ile konuştuktan sonra)
Jones: Shanaya'nın hakkı var, onun da ağzı leş gibi kokuyor!
Jones: İyi bir noktaya değildin <İsim>. Delsin'e gidip, neden çocuklarının fotoğrafı üzerine Sandy'yi tehdit eden bir mesaj yazdığını soralım!

Delsin'i kurbana karşı yazılmış tehdit notu hakkında sorgula.
Jones: Delsin, öğrendiğimize göre Sandy'ye üzerinde tehdit yazılı bir fotoğraf vermişsin. Bu konuda söyleyeceğin bir şey var mı?
Delsin Peota: O kadın tehdit edilmeyi hak etmişti <Rütbe>. Kimse benim ailemle uğraşamaz!
Jones: Ama Sandy senin ailene yardım etmeye çalışıyordu... Hem sen bize ona aşık olduğunu söylemiştin!
Delsin: Olmuştum... ta ki çocuklarımı evlatlık yerleştirene kadar!
Delsin: Geçen hafta Sandy, çocuklarımı, ağzından sigara düşürmeyen eski karımın himayesinden aldırdı...
Delsin: Ama bana vermek yerine çocuklarımı bir eve evlatlık yerleştirdi! Çılgına döndüm!
Delsin: O anın gazıyla Sandy'ye o tehdidi gönderdim... Söylediklerimden pişman değilim ama ona asla elimi sürmedim.

Daha sonra karakolda...
Eduardo Ramirez: <Rütbe> <İsim>, Anakee geldi. Seni son bir kez görmek istediğini söylüyor!
Jones: Anakee mi? Aaa... İşimizi huzur içinde yapmamız için ne zaman bizi rahat bırakacak acaba? Gönder gelsin, Ramirez...
Anakee: <Rütbe> <İsim>... son bir kaç saattir ruhlar dünyasıyla yoğun temas halindeyim ve söylediklerine bakılırsa geçmişte tamamlanması gereken bir işin varmış...
Anakee: Aloki köyünü tekrardan ziyaret etmeye hazır olduğunda çadırıma gel <Rütbe> <İsim>. Barış çubuğumla seni bekliyor olacağım!

İncele: 1643 Kızılderili Kamp Ateşi.
(İncelemeden önce)
Anakee: <Rütbe> <İsim>, bundan 400 yıl önceki Aloki köyüne yolculuk yapmaya hazır mısın?
Anakee: Bu kez daha güçlü dozda barış çubuğu hazırladım. Şimdi içine çek ve 1643 yılına gitmek üzere hazırlan.
Jones: Öyk... Çok tuhaf bir his bu... Sanki ruhum havada süzülüyor gibi...
Anakee: Mükemmel, artık Aloki köyüne olan yolculuğuna başlamaya hazırsın!
Anakee: Ey bu toprakların nurlu ruhu, sözlerimin eşliğinde <Rütbe> <İsim> geçmişe güvenle gitsin...

(İnceledikten sonra)
-Şaman ayini sona ererken...-
Anakee: <Rütbe> <İsim>, artık bugüne dönebilirsin. Söyle bakalım neler gördün!

-Günümüz...-
Jones: Vay anasını... Yol tuttu sanırım, Değil mi? Ne yolculuktu ama!
Jones: Anakee, şu hayvan derisi parçaları <Rütbe> <İsim>'in dikkatini çekti. Bu kadar yıl sonra bunlar acaba hala sende midir?
Anakee: Bende! <Rütbe> <İsim>, onları toplamayı başarırsan, inanılmaz bir hikaye ortaya çıkacak!

İncele: Hayvan Derisi Parçaları.
Anakee: Harikasın <Rütbe> <İsim>! Toparladığın o hayvan derisi parçalarından Keme'nin trajik öyküsünü anlatan çizimlere ulaştık...
Anakee: Tüm Alokiler bu elim hikayeyi yürekten bilir, çünkü halkımızın kaderini değiştiren bir an olarak tarihe geçmiştir!
Anakee: Bu hayvan, Keme ile sevdalısı Inaya isimli Aloki kızı arasındaki hikayeyi anlatıyor. Beşik kertiğiydiler ve hayatlarını sonsuza kadar bir arada geçireceklerdi...
Anakee: Ta ki o gün Inaya, Solomon Grimmes adlı Seyyah'ın hayatını kurtarana ve kalbini ona kaptırana kadar...
Anakee: Keme'nin kalbi kırıldı ama Inaya'nın arzularına saygı göstermek zorundaydı... Ama bu durum onu büyük ruhlara yemin etmekten alıkoymadı...

-Aloki Köyü, 1643...-
Keme Peota: Varislerimden herhangi biri bir gün ola ki Solomon Grimmes'ın varisiyle karşılaşırsa, mutlak suretle aşkımın intikamını ala!
Keme: Bu intikam, elini koparıp öldürülmesiyle gerçekleşe! Aloki kanunlarına göre, her kim başkasının sevdalısını çalarsa, elini ve canını da yitirmiş olur!

-Günümüz...-
Anakee: ...ve bir şekilde Keme'nin ruhlara ettiği öfkeli yemin her şeyi değiştirdi. Aloki köyünde hayat o günden sonra asla huzura kavuşmadı...
Jones: Aman Allah'ım, haklısın <İsim>. Ya delsin, Keme'nin sevdalısını yitirmesinin intikamını, Solomon'un varisini öldürerek aldıysa?!
Jones: Galiba çok yaklaştık... Ama kayıp olan son halka beni çıldırtacak. Ne dersin, son bir kez suç mahalline gidelim mi <İsim>?

İncele: Aloki Karavan Kampı.
Jones: Harikuladesin <İsim>! Kurbanın ceketini buldun! Üzerinde isimliği var!
Jones: Daha yakından mı bakalım diyorsun? Sana karşı gelmek ne haddime!
Jones: Hımmm... Evet, o sepete de göz atsak iyi olur... Son baktığımızda orada değildi!

İncele: Sepet.
Jones: Çok iyi yakaladın <İsim>! Bulduğun bu halat, katilin kurbanı bağlamakta kullandığı halatın tıpatıp aynısı!
Jones: Katılıyorum... Üzerinde katile ait bir şeyler olup olmadığını anlamak için yakından baksak iyi olur!

İncele: Halat.
Jones: Suç mahallindeki sepetten çıkardığın o halatta minik cam boncuklar buldun!
Jones: Acaba bunlar nereden gelmiş... Hadi bunları Grace'e gönderelim, bakalım o bize daha fazlasını söyleyebilecek mi?

Analiz et: Cam İnci Parçaları.
Grace: Muhteşem! <İsim>, bulduğun bu cam boncuklar seni katilin ensesine yaklaştırdı sayılır!
Grace: Aynı cam boncukları, katilin kurbanı bağlamak için kulladığı aynı halatta buldun...
Grace: Boncukların üzerinde eser miktarda terebentin izlerine rastladım... Bu da demek oluyor ki boncuklar katile aitmiş!
Grace: Katil hiç kuşkusuz üzerinde boncuk olan bir kolye takıyormuş... Böyle küçük boncuklar çok kolay bir şekilde kopabilir!
Jones: O zaman boncuklu kolye takan bir katil aradığımızı biliyoruz! Harikasın, Grace!

İncele: Kurbanın Ceketi.
Jones: Mükemmelsin <İsim>. Kurbanın ceketinden deri toplamayı başardın! Çabuk, hemen bunları laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Deri Hücresi Örneği.
Grace: Kurbanın ceketinde bulduğun deri hücrelerini mikroskop altında analiz ettim ve sana iki şey söyleyebilirim...
Grace: Öncelikle, bunlar kurbanın derisiyle eşleşmiyor... Bu da demek oluyor ki bunlar katile ait!
Grace: İkincisi, deri hücrelerinde kalıcı mürekkep izleri vardı...
Grace: Başka bir deyişle, dövmeli bir katil arıyorsun!

Jones: İşte bu kadar <İsim>, artık bu baltalı katili parmaklıkların ardına tıkmanın vakti geldi!

Katili Tutukla.
Jones: Shanaya Peota, Sandy Grimmes'ı öldürmekten tutuklusun!
Shanaya Peota: HAYIR! Sizin kanunlarınızı TANIMIYORUM! Yaptığım şey doğru ve adildi!
Shanaya: <Rütbe> <İsim> olmasaydı paçayı kurtarabilirdim!
Shanaya: Ne yapmam gerektiğini biliyordum... Sandy'yi, Keanu ile randevusuna gelirken gördüm...
Shanaya: Üzerine atladım ve onu direğe bağladım. Sonra o hırsız ellerini, benzinlikten çaldığım baltayla kopardım!
Jones: Dur! Bu kadarı yeter... Gerisini Yargıç Hall'a anlatırsın!

Olivia Hall: Bayan Shanaya Peota, bunca yıllık yargıçlık hayatımda işlediği canice suçtan pişman olmayıp bu kadar gurur duyan birini daha görmedim...
Shanaya: Peki ya ONUN işlediği suç? O kadın, kocamı ayartmak için yabancılığının avantajını kullandı...
Shanaya: ...sonra da çocuklarımı benden aldı!
Shanaya: Sandy, yerleşim yerimizde çalışmaya başlayana kadar ben mutlu bir Aloki annesiydim... Beni herkesin gözü önünde alay konusu haline getirdi!
Shanaya: Ayrıca Alokiler'de böyle bir şey ilk kez yaşanmıyor!
Shanaya: Solomon Grimmes, savaşçı Keme'nin beşik kertiğini çaldığı gün, halkımızın asırlık huzurunu da lekelemiş oldu!
Shanaya: Artık hem ulu Keme'nin, hemde benim intikamımız alınmış oldu!
Hall: Bayan Peota! Geçmiş yanlışları yeni suçlarla düzeltemezsiniz!
Hall: Sandy Grimmes'ı acımasızca katletmekten ötürü sizi şartlı tahliyesiz müebbet hapse mahkum ediyorum! Mahkeme sona ermiştir!

Jones: <İsim>... Senin keskin içgüdülerin ve adli yeteneklerin olmasaydı böyle dolambaçlı bir vakayı nasıl çözerdik inan bilmiyorum...
Jones: Ayrıca bizi gerçeğe seve seve yaklaştırma konusunda gösterdiği çaba için Anakee'ye teşekkür etmemiz gerek... Halklarımızın, birlikte oldukları sürece neler başarabileceklerini net bir şekilde gözler önüne serdi.
Jones: Ama ya bize yine barış çubuğu ikram ederse... Bu kez kesin kez hayır diyeceğim! Hayatımın sonuna kadar yetecek tribi attım sayılır!

Ek Soruşturma

Gecenin bir yarısı, Grimsborough Polis Karakolu...
Alex Turner: <İsim>, üç saattir Aloki kabilesiyle ilgili eski gazete makalelerini tarıyordum.
Alex: Bundan on yıl önce, Aloki karavan parkında yaşanan bir kundakçılık vakası çözülmeden kapanmış. Görünüşe bakılırsa o yangında çok değerli belgeler yanmış.
Alex: Bu vaka oldukça gizemli, çünkü Emniyetin veri tabanında bu olayla ilgili tek bir veri yok. Sanki o yangın hiç olmamış gibi!
David Jones: Katılıyorum <İsim>... Ateş olmayan yerden duman çıkmaz! Aloki kabilesini de tanıdığımıza göre, gidip onlara bu gizemli olayı soralım.
Jones: İşe önce Delsin'i sorgulayarak başlayalım. O Alokilerin temsilcisi, yangınla ilgili mutlaka bir şeyler biliyordur.
Jones: Haklısın <İsim>! Ron'u da sorgulamayız. Uzun zamandır burada yaşıyor, bir şeyler hatırlıyor olabilir.

Ron'a kundak hakkında ne bildiğini sor.
Jones: Ron? Eğer sakıncası yoksa, <Rütbe> <İsim> sana bundan on yıl önce Aloki Yerleşim Yerinde çıkan yangınla ilgili bir kaç şey sormak istiyor.
Ron Riggs: O yangınla ilgili pek bir şey hatırlamıyorum aslında. Ama hangi gün olduğunu çok net hatırlıyorum, çünkü benzinliğim bir gün önce soyulmuştu.
Ron: Bir kaç bidon benzin ve bir de büyük konteynır dolusu neftyağı çalınmıştı. Hırsızlığı karakola bildirdim ama Grim Polisi, belki benim gibi yaşlı bir huysuza yardım edemeyecek kadar meşguldü...
Ron: Bir kaç gün sonra, marketimin duvarına garip bir şey saplandı. Çıkarırken koptu ama bir yerlere sakladım, gerçekten çok parlak bir şeydi. Marketi aramak ister misiniz?
Jones: Bunun yerleşim yerindeki kundakçılıkla ilgisi var mı bilmiyorum, ama kaybedecek bir şeyimiz yok.

İncele: Benzinlik Marketi.
Jones: Tebrikler <İsim>, parlak, kırık bir metal buldun! Sence Ron'un bahsettiği nesne bu olabilir mi?
Jones: Bakalım... Hırsızlıkla ve yerleşim yerindeki yangınla bir ilgisi olup olmadığını anlamak için bunu onarmamız gerek.

İncele: Parlak Metal Parçalar.
Jones: İyi iş çıkardın <İsim>! Ron'un benzinlikte sakladığı bu "garip şey" bir ninja yıldızı çıktı. Ve şekilde aslında...
Jones: ...Kızıl Tarikat simgesine mi benziyor?! Bu da ne şimdi? Malını çaldıktan sonra ne diye Ron'un duvarına bu ninja yıldızını atsınlar ki?
Jones: Kulağa hiç mantıklı gelmiyor, Kızıl Tarikat ne diye benzin bidonu çalsın ki?
Jones: Hırsızlıkla ilgili daha fazla bilgi almak için Ron'u sorgulamamız gerek. Bu, tahminimden daha ciddi bir olaymış.

Ron'a dükkanındaki soygunu anlat.
Jones: Ron, soygundan birkaç gün sonra marketinde bulduğun şey bir ninja yıldızıymış! Acaba soygun öncesindeki günlerde herhangi sıra dışı bir olay yaşanmış mıydı?
Ron: Aslında, çok öyle özel bir şey hatırlamıyorum. Siz bence bu hırsızlık olayını biraz fazla ciddiye aldınız... Alt tarafı bir kaç bidon benzin çalındı nihayetinde!
Jones: Ron, belli ki marketine giren şahıs öyle alelade bir hırsız değilmiş. <İsim> daha fazla delil bulmak için tetikte olacak...
Ron: Haa... anladım... O zaman kusura bakmayın, pek yardımcı olamadım. Ama hırsızlığa gösterdiğiniz bu ilgiye teşekkür etmek için, benzinliğimde geçerli bu hediye çeklerini alın!

Delsin'e kundağı sor.
Delsin Peota: <Rütbe> <İsim>, seni bu kadar çabuk tekrar görmeyi ummuyordum. Bu sefer ne istiyorsun?
Jones: 10 yıl önce Aloki Kızılderilisi Yerleşim Alanında bir kundakçılık saldırısı olmuş. Bu olayı hatırlıyor musun?
Delsin: Tabii o olayı hatırlıyorum! Herkes hatırlıyor. Geleceğimizi mahvetti. Bizim daha fazla toprak almamızı engellemek için yerleşim yeri hedef alındı!
Delsin: Daha fazla toprağa sahip olduğumuzu kanıtlayan eski Hükumet belgelerine ulaşmıştık... Günler sonra o belgeler yangınla yok edildi!
Jones: Peki polis kundakçılıkla ilgili hangi bilgilere ulaştı? Kimin yaptığı bulunabildi mi?
Delsin: Soruşturma yapılmadı bile! Resmi şikayette bulunduk, ama kimse bizi ciddiye almadı...
Delsin: Yangından kurtarabildiklerimizi kurtardık ve küçük bir sandıkta sakladık. Bakmak isterseniz size onu verebilirim...
Jones: Teşekkürler Delsin, suç mahallini araştırıp o söylediğin küçük sandığı arayacağız. Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Aloki Karavan Kampı.
Jones: Tebrikler <İsim>, bu Delsin'in bize bahsettiği şu küçük sandık olmalı. Hadi içine bir göz atalım!

İncele: Delsin'in Kutusu.
Jones: Haklısın <İsim>, Delsin'in kundakçılık saldırısından kurtardığı bu kavrulmuş bıçak çok tanıdık geliyor... Sanki...
Jones: Aaa! Bu Grimsborough Emniyetinin maket bıçağı, benimkinin aynısı! Kundakçılık saldırısında bir polis bıçağı mı kullanılmış?!
Jones: Kavrulma izlerine rağmen, üzerindeki seri numarasını açığa çıkarabiliriz. Buna bir göz atmak istermisin <İsim>?

İncele: Yanık Çakı.
Jones: Bu kavrulmuş bıçağın üzerindeki seri numarasını açığa çıkarmanın senin için çocuk oyuncağı olacağını biliyordum!
Jones: Haklısın <İsim>, bu bıçak büyük ihtimalle polis veri tabanında kayıtlıdır. Kime ait olduğunu Alex'e soralım.

Analiz et: Polis Çakısı Seri Numarası.
Jones: Alex, sana getirdiğimiz, Aloki Yerleşim Yeri yangınında kullanılan şu bıçağın kime ait olduğunu bulabildin mi?
Alex: <İsim>... buna inanmayacaksın... yerleşim yerinde bulduğun bıçak Samuel King'e aitmiş!
Jones: Ne?! Mümkün değil! Bunun mutlaka bir açıklaması olmalı...
Alex: Birisinin bu bıçağı çalıp kullanmış olma olasılığı var tabii, ama King herhangi bir kayıp raporunda bulunmamış...
Jones: Yani King'in, kundakçılık olayında bir parmağı olabilir mi? Elimde sağlam bir kanıt olmadan buna inanmam!
Jones: Haklısın <İsim>, Delsin'e bu bıçaktan bahsetmeliyiz, ne de olsa bunu öğrenmeye hakkı var!

Delsin'e Aloki Kampındaki yangını anlat.
Jones: Delsin, bu bıçağı yıllarca sakladığın için teşekkürler... Harika bir kanıt! Bu bıçağın bir polis memuruna ait olduğunu öğrendik!
Delsin: Biliyordum! O yangını bir polis çıkarmış olmalıydı zaten... Şikayet dilekçesi verdiğimizde polis Amiri bizi umursamamıştı! Belki de O yapmıştır! Polisin, halkıma böyle bir şey yapmış olduğuna inanamıyorum!
Jones: Lütfen sakinleş Delsin. Henüz elimizde kesin bir kanıt yok. Polisten birinin, böyle bir yangın başlatmasına neden olabilecek bir şey var mı?
Delsin: Bu yangının, daha fazla toprak hakkımızın olduğunu kanıtlayan belgeleri yok etmek amacı ile çıkarılmış olduğundan eminim, ama bunu neden bir polis memuru yapar, işte onu bilemiyorum!
Jones: Merak etme Delsin, <İsim> bu olayı çözecektir! Ama önce bir şeyler yiyelim <İsim>, motivasyona ihtiyacım var!

Daha sonra karakolda...
Jones: <İsim>, bu hiç hoşuma gitmiyor...
Jones: Bir yandan, King'in bıçağının Aloki Yerleşimindeki kundakçılık olayında kullanıldığını öğrendik. Ama King, hiç kayıp raporu vermemiş... Bu yüzden ister istemez onun bu olaya karıştığını düşünüyorum!
Jones: Diğer yandan, Ron, yangından bir gün önce benzinliğinden yanıcı maddeler çalındığını söyledi... Kızıl Tarikat tarafından yapıldığı bariz olan bir hırsızlık olayı.
Jones: Haklısın <İsim>, bu yanıcı maddeler yangını çıkarmakta kullanılmış olmalı... Bu da demek oluyor ki, eğer bu işi King yaptıysa, bunu Kızıl Tarikat adına yapmış!!
Jones: Ben... Böyle bir şey yapabileceğini aklım almıyor!
Jones: Ama haklısın, elimizde hala kesin bir kanıt yok. Hadi gidip yerleşim yerinden biriyle konuşalım... Anakee! Yaşlı olduğuna göre birçok şeyi hatırlıyor olmalı!

Anakee'ye kundağı sor.
Anakee: <Rütbe> <İsim>, beni tekrar ziyarete geleceğini biliyordum. Seni buraya geçmişten gelen hayaletler getirdi, değil mi?
Jones: Ee... Bir bakıma öyle. Aloki kampında bir kaç yıl önce çıkan ve oradaki mülkiyet belgelerini yok eden yangınla ilgili bir kaç şey sormak istiyoruz.
Jones: Vakayı soruşturuyoruz ve elimize... şaşırtıcı bazı şeyler geçti. Ama hala eksik olan bir şeyler var. Belki siz neler olduğunu hatırlıyorsunuzdur.
Anakee: Bende o yangından kalan bir şey var! Kampın yıkıntıları arasından kurtarmıştım. Yanıt almak için bilgelere götürüp sordum ama bu konuda ağızlarını açmadılar.
Anakee: O günden beri saklıyorum çünkü bir gün birinin buna ihtiyaç duyacağını biliyordum. Bunu alabilirsin <Rütbe> <İsim>, belki senin iç gözün benden daha iyi görür ve sırlarını açığa çıkarır.
Jones: Teşekkürler Anakee! Hadi buna yakından bir göz atalım <İsim>! Neler öğrenebileceğimizi düşündükçe yanıp tutuşuyorum!

İncele: Neftyağı Konteynır Hurdası.
Jones: Tebrikler <İsim>! Anakee'nin sana verdiği nefyağı konteynır hurdasından kan örneği almayı başardın!
Jones: Bu kan örneğini hemen Grace'e gönderelim ve kundakçılıkla ilgili neler bulabileceğine bakalım!

Analiz et: Kan Örneği.
Grace Delaney: <İsim>, neftyağı konteynırından aldığın kan epey eskimiş, ama yapısını bozmadan DNA'sını çıkarabilmek için bir çözücü sentezledim. Kanın kime ait olduğunu biliyorum ama söyleyeceklerim sizi mutlu etmeyecek...
Grace: Kayıtlı kundakçı veri tabanına baktım, ama bir şey bulamadım. Öyle olunca daha genel bir arama yaptım, ama yine çıkmadı.
Grace: Suç mahallinde bir polis bıçağı bulunduğundan, polis memuru verilerini arattım... Sonuç kaçınılmaz, bu kan King'e ait!
Jones: Ne?!?! Yani King, Ron'un marketini soydu ve kampı ateşe mi verdi?! Hem de Kızıl Tarikat adına! Allah kahresin!!! Doğru olamaz! Şaka bu!
Jones: Of! İçten içe tahmin ediyordum ama... neden böyle bir şey yapsın ki? Kızıl Tarikat, ne diye Alokileri hedef seçsin? Haklısın <İsim>, daha çok şey öğrenmek için gidip Anakee'ye soralım!

Anakee'ye Kızıl Tarikatı sor.
Jones: Merhaba Anakee, sakladığın o neftyağı konteynırı hurdası bize tahmin ettiğimizden daha çok yardımcı oldu. Acaba Kızıl Tarikat ile ilgili bir şeyler biliyor musun?
Anakee: DURUN! Bir şeyler hissediyorum! Ama bu... karanlık... çok karanlık... Ben... bir şey göremiyorum!
Anakee: Üzgünüm, geçmiş çok karanlık ve engel dolu... Kötü güçler...
Anakee: Kızıl Tarikatla ilgili bir şeyler bilmiyorum ama ruhlar bana şu anda bir işaret gönderdi. Bulaşmak istemeyeceğiniz şeylerle ilgileniyor olabilirsizin. Bazen hakikati idare etmeye çalışmak çok güç olabilir...
Anakee: Bu elbiseleri alın, beni daha önce kötü güçlere karşı korumuştu, belki sizi de korur. Şimdi biraz dinlenmem gerekiyor. Dağ ruhları yanından ayrılmasın <Rütbe> <İsim>.

Daha sonra karakolda...
Jones: <İsim>, King'in Aloki kampını ateşe verdiğine inanamıyorum... Ölümünden yıllar önce bile Kızıl Tarikat ile bağlantısı varmış.
Jones: Onların, amaçlarını yerine getirmek için girişebilecekleri vahşi eylemlerin çapını düşündükçe çıldırıyorum... Korkuyorum da! Kim bilir daha neler yapmışlardır!
Jones: Ne diye Alokileri hedef seçtiler acaba? Belkide ele geçirmek istedikleri topraklar onlar için çok değerlidir?
Jones: Cidden bilmiyorum... Ama haklısın <İsim>, King'in yaşadığı bu ikili hayatın ne anlama geldiğini mutlaka öğrenmeliyiz. Bu olay daha yeni başlıyor!

Also on Fandom

Random Wiki