Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Basit Bir Cinayet/Diyaloglar

< Basit Bir Cinayet

1.375pages on
this wiki
Add New Page
Comments6 Share
Vaka Diyaloglar


Jones: Alex! Bütün gece uçmuş gibi görünüyorsun! Matmazel King ile olan buluşmanın iyi geçmiş olması lazım!
Alex: Öff, yapmayın şunu! Rezil ötesiydi! Yemek sırasında bütün şarabı olduğu gibi üzerine döktüm, bu da yetmezmiş gibi kızı eve bırakırken az daha kedisini eziyordum!
Jones: Eee, neşelen biraz! İçimde bugün Grimsborough'da güzel bir gün olacağına dair bir his var. Güneş açmış, kuşlar türkü çığırıyorlar, yeni kapuçino makinemiz geldi ve...
Ramirez: Bir cinayet yaşandı! Grimsborough İlköğretim Okulunda yardımına ihtiyaçları var <Rütbe> <İsim>!
Ramirez: Az önce öğretmenlerden Bayan Honeycomb aradı. Sınıfında bir ceset bulmuş!
Jones: Öhh... Her şeyin fazla iyi gittiğini anlamalıydım. Allah rızası için kurbanın bir çocuk olduğunu söyleme, vallaha bu kadarını kaldıramam.
Ramirez: Yok, Allah'tan çocuk değil... Ama en az onun kadar berbat. Okula gittiğin zaman kendin görürsün, <Rütbe> <İsim>...

1. Bölüm

İncele: Sınıf.
Jones: Anam! Kurbanın boğazı ta omurgasına kadar kesilmiş! Allah'tan sağlam bir miden var <İsim>!
Jones: Şuraya bak, pasaporttaki kız kurbanımıza tıpatıp benziyor!
Jones: O zaman kızın adı... hay ben senin! Baskı solmuş. Ne yazdığını çıkartabilir misin <İsim>?
Jones: Ney?! Tabanca mı buldun?! Ama... kurbanın üzerinde her hangi bir kurşun yarası yok! Hadi şuna bir de yakından bakalım <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Harika, son cinayet kurbanımız masaya getirildiğinde tam da kahvaltımı yapıyordum! Ama pastırma keyfimi hiçbir şey bozamaz.... Mmmhh...
Jones: Iyy! Böyle bir durum söz konusu iken nasıl oluyor da pastırma düşünebiliyorsun Nathan?! Kurbanın içerisinde bulunduğu hali görmedin galiba?
Nathan: Gördüm, merak etme... Tabii hayatımda da bu kadar berbat bir şey daha görmedim. Ama her ceset gördüğümde yemeyi bıraksaydım eğer, Alex gibi kurur kalırdım!
Nathan: Hadi işe koyulalım: Kurbanın boynundaki son derece derin kesik, katilin kör bir bıçakla kafasını gövdesinden ayırmaya yeltendiğini gösteriyor.
Nathan: Resmi ölüm sebebini aşırı kan kaybı olarak kaydettim ama cinayet sahnesini kısmen canlandırabilmemi sağlayan bir şey buldum...
Nathan: Kurbanın kirpiklerinde salbütamol vardı... Bu, astım spreylerinde kullanılan kimyasaldır.
Nathan: Katil, kurbanı şaşırmak için gözüne astım spreyi sıkmış olmalı. Salbütamol, insanı bir anda kör eder. İsterseniz göstereyim...
Jones: Eehh, hayır, sağol Nathan! Öğrendiğimiz şey şu ki, aradığımız katil astım hastası!

İncele: Pasaport.
Jones: Pekala, pasaportta yazdığına göre kurbanımızın adı Irina Nemovska. Daha geçen hafta yirmi-birine girmiş...
Jones: ...üstelikte Rus vatandaşı! İyide genç bir Rus kızın Grimsborough İlkokulunda ne işi olur ki?
Jones: Haklısın <İsim>. Irina'nın cesedi Bayan Honeycomb'un sınıfında bulunmuştu, o zaman kendisi kurbanın buraya nasıl geldiğini de biliyor olmalı. Hadi onu bulalım.

İncele: Tabanca.
Jones: Harika <İsim>! Hadi tabancanın üzerinde bulduğun şu lifleri doğruca laboratuvara postalayalım! Belki bu tabancanın nasıl kurbanın dibinde bittiğini öğrenebiliriz!

Analiz et: Saç.
Grace: <Rütbe> <İsim> ile birlikte tabancada bulduğumuz iplikler, pelüş bir oyuncağa aitmiş. Tahminim bir oyuncak ayı olduğundan yana.
Jones: Oyuncak ayı mı? İyide ne tür bir ruh hastası tabancasını saklamak için bir oyuncak ayı kullanır ki?! Çok kullanışlı da değil hani!
Grace: Bir zahmet dahiyane yorumlarını kendine sakla, Jones... <Rütbe> <İsim>, tabancayı cesedin yanında buldu, değil mi?
Grace: Pekala, sanırsam katil, Irina'yı bu silahla vurmaya çalışmış. Tabii okula silahla giremeyeceği için de, bunu bir oyuncak ayının içine saklamış!
Jones: İyi de katil, onca zahmete girip içeriye silah soktuktan sonra neden Irina'yı bıçaklamak istesin ki?
Grace: Çünkü tabanca bozukmuş! Silahın ateşleme haznesinde bulduğum üretim hatası, silahın hiç bir işe yaramadığını gösteriyor.
Grace: Katil tabancanın kusurlu olduğunu fark ettiğinde de, cinayeti tamamlamak için en yakınındaki silahı kullanmış olmalı.
Jones: Yani bir oyuncak ayısı olan ve silahını kontrol etmeyi bile beceremeyen bir katil mi arıyoruz şimdi? Bu ne ya, katil 5 yaşında bir çocuk falan mı yoksa?

Bayan Honeycomb'a kurbanı tanıyıp tanımadığını sor.
Jenny: B-b-ben... ben hayatımda böyle korkunç bir şey daha görmedim! Allah'a şükür cesedi bulduğumda çocuklardan birisi yoktu...
Jenny: Allahım, Allahım... o görüntüyü kafamdan atamıyorum!
Jones: Bu durumun sizi ne kadar sarstığını biliyoruz Bayan Honeycomb, ama <Rütbe> <İsim> yardımınıza ihtiyaç duyuyor... Irina Nemovska isimli birisini tanır mıydınız?
Jenny: Hmm.. Bir düşüneyim, Irina, Irina... ah, evet. Şu buraya geçen sene taşınan sonradan görme Mills ailesine çocuk bakıcılığı yapıyordu.
Jenny: Grimsborough İlkokulunun pekte hitap ettiği tipler değiller ama, kızları en iyi öğrencim olmayı başardı!
Jones: Peki ya bakıcısı olan Irina? Onunla bir tanışıklığınız var mı?
Jenny: Eee, hayır, genellikle yabancı bakıcılardan uzak dururum... bana sorarsanız sadece evlere servis gelinlerin bir kademe üzerindeler!
(Jenny ile konuştuktan sonra)
Jones: İsmi kulağa hoş gelebilir ama, Bayan Honeycomb cidden insanlara karşı biraz fazla ön yargılı... hem de şokta olmasına rağmen!
Jones: Haklısın <İsim>, iyisi mi kurbanımızın bakıcılık yaptığı evi bir arayalım. Hadi Ramirez'den Mills evinin adresini bulmasını isteyelim.

Karakolda...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Mills'lerin ev adreslerini buldum! Karakoldan yirmi dakikalık bir mesafede oturuyorlar!
Jones: Teşekkürler Ramirez. <Rütbe> <İsim>, istediğin zaman Mills'lerin evine gidebiliriz!

İncele: Kızın Yatak Odası.
(İncelemeden Önce)
Jones: Ahh, işte burası... kurbanımızın yaşadığı yer olan Mills evi!
Jones: Hmm, çok garip... giriş kapı ardına kadar açık fakat evde kimse yok gibi. Sence etrafı bir kolaçan edelim mi <İsim>?
Jones: Merhaba? Bay Mills... Bayan Mills...
Jones: Kimse yok muuuu?
Jones: Oyy! Şu ince ekran televizyona baksana hele! Bununla ne hafta sonu derbileri izlenir ama ha!
Jones: Hmm, mutfakta da kimse yok... ama tabaktaki kurabiyeler halen sıcak! Hadi yukarıya bakalım, <İsim>!
Jones: Vay be, burası kocaman! Tüh, keşke iç mimar buranın playboy havasını almasaymış. Hey, bak! Odada çok şekilli oyuncaklar görüyorum, hadi bir bakalım!
(İnceledikten sonra)
Jones: Ne sevimli bir oda ama! Kıskandım bak şimdi... bende küçükken hep pembe bir odam oldun isterdim!
Jones: Ne? Erkeklerde pembe rengini sevebilirler! Her neyse, ne buldun <İsim>?
Jones: Cep telefonu mu? Üstelik bir de Rusça şifre mi istiyor?! Bu ancak kurbanımıza ait olabilir!
Jones: İyide neden kurbanımız telefonunu küçük bir kızın odasında bırakabilir ki?
Jones: Haa, tabii! Irina malum Mills ailesine çocuk bakıcılığı yapıyordu, burası da bakıcısı olduğu küçük kızın odası olmalı!
Jones: Peki ya şu parçalanmış fotoğrafa ne diyorsun. Üzerinde birden fazla insan varmış gibi duruyor...

İncele: Parçalanmış Fotoğraf.
Jones: Harika <İsim>! Birleştirdiğin şu fotoğraf meğersem kurbanımız ve hizmetinde olduğu aile ile bilikte çekilmiş tatlı bir tatil fotoğrafıymış!
Jones: İyi de kim neden böyle güzel bir fotoğrafı yırtıp atmak ister ki?
Jones: Şşşttt... O da ne?! Koridordan sesler duyuyorum...
Sarah: Kimsiniz? Ve odamda ne işiniz var?
Jones: Oh, merhaba küçük kız! Bizler Grimsborough Polis Departmanından geliyoruz ve burada bulunmamızın nedeniii... bakıcın Irina.

İncele: Cep Telefonu.
Jones: Irina'nın telefonunun şifresini saniyesinde kırdın, <İsim>! Sen bütün şifre kırıcıların efendisisin!
Jones: Haydi telefonun arama geçmişine bir bakalım... Burada bir tane numara görüyorum ama kurbanımız ölümünden tam iki saat önce bu numarayı aramış!
Jones: Ne dersin, bir kerede Alex'in numarayı bulması kısmını atlatıp numarayı kendimiz arasak? Irina'nın telefonunu kullanabiliriz!
Jones: Pekala, çalıyor...
Caroline: Alo, Irina?
Jones: Iıı, ben Irina değilim, adınızı alabilir miyim, hanımefendi?
Caroline: Ben Caroline Fitzgerald, peki ben de SİZİN kim olduğunuzu öğrenebilir miyim acaba? Irina'nın telefonunun sizde ne işi var?
Jones: Bayan Fitzgerald? Hani şu Tehdite Son Birliğinin başkanı olan?! Siz konuşmayı beklediğimiz en son kişiydiniz!
Jones: Bizimle karakolda buluşabilir misiniz? Acil olarak Irina hakkında konuşmamız lazım!

Koridordaki küçük kız ile konuş.
Jones: Senin adın Sarah, değil mi? Bak bu <Rütbe> <İsim>, anne-babanla bakıcın Irina hakkında konuşmamız gerek.
Sarah: Reereem hakkında mı? Öğretmenim Reeree'nin gittiğini söylemişti. Bir yere gideceğimiz zaman uçağa bineriz... o zaman tatile gitmiş olmalı!
Jones: Eeehhh... şey... annen-baban nerede, Sarah?
Sarah: Hmm, öğleden sonra beni okuldan aldılar. Bayan Honeycomb'un komik bir şey anlatmış olması lazım çünkü annem epey bir gülüyordu...
Sarah: Ama eve geldiğimizde, en sevdiğim fotoğrafı yırtıp attı! Bu babamın Reeree'nin ateşli çıktığını söylediği fotoğraftı. Ateşi varmış gibi görünmüyordu... yani yanakları kızarmamıştı en azından!
Jones: Anladım. Ebeveynlerin buradalar mı? <Rütbe> <İsim> kendileri ile konuşmak zorunda da.
Sarah: Yok. Evlilik terapistine gittiler. Annem'in dediğine göre bu "evliliklerini kurtaracakmış". Ben de onlar gelene kadar evde kalmak zorundayım...
(Sarah ile konuştuktan sonra)
Jones: Ayy, ne tatlı bir kız ama!
Jones: Ama anne-babası tam bir andavalın önde koşturanı olmalılar! Çocuklarını böyle evde bir başına bıraktıklarına inanamıyorum!
Jones: Katılıyorum <İsim>. Bu evde, Irina'nın öldürülmesinden önce bir şeyler yaşanmış olmalı. Umarım çok yazın bir zamanda Bay ve Bayan Mills ile konuşabiliriz!

Caroline'a Irina ile olan ilişkisini sor.
Jones: Üzgünüz Bayan Fitzgerald, ama Irina, korkunç bir suça kurban gitti... ve en son aradığı kişi de siz mişsiniz!
Caroline: Oh, zavallı Irina! Çok kötü bu! Peki şimdi nerede? İyi mi?
Jones: Kusura bakmayın ama, Irina öldü! <Rütbe> <İsim> şu anda cinayetini araştırıyor...
Caroline: Öldü mü?! Ama nasıl olur?! Onu bu sabah okul otobüsünde görmüştüm! Beni arayıp otobüs gözetmenliği yapıp yapmayacağımı sordu...
Caroline: O zavallı kızcağızın başına bir şeyler geleceği belliydi! O güzelliği ile bir çok dedikodunun da hedefi oldu...
Jones: Irina hakkında dedikodular mı vardı? Ne tür dedikodu bunlar?
Caroline: Oh, her zaman ki şeyler işte, koca ayartmak, para çalmak, vırt zırt... hepside külliyen yalan tabii! Kıskanç kadınlar hemen en ufak bir tehditte karakter katili moduna geçiyorlar resmen!
(Caroline ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala, anlaşılan kurbanımız, Caroline Fitzgerald'da hiç beklemediği bir arkadaş bulmuş... Kendisinin pekte iyi bir itibarı olmayan kişiler ile arkadaş olmayacak kadar seçici birisi olduğunu düşünürdüm!
Jones: Tabii bunlar buzdağının görünen kısmı, sonuçta kitabı kapağına bakarak yargılayamazsın!

Daha sonra Karakolda.
Alex: <İsim>! Sana acayip haberlerim var!
Jones: Zımba gibi görünüyorsun, Alex? Cathy geri mi aradı yoksa?
Alex: Yok, henüz değil. Sizinle konuşmak istediğim şey bu değildi...
Alex: Mutlu olmamın sebebi sana bakıcı cinayeti ile ilgili fevkalade bir ipucu bulmuş olmam, <İsim>!
Alex: Kurbanız öldürülmeden bir gün önce ölüm tehditleri alıyormuş!!!

2. Bölüm

3. Bölüm


Jones: Bekle biraz Grace. Bundan emin olmak istiyorum: <İsim> ile Irina'nın çantasında bulduğumuz oral kondom onun... onun bir lezbiyen olduğu anlamına mı geliyor?!
Grace: Evet Jones, <İsim> ile bir saattir sana anlatmaya çalıştığımız şey bu!
Jones: Ama bu, Irina'nın gizli sevgilisinin de bir kadın olduğu anlamına geliyor olmalı!
Grace: Evet! sonunda anlamaya başladın... Lezbiyenler, genellikle kadın seven kadınlardır!
Jones: Sen ne düşünüyorsun bilemiyorum <İsim> ama Caroline Fitzgerald, Irina'nın bir lezbiyen olduğunu biliyor olabilir!
Jones: İyi fikir <İsim>! Hadi okul servisine gidip gözcülük görevini yapıp yapmadığını öğrenelim...

İncele: Şöför Koltuğu.
Jones: Ah, kahretsin... Caroline, bugün gözcülük yapmıyor. Ama tekrar servisi incelemeye vakit bulduğunu görüyorum!
Jones: Ah, bir hediye paketi bulmuşsun! Acaba içinde ne var, açalım mı??
Jones: Dur biraz, bu kağıt parçaları da ne <İsim>? Hadi şunlara bakalım!

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Jones: Serviste bulduğun paramparça kağıt, aslında bir uçak bileti! Ve üzerinde Irina'nın adı var!
Jones: Ama bekle... Bu Rusya'ya giden tek yönlü bir bilet! Irina, bir daha geri dönmemek üzere bugün yola çıkacakmış!
Jones: Irina'nın mektupta kardeşine seyahat planlarını anlatmasını beklerdim! Ve Sarah'ya hoşça kal demesini!
Jones: İyi fikir, <İsim>! Alex, bize bu biletin ne zaman alındığını... Ve kim tarafından alındığını söyleyebilir!

Sonuçları al:Uçak Bileti.
Alex: Pekala, <Rütbe> <İsim>, bu tek yönlü biletin, Rusya'ya olduğunu ve Irina Nemovska'ya rezerve edildiğini zaten öğrendi.
Alex: Ancak, bileti alan o değilmiş... Cinayetten önceki gün Bayan Mills almış!
Jones: Buna ne demeli <İsim>?! Bayan Mills, Irina'nın memleketine dönmesi için bilet aldığından neden bahsetmedi acaba?
Alex: Ayrıca göçmen bürosunun, Irina'nın ülkeye tekrar girmesini 5 yıllığına engellemek için talepte de bulunmuş!
Jones: Ben, pis şeyler seziyorum... Bayan Mills, o aşırı pahalı oyuncak ayılara bayılıyor olabilir ama Irina'nın ülkeye girişini böyle bir sebepten dolayı yasaklamaya çalışacağını sanmıyorum!
Jones: Sana katılıyorum, <İsim>. Hadi, Bayan Mills'e tekrar uğrayalım. Ve bu sefer, ne kadar zamanımızı alırsa alsın gerçeği öğrenelim!

Janice Mills'e neden Rusya'ya bilet aldığını sor.
Janice: Peki peki! Gerçekten bilmeniz gerekiyorsa durum şu ki; Irina'yı kocamdan uzak tutmak için vize sınırlaması talep ettim!
Janice: Kocam, ilişkilerini benden saklayabileceğini düşündü ama ölmeden önceki gün, Irine ile telefonda konuştuğunu duydum...
Jones: Ha! Demek kocanızın, Irina'yla bir ilişkisi olduğunu düşünüyorsunuz!
Janice: Düşünmüyorum, BİLİYORUM! Küçük sırlarını bana söylememesi gerektiğini yoksa bedelinin büyük olacağını söylemiş ona!
Janice: Ben de sıradaki uçakla Rusya'ya gitmesi için bir bilet aldım... Kocamı, onun gibi bir aşifteye kaptıracak değildim!
Janice: O kahrolası evlilik anlaşmamız yüzünden her şeyi kaybedebilirdim... Ve fakir bir dul olarak kalmaya niyetim yok!


Jones: Demek önceki gün Irina'yı telefonda tehdit eden, Bay Mills'miş!
Jones: Ama dur biraz, haklısın, bu çok mantıksız. Irina bir lezbiyenmiş, yani Bay Mills ile birlikte olmuş olamaz!
Jones: Diğer yandan... Bay Mills, iznini istememiş olabilir.
Jones: Bunu anlamaya çalışmak çok zor... Bunu Bay Mills ile konuşalım derim ben! Yola koyulalım mı, <İsim>?

Dennis Mills ile Irina ile telefonda görüşmesi hakkında konuş.
Jones: Bay Mills, az önce eşinizle konuştuk ve ölmeden önceki gün Irina'yı telefonda tehdit edenin siz olduğunuzu biliyoruz!
Jones: Eşiniz, Irina ile bir ilişkiniz olduğunu ve bunu saklamaya çalıştığınızı sanıyor...
Dennis: Eşim, bir bebek bakıcısıyla ilişkim olduğunu mu düşünüyor? Ah, demek bu yüzden evlilik terapisi seanslarına götürüyordu beni!
Jones: Yerinizde olsam bu kadar rahatlamazdım Bay Mills, <Rütbe> <İsim> ile bana sorarsanız bir cinayet kurbanını tehdit etmeniz, sizi önemli bir şüpheli haline getiriyor!
Dennis: Yanlış anladınız... Evet, Irina'yı "tehdit ettim" ama onu öldürmeye hazır olduğum bir sebepten değil!
Dennis: Gerçek şu ki param bitti... İşletmelerimin hepsi battı! Bunu gizlemeye çalıştım ama Irina, alacak tahsildarlarından birinin telefonunu açtı...
Dennis: Karıma gerçeği söylemek istiyorum ama önce onu biraz rahatlatmam lazım... Bu yüzden ona Sweet Hearths aldım, ilk randevumuzda bu şekerden yemiştik birlikte.


Jones: Mills'ler, bugüne kadar sorgulamak zorunda kaldığım en zahmetli çift oldu! Gerçekten yoruldum!
Jones: Ama hevesimiz kırılmamalı... Artık her ikisinin de Sweet Hearths hayranı olduğunu bildiğimize göre, onlara karşı kanıtlarımız çoğalıyor!

İncele: Hediye Kutusu.
Jones: Ee <İsim>, serviste unutulan bu hediyeyi kimin gönderdiğini öğrenebildin mi?
Jones: Kartı görebilir miyim? "Irina'ya, Doğum günün kutlu olsun XOXO"... Irina mı? Yani bu hediye, kurbanımıza mı gönderilmiş?!
Jones: Oo, çok zekisin <İsim>! Alex, karttaki el yazısını analiz edip kimin yazdığını bulacaktır.

Sonuçları al: Doğum Günü Kartı.
Alex: Çözülecek bir şeylerle bana gelmene bayılıyorum <İsim>! Hediyeyi kurbana gönderen kişiyi bulmak, normalden daha zor oldu!
Alex: Doğum günü kartındaki el yazısını analiz ettikten sonra birçok olası eşleşme çıktı... Tek bir kişiye indirgenemeyecek kadar fazlaydı.
Jones: Yani hediyeyi Irina'ya kimin gönderdiğini bulamadın mı?
Alex: Ah Jones, benim yeteneklerimi asla hafife alma! Buldum tabii! Ama nasıl bulduğumu anlatmama izin ver!
Alex: Kartın seri numarasının, yerli bir hediye dükkanına ait olduğunu öğrendim. Sonra mağazanın, Irina'nın doğum gününden önceki haftada yapılan kredi kartı satışlarının bir listesini çıkardım...
Alex: Neyse ki bu kartı alan tek bir kişi vardı... Ve ödemeyi kredi kartıyla yapmış!
Jones: Alex, lafı gevelemeyi bırakıp bize bunun kim olduğunu söyle artık!
Alex: Grimsborough İlkokulu'nda görüştüğünüz Jenny Honeycomb adlı öğretmen!
Jones: Ne? Ama Irina gibi yalancı bebek bakıcılarından kaçındığını söylemişti! Sanırım tanımadığı birine neden bir doğum günü hediyesi aldığını sorma vakti geldi.

Jenny'e doğum günü kartını sor.
Jenny: <Rütbe> <İsim>! Seni tekrar görmeyi ummuyordum... O hediye paketiyle ne yapıyorsun? Ben onu... Yani, ee...
Jones: Evet, Irina'ya vermiştiniz. <Rütbe> <İsim>, onu okul servisinde buldu. El yazınız, kartın üzerinde olduğu için gönderenin siz olduğunu biliyoruz!
Jenny: Ah, Ben... Tanrım... Pekâla, pes ediyorum! Her şeyi anlatacağım...
Jenny: Birkaç ay önce, Irine, bir paket Sweet Hearths ile sınıfıma geldiğinde başladı her şey. Benim en sevdiğim şekerlerdir bunlar.
Jenny: Kimse benim için böyle şeyler yapmaz, bu nedenle Irina'ya teşekkür için kahve içmeyi teklif ettim. Ortak noktalarımız olduğunu sanmıyordum ama yanılmışım...
Jenny: Yıllardır kimseyle böyle bir bağ kurmamıştım! O kadar mutlu oldum ki! Ama onu... Onu öptüğümde işler karıştı!
Jenny: Ve... Ve sonra... Tanrım, nefes... Nefes alamıyorum!!
Jones: Bayan Honeycomb!!

Grimsborough Merkez Hastanesi'nde...
Jones: Tanrıya şükür, 911'i aramak aklına geldi <İsim>! Jenny Honeycomb yere düştüğünde gerçekten çok korktum!
Jones: Ah, doktordan dönmüş. İyi misin Jenny?
Jenny: Evet, çok daha iyiyim! Yardımın için çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Biraz duygulandım ve astımım tutmuş olmalı.
Jones: İyi olduğunu duyduğumuza sevindik Jenny. Ama bilmemiz gereken şeyler varsa şimdi söylesen iyi olur.
Jenny: Hayır. Irine ile ilişkimi öğrendiniz. Ama lütfen bu sırrı kendinize saklayın. İşimi kaybedemem, hayatım işime bağlı!

Daha sonra, karakolda...
Jones: Bu bizi nereye götürür bilemiyorum, <İsim>... Ama Irina'nın aşk hayatıyla ilgili şaşırtıcı gerçekler öğrendik... Şüphelerimizi doğruladık.
Jones: Katili bulmaya yaklaşıyoruz... Ama hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız var! Sence şimdi ne yapmalıyız?
Jones: Bu mükemmel bir fikir <İsim>! Benim aklıma niye gelmedi ki?! Bu cinayetin köküne inmeliyiz... Bayan Honeycomb'un sınıfına gitmeliyiz!

İncele: Hamster Kafesi.
Jones: Peki, ne buldun <İsim>? Başka bir silah mı? Başka bir kan mı?
Jones: Ezilmiş bir oyun hamuru mu? Pekâlâ... Bu, hem beklediğim hem de beklemediğim bir şeydi. Bunda ne bulacağını sabırsızlıkla bekliyorum!
Sarah: Ah! <Rütbe> <İsim>!
Sarah: Ühüü, üzgünüm, lütfen beni tutuklamayın!
Jones: Ne? Neden ağlıyorsun Sarah?! <Rütbe> <İsim>, sorun neymiş öğrenelim!

Sarah'nın iyi olup olmadığını yokla.
Sarah: Lütfen beni tutuklama <Rütbe> <İsim>! Tekrar aynı şeyi yapmayacağım, yemin ederim yapmayacağım!
Jones: Ama seni neden tutuklayalım ki Sarah? Kötü bir şey mi yaptın?
Sarah: Ben... Ben annemle babamın eski oyuncak ayılarını okula götürdüm. Öğrenirlerse çok kızarlar, onlara dokunmama izin vermiyorlar!
Sarah: Bu hafta yıldızlı pekiyi almak istemiştim ve Bayan Honeycomb, oyuncak ayıları çok seviyor diye okula götürdüm. Masanın üstünde bir tane var!
Jones: Ayıcığa zarar vermemeye dikkat ettiğin sürece sorun olacağını sanmıyorum Sarah. Ama niye okuldasın şu an? Annenler seni yine yalnız mı bıraktı?
Sarah: Bay Şişko'nun iyi olup olmadığını görmek istedim.
Jones: Bay Şişko mu? Kahretsin, son zamanlarda biraz kilo aldığımı biliyorum ama-
Sarah: Aslında evet, ŞİŞKOSUNUZ ama ben, hamsterımdan bahsediyorum! Okul kapandığında yalnız kalmıştır diye onu görmeye geldim!


Jones: Şişko! O küçük kız bana şişko dedi!... Sence de şişko muyum <İsim>?
Jones: Aaah, bu bakışı biliyorum ben <İsim>! Yine aklına bir şey geldi, değil mi?
Jones: Hamster kafesini kontrol etmek mi istyorsun? Bence katilimizin Bay Şişko olma olasılığı çok az! Düşünsene, katil Ninja Hamster!
Jones: Peki peki... Yapmadan edemedim... Katil Hamster! Daha neler?!
Jones: Pekâlâ, Bay Şişko'nun kafesine bir göz atalım o zaman! Sanırım sınıfın arka kısmındaydı, bir bakalım mı?

İncele: Oyun Hamuru.
Jones: Oyun hamurundan küçük tüyler mi buldun? Nereden gelmişler?!
Jones: Ah, tabii, haklısın. Bunları laboratuvara göndermemiz gerek.

Sonuçları al: Saç.
Grace: <İsim> ile oyun hamurunda bulduğunuz tüyler, kaşmış... Ve katilinize ait olduklarını düşünüyorum!
Grace: Oyun hamurundaki göz çukuru şekli de birinin yüzüne bastırıldığını gösteriyor.
Grace: Şimdi hamur, kurbanın kanıyla kaplı olduğuna göre; bunu, kendini savunmak için kullanmış olmalı.
Jones: Pekâlâ, teorini algılayabiliyorum ama o kaşın, kurbana ait olmadığını nereden bilebilirsin ki?
Grace: Kurbanın kaş rengi sarı ama bu kaşlar kahverengi... Yani, katil, kahverengi kaşlara sahip!
Jones: Bu sefer her zamankindan daha iyiydin, <İsim>! Ve artık, kahverengi kaşlı birini aradığımızı biliyoruz!

İncele: Hamster Kafesi.
Jones: Tamam... Hamster kafesinde bir sürü talaş bulduk. Yani Bay Şişko'nun gizlediği bir kanıt olduğunu mu düşünüyorsun?
Jones: Pekâlâ, ne yapılması gerekiyorsa yapacağız artık... Hadi başlayalım <İsim>!

İncele: Talaş.
Jones: Nasıl... Ne? Talaşın içinde bir mermi mi buldun?! Sanırım hamster şakamda gerçeklik payı varmış!
Jones: Hadi bu kanı laboratuvara gönderelim ve sonucu görelim!

Sonuçları al: Kurşun.
Grace: Bulduğun mermi, cinayet mahallinde bırakılan silahla eşleşiyor <İsim>!
Grace: Yani, bu merminin sadece katile ait olduğunu anlamakla kalmadım... Göz rengini de öğrendim!
Jones: Ne? Tüm bunları bir mermiden mi çıkardın?
Grace: Pekâlâ, silahı ilk analiz ettiğimde parmak izi yoktu; yani katilin, silahı kullanmak için eldiven kullandığı açıktı.
Grace: Ancak silaha mermi doldururken eldivenini giymeyi unutmuş olmalı, çünkü merminin üzerinde deri hücreleri vardı!
Grace: Bu deri hücreleri, katilin gözlerinin mavi olduğunu kanıtlamaya yetecek bir DNA sağladı bana!


Jones: <İsim>! İçgüdülerin sayesinde bir vakayı daha çözmüş olduk! Hadi şu şekerleme hastası katili içeri tıkalım!

Katili tutukla.
Jones: Bayan Honeycomb, Irina Nemovska'yı öldürmekten tutuklusunuz.
Jenny: Aman tanrım! Beni yakalamanızın an meselesi olduğunu biliyordum. İsterseniz beni tutuklayın ama sırrımı kimseye söylemeyin lütfen!
Jones: Sır mı? Irina'yla olan ilişkinizden mi bahsediyorsunuz?
Jenny: Şşşt! Biri duyabilir! Her şeye göğüs gererim ama bu ortaya çıkarsa utancımdan ölürüm! Ve okulun itibarı da söz konusu!
Jones: Bayan Honeycomb... Bir lezbiyen olmanın, birini öldürmüş olmaktan daha utanç verici olduğunu düşünüyor olamazsınız!!
Jenny: Ben, böyle yetiştirildim. Kadınlardan hoşlandığımın hep farkındaydım ama Irina'yla tanışana kadar bunu kendime itiraf edemedim... Ah Irina! Ne yaptım ben?!
Jones: Bayan Honeycomb, Irina'yı gerçekten sevdiyseniz onun onuru adına mahkemeye çıkarsınız. Ona yaptıklarınızdan sonra en azından dürüst olmanızı hak ediyor.
Jenny: Ühüüüüüüüü! Evet, haklısınız... Irina'ya bunu borçluyum. Ah, keşke hayattayken de onu sevebilecek cesarete sahip olsaydım!


Yargıç Hall: Bayan Jenny Honeycomb, bu mahkemeye çıkarılış sebebiniz-.
Jenny: Sayın yargıç, hakkımda yapılan tüm suçlamaları kabul ediyorum. Ama cezanızı vermeden önce son bir kez kürsüye çıkmama izin verin lütfen.
Yargıç Hall: Pekâlâ Bayan Honeycomb. Son düşüncelerinizi mahkemeye iletmek için beş dakikanız var.
Jenny: Sayın jüri üyeleri, Grimsborough sakinleri, yıllardır beni toplumun örnek üyelerinden biri olarak tanıdınız ve bu yaptığım karşısında şok olduğunuzu biliyorum.
Jenny: Geçmişi silebilmek için her şeyimi verirdim ama bunu yapamayacağım için en azından bunu neden yaptığımı size anlatmak istiyorum. Kurban ile... Gizlice birbirimize aşıktık!
Jenny: Cinayet günü, Irina'dan teneffüste benimle sınıfta buluşmasını istedim. Bir silah hazırlamıştım ama tüm yapmak istediğim onu korkutmaktı...
Yargıç Hall: Bayan Honeycomb, madem ki kurbanla ilişkiniz vardı, neden onu bu şekilde korkutmaya çalıştınız? Bu, hiç de mantıklı bir şey değil!
Jenny: İlişkimizi bitirmek istedim! Irina, çocukların önünde bana karşı olan hislerini göstermeye başlamıştı!
Jenny: Irina için böyle hissettiğimden dolayı kendimden nefret ettim! Grimsborough'yu terk etmesi için onu tehdit etmenin tek yol olduğunu düşündüm!
Yargıç Hall: Peki silah neden doluydu? Bayan Honeycomb, son anda kendinizi jüriye acındırmaya çalışıyor gibisiniz...
Jenny: Hayır! Size doğruyu söylüyorum! Ateş edecektim... Ama ona değil, sadece korkutmak için ateş edecektim. Ama işe yaramadı! Ve sonra Irina, üzerime zıpladı!
Jenny: Çok korkmuştu, gerçekten onu öldürmek istediğimi sandı! Onu astım spreyimle uzaklaştırmaya çalıştım ama acıdan daha da sert saldırmaya başladı!
Jenny: Beni duvara yasladığında çok telaşlandım... Çocukların sıralarından birinden bir makas aldım ve ona sapladım!
Yargıç Hall: Bu kadar yeterli! İddialarınızın doğruluğuna rağmen ifadeniz, birinci dereceden cinayet nedeniyle müebbet hapis cezası almanızı gerektiriyor.


Jones: <İsim>, onca vakayı çözdük ama bu, en üzücü olanlardan biriydi... Bayan Honeycomb, istifini bozmasaydı, Irina şu anda hayatta ve mutlu olabilirdi.
Jones: Mills ailesine gelince... Cinayetten suçlu olmayabilirler ama masum olduklarını söyleyemem. Irina, her gün kıskançlık ve askıntılıklarla başa çıkmak zorunda kalmış!
Jones: Bundan daha kötüsü de olabilirmiş... Mills'lerin yüzeyselliği, Grimsborough'nun zengin semtindeki sakinlerin yanında kiç kalıyor! Orada işlenen suçlardan bazılarını duydum!

Ek Soruşturma


Samuel King: Gel <Rütbe> <İsim>. Merak etme, kafanı şişirmeyeceğim! Bu soruşturmada oldukça iyi iş çıkardın, bu nedenle bugün size izin vereceğim! Bunu hak ettiniz!
Jones: Tüm... Tüm gün mü? Gerçekten mi? Bu mükemmel! Teşekkürler Amirim! Hadi <İsim>, iznimizin tadını çıkaralım!


Jones: Bu muhteşem <İsim>! Tüm gün izinliyiz! Yürüyüşe çıkabiliriz ya da gölde balık avlayabiliriz ya da-
Sarah: <Rütbe> <İsim>! Lütfen bana yardım et! Annemle babam... Onlar...
Grace: <İsim>, bu küçük kayıp çocuğu, polis merkezinin önünde ağlarken buldum. Bana sadece senin adını söyleyebildi... Lütfen, Sarah, <Rütbe> burada, bize ne olduğunu söyleyebilir misin?
Sarah: Ben, ben çok üzgünüm! Annem, o ayıyı çaldığımı öğrendi ve bana çok kızdı! Sonra da babam ile çok kötü kavga ettiler! Ve... Ve...
Sarah: Ve annem, ayıcığı bulmak için odama girdi ve babam da yeni öğretmenimle konuşacağını söyledi! Ben... Boşanmalarını istemiyorum!
Jones: Aaa! Ağlama Sarah, biz sana yardım ederiz! <İsim>, gidip Sarah'ın anne babasıyla konuşabilir miyiz? Çocuklarına daha fazla özen göstermeleri gerektiği açık!
Grace: Katılıyorum! Merak etme canım, onlar yokken ben sana bakarım. Ama... Belki <İsim> ve benimle biraz sohbet etmek istersin? Sana iyi bakacağız.

Janice Mills ile kızına karşı olan davranışı hakkında konuş.

İncele: Ayıcık.

İncele: Kızın Yatak Odası.

Ayıcığı Janice Mills'e geri ver.

Dennis Mills ile kızına karşı olan davranışı hakkında konuş.

İncele: Hamster Kafesi.

İncele: Oyuncak Tramvay.

Hamster'ı Dennis Mills'e geri ver.

Sarah Mills'e güvence ver.

İncele: Otobüs Koltukları.

İncele: Astım İlacı.

Sonuçları al: Astım İlacı.

Astım ilacını Sarah Mills'e geri ver.

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki