Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Belalı Sular/Diyaloglar

< Belalı Sular

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comment1 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Belalısular.png


Jones: <İsim>, yeni kostümüm hakkında ne düşünüyorsun? Sence de havalı mı?!
Jones: Bayan Price'ın yatına davet edildiğimizi unutmamışsındır diye düşünüyorum! Önce Başkan Johnson, şimde de Mavi Parti... İyice popüler oluyoruz ha!
Jones: Hayatım boyunca hep açık denizlere çıkmak istemişimdir, düşünsene, saçlarımı savuran bir rüzgar, hatta belki yolda göreceğim bir iki deniz kızı...
Jones: Her neyse, haydi gidelim! Bayan Price bizi bekliyor olmalı! Hadi, hadi!!

-Martha Price'ın yatında...-
Martha: <Rütbe> <İsim>, bu ufak tekne turuma katıldığın için sana minnettarım. Polis Teşkilatımızın en iyi üyesi ile tanışmak gerçekten büyük bir onur!
Martha: Bayan Fairchild ile tanıştınız mı? Kendisi Fairchild mirasının varisi olur. Isabella, tatlım, <Rütbe> <İsim> ile tanıştın mı?
Isabella: Hayır, tanışmamıştım. Nasılsınız efendim?
Jones: Ha! Aaaa, b-bizçokiyiyizifenimtişkürler, haha!
Jones: Eee, neyi bekliyoruz? Haydi balığa <İsim>!!

-Bir süre sonra...-
Jones: Aaahh, <İsim>, işte ben buna hayat derim! Açık deniz, sadece biz ve balıklar! Sanırsam ben-
Jones: Hey! Hareket ediyor! Bir şey yakaladım!
Martha: Harikasın! Şimdi oltayı iyice kavra ve kaçmasına müsaade verme!
Jones: Hadi...hadiiiiiii...
Isabella: Bayağı büyük olmalı, baksanıza, oltayı ikiye ayıracak neredeyse!
Jones: Yakaladım! Bir tane... a-a-aman Y-Yarabbi, <İsim>, bu balık değil, bu bir ceset!!!
Isabella: Aaahhh.....

1. Bölüm

İncele: Yat.
Jones: Bayan Fairchild bayıldı! Allah rızası için, Bayan Price, ona bir bakın! <Rütbe> <İsim>, şu bulduğumuz şeye bir bak-
Jones: Dur bekle, hemen geliyorum!
Martha: <Rütbe> <İsim>, ben... şu denizden çıkardığınız adamı tanıyorum! Adı Andrew Ashworth! Kendisi işe yaramazın önde gideni bir milyoner!
Jones: Hah, böyle daha iyi! Soruşturmayı denizci kostümü ile yürütemezdim, değil mi?
Jones: Demek kurbanımızın adı Andrew. Vallaha ne yalan söyleyeyim: yani ikiye bölünmüş bir halde bile, bayağı bir yakışıklıymış!
Jones: Şu göğsündeki çizikler, ona ne olmuş olabilir ki?! Bu çok... vahşice!
Jones: Bu yosun yığını cesedi çıkardığımız sırada üstünden düştü... Aynen, bir baksak iyi olur.
Jones: Bu parçalanmış mücevherin ne olduğunu kestiremedim yalnız. Cesetten çıkmadı bir kere-
Isabella: Madalyonum! Allahım, bayıldığım sırada cebimden düşmüş olmalı! Biricik madalyonum!!
Jones: Ah! Meraklanmayın, Bayan Fairchild! Hassas cisimler konusunda <Rütbe> <İsim> tam da işinin insanıdır! Eminim kendisi onu sizin için onaracak, değil mi?
Jones: Ha birde, Bayan Price, kurbanı tanıdığınıza göre, sizinlede bir iki laf yapmamız gerekecek.

Martha Price ile kurban hakkında konuş.
Martha: Oooo, bu kesin Johnson çetesinin bana karşı düzenledikleri kirli bir tezgah! Adiler, ismimi lekelemeye çalışıyorlar!
Jones: Bayan Price, saygıda kusur etmek istemem ama, ben pekte-
Martha: İnsanlar öfke gibi basit bir nedenden ötürü bile adam öldürmeye hazırlar. Düşünsenize, siyaset gibi soylu bir şey için neler yapmazlar!
Martha: Hatta şu anki durum bile bunu özetler nitelikte! Tam da Kırmızı Partinin kampanya açılışındaki skandalın ardından benim yatımda bir ceset bulunuyor! İşte her şey bu kadar kolay!
Jones: Çok saçma, Bayan Price, kurbanı tanıyordunuz ve, verdiğiniz tepkiye bakacak olursak ta, ondan pekte haz etmiyordunuz. Şimdi buna odaklanalım.
Martha: Sırf başkanlığa adayım diye herkesi sevmek zorunda değilim. Ben aile değerlerine önem veririm ama Andrew Ashworth'te aile değerinin "A"'sı yoktu!
Martha: Kendisi de zaten herhangi bir tanıdıktan biraz fazlasıydı. Çokta özleyeninin olacağını sanmıyorum, pekte sevecen bir adam değildi.
(Martha ile konuştuktan sonra)
Jones: Acaba Bayan Price biraz fazla mı paranoyak davranıyor, <İsim>, yoksa bana mı öyle geliyor? Ben şahsen Başkanın böyle bir şey yapacağını hayal bile edemiyorum!
Jones: Diğer taraftan da, ya Martha, Başkan'ın adını kirletmek için suçu onun üstüne yıkacakmış dibi davranıyorsa? Dur bir dakika, öylemi idi la o...?
Jones: Ah, bilirsin ya, siyasetin böyle çarpık olacağını tahmin etmemiştim. Seçimleri genelde hep partiden ve eğlenceden ibaret zannederdim!

İncele: Kırık Madalyon.
Jones: İşte bu! Sayende, <İsim>, Bayan Fairchild'ın madalyonu eskisinden bile daha iyi durumda!
Jones: Çok sevimli! Ve içindeki saç tutamı da çok romantik! Fakat resimdeki adam kim merak ettim doğrusu... umarım nişanlısı falan değildir, haha!
Jones: Hadi broşu Isabella'ya geri verelim, <İsim>!

Madalyonu Isabella Fairchild'a geri ver.
Jones: Şimdi daha iyi misiniz, Bayan Fairchild? Buyrun, <Rütbe> <İsim> tatlı madalyonunuzu onardı!
Isabella: Ah, çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Bu madalyon benim için dünyalar demek. Bu babamdan kalan en güzel şey, onsuz hiç bir yere gitmem.
Jones: Ah, yani babanız...
Isabella: Rahmetli, evet. Ben 10 yaşındayken vefat etti ve ardından da koca bir miras bıraktı... tabii bir de koca bir yalnızlık. Yani böyle genç ve zengin olunca da... İnsanlar size ellerini sürmek istiyorlar.
Isabella: Ama neyse ki, Martha Price gibi insanlar çok daha iyi niyetliler. Onun gibi bir kadının beni kanatları altına almış olmasından ötürü ona son derece minnettarım!
Jones: Fark ettim, evet. Acaba kurbanı tanıyor muydunuz?
Isabella: Onunla bir kaç kez yardım kampanyalarında karşılaşmıştım. Aynı yerde bulunduk ama dürüst olmak gerekirse... Ondan pekte hoşlanmıyordum.
Isabella: O adam tam bir kabadayıydı! İnsanların özel şeylerine hiç saygı duymazdı. Yani, ondan epey bir tırsardım!

İncele: Yosun Yığını.
Jones: Kurbanın üstünden düşen yosun yığınından kayda değer bir şeyler çıkartabildin mi, <İsim>?
Jones: Bardak altlığı mı? Çok iyi! Bu, Andrew öldürülmeden önce bize nereye gittiğini söyleyebilir!
Jones: Tabii ki sudan nasibini almış. Üzerinde ne yazdığını ortaya çıkartabilir misin, <İsim>?

İncele: Bardak Altlığı.
Jones: Kurbanın üszerinden çıkar bira altlığı L'Horizon diye bir yere mi aitmiş? Neden bütün şekilli yerlerin adı Fransızca olur ki?
Jones: Tabii ya, eğer böyle bir isim ve logoya sahipse şayet, kesim Marinada bir yerde olmalı! Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Marina Kaldırımı.
Jones: Hmm, bu bulduğun evrak çantasına bakacak olursak sahibi bir iş adamı, fakat buna rağmen "L'Horizon"'un terasında unutulmuş.
Jones: Şu bardak altlığı sayesinde artık kurbanımızın öldürülmeden önce buraya uğradığını biliyoruz... Doğru dedin, evrak çantasının içinde her ne varsa bizim için önemli olabilir! Biraz şifre kırmaya ne dersin, <İsim>?

İncele: Evrak Çantası.
Jones: Hislerin her zamanki gibi haklı çıktı, <İsim>! Çantanın içerisindeki belgelerde kurbanımızın adı yazılı: Ashworth!
Jones: Fakat okunması gereken çok fazla şey var... Doğru, iyisi mi bunları Alex'e postalayalım!

Analiz et: Belgeler.
Alex: <İsim>'in Marinada bulduğu evrak çantasının içindeki belgeler kurbanın mali işleri ile alakalı!
Alex: Hisse senedi işlemleri, yatırımlar ve saire... Birde kurbanın yatırım yapmak için ÇOK FAZLA parası olmasına ne demeli?
Alex: Finansal danışmanının adı sayfalardan birinde yazıyor, bunun ilgini çekebileceğini düşündüm <İsim>. Adamın adı Donald Hopkins.
Jones: Harika, teşekkürler Alex! <İsim>, Bay Hopkins ile biraz muhabbet etmek için onu karakola çağırmaya ne dersin?

Also on Fandom

Random Wiki