Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Bir Ölüm Dileği/Diyaloglar

< Bir Ölüm Dileği

1.266pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Birölümdileği.png

Büro Genel Merkezi, Tokyo, Japonya...
Şef Ripley: <İsim>, Kore'deyken SOMBRA'nın yetim çocukların beyinlerini yıkadığını öğrenmiştik.
Şef Ripley: Çocukları Kore'den Japonya'ya getirdiklerini biliyoruz, ama beyinlerini neden yıkadıkları konusunda hiçbir fikrimiz yok!
Jack Archer: Ayrıca Ronin'in Tokyo'daki bir atari salonunda, etrafında çocuklarla birlikte çekilmiş bir fotoğrafını bulduk. Onun bir SOMBRA ajanı olduğa inanmak için ciddi nedenlerimiz var.
Şef Ripley: Buraya onu aramak için geldik <İsim>! Umalım da aradığımız yanıtları bize versin. O çocuklar için çok geç olmadan bu meselenin köküne inmeliyiz!
Jack Archer: Eğer SOMBRA'nın hain planının arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmak istiyorsak, çocukların bulunduğu yere gitmeliyiz; yani atari salonuna!
Jack Archer: <İsim>, mevzu bahis SOMBRA olunca biliyorsun ki hızlı start almak gerekiyor! Atari salonuna gidiyoruz!

1. Bölüm

İncele: Oyun Merkezi.
Jack Archer: <İsim>, şu adam kendini karnından mı bıçaklamış?! Buna şey denmiyor muydu... harakiri?!
Jack Archer: Bir saniye... Alnında kurşun yarası var! Ayrıca cesedin yakınında tabanca falan da yok. Bu bir intihar değil <İsim>! Elimizde yeni bir cinayet var!
Jack Archer: Ayrıca ölen adam da Vatanabe-gumi yakuza örgütünün oyabun'u, yani aile reisi Yuto Vatanabe'den başkası değil.
Jack Archer: <İsim>, yakuzaların cirit attığı bir yerdeyiz ve bu Japon gansterlerin şakası yok. Belki de kurban bir tür çete hesaplaşmasının ortasında kalmıştır...
Jack Archer: Her neyse, eğer SOMBRA soruşturmamıza devam etmek istiyorsak, bu adam için oyunun neden bittiğini öğrenmemiz lazım! Herhangi bir ipucu buldun mu?
Jack Archer: Fotokabinlerle dolu bir atari salonunda yırtık bir fotoğraf bulmak pek şaşırtıcı değil, lakin fotoğrafın kendisi bir ipucu olabilir. Bandı getiriyorum!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>. Şu soluk yaka kartı bizi bir tanığa ya da en azından bir çalışana götürebilir. Hadi bunu tozlayalım!
Jack Archer: Şu dijital tuş takımının nereyi açtığını mı bulmak istiyorsun? Eğer kilidini açarsan o gizemi çözmüş olacağız.
Jack Archer: Oyun başlasın <İsim>! Hadi katili bulalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Koniçiva <İsim>! Bu oldukça üst düzey bir vaka.
Jack Archer: Bir de bana sor. Neler buldun?
Angela Douglas: Cinayetin şahsi olduğunu düşünüyorum. Kurban yakın mesafeden, .45 kalibrelik bir tabancayla vurulmuş. Onu öldüren bu mermi olmuş!
Angela Douglas: İncelememe göre kendi kendini bıçaklamasının sebebi ise, kurbanın başına geleceği anlamış ve dizginleri kendi eline almak istemiş olması.
Angela Douglas: Halk arasında harakiri olarak da bilinen Japon intihar ayini seppuku, çoğunlukla tüm itibarını kaybetmektense, kendi elleriyle şerefli bir ölümü tercih ettiğinde uygulanır.
Angela Douglas: Ayriyetten katilin bir hobisinin olduğunu fark ettim. Kurbanın ceketinin cebine iliştirilmiş bir adet origami turna buldum ve üzerindeki mesajda aynen şöyle diyordu: "Bu 1000.si. Artık ölüsün."
Angela Douglas: İlginç bilgi: Bir Japon efsanesi der ki, bin tane origami turna yapan kişinin dileği yerine gelir. Anlaşılan katilin dileği gerçekleşmiş.
Jack Archer: Bin tane origami turna mı?! Katil epey bir kindarmış belli ki... tabii bu ayrıca origamiden de anladığına işaret!
Jack Archer: Neyse ki bizim dileğimizin tutması için bin origami turna yapmamıza gerek yok <İsim>. Kağıt katlayan failimiz yeni bir cinayetin origamilerini yapmadan onu bulacağız!

İncele: Dijital Tuş Takımı.
Jack Archer: <İsim>, tuş takımının şifresini çözdün ama bunun ne işe yaradığını çözemedim...
Jack Archer: Bir saniye... Şu duvar kendiliğinden mi açıldı?!
Jack Archer: Oha... İyiymiş! Gizli bir odanın girişini açtın!
Jack Archer: Hadi birileri damlamadan şu gizli odayı arayalım!

İncele: Yakuza Ofisi.
Jack Archer: <İsim>, atari salonuna bağlanan bu gizli oda bir ofise benziyor... Kurbanın da bir yakuza lideri olduğunu bildiğimize göre, buranın ONUN ofisi olduğuna bahse girerim!
Jack Archer: Şu anda ayının inine girmiş bulunmaktayız <İsim>! Elimizi çabuk tutatım, bir yakuzanın olduğu yerde daha fazlası da vardır!
Jack Archer: Şu sake seti iki kişilik... ve üzeri kanla kaplı. Şu kandan alacağımız bir örnek illaki bizi bir yanıta götürür!
Jack Archer: Kim ulu orta bir yerde para dolu bir zarf bırakır ki? Bunun bir tek filmlerde olduğunu sanıyordum...
Jack Archer: Zarfın üstünde bir şey yazılı gibi <İsim>, ama okunmayacak kadar solmuş. Tabii elden ele dolaşınca... Hadi bunu tozlayalım!

İncele: Sake Seti.
Jack Archer: Şu sake setinden bir kan örneği aldığımıza göre, bunu analiz için Lars'a götürmeliyiz!

Analiz et: Kan Örneği.
Lars Douglas: Saykin doğ <İsim>!
Jack Archer: Sana da sake-do, kardeş!
Lars Douglas: Sake demedim ben hacı! Saykin doğ dedim, Japonca'da "naber" demek bu!
Jack Archer: Hee, tamam...! Saykin doğ! Sake demişken... <İsim> ile sake setinden topladığımız o kan örneğinden neler çıktı?
Lars Douglas: Neler çıkmadı ki! Örnekle bir DNA profili çıkardım. Kan kurbana ait!
Jack Archer: Kurbanın kanı sake setinde miymiş? İyi de cinayet mahallinde değildi ki...
Lars Douglas: Bana da garip geldi, ben de bu yüzden benim hanıma danıştım. Görünüşe bakılırsa kurban, başına ölüm vuruşunu yemeden önce omzundan vurulmuş.
Lars Douglas: Ofiste omuzundan vurulmuş olmalı, atari salonunda da başından vurulmuş.
Lars Douglas: Sake'ye gelirsek, bu Japonya'nın milli içeceğidir ve genellikle yakuza kabul töreni gibi seremonilerde kullanılır.
Lars Douglas: Sake servisi iki kişilik olduğuna göre tahminimce kurban, katiliyle sake içmiş.
Lars Douglas: Bu bilgi sayesinde <İsim>, katilin sake içtiğini söyleyebilirim!
Jack Archer: <İsim>, umuyorum ki kurbanın hatrına şu sake içen katili ikinci bir cinayetten önce yakalarız!

İncele: Para Dolu Zarf.
Jack Archer: Zarfın üstündeki notta diyor ki: "Ozava, çocuklar için bunu al". Altında da kurbanın adı var.
Jack Archer: Ozava! Aradığımız şu şüpheli SOMBRA ajanı Ronin Ozava'nın soyadı bu! Onu bulduk!
Jack Archer: Ronin Yuto'yu nereden tanıyor ki? Ayrıca SOMBRA ile yakuzanın birbirleriyle ne işi olur? Bu kulağa hiç hoş gelmiyor <İsim>!
Jack Archer: Ronin'in sağlam pabuç olmadığını biliyorduk zaten. Şimdi onun gerçekten de ne kadar kötü olduğunu bulmalıyız. Gidip onu sıkıştıralım!

Ronin Ozava'yı kurbanla olan bağlantısı hakkında sorgula.
Ronin Ozava: <Rütbe> <İsim>, seni Tokyo'ya hangi rüzgar attı?
Jack Archer: Seni bulmaya geldik... Sana etrafında çocukların olduğu şu fotoğrafı soracaktık...
Jack Archer: Ama artık neden Yuto Vatanabe'nin masasının üzerinde senin adına hazırlanmış, içi para dolu bir zarf hazırlandığını öğrenmek istiyoruz!
Ronin Ozava: Yuto Bey hayırsever bir adamdı. Cemaatin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenirdi.
Jack Archer: Yani kurban sana bu parayı SOMBRA çocukları için mi verdi? Bir yakuza elebaşısı için oldukça düşünceli bir hareket...
Jack Archer: Senin SOMBRA'dan olduğunu biliyoruz Ronin! SOMBRA yakuzadan ne istiyor? Ayrıca bu işte senin rolün ne?
Ronin Ozava: Sen hala orada mısın <Rütbe> <İsim>? İstediğini diyebilirsin. Buradaki tek işim çocuklara bakmak.
Jack Archer: Fazla rahat olma Ronin efendi. <Rütbe> <İsim> ile ben seni Japon Atmacası gibi izliyoruz... İnsanları nasıl konuşturacağımızı da biliriz!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Jack Archer: Yapıştırdığın şu fotoğraf buradaki fotokabinlerden birinde çekilmiş olmalı. <İsim>, hadi bir fotoğraf çekinek!
Jack Archer: He... doğru dedin. Fotoğrafın arkasındaki şu pusan adam Yuto. Peki yanındaki kız kim?
Jack Archer: Kız her kimse, kurbanın kendisiyle o fotoğrafta olmasından pek memnun görünmüyor.
Jack Archer: <İsim>, hadi atari salonunu çembere alıp şu mor saçlı kızla konuşmaya çalışalım!

Suzuki Sakura'ya fotoğraf kabini fotoğrafını sor.
Jack Archer: Hanımefendi, bizler Yuto Vatanabe cinayetini araştırıyoruz.
Suzuki Sakura: Vatanabe-san öldü mü? Bunu duyduğuma çok üzüldüm.
Jack Archer: Çekindiğin şu fotokabin fotoğrafını bulduk. Onun yanında pek rahat görünmüyorsun. Ne oldu?
Suzuki Sakura: Fotoğraf çekinmek ve oyun oynamak için buraya gelirim. Ama Vatanabe-san bana hep uygunsuz şeyler söyleyip dururdu. Çok rahatsız olmuştum.
Suzuki Sakura: Bu oyun merkezinde Tokyo'nun en iyi oyunları vardır... Ama onun gibi yaşlı bir adamın müşterilerine böyle şeyler yapmaması gerekir!
Jack Archer: Anladım... Bilgi için teşekkürler Sakura. Lütfen bir yere ayrılma, sana başka sorularımız da olabilir.

İncele: Solmuş Yaka Kartı.
Jack Archer: <İsim>, şu yaka kartında Sanjay Korrapati'mi yazıyor? Hani şu Pekin'de karşılaştığımız Sanjay? Seul'e gitmemiş miydi o yahu?
Jack Archer: Burada atari salonu yardımcısı olduğu yazıyor. Sanjay'in Tokyo'da ne işi var ve neden atari salonunda çalışıyor? Çocuk harbiden yolunu bulmayı biliyor valla!
Jack Archer: <İsim>, bildiğin üzere çalıştığı yerde cinayet yaşanmış olması, Sanjay ile konuşmamız gerektiği anlamına geliyor!

Sanjay Korrapati'yi atari salonundaki işi hakkında sorgula.
Sanjay Korrapati: Seni görmek ne büyük sürpriz <Rütbe> <İsim>! Kabukiço Oyun Merkezi'ne hoş geldin!
Jack Archer: Sanjay, Tokyo'da ne işin var? "Daha parlak bir gelecek" için Seul'e gitmemiş miydin sen?
Sanjay Korrapati: Daha parlak geleceğim BU işte! Burada çalışıyorum. Buranın işletilmesine yardım ediyorum!
Sanjay Korrapati: Pekin'den ayrılırken diğer çocuklardan biriyle karşılaştım. Bana burada çalışma fırsatı olduğundan bahsetti, ben de Tokyo'ya geldim.
Sanjay Korrapati: Burada önemli birisiyim. Katkı sağlayıp görevimi yapıyorum!
Jack Archer: Şu "katkı sağlamak" ve "görev" kelimelerini çok sık kullanıyorsun. Seni bu şekilde SOMBRA mı konuşturuyor? Dikkat et. Çok tehlikelidirler!
Sanjay Korrapati: Endişelenme <Rütbe> <İsim>! Güçsüz değilim. Kendimi savunabilirim!

Tekrar Büro merkezinde...
Şef Ripley: Ronin'i buldun mu <İsim>?
Jack Archer: Onu bulduk Amirim!
Jack Archer: Tabii bunun yanında ölü bir yakuza lideri ile çorbamsı bir şüpheli listesi de bulduk.
Şef Ripley: Sadede gel Archer!
Jack Archer: Tabii! Hepsinden önce Sanjay var... tekrardan! Son olaylarda suçsuzdu, lakin son zamanlarda suça karışmış olabilir...
Jack Archer: Tabii Ronin de var! Yakuzalarla iş çeviren şüpheli bir SOMBRA ajanı. Neden mi? Nedenini henüz bilmiyoruz. Ama bir şeyler saklıyor... muhtemelen cinayet.
Elliot Clayton: Koniçiva, sayın Büro ahalisi. Bilin bakem ne buldum?
Jack Archer: Elliot, şu anda cidden bilmecelerine ayıracak vaktimiz yok!
Elliot Clayton: Galiba katili buldum <İsim>... Üstelik daha önceden tanıdığın biri!
Jack Archer: Katili mi buldum dedin?!

2. Bölüm

Şef Ripley: Ronin'i buldun mu <İsim>?
Jack Archer: Onu bulduk Amirim!
Jack Archer: Tabii bunun yanında ölü bir yakuza lideri ile bir dizi şüpheli de bulduk.
Elliot Clayton: Koniçiva <İsim>! Tahmin et ne diyeceğim. Sanırım katili buldum... Üstelik daha önceden tanıdığın biri!
Jack Archer: Eee.. Kimmiş?!
Elliot Clayton: Pekin'de karşılaştığın şu yetim kızı hatırladın mı <İsim>? Hani şu kardeşini arayan kız...
Jack Archer: Çieko mu? Garson kız?
Elliot Clayton: Ta kendisi. Uydumuz BOB, güvenlik kamerasından onun görüntüsünü yakalamış. Kısa bir süre önce cinayet mahallinin önünde görülmüş... Üstelik elinde tabancayla!
Jack Archer: Çieko cinayet mahallinin önünde tabancayla mı görülmüş?! Belki de kardeşiyle ilgili bir şey öğrenmiş ve intikam almak için oraya gitmiştir!
Jack Archer: <İsim>, bir an önce sokakları tarayıp kızın izini bulmamız gerekiyor!

İncele: Tokyo Sokağı.
Jack Archer: Çieko'yu burada bulamıyoruz <İsim>! Bakalım arkasında ipucu falan bırakmış mı!
Jack Archer: Çöp mü? Cidden mi? Dua edelim de o çöp tenekesinin içinden işe yarar bir şey çıksın. Hadi arayalım!
Jack Archer: Şu günlük ilginç görünüyor! Çieko'nun ve kardeşinin fotoğrafları ile kardeşinin nerede olduğuna dair notlar var. Çieko atari salonunu yoklarken bunu düşürmüş olmalı.
Jack Archer: Sayfaya sıkışık olan şu şey ne <İsim>? Bu bir origami turna mı? Hani şu kurbanın üstünde bulduğumuzdan?
Jack Archer: Ayrıca silik bir de girdi var. Eğer bize Çieko veya şu origami turna hakkında bir şey söyleyecekse, bunu tozlamamız gerek!

İncele: Solmuş Günlük.
Jack Archer: Günlük sayfasında Çieko'nun kardeşiyle ilgili bilgiler var <İsim>: "Kardeşim en son Japonya'da Kabukiço Oyun Merkezi'nde görülmüş. Mekan yakuzanın kontrolünde. Onu BULMALIYIM!"
Jack Archer: Demek Çieko'nun kardeşi atari salonundaymış!
Jack Archer: Eğer Çieko, kardeşinin yakuzalar tarafından kaçırıldığından korktuysa, onu kurtarmak için buraya gelmiş ve bu sırada Yuto'yu indirmiş olabilir...
Jack Archer: Çieko'dan yanıtları almalıyız <İsim>! Fazla uzakta olamaz!

Tsukada Çieko'yu günlüğü konusunda sorgula.
Jack Archer: Çieko, seni Tokyo'da görmeyi beklemiyorduk...
Tsukada Çieko: Kardeşim nereye ben oraya. Pekin'deyken onun burada görüldüğünü öğrendim. Gelebildiğim kadar hızlı geldim.
Jack Archer: Orasını görüyoruz. Ayrıca origami turna alanında oldukça kabiliyetli olduğunu da görüyoruz.
Tsukada Çieko: Kardeşimi ararken boş zamanlarım da oldu. Origami odaklanmamı sağlıyor.
Tsukada Çieko: Onun burada bulunduğunu biliyorum <Rütbe> <İsim>... ve burası tehlikeli bir yakuza bölgesi. Onu bir an önce bulmalıyım!
Jack Archer: O yüzden mi elinde tabancayla dolanıyorsun? Tabanca taşımak için yaşın biraz ufak değil mi?
Tsukada Çieko: Aradığım cevapları bulmak için ne gerekiyorsa yapmalıyım. Ayrıca tabanca artık bende değil. Japon yasaları çok katı.
Jack Archer: Kardeşinden bir iz bulursak seni haberdar ederiz. Sen de bize bir iyilik yap ve bir daha bu civarlarda görünme.

İncele: Çöp Tenekesi.
Jack Archer: Japonlar yapıyor abi. Adamların çöp tenekeleri bile bir acayip...
Jack Archer: Görünüşe bakılırsa çöpte bir broşür bulmuşsun <İsim>. Şu söz dışında geri kalanının tamamı Japonca: "Bir dil, bir insan". Üzerinde de İngiltere bayrağı var.
Jack Archer: Ayrıca üzerinde bir de not yazılı; "Anlaşmamızı konuşmak için atari salonunda buluşalım". Yazan da Yuto. Neyse ki not İngilizce...
Jack Archer: Yuto'nun bahsettiği şu anlaşma ne ola ki...
Jack Archer: <İsim>, birinin çöpü diğerinin hazinesidir derler! Bakalım Dupont bunu tercüme edebilecek mi. Bu sayede kurbanın kiminle buluştuğunu öğrenebiliriz!

Analiz et: Broşür.
Armand Dupont: Bonjour <İsim>! Bu broşür için çeviri hizmetlerimi tercih ettiğin için çok sağ ol!
Armand Dupont: Japonca'nın tek ünlü harf sistemi olan, sözcüksel yönden kusursuz ayrı vurgulamalı, sondan eklemeli ve sözcüksel yönden tonlamalı bir dil olduğunu biliyor muydun?
Jack Archer: Ehem... nasıl?
Armand Dupont: Ah Archer, tam bir tek dillisin.
Jack Archer: Hey! Doğru değil bu! Benim bir sürü dilim var bir kere! Şimdi, bize şu broşürde ne yazdığını söyler misin?
Armand Dupont: <İsim>'in de tahmin ettiği üzere, bu broşür İngilizce dersi tanıtımı broşürü.
Armand Dupont: Resimdeki kadın bir öğretmen, ya da "kyoğşi. Adı Emily Wallace.
Jack Archer: Bir yakuza patronunun İngilizce öğretmeniyle ne işi olur ki?
Armand Dupont: Broşürdeki mesajda bir "anlaşmadan" bahsediyor. Yakuza'nın çok uluslu temasları bulunan büyük bir örgüt olduğunu düşünürsek, kurban muhtemelen ders almak istemiş.
Armand Dupont: Şu Emily bir çift laf etmek istersiniz diye kendisinin iletişim bilgilerini çevirdim.
Jack Archer: <İsim>, artık elimizde yeni ipuçlarımız var! Hadi Emily ile iletişime geçip Yuto ile olan anlaşmasını soralım... Ayrıca Yuto ile atari salonunda buluştuğunu bildiğimize göre, orayı bir kez daha yoklasak iyi olur!

Emily Wallace'a kurbanla olan anlaşmasını sor.
Jack Archer: Emily Wallace, size Yuto Vatanabe hakkında birkaç soru sormak istiyoruz. Size bıraktığı mesaja bakılırsa onu tanıyormuşsunuz.
Emily Wallace: Yuto Bey benden özel İngilizce dersleri alıyordu.
Emily Wallace: Kendisi birtakım uluslararası stratejik ittifaklar kurmuştu ve konuşma becerilerini geliştirmek istiyordu. Derslerimiz çoğunlukla sake içip suşi yerken dünya gündemi üzerine sohbetten ibaretti.
Jack Archer: Yuto gibi tehlikeli biriyle haşir neşir olmaktan korkmuyor muydunuz?
Emily Wallace: Yuto Bey çok saygılı birisiydi ve iyi para veriyordu. Ders dışında yaptıkları onu ilgilendirir.
Jack Archer: Bilgi için teşekkürler. Size başka sorularımız olabilir, o yüzden fazla uzaklaşmayın.

Yeni Sahne: Atari Makineleri.
Jack Archer: <İsim>, görüyorum ki yeni ipuçları yakalamışsın. Hadi şunlara bir bakalım!
Jack Archer: Oyuncak makinesi mi? Bunlara bayılırım! Jetonun var mı <İsim>?
Jack Archer: He-he... biliyorum. Makineyi aramaktan fazlasını yapamayız... Ama bu o kadar da eğlenceli olmaz...
Jack Archer: Aldığın şu çakı kanla kaplı <İsim>. Sence kurbanın kanı olabilir mi? Hadi bir örnek alalım!
Jack Archer: Parlak kapaklı bir telefon işimize yarar mı diyorsun? Üzerinde sallanan bir origami yıldız var. Hadi kilidini açalım!

İncele: Oyuncak Makinesi.
Jack Archer: <İsim>, daha önce ödülün tabanca olduğu bir oyuncak makinesinde hiç oynamamıştım ne yalan söyleyeyim! Atari salonu yakuzanın olunca böyle oluyor herhalde...
Jack Archer: Hee... evet... bu bir ödül değil aslında. Elbette...
Jack Archer: Bu tabanca cinayet mahallinde saklandığına göre pekala cinayet silahımız olabilir!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki bunu balistikteki odun arkadaşımız Jonah'a götürmemiz icap ediyor.

Analiz et: Tabanca.
Jonah Karam: <İsim>, yardımcı olabildiğim için öyle sevinçliyim ki! Pek çok yakuzayla temasım oldu. Bu heriflerin şakasının olmadığını söylememe gerek yok herhalde.
Jack Archer: Aslında... Bu tabancayı oyun makinesinin içinde bulduk. Şaka gibi ama...
Jonah Karam: Ama değil, Archer. Her neyse... Bu bir M1911. ABD ordusunun standart yan silahı olup, siviller arasında oldukça yaygın kullanılan bir model.
Jonah Karam: Maktüldeki kurşun deliklerini tabancanın kalibresiyle karşılaştırdım ve eşleşti!
Jonah Karam: Bu tabancanın cinayet silahı olduğunu doğrulayabilirim!
Jonah Karam: Tabancayı incelerken silik bir seri numarası tespit ettim. Sicilini kontrol ettim ve tabancanın esas sahibini buldum. Sorun ise şahibinin ölmüş olması.
Jack Archer: Sahibi ölmüşse silahı kim ateşlemiş?
June Douglas: Bu konuda ben yardımcı olabilirim! Babacığım tabancayı inceledi. Kabzasının etrafında yüksek derecede klorlanmış suyla barut karışımı izler olduğunu söyledi.
Jack Archer: Ah, naber June... seni görmemişim!
June Douglas: Jonah Amca'yla saklambaç oynuyordum! Çok iyi saklanırım! Beni bulsana <Rütbe> <İsim>!
Jonah Karam: "Jonah Amca" der ki, Japonya'da bunun gibi yüksek klorlu suyu bulabileceğiniz en iyi yer hamamdır. Tahminimce katil sento hamamına gidiyor!
June Douglas: Ooo... hamamlara bayılırım... Ayrıcaaaa, el bombalarına da!
Jonah Karam: Onu nereden buldun?! Ne yaparsan yap... ama sakın onu atma!
Jack Archer: Anlaşılan ellerin epey dolu Jonah. Daha sonra geliriz yine. Bu arada <İsim>, biz de buharlı hamamlara giden katilin peşinden koşarız!

İncele: Kanlı Çakı.
Jack Archer: Şu çakıdan kan örneği aldığımıza göre <İsim>, laboratuvara gidip bunu mikroskop altında inceleyebiliriz!

İncele: Kan Örneği.
Jack Archer: <İsim>, çakının üstündeki kan kurbanın değil. Kan, Sanjay'in kanıymış!
Jack Archer: Sanjay'in kanı bu çakıya nasıl bulaştı?! Bu hiç hoşuma gitmedi!
Jack Archer: Sanjay tehlikede olabilir <İsim>! Hemen onu bulmalıyız!

Sanjay'e neden çakının üstünde kanının olduğunu sor.
Jack Archer: Sanjay! Neredesin? İyi misin?!
Sanjay Korrapati: <Rütbe> <İsim>, bu ne telaş böyle? Alt tarafı bugünün jetonlarını hazırlıyordum.
Jack Archer: Üzerinde senin kanının olduğu bir çakı bulduk. Başına bir şey geldi sandık!
Sanjay Korrapati: Çakıyı bana kendimi savunabilmem için Vatanabe-san verdi. Burası tehlikeli bir yer.
Sanjay Korrapati: Ama... geçen gece kalmış bir sake buldum... ve şişeyi bitirdim...
Sanjay Korrapati: Sonra da parmağımı kesmeye karar verdim! Bakın!
Jack Archer: Ne yaptın, ne yaptın?! Neden yaptın bunu?!
Sanjay Korrapati: Kendimi kanıtmak ve onlara zayıf olmadığımı göstermek için tabiiki de!
Jack Archer: Kusura bakma Sanjay ama <Rütbe> <İsim> ve ben kendine bunu yapmana izin veremeyiz! Kendi güvenliğin için seni gözaltına alıyoruz!

İncele: Cep Telefonu.
Jack Archer: Şu parlak kapaklı telefonun kilidini açmışsın <İsim>, de kime ait ola ki bu?
Jack Archer: Sakura ile Yuto arasında geçen bir yazışma var. Sakura'nın olmalı bu.
Jack Archer: Yuto'nun ne dediğini bilmiyorum, ama Sakura "Rahat bırak beni!" mesajıyla epey sinirli görünüyor!
Jack Archer: Telefondan sallanan origami yıldıza bakarsak, Sakura'nın origamiden anladığını söyleyebiliriz. Bu durumun da soruşturmamız için ne teşkil ettiğini biliyoruz.
Jack Archer: <İsim>, hadi Sakura'ya kurbana neden kızgın olduğunu soralım!

Sakura'yı kurbanla yaptıkları mesaj yazışmaları konusunda sorgula.
Jack Archer: Sakura, Yuto ölmeden önce onunla aranda geçen yazışmalardan haberimiz var.
Suzuki Sakura Hey! Telefonumu bulmuşsun <Rütbe> <İsim>! Domo arigato! Bütüm özçekimlerim o telefonda!
Jack Archer: Evet... peki ya şu anda ölü olan adama gönderdiğin mesajlar?
Suzuki Sakura: Yuto beni kendisi ve arkadaşlarıyla birlikte bir partiye gitmeye ikna etmişti. Gitmek istemiyordum, ama gidersem beni rahat bırakacağına söz vermişti.
Suzuki Sakura: Karanlık bir yerdi ve herkes deri giyiniyordu. Yuto rahatlamam için bana sake içirip duruyordu, ama tek istediğim şey eve gitmekti.
Jack Archer: Iıı... peki. Bu kulağa pek hoş gelmiyor...
Suzuki Sakura: Gitmek istediğimi söylediğimde Yuto içkime ilaç koymaya çalıştı! Yaptığını gördüm! Başıma kötü bir şey gelmeden oradan kendimi zar zor kurtardım!
Jack Archer: Bunun ne kadar korkuntucu olduğunu anlayabiliyorum. Ama seni temelli rahat bırakması için Yuto'yu öldürdüysen hapse girersin... Orada da tek çekeceğin şey sabıka fotoğrafın olur!

Daha sonra Büro merkezinde...
Şef Ripley: <İsim>, Sanjay niye karakolda?
Jack Archer: Ona göz kulak olmalıyız Amirim. Büro'da bunun için en iyi yer.
Şef Ripley: Onun için üzülüyorum tamam, ama biz çocuk bakıcısı değiliz Archer. Şimdi, soruşturmanın vaziyeti nedir?
Jack Archer: İlerleme kaydediyoruz Amirim. <İsim> cinayet silahını buldu ve şüpheli listesi daralıyor.
Jack Archer: Çieko kardeşini bulmanın peşinde ve onu bulmak için yapmayacağı şey yok... Buna muhtemelen yakuza patronunu mıhlamak da dahil.
Jack Archer: Sakura açıkça Yuto'nun tehlikeli manevralarından sarsılmış. Kız epey kızgın, ama onu öldürecek kadar kızmış olabilir mi?
Jack Archer: Bir de İngilizce öğretmeni Emily var. Derslerinden birinde bir şeyler ters gidip, Yuto'nun ölümüne yol açmış olabilir mi ki?
Carmen Martinez: Hey Archer. Senin Sanjay'e göz kulak olman gerekmiyor muydu?
Jack Archer: Evet Carmen... Niye sordun?
Carmen Martinez: Sanjay kayıp çünkü!
Jack Archer: Ne?!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Hey Archer, Yuto Vatanabe'nin ölümüyle meşgul olduğunun farkındayım da, senin Sanjay'e göz kulak olman gerekmiyor muydu?
Jack Archer: Evet Carmen... Niye sordun?
Carmen Martinez: Sanjay kayıp çünkü!
Jack Archer: Ne?! Ne demek Sanjay kayıp?!
Carmen Martinez: Elliot onu lavaboya giderken görmüş ama oradan hiç çıkmamış. İçeri girdiğinde ise lavabo penceresinin açık olduğunu fark etmiş. Sanjay oradan tırmanıp kaçmış olmalı.
Carmen Martinez: Tabii senin tüm bunları bilmen gerekiyordu çünkü ona göz kulak olmak senin işindi!
Jack Archer: Allah kahretsin! O çocuk... sürekli başımızı belaya sokuyor! <İsim>, bir an önce onu bulmalıyız!
Jack Archer: Kesin atari salonuna geri gidiyordur! <İsim>, hadi sokağa çıkıp önünü keselim!

İncele: Kaldırım.
Jack Archer: Sanjay görünürde yok <İsim>! Nereye gittiğine dair bir iz miz var mı?
Jack Archer: Bulduğun şu yırtık şey bir tür zarfa benziyor. İpucu olabilir mi ki? Hadi bunu birleştirelim!
Jack Archer: Aldığın şu buruşturuluş gaztedeki adam Ronin değil mi? Yuto'nun yanında duruyor. Başlığın Japonca olması kötü oldu...
Jack Archer: Haklısın! Bunlar oldukça çarpıcı dövmeler. Bir anlam ifade ediyorlar mıdır ki? Bakalım veri tabanından bir eşleşme bulabilecek miyiz.
Jack Archer: O madalyonun işe yarayacağını mı düşünüyorsun <İsim>?
Jack Archer: İyi yakaladın! Madalyonun arka tarafında bir işleme var. Tek okunan şey Vatanabe adı.
Jack Archer: Vatanabe mi? Hani kurban Yuto Vatanabe gibi? Bu onun muymuş? Hadi pudralayıp silik kısmı ortaya çıkarabilecek miyiz görelim!
Jack Archer: <İsim>, henüz Sanjay'i bulamamış olabiliriz ama en azından epey bir ipucu çıkardın, o yüzden hadi iş başına!

İncele: Gazete.
Jack Archer: Ronin'in vücudundaki dövmeleri veri tabanında aratınca <İsim>, bunların geleneksek yakuza dövmeleri olduğu ortaya çıktı.
Jack Archer: Bir dakika... Yani Ronin yakuza mı?!
Jack Archer: Bir şeyler döndüğünü anlamıştık zaten! Ronin hem SOMBRA ajanı, hem de yakuza! İyi de bu iki çete neden birlikte hareket ediyor?
Jack Archer: Ronin'i elimize geçirdiğimizde bize açıklaması gereken çok şey olacak <İsim>!

Ronin'i yakuza olması konusunda sorgula.
Jack Archer: Ronin, hakkındaki gerçeği biliyoruz! Hem SOMBRA'sın, hem de yakuza! Bu konuda ne diyecesin bakalım?!
Ronin Ozava: Evet, yakuzayım. Bunda utanılacak bir şey yok. Biz sake içmekle, sento hamamında terlemekle... ve adam öldürmekle yetinmeyiz.
Ronin Ozava: Bir onur ve şeref üzerine kurulu, ihtiyaç duyduğumuzda yardım etmeye hazır bir örgütüz. Sizin Büro için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Jack Archer: Öyle mi? Büro, masum çocukların beyinlerini yıkayan adı çıkmış terör örgütleriyle iş çevirmiyor valla. Yakuzalar neden SOMBRA'yla çalışıyor?
Ronin Ozava: Yuto, ölümünden önce SOMBRA'yla bir stratejik ittifak kurmuştu. İçinde çocuklar... ve para vardı.
Ronin Ozava: Yuto açgözlüleşmeye başlayana kadar işler tıkırındaydı. Muhtemelen öldürülmesine de bu neden oldu...
Jack Archer: O çocuklarla ne yapıyordun? Cevap istiyoruz!
Ronin Ozava: Ben mi? Tek yaptığım şey onlara origami öğretmekti.
Jack Archer: Eğer o çocuklardan birinin dahi kılına bile zarar verdiysen, sen daha yakuza bile diyemeden kendini hapiste bulursun!

İncele: Solmuş Madalyon.
Jack Archer: Madalyondaki yazıda diyor ki, "Müstakbel Bayan Vatanabe'ye sevgilerle". Müstakbel Bayan Vatanabe mi? Yuto biriyle mi evlenecekmiş?
Jack Archer: İyi gördün <İsim>! Üzerindeki şu "YLJ187420" bir seri numarasına benziyor. Hadi bu madalyonu Elliot'a gönderelim de bize bundan bir şeyler çıkarsın!

Analiz et: Madalyon Yazısı.
Elliot Clayton: <İsim>, Sanjay'i bulabildin mi?
Jack Archer: Henüz değil, ama işin peşindeyiz. Sana gönderdiğimiz şu madalyondan ne haber?
Elliot Clayton: Elimde birkaç bilgi var... ama Sanjay hakkında değil. Aslında bakarsanız başka bir şüpheli hakkında...
Elliot Clayton: Madalyondaki seri numarasını araştırdım. Emily Wallace diye birisine hediye olarak bir kuyumcuya sipariş verilmiş.
Jack Archer: Emily mi? Hani İngilizce öğretmeni olan? Yuto'yla nişanlı olan o muymuş?!
Elliot Clayton: Tam öyle değil... Bakın, Emily'nin nişanlı olduğu kişi Yuto değil. Onun yeğeni Şiro.
Jack Archer: Emily, Yuto'nun yeğeniyle mi nişanlıymış?! Bize bundan niye bahsetmedi? Bu Şiro denen adamı bulup ona birkaç soru sormalıyız.
Elliot Clayton: Bu mümkün değil. Şiro sizlere ömür. Tam da Emily'yle evlenmeden önce ölmüş.
Jack Archer: Ee, Emily'nin nişanlısı ölmüş olabilir, ama Emily halen aramızda. Hemen gidip ondan bazı cevaplar almalıyız.

Emily'ye madalyonu sor.
Jack Archer: Başın sağ olsun Emily, de bize neden Yuto'nun yeğeniyle nişanlandığından bahsetmedin? Sana verdiği madalyonu bulduk.
Emily Wallace: Önemli olduğunu düşünmemiştim. Kendisi öleli bir yıl oldu.
Emily Wallace: Şiro bir yakuzaydı ve Yuto'ya çalışıyordu. Amcasını korumaya çalışırken hayatını kaybetti.
Jack Archer: Yani Yuto'nun SIRF İngilizce öğretmeni değil, ayrıca yeğeninin müstakbel eşiydin... ama nişanlın görev başındayken öldü. Bu da cinayet için yeterli bir sebep!
Emily Wallace: Şiro'nun ölümünü kabullendim. Hayat işte... Şu günlerde zamanımı İngilizce öğreterek ve yaşlılardan origami öğrenerek geçiriyorum.
Emily Wallace: Neden şu Suzuki denen kızı araştırmıyorsun <Rütbe> <İsim>? Yuto kızın peşinden ayrılmazdı, hatta bir keresinde sento hamamında arkasından kadınlar kısmına geçerken bile gördüm. Kız epey sinirlenmişti.
Jack Archer: Burada kimin şüpheli olduğuna <Rütbe> <İsim> karar verir ve sen de şu anda listenin en tepesine yükseldin! Bunu da kabullen bence!

İncele: Yırtık Parçalar.
Jack Archer: Birleştirdiğin şu zarfın ne olduğunu halen çözebilmiş değilim...
Jack Archer: Ama arkasında bir mesaj var: "Sanjay, yardıma ihtiyacın olursa, beni nerede bulacağını biliyorsun."
Jack Archer: İmza: Çieko!
Jack Archer: Çieko mu?! Sanjay'i nederen tanıyor ki?
Jack Archer: Eğer bunu Sanjay'e Çieko vermişse, nerede olduğunu KESİN biliyordur! Onunla HEMEN konuşmalıyız!

Çieko'yu Sanjay'in nerede olduğu konusunda sorgula.
Jack Archer: Çieko, Sanjay'e bir zarfın üzerinde bıraktığın mesajını bulduk. O nerede?
Tsukada Çieko: Bu bir zarf değil bir kere <Rütbe> <İsim>. Bu bir omamori, yani şans tılsımı.
Jack Archer: Neyse ne işte, bize Sanjay'in yerini söylemelisin! Ona yardım etmeye çalışıyoruz.
Tsukada Çieko: Hayır! Size Sanjay'in yerini söylemiyorum! Kardeşimi koruyamadım, ama onu koruyabilirim!
Jack Archer: Bak kızım, kendini çetin ceviz sanıyorsun ama sadece küçük bir kızsın. Ayrıca Sanjay'i güvende tutmak için şans tılsımından fazlası gerekcek!
Tsukada Çieko: Sanjay'i senden daha iyi koruyabilirim <Rütbe> <İsim>! Nerede olduğunu bilmenizi istemiyor ve ben de ona ihanet etmeyi düşünmüyorum!
Jack Archer: Beni dinle Çieko, burada <Rütbe> <İsim>'in sözü geçer! Bir patavatsızlık daha yaparsan seni cezai soruşturmayı engellemekten ötürü göz altına alırız, haberin olsun!

Kısa bir süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, Sanjay için endişeleniyorum ama Yuto'nun katilini yakalamaya da çok yaklaştık... Soruşturmaya tam gaz devam!
Jack Archer: İyi akıl ettin! Yuto'nun kanının ofisindeki sake setinin üstünde bulunduğunu hesaba katarsak, suikastçısıyla ilk orada karşılaşmış olmalı.
Jack Archer: Yakuza hepsini imha etmeden kalan son ipuçlarını da bulmamız gerekiyor! Hadi hemen ejderhanın inine dönelim!

İncele: Yuto'nun Masası.
Jack Archer: Bulduğun şu atari salonu afişinin üstündeki kristal tozun ne olduğunu merak ettim <İsim>. Yakuzanın "girişimlerini" bildiğimize göre, bu da yasa dışı bir şey çıkarsa şaşırmam gari...
Jack Archer: Bu toz her neyse, bundan derhal bir örnek almalıyız!
Jack Archer: Bu karmaşık Japon kutusu bir sürü yakuza ıvır zıvırıyla dolu. İpucu bulmak için biraz kurcalayalım... ama acele!

İncele: Atari Salonu Afişi.
Jack Archer: <İsim>, hadi hemen atari salonu afişinden topladığımız bu kristal toz örneğini Lars'a götürelim!

Analiz et: Kristal Tozu.
Lars Douglas: Vakada finiş çizgisine yaklaştın sayılır <İsim>! Bakalım ben geçmene yardımcı olabilecek miyim!
Lars Douglas: Bana gönderdiğin kristal toz düşündüğüm şey çıkmadı. Örneğin kurbanın kanıyla karışmış... beyaz kuvars kristal olmasına şaşırdım.
Jack Archer: Beyaz kuvars kristal mi... O da ne? Bir tür uyuşturucu falan mı?
Lars Douglas: Yok. Çakraların enerjisini temizleyip arındırmasıyla bilinen, yaygın ama güçlü bir taş.
Lars Douglas: Takıldığı zaman, kişinin olumsuz dış etkenlerden korunmasını sağlar. Ayrıca insanın özgüvenini ve gücünü arttırır.
Jack Archer: Yani Yuto'yu öldüren her kimse bu kristalleri mi takıyormuş?
Lars Douglas: Aynen Max Paynen! Japonya'da güç kristallerini işlevsel bir takı olarak kullanmak modadır. Bana sorarsanız katil bir güç kristali bilekliği takıyor.
Jack Archer: Katili cinayetten tutukladığımızda epey bir güçten düşecek <İsim>!

İncele: Hileli Japon Kutusu.
Jack Archer: Bana sorarsan kutuda bulduğun bu şey alt tarafı bir katana anatarlık <İsim>...
Jack Archer: Ama üzerinden sallanan origami turnaya bakacak olursak, katile ait olduğu kesin! Bu anahtarlığı hızlıca Lars'a götürmeliyiz!

Analiz et: Anahtarlık.
Lars Douglas: Lafı hiç uzatmıyorum <İsim>! Bana getirdiğin bu anaharlığın katile ait olduğunu teyit edebilirim!
Jack Archer: <İsim> şüphelenmekte haklıymış! Turna her şeyi ele verdi!
Lars Douglas: Hem de nasıl! Tıpkı kılıç anahtarlığın üstündeki Japonca yazı gibi. Niyeti oldukça bariz... intikam.
Jack Archer: Demek katil elinde minik kılıcıyla... ve tabancasıyla intikam peşindeymiş, öyle mi?!
Lars Douglas: Kesinlikle! Ama bir ipucu onu ele verdi. Anahtar halkasının üstünde sarı iplikler buldum!
Lars Douglas: İplikleri testten geçirdim... Genellikle giysilerde bulunan pamuk ve diğer sentetik maddelerin karışımıymış.
Lars Douglas: <İsim>, bu ipliklere bakarak katilin sarı giydiğini söyleyebilirim!
Jack Archer: Katili elimize geçirdiğimizde korkudan sararıp solacağından adım gibi eminim <İsim>!

Jack Archer: Tutuklama vakti geldi çattı <İsim>! Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Emily Wallace, Yuto Vatanabe'yi öldürmekten tutuklusun! Ama... Bunu niye yaptın?
Emily Wallace: Yanlış kişiyi tutukluyorsun <Rütbe> <İsim>. Yuto'nun ölümüyle alakam yok benim.
Jack Archer: Sana inanmayı isterdim, lakin origami turnalarından birisini Yuto'nun ceketinin cebine iliştirilmiş olarak bulduk! Görünüşe bakılırsa origami dersleri cinayette işe yaramış!
Emily Wallace: Saçmalıyorsun <Rütbe> <İsim>! Yuto benim nişanlımın amcasıydı. Ailemden biri gibiydi. Onun zamanına değer verirdim.
Jack Archer: Birlikte sake içerkenki zaman gibi mi... Hani onu vurmadan önce?!
Emily Wallace: Ben sadece bir İngilizce öğretmeniyim. Güç, iktidar veya parayla işim olmaz. Elinizde bir gerekçe yok...
Jack Archer: Ama güç kristali bilekliğin ve intikam anahtarlığındaki sarı iplikler elimizde!
Jack Archer: Yakuzalığın tehlikeli bir yaşam biçimi olduğunu bilmen gerekirdi. Nişanlının seçiminden neden Yuto'yu suçladın?
Emily Wallace: Evet, yakuza olmasının her an ölebileceği anlamına geldiğini biliyordum... Ama onu öz amcasının öldüreceğini hiç düşünmemiştim!
Jack Archer: Ne?! Yuto kendi öz yeğenini mi öldürdü yani?!
Emily Wallace: Şiro, tanışmamızın ardından yakuzadan ayrılmak istemişti, ama Yuto bunu onaylamadı. Şiro yine de ayrıldı... hem de amcasının parasından yüklü miktar alarak.
Emily Wallace: Düğün günümüzde Yuto, adamlarıyla birlikte düğünü basıp Şiro'yu gözlerimin önünde katletti... Üstelik ben daha "Evet!" bile diyemeden!
Emily Wallace: Sonra da... Yuto silahını bana doğrulttu!
Jack Archer: Yuto seni de mi öldürmeye kalktı?!
Emily Wallace: Beni nişanlımın cesedinin yanında ölüme terk etti. Eğer oradan sağ çıkarsam, hayatımın her günün, misilleme yapacağım anı planlayarak geçireceğime yemin ettim!
Emily Wallace: İntikamımı planladım. Yavaşça. Sabırla. Bir turna, sonra bir tane daha. Saldırmak için uygun anı bekledim!
Emily Wallace: Tabancamı gördüğünde Yuto'nun yüzündeki o ifadeyi görmeliydiniz. Şiro'nun eski tabancasıydı... Adalet yerini bulmuştu!
Emily Wallace: Seppuku yapmaya yeltendi, ama bunu yapmasına izin veremezdim! Ölümü BENİM elimden olmalıydı!
Jack Archer: Oha... Hikayeye gel...
Jack Archer: Yuto'nun yaptığı şey çok acımasızcaymış, ama bu sana birisinin canını alma hakkını vermez. Üzgünüm Emily ama tutuklusun.

Nigel Adaku: Bayan Wallace, Japonya'daki Vatanabe-gumi örgütünün başı Yuto Vatanabe'yi öldürme suçuyla yargılanıyorsun. Savunman nedir?
Emily Wallace: Suçluyum sayın Yargıç. Ben yaptım. Yine olsa yine yaparım.
Emily Wallace: Şiro ile istediğimiz tek şey yeni bir hayat kurmaktı ama Yuto, Şiro'nun ona verdiği utanç ile yaşamaktansa kendi yeğenini öldürmeyi tercih etti!
Emily Wallace: Ben de nişanlımın anısını onurlandırmak istedim. Ödeşme, bir kadın olarak görevimdi!
Nigel Adaku: Tek başına Japonya'nın en azılı bouryoku liderinin üstesinden gelmişsin. Bu çok etkiletici. Ama hiçbir durumda hak ihlaline göz yumamam.
Nigel Adaku: Dolayısıyla bu mahkeme, seni 10 yıl hapisle cezalandırdı!
Emily Wallace: İntikam soğuk yenilen bir yemektir... Ben ise soğumasını fazla beklemişim!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, halen Emily'nin, üstelik de tek başına, dünyanın en azılı suç örgütlerinden birinin başını indirdiğine inanamıyorum! İşte buna azim derler!
Jack Archer: Ama doğru diyorsun! Herkes kendi adaletini sağlamaya kalkarsa ortada adalet diye bir şey kalmaz!
Jack Archer: Bu dosya da kapandığına göre artık tekrardan Sanjay'i aramaya koyulabiliriz! İş işten geçmeden onu bulmalıyız!
Jack Archer: Ayrıca SOMBRA'nın çocuk beyni yıkama komplosunun da köküne inmemiz gerek! Ortada pis bir oyun dönüyor!
Jack Archer: Bu iş bizim için biçilmiş kaftan <İsim>! Hadi halledelim şu işi!

Kaybedilen Masumiyet 5

Jack Archer: <İsim>, Yuto'nun cinayetini çözdük ama SOMBRA'nın topladığı çocuklarla ne açamladığına dair halen bir fikrimiz yok!
Jack Archer: Ayrıca Sanjay'i Houdini misali sırra kadem basması da işimizi hiç kolaylaştırmadı! Ciddi bir tehlike altında! SOMBRA'nın şakası yok!
Angela Douglas: <İsim>, bu SOMBRA'nın beyin yıkama meselesi canımı sıkmaya başladı. Gidişata bakılırsa üçüzleri de yakından takip etmemiz gerekiyor.
Angela Douglas: Lars'a sürekli kızları babaannelerine gönderelim diyorum ama benim aşırı korumacı davrandığımı düşünüyor.
Angela Douglas: Tek istediğim şey çocuklarımı korumak! Bu arada...
Angela Douglas: Kızlar nerede? Onları gördün mü <İsim>?
Jack Archer: Hayır Angela. Onları bir süredir görmedim. Ama eminim iyilerdir.
Angela Douglas: Archer, bir anne olarak diyorum ki çocukların sessiz olması... ya da ortadan kaybolması iyiye işaret değildir!
Jack Archer: Endişelenme! Onları buluruz. Belki de dışarıda oynuyorlardır...
Jack Archer: <İsim>, Angela ile gidip kızlar dışarıda mı diye baksana, sonra da atari salonuna gidip birlikte Sanjay'in nerede olduğuna dair ipucu ararız!

İncele: Oyun Merkezi.
Jack Archer: <İsim>, buraya Sanjay'i bulmamıza yarayacak ipuçlarını bulmaya geldik. Kayıp kutusunun işimize yarayacağından emin misin?
Jack Archer: Peki, içgüdülerin harekete geçtimi seni kimse tutamaz. Hadi kutunun içine bakalım!

İncele: Kayıp Eşya Kutusu.
Jack Archer: İnsanların unuttuğu şeyleri aklım almıyor <İsim>... Misal kayıp kutusunda bulduğun şu renkli fotoğraf makinesi gibi. Sence işimize yarar mı?
Jack Archer: İyi dedin! Bu fotoğraf makinesinin objektifine yakuzalar... ya da daha da iyisi Sanjay yakalanmış olabilir!
Jack Archer: Zamanımızı fotoğraflara bakarak harcayamayız <İsim>! Elliot bize bu konuda yardım edebilir!

Analiz et: Sevimli Fotoğraf Makinesi.
Jack Archer: Hey dostum, İnternet oyununu böldüğüm için kusura bakma, ama <İsim>'in sana gönderdiği fotoğraf makinesinin içinde ne olduğunu öğrenmemiz gerek!
Elliot Clayton: Bir saniye... hadi... GOOOL!
Elliot Clayton: Tamamdır... Fotoğraf makinesine gelirsek... Bildiğiniz tavşan kulaklı video kaydedicisi diyebiliriz. Sakura gibi Japon kızları arasında oldukça popülerdir. Bu onun kamerası.
Elliot Clayton: Görünüşe bakılırsa Sakura'nın fotokabinler hakkında bir video bloğu varmış. Çoğu tırıvırı şeyler, ama izlemek isteyeceğiniz bir şey buldum...

-Kaydın başı...-
Suzuki Sakura: Yaho, dostlar! Sakura'nın Şipşak Fotoğraf Macelarına hoş geldiniz! Bugünkü konumuz...
Suzuki Sakura: Bu gürültü de ne böyle?
Ronin Ozava: Dinle çocuk. Zayıf olma. Katkıda bulunduğunu göstermek istiyorsan, bunu YAPACAKSIN!
Sanjay Korrapati: Ama... ama... ben alt tarafı jeton görevlisiyim...
Ronin Ozava: Şimdi şu adamın yanına git ve ona borcunu ÖDET... Yoksa karışmam.
Sanjay Korrapati: Haklısın Ozava-san. Zayıf değilim! Bunu yapabilirim!
Ronin Ozava: Bunu al... Güvenliğin için.
Suzuki Sakura: Şey... affedersiniz sayın izleyenler. Sanırsam videomu başka yerde çekmem gerekecek...

-Kaydın sonu...-
Jack Archer: Lan...! <İsim>, Ronin Sanjay'e birisinden haraç almayı emredip, üstüne bir de eline tabanca mı tutuşturdu?!
Jack Archer: SOMBRA'nın yetimlere yaptığı şey BU mu?! Onları küçük yakuza gangsterlerine mi çeviriyorlar?!
Jack Archer: Bu korkunç bir şey! Çocukların ve özellikle de Sanjay'in canı yanmadan bu operasyonu durdurmalıyız!
Jack Archer: Yanıtlara ihtiyacımız var <İsim>... Ve Ronin istese de istemese de bu yanıtları bize verecek!

Ronin'i Sanjay'e verdiği emirler konusunda sorgula.
Jack Archer: Ronin, senin sağlam pabuç olmadığını zaten biliyorduk! Ama artık kanıtımız da var!
Jack Archer: Pis işlerini yaptırmak için çocukları kullanmak mı?! Tam bir kepazelik! Yakuzaların onurla falan alakası yok, tek bildikleri şey şiddet ve yüzsüzlük!
Ronin Ozava: Daha önce de dedim <Rütbe> <İsim>. SOMBRA ile bir anlaşma yaptık. Biz çocukları eğitiyoruz, onlar da bize para veriyor.
Jack Archer: Çocukları "eğitmek" mi?! Silahlar ve korkutma ne tür bir eğitimin parçası?
Ronin Ozava: Orasını bilmem. Bizden sadece çocukları sonraki aşamaya hazırlanmamız istendi.
Jack Archer: Sonraki aşama mı? Sonraki aşama ne? Sanjay nerede? Eğitimi bitti de "sonraki aşamasına" mı gönderildi?!
Ronin Ozava: Kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Benim bildiğim bu kadar... Yorgun görünüyorsun. Yemeğimden biraz alsana. Kendini toparlarsın!
(Ronin Ozava ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, Sanjay firarda... Elinde silahla tehlikeli sulara doğru ilerliyor! Onu sağ salim bulma yarışı başladı!
Jack Archer: Harika fikir <İsim>! SOMBRA'nın yetim yetiştirme işini yakuza yürütüyor... Sanjay'in de SOMBRA'ya bulaştığını biliyoruz. Yuto'nun ofisinde Sanjay'in nerede olduğuna dair ipucu bulabiliriz!

İncele: Yakuza Ofisi.
Jack Archer: Sanjay'in nereye kaçmış olabileceğine dair ipucu arıyoruz <İsim>. Bakalım neler buldun!
Jack Archer: Sence bu cep telefonu kutusunun SOMBRA'yla bir ilgisi olabilir mi? İnsanlara beleş hatlı telefon mu veriyorlarmış?
Jack Archer: Doğru dedin! Kutunun üstünde Sanjay'in adı yazılı! Ayrıca ona yazılmış bir de not var, ama okunamayacak vaziyette.
Jack Archer: Birisi Sanjay'e bu telefonu vermiş olmalı! <İsim>, hadi notu tozlayıp ne yazdığını bulalım!

İncele: Cep Telefonu Kutusu.
Jack Archer: Cep telefonu kutusundaki mesajda diyor ki, "Sanjay, oraya vardığında beni ara." Yazan da Çieko!
Jack Archer: Çieko sırf Sanjay'in yerini bilmekle kalmamış, bir de üstüne teması kesmemek için ona bu telefonu vermiş!
Jack Archer: Çieko'nun bize gerçeği ötme vakti geldi çattı <İsim>!

Çieko'ya Sanjay'e verdiği telefonu sor.
Jack Archer: Çieko, Sanjay'e telefon verdiğini biliyoruz! Artık yalan söylemekten vazgeç! Sanjay nerede?
Tsukada Çieko: Bilmiyorum. Sanjay sadece Tokyo'dan ayrılacağını söyledi. Ben de başı belaya girer de yardıma ihtiyacı olur diye ona telefonu verdim.
Jack Archer: Kutuya özellikle "oraya vardığında seni aramasını" yazmışsın. "Orası" neresi Çieko?
Tsukada Çieko: Kardeşimin en son Güney'de görüldüğünü haber aldım. Sanjay'e bahsettim. O da o tarafa gittiğini söyledi ve onu bulmam konusunda yardım teklif etti!
Jack Archer: Güneyde tam olarak nereye gittiğini biliyor musun? Sanjay'in SOMBRA'ya bulaştığını biliyorsun! Gittiği yer her neresiyse başı ciddi belada!
Tsukada Çieko: Bilmiyorum <Rütbe> <İsim>! Beni araması gerekiyordu ama henüz ondan haber alamadım.
Jack Archer: Umarım doğruyu söylüyorsundur... Hem senin, hem de Sanjay'in iyiliği için!
Tsukada Çieko: Keşke elimden daha fazlası gelseydi... Ama Yuto'nun ofisinde bu antika savaşçı kimonosunu buldum. Belki yolculuğun sırasında sana yardım eder <Rütbe> <İsim>. Koğ un!
(Çieko ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, Çieko Sanjay'in güneye gittiğinden bahsetti, ama kim bilir nereye. Üstelik harcayacak fazla vaktimiz de yok!
Jack Archer: Doğru dedin! Belki Elliot, Sanjay'in telefon sinyalini takip ederek daha kesin bir konum bulabilir. Denemeye değer!

İncele: Tokyo Sokağı.
Angela Douglas: Kızları hiçbir yerde göremiyorum!
Angela Douglas: Ha... bulduğun şu şey kırık bebek parçalarına benziyor <İsim>.
Angela Douglas: Bir saniye... Yüzü kızların kullandığı bir bebeğinkine epey benziyor. Bu onların olabilir mi?
Angela Douglas: <İsim>, bu parçaları birleştirmemde bana yardım eder misin? Belki kızları bulmamıza yardımcı olur...

İncele: Kırık Oyuncak Bebek.
Angela Douglas: <İsim>, birleştirdiğin bu bebek Bebiş Bebek! Kızların en sevdiği bebek bu! Nasıl parçalanmış ki?
Angela Douglas: Üzerindeki şu koyu lekeler de neyin nesi? Kızlar Bebiş'in bu kadar kirlenmesine asla izin vermezlerdi...
Angela Douglas: Haklısın! Bu lekelerden bir örnek alırsak Bebiş Bebek'e ne olduğunu öğrenebiliriz... tabii kızlara da!

İncele: Kirli Oyuncak Bebek.
Angela Douglas: Oyuncak bebeğin üstündeki lekelerden bir örnek aldın <İsim>. Bakalım Lars bize bunun ne olduğunu söyleyecek mi!

Analiz et: Koyu Lekeler.
Lars Douglas: <İsim>, kızlar kayıp falan değil! Deminden beridir karakoldaymışlar... Elliot'un laboratuvarında saklambaç oynuyorlarmış!
Angela Douglas: Güvendler! Çok şükür!
Angela Douglas: Peki... O zaman Bebiş Bebek sokağa nasıl çıktı? Ayrıca üzerindeki o lekeler neyin nesi?
Lars Douglas: Örneği mikroskopta inceledim. Lekeler meğersem çikolataymış!
Angela Douglas: Çikolata mı? Bebiş'in üstünde? Nasıl oldu ki bu?
Lars Douglas: Güzel soru, kurabiyem! Çikolotadan DNA örneği aldım ve bir eşleşme yakaladım. DNA, dünyalar tatlısı kızımız April'inmiş.
Lars Douglas: April'in bu bebeği tek başına parçalayamayacağını bildiğimden DNA örneğini biraz daha inceledim... ve tam da şüphelendiğim gibi...
Lars Douglas: Çikolata lekesindeki DNA, aslında üç kızımıza da aitmiş!
Angela Douglas: Bebiş'i onlar mı parçalamış?! <İsim>, kızlarla adam akıllı bir konuşmamız gerekiyor!

Üçüzler'e Bebiş Bebek'in neden parçalandığını sor.
Angela Douglas: April. May. June. Bebiş'i parçalama saçmalığı da nereden çıktı? Onu sevdiğinizi sanıyordum.
June Douglas: Seviyorum zaten anne! Ama April onu sahiplenmişti. Onunla ben de oynamak istiyordum!
April Douglas: Öyle mi? Sen de May'in Elliot abinin ofisinden çaldığı çikolatayı sahiplenmiştin ama! Katkıda bulunmuyordun! Seni koca çikolata kafa!
May Douglas: Çalmadım! Bu aptalca fikir senindi! Ayrıca ben aptal değilim!
Angela Douglas: Kızlar! Derhal kesin şunu! Genç birer hanımefendi gibi davranacaksınız! Vahşi canavarlar gibi değil!
April Douglas: Bizler canavar değiliz, sadece zayıf değiliz o kadar! Tıpkı Çieko'nun bize öğrettiği gibi!
Angela Douglas: Çieko mu?! Derhal bu saçmalığa bir son veriyorsunuz! Çikolata çalmakmış. Bir de Bebiş'i parçalamışsınız. Kendinizden utanmalısınız!
Angela Douglas: Şimdi... Bu maskaralıklarınızla değerli vaktinden çaldığınız için <Rütbe> <İsim> sizden özür bekliyor.
Üçüzler: Peki anne...
Üçüzler: Özür dileriz <Rütbe> <İsim>. Böyle olsun istememiştik.
May Douglas: Buyur <Rütbe> <İsim>, bu senin. Diş perisi paramızın tamamı. Kötü adamları bulmak için bunu kullanabilirsin!
(Üçüzler ile konuştuktan sonra)
Angela Douglas: Hayatım, kızlar adına cidden endişeleniyorum. Kendileri gibi davranmıyorlar. Bu yetim vakasıyla fazla iç içe kaldılar.
Lars Douglas: Benim küçük anaç tavuğum... Dert etme. Kızlar iyi.
Angela Douglas: Onları ailenin yanına göndermeliyiz. Buradan olabildiğince uzakta olmalılar.
Angela Douglas: Kızların SOMBRA'ya bulaşıp, kötü şeyler yaptıkları korkunç kabuslar görmeye başladım!
Lars Douglas: Sakin ol bebeğim. Yanımızda güvendeler. Öyle bir şeyin olmasına asla müsaade etmeyiz.
Angela Douglas: Bilmiyorum... İçimden bir ses korkunç şeyler olacağını söylüyor. Umarım yanılıyorumdur...

Daha sonra, Büro merkezinde...
Jack Archer: Sanjay'in artık Tokyo'da olmadığını biliyoruz <İsim>. Ama maalesef tam olarak nerede olduğunu bilmiyoruz...
Carmen Martinez: Onu gözünün önünden ayırmasaydın tüm bunlar olmayacaktı Archer! Sanjay'in nasıl bir tehlikenin içinde olduğunun farkında değil misin?!
Jack Archer: Allah rızası için Carmen! Sakin ol! Onu bulacağız. Senin böyle anaç olduğunu bilmezdim...
Elliot Clayton: Hey milet. Tartışmanız ta koridorun sonundan duyuluyor... <İsim> sizinle çalışmayı nasıl sürdürüyor merak ediyorum doğrusu!
Elliot Clayton: Her neyse, bunu Sanjay'i merak etmenize veriyorum. Korkmayın, onu buldum...
Elliot Clayton: Cep telefonu kutusundaki seri numarasından Sanjay'in telefonunu tespit ettim.
Elliot Clayton: Sağlayıcı firmayı arayıp onlara seri numarasını verdim ve tadaa. Nirengi yaparak telefonun sinyaline ulaştılar.
Jack Archer: Gördün mü Carmen? Sanjay'i bulduk! Lütfen bize tam konumunu aldığını söyle Elliot...
Elliot: Herhalde aldım. Sanjay Güney Japonya'da... Kyuşu Adası'nda!
Jack Archer: İşler tekrar rayına oturdu <İsim>! Elemanı duydun... Sanjay Kyuşu Adası'nda!
Carmen Martinez: İşimiz henüz bitmedi <İsim>! Sanjay'i bulup SOMBRA'nın hain komplosunu çökertmeliyiz! Umarım aradığımız cevapları Kyuşu Adası'nda buluruz!

Also on Fandom

Random Wiki