Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Bir Cinayetin Anatomisi/Diyaloglar

< Bir Cinayetin Anatomisi

1.266pages on
this wiki
Add New Page
Comments2 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Bircinayetinanatomisi.png


David Jones: Merhaba, <Rütbe> <İsim>, umarım son müze sergisini kontrol edeceğimiz için sen de benim kadar heyecanlısındır!
Jones: Bu arada, daha önce hiç Wilfred Turnscrew ismini duymuş muydun? Hayır mı, pekala, kendisi cinayet romanlarıyla ünlü müthiş bir yazar…
Jones: Sordum çünkü “Rosie Woolf’un Ölümü” isimli çok satan son kitabını okumaya henüz başladım ve bu çok heyecan verici, gizemli bir cinayet.
Jones: Ayrıca şu da var ki: Hikâye burada, Grimsborough’ta geçiyor ve bana eski korkunç vakalarımızı hatırlatıyor!
Jones: Müzeye giderken yolda daha fazlasını anlatırım. Merak etme, sürpriz yerlerini söylemem!

--Birkaç saat sonra, müzede…--
Jones: Ah, açık havada, etrafında mutlu ailelerle çevrili olmak ne güzel… Bu şehirde sadece cinayetlerin yaşanmadığını insana anımsatan güzel bir detay.
Jones: Aa, bak kim gelmiş!
Margaret Littlewood: Merhaba cicişler, sizi burada görmek ne güzel! Her cumartesi, müzeyi desteklemek için rozet satışına yardım etmeye gelirim. Aa o da ne, bizim şehrin Belediye Başkanı değil mi şu?
Başkan Howard Johnson: İyi günler, Hanımefendi, <Rütbe> <İsim>, sizi bölge halkını desteklerken görmek ne kadar güzel.
Jones: Bu sergi bir harika, Efendim! Bu çekmiş başlar, dinozor iskeleti… Görülecek o kadar çok şey var ki!
Jones: Aklıma bir fikir geldi: <Rütbe> <İsim>, o meşhur gözlem yeteneğini kullanarak, neden bu müzede gizlenmiş nesnelerin bir listesini yapmıyorsun?
Başkan Johnson: Bu harika bir fikir! Hakkında çok şey duyduğum o yeteneklerinize canlı tanık olma fırsatı gerçekten heyecan verici, <Rütbe> <İsim>!

1. Bölüm

İncele: Müze Sergisi
Jones: Tebrikler, <Rütbe> <İsim>, her şeyi rekor sürede buldun! Sayın Belediye Başkanı, ben bile etkilenmeden edemiyorum.
Jones: Haklısın; şu manken SAHİDEN de gerçek bir insanı andırıyor. Yüzünün şekli bozulmuş, ama cidden bana birisini anımsatıyor…
Jones: Aman Tanrım, onun kim olduğunu biliyorum: Bu Wilfred Turnscrew! <İsim>, hatırladın mı sana kitabından bahsediyordum?
Jones: Teyit etmek için hemen cesedi otopsiye gönderelim. Ayrıca bu sergi alanı artık bir suç mahalli olduğuna göre, tekrar arama yapmamız gerek.
Jones: Herkes dinlesin, lütfen sergiyi boşaltın. Bir cinayet soruşturması kapsamında şu anda karantina altına alındı.
Margaret Littlewood: Müzemizde bir cinayet mi? Ama nasıl olur!
Jones: Endişelenme Margaret, kısa sürede bunu halledeceğimize söz veriyorum.
Jones: Tamam <İsim>, listelerle oyunlara bir son: Bu kez meydan sana ve dedektiflik yeteneklerine kalıyor!

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: Müzede bulduğun Neandertal insan, yazar Wilfred Turnscrew’dan başkası değil. Şimdi sıkı durun, çünkü anlatacaklarım sizi şaşırtacak.
Nathan: Cesedin her yanındaki çiziklere bakıldığında, kurbanın çok şiddetli bir şekilde dövüldüğü ve bu yüzden bilincini kaybettiği anlaşılıyor.
Nathan: Bilincini kaybettiğini şuradan anlıyorum; kurban yarılıp açıldığı sırada uyanmış ve bir bıçak darbesi almış.
Jones: Dur biraz, yani sen bize kurbanın postunun CANLI CANLI mı doldurulduğunu söylüyorsun?
Nathan: Ne yazık ki evet. Kurbanın kaliteli dikişlerine bakılırsa, katilinizin dikiş konusunda yetenekli olduğu söylenebilir!
Jones: Hmm, katil dikiş yeteneklerini, mesela nakış gibi daha zararsız bir uğraş için kullanamaz mıymış acaba?

İncele: Müze Sergisi
Jones: Süper iş çıkardın <İsim>! Sence bu paramparça kâğıt, hayati bir ipucu olabilir mi? Öyle olup olmadığını anlamak için neden onu bir araya getirmiyorsun!
Jones: Haklısın: Kurbanın cesedi, sergiye dahil edildiğine göre, sergi etiketi de konmuş olmalı!
Jones: Ayrıca etiketin üzerinde mürekkep izleri var. Sanki üzerine bir şey yazılmış gibi… Yakından bakabilir misin?
Jones: Ve… Galiba Margaret eliyle yanına gelmemizi işaret ediyor. Zavallı kadın hâlâ şaşkın görünüyor.

Margaret Littlewood’u yatıştır.
Margaret Littlewood: Meşgul olduğunu biliyorum <Rütbe> <İsim>, ama ölen kişinin Wilfred Turnscrew olduğunu duydum. Ne korkunç!
Margaret Littlewood: Bu çok üzücü, ama Wilfred’i kimsenin özleyeceğini sanmıyorum. Tarihi Merkez’de kendisi pek sevilmezdi de.
Jones: Gerçekten mi? Ama o muhteşem bir cinayet romanı yazarı!
Margaret Littlewood: Muhteşem bir cinayet romanı yazarı mı? Hadi canım, berbat cinayet öyküleri yazardı. Bu da yetmezmiş gibi, en son kitabı Grimsborough’da geçiyor!
Margaret Littlewood: Bütün o hayranları buraya gelip bu mükemmel cennet mekânı hayvanat bahçesine çevirdiler! Ayrıca kabadayılar da tüm güzel çiçeklerimi yoldu!
Margaret Littlewood: Ama beni yanlış anlamayın: Zavallı adamın böylesi bir kara bahtı olmasına üzüldüm tabii…

İncele: Yırtık Fotoğraf
Jones: İyi işti, <İsim>. Yani bu yırtık fotoğraf, sergi için bir ilanmış. Hmm, kurbanın vücudu burada yok, dolayısıyla sonradan eklenmiş olmalı.
Jones: Müze müdürü Cornelia Trent ile konuşmamız gerek, o bunu sergiye koyanın kim olduğunu bilir.

Sergiyle ilgili olarak müze müdürünü sorgula.
Cornelia Trent: Tanrım, aşağılık iş, korkunç bir şey! Düşünebiliyor musunuz: Cesedi ÇOCUKLAR gördü!!! Müzenin bunu atlayıp atlatamayacağından emin değilim.
Jones: Bu durumu ne kadar hızlı çözersek, bu sorunu da en hızlı şekilde atlatabiliriz, hanımefendi. Anladığımız kadarıyla sergiyi siz kendiniz hazırladınız?
Cornelia Trent: Müze müdürü olarak, sergiyi en son düzenleyen bendim… Postu doldurulmuş hayvanları da monte ettim…
Cornelia Trent: … ama asla bir insanın postunu doldurup sergilemem! Diktiğim şeylerin hepsi, yıllarca hatta yüzyıllarca önce ölmüş canlılar!
(Cornelia ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu post doldurma sohbeti aklıma bir şey getirdi: Tarihi Merkez, post dükkanı ile tanınmıyor mu…
Jones: Gezimize, dükkânı arayarak başlamaya ne dersin, <İsim>?

İncele: Sergi Etiketi
Jones: İyi iş çıkardın, <İsim>! Demek bu sergi etiketinin üzerinde bir şey yazılıymış.
Jones: “Biz neredeysek cehennem orası olmalı ve cehennem neredeyse bizim orada olmamız gerek.”
Jones: Bu benim için tamamen anlaşılmaz bir şey. Bakalım Alex bundan ne bulacak?

Analiz et: Not
Alex: Müzedeki sergi etiketinde gizlenmiş o alıntıyı kontrol ettim… Alıntı, “Doktor Faustus” adlı bir oyuna ait.
Jones: İyi de katil niye o alıntıyı yazmakla uğraşsın ki?
Alex: Oyunda Dr. Faustus, sonsuza kadar lanetleniyor. Kurbanınızın da sonsuza kadar kalacak şekilde postu dolduruluyor. Bağlantıyı görebildiniz mi?
Alex: Bu alıntı, ancak gönülden bir tiyatro sevdalısının bilebileceği bir söz. Cinayetin de işlendiği bu teatral havaya bakarsak…
Alex: … hiç kuşkusuz aradığınız katil tiyatroyu seviyor!
Jones: Kepeği olan, yara bandı takan, şampuan kullanan katiller yakaladık… ama kupayı bu alıyor: Tiyatro seven bir katil!

İncele: Post Teşhiri
(İncelemeden önce)
Jones: Vay, şu muhteşem hayvanlara bir baksana, ne kadar da gerçek gibi duruyorlar. Postçu gerçekten mükemmel iş çıkarmış.
Jones: Postçu dedim de, sanırım şu anda burada değil. Buradaki insanların, ortalıkta olmadıkları zamanlarda kapıyı açık bırakmaları dikkatini çekti mi?
Jones: İyi fikir, <İsim>: Sahibinin gelmesini beklemeden, aramaya hemen başlarsak zaman kazanmış oluruz!
(İncelemeden sonra)
Jones: Her yanı postu doldurulmuş hayvanlarla dolu bu dükkânı arıyoruz ve sen… bir dolma kalemi mi seçiyorsun, <İsim>?
Jones: Hmm, yoksa kalem altın kaplama olduğu için mi? Haklısın; bu kadar pahalı bir kalemin bu post dükkânında olması GERÇEKTEN biraz tuhaf.
Jones: Üzerine kazınmış bir isim var sanki. Harfleri çıkarabilirsen, belki kalemin kime ait olduğunu bulabiliriz!

İncele: Dolma kalem
Jones: Hadi bakalım <İsim>! Demek post dükkânında bulduğun bu dolma kalem, kurbanımız Wilfred Turnscrew’a aitmiş!
Jones: Bu da Wilfred’in, postu doldurulmadan önce post dükkânına uğradığını kanıtlıyor…
Jones: Post dükkânının sahibi Mortimer Mutlog’un çok sağlam bir açıklaması olmalı, yoksa başı belada!

Kurbanın, dükkânını ziyaret etmesiyle ilgili olarak postçuyu sorgula.
Mortimer Mutlog: Tarihi Merkez’deki polislerin kayıp kedilerin peşinden koştuğunu biliyordum… Şimdi de kalemlerde mi sıra?
Jones: Biz Wilfred Turnscrew’un cinayetini soruşturuyoruz. Kalemini de dükkânınızda bulmuş olduğumuza göre şakayı bıraksanız iyi edersiniz!
Mortimer Mutlog: Wilfred, birkaç yıl önce postunu doldurduğum kedisi ile ilgili şikâyette bulunmak için gelmişti dükkânıma.
Mortimer Mutlog: Galiba kedisi çürümeye başlamış, Wilfred de bana bağırmak için soluğu burada almış. Kalemi de o ara cebinden düşmüş olmalı.
Mortimer Mutlog: Wilfred yaptığım işlerden nefret ederdi ve eline fırsat geçtiğinde beni eleştirirdi… Şükür ki artık sonsuza kadar sessiz kalacak.

Daha sonra, karakolda…
Jones: Zavallı Wilfred’in postu doldurulmuş suratı gözümün önünden gitmiyor. Cinayetler, böylesi tuhaf yerlerde meydana gelince daha da korkunç oluyor, değil mi?
Jones: Yine de bu katilin aklından bir zoru olmalı: Çalışmasını teşhire koymuş ki herkes görebilsin!
Nathan: <İsim>, Jones, ikinize haberlerim var!
Jones: Nasıl bir haber olabilir ki bu, Nathan?
Nathan: Kurbanın öldürüldüğü yerin konumunu tam olarak bulduğumu düşünüyorum.

2. Bölüm


Nathan: Kurbanın öldürüldüğü yerin tam olarak konumunu bulduğumu düşünüyorum, <İsim>!
Nathan: Henüz analiz etmedim, ama kurbanın gırtlağında bir böcek buldum. Ölümünden kısa süre önce oraya girmiş olmalı.
Nathan: Bana dört saat verin, bunun ne tür bir böcek olduğunu ve nereden geldiğini bulayım, sonra da size cinayet mahallinin adresini veririm!
Jones: Dört saatimiz yok, Nathan…
Jones: Ama elimizde adli böcekbiliminde usta olan biri VAR. Evet, <İsim>, sana diyorum!

İncele: Böcek
Jones: Tebrikler <İsim>! Nathan’ın bize verdiği böceği başarıyla analiz ederek, bunun bir Spiritus Raptora olduğunu tespit ettin!
Jones: Nathan’ın, kurbanın gırtlağında bulduğu böcek, kurbanın doğal yutma refleksinden etkilenmediğine göre, demek oluyor ki böcek gırtlağa girdiğinde Wilfred çoktan ölmüş…
Jones: Wilfred’in cesedi müzeye yerleştirildiğine göre, böcek oraya ait olamaz. Bu da böceğin, cinayet mahallinden geldiğini kanıtlıyor!
Jones: Veri tabanımıza göre bu böcek sadece Homocidium çalılıklarının olduğu bölgede yaşıyormuş. Bu çalılıklar da ayak basılmamış ormanın kenarlarında yetişiyor.
Jones: Haritaya bakınca, ormanın tam kenarında metruk bir bahçe görünüyor. Cinayet için mükemmel bir yer, sence de öyle değil mi, <İsim>?


Eduardo Ramirez: Bir saniye bekle <Rütbe> <İsim>: Stanley Turnscrew adında biri, abisi Wilfred Turnscrew’in ölümüyle ilgili olarak seninle konuşmak istiyor.
Jones: Teşekkürler Ramirez. Pekâlâ, <İsim>, ilk önce ne yapmak istersin?

Kardeşinin ölümü hakkında Stanley’in düşüncelerini öğren.
Jones: Kaybınız için üzgünüm Bay Turnscrew, kardeşinizin sürükleyici cinayet öykülerinin büyük bir hayranıydım.
Stanley Turnscrew: Peh, sağ olmasa da olur: Wilfred ile ben hiç anlaşamazdık. Onun çalışkanlığından faydalanıp para kazandığım için suçlardı beni.
Stanley Turnscrew: Bunu söylemesinin sebebi de, çok satan kitabının geçtiği Tarihi Merkez’e özel turlar düzenlemiş olmam. Turistler, kitaptaki cinayetlerin işlendiği yeri görmek istemişti, hepsi bu!
Stanley Turnscrew: Daha fazla sohbet etmek isterdim ama avukatlar vasiyetini onaylamak için ölüm belgesini almamı bekliyor. Belgeyi verebilmeniz mümkün mü?
Jones: Buraya sadece kardeşinizin ölüm belgesini almaya mı geldiniz?
(Stanley ile konuştuktan sonra)
Jones: Hmm, Stanley en azından acı çekiyor gibi davranabilirdi. Serveti için kardeşini öldürmek, çok ciddi bir cinayet sebebi…
Jones: Ama sana katılıyorum <İsim>, Mortimer halen bizim bir numaralı şüphelimiz, özellikle de dikişte yetenekli olduğunu bildiğimiz sürece.
Jones: Daha önce hiç yanılmadın. O yüzden bu postçu dükkânına dönmemiz gerekli diyorsan, hemen gidiyoruz!

İncele: Azman Bahçe
(İncelemeden önce)
Jones: Böcek raporu, bu bahçenin cinayet mahalli olduğuna dair bize ipuçları verdi…
Jones: Ayrıca bu kurumuş kan da bunu doğruluyor! Hiç şüphem yok: Wilfred Turnscrew burada ölmüş!
Jones: Daha fazla ipucu için etrafa bakınmak ister misin, <İsim>?
(İncelemeden sonra)
Jones: Bu barkodun üzerinde kan lekesi var, bu da demek oluyor ki kan ya kurbana ait… ya da katile!
Jones: Kanın kime ait olduğunu belirlemek için, kanın altında kalmış barkod rakamlarını çözmek konusunda senin uzmanlık yeteneklerini kullansak ya?
Jones: Haklısın <İsim>, bu köpeğin pati izi çok yeni. Bunun ne tür bir köpeğe ait olduğunu bulabilirsek, sahibinin de kim olduğunu bulma şansımız olabilir!

İncele: Karton Parçası
Jones: Süper iş çıkardın <İsim>! Şimdi cinayet mahallinden aldığımız bu barkodu laboratuvara gönderelim, bakalım neye ve kime ait olduğunu öğrenebilecek miyiz!

Analiz et: Barkod
Alex: Cinayet mahallinden aldığınız barkodu analiz ettim. Görünüşe bakılırsa barkod, bir reflü ilacının paketine ait.
Alex: Bu tip ilaçlar, yalnızca reçete karşılığında verilir, ama ilacı kimin kullandığına bu barkodla ulaşamam.
Alex: Ancak Nathan’dan, kurbanın promotilite maddesi tüketmiş olup olmadığını kontrol etmesi için ikinci bir otopsi istedim…
Jones: Promo-ne-ne?
Alex: “Promotilite maddesi”, Jones, reflü ilacı anlamına geliyor. Neyse, Nathan kurbanın bu ilacı kullanmadığını doğruladı…
Alex: İlacın barkodu da cinayet mahallinde bulunduğuna göre, bu da demek oluyor ki aradığınız katil reflü sancısı çekiyor!

İncele: Pati izi
Jones: İyi işti <İsim>! Suçluları bulmada iyi olduğunu biliyordum da, hayvanları bulmada da usta olduğunu fark etmemiştim!
Jones: Demek metruk bahçede bulduğun pati izi bir haskiye ait. Şimdi tek yapmamız gereken, köpeğin sahibini bulmak…
Jones: Margaret, Tarihi Merkez’deki her şeyi biliyor, şansımız da varsa yanında kurabiye bile olabilir- -
Jones: … yani, haskinin kime ait olduğunu da biliyordur demek istedim.

Margaret’a, haskinin kime ait olduğunu bilip bilmediğini sor.
Jones: Evin çok güzelmiş Margaret. Suç mahallerinin birinde haski izlerine rastladık. Acaba köpeğin sahibinin kim olduğunu biliyor musun?
Margaret Littlewood: O haski James Savage’a ait. Onu daha önce hiç görmemişsinizdir, ormanın derinliklerinde bir yerde tek başına yaşar, pek de çıkmaz.
Margaret Littlewood: Günlerini ormanda avlanarak ve ormana giren diğer insanlardan nefret ederek geçirir. Hatta kargaların postunu doldurur, sonra da uyarı olsun diye ağaçlara asar!
Margaret Littlewood: James’i en son, özellikle Doktor Faustus oyununu görmek için şehre indiği zaman görmüştüm. Ondan, oyundan korktuğumdan daha çok korkmuştum!
Margaret Littlewood: Alkışlanacak tek özelliği, müzeye verdiği destektir… <Rütbe> <İsim> ve Memur Jones, sizi uyarıyorum. Dikkatli olun, James çok tehlikelidir!
(Margaret ile konuştuktan sonra)
Jones: Haklısın, Margaret ile buradaki ilk davamız sırasında tiyatroda tanışmıştık. Kendisi de belli ki tiyatroyu seviyor, gerçi onun kadar sevimli bir kadın bariz masumdur.
Jones: James’e gelince, haskisi cinayet mahallinde bulunduğuna göre… Büyük ihtimalle James de oradaydı.
Jones: Margaret sayesinde, James’in kargaların postunu doldurduğunu da öğrendik!
Jones: <İsim>, bir numaralı şüpheli ile tanışmak için hazır mısın? Margaret’ın uyarısını unutma, adam tehlikeli!

Avcıya cinayet mahallinde ne işi olduğunu sor.
James Savage: Belki köpeğim ve ben avlanırken o metruk bahçeden geçmişizdir, ne var bunda?
Jones: Wilfred Turnscrew adında biri orada canice öldürüldü, olan şey bu!
James Savage: O adam ölmeyi uzun zamandır hak ediyordu, hele ki o paçavra kitabı yayımladıktan sonra!
James Savage: Kitabı yüzünden yüzlerce beyinsiz ormana geldi ve saçtıkları çöplerle etrafı kirletti!
James Savage: Wilfred bu kitapla ruhunu şeytana satmış oldu. Bunun bedelini ödediği için de memnunum!
(James ile konuştuktan sonra)
Jones: Peki ya James, bu yalnız avcı hayatını aşırı uzun sürdürdüğü için her şeyi… hatta bir bedeli olmadan herkesi öldürebileceğini düşünmeye başladıysa?
Jones: Durum böyleyse, onu büyük bir sürpriz bekliyor! Bir gözümüz onda olsun, <İsim>!

İncele: Ganimet Odası
(İncelemeden sonra)
Jones: İyi iş çıkardın, <İsim>! Demek kurbanın sergi etiketinde alıntılanan oyunun bir kopyası Mortimer’de varmış… İlginç.
Jones: Bu da demek oluyor ki, o tiyatroyu seviyor… An geçtikçe daha da şüpheli hale geliyor!
Jones: Hadi bu sandığı arayalım, belki ikinci dereceden daha çok kanıt bulabiliriz!

İncele: Sandık
Jones: Bravo <İsim>! Demek Mortimer’in sandığında, reddedilmiş bir manevi tazminat davasına ait bir tutanak var…
Jones: Buna göre Mortimer, Wilfred Turnscrew’ı, kitaplarının birindeki hayali kahramanı kendisine dayanarak yarattığını iddia ederek dava etmiş.
Jones: Mortimer, Wilfred’ın kitabının kötü adamı Morg’un kendisi olduğuna inanıyormuş… Bir saniye? Yani Morg, Mortimer mi?
Jones: Daha kitabın üçüncü bölümüne yeni geldim, ama bu haliyle bile Morg, olabilecek en lanet kötü adamlardan biri. Hele bir paragrafta şöyle yazıyor --
Jones: Şey, affedersin, kitap çok güzel de. Demem o ki, Morg’un Mortimer’e dayandırılarak yaratılması bile onunla bir daha konuşmamız için yeterli bir sebep, değil mi?

Kurbanı dava etmesiyle ilgili olarak postçuyla konuş.
Mortimer Mutlog: Tabii ki dava açtım! Birisinin, kötü adamının siz olduğu çok satan bir kitap yazdığını görseniz siz de dava etmez miydiniz? Küçük düşürücü bir şey bu!
Mortimer Mutlog: Wilfred, kitabında, beni insanların canlı canlı postunu dolduran başarısız bir postçu olarak gösteriyor. Elbette ben böyle biri değilim!
Mortimer Mutlog: … Doğru söylediği tek şey benim dikiş yeteneklerim, ama tabii gerçek hayatta Wilfred benim umutsuz vaka olduğumu düşünüyor!
Mortimer Mutlog: Yani evet, Wilfred’e dava açtım. Yaramı sarmak için yüklü bir para alsam olurdu, ama manevi tazminat davası reddedildi.
Mortimer Mutlog: Wilfred’ın ne yaptığını biliyor musunuz? Benimle alay etmek için buraya geldi! Ah vaktim olsaydı da müzeye gidip ONUNLA alay edebilseydim.
(Mortimer ile konuştuktan sonra)
Jones: Kahretsin! Mortimer’in, uyarı bile yapmadan Morg’un kitapta yaptıklarını böyle pervasızca söylediğine inanamıyorum!
Jones: Daha kitabın o kısımlarına gelmemiştim ve Morg’un, kurbanlarının canlı canlı postunu doldurduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu…
Jones: … Peki ya Mortimer, Morg’un cinayetlerini taklit ederek ondan manyakça bir intikam alacak kadar kafayı yediyse?

Kısa bir süre sonra…
Jones: <İsim>, dün gece hiç uyumadan Wilfred’in kitabını bitirdim. Of of, o nasıl bir sondu öyle!
Jones: Ama işin acayip yanı şu: Kitap sayesinde nihayet bu vakayı çözebilecek bir yol buldum sanki!

3. Bölüm


Jones: <İsim>, dün gece hiç uyumadan Wilfred’in kitabını bitirdim. Of of, o nasıl bir sondu öyle!
Jones: Ama işin acayip yanı şu: Kitap sayesinde nihayet bu vakayı çözebilecek bir yol buldum sanki!
Jones: Kitaptaki kötü adam, kurbanlarının postlarını canlı canlı dolduruyor, tıpkı Wilfred’a olduğu gibi! Katili nasıl yakaladıklarını biliyor musun?
Jones: 198. sayfada, kurbanın postunun nasıl doldurulduğuna dair hayati bir bilgi veren müze müdürü sayesinde!
Jones: Tamam tamam, biliyorum bu gerçek hayat, <İsim>… Ama yine de Cornelia Trent ile konuşmakla ne kaybederiz? Lütfeeen?
Jones: Haklısın, yağmur yağmaya başlamadan o metruk bahçedeki işlerimizi de bitirsek iyi olur!

Müze müdürünün daha fazla şey bilip bilmediğini öğren.
Cornelia Trent: İnan bana <Rütbe> <İsim>, bu lanet cinayetle ilgili daha fazla şey bilseydim, sana söylerdim.
Jones: Gözünüze başka bir şey çarpmadığından emin misiniz? Vereceğiniz her ekstra bilgi bu vakayı çözmekte bize yardımcı olur…
Cornelia Trent: Hiçbir şey bilmiyorum. Bunu hiç beklemiyordum. Müzeler genelde huzurun ve saygının hüküm sürdüğü yerlerdir, böyle bir vahşetin değil!
Cornelia Trent: Dağılmış durumdayım. Tüm bu stres reflümü azdırıyor. En sevdiğim oyunu bile görmeye gidemedim!
Cornelia Trent: Beni en çok şaşırtan şey ise, sanat koleksiyoncularının ve müzelerin, kurbanı koleksiyonlarına katmak için satın almak istemeleri! Buna inanabiliyor musunuz?!
Jones: Katil, hiç kuşkusuz istediği gibi dikkat çekmeyi başardı.
(Cornelia ile konuştuktan sonra)
Jones: Haklısın, <İsim>, müze müdürü olarak Cornelia, doldurulmuş hayvanları dikmede doğal olarak gayet iyi.
Jones: Ayrıca bu vakayı çözmek için bir kitaptan akıl almam da saçmaydı, kabul ediyorum…
Jones: … Ama madem buraya geldik, mekânı arasak mı dersin?

İncele: Sergi Teşhiri
Jones: Tebrikler <İsim>! Kurbanın cesedini bulduğumuz yerin tam yanında bir bıçak… Kimin aklına gelir?
Jones: Katılıyorum, yeteneğini kullanarak bıçağın seri numarasını çözebilirsen, sahibi de öğrenme şansımız olabilir!
Jones: Sahibi bulabilirsek, bu bıçağın suç mahallinde ne işi olduğunu bize açıklayabilir!

İncele: Yüzme Bıçağı
Jones: Süper iş çıkardın <İsim>! O zaman müzede bulduğun bıçağın üzerindeki seri numarasını, sahibini bulması için Alex’e gönderelim!

Analiz et: Bıçağın Seri Numarası
Alex: Suç mahallinde bulduğunuz bıçağın zerindeki seri numarasını veri tabanında araştırdım…
Alex: Bıçağın sahibinin kim olduğunu söylemeden önce, Grace’in bıçağı incelediğini ve üzerinde belli belirsiz kan izine rastladığını söyleyeyim.
Alex: Kan, kurbana ait…
Jones: O zaman bıçak bizim cinayet silahımız mı?
Alex: Evet. Bana verdiğiniz seri numarasına bakınca, bu bıçağın James Savage’a ait olduğunu buldum.
Jones: <İsim>, cinayet silahı James Savage’a ait olduğuna göre, bu onu gözaltına almamız için yeterli bir sebep! Hadi gidip onu yakalayalım!

Bıçağını müzede bulduktan sonra avcıyı gözaltına al.
Jones: James, Wilfred Turnscrew cinayetinin bir numaralı şüphelisi olarak gözaltına alınacaksın!
James Savage: Bu çok saçma! Aradığınız katil ben değilim!
Jones: Wilfred’in öldürüldüğü ve sana ait olan yüzme bıçağı öyle demiyor ama!
James Savage: Ben o bıçağı birkaç gün önce kaybettim ama! Bakın, Wilfred’i dövdüğümü itiraf ediyorum…
James Savage: Beni kışkırttı. Tüm ormanı satın alacağını söyleyince, ben de ona vurmaya başladım…
James Savage: Durumu kötüydü, aslında onu doktora götürsem iyi olurdu, ama ben bıraktığımda halen HAYATTAYDI! Onu ben öldürmedim!
James Savage: Bunu senin yaptığını kanıtlamak için daha yirmi dört saatimiz var! Sen de bu sırada hücrende keyfine bak.
(James ile konuştuktan sonra)
Ramirez: James Savage, reflü ilacı istiyor: Gidip alsam sorun olur mu?
Jones: Bunca olanlardan sonra, halen onun katil olmadığını mı düşünüyorsun, <İsim>?
Jones: Peki, soruşturmamıza devam edelim ve James’in masum olduğunu kabul edelim… tabi suçu ispatlanana kadar.

İncele: Hurda Yığını
Jones: Tebrikler <İsim>! Bulduğun gömleğe bak, sahibinin baş harfleri cebine nakışla işlenmiş: W.T.
Jones: Haklısın, bu gömlek Wilfred Turnscrew’a aitmiş! Katil, onu teşhir için hazırlarken gömleği burada bırakmış olmalı.
Jones: Gömlekte bir çeşit işaret var sanki, ne dersin, daha net görebilmek için bir şeyler yapabilir misin?
Jones: Bir de bu kırık kutu var: Bir araya getirebilir misin?

İncele: Kırık Kutu
Jones: Bravo <İsim>! Metruk bahçeden bulup bir araya getirdiğin o kırık kutu demek bir… ne ki bu?
Jones: Bu bir diyorama mı? Ha tamam, bilgi için teşekkürler. Bana sorarsan, altı üstü insan gibi giyiniş bir fare.
Jones: Bunun üzerindeki etikette, “Hamlet”e ait bir sahne olduğu yazıyor. Yapanın adı bile var burada: Stanley Turnscrew!
Jones: Demek Stanley tiyatro temalı postçulukla haşır neşir olmuş… Bu aynı zamanda onun cinayet mahallinde olduğunu da kanıtlıyor!
Jones: Sanırım gidip onunla konuşsak iyi olur, değil mi <İsim>?

Stanley’e cinayet mahallinde ne işi olduğunu sor.
Stanley Turnscrew: Aa, biricik diyoramamı onarmışsın! Çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>!
Jones: Bize diyoramanın metruk bahçede, yani aslında cinayetin işlendiği yerde ne işi olduğunu açıklayarak teşekkür edebilirsin!
Stanley Turnscrew: Kardeşimden, orayı, kitabı ve benim sanatımla ilgili bir hediye dükkânına dönüştürmeyi teklif etmek için, benimle orada buluşmasını istemiştim.
Stanley Turnscrew: Fare diyoramalarının yanı sıra daha birçok şey yapabiliyorum: Elbise bile dikiyorum. Bunları yüklü paralar karşılığı satabileceğimi biliyordum.
Stanley Turnscrew: Ama Wilfred karşı çıktı. Benimle alay edip bana sefil olduğumu söyledi! Ben de kendimi kaybettim ve diyoramayı ona fırlattım… Şimdi kim gülüyor bakalım!
(Stanley ile konuştuktan sonra)
Margaret Littlewood: Ah <Rütbe> <İsim>, Memur Jones, ben de daha yeni kurabiye yapmıştım. Halen sıcaklar!
Jones: Teşekkürler, Margaret, ama sırf kurabiye vermek için bu kadar yolu gelmeye zahmet etmeseydin.
Margaret Littlewood: Buraya sırf kurabiye vermeye gelmedim. Size soruşturmanızda işe yarayacak hayati bir bilgi vermeye geldim!
Margaret Littlewood: Efendim, sadık metal dedektörümle sık sık müzeyi dolaşırım. Bu sefer çok fazla para bulamadım, ama bir dikiş iğnesi buldum.
Jones: Postu doldurulmuş kurbanın, dikildiğini göz önüne alırsak, belki de bu iğne işimize yarayabilir, çok teşekkürler Margaret…
Jones: Ancak bu iğne, üzerinde bir çalışma yapamayacağımız kadar küçük. Bu tam Grace’in biyonik mikroskobuna göre bir iş!
Jones: Hehe, işi başkasına vermemin sebebi rahat rahat kurabiye yiyebilmek değil tabii, <İsim>!

İncele: Tişört
Jones: Haklısın <İsim>, kurbanın gömleğinden açığa çıkardığın sembol, GERÇEKTEN de müze rozetine ait…
Jones: … iyi de müze rozetini takanın kurban olmadığından nasıl emin olacağız?
Jones: Şunu açıklığa kavuşturalım: Önce, bu rozetler ucuz malzemeden yapıldığı için mürekkebi kolayca çıkabiliyor. Buraya kadar tamam… Sonra, sen dedin ki gömleğin üzerindeki sembol tersti.
Jones: Ayrıca katilin, post doldurma işlemi sırasında uzun süre kurbanın üzerine eğilmek zorunda kaldığı da bir gerçek.
Jones: Şimdi anladım! Yani sen buradan, yakın temasın getirdiği sürtünmenin, rozetin mürekkebinin kurbanın gömleğine ters bir şekilde geçtiğini çıkardın…
Jones: … böylece müze rozetini takanın da katil olduğunu anlamış oldun! Sen bir dâhisin, <İsim>!

Analiz et: Dikiş İğnesi
Grace: Margaret’ın müzeden getirdiği iğneyi analiz ettim ve üzerinde, iğnenin derisini diktiği sırada kurbandan kopan deri partikülleri buldum.
Grace: Sadece bu da değil, iğneyi kendisine batırdığı için katile de ait deri partikülleri vardı. Parmağınızda yüksük yoksa dikiş yaparken genelde yaşanan bir şeydir.
Grace: İğnenin metali yüzünden bu örnek paslanmış, o yüzden istediğim kadar çok şey öğrenemedim…
Grace: …ama katilin yeşil gözlere sahip olduğunu söyleyebilirim!
Jones: Teşekkürler Grace! Evet <İsim>, artık yeşil gözlü katilimizi tutuklamak için gerekli her kanıta sahibiz. Soru şu: Hazır mısın?

Katili tutukla.
Jones: Cornelia Trent, Wilfred Turnscrew’i öldürmekten tutuklusun!
Cornelia Trent: Ne! Ama bu imkânsız, nasıl böyle bir şey düşünebildiniz?
Jones: İmkânsız mı? İlk başta ben de öyle düşünmüştüm, ta ki <Rütbe> <İsim> bana müthiş çıkarımını anlatana kadar. Sana da anlatayım.
Jones: İlk başta Wilfred’i vahşice öldürenin James olduğuna ikna olmuştum. Çok güçlü bir sebebi vardı. Ayrıca buradaki insanlar da ondan korkuyor.
Jones: Otopsi sonucuna göre, Wilfred’ın, bilinci açıkken postu doldurulduğunu biliyorduk ve James de Wilfred’ı bilincini kaybedene kadar dövdüğünü itiraf etmişti. Yani tüm kanıtlar onu işaret ediyordu…
Jones: Ama işte o anda <İsim> tüm parçaları bir araya getirip senin tüm bu olaya tanık olmuş olman gerektiğin ve James gittiğinde fırsattan istifade ederek Wilfred’ı öldürdüğün sonucuna vardı!
Jones: Tüm kanıtlar bunu gösteriyor, Cornelia… Asıl sorun bunu NEDEN yaptığın, ama bu öyküyü hâkime saklamana izin vereceğiz.
Cornelia Trent: Hayır, yanılıyorsunuz! Yalan söylüyorsunuz! Bunu yapamazsınız!


Cornelia Trent: Kendimi tekrarlamaktan bıktım: Ben bir suç işlemedim, ben masumum!
Yargıç Olivia Hall: Cornelia Trent, <Rütbe> <İsim> sizi suçlayıcı nitelikte birçok kanıt sürdü önümüze.
Cornelia Trent: Tamam, itiraf ediyorum, ama başka şansım yoktu! İnsanlar, müzeye gelmeyi bırakmıştı, çünkü tek ilgilendikleri şey Wilfred’ın kitabındaki o aptal suç mahallerine gitmekti!
Cornelia Trent: Ziyaretçi olmayınca, benim de müzeyi ayakta tutmak için bu salak rozetleri satmam gerekti. Bunun ne kadar küçük düşürücü olduğunu biliyor musunuz?!
Cornelia Trent: Ama benim zekice cinayetim sayesinde, ziyaretçiler akın akın geliyor. Müzeme hayat geldi! Burasını yine heyecan verici buluyorlar!
Yargıç Hall: Bir insanın canını almanın bunlara değdiğini düşünmeniz beni şaşırtıyor ve üzüyor. Bayan Trent, tanımadığınız bir yabancıyı acımasızca öldürdünüz…
Yargıç Hall: … Size hiçbir kötülüğü dokunmamış bir insanı! Bu sebeple sizi müebbet hapis cezasına çarptırıyorum!


Jones: Cornelia’nın, bir insanı öldürerek müzeyi kurtarabileceğini düşünmüş olmasına aklım yatmıyor. Bu tip insanları asla anlayamayacağım.
Jones: İşte bu yüzden, en güçlü cinayet sebebine sahip olan şüpheliyi aramakla hata ettim.
Jones: … Ama senin gözünden kaçmadı ve gerçeğin farkında vardın. İşte bu yüzden işinde bu kadar iyisin, <Rütbe> <İsim>!

Ek Soruşturma


Jones: Seni bilmem ama, <İsim>, bu vaka sonlandığı için ben çok memnunum… Cidden insanın moralini bozuyordu.
Jones: James Savage adına da üzüldüm, karakoldan ayrılırken köpürüyordu. Katil diye tutukladığım için ona bir özür borcum var, hadi onun yanına gidelim.
Jones: Sonra… Postçu dükkânına uğrasak senin için bir sakıncası olur mu? Mortimer Mutlog’la konuşmak istiyorum, bana yeni saatime uyacak bir şeyler tavsiye edebilir!
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Seni bulduğuma sevindim!
Jones: Ramirez? Neler oluyor?
Ramirez: Stanley Turnscrew’ın bir sorunu varmış, seni görmeye geldi <Rütbe> <İsim>! Canı sıkkın görünüyor, acele etsen iyi olur!

Stanley Turnscrew ile konuş.
Stanley Turnscrew: <Rütbe> <İsim>! Yardımına ihtiyacım var, galiba çok aptalca bir şey yaptım…
Stanley Turnscrew: Bir heykeli kırdım! Müzeyi ziyaret etmiştim, heykel de oradaydı, ayağım takıldı ve üzerine düştüm! Ayağa kalktığımda baktım ki heykel kırılmıştı!
Stanley Turnscrew: Güvenlik geldiğinde parçaları gizlemekle meşguldüm… Beni tutuklarlar diye korktuğum için kaçtım!
Stanley Turnscrew: Panikten heykel parçalarını nereye koyduğumu bile hatırlamıyorum! Bir şeyleri onarmakta çok yetenekli olduğunu duydum, lütfen bana yardım et!
Jones: Tamam, merak etme, doğruyu söylüyorsan <Rütbe> <İsim> o parçaları çabucak bulur. Meselenin aslını öğrenmek için müzeye gideceğiz!

İncele: Müze Sergisi
Jones: Bravo <İsim>! Şu mermer parçalar, Stanley’in kırdığı heykele ait gibi!
Jones: Asıl soru şu: Bir araya getirebilir misin sence?

İncele: Kırık Heykel
Jones: Etkileyici! Bu çok antika bir heykel, ama sen yine de tüm bu parçaları bir araya getirmeyi başardın! Bir uzman bile bunun kırıldığını anlayamaz…
Jones: Stanley Turnscrew çok rahatlayacak! Hadi gidip ona güzel haberi verelim!

Stanley Turnscrew’a güzel haberi ver.
Stanley Turnscrew: <Rütbe> <İsim>! Heykeli onardığına inanamıyorum! Müzenin şikâyetini geri çektiğini öğrendim!
Jones: Elbette, <Rütbe> <İsim> bir numaradır! Heykel parçalarını bulup bir araya getirmek onun için çocuk oyuncağıydı!
Stanley Turnscrew: Harikasın, <Rütbe> <İsim>! Teşekkürler! Kardeşimin öykülerindeki karakterlerden bile iyisin!
Stanley Turnscrew: Bakın, harika bir fikrim var! Kardeşim öldüğüne göre belki de ben kendi kitaplarımı yazabilirim!

Mortimer Mutlog’dan tavsiye iste.
Jones: Merhaba Bay Mutlog! Tavsiyenize ihtiyacım var: Yakın zamanda çok nadide bir geyik saati aldım ve odama ona uyacak bir şeyler arıyorum!
Mortimer Mutlog: Böyle bir istekle karşılaşmayalı epey zaman olmuştu! Duvarlarınıza başka bir hayvan başı daha asmaya ne dersiniz?
Jones: Bilemiyorum, duvarımda daha başka kafa istemiyorum…
Mortimer Mutlog: O zaman, geyik saatiyle uyumlu olacak tek şey bir ayı postu! Onu bir kilime çevirdim, bence harika olacak.
Jones: Bir ayı postu kilimi mi? Mükemmel, odam resmen bir kale odası olacak!
Mortimer Mutlog: Mükemmel! Ama kulakları kopmak üzere. Tam dikecektim ki yüksüğümü kaybettim! O olmadan dikemem. Yüksüğümü bulabilir misiniz? Dükkânda bir yerde olmalı.

İncele: Post Teşhiri
Jones: Haklısın <İsim>, şu dikiş sepetine baksak iyi olur! Ne de olsa bir yüksük için en ideal yer.

İncele: Dikiş Sepeti
Jones: Yüksüğü buldun! Artık Mortimer, kilimi benim için onarabilir!

Yüksüğünü Mortimer Mutlog’a geri ver.
Jones: Buyurun, yüksüğünüz burada Bay Mutlog! Umarım kulağı yerine dikebilirsiniz…
Mortimer Mutlog: Teşekkürler! Endişe etmeyin, yüksüğüm olduğuna göre artık yalnızca birkaç dakikalık işi var. Kiliminiz kısa süre içinde onarılmış olur!
Jones: Mükemmel! Bu ayı postu kiliminin ve geyikli saatin yanında tek ihtiyacım olan şey şömine! İşte o zaman odam, tam bir kral odasına dönüşecek!
Mortimer Mutlog: Ya sen, <Rütbe> <İsim>? Bir şey almak istemediğinden emin misin?
Mortimer Mutlog: Postu doldurulamayan parçalı birkaç set kıyafet yaptım, ama onları satmıyorum. Onları, teşekkür mahiyetinde alabilirsin!

James Savage’dan özür dile.
James Savage: Buraya gelmeye nasıl cüret edersin, <Rütbe>! Bu sefer ne istiyorsun? Yine mi katil yapacaksın beni?
Jones: Aslında biz buraya özür dilemeye geldik. Senin hakkında yanıldık. Neyse ki <Rütbe> <İsim> vardı da masumiyetini ispatlayabildi!
James Savage: Özür mü? Söylemesi kolay, cinayetle suçlanan siz değildiniz ne de olsa! Madem kendinizi affettirmek istiyorsunuz, o zaman bana yardım edin!
James Savage: Bakın, haskim hastalandı! Hastalığının doğal olduğunu sanmıyorum. Galiba köpeğim kötü bir şey yedi… Daha küçük bir hayvan olsaydı ölebilirdi!
James Savage: Ne yediğini bulmam gerek. Ben köpeğimle ilgilenirken, siz de metruk bahçeyi arayabilir misiniz? Oradan her gün geçiyoruz, her şey çer çöp dolu…

İncele: Azman Bahçe
Jones: Sanırım James’in haskisinin yediği mama kabı bu…
Jones: İçi boş, ama senin gibi bir usta içinde ne olduğuna dair izler bulabilir, <İsim>!

İncele: Köpek Mama Kabı
Jones: Yeteneklerin sayesinde, bu köpek maması kabında ne olduğuna dair yeterli örneğe sahibiz!
Jones: Eminim Grace, bir köpeğe yardım etmekten memnun olacaktır. Köpek Yarışması’nı izlemeyi dört gözle beklediğini duymuştum… Hadi bu örneği Grace’e verelim!

Analiz et: Mavi Artık
Grace: <İsim>! Köpek maması kabından aldığınız bu örneği bana getirmeniz iyi oldu!
Grace: Buradaki mavi artıklar, bir kemirgen öldürücüden kalmış. Yani bu bir fare zehiri. Kokusuz, tatsız. Köpek mamasıyla karıştırıldığında bir köpek bile buna aldanabilir, ki bana verdiğiniz örnek de aynen böyle.
Grace: Birisi, birçok köpeğin geçtiği yerde köpek mamasının içine fare zehiri koymuş! Barbarlık bu!
Grace: Bulduğunuz bu maddeyi yiyen köpek fena halde hasta olmalı! Ona derhal bu panzehiri verin!
Jones: Haklısın! Bir an önce James Savage’ın evine gidip köpeğini iyileştirmeliyiz!

James Savage’a zehir sorununu açıkla.
James Savage: Bu çok korkunç, <Rütbe> <İsim>! Köpeğim acı çekiyor! Lütfen, bana bir şeyler bulduğunu söyle!
Jones: Metruk bahçede bulduğumuz köpek maması kabının içindeki mamaya birisinin fare zehri koyduğunu tespit ettik. Ama her şey yoluna girecek, size panzehir getirdik!
James Savage: Fare zehri mi? Bu çok kötü! Bu panzehiri hemen köpeğime vermem gerek!

Birkaç gün sonra, polis karakolunda…
James Savage: Merhaba <Rütbe> <İsim>, özür dilemeye geldim. Hakkında yanılmışım, en iyi dostumu kurtardın.
James Savage: Daha dikkatli olmam gerekirdi. Köpek Yarışması’ndan önceki hafta hep zorlu geçer, biliyorsunuz. Tuhaf şeyler olur, herkes birden gerginleşir…
Jones: Köpek Yarışması mı? Bu zararsız etkinliğin fare zehriyle ne ilgisi var çözemedim… Ama teşekkürler James, haskinin iyileştiğini duymak sevindirici.
James Savage: Teşekkür etmesi gereken benim, <Rütbe> <İsim>! Hiç olmazsa öğle yemeğinizi ben hazırlayayım! Yaptığım taze biftek, süper marketlerden aldığınız zımbırtılardan on kat daha iyidir, garanti veriyorum!

Also on Fandom

Random Wiki