Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Bir Suç Varmış Bir Suç Yokmuş/Diyaloglar

< Bir Suç Varmış Bir Suç Yokmuş

1.266pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Birsuçvarmışbirsuçyokmuş.png

Frank Knight: Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde <İsim> adında bir <Rütbe> varmış. Pasifik Koyu'ndaki bütün suçlular onun gücünden korkarlarmış...
Frank: Pardon <İsim>, bugün özel bir gün de. Daha önce hiç Cam Prenses'i duymuş muydun? Oldukça meşhur bir çocuk masalıdır.
Frank: Ayrıca kızımın küçükken en sevdiği kitaptı. O zamanlar ağzının tadını anlaması daha kolay olurdu...
Frank: Her neyse, Mr Sparkles stüdyoları burada, yani Ivywood'da kitabın canlı film uyarlamasını çekiyorlar!
Frank: Başrol oyuncusu genç oyuncu Jenny Galguera'ymış. Kızım her zaman onun büyük bir hayranı olmuştur.
Frank: Hatırladığım kadarıyla Jenny, tam 4 yaşından beridir televizyonda oynuyor ve kızım onu hayatı boyunca izledi. Kariyere bak sen!
Frank: Sonra dedim ki... Eğer Jenny'den, kızımın en sevdiği kitabı üzerine bir imza alabilirsem, belki kızım benimle tekrardan konuşur, anladın?
Frank: Cidden mi <İsim>? Bunun harika bir fikir olduğunu mu düşünüyorsun? O zaman hemen film setine gidelim. Elbette bizi içeriye alacaklar! Bu polis rozetlerini süs olsun diye mi taşıyoruz?

-Daha sonra film setinde...-
Frank: İşte geldik buradayız, <İsim>! Cam Prenses filminin setine geldik! Jenny'yi görebiliyor musun bir yerlerde?
Frank: Ne demek bir şeyler ters? Eğer daha açık olamayacaksan, o zaman bırakayım benim yerime de seti ara!

1. Bölüm

İncele: Prensesin Atış Seti.
Frank Knight: Olamaz <İsim>, Jenny Galguera'yı bulmuşsun da... ama ölmüş olarak!
Frank: Birileri açıkça Jenny'yi şu ayna ile öldürmüş, cam parçaları kızın yüzünü kesmiş! Buna kaza denmez, bu bildiğin cinayet!
Frank: Demek Jenny'nin hayatı böyle sonlanacakmış. Oyuncu olarak doğup on senesini bir yıldız olarak geçirdi, sonra de otopsi odasında bitiverdi...
Frank: Şimdi öldü ve artık kızım için hiçbir zaman o imzayı alamayacağım! Artık beni hiçbir zaman tekrar sevmeyecek!
Frank: Ee, hakısın, sanırsam derhal Jenny'yi o aynaya itenin kim olduğunu bulmalıyız <İsim>.
Frank: En azından kurbanın ajandasını bulmuşsun! Hadi içine bakalım...
Frank: "Kıyafet deneme, şarkı provası, alışveriş"... Oldukça yoğun bir programı varmış. Diğer sayfa solmuş, ama eğer orada yazanı açığa çıkartabilirsen, Jenny'nin ölmeden önce nereye gittiğini bulabiliriz!
Frank: Ayrıca şu nota kağıdının aynaya kırıldıktan sonra yerleştirilmiş olduğunu mu söylüyorsun? Sence katilden bir mesaj olabilir mi?!
Frank: Notaları okuyarak ezgiyi çıkarabileceğini mi söylüyorsun? Pek inanmıyorum ama, yine de bakalım...

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Frank! Ayna kurbanın üzerine sen aynaya baktıktan önce mi, yoksa sonra mı kırılıp düşmüş?
Frank: Bu fazla bel altı oldu, Roxie. Senin için bile. Ayrıca şaka kaldıracak halim yok. Kızım yaşındaki bir genç kız öldürüldü. Her şeyiyle kötü bir durum bu.
Roxie: Pekala, katil Jenny'yi aynaya onu kıracak kadar şiddetli itmiş. Ve bu daha işin başlangıcı.
Roxie: Son noktayı koyansa bu cam parçası olmuş. Katil, hiç çekinmeden bunu kızın boynuna saplamış. Çok narin bir hareket, ama işe yaramış!
Frank: İyi iş çıkardın Roxie. <İsim> haklı, bu cam parçasını dosyaya cinayet silahı olarak kaydedebiliriz!
Roxie: Katil için kötü haber, bu cam parçası bize oldukça değerli bilgiler verdi. Üzerinden kültür aldığım sırada yaşlandırmayı geciktirici krem alıntılarına rastladım!
Frank: İlginç, demek katil yaşlandırmayı geciktirici krem kullanıyor! Görünüşüne takıntılı olmalı, tıpkı Cam Prenses gibi!

İncele: Kurbanın Ajandası.
Frank: Bravo <İsim>, artık Jenny'nin film setine gelmeden önce Mr Sparkles sanat stüdyosuna gitmiş olduğunu biliyoruz!
Frank: Anlaşıldı <İsim>. Bu izi takip ediyoruz. Hadi sanat stüdyosuna gidelim!

İncele: Konsept Sanat Odası.
Frank: Hadi ama <İsim>, cidden şu plastik yığınının bize kurbanımızın son anları hakkında bilgi vereceğini mi düşünüyorsun? Pekala, o zaman onu kendin onarırsın!
Frank: Bu daha umut verici gözüküyor! Çantanın üzerinde "Jenny" yazıyor, tıpkı kurbanımız Jenny Galguera gibi! Arama işini sen yap yalnız, ben kadın eşyalarını kurcalamaktan pek haz etmem de.

İncele: Plastik Parçalar.
Frank: Pardon <İsim>, onardığın şu oyuncak alarmlı saatin üzerinde Cam Prenses'i görüyorum, da, buradaki amacın ne tam olarak?
Frank: Bir saniye, haklısın. Saatin üzerinde bir şey yazıyor: "Bir daha ki sefere geç kalırsan kovulursun!". Horace diye birisi tarafından yazılmış.
Frank: İyi de Horace kim? Kımıldama <İsim>, eğer sende bu kadar gerginlik yaratacaksa, hemen Hannah'ya mesaj atar öğrenirim.
Frank: Evet, yanlış duymadın, artık bilgisayarlı telefon kullanabiliyorum. İşte Hannah'da bana cevap yazdı: bu "Horace", Horace Foster olmalı.
Frank: Horace Foster sadece kurbanımıza bu saati veren kişi değil, aynı zamanda Cam Prenses filminin prodüktörü! Hadi onu bir ziyaret edelim <İsim>!

Hocare Foster'ı kurbanı kovmakla tehdit etmesi ile ilgili sıkıştır.
Horace Foster: Evet sayın memurlar, sizi dinliyorum. En fazla iki dakika çünkü zaman demek para demek ve benimde zamanım oldukça az!
Frank: Zaman demişken Bay Foster, acaba neden Jenny'yi işe geç kaldığı için bu saat ile azarladınız?!
Horace: İtiraf etmeliyim ki Jenny, öyle her yönüyle mükemmel değildi. Rol yapması, şarkı söylemesi, dans etmesi falan tamam da, her zaman işe geç kalırdı!
Horace: Size şunu söyleyeyim, 70lerde böyle şeyler olmazdı... O zamanlar aktörler daha sadık ve itaatkardılar! Gerçek kontratlarla onlara sahiptik! Ah o eskiler!
Horace: Ama en önemlisi aktörler, ölmeden önce filmlerini bitirirlerdi! Jenny gibi şımarık veletlerle nasıl iş yapabilirim sizce?!

İncele: Kurbanın Cüzdanı.
Frank: Off, <İsim>... Şimdi bu kız cüzdanının kendi kızıma ait olabilecek olduğu aklıma geldi. Şimdi nasılda büyümüştür kim bilir...
Frank: Pardon <İsim>, yine kendimi kaybediyorum... Kurbanın cüzdanının içinde karalanmış bir kağıt mı buldum dedin?
Frank: Vay be, Jenny sürekli "Ben bir Prensesim" yazıp durmuş... Kızın ciddi sorunları olmalıymış.
Frank: Bu kağıdın üzerinde başka bir şey daha olduğunu mu söylüyorsun? O zaman senden tek istediğim şunun geri kalanını açığa çıkarman!

İncele: Karalanmış Kağıt.
Frank: Doğru yoldasın <İsim>, kurbanın kağıdının üstünde mürekkep lekesi buldun!
Frank: Elbette mürekkep testinin ne olduğunu biliyorum <İsim>, cahil değilim ya! Ruh doktorları bunu, şey... kafanı kurcalamak için kullanırlar!
Frank: İyi dedin <İsim>, hazır kafa kurcalamaktan mevzu açılmışken, bu mürekkep testini doğrudan Russell'a gönderelim. O bundan ne çıkartacağını bilir.

Analiz et: Mürekkep Testi.
Russell Crane: Selam <İsim>. Seni tekrar gördüğüme sevindim. Geçen gün yaptığım o küçük hata için tekrar özür dilemek istiyorum, yanlış bir şüpheliyi tutuklamana sebep oldum...
Frank: Tamam Russell, sadede gelsek mi artık? <İsim> kurbanın çantasında mürekkep testi buldu, ne anlama geliyor?
Russell: Bildiğiniz gibi insanlar mürekkep testlerinde istedikleri şeyleri görürler. Görünüşe bakılırsa kurban, bu şekilde bir prenses görmüş.
Russell: Bu sayfada yazanlara bakılırsa kurban kendisinin gerçekten de bir prenses olduğuna inanıyormuş!
Russell: Nevrozun gerçek/kurmaca arasındaki ayrımla ilgili olduğunu söyleyebilirim ama kurbanın psikiyatristi Dr Trevor Neuman'a sorsanız iyi olur.
Russell: Neuman, çocuk yıldızlara kariyerlerinde yardımcı olmakla ünlüdür.
Frank: Doğru dedin <İsim>, adamımız o! Psikiyatristi görmenin vakti! Ama seni uyarıyorum, BENİM kafamı karıştırırsa bozuşuruz!

Trevor Neuman'a kurbanın terapisini sor.
Trevor Neuman: Ah, sanırsam buraya Jenny'nin öldürülmesi hakkında konuşmaya geldiniz. Onun adına çok üzülüyorum, bütün hayatı çekişmelerle geçti. Ve şimdi öldü!
Frank: Burada bulunmamızın sebebi Jenny'nin biraz... dengesiz olması. <Rütbe> <İsim> bunun hakkında daha fazla şey bilmek istiyor.
Trevor: Gördüğüm üzere buralı değilsiniz. Ivywood büyümek için son derece uygunsuz bir yerdir. Çekişme, sürekli baskı... çocuklar için pekte güvenli bir çevre değil yani.
Trevor: Ve Jenny'de daha okuma yazma öğrenmeden kariyer yapmaya başlayan diğer çocuklardan farksız. Kendisinde yeteri kadar empati oluşturamadı ve, gördüğünüz gibi depresyona girdi.
Trevor: Ne bilirsiniz ki? Ivywood tam bir yağmur ormanı... Belki Jenny şu anda bulunduğu yerde mutludur!

İncele: Nota Kağıdı.
Frank: Hiç fena sayılmaz <İsim>! Katilin cinayet mahalline bıraktığı nota kağıdını analiz ederek, bunun Gaston Dumas isimli yazar tarafından yazılmış olduğunu buldun!
Frank: Şimdi hatırladım! Gaston Dumas Cam Prenses'in yazarı ve o ezgi onun kitabından alınmış!
Frank: Elbette <İsim>, şimdi yapacağımız tek şey Gaston Dumas'yı sorgulamak. Ne bekliyorsun? Hadi gidelim!

Gaston Dumas ile Cam Prenses kitabının şarkısı hakkında konuş.
Frank: Gaston Dumas siz misiniz? Hani Cam Prenses'in yazarı? Ne yalan söyleyeyim, daha farklı bir şey bekliyordum...
Gaston Dumas: Herkesin karnını doyurması gerekir, değil mi? Prenses kitapları her zaman yok satar! Her ebeveyn kendi veletleri için şu sulugöz hikayelere bayılırlar!
Frank: Evet, <Rütbe> <İsim> bu ezgiyi Cam Prenses'in film setinde, yani tam da Jenny Galguera'nın öldürüldüğü yerde buldu.
Gaston: Yani bana Cam Prenses'in öldürüldüğünü mü söylüyorsunuz? İşte buna eğlence derim! Ve katil bu ezgiyi aynaya mı yapıştırmış?
Gaston: Bu kötü cadının şarkısıdır. Kitabımda cadı, Cam Prenses'in aynasından çıkarak bu şarkıyı söylüyor. Bu bir tür alamet, kötü haber yani.
Frank: Kızım o kısımdan nefret ederdi. O kısımdan kokardı hep...
Gaston: En azından bu, Jenny'nin katilinin kitabımı okumuş olduğunu gösteriyor! Sanırsam gururumun okşanmış olması gerekiyor!
(Gaston ile konuştuktan sonra)
Frank: Gaston son derece taş kalpli bir adam olabilir, ama bir yerde haklı. Jenny'nin katili kesinlikle Cam Prenses kitabını başından sonuna kadar biliyor!
Frank: Haklısın, Gaston kitabın yazarı! Yani onu herkesten iyi biliyor! Hadi bunu da yazalım!

Daha sonra karakolda...
Frank: Bugün çok kötü bir gün <İsim>. Normalde katil peşinde koşmanın heyecanını yaşamaya bayılırdım ama öldürülen gencecik masum bir kız olunca işler değişiyor!
Frank: Jenny yoğun bir baskı altındaymış ve Cam Prenses'in film uyarlamasında başrol oynayacakmış, onun gibi genç bir kız için oldukça ağır bir yük.
Frank: Prodüktörü Horace Foster, işe geç kaldığı için onu azarlamış ve bir daha ki sefere bunu tekrarlarsa kovmakla tehdit etmiş.
Frank: Jenny ayrıca psikiyatrist Trevor Neuman'ı da görüyormuş ve, bize dediğine göre kızda bir kaç tahta eksikmiş. Ama onun dediğine göre bu, bir çocuk yıldız için hiçte nadir görülen bir durum değil.
Andrea Marquez: <İsim>! Mr Sparkles'ın ana mağazasında olay çıktı! Cam Prenses hayranları idollerinin öldüğü haberini almış ve şu anda çıldırmış durumdalar!

2. Bölüm

Andrea Marquez: <İsim>! Mr Sparkles'ın ana mağazasında olay çıktı!
Andrea: Kurbanınız prenses elbisesi içinde orada görünecekti ve bütün hayranları da onu bekliyorlardı.
Andrea: Ama kurbanın ölüm haberini aldıktan sonra toplu sinir krizine girdiler!
Frank Knight: Ee, n'olmuş yani? Jenny'nin hayranları 8 yaşında çocuklar. Neden onlardan korkalım ki?
Andrea: Cidden mi Frank? Daha önce yüzlerce öfkeli çocukla başa çıktın yani?
Frank: Ah, şimdi öyle dedin de... Aslında kızım öfkelendiği zaman onunla başa çıkmanın çok zor olduğu doğru.
Frank: O zaman bir sürü öfkeli çocuktan haydi haydi sakınmamız gerekir! Tamam <İsim>, hadi hemen şu mağazaya gidelim!

İncele: Oyuncak Mağazası Girişi.
Frank: Şu kaçık Cam Prenses hayranları mekanı terk etmişler, ama şu arkalarında bıraktıkları hengameye bir bak hele!
Frank: Şu kurban adına yapılmış hürmet tapınağı iyi bir şey! Sence bunun içini aramalı mıyız?
Frank: Elbette <İsim>, şu kağıt yığını bize yeni bir ipucu verebilir. Ama bu ekipte yapbozlar da kimin iyi olduğunu ikimizde gayet iyi biliyoruz, o yüzden ben seni işini hallederken bekleyeceğim!
Trevor Neuman: Defolun! Defolun, lanet olasıcalar! Jenny'yi rahat bırakın!
Frank: Hey, sakin ol doktor! Senin ne işin var burada? Ayrıca o tuğlayı da yere indir.
Trevor: Ama anlamıyorsunuz! Bu mağaza oyuncaklarını satmak için Jenny'yi kullanamadı, şimdi de ölümü üzerinden kar sağlamaya çalışıyor!
Frank: Biliyorum doktor, bu son derece üzücü. Ama şimdilik sakinleş, <Rütbe> <İsim> sana Jenny hakkında bir kaç soru soracak.

Trevor Neuman'ın Mr Sparkles oyuncak mağazasını talan etmesini engelle.
Trevor Neuman: Artık dayanamıyorum <Rütbe> <İsim>. Bu yer, bu sanayi... ve çocukluklarını ellerinden aldığımız bu çocuklar. Jenny'yi Ivywood öldürdü!
Frank: Biliyorum doktor, benim de bir kızım var ve neredeyse Jenny'yle yaşıt. Onun böyle bir hayat yaşamasını hiç istemezdim.
Trevor: Yüzlerce insan ucuz eğlencelerinden mahrum kalmasınlar diye kaç tane çocuğu daha kurban vereceğiz?
Trevor: Üstelik Cam Prenses gibi kötü bir kitabın bu kadar başarılı olmuş olması da çok üzücü. Kitabı okudum ve tek yaptığı şey gençliği ve güzelliği yüceltmek! Genç kızlar için çson derece kötü bir mesaj!
Trevor: Bu yaşın yüceltilmesi toplumumuz için bir veba. Hatta ben bile bunun kurbanıyım. Her ne kadar işe yaramadığını bilsem de, her sabah kalktığımda yüzüme yaşlandırmayı geciktirici krem sürüyorum! İnanabiliyor musunuz?

İncele: Hürmet Tapınağı.
Frank: Hürmet Tapınağını ararken işe yarar bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Bir adet fotoğraf mı?
Frank: Ah, üzerinde bir not var: "Her daim bir prenses." İyi de bu fotoğrafı kurbanın mabedine kim bırakır ki?
Frank: İyi yakaladın <İsim>! Şuradaki küçük kız kurbanımız! Peki yanındaki diğer şahıs kim?
Frank: Pekala <İsim>, iyisi mi sen şu resmi veri tabanından geçir. Eminim bu kadının kim olduğunu bulacaksın!

İncele: Fotoğraf.
Frank: İyi iş çıkardın <İsim>, Mr Sparkles mağazasından kurtardığın fotoğraftaki şahsın kim olduğunu tespit edebildin. Demek adı Miranda Galguera imiş!
Frank: Galguera, hani kurbanımız Jenny Galguera'da ki gibi mi? O zaman resimdeki diğer şahısta annesi olmalı!
Frank: Tabii ya! Miranda Galguera bir 10-20 sene kadar önce bir çok prenses filminde rol almıştı. Oldukça meşhurdu ama ne yalan söyleyeyim, onu tamamen unutmuşum!
Frank: Bu sefer arkandan geliyorum <İsim>. Yani, ölen bir genç kızın annesini sorgulamak mı? Lazım değil...

Miranda Galguera'nın, kızının ölümü sonrasında iyi olup olmadığını kontrol et.
Miranda Galguera: Aman Allah'ım, Jenny! Neden? Jenny benim tek çocuğumdu! O gerçek bir melek, gerçek bir prensesti!
Frank: Aaa, üzülmeyin hanımefendi, <Rütbe> <İsim> faili yakalamak için burada. Söz veriyoruz. Iıı... değil mi <İsim>?
Miranda: Çok naziksin <Rütbe> <İsim>. Ama korkarım ki bu daha iyi hissetmemi sağlamayacak. Jenny benim her şeyimdi!
Miranda: Benim mirasımı devam ettirecekti, bilirsiniz ya? Her ne kadar yaşlandırmayı geciktirici krem kullansam da, artık bir filmde prensesi oynayamayacak kadar yaşım ilerledi!
Miranda: Üstelik Cam Prenses onun en sevdiği kitaptı, hayatı boyunca ona o kitabı okudum! Sizce bu bir işaret mi? Sizce ailemizin üzerinde nazar mı var?

İncele: Paramparça Poster.
Frank: Hiç fena sayılmaz <İsim>! Onardığın bu posterde Cam Prenses, aynanın önünde şarkı söylerken gözüküyor, fakat aynada cadının yansıması var.
Frank: İyi de kurbanın yüzünün üstünün çarpılanmış olması ve "Şimdi sıra bende!" mesajı ne alaka? Sanki cadı prensesi tehdit ediyormuş gibi!
Frank: Kurbanın ayna ile öldürülmüş olduğunu göz önünde bulundurursak, bu hiç hayra alamet değil...
Frank: Evet <İsim>, kariyerimde bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama, bir cadı avlamamız gerekiyor! Hadi şu posteri Hannah'ya gönderelim ve kimin peşinde olduğumuzu öğrenelim!

Analiz et: Film Afişi.
Hannah Choi: <İsim>, Mr Sparkles mağazasında bulduğun afiş, yakında vizyona girecek Cam Prenses filminin bir ön gösterimine ait.
Hannah: Filmde cadıyı, komedyen Susan Blair canlandırıyor. Susan büyük yapımlarda rol almış bir aktris ama... hep kötü karakterleri canlandırmış.
Frank: Anladım <İsim>, Cam Prenses kitabının mantığına göre hareket edersek, Susan'ı kurbanın azılı düşmanı olarak görmemiz gerek.
Frank: Haklısın, mesaj da zaten gayet açıktı: "Şimdi sıra bende!" Fesat bir cadı var karşımızda!
Frank: Arkandayım <İsim>, hadi gidip Susan ile konuşalım!

Susan Blair'i kurbana bıraktığı mesaj konusunda sorgula.
Frank: Bayan Blair, <Rütbe> <İsim> Mr Sparkles mağazasında bırakmış olduğunuz bu posteri buldu. Üzerinde: "Şimdi sıra bende!" yazıyor. Bir açıklama getirseniz şuna?
Susan Blair: Ah, anlamıyorsunuz! Bu poster sadece ufak bir şakaydı! Sonuçta kötü karakter iyi karakter kadar ilgi görmüyor, hepsi bu!
Frank: Küçük bir şaka mı? Şakayı bir genç kızın ölümü üzerine yapmışsınız! Pardon da bunun komik olan kısmı tam olarak neresi, Bayan Blair?
Susan: Ah, hadi ama, sırf bir filmde cadıyı canlandırıyorum diye kötü birisi olduğumu düşünmüyorsunuz, değil mi?
Susan: Bilirsiniz ya, sırf her zaman kötü karakterleri oynuyorum diye Jenny benim gerçekten de kötü birisi olduğumu zannederdi! Ah Jenny, gerçekten de prenses olmak için yaratılmıştı!
Susan: Onunla Cam Prenses'te oynayamayacak olmam üzücü. Oldukça iyi bir kitaptır! Ayrıca eminim ki başrolde onun oynaması ile patlama yapabilirdi!
(Susan ile konuştuktan sonra)
Frank: <İsim>, içimden bir ses Jenny'nin katiline yaklaştığımızı söylüyor, ama henüz iş o noktaya gelmedi!
Frank: Sanırsam haklısın. Sanat stüsyosunun Jenny'nin ziyaret ettiği son yer olduğunu biliyoruz. Orada yeni bir şey bulabiliriz! Hadi gidelim!

İncele: Eskiz Masaları.
Frank: <Rütbe> <İsim> stüdyoyu karıştırırken, Sahne: 2! O da ne, kilitli bir evrak çantası mı? Korkarım ki iş senin için yine başa düştü!
Frank: Bir adet eskiz yığını mı? Birileri bunu karıştırsa iyi olur... Ama karıştırmak senin uzmanlık alanın, değil mi <İsim>? 3, 2, 1, Kayıt!

İncele: Eskiz Yığını.
Frank: Doğru yoldasın <İsim>, şu Cam Prenses eskizlerinin arasında gizlenmiş kanlı bir hap ambalajı buldun!
Frank: Ama ne kadar iyi olursan ol, hizmetin burada sona eriyor. Şu kanlı hap ambalajını incelemesi için Yann'a ihtiyacımız olacak!

Analiz et: Kanlı Hap Ambalajı.
Yann Toussaint: Pekala <İsim>, Cam Prenses eskizlerinin arasında bulmuş olduğun hap ambalajını inceledim.
Yann: Öncelikle, ambalajdaki kanın kurban Jenny'ye ait olduğunu söyleyeyim. Bu da demek oluyor ki ambalajı oraya katil düşürmüş!
Yann: Ambalajın içindeki hap Nevraks. Antidepresan ilacı. Reçeteli mutluluk hapları arasında oldukça güçlüdür.
Frank: Evet <İsim>, galiba bu Ivywood tımarhanesinde herkesin mutluluk hapına ihtiyacı var. Artık katilin de antidepresan kullandığını biliyoruz!

İncele: Kilitli Evrak Çantası.
Frank: Hee, hee, o evrak çantasını ışık hızında açtın, tamam... Her zamanki hikaye yani.
Frank: Tabii, burada olup işleri hızlandırdığın içinde minnettar olmam gerek! Her neyse, o evrak çantasının içinde ne varmış? Bir film senaryosu mu?
Frank: Ah evet, bu, Cam Prenses filminin esas senaryosu! Bu önemli olabilir, o yüzden eskik parçayı bulma konusunda sana güveniyorum!

İncele: Silinmiş Film Senaryosu.
Frank: İyi iş çıkardın <isim>, birileri Cam Prenses senaryosunun kapağına: "Bu benim hikayem, onu değiştiremezsiniz!" yazmış.
Frank: Doğru dedin, Gaston Dumas, filmin esinlendiği kitabın yazarı. Sence bunu o yazmış olabilir mi? İyisi mi gidip bunu ona soralım!

Gaston Dumas'ya film hakkında ne düşündüğünü sor.
Gaston Dumas: Siz benimle kafa mı buluyorsunuz? Elbette sinirliyim! O geri zekalı filmleri için bütün hikayemi baştan yazdılar resmen! Üstelikte şu Jenny Galguera denen bağnaz veledin isteği üzerine!
Frank: Bağnaz derken? Ne demek istiyorsun?
Gaston: Kitabımda Cam Prenses, kendisini büyüden kurtarması için erkek kılığına girerek kendi annesini ayartıyor. Oldukça karmaşık ve şifreli bir bakış açısıyla yazılmış, duygunun tavan yaptığı bir bölüm.
Frank: Ana, o kısmı hatırlamıyorum... Üstelik kızım o kitabı yalayıp yuttu mu?
Gaston: Üstelik benim Cam Prensesim savaşçı bir prenses, Jenny Galguera gibi taş bebek değil! Umarım stüdyo, o rolü oynaması için adam akıllı ve sesi daha az sinir bozucu olan birisini alır!
Gaston: Mr Sparkles sadece ruhsuz bir rüya fabrikası! Sanatımın karmaşıklığını algılayamıyorlar! Tüküreyim filmine de, ben gidiyorum!

Daha sonra karakolda...
Frank: Evet <İsim>, bütün bu Ivywood teranecileri kafamı iyiden iyiye ekşitmeye başladılar, durumu özet geçmeye ihtiyacı var. Birde bir yudum viskiye!
Frank: Aktris Jenny Galguera, Mr Sparkles stüdyolarında Cam Prenses kitabının film uyarlamasındaki rolünün provasını yapıyordu. Zaten cesedini de orada buldun.
Frank: Zamanında bir çok prenses filminde oynamış ve kızı oyunculuk mirasını devam ettiremeyeceği için üzülen, kurbanın annesi Miranda ile karşılaştık.
Frank: Susan Blair filmde kötü cadıyı canlandıracakmış ve kurbanın anısına bu notu bırakacak kadar kendisini rolüne kaptırmış! Tam bir-
Susan Blair: <Rütbe> <İsim>, Allah'a şükür buradasın! Yardım edin, korumaya ihtiyacım var! Beni öldürmek istiyorlar!

3. Bölüm

Frank Knight: Pekala <İsim>, Jenny Galguera'yı kimin öldürdüğünü bir an önce bulsak iyi olacak, yoksa sonsuza kadar bu kötü peri masalının içinde tıkılıp kalacağız!
Susan Blair: <Rütbe> <İsim>, Allah'a şükür buradasın! Yardım edin, korumaya ihtiyacım var! Beni öldürmek istiyorlar!
Frank: Hey, Bayan Blair, sakin olun, kim sizi öldürmek istiyor?
Susan: Cam Prenses hayranlarının ebeveynleri! Mr Sparkles mağazasını önünden geçiyordum ve birden oradaki bütün çocuklar ağlamaya başladılar! Cam Prensesi benim öldürdüğümü söylediler!
Susan: Ebeveynler bunun kendilerine yıllar sürecek çocuk terapisine mal olacağını söylediler ve bunun yüzünden beni öldürmek istiyorlar!
Frank: ...Pekala. Burada güvendesiniz, Bayan Blair, fakat <Rütbe> <İsim> size bir kaç soru soracak.
Frank: Anlaşıldı <İsim>, ayrıca gidip Mr Sparkles mağazasını da yoklasak iyi olur. Kim bilir bizi orada neler bekliyor!

Susan Blair'e kurbanla nasıl çalıştığını sor.
Susan Blair: İnanabiliyor musun <Rütbe> <İsim>? Cam Prenses hayranlarının ebeveynlerinin beni öldüreceklerini sanmıştım, üstelik sırf bir cadıyı oynadığım için!
Susan: İnsanların bana kötü birisiymişim gibi davranmalarından sıkıldım artık. Sırf bu yüzden stüdyodan hikayenin sonunu değiştirmelerini istedim, ama beni dinlemediler bile!
Susan: Mr Sparkles her zaman kötülerin iflah olmadığı, siyah-beyaz bir ahlak anlayışını kullanır. Bu yüzden seyirci onlardan nefret ediyor, bu yüzden benden nefret ediyorlar!
Susan: Ama ben gerçekten çok iyi birisiyim! Ayrıca eminim ki halen bir prensesi bile oynayabilirim, her sabah kullandığım şu yaşlandırmayı geciktirici kremler sayesinde halen genç görünebiliyorum! Değil mi?
Susan: İnsanların benim iyi huyumu hiçbir zaman öğrenemeyecek olmaları ne acı! Her daim kötü birisi olarak hatırlanacağım, ben bunu hak etmedim!

İncele: Oyuncak Rafları.
Frank: Şu hengameye bak <İsim>. Ebeveynlerde en az çocukları kadar manyak. Cidden, şu kültçülük iyice ipin ucunu kaçırdı!
Frank: Ah, bir tablet bulmuşsun! Haklısın, bu pek Mr Sparkles mağazasında bulunacak türden bir oyuncak değil. Kilitli mi? Bu konuda kimin uzman olduğunu ikimizde biliyoruz <İsim>.
Frank: Yalnız şu kırık oyuncağın olayını anlamadım. Sonuçta ebeveynler mağazayı talan etti! Beni ikna etmen için bunu onarman gerekecek...

İncele: Kilitli Tablet.
Frank: Sanırsam şu tableti açmakla iyi iş çıkardın demem gerekecek <İsim>. Ama "tableti açmak" kelimesinin ne manaya geldiğini bilmediğim için, hiçbir şey söylemesem de olur.
Frank: Ama bunun ne olduğunu biliyorum, bu dijital bir gazete makalesi. Bak, üzerinde kurbanımız var!
Frank: Iıı, makalede aynı zamanda Jenny'nin şu anki başarısının annesinin eski şöhretini solladığını yazıyor.
Frank: Katılıyorum <İsim>, bu makale oldukça ağır. Miranda ile bunun hakkında konuşsak iyi olur!

Miranda Galguera'ya kızının şöhretini sor.
Miranda Galguera: Tabletimi bulmuşsunuz, çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>!
Miranda: Bunu Cam Prenses hayranları kalan son eşyaları almak için tepeme çıktıkları sırada düşürmüş olmalıyım. Benim zamanımda hayranlar daha saygılıydı...
Frank: Peki <Rütbe> <İsim>'in bulduğu şu makale? Kendi kızın tarafından gölgede bırakılmak zor olmalı!
Miranda: Yanlış anladınız! En önemli şey, kızımın kendi yeteneği ile anılacak olması! Benim eski kariyerimden kime ne?
Miranda: Yıllar boyunca psikiyatristim, bana asla ve asla şöhret peşinde koşmamam gerektiğini söyledi. Ve bunu başardım! Gerçi her ne kadar anti-depresanlar sayesinde de olsa, bunu yapabildim!
Miranda: Kızımın psikiyatristi Trevor Neuman bana bu hapları yazmıştı. O da bir kaç tane alıyor, ama kimseye söylemeyin!
Miranda: Aramızda kalsın ama, bu haplar acımı bir nebze hafifletiyor. Zavallı Jenny... Onu son gördüğümde o kadar güzeldi ki!
(Miranda ile konuştuktan sonra)
Frank: Jenny'nin katilini bir an önce durdurmalıyız <İsim>. Bir genç kızın katilinin cirit attığı düşüncesi sinirlerimi zıplatıyor!
Frank: İyi dedin. Daha önce katilin sanat stüdyosuna gittiğini doğrulamıştın. O zaman orada her türlü yeni ipuçları bulabiliriz, doğru!
Frank: Acele edelim <İsim>, içimde iyi bir his var. Hadi sanat stüdyosuna gidelim!

İncele: Konsept Sanat Ofisi.
Frank: Şu çöp kovasını aramak zaman kaybından başka bir şey değil <İsim>! Cidden orada bir şey bulabileceğini mi düşünüyorsun?
Frank: Tamam, itiraf ediyorum, daha önce yanılmışlığım oldu. Tamam, eğer istediğin buysa, o çöp kovasını arayabilirsin. Yalnız Allah'ını seversen acele et!

İncele: Çöp.
Frank: Vay anasını... Çöpün içinde üzeri kanla kaplı bir mendil buldun!
Frank: Elbette <İsim>, önce hap ambalajı, şimdi de bu mendil... Yeni bir delil bulmak için şuna yakından bakalım!

İncele: Kanlı Mendil.
Frank: Hiç fena değil <İsim>, o kanlı mendilden cam parçaları ayrıştırmayı başardın!
Frank: Cam parçaları mı? Aynen <İsim>, bu, aklıma Jenny'nin öldürüldüğü setteki aynayı getirdi! Onu oraya katilin getirmiş olduğuna iddiaya var mısın?
Frank: Yaklaşıyoruz <İsim>! Yann cam parçalarını inceledikten sonra katili parmaklıklar ardına tıkabileceğiz, eminim!

Analiz et: Kanlı Cam Parçaları.
Yann Toussaint: <İsim>, katilin mendilinde bulduğun cam parçalarını analiz ettim.
Yann: Kanda yabancı bazı maddelerde vardı, o yüzden düzgün bir analiz yapamadım. Üzgünüm.
Frank: Yapma Yann, katili yakalamak için sadece bir ip ucuna ihtiyacımız var, <İsim> bu parçalardan mutlaka bir şey çıkartacağına inanıyor!
Yann: Sakin ol Frank, ben de ona geliyordum! Yabancı maddenin ne olduğunu buldum, bu bir flöresin.
Yann: Antiseptiklerde kullanılan sentetik bir bileşik. Buradaki flöresin de, delik kulakları tedavi etmek için kullanılan bir ilaca ait!
Yann: Katil, kurbana saplamak için cam parçasını tuttuğu sırada kendini kesmiş olmalı.
Yann: Yarasını temizlemek için de o bulduğun mendili kullanmış!
Frank: Yani Jenny'nin katili küpe takıyor! İşte bu kadar <İsim>, katil artık bizden kaçamayacak!

İncele: Kırık Oyuncak.
Frank: Pekala <İsim>, eğer birleştirdiğin şu plastik parçaların bize böyle çirkin bir oyuncak kamera vereceğini bilseydim, buna en baştan elini sürdürtmezdim!
Frank: Ciddi ciddi bu saçma oyuncağı analiz için Hannah'ya mı göndermek istiyorsun? Ama vaktimiz yok <İsim>!
Frank: Elbette sana güveniyorum ve sende bunu biliyorsun! Ayrıca kaybedecek vaktimizin olmadığının da farkındayım! Tamam, hadi şu kamerayı laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Oyuncak Fotoğraf Makinesi.
Hannah Choi: Bana getirmiş olduğun bu oyuncak kamerayı inceledim. Bir kez daha, hislerinde yanılmamışsın <İsim>.
Hannah: Çocuklardan biri, Mr Sparkles mağazasında bu kamerayı kullanarak kurbanın fotoğraflarını çekmiş.
Hannah: Özellikle bir fotoğraf dikkatimi çekti. Kurbanın yüz ifadesine bakılırsa, bir şeye çok kızmış.
Hannah: Tam da bu sırada onu gördüm! Kurbanın, fotoğrafta film prodüktörü Horace Foster ile konuştuğu görülebiliyor!
Frank: Jenny, neden kendisine para verilmesine kızsın ki <İsim>? Haklısın, Horace Foster'ı bulup bunu ona sormalıyız!

Horace Foster'ı kurbanla ettiği kavga hakkında sorgula.
Horace Foster: Gözünden de hiçbir şey kaçmıyor, he <Rütbe> <İsim>? İtiraf ediyorum! Jenny'ye paramı alıp Cam Prensesin devam filminde başrol oynamayı kabul etmesi için baskı yaptım!
Frank: Cam Prenses'in devamı mı? İyi de... O tek bir kitap değil mi? Ki Jenny'nin teklifinizden pekte memnun olmadığını saymıyorum bile.
Horace: Biliyorum, reddetti! Onu parayla bile ehlileştiremedim, ne yapmam gerekirdi? Sonra da neden anti-depresan kullanıyorum diyorum kendi kendime!
Horace: Jenny benden nefret ederdi, hatta bana sinirli ihtiyar demişliği bile var, buna inanabiliyor musunuz? Ama ben ihtiyar değilim, her gün yaşlandırmayı geciktirici krem kullanıyorum!
Horace: Ama önemli değil. Cam Prenses kitabını okudum ve Ivywood'da ki her hangi bir genç kız o rolü üstlenebilir! Jenny gibi kızlar vazgeçilmez değillerdir!

Bir kaç dakika sonra, ofiste...
Andrea: <İsim>, Az önce Mr Sparkles stüdyolarından aradılar ve Cam Prenses setini boşaltacaklarını söylediler! Başka bir film için lazımmış!
Frank: Ne, hemen mi? Anlaşılan Ivywood döner sermayesi hiç boş durmuyor! Sanki aktrisleri hiç ölmemiş gibi!
Frank: Bu sanayi tam bir rezalet. Jenny sadece başka bir harcanılabilir mülkmüş meğersem, kızcağız belli ki tek bir şeyin kurbanı değil.
Frank: Pardon <İsim>, haklısın! Zaman daralıyor, stüdyoyu dağıtmadan cinayet mahallini son bir kez aramalıyız. Gidelim!

İncele: Prensesin Yatağı.
Frank: Hızlı davranmalıyız! Bu kilitli dizüstü Jenny'nin katilini yakalamamız için gereken son delili barındırıyor olabilir! Allah'tan seri bir korsansın <İsim>!

İncele: Güvenlik Dizüstü.
Frank: Evet <İsim>, açtığın şu bilgisayar atış setinin güvenliğini sağlıyor olmalı.
Frank: Sence Jenny'nin katili hakkındaki her şeyi saklamış olabilir mi <İsim>? Hemen bu dizüstünü Hannah'ya gönderelim, ACİL cevaplara ihtiyacımız var!

Analiz et: Güvenlik Dizüstü.
Hannah: <İsim>, çekim setinde bulmuş olduğun güvenlik dizüstünü inceledim.
Hannah: Bu dizüstü, sete giren çıkan herkesi kaydetmiş ve bu kayıtlara erişmek içinde bir rozet olması gerekiyor.
Hannah: Ayrıca en son kimin rozetini kullandığını belirleyebildim ve bu bilgiyi Roxie'ye gönderdim.
Roxie Sparks: Teşekkürler Hannah. <İsim>, ben bu bilgiyi ölüm saatiyle birleştirdim ve her şey yerli yerine oturdu; Birisi, Jenny'nin öldürülmesinden 5 dakika önce erişim rozetini kullanmış!
Hannah: Bu da demek oluyor ki katil, sete girmek için rozetini kullanmış, Jenny'yi öldürmüş ve çıkmak için tekrar rozetini kullanmış!
Frank: Katili yakalamaya bir adım daha yaklaştın <İsim>! Artık katilin erişim rozeti taktığını da biliyoruz! Neredeyse bitti bu iş!

Frank: Tam zamanında <İsim>! Birileri Jenny Galguera'yı öldürmenin bedelini fena ödeyecek! Ve bulduğun deliller sayesinde, katilin muradına ermeyeceği kesin!

Katili Tutukla.
Frank: Miranda Galguera! <Rütbe> <İsim> her şeyi öğrendi! Jenny'yi öldürdün, kendi öz kızını öldürdün!
Miranda: Nasıl... Nasıl böyle aşağılık bir imada bulunabilirsiniz? Ben Jenny'mi her şeyden çok seviyordum! Ona nasıl zarar verebilirim?
Frank: Kes lagalugayı, onu bıçakladığın sırada kendini kesmiş, sonra da yarayı bastırdığın mendili sanat stüdyosunda bırakmışsın.
Miranda: Lütfen beni suçlamayı bırakın, her şeyi yanlış anlamışsınız! Ben narin bir kadınım ve çocuğumu daha yeni gömdüm, lütfen! Ben... Avukatımı görmek istiyorum!
Frank: Peki onun yerine şu mutluluk haplarına ne dersin? Çünkü <Rütbe> <İsim>'in bulduğu şu hap ambalajına bakılırsa, sanat stüdyosuna delilleri saklarken bütün paketi lüpletmişsin!
Miranda: Kendimi iyi hissetmiyorum, aslında şu Nevraks haplarından bir tane alabilirim... Ben bir aktrisim ve hassasım!
Frank: Aktris olduğunun farkındayız merak etme. <Rütbe> <İsim>'in bulduğu dizüstüne göre aktris olarak stüdyolara gitme iznin varmış.
Frank: İşte tam da bu şekilde Jenny tek başına prova yaparken sete girebildin ve kızı da o sırada öldürdün!!!
Miranda: Ah, artık dayanamıyorum <İsim>. Artık inkar etmeyeceğim, onu ben öldürdüm! Zavallı minik Jenny'mi ben öldürdüm!
Frank: İyi işti <İsim>, ikna yöntemin her zamanki gibi doğruydu! Bayn Galguera, kızın Jenny Galguera'yı öldürmekten ötürü tutuklusun!

Edward Dante: Geçen yaz Jenny Galguera'nın dizilerini torunumla birlikte izlemiştim, ama tek hatırladığım şey onun sinir bozucu sesi. Onu bu yüzden mi öldürdün?
Miranda: Ne? Hayır! Jenny benim sesime sahipti, harika bir sestir! Ayrıca benim hatlarıma da sahipti, bunu o aynanın önünde şarkı söylerken fark ettim.
Miranda: Jenny için büyük bir sahneydi. Ayna önünde şarkı söyleme Cam Prenses'in en meşhur bölümüdür, o yüzden ona provasında yardım etmek için stüdyoya gittim.
Miranda: Kendimi onu rahatsız ediyormuşum gibi hissettim, ama yine de yardımcı olmayı denedim. Sonra bana dedi ki: "Anne, artık sana ihtiyacım yok."
Miranda: O sözleri söylediği sırada aynada ikimizin yüzünü gördüm. Jenny genç ve güzeldi, benim ise yüzüm kırışıklıklarla doluydu! İşte o anda artık asla bir prenses olamayacağımı fark ettim!
Miranda: Sonra kendimi kaybettim! Öfkeden onu aynaya çarptım ve cam parçasını boynuna saplayarak işi bitirdim!
Miranda: Jenny için neleri feda ettim bilemezsiniz. Ona hamileyken kariyerimi askıya aldım ve babası terk ettikten sonra onu bir başıma büyüttüm!
Miranda: Bebeğim Jenny'yi çok seviyordum, ama o rol kızımın aklını başından almıştı bir kere! Sanki artık benim kızım değildi, benden çok şöhretine önem veriyordu!
Dante: O zaman gittiğin yerde şöhretin üzerinde çalışmak için bol bol vaktin olacak Bayan Galguera. Kızını öldürmekten ötürü mahkeme seni 30 yıl hapisle cezalandırdı!

Frank: Şöhret için yarışmanın aileleri nasıl parçaladığını görmek içler acısı bir durum. Eğlencenin bedeli bu mu <İsim>?
Frank: Aklıma geldi de... Sanırsam bugünkü gördüklerimizden sonra belki de benim ailemin durumu o kadar da içler acısı değildir!
Frank: İkimiz bir anlaşma yapalım mı? Senin için bir sakıncası olmazsa, kızıma Jenny'nin katilini benim yakaladığımı söyleyelim mi? Belki bu şekilde benimle tekrardan konuşur...
Frank: Gerçekten mi? Şimdi onu arıyorum o zaman! Sen gerçek bir ortaksın <İsim>! Ayrıca gerçekte bir dost!

Ivywood Özel Görev: 2. Bölüm

CRIMINAL CASE'TE GEÇEN BÖLÜM...
Andrea Marquez: Russell, artık bu kadar yeter!
Andrea: Daha geçen hafta bir cinayet soruşturmasında şüpheli oldun, şimdi de yanlış şüpheliyi tutuklayarak basit bir hırsızlık soruşturmasını eline yüzüne bulaştırdın!
Andrea: Sen tanıdığım en iyi profil uzmanısın Russell, ve <İsim>'de ekipte kalman gerektiğini söylüyor, ama bir kez daha işleri batırırsan seni görevinden ihraç etmek zorunda kalırım!
Russell Crane: Ivywood'a dönmenin başıma bela açacağını ta en başından tahmin etmeliydim...

-Günümüz...-
Frank Knight: Selam <İsim>, bu biraz utanç verici ama... iki dakika özel konuşabilir miyiz?
Frank: Şimdi kızımı arayıp ona soruşturmanızdan bahsettim fakat... O oralı bile olmadı! Cam Prensesin çocuklar için olduğunu ve benim mal olduğumu söyledi!
Frank: Ne yapacağımı bilmiyorum. Onu yıllardır görmedim, şimdi kocaman olmuştur kesin... Yardıma ihtiyacım var <İsim>.
Frank: Sence gidip Trevor'ı mı görelim? Sonuçta alanı çocuk psikiyartisi... Belki yardımı dokunur. Ama yalnız gitmek istemiyorum...
Frank: Ah, sende mi benimle geleceksin? Sağ ol <İsim>, içimi rahatlattın!
Russell: Siz ikiniz ne fısıldaşıyorsunuz orada? Hadi ama Frank, bende duymak istiyorum! Hele ki senin hakkında utandırıcı bir şeyse!
Frank: Sen bence hiç ağzını açma Russell efendi, daha geçen hafta nasıl yanlış şüpheliyi tutukladığını unutmadık!
Russell: Ah, o olay mazide kaldı bir kere. Çoktan unuttum gitti! Aklıma gelmişken <İsim>, Horace Foster karakolda ve yardımına ihtiyaç duyuyor. Sana tekrardan yardım etmek istiyorum.
Frank: Dua et <İsim> benden daha hoşgörülü, Russell!
Frank: Ha bu arada, "malum kişiyi" görmek için hazır olduğun zaman bana haber ver <İsim>. Ama sanırsam sen önce Horace ile konuşana kadar bekleyebilir.

Trevor'dan yardım istemesinde Frank'e yardım et.
Frank: Merhaba Trevor, bir dakikan var mı acaba? Sanırsam burada bulunmamın sebebi... Yardıma ihtiyacım var. Profesyonel bir yardıma. Mesele şu ki, daha iyi bir baba olmak istiyorum ve...
Trevor Neuman: Seve seve yardım ederdim! Aslında zamane genç kızlarının günümüz kültüründe karşılaştıkları zorluklar hakkında bir araştırma yazısı yazmıştım...
Trevor: ...Ama öfkeli çocukların yarattığı Mr Sparkles mağazasındaki izdiham sırasında onu kaybettim! Araştırmam olmadan kimseye yardım edemem!
Frank: <Rütbe> <İsim> haklı, onu bulmanda sana yardım edebiliriz! Daha sonra da ebeveynlik sorunlarım hakkında konuşuruz! Hadi gidelim!

İncele: Oyuncak Mağazası Girişi.
Frank: Sence bu valiz Trevor'a mı ait <İsim>? Evet, bunu anlamanın tek bir yolu var... Hadi içini arayalım!

İncele: Valiz.
Frank: Tamam <İsim>, şu valizin içinde bir tane not defteri buldun... Ama yinede bunun psikiyatrist dostumuza ait olduğundan emin değiliz...
Frank: Ha... Evet, haklısın, elbette üzerinde yazan şeyin solmuş olduğunu fark etmiştim! Bunu kurtarabilir misin peki?

İncele: Silinmiş Defter.
Frank: Pekala, şu not defterinin üzerinde ne yazıyormuş peki? "Ivywood kültürünün genç kızlar üzerindeki etkisi" mi? Kulağa bir psikiyaristin yazabileceği bir şey gibi geliyor, tamam!
Frank: Seni bilmem ama, ben şahsen içimden sırf Trevor'ın yazıp yazmadığını anlamak için bütün bu şeyi okumak gelmiyor... Onun yerine bunu Hannah'ya göndersek? En azından şu internet yazılarını okuyarak vaktini öldürmemiş olur!

Analiz et: Defter Etiketi.
Hannah Choi: Tamamdır, bana vermiş olduğunuz defter kesinlikle Trevor Neuman'ın araştırmasına ait. Ayrıca Frank, bunu okuyunca rahatsız olduğumu sandıysan, bir daha düşün, çünkü çok hoşuma gitti!
Hannah: Ivywood, yıldız sistemi ve bu kültürün, gençlerde, özellikle kızlar üzerindeki etkisini anlatıyor.
Frank: Zavallı kızlar... İdolleriyle aynı kıyafetleri giyip Friendnet'te hava atmak için birbirleriyle yarışıyorlar!
Hannah: Frank! Kızların görünümleri ve davranışlarıyla nasıl "mükemmel imaja" ulaşacaklarını Ivywood dayatıyor. Bu kızların uyum sağlamak için yaşadıkları baskıyı bir düşün!
Frank: Hadi ya, bende kızların o şekilde giyinmekten zevk aldıklarını sanıyordum. Öz güvenlerinin nasıl baltalandığını hiç fark etmemişim...
Frank: Keşke ergenliğini yaşarken kızımın yanında olup ona yardım edebilme fırsatım olsaydı...
Frank: Ama haklısın <İsim>, defterini Trevor'a geri vermemiz gerek! Belki daha sonra onunla sohbet edebilme şansım olur.

Araştırma defterini Trevor'a geri ver.
Trevor: Not defterimi bulmuşsun <Rütbe> <İsim>! Onu sonsuza dek kaybettim sanmıştım!
Trevor: Daily Dawn'a, Jenny'nin cinayeti hakkındaki haberin yanına ki sütuna koymaları için bir makale yazıyorum ve bunun içinde notlarıma ihtiyacım vardı, sağ olun!
Trevor: İnşallah bu makale sayesinde insanlar, Ivywood'da ki mükemmel genç mantığının olduğu filmlerin genç nesiller için aslında ne kadar tehlikeli olduğunun farkına varırlar!
Trevor: Araştırma sırasında özellikle Pasifik Koyu'ndaki genç kızların, sanayinin yarattığı zararlı ve saptırıcı etkilere en çok maruz kalanlar olduklarını fark ettim. Bu ciddi bir sorun...
Trevor: Konu dışına çıkıyorum... <Rütbe> <İsim>, lütfen yardımların için bu ufak ödülü kabul et, sen tam bir hayat kurtarıcısısın!
Trevor: Ve Müfettiş Knight, sanırsam sizinle de siz ve kızınız hakkındaki konuşmayı yapabiliriz. İnsanların iyi bir ebeveyn olmak istediklerini görmek beni her zaman iyi hissettirmiştir!

Horace'ın neden sana ihtiyacı olduğunu öğren.
Horace Foster: <Rütbe> <İsim>, birisi bir sonraki projemin senaryosunu çalmış ve çalan her kimse kellesini tabağımda görmek istiyorum! O kağıtlar yığınla para değerinde!
Russell: Döküleceği kadar kan döküldü zaten, Horace. Hırsızı yakalamada sana yardım edeceğiz ama öyle asarım keserim falan yok. Şimdi, hırsızlık tam olarak nerede yaşandı?
Horace: Senaryo sanat stüdyosundan çalındı fakat zorla girmeye dair bir işaret yok...
Russell: Peki o zaman, sanat stüdyosuna gitmenin bir lüzumu yok... Ama doğru dedin <İsim>, sanat stüdyosunu terk etmek için film setinden geçmen gerekir! Hadi oraya bakalım!

İncele: Prensesin Atış Seti.
Russell: Sence bu paramparça kağıt aradığımız senaryo olabilir mi <İsim>? Sen bunu onarana kadar bende buna karar vereyim.

İncele: Paramparça Senaryo.
Russell: İnanamıyorum <İsim>, Horace'ın aradığı senaryo bu!
Russell: Yalnız bu biraz tuhaf... İnsan neden sırf iki dakika sonra parçalara ayırmak için bunu çalar ki?
Russell: Katılıyorum, parmak izi alabilmek için senaryoyu tozlayalım!

İncele: Senaryo.
Russell: Harika iş çıkardın <İsim>... Hırsız gerçekten de senaryonun üstünde parmak izleri bırakmış... Hadi bunları Hannah'ya gönderelim!

Analiz et: Parmak İzleri.
Hannah: Evet <İsim>, senaryoda bulmuş olduğun parmak izleri Gaston Dumas'ya ait.
Russell: Gaston Dumas mı... Yani Cam Prenses'in yazarını mı diyorsun <İsim>?! İyi de neden senaryoyu çalıp, sonra da paramparça edip orada bıraksın ki?!
Russell: Bütün bu olanlar çok garip... Katılıyorum <İsim>, işe Gaston'u sorgulamakla başlayalım!

Gaston'ı hırsızlıkla sorgula.
Russell: Gaston Dumas, <Rütbe> <İsim> Horace Foster'ın ofisinden bir film senaryosu çaldığını ortaya çıkardı! Onu neden yok ettin?!
Gaston Dumas: Bana o senaryoyu çalıp yok etme emri geldi ve bende buna itaat ettim. Her şey daha iyisi için!
Russell: Eee, Gaston... gözlerin... İyi misin sen?
Gaston: İtaat! İtaat! Her şey daha iyisi için!
Russell: <İsim>, dostumuz Gaston'un beyni yıkanmış! Bu inanılmaz bir şey!
Russell: Elbette daha önce beyin yıkamayı duymuştum. İnsanlar başka insanların düşüncelerini yok edip onları kendi fikirleri ile doldururlar...
Russell: Ama bunun gerçekten de işe yarayacağını düşünmemiştim! Gaston bir robot gibi, kendisine söylenilen şeyi tekrarlıyor!
Gaston: İtaat! İtaat! Her şey daha iyisi için!
Russell: İnanılmaz...
Russell: Elbette, haklısın, üzerinde çalışmak biraz beklesin. Şimdi gidip Horace'a senaryosunu geri verelim. Ama ilk önce biraz beynimiz için atıştırmalık alalım. Kıtlıktan çıkmış gibiyim!

Senaryoyu Horace'a geri ver.
Horace: Ah, <Rütbe> <İsim>, senaryomu bulmuşsun, bu işi hızlıca çözdüğün için teşekkürler! Senaryomu hangi namussuz çalmış?!
Russell: Görünüşe göre senaryonu çalan kişi Gaston Dumas, ama onu tutukladığımız sırada, beyni yıkanmış gibi görünüyordu...
Horace: Senaryomu çalıp sonrada parçalaması için mi beyni yıkanmış?!
Horace: Vay be, Ivywood'da her şeyi gördüğümü sanırdım da, bu kadarını da ilk kez görüyorum!
Horace: Hımm, bu aslında iyi bir filmin konusu olabilir. Sonu tahmin edebildiğiniz zaman beni de haberdar edin!
Horace: Ayrıca senaryomu verdiğiniz için sağ olun, bu film çok ses getirecek! Lütfen bunları teşekkür maliyetinde kabul et <Rütbe> <İsim>!

Daha sonra karakolda...
Frank: Trevor ile o konuşmayı yaparken yanımda olduğun için sağ ol <İsim>. Bu sayede iyi bir baba olmak için çok çabalamam gerektiğini ve... kızımın yanında olmam gerektiğini anladım.
Russell: Ne kadarda yürek yumuşatıcı... Ben ise Gaston Dumas'nın görünürdeki beyninin yıkanmasına halen şaşkınım...
Russell: Düşünsene <İsim>! Başka bir insanın beynini yıkayabilen birisinin neler yapabileceğini düşün!
Frank: Beyin yıkama mı? Hani insanlara inanmalarını istediğin şeye inandırma olayı mı? O, filmlerde olmuyor muydu yahu?
Russell: Gaston Dumas'ya bir bakarsan Frank, gayette gerçek olduğunu anlarsın. Bir film senaryosunu çalıp sonrada yok etmesi için beyni yıkanmış, tıpkı verilen emirleri yerine getiriyormuş gibi!
Frank: Vallaha sana inandığımı söyleyemem, ama <İsim>'e katılıyorum, bu şey kulağa tehlikeli geliyor! Ya birilerinin başka birilerini öldürmeleri için o kişinin beynini yıkarlarsa?!
Russell Sanırsam o açıdan hiç düşünmemiştim... Ama yine de heyecan verici! Ve inanın bana, bu gerçek! Gaston!un olayı beyin yıkamanın gerçek olduğunun ispatı!
Russell: Gözümüzü dört açalım <İsim>. Şu beyin yıkama olayının başka kurbanları ile de karşılaşabiliriz... Bu sefer hazırlıklı olmalıyız!

Also on Fandom

Random Wiki