Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Doğunun Vaatleri/Diyaloglar

< Doğunun Vaatleri

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Doğununvaatleri.png

Amir Marquez'in ofisinde...
Andrea Marquez: <İsim>, bugün elimde senin için özel bir görev var; Pasifik Koyu Emniyeti, Şehir Merkezi'nde ki bir düğüne davet edildi ve bizi orada temsil senin etmeni istiyorum!
Andrea: Gelinin babası Çarşıda bir nargile dükkanı işletiyor. Kendisi bölgede oldukça iyi tanınan birisi ve toplumun bütün önemli şahsiyetlerini düğününe davet etmiş. Onların arasında olmak büyük bir onur.
Andrea: Dahası, gelinde damatta Sırp, yani Rus Cemiyetine bağlılar.
Andrea: Şu günlerde yaşanan yüksek gerilimi göz önünde bulundurursak eğer, en iyi temsilcimin oraya göz kulak olacağını bilmek içimi rahatlatıyor.
Frank Knight: Haha, bu konuda sana bol şanslar <İsim>! Bütün evliliklerin yarısı boşanmayla biter, ama eğer yanlarında polis olmadan bir düğünü bile beceremiyorlarsa, ikisinin ateş ve barut gibi olmaları lazım!
Andrea: Bunu, <İsim> ile gitmeye gönüllüyüm olarak kabul ediyorum, Frank. Umarım o gömlek dışında başka giyeceğin bir şeyler vardır!

-Düğünde...-
Papaz: Sen, Manka Radich, Steve Srebnik'i kocan olarak kabul ediyor musun?
Manka Srebnik: Evet!
Papaz: Peki sen, Steve Srebnik, Manka Radich'i karın olarak kabul ediyor musun?
Steve Srebnik: Evet!
Frank: Peki sen, Frank Knight, düğün pastasını akşam yemeğin olarak kabul ediyor musun? Ah, evet, evet, evet! Hadi resepsiyona gidelim <İsim>!

-Resepsiyonda...-
Frank: Güzel! Gelin ve Damat karşılıklı "evetleştiklerine" göre, artık asıl ilginç noktaya geçebiliriz: yani yemeğe! İnşallah Sırp yemekleri lezzetlidir!
Manka: Hey, sizler polis misiniz? Güzel! Babamı bulamıyorum! Beni sunağa getirdikten sonra ortalıktan kayboldu. Cidden utanç verici! Gidip onu bulmalısınız!
Frank: Eee, böyle ayak işlerini yaptıracak nedimeleriniz yok mu acaba?
Manka: Duymuyor musunuz beni?! Gidin ve babamı bulun!!! Aah, düğün kostümü seçmenin en stresli iş olduğunu sanardım, fakat söz dinlemeyen misafirler ondanda beter!
Frank: Tamam, ııı, evham yapmaya gerek yok. <Rütbe> <İsim>'inde dediği üzere onu bulacağız! Şimdi resepsiyona ufaktan bir göz atarız ve kendisi hemen yanınıza gelir!

1. Bölüm

İncele: Resepsiyon Odası.
Frank: <İsim>, şu anda resmen gelinin babasını bir süse saplanmış olarak buldun!
Frank: Eminim bu zavallı adam bu sabah gününü Roxie'nin morgunda bitireceğini tahmin etmemiştir.
Frank: Fakat gördüğüm üzere topkeklere daha fazla ilgi gösteriyorsun, seni obur seni! Hatta bunları yerden bile topladın! Altına bakmak için mi dedin? Pekala, bakalım o zaman!
Frank: Şu kristal tozları nereden aldım dedin? Cesedin yakınından mı? Hmm, yeni evlenenlere şans getirsin diye pirinç atıldığını duymuştum da... Mavi kristal ne alaka?
Frank: Doğru dedin: Ya bu düğünle değil de cinayetle alakalıysa? Pekala, hadi bu kristale mikroskopla yakından bakıp neyin nesi olduğunu öğrenelim.
Frank: Ayrıca kırık bir porselen mi buldun? Tamam, onarırız... Ama önce normal kıyafetlerime geri döneyim. Rozetim olmadan kendimi çıplak gibi hissediyorum!
Frank: Ayriyetten geline babasının öldüğünü söylememiz gerek. Neyse ki birimizin insanlarla konuşma yetenekleri ve... Tepesinin atması durumunda ikimizinde çelik yeleği var!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Ne tuhaf bir adet, gelinin babasını Aşk Tanrısı'nın okuna geçirmek! Benim için bile biraz aşırı, hem düğünlerin yaşam boyu süren bir parti olması gerektiğini düşünüyorum!
Frank: En azından cinayet silahı olarak böylesi basmakalıp heykeli kullanması düğünün temasına da uymuş...
Roxie: Bakın ne diyeceğim: Kurbanın akciğerleri yok! Cinayetten sonra çıkarılmış! Cinayetin aceleyle işlenme şekline bakıldığında bu cidden biraz tuhaf bir hareket!
Frank: Evet; önce heykele doğru hızlıca itiliyor ama sonra dikkatlice akciğerleri çıkartılıyor, he? Oldukça tuhaf! Ama eminim <İsim> bunun nasıl gerçekleştiğini bulacaktır!
Roxie: Neyse, Radovan'ın cesedinde, tam itildiği yerin üzerinde parmak izleri buldum ve üzerindeki bazı kimyasal artıkları ayrıştırdım: Aromalı bir sıvı ile kullanılmış tütün. Bu, nargilede kullanılır!
Frank: Yani Radovan'ı oka doğru iten katilin nargile içtiğini mi söylüyorsun? Yani sadece bunu mu öğrenebildik? <İsim> haklı, bu daha başlangıç!

Manka'ya babasının öldürüldüğünü bildir.
Manka Srebnik: Ne demek baba öldü?! Bu çok saçma... Bunu bana düğünümde asla yapmazdı!
Manka: <Rütbe> <İsim>, onu bul derken, canlı bul manasında demiştim! Babamın beni misafirler önünde rezil etmesini engelleyemecekse, düğünde polisin ne işi var?!
Frank: Bana bak, hanım, cidden her şeyin düğününün etrafında bitmesini beklemiyorsun değil mi?! Baban öldürüldü diyoruz! Şimdi en önemli şey...
Manka: Şimdi en önemli şey bana çikolata vermeniz, ki bu şoku üzerimden atabileyim.
Manka: Babam beni hayatım boyunca hep yüz üstü bıraktı. Fakat düğünümde kendisini öldürtmesi artık üzerine tüy dikti!

İncele: Topkek Yığını.
Frank: Düğünden arakladığın kekleri beğendin mi bari, <İsim>? Nasıl hiç yemedin?
Frank: Ama keklerin arasından bir adet anahtarlık çıkardın. Nargile Rüyası denilen bir işyerine ait! Güzel!
Doğru dedin: Burası kurbanımızın dükkanı olmalı! Ve sen oranın anahtarını buldun! Doğru diyorsun, iyisi mi gidip oraya bir göz atalım!

İncele: Doğu Pazarı.
Frank: Demek kurbanımızın dükkanı burasıymış! Kurbanımızın cep telefonu bile bulmuşsun üstelik. Ah, evet, üzerinde dükkanın logosu var. Bunu açma işini sana bırakıyorum.
Frank: Hiç yardım etmiyorsun da ne demek? Telefonların kilidini kırmak senin uzmanlık alanın!

İncele: Kurbanın Cep Telefonu.
Frank: <İsim>, Radovan'ın cep telefonunu şıp diye açıverdin vallaha! Gördün mü, işte bu yüzden zor işleri sana yaptırıyorum!
Frank: Doğru, iyisi mi bunu Hannah'ya gönderelim. Sırf Radovan'ın telefonuna bakarak bize bütün hayatını anlatabilir!

Analiz et: Kurbanın Cep Telefonu.
Hannah Choi: <İsim>, kurbanın dükkanında bulmuş olduğun bu cep telefonu tam bir hazineymiş! Radovan, pazarın bir sürü fotoğrafını çekmiş.
Hannah: Bak; bir oğlanı, Pazar'da sürekli arakçılık yaparken yakalamış! Yaklaşık on iki yaşında bir erkek çocuğu.
Hannah: Bu küçük yaramazın adli sicilini araştırdım: Arakçı olduğu biliniyor. Sokaklarda yaşayan ve adının Ahmet olduğunu söyleyen bir öksüz. Zavallı çocuk!
Frank: İyi yakaladın <İsim>; eğer kurban, Ahmet'in bir sürü fotoğrafını çekmişse birbirlerini tanıyor olmalılar. Çocuk kesin pazardadır!

Çarşıda Ahmet'e kurbanı sor.
Ahmet: Gidin burdan! Ben polislere konuşmam, özgür birisiyim ben!
Frank: Ne güzel! Şimdi <Rütbe> <İsim>'e Radovan Radich cinayetini çözmesinde yardımcı ol, ve hırsızlıktan ötürü başın belaya gitmesin. Ne dersin?
Ahmet: O huysuz ihtiyar işportacı sonunda eşek cennetini boyladı mı? Şanslı günümdeyim demek! Artık beni sokak sokak kovalayamayacak!
Frank: Öhö! Kardeş, birisinin ölümüne sevinmek pekte hoş bir şey değil hani!
Ahmet: Neden değilmiş? Ondan hoşlanmıyordum! Sizden de hoşlanmıyorum!
Ahmet: Ama önemli değil, Polis Bey, çünkü sen, peşimden koşamayacak kadar yaşlı ve şişkosun! Tıpkı Radovan gibi, koşmaktan ölürsün!
Frank: Hey! Gel buraya, seni küçük...
Frank: Cidden öyle demek istemedi değil mi? Ben hakikaten de yaşlı ve şişkomuyum yahu? Onu kesin yakalayabilirdim <İsim>!

İncele: Kristal Tahıllar.
Frank: İyi iş çıkardın <İsim>! Kurbanın cesedinin yakınındaki kristal tozların ne olduğunu bulabildin! Neymiş peki?
Frank: Hamam tuzu mu? Hamam tuzları nasıl oldu da kurbanın cesedinin yakınında bitiverdi ki?!
Frank: Doğru, kurbanımız daha iki dakika önce banyodan çıkmadığına göre, bu hamam tuzlarının katil tarafından düşürülmüş olması lazım!

İncele: Porselen Parçaları.
Frank: Kırık nesneleri tamir etme konusunda oldukça yeteneklisin <İsim>! Senden iyi evlilik danışmanı olurmuş, ha-ha! Ayrıca bu vazo oldukça pahalı görünüyor!
Frank: Sence bu vazo yüzde yüz Çin yapımı mı? Her neyse <İsim>, alt tarafı bir vazo sonuçta, nadir bulunan bir bira fıçısı yada ona benzer ilginç bir şey değil.
Frank: Ah, bunun Sırp çifte verilebilecek en tuhaf hediye olduğunu mu düşünüyorsun? Çünkü Sırplar, geleneksel olarak Ruslar ile müttefikler!
Frank: Hmm, doğru, mahallede süregelen gerginliği göz önünde bulundurursak eğer, bu oldukça sıradışı bir hediye. Pekala, hadi bunu Hannah'ya gösterelim, belki o, bu vazoyu çifte veren şahsın kim olduğunu tespit edebilir.

Analiz et: Çin Vazosu.
Hannah: <İsim>, düğünde bulmuş olduğun vazonun nereden geldiğini, düğün hediyeleri sicilini kullanarak araştırdım!
Hannah: Şehir Merkezi piyasasının genel müdürü Sue Xiong'dan gelen bir hediyeymiş. Pazardaki dükkanların çoğu ona ait.
Frank: Ee, kurbanda bir dükkan sahibi olduğuna göre, piyasanın patronunu kızının düğününe davet etmesi gayet mantıklı.
Hannah: Evet, ama Sue Xiong'un çifte verdiği vazo çok eşsiz bir parça. Oldukça da pahalı!
Hannah: Dikkatinizi çekerim, pahalı hediyeler Sue Xiong'un imajının bir parçası. Kendisi, Asya cemiyetinin oldukça nüfuzlu bir şahsiyetidir. Başarılı bir iş kadını olarak, her göçmenin rüyasını simgeliyor.
Frank: <İsim>, doğru dedin: Rus dostu bir düğünde Çinli bir iş kadını? Burada görünenin dışında bir şeyler döndüğü kesin. Katılıyorum, Sue Xiong ile konuşmamız gerek!

Sue Xiong ile düğün hediyesi hakkında konuş.
Frank: Bayan Xiong, kurbanın kızına neden bu kadar cömert bir hediye verdiğinizi öğrenebilir miyiz acaba?
Sue Xiong: Radovan beni düğününe davet edecek kadar cömert birisiydi, şimdi hediyesiz gitmek ayıp olur. Ayrıca ben farklı kültürdenim ve bu yüzden cömertliğinin karşılığını vermek daha hayırlı olur kanımca.
Frank: A-ha! Radovan'dan bir beklentiniz vardı değil mi?! Eminim ki Sırpları Ruslara karşı kullanmaktı amacınız!
Sue: <Rütbe> <İsim>, partnerin çok fazla James Bond filmi izliyor anlaşılan. Benim cidden savaş çıkartmaya uğraşan bir Çin ajanı olduğumu mu düşünüyorsunuz? Gururum okşandı.
Sue: Ama korkarım ki hayatım o kadarda şaşalı değil: Benim işim sadece iş anlaşmaları imzalamak. Radovan bir dükkan sahibi, yani bu durumda iş ortağıydı.
Frank: Yani sırf "iş" amaçlı mı düğün davetiyesini kabul edip kocaman bir hediye gönderdin?
Sue: Hayal kırıklığına uğrattığım için kusura bakma Müfettiş Knight, ama aynen öyle. Vaktimi casus filmlerine harcayamayacak kadar çok çalışan birisiyim ben. Sana da aynısını yapmanı öneririm. İyi günler!
(Sue ile konuştuktan sonra)
Frank: Vay be, o kadın harbiden de şehvetliymiş yahu! Beni nasıl James Bond'a benzettiğini fark ettin mi? Resmen flört etti benimle!
Frank: Nasıl? Flört etmiyor muydu? Sırf düğün hediyesi hakkındaki soruları geçiştirmek için numara mı yapıyordu dedin?
Frank: Üzerine alınma <İsim>, ama burada flört konusundaki uzman benim... Ama olsun, vaka kapanmadan ona çıkma teklifi etmeyeceğim. Ama ondan sonrası çantada keklik!

Daha sonra karakolda...
Frank: Bu vaka düşündüğümden de karışık çıktı <İsim>. Düğünde bu kadar insanın arasından her hangi birisi Radovan'ı Aşk Tanrısının okuna doğru itmiş olabilir.
Frank: Gelin, düğünü konusunda oldukça isterik, ve de babasına karşı öfkeli...
Frank: Tabi birde pahalı bir hediye gönderip bunun iş amaçlı olduğunu iddia eden Çinli çarşı sahibi Sue Xiong var...
Frank: Çarşıda milletin başına bela olan küçük hırsız Ahmet'i de unutmayalım... Ama sence hakikaten de sırf onu kovalamayı bıraksın diye Radovan'ı öldürecek kadar ileriye gidebilir mi?
Hannah: Hey, <İsim>, burada görmen gereken bir şey var! Az önce Noterlik Hizmet Merkezi'nde ufak bir gezintiye çıktım...
Frank: Boş zamanlarında irade okuyup ifade mi satıyorsun, n'apıyorsun?
Hannah: Hayır, sadece spor olsun diye korsanlık yapıyorum. Yalnız şuna bir bak: Kurbanın son arzusu ve vasiyetini buldum!
Hannah: Tahmin edin bakalım: Öldürülmeden kısa bir süre önce vasiyetini değiştirmiş!

2. Bölüm


Hannah Choi: <İsim>, bunu görmelisin! Radovan Radich'in vasiyetini ve son arzusunu buldum! Tamda kızının düğününden önce üzerinde değişiklikler yapmış!
Hannah: Esasında nargile dükkanını Manka'ya bırakacaktı. Fakat dükkanı vasiyetinden çıkarmış, buda demek oluyor ki Manka babasının dükkanından pay alamayacak!
Frank Knight: Doğru diyorsun <İsim>, eğer Manka bunu öğrendiyse, babasına öfke kusuyor olmalıdır! Evet, onu sorgulamamız gerek!
Andrea Marquez: <İsim>, çok şükür buradasın! Az önce aldığım bilgiye göre düğün misafirlerinin bazıları düğünden hemen önce Vücut ve Güzellik adlı saunaya gitmişler. Derhal oraya gitmeni istiyorum!
Andrea: Yalnız mayolarını evde bırak, Frank. Sauna'ya soruşturma amaçlı gidiyorsun!

Manka'ya babasının yeni vasiyetini sor.
Manka Srebnik: Nasıl?! Baba vasiyetini değiştirdi mi?! Daha ben onu öldüğü için affetmemişken şimdi de beni mirasından mahrum mu bıraktı yani?! Hangi baba tek çocuğuna böyle bir şey yapar, <Rütbe> <İsim>?
Frank: A-ha! Babana vasiyetini değiştirdiği için öfkelendin ve onu bu yüzden öldürdün!
Manka: Siz beni NE hakla babamı öldürmekle suçlarsınız?!?! Biliyor musun Müfettiş Knight: Cidden çok vicdansızsın! Eminim seninde çocukların vardır ve yine eminim ki sen, onlar için devamlı bir hayal kırıklığısındır!!!
Manka: Beni her ne kadar kızdırsa da babamı seviyordum! Şimdi git ve ağzından çıkan şeyi tekrar düşün!

-Daha sonra karakolda...-
Frank: O manyak karının bana söylediklerine halen inanamıyorum, <İsim>! Çocuklarıma karşı "devamlı bir hayal kırıklığı" olmak ne demek ulan?!
Frank: Eski karımda aynısını söyler dururdu... Ama daha çocuklarımı görmeme bile müsaade etmiyor ki!
Frank: Ah... Tabii, sana daha önce onlardan hiç bahsetmedim, değil mi <İsim>? Bu konu hakkında konuşmayı pek sevmiyorum da. Ama benimde çocuklarıma karşı başarısızlıklarım olmadı değil...
Russell Crane: Frank'e neler oluyor <İsim>? Bugün klinik olarak normalden de fazla somurtkan. Onu alıp güneşe falan çıkar, biraz serotonin sentezi yapması gerekiyor.
Frank: Bas git, Russell!
Frank: Nasıl? Russell'ın bir konuda haklı olduğunu ve çıkmamız gerektiğini mi düşünüyorsun <İsim>? Zaten çarşıya tekrar mı bakacaktık?
Frank: Ah, Nargile Rüyası'na tekrardan mı göz gezdireceğiz? Doğru, kurbanımızın dükkanını etrafında oldukça kalın bir sır perdesi var... Pekala, beni bekle!

İncele: Kurbanın Dükkanı.
Frank: <İsim>, tamam, her ipucu önemlidir de, gördüğün her parçalanmış kağıdı toplarsan ölene kadar işimiz bitmez ki!
Frank: Pekala, bu kartı önemli olduğu için toparlamak istediğinin farkındayım.
Frank: Birde şu kağıt... Birileri bunun üzerinde olan şeye epey bir kızmış olmalı. Hadi bunu toparlayalım ne neyin nesi olduğunu öğrenelim.
Frank: Bu ne peki? Herhangi bir randevu servisine yeni bir müşteri kaydı mı? Güzel, en azından başkalarının aşk hayatı ile dalga geçebilirim!
Frank: ...Ya da onun yerine, bu kaydın üzerindeki yazıyı tekrar belirginleştirdikten sonra sağlam bir kahkaha atabilirim! Sihirini konuştur, <İsim>!

İncele: Parçalanmış Kart.
Frank: Pekala, demek Radovan'ın dükkanında bulduğun bu kart, aslında bir düğün davetiyesi imiş! Fakat birisi üzerine fazladan bir yazı eklemiş!
Frank: "ÖLMEYE HAZIRLAN!" Hımm, bu hiç hoş değil işte! Sence böyle açık bir ölüm tehdidi ancak katilden mi gelebilir?
Frank: Haklısın, artık bu kartla bir şey yapamayız, ama Hannah bu mesajın sahibi hakkında daha fazla bilgi edinebilir!

Analiz et: Düğün Davetiyesi.
Hannah: Selam <İsim>, kurbanın dükkanında bulmuş olduğun davetiye kartını analiz ettim. Seninde tahmin ettiğin gibi mesaj bir gazeteden kesilmiş.
Hannah: Ama öyle alelade bir gazete değil! Bak, harflerin hepsi aynı, Pacific New denilen bir yazı tipi.
Hannah: Küçük bir araştırma sonrasında, şehirde bu yazı tipini kullanan tek bir gazete buldum: Daily Dawn!
Frank: Harikasın <İsim>! Bu tehdit bariz bir şekilde katile ait olduğuna göre... Artık katilin Daily Dawn okuduğunu biliyoruz!

İncele: Arkadaşlık Profili.
Frank: Randevu kaydının üzerindeki yazıları belirginleştirdin mi? Hani şu Radovan'ın dükkanında bulduğumuz var ya? Üzerinde fotoğrafta mı var?
Frank: Steve Srebnik'mi? Bir saniye, bu Manka'nın kocası olan Steve değil mi? Fakat bu kayıt oldukça yeni! Yeni evlenmiş birisinin arkadaşlık hizmeti ile ne işi olur ki?
Frank: Sırf bununla da sınırlı değil. Adam üstelik en sevdiklerine hamam tuzu ve nargileyi de eklemiş.
Frank: Hah! Manka'nın kocası sandığımdan da ilginç bir kişilik çıktı, iyi mi! Doğru dedin, <İsim>. İyisi mi gidip Steve ile biraz sohbet edelim.

Steve Srebnik'e arkadaşlık profilini sor.
Frank: Allah bir yastıkta kocatsın, Bay Srebnik! Dürüstçe dile getirmek isterim ki: Hapı yuttunuz! Karınızla tanıştık ve... Size altı ay biçebilirim.
Frank: Her neyse, <Rütbe> <İsim> daha şimdiden bir kaç tane arkadaşlık başvurusunda bulunmuş olduğunuzu keşfetti, Bay Srebnik. Bunu bize açıklar mısınız bir zahmet?
Steve Srebnik: Manka benim hayatımın anlamı! Benim arkamdan beni randevu hizmetine kaydettiren onun babasından başkası değil!
Frank: Peki Radovan neden kızıyla evlenecekken sizi randevu hizmetine yazdırsın ki?
Steve: Çünkü beni hiçbir zaman sevmemişti! Beni Manka'dan ayırmak istedi. Sırf benim kızıyla evlenmemem için başkası ile birlikte olmamı umut etti!
Steve: Fakat Manka ve ben birbirimiz için yaratılmışız! O da tıpkı benim gibi hamam tuzuna ve nargileye bayılır!
Frank: Anladım... Yani şimdi Radovan, mutlu ve mükemmel evliliğinizin önündeki tek engeldi, öyle mi?
Steve: Ah, abartmayın o kadar. Radovan sadece kızından ayrılmakta güçlük çekiyordu. Her ne kadar katılmasamda, bunu anlıyordum elbet.
Frank: Öyle diyorsanız eğer... O zaman size bol şanlar Bay Srebnik! Sizin yerinizde olsam o randevu hizmetinin numarasını çöpe atmazdım. Hani olur da evlilik ters giderse falan!

İncele: Parçalanmış Broşür.
Frank: Hımm, şu onardığın broşürde her çocuğun okula gitmesi gerektiği yazıyor. Kusura bakma da, bunun kurbanımızın dükkanında bulunmasının dışında soruşturmamız ile olan bağını göremedim.
Frank: Cidden bu broşürün bir ipucu olduğunu mu düşünüyorsun?! Birde bunun üzerinden parmak izi mi alacaksın?! Ahi her neyse <İsim>, vakit senin vaktin, benim değil!

İncele: Okul Broşürü.
Frank: Pekala, kurbanımızın dükkanında bulduğun broşürden parmak izlerini aldın. Başın göğe erdi mi? Artık başka şeyler yapsak?
Frank: Nasıl? Parmak izlerini polis veritabanında karşılaştırmak mı istiyorsun? Yemin ediyorum <İsim>, bazen beni fena bozuyorsun.

İncele: Parmak İzleri.
Frank: Ahmet mi? Yine mi şu küçük velet? Okul broşürünün her yerinde parmak izleri var!
Frank: Tamam, tamam, itiraf ediyorum, o broşüre fazla dikkat etmekte sonuna kadar haklıydın <İsim>!
Frank: Elbette, Ahmet'i ufak bir sohbet için buraya getirtirim! Eğer yine kaçarsa bu sefer onu kıskıvrak yakalayacam, bak görürsün!

Ahmet'e okul broşürünü sor.
Ahmet: Bu sefer ne istiyorsunuz? Beni o aptal okula göndermeye mi zorlayacaksınız? O ihtiyar da denemişti ama oraya öldürseniz gitmem!
Ahmet: Duyduklarıma göre sizi bütün gün bir sınıfa kapatıyorlar ve nargile içmenize bile izin vermiyorlarmış!
Frank: Hahaha, Radovan seni okula yazdırmaya mı çalıştı? Sende o broşürü yırtıp atmanın seni kurtaracağını mı düşünsün? Uyanık çocuksun, fakat daha öğrenmek gereken şeyler var.
Frank: Eminim ki Radovan, sadece senin hayatını yola sokmaya çalışıyordu! Okul o kadarda kötü bir yer değil aslında, orada matematik ve biraz edep öğretiyorlar, ve...
Ahmet: Hey, ben edepli birisiyim bir kere, tamam mı?! Bazen hamamdan yürüttüğüm tuzlarla yüzümü bile yıkıyorum!
Ahmet: O herifi şişleyen her kimse, beni yıllarca alacak olduğum eğitimden kurtardı! Ona ne kadar teşekkür etsem az!

İncele: Hamam.
Frank: Koca bir kutu hamam malzemesi mi buldun <İsim>? Bunlar gözüme gayet zararsız görünüyor!
Frank: Evet, tabii, ipucu için malzemeleri arayabilirsin... İstersen bana da masaj yapabilirsin hani!

İncele: Hamam Malzemeleri.
Frank: Harbiden de sağlam içgüdülerin var <İsim>! Şu hamam malzemelerinin arasında bulduğun hamam müşteri kartı kurbanımıza ait. Buraya sık sık geliyor olmalıymış!
Frank: Üzerinde bir adet numara mı var dedin? Ayrıca bunu tekrardan okunabilir hale getirebilirim mi diyorsun? Pekala, burada sauna yerine ona kafa patlatmak istiyorsan, sen bilirsin!

İncele: Kurbanın Müşteri Kartı.
Frank: Pekala, <İsim>, hamamda bulduğun kurbanın müşteri kartının numarasını tekrardan belirginleştirdin. Bakalım Hannah bu numara hakkında bize neler söyleyecek!

Analiz et: Esrarengiz Numara.
Hannah: Tekrardan merhabalar! Kurbanın sauna sadakat kartında bulduğun sayı bir çalışanın kimlik numarası çıktı. Kurbana masaj yapan masöre ait.
Hannah: Adı Tom Zhang. Hamamda çalışıyor ve Radovan onun sürekli müşterisiymiş.
Frank: İyi düşündün <İsim>! Masörler barmen gibidir, insanlar onlara sırlarını anlatır! Bakalım Tom Zhang bize kurbanla ilgili neler söyleyecek!

Tom Zhang'a hamamda kurbanı sor.
Tom Zhang: Radovan mı? Evet, hatırladım. Sürekli çok sevdiği kızından bahsedip dururdu. Onun yüzünden işime bile odaklanamazdım!
Tom: Masaj bir sanattır! Müşteriler dikkatimi dağıttıkları zaman hamam tuzları ve masaj yağlarını karıştırıyorum hep! Peki bu onların umurunda mı? Yook, ben onların hizmetçisiyim ya, adamdan saymıyorlar tabii! Radovan'da bunlardan farklı değildi.
Tom: Onunla olan her randevudan sonra öyle sinirlerim bozulurdu ki, sinirlerimi yatıştırmak için hep nargile içerim! ah, bu iş bir gün beni öldürecek, <Rütbe> <İsim>!
Frank: İyi de Radovan senin devamlı müşterinmiş! Onu sevmediysen, neden ona baktın ki?
Tom: Haklısınız, neden uğraş verdiğimi bende bilmiyorum! Yıllarca ona verdiğim emeğe rağmen Radovan, beni düğününe bile davet etmedi!
Tom: Herkesi davet etmiş... Hatta Çinlileri bile! Misal şu Sue Xiong denen kendini beğenmiş kadını! Anlaşılan onlar için yeterince iyi değilmişim!

Daha sonra karakolda...
Frank: Bu düğün başımıza arızadan başka bir şey getirmedi! Gittiğimiz her yerde ya tuhaf hareketler, ya da şaşırtıcı kararlar ile karşılaşıyoruz!
Frank: Kurbanımızın Manka ve Steve'i ayırmaya çalıştığını biliyoruz...
Frank: Ayrıca düğünden hemen önce kızını mirasından mahrum bıraktığını da!
Frank: Birde şu hamamdaki huysuz masör, anlaşılan düğüne davet edilmeyen, şehirdeki tek şahıs...
Frank: Ayriyetten Radovan, Ahmet'i okula göndermeye çalışıyordu... Aaa, bu çalan benim telefonum mu?
Edward Dante: Alo? Pasifik Koyu Emniyeti mi? Yargıç Dante konuşuyor. Az önce bir adet boşanma dilekçesi aldım! Ben aile meselelerine bile bakmam! O karşılıklı münakaşalara katlanamıyorum!
Frank: Peki, aaa, bizden tam olarak bu konuda ne yapmamızı istiyorsunuz, sayın Yargıç? Şu anda elimizde çözülmeyi bekleyen bir cinayet soruşturması var da...
Dante: Bende odu diyorum zaten! Boşanmak isteyen adam sizin soruşturmanıza bir şüpheli! Ayrıca daha üç saat önce evlenmiş!

3. Bölüm


Frank Knight: Bu vaka fena halde başımı ağrıtıyor <İsim>... Çok güzel, şimdide telefon çalıyor.
Frank: Alo?
Edward Dante: Alo? Pasifik Koyu Emniyeti mi? Az önce şüphelilerinizden birisi boşanma talebinde bulundu!
Frank: Nasıl??? Steve Srebnik'ten mi bahsediyorsunuz? Boşanma talebinde mi bulundu? İyide Manka ile evleneli daha üç saat oldu!
Dante: Aynen öyle! İkisinin mahkeme salonundaki atışmalarını çekmek istemiyorum! Ben boşanma davalarına bile bakmam, onun yerine doğru düzgün cinayet vakalarını tercih ederim!
Frank: Hahaha, duydun mu <İsim>? Steve Srebnik Manka'dan boşanıyormuş! Sonunda birileri lafıma geldi en azından!
Frank: Affedersin <İsim>. Haklısın, Steve'in neden Manka'dan bu kadar çabuk boşanmak istediğini öğrenmemiz lazım!
Frank: Ayrıca hamama geri dönmek mi istiyorsun? Hımm... Sanırsam kurbanın hayatı hakkında daha fazla bilgi edinmemiz gerekecek. Sonuçta oraya sık sık giderdi. Hadi gidelim o zaman!

Steve'e Manka'dan neden boşanmak istediğini sor.
Frank: Bay Srebnik, yeni evlendiğiniz karınızdan neden boşanmak istiyorsunuz acaba? Yani karanıza karşı değilim tabii ki de, ondan hayatınızın anlamı diye bahsetmiştiniz!
Steve Srebnik: Bir zamanlar iyi geçinirdik elbet... Kahvaltı masasında birlikte Daily Dawn okurduk, gün batımını izlerdik ve saire.
Steve: Ama artık onun dırdırına dayanamıyorum! Yaptığım her şey için bana çemkirip duruyor!!!
Steve: Daha önce babasını hiç bu kadar kollamamıştı, hatta Çinlileri düğünümüze davet ettiği zaman bile!
Steve: Onlara şu dönemde Çinliler ile birlikte eğlence düzenlenenin sakat olduğunu söyledim! Biz Ruslarla dostuz! Fakat beni dinlemediler bile!
Frank: Bir saniye, yani senin için bütün mesele Ruslarla dost olmanız mı? Hatta sırf itibarını kurtarmak için Radovan'ı öldürmek yetmedi, birde kızından mı boşanayım dedin?
Steve: Biz Sırplarız, <Rütbe> <İsim>! Ruslarla olan dostluğumuz bizim için son derece mühimdir! Radovan bizim geleneklerimize ihanet etti, ve şimdi Manka'da aynısını yapmak istiyor!

İncele: Masaj Mermeri.
Frank: Bir adet kağıt mı buldun <İsim>? Ne yazıyor üzerinde? "Çinli ve Çinli olmayan müşterilere" mi? Hımm, bu kavga nedense baktığımız her yerde baş gösteriyor!
Frank: Üzerinde başka bir şeyler var mı peki? Daha fazla yazıyı belirginleştirebilir misin? Merak etme, odaklanabilmen için sesimi çıkarmam!
Frank: Vee... Kilitli bir kutu bulmuşsun. Pekala, bunu açmak için yeteneklerine güveniyorum!

İncele: Soluk Kağıt.
Frank: Pekala <İsim>, bu "Çinli ve Çinli olmayan müşterilere" yazılı kağıdın olayı neymiş? Ah, üzerinde birtakım çizimler var!
Frank: Hey, bunlar bana masaj pozisyonları gibi geliyor. Burada olay ne ki? Evet, Çinli olmayanlar kısmındaki hareketler biraz fazla sert gibi, ama...
Frank: Ah, sanırsam haklısın: Eğer gözüne garip görünen bir şey varsa, onu hemen Russell'a göstereceksin! Eminim bunun üzerinden tuhaf bir şeyler çıkartabilir!

Analiz et: Masaj Pozisyonları.
Russell Crane: <İsim>, hamamda bulduğun bu masaj pozisyonları... Sınır kişilik bozukluğunun ne kadar muhteşem örnekleri böyle! Ne müthiş işkence fantezileri!
Russell: Bu çizimleri her kim çizdiyse, derinlerinde çok ciddi bir düşman edinme isteği var. Kendi kişiliğini ancak böyle tanımlayabilir. Bu özel durum ise Çinli olmayan herkesten nefret ettiğini gösteriyor.
Russell: Büyük ihtimalle takıntılı, çekemeyen ve mantık dışı davranışlar sergiliyor, neredeyse aynı sen, Frank!
Frank: Aman ne komik, Russell! <İsim> haklı gerçi. Bu tanıma uyan tek bir şüpheli var, o da Tom Zhang! Ayrıca kendisi Çinli, bu durum Çinli müşteri tercihini de açıklıyor...
Frank: Yalnız yerine oturmayan bir şey var: Tom, bir Sırp olan Radovan'a yıllarca hizmet etti!
Russell: Elbette eder! Çinli olmayan insanlara duyduğu nefreti başka nasıl gösterebilir ki? Tom Zhang'ın, acımasız olmak için insanlara ihtiyacı vardı.
Frank: Peki... Katılıyorum <İsim>. Bu sorunun hakkından gelmenin tek bir yolu var; o da gidip Tom Zhang ile konuşmamız!

Tom Zhang'a masaj posterini sor.
Frank: Bay Zhang, neden Çinli olmayan müşterilerinize işkence ettiğinizi gösteren şekiller çizdiğinizi sorabilir miyiz acaba? Bunun iş için hiç iyi olmadığını söyleyebilirim... Hele ki Radovan gibi devamlı müşterileriniz varsa.
Tom Zhang: Aah, işten daha önemli şeylerde vardır, <Rütbe> <İsim>! Bunu Çinlilere karşı olan bağlılığımı göstermek için yapıyorum! Bende onlardan birisiyim! Beni fark etmelerini istiyorum!
Frank: Yani sadakatinin hangi tarafta olduğunu göstermek için müşterilerine taraflı mı davranıyorsun?
Tom: Çinlilerin beni kabul etmelerini ve onların yanında mücadele etmek istiyorum! Onların çetesine katılmak istiyorum!
Tom: Çpk yalnızım <Rütbe> <İsim>! Bir yerlere ait olmak istiyorum! Daily Dawn'a arkadaş bulmak için ilanlar veriyorum fakat kimse cevap bile vermiyor!
Tom: Ama Çinliler beni geri çeviremezler! Çünkü bende bir Çinliyim! Masaj planım onlara olan sadakatimin bir göstergesi!

İncele: Güvenli Kutu.
Frank: <İsim>, hamamda bulduğun kutuyu açmayı başardın! Artık içinde ne olduğunu görebiliriz!
Frank: Hmm, içinde sadece bir adet kağıt var. "Nargile Rüyası'nın satış taahhütnamesi" mi? Birde şu Radovan Radich'in yanındaki... Sue Xiong mu?!
Frank: Radovan'ın öldürülmeden kısa bir süre önce vasiyetinden dükkanı çıkardığını biliyoruz...
Frank: Ama meğersem dükkanı Sue'ya satmış!
Frank: Ayrıca satış fiyatı sadece beş bin dolar!
Frank: Bunu bu fiyata ben bile alırdım hani! Hadi ama, Sue Xiong'un karşı koyulamaz olduğunun farkındayım, ama bu iş için cidden komik bir rakam! Haklısın, hadi gidip onunla konuşalım!

Sue'ya neden kurbanın dükkanını ona satmak istediğini sor.
Sue Xiong: Nasıl? Radovanı, Nargile Rüyası'nı bana satması için zorladığımı mı düşünüyorsunuz?
Sue: Sana daha öncede belirtmiştim <Rütbe> <İsim>: Benim amacım savaş çıkartmak değil, para kazanmak. Hatta Daily Dawn, benim hakkımda bu başlıkla bir makale bile çıkardı!
Frank: Peki Radovan neden dükkanını sadece beş bin dolara sana vermek istedi? Cidden bunu seve seve yapmış olamaz, değil mi?
Sue: Zaten emekliye çıkmaya hazırlanıyordu. Bir Çin çarşısında Sırp dükkanı işletmek hem kendisi için, hemde kızı için hiç kolay değildi. Üstelik bu zor zamanlarda.
Sue: Ama onunla karşılıklı olarak bir sözleşme imzaladık. Radovan o kadar memnun kalmıştı ki, bana hediye olarak nargilelerinden bir tanesini bile verdi.
Sue: Ve bende kültür dayanışmasını destekleyen birisi olaraktan, ona bir kavanoz özel Çin yapımı hamam tuzu gönderdim. Ama artık onları kullanamayacak olması ne kötü! Neyse, haydi selametle, sayın memurlar.

Daha sonra karakolda...
Frank: <İsim>, bu Rus-Çin kavgası her yerde! İşin kötü yanı ise her gün daha fazla insanın katılması! Misal şu sırf yalnız olduğu için katılmak isteyen masör gibi...
Frank: ...Ya da damat Steve. Sırf Rus dostları ile olan itibarını kurtarmak için yeni evlendiği karısı ile boşanacak kadar gözü kara!
Frank: Ayrıca Sue'nun "Ben savaş çıkartmam, para kazanırım" lafı da kulağa pek inandırıcı gelmiyor mu diyorsun? Bir yerde haklısın.
Frank: İçlerinde en dürüstü Ahmet gibi görünüyor: ne pahasına olursa olsun, okuldan kaç! Doğru, bu Radovan'ı onun öldürmediği anlamına gelmez!
Frank: Her neyse, şimdi ne yapalım <İsim>? Düğün salonuna geri dönmek mi istiyorsun? Niye, pastadan yeterince yiyemedin mi?
Frank: Pekala, pekala, Gelinzilla boşanmasını kutlamaya başlamadan cinayet mahalline tekrardan göz gezdirsek iyi olur!

İncele: Düğün Masası.
Frank: Gözüme ters bir şey takılmadı <İsim>. Neden burada vaktimizi çarçur ediyoruz ki?
Frank: Boğuşma izleri var derken? Ah, şu darmadağın olan düğün pastasını mı kastettin? Bunun o şekilde görünür olması gerektiğini düşünüyordum, haha!
Frank: Haa, doğru, Roxie kurbanın Aşk Tanrısı'nın okuna doğru itildiğini söylemişti. Pasta ve bulduğun diğer deliller de kurbanın katille olan boğuşması sırasında düşmüş olmalı...
Frank: Harbiden de kartal gibi gözlerin var, <İsim>! Şu gelin ve damat figürü sırf yere düşmekle kalmamış, ayrıca garip bir mavi sıvıya bulanmış! Buna yakından baksak iyi olur.
Ayrıca üzerinde R.R. baş harflerinin olduğu bir çaput mu buldun? Haklısın, bunlar Radovan Radich'in baş harfleri olmalı! Sen rahat rahat incele, ben seni rahatsız etmeyeyim!

İncele: Kurbanın Mendili.
Frank: Kurbanın mendilinden kek kırıntıları mı topladın <İsim>? Gördün mü, en azından düğünlerin iyi yanları da varmış: kötü bitseler bile en azından arkalarında sağlam ipuçları bırakabiliyorlar!
Frank: Doğru, bu kırıntıları biran önce Yann'a göndermeliyiz! Eğer bu pastadan tek kurban yemediyse, birileri oburluğunun cezasını çok feci ödeyecek!

Analiz et: Kek Kırıntıları.
Yann Toussaint: Kurbanın mendilinde bulmuş olduğun kek kırıntıları çok işe yaradı <İsim>! Mükemmel bir DNA örneği çıkartabildim!
Yann: Ayrıca şanslısın, yalıttığım genler kahverengi gözlere ait. Kurbanın gözleri mavi renk olduğuna göre, bu örnek olsa olsa katile aittir!
Frank: Yani katil, cinayeti kutlamak için başını pastanın içine mi gömmüş? Ne zarafet ama!
Frank: Hadi gidip kahverengi gözlü katili yakalayalım <İsim>!

İncele: Düğün Pastası Heykelciği.
Frank: Her zamanki gibi harika bir iş çıkardın <İsim>! Gelin ve damat heykelciğinin üzerinden ipucu toplamayı başardın!
Frank: Pekala, bu herhangi bir şey olabilir... Fakat ufak bir damla bilr Yann'ın bunun ne olduğunu söyleyebilmesini sağlar, değil mi?

Analiz et: Mavi Sıvı.
Yann: Bu mavi sıvıyı gelin ve damat bebeğinin üzerinde mi buldum <İsim>? Ve bunun ne olduğunu öğrenmek istiyorsun, değil mi?
Frank: Uzatma Yann, çocuklarına masal anlatmıyorsun burada! Nedir bu mavi sıvı?
Yann: Sıvı, bir alkol, yeni deldirilen vücut bölgelerine sürülür. Genelde kulaklarını yeni deldirmiş insanlar tarafından kullanılır.
Frank: Harika! <İsim>, pastanın kurban ile katil arasında yaşanan kavga sırasında yere düşmüş olduğunu zaten anlamıştı. Eminim ki katilde bebeğe o sırada dokunmuştur!
Frank: Seni bilmem <İsim>, ama ben bu küpe takan katilin kim olduğunu öğrenmek istiyorum! Hadi!


Frank: <İsim>, sanırsam Radovan'ın katilini yakalayacak kadar yeterli delile sahipsin! Hadi gidip onu parmaklıklar ardına gönderelim!

Katili Tutukla.
Frank: Tom Zhang, <Rütbe> <İsim> seni Radovan Radich cinayetinden ötürü tutukluyor! Adamı kızının düğününde öldürmek, harbiden de ensen kalınmış!
Frank: Sadovan'ın bir Sırp olduğunu ve senin Çinli olmayan müşterilerinden nefret ettiğini biliyoruz da, onu öldürmenin bütün sebebi cidden bu mu?!
Tom: Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum! Hiçbir şeyi ıspatlayamazsınız! Ben masumum!
Frank: Bunu söylemen cidden komik, çünkü <Rütbe> <İsim>'in elinde yığınla delil var: Misal kurbanın mendilinden bıraktığın DNA'n.
Frank: Ayrıca tam da cebinden kurbanın cesedinin dibine düşen hamam tuzları... Ha birde-
Tom: Tamam, tamam, i... itiraf ediyorum. Ben yaptım.
Tom: Ben sadece Çin çetesinin beni görmesini istiyordum! Feci bir şekilde bir yere ait olmak istiyordum <İsim>! Bu kadar yalnız olmanın nasıl olduğunu anlayamazsınız!
Tom: Onlara kendimi fark ettirmenin ve sağlam pabuç olduğumu göstermenin yollarını arıyordum. Bu fikirde o sırada aklıma geldi!
Tom: Radovan, yllardır benim müşterimdi ve sürekli çok sevdiği kızı hakkında zırvalayıp dururdu. Kızının evleneceğinden bahsettiği anda dedim ki: işte fırsat bu fırsat!
Tom: Rus dostu bir Sırbı, aralarında Çinli liderlerinde olduğu yüzlerce insanın gözleri önünde öldürmek... İşte bu sayede kendimi fark ettirebilirdim!!
Tom: Ama sanırsam işe yaramadı! Senin dışında kimse arayıp sormadı bile <Rütbe> <İsim>. Ne bir telefon, ne bir e-posta... Sanki insanlar hiç ilgi göstermiyorlar!
Frank: Nasıl yani, sen şimdi sırf Çinlileri etkileyip, seni çetelerine alsınlar diye mi birisini öldürdün?! Russell haklıymış, sen harbiden de kaçıksın! Fakat seni hapisten kurtaracak kadar değil elbet. Tutuklusun!


Edward Dante: Tom Zhang, bir Sırbı öldürmenin senin Çin çetesine katılmanı sağlayacağını düşündüğün için Radovan Radich'i öldürdün, doğru mu?
Tom: Evet, sayın Yargıç! Şimdi benim sayemde daha fazla Çinli, Ruslara karşı birlik olacak! Eminim ki Sue Xiong'da, her ne kadar çetenin lideri olduğunu itiraf edemese de, benimle gizliden gurur duyuyordur!
Dante: Sue Xiong'mu? Çete lideri mi? Bu ömrüm hayatımda duyduğum en deli saçması iddia! Ben her zaman Bayan Xiong ile öğlen yemeği yerim. Çok tatlı bir kadındır! Ayrıca puding de sever! Ondan nasıl çete lideri olmasını beklersin?
Dante: Ah, bir saniye, burada Doktor Russell Crane tarafından yazılmış bir psikolojik rapor var. Dediğine göre yalnızlık çekiyormuşsun, Bay Zhang. Başkaları tarafından fark edilmek için elinden geleni yaparmışsın... Bu da kuruntularını açıklar nitelikte kanımca.
Dante: Fakat Doktor Crane ayrıca yasal olarak akıl sağılığının yerinde olduğunu belirtiyor, bu da en az 20 yıl yatacağın anlamına gelir. Kim bilir, belki yalnızlığını gidermek için orada arkadaş bile edinirsin. Herkes ayağa kalksın!


Frank: Harika iş çıkardın <İsim>! Bir katil daha parmaklıklar ardına gitti ve Şehir Merkezindeki barış ve düzene bir adım daha yaklaştık!
Frank: Yalnız şu kayıp akciğer olayını anlamadım. Tom, neden onları almakla uğraştı ki?
Frank: Hey, bu, bir organın ilk defa kaybolduğu vaka değil mi? Önceki vakalarından birinde katil, kurbanın kalbini mi sökmüştü?
Frank: Aşk hikayesinden kayıp kalp... Nargile işportacısından da kayıp akciğerler. Buradaki insanlar hakikaten de heyecan yaratmaktan anlıyorlar!
Frank: Ah, iyi yakaladın! İlk vakadaki kurban bir Çinli, katil ise bir Rus'tu!
Frank: Ve şimdide Rus dostu bir Sırp, bir Çinli tarafından öldürüldü...
Frank: Bu cemiyetler ganimet niyetine birbirlerinin organlarını mı alıyorlar? Doğru dedin, bunun kesinlikle bu kavga ile bağlantısı var.
Frank: Yalnız şöyle bir gerçek var, Şehir Merkezindeki şiddet gitgide artış gösteriyor. Fakat sen parçaları toplayarak harika bir iş çıkartıyorsun <İsim>!
Frank: Benim ise yapacak tek bir şeyim kaldı: O da Sue Xiong'u arayıp yarın benimle öğlen yemeğine gelip gelmeyeceğini sormak!

Ek Soruşturma


Frank Knight: Pekala <İsim>, bugünlük işimizi de bitirdiğimize göre, pazarda biraz turlayıp kafa dağıtmaya ne dersin? Oraya gitmeyeli epey bir olmuştu... Tabii cinayet soruşturmasını saymazsan...
Frank: Güzel! Kabul etmene sevindim! Hadi gidelim o zaman!

-Daha sonra pazarda...
Frank: Sonunda, <İsim>! Biraz boş vakit geçirebileceğiz! İnşallah pazar fiyatları eski günlerdeki gibi çekicidir.
Frank: Hey! Bak kim geliyor... Sue Xiong. Üstelikte bize doğru geliyor! Sonunda ona...
Sue Xiong: <Rütbe> <İsim>, vaktin var mıdır? Birileri yeni dükkanıma saldırdı!
Frank: Elbette vaktimiz vardır! Tabii sana da uygunsa, <İsim>.
Ahmet: <Rütbe> <İsim>! <Rütbe> <İsim>! Yardım et! Korumaya ihtiyacım var!
Frank: Yetişkinler şimdi meşgul, ufaklık. Biraz bekleyemez misin?
Ahmet: Lütfen yardım et <Rütbe> <İsim>! Dev bir ananas beni takip ediyor!
Frank: Af buyur? "Dev bir ananas"mı dedin?
Frank: Tamam, tamam. Sana yardım edeceğiz, evlat. Yalnız Sue'yu da unutmayalım <İsim>! Kadıncağızın bize ihtiyacı var!

Ahmet'e kendisini takip eden ananası sor.
Frank: Pekala Ahmet, olayın tam olarak nedir?
Ahmet: Buralarda beni takip eden dev bir ananas var! Beni korumalısınız!
Frank: Dev bir ananas... Dur tahmin edeyim. Yine birisini soydun, değil mi?
Ahmet: Benim suçum değil ki! Çantasını ulu orta bırakmış. Daha dikkatli olsaymış o zaman!
Ahmet: Her neyse, sonra beni buldu! Ve beni o andan beridir takip ediyor! Ayrıca bir ananasa göre de epey bir sinirliydi!
Frank: Bak evlat, birisi ona ait olan bir şeyi geri istiyor diye onu suçlayamazsın. Onun yerine çaldığın çantayı sahibine geri versen?
Ahmet: Şey... Onu kaybettim aslında. Hamamda saklanıyordum fakat sonra oradan atıldım, ve... Korkuyorum, <Rütbe> <İsim>. Ya beni yakalarsa?
Frank: Aaah, evlat! Dua et <Rütbe> <İsim> benden daha anlayışlı. Çantayı bulacağız fakat sende onu çaldığın... o dev ananastan özür dilesen iyi olur!
Frank: Pekala <Rütbe> <İsim>. O zaman hamama bir göz gezdirelim mi?

İncele: Hamam.
Frank: Harika <İsim>, bir çanta buldun! Pekala evlat, o dev ananastan çalmış olduğun çanta bu mu?
Ahmet: Evet, bu o! Harikasın <Rütbe> <İsim>! Bunu bu kadar çabuk bulduğuna inanamıyorum!
Frank: Peki şimdi ne yapacağız <İsim>? Hmm, iyi dedin. Belki bu çantanın içinde bunun kime ait olduğunu gösteren bir şeyler buluruz. Hadi bakalım o zaman. Bu arada Ahmet, sakın bir şeyler yürüteyim deme!

İncele: Çanta.
Frank: Pekala <İsim>, Ahmet'in bu çantayı kimden çaldığını belirten bir şey bulabildin mi?
Frank: Bir adet uçak bileti mi? Anlaşılan saunanın sıcağı bunu da etkisi altın almış. Ne yazdığını bile okuyamıyorum.
Frank: Hay ben kafama, biletin soluk olduğunu söylediğinde bakmak isteyeceğin neden aklıma gelmedi ki?! Pekala, pekala, bakalım üzerindeki bilgiyi kurtarabilecek miyiz...

İncele: Uçak Bileti.
Frank: Pekala, çantada bulduğun uçak biletinden ne haber?
Frank: Ah, bu Grimsborough'dan Pasifik Koyu'na bir bilet...
Frank: Grimsborough... Hey, burası senin daha önce çalıştığın şehir değil mi <İsim>???
Ahmet: <İsim>! İşte orada! Korkunç ananas!
???: ...
???: <Rütbe> <İsim>! Seni gördüğüme çok sevindim!!
Frank: Aaa... Sen bu dev ananası tanıyor musun <İsim>?
???: Ah, kusura bakmayın, maskemi çıkarmayı unutmuşum!
Eduardo Ramirez: Benim <Rütbe> <İsim>! Memur Ramirez! Umarın beni unutmamışsındır!
Ramirez: Tabii, memur dedim de, artık Emniyetin bir üyesi değilim...
Frank: Bir saniye, sen şimdi bana <Rütbe> <İsim> ile çalıştığını mı söylüyorsun?! Hadi ya, hangi evrende?!
Ramirez: Şey, onun partneri değildim tabii ki de. Fakat <Rütbe> <İsim>'e kendi yöntemlerim ile yardım etmişliğim oldu!
Ramirez: Fakat bütün bunlar artık mazide kaldı. Grimsborough sen gittiğinden beridir eskisi gibi olmadı, <Rütbe> <İsim>. Bende yakaladığım ilk fırsatta hiç durmadan Pasifik Koyu'na taşındım!
Ramirez: Ve işte burdayım! Özel dedektif Eduardo Ramirez, emrinizdeyim!
Frank: Vay anasını arkadaş... Sana olan saygım birden bire bin kat arttı <İsim>.
Frank: Hmm, haklısın. Şu çocuğun halen senin... eski meslektaşından özür dilemesi gerekiyor. Hadi Ahmet'i bulalım!

Ahmet'e Ramirez'den özür dilemesini söyle.
Frank: Pekala evlat, Bay Ramirez'den çantasını çaldığı için özür dileyecektin hani.
Ahmet: Eğer o beni takip ettiği için özür dilerse, bende o aptal çantasını ödünç aldığım için özür dilerim!
Ramirez: Seni takip ettiğim için özür dilerim, fakat ben sadece işimi yapıyordum!
Ramirez: Yanlış anlamayın! İyi niyetli birisi çocuğu okula gönderebilmek için benden onu izlememi istedi!
Frank: Ahmet'i okula göndermek mi? Haklısın <İsim>, bu, feci şekilde kulağa tanıdık geliyor. Müşterinin adı tam olarak nedir, acaba?
Ramirez: Ah, kusura bakma <Rütbe> <İsim>, fakat bunu sana söyleyemem! Mesleki yemin altındayım ve-
Frank: Hee, müşterinin ismi Radovan Radich olabilir mi acaba?
Ramirez: Nereden bildiniz?!
Frank: Üzgünüm, birader, fakat müşterin öldü. <İsim> cinayetini az önce çözdü.
Ramirez: Hay Allah... Bu, yeni başladığım hayalimdeki mesleğe pekte iyi bir başlangıç olmadı...
Ramirez: Ama en azından bu, sana ileri ki soruşturmalarında sana yardım edebileceğim anlamına gelir, <Rütbe> <İsim>! Ne zaman ihtiyacın olursa bir telefon kadar uzağındayım! Seninle tekrar çalışmak çok hoşuma gider!
Ramirez: Birde unutmadan, bu kostümü hediye olarak vermek istiyorum. Bu ve ananas kostümü arasında kalmıştım, ama sanırsam ananas kostümü, pazarda araya karışmak için daha uygun... Buyur, bu senin!

Sue'ya çarşıdaki dükkanına ne olduğunu sor.
Frank: Pekala Sue, sorun tam olarak nedir acaba? Eğer bir bayana yardım edebileceksem...
Sue: Sen mi? Yardım etmek mi? Affedersin de ben <Rütbe> <İsim> ile konuşacaktım.
Sue: Bir takım muzipler yeni satın aldığım dükkanıma... "kışkırtıcı" mesajlar asmanın eğlenceli olacağını düşünmüşler. Onları yakalayıp... uygun bir şekilde cezalandırırsanız çok memnun kalırım.
Frank: Ah! Elbette! Ruslar ve Çinliler arasında yaşanan hengamede yeterince dikkatli olamazsınız, değil mi?
Frank: Harika, <İsim>. O zaman pazarı arayıp bu "kışkırtıcı" mesajların ne olduğunu öğrenelim hadi!
Sue: Gitmeden önce... <Rütbe> <İsim>, az önce terbiyemi  bozduğum için kusura bakma. Bu tazminatı lütfen güvenimin bir göstergesi olarak kabul et.

İncele: Doğu Pazarı.
Frank: Pekala, anlaşılan Sue, bu pankartı kendisi indirmek istemiş... Baksana nasıl da parçalanmış... Harbiden de acayip bir kadın, ha!
Frank: Tabii, tabii, <İsim>! Bu pankartın üzerinde yazanın ne olduğunu öğrenmemiz gerek. Sue'nun dükkanına saldıranları bulmalıyız...

İncele: Parçalanmış Pankart.
Frank: Harika! Pazarda bulduğumuz pankartın parçalarını tekrardan birleştirdin! Sue'ya bunun benim birleştirdiğimi söylesek sorun olmaz, değil mi?
Frank: Her neyse, hadi şu pankarta yakından bir bakalım... "Göze göz"... Hey, burada kurbanımızın bir resmi var!
Frank: Şuradaki kızıda mı tanıyorsun? Cinayetini mi araştırmıştın?!
Frank: O zaman bu pankart, şu gereksiz cemiyet kavgası ile alakalı... İyide bunu kim yapmış olabilir ki...
Frank: Doğru, pankartın altındaki rakamlar dizisini fark etmemişim... Evet, <İsim>, bunu Hannah'ya gönderebiliriz. O, bununla neler yapılacağını bilir.

Analiz et: Pankart.
Hannah Choi: <İsim>, pazarda bulmuş olduğun pankartın üzerindeki rakamları çözme işim neredeyse bitti... Nedense bunlar bana tanıdık geliyor... Bir internet sayfasına yönlendiriyor... İşte!
Hannah: "İç Karga"- Eee.. B... Şey... Affedersin, <İsim>, vallaha sandığın gibi değil... be... Sonra anlatırım.
Frank: Bu ney LAN?! Hannah, bu fotoğraftaki sen misin?! "Seni özlüyoruz, Hannah!!"... Sen İç Kargaşa'nın bir üyesi miydin?!
Andrea Marquez: İşte bende bundan korkuyordum. Sanırım konuşmanın vakti geldi, Hannah. Sana çok yakında bilgi vereceğim <Rütbe> <İsim>.
Frank: Andrea? Bir saniye!
Frank: Anlamıyorum... Hannah hakikaten de bu anarşist organizasyonun bir üyesi miydi?
Frank: Evet, henüz tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz, eminim ki bunun mantıklı bir açıklaması vardır... Vay anasını... İşler iyice sarpa sarmaya başladı ve gidişat ta hiç hoş gözükmüyor.
Frank: Haklısın <İsim>. Sue Xiong'u neredeyse unutuyordum... Elbette, hadi pazara gidip bu pankartı kimin astığını öğrendiğimizi söyleyelim!

Sue Xiong'a dükkanına kimin saldırdığını bildir.
Frank: Sue, <Rütbe> <İsim> yeni dükkanına asılmış olan bu muzip pankartı indirdi ve bunu oraya kimin astığını buldu. İç Kargaşa sana bir şeyler ifade ediyor mu?
Sue: O yılanlar mı?! Onların çoktan geberip gitmiş olmaları gerekmiyor muydu? Benim insanlarım ile uğraşmalarına müsaade edeceğimi sanıyorlar herhalde... Benim neler yapabileceğimden haberleri bile yok!
Sue: Kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Pazarı güvenli bir yer haline getirdin ve bu yüzden sana minnettarım. Şimdi müsaadenizle...
Frank: Off! Kızınca o kadar güzelleşiyor ki...
Frank: Her neyse. Seni bilmem <İsim>, ama bu İç Kargaşa meselesi canımı sıkmaya başladı... Yükselişe geçmişler, hatta Hannah'ya ulaşmaya bile çalıştılar...
Frank: İnşallah bu hengame hakkında yakın zamanda daha fazla şey öğreneceğiz... Fakat şimdilik karnım zil çalıyor. Büyük, yağlı bir hamburgere hayır demem vallaha! Gidip bir tane yiyelim mi <İsim>?

Daha sonra Andrea'nın ofisinde...
Andrea: <Rütbe> <İsim>, çok şükür buradasın. Az önce Hannah'nın tabletinde gördüğün şey gözüne... sarsıcı gelmiş olabilir. Elbette bir açıklamaya ihtiyacın var.
Hannah: Pekala, seninde tahmin ettiğin gibi. Bir zamanlar İç Kargaşa'nın bir üyesiydim... Ama epey bir zaman önceydi. O zamanlar, anlarsın ya, aklım başımda değildi... Eşitlik ve özgürlük dalgaları beni çekmiş olmalı.
Hannah: Aslında, bir yerde grubun korsanıydım... Amaç grubun propagandasını yaymak ve, pekte yasal olmayan işlerini falan yapmaktı...
Hannah: Her neyse. Bir keresinde bir korsanlık operasyonu düzenliyordum, üstelik oldukça büyük bir şey. Ve... yakalandım...
Andrea: Bizde ona bir teklifte bulunduk. Ya hapse girecekti, ya da Emniyet Kuvvetlerine katılarak yeteneklerini daha iyi bir alanda sergileyecekti.
Hannah: Bende katılmaya karar verdim. İç Kargaşanın anarşist zırvaları ile kandırılmıştım. Daha sonra gitgide aşırıya kaçan operasyonları için beni kullandılar... Artık ayrılık vakti gelmişti.
Andrea: İyi ki de doğru seçimi yapmışsın. Burada olman hepimizi mutlu etti, öyle değil mi <İsim>?
Andrea: Yalnız bu durum cidden endişe verici. Bu mesaj, İç Kargaşanın tekrardan Hannah'ya ulaşmak istediklerini gösteriyor, ve bende hep bundan korkuyordum.
Andrea: Hannah'nın geri dönmeyeceğini gayet iyi biliyorlar, fakat yinede bizi kışkırtmaya çalışıyorlar. Üzerine basa basa söylüyorum, <Rütbe> <İsim>: İç Kargaşa son derece tehlikelidir!
Andrea: Hakkımızdaki her şeyi bildiklerini düşünün. Nerede çalıştığımızı, nerede oturduğumuzu... Çok dikkatli olmalıyız. Fakat iş işten geçmeden İç Kargaşanın neyin peşinde olduğunu öğrenmem konusunda bana yardımınız gerekecek!

Also on Fandom

Random Wiki