Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

En Karanlık An/Diyaloglar

< En Karanlık An

1.423pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Criminal Case'te geçen bölüm...
Carmen Martinez: <İsim>, sonunda SOMBRA'yla işimizin bittiğine halen inanamıyorum! Bunca zaman sonra hepsi sona erdi!
Jack Archer: El Rey hapiste ve bütün planları suya düştü! Biz kazandık!
Ingrid Bjorn: Şef Ripley'in bizimle birlikte bunu kutlayamamasına için için üzülüyorum... Ama öteki taraftan da SOMBRA onun hatalarının neticesinde bu kadar palazlandı.
Armand Dupont: CIA asla SOMBRA'dan elverişli bir düşman yaratmaya kalkmamalıydı! Ama Ripley Büro'yu kurarak hatalarını telafi etmeye çalıştı!
Armand Dupont: E tabii artık SOMBRA bittiği için görevinden çekildi ve aramızdan ayrıldı...
Lars Douglas: "SOMBRA bitti" sözcüklerini duymaktan hiç bıkmam gari! Nihayet hayatlarımıza devam edeceğiz!
Elliot Clayton: <İsim>, millet! Durun! Herkes içkilerini bıraksın!
Elliot Clayton: Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanı... kaçırıldı!

Carmen Martinez: Ne demek Başkan kaçırıldı?!
Elliot Clayton: Birileri Başkan'ı New York'ta uçağından kaçırmış!
Carmen Martinez: <İsim>, bu El Rey'in işi olmalı! Onu hapse atmak Başkan'a saldırısını engellemedi!
Jack Archer: Kesin bir B planı vardı! Mahkemede de bu yüzden bu kadar şen şakraktı zaten!
Carmen Martinez: SOMBRA'yı durdurmanın bu kadar kolay olamayacağını biliyordum!
Ingrid Bjorn: <İsim>, durum tam bir felaket! Basın haberi almış ve halk panik halinde! Eğer kısa süre içinde Başkan'ı canlı halde bulamazsak kaos ortamı oluşacak!
Ingrid Bjorn: FBI Air Force One'ı taradı ama bir kez daha bakmak için izin koparabildim! Hadi gidelim!
Carmen Martinez: Uçağı ters çevirmemiz gerekse bile bir ipucu bulacağımızdan eminim! Bu kariyerimizdeki en büyük soruşturma olacak!

1. Bölüm

İncele: Air Force One.
Carmen Martinez: Bu kovboy kravat klipsi tanıdık görünüyor... Doğru dedin <İsim>, Başkan Hewett'le Camp Rushmore'da karşılaştığımızda bunu takıyordu!
Carmen Martinez: Klipsi kendisini kaçıran kişiyle boğuştuğu sırada düşürmüş olmalı. Üzerinden parmak izi alalım!
Carmen Martinez: Şu saat hoşmuş da bununla ne yapmayı planladığını...
Carmen Martinez: Bir saniye, doğru dedin! Bu lens kesinlikle saat mekanizmasının bir parçası değil! Gizli bir kamera olmalı!
Carmen Martinez: Tabii, senin yaptığın gibi saatin arkasını çevirseydim ben de anında fark ederdim. Kusura bakma <İsim>, stres yüzünden kendimi işe veremiyorum herhalde.
Carmen Martinez: Eğer şanslıysak kamera Başkan'ın kaçırılma anını kaydetmiş olabilir! Hadi kilidini açalım!

İncele: Kilitli Kamera.
Carmen Martinez: <İsim>, gizli kameradaki görüntüden Başkan Hewett'i kimin kaçırdığını görebiliriz... Ya da uçaktan indirlidiğinde hayatta olup olmadığını! Oynata bas!

-Kaydın başı...-
James Hewett: Hayatım, seninle tartışmaktan usandım artık!
Olivia Hewett: Benim de senden usandığım günler oldu! Kendine bir baksana! Her halimle senden daha iyi bir Başkan olurdum herhalde!
James Hewett: Kırıcı oluyorsun ama! Başkan halen benim ve saygıyı hak ediyorum!
Olivia Hewett: Ben de sırf senin karın olmaktan çok daha fazla şeyi hak ediyorum!

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: Kamera kaçırılma anını kaydetmemiş ama Başkan'ın karısıyla ettiği kavgayı kaydetmiş!
Carmen Martinez: First Lady'yle Camp Rushmore'da karşılaşmıştın, değil mi? Nasıl biriydi?
Carmen Martinez: Biriyle ilişki yaşadığını mı öğrenmiştin?!
Carmen Martinez: Demek kocasını aldatıyordu... Üstelik onu başkan olarak pek takdir etmediği de ortada!
Carmen Martinez: <İsim>, First Lady'yle sohbet etmenin vakti geldi!

Olivia Hewett'e kocasıyla tartışmasını sor.
Olivia Hewett: <Rütbe> <İsim>, umarım kocamı bulmak için elinden geleni yapıyorsundur!
Carmen Martinez: Yapıyoruz Hanımefendi... Gerçi ona karşı öfkeli olmanıza rağmen endişelenmeniz ilginç! Kavganıza dair kanıtımız var!
Olivia Hewett: Yani? Sırf bu yüzden zavallı Jim'i benim kaçırdığımı mı düşünüyorsunuz? Komik olmayın.
Olivia Hewett: Ben Amerika Birleşik Devletleri'nin First Lady'siyim! Bir erkek olarak kocam hakkındaki düşüncem ne olursa olsun, onun ülkem için büyük stratejik öneme sahip birisi olduğunun farkındayım!
Carmen Martinez: Kaba olmak istemem ama, ona Başkanlığa layık olmadığını söylemeniz pek saygılı sayılmazdı!
Olivia Hewett: Yeter! Jim'in kaçırılması ABD'ye karşı açık bir savaş ilanı demek! Siz de asılsız şüphelere kapılıp bunca insan arasından beni suçlamayı bırakırsanız failleri daha hızlı yakalarsınız!
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> gerçeğe ulaşmak için kimi suçlaması gerekirse onu suçlar Bayan Hewett!

İncele: Kartal Klips.
Carmen Martinez: <İsim>, Başkan'ın kravat klipsinden aldığın parmak izleri bize onu kaçıranın kim olduğunu gösterebilir! Hadi veri tabanını yoklayalım!

İncele: Parmak İzleri.
Carmen Martinez: Başkan'ın kravat klipsindeki parmak izleri... Baxter Fraser'a mı ait?!
Carmen Martinez: Hani şu genetiğiyle oynanan SOMBRA acemisi Baxter Fraser mı?
Carmen Martinez: Baxter'ı en son SOMBRA'nın gizli adasında görmüştük. O zamanlar SOMBRA'nın aleyhine dönmüş gibiydi...
Carmen Martinez: Ama onu Başkan'ın kaçırıldığı yerde bulmamız tesadüf olamaz! Halen El Rey'e çalışıyor olmalı!
Carmen Martinez: Baxter'la bir an önce konuşmamız gerek!

Baxter'a Air Force One'da ne işi olduğunu sor.
Carmen Martinez: Baxter, ötmeye başlasan iyi edersin! Başkan nerede? Eşyalarının üstünde parmak izini bulduk!
Baxter Fraser: <Rütbe> <İsim>, ekmek mushaf çarpsın ki sandığın gibi değil! Ben Başkan'ın korumasıyım!
Carmen Martinez: Yalan söyleme ulan! Geçmişin araştırıldıktan sonra böyle bir işi nasıl almış olabilirsin ki?
Baxter Fraser: Hayatını kurtararak! Konuşma yapıyordu ve bu sırada silahlı bir adam... Her neyse, üstün kuvvetim sayesinde adamı herkesten önce yakaladım.
Baxter Fraser: Başkan da beni işe almaya karar verdi. Dediğine göre en yakın Gizli Servis elemanı öldürülmüştü. Ben de güçlerimi iyi bir amaç uğruna kullanmak istedim!
Carmen Martinez: Başkan'ı koruma anlayışın buysa eğer...
Baxter Fraser: Onu ben kaçırmadım! Artık SOMBRA'ya çalışmıyorum! Bana inanmalısınız!
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> sadece delillere inanır ve deliller de pek lehine sayılmaz Baxter! Seni göz altına alıyoruz!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, geçen her saniye bizi felakete bir adım daha yaklaştırıyor! Başkan saatlerdir kayıp! Ya SOMBRA onu çoktan öldürdüyse?
Carmen Martinez: Nihayetinde fidye için arayan soran olmadı ve El Rey'in planı da zaten onu öldürmekti!
Carmen Martinez: ABD bir siyasi çalkantıya girdi bile... Ki SOMBRA'da açıkça bundan nemalanmayı planlıyor! Üstelik ABD'nin kaderi bütün dünyayı etkileyecek!
Carmen Martinez: Keşke planın ayrıntılarını El Rey'den kopartabilseydik ama tek yapacağı şey bize böbürlenmek olacak! Daha fazla vakit...
Ingrid Bjorn: <İsim>, yetiş! Plakasız bir minibüs az önce Times Meydanı'na bir ceset bıraktı!
Carmen Martinez: Ne?! <İsim>, derhal Times Meydanı'na gitmeliyiz!

İncele: Times Meydanı.
Carmen Martinez: Oh, Allah'a şükür ceset Başkan'ın falan değilmiş! Buraya çağırıldığımızda en kötüsünden korkmuştum yeminlen!
Carmen Martinez: Bir saniye... Doğru dedin, bu kadını tanıyoruz! Nataşa Romanova bu! Rusya'dayken SOMBRA'ya çalışıyordu!
Carmen Martinez: Nataşa COSMORUS'un başkanıydı. Kazakistan'da SOMBRA'nın uydusunu fırlattıktan sonra onu tutuklamıştın!
Carmen Martinez: Allah'ım, Marina'ya ne olacak peki şimdi? Anlaşamadıklarını biliyorum ama Nataşa nihayetinde onun annesiydi! Kaldırması zor olacak...
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, cesede odaklanalım. Nataşa'nın boğazı bir mektup açacağıyla kesilmiş... Cinayet silahımız bu!
Carmen Martinez: Bir saniye... üzerindeki armayı tanıyorum! Bu ABD Başkanlığının amblemi!
Carmen Martinez: Nataşa'nın bu mektup açacağına temas etmesinin tek bir yolu var, o da kaçırılmaya karışmış olması!
Carmen Martinez: Ama Nataşa öldü ve Başkan halen kayıp...
Carmen Martinez: Yani onu öldüren her kimse kaçırılmada parmağı var demektir!
Carmen Martinez: Başkan'da halen o katilin elinde!
Carmen Martinez: Bu mektup açacağını Lars'a gönderelim. Umarım burada neler olduğuna bir ışık tutabilir!
Carmen Martinez: Times Meydanı harp meydanına dönmüş... Ceset bırakıdığı sırada buranın hınca hınç dolu olması gerekir. İhtiyacımız olan bir tanık!
Carmen Martinez: Eğer o yemekten tanık çıkartabilirsek hadi diyelim. Gazamız mübarek olsun!
Carmen Martinez: <İsim>, Nataşa'yı kimin öldürdüğünü bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var; o da Başkan'ın hiç olmadığı kadar tehlikede olduğu!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Grace Delaney: <İsim>, Başkan'ın kaçırılmış olmasına inanamıyorum! Şimdi de Marina'nın annesi öldü!
Grace Delaney: Zavallı Marina ofisine kapandı. Ona çay götürdüm ama henüz konuşmaya hazır olmadığını söyledi.
Grace Delaney: Haber kanalları eğer eski COSMORUS başkanının kaçırılma olayında parmağı varsa, olayın arkasında Ruslar olmalı diyor!
Carmen Martinez: Ruslar mı? SOMBRA olmasın o! El Rey başından beridir bunu planlamış!
Grace Delaney: Orası öyle tabii... Nataşa'nın başının arka kısmındaki kan katilin başına vurduğunu gösteriyor...
Grace Delaney: ...Sonra da boğazını mektup açacağıyla kesmiş ve cesedini Times Meydanı'na taşımış.
Grace Delaney: Cesedinde ayrıca morluklar vardı. Jonah'ın dediğine göre bunlar, askeriyedeki göğüs göğüse dövüş tekniklerin yol açtığı berelere benziyormuş...
Carmen Martinez: Bu da katilin ve aynı zamanda Başkan'ı kaçıranın askeri eğitim aldığını gösteriyor! Teşekkürler Grace!
Grace Delaney: <İsim>, bir saniye, daha bitmedi! Nataşa'nın ceketinin iç cebinde bir kartvizit buldum. Muhtemelen Nataşa'nın tanıştığı birinden. Adı Leila Malak...
Carmen Martinez: Leila Malak mı? <İsim>, bu Alaska'da karşılaştığımız BM yüksek komiseri!
Carmen Martinez: Nataşa gibi SOMBRA bağlantılı bir hapishane kaçkını Leila ile nasıl tanışmış olabilir ki?
Carmen Martinez: Umarım Leila'nın adam gibi bir açıklaması vardır <İsim>!

Leila Malak'a kurban hakkında soru sor.
Carmen Martinez: Bayan Malak, kartvizitinizi Başkan'ı kaçıranlardan biri olan Nataşa Romanova'nın üstünde bulduk! Onu nereden tanıyorsunuz?
Leila Malak: <Rütbe> <İsim>, haberlerde duyana kadar bu Rus diplomatın Başkan Hewett'i kaçırmak istediğinden haberim bile yoktu!
Carmen Martinez: Rus... ne? Nataşa Romanova diplomat falan değildi! SOMBRA'yla bağlantılıydı!
Leila Malak: Nasıl yani? Ama kimliği hakiki gibiydi!
Leila Malak: Bayan Romanova Başkan Hewett ile ABD ile Rusya arasındaki gerilimi görüşmek üzere bir görüşme ayarlamam için bana geldi...
Leila Malak: Ben de Başkan Hewett'le Air Force One'da buluşmasına aracılık ettim!
Carmen Martinez: Böyle yaparak da Başkan'ın hayatını tehlikeye atmış oldunuz! Nataşa'nın onu öldüren bir suç ortağı olduğunu biliyoruz... Belki de o ortak sizsiniz Bayan Malak!
Leila Malak: Bunların olmasını asla istemedim <Rütbe> <İsim>! Tek istediğim ABD ile Rusya arasında barışçıl bir diyaloğun kurulmasına katkı sağlamaktı!
Carmen Martinez: Umarım bu dediğinizde samimisinizdir, yoksa barışçıl diyaloğu gardiyanlarla sağlamak zorunda kalırsınız Bayan Malak!

İncele: Yemek Artıkları.
Carmen Martinez: Tombala! Telefonunu bu yemek yığınının içine düşüren her kimse Nataşa'nın cesedi atıldığında burada bulunmuş olmalı! Hadi telefonun kilidini açalım!

İncele: Telefon.
Carmen Martinez: <İsim>, telefon ekranındaki adamı tanıyorum! Gazetecilik yıllarımda birlikte çalışmıştık! Adı Rick Murray, kendisi de benim gibi araştırmacı gazeteci!
Carmen Martinez: Rick'le mazimiz oldukça geniş. Aslında Pulitzer'i kazandığım haberde bana yardımcı olmuştu. Onu yeniden görmek hoş olacak.
Carmen Martinez: Tabii doğru diyorsun, Rick'e Nataşa'nın cesedi atıldığı sırada neler gördüğünü sormamız gerek! Gidelim <İsim>!

Rick Murray'e Times Meydanı'nda ne gördüğünü sor.
Rick Murray: Kimleri görüyorum, Carmen Martinez ha! Seni tekrardan görmek ne güzel eski dostum! Ne günlerden geçiyoruz he? Başkan kaçırıldı! Tam haberlik bir gün!
Carmen Martinez: ...Selam Rick. <Rütbe> <İsim> sana burada neler gördüğünü soracaktı!
Rick Murray: Hacı, çok çarpıcıydı. Sokaktaki vatandaşla röportaj yapıp Başkan'ın kaçırılması hakkındaki tepkilerini dinliyordum ki...
Rick Murray: Sonra bam! Plakasız bir minibüs hızla geldi, cesedi ve kanlı silahı bıraktı ve aynı hızla tüydü! Polis doluştu, ahali kaçıştı!
Carmen Martinez: Cesedi bırakanı gördün mü?
Rick Murray: Kızım, görsem şimdiye çoktan birinci sayfa haberi olmuştu! Onun yerine sadece "Başkan'ın kaçırılmasında Rusların parmağı olduğu"yla yetindik.
Rick Murray: Söylemeden edemeyeceğim, kaçırılmak Hewett'in yıllardır yaptıpı en iyi hamle! Haber sayfamızın tıklanma sayısını görmen gerek!
Carmen Martinez: Tıklanma sayısı mı? Düşündüğün şey bu mu Rick? Burada ABD Başkanı'ndan bahsediyoruz allasen!
Rick Murray: Sana göre "Başkan", bana göre "ayaklı utanç kaynağı"! Hewett'in basiretsizliğini özleyecek değilim. Hem bu kaçırılma tiyatrosundan sağlam ekmek çıkar!

Analiz et: Mektup Açacağı.
Lars Douglas: <İsim>, Marina'nın annesinin ABD Başkanı'nın kaçırılmasına yardım etmiş olmasını aklım almıyor!
Carmen Martinez: Biliyorum. Keşke onunla konuşmaya vaktimiz olsaydı ama eminim Jonah yanındadır.
Lars Douglas: <İsim>, durumlar malum, o yüzden espri falan yapmayacağım. İyisi mi sana cinayet silahında ne bulduğumu söyleyeyim direk.
Lars Douglas: Mektup açacağındaki kan bariz Nataşa'nın kanı... Ama dahası, açacağın sapında toz kalıntıları buldum.
Lars Douglas: Tozun moleküler yapısı nonbenzodiapezin ile uyuşuyor... Yani kısa süreli uyku bozukluğu tedavisinde kullanılan sakinleştiricilerle.
Lars Douglas: Yani katil uyku hapı kullanıyor!
Carmen Martinez: <İsim>, katilin ayrıca Başkan'ı da kaçırıdığını göz önünde bulundurursak, bilinçaltının uykuya müsaade etmemesine şaşmamalı!

Merkezde...
Ingrid Bjorn: <İsim>, Başkan'ı bulabildin mi?
Carmen Martinez: Ne yazık ki hayır, ama bir ceset bulduk... Üstelik ceset, Rusya'da SOMBRA'ya yardım ve yataklıktan tutukladığımız Nataşa Romanova'ya ait!
Carmen Martinez: Nataşa'nın Başkan'ın şahsi mektup açacağıyla öldürüldüğünü varsayarsak, kaçırılma olayında parmağı olduğu aşikar.
Ingrid Bjorn: İyi de cesedi neden, üstelik de cinayet silahıyla birlikte Times Meydanı'na atıldı öyleyse? Sanki SOMBRA herkesin Nataşa'nın olayda parmağının olduğunu bilmesini istiyor gibi!
Ingrid Bjorn: İnsanlar bunu bildiği için de kaçırılma olayının arkasında Rus hükümetinin olduğu dedikoduları yayılmaya başladı!
Carmen Martinez: El Rey'in esas hedefi de buydu demek ki! Suçu Ruslara yık, ABD'yi kızdır ve ülkeyi tezgaha getirerek SOMBRA'nın istediği gibi küresel kriz yaratmasını sağla!
Carmen Martinez: Kesin olan şu ki, Nataşa'yı öldüren her kimse Başkan onun elinde! Bu katili bir an önce bulmalıyız!
Marina Romanova: Umarım onu bulursun <İsim>. Annemle yıldızım hiç barışmadı... Ama ölümü yine de beni sarstı.
Jonah Karam: Yas tutmakta haklısın bebişim.
Marina Romanova: Haklı olduğumu biliyorum Jonah, psikolog olan benim. <İsim>... bu arada Başkan'ı bulmak için yapabileceğim bir şey olursa lütfen söyle!
FBI Ajanı #1: Tam da şu anda bir şey yapabilirsin! Eller yukarı!
FBI Ajanı #2: Marina Romanova, tutuklusun!

2. Bölüm

Ingrid Bjorn: <İsim>, Başkan'ı bulabildin mi?!
Carmen Martinez: Hayır ama onu kaçıranı bulduk: eski SOMBRA hasmımız Nataşa Romanova!
Carmen Martinez: Ne yazık ki Nataşa tam anlamıyla bir ölü nokta.
Carmen Martinez: Bulduklarımıza bakılırsa onu öldürüp cesedini Times Meydanı'na atan, kendisi gibi SOMBRA ajanı bir suç ortağı.
Carmen Martinez: SOMBRA, sanki kaçırılma olayının arkasında Ruslar varmış izlenimi yarattı... Şimdi de ABD Rusya ile savaşın eşiğinde!
Carmen Martinez: Başkan'ı bulmamız gerek... Tabii halen hayattaysa! Onu bulmak için de önce Nataşa'nın katilini bulmamız gerek!
Marina Romanova: <İsim>, annemin tüm bunlara bulaşmış olmasını kaldıramıyorum! Keşke sana yardım etmek için yapabileceğim bir şey olsaydı!
FBI Ajanı #1: Tam da şu anda bir şey yapabilirsin! FBI! Eller yukarı! Marina Romanova, tutuklusun!
Marina Romanova: Ne? Neden?
FBI Ajanı #2: Nataşa Romanova'nın kızısın, bu da seni Başkan'ın kaçırılmasındaki suç ortağı yapar!
Ingrid Bjorn: Yok artık! Marina Büro'ya sadıktır! En son annesinin yakalanmasına yardım etti!
FBI Ajanı #2: Biz aldığımız emirleri uyguluyoruz hanımefendi!
Jonah Karam: Ona dokunmaya nasıl cürret edersiniz?! Marina bütün gün benimleydi! Kimseyi kaçırmış olamaz!
FBI Ajanı #2: Silahınızı indirin yoksa sizi de tutuklarız Bay Karam!
Jonah Karam: Umurumda değil! İsterseniz beni tutuklayın ama Marina'yı hiçbir yere götüremezsiniz!
Marina Romanova: Hayır Jonah! Sende hapse girersen bana yardım edemezsin!
Carmen Martinez: Marina haklı Jonah!
Jonah Karam: Marina, seni... Seni oradan çıkartacağım! Seni seviyorum!
Marina Romanova: Biliyorum.
FBI Ajanı #2: Bizimle gelin Bayan Romanova!

-Kısa süre sonra...-
Jonah Karam: Bıraksaydın da o ajan bozuntularının ağızlarını burunlarını kırsaydım Carmen! Marina'yı kurtarabilirdim!
Carmen Martinez: Peki ya sonra? Firar mı edecektiniz?
Carmen Martinez: Bu kaba kuvvetle çözülecek bir mesele değil. Yetki sahibi biriyle konuşmamız gerek!
Jack Archer: Başkan Yardımcısı olabilir mi mesela? Kendisiyle San Francisco'da tanışmıştık ve makul birine benziyordu! Belki bizimle görüşür!
Carmen Martinez: İyi fikir! Ama ben Jonah'a göz kulak olsam iyi olur. Bir çılgınlık yapmasından korkuyorum, mesela federal hapishaneyi tek başına basmak gibi!
Jack Archer: Seninle gelirim <İsim>1 Umarım Başkan Yardımcısı bizi dinler ve Marina'yı bırakır!

Sarah Bennett'le Marina hakkında konuş.
Jack Archer: Sayın Başkan Yardımcısı, arkadaşımızın Başkan'ın kaçırılmasıyla bir ilgisi yok!
Sarah Bennett: Böyle düşünmek istemenizi anlıyorum <Rütbe> <İsim>. Ama annesinin olaydaki rolünden ötürü Bayan Romanova üzerindeki şüphe ciddi.
Sarah Bennett: Şu Rusların savunmamızı aştıklarına halen inanamıyorum!
Jack Archer: Hanımefendi, olayın arkasında Rusya falan yok! Başkan Hewett SOMBRA adlı bir küresel suç örgütü tarafından kaçırıldı!
Sarah Bennett: Aklımla alay etmeyin lütfen! SOMBRA'nın var olmadığını biliyorum!
Sarah Bennett: Kariyetime CIA'da başladım. Askeri eğitim sırasında bize tüm dosyaları saklanan, çok gizli bir düşmandan bahsedilip durulurdu!
Sarah Bennett: Ama rütbe atladıkça gerçeği öğrendim. SOMBRA meğersem çeşitli yabancı ülkelere operasyon düzenleme gerekçesi olarak uydurulmuş bir tehditten ibaretmiş!
Sarah Bennett: <Rütbe> <İsim>, eğer arkadaşına bu eski yalanı hortlatarak kefil olacaksan hiç uğraşma lütfen!
Ajan Riordan: Hanımefendi, böldüğüm için kusura bakmayın ama Romanova'nın Başkan'ı kaçırdıktan sonra onu taşımak için kullandığı minibüsü bulduk...
Ajan Riordan: GPS koordinatlarından onu götürdüğü yeri tespit ettik: Cloisters'e götürmüş!
Sarah Bennett: Bunu söylemek için daha iyi bir yer bulabilirdin ama yine de teşekkürler Ajan Riordan!
Jack Archer: Hanımefendi, biz gidelim yavaş yavaş!
Jack Archer: <İsim>, Cloisters'e gitmemiz gerek! Başkan halen orada olabilir!

İncele: Cloisters.
Jack Archer: Şu kana bak <İsim>! Sence Nataşa burada mı öldürülmüş? Yoksa... bu kadar kan Başkan'ın mı?
Jack Archer: Kurban her kimse katil bu eldivenleri giymiş! Hadi üzerindeki kandan bir örnek alalım!
Jack Archer: Şu dua kitabının üstündeki saç da bize burada ne olduğuna dair bir ipucu verebilir! Hadi toplayalım!
Jack Archer: <İsim>, Nataşa Başkan'ı buraya getirdi ama onun ardından yaşananlar bir muamma! Memleketin kaderi bizim bu muammayı çözmemize bağlı!

İncele: Kanlı Eldivenler.
Jack Archer: <İsim>, eldivenden aldığın kanı Lars'a götürelim! Burada kimin öldürüldüğünü öğrenmemiz gerek!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: FBI'ın Marina'yı tutukladığına inanamıyorum <İsim>!
Jack Archer: Biliyorum usta. Bir ara Jonah birini öldürecek sandım! Bu arada öldürmek demişken, eldivendeki kan kime aitmiş?
Lars Douglas: İyi haber <İsim>: kan Başkan'ın değilmiş!
Jack Archer: Uff! Demek SOMBRA henüz onu öldürmemiş!
Lars Douglas: "Henüz" cümlenin endişe veren kısmı ama evet. Kan Nataşa'ya ait çıktı!
Jack Archer: Demek Cloisters'te öldürülen oymuş!
Jack Archer: Başkan'ı oraya götürmüş olmalı... Sonra da suç ortağı onu öldürmüş ve ceset ile Başkan'ı farklı bir yere taşımış. İyi de onları nasıl bulacağız?!
Lars Douglas: Şu işe yarayabilir: kan örneğinde aldehit, ester ve fenolik bileşen kalıntıları vardı... Yani viski!
Lars Douglas: Bu bileşenler kandan gelmedi nihayetinde, yani katilin eldiveninden gelmiş olmalı.
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki katil viski içiyor! <İsim>, yakında dertlenip kafayı çekmek için iyi bir sebebi olacak!
(Analiz sonrası)
Jack Archer: <İsim>, SOMBRA'nın hep bizden bir adım önde olması hiç hoşuma gitmiyor! Nataşa'nın Başkan'ı kaçırdığını biliyoruz... Ama artık orada değil.
Jack Archer: Üstelik başına bir şey gelmeden onu bulmamız gerek! Herkes kaçırılmadan Rusya'yı sorumlu tutuyorken Başkan'ı ölmesi durumunda savaş naraları atılmaya başlanabilir!
Jonah Karam: Siyasetten kime ne?! Asıl Marina'nın suçsuzluğunu kanıtlamamız gerek!
Jack Archer: Sakin ol Jonah! Uğraşıyoruz!
Jack Archer: Şimdi düşünelim... Başkanı kaçıran kişi Nataşa'yı Cloisters'te öldürdü ve cesedini Times Meydanı'na attı.
Jack Archer: Bir yerlerde hata yapmış olmalı! Times Meydanı'nı tekrar arayalım!

İncele: Dua Kitabı.
Jack Archer: <İsim>, kitaptan aldığın saçı mikroskop altında inceleyelim hemen!

İncele: Saç.
Jack Archer: Cloisters'te bulduğun kitaptaki saç Baxter'a mı aitmiş?!
Jack Archer: Bu da onun kaçırılma olayına karıştığı anlamına gelir! Biliyordum! Güya SOMBRA'yı geride bırakıp güçlerini iyi bir amaç için kullanacakmış!
Jack Archer: Neyse ki Baxter halen nezarethanede <İsim>. Hadi gidip yan çizdirelim!

Baxter'ı Cloister'ta bulunması konusunda sıkıştır.
Jack Archer: Oyun bitti Baxter! DNA'nı Cloisters'te bulduk! Nataşa'nın Başkan'ı kaçırmasına yardım ettiğini biliyoruz!
Baxter Fraser: Ben... Benim orada bulunduğuma dair kanıtınız mı var?
Baxter Fraser: Bu... Kötü... Ama... Hayır...
Jack Archer: Sorunun ne senin?
Baxter Fraser: Sorunum yok! Galiba... Uyku hapını fazla kaçırdım... Metabolizmam aşırı hızlı çalıştığından dozajını ayarlayamıyorum...
Baxter Fraser: Yalvararım bana bir şey sormayın! Konuşamam <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Başka şansın yok! Cloisters'te ne oldu? Başkan halen hayatta mı?
Baxter Fraser: Artık askeri eğitimde değiliz! Bana emir veremezsiniz!
Baxter Fraser: Başım... Çatlamak üzere! Yalnız bırakın beni!
Jack Archer: İnanamıyorum <İsim>! Kırk yılın başı adam gibi bir ipucumuz oldu ama onu da konuşturamıyoruz! Keşke Marina burada olsaydı!
Jack Archer: Biz de gerçeği ortaya çıkarmak için farklı yollar buluruz Baxter. Eğer bize numara çekiyorsan buna bin pişman olursun!

İncele: Teras.
Jack Archer: Bu makalede yazan her neyse Başkan'la ilgili! Bir tozla ne yazığını çıkarabiliriz!
Jack Archer: Kaçışan insanlara bakılırsa, şu tabletteki fotoğraf da Nataşa'nın cesedi buraya bırakıldığı sırada çekilmiş olmalı!
Jack Archer: Doğru dedin, öndeki şu kadın sanki fark edilmemek için epey çaba sarf ediyor gibi... Yüzü tanımlanamayacak kadar bulanık çıkmış.
Jack Archer: Bu kadını veri tabanında aratalım diyorum! Hadi <İsim>, kaybedecek tek saniyemiz bile yok!

İncele: Gazete.
Jack Archer: Gazetenin Arapça olmasını beklemiyordum! Uluslararası baskı gibi bir şey olmalı.
Jack Archer: Burada Başkan hakkında ne yazdığını öğrenmemiz gerek! Makaleyi Dupont'a götürelim!

Analiz et: Arapça Metin.
Armand Dupont: Mes amis, New York Cloisters bunca kana rağmen kesinlikle büyüleyici bir yer! Her yeri tarih dolu!
Jack Archer: Dupont sen hayırdır?! Cinayet mahallinde gezintiye mi çıktın yoksa?
Armand Dupont: En fait Cloisters'i gezmemin amacı gizli bir geçit ya da Başkan'ı saklamış olabilecekleri bir oda aramaktı... Ama hiçbir şey bulamadım. Kendisi orada değildi.
Armand Dupont: Ölmemiş olması için dua ediyorum! Sırf onu kurtararak arkadaşımızın kaçırılmadaki suçsuzluğunu kanıtlayabilir... Ayrıca da ABD ile Rusya arasındaki savaşı da engelleyebiliriz!
Jack Archer: O halde, şu gazete makalesinde Başkan hakkında ne yazıyordu?
Armand Dupont: Acıklı bir hikaye! Makalede yakın zaman önce ABD hava kuvvetlerinin Arazir kasabasına düzenlediği hava saldırısından bahsediyor.
Armand Dupont: Görünüşe bakılırsa Başkan, generallerinin karşı çıkmasına rağmen saldırı emrini vermiş... Bu yüzden de pek çok sivil ölmüş. Ölenlerin arasında BM yüksek komiseri Leila Malak'ın ailesi de varmış!
Jack Archer: Ne?! Başkan, Leila Malak'ın ailesinin ölümünden mi sorumluymuş?! Bu intikam arzusu duymak için bayağı yeterli bir neden!
Jack Archer: Ayrıca Nataşa ile Başkan arasındaki buluşmayı ayarlayanın Bayan Malak olduğunu da unutmayalım... Bize kesinlikle bir açıklama borcu var!

Leila Malak'a ailesinin ölümünü sor.
Jack Archer: Bayan Malak, Başkan'ın emirleri yüzünden ailenizin başına gelenlerden ötürü başınız sağ olsun. Ama bunu bize önceden söylemeliydiniz.
Leila Malak: Demek hava saldırısını öğrendin <Rütbe> <İsim>. Keşke öğrenmeseydin. Soruşturmanla bir ilgisi yok.
Jack Archer: Affınıza sığınarak söylüyorum, bu size Başkan'ı ortadan kaldırmak istemeniz için yeterli bir sebep veriyor!
Leila Malak: İstediğini ima edebilirsin <Rütbe> <İsim>, benim acım kendime. Kabuslarımı ya da bu acıyla baş edebilmek için aldığım uyku haplarının hesabını size verecek değilim.
Leila Malak: BM kayıtlarından saldırıya nasıl tepki verdiğimi görebilirsiniz. Prosedüre uygun olarak bu konuyu Genel Kurul'da görüşmeye açan bendim!
Leila Malak: Tabii kurumumuzun özünde var olan bürokratik süreçler bu tür krizlerin hızlıca çözülmesini zorlaştırıyor.
Jack Archer: İntikamı kendiniz alacak kadar mı zorlaştırıyor?
Leila Malak: Hayır <Rütbe> <İsim>, ben öc almaya inanmam. Barış için çalışıyorum ben.
Jack Archer: Biz de Başkan'ın kaçırılmasının arkasındaki gerçeği bulmak için çalışıyoruz. O yüzden umarım bize yalan söylemiyorsunuzdur Bayan Malak!

İncele: Tablet.
Jack Archer: Ne? Hayır! <İsim>, fotoğraftaki o kadın Angela olamaz!
Jack Archer: Her şeyden önce hapisten nasıl çıktı? Bize ihanet ettiği için orada çürüyor olması gerekirdi!
Jack Archer: Bizi aptal yerine koymak ve Lars'ın kalbini kırmak yetmemiş mi? Başkan'ın kaçırılmasına da mı yardım etmiş?
Ingrid Bjorn: <İsim>... Angela, o...
Jack Archer: Biliyoruz! Hapisten kaçmış!
Ingrid Bjorn: Hayır, öyle değil! Angela burada!

Angela'yı sorgulayıp sıkıştır.
Jack Archer: Eller yukarı Angela!
Angela Douglas: Ben de seni gördüğüme sevindim <İsim>. Eski günlerin hatrına benimle viski içmeye ne dersin?
Jack Archer: Eski günlerden bahsedecek kadar küstahlık var demek! Ne işin var burada? Hapisten nasıl kaçtın?
Angela Douglas: SOMBRA kaçırdı tabiiki de. Benim için planları varmış...
Angela Douglas: Ama benim tek istediğim şey kızlarımı görmek. Buradalar mı?
Jack Archer: Hayır değiller. Ayrıca onların ve Lars'ın hayatına yeniden balıklama dalabilmek umuduyla geldiysen tekrar düşün derim!
Jack Archer: Sadece sorumuza cevap ver: Başkan'ın kaçırılması ve Nataşa'nın öldürülmesindeki rolün ne?
Angela Douglas: Rolüm falan yok. SOMBRA sadece bana hazır da bulunmamı söyledi.
Angela Douglas: Buraya gelirken aldığım riskleri biliyorum <İsim>. Beni tutuklayacağınızı biliyordum. Aslına bakarsanız eğer ailemi göremezsem, bana ne olacağı umurumda bile değil.
Jack Archer: Bize... Duygu sömürüsü yapmayı bırak! İşe yaramaz! Her halükarda seni içeri tıkacağız! Ayrıca gözümüz de üstünde olacak!
(Angela Douglas ile konuştuktan sonra)
Lars Douglas: Jack, <İsim>, duyduklarım doğru mu? Angela buraya mı gelmiş?
Jack Archer: Evet, çat kapı geldi. Gizlenmeye çalışmadı bile. Buna inanamıyorum.
Jack Archer: Usta, sen iyi misin?
Lars Douglas: Kederim yüzünden bir salaklık yapacağımdan korkuyorsan korkmana gerek yok.
Lars Douglas: Angela'nın ihaneti kalbimi kırdı... Ama o köprünün altından çok sular aktı. Ben artık eski ben değilim, onun da özünde sandığım gibi biri olmadığını biliyorum.
Lars Douglas: Aslına bakarsan onu görmesem belki de daha iyi. <İsim>, sakıncası olmazsa biraz dışarı çıkıp kafamı toplamak istiyorum.
Jack Archer: Elbette usta! Kendine dikkat etmelisin!
Jack Archer: <İsim>, eğer Angela Lars'ın aklını çelmeye çalışırsa... Neler yaparım hiç bilmiyorum!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, Başkan'ın halen hayatta olduğuna inanmak istiyorum... ama El Rey'in planı onu öldürmekti. Yani zaman geçtikçe umurlar da azalıyor!
Jack Archer: Gerçi verdiği tartışmalı kararlardan sonra bazı kişiler ülkenin onsuz daha iyi durumda olacağını söylüyor...
Jack Archer: ...Ama ABD ile Rusya arasındaki krizin tırmanmasını durdurmanın tek yolu da onu bulmak!
Jack Archer: Ayrıca Marina'nın suçsuzluğunu kanıtlamamız için de onu bulmak şart!
Jack Archer: Marina'nın annesinin Başkan'ı kaçırdıktan sonra onu Cloisters'e götürdüğünü biliyoruz.
Jack Archer: Cloisters'te suç ortağı Nataşa'yı öldürdü, Başkan'ı da başka bir yere götürdü.
Jack Archer: Eğer onu öldürenin kim olduğunu bilseydik Başkan'ın yerini de biliyor olurduk!
Jack Archer: Şu anda anlattığından daha fazla şey bilen tek kişi Baxter. Cloisters'te bulunduğuna göre işin içinde olması gerek! Ama Marina olmadan onu konuşturamıyoruz!
Jack Archer: Zart diye Büro'da biten Angela'ya hiç girmeyeyim bile!
Jack Archer: Anlamıyorum <İsim>. Sanki tutuklanmak istiyor gibi...
Jack Archer: Bir saniye, sen de duydun mu? Biri az önce "kaçın" diye mi bağırdı? *GÜÜÜM!!!!*

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, Başkan'ın halen hayatta olduğuna inanmak istiyorum... ama El Rey'in planı onu öldürmekti. Yani zaman geçtikçe umurlar da azalıyor!
Jack Archer: ABD kaçırılmadan ötürü Rusya'yı suçluyor ve gerilimin tırmanmasını durdurmanın tek yolu da Başkan'ı bulmak!
Jack Archer: Ayrıca Marina'nın suçsuzluğunu kanıtlamamız için de onu bulmak şart!
Jack Archer: Marina'nın annesinin Başkan'ı kaçırdığını ve sonra da suç ortağı tarafından öldürüldüğünü biliyoruz.
Jack Archer: Eğer onu öldürenin kim olduğunu bilseydik Başkan'ın yerini de biliyor olurduk!
Jack Archer: Baxter açıkça işin içinde ama ya deli taklidi yapıyor ya da hakikaten delirdi. Marina olmadan da onu konuşturamıyoruz!
Jack Archer: Zart diye Büro'da biten Angela'ya hiç girmeyeyim bile!
Jack Archer: Anlamıyorum <İsim>. Sanki tutuklanmak istiyor gibi...
Jack Archer: Bir saniye, sen de duydun mu? Biri az önce "kaçın" diye mi bağırdı?
*GÜÜÜM!!!!*
Jack Archer: <İsim>, o da neydi öyle?! Dinlenme odasından geldi!
Jack Archer: Gidip ne olduğuna bakmalıyız! Ama tetikte ol!

Dinlenme odasında...
Jonah Karam: <İsim>, biri bomba bırakmış! Ama etkisiz hale getirdim!
Jack Archer: Seni... Seni hastaneye götürmemiz lazım!
Jonah Karam: Yok ya, iyiyim ben!
Jonah Karam: .....
Jack Archer: Jonah?!
Carmen Martinez: <İsim>, patlamayı duydum ve... Neler oluyor?
Jack Archer: Hastanede anlatırız, hadi! <İsim> ile Jonah'ı hastaneye götürmemize yardım et!

Daha sonra hastanede...
Jack Archer: Jonah, neler oldu?!
Jonah Karam: Birisi bize tuzak kurmuş <İsim>! Dinlenme odasının çöp kovasında bomba vardı!
Jonah Karam: Etkisiz hale getirmeyi denedim ama ancak etkisini azaltabildim. O şey tüm Büro'yu komple havaya uçurabilirdi!
Jack Archer: Asıl seni havaya uçurduğu kesin! Neredeyse ölüyordun!
Jonah Karam: Bu... Bu benim işim. Sizi bombalardan ve benzeri tehlikelerden korumakla yükümlüyüm.
Jack Archer: Biliyor musun Jonah, bu zamana kadar sana... güvenememiştim ama Büro'yu gerçekten de önemsiyorsun, değil mi?
Jack Archer: Yani demek istediğim... Teşekkürler.
Carmen Martinez: Demek yıldızınızın barışması için gerçekten de bir bomba gerekiyormuş.
Carmen Martinez: Ama benim asıl öğrenmek istediğim şey bizi havaya uçurmaya çalışanın kim olduğu!
Jack Archer: <İsim> haklı, daha önce dinlenme odasında bir SOMBRA ajanı gördüğümüz olmuştu!
Jack Archer: Demek Angela bu yüzden onu tutuklayacağımızı bildiği halde Büro'ya gelmiş!
Carmen Martinez: <İsim>, ben burada kalıp Jonah'a göz kulak olacağım... Ama Angela'nın bize vermesi gereken yanıtlar var!
Jack Archer: Eğer Angela'yı konuşturabilecek biri varsa o da sensin <İsim>! Gidelim!

Angela'dan bombayla ilgili yanıt iste.
Angela Douglas: <İsim> ne kadar da... tatsız bir sürpriz. Halen hayatta olman SOMBRA'nın hoşuna gitmeyecek.
Jack Archer: Demek sendin! Yaptığın onca şeyden sonra yine de bu kadarını yapacak kadar alçalacağını düşünmemiştim! O bomba ofisteki herkesi öldürebilirdi!!!
Angela Douglas: Biliyorum, bombayı bu yüzden bıraktım zaten. Savaştayız <İsim>. Fedakarlık yapmak gerek.
Angela Douglas: Mesela senin beni Afrika'da gözünü bile kırpmadan feda ettiğin gibi!
Jack Archer: Feda etmek mi?! Seni cinayetten tutuklamıştık!
Angela Douglas: Bana sırtınızı döndünüz! Kızlarımı görememenin, Lars'ı kaybetmemin ve bir hap patlatmadan uyuyamaz hale gelmemin başlıca sorumluları sizlersiniz!
Angela Douglas: SOMBRA askeri eğitim sırasında koşullara hızlı bir şekilde uyum sağlamamız gerektiğini öğrenmişti. Ben de uyum sağladım. Artık düşmanımsınız.
Lars Douglas: Jack, herkes iyi mi?! Az önce...
Angela Douglas: Her şey yolunda Lars, senin ve kızların güvende olmanızdan emin oldum. Sizlerin güvenliği her şeyden önce gelir. Endişelenmenize gerek yok.
Lars Douglas: Endişelenmeyeyim mi?! Angela, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Asıl <İsim> SOMBRA'nın dalaverelerini suya düşürdüğünde endişelenmesi gereken sen olacaksın!
(Angela Douglas ile konuştuktan sonra)
Lars Douglas: <İsim>, Jack'de dahil hepinizin Angela yüzünden ölebileceğini düşündükçe...
Jack Archer: Nefes al usta! Jonah sayesinde hepimiz iyiyiz. Angela'yı tutukladık, artık bize zarar veremez.
Lars Douglas: Onu ilk tutukladığımızda da böyle düşünmüştük! Üstelik halen SOMBRA'nın planının başarıya ulaşacağına inanıyor...
Jack Archer: <İsim> doğru söylüyor, eğer SOMBRA bizi öldürmek istiyorsa bir şeyleri doğru yapıyoruz demektir! Halen onları durdurabilir ve Başkan'ı kurtarabiliriz!
Jack Archer: Uzatmaları oynuyoruz ama yine de bir gol sığdırmaya çalışacağız! <İsim>, kaçırma mahallindeki her taşın altına bakalım!

İncele: Uçak Girişi.
Jack Archer: Üzerindeki çıkartmaya bakılırsa bu Başkan'ın dizüstüsü! Kilidini açalım!
Jack Archer: Bu mektupların burada işi ne? Üzerindeki yazı o kadar eski ki solmuş gitmiş. Ama toz atarsak okunur hale gelir!
Jack Archer: Şu paramparça kağıdı da birleştirsek iyi olur!
Jack Archer: Zor bir dönemden geçiyoruz <İsim>. Marina hapiste, Jonah hastanede, Başkan kayıp... Ama yine de kazanabileceğimizi biliyorum!

İncele: Paramparça Kağıt.
Jack Archer: <İsim>, bu belgede Başkan Yardımcısı'nın saldırı uyarılarına rağmen Başkan'a ekstra koruma talebini reddettiği yazıyor!
Jack Archer: Uyarı Kanadalılardan gelmiş. Tabii El Rey'in planlarından Montreal'de haberimiz olduğunu düşünürsek makul bir durum...
Jack Archer: Ama Başkan Yardımcısı kulak asmamış bile! Belki de Başkan'ın kaçırılması o kadar da zoruna gitmemiştir! Suçunu itiraf etse iyi eder!

Sarah Bennett'e Başkan'ın korumasını niye reddettiğini sor.
Jack Archer: Hanımefendi, ilk konuşmamızda saldırı olabileceği uyarılarına rağmen Başkan'ın güvenliğini arttırmayı kabul etmediğinizden hiç bahsetmediniz!
Sarah Bennett: En büyük hatamı gördünüz demek...
Sarah Bennett: Doğru <Rütbe> <İsim>. Güvenliği üst seviyeye çıkarma talebini geri çevirdim. Yanlış bir hamleydi!
Sarah Bennett: Ve artık Başkan Hewett yok! Bu akşam biraz huzur bulabilmem için kendimi uyku hapları ve viskiye vermem gerekecek!
Jack Archer: Yani durumun kısmen sorumlusu olduğunuzu itiraf ediyorsunuz! Ve buna rağmen arkadaşımızı serbest bırakmıyorsunuz!
Sarah Bennett: Şüpheli bir Rus ajanını serbest bırakamam! Hatamı telafi etmem gerek! Eğer Ruslar Başkan Hewett'i öldürürse kendimi suçlu hissederim!
Jack Archer: Daha önce de söyledik Hanımefendi, Ruslar'ın kaçırılmayla bir ilgisi yok! Kendi iyiliğiniz için umarım sizin de yoktur!

İncele: Aşk Mektupları.
Jack Archer: <İsim>, bu mektuplar Olivia Welland'e gönderilmiş... Bu First Lady'nin kızlık soyadı!
Jack Archer: Mektupları gönderenin adına bak! Hector Montoya!
Jack Archer: Bir saniye, El Rey Başkan'ın karısına aşk mektupları mı yollamış?!
Jack Archer: Mektuplar eski görünüyor... First Lady başından beridir El Rey'in safında mıydı ki? Başkan'ı aldattığını biliyorum ama bu bambaşka bir şey!
Jack Archer: <İsim>, Olivia'yı getiriyoruz!

Olivia Hewett'i mektuplar hakkında sıkıştır.
Jack Archer: Bayan Hewett, El Rey ile olan ilişkinizi biliyoruz! Mektuplarınızı bulduk!
Olivia Hewett: El Rey mi? Neden bahsettiğinizi anlamadım. Mektupları ilk sevgilim Hector göndermişti... Başkan'la evliliğimden uzun süre önce çıkıyorduk...
Jack Archer: Sizin Hector suç örgütüne elebaşılık yapmaktan hapiste şu anda! Kocanızın kaçırılmasının arkasında da o var!
Olivia Hewett: Ne?!
Olivia Hewett: <Rütbe> <İsim>, inan bana bunların hiçbirinden haberim yoktu! Hector'un... Böyle bir adama dönüşmüş olabileceğine inanamıyorum...
Jack Archer: Hector uzun zamandır böyle bir adamdı bu yüzden bilmediğinize inanmamızı beklemeyin!
Olivia Hewett: Onu tanıdığım zamanlarda çekici, zeki bir adamdı... Güney Amerika'da yaşadığı için pek sık görüşemiyorduk!
Olivia Hewett: Askeri akademideydim ve biraz romantizme ihtiyacım vardı... O ise bana kraliçem diyordu! Bana viskiyi sevdiren de o oldu.
Olivia Hewett: Bazen uçuk kaçık fikirler beyan ederdi, mesela dünyayı değiştirmek gibi... Pek kulak asmazdım.
Jack Archer: Hanımefendi, eğer Hector'a fikirlerini gerçeğe dönüştürmesinde yardım ettiyseniz artık hapishanede birbirinize kavuşursunuz!

İncele: Dizüstü Bilgisayar.
Jack Archer: Başkan'ın dizüstüsü ağzına kadar şifreliymiş. Şaşırdık mı? Hayır! İyisi mi bunu hemen Elliot'a götürelim!

Analiz et: Dizüstü Bilgisayar.
Jack Archer: Pekala, Başkan'ın dizüstüsünü çözebildin mi?
Elliot Clayton: Başkanın... neyini? Meşgulüm şu anda. Uydudan aldığımız sabit sürücüdeki SOMBRA dosyasına erişmeye çalışıyorum!
Jack Archer: Günlerdir o dosyayla uğraşıyorsun! Marina'nın tutuklandığından haberin var mı? Ya da Jonah'ın bizi bombalı saldırıdan kurtardığından?
Elliot Clayton: Var Jack, merak etme! Ne var ki onlara yardım etmek için yapabileceğim bir şey yok, ben de bu yüzden değiştirebileceğim şeylere odaklanıyorum, oldu mu?
Elliot Clayton: Baxter hücresinde inlerken odaklanmak pek kolay olmuyor gerçi! İyi tarafından bakarsak, size viski sevdiğini söyleyebilirim. Sürekli isteyip duruyor!
Jack Archer: Tüyo için sağ ol da Başkan'ın dizüstüsüne dönersek... Bakabildin mi?
Elliot Clayton: Baktım ve size tüm oyun skorlarını söyleyebilirim. Özel bilgisayarıymış... İçinde pek bir şey yoktu.
Elliot Clayton: Fakat Başkan'ın e-postalarında hiç göndermediği bir taslak buldum... Öfkeli bir dille Rick Murray adlı bir gazeteci hakkında saydırıyordu!
Elliot Clayton: Görünüşe bakılırsa Başkan, Murray'in bir daha yazı yazmasını istemiyormuş! Bayağı sinirlenmiş!
Jack Archer: Carmen'in anlattığına göre Rick'de Başkan'dan pek haz etmiyormuş ama bize bunu izah edecek hiçbir şey söylemedi! Gidip onu tekrar sorgulayalım!

Rick Murray'e Başkan'la arasındaki düşmanlığı sor.
Jack Archer: Rick, sence ABD Başkanı sana neden bu kadar öfkelenmiş olabilir? Aranızda tam olarak ne geçti?
Rick Murray: Demek kızmış ha? Güzel! En azından makalelerim ona ulaşıyormuş! Bu bilgi sayesinde belki bir kez de olsa hap almadan uyuyabilirim!
Rick Murray: Hewett Başkanlığa uygun değildi! Ben de bunu bütün dünyanın bilmesini istiyordum!
Rick Murray: Hewett'in politikaları yüzünden ülke enkaza döndü. Meksika ile aramıza duvar ördü, ABD'yi Birleşik Milletler'den çıkardı...
Rick Murray: Şimdi ise ektiğini biçiyor! Umarım onu asla bulamazsın <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Senin sorunun ne be adam? Hewett gelmiş geçmiş en iyi başkan olmayabilir ama kaçırılması ülkeyi felaketin eşiğine getirdi!
Rick Murray: Yönetimi yeterince felaketti zaten! Kim olsa Hewett'ten daha iyi bir lider olurdu, anlıyor musunuz? Kim olsa!
Jack Archer: Umuyorum ki sırf bu inancın yüzünden Başkan'ın kaçırılmasına yardım etmemişsindir yoksa bundan böyle politikalarını hapiste eleştirirsin!

Daha sonra, Jonah'ın hastane odasında...
Jack Archer: Naber sert adam? Seni bir yoklayalım dedik. Nassın?
Jonah Karam: Ben iyiyim <İsim>! Beni asıl endişelendiren Marina! Başkan'ı asıl kaçıranı ifşa edene kadar Federaller onu bırakmayacak!
Jack Archer: Az kaldı! İlk olarak First Lady'nin bir zamanlar El Rey'le çıktığını biliyoruz!
Jonah Karam: ...Ne?
Jack Archer: Biliyorum. Sanki dünyanın çivisi çıkmış gibi!
Ingrid Bjorn: Çıktı bile! <İsim>, ABD az önce Rusya'ya savaş açtı!
Jack Archer: Ne?! Olamaz!
Ingrid Bjorn: ABD Başkan'ın kaçırılmasından Rusya'yı sorumlu tutuyor ve diplomatik görüşmeler de çöktü! ABD ordusu seferberliğe girdi!
Ingrid Bjorn: <İsim>, füzeler havalandı havalanacak! Üçüncü Dünya Savaşı patlak vermeden Başkan'ı bulmalısın!
Jack Archer: Dalga mı geçiyorsun?! <İsim>, bu tam bir kabus!
Jack Archer: Belki de bunu halen durdurabiliriz! Cloisters'i tekrar arayalım! Kaybedecek vakit yok. Dünyanın kaderi buna bağlı!

İncele: Mezar Taşı.
Jack Archer: <İsim>, ABD'nin Rusya'ya savaş açtığına halen inanamıyorum! Bunu durdurmamız şart aga!
Jack Archer: Haklısın, bunu yapmanın en iyi yolu Başkan'ı bulmak... Bunun için de Nataşa'yı öldüreni bulmamız gerek! Belki şu sandıktan bir ipucu çıkartabiliriz!
Jack Archer: Grace, Nataşa'nın başına bir şeyle vurulduğunu söylemişti. Şu kanlı şamdan aradığımız şey olabilir! Üzerine iplikler takılmış... Hadi toplayalım!
Jack Archer: <İsim>, zamana karşı yarışıyoruz! Şu anda Üçüncü Dünya Savaşı'nı ancak bizler durdurabiliriz!

İncele: Sandık.
Jack Archer: Evet <İsim>, sandıkta bulduğun bu kolyeyi tanıyorum! Nataşa sürekli bunu takardı!
Jack Archer: Kolye burada olduğuna göre... Nataşa bunu katiliyle boğuştuğu sırada düşürmüş olmalı! Bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Nataşa'nın Kolyesi.
Lars Douglas: Ben de sizi özledim kızlarım. Çok yakında görüşeceğiz. Söz veriyorum.
May Douglas: Kendine dikkat et baba!
Lars Douglas: Affedersin <İsim>, kızlarımı görmem gerekti. Savaşı duyunca çok korktular...
Jack Archer: Elbette hacı. Umarım onlar için her şey yolunda gider.
Lars Douglas: Zamanın lehine olmadığını biliyorum <İsim> bu yüzden hemen konuya giriyorum. Nataşa'nın kolyesinde ona ait olmayan bir DNA buldum!
Jack Archer: Öyleyse DNA katile ait olmalı!
Lars Douglas: Evet, size katilin kadın olduğunu söyleyebilirim!
Jack Archer: <İsim>, o kadın sadece Nataşa'yı öldürmekle kalmadı, ayrıca Başkan'ı da esir tutuyor! Ama hesap vermesi yakındır artık!

İncele: Şamdan.
Jack Archer: Şamdandan aldığımız kanlı iplikleri Lars'a götürelim <İsim>! Kaybedecek bir saniye dahi yok!

Analiz et: Kanlı İpler.
Lars Douglas: <İsim>, bugün Angela'nın bizi öldürmeye çalışmasından daha elim bir şey olamaz diye düşünürken Üçüncü Dünya Savaşı başlamak üzere!
Lars Douglas: Kızların burada olup da tüm bunları görmemelerine içten içe seviniyorum ama... Savaş varken hiçbir yerde güvende değiller.
Jack Archer: Son bir adım kaldı usta. Başaracağız.
Jack Archer: Bunun için de sana ihtiyacımız var! Şamdandan aldığımız ipliklerden ne çıktı?
Lars Douglas: İpliklerdeki kan Nataşa'nın.
Jack Archer: Demek katil başına bu şamdanla vurmuş!
Lars Douglas: Ve katilin kıyafetlerinin bir kısmı da bu doğaçlama silaha takılmış! Kanı temizledim ve... İpliklerin beyaz olduğunu size söyleyebilirim!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki katil beyaz giyiyor! <İsim>, Üçüncü Dünya Savaşı'nı durdurmaya bir adım daha yaklaştık!

Jack Archer: <İsim>, Başkan'ı bulmak ve Üçüncü Dünya Savaşı'nı önlemek için zamana karşı yarıştık... Ve sonunda bitiş çizgisine vardık!
Jack Archer: Nataşa'yı öldüren ve Başkan'ı esir tutan SOMBRA ajanını tutuklamanın vakti geldi!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Sarah Bennett, Başkan'ı kaçırmak ve suç ortağın Nataşa Romanova'yı öldürmekten tutuklusun!
Sarah Bennett: Ne? <Rütbe> <İsim>, delirdin mi sen?
Jack Archer: Asıl delilik ABD Başkan Yardımcısı'nın SOMBRA'ya çalışıyor olması! Kollarının buralara kadar uzandığını kim bilebilirdi!
Sarah Bennett: Ne cürretle beni suçlarsınız! Ajanlar, götürün bunları!
FBI Ajanı #2: Emredersiniz efendim!
Jack Archer: Hey durun baka...
FBI Ajanı #2: <Rütbe> <İsim>, ya derhal burayı terk et, ya da teslim ol!
Jack Archer: Bırakın bizi! Başkan Yardımcısı kaçıyor! Büro'nun yetkisi dahilinde...
FBI Ajanı #1: Yetkiniz burada geçmez. Ya geri çekilin ya da tutukanmayı kabul edin!
Jack Archer: <İsim>, ne yapacağız?
Jack Archer: ...Tamam, tamam. Çekiliyoruz. Bırakın gidelim.

-Tekrar merkezde...-
Jack Archer: <İsim>, ne yapacağız şimdi?! Başkan Yardımcısı kaçtı ve ne onun ne de Başkan'ın nerede olduğunu bilmiyoruz!
Jack Archer: Artık peşinde olduğumuzu bildiği için Başkan'ı öldürmesi an meselesi! Ondan sonra Üçüncü Dünya Savaşı'nı asla durduramayız!
Baxter Fraser: <Rütbe> <İsim>! Seninle konuşmam gerek!
Jack Archer: Baxter?! Hücrenden nasıl çıktın?
Baxter Fraser: Kapıyı kırarak. Orasını boşverin şimdi! <İsim>, Başkan'ın nerede olduğunu biliyorum!
Jack Archer: Yani kaçırılmada parmağın olduğunu itiraf ediyorsun!
Baxter Fraser: İsteyerek değil! Başkan Yardımcısı... SOMBRA programlamamı bana karşı kullandı! Onu kaçırmasına yardım etmemi sağladı!
Jack Archer: Daha önce niye söylemedin ulan?! Başkanı çoktan kurtarmış olup ABD'nin savaş ilan etmesini önleyebilirdik!
Baxter Fraser: Düşüncelerim... Bulanıktı... SOMBRA uzun zamandır beynimi kontrol etmemişti! Ama artık hatırlıyorum!
Baxter Fraser: <İsim>, Başkan katakomplarda! Başkan Yardımcısı oraya gidiyor!
Jack Archer: New York katakompları labirent gibidir! Onları orada asla bulamayız!
Armand Dupont: Ben sana rehberlik ederim <İsim>! Katakompları avucumun içi gibi biliyorum!
Jack Archer: Dupont, sahada yanıma alacağım en son kişi sensin!
Armand Dupont: Seçme şansın yok! Herhangi bir tehlike belirtisinde geride dururum! Bana ihtiyacın var <İsim>!
Jack Archer: Bu hiç hoşuma gitmedi...
Jack Archer: Ama doğru, seçme şansımız yok. Pekala <İsim>, gidip Başkan'ı kurtaralım! SOMBRA'nın kazanmasına izin vermeyeceğiz!

-Katakomplarda...-
Jack Archer: Dupont, nerede gittiğini bildiğinden emin misin?
Armand Dupont: Evet... Tam şu solda bir mağara olması lazım... <İsim>, bu taraftan!

-Birkaç dakika sonra...-
Sarah Bannett: Sakın bir adım atayım daha deme <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Oyun bitti Bennett! Başkan'ı öldürmen bir işe yaramayacak. Her şeyi biliyoruz!
Sarah Bennett: Bilseniz ne yazar. Kimse size inanmaz ki!
Jack Archer: Senin bir SOMBRA ajanı olduğunu ve kaçırılma olayında Nataşa Romanova'nın suç ortağı olduğunu biliyoruz!
Jack Archer: Nataşa'yı orduda öğrendiğin teke tek dövüş teknikleriyle etkisiz hale getirdiğine ve...
Jack Archer: ...Sonra da boğazını Başkan'ın mektup açacağıyla kestiğine dair kanıtımız var. Üzerinde uyku haplarından kalıntılar bulduk!
Sarah Bennett: Görgü tanığınız yoksa bunlar hiçbir şey ifade etmez!
Jack Archer: Baxter her şeyi anlattı! Onu sana yardım etmeye zorladığını biliyoruz!
Sarah Bennett: Demek öyle! O yarım akıllı yumurladı ha! Zaten beyin yıkaması hep sorunluydu ama kısa sürede yine fire vereceğini tahmin etmemiştim!
Jack Archer: Şimdi bu çılgınlığı durdurma zamanı! Başkan'ı bırak ve...
Sarah Bennett: Bırakmak mı? Hiç sanmıyorum! Şu anda hayatta olmasının tek nedeni El Rey'in onu kendi elleriyle öldürmek istemesiydi... Ama şimdi şuracıkta fişini çekebilirim!
Sarah Bennett: Tıpkı sizin gibi! Merkezinizdeki patlamada hepinizin gebermesi gerekiyordu ama sanırım şansınız yaver gitmiş... Ya da ajanım duygusal davranmış.
Sarah Bennett: Fark etmez! Hepiniz SOMBRA adına öleceksiniz!
Jack Archer: .....
Armand Dupont: Jack!! <İsim>, kanamayı durdurmalıyız!
Jack Archer: Hayır, vaktini benimle harcama <İsim>. Asıl onu yakala! Bu yarayla ölecek değilim!
Armand Dupont: Sana yardım ederim <İsim>! Birlikte onu durduracağız!
Sarah Bennett: Hiç ümitlenme! Sırada sen varsın <Rütbe> <İsim>!
Armand Dupont: Hayıııııır!!!
Armand Dupont: .....
Jack Archer: Dupont!!
Sarah Bennett: Önüme çıkmayacaktın ihtiyar!
Jack Archer: Sen de onu vurmayacaktın!
Sarah Bennett: .....
James Hewett: Aman Allah'ım...
Jack Archer: Dupont, sen... <İsim>, ona yardım etmeliyiz!
James Hewett: Ben... Teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>. Hayatımı kurtardın ama anlamıyorum! Sarah neden böyle bir şey yaptı?
Jack Archer: Artık güvendesiniz Sayın Başkan, asıl önemli olan o! Gerisini sonra anlatırız! Arkadaşımızı bir an önce hastaneye yetiştirmemiz gerek!

Daha sonra merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, az önce Jack'ten duydum! Buraya geliyormuş ama Dupont halen ameliyatta.
Marina Romanova: <İsim>, Federaller beni bıraktı! Başkan'ın güvende olduğunu söylediler!
Jonah Karam: Bal çiçeğim! İyi misin?
Marina Romanova: Asıl sen iyi misin! Neler oldu?!
Jonah Karam: Alt tarafı bir bomba. Endişelenecek bir şey yok! Beni senden uzak tutmaya yetecek bir şey değil!
Jonah Karam&Marina Romanova: .....
Ingrid Bjorn: Anın büyüsünü bozuyorum ama... <İsim>, Başkan'la SOMBRA hakkında uzun bir konuşma yaptım. Artık gerçek düşmanlarının kim olduğunu biliyor.
Ingrid Bjorn: Kendisi şu anda Rusya Devlet Başkanı'yla telefonda barış görüşmesi yapıyor.
Jack Archer: En azından tüm bunlardan iyi bir sonuç çıktı!.
Lars Douglas: Jack?! Allah'a şükür iyisin! Dupont'la senin vurulduğunuzu duydum ve aklıma hemen en kötüsü geldi!
Lars Douglas&Jack Archer: .....
Lars Douglas: Beni böyle korkutmaya bir son vermelisin.
Jack Archer: İyiyim ben, kurşun sıyırdı geçdi! Dupont'un durumu ise daha fena! Ameliyata alınırken gördüm... Hiç de iyi görünmüyordu.
Lars Douglas: Evet, o yarayla, o yaşta... Ben... Atlatabileceğinden bile emin değilim <İsim>.
Carmen Martinez: İnanamıyorum! SOMBRA'nın planlarını bozguna uğrattık ama Dupont bu zaferi göremeyebilir!
Ingrid Bjorn: Zaferden bahsetmeden önce halen bitirmemiz gereken işler var! <İsim>, SOMBRA'nın bu darbeden sonra sittin sene de toparlanamayacağından emin olmalıyız!

Karanlığın Sonu 8

Ingrid Bjorn: Başardın <İsim>! Sırf Başkan'ı kurtarmakla kalmadın, ayrıca Üçüncü Dünya Savaşı'nı da önledin!
Jack Archer: Ama ne pahasına! Dupont Başkan Yardımcısı tarafından vuruldu ve halen ameliyatta!
Carmen Martinez: Yaraları hiç de iyi görünmüyordu...
Jack Archer: SOMBRA'nın planlarını bozguna uğratmanın kolay olmayacağını biliyordum ama buna da hazır değildim.
Ingrid Bjorn: Üstelik daha yapacak işlerimiz var! Daha önce SOMBRA'nın hezimetini erken kutlamıştık... Ama artık aynı çukura düşmeyeceğiz! SOMBRA'nın bu darbeden sonra sittin sene toparlanamayacağından emin olmalıyız!
Ingrid Bjorn: Bütün SOMBRA ajanlarının kökünü kazımamız gerektiği kesin!
Jack Archer: İyi ama nasıl? El Rey bize bir şey söyleyecek değil ya!
Ingrid Bjorn: Hayır ama Baxter söyleyebilir! Başkan'ı bulmamıza yardım etti... Belki başka şeyler de biliyordur!
Marina Romanova: Baxter demişken... <İsim>, az önce ona yardım teklif etmek için yanına indim ama... Hücresinde değildi!
Ingrid Bjorn: Ne? Nerede o zaman?
Elliot Clayton: Şey. Takip cihazıma göre Times Meydanı'nda.
Ingrid Bjorn: Allah rızası için Elliot! Daha önce niye söylemedin?
Marina Romanova: Sorun değil <İsim>. Baxter'ı bulmak için seninle Times Meydanı'na gelirim! Onu konuşturabileceğimizden eminim!
Lars Douglas: <İsim> dur! Hastaneye gitmemiz gerek! Haberler kötü!
Lars Douglas: Cerrahlar mermiyi Dupont'un göğsünden çıkarmışlar ama doku hasarı ciddi boyuttaymış ve vücudu bununla baş edemiyormuş.
Jack Archer: Ne... Ne diyorsun?!
Lars Douglas: <İsim>... Dupont'un yanlızca birkaç saatlik ömrü kaldı!
Jack Archer: Dupont ölüyor mu?!
Jack Archer: Hayır ulan! Olamaz! Halen yapabileceğimiz bir şeyler olduğu söyle!
Lars Douglas: Usta, Dupont'un yaşamasının tek yolu ömrünün geri kalanı boyunca makinelare bağlı kalması... Bunu da istemediğini açıkça belirtti.
Jack Archer: Ölmesine göz mü yumacağız yani?
Lars Douglas: <İsim>, Dupont şu anda uyanık... Ama bu ne kadar sürer bilmiyorum... Seninle konuşmak istiyormuş.
Marina Romanova: Git onu gör <İsim>. Times Meydanı bekleyebilir.

Dupont'u hastanede ziyaret et.
Armand Dupont: <İsim>, benim fazla vaktim kalmadı... Ama gitmeden seni görmem iyi oldu!
Jack Archer: Öyle deme Dupont! İyileşeceksin!
Armand Dupont: Hayır mes amis. Bu dünyada vadem dolmak üzere.
Jack Archer: Affet beni Dupont. Hepsi benim suçum! Seni korumam gerekirdi!
Armand Dupont: Hayır Jack. Asıl suçlu ikimizi de vuran Başkan Yardımcısı... <İsim>'de az kalsın onun yüzünden ölecekti.
Jack Archer: Evet ama keşke...
Armand Dupont: Jack, tamam. Seninle tehlikeye atılmayı ben seçtim! Dostlarımı korumayı seçtim! Bunu da hiçbir şeye değişmem!
Armand Dupont: Üstelik dünyadan göç etmeden hemen önce böyle bir macera yaşamak herkese nasip olmaz! Başkan'ı hep birlikte kurtardık!
Jack Archer: Başkan Hewett tüm bunlara değer miydi ki? Görevi süresince hep tartışmalı kararlar verdi. Şimdi o yaşıyor ve sen...
Armand Dupont: Ben Başkan'dan daha önemli değilim <İsim>! Onu kurtararak Üçüncü Dünya Savaşı'nı önledik! Bu uğurda ölmekten daha iyi ne olabilir!
Jack Archer: Sen gerçekten de iyi bir adamsın Dupont, bunu biliyor muydun? Keşke senin için bir şey yapabilseydik.
Armand Dupont: Yapıyorsun zaten <İsim>! Bazen insanları baydığımı biliyorum ama şu an beni dinlediğiniz için mutluyum. Size bir nesneden bashetmek...
Armand Dupont: Olamaz! Defterim nerede?
Armand Dupont: Mon Dieu! Ga... Galiba Cloisters'te düşürdüm!
Jack Archer: Dupont, gözünü seveyim sakin ol! Bu kadar heyecan senin için iyi değil! O defter her neyse onu buluruz, tamam mı?
Jack Archer: <İsim> gerekirse Cloisters'in altını üstüne getirir!
Armand Dupont: Çok teşekkürler <İsim>! Ama sırf enerjini benim adıma tüketme!

İncele: Cloisters.
Jack Archer: <İsim>, Dupont'un öldüğüne halen inanasım gelmiyor... Ama en azından bu son isteğini yerine getirebiliriz!
Jack Archer: Bu Dupont'un defteri olabilir mi? Epey eski görünüyor. Umarım kilidini açabilirsin! Bir an önce Dupont'a dönmemiz gerek!

İncele: Defter.
Jack Archer: Bu notlar öylesine eski ki bazı kısımları tamamen solmuş! Belki defteri Dupont'a vermeden önce soluk kısımları kurtarabiliriz!

İncele: Solmuş Notlar.
Jack Archer: <İsim>, şu çizimin altındaki notta "Bir Dupont her daim bilginin peşindedir." yazıyor!
Jack Archer: Dupont'ta defterinin peşinde, o yüzden defteri hemen ona götürelim!

Defteri Dupont'a geri götür.
Armand Dupont: Defterimi bulduğun için çok teşekkürler <İsim>!
Armand Dupont: Defter benim atama, mon arrière-grand-pére'e aitti. Bunu neredeyse hiç yanımdan ayırmadım.
Armand Dupont: Onu hiç tanımadım ama macera dolu hikayelerinden hep etkilendim. Senin de etkileneceğini biliyorum <İsim>. O da tıpkı senin gibi biriyle çalışmış.
Armand Dupont: Bu dünyadan göçüp gitmeme az bir vakit kala bu defteri sana emanet ediyorum.
Jack Archer: Pek tarih kurdu olduğum söylenemez ama... Bu eski defteri okumamda sakınca olacağını sanmıyorum!
Armand Dupont: Çok cömertsin genç dostum. <İsim>, ayrıca mal varlığımı da sana bağışlamak istiyorum. Artık ihtiyacım olmayacak.
Jack Archer: Öyle söyleme Dupont. Halen...
Armand Dupont: Hayır Jack. Bu öyle iyileşecek bir yara değil. Ama bu dünyadan göç etmeye hazırlanırken içim rahat ve bunun için minnettarım.
Armand Dupont: Son hazırlıklarımı yapmak için müsaadenizi isteyeceğim... Ama umarım beni tekrar ziyarete gelirsin <İsim>. Hediyelerimi de unutma!

İncele: Times Meydanı.
Baxter Fraser: Demek beni buldun <Rütbe> <İsim>... Tabii buldun... Zaten niye kaçtığımı bile bilmiyorum.
Marina Romanova: Kafanın karışık olmasını anlıyorum Baxter. Ama göz altından kaçtın ve seni geri götürmeliyiz. Sonra da birkaç soruya cevap vermeni isteyeceğiz.
Baxter Fraser: Soru mu? Asıl benim sorularım var! Mesela beni bu sefer kimin kullanacağı gibi! İçimde bu SOMBRA programlaması varken kendime nasıl güvenebilirim?
Baxter Fraser: SOMBRA bana ne yaptıysa sonsuza dek bununla yaşamak zorundayım! Hiçbir zaman özgür olamayacağım!
Marina Romanova: Baxter, daha önce SOMBRA'nın beyni yıkanmış acemileriyle çalıştım. Onlara yardım ettim, sana da yardım edebilirim.
Baxter Fraser: ...Sanırsam kaybedecek bir şeyim yok. Geliyorum.
Marina Romanova: <İsim>, birkaç tane test yapmam gerek ama Baxter soruları yanıtlamaya hazır hale geldiğinde sana haber vereceğim!

Analiz et: Baxter'ın Beyin Tomografisi.
Marina Romanova: <İsim>, Baxter ile SOMBRA'nın beyin yıkamasını tersine çevirmede sağlam yol kat ettik!
Baxter Fraser: Artık beynimde yalnızca tek ben varmış gibi hissediyorum... Kendi düşüncelerimi duyabiliyor gibiyim.
Marina Romanova: Tamamen iyileşmen zaman alacak. Mahkemede kendi nezdinde hareket etmediğin konusunda sana arka çıkacağım ama düzenli olarak muayeneye gitmen gerekecek.
Baxter Fraser: Anlıyorum. SOMBRA'nın verdiği hasarda onlara ettiğim yardımı geri alamayacağımı biliyorum <Rütbe> <İsim>... Ama bundan sonra iyi bir şeyler yapmayı umuyorum.
Baxter Fraser: Belki dövüş sanatları eğitmeni olup insanlara kendilerini korumayı öğretirim... Yardım etmek istiyorum yani.
Marina Romanova: Evet, yardım demişken... Dışarıda halen bir sürü SOMBRA ajanı var. Onları bulmamıza yardım eder misin?
Baxter Fraser: Üzgünüm <Rütbe> <İsim> ama bu zamana kadar bütün ajanların Okyanusya'da yakaladıklarından ibaret olduğunu sanıyordum!
Baxter Fraser: Sadece büyükbaşlar kaç kişi olduğumuzu ve her birimizin nerede konuşlandığını bilebilir.
Marina Romanova: <İsim>, bunu söylemekten nefter ediyorum ama Angela SOMBRA hakkında bu kadar çok şey bildiğine göre örgütte epey rütbeli biri olmalı...
Marina Romanova: ...Kendisi her zaman aralarındaki çocuklar ve genç acemiler konusunda hassas olmuştur. Belki bize yardım edebilir?
Lars Douglas: Araya girdiğim için kusura bakma <İsim> ama Angela'dan bahsettiğini duydum. Eğer onunla konuşacaksan seninle gelmek istiyorum. Ona etmem gereken iki çift lafım var.

Angela'ya diğer SOMBRA ajanlarını sor.
Angela Douglas: Hayırdır <İsim>? Zaferinle böbürlenmeye mi geldin?
Lars Douglas: Hiç böbürlenecek havada değiliz! Dupont ölüyor!
Angela Douglas: Ölüyor demek... Eh, zaten yaşı kemale etmişti. Artık Büro'ya pek katkı sağlayamazdı.
Lars Douglas: Ciddi misin sen?! Böyle bir cümle sarf edebildiğine inanamıyorum!
Lars Douglas: Seni artık tanıyamıyorum Angela. Seni ilk tutukladığımızda daha merhametliydin. Bazı SOMBRA acemilerini yakalamamıza yardım etmiştin...
Angela Douglas: Mevzu bahis çocuklarsa iş değişir Lars. Nerede olduklarını bilsem bugün bile başka çocukları kurtarmana yardım ederim.
Lars Douglas: Yani geride kalan SOMBRA ajanlarının nerede olduklarını bilmiyorsun.
Angela Douglas: Hayır, nereden bilebilirim ki? Tüm SOMBRA ajanlarını tanıyabilecek iki kişi var. Biri El Rey, diğeri de Başkan Yardımcısı... ki kendisi öldü.
Lars Douglas: <İsim>, El Rey bize bir şey anlatmaz ama belki Başkan Yardımcısı'nın eşyalarını karıştırırsak bir şeyler yakaladız! Gidelim!
Angela Douglas: Lars, dur! En azından kızlarımı görmeme izin vermeyecek misin?
Lars Douglas: Yaptığın onca şeyden sonra seni kızlarımızın yanına yakşaltıracağımı mı sanıyorsun?
Lars Douglas: Angela, ayrıldığımız günden beridir çok düşündüm. Çok berbat dönemlerden geçtim ve her Allah'ın günü gözlerim seni aradı...
Lars Douglas: Bir gün yeniden bir araya geleceğimizin, SOMBRA için yaptıklarından pişman olduğunu ve beni halen sevdiğini söyleyeceğin günün hayaliyle yaşadım.
Angela Douglas: Seni halen seviyorum Lars.
Lars Douglas: Bir tarafım bir zamanlar tanıdığımı sandığım kadını daima sevecek. Ama her şeyin bir yalandan ibaret olduğunu kabullendim.
Angela Douglas: Yani... Bu bir elveda.
Lars Douglas: Aynen öyle. Elveda Angela. Sanırım bunun başka türlü bitmesine imkan yoktu.
(Angela Douglas ile konuştuktan sonra)
Lars Douglas: <İsim> ben... Şu anda bir şey soruşturabileceğimi sanmıyorum ama sanırsam Air Force One'a gidip Başkan Yardımcısı'nın eşyalarını yoklamamız gerekecek.
Lars Douglas: Carmen seninle birlikte uçağa gelebilir. Benim biraz kafamı boşaltmaya ihtiyacım var.

İncele: Air Force One.
Carmen Martinez: <İsim>, Lars Angela'yla konuştuktan sonra bayağı canı sıkkın görünüyordu... Ama yakında toparlar. Bir şekilde bu ilişkiyi sonlandırmaya ihtiyacı vardı.
Carmen Martinez: Ama şimdi SOMBRA ajanlarının kökünü kazımaya odaklanmalıyız. Üzerindeki etikete bakarsak bu evrak çantası Başkan Yardımcısı'nınmış. Hadi arayalım!

İncele: Evrak Çantası.
Carmen Martinez: <İsim>, Başkan Yardımcısı El Rey'in sağ kolu gibiydi. Evrak çantasından aldığımız USB bellekte önemli SOMBRA verileri olmalı! Hadi bunu Elliot'a götürelim!

Analiz et: USB Bellek.
Elliot Clayton: <İsim>, Kanada'da düşen uydudan aldığımız SOMBRA'nın sabit sürücüsündeki aşırı şifreli dosyayı hatırladın mı?
Carmen Martinez: Evet. O günden beridir gece gündüz o dosyayı kırmaya çalışıyordun.
Elliot Clayton: Evet, ta ki siz Başkan Yardımcısı'nın USB belleğiyle şu kapıdan içeriye girene kadar! İçindeki dosyaların arasına gizlenmiş, anlamsız gibi görünen bir rakamlar dizisi vardı...
Elliot Clayton: Sonra fark ettim ki bu meğersem SOMBRA dosyasının anahtarıymış!
Carmen Martinez: Eee, ne varmış içinde? İyi bir şey vardı de!
Elliot Clayton: İyinin de iyisi! <İsim>, buna inanamayacaksın! Dosya El Rey'in şahsi veri tabanıymış! Dışardaki bütün SOMBRA ajanlarının listesi var!
Carmen Martinez: Ne? İşte bu tam da aradığımız şey! Bu sayede SOMBRA'nın ağını komple çökertebiliriz!
Elliot Clayton: Üstelik bunu tek başımıza yapmamıza da gerek yok! Listeyi dünyadaki bütün emniyet teşkilatlarına dağıtabiliriz... Sonra da SOMBRA yerle yeksan olur!
Carmen Martinez: İşte bu <İsim>! Son durağa geldik! SOMBRA bir daha o çirkin yüzünü asla gösteremeyecek!
Carmen Martinez: El Rey şimdi de hava bassın da görelim! Aslında... Bence de <İsim>, gidip ona iyi haberleri ilk elden verelim!

El Rey'e SOMBRA'nın nihai yenilgisini bildir.
Carmen Martinez: Hiçbir şeyin kralı olmak nasıl bir duygu El Rey? SOMBRA çöktü çünkü!
Hector Montoya: O kadar uzun boylu değil <Rütbe> <İsim>! ABD'deki planımızı bozguna uğrattın ama SOMBRA halen yaşıyor!
Hector Montoya: Sağ kolumu öldürmenizden hiç hoşnut kalmadığımı itiraf ediyorum. SOMBRA'ya sadık bir müritti. Onu CIA ajanı olduğu günlerden beridir tanıyordum.
Carmen Martinez: Kesin rütbe atladıkça ABD istihbarat servislerini SOMBRA'dan uzak tutma konusunda epey faydası dokunmuştur!
Hector Montoya: Siz bu işe burnunuzu sokmasaydınız şimdi ülkeyi benim adıma o yönetiyor olacaktı! ABD'nin askeri gücünden faydalanarak yeni bir çağ başlatacaktık!
Hector Montoya: Ama merak etmeyin! Daha yok olmadık! Dışarıda halen bana çalışan ajanlarım var!
Carmen Martinez: İsimlerini uyduda sakladığın ajanlar mı? Hepsini biliyoruz! Tabii tüm dünyadaki emniyet teşkilatları da biliyor!
Hactor Montoya: Ne?! Onu nasıl becerdiniz?
Hector Montoya: Siz... Sizi zayıf, işe yaramaz yaratıklar! Planlarımı ne cürretle baltalarsınız! Güçlü olan benim! Kazanan benim!
Carmen Martinez: Hayır, sen kaybedensin! Çünkü <Rütbe> <İsim> SOMBRA'nın köküne kibrit suyu döktü!
Hector Montoya: Aptallar! SOMBRA dünyayı yeniden şekillendirecekti! Uğruna harcadığım her şeyi mahvettiniz!
Carmen Martinez: Aynen öyle. Şimdi sana sonsuza dek parmaklıkların ardında iyi çürümeler!
Carmen Martinez: Ve bizi hatırlaman için bir hatıra. Bunu aldığım yerde daha çok var <İsim>... Sen de bir tane ister misin?

Tekrar merkezde...
Sanjay Korrapati: Doğru mu duydum <İsim>? SOMBRA'yı temelli bitirdin mi gerçekten?
Elliot Clayton: Evet. Bütün SOMBRA ajanlarının listesi elimizde... Ve hiçbiri artık kanundan kaçamaz! SOMBRA bitti!
Carmen Martinez: El Rey'in suratını görmen gerekirdi! Çaresizce öfkelenmesi içimin yağlarını eritti!
Marina Romanova: Keşke bu kadar pahalıya mal olmasaydı. Halen Dupont'un ölüm döşeğinde yattığına inanamıyorum.
Jack Archer: Bu hepimiz için zor bir şey <İsim> ama Dupont tüm bunları ne için yaptığımızı hatırlamamızı ister.
Ingrid Bjorn: <İsim>, üstünü giyin! Özel bir BM kuruluna onur konuğu olarak davet edildik!
Jack Archer: Eh, önemli bir şeye benziyor. Keşke Dupont'ta gelebilseydi... Hep birlikte BM'de buluşalım <İsim>!

BM Genel Merkezinde...
Jack Archer: Vay be, ne kadar da... İhtişamlı bir kalabalık <İsim>. Bir sürü lider ve siyasi bir arada!
Sanjay Korrapati: Anne, benim de burada olmam mı gerekiyor? Takımım kaşıntı yaptı.
Carmen Martinez: Şşş Sanjay! Başlıyor!
Leila Malak: Bayanlar ve Baylar! Bugün uluslararası toplum ve özellikle de Amerika Birlaşik Devletleri adına oldukça çalkantılı bir gündü.
Leila Malak: Felaketten kıl payı kurtulduk. Bu barışın aslında ne denli pamuk ipliğine bağlı olduğunun sert bir göstergesi.
Leila Malak: ABD'nin kısa süre önce aldığı BM'den ayrılma kararına rağmen ilişkilerimizi koparmak yerine güçlendirmeye karar verdiğimiz için memnun olacağınızı düşünüyoruz.
James Hewett: Şey evet. Bizi geri aldığınız için teşekkürler arkadaşlar!
James Hewett: Yardımcım olacak o haine hiç güvenmemeliydim! Başından beridir aslında ülkenin kuyusunu kazmaya çalışıyormuş!
James Hewett: BM'den çıkma muhabbeti dışında Meksika ile aramıza duvar örmenin ABD dış ilişkilerini güçlendireceğini söyledi. Ama öyle olmadı! O duvarı yıkacağız!
James Hewett: Tabii buradaki tek suçlu danışmanlarım değil. Daha iyi... mahkeme etmeliydim. Bundan böyle daha iyi insanları dinleyeceğim.
Leila Malak: Bu tarihi günde başta dünyayı felaketten kurtaran <Rütbe> <İsim> olmak üzere tüm Büro çalışanlarını onurlandırmak isteriz!
Leila Malak: Onlar sayesinde buradan yeni umutlarla ayrılabiliriz. Dünya dayanışma içinde kalacak. Birlikte iyi şeyler yapabiliriz!
Leila Malak: <Rütbe> <İsim>, lütfen verebileceğimiz bu en büyük ödülü kabul et: BM Barış Ödülü!
Jack Archer: Vay be <İsim>, bu harika! Ve bunu kesinlikle hak ettin!
Jack Archer: Bunu Dupont'a göstermeliyiz! Hastaneye gidip kendisini görelim!

Ödülü Dupont'a göster.
Armand Dupont: Eee... Bana şu... BM kurulundan bahsetsene <İsim>!
Jack Archer: Keşke orada olsaydın Dupont! Herkes Büro'yu uzun uzun tebrik etti! Ve bu ödülü aldık!
Jack Archer: Kimse SOMBRA'ya doğrudan değinmedi ama belki de en iyisi ait oldukları yerde, yani karanlıkta unutulup gitmeleri.
Armand Dupont: Sizinle bu... Yolculuğun parçası olmaktan... Gurur duyuyorum.
Jack Archer: Dupont, iyi... Su falan ister misin?
Armand Dupont: Hayır, yanımda olmanız... yeter. Galiba... Vakit geldi.
Armand Dupont: Büyük işler... yapacağınızı biliyorum... Defterimi... Unutmayın...
Jack Archer: Unutmayız Dupont. Merak etme. Sen...
Armand Dupont: İyiyim <İsim>... Biraz yorgunum sadece.
Armand Dupont: Biraz gözlerimi kapatacağım...
Armand Dupont: ........
Jack Archer: Dupont...

Birkaç gün sonra...
Ingrid Bjorn: Bugün burada Armand Dupont'a hürmetlerimizi sunmak için toplanmış bulunmakdayız. Kendisi Büro için son derece kıymetli biriydi: Bilgili, zeki... ve hepsinden önemlisi cesurdu.
Ingrid Bjorn: Bizim için, davamız için canını hiçe saydı. Bu yüzden ona her daim minnettar kalacağız.
Sanjay Korrapati: Ölmesini bir türlü hazmedemiyorum <İsim>! O iyi birisiydi! En ufak bir yanlışı olmamıştı!
Carmen Martinez: Biliyorum evlat. Ama Dupont en azından huzur içinde vefat etti.
Lars Douglas: Artık eski bir kitap ya da karmaşık bir gelenek hakkında atıp tutmayacak olduğunu düşününce...
Elliot Clayton: Onunla hep maytap geçerdim ama... Gerçekten de akıllı bir adamdı. Bilgi konusunda hep heyecanlıydı.
Jack Archer: Hiç ona ayıracak vaktim olmazdı... Ama o bizi korumak için kendini kurşunun önüne attı!
Marina Romanova: En azından son anlarında yanı başındaydın <İsim>. Tek istediği iyiliğimiz ve ilgimizdi.
Grace Delaney: Dupont'a <İsim>! Onun için cennet dev bir kütüphane olurdu herhalde... Umarım şu anda öyle bir yerdedir!
Carmen Martinez: Dupont'a!
Jack Archer: Adieu Dupont! Seni tahmin edemeyeceğin kadar çok özleyeceğiz!

Herkes gittikten sonra...
Elizabeth Ripley: Hürmetlerimi sunmaya geldim Armand... Umarım ekibin gitmesini beklediğim için darılmamışsındır. Yaslarını bölmek istemedim.
Elizabeth Ripley: Böyle bittiği için üzgünüm. Senin her zaman aslan yürekli olduğunu biliyordum.
Elizabeth Ripley: Mekanın cennet olsun eski dostum!

İki hafta sonra...
Jack Archer: <İsim>, SOMBRA'yı bitirdiğimizden beridir ortalık bayağı bir sessiz.
Jack Archer: Aslına bakarsan son zamanlarda kendimi epey boşlukta hissediyorum... Dünyayı kurtardık. Bundan sonra ne var?
Ingrid Bjorn: Galiba uzun zamandır tereddüt ettiğim duyuruyu yapma vakti geldi.
Ingrid Bjorn: <İsim>, Büro SOMBRA'ya karşı mücadele etmek için özel bir kuvvet olarak kurulmuştu... Hedefimize ulaştığımıza göre işimiz burada biter!
Lars Douglas: SOMBRA yoksa Büro'da mı yok yani?
Elliot Clayton: İtiraf etmeliyim ki son zamanlarda epey bir iş teklifi gelmeye başladı...
Elliot Clayton: Ama sizinle çalışmaya da alıştım be. Ayrılmamıza üzüleceğim.
Jonah Karam: Ekibinin bir parçası olmak harikaydı <İsim>!
Carmen Martinez: SOMBRA avında varını yoğunu ortaya koydun... Ve başkalarının gözden kaçırdı ipuçlarını hep yakaladın!
Marina Romanova: Diğerleri bocaladığında moralleri yükselttin...
Grace Delaney: Ve sürekli bana en acayip cesetleri gönderdin!
Lars Douglas: Yürüdüğümüz yol zorluklarla doluydu <İsim>. Kimilerini ölüm, kimilerini de ihanet ayırdı bizden...
Jack Archer: Ama gittiğimiz yerlerden kurduğumuz dostluklara kadar, yaşamda büyük güzelliklerin olduğunu da gördük.
Carmen Martinez: Eğer yolumuz Hindistan'a düşmeseydi şimdi güzeller güzeli bir oğlum olmayacaktı!
Jonah Karam: Kuzey Afrika'daki soruşturmamız sayesinde ben de hayatımın aşkıyla tanıştım!
Elliot Clayton: Çılgın maceralar yaşadık <İsim>, mesela volkanik bir adada az kalsın havaya uçuyorduk!
Jack Archer: Hayırlıyor musun, Afrika'da bir antilop sürüsü neredeyse bizi eziyordu!
April Douglas: Çin'deki pandaları hatırlıyorum! Bir sürü sevimli panda!
Lars Douglas: Belli ki seyahatlerimizden epey güzel anı kalmış <İsim>. Ne maceralara girmişiz ama!
Ingrid Bjorn: Bizimle bu anları paylaştığın için teşekkürler <İsim>... Bizim ve dünyanın iyiliği uğruna yaptıkların için de.
Jack Archer: Doğruya doğru <İsim>... Hepimiz kendi yolumuza koyulduktan sonra seni özleyeceğim.
Grace Delaney: Hepimiz <İsim>'i özleyeceğiz. Birbirimizi de. Büro kapanıyor... Ama hayatlarımızda yeni bir sayfa açılacak.
Jack Archer: Yeni bir sayfa! Şimdi aklıma geldi! Dupont'un defterini hatırladın mı <İsim>?
Jack Archer: Okumaya fırsatın oldu mu? Dupont'un büyük büyük dedesi gerçekten de senin gibi bir dedektifle çalışmış! Üstelik birlikte nice maceralar yaşamışlar!
Üçüzler: Hadi anlatsana Jack Amca!
Jack Archer: Şimdi, öykümüz şöyle başlıyor: "Bugün Kuvvetlere yeni bir <Rütbe> katıldı."
Jack Archer: "Onunla karşılamaya rıhtıma gittim..."

Concordia, 19. Yüzyıl sonları...
Charles Dupont: Selamlar <İsim>. Concordia şehrine hoş geldin! Charles Dupont, emrine amadedir! Polis kuvvetlerinde birlikte çalışacağız!
Madeline O'Malley: Ben de Dedektif Madeline O'Malley. Gelmeni sabırsızlıkla bekliyorduk!
Madeline O'Malley: Hakkında bize yazılan tavsiye mektuplarına göz gezdirdim. Geçmişte yatıkların bir hayli etkileyici! Uçan Takım'a oldukça büyük katkılar sağlayacağından eminim!
Madeline O'Malley: Şimdi aracımızı bulup yola koyulalım! Yeni maceralar bizi bekler <İsim>!

*"Geçmişin Gizemleri"nde devam edecek!*

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki