FANDOM


Vaka Diyaloglar


-Criminal Case'te geçen bölüm...-
Jones: <İsim>, çok şükür bu badireyi de atlattık sonunda.
Jones: Kerry Ann bize kazık atmış olabilir, ama en azından kendi halinde gayet güzel yaşayıp gidiyor.
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! King seni ofisinde görmek istiyor. Kerry Ann Buxton hakkındaymış.
Jones: İti an... Allah bilir yine bizden "manevi değeri olan" bir şeyini bulmamızı isteyecektir.
Ramirez: Hayır, bu ciddi bir durum! O ÖLDÜ!!!
Jones: NEY?! ÖLDÜ MÜ?!?!


King: <İsim>, gördüğüm üzere Hank Buxton cinayetinin soruşturmasında bir şeyler eksik bırakılmış...
Jones: Ama Amirim! Hank Buxton'ın katili yakalandı! <Rütbe> <İsim> sonuna kadar götürdü ve başardı da!
King: Evet ama görüldüğü üzere, sonuna kadar gitmek bazen yeterli olmuyor. O yüzden bu sefer altına bakılmadık taş bırakmayın sakın!
King: Her neyse, sizden çevik ve sessiz hareket etmenizi istiyorum. Siz bu işe başlamadan basının bu olayın kokusunu almasını istemiyorum. Anlaşıldı mı?
Jones: Sonuna kadar anlaşıldı, Amirim! Gün henüz taze, o yüzden yılanın başını ufakken ezmek lazım.
Jones: Haydi <İsim>! Kaybedecek vaktimiz yok! O yüzden doğru Buxton Malikhanesine!

1. Bölüm

İncele: Yüzme Havuzu
Jones: Aman yarabbim, <İsim>. Kerry Ann'in suratına baksana: her yanı şişmiş! Sence bunu şırıngalar yapmış olabilir mi?
Jones: Kerry Ann çok tatlı birisiydi. Artık onun u rastgele konuşmaları ile uğraşmayacak olacağımızı bilmek bir garip geliyor, ne yalan söyleyeyim.
Jones: Onu bu halde görmekte ayrı bir koyuyor zaten. Hadi cesedini otopsiye gönderelim, belki Nathan bize gerçekte ne olduğunu söyleyebilir.
Jones: Şu flaş belleği yakalamakla iyi ettin! Bize başlamak için katı bir delil verebilir... tabii önce şifresini kırmak lazım. Bende senin kıracağını düşünüyorum!
Jones: Hee! Cam parçaları mı buldun? Yapboz konusunda üstüne adam tanımam. Yalnız dikkat ette bu seferkinde kendini keseyim falan deme, <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Önce adam, şimdi de karısı... ama ikisinden en çok acıyı kesinlikle Kerry Ann çekmiş!
Nathan: Suratına tam 57 tane kolajen şırıngası yemiş. Kasları taş gibi oluncaya kadar kasılıp sertleşmiş.
Nathan: Tabii derisinin gergedan derisine dönmesinden ötürü de nefes alamamış... ve boğulmuş.
Nathan: Kerry Ann'in yüz kaslarını analiz ederek suratına hangi kolajenin enjekte edildiğini buldum: "Botulicious", Greene PharmaCorp tarafından üretiliyor.
Jones: Bir saniye, Greene PharmaCorp'mu dedin sen? Hani şu Alden Greene'in ecza şirketi olan mı?!
Jones: Bu Greene denen adam şeytanın ta kendisi! Herif hapisteyken bile masum kadınlara ölüm saçıyor!
Nathan: Ama en iyi ipucumuz kesinlikle katilin Kerry Ann'i kelimenin tam anlamıyla ayaklarının altına aldığı gerçeği. Gördüğün gibi, göğsünün üst kısmında derin bir ayakkabı izi var.
Jones: Ayakkabı izi mi?! O zaman hiç vakit kaybetmeyelim, <İsim> bununla eşleşen bir şeyler bulacaktır!

İncele: Ayakkabı İzi.
Jones: Harika, <İsim>! Katilin, Kerry Ann'in göğsünü ezerken ki giydiği ayakkabı modelini şıp diye buldun!
Alex: Selam <Rütbe> <İsim>, ne yapıyors... Hey! Dur bir dakika! Bu ayakkabıları biliyorum! Bunlar PLIGMA'nın efsanevi "Hava Yastıklı" modelleri! Bunlar WeBuy'da tam 18 milyon dolar değerinde!
Jones: Harbi mi? İyi de hangi Allah'ın kulu bir ayakkabıya o kadar vermek ister ki? Bu model hakkında başka ne biliyorsun peki, Alex?
Alex: 1989 yılında 20 tane model üretilmiş. ABD yapımı, geleneksel dikim, doğal kauçuk, ince Fransız keteni, anlayacağın hafta sonu giydiğin ayakkabılardan değil.
Jones: Anlaşılan Akçaağaç Tepelerinin insanlarının diğer döküntü tipleri sollamak için yapmayacakları şey yok. Ki buna ayakkabılar da dahil.
Jones: Her neyse <İsim>, senin ve Alex'in verdiği bilgi sayesinde artık katilimizin son derece pahalı ve nadir bulunan PLIGMA spor ayakkabıları giydiğini biliyoruz!

İncele: Kırık Cam Parçaları.
Jones: Vallaha senin dışında, kırılmış bir şırıngayı bu kadar kısa bir sürede onaran birisini daha tanımıyorum, <İsim>!
Jones: Dur bir saniye! Bu Kerry Ann'in suratına saplanmış şırıngaların aynısından!
Jones: Allahtan bu, diğerleri gibi havuzun dibini boylamamış. Doğru dedin, Kerry Ann'in suratına bakacak olursak eğer, bu kesin ve kesin cinayet silahımız.
Jones: Tabii birde katilin bununla Kerry Ann'e saldırdığını düşünürsek şayet, bu şırıngaya yakından bakmamız icap edebilir.

'İncele: Flaş Bellek.
Jones: Helal olsun sana <İsim>! Kerry Ann'in yüzme havuzunda bulduğun flaş belleği rekor sürede açtın! Pekala, ne varmış içinde?
Jones: NEY?! Kerry Ann'in çıplak fotoğrafları mı dedin?! Bak, bayağı bildiğin çıplak, öyle değil mi?
Jones: Tabii soruşturmanın hatırına Kerry Ann'in resimlerine daha bir yakından bakmamız gerekecek, değil mi, <İsim>? Şimdi Alex'i böyle vıttırıvızzık şeylerle rahatsız etmek çok yersiz olur, ha uygunsuz olacağını söylemiyorum bile.
Jones: Doğru dedin <İsim>! Arka plana bakacak olursak, bu fotoğraf bir lüks taksi deposunda çekilmiş.
Jones: Tabii keskin gözlerin sağ olsun, jantın üstündeki şirket logosunu da fark edebildik. Şirketin adı "Imperial Coaches"!
Jones: Doğru dedin <İsim>, resimin çekildiği tarihe bakarsak eğer, bu resim, Kerry Ann'in ölümünden kısa bir süre önce çekilmiş. O zaman şu "Imperial Coaches" ofisine bir bakalım derim ben!

İncele: Taksi Deposu.
Jones: Kartın üstündeki yazı solmuş <İsim>. Geri düzeltebilir misin?
Jones: Tabii şu dosya içinde aynısı geçerli. İşimize yarar mı bilmem ama, bunu öğrenmenin tek bir yolu var.
Jones: Bir dee... parçalanmış bir afiş mi? Anlaşılan ne kadar basamak çıkarsan çık, kağıt işleri gibi ıvır zıvırdan asla kurtulamazsın!

İncele: Şırınga.
Jones: Bravo <İsim>! Katilin yüzme havuzunda bıraktığı şırınga dan damlalar çıkarmayı başardın!
Jones: Haydi bunu Grace'e gönderelim. Böyle şeylerden bir ipucu çıkarsa çıkarsa ancak o çıkartır.

Analiz et: Damlalar.
Grace: <İsim>, o şırınga da bulduğun damlalar ter. Katil Kerry Ann'i öldürürken kendinden geçmiş olmalı!
Grace: Ter damlalarını analiz ederken ilginç bir şekilde serotonin kalıntılarına rastladım. Depresyon tedavisinde kullanılan bir molekül, daha çok ilaç tedavisinde kullanılıyor.
Grace: Bu da demek oluyor ki, katiliniz anti-depresan kullanıyor!
Jones: Aman yarabbim, katilimiz bir sürü mutluluk hapı aldığı halde bile insanları öldürme ihtiyacı duyabiliyor.

İncele: Soluk Kart.
Jones: Başardın <İsim>! Lüks taksi deposunda bulduğumuz bu kartı eski haline döndürdün!
Jones: Bakalım kime aitmiş: "Dwayne Vermont, fotoğrafçı". Kadınsı görünüşüne bakacak olursak şayet, ne tür fotoğraflar çektiğini tahmin etmek pekte zor olmasa gerek!
Jones: Haklısın <İsim>! Kesinlikle Kerry Ann'in kışkırtıcı resimlerinin arkasındaki kişi o!
Jones: Katılıyorum: bunu anlamanın tek yolu onunla konuşmak!

Vermont'a Kerry Ann'in fotoğraflarını onun çekip çekmediğini sor.
Jones: Bay Vermont, Kerry Ann ile öldürülmesinden kısa bir süre önce, fotoğraf çekimi için buluştunuz mu?
Dwayne: Ne?! Kerry Ann öldürüldü mü?! O zaman... demek oluyor ki...
Dwayne:... yeni ölmüş bir ünlünün fotoğraflarını çeken kişi ben oluyorum! Yaratacağı şok etkisinin değerini düşünsenize! Fotoğraflar deli gibi satacak!
Jones: Kerry Ann'in ölümünden fazla heyecanlanmış gibisiniz. Tahminimce onu sadece bir para kaynağı olarak görüyordunuz?
Dwayne: Hayır, öyle demek istemedim! Kerry Ann'i severdim. Onunla "Kerry Ann, Grimsborough'ya Açılıyor" programının setinde karşılaşmıştım.
Dwayne: Milletin ondan sıkıldığının farkındaydı. İşte bu yüzden, benim objektifim önünde soyunarak poz vermeye karar vermişti... Şimdi de dergi kapaklarına yerini alacak!
(Dwayne ile konuştuktan sonra)
Jones: Off, şu Vermont amma ürkünç bir herif, ha! Ayrıca açgözlü gibi de duruyor!
Jones: Kerry Ann'in böyle iğrenç bir duruma çekilmeye hazır olduğunu bilmekte fena dokunuyor, kariyerini iyileştirmek için böyle bir pısırığa poz vermek...

İncele: Soluk Dosya.
Jones: Beni şaşırtmaktan asla geri kalmıyorsun, <İsim>! Bu dosyadaki içeriği dakikasında ortaya çıkardın. Bakalım bize ne söyleyecek.
Jones: Hah, bu dosya aslında Kerry Ann'e karşı yazılmış olan bir şikayet dilekçesi, hemde... Jamie Buxton diye birisi tarafından, ki kendisi de Buxton Ailesinin bir üyesi!
Jones: Şunu unutmayalım ki Akçaağaç Tepelerinin insanları en az golf oynamak ve kol düğmeleri takmak kadar birbirlerine dava açmaya bayılıyorlar.
Jones: Bu şikayet dilekçesi, her ne kadar Hank Buxton cinayetinde Kerry Ann'in suçsuzluğunu kanıtlamış olsan da, Buxton ailesinin onunla henüz işlerinin bitmediğini gösteriyor.
Jones: Geçmişten de bildiğimiz üzere Buxton ailesinin üyeleri ya kurban oluyor, ya da katil. Hadi şu Jamie Buxton ile bir konuşalım da o hangi taraftanmış öğrenelim!

Jamie Buxton ile Kerry Ann'e açtığı dava hakkında konuş.
Jones: Bayan Buxton, <Rütbe> <İsim>, Kerry Ann Buxton hakkında açtığınız davanın dosyasını buldu. Ona karşı açılan bu davanın amacı neydi?
Jamie: Bak <Rütbe> <İsim>, dedemin katilini yakalayanın sen olduğunu biliyorum, o yüzden sana teşekkür etmeliyim. Fakat bu davanın sizi neden bu kadar ilgilendirdiğini anlamış değilim.
Jones: Bizi ilgilendiren yanı şu, Bayan Buxton, Kerry Ann Buxton öldürüldü. O yüzden tekrar soruyorum: neden onu mahkemelik ettiniz?
Jamie: Nasıl? Yani şimdi siz bana, bütün memleketi dolanıp en iyi avukatları boşuna tuttuğumu mu söylüyorsunuz? Korkak tavuk! Benimle mahkemede yüzleşmek yerine ölmeyi tercih etti demek!
Jamie: O mahkeme, onu toplum önünde rezil etmek için tek şansımdı! O para hırsızı şıllık dış görünüşünü kullanarak dedemin parasını ve servetini çalıyordu ve bende buna öyle seyirci kalamazdım!
Jamie: Tabii birde bardağa dolu tarafından bakmak lazım. Yani artık öldüğüne göre, dedemin parasını çalamayacak. İlahi adalet işte.
Jones: Pekala... Bayan Buxton, soruşturma bitene kadar şehri terk edemezsiniz.
Jamie: Olur, ihtiyacınız olursa eğer, beni Halifax Otelinde bulabilirsiniz. Tavus Kuşu süitini gördünüz mü? Fazla abartılmış!
Jamie: Ne Feng Şui standartları, ne bir yerden ısıtma, resmen daha ucuz bir oda istemek zorunda kaldım, utanç verici!
(Jamie ile konuştuktan sonra)
Jones: Sanki Buxton ailesinden yeterince çekmemişiz gibi, birde başımıza torunları çıktı!
Jones: Ama en önemlisi, dedesinin parasını geri almak için son derece kararlıydı. Tabii Kerry Ann'in ölümünün de buna katkısı epey bir fazla!
Jones: Tabii, şimdi dua edelimde Jamie, büyük-büyükannesinin katillik özelliğini almış olmasın...

İncele: Parçalanmış Afiş.
Jones: Helal olsun sana <İsim>! Yeteneklerin sayesinde bu afişi eski haline döndürdük! Üstelik bu Başkan Johnson'ın seçim kampanyasından!
Jones: Bak, üstünde bir imza var: "Çok sevgili ve değerli destekçim Kerry Ann'e."
Jones: Sence de bir imza için biraz fazla afili değil mi? Ayrıca Kerry ann'in Başkanın kampanyası ile alakası olduğunu öğrenmekte biraz tuhaf gibi!
Jones: Ama sana sonuna kadar katılıyorum <İsim>! Başkanın Kerry Ann'i ne kadar iyi tanıdığını öğrenmeliyiz!

Johnson'a afiş üzerindeki mesajı sor.
Jones: Bay Johnson, seçim kampanyanızdan ötürü son derece meşgul olduğunuzu biliyoruz fakat...
Jones:... <Rütbe> <İsim> üzerinde Kerry Ann Buxton'a özel bir imzanızın bulunduğu afişlerinizden birini buldu.
Howard: Cidden kusura bakmayın, ama dediğiniz gibi, son derece meşgulüm, o yüzden de her verdiğim imzayı hatırlamaman gayet normal... Yalnız "özel"den kastınız nedir tam olarak?
Jones: Cümlelerinize bakacak olursak eğer, Kerry Ann'i uzun bir süredir tanıyormuşsunuz. Ve kendisi bu sabah ölü bulundu.
Howard: Kerry Ann öldü mü? Ama nasıl olur? Bu çok kötü!
Howard: Dürüst olmak gerekirse, Bayan Buxton ve ben bir kaç kez yardım kampanyalarında karşılaşmıştık. Onun cazibesinden etkilendim, doğru, ama ona o kadar da dikkatimi vermedim.
Howard: Ve tabii ki bir başkan ayayı olarak ta, herkese bir nebze şirin görünmek zorundayım.
Jones: Pekala, yardımınız için teşekkürler ve rahatsızlık verdiğimiz için de kusura bakmayın, Sayın Başkan. Şimdilik sizi işlerinizle baş başa bırakıyoruz.

Daha sonra karakolda...
Jones: Kerry Ann'in öldüğüne halen inanamıyorum... Kim öyle tatlı bir insanı öldürmek ister ki?
Ramirez: <İsim>! Bu... inanamazsın... koştum ve... gitmen lazım... Greene! Greene!
Jones: Nasıl yani? Ramirez, Allah rızası için onca yolu beni hamburger ve kurabiye yemem konusunda uyarmak için koştuğunu söyleme lütfen...
Ramirez: Hayır öyle değil! Greene, Alden Greene! Hapisten çıkmış!
Jones: NE DEDİN SEN?!?!

2. Bölüm


Ramirez: <Rütbe> <İsim>, buna inanamazsın! Alden Greene, hapisten salınmış!
Jones: Ama bu imkansız! <İsim> onun Rachel Priest'i öldürdüğünü ispatlamıştı! Ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmişti!
Ramirez: Görüldüğü üzere Greene, prosedür ihlalinden faydalanmış ve 5000 dolar kefalet ile serbest bırakılmış!
Jones: Anasını... Buna düpedüz toplum yozlaşması derler!!! O zaman biz ne b*k yemeye bu adamları içeriye tıkıyoruz?!?!
Ramirez: Greene'in "Tavus Kuşu Süiti"nde verdiği basın toplantısı sırasında duyurulmuş. Herif harbiden de nasıl rahat yaşayacağını biliyor!
Jones: Bakalım beyefendi onu hücresine geri tıktığımızda da bu kadar rahat yaşayabilecek mi! Doğru dedin <İsim>, bu konuyu Amir ile bizzat görüşsek iyi olacak!

İki saniye sonra...
Jones: Amirim! Alden Greene hapisten salınmış! Ama bu nasıl olur?
King: Eyvallah, Jones! Ama zaten haberim vardı!
Jones: Buna müsaade edemeyiz! Onu o sıçan deliğine geri sokmalıyız!
King: Jones, senin gibi bir polisin mahkemenin kararlarına karşı çıkamayacağımızdan haberi olduğunu düşünüyorum!
Jones: A...Ama...


Jones: Vay arkadaş, Amirin Greene karşısında bu kadar aciz düştüğüne inanamıyorum!
Jones: Haklısın <İsim>, iyisi mi soruşturmamıza geri dönmek! Şimdi elimizde neler var... Kerry Ann, yüzüne enjekte edilen kolajen şırıngaları ile öldürüldü ve...
Jones:... Evet, <İsim>! Kerry Ann cinayetinde kullanılan kolajen maddesi Greene PharmaCorp tarafından üretiliyor! Sence bir ipucu olabilir mi?
Jones: Alden Greene'e giden bir ipucu hemde! Şu soytarıdan bir takım cevaplar alma vakti geldi de geçiyor, <İsim>!
Jones: Tabii bir de şu basın toplantısı yaptığı "Tavus Kuşu Süiti"ne de bir bakalım, doğru. İşimizi kesinlikle şansa bırakamayız!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on FANDOM

Random Wiki