Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Gecenin Sonunda/Diyaloglar

< Gecenin Sonunda

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments6 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Geceninsonunda.png

Frank Knight: <İsim>, sence Amy'nin bugünkü vardiyasını almalı mıyım? Kızın başına gelmedik kalmadı, biraz istirahate ihtiyacı var!
Frank: Amy'nin memleketi hiçte hayal ettiğim gibi tatlı ve masum bir yer değilmiş... Abisi tekerlekli sandalyede, annesi desen tam bir cadaloz...
Frank: Tabii eski sevgilisinin bir yamyam olduğunu çocukluk arkadaşının öldürüldüğünü de unutmamak lazım! Bütün bunlar benim başıma gelse, şimdi kendimi içkiye vurmuştum!
Amy Young: Düşüncen için sağ ol, Frank. Fakat ailem veya geçmişim seni ilgilendirmez. Yoksa benim çalışmak için uygun olmadığımı mı ima etmeye çalışıyorsun?
Frank: Amy! Seni görmemiştim... fakat, ben öyle bir şey ima etmedim!
Amy: İyi o zaman, çünkü Amir Marquez benden işimi yapmamı bekliyor. Tabii <İsim>'de.
Amy: Biraz temiz hava bana iyi gelir! <İsim>, vardiyamız başlamadan bir yürüyüşe çıksak mı?

-Daha sonra köprünün orada...-
Amy: <İsim>, sence Frank'e fazla mı sert davrandım? Yani kötü bir niyeti olmadığını biliyorum ve... aslında haklı da. Başıma gelmedik kalmadı.
Amy: Fakat çalışmak, kişisel sıkıntıları unutmak için en iyi yöntemdir. Ve seni yarı yolda bırakmayı hiç istemem. Biraz yürüyüş bana iyi gelir, ve...
Amy: Olamaz! Yoksa o...
Amy: Kusura bakma <İsim>. Derin nefes al. Ben... iyiyim. Şuradaki köprüye yakından bakmak için sonuna kadar hazırım.

1. Bölüm

İncele: Kapalı Köprü.
Amy Young: Aman Yarabbim, bu adamı tanıyorum! Bu Roberto Vasquez, hani şu Aşk Köyünde beni kraliçesi yapmaya yeltenen herif!
Amy: Roberto'nun kısa bir süre önce saldırıya uğramış olabileceğini mi söylüyorsun <İsim>? Sence bu, efsanenin gerçek olduğunu kanıtlamak için, Uyurgezeri filme almış olması ile mi alakalı?
Amy: Tabii artık öldü! Ben cesedi Roxie'ye gönderirim!
Amy: Bir saniye, bir tane kağıt gemi mi buldun? Ve üzerinde "gezer" mi yazıyor? Kağıdın suda kalan kısmındaki yazıyı hızlıca geri getirebilir misin?
Amy: Bu kurbanın cep telefonu mu? Sence bunun kilidini açıp...
Amy: Hey! O da neydi öyle?!
Duncan Young: Selam <Rütbe> <İsim>! Selam bacım!
Duncan: Hey, bir saniye... oradaki şey bir ceset mi? Şimdi başım dertte, değil mi?
Duncan: Cinayet mahalline girdiğim için kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Prosedürü biliyorum: şimdi beni sorgulaman gerekecek. Sen hazır olana kadar ben burada beklerim.

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: İçeceğine biraz buz ister misin <İsim>? Kurbandaki buz saçaklarına ne dersin? Müthiş bir silah: Eridiğinde asla kanıt bulamazsın!
Roxie: Tabii biz dağda, sıfır derecenin altında olduğumuz için durum değişebiliyor, haha! Roberto'nun vücudundan hala daha küçük olan bir kaç buz saçağı dışarı çıkıyor. Sadece kalbine saplanmış olan saçak eksik.
Roxie: Ve bir şey daha var <İsim>. Ben ne olduğunu çıkartamadım ama neyse ki Russell buralardaydı!
Russell Crane: Hey <İsim>! Kurbanın tişörtünü görüyor musun? Üzerinde "Hükumet Bilgiyi Reddediyor" yazıyordu ama şimdi bazı harfler eksik. Katil onları kesip çıkarmış olmalı! Bu bir mesaj!
Amy: Anlıyorum: Şimdi H KU ET BİL İYİ R DDED YOR yazıyor. Ama... Bu nasıl bir mesaj olabilir ki Russell? Hiçbir anlam ifade etmiyor!
Russell: Çünkü asıl mesaj eksik harflerden oluşuyor! Ü-M-G-E-İ-Y-O-R.
Amy: Hala anlamıyorum! Hala sadece bir harf yığını!
Russell: Neredeyse tam olarak ÖLÜM GELİYOR cümlesini oluşturabilen bir harf yığını. Tıpkı bir anagram gibi. Ve bunun bir cesedin üzerine yazılmış olabileceğini düşünecek olursak katilin ne demek istediği kesinlikle şüphe götürmüyor.
Amy: Demek katil bu harfleri kurbanın tişörtü üzerinden <İsim>'e bir mesaj göndermek için kesmiş öyle mi? Dehşet bir çengel bulmaca gibi!
Russell: Aynen öyle! <İsim>, bulmacaları seven bir katil arıyoruz! Ne müthiş bir suç zekası!

Duncan Young'a cinayet mahallinde ne işi olduğunu sor.
Duncan Young: <Rütbe> <İsim>, sırf abisiyim diye Amy'nin bana farklı davranmasına müsaade etme. Sorgulanmam gerektiğini biliyorum. Bir zamanlar bende bir polistim, hatırladın?
Amy: Fakat... <Rütbe> <İsim>'in sana ne sormak isteyeceğini bilmiyorum, Duncan. Roberto'yu senin öldürmüş olduğun düşüncesi bile deli saçması!
Duncan: Peki, bir kaç tane işinize yarayabilecek bir şeyler biliyorum: Roberto Uyurgezer konusunda oldukça takıntılıydı. Hatırlarsan <Rütbe> <İsim>, fotoğraflarını birlikte bulmuştuk.
Duncan: Roberto Uyurgezerin karşısına çıkmış olmalı! O efsaneyi fazla eşeleyen herkes, sonunda kendi mezarını kazmış oldu!
Duncan: O yüzden dikkatli ol <Rütbe> <İsim>! Ve Amy, kendisini tehlikeye atan polislerin başına neler geldiğini biliyorsun... Ama eminim ki uygun vakit geldiğinde doğru seçimi yapacaksın.

İncele: Kağıt Gemi.
Amy: <İsim>, kurbanın yakınında bulduğumuz kağıt gemideki yazıyı kurtarmayı başardın! Bakabilir miyim?
Amy: Dur biraz, bu sözcükleri biliyorum! "Kuşlar cıvıldamaya çekinirse... Ve rüzgar bir esinti getirirse... Bir gölge çıkıverir birdenbire... Gezer ziyaret eder bizi bu gece!"
Amy: Bu, Uyurgezer hakkındaki eski bir ninni! Ebeveynler bunu çocuklarını ormandan uzak tutmak için söylerler! Küçükken beni iliklerime kadar tırstırırdı!
Amy: <İsim>, sence katil bu mesajı bizi korkutmak için mi bıraktı? O zaman bu geminin nereden geldiğini bulmamız gerek!
Amy: Hımm, haklısın: Kağıt hafiften ıslanmış, yani gemi suda bir kaç dakika geçirmiş... Yazının silinmesine yetecek kadar bir süre... Fakat batmasına yetecek kadar değil!
Amy: Ve gemi eğer bundan beş dakika önce akıntı yönünde bırakılmışsa eğer, o zaman gemi dağın zirvesinden gelmiş olmalı! Harika bir çıkarım yaptın <İsim>! Hadi oraya gidelim!

İncele: Dağın Zirvesi.

İncele: Kağıt Yığını.
Amy: <İsim>, o kağıt yığınının arasından bir poster mi çıkardın?
Amy: Bir bakalım: "Dikkat: Uyurgezer diye bir şey yoktur!" Sence yürüyüş yoluna bu posteri kim asmış olabilir?
Amy: İyi yakaladın: altında bir tane pul var!
Amy: <İsim>, acaba bunu hangi belediyenin çıkardığını bulmamız için, bu pulu veri tabanında arayabilir misin?

İncele: Pul.
Amy: Hımm, yürüyüş yolunun kenarında bulduğun posterdeki pul Aşk Köyü'nün Belediye Başkanı'ndan mı gelmiş?
Amy: Haklısın <İsim>, Başkan Bower ile daha önceki soruşturmalardan birinde karşılaşmıştık...
Amy: Üstelik seçim bölgesi olan Aşk Köyü'de dağların hemen dibinde. Ama sana katılıyorum, yani onun Uyurgezerin varlığını inkar eden posterler çıkartması tuhaf.
Amy: Haklısın <İsim>: İyisi mi Başkan Bower'a bu posteri niçin çıkarttığını soralım!

Başkan Bower'a Uyurgezer posterini sor.
Désiré Bower: Bu Uyurgezer efsanesi iyice kontrolden çıkmaya başladı <Rütbe> <İsim>. Birilerinin buna bir dur demesi gerekiyor! Bu yüzden bu posterleri asıyorum!
Amy: Başkan Bower, kapalı köprünün orada bir adamın öldüğünden haberiniz vardır herhalde? Bu, Uyurgezer ile doğrudan bağlantılı olan ikinci cinayet, ki diğer kaçırılma olaylarını saymıyorum bile!
Désiré: Yani? Bunun 19. Yüzyıldan kalma bir hayaletin işi olduğunu mu ima etmeye çalışıyorsunuz? Polisin yaşayan suçluları kovaladıklarını sanıyordum.
Désiré: Bakın, iyi bir korku hikayesine herkes gibi bende bayılırım! Fakat şu Uyurgezer denen şey, Beyaz Tepelere bir sürü tuhaf tiplerin gelmesine neden oldu.
Désiré: Misal şu sinemacı kız. Onu Uyurgezer öldürmedi! Kendi yapımcısı öldürdü! Bir kaçık başka bir kaçığı öldürüyor, üstelik Aşk Köyü'ne çok yakın bir yerde!
Désiré: Eğer ne zaman hepsi pılını pırtını toplayıp giderse, bizde o zaman topluca birbirimize sarılarak bütün bu cinayetleri unutabiliriz!

İncele: Korkuluk.
Amy: Harika <İsim>, o korkuluğun üzerindeki kumaştan iplikler almayı başardın! Hadi bunları laboratuvara gönderelim!

Analiz et. İplikler.
Yann Toussaint: Merhaba <İsim>. Korkuluktan aldığın iplikler eski bir tişörte aitmiş. Kumaş yıprandığı için solmuş gibi görünüyorlar...
Yann: Ama mikroskop altında ipin ekoseli yeşil kumaşa ait olduğunu görebildim.
Amy: Ne dedin <İsim>? Ekoseli yeşil bir tişört giyen birini tanıdığını mı söylüyorsun? Ormanda yaşayan ve insanları korkutmayı seven biri mi?
Amy: Ah, bölgedeki şu münzevi Allen Muir'den bahsediyorsun! İnanılmaz bir hafızan var <İsim>! Haklısın, yürüyüş yapan insanları korkuttuğuna dair şikayetler almıştık. Hatta bazıları onun Uyurgezer olduğunu düşünüyor.
Amy: Ayrıca bu, korkuluğu da onun yapmış olabileceği anlamına geliyor! Katılıyorum <İsim>, hadi gidip Allen ile konuşalım!

Allen Muir'e yaptığı ürkütücü korkuluğu sor.
Allen Muir: Evet, o korkuluğu ben yaptım. Amacı insanları korkutmaktı! Kuşlar tıpkı o eski manideki gibi cıvıldamaya çekiniyor!
Amy: Yine şu tekerleme! O kağıt gemiyi de mi sen yaptın? Amacın Roberto'yu öldürmeden önce onu tehdit etmek miydi?
Allen: Ben kimseyi tehdit etmedim! Kimseyi öldürmedim! Ben sadece kötülüğe karşı duran, ihtiyar bir adamım! Beni dinlemen için kaç insanın daha ölmesi gerekiyor, <Rütbe> <İsim>?
Allen: Evinize gidin ve kapılarınızı kilitleyin, şapşallar! Gezer bu gece SİZİ ziyaret edecek!

İncele: Cep Telefonu.
Amy: Harika <İsim>, kurbanın telefonunu açmayı başardın! Pekala, hadi bunu Hannah'ya gönderelim.

Analiz et: Kurbanın Telefonu.
Hannah Choi: <İsim>, bu telefonu bulman çok iyi oldu! Son soruşturmanı hatırlıyor musun? Roberto'nun Uyurgezeri görüntülemeye çalıştığını öğrenmiştin...
Hannah: Görünüşe bakılırsa Roberto öldürüldüğünde telefonuyla görüntü kaydı yapıyormuş. Otur <İsim>, sana görüntüleri göstereyim!

-Roberto'nun telefonundaki görüntü kaydı...-
Roberto Vasquez: Az önce Uyurgezeri gördüm! O kadar yakındı ki neredeyse ona dokunuyordum!
Roberto: Yüzünde bir maske vardı ama çok değişik bir kokusu vardı: Böğürtlen!
Roberto: Bunu tekrar hissediyorum! Koku giderek daha da güçleniyor...
Roberto: Geri döndü!!! Hayır, lütfen beni öldürme...

-Yeniden laboratuvarda...-
Amy: Roberto bu mesajı kaydederken Uyurgezer gölgelerin içinde geziniyordu, öyle mi?
Amy: Belki de konuşmak yerine sessiz kalsaydı hala hayatta olabilirdi!
Amy: Haklısın <İsim>, Roberto hayatını kaybetti ama bize hayati bir ipucu verdi: Katil böğürtlen kokusu olan biri! Böylesine bir canavar için çok masum bir şey!

Daha sonra, dağın zirvesinde...
Amy: <İsim>, artık neye inanacağımı bilmiyorum! Sadece üşüyorum, kafam karışık ve kendi öz abimin bu işe bulaşmış olmasından ötürü endişeleniyorum.
Amy: Haklısın, duygusallaşmadan önce elimizdeki delillere bir baksak iyi olacak. Katilin efsanevi Uyurgezer kılığında dolandığını biliyoruz...
Amy: ...Bu da Başkan Bower'ı yarış dışı bırakıyor, değil mi? Yani, pembe takım elbise giyen bir adam nasıl Uyurgezer olabilir ki?
Amy: Diğer yandan Allen Muir, Uyurgezer efsanesini kullanarak insanları bölgesinden uzak tutmaya çalışıyor...
Amy: ...
Amy: Bu Uyurgezer! Katil peşimizde <İsim>!

2. Bölüm

Amy Young: ...
Amy: Sende o tuhaf sesi duydun mu <İsim>?! Artık neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu kestiremiyorum!
Amy: Uyurgezerin peşinde olduğumuzu bilmek bile kanımı donduruyor...
Amy: Ve abimin Roberto Vasquez cinayetinde bir şüpheli olması da kafamı karıştırıyor...
Amy: Olamaz! Yine aynı ses!
Amy: Ses şuradaki tepeden geldi! Tir tir titriyorum, ama seninle her yere gelirim <İsim>!

İncele: Buz Mağarası.
Amy: Allah'ım sana geliyorum...! O buzdan duvarın içindeki şeyler insan cesedi mi?! Hepsi donmuş! Ölmüşler!
Amy: <İsim>, sence bu Uyurgezerin barınağında bulunduğumuz manasına mı geliyor?!
Amy: O zaman bu cesetler dağda kaybolan insanlara ait olmalı, haklısın!
Amy: Merkez? <Rütbe> <İsim> Uyurgezerin barınağını buldu! Cesetleri buzdan çıkarmak için uzmanlara ihtiyacımız var!
Amy: Haklısın <İsim>: Bu eli derhal Roxie'ye yollamalıyız! Kaybedecek vaktimiz yok, ve bu el sayesinde en azından cesedin kime ait olduğunu tanımlayabilir!
Amy: Bir tane de harita bulmuşsun! Üzerindeki soluk işaretleri tekrardan açığa çıkartabilir misin?
Amy: Hımm, şu şey erimiş bir kardan adam mı? Sen onun içini ararken ben bakmak bile istemiyorum. Böyle bir yerde bir kardan adamdan bile uğursuz bir şeyler çıkabilir!

İncele: Erimiş Kardan Adam.
Amy: Öyk, o erimiş kardan adamın içinde bir adet göz mü buldun? Bu iğrenç!
Amy: Ah, bu sahte bir göz mü dedin? Fiyuuv!
Amy: Ayrıca üzerinde bir çeşit yazı olduğunu mu söylüyorsun? Ah evet, o kadar küçük ki göremiyorum bile! Bir insan neden sahte bir gözün üstüne yazı yazar ki...
Amy: Sebebi her neyse, içimden bir ses bu gözün bize bir kabus yaşatacağını söylüyor. Ama mesajı açığa çıkarmak istiyorsan <İsim>, daima senin arkandayım!

İncele: Sahte Göz.
Amy: Sahte gözün üzerindeki mesajı açığa çıkarmayı başardın <İsim>! Ne yazıyor? "Yanılıyorsun, Roberto! Dr. Crane."
Amy: Hımm, bu çok komik çünkü tanıdığımız bir Dr. Crane var, değil mi <İsim>? Russell'ın soyadı Crane ve o bir Doktor!
Amy: Bir saniye, bu hiçte komik değil! Lütfen bu uğursuz gözün Russell'dan gelmiş olduğunu söyleme!
Amy: <İsim>, sence ben mi hemen kötü sonuçlara varıyorum, yoksa... sende bunun Russell'ı bir şüpheli yaptığını mı düşünüyorsun?
Amy: Pekala, hadi gidip Russell ile konuşalım. Dünyam bir kez daha başıma yıkıldı...

Russell'a kurbana gönderdiği mesajı sor.
Amy: Russell, umuyorum ki bu sahte göz için bir açıklaman vardır, çünkü bu soruşturma yüzünden çığlıklar atmaya ve çığlıklar duymaya başladım, ve...
Russell Crane: Yorgun görünüyorsun, Amy. Derin nefes al ve tekrardan dene. Canını sıkan şey nedir?
Amy: Russell, durum ciddi! Neden kurbana bu korkunç mesajı gönderdin?
Russell: Sanırsam zavallı Roberto'ya eşek şakası yaptığım için suçlu durumdayım! Uyurgezer hakkındaki teorilerini okuyordum. Ne kadar da amatör işiydi!
Russell: O yüzden bit pazarından o gözü aldım ve Roberto'ya onun, hikayesi efsane olan savaş gazisine ait olduğunu söyledim. Nasıl da yuttu ama!
Amy: Russell, artık seni tanıyamıyorum! Zavallı Roberto'ya çok gaddarca davranmışsın! Ve işin daha da kötüsü: Tam da <İsim> senin yeteneklerine her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğunda sen gittin ve kendini bir şüpheli yaptın!
Russell: Pekala <İsim>, o zaman insanları tek başına yargılaman gerekecek. Aklını kullan: Uyurgezer herhangi biri olabilir!
Russell: Misal az önce kendime bir böğürtlenli çay yaptım. Kokusunu alıyor musun? Yazmayı unutma Amy, bu katil profilinin bir parçası!
Russell: Bulmacalara bayıldığımı zaten biliyorsunuz! Sonuçta bu ipucunu benim sayemde buldunuz, hatırladın? Umarım bu, şüpheli listende ki adımın yerini sabitler <İsim>!

İncele: Solmuş Harita.
Amy: <İsim>, bulduğun haritanın üzerinden garip semboller açığa çıkardın! Peki ne manaya geldiklerini biliyor musun?
Amy: Üzgün bir silüet, dağlar, bir araba ve kafasında huni olan birisi mi? Hiçbir şey anlamadım!
Amy: <İsim>, sence bu harita bir tür bulmaca olabilir mi?
Amy: Allah, o zaman bu, buraya katil tarafından bırakılmış olmalı! Hadi bu haritayı hemen laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Haritadaki Semboller.
Hannah Choi: <İsim>, katil gerçekten bulmacaları çok seviyor! Neyse ki Uyurgezerin mağarasında bulduğun bu zeka oyununu çözmeyi başardım.
Hannah: Eski tarz bir resim bulmacası. Her resim bir kelimeyi ifade ediyor. Yalnız bir figür, dağlar, bir araba ve birinin kafasında bir huni.
Hannah: "Yalnızlık" ve "dağlar" kolay. Araba biraz daha zor: "Götürmek" anlamına geliyor. Ve kafadaki huni ise "delilik" anlamına geliyor.
Amy: Yalnızlık... Dağlar... Götürmek... Delilik...
Amy: Ah, <İsim>, buldun: "Dağlardaki yalnızlık beni deliliğe götürüyor"! Uyurgezer yalnızlık yüzünden aklını kaybetmiş biri!
Amy: Ama yalnızlık insanları öldürmenin bir bahanesi olamaz! Uyurgezer cinayeti haklı göstermeye mi çalışıyor?!
Amy: Haklısın <İsim>; bu mesaj aynı zamanda dağın zirvesinin katil için çok büyük bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Yalnız, ıssız bir yer...
Amy: Orada bir çok insan intihar etmeye kalkışır ve... Ah, <İsim>, ya bu hepimizi öldürmek için bir tuzaksa? Uyurgezer ile son hesaplaşmaya hazır değilim!
Amy: Pekala <İsim>, gerçekçi olacağım... Ne olursa olsun dağın zirvesine geri dönmeliyiz. Bu katilin elimizden kaçmasına izin veremeyiz!

İncele: İntihar Zirvesi.
Amy: <İsim>, üzerinde mesaj yazan taş bir levha mı buldun? Katılıyorum, şu anda yapmak gereken tek şey onu onarmak!
Amy: Bir adette kilitli tablet mi aldın? Bunun burada, dağlarda ne aradığını çok merak ediyorum! Fakat sen bir şeyleri açma konusunda usta olduğuna göre, bunu öğrenmemiz bir dakikamızı bile almaz!

İncele: Kırık Levha.
Amy: <İsim>, o kırık taşı birleştirdin! Bu şey... tarih öncesi bir karikatüre benziyor!
Amy: Çizimde dalgalı saçları olan, şişman bir adam ve onu korkutmaya çalışan yaşlı başka bir adam var. Ve mesajda "Senden nefret ediyorum" yazıyor.
Amy: Haklısın <İsim>, çizimin sol tarafındaki şahıs kurbanımıza benziyor! Diğeri de Allen'ın insanlara hırladığı zaman ki aldığı şekli andırıyor!
Amy: O zaman bu mesajın anlamı şu olabilir... Allen Roberto'dan nefret ediyordu! Katılıyorum <İsim>, onunla bir kez daha konuşsak iyi olacak.

Allen'a çizimini sor.
Amy: Allen, bu çizimde neyin nesi? Neden Roberto'dan nefret ediyordun?
Allen Muir: <Rütbe> <İsim>, şu öldürülen sinemacı kızı hatırladın mı?
Amy: Elbette! Virginia benim arkadaşımdı! Hala onun ölümü yüzünden sarsılmış durumdayım.
Allen: O benim de arkadaşımdı! Beni ziyaret ederdi, birlikte ateşin başında bulmaca çözerdik. Benim böğürtlen koktuğumu söylerdi! Ne şeker ama!
Amy: Peki bunun çizmiş olduğun bu çizimle olan alakası ne?
Allen: Roberto'nun onu koruması gerekiyordu! İkisi de Uyurgezeri yakalamaya çalışıyorlardı! İkisi de aynı taraftaydılar!
Allen: Ama Roberto onun ölmesine göz yumdu! Umarım Uyurgezer sonunda onu yakalamıştır!

İncele: Tablet.
Amy: O aleti açmayı başardın <İsim>! Haklısın, ekranında Aşk Köyünün logosu var!
Amy: Haklısın, bu Başkan Bower'a ait olmalı! İyi de onun tabletinin yürüyüş yolunda ne işi olur ki? Haklısın, iyisi mi bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Tablet.
Hannah: <İsim>, dağın zirvesinde bulduğun bu tabletin Başkan Désiré Bower'a ait olduğunu onaylayabilirim.
Hannah: Ama şunu dinle; Günlüğüne göre adam, haftalık bulmaca toplantısına gidiyormuş! Katilin profilinde bu bilgi yok muydu?
Hannah: Daha da önemlisi Başkan, kurbanı taciz etmiş! Roberto'yu takip edip onun resimlerini çekmiş ve gece geç saatte onu aramış! Ama notlarında ondan ne istediğinden bahsetmemiş.
Amy: Sence Başkan Bower, kurbana gizli bir aşk mı besliyordu <İsim>? Sürekli aşktan, kucaklaşmadan bahsediyor...
Amy: Pekala katılıyorum, en iyisi gidip doğrudan bunu Başkan Bower'a sormak.

Başkan Bower'a kurbana olan takıntısını sor.
Désiré Bower: Bu sefer ne istiyorsunuz? Halen hayalet mi kovalıyorsunuz?
Amy: Görünüşe bakılırsa SİZ kurbanımızı kovalıyor muşsunuz, Başkan Bower! <Rütbe> <İsim> tabletinizi buldu!
Amy: Roberto'yu öldürülmeden önce haftalar boyunca izleyip tehdit etmişsiniz!
Désiré: Roberto dedikodular yayıp ortalığı velveleye veriyordu! Yok cinayetti, yok kaçırılmaydı, yok Uyurgezerdi! Burası Aşk Köyü, nefret ve cinayet köyü değil!
Amy: Fakat cinayetler ve kaçırılmalar gerçek! Katil sadece Uyurgezer efsanesini maske olarak kullanıyor! Bu herkes olabilir: hatta pembe takım elbiseli bir adam bile!
Désiré: Eğer Uyurgezer ben olsaydım, ilk önce ona inanmam gerekirdi, değil mi? Ona inanmadığıma göre, Uyurgezer değilimdir! Bu kadar basit.
Désiré: Şimdi çözmem gereken bir sorun var: Belediye Binasının tuvaletlerinde böğürtlen kokulu sprey kalmamış. Evden kendiminkini getirmem gerekti! Umarım bundan vergi mükelleflerinin haberi olmaz!

Analiz et: Donmuş El.
Roxie Sparks: <İsim>, bu donmuş el asırlardan beridir analiz etmiş olduğum en serinkanlı şey! Üstelik bunun nedeni buz mağarasında bulunmuş olması değil!
Roxie: Öncelikle elin on sekiz ay önce kaybolan bir kıza ait olduğunu söyleyebilirim.
Roxie: İkincisi, avuç içindeki şu deliği görüyor musun? Bir yara var, bir buz saçağı saplanmış!
Roxie: Yani Roberto'yu öldüren kişi her kimse, bu kızı da o öldürmüş. Aynı yöntem!
Amy: Haklısın <İsim>, katilin Uyurgezer kılığını kullanarak bir süredir etkin bir şekilde insanları öldürdüğüne dair son kanıt!
Roxie: <İsim>, ayrıca elde başka izlerde buldum. Metal zincirler tarafından yapılmış. Hani şu karda araç tekerleklerine takılan zincirlerden. Bu kar zincirleri dağlarda çok yaygın şekilde kullanılır.
Roxie: Ama bu olayda kar zincirleri kurbanları bağlayarak dağın tepesindeki buz mağarasına sürüklemek için kullanılmış. Demek katil kar zinciri kullanıyor!

-Bir kaç dakika sonra, karakolda...-
Miriam Young: <Rütbe> <İsim>, kızımı görmek istiyorum! Amy nerede?
Amy: Anne? Ben buradayım! <Rütbe> <İsim> ile bir vaka üzerine çalışıyoruz, yani pek uygun bir vakit değil, ama...
Miriam: İşte bende tam olarak bu yüzden buradayım! Soruşturmanız yüzünden! İkinizle de konuşmadan şuradan şuraya gitmiyorum!

Miriam Young'ın neden üzgün olduğunu öğren.
Miriam Young: Az önce Amy'nin kendi abisini bir cinayet soruşturmasında şüpheli yaptığını öğrendim! <Rütbe> <İsim>, böyle rezil rüsva bir hareketin yapılmasına müsaade ettiğine inanamıyorum!
Amy: Anne, <Rütbe> <İsim> ile bu şekilde konuşamazsın! Lütfen onun kusuruna bakma <İsim>, saygısızlık etmek istemedi...
Amy: Bu vakayı seninle tartışamayız, Anne, fakat... <Rütbe> <İsim> seni Duncan'ın sadece prosedür gereğince sorgulandığını konusunda temin edebilir. Bizimle işbirliği yaptı, ve...
Miriam: Başka seçeneği mi vardı?! Kendisini savunamayan birisine zorbalık taslamak kolay tabii! <Rütbe> <İsim>, eğer oğlum şüpheli ise BENİ de şüpheli yap! Bırak Amy bütün ailesini küçük düşürsün!
Miriam: Dün gece Duncan ve ben, ikimiz de evde, böğürtlen kokulu mumun ışığının altındaki mutfak masasında oturmuş, WordScore oynuyorduk. Gördün? Mazeretimiz bile var!
Miriam: Ama bize istediğin kadar suçlu muamelesinde bulunabilirsin <Rütbe> <İsim>! Daha şimdiden gazete başlıklarını görebiliyorum: "Anne ve Oğul, Polisin Orantısız Gücüne Maruz Kaldı!"

Daha sonra karakolda...
Amy: Bu vaka tam bir kabus <İsim>! Tıpkı efsanedeki gibi dağdaki bir buz mağarasında yaşayan ve insanları öldüren bir Uyurgezer var!
Amy: Peki <İsim>, sence Uyurgezer aslında kanlı-canlı bir katil olabilir mi? Yani, yalnız, zeki ve... kötü huylu birisi.
Amy: Bu, onun annem olamayacağı anlamına gelir, değil mi <İsim>? Yani, sivri dilli birisi olabilir, fakat Duncan'ı ve beni çok sever! Yani... Duncan'ı sever. Asla böyle bir şey...
Amy: Ve Russell... zeki ve bazende soğuk birisi... Önce Bobby, şimdi de Russell... Bu adamların nesi var <İsim>?
Amy: Etrafım sevdiğim fakat güvenemediğim insanlarla dolu! Bu yüreğimi parçalıyor!!!
Amy: ...
Andrea Marquez: Neler oluyor? Amy iyi mi <İsim>?
Amy: Ben... Amir Marquez, size söylemem gereken bir şey var.
Amy: Sizi her zaman hayal kırıklığına uğrattım. Fakat bu soruşturma artık bardağı taşıran son damla oldu. Artık yapamıyorum...
Amy: Annem haklı, benden asla iyi bir dedektif olmaz. Bu yüzden... polislikten istifa ediyorum.

3. Bölüm

Amy Young: <İsim>, Amir Marquez, size söylemem gereken bir şey var. Ben... Polisliği bırakmaya karar verdim... Ben... İstifa etmek istiyorum.
Andrea Marquez: Ne?! Amy, soruşturmanın tam ortasında istifa edemezsin! <Rütbe> <İsim>'in sana ihtiyacı var!
Amy: Ama bu vakayla yüzleşemiyorum! Duncan, Annem, Russell: sevdiğim herkes birer şüpheli! Bunlardan birinin Uyurgezer olduğunu hiçbir zaman bilmesem daha iyi olur!
Amy: Her zaman bir dedektif olmayı hayal etmişimdir. Tıpkı abim Duncan gibi bir kahraman olmayı istedim! Ama seni yeterince hayal kırıklığına uğrattım <İsim>. Bu haldeyken benden saha fayda gelmez. Bu yüzden...
Andrea: Amy, zaman geçiyor. <İsim>'i cinayet mahalline geri yollamak zorundayım! Birazcık daha dayanamaz mısın?
Andrea: Sence abin ne yapardı Amy? Sence kendi partnerini tehlikeye karşı bir başına bırakır mıydı? Ya <İsim>?
Amy: Haklısınız Amirim. Bunu sonlandırmayı <İsim>'e ve Duncan'a borçluyum. Eğer yapabileceğim son şey buysa, köprüye geri dönüyorum.

İncele: Nehir Kenarı.
Amy: Ah, o şeyde ne <İsim>? Tahta bir bacak mı? Gördün, işte bende tam da bunun gibi bir şey ile uğraşmak istemiyordum! Şimdi de üzerinde bir mesaj olduğunu mu düşünüyorsun?
Amy: Haklısın <İsim>, Uyurgezer efsanesine hayat veren savaş gazisi tahta bir bacak kullanıyordu! Üzerindeki mesajı kurtarabilir misin?
Amy: Peki şu yanmış kağıtta ne? "Roberto Vasquez'den" bir şey mi? Kurban tarafından yazılan bir şey yani!
Amy: Ama birisi bunu yakmış! <İsim>, bunun nasıl yanmış ve bozulmuş olduğuna bakarsak eğer, üzerinden örnek toplamak konusunda senin yeteneklerine güvenmemiz gerekiyor!
Amy: Ayrıca üzerinde kurbanın adının yazılı olduğu bir sırt çantası bulmuşsun! Tabii, içinden çıkartacağın şeye karşı kendimi hazırlamam gerek!

İncele: Kurbanın El Yazması Kitabı.
Amy: <İsim>, kurbanın yanmış el yazması kitabından bir DNA örneği çıkardın! Hadi bu örneği Yann'a gönderelim!

Analiz et: DNA.
Yann Toussaint: <İsim>, cinayet mahallindeki yanmış sayfadan almış olduğun DNA örneği ile ilgili haberlerim var. Yalnız bu pek hoşuna gitmeyecek, Amy...
Amy: Beni geriyorsun Yann! Ne oldu?
Yann: Sayfadaki DNA örneği annene ait, Amy. Üzgünüm.
Amy: Ama... Tamam, yani annemin DNA'sı yanmış bir kağıdın üzerinde, bunun anlamı onun... Bir parça kağıt yaktığı. Buradaki olay...
Amy: Tamam, o, kurban tarafından yazılmış bir şeyi yakmış. Hala nedenini anlamıyorum...
Amy: Haklısın <İsim>, gidip bunu anneme soralım.

Miriam Young'ı kurbanın yazdıklarını yakması ile ilgili sorgula.
Miriam Young: Sen cidden beş para etmez bir polissin Amy. Bana kurbanı tanıyıp tanımadığımı bile sormadın!
Miriam: Evet, Roberto'yu tanıyordum. Ve kitabını yakmak içinde gayet uygun bir nedenim vardı!
Amy: Anne! Neden bir kitabı yakmak istedin? Ne hakkındaydı ki?
Miriam: Roberto bana Duncan'ın biyografisini yazmak istediğini söyledi. Geçmişinde polislikteki kahramanlıkları hakkında yazacağını düşünmüştüm! O yüzden yardım etmeyi kabul ettim.
Miriam: Ama sonra kitabın Duncan'ın kazası hakkında olduğunu öğrendim! Roberto kitaba "Düşmüş Kahraman" adını vermek istiyordu! Kitap sırf karalama ve yalanlardan ibaretti! Detaylara girmiyorum bile!
Miriam: Duncan'ın kitaptan haberi olmadan onu yaktım. Onun bundan asla haberi olmaması gerekiyor, duydun mu beni, Amy?!
Miriam: Şimdi eve gidebilir miyim? Kar zincirlerimle bile gidilmesi uzun bir yol ve gidip Duncan'a akşam yemeği hazırlamak istiyorum. Bu akşam bizimle yemek yiyeceğini tahmin etmiyorum, Amy.

İncele Tahta Bacak.
Amy: <İsim>, tahta bacağın üstündeki mesajı açığa çıkardın! Bakalım neymiş: "Uyurgezer seni aşar, Roberto!"
Amy: Sence bacak esas Uyurgezere ait olabilir mi <İsim>? Belki Russell bize bunun hakiki olup olmadığını söyleyebilir!
Amy: Ah, haklısın! Russell'a soramayız çünkü o bir şüpheli! Üstelik kurbana o korkunç sahte göz ile eşek şakası yaptığı için!
Amy: Katılıyorum: Eğer Russell sahte gözü gönderdiyse, bu tahta bacağı da haydi haydi o göndermiş olabilir!
Amy: Ne kötü bir keşif! Yine de Russell'a bunu açıklamasını söylemeliyiz, ama bu sefer bunu bir uzman olarak değil, bir şüpheli olarak yapmak zorunda.

Russell ile protez bacağı hakkında konuş.
Russell Crane: <İsim>, bak, zaten Roberto ile Uyurgezer teorileri üzerinden alay etmenin yanlış olduğunu itiraf ettim...
Russell: Her ne kadar etkileyici olsa da, bu tahta bacakla hiçbir ilgim yok!
Russell: Bu meseleyi de hallettiğimize göre, beni dinlemen gerekiyor <İsim>! Uyurgezer hakkında kendi araştırmamı yaptım! O her kimse, cinayeti kolay kolay itiraf etmeyecek, oldukça zeki birisi.
Russell: Cinayeti inkar edip seninle müzakerede bulunmaya çalışacak. Zekasıyla seni gafil avlamaya yeltenecek!
Amy: İnkar etmek mi? Ama... Şu anda... sende tam olarak bunu yapmıyor musun Russell? Ayrıca zeki birisin. Ya o... sensen?!
Russell: <İsim>, Amy son derece üzgün. Ailesinin yarısı şüpheli listesinde, o yüzden etrafındaki herkesten şüphelenmesine şaşırmamak lazım! Bu doğal bir tepki.
Russell: Ama Roberto'yu ben öldürmedim! Ben sadece çok zeki bir adamım!

İncele: Roberto'nun Sırt Çantası.
Amy: <İsim>, Roberto'nun sırt çantasında kırık bir rozet mi buldun? İçimde berbat bir his var... Bunu onarır mısın?

İncele: Kırık Rozet.
Amy: Olamaz! Roberto'nun sırt çantasında bulduğun rozet aslında Duncan'ın eski polis rozetiymiş!
Amy: Duncan eski rozetini asla yanından ayırmazdı! Bu onun en kıymetli varlığı! O zaman... nasıl oldu da Roberto'nun çantasına girdi peki?
Amy: Sanırsam haklısın <İsim>: abime rozetinin kurbanın eline nasıl geçtiğini sormamız lazım. Hadi gidelim.

Duncan'a polis rozetinin kurbanın çantasına nasıl girdiğini sor.
Duncan Young: Amy doğru söylemiş <İsim>: eski polis rozetim her şeyim demektir. Bunu geri getirdiğin için çok teşekkür ederim!
Duncan: Polis olduğum zamanlar hayatımın en güzel dönemleriydi. O günleri o kadar çok özlüyorum ki! Sivil hayat aynı değil...
Amy: <İsim> seni anlıyor, Duncan. Ama senin rozetin nasıl oldu da Roberto'nun sırt çantasına girdi? Ona sen mi verdin?
Duncan: Hayır! Roberto onu benden çalmış olmalı!
Duncan: Onunla tekerlekli sandalyeme kar zinciri taktırmak için atölyeye gittiğim sırada karşılaşmıştım. Dışarıya çıkmak için onlara ihtiyacım var!
Duncan: Başkan'da oradaydı, aşk-mobilini kışa hazırlıyordu. Eminim o, benim bu konudaki ifademi onaylayabilir.

Daha sonra karakolda...
Amy: <İsim>, bir daha ki sefere ne bulacağımız konusunda feci tırsıyorum, fakat senin yanında olmam gayet iyi oldu.
Amy: Roberto'nun Duncan hakkında bir kitap yazmış olduğunu biliyoruz. Annem bunu öğrendi ve el yazısını yaktı... ama sence yazarı da öldürmüş olabilir mi?
Amy: Ve Duncan, Roberto'nun onun eski polis rozetini çalmış olduğunu düşünüyor... Kendisini savunmak pek onun karakterine özgü bir şey değil. Ama yine de, bize yalan söyleyeceğini düşünemiyorum...
Amy: Ve Russell sanki Uyurgezerin aklını okuyormuş gibi davranıyor! Eğer masumsa bunu nasıl yapabilir?
Amy: Ne? Buz mağarasına geri dönmek mi istiyorsun <İsim>? Peki... bakarsın ailemin masum olduğunu ispatlayacak bir şeyler buluruz. Anlaşıldı.

İncele: Uyurgezerin Barınağı.
Amy: Bir tane buz saçağı bulmuşsun <İsim>! Üstelikte... bir yastığın üzerinde mi? Sanki değerli bir mücevhermiş gibi.
Amy: Haklısın; Roberto'nun buz saçağı ile bıçaklandığını biliyoruz, fakat saçak ortalarada yoktu... Bu, cinayet silahını bulduğun anlamına gelir <İsim>!
Amy: O yastığın üzerinde toplanabilecek adli bir delil olduğunu mu düşünüyorsun? Ah, <İsim>, biliyorum kulağa saçma gelecek ama, inşallah bulacağın şey Başkana falan işaret eder!
Amy: Ya da Allen'a, ya da... ailem dışındaki herhangi birine!
Amy: Ayrıca bir tane maske bulmuşsun! Amanın, bu kesinlikle Uyurgezerin maskesi!
Amy: Tamam, o maskenin üzerinden bir şeyler topla <İsim>! Her ne kadar beni yıkacak olsa da, bu korkunç sırrı gün yüzüne çıkarmalısın!

İncele: Uyurgezerin Maskesi.
Amy: Uyurgezerin maskesinde bir şeyler bulabildin mi <İsim>? İnce iplikler mi? Peki, o zaman bunları hemen Yann'a yollayalım!

Analiz et: İplikler.
Yann: <İsim>, katilin maskesinde bulduğun iplikle saç teliymiş. Ama çok zarar görmüşler, DNA'dan çıkartabildiğim tek şey bunların insan saçı olduğu.
Amy: Yani katili yakalamaya yaklaşamadık mı? Uyurgezerin özgürce gezmesine izin veremeyiz, Yann!
Yann: Zaten izin vermeyeceğiz <İsim>. Genetik testin başarısız olduğu yerde basit kimya testleri işe yarayabiliyor. Farklı melanin türleri için biyosentetik yolları analiz etti ve...
Yann: Örnekte bunların hiç bulunmadığını gördüm. Diğer bir deyişle, katilin maskesine takılıp kalan saç sarı!
Amy: Demek katil sarı saçlı! Ah <İsim>, bunun anlamı, cinayetin sevdiğim insanlardan biri ile alakalı olduğu!

İncele: Buz Saçağı.
Amy: Harika <İsim>, cinayet silahının üzerinden deri hücreleri topladın. Ben numuneyi derhal laboratuvara gönderiyorum!
Amy: Off, bitişe çok yaklaştık! Sence Uyurgezerin yüzüne bakacak kadar cesur olabilecek miyim <İsim>?

Analiz et: Deri Hücreleri.
Yann: <İsim>, yastığın üzerinde bulduğun cinayet silahındaki deri hücrelerindeki beni oldukça zorladı.
Yann: Katil kanıtları ortadan kaldırmak için önlem almış, örnekte neredeyse hiç DNA yoktu. Ama dikkatli katiller bile hata yapar.
Yann: Düşük ısı nedeniyle Y kromozomunu izole edebilmem için yeterince biyolojik materyel korunmuş... Başka bir deyişle, katil bir erkek!
Amy: Demek katil bir erkek!
Amy: Sanırım biraz rahatladım... Az da olsa... En azından annem değilmiş, <İsim>!


Amy: Sanırsam yolun sonuna geldik <İsim>. Roberto'nun katilini tutuklamak ve Uyurgezer maskesinin altındaki gerçek yüzü açığa çıkarmak için yeterli kanıta sahipsin!
Amy: Kimin suçlu olduğunu düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyor... Ama haklısın: gerçeğin galip gelmesi lazım!

Katili Tutukla.
Amy: Duncan, <Rütbe> <İsim> Roberto'nun cinayetinden ötürü seni tutuklamak istiyor! Ama onu sen öldürmedin, değil mi?
Duncan Young: Elbette ben öldürmedim! Kusura bakma <Rütbe> <İsim> ama bir yerde hata yapmış olman gerek. Umarım kardeşim bunun yüzünden zan altında kalmaz!
Amy: Ama Duncan, <İsim> katilin zeki birisi olduğunu ve bulmacaları sevdiğini kanıtladı... Ve eski bir polis memuru da bu profile gayet uygun birisi!
Duncan: Ah, hadi ama, bu gayette çürük bir delil <Rütbe <İsim>!
Amy: Ama ayrıca tekerlekli sandalyende kar zincirleri var, sarışınsın ve... Ah, Duncan, Şu anda <İsim>'in hata yapmış olması için her şeyimi verirdim!
Duncan: Amy, bana bir bak: Tekerlekli sandalyeye mahkumum, sence nasıl katil olabilirim? Daha gezmeyi bile beceremezken nasıl Uyurgezer olabilirim?
Amy: Bilmiyorum... <İsim>, ya bu sefer gerçekten de hata yaptıysan? Senin hiçbir zaman yanılmadığını biliyorum, fakat...
Hannah Choi: <İsim>, Amy! Size göstermem gereken son derece mühim bir şey var!
Amy: Şimdi mi? Nedir o, Hannah?
Hannah: Roberto'nun telefonundaki video kaydını hatırlıyor musun <İsim>? Kaydın geri kalanını bulmak için deminden beridir uğraşıyorum, ve sonunda başardım! Şunu bir an önce izlemen gerekiyor!

-Roberto'nun telefonundan görüntü kaydı...-
Roberto Vasquez: Aman Allah'ım, o döndü! Uyurgezer yine geldi!
Duncan: Naber, Roberto?
Roberto: Uzak dur benden!
Duncan: Hey, sakin ol! Benim, ben! Hadi ama, şu zavallı, ihtiyar, kötürüm Duncan'dan tırstığını söyleme bana!
Roberto: Geri çekil! Her şeyi biliyorum! Uyurgezerin sen olduğunu biliyorum! Sadece yürüyemediğin halde o insanları nasıl öldürdüğünü anlamış değilim!
Duncan: Herkesi yürüyemediğime inandırmak istemiştim! Ama geçirdiğim kazadan sonra kendi kendime yürümeyi öğrendim!
Duncan: Ve bununla birlikte, kana susamaya başladım!
Roberto: Hayır, hayır, yapma Duncan! Yürüyebildiğini kimseye söylemem! Uyurgezer olduğunu kimseye anlatmam!
Roberto: AAAAAAHHHHH!!!

-Görüntünün sonu...-
Amy: Yürüyebiliyordun! Başından beridir yürüyebiliyordun!!!
Duncan: Şşşş Amy, sana söylemek istedim... Benim, abin Duncan... Şimdi, o silahı indir, tamam?
Amy: Roberto'yu öldürdün!
Duncan: Amy, ben seni hayatım boyunca korudum, kolladım - ve şimdi sıra bende! Kaçmama yardım et, ki bende her şeyi düzelteyim. Söz veriyorum!
Amy: Sana inanmayı çok istedim, Duncan, fakat... sen şu anda beni tatlı dilinle korkunç bir hata yapmaya zorluyorsun!
Duncan: Ben seni hiç yüzüstü bıraktım mı, Amy? Her daim senin kahramanın olmadım mı? Ailende seni tek seven kişi bendim! Allah kahretsin, alt tarafı kaçmama yardım edeceksin!!!
Amy: Duncan, seni cinayet mahallinde bulduğumuzda bana söylediğin sözü hatırlıyorum: doğru seçimi yapacağım konusunda bana güvendiğini söylemiştin.
Amy: Bunu, eskiden olduğun polisin onuruna yapıyorum, Duncan. <Rütbe> <İsim> seni cinayetten ötürü tutuklarken kenara çekiliyorum.


Edward Dante: Duncan Young, Roberto Vasquez cinayeti ve Beyaz Tepelerde "Uyurgezer" kılığında işlemiş olduğun diğer cinayetler suçlamalarıyla mahkeme karşısına çıkartıldın.
Dante: Kurbanların kesin sayısını bilmiyoruz, fakat Roberto'nun buz saçağının görünen kısmı olduğunu biliyoruz... yani buz dağının.
Dante: <Rütbe> <İsim>'in toplamış olduğu deliller oldukça sert. Fakat asıl merak ettiğim şey ise, şu zamana kadar yürüyebildiğini neden herkesten sakladığın!
Duncan: Çünkü kimse bunu bilmeyi hak etmiyordu! Vurulup polislik mesleğimi kaybettikten sonra herkes bana sırt çevirdi! Artık bir kahraman değil, sadece bir kötürümdüm!
Duncan: Sırf onlara haksız olduklarını ispatlamak için kendi kendime tekrardan yürümeyi öğrendim! Ve o anda aklıma bu fikir geldi: Bende tıpkı efsanevi Uyurgezer gibiydim! İkimizde toplum tarafından dışlanmıştık!
Dante: O yüzden mi ormanda kaybolan o kızları öldürdün? Sonrada onları tıpkı dev bir buzdolabıymış gibi buz mağarasında tuttun?
Duncan: Onları öldürdüm çünkü onlar benim kaybettiğim her şeye sahiplerdi: güzellik, gençlik ve mutluluk! O güzelliği buzda saklamak istedim, ki onlarda benim gibi kırılıp gitmesinler!
Duncan: Tabii Roberto bir istisnaydı: o bir günah kadar çirkindi, ama az kalsın maskemi düşürecekti. Onu öldürmemin nedeni tamamen hasar kontrolü.
Dante: Ne kadar da üzgün, düşmüş bir kahramansın, Duncan Young. Bu zamana kadar sana arka çıkan ve mutlu bir biçimde aslında nasıl bir canavar olduğunu mazur gören ailene acıyorum.
Dante: Mahkeme seni Beyaz Tepelerde yaşanan acımasız cinayetlerden ötürü ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Herkes ayağa kalksın!


Amy: <İsim>, halen abimin Uyurgezer olduğuna inanamıyorum!
Amy: Yürebildiğine inanamıyorum! Ve bana hiç bundan bahsetmedi bile! Peki annem, şimdi ne yapacak?
Amy: Kusura bakma <İsim>, benim biraz... karanlık bir köşeye çekilip ağlamam gerekiyor!

Ek Soruşturma

Andrea Marquez: <Rütbe> <İsim>, seni tebrik etmek istiyorum. Uyurgezer vakasının büyük bir profesyonellik ve soğukkanlılıkla üstesinden geldin.
Andrea: Şimdi Amy, bütün bu yaşananlardan sonra, seni izne çıkarmaya karar verdim. Şu anda yalnız kalıp acını yaşamanın tam da-
Amy: Lütfen Amir Marquez, yapmayın! Evde olanı biteni düşünmek yerine burada kalıp <İsim>'e yardım etmeyi tercih ederim...
Amy: Her neyse, annem burada. Nedenini bilmiyorum, Duncan'ın duruşmasına bile katılmadı, fakat... <İsim>, eğer senin içinde sakıncası olmazsa, onu yoklamak istiyorum.
Andrea: Bunu onaylamıyorum, fakat tartışacak vaktimiz yok. <Rütbe> <İsim>, aldığım bildiriye göre köprünün orada garip semboller görülmüş.
Andrea: Sen ve Frank'ten oraya gidip elimizde başka bir Uyurgezer olmadığından emin olmanızı istiyorum!
Frank Knight: Elbette, Andrea. <İsim>, önce köprüye gitmek mi istersin, yoksa Amy'nin annesini yoklamak mı?

Miriam Young ile konuş.
Amy: Anne? Seni... Duncan'ın duruşmasında göremedim. Cidden çok merak-
Miriam Young: Aileni umursuyormuş gibi davranmayı bırak Amy. Kendi öz ağabeyini tutukladın! Kendinden utanmalısın!
Amy: Ama anne... Duncan... Duncan insanları öldürdü! <Rütbe> <İsim> onu tutuklamakta haklıydı!
Miriam: Bu saçmalığa daha fazla katlanamayacağım. <Rütbe> <İsim>, senden bana yardım etmeni istiyorum. Oğlumun eşyaları halen o buz mağarasında ve ben onları geri istiyorum!
(Miriam ile konuştuktan sonra)
Amy: <İsim>, annem adına senden özür dilerim. Seninle o şekilde konuşmamalıydı... Olanlar yüzünden perişan olmuş olmalı... Anlarsın ya.
Amy: Yinede o buz mağarasına son bir kez bakmak mı istiyorsun <İsim>? Peki. Yalnız orada ne bulacağımızdan korkuyorum...

İncele: Uyurgezerin Barınağı.
Amy: Haklısın <İsim>, bu polis çantasının abime ait olabileceğine şaşmamak lazım, sürekli emniyette çalıştığı zamanları yad ederdi...
Amy: Duncan'ın içinde ne sakladığını bilmek isteyip istemediğimden emin değilim, ama... İçine bir bakalım.

İncele: Polis Çantası.
Amy: <İsim>, abimin günlüğünü mü buldun? Ah, yalnız bunu okuyabileceğimi sanmıyorum, bu fazla kişisel...
Amy: Bir saniye... Haklısın, bu annemin bir resmi! Ve "Duncan, sen bir hayal kırıklığısın!" diyor!
Amy: Annem Duncan'a hayal kırıklığı olduğunu mu söyledi? Ama bu mümkün değil! O Duncan'ı çok severdi! Ona sorsan asla yanlış bir şey yapmazdı! Hatta bunu kıskanmışlığım bile oldu...
Amy: Haklısın, belki günlüğün geri kalanında bunun bir açıklaması vardır. Soluk kısımları kurtarabilir misin <İsim>?

İncele: Silinmiş Günlük.
Amy: Bunun gerçekten de abimin günlüpü olduğuna inanamıyorum <İsim>! "Görürsün sen!" mi? Anneme çok kızmış gibi gözüküyor!
Amy: Halen annemin Duncan'a hayal kırıklığı demiş olabileceğine inanamıyorum. Annem Duncan'a bildiğin tapardı!
Amy: Haklısın <İsim>. Sanırsam artık bütün bunlar hakkında annemi sıkıştırmamın vakti geldi... Ama neyse ki onunla yüzleşmek için yanımda sen varsın!

Duncan'ın günlüğünü Miriam'a geri ver.
Miriam: Bu günlükte ne <Rütbe> <İsim>? Duncan benim hakkımda asla böyle bir şey yazmaz! Onun yerine Amy'nin günlüğünü almış olamaz mısın?
Amy: Anne! Ben senin hakkında asla böyle bir şey yazmazdım! Ya da... Ya da yazabilirdim de, doğru.
Amy: Sen her zaman beni aşağıladın. Ne yaptıysam sana yaranamadım! Ve bu günlük aynısını Duncan'a yaptığını da ispatlıyor.
Miriam: Seni aptal kız! Sen sadece abini kıskanıyorsun çünkü senin aksine o, bir kahramandı! Ve ben ona bunu her gün hatırlattım!
Amy: Ama sen hep geçmişten bahsedip durdun! Ona hiçbir zaman halen, tekerlekli sandalyede olmasına rağmen ne kadar harika olduğunu söylemedin! Sen sadece onun eskiden ne olduğu ile ilgilendin!
Amy: Duncan kariyeri bittikten sonra buna hiç ihtiyaç duymadı, tek ihtiyacı olduğu şey senin sevgindi! Yaptığı şeyi önleyebilirdin, ama sen ne yaptın? Resmen ateşe körükle gittin!
Miriam: <Rütbe> <İsim>, kızımın benimle bu şekilde konuşmasına izin mi vereceksin?! Ben he zaman emniyeti destekledim ve senden-
Amy: Hiçbir şey istemiyorsun, hiçbir şey!!! Bitti anne, bitti! Artık senin vereceğin onaya ihtiyacım yok!
Amy: Lütfen gidelim buradan <Rütbe> <İsim>. Abimin Emniyet için para sakladığını biliyorum, istersen gidip onu alabiliriz. Eminim o da senden onu almanı isterdi.

İncele: Kapalı Köprü.
Frank: <İsim>, sence aradığımız taş bu mu? Üzerinde silinmiş bir sembol varmış gibi görünüyor... Pekala, ne yapacağını biliyorsun!

İncele: Garip Taş.
Frank: Vay be <İsim>, köprüde bulduğun şu taşın üstündeki sembol bana hiçbir şey ifade etmiyor! Haklısın, iyisi mi bunu Hannah'ya gönderelim. O bunun ne olduğunu bulabilir!

Analiz et: Garip Sembol.
Hannah Choi: <İsim>, köprüde bulduğun sembole göz attım ve bu sembol, berduş "alfabesinin" bir parçası.
Frank: Evsiz insanların kendi alfabeleri mi var?! Çok havalı!
Hannah: Aylak insanlar ve gezgin işçiler birbirlerine belli yerleri anlatmak için bazı semboller kullanır. Örneğin bir mekan güvenli mi ya da evde yiyecek var mı gibi.
Hannah: <İsim>'in bulduğu sembolün anlamı "Bölge bize düşman, çabuk çıkın!"
Frank: Beyaz Tepeler'den uzak durulmasını söyleyen bir aylak mı? Bunu yapmış olabilecek birini tanıyor muyuz <İsim>?
Frank: Haklısın! Tanıdığımız bir berduş var; münzevi Allen Muir! Bu sembolü o yapmış olabilir mi? Gidip onunla konuşalım!

Allen'a köprünün üstündeki sembolü sor.
Frank: Allen, <Rütbe> <İsim> köprünün orada berduş dilinde bölgenin güvenli olmadığının ve buranın derhal terk edilmesi gerektiğinin yazdığı bir taş buldu... Acaba bunu sen yazmış olabilir misin?
Allen Muir: Evet ben yazdım, buralarda başım normalden de fazla derde girdi ve hiçbir zaman bir şeyden ötürü suçlu olmadım. Bölgeyi terk ediyorum ve diğer geri kalan herkese de aynısını yapmasını öneriyorum!
Allen: Arkamda bir şey bırakmış olmam çok kötü oldu... Onu geride bırakmış olmam fena koyuyor fakat dağdan bir sürü yol indim ve şu anda geri çıkacak gücüm kalmadı...
Frank: Aaa, bu konuda sana yardım edebilir miyiz bilmiyorum, emmi, acelemiz var, ve...
Frank: Ama <Rütbe> <İsim> sana yardım etmek istiyormuş gibi duruyor... Evet! Hadi dağın zirvesine gidelim, fakat gitmeden önce atıştırmalık bir şeyler alalım. Açlıktan geberiyorum resmen!

İncele: Dağın Zirvesi.
Frank: Paramparça bir fotoğraf buldun <İsim>, ne sürpriz ama... Pekala, hadi onu geri birleştirelim!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Frank: Harika, dağın zirvesinde bulduğun fotoğrafı birleştirdin <İsim>! Vay be, bu şey oldukça eski gibi ve buradaki asker de, nasıl desem... çetin duruyor. Kim ki bu adam, sence halen hayatta mıdır?
Frank: Doğru, eğer adamın bugün nasıl göründüğünü bulabilirsen, bundan birini eşleştirip fotoğrafın sahibini bulabiliriz... Elbette, hadi yapalım şu işi!

İncele: Fotoğraf.
Frank: Demek bu fotoğraftaki Allen Muir'miş <İsim>... Tabii, belli ki geride bıraktığı için üzüldüğü şey buydu.
Frank: Adamın bir zamanlar asker olduğunu düşünmek kulağa çok çılgınca geliyor! Ama haklısın, Allen'ı bulup ona resmini geri vermemiz lazım!

Allen'a fotoğrafını geri ver.
Allen: Fotoğrafımı bulmuşsun <Rütbe> <İsim>! Ah o eski günler... Hayatımın en güzel günleriydi!
Allen: Bir zamanlar denizciydim ve bir kaç tane çatışma yaşadığımı söyleyebilirim! O dönemlerde halen ülkeme ve sözde değerlerine inanan birisiydim...
Allen: Ama bir gün yaralandım ve her şey değişti... Oldukça düşük gazi parası ile çok fazla bir şey alamıyordum... Herkes bana bir kahraman olduğumu söylüyordu, ama kimse bana öyleymişim gibi davranmadı!
Allen: O yüzden her şeyimi toplayıp yollara düştüm. Epey bir maceram oldu, dur sana anlatayım <Rütbe> <İsim>!
Allen: Taa ki buraya gelene kadar. Sadece yalnız kalmak istiyordum fakat insanlar beni bir canavar olmakla suçladılar... İşte bu yüzden gidiyorum.
Allen: Sen özleyeceğim bir kaç kişiden birisin <Rütbe> <İsim>. Lütfen bunları al, gittiğim yerde bunlara ihtiyacım olmayacak. Fazla bir şey değil, ama elimde olan tek şey bu.

Daha sonra karakolda...
Amy: <İsim>, sanırsam anneme biraz fazla sert çıktım... Abim hapiste ve... Belki de onu yalnız bırakmamalıyım...
Frank: İnan bana Amy, sen doğru olanı yaptın! Eğer onunla kalmış olsaydın, işler daha da sarpa sarardı.
Frank: <İsim> haklı, merak etme, bizler burada, senin yanındayız! Seni asla yarı yolda bırakmayız!
Amy: Teşekkürler. Ama sanırsam... Sanırsam bir süre Beyaz Tepeler'den uzak kalmam gerekecek...
Frank: İyi fikir evlat. Onun yerine biraz güneş görmeye ne dersin?
Andrea: O zaman buna çok sevineceksiniz, çünkü <Rütbe> <İsim>'in Beyaz Tepelerde harika bir iş çıkarması ve suç oranlarının büyük bir oranda düşmesinden ötürü Ivywood'a geçiyoruz!
Frank: Ivywood'mu? 80'lerde oradaydım... Rock yıldızları, konserler, uyuşturucu alemleri... Ulan, ne günlerdi be! Ama şimdi... teşekkürler, ama ben almayayım!
Andrea: Oraya eğlenmeye değil, suçluları yakalamaya gidiyoruz! <İsim>, gözlerinin Frank'in üstünde olacağını umuyorum!

Also on Fandom

Random Wiki