Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Gizemli Ada - Mavi Ceset/Diyaloglar

< Gizemli Ada - Mavi Ceset

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Gizemliadamaviceset.png

Sidney açıklarında bir teknede...
Jack Archer: <İsim>, halen 30 yıllık bir SOMBRA haritasına bakarak keşfedilmemiş bir adayı bulmak için okyanusa açıldığımıza inanamıyorum!
Elliot Clayton: Bence bu çok önemli bir ipucu <İsim>! Az önce haritayla ilgili bir şeyler sormak için X ile tekrardan temasa geçtim ve o da "Tam gaz ileri!" dedi!
Jack Archer: Yani X adayı biliyor mu? O zaman durum ortada: X'de SOMBRA'dan olmalı! <İsim>, bu bir tuzak!
Lars Douglas: Ben de senin gibi endişeliyim usta! Bu gizemli adayı bulsak bile oraya gidip ne yapacağız ki? X bizimle buluşacak mı? Ya bu sözde SOMBRA tesisi aslında yoksa...
Jack Archer: Kara göründü! <İsim>, gizli ada tam karşımızda!
Şef Ripley: Sonunda! Lars, tekneyi demirlememe yardım et! <İsim>, Jack, siz de kıyıya çıkın!

1. Bölüm

İncele: Ada İniş Pisti.
Jack Archer: Vay anasını! SOMBRA harbiden de ziyaretçileri karşılamasını biliyor! Plajda bir ceset var! Cildine baksana, masmavi!
Jack Archer: Bir saniye, bu adamı tanıyoruz! Profesör Metcalf bu! "Sonraki Aşama" deneylerinin arkasındaki bilim insanı!
Jack Archer: Metcalf'ın kendi üzerinde de deney yaptığını biliyoruz ama o devasa şırındayı boynuna kendisi batırmadığı kesin... Büyük olasılıkla biri bunu ona vahşice saplamış!
Jack Archer: İyi de <İsim>, şimdi burası sadece SOMBRA'nın bildiği bir gizli tesis ise, bu da Metcalf'ı ancak SOMBRA'nın öldürmüş olabileceği anlamına gelir. İyi de niye? Metcalf "sonraki aşama"nın beyniydi!
Jack Archer: Tabii eğer... <İsim>, X'in SOMBRA'dan olduğunu bildiğimize göre acaba X Metcalf olabilir mi?
Jack Archer: <İsim>, eğer Metcalf SOMBRA'ya ihanet ettiyse, onu ortadan kaldırmak istemeleri gayet doğal! Bu da demek oluyor ki artık SOMBRA topraklarında yalnızız... Ve çözmemiz gereken bir cinayet var!
Jack Archer: Doğru diyorsun. Metcalf'ın katili halen bu adada olmalı! Hadi peşine düşelim! İpucu bulabildin mi?
Jack Archer: Şu sigara halen tütüyor ve Metcalf'ın da sigara içtiğini hatırlamıyorum! Bir salya örneği almamız gerekecek!
Jack Archer: Ayrıca bu su geçirmez çanta da Metcalf'ın olmalı, üzerinde baş harfleri var! Hadi içini arayalım!
Jack Archer: Artık geri dönüş yok <İsim>! Bu adanın sırlarını açığa çıkarmak istiyorsak bu cinayeti çözmek zorundayız!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Metcalf'ın cesedi inanılmaz <İsim>. Kendi üzerinde yaptığı deneyler öyle eşsiz patolojilere neden olmuş ki bunlardan rahat bir doktora tezi çıkar!
Jack Archer: Senin halihazırda beş tane doktoran var zaten Angela. Bizimse elimizde tek bir muhbir vardı... O da büyük ihtimalle Metcalf'tı. O yüzden bırak bunları da bize nasıl öldürüldüğünü söyle!
Angela Douglas: Peki, asıl cinayet silahı şırınga ve içinde hızlı nüfuz eden bir zehir olan hidrojen siyanür bulunuyormuş.
Angela Douglas: Şırıngadan sadece Metcalf'ın parmak izleri çıktı, yani bu şırınga onunmuş.
Jack Archer: Metcalf'ın, elinde zehir yüklü bir şırıngayla dolaşması bana pek şaşırtıcı gelmez. Ama zehri kendisine enjekte etmiş olamaz, değil mi?
Angela Douglas: Hayır. <İsim>'in şüphelendiği gibi, şırıngayı Metcalf'a katil saplamış. Yaranın boyutu ve açılma yeri şüpheye mahal bırakmıyor.
Angela Douglas: Dahası, Metcalf'ın vücudundaki morluklar saldırganıyla boğuştuğunu gösteriyor. Derisi mavi olduğu için morlukları saptamak kolay olmadı. Ama morartılar önemli ipuçları barındırıyor.
Angela Douglas: Morluklar, Metcalf'ın vücudundaki belli başlı sinir noktalarında bulunuyor. Bu basınç bölgelerini hedefleyen özel bir dövüş tekniği var: Krav Maga.
Jack Archer: Krav Maga mı? Dünyanın bazı bölgelerindeki polisler ve gizli servis elemanlarının kullandığı bir teknik bu... Demek katil işinin ehliymiş. Ama <İsim>'de öyle!

İncele: Kurbanın Çantası.
Jack Archer: Metcalf'ın çantasında ne buldun <İsim>? Seyrüsefer çizelgeleri, pusula, fişek tabancası... Ve telefonu!
Jack Archer: Metcalf adadan kaçmak için mi çantasını toplamış? Eğer bize yardım ederek SOMBRA'ya ihanet ettiyse, kaçması da gayet mantıklı...
Jack Archer: Bence de <İsim>, Metcalf'ın telefonunu açıp planlarının neden bozulduğunu ortaya çıkarmalıyız!

İncele: Kilitli Telefon.
Jack Archer: Metcalf'ın telefonunu açtın <İsim>! Hadi bunu Elliot'a götürelim!

Analiz et: Kurbanın Telefonu.
Elliot Clayton: Metcalf'ın telefonundan neredeyse hiçbir şey çıkmadı <İsim>. Belli ki önlemini almış.
Jack Archer: Elliot, SOMBRA burada olduğumuzu fark edip teknemizi batırmadan bize bir şeyler vermelisin!
Elliot Clayton: Telefondan kurtarabildiğim tek şey yazılıp yarım bırakılmış şu kısa mesaj oldu: "Adayı terk etmeliyim, SOMBR...". Metcalf mesajı tamamlayamamış Nedenini tahmin ediyorsunuzdur herhalde.
Jack Archer: Katil tarafından engellendi!
Elliot Clayton: Öyle görünüyor. Verilere bakılırsa Metcalf bu mesajı gönderememiş.
Jack Archer: Eğer varsayımımız doğruysa ve Metcalf gerçekten X ise, muhtemelen bizimle temas kurmaya çalışıyordu! Lakin bunu yapamadan öldürüldü!
Elliot Clayton: Sence X Metcalf'mıydı <İsim>?
Elliot Clayton: Demek bu yüzden mesajlarıma cevap vermiyor... Adanın gerçek olduğunu söylediği andan itibaren sessizliğe büründü!
Elliot Clayton: Bir de şu var <İsim>: Metcalf'ın telefonundaki veriler kısa mesajın silindiğini gösteriyor, hem de Metcalf öldürüldükten sonra!
Jack Archer: Ne?! Eğer mesaj cinayetten sonra silinmişse onu katilden başkası silmiş olamaz! İz miz bırakmış mı bari?
Lars Douglas: Burada ben devreye giriyorum usta! Evet, katil telefonun dokunmatik ekranında bir iz bırakmış: Güneş kremi olduğunu tespit ettiğim yağlı bir madde! Metcalf'ın teninde güneş kremi yoktu, yani...
Jack Archer: Katil güneş kremi kullanıyor! Hava oldukça kasvetli ama hapishane hücresi buradan da karanlık olacaktır!

İncele: Sigara.
Jack Archer: O sigaradan bir salya örneği almayı başardın <İsim>! Mikroskop teknede. Umarım deniz örneğe bakmaya fırsat verecek kadar sakindir!

İncele: Saydam Madde.
Jack Archer: <İsim>, sigaradaki DNA Brice LeBeau diye birine aitmiş... Bu isim sana tanıdık geldi mi?
Jack Archer: LeBeau'yla Sidney'de mi karşılaştın? Batık SOMBRA gemisinin yakınlarında dalış yaptığı için başına gelmedik kalmayan şu meşhur Fransuz hazine avcısı mı?
Jack Archer: Acaba SOMBRA'nın gizli tesisini nereden ve nasıl biliyor! <İsim>, LeBeau buralarda bir yerlerde olmalı, onu bulmalıyız!

LeBeau'ya adada ne işi olduğunu sor.
Brice LeBeau: La sigağa mı? Oui Müfettij <İsim>, tekneni göğüğ göğmez yeğe attım. Biğ kez daha haneye tezavüzden yakavanmak istemedim. Le Büğo Sidney'de epey bajımı ağğıttı.
Jack Archer: Bu adayı nereden biliyorsun LeBeau? Burasi keşfedilmemiş bir yer!
Brice LeBeau: Kejfedilmemij mi? Peh! Benim ij kejif değiv, dalıj!
Jack Archer: Burada dalış yapma bence. Adada suçlular tarafından işletilen tesisler var ve bu suçlulardan biri az önce öldürüldü.
Brice LeBeau: Öldüğüvdü mü? Quelle horreur! İyi de bu mon problème değiv. Ben Sidney'e dönüyoğum.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> olur demeden kimse adayı terk edemez. Sigaranın kalanını teknemizde içebilirsin, böylece bir gözümüz üzerinde olur!
(Brice LeBeau ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Bu herifin yaptıklarına inanamıyorum <İsim>! SOMBRA'nın gizli adasında dalış yapıp sigara mı içiyor o?!
Jack Archer: Sence kültürel bir şey falan mı bu? Belki de Dupont'a sorsak iyi... Hey, telefonum çalıyor!
Jack Archer: Alo Archer ben!
Elliot Clayton: Archer, <İsim>, size haberlerim var!
Jack Archer: Ne oldu? X yine irtibata mı geçti?
Elliot Clayton: Hayır, X'ten henüz ses yok. Bu da fazlasıyla endişe verici.
Elliot Clayton: Ama uydudan bir şey buldum: Dağ yamacına oyulmuş küçük bir kulübe var! SOMBRA'nın üssü olabilir! Koordinatları atıyorum.
Jack Archer: Pekala, <İsim> ve ben o kulübeyi yokluyoruz. Sonra görüşürüz!

İncele: SOMBRA Sığınağı.
Jack Archer: Şu manzaraya bak <İsim>! Burası harbiden de SOMBRA'nın merkezi mi şimdi? Herifler bizden iyi yerde iş yapıyor valla!
Jack Archer: Affedersin <İsim>... Evet, dikkatimizi dağıtmayalım. İşe şu yırtık fotoğrafı bantlayarak başlayabiliriz!
Jack Archer: O da ne, bir mühimmat kutusu mu? Üzerinde soluk bir not var. Hadi toz takımını çıkaralım!

İncele: Yırtık Resim.
Jack Archer: <İsim>, bu fotoğrafta Metcalf var!
Jack Archer: Ama resmin diğer yarısı yok! Fotoğrafta Metcalf birisine bir belge veriyor ama diğer şahsı göremiyoruz! Sadece bir el var!
Jack Archer: Doğru dedin, ayrıca fotorğafın üstüne bir de mesaj kazınmış: "Hayatınla oynuyorsun. Michelle".
Jack Archer: Hey, bu Michelle, Sidney'de SOMBRA gemi enkazını tahrik ettiği için tutukladığın avukat Michelle Zuria olmasın?
Jack Archer: Ayrıca bu Michelle'in SOMBRA'yla ilk münasebeti de değil... Elliot'u kaçıran o şerefsizin de avukatlığını yapmıştı!
Jack Archer: Eğer Zuria SOMBRA'nın adasındaysa, onlarla haşir neşir olduğunu da kesin demektir! Hadi onu bulalım!

Michelle'i, kurbanı tehdit etmesi hakkında sorgula.
Michelle Zuria: <Rütbe> <İsim>, demek buradasın!
Jack Archer: Sen de öyle Michelle! Artık SOMBRA'dan olduğunu inkar edemezsin!
Jack Archer: Şimdi lafı hiç uzatma ve Metcalf'ı öldürdüysen hemen itiraf et! Onu tehdit ettiğine dair kanıtımız var!
Michelle Zuria: Lanet olsun, o mavi tenli soytarı öldü mü? İşler arapsaçına çevireceğini biliyordum!
Michelle Zuria: Doğru, onu tehdit ettim. Ne olmuş yani? Metcalf onu, çalışmalarını tanımadığı insanlara gösterirken düşünecekti!
Michelle Zuria: Sen sormadan söyleyeyim, kiminle konuştuğunu ya da bundan kazancının ne olduğunu bilmiyorum. En azından fotoğrafın yarısını yok edecek kadar kafası çalışıyormuş!
Michelle Zuria: Onu, SOMBRA'nın hainleri pek hoş karşılamadığı konusunda uyarmıştım. Anlaşılan haklı çıktım.
Jack Archer: Yani açıkça diyorsun ki SOMBRA Metcalf'ı susturdu, öyle mi? Ve onu susturanın sen olmadığına inanmamızı bekliyorsun?
Michelle Zuria: Tabii ki hayır. Ama senin sadece kanıtlayabileceğin şeylere inandığını biliyorum <Rütbe> <İsim>.

İncele: Kurşunların Yanındaki Not.
Jack Archer: <İsim>, birisi kurşun kutusunun üzerine "Geri dön ve görevini yap" yazılı bir not bırakmış!
Jack Archer: Sanki bir emre benziyor... Ama altında imza olmayınca oldukça belirsiz duruyor.
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>: Bizim artist Jonah'ın bu kurşunlarla ilgili mutlaka diyeceği bir şey vardır!

Analiz et: Kurşunlar.
Jonah Karam: <İsim>, bu kurşunları tanımamana şaşırdım valla!
Jack Archer: Sadede gel Jonah! Neden bu kurşunları tanıyacak mışız?
Jonah Karam: Çünkü bunları Sidney'de gördün! Bu kurşunlar, Veronica tarafından hedefini vururken kullandığı silaha ait!
Jack Archer: İyi de Veronica hapiste, bu kurşunlar buraya nasıl geldi peki?
Jonah Karam: Onları buraya Baxter Fraser getirmiş. Laboratuvarda kontrol ettirdim, kovanların her yerinde onun parmak izleri var!
Jack Archer: Baxter SOMBRA adasında mı yani? İyi de Yeni Zelanda'ya kaçmıştı! Onu bulacaklar diye üç buçuk atıyordu!
Jonah Karam: Dönmüş demek. Birisi ona görevini hatırlatmış belli ki.
Jack Archer: Acaba görevi neydi... Baxter da Veronica da SOMBRA tarafından suikastçı olarak yetiştirildiler!
Jack Archer: Bir saniye <İsim>... Sence Baxter, Metcalf'ı öldürmek için geri dönmüş olabilir mi? SOMBRA kendi adamlarından birini ilk kez öldürmüyor!
Jack Archer: Baxter bu kurşunları kullanmamış, ama yine de adamımız o olabilir! Hadi onu bulup konuşturalım!

Baxter'ın neden SOMBRA'ya döndüğünü ortaya çıkar.
Jack Archer: Demek buradasın Baxter. SOMBRA'dan bir kez kaçtın ama seni tekrar saflarına katmak için pek dil dökmeleri gerekmemiş!
Baxter Fraser: Görünüşe aldanma <Rütbe> <İsim>. Anlamadığın o kadar çok şey var ki.
Baxter Fraser: Buraya kaderimi kendi ellerime almaya geldim!
Jack Archer: Metcalf'ı öldürerek mi? İtiraf et: Buraya çağrılırken senden istenen görev buydu!
Baxter Fraser: Ne kadar yanıldığının farkında bile değilsin <Rütbe> <İsim>. Madem beni dinlemek istemiyorsun, o zaman gerçeğe zor yoldan ulaşman gerekecek.

Daha sonra teknede...
Jack Archer: <İsim>, adaya geldiğimizden beridir X'ten haber alamadık... Onun yerine SOMBRA'nın baş araştırmacısını, kendi şırıngası boynuna saplanmış halde bulduk!
Jack Archer: Metcalf'ın SOMBRA'nın sırlarını bilinmeyen bir şahsa sızdırdığını ortaya çıkardık... Bu da elbette onun X olabileceği senaryosuyla uyumlu. SOMBRA'nın neden onu susturduğuna şaşmamalı.
Jack Archer: Soru şu ki, bunu yapan kim? Buraya "görevini" yerine getirmek için geri dönen, genç "sonraki aşama" suikastçısı Baxter mı...
Jack Archer: Ya da Metcalf'ın onlara ihabet ettiğini ortaya çıkaran SOMBRA avukatı Zuria mı? Peki ya...
Elliot Clayton: <İsim>! Az önce bir imdat çağrısı aldım!
Jack Archer: İmdat çağrısı mı? X halen hayatta olabilir mi?
Elliot Clayton: Hayır... Bir yerlerde rehin tutulduğunu söyleyen biri... Bir yanardağın içinde!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, adaya geldiğimizden beridir X'ten haber alamadık... Onun yerine SOMBRA'nın baş araştırmacısını, kendi şırıngası boynuna saplanmış halde bulduk!
Jack Archer: Metcalf'ın SOMBRA'nın sırlarını bilinmeyen bir şahsa sızdırdığını ortaya çıkardık... Bu da elbette onun X olabileceği senaryosuyla uyumlu. SOMBRA'nın neden onu susturduğuna şaşmamalı.
Elliot Clayton: <İsim>! Az önce bir imdat çağrısı aldım!
Jack Archer: İmdat çağrısı mı? X halen hayatta olabilir mi?
Elliot Clayton: Hayır, bir yerlerde rehin tutulduğunu söyleyen biri... Bir yanardağın içinde! Şu anda hatta!
Jack Archer: Alo? Kimsiniz?
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, benim, Ruby Armstrong! Yanardağın içinde bir laboratuvarda esir tutuluyorum! Lütfen gelin ve beni kurtarın!
Jack Archer: Yanardağ uzmanı Ruby Armstrong mu? Sen en son Yeni Zelanda da değil miydin? Buraya nasıl...
Ruby Armstrong: Gözünü seveyim <Rütbe> <İsim>, buraya gel ve kurtar beni!
Jack Archer: Nerede olduğunu bile bil...
Jack Archer: Hay lanet, hat kesildi!
Elliot Clayton: Aramanın yapıldığı yeri tespit ettim <İsim>! Ruby, adadaki yanardağın içine gizlenmiş bir yeraltı tesisinde!
Jack Archer: Nasıl, SOMBRA yanardağın içine kamp mı kurmuş?!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, bunu öğrenmenin tek yolu var! Yanardağın koordinatlarını ver bize Elliot!

İncele: Yanardağ Laboratuvarı.
Jack Archer: <İsim>, sözün bittiği yerdeyim resmen...! SOMBRA harbiden de yanardağın içine bir laboratuvar inşa etmiş!
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, hiç gelmeyeceksin sandım! Lütfen çıkar beni buradan! Ölmek istemiyorum!
Jack Archer: Sakin ol Ruby... Artık güvendesin. Seni buradan çıkarıp teknemize götüreceğiz!
Jack Archer: Ne keşif ama <İsim>! Burası Metcalf'ın laboratuvarı olmalı!
Jack Archer: Doğru diyorsun, şu laboratuvar gereçlerine bir göz atsak iyi olur! Şu kapalı devre kamera da ilginç görüntüler olabilir, hemen kilidini açalım!

Ruby'ye yanardağ laboratuvarında nasıl kilitli kaldığını sor.
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, hayatımı kurtardın!
Jack Archer: Artık güvendesin Ruby. Lakin nasıl olup da o laboratuvara yolunun düştüğünü anlatırsan bize yardımın dokunabilir.
Ruby Armstrong: Pekala, şey... Denize açılmış, ekipmanlarımı test ederken, birden bire hiç beklenmedik bir sismik faaliyet tespit ettim.
Ruby Armstrong: Oldukça tuhaf geldi çünkü buralarda bilinen bir yanardağ yok. Bu yüzden de sinyalleri takip etmeye karar verdim...
Ruby Armstrong: ...Böylece yolum bu keşfedilmemiş adaya düştü! Yanardağa yakından bakmaya gittiğimde de o laboratuvarla karşılaştım! Muhteşem bir şeydi!
Ruby Armstrong: Ama sonra bir adam belirdi! Beni etkisiz hale getirip bağladı ve adayı canlı terk edemeyecek kadar çok şey bildiğimi söyledi! Teni maviydi ve sanki deli gibi bağırıp duruyordu!
Jack Archer: Demek mavi bir adamdı? Eh, artık sana zarar veremez Ruby. Kendisi öldü.
Ruby Armstrong: Öldü mü? Kendimi şimdi biraz daha güvende hissediyorum <Rütbe> <İsim>! Ama hiç güneş kremim kalmadı... Sizde biraz var mıdır?

İncele: Laboratuvar Gereçleri.
Jack Archer: Laboratuvar gereçlerinin arasında bir fotoğraf mı buldun <İsim>? Fotoğraftaki kadın hiç laboratuvar asistanına benzemiyor...
Jack Archer: Doğru dedin, fotoğraf ortadan yırtılmış ve diğer yarısı da yok... Tabii eğer...
Jack Archer: <İsim>, sen bir dahisin! Tabii ya, bu önceden SOMBRA'nın ininde bulduğumuz o fotoğrafın eksik yarısı olmalı! Birbirlerine tam uyuyorlar!
Jack Archer: Hadi şu kadının yüzünü veri tabanında aratalım, kim olduğunu öğrenmemiz gerek!

İncele: Gizemli Kadın.
Jack Archer: <İsim>, bu doğru olamaz! Fotoğrafta Metcalf'tan dosya alırken görülen kadın... Asal'mış!
Jack Archer: Metcalf'ın SOMBRA bilgilerini Asal'a sızdırdığına inanamıyorum!
Jack Archer: Asal'la Endonezya'daki karşılaşmamızı hatırladın mı? Bize orada bulunma sebebini söylememişti ama artık Metcalf'la buluştuğu gün gibi ortada!
Jack Archer: Asal'ın benden bu kadar çok şeyi sakladığına inanamıyorum <İsim>! Yani... Büro'dan!
Jack Archer: Haklısın, Asal'ı bir şüpheli gibi sorgularsan sırlarını artık bizden saklayamaz! Hadi gidelim!

Asal'ı Metcalf'la olan müsasebetleri hakkında sorgula.
Asal Havvaa: <Rütbe> <İsim>, bu ne sürpriz! Bu adayı bulacağını tahmin etmemiştim. Yalnış anlama, sağlam olduğunu biliyorum ama ben bile burayı bulabilmek için bir SOMBRA köstebeğinden yardım almak zorunda kaldım.
Jack Archer: Asal, artık bize karşı dürüst olmanın zamanı geldi. Metcalf'ın senin muhbirin olduğunu biliyoruz. Sorun şu ki, kendisi öldürüldü.
Asal Havvaa: Metcalf öldü mü?
Asal Havvaa: SOMBRA'nın ondan kıllandığını ve artık benimle görüşme riskine giremeyeceğini söyleyip duruyordu. Ben de cesaretini kaybetti sanmıştım.
Asal Havvaa: Aramızda kalsın ama Metcalf'ın akli dengesi bozuktu. Güneş kremimi zehir sanıp onu kremle öldürmeyi planladığımı düşünüyordu!
Asal Havvaa: Paranoyası, Metcalf'ı mehbir olarak işe yaramaz hale getirmişti.
Jack Archer: İşe yaramaz mı? Konuşmaya hazır bir SOMBRA bilim insanından iyi tanık mı olur?! Onun işe yarayıp yaramayacağına karar vermek sana kalmadı!
Jack Archer: Yoksa onu kendin mi susturdun? Sonuçta <Rütbe> <İsim> sorgulamadan bir tanığı öldürmek daha önce yapmadığın şey değil!
Asal Havvaa: Jack, mesleki kıskançlık çok itici bir tavır. Yardımımı istiyor musun? O zaman sana tavsiyem şu: Bu adayı derhal terk et. Burada hepiniz tehlikedesiniz!
Jack Archer: İyi bir hedef saptırma girişimiydi ama artık bir şüphelisin Asal. Ayrıca <Rütbe> <İsim>'e nereye gideceğini söylemek senin işin değil!
(Asal Havvaa ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, Asal neden bana sürekli köstek oluyor? Bu kadar çok saklarken ona artık güvenemem!
Jack Archer: Bilmiyorum <İsim>. Belki de bu ilişkiyi tekrardan gözden geçirmem gerek!
Jack Archer: Ha birde, Angela katilin Metcalf'ı etkisiz hale getirmek için Krav Maga kullandığını söylememiş miydi? Mossad ajanları Krav Maga eğitimi alır! <İsim>, durum Asal için hiç iç açıcı değil!

İncele: Kapalı Devre Kamera.
Jack Archer: Kapalı devre kameranın kilidini açtın <İsim>! Elliot görüntüyü inceledikten sonra SOMBRA'nın bu laboratuvarda ne haltlar çevirdiğini öğrenebiliriz!

Analiz et: Kapalı Devre Görüntüsü.
Elliot Clayton: <İsim>, gizli laboratuvarın kapalı devre kamerasındaki görüntüyü indirdim ve... Beklenmedik bir şeyle karşılaştım.
Jack Archer: Mesele SOMBRA'ysa hiçbir şey beklenmedik olamaz! İnsan deneyleri, ıstırap, vahşet... Söyle Elliot, her şeyi kaldırabiliriz!
Elliot Clayton: Kamera mesai saatleri dışında çalışacak şekilde ayarlanmış, o yüzden kaydın çoğu boştu.
Elliot Clayton: Sonra birden o Fransız adam dalış kıyafetlerinden sular damlata damlata gayet sakin bir şekilde içeriye giriyor ve burnunu cam kaplara sokup sigara küllerini yere silkeliyor.
Jack Archer: Kim... LeBeau mu? Laboratuvar da hemde? İyi de LeBeau SOMBRA'nın laboratuvarını nereden biliyor?
Elliot Clayton: Ben ne bileyim <İsim>! LeBeau kayıtta iki farklı günde açıkça görüntülenmiş. Her girdiğinde de etrafına biraz bakınıyor ve sonra gidiyor.
Jack Archer: Bu çok tuhaf <İsim> ama kesin olan bir şey var: LeBeau bu adayla ilgili anlattığından daha fazla şey biliyor! Onu tekrar sorgulamalıyız!

LeBeau'ya lav laboratuvarını nereden bildiğini sor.
Jack Archer: LeBeau, bize yanardağın içindeki laboratuvardan hiç bahsetmedin! Orada birkaç kez bulunduğuna dair elimizde kanıt var!
Brice LeBeau: Ne ovmuj labovatuvağı buvduysam yani? Ben biğ kajifim n'est-ce pas? Gözüme ilginş göğündü, ben de Kğav Maga tekmesiyle kapısını kığıp giğdim ve voilà!
Brice LeBeau: Franchement bune pek değmedi. Sadeze pis fağelev ve deney tüplevi vağdı. Hazine falan yok. Très hayal kığıklığı.
Brice LeBeau: İkinji kez gitmemin sebebi günej kğemimi oğada unutmuj ovmam. Oldukza pahavı biğ Fğansız mağkası, o yüzden geği avmak istedim.
Jack Archer: Şeytani bir bilim insanının gizli laboratuvarına güneş kremini almak için mi döndün? Şaka yapıyor olmalısın!
Brice LeBeau: O la la, yine mi ju "jeytani bilim insanı" masalı! Laboğatuvağda kimseyi göğmedim!
Jack Archer: Bu kadar yeter LeBeau! Seni tekneye götürüyoruz ve bu vaka çözülene kadar Dupont sana göz kulak olacak!
(Brice LeBeau'yla konuştuktan sonra)
Jack Archer: Bu herif ne ayaktır anlamış değilim <İsim>! SOMBRA'nın gizli laboratuvarına nasıl kazara denk gelmiş olabilir?
Jack Archer: Acaba LeBeau başka bir "sonraki aşama" suikastçısı olabilirmi diyeceğim ama bunun için fazla yaşlı!
Jack Archer: İyi dedin: Bu LeBeau her kimse, SOMBRA'nın laboratuvarını bildiğine göre kulübesine de gitme cesaretini göstermiştir! Hadi oraya bir kez daha bakalım!

İncele: Ön Merdivenler.
Jack Archer: Turuncu kristallerle kaplı bir laboratuvar terazisi mi buldun <İsim>? Doğru, bu laboratuvar ve deneyler arasındaki bağlantı bu olabilir... Hadi bir örnek vakumlayalım!
Jack Archer: Şu tahta parçaları da geri birleştirsek iyi olur kanımca!

İncele: Laboratuvar Terazisi.
Jack Archer: <İsim>, laboratuvar terazisinden topladığın şu kristalleri Lars'a gönderelim!

Analiz et: Turuncu Kristaller.
Lars Douglas: Seni görmek ne güzel <İsim>! Tak tak!
Jack Archer: Selam usta. Kim o?
Lars Douglas: Chris Turunçgiller.
Jack Archer: Hangi Chris Turunçgiller?
Lars Douglas: Chris Turunçgiller ve turunç kristaller! Çaktın?
Lars Douglas: Tamam <İsim>, biliyorum, asıl öğrenmek istediğin Metcalf'ı bu turuncu kristallerle kimin öldürdüğü.
Jack Archer: Nasıl yani, <İsim>'in terazide bulduğu kristaller, aslında Metcalf'ı öldüren şırıngadaki zehir miymiş?
Lars Douglas: Kısmen. Bunlar sodyum siyanür kristalleri ve güçlü asitlerle karıştığında, katilin şırıngada zehir olarak kullandığı hidrojen siyanürü açığa çıkaran inorganik bir bileşik.
Lars Douglas: Ayrıca örneğe bir de organik bir bileşik bulaşmış: DNA. Bu DNA'nın da şüphelilerden Michelle Zuria ile eşleştiğini fark ettim.
Jack Archer: Ne? SOMBRA'nın avukatı, Metcalf'ı öldüren zehre mi dokunmuş?
Lars Douglas: Onun olduğu kesin <İsim>. Bir de getirdiğin örnekte güneş kremi izlerine rastladım, dolayısıyla bu bilgiyi de Michelle'in şüpheli bilgisine ekleyebilirsin!
Jack Archer: Buraya kadar <İsim>! Bu kristaller turuncu ama Michelle için durum gerçekten de yüz kızartıcı! Onunla bir kez daha konuşmanın vakti geldi!

Michelle'i turuncu kristaller hakkında sorgula.
Michelle Zuria: Sana daha önce de söyledim <Rütbe> <İsim>: Metcalf'ın deneyi hakkında kime konuştuğunu bilmi...
Jack Archer: Buraya onun için gelmedik! Onun yerine bize DNA'nın Metcalf'ı öldüren zehirde ne işi olduğunu nasıl açıklayacaksın? Maskaralığın sonu geldi!
Michelle Zuria: Yani siyanür kristallerini buldun diye onları Metcalf'a benim verdiğimi mi düşündün? <Rütbe> <İsim>, bu cinayeti üzerime yıkmaya öylesine yemin etmişsin ki gözünün önündekini göremiyorsun!
Michelle Zuria: Amacım kristalleri onun elinden almaktı! Metcalf aklını yitirmişti <Rütbe> <İsim>! Hem kendisine, hem de çevresine zarar verecek durumdaydı!
Michelle Zuria: Daha dün elinden bir tabancayı boğuşarak zorla aldım! Krav Maga bilgim sayesinde paçayı kurtardım!
Jack Archer: Demek Metcalf sırf SOMBRA'ya ihanet etmekle kalmadı, ayrıca bir de kontrolden çıktı, öyle mi? O zaman onu susturmak için bundan iyi sebep mi olur!
Michelle Zuria: Anlamıyorsun <Rütbe> <İsim>. Metcalf içi zehir dolu bir şırıngayla etrafta dolaşmaya başlayınca, kendisine ve bana zarar vermesini engellemek zorundaydım!
Jack Archer: Ağzın iyi laf yapıyor Michelle. İyi bir avukat olmalısın. SOMBRA tarafında olman yazık oldu! <Rütbe> <İsim> er ya da geç senin fişini çekecek kanıtı bulacak!

İncele: Tahta Parçalar.
Jack Archer: <İsim>, onardığın bu şeyin ne olduğunu bilmiyorum ama Elliot bize söyleyebilir! Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Tuhaf Makine.
Elliot Clayton: <İsim>, SOMBRA'nın sığınağında bulduğun alet bir Mors telgrafıymış.
Elliot Clayton: Bu makineler genelde mesajları iletir ama kaydetmez. Ancak bu makinenin içinde bir tane mikroçip varmış. Anlaşılan SOMBRA burada güvenliğe epey önem veriyor.
Jack Archer: Yani bu makineden ne tür mesajların gönderildiğini söyleyebilir misin?
Elliot Clayton: Aynen. Gönderilen son mesajda "Acilen kurtarılmam gerekiyor, beni buradan çıkarın" yazılı ve cinayetten hemen sonra gönderilmiş!
Jack Archer: "Beni buradan çıkarın" mı? <İsim>, eğer mesaj cinayetten sonra gönderilmişse, bunu yazan Metcalf olamaz!
Jack Archer: Ayrıca katil haricinde kim adadan bir an önce kaçmak ister? Peşinde olduğunu biliyor olmalı, ama bizde artık katilin Mors kodu kullandığını biliyoruz!
Armand Dupont: Mors kodundan mı bahsediyordun <İsim>?
Armand Dupont: Şunun için sordum <İsim>; buraya getirdiğiniz o havalı Fransız beyle sohbet ederken bana Fransız Donanması'ndaki maceralarından bahsetti!
Armand Dupont: Bu da demek oluyor ki Mösyö LeBeau da Mors kodunu biliyor zira Fransız Donanması 17. yüzyıldan beri bunu kulla...
Jack Archer: Dupont, göründüğünden daha hınzır çıktın valla! İyi işti, Mors kodunu LeBeau'nun şüpheli profiline ekleyeceğiz!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, SOMBRA'nın gizli adasındayız ve Metcalf'ın cinayetini çözmeye zerre yaklaşamadık!
Jack Archer: Şüphelilerimizden bazıları Metcalf'ın sıyırmaya başladığını söyledi. Eğet Metcalf tahmin ettiğimiz gibi X ise bu bizim için hiç iyi bir haber değil.
Jack Archer: Peki ya Metcalf X değilse? Verdiği ipuçları hep nokta atışıydı. Deli bir adam bu tür bilgiler verebilir mi?
Jack Archer: Her neyse, SOMBRA sırlarını sızdırdığı için Metcalf'ı susturmak istedi. Peki...
Jack Archer: Bir saniye, az önce yer mi sallandı <İsim>?
Jack Archer: Her neyse, benim oyum Michelle'e! Metcalf'ı öldüren zehre dokunmuş, bundan ala kanıt mı olur?
Jack Archer: Gerçi Asal'ın da ciddi bir şüpheli olduğunu es geçemem. Belli ki o kadın sırlara fazlasıyla düşkün... Belki de ölmüş birisinin kimseden iyi sır tutamayacağını düşünmüştür!
Jack Archer: Hey, yer yine sallanıyor!
Elliot Clayton: <İsim>, her yerde seni arıyordum! Bir sorunumuz var! Ruby yanardağın patlamak üzere olduğunu söyledi!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, SOMBRA'nın gizli adasındayız ve Metcalf'ın cinayetini çözmeye zerre yaklaşamadık!
Jack Archer: Şüphelilerimizden bazıları Metcalf'ın sıyırmaya başladığını söyledi. Eğet Metcalf tahmin ettiğimiz gibi X ise bu bizim için hiç iyi bir haber değil.
Jack Archer: Peki ya Metcalf X değilse? Verdiği ipuçları hep nokta atışıydı. Deli bir adam bu tür bilgiler verebilir mi?
Jack Archer: Her neyse, SOMBRA sırlarını sızdırdığı için Metcalf'ı susturmak istedi. Peki...
Jack Archer: Bir saniye, az önce yer mi sallandı <İsim>?
Elliot Clayton: <İsim>, bir sorunumuz var! Ruby yanardağın patlamak üzere olduğunu söylüyor! Daha zaman var ama şok dalgaları gitgide kötüleşecekmiş!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Bu demek oluyor ki lavlara kurban gitmeden bu işi bitirmemiz gerekiyor! Hadi laboratuvara dönelim!

İncele: Kumanda Odası.
Jack Archer: <İsim>, sismik dalgalar laboratuvarda daha şiddetli hissediliyor!
Jack Archer: Harika, görünüşe göre şok dalgaları geliyorum demeden gelip gidiyor... Acele etsek iyi olur!
Jack Archer: Aldığın o günlükte ne varmış?
Jack Archer: Bu, Metcalf'ın denekleri üzerinde deney yaparken çekilmiş bir fotoğrafı! Doğru, üzerindeki solmuş yazıyı da açığa çıkarsak iyi olur!
Jack Archer: Evet, şu parçalanmış kağıdı da birleştirelim! Bu cihaza gelince, ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok ama madem kilidini açmak istiyorsun, yanardağ bizi kül etmeden yapsan iyi olur!

İncele: Solmuş Günlük.
Jack Archer: Metcalf'ın günlükteki fotoğrafının yanındaki yazıyı açığa çıkardın <İsim>! "Ne yapmam gerektiğini biliyorum!" yazılı.
Jack Archer: Hımm, günlükteki tek yazı bu gibi. Bundan bir şey çıkmaz ki!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>, lavlar bizi yutmadan Marina'nın bu günlüğü görmesi gerek!

Analiz et: Günlük Yazısı.
Marina Romanova: <İsim>, laboratuvardan kurtardığın bu günlükte sadece bir yazı vardı. Ama tek bir el yazısı örneği bile pek çok şey anlatır.
Marina Romanova: Büyük harf kullanımı ve kağıda bastırarak yazılması öfkeye işaret. Ayrıca yazanın yazmaya pek alışkın olmadığını gösterir... Yani düşünce değil, eylem insanı.
Marina Romanova: <İsim>, şüpheli listesine göz gezdirince günlüğün sahibinin Baxter Fraser olduğunu fark ettim.
Jack Archer: Baxter mı? Eh, o zaman "Ne yapmam gerektiğini biliyorum!" derken neyi kastettiği ortada! SOMBRA'ya, görevini hatırladığı için geri döndüğünü biliyoruz!
Jack Archer: Bu, Baxter'ın SOMBRA safına geri döndüğünün bir başka kanıtı... Günlüğünde, hedef aldığı kişinin fotoğrafını saklıyormuş!
Marina Romanova: Bence çok çabuk hüküm veriyorsun Archer. Durum sandığından daha karışık.
Marina Romanova: <İsim>, Baxter'ın tavırları en başından beridir tutarsız. SOMBRA'nın koşullandırma eğitimine rağmen isyan edebildi ve onlardan kaçıp bir yere saklandı.
Marina Romanova: Ayrıca Baxter, SOMBRA'nın emirlerini körü körüne takip ediyor olsaydı, bunu günlüğüne yazar mıydı sence? Belli ki kendiyle bir çatışma halindeymiş!
Marina Romanova: <İsim>, Baxter'ın tavırları kuşkulu ama birlikte hareket edersek hakikati ondan koparabiliriz diye düşünüyorum!

Baxter'ı günlüğüyle ilgili olarak sorgula.
Marina Romanova: Baxter, günlüğünü okudum. Sen "sonraki aşama"nın deneklerinden biriydin, belli ki bu konuda karmaşık duygular içindesin.
Baxter Fraser: Duygularım karmaşık falan değil! O deneyler bizim rızamız olmadan yapıldı!
Baxter Fraser: Riaja'yı hatırladın mı <Rütbe> <İsim>? Ya da Veronica'yı! SOMBRA onları suikastçıya çevirmeden önce ikisi de tatlı, kibar kızlardı!
Marina Romanova: Yani... "Ne yapmam gerektiğini biliyorum" derken, SOMBRA'nın bir neferi olmayı nihayet kabul ettiğini ima etmiyordun, öyle mi?
Baxter Fraser: Ben SOMBRA'dan asla emir almadım! Buraya, bize yaptıklarını başkalarına da yapmasın diye Metcalf'ı öldürmeye gelmiştim!
Baxter Fraser: Her şeyi planlamıştım, Krav Maga antrenmanı bile yaptım! O mavi yaratığı nasıl alt edeceğimi gayet iyi biliyordum!
Marina Romanova: Baxter, sen... Metcalf'ı öldürdüğünü mü itiraf ettin?
Baxter Fraser: Hayır <Rütbe> <İsim>... Maalesef birisi benden önce davranmış! Metcalf'ı plajda boynuna saplanmış bir şırındayla bulduğumda çoktan ölmüştü!
Marina Romanova: Sonuçta sen yapmadın yani? Yoksa bu SOMBRA'dan öğrendiğin tafsilatlı bir numara mı? Artık sana inanıp inanmayacağımızı bilemiyorum Baxter!
Baxter Fraser: İstersen beni tutukla <Rütbe> <İsim>, umurumda olmaz! Metcalf'ın cehennemde cayı cayır yandığını bilmek yeter bana!
(Baxter Fraser ile konuştuktan sonra)
Marina Romanova: <İsim>, beyin yıkama belli ki Baxter'da ters tepmiş. Metcalf, onun doğal kuvvetini ve öfkesini arttırmayı başarmış ama Baxter bunu ona karşı kullanmış!
Marina Romanova: <İsim>, Baxter'ın Metcalf'ı başkası öldürdü sözüne pek güvenmeyelim derim! Sen soruşturmanı yürütürken benim de bir gözüm onda olacak!
Marina Romanova: Acele et <İsim>, anlaşılan pek vaktimiz kalmadı!

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Jack Archer: <İsim>, bu çizim, laboratuvarın haritasıymış! Baksana, yanardağın içini gösteriyor!
Jack Archer: Bir saniye, resmin üstünde "Ruby Armstrong tarafından tasarlanmıştır" yazıyor!
Jack Archer: Nasıl yani... Bu laboratuvarı Ruby tasarlamışsa burayı nasıl bulduğu konusunda yalan söylemiş demektir! Başından beri biliyormuş!
Jack Archer: <İsim>, Ruby'nin bize anlattığı hikaye uydurma çıktı! Şimdi bu kanıtla onu yüzleştirmenin vakti!

Ruby'yi lav laboratuvarı tasarımı hakkında sorgula.
Jack Archer: Ruby, bize yalan söyledin! Adayı kazara falan bulmadın, burada bir laboratuvar olduğunu biliyordun çünkü onu bizzat kendin tasarladın!
Ruby Armstrong: Şey, evet, bu doğru <Rütbe> <İsim>...
Ruby Armstrong: Ne olursa olsun, ben eserimle gurur duyuyorum. Türünün ilk örneği, daha önce kimse böyle bir şey denemedi!
Jack Archer: Gurur mu? O laboratuvarı ne tür suçluların işlettiğinden haberin var mı senin?!
Ruby Armstrong: Ben onlara çalışmıyorum! Laboratuvarın inşaatı bittikten sonra ziyaret etmeme bile izin vermediler!
Ruby Armstrong: Metcalf, tehditleriyle beni uzak tutacağını sanıyordu ama tasarımımı hayata geçmiş olarak görmeyi hak ettim ben!
Jack Archer: Senin hak ettiğin tek şey hapis cezası! İtiraf et Ruby: Metcalf sana izin vermeyince ona ne yap...
Jack Archer: N'oluyo lan...
Jack Archer: ...Yine sallandık!
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, yanardağ bu! Püskürmeden önce buradan gitmeliyiz! Bana inan, ne...
Jack Archer: Ruby, senin "Ben yanardağ uzmanıyım, yerin neden sallandığını biliyorum" numaralarını yutacak değiliz! Metcalf'ı sen öldürdüysen <Rütbe> <İsim> bunu kanıtlayacak, hepimiz denizin dibini boylasak bile!

İncele: Kilitli Cihaz.
Jack Archer: <İsim>, bu Asal'ın Mossad numarası! Bu bir laboratuvar gereci değil... Bir iletişim cihazı!
Jack Archer: Demek Asal sırf bu laboratuvarı bilmekle kalmamış, Metcalf'a çaktırmadan buraya gelip gidiyormuş da!
Jack Archer: Bu bardağı taşıran son damla <İsim>! Asal artık konuşsa iyi eder!

Asal'ı gizli iletişim cihazı hakkında sorgula.
Asal Havvaa: İletişim cihazımı bulduğun için sağ ol <Rütbe> <İsim>. Onu kaybettiğimden beridir Mossad'la iletişime geçmek için SOMBRA'nın sefil Mors vericisini kullanmak zorunda kaldım.
Asal Havvaa: <Rütbe> <İsim>, eğer Mors telgrafının altında bir mikroçip bulduysan, onu Mossad'a ver. Şu SOMBRA avukatının mesaj çektiğini görünce onu makineye ben yükledim.
Jack Archer: Yeter artık Asal! Cihazını bulduk, bize Mossad'ın bu adada tam olarak neyin peşinde olduğunu söylemenin vakti geldi!
Asal Havvaa: Sinirenmene gerek yok Jack. Sana aldığım emirleri pekala söyleyebilirim: Metcalf'ı öldür, sonra da adadan ayrıl.
Jack Archer: Metcalf'ı öldür mü? Biliyordum! Bu senin soğukkanlılıkla işlediğin ilk cinayet değil!
Asal Havvaa: Ne yapalım, Büro taşın altına elini koymaya üşenince devreye Mossad girer!
Asal Havvaa: Ama bu kez emirlerimi yerine getiremedim. Birisi Metcalf'a benden önce ulaşmış.
Jack Archer: Oldu anam... Ne düşünüyorum biliyor musun, bence bu Mossad masalı usturuplu bir mazeretten başka bir şey değil! Tıpkı altıncı ay dönümümüzü unutman gibi!
Asal Havvaa: Madem öyle, al sana Mossad'ı suçlayamayacağım bir şey: Yanardağ püskürmek üzere! Buradan gitmezsek hepimiz öleceğiz <Rütbe> <İsim>!

Daha sonra...
Jack Archer: Merak ediyorum <İsim>, acaba yanardağ üzerimize patlamdan önce Metcalf'ın katilini bulabilecek miyiz?
Jack Archer: Şu ana dek Metcalf'ı susturmak isteyenin yalnızca SOMBRA olduğunu öğrendik... Onu ortadan kaldırmak isteyen epey insan varmış!
Jack Archer: Asal'ın dediğine göre Mossad Metcalf'tan kurtulmak istemiş... Asal'ı tanıyorsak bu bir bahane olabilir de, olmayabilir de.
Jack Archer: Baxter'da aynı zamanda Metcalf'ı öldürmeyi planladığını itiraf etti... Ama geç kaldığını iddia ediyor. Bir de...
Jack Archer: Bir de şimdi gökten alev yağıyor! <İsim>, içeriye sığınalım!

Teknenin içinde...
Şef Ripley: <İsim>, durum tam bir felaket! Adayı boşaltmamız gerekiyor!
Jack Archer: Ama Şef! Çok yaklaştık! İzin verin de <İsim> ile birlikte plaja son bir kez göz atalım!
Şef Ripley: Pekala, ama senden hızlı ve etkili olmanı bekliyorum <İsim>! Hepimizin hayatı buna bağlı!

İncele: Volkanik Sahil.
Jack Archer: <İsim>, yanardağ lav püskürtmeyi bıraktı... Şimdilik! Bu volkanik kaya yığınını incelemek istiyorsan, onları tekneye götürmemiz daha mantıklı!
Jack Archer: Ayrıca şu Mors kodu rehberi de katile ait olmalı! Burada kalıp kül olursak rehberin köşesindeki lekeden hiçbir şey öğrenemeyiz! Hadi gidelim!

İncele: Mors Kodu Rehberi.
Jack Archer: <İsim>, katilin Mors rehberini bu deri hücrelerini toplamamıza yetecek kadar uzun süre nasıl sabit tuttun anlamış değilim! Ama bu örneği bir an önce Lars'a götürsek iyi olur!

Analiz et: Deri Hücreleri.
Lars Douglas: Gözlük konusunda haklıymışsın <İsim>, bu Metcalf'ın gözlüğü. Görünüşe göre kendi gözleri üzerinde de deneyler yapmış! Tamamen kör kalmamış olması bir mucize!
Jack Archer: Heyecanını kursağında bırakmak istemem ama Metcalf'ın kendi üzerinde yaptığı deneylerin şu anda zerre önemi yok! Katilden haber ver!
Lars Douglas: Metcalf'ın katille boğuştuğunu zaten biliyoruz. Gözlüğünü de o sırada düşürmüş olmalı.
Lars Douglas: Şanslısın <İsim> zira katil güneş kremine bulanmış parmaklarıyla gözlüğe dokunduğu için...
Lars Douglas: ...Gözlüğün üzerinde, kısmi profil çıkarmama yetecek miktarda DNA bırakmış! <İsim>, katil kahverengi gözlü!
Jack Archer: Tamamdır <İsim>, artık şu kahverengi gözlü katili yakalayıp yanardağ patlamadan buradan toz olmanın zamanı geldi!

İncele: Volkanik Kayalar.
Jack Archer: Biraz rahat edebiliriz gibi. Doğru dedin <İsim>, kayaların altında bulduğun bu gözlük tanıdık geliyor... Metcalf bunu laboratuvarn önlüğünün cebinde taşırdı!
Jack Archer: Harika, Lars bu gözlükle işini bitirdikten sonra bu cinayeti daha net göreceğimizden eminim!

Analiz et: Kurbanın Gözlüğü.
Lars Douglas: <İsim>, sence bu adadan canlı çıkabilecek miyiz?
Jack Archer: Katilin, Mors rehberindeki deri hücreleriyle ilgili sonuçları bize ne kadar hızlı vereceğine bağlı, usta! Kaybedecek zaman yok!
Lars Douglas: Zamandan bahsetmen ilginç! Zira biyolojik yaşlanma süreci, insan vücudunda en bariz şekilde ciltte gözlenir. Umarım iyi bir nemlendirici kullanıyorsundur, usta!
Jack Archer: Ne yani, kırışıklıklarım olduğunu mu ima ediyorsun?
Lars Douglas: Hayır, getirdiğin örnekte glikosaminoglikan buldum diyorum. Bu büyük şeker benzeri moleküller deri hücrelerindeki nemlenme düzeyini kontrol eder. Yaş konusunda iyi birer göstergedir, tabii belli bir hata payıyla.
Lars Douglas: <İsim>, deri hücrelerindeki kolajen niteliğine bakarak katilin 30 yaşının altında olduğunu söyleyebilirim!
Jack Archer: Eh, katil artık hapiste yaşlanacak! Tabii önce biz lavların altında kalmazsak!

Jack Archer: Metcalf'ın katilini tutuklamak için gereken tüm delile sahibiz <İsim>! Gökten daha fazla alev yağmadan gidelim!

Katili Tutukla.
Jack Archer: LeBeau! Demek sendin! <Rütbe> <İsim> seni Profesör Metcalf'ı öldürmekten tutukluyor!
Brice LeBeau: Müfettij <İsim>, dedikleğinden hişbiğ jey anlamıyoğum!
Jack Archer: Kes numarayı LeBeau! Cinayet mahallindeki sigaran bunun en ateşli kanıtıydı... Metcalf'ı buraya gelmemizden sadece birkaç dakika önce öldürmüşsün! İtiraf edeyim, soğukkanlılığını takdirle karşılıyorum!
Brice LeBeau: Nezen böyle diyoğsun <Rütbe> <İsim>? Yoksa gökten yağan o alevli toplağdan biği bajına mı düjtü?
Jack Archer: SOMBRA'nın gizli tesislerini başından beridir biliyordun! Sende mi SOMBRA'dansın? Ya da Metcalf'ı susturman için sana para mı verdiler?
Brice LeBeau: Nezen bahseziyoğsun <Rütbe> <İsim>? Hem SOMBRA'da ne? Hişbiğ jey Anlamıyoğum!
Jack Archer: Yalan söylüyorsun! Adaya geldin, Metcalf'ı Krav Maga ile alt ettin, sonra da şırıngasını alıp ona sapladın!
Jack Archer: Sonra'da adadan kaçmak amacıyla Mors mesajı gönderdin! Her şeyi biliyoruz, sadece bunu neden yaptığını bilmiyoruz!
Brice LeBeau: Tamam, yeteğ bu kazağ! Evet, o azamı öldüğdüm ama nefsi müzafaayzı! Şığıngayı bana saplamak istezi!
Jack Archer: Ne? Metcalf mı sana saldırdı yani? Ama neden?
Brice LeBeau: Ben ne biveyim <Rütbe> <İsim>! Zezim ya, onu tanımıyoğzum bile!
Brice LeBeau: Mavi azam beni plajda göğüğ göğmez üzeğime doğvu kojup, deli gibi bağığağak onu öldüğmek istediğimi söylezi! Benze non mösyö, pas du tout, buğaya sadeze dalmaya geldim dedim!
Brice LeBeau: Ama biğ tüğlü sakinlejmedi, şığıngayı bana batığmaya şalıjıp duğdu! Kendimi koğumam geğekti! Ne yapmamı bekliyodunuz? Azam hem mavi, hem de öfkeliyzi!
Jack Archer: Yani... SOMBRA'ya çalışmıyorsun, öyle mi? Sadece yanlış zamanda yanlış yerdeydin.
Jack Archer: İroniye gel <İsim>. Metcalf'ın ölümünü isteyen bunca kişi varken adam gitmiş kazara kendini öldürtmüş!
Brice LeBeau: Sana zezim <Rütbe> <İsim>, ben biğ hazine avzısıyım! Yemin ezeğim nefsi müzafaayzı!
Jack Archer: Harika... Yer yine sallanıyor! LeBeau, nefsi müdafaa olsun olmasın, bizimle tekneye geliyorsun! Tutuklusun!

Daha sonra teknede...
Jack Archer: <İsim>, Metcalf'ın katilini yakaladın ama sırf LeBeau mahkemeye çıksın diye Sidney'e dönersek, sulara gömülmeden SOMBRA'nın adasını son bir kez soruşturma şansını yitiririz!
Şef Ripley: LeBeau meselesi halloldu. Cezasını Fransa'da çekmek istiyor ve Yargıç'da iadesine onay verdi. Nefsi müdafaa dediği için muhtemelen 5 yılla yırtacak.
Şef Ripley: SOMBRA'nın ipliğini pazara çıkarma fırsatını tepmek kanıma dokunsa da ne ekibin, ne de diğer şüphelilerin güvenliğini tehlikeye atamayız!
Şef Ripley: <İsim>, acil durum toplantısı yapacağız! 5 dakika içinde güvertede buluşuruz!

Sonraki Aşama 6

Şef Ripley: <İsim>, Metcalf'ın katilini yakaladın ama hala vermemiz gereken önemli bir karar var.
Şef Ripley: Ya güvenliği ön planda tutup adayı boşaltacağız, ya da SOMBRA soruşturmasına devam edip yanardağın patlamasını riske alacağız.
Şef Ripley: Karar vermemizde bize yardımcı olması için istemeyerek de olsa Bayan Armstrong'un fikrine başvurdum, ne de olsa risk değerlendirmelerinde uzman o.
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, geçmişte yanlış insanlara çalışmış olabilirim... Ama yanardağlar konusunda asla yanılmadım!
Ruby Armstrong: Sismik şok dalgalar halinde gelir. İlk dalga tamamlandı. Sıradaki dalganın vurmasına sadece iki saat var... Ancak bu dalga ilkinden çok daha kuvvetli olacak.
Şef Ripley: İki saatimiz mi var? Peki sonra ne olacak?
Ruby Armstrong: Yanardağ öyle bir kuvvetle püskürecek ki ada infilak edecek ve okyanusun dibini boylayacak. 1883'te Krakatoa püskürdüğünde de benzer bir şey yaşanmış...
Şef Ripley: Anlaşıldı! İki saatimiz var <İsim>! Hepimizin hayatı senin başarına bağlı, dolayısıyla şüphelilerin işbirliğini de kazanman gerekiyor!
Şef Ripley: İlk önce Asal'ın, Metcalf'tan SOMBRA hakkında neler öğrendiğini anlatmasını iste! Ne aradığımızı bilirsek işimiz daha hızlı biter!
Şef Ripley: Michelle Zuria'da seninle konuşmak istediğini söyledi. Ona karşı tedbiri elden bırakma <İsim>. O kadın tehlikeli biri.
Şef Ripley: <İsim>, unutma ki okyanusun adayı yutmasına sadece iki saat kaldı. Zamanını iyi kullan!

Asal'a Metcalf'tan ne tür bir istihbarat edindiğini sor.
Jack Archer: Asal, olanları bir kenara bırakalım gari! Zaman azalıyor, yardımına ihtiyacımız var! Metcalf'ın sana SOMBRA'yla ilgili bilgi verdiğini biliyoruz. Sana verdiği o dosyada ne vardı?
Asal Havvaa: Dedim ya <Rütbe> <İsim>, Metcalf aklını yitirmişti. Son dosya çatlak bir adamın ipe sapa gelmez karalamalarından başka bir şey yoktu.
Asal Havvaa: Ama ille de hayatımın kalan son saatlerini o dosyayı okuyarak geçireceğim diyorsan... Kimse şüphelenmesin diye dosyayı SOMBRA sığınağına geri koydum.
Asal Havvaa: Şimdi müsaadenizle, adadan kendi imkanlarımla ayrılıyorum.
Asal Havvaa: Bir de unutmadan, Jack sanırım ikimiz de bu ilişkinin tadının kaçtığını fark edecek yetişkinlikte insanlarız. Galiba yollarımızı ayırmak ikimiz için de en iyisi.
Jack Archer: Ne?! Beni terk mi ediyorsun?!
Jack Archer: Edemezsin, çünkü asıl BEN seni terk ediyorum!
Asal Havvaa: Bu ikimiz için de en hayırlısı. Bir de sana ufak bir hediyem var <Rütbe> <İsim>: Metcalf'ın kendini maviye çevirme formülü! Zararsız olduğunu biliyorsun!
Jack Archer: Sen de duydun mu <İsim>? Ama oturup ağlamak için vaktim bile yok! İş işten geçmeden SOMBRA sığınağına gidip Metcalf'ın dosyasını bulmalıyız!

İncele: SOMBRA Sığınağı.
Jack Archer: Bunlar Metcalf'ın dosyaları olmalı <İsim>! Asal bunların...
Jack Archer: Öhö, yani ESKİ kız arkadaşım bunların çatlak bir adamın ipe sapa gelmez karalamaları olduğunu söylemişti, ama ben yine de toz takımını getirip kendimiz görelim derim! Acele et, zaman daralıyor!

İncele: Metcalf'ın Dosyaları.
Jack Archer: <İsim>, Metcalf'ın notlarında bir grup... Molekül varmış.
Jack Archer: Hah, belki de Asal bu yüzden bunları deli saçması karalamalar sandı: Meğer yazılanları anlamamış!
Jack Archer: Haklısın, böbürlenmenin sırası değil! Yanardağ tekrar alev yağdırmaya başlamadan şu notları Lars'a götürelim!

Analiz et. Metcalf'ın Notları.
Lars Douglas: Jack, Asal'la olanları duydum... Eğer yapabileceğim bir şey varsa...
Jack Archer: Eyvallah usta ama bu konuda konuşmak istemiyorum.
Lars Douglas: Nasıl istersen usta. Madem öyle, Metcalf'ın dosyalarını inceledim <İsim>.
Lars Douglas: İlk olarak, ilk sayfadaki moleküller Metcalf'ın, sarı gözün yan etkilerini ortadan kaldırma çabalarıyla ilgili.
Lars Douglas: Metcalf buna bir çözüm bulamamış... Galiba en sonunda ona keçileri kaçırtan da bu olmuş.
Lars Douglas: Hem de öyle bir kaçırmış ki notların sonunda... Bilemiyorum. Belki bundan bahsetmesem daha iyi.
Jack Archer: Usta, her türlü yanıta ihtiyacımız var, o yüzden çıkar şu baklayı!
Lars Douglas: Peki... Metcalf, moleküllerin arasına gizlenmiş olarak rastgele bir yere "Büro" yazmış. Tek bu, başka bir şey yok. Sanırım Metcalf sonunda hepten balatayı sıyırmış.
Jack Archer: Metcalf'ı Endonezya'da enselemiştik, haliylen Büro'nun SOMBRA'nın peşinde olduğunu biliyor olmalı...
Lars Douglas: Dahası da var! Daha aklı başında notlarında Metcalf, bir acemi gemisinden bahsediyor. İçinde düzinelerce suikastçıyla birlikte adadan iki gün önce ayrılmış.
Jack Archer: Öyleyse o gemiyi durdurmalıyız! Metcalf geminin nereye gittiğinden bahsetmiş mi?
Lars Douglas: Hayır... Bu kısımdan sonra yazdıkları anlamsızlaşıyor.
Jack Archer: <İsim>, geminin nereye gittiğini bilmiyoruz ama zaman da daralıyor... Durumu Şef'e bildirmeliyiz!

Michelle'e ne istediğini sor.
Jack Archer: Ne istiyorsun Michelle?
Michelle Zuria: Artık her şeyi itiraf etme vakti <Rütbe> <İsim>. Muhbiriniz X benim.
Jack Archer: Sen... Nasıl?!
Jack Archer: X olman mümkün değil! Onu nereden tanıyorsun bir kere?
Michelle Zuria: X'i tanıyorum çünkü X'in ta kendisiyim.
Jack Archer: Yalan! Senin Singapurda olduğunu bize söyleyen X'ti! Bu da X'in başkası olduğu anlamına gelir! Hem zaten biz onun Metcalf olduğundan eminiz.
Michelle Zuria: O şapşal şebek mi? Bir daha düşün <Rütbe> <İsim>. Sana Metcalf'ın Endonezya'daki kampını bulmana yardım ettim! Sidney'deki gala hakkında...
Jack Archer: Yeter! Yanardağ püskürmeden adadan bir şeyler kurtaramayalım diye dikkatimizi dağıtmaya çalışıyorsun!
Michelle Zuria: Ben bir avukatım <Rütbe> <İsim>, kanıtlayamayacağım iddialarda bulunmam! Laboratuvara gidin! Orada size X olarak gönderdiğim tüm mesajların bir kopyasını bulacaksınız!
Michelle Zuria: Bir de iyi niyetimin bir göstergesi olarak bu parayı alın. Buradan sağ çıkabilirsek şayet ileride işe yarayabilir.

İncele: Yanardağ Laboratuvarı.
Jack Archer: <İsim>, ben Michelle'in X olduğuna halen inanmıyorum! Kadında ne yüz varmış!
Jack Archer: Doğru diyorsun, şu USB belleği tekneye götürüp açsak iyi olur! Burası iyice ısınmaya başladı. Sıradaki püskürme yakın olmalı!

İncele: Kilitli USB Bellek.
Jack Archer: USB belleğin şifresini kırdın <İsim>! Michelle bunun, onun X olduğunu kanıtlaycağını söylemişti. Kararı Elliot versin diyorum!

Analiz et: USB Bellek.
Elliot Clayton: <İsim>, USB bellek gerçek gibi duruyor. X'ten aldığım tüm mesajlar burada, hepsinde aynı şifreleme tekniği kullanılmış.
Jack Archer: O zaman Michelle uydurmuyormuş yani? Hata yapma lüksümüz yok Elliot. Eğer ona güvenirsek ve halen SOMBRA safınsaysa... Sunuçlarını sen düşün!
Elliot Clayton: Biliyorum! Ama tekniz analiz şüpheye mahal bırakmıyor <İsim>. Michelle Zuria eşittir X!
Elliot Clayton: İşin aslı şu ki <İsim>, ona güvensek de güvenmesek de, Michelle'in SOMBRA hakkında bize söylediklerine bakarsak, onu kesin öldürmek isteyeceklerdir!
Jack Archer: O kadına güvenmek için halen bir sebep göremiyorum <İsim>. Onunla bir kez daha konuşacağım diyorsan elini çabuk tut!

Michelle'e bize neden yardım ettiğini sor.
Jack Archer: Michelle, senin X olduğuna inandık diyelim. Neden SOMBRA'ya ihanet ettin?
Michelle Zuria: Çünkü benim de ahlaki sınırlarım var!
Michelle Zuria: SOMBRA'nın gençler üzerinde deney yaptığını öğrendikten sonra onları daha fazla savunamazdım. Bu kadarına göz yumadak kadar para almadım ben!
Jack Archer: Geç bunları. Peki ya Sidney'de olanlar? Bu adayı bulamayalım diye SOMBRA gemi enkazını havaya uçurmaya çalıştın!
Michelle Zuria: Yanılıyorsun <Rütbe> <İsim>! SOMBRA benden gemiyi patlatmamı istedi ama sırf siz ihtiyacınız olan belgeleri bulun diye bombayı sabote ettim!
Michelle Zuria: Bak <Rütbe> <İsim>, bana güvenmelisin! SOMBRA yok edilmeli ve bunun için de yardımıma ihtiyacın var!
Jack Archer: <İsim>, bu saçmalıkları yeteri kadar dinledik! Michelle gözaltında beklesin, biz de yer yeniden sallanmaya başlamadan biraz güç toplasak iyi olur!

Daha sonra...
Şef Ripley: İki saat doldu <Rütbe> <İsim>! Neler buldun?
Jack Archer: "Sonraki aşama" suikastçılarını taşıyan son geminin adadan iki gün önce ayrıldığını öğrendik! Ama nerede gittiğine dair en ufak bir fikrimiz bile yok.
Michelle Zuria: <Rütbe> <İsim>, sana X olarak gönderdiğim mesajlarıma inanmıştın, şimdi bir kez daha inan! Suikastçılar gemiye plajda bindiler. Oraya bir kez daha baksan iyi olur!
Jack Archer: Oldu anam, sanki her dediğine inanacakmışız gibi!
Jack Archer: Olamaz, yer yine sallanıyor! Adaya dönmek istiyorsak ya şimdi gideceğiz ya da hiçbir zaman!
Şef Ripley: Geri dönme noktasını çoktan geçtik <İsim>! Plaja git ama acele et! Eğer yanardağ yine patlarsa seni bekleme şansımız olmayacak!

İncele: Ada İniş Pisti.
Jack Archer: <İsim>, bir şeyler buldun mu yoksa Michelle bizi buraya ölüme mi yollamış?
Jack Archer: Hey, bu Baxter'ın çantası! Üzerinde onun adı var! Ne derse desin, onun SOMBRA'ya döndüğünü hep biliyordum!
Jack Archer: Sarsıntılar şiddetleniyor <İsim>! Hadi şu çantayı alıp tekneye dönelim!

İncele: Sırt Çantası.
Jack Archer: <İsim>, Baxter'ın çantasından Afrika haritası çıktı!
Jack Archer: Baksana, üzerinde "Gideceğin yer" yazıyor! SOMBRA suikastçılarını buraya göndermiş olmalı, ama iyi de... Afrika devasa bir kıta!
Jack Archer: İyi yakaladın <İsim>, görünüşe göre haritanın üstünde soluk bir yazı var! Halen vakit varken hemen bunu açığa çıkaralım!

İncele: Solmuş Harita.
Jack Archer: <İsim>, sarsıntılar iyice sıklaşmaya başladı! Sanırım pek vaktimiz kalmadı!
Jack Archer: Baxter'ın haritasında gideceği yerin Kenya olduğu yazılı! Demek SOMBRA suikastçılarını oraya yollamış!
Jack Archer: Bir an önce Baxter'ı sorgulamalıyız <İsim>!

Baxter'ı görevi hakkında sorgula.
Jack Archer: Baxter, SOMBRA'ya tekrardan katılmak için adaya döndüğünü biliyoruz! Haritanı bulduk!
Baxter Fraser: Kenya'ya gidecektim <Rütbe> <İsim>. Bana bu görevi, gemi diğerleriyle birlikte adadan ayrılmadan bir gün önce verdiler.
Baxter Fraser: Ama asla gitmek gibi bir niyetim olmadı! Sırf Metcalf'ı öldürmek için geri gelmiş gibi yaptım!
Jack Archer: Bu saçmalıklara ayıracak vaktimiz yok! Yanardağ patladı patlayacak! Hemen bize SOMBRA suikastçılarının Kenya'ya ne amaçla gittiklerini söyle!
Baxter Fraser: Söylemediler! Sadece oraya ulaşınca bilgilendirileceğim söylendi. Zaten artık görevimi de başkasına vermişlerdir! Tek bildiğim bu <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Artık zamanımız kalmadı <İsim>! Ripley'e durumu bildirelim ki o da adayı boşaltma emrini verebilsin! Umarım çok geç kalma...
Jack Archer: Olamaz! Alevli kayalar yağmaya başladı!
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>! Ben de seni arıyordum! Artık zamanımız kalmadı! Bak!
Ruby Armstrong: ...........

Bir an sonra...
Jack Archer: ...........
Jack Archer: Anam, o neydi lan öyle! Herkes iyi mi?!
Ruby Armstrong: <Rütbe> <İsim>, adaya bak!
Jack Archer: Ada... Batıyor!
Jack Archer: ...........
Jack Archer: <İsim>, SOMBRA adasının gerçekten de battığına inanamıyorum!
Şef Ripley: SOMBRA adayı yok etmiş olabilir ama deliller bizimle güvende! Artık "sonraki aşama" programının ne ile ilgili olduğunu biliyoruz!
Şef Ripley: SOMBRA masum gençlerin üstünde deneyler yaparak onlardan suikastçı yaratıyor! Ama artık uzun bir süre bunu yapayacaklar!
Şef Ripley: <İsim>'in olağanüstü uğraşları sayesinde son uyuyan ajanlarının adadan ayrılıp Kenya'ya doğru yol aldıklarını da öğrendik!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki biz de oraya gidiyoruz!
Şef Ripley: Aynen öyle! Şüphelileri Sidney'de bırakıp oradan Afrika'ya giden bir uçağa atlarız. Michelle Zuria'da bizimle gelecek!
Jack Archer: Michelle mi? İyi de o SOMBRA'dan! Artık olmadığını söylüyor ama...
Şef Ripley: Onu almamız ona güvendiğimiz anlamına gelmez. Ama Michelle'in yanımızda olması daha güvenli olur. <İsim> ona göz kulak olur.
Şef Ripley: Kenya'ya SOMBRA'dan önce varmalıyız! Umarım hazırsındır <İsim>!

Also on Fandom

Random Wiki