Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Grimsborough'nun Hayaleti/Diyaloglar

< Grimsborough'nun Hayaleti

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments2 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Grimsboroughnunhayaleti.png


Samuel King: <Rütbe> <İsim>, bugün yine yeteneklerin ve sezgilerine ihtiyacımız var. Doğruyu söylemek gerekirse, Ramirez'den biraz endişeleniyorum.
King: Az önce Tarihi Merkez sakinlerinden birisi olan Wilhelm Moss diye bir adamın öldürüldüğünü telefondan arayıp söyledi.
King: Ama işin enteresanı kapı içeriden kilitli olduğu için kurbanı bir çeşit... hayaletin öldürdüğüne ikna olmuş gibiydi. Oraya gidip şuna bir kendisine gelmesini söyleyin.
Jones: Hayalet mi? Hani şu başıboş, geri dönmüş ruhlardan? Bu da yeni çıktı başımıza. Belki de ona bir kaç gün izin vermelisiniz, efendim.
King: Belki de, ama şimdi kurbanın bulunduğu atölyeye gidip Ramirez bizi iyice salak yerine koymadan şu sorunu önce çözmenizi istiyorum.

1. Bölüm

İncele: Atölye.
(İncelemeden Önce)
Ramirez: <Rütbe> <isim>! Ceset orada fakat... yine de güvenli olsun diye hayaletle göz teması kurmamak için göz bağı taksan iyi olur!
Jones: Ramirez, kendine gel be adam! Balatayı falan mı sıyırdın?
Ramirez: Gözleri! Gözlerine bakmayın sakın!... Off, hiç iyi hissetmiyorum. Oturmam lazım...
Jones: Peeeeekala... neden bizi dışarıda beklemiyorsun? <Rütbe> <İsim> burayı bir arasın. Sadece... sakin ol.
(İncelemeden Sonra)
Jones: Pekala, hayalet falan göremiyorum fakat kurbanımızın cesedini GÖREBİLİYORUM!... Yüzüne baksana! Daha önce kimsenin yüzünde böyle bir korku ifadesi ile öldüğünü görmemiştim.
Jones: Fırçası da hâlâ elinde! Sanki resmin tam da gözlerini boyamış gibi...
Jones: Ramirez'in neden bu kadar tırstığını şimdi anlıyorum... Sanki bu gözler tam da ruhumun içine bakıyorlarmış gibi!
Jones: Haklısın, konsantre olmalıyım. Bu kitap bariz bir şekilde bu resme ilham kaynağı olmuş. Üzerinde bir mesaj kazınmış, fakat yarısı silik. Onu okuyabilir misin?
Jones: Bir de şu bulduğun kart... sanırsam sen bunu birleştirmeden bununla hiçbir şey yapamayız.
Jones: Ayriyetten şu mektup... <İsim>, mektubun yazarı... Hacı mı? "Öleceksin, Moss. Ebedi uykumu böldüğün için mahvolacaksın!"
Ramirez: Deli Hacı'nın hayaletinden bir mektup işte! Bakın, yapış yapış! Bu bir hayaletin bunu yazdığını kanıtlıyor, her yerine özünü bırakmış!
Jones: Ramirez, ben sana bizi dışarıda bekle demedim mi? Ve kafanı kullan, hayaletlerin yazma yetisi yoktur! Fakat bir yerde haklısın, bu mektup gerçekten de YAPIŞ-YAPIŞ. Hadi şuna bir de yakından bakalım <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: <İsim>, korkarım ki kurbanınızın ölümü benim için bile bir sır.
Nathan: Wilhelm Moss merkezi sinir sisteminin komple çökmesi sonucu hayatını kaybetmiş. Bütün kasları aşırı derecede kasılmış, bu da neden hâlâ fırçasını elinde tuttuğunu kanıtlıyor... ölümü bayağı bir ani olmuş diyebilirim!
Nathan: Fakat bu bir felç değil, ve ne yazık ki kurbanın kanında toksin veya ölümünü tetikleyecek herhangi bir maddeye rastlamadım.
Jones: Çok güzel. Yani uzun lafın kısası... elde var sıfır.
Nathan: Pekala, buna benzer bir şeyi kişinin korku durumuna aşırı tepki gösterme durumunda görmüştüm, ama açıkçası...
Ramirez: O zaman Wilhelm bu yüzden öldü! Deli Hacı'nın gözlerini içine baktı ve korkudan pat diye gitti!
Nathan: ... hayır, öyle değil. Neyse, <İsim>, Tarihi Merkez eczacısı ile konuşsan iyi olur. Adı Renee Leland. Sana kurbanın herhangi bir ilaç tedavisi alıp almadığını söyleyebilir.
Jones: İyi fikir! Hadi Bayan Leland'ı merkeze alalım, <İsim>!

Renee Leland ile konuş.
Renee: Bay Moss öldü mü? Bu çok kötü bir şey! Beni sürekli görmeye gelirdi. Kendisi bu bölgede bayağı bir tanınırdı.
Jones: Eğer sürekli eczaneye geldiyse, sağlık sorunları olabilir miydi acaba?
Renee: Oh, hayır. Yaşına göre bayağı bir sağlıklı ve kuvvetliydi! Onu neyin öldürmüş olabileceğini aklım almıyor!
Jones: Peki neden sizi görmeye gelirdi?
Renee: ...Şey,... öksürük şurubu almak için falan, tabii sadece onların tadından hoşlandığı için!


Jones: Yani kurbanımız turp gibiymiş. Fakat BİR ŞEYİN onu öldürmüş olması lazım!
Jones: Ramirez'in şu zırdeli teorilerine inanmak istemiyorum, yani, istemiyorum işte!

İncele: Kitap
Jones: Çok güzel, <İsim>! Kurbanın yanında bulduğumuz kitapta yazılı mesajı ortaya çıkarmayı başardın.
Jones: Mesajda şunlar yazıyor: “Yapılamayacak bir şeyi yapmaya niyetlendiğini duydum. Ah cesur ruh, bu kitabın sana yardımı dokunabilir.”
Jones: Bu kitap belli ki kurban tarafından Deli Hacı tablosunun yapımında referans olarak kullanılmış…
Jones: Belki de gidip kitabın yazarı Monty Washington denen adamla konuşsak iyi olur. Bize bu Hacı hakkında daha fazla bilgi verebilir.

Monty Washington ile konuş.
Jones: Bay Washington, kitabınız Wilhelm Moss adlı birisinin cesedinin yanında bulundu. Tahminimizce Deli Hacı adlı birisinin portresini tam da bitireceği sırada ölmüş, ve bizd-
Monty: Deli Hacı mı?! Oo, bunlar harika haberler!
Monty: Hacı 17. Yüzyıl'da Grimsborough'ya hükmetmiş, son derece gaddar bir adamdı. Yüzlerce insanı ufak tefek sebeplerden ötürü darağacına gönderirdi.
Monty: Tabii Grimsborough halkı artık bundan bıkmıştı ve bir gece hizmetlisi Hacı'nın yemeğine zehir katıp köylüleri içeriye almıştı. Hacının cesedini parçalara ayırıp şehrin dört bir yanına gömdüler.
Monty: Söylenene göre bu yüzden ruhu sonsuza kadar öfkeli olmak üzere bu dünyada tutsak kalmış... Ve inanca göre kim onun portresini çizmeye kalkışır ise en acayip şekillerde ölürlermiş.
Jones: İyi de bu anlattıklarınız nene masalları! Çocukları korkutmak için anlatılan vıttırıvızzık şeyler yani!
Monty: İnanmıyorsunuz demek. Zamanla inanacaksınız. İtiraf etmeliyim ki, kurbanınızın benim kitabımı kullandığına şaşırdım doğrusu.
Monty: Üzgünüm ki, bulunması çok zor bir kitaptır. Bu kitabı sadece sanat diploması olanlar alabilir, misal ben.
(Monty ile konuştuktan sonra)
Jones: Wilhelm Moss hakikatten şu saçma lanetin kurbanı olmasa bari. Polis raporuna katilin 17. Yüzyıldan kalma öfkeli bir adam olduğunu yazmak istemiyorum!
Jones: En azından Bay Washington bize işe yarar bir şey söyledi. Kurbanın yanındaki kitabı bilenler sadece sanat diploması olanlar.
Jones: O zaman katilin kurbana bu kitabı gönderdiğini söyleyebiliriz. Yani sanat diploması olan bir katil arıyoruz!
Jones: Ve tabii ki de Bay Washington'ın sanat diploması olması ve Deli Hacı'ya olan tutkusu da ona şüpheli listemizde çok şekilli bir yer kazandırdı!

İncele: Tehdit Mektubu.
Jones: Harika işti, <İsim>! Mektuptaki şu yapışkan şeyden örnek aldığına göre bunu Grace'e gönderebiliriz.
Jones: Eminim ki bunun hayaletimsi bir madde olmadığını kanıtlayacaktır haha... değil mi?

Analiz et: Balçık.
Grace: <İsim>, olay yerinde bulduğun mektubun üzerindeki maddeyi inceledim ve- Ramirez: Balçık bir HAYALETE ait, değil mi?
Jones: Ramirez, bir sus da, Grace bize sonuçları versin he?!
Ramirez: Ama Jones, lanet...
Grace: Endişelenme, Ramirez. Balçık öyle uhrevi bir şey değil... ama tahminim bunun kurbanı KORKUTMAK için kullanıldığından yana.
Grace: Mektup, özellikle palmitik ve serotik asitlerin karışımından oluşan bir madde ile kaplanmış. Ya da diğer adıyla, balmumu ile.
Jones: Gördün mü, Ramirez? Balmumu! Yani tırsacak bir şey yokmuş!
Jones: Ve bu da katilimizin balmumuna temas ettiğini gösteriyor! Teşekkürler, Grace!

İncele: Parçalanmış Kart.
Jones: Harika, olay yerinde bulduğumuz kartı birleştirmeyi başardın! Şimdi şuna bir bakalım.
Jones: Üzerinde bir adres yazılı: "15 Lincoln Sokağı" ... Burayı biliyorum, buradan 10 dakika falan mesafede. Hadi gidip şu 15 numaralı eve bir bakalım, <İsim>!

İncele: Vikoryen Bahçe.
(İncelemeden Önce)
Jones: Kurbanın yakınında bulduğumuz karttaki adres burayı işaret ediyor. Güzel bahçeymiş! Tabii hafiften ürkütücü, ama...
Jones: Kimse kapıya cevap vermiyor, bu arada.
Jones: Pekala, burada olduğumuza göre, neden etrafı aramıyoruz?
(İncelemeden Sonra)
Jones: Burada kim oturuyorsa bahçesine bir şeyler gömüyor demek ki. Ve toprağın yumuşaklığına bakacak okursak, burası oldukça yakın bir zaman önce kazılmış.
Jones: Hadi şu toprak yığınının içini arayalım da içinde nelerin saklı olduğunu öğrenelim, <İsim>!

İncele: Toprak Yığını.
Jones: Hesap defteri mi? Kim bahçesine hesap defteri gömer ki?
Jones: Haklısın, bu işte bir bit yeniği var! Hadi girdilere bir bakalım...
Jones: Burada sırf kurbanımızın ismi geçiyor! Kendisi gayet de bu evin sahibi ile iş yapıyormuş.
Patrick Rufio: Siz! Bahçemde ne işiniz var?
Jones: Grimsborough Polis Departmanı. Size bir kaç tane sorumuz olacak, bayım...

Patrick Rufio ile konuş.
Patrick: Acaba bahçemi ne amaçla kazdığınızı öğrenebilir miyim, sayın memurlar? Şu anda aklımda bir şikayet dilekçesi yazmak var da!
Jones: Evinizin adresini Wilhelm Moss isimli birinin cesedinin yanında bulduk, Bay Rufio. Bu da sizi cinayet soruşturmasında şüpheli yapmak için yeter de artar bile.
Patrick: Wilhelm Moss öldü mü? Bu... çok kötü. Gerçekten çok kötü.
Jones: Hesap defterinize bakacak olursak eğer, kurbanı gayet iyi tanıyormuşsunuz... ve başka kimsenin de bunu bilmesini istememişsiniz.
Patrick: Saçmalık bu! Hesap defterini hangi kendini bilmezin bahçeme saklamayı komik bulduğunu bilmiyorum, ama saklayacak bir şeyim yok. Bay Moss'a resim siparişi vermiştim. Ve bu gayet de yasal bir şey.
Jones: Peki Deli Hacı'nın portresini de sipariş etmiş miydiniz?
Patrick: Aslına bakarsanız, evet. Böyle bir şeye kalkışabilecek kadar yetenekli birisini bulmam yıllarımı aldı, ve Wilhelm, resim taklit etmek konusunda oldukça ustaydı.
Patrick: Elimde Hacı'nın portresini çıkartabilecek kadar yeteli kalitede bir malzeme yoktu, fakat Moss bana gereken malzemenin elinde olduğunu söylemişti.

Daha sonra karakolda...
Jones: Ramirez, senin devriyede olman gerekmiyor muydu? ...Ne okuyorsun?
Ramirez: Şey... Araştırma yapıyordum. Soruşturma hakkında.
Jones: Bu kitaplar da ne? "Hayaletler ve Ruhlar: Kötü ruhlarla başa çıkmak"? "Lanetlerin gücü?" Ramirez, araştırma dediğin şey BU mu?
Ramirez: Şey, aslında... hazır olmamız gerek! <İsim>, lütfen ona bunu anlat! Deli Hacı çok öfkeli!
*ÇIĞLIIIIK!!!*
Ramirez: Haaayt! O ses de neydi?!
Ramirez: Deli Hacı! Bu o, bizim için geldi! Çabuk, <Rütbe> <İsim>, SAKLANIN!!!

2. Bölüm

*ÇIĞLIIIIIK!!!*
Ramirez: Deli Hacı! O burada, karakolda, onu duyabiliyorum! Ne yapacağız şimdiiiiğğğğ?
Jones: Kes zırvalamayı! Dışarıdan geldi sanki... şuna bir bakayım ben.
Ramirez: <İsim>, saklanmalıyız! Hacı peşimizde! Wilhelm Moss cinayetini araştırdığımızı biliyor, ve bundan hiç te memnun değil!
Jones: Asayiş berkemal beyler! Birilerinin aşağıya doğru koştuğunu gördüm, çığlık atanlar da onlardı herhalde. Sanırsam gerizekalının biri bizi korkutmaya çalıştı.
Ramirez: Yani şimdi... o Deli Hacı değil miydi? Oh Tanrıya şükür, <İsim>, güvendeyiz!
Jones: Tabii ki de güvendeyiz! Şimdi, herkes işinin başına. Moss'u halen neyin öldürmüş olabileceğini bilmiyoruz... ya da kimin. Yeni ipuçlarına ihtiyacımız var!
Jones: Anlarsın ya... Resimler, antikalar, hepsi birbiriyle alakalı şeyler, değil mi? Antikacımız Desmond Galloway'e bir ziyarette bulunsak, ne dersin? Zaten o harika duvar saatini ondan aldığımdan beri doğru düzgün bir teşekkür edememiştim.
Jones: Harika! Anlaştık o zaman. Haydi doğru Desmond'ın antika dükkanına!


Adela Zhu: <Rütbe> <İsim>? Size gelmem söylendi. Benim adım Adela Zhu, Bay Moss için çalışıyorum.
Jones: E, şey… Biz de tam bir yere gidiyorduk, ama… Sizinle daha sonra ilgileneceğiz, Bayan Zhu.

Adela Zhu ile konuş.
Adela Zhu: Adım Adela Zhu. Bay Moss’un temizlikçisiyim. Temizlik yapmak için atölyeye gittim, haftada iki kez giderim, ama polis beni içeri almadı. Orasının bir suç mahalli olduğunu söyledi!
Adela Zhu: Atölyesini temizlemezsem Bay Moss paramı vermez… Zaten şu anda da çok vermiyor!
Jones: Üzgünüm, ama patronunuz atölyesinde ölü bulundu, Bayan Zhu.
Adela Zhu: Ölü mü? Biliyordum, o tablo üzerinde çalışırsa başına bir felaket geleceğini biliyordum! Ama benim uyarılarıma kulak asmadı, tabii!
Adela Zhu: Benimle sadece, tablolarını oradan oraya taşıyorum ve o değerli çerçevelerine balmumu bulaştırıyorum diye azarlarken konuşurdu! Al işte, başına neler geldi!
(Adela ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu temizlikçi kadının ifadesine bakılırsa kurbanımız anlaşılan pek de iyi bir patron değilmiş. Seni uyarayım, birçok sanatçı, insanlarla iyi anlaşamıyor…
Jones: Ve o da bu lanete inanıyor…
Jones: Biraz hava değişikliğine ihtiyacım var. Ne dersin, Rufio’nun bahçesine bir kez daha göz atalım mı?

İncele: Ev Verandası
(İncelemeden Sonra)
Jones: Bir kâse balmumu! O sahte hayalet mektubunun üzerine bulaşmış madde bu!
Jones: İyi yakaladın, <İsim>! Bu kâsede parmak izi araması yapalım ve kimin dokunduğunu bulalım.

İncele: Balmumu
Jones: Süper! Rufio’nun bahçesinde bulduğun balmumu kâsesinde epey parmak izi var, üzerinde çalışacak kadar fazla!
Jones: Umarım Alex bu kâseye en son kimin dokunduğunu bulabilir. Bu izleri hemen ona gönderelim!

Analiz et: Parmak İzleri
Alex: Bahçede bulduğun balmumu kâsesinden almayı başardığın parmak izlerinin kalitesi mükemmeldi, <İsim>! İzlerin Patrick Rufio’ya ait olduğunu anlamak sadece iki dakikamı aldı!
Jones: Bak şu işe. Demek Rufio balmumu kullanıyor! Gidip onunla bu konu hakkında konuşalım!

Konuş: Patrick Rufio
Jones: Bay Rufio, çok sık balmumu kullanır mısınız?
Patrick Rufio: Tabii ki. Bıyıklarımı böyle görkemli tutabilmemin sırrı o. Kokusu da insanı rahatlatıyor. Moss’a, bir parça balmumunun sinirlere iyi geleceğini söyledim durdum.
Jones: Ne demek istiyorsunuz?
Patrick Rufio: Bu portrenin lanetlendiğini biliyorsunuz, değil mi? Deli Hacı’nın portresini yapmaya kalkışan her kim olursa, bu küstahlığı yüzünden ölecek, yani böyle söylenir.
Patrick Rufio: Moss, bu lanete inanmadığını söyledi… Ama kısa süre sonra Deli Hacı’dan ölüm tehditleri aldığını iddia ederek bundan şikâyet etmeye başladı!
Patrick Rufio: Ölü ruhların onu rahatsız ettiğini ve onların arasına katılacağını yazan şeyler… Olanlara bakılırsa, belki de ondan bu tabloyu hiç istememeliydim!
Jones: Yani siz bu lanete inanıyor musunuz Bay Rufio?
Patrick Rufio: Elbette hayır. Ama… ADAM öldü, öyle değil mi?

İncele: Antika Dükkânın Önü
(İncelemeden Önce)
Jones: Kahretsin, Desmond burada değil. Madem buraya geldik… Etrafa bir göz atalım, <İsim>!
Jones: Bu dükkanı o kadar seviyorum ki! İnceleyecek bir sürü şey var, kendimi çocuk gibi hissettiriyor!
(İncelemeden Sonra)
Jones: Tamam kimse uzun zamandır video kullanmıyor, ama bu kaset antika sayılır mı?
Jones: Haklısın gerçi, parçalanmış olması biraz tuhaf! Bunun kazayla bu hale geldiğini sanmıyorum! Hadi bunu onaralım, <İsim>!

İncele: Kırık Kaset
Jones: Paramparça bir video kaseti toparlayacak ve tekrar çalışır hale getirecek tanıdığım tek kişi sensin, <İsim>!
Jones: Görünüşe bakılırsa kaset bir güvenlik kamerasına aitmiş. Bunu Alex’e gönderelim. Bu kasetle ilgili öğreneceğimiz ne varsa bize söyleyecektir.

Analiz et: Kaset
Alex: Galloway’in antika dükkânında bulduğunuz kasetin içindekiler oldukça suçlayıcı nitelikte. Kaseti bilerek parçaladıklarından eminim!
Alex: Antika dükkânının kamerası, kurbanın ölümünden önceki birkaç saati kaydetmiş ve kasette Galloway ile ikisinin şiddetli bir tartışma yaşadıkları görülüyor.
Jones: Ciddi misin? O zaman, Desmond’a gidip bu konuyu soralım, <İsim>!

Konuş: Desmond Galloway
Desmond Galloway: <Rütbe> <İsim>! Benimle tekrar irtibata geçmeniz ne hoş. Jones, dükkânımdan aldığın o fevkalade duvar saati güzel çalışıyor mu?
Jones: Ah, çok sevdim! Saat oturma odasına çok güzel uydu!
Jones: Ama buraya bir şey almaya gelmedik. Wilhelm Moss atölyesinde ölü bulundu. Biz de, SİZİN kurbanla tartıştığınızı gösteren bir güvenlik kamerası kaseti bulduk. Bunu açıklayabilir misiniz?
Desmond Galloway: Wilhelm öldü mü? Bak şu işe, demek karma CİDDEN de dönüp dolaşıp insanı buluyor.
Desmond Galloway: O ve ben… Çalışması konusunda anlaşmazlık yaşadık. Onun bir reprodüksiyoncu olduğunu biliyorsunuzdur? Büyük sanatçıların fırça darbelerini mükemmele yakın bir şekilde taklit edebilir.
Jones: Müşterileri belli ki bundan şikâyet etmiyor. Bunların kopya olduğunu açıkça söylediği müddetçe, ortada bir dolandırıcılık yok.
Desmond Galloway: Peki onu bu konuda cesaretlendirmek için sebep mi bu?! O sefil adam BANA tablolarından bazılarını satmak istedi! Sanki benim herhangi bir ahlak anlayışım yok!
Desmond Galloway: Ben de ona haddini bildirdim, evet evet. Ben bir profesyonelim. Çok kapsamlı sanat çalışmaları gerçekleştirdim ve yıllardır da antika satıyorum! Dükkanımdaki her şey hakikidir, duydunuz mu?!
(Desmond ile konuştuktan sonra)
Jones: Her zaman olduğu gibi Desmond duygularını saklamaya gerek görmedi. Bu şehirde küçük görmediği biri var mı, cidden merak ediyorum.
Jones: Yine de kurbanla olan tartışması onu şüpheli yapıyor. Ayrıca kasadan gelen kokuyu da fark ettin mi? Balmumu cilası!
Jones: Haklısın. Monty Washington ile bir kez daha konuşmamız gerek. Lanetle ilgili en detaylı bilgiye o sahip. Bu bilgiyi kullanarak kurbanı öldürmediği ne malum?

Konuş: Monty Washington
Monty Washington: <Rütbe> <İsim>, sizi tekrar bu kadar çabuk görmeyi beklemiyordum!
Monty Washington: Ben de yeni kitabımın üzerinde çalışıyordum. Daha sonra görüşsek?
Monty Washington: Siz de biliyorsunuz, olağanüstü bir şey gerçekleşti. Hem de sizin sayenizde! Hacı’nın laneti şu anda şehirde en çok konuşulan konu! Kitabım deli gibi satıyor!
Jones: Lanetin sadece kötü etkilerinin olmadığını net bir şekilde görebiliyorum… Ama birisi, sizin bunu planladığınızı da iddia edebilir…
Monty Washington: Çok akla yatkın geliyor, değil mi? İlginç bir tesadüf de diyebilirsiniz. Hacı hep gizemli hareket etmiştir, her zaman dedim!
Monty Washington: Kitabın devamını yazma konusunda bir anlaşma yaptım. Wilhelm Moss’a olanlara dayalı yeni bir tez! Kitabın adını “Hacı Tekrar Çarpıyor” koymayı düşündüm, ama bu biraz sulu olabilir…


Ramirez: <Rütbe> <İsim>, Desmond Galloway geldi, seni soruyor. Soruşturmayla ilgisi olduğunu söylüyor!
Desmond Galloway: <Rütbe> <İsim>! Bulur bulmaz doğruca buraya geldim. Bu gerçekten çok tuhaf!
Jones: Sakin olun, Bay Galloway. Ne oldu?
Desmond Galloway: Dükkânımda bir mektup buldum. Bu sabah yerleri süpürürken buldum… Mektup da… size gönderilmiş!
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, mektubu oraya Deli Hacı bırakmış olmalı! Başka açıklaması olamaz!
Ramirez: Biliyordum! Öfkeleneceğini biliyordum! Deli Hacı şimdi de bizim peşimizde, <İsim>! Ne YAPACAĞIZ?!

3. Bölüm


Desmond Galloway: <Rütbe> <İsim>, dükkânımda bir mektup buldum. Mektup… size gönderilmiş!
Ramirez: Bu mektubu dükkânınıza Deli Hacı bırakmış olmalı, Bay Galloway! Lanetin işi!!!
Jones: Ramirez, sakin ol! Son kez söylüyorum, Deli Hacı diye biri yok! Resmi yaparken Wilhelm Moss’u her kim öldürdüyse, hayalet NUMARASI yapıyor!
Jones: Ne var ki Moss’un katilinin bize mektup yazma riskine girmiş olmasına anlam veremiyorum… ya da mektubu neden Polis Karakolu’na değil de Desmond’un dükkanına bırakmasına!
Jones: Desmond, mektup şimdi nerede?
Desmond Galloway: Mektup benim dükkânımda. Dokunmaya cesaret edemedim. Yani… bu lanet hikayesi çocuk masalı evet, ama… ne olacağını kim bilir?
Jones: Anlıyorum. <İsim>, şu antika dükkânına gidip bu saçmalığa bir bakalım!

İncele: Antika Dükkânının Arkası
Jones: Bu, hiç kuşku yok ki Desmond’un bahsettiği zarf. Tebrikler <İsim>!
Jones: Zarf hâlâ kapalı, mükemmel! Bu katille ilgili daha fazla bilgi edinebilmek adına müthiş bir fırsat, <İsim>! Şimdi laboratuvara geri götürüp orada açalım!


Jones: Pekâlâ, <İsim>! Şimdi steril bir ortamda olduğumuza göre, antika dükkanında bulduğun zarfı açalım.
Jones: Dikkatli ol… İşte bu kadar. Şimdi Wilhelm’in katilinin bize ne yazdığına bir bakalım! “Bu vakayı üzerinize almayacaksınız, ahmak ölümlüler! Bu gece kemiklerinizi kırıp, ruhlarınızı parçalayacağım!”
Ramirez: MAHVOLDUK! <İsim>, bir şey yapman gerek! Hacı’nın ruhumu almasını istemiyorum, ölmek için daha çok gencim!
Jones: Ramirez, sakin ol! Ruhuna bir şey olacağı yok! Belli ki bizi korkutup soruşturmadan uzak tutmak için yapılmış bir tuzak… Bu da demek oluyor ki, katile gitgide yaklaşıyoruz!
Jones: Şanslıysak, bu mektubu gönderirken bir yerde hata yapmış olabilir. Şunu yakından bir inceleyelim, <İsim>.
Ramirez: Bundan hiç hoşlanmadım… <İsim>, o mektuptan bir an önce kurtul. Neyse, Renee Leland isimli biri seni görmeye gelmiş.
Jones: Kurbanın eczacısı Renee Leland mi? Tamam, onunla en kısa sürede konuşacağız.

Konuş: Renee Leland
Renee Leland: Beni kabul ettiğiniz için teşekkürler. Bay Moss’un trajik ölümü yüzünden size yeteri kadar yardımcı olamadım diye kendi kendimi yedim…
Jones: O zaman soruşturmamıza yardımcı olacak hiç beklenmedik yeni bir şey mi buldunuz, o yüzden mi geldiniz?
Renee Leland: Şey… tam olarak değil. Ben sizi bir fincan kahve içmeye davet edecektim, Müfettiş Jones… Yani işte özür dilemek için.
Jones: … Bayan Leland, <Rütbe> <İsim> ve ben, yaşlı bir adamın gizemli ölümünü soruşturmakla meşgulüz. Kahve içmenin sırası değil!
Renee Leland: Tabii ki haklısınız. Özür dilerim. Gözleriniz o kadar güzel ki, Müfettiş Jones… nasıl davranacağımı bilemedim.
Jones: Hmmm peki, çok teşekkür ederim bayan, ama ben ve <Rütbe> <İsim> dediğim gibi çok meşgulüz, size daha sonra uğrarım.
(Renee ile konuştuktan sonra)
Jones: Affedersin, <İsim>. Biraz utandım aslına bakarsan. Sanırım Bayan Leland karizmamla başa çıkamadı!
Ramirez: Hey, Bayan Leland o kadar gergindi ki dudak merhemini soruşturma odasında unutmuş. Hâlâ burada mı?
Jones: Dur biraz Ramirez, bir bakayım şuna… “Bob Balmumu Merhemi”. Bu dudak merhemi %70 balmumu içeriyor!
Jones: Yani Renee Leland, bamumuna temas etmiş. Dikkatle not edildi.
Ramirez: Ve ayrıca Şef King de sizi görmek istiyor.


Samuel King: Ee! <Rütbe> <İsim>, soruşturma nasıl gidiyor? Ramirez’in gerzek öyküsünü boşa çıkarabildiniz mi?
Jones: Şey… Uğraşıyoruz, ama umduğumuzdan daha zor oluyor, amirim.
Samuel King: Saçmalamayın! Her şeyin mantıklı bir açıklaması vardır! Suç mahallindeki kapının nasıl içeriden kilitlendiğini çözebildiniz mi?
Jones: İçeriden kilit… Elbette efendim! Ama minicik bir şeyi daha şey etmek istemiştik, amirim!
Jones: <İsim>, buraya gelmeden önce dediğin gibi, gidip kurbanın temizlikçisiyle bir kez daha konuşalım, olur mu?

İncele: Tehdit Mektupları
Jones: “Hacı”nın gönderdiği mektuptan aldığın yapışkan madde, bir öncekinden biraz farklı, öyle değil mi? Bu mavi taneciklerin ne olduğunu merak ediyorum…
Jones: Bu örneği hemen laboratuvara gönderelim ve ne olduğunu öğrenelim!

Analiz et: Yapışkan
Grace: Hayaletin sana gönderdiği o mektupta bulduğun yapışkan maddeyle ilgili harika haberlerim var, <İsim>!
Grace: İlkinde olduğu gibi bu da balmumu, ancak bunun içinde başka bir şey daha vardı; turkuaz parçaları! Genellikle mücevherlerde kullanılır ve dikkatli işlenmediği zaman kolayca ufalanabilir.
Grace: Böylece, bu özelliği sayesinde mektubun içine nasıl girmiş olduğunu da anlıyoruz. Katil, bu taşa her dokunduğunda, parmaklarının üzerinde mikroskobik partiküller bırakır.
Jones: Yani katilimiz turkuaz mı takıyor? Teşekkürler Grace!

Konuş: Adela Zhu
Jones: Bayan Zhu, <Rütbe> <İsim>, patronunuzla ilgili olarak biraz daha bilgi vermenizi rica ediyor.
Jones: Cesedi bulduğumuzda, kapı içeriden kilitlenmişti. Bay Moss kendini sık sık kilitler miydi?
Adela Zhu: Hem de her zaman! Fare kadar şüpheciydi o adam. İnsanların uyması gereken özel bir kapı çalma biçimi bulmuştu, onun dışında kapıyı açmazdı.
Adela Zhu: O lanetli tablo ilerledikçe daha da kötüleşti. Sanırım son zamanlara doğru lanete inanmaya başlamıştı, ama iş işten geçmişti bile.
Adela Zhu: Atölye penceresinin dışına metal telden ağ bile çekmişti, anlarsınız ya. Hacı’nın ruhunun camdan girebileceğini söylemişti. Sanki ağ onu yavaşlatabilirmiş gibi!
(Adela ile konuştuktan sonra)
Jones: Yani kurban, tam öldürülmeden önce atölye penceresine ağ mı çekmiş?
Jones: Oda içeriden kilitlenmişse, katilin kurbana ulaşabilmesi için tek yol… o pencereden geçmek!
Jones: <İsim>, hadi tekrar suç mahalline gidelim. O pencereye bakmamız gerek!

İncele: Atölye Penceresi
Jones: Bu ince parçalar da neyin nesi böyle? Bir çeşit cam gibi.
Jones: Şuna bak! Pencerenin önündeki ağda bir açıklık var, bir kolun geçebileceği genişlikte!
Jones: Demek katil, kurbana bu şekilde ulaşmış… Şu ağa yakından bir bakalım, <İsim>!

İncele: Örme Ağ
Jones: Şansımız nihayet güldü, <İsim>! Pencerenin ağından uzanan katil, kıyafetlerini bu tele taktırmış olmalı! Ha! Senin gibi usta bir dedektifin bunu fark etmeyeceğini mi düşündü acaba?
Jones: Ağda bulmuş olduğun kırmızı iplikler sayesinde, artık “hayaletimizin” kırmızı kıyafetler giydiğini biliyoruz. Pek de öyle doğaüstü değil, bana kalırsa.
Ramirez: Ya kan bulaştığı için kırmızıysa!
Jones: N’oluyor yahu…!
Jones: Sakın bir daha böyle bağırarak beni korkutma, Ramirez! Devriyene geri dön!!!
Jones: Evet, <İsim>, önemli işlere dönelim; katilimizin kırmızı kıyafetler giydiğini biliyoruz!

İncele: Cam Parçaları
Jones: Atölye penceresinin altında bulduğun cam parçaları, demek bir ilaç şişesine aitmiş!
Jones: Bunun atölyeye nasıl geldiğini merak ettim şimdi… Odaya dışarıdan mı atıldı acaba?
Jones: Hadi bu ilaç şişesini Grace’e gönderelim. Umarım içinde ne olduğunu bulabilir.

Analiz et: Cam Nesne
Grace: Suç mahallinde bulduğun ilaç şişesine baktım, <İsim>.
Grace: Şişenin içinde, çok güçlü ve çok nadir bulunan bir nörotoksin varmış. Bir odadaki durgun havayı rahatlıkla zehirli hale getirebilen bir ilaç.
Grace: Bu zehir çok çabuk dağılıp fark edilmesi neredeyse imkânsız hale gelir. Birkaç saat sonra bile mide bulantısı yapabilir.
Jones: O zaman… bu nörotoksin şişesi bizim cinayet silahımız! Cinayetin bir hayaletin işi olmadığını BİLİYORDUM!!!
Grace: Kesinlikle. Tabii “hayaletlerin” kırlaşmış saçı da yoksa, zira ilaç şişesinin içinde bulduğum örneklerdeki gibi.


Jones: Çelik gibi sinirledin ve muhteşem soruşturmamız sayesinde, <İsim>, nihayet bu gaddar yapbozu çözecek tüm parçalar elimizde.
Jones: <İsim>, Grimsborough’nun sözde hayaletini parmaklıklar ardına almak sana yakışır!

Katili tutukla.
Jones: Patrick Rufio, Bay Wilhelm Moss’u öldürmek suçundan tutuklusun.
Patrick Rufio: Hmm. Bir an seni atlatabilirim sanmıştım, <Rütbe> <İsim>! Sanırım rakibimi hafife aldım.
Jones: Moss’u Deli Hacı’nın öldürdüğüne gerçekten inanacağımızı mı düşündün? Gerçekten mi?
Patrick Rufio: Eh, en azından memurlarınızdan biri yemi yutmuş gibiydi… Bir kere karakolunuza gelip sırf sizin sinirlerinizi bozmak için avazım çıktığı kadar çığlık bile attım. Hehe, nasıl da gülmüştüm!
Patrick Rufio: Gayet orijinal bir plan olduğunu itiraf edin. Moss’un da lanete inanmasını sağladım! Önce ona o kitabı gönderdim, sonra da mektupları… Çalışırken, Hacı’nın ona bir şeyler fısıldayıp durduğunu söylüyordu bana!
Patrick Rufio: Sen olmasaydın <Rütbe> <İsim>, planım kusursuz işleyecekti. Yani Wilhelm Moss, Deli Hacı tarafından öldürüldükten sonra, o tablo piyasada bir servet değerine yükselecekti!
Patrick Rufio: Kopyasını, çok yoğun araştırmaların sonunda bulduğumu iddia ederek aslı gibi satabilecektim. Bu adamın hakiki bir tablosuna ne kadar çok para ödeyecek insan olduğunu biliyor musunuz?
Jones: Yani Bay Moss’u öldürmenin sebebi… kâr etmek mi?!
Patrick Rufio: Kendimi yeniden düzlüğe çıkarmak! Görünüşü kurtarmak için evi elimde tuttum, ama eşyalarımın çoğu uzun zaman önce satıldı. O tabloyu satmak, tekrar ayaklarımın üzerinde durabilmem için son şanstı!
Jones: En ufak bir pişmanlığın yok, öyle mi?
Patrick Rufio: Hem de hiç. Sonuca giden her yol mübahtır, derim hep. Beni hapse atın, istediğinizi yapın, <Rütbe> <İsim>. Benim için hiçbir farkı yok.


Yargıç Hall: Bay Rufio. Wilhelm Moss’u taammüden öldürmek suçundan sizi müebbet hapis cezasına çarptırıyorum!
Patrick Rufio: Müebbet mi? Ne kötü. O tabloyu satmayı dört gözle bekliyordum…
Patrick Rufio: Acaba onu hücremin duvarına koyabilme şansım var mı, ne dersiniz?
Yargıç Hall: Dua edin de kendinize ait bir hücreniz olsun, Bay Rufio! Böylesi bir cezayı bu kadar umursamazca karşıladığınıza inanamıyorum. Bir insan öldü!
Patrick Rufio: Ve bir şaheser yaratıldı, evet. Bana sorarsanız nihayetinde adil bir alışveriş oldu.


Jones: Bu kadar nazik bir insanın, böylesi soğukkanlı bir katile nasıl dönüştüğünü anlayamıyorum!
Ramirez: <İsim>, Patrick Rufio senin sayende zavallı Bay Moss’u öldürdüğü için cezasını çekecek.
Jones: Bir saniye… Ramirez? Sen mahkemede miydin?
Ramirez: Evet. Gelip bu hayaletin gözlerinin içine bakayım dedim! Ne şeytani bir planı varmış, ama nasıl da çözdük birlikte!
Ramirez: Üçümüz iyi bir takım olduk mu sence? Teşkilattan ayrılmayı düşünür müsün?
Jones: Ramirez, aklında ne var yine senin? Anlamıyorum seni.
Ramirez: Bu şehir uykudayken, tam kalbinde çok tuhaf bazı olaylarla sarsılıyor… Geçmişin kâbusları, bugünün vatandaşları tarafından hissediliyor.
Ramirez: Polis, tam göbeğimizdeki bu hortlaklara ve gizemlere karşı çaresiz… Ama esrarengiz dedektifler Jones, <İsim> ve Ramirez bu göreve hazır.
Jones: Tamam. Ramirez, şefle konuşacağım ve… senin tatile çıkman gerektiğini şiddetle tavsiye edeceğim. Gerçekten, en son ne zaman bir yere gittin?

Ek Soruşturma


Samuel King: İşte geldin, <Rütbe> <İsim>! Bu vakada harika iş çıkardın, seninle gurur duyuyorum!
Samuel King: Ama yapacak birkaç işimiz daha var! Adela Zhu’nun yardıma ihtiyacı var. Çok zor durumda görünüyor. Bir an önce onu yoklamaya git.
Jones: Bir dakika, bu tip işleri artık Ramirez’in yapması gerekmiyor muydu? Bu aslında bizim işimiz de--
Samuel King: Haklısın, ama o şu anda uygun değil. Şu son… olaylardan sonra ona birkaç gün tatil verdim, tam da SENİN tavsiyene uyarak.
Samuel King: Madem geldiniz, şu yazarla da bir konuşun… Monty Washington. Ramirez’i aramaya gelmişti, yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.


Jones: Öf peki, Ramirez’in tatile ihtiyacı olduğunu biliyorum, ama ONUN işinin de bana kalmasını istemezdim…
Jones: Neyse, giderken Desmond’un dükkânına da uğrarız, <İsim>. Soruşturma sırasında yeni eşyalarına hiç bakma fırsatım olmadı!

Sorunlarıyla ilgili olarak Adela Zhu ile konuş.
Adela Zhu: <Rütbe> <İsim>! Tanrı'ya şükür geldiniz! Yardımınıza ihtiyacım var!
Adela Zhu: Çok korkuyorum! Son kez temizleyeyim diye Bay Moss'un atölyesine gitmiştim, ama birden başım döndü. Oda dönmeye başladı, halsiz düştüm... O tablo yüzünden, laneti hâlâ odada!
Jones: Korkmanıza gerek yok, hanımefendi! Lanet falan yok! Patronunuz, bir insan tarafından öldürüldü, bir --
Adela Zhu: Yanılıyorsunuz! Odada hissettim diyorum! Lanet kesinlikle gerçek! <Rütbe> <İsim>, n'olur bu meseleyle sen ilgilenir misin?
(Adela ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu hayalet meselesini kapattık sanıyordum... Adela'nın yanıldığını ona kanıtlamak için atölyeyi arayalım!

İncele: Atölye
Jones: Bulduğun boş şişe çok garip kokuyor... Gözden kaçırdığımız başka bir zehirli madde olmasın?
Jones: Barkodunu okuyabilseydin, ürünün izini de sürebilirdik. Yarısı silinmiş, ama bunu çözeceğinden eminim, <İsim>.

İncele: Boş Şişe
Jones: Bunu nasıl yaptığını hala anlayamıyorum! Bu şişenin üzerindeki barkod neredeyse silinmişti!
Jones: Benim de başım dönmeye başladı, tıpkı Adela gibi... Hadi çıkalım buradan! Bu şişeyi Alex'e verelim!

Analiz et: Şişe Barkodu
Alex: Evet, <Rütbe> <İsim>, atölyede bulduğun şişenin üzerindeki barkod, terebentine ait! Ressamlar tarafından kullanılan bir çözücüdür.
Alex: Başının dönmesine şaşırmamalı Jones, terebentin dumanı baş ağrısına ve baş dönmesine sebep olabilir. Ama merak etmeyin, ölümcül değildir.
Alex: İçeride kalmadan önce odayı iyice havalandırmanız gerek, sonra her şey yoluna girer.
Jones: Ha! Deli Hacı'nın laneti olmadığından emindim! Gördün mü, sadece terebentin dumanıymış... Adela'yı da rahatlatmamız gerek, kadıncağız çok korkmuşa benziyordu.

Adela Zhu ile konuş.
Jones: Endişelenme Adela, <Rütbe> <İsim>, atölyede neden başının döndüğünü buldu! Sana da söylediğim gibi, sebebi ne hayalet, ne de lanet!
Jones: Sadece çok fazla terebentine maruz kalmışsın! Bir şişe açık kalmış, dumanı da birazcık zararlı. Biraz dinlenirsen bir şeyin kalmaz.
Adela Zhu: Gerçekten mi? Teşekkürler, <Rütbe> <İsim>! Lanetin bana musallat olduğuna inandığım için kendimi aptal hissediyorum! Deli Hacı niye bana musallat olsun ki, tabloya dokunmadım bile!
Jones: Aaa, yeter ama... Son kez söylüyorum, ortada lanet falan yok. Bu sadece ürkütücü bir tablo!
Adela Zhu: Sözlerinize dikkat edin, Deli Hacı'nın hayaleti sizi duyarsa, bu kez size musallat olup hıncını alır!
Adela Zhu: Neyse, size borçluyum <Rütbe> <İsim>. Teşekkür mahiyetinde bunu kabul edin... Umarım Deli Hacı, bana yardım ettiğiniz için öfkelenmez.

Desmond Galloway ile konuş.
Desmond Galloway: <Rütbe> <İsim>! Bugün polisler için alışveriş günü mü? Ben de biraz önce meslektaşınız Bayan Delaney ile konuşuyordum.
Grace: <İsim>! Sizinle burada karşılaşmak ne tuhaf! Antika sevdiğinizi bilmiyordum! Buraya sık sık gelirim. Erkek arkadaşım Luke bu dükkânı çok sever. Durun da sizi onunla tanıştırayım, burada kendisi!
Desmond Galloway: Peki madem, sizi yalnız bırakayım. Bir şeye ihtiyacınız olursa el sallayın, <Rütbe> <İsim>.


Grace: <İsim>, bu Luke Harris. Luke, bu da <Rütbe> <İsim>.
Grace: Luke, Grimsborough Üniversitesi'nde Film Tarihi bölümünde profesör. Soruşturmalarımızı dinlemek çok hoşuna gidiyor, ben de ona bu şehrin insanları için her gün yaptığınız o şeyleri anlatıyorum.
Luke Harris: Sizinle nihayet tanışmak büyük bir mutluluk, <Rütbe> <İsim>, Grace sizden övgüyle bahsediyor! Ayrıca kayıp nesneleri bulmada ve kırık şeyleri onarmada ne kadar iyi olduğunuzu da söyledi...
Luke Harris: Benim de... Çok utanıyorum, ama biraz önce bir lambayı kırdım! Hiç fark etmemişim, parçaların nereye dağıldığını da göremedim...
Grace: Luke! Daha dikkatli olman gerek!
Luke Harris: Biliyorum tatlım, üzgünüm! Belki siz bana yardım edersiniz, <Rütbe> <İsim>? Bu dükkânı çok seviyorum. Desmond ile başımın derde girmesini de istemiyorum... Antikayı onarabilirseniz, belki de özrümü kabul eder.

İncele: Antika Dükkânının Önü
Jones: İşte Luke'un kırdığı gaz lambası. Gerçekten de paramparça olmuş, ama onu şıp diye bir araya getirebileceğini biliyorum, <İsim>. Hadi onlara ne kadar yetenekli olduğunu gösterelim!

İncele: Kırık Lamba.
Jones: Bu gaz lambasını onarman bir dakikadan az sürdü! Parçalanmış bir antika bile senin için problem değil...
Jones: Grace ve Luke gerçekten üzgün görünüyorlar. Hadi gidip lambayı Desmond'a geri verelim, onlar da özür dileyebilsin.

Monty Washington ile konuş.
Monty Washington: Sizi yeniden görmek ne güzel, <Rütbe> <İsim>. Meslektaşınız Ramirez'i görmem gerekiyor, nerede olduğunu biliyor musunuz?
Jones: Üzgünüz, ama Memur Ramirez şu anda tatilde. Onun yerine biz bakıyoruz.
Monty Washington: Tatilde mi? Ne yazık, hortlaklara karşı gayet açık fikirliydi, bana yardım eder diye düşünmüştüm. Hem de tam notlarımı kaybetmişken!
Jones: Notlarınız... Yani ikinci kitabı mı yazmak istiyorsunuz? Wilhelm Moss'un, hayaletler tarafından değil bir insan tarafından öldürüldüğünü netleştirdik sanıyorum!
Monty Washington: Gördün mü? Memur Ramirez sizin kadar şüpheci değildi. Bakın ne diyeceğim. Deli Hacı, Rufio'nun içine girdi. Size kanıtlayacağım! Veri toplamak için evine gittim, ama birden not defterim kayboldu...
Monty Washington: Size çok zahmet olmaz umarım <Rütbe> <İsim>, bu işlerde çok yetenekli olduğunuzu duymuştum. Bir sonraki kitabım için tuttuğum tüm notlar o defterdeydi! Onu bulma konusunda cidden yardımınıza ihtiyacım var.
(Monty ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu adama yardım etmek istediğimi sanmıyorum… Ama haklısın, <İsim>. Ramirez ona yardım edemeyeceğine göre, biz etmeliyiz. Rufio’nun bahçesine bir göz atalım.

İncele: Viktoryen Bahçe
Jones: Haklısın <İsim>, bu yaprak yığını, kaybolmuş bir not defterinin gizleneceği yer olmalı.
Jones: Monty'ye yardım etmek isteyen sen olduğuna göre, bunu kazma şerefini de sana bırakıyorum!

İncele: Yaprak Yığını
Jones: Müthişti, <İsim>! Bulduğun bu not defteri, Monty'nin olmalı! Farkında olmadan bu yaprak yığınına nasıl düşürdü, aklım almıyor... Hadi bu değerli defteri gidip kendisine verelim!

Monty Washington'a not defterini geri ver.
Monty Washington: Not defterim! İnanılmaz! Nerede buldunuz? Durun, sakın söylemeyin! Eminim çok tuhaf bir yerdeydi, değil mi? Deli Hacı, galiba hatalarını açığa çıkarmayayım diye bahçedeyken bunu çantamdan çaldı.
Jones: Hayır, çantanızdan düşüp Bay Rufio'nun bahçesindeki bir yaprak yığınının içine girmiş. Galiba Deli Hacı bunun yeterince ilginç olmadığını düşündü...
Monty Washington: Eften püften bir yaprak yığını mı? Ne kötü. Gizemli bir kayboluş öyküsü kulağa daha güzel gelirdi... Kitabımın kapanışı için de harika olurdu!
Monty Washington: Neyse, yine de teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Artık gitmem gerek, kitabım daha fazla gecikmemeli!

Desmond Galloway'e ne olduğunu açıkla.
Desmond Galloway: Bir dakika, tam anlayamadım. Yani benim eski gaz lambamı kırdığınızı mı söylüyorsunuz? İyi de lamba burada, gayet de güzel görünüyor...
Luke Harris: Dediğim gibi, kırmıştım ama <Rütbe> <İsim> göz açıp kapayıncaya kadar onardı. Özür dilerim, etrafta ne var ne yok dikkat etmemişim.
Desmond Galloway: Anlıyorum... O zaman adil olalım. Madem <Rütbe> <İsim> mükemmel bir şekilde onardı, bu antikanın ücretini sizden istemeyeceğim. Sadece artık dükkândaki herhangi bir şeye dokunmamanızı rica edeceğim.
Grace: Teşekkürler, beyefendi! Merak etmeyin, gerektiği gibi davranmasını sağlarım. Sana da teşekkürler <İsim>, bize yardım etmen ne büyük incelik!
Jones: Hey, ben de size yardım ettim, hoş bu antikayı bu kadar iyi onarabilecek tek kişi <İsim> olsa da... Neyse, seninle tanıştığıma memnun oldum, Luke!
Luke Harris: Ben de öyle! Size de teşekkür etmem gerek... Teşekkür mahiyetinde size bir şey alayım, <Rütbe> <İsim>!

Also on Fandom

Random Wiki