Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Her Şey Burada Sona Eriyor/Diyaloglar

< Her Şey Burada Sona Eriyor

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments10 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Herşeyburadasonaeriyor.png


David Jones: Pekala <İsim>, işte geldik buradayız! Bugün, yeni başkanımızı seçme günü!
Jones: Sen oyunu kime vereceksin? Ben Martha'ya vermeyi düşünüyorum, ama sakın Amir King'e söyleme, delirir vallahi!
Samuel King: <Rütbe> <İsim>, bende seni arıyordum! Biliyorsun ki bugün çok önemli bir gün ve güvenliği sağlamak bizim bir numaralı önceliğimiz olmak zorunda.
King: Senden gidip Kırmızı Parti Bürosuna bakmanı istiyorum. Başkan Johnson, personelinin güvenliğinden büyük endişe duyuyor, tabii ben de hiçbir şeyi şansa bırakmak istemiyorum.
Jones: Amirim, ama biz-
King: Cidden böyle bir günde izin alacağını düşünmüyordun, değil mi Jones?! Şimdi gidin ve devriyeden sonra raporları bana iletin!

-Kısa bir süre sonra Kırmızı Parti Bürosunda-
Jones: <İsim>, sende King'in son zamanlarda biraz fazla... gergin olduğunu fark ettin mi? Başkanın üzerinde ne gibi bir baskı yarattığı hakkında hiç bir fikrim yok, ama umarım seçimlerden sonra son bulur!
Howard Johnson: <Rütbe> <İsim>! Bürom açılmak üzere ve çalışanlarımın bu son gün çalışması sırasında güvende olduklarından emin olmak istiyorum.
Howard: Buyurun, kapıyı sizin için açtım. Eğer içeriye bir göz atarsanız, kendimi daha güvende hissederim!

1. Bölüm

İncele: Kırmızı Parti Ofisi.
David Jones: <İsim>, bu Adam Bentley! O... ölmüş! Hemde vurularak öldürülmüş!!!
Jones: Ama... Ama bu nasıl olur?! Adam'ın burada ne işi vardı?!
Jones: Kusura bakma, haklısın, sakin olmam lazım. Yani... Adam'dan pek hoşlanmazdım, ama bu şekilde ölmesi de...
Jones: Tam da iki gözünün ortasından vurulmuş... Bildiğin idam edilmiş yani!!!
Howard: Aman Yarabbim, bu Adam'mı?
Howard: Vallahi bununla bir alakam yok! Ben masumum! Tarih bunu ispatlayacak!
Jones: Sakin olun, Bay Johnson. Sizinle konuşmamız gerekecek. Sonuçta Adam, sizin büronuzda vuruldu.
Howard: Pekala... Ama acele edin! Daha hasar kontrolü yapmam lazım! Basın tepeme binecek!
Jones: <İsim>, hadi Adam'ın cesedini morga kaldıralım. Birde şu cesedin yakınında bulduğun fiş... Büyük bir kısmı solmuş. Bunu açığa çıkartabilir misin?

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan Pandit: Uzun zamandır bu kadar temiz öldürülmüş bir kurban getirmemiştin, <İsim>. Bu iyiliğini unutmayacağım.
Nathan: Bay Bentley, iki gözünün arasından vurularak öldürülmüş. Kısacası, infaz edilmiş.
Nathan: İnanılmaz isabetli bir vuruş, söylemeden geçmeyeyim. Katil belli ki silah kullanmayı gayet iyi biliyor.
Nathan: Cesedi sakin halde bulduğunuza göre, Adam'da saldırganı tanıyor, ona güveniyormuş.
Nathan: Ancak bir şey daha var. Kurşunun yörüngesini ve katilin durduğu yeri belirleyerek Adam'ı öldüren şahsın sağlak olduğunu tespit ettim!
Jones: Bu... çok etkileyici!
Jones: O zaman sağlak birisini arıyoruz demektir. Bu da tam Ramirez'lik bir iş, ne dersin <İsim>? Sağlak şüphelilerin oldukça kısa bir sürede listesini çıkartsın!

Howard Johnson ile Adam Bentley cinayeti hakkında konuş.
Howard Johnson: Bu berbat bir şey! <Rütbe> <İsim>, lütfen bunların hepsini yok et! Böyle bir şey olamaz!
Jones: Korkarım ki "bunların hepsini yok etmek" gibi bir şansımız yok Sayın Başkan. Adam Bentley sizin büronuzda vuruldu ve-
Howard: Şşş! Bunu sürekli dile getirmenize gerek yok! Allahım, gazeteciler bundan ne pay çıkartacaklar ama! Bittim ben, bittim!
Howard: İnsanların sırf benim tekrar seçilmeme mani olmak için birisini öldürebilecek olmalarına inanamıyorum!
Jones: Bir saniye, yani size iftira atıldığını mı düşünüyorsunuz?
Howard: Elbette öyle! Adam benim kampanyamın en büyük destekçilerindendi! Ona neden zarar vermek isteyeyim ki???
Howard: Sana söylüyorum <Rütbe> <İsim>, iftiraya uğradım! Bu kesinlikle sırf ben seçimleri kaybedeyim diye Mavi Partinin kurduğu bir tezgah! Buna müsaade edemezsin!!

İncele: Bar Fişi.
Jones: Adam'ın cesedinin yakınında bulduğun bar fişi ona aitmiş! İyi yakaladın <İsim>!
Jones: Öldürülmeden önce Halifax Otelinin barından bir tane içki almış! Doğru dedin, gidip bir oraya baksak iyi olur!

İncele: Otel Lobisi.
Jones: Bulduğun bu fiş sayesinde Adam'ın öldürülmeden kısa bir süre önce buraya gelmiş olduğunu biliyoruz. Ayrıca şu bulduğun parçalanmış bilette epey bir işimize yarayabilir <İsim>!
Jones: Hay ben senin, bu seste neyin nesi? Düşündüğüm şeyi bile duyamıyorum anasını satayım!
Jones: Doğru, bu Martha Price, lobide basın toplantısı veriyor! Acaba Adam'a olanlardan haberi var mı... Hadi onunla bir konuşalım!

Martha Price'a Adam'ın ölümü hakkında ne bildiğini sor.
Martha Price: Ah, <Rütbe> <İsim>, seni görmek ne güzel. Oy kullandın mı? Bugün olanlardan sonra artık kazanacağım garanti gibi!
Jones: Adam Bentley cinayetinden mi bahsediyorsunuz, acaba?
Martha: Ben her zaman Kırmızı Partinin kana susamış ruh hastalarından oluştuğunu söylerdim. Onlar, kendi siyasi hedeflerine ulaşmak için her türlü pisliği yapmaya hazırdırlar.
Martha: Tabii şimdi zavallı Bay Bentley, Kırmızı Büroda öldürüldüğü için de, Grimsborough Halkınında bana katılmaktan başka şansları kalmayacak!
Jones: Ufak basın toplantınız da bu yüzden mi? Yani insanlar, rakibinizin bürosunda bir adamın öldürülmüş olmasını tesadüf olarak görebilirler belki...
Martha: Cidden neyden bahsettiğinizi anlamıyorum. Düzenbazlık Kırmızı Partinin işidir! Benim kampanyam her zaman dürüstlük ve ahlak üzerine kurulu olmuştur.

İncele: Parçalanmış Bilet.
Jones: Aha! Onardığın bu bilet Adam Bentley adına alınmış!
Jones: Yani, bu bir Havai bileti... ve ben şahsen Adam'ın bunu alabileceğini düşünmemiştim. Üstelik... bu bir tek gidişlik bilet!
Jones: Haklısın, Adam'ın şu hayattaki tek hedefi Akçaağaç Tepelerinin hakiki bir mensubu olmaktı. Kesinlikle tropikal adaları buna tercih etmezdi yani!
Jones: Biletin satın alımında kullanılan kredi kartı numarası her şeyi anlamamızı sağlayabilir... Hay ebenin! Çok kötü basılmış. Şunu deşifre eder misin, <İsim>?

İncele: Uçak Bileti.
Jones: Harika! Adam Bentley adına alınan bu biletin üzerinde ki kredi kartı numarasını çözmeyi başardın!
Jones: Hadi şu kredi kardı numarasını doğruca Alex'e yollayalım!

Analiz et: Kredi Kartı Numarası.
Alex Turner: Adam Bentley'nin uçak biletinin satın alındığı kredi kartı numarası kime ait biliyor musunuz... Lola Vallez'e!
Jones: Lola'mı? Neden Adam için bu kadar pahalı bir bilet aldın ki?
Jones: Evet, Lola'nın kocasıyla arkadaş olduğunu biliyorum ama olayların nasıl sonuçlandığına bakınca...
Jones: Haklısın <İsim>, bunu öğrenmenin en hızlı yolu bir an önce Lola'yla konuşmak!

Lola Vallez ile Adam Bentley adına aldığı uçak bileti hakkında konuş.
Lola Vallez: <Rütbe> <İsim>, b... bu ne sürpriz! Seni görmeyi beklemiyordum...
Jones: Harbi mi? Bana nedense bekliyor muşsun gibi geldi.
Lola: Gördünüz mü? İşte bu yüzden oyunculuk yapmak yerine şarkı söylüyorum. Evet, sizi görmeyi bekliyordum. Adam'ın cinayeti yüzünden buradasınız, değil mi?
Jones: Aslında, buraya onun adına aldığın tek yönlük bilet hakkında konuşmaya gelmiştik, Lola. Neden Adam'ın şehri terk etmesini istiyordun?
Lola: Sormanıza gerek var mı? Adam, kocamın en yakın arkadaşlarından biriydi! Pekala, arkadaştan ziyade evcil hayvanı gibiydi, ama yinede!
Lola: Onu görmek... Çok acı vericiydi! Bana, Walter ölmeden önce onunla yaşadığımız güzel günleri hatırlatıyordu!
Lola: Ama şimdi Adam öldü, ve ben... ona karşı haksızlık ettiğimin farkına vardım. Onu uzaklaştırmaya uğraşmamalıydım!

Daha sonra karakolda...
Eduardo Ramirez: <Rütbe> <İsim>, elimde tam sana göre bir şey var! Başkanın çalışanları sana bu fotoğrafı bıraktılar. Dediklerine göre bunu Başkan kendisi istemiş!
Ramirez: Bu fotoğraf, Adam Bentley öldürülmeden bir kaç saat önce büronun güvenlik kamerası tarafından çekilmiş!
Ramirez: Resim oldukça bulanık fakat dediklerine göre bunu düzeltse düzelte, <Rütbe> <İsim> düzeltir!
Jones: Öyle mi? Peki bu resmin gerçek olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Samuel King: Jones, sen bir Belediye Başkanının iyi niyetini mi sorguluyorsun?
King: <Rütbe> <İsim>, şu fotoğrafa bir de yakından bak ve Kırmızı Parti Bürosuna giren şahıs kimmiş öğren! Bu, vakayı ilerletmeniz konusunda önemli olabilir!

İncele: Kamera Görüntüsü.
Jones: Şimdi, Başkanın bürosuna giren şahıs... Martha Price'mıymış?!
Jones: İnanamıyorum! Bu o! Martha Price tam da Adam öldürülmeden önce başkanın ofisine sızmış!!
Jones: Aman Allah'ım, sence... sence Adam'ı Martha öldürmüş olabilir mi?!

2. Bölüm


David Jones: Bu Martha! Adam öldürülmeden kısa bir süre önce Başkanın ofisine sızan şahıs Martha Price'mış!!
Jones: Ama onun Başkanın genel merkezinde ne işi olur ki?! Sence Adam'ı O öldürmüş olabilir mi?
Jones: Bu delilik! Onunla bir an önce konuşmamız lazım!
King: Bayan Price biraz beklesin, Jones. İkinizden seçimin galibinin açıklanacağı podyumu güvence altına almanızı istiyorum.
Jones: Ne? Ama Amirim, vakit kaybede-
King: Bay Bentley'in katilini bulmak bir numaralı önceliğimiz olabilir, ama seçim galibinin güvenliğini sağlamakta öyle! İşimizi şansa bırakamayız!
King: Sana güveniyorum <Rütbe> <İsim>! Martha'ya konuş, fakat bu sırada seçim podyumunu da es geçme!

Martha'yı Başkanın bürosunda bulunması hakkında sorgula.
Jones: Bayan Price, elimizde, etrafta kimsecikler yokken Kırmızı Partinin genel merkezine sızdığınıza dair kanıt var!
Martha Price: Hayır, girmedim! Külliyen yalan! Bu, Johnson'ın bir tezgahı, suçu üzerime yıkmaya çalışıyor!
Jones: Iıı, Bayan Price, elimizde büroya girdiğinizi gösteren video görüntüsü var. Şüpheye lüzum yok yani.
Martha: B...Ben... Bakın, Adam Bentley ile zerre alakam yok, yemin ederim!
Martha: Yani... Bilirsiniz işte! Johnson'ın bugün için bir planı olduğunu BİLİYORDUM! Aylardır kampanyalarımızı yapıyoruz ama asıl dananın kuyruğunun koptuğu gün seçim günüdür!
Martha: Sadece karşı saldırıya geçebilmek için neler planladıklarını öğrenmek istemiştim! Hepsi bu kadar!
(Martha ile konuştuktan sonra)
Jones: Biliyor musun <İsim>, seçimler bugün biteceği için o kadar mutluyum ki. Vallahi şu kaçık siyasetçilerle bir gün daha geçirebileceğimi sanmıyorum!
Jones: Asıl koyan şey ise onlara hiç bir konuda güvenemeyecek olmamız! Yalan söylemek sanki kanlarına işlemiş!
Jones: Hıh, haklısın tabii, esip gürlemek bir halta yaramaz. Ne dersin, otel lobisine bir kez daha bakalım mı? Sonuçta Adam, öldürülmeden önce son bir kez oraya gitmişti...

İncele: Resepsiyon Masası.
Jones: Otelin kayıp kutusu mu? Harika bir fikir, <İsim>! Hadi içini arayalım, belki Adam burada bir şeylerini unutmuştur.

İncele: Kayıp Kutusu.
Jones: Tam isabet! Otelin kayıp kutusunda Adam'ın not defterini buldun! Tabii bir sayfası yırtık, ve bu her zaman şüpheli bir durumdur!
Jones: Hadi şuna bir de yakından bakalım <İsim>. Şu kayıp sayfada ne yazdığını bulmamız gerek!

İncele: Not Defteri.
Jones: Demek Adam'ın defterindeki yırtık parçanın üzerindeki yazılar... para hakkındaymış. Bence gayet mantıklı.
Jones: Şu isimlere baksana! "Jerry Bigwall, Walter Fairbanks, Roland Vane": bunlar Adam'ın "arkadaşları"ydılar... ve şimdi hepsi de öldü!
Jones: Peki ya isimlerin yanındaki rakamlara ne demeli? Sence Adam onlardan para mı ödünç alıyordu?
Jones: Sonuçta en sonunda yazdığı şey, "Daha çok para lazım!!". Tabii odasını ve arabalarını kiraladığını da biliyoruz...
Jones: Haklısın, Akçaağaç Tepelerine uyum sağlamak ona bayağı pahalıya mal oldu. Sürekli para harcama ihtiyacı baya ezici olmalı.
Jones: Kim bilir para ihtiyacı yüzünden ne işlere kalkıştı... Bunu aklımızın bir köşesine yazalım <İsim>!

İncele: Seçim Podyumu.
Jones: Pekala, King bizden seçim podyumunun güvenliğini sağlamamızı istediğine göre, son derece titiz olsak iyi olur, <İsim>!
Jones: Eldivenleri çıkarmanın vakti geldi: hadi bulduğun şu bulduğun çöp kovasını kazalım!
Jones: Neyse ki bu heykelciği onarması daha az kirli bir iş!

İncele: Çöp Kovası.
Jones: Vıy... Bu tabancanın çöp kovasında ne işi olur?! Hemde tam da seçim sonuçlarının açıklanacağı yerde!
Jones: Ah, iyi yakaladın <İsim>, birileri bu tabancanın seri numarasını silmeye çalışmış! Bunda çok ağır bir bit yeniği var!
Jones: Neyse ki tarih boyunca şifre çözmekte ne kadar usta olduğunu kanıtladın <İsim>! Şu silaha da bir el atsan, hele?

İncele: Tabanca.
Jones: Harika işti! Şimdi tabancanın seri numarasını çözdüğüne göre, bunu doğrudan laboratuvara yollayıp sahibinin kim olduğunu öğrenebiliriz!

Analiz et: Seri Numarası.
Alex Turner: Buna asla inanamayacaksın <İsim>! Seçin standının önünde saklanmış olarak bulduğunu silah kime ait biliyor musun? Tony Marconi'ye!!
Jones: Ney?? Ama o adam hapiste! Yani, anlattığına bakılırsa kulağa otel gibi geliyor, ama yinede birinin oradan dışarı çık...
Alex: Dahası da var! Nathan, silahın üzerinde bir kaç test yaptı. Adam'ın başından çıkarılan kurşun ile bu silahtan çıkan kurşunu karşılaştırdı ve sonuçtaa...
Alex: Eşleştiler! <İsim>, Adam'ı öldüren silahı buldun! Yani bu tabanca cnayet silahı!!
Jones: Bu ney LAN?!?
Jones: <İsim>, haklısın! Heyecanlandığımı saklayacak değilim, hemen Marconi'yi ziyaret edelim. Umarım bu konuda EPEY tatminkar bir açıklaması vardır!

Marconi ile cinayet silahı hakkında konuş.
Tony Marconi: Yine mi sen <Rütbe> <İsim>? Eğer yine birisi öldüyse, emin ol bütün gün hücremde uslu uslu oturdum.
Jones: Harbiden mi? Peki o zaman nasıl oldu da Adam Bentley senin tabancanla vuruldu, Marconi?
Tony: Adam Bentley öldürüldü mü? Hemde BENİM tabancamla? Çok akıllıca.
Tony: Ama cidden, o elinizdeki silahın benden yıllar önce polis tarafından alıkoyulduğunu bilmeniz lazım.
Tony: Tamam, idam etmek, kulağa bana göreymiş gibi gelebilir. Her zaman silahlarla aram iyi olmuştur, yoksa hayatta kalmak epey bir zor olurdu. Ama Bay Bentley ile işim olmaz.
Jones: Adam'ın ölümü ile bir alakan olduğunu biliyorum Marconi, ve bunu en kısa sürede ispatlayacağız! Peki ya bugün kısmi salınma günün olmasına ne demeli ha?!
Tony: Dışarıya sadece cumartesi günleri çıkabilirim, Jones. <Rütbe> <İsim>, senden rica ediyorum, bir daha kine ziyaretime gelirsen şu asabi eniği evde bırak. Havlaması ısırmasından beter resmen.

İncele: Kırık Heykelcik.
Jones: Aman...Yarabbim! Sence KİM Başkan Johnson'a tıpatıp benzeyen bir bahçe cücesi yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşünebilir ki?!?
Jones: Bu şey, artık hayatımın geri kalanı boyunca rüyalarıma girecek <İsim>, umarım farkındasındır.
Jones: Haklısın, bu ucubenin gözünde... gizli bir kamera var!!
Jones: Birileri seçim seremonisini gözetlemeye mi çalışıyormuş?! Haklısın, bu casus cüceyi derhal Alex'e göndermeliyiz!

Analiz et: Bahçe Cücesi.
Alex: <İsim>, o gulyabani cücenin casusluk sistemini inceledim ve onu seçim standının önüne kimin koyduğunu biliyorum...
Alex: Video her şeyi çok net gösteriyor. Oraya bu cüceyi koyan kişi Belediye Başkanının annesi Bayan Serena Johnson!
Jones: Nasıl? Tamam, oğluna aşırı düşkün olduğunu biliyoruz da, ama bu sefer çizmeyi biraz aşmış! <İsim>, ne dersin, gidip Bayan Johnson'dan bunun açıklamasını isteyelim mi?

Serena Johnson ile casus bahçe cücesi hakkında konuş.
Serena Johnson: <Rütbe> <İsim>, bu ne hoş sürpriz. Yalnız, korkarım ki fazla vaktim yok. Yapacak çok şey var. Umarım anlıyorsundur.
Serena: Ah, o elindeki de ne? Demek cücemi onarmışsın, harika! Sence de çok yakışıklı değil mi? Tıpkı oğluşum gibi!
Jones: Ah, evet. Şu cüce... İçine neden kamera yerleştirdiğinizi cidden merak ediyoruz, Bayan Johnson.
Serena: Güvenlik için tabii ki de! Oğlum tekrar seçildikten sonra bir şeyler olmayacağından başka türlü nasıl yemin olabilirim?!
Serena: Tabii seçim konuşması sırasında yanımda tabanca bulunduracağımı saymazsak. Gayet iyi atışçıyımdır, yani.
Jones: Bayan Johnson! Seçim sonuçları daha açıklanmadı bile!
Serena: Ama Howard'ın kazanacağı çok belli. Tabii bu durumdan hoşnut kalmayan insanlarda olacaktır elbet. Yani, Bay Bentley'e ne olduğuna bir bakın!
Serena: Oğlumun genel merkezinde öldürüldü! Bunu yapan her kimse Howard'ı da hedef almış olabilir, ve kusura bakmayın ama, onu korumak için elinizden geleni yaptığınıza ben pek inanmıyorum!

Daha sonra karakolda...
Jones: <İsim>, içimden bir ses Adam Bentley cinayetini çözmenin cehennem azabı olacağını söylüyor!
Jones: Şu ana kadar bildiğimiz tek şey, Adam'ın silah kullanmayı son derece iyi bilen, sağlak birisi tarafından öldürüldüğü!
Jones: Ayrıca Başkanın genel merkezinde öldürüldü, ki bu tesadüf olamaz!
Jones: Sence Adam'ın Başkan ile olan dostluğu cinayetindeki esas neden olabilir mi? Tahminimce Serena, bir "hiç"in, biricik oğlunun etrafında dolanmasına müsaade etmezdi...
Jones: Tabii bir yandan da Martha'nın iyi yanına denk gelmeye çalışmak ta pek akıllıca değildi. Herkesi kızdırmadan iki tarafta da oynayamazsın ki. Ayrietten Martha'nın cinayet mahalline girdiğini de biliyoruz!
Alex: Müsaade var mı <İsim>? Adam'ın nasıl Marconi'nin silahıyla öldürüldüğünü hatırladın mı? Yani, adam sonuçta hapiste, o yüzden bu durum bana çok mantıksız geldi ve bende daha derine kazmayı denedim.
Alex: Anlaşıldığı üzere bu silahına yıllar önce alkollü araba kullanmaktan ötürü el koyulmuş! Üstelik el koyan da... Amir King!
Jones: Bir saniye, sen şimdi bize ciddi ciddi Amir'in silahı sakladığını düşündüğünü söylemiyorsun, değil mi? Yani, Amir sonuçta!
Alex: O zamanlar değilmiş. Ayrıca çaldığını söylemiyorum, silah, Marconi'nin tutuklanmasından sonra delil olarak dosyalanmış... Ama bir süre sonra ortalıktan kaybolmuş.
Jones: <İsim>, sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Yani, elbette Amir'in Başkanı canı pahasına koruduğunu biliyoruz, da...
Jones: Ayrıca bize Adam'ın üç "arkadaşının"da Howard Johnson'a karşı tehdit oluşturdukları için öldürüldüğü durumunuda göz ardı etmememizi söylediğini de farkındayız...
Jones: Allah, haklısın...
Jones: Amir King... Amir King artık bir şüpheli!!

3. Bölüm


David Jones: <İsim>, bu delilik! Amir King'i Adam Bentley cinayetinin şüphelileri listesine ekleyemeyiz... değil mi?!
Jones: Evet, haklısın, sonuçta King, Başkana OLDUKÇA yakın. Ayrıca Adam'a karşı da garip bir garezi vardı...
Jones: Tamam, cinayet silahına da erişimi vardı, fakat...
Jones: Amir bu! O asla bir suç işlemezdi! Onun işi suçla SAVAŞMAK!
Jones: Allah'ım, şimdi gidip ona BUNU söyleyeceğiz! Hemde yüzüne karşı!
Jones: Hadi... hadi onu görmeye gidelim <İsim>. Allah'ım...

-Amir King'in Ofisinde...-
Samuel King: <Rütbe> <İsim>, raporları mı vermeye geldin yoksa? Adam Bentley'i kimin öldürdüğünü buldun mu?
Jones: Iıı, henüz değil Amirim, fakat... yeni bir şüpheli bulduk.
King: Eh, hiç yoktan iyidir. Kimmiş peki?
Jones: Iıı... sizsiniz efendim.
King: Af buyur?!
Jones: Aslında efendim, şöyle, Adam'ın idamında kullanılan silah Marconi'ye ait, efendim, ve...
Jones: Silaha, yıllar önce Marconi, alkollü araba kullanmaktan tutuklandıktan sonra sizin tarafından el koyulmuş!
King: ...Anladım. Pekala, adalet karşısında boynumuz kıldan ince. Sağlamlığına hayran kaldım <Rütbe> <İsim>.
King: Pekala, anlaşılan soruşturma tamamlanana kadar Amirlikten geçici olarak istifa etmekten başka şansım yok.
King: Şu andan itibaren bana resmi olarak sıradan bir şüpheliymişim gibi davranabilirsin <Rütbe> <İsim>.


Jones: <İsim>, şimdi resmen bunu yaptık mı? Amir'e resmen bir cinayet soruşturmasında şüpheli olduğunu mu söyledik?
Jones: Tabii, sonuçta neden olmasın? Bizim amacımız ne pahasına olursa olsun suçları açığa çıkarmak!
Jones: Pekala, şimdi n'apalım <İsim>? Amirin sorgusuna mı inelim, yoksa cinayet mahalline geri dönüp daha fazla delil mi arayalım?

Amir King'e vaka ile olan bağlantısını sor.
Samuel King: <Rütbe> <İsim>, sorularını sormaya başla lütfen. Özel bir muamele istemiyorum, bende sıradan bir şüpheliyim.
Jones: Pekala... Marconi'nin bu tabancasına el koyan memurun siz olduğunu doğrulayabilir miyiz, efendim?
King: Evet, bendim. Yıllar önce, <Rütbe> <İsim> Marconi'yi sonsuza kadar parmaklıklar ardına tıkmadan önce onu tek yakalayabildiğimiz an.
Jones: Peki Adam Bentley'in bu silahla öldürülmüş olduğuna nasıl bir açıklama getirebilirsiniz? Bunun delil odasında kilit altında durması gerekiyordu!
King: Korkarım bu konuda size yardım edemem. Prosedür gereği silahı dosyalamıştım. Sonradan ona ne olduğunu bilemem.
Jones: Harika... Peki, sağlakmısınız, efendim?
King: Evet sağlağım, ve sen sormadan da söyleyeyim, silahlarla da aram gayet iyidir. Sonuçta topladığınız delillerden haberim var.
Jones: Deftere yazdık. Peki Adam Bentley? Yani, bazı cinayet vakalarında görülmüş olduğunu fark ettiğinizde epey bir kızmıştınız...
King: Çünkü öyle olmam gerekiyordu! Şu genç adamın Başkana ne kadar yaklaştığını fark ettiniz mi hiç? Başkanın güvenliği polisin bir numaralı sorumluluğudur!
Jones: Aslında, bana daha çok mevzu bahis Johnson ailesi olunca biraz taraflı davranıyormuşsunuz gibi geldi...
King: Eğer Serena Johnson'dan bahsediyorsan, o ve ben çok eski dostuz. Bunun ne başkanla, ne de Adam Bentley'le alakası var!
Jones: "Eski dostlar" demek, he? Burada dostluktan biraz fazlası olmadığına emin misiniz?
King: MÜFETTİŞ JONES, nerede olduğunu şaşırdın galiba!!! Eğer her şüpheliye böyle davranıyorsan, senden şikayetçi olmalarına şaşmamalı!
Jones: Özür dilerim! Sadece her bir ipucunu takip etmeye çalışıyordum...
King: Yani dedikodu arıyordun. <Rütbe> <İsim>, umuyorum seni seçim sonuçları açıklandığı zaman seçim standında görürüm. Soruşturmanızda bol şanslar, size güveniyorum!
(King ile konuştuktan sonra)
Jones: Buna inanamıyorum <İsim>! Amir King resmen şüpheliler listemizde... kulağa çok gerçek dışı geliyor!
Jones: Ama sanırsam daha çok delil bulduğumuzda her şey daha mantıklı bir hal alacak. Tabii onun içinde daha fazla kanıta ihtiyacımız var!
Jones: İyi dedin <İsim>, Halifax Oteline gir dönebiliriz. Sonuçta, Adam'ın neden öldürülmeden kısa bir süre önce oraya gittiğini henüz bilmiyoruz.

İncele: Otel Lobisi.
Jones: Dur bir saniye, bu Lola Vallez'in fotoğrafımı? Bu.. biraz fazla açık saçık bir poz sanki.
Jones: Poster kızı tarzı fotoğrafların geçmişte kaldığını sanıyordum. Altında yazan şey ne <İsim>? "Ondan kurtul, sana daha fazlasını gösteririm."... Nasıl ya...
Jones: İyi fikir <İsim>. Eğer bu fotoğraftan parmak izi kopartabilirsek, Lola'nın bu fotoğrafı kime gönderdiğini bulabiliriz.

İncele: Lola'nın Fotoğrafı.
Jones: İşte bu! Lola'nın fotoğrafından aldığın parmak izleri gün gibi açık, <İsim>!
Jones: Bunları veri tabanımızdan karşılaştırıp bu fotoğrafın kime gittiğini bulmak hiçte zor olmayacak! Haydi rastgele!

İncele: Parmak İzi.
Jones: Bir dakika, <İsim>, sen şimdi bana Lola Vallez'in bu açık saçık fotoğrafının üzerindeki parmak izlerinin Zack Holden'a mı ait olduğunu mu söylüyorsun?!
Jones: Zack'in ona aşık olduğunu biliyoruz, doğru. Ama neden ona böyle bir fotoğraf göndererek tutkusunu yemlesin ki?
Jones: Doğru dedin, yazdığı şu "Ondan kurtul, sana daha fazlasını gösteririm." mesajı kulağa gayet rüşvetmiş gibi geliyor...
Jones: Pekala, <İsim>, iyisi mi Zack Holden'ı bu konu hakkında sorgulamak, doğru!
Jones: Uyy, seni bilmem ama, sanki bu işin sonunda şehirdeki herkes şüpheli listemizde yerini alacak gibi görünüyor. Sence Zack Holden'ın böyle bir şeye karışmış olma ihtimali nedir?!

Zack Holden ile Lola'nın fotoğrafı hakkında konuş.
Zack Holden: Bu... Bu fotoğrafın sizde ne işi var? Bunu benden çaldınız! Çabuk geri verin onu!!!
Jones: Biz bir şey çalmadık, Zack. Ama <Rütbe> <İsim>, Lola Vallez'in sana ne sebepten ötürü böyle... samimi bir poz verdiğini çok merak ediyor.
Zack: Şey... Benden yardım istemişti. Bakın, bana kendi güvenliğinden endişe duyduğunu söylemişti!
Jones: Kimden korkuyordu, Zack?
Zack: Sanki bilmiyorsunuz! Şu Adam Bentley denen adamdan tabii ki de! Herif sürekli kızın evine gidip duruyordu, üstelik nişanlısı öldürüldükten sonra bile!
Zack: Bana gelip benden, onun için ondan kurtulmamı istedi! Ama... ne yapacağımı bilemedim! Onu korkutmayı denedim, ama beni takmadı bile!
Zack: Lütfen, Lola'ya kendimi Adam'a dinletemediğimden bahsetmeyin sakın. Yoksa bana bir daha resim mesim göndermez...
(Zack ile konuştuktan sonra)
Jones: Zack bildiğin Lola tarafından işletiliyor, <İsim>. Herifi resmen parmaklarında oynatıyor, değil mi?
Jones: Hmm, iyi yakaladın <İsim>. Zack, sürekli sağ elindeki tırnaklarını yiyordu, o zaman sağlak olmalı! Hadi bunu profiline ekleyelim.
Jones: Peki, Lola ile tekrardan bir muhabbet edip, yardakçısından tam olarak ne yapmasını istediğini öğrenmeye ne dersin?

Lola ile Zack Holden'ın isteği hakkında konuş.
Jones: Lola, <Rütbe> <İsim> senin Zack'e, Adam'dan kurtulması için "cesaret" niyetine gönderdiğin fotoğrafı buldu. Artık rol kesmeyi bırak istersen.
Lola Vallez: N'olmuş peki?! Adam'ın Walter'ıma ölümünden önce ne gönderdiğini gördünüz! Uçak enkazı fotoğrafları... Adam, bize uğursuzluk getirdi!!
Lola: Bir keresinde onu, Walter'ın kıyafetlerini denerken yakaladığımı biliyor muydunuz? Orada, Walter'ın takımı içindeydi ve onun sesini taklit etmeye çalışıyordu! O adam tam bir kaçıktı yani!
Jones: Hmm, aynı Jerry Bigwall'un imzasını taklit etmesi gibi... Doğru dedin <Rütbe> <İsim>, bize onun "içine girmek" istediğini söylemişti.
Lola: Sanki Walter'ın yerini almaya çalışıyor gibiydi! Ve sürekli beni görmeye gelirdi! O kadar korkuyordum ki, sırf kendimi savunabilmek için atış dersleri bile aldım!
Lola: Ve ona verdiğim uçak biletini parçalara ayırıp, Grimsborough'yu asla terk etmeyeceğini söylediğinde de, ondan asla kurtulamayacağımı anlamıştım.
Lola: Bakın, Zack'e o fotoğrefı vermemin sebebi, onun, benim için Adam'dan kurtulabilecek olmasını düşünmüş olmam; Misal, Friendnet hesabını yasa dışı faaliyetlerde bulunduğu için yetkililere şikayet etmesi gibi!
Lola: Ama Zack'ten asla Adam'ı öldürmesini istemedim! Her neyse, Zack, pısırığın tekidir! Daha eli silah bile tutmaz!

İncele: Başkanın Masası.
Jones: Kırmızı genel merkeze gelmek çok akıllıca bir hareketti! Şu bulduklarına bir baksana <İsim>!
Jones: Bir adet puro bulduk ve Johnson, sigaraya dayanamıyor bile. Daha önceden nargile içtiğinde bile nasıl hastalandığını biliyoruz. Bakalım bundan bir şeyler toplayabilecek misin!
Jones: Bu "OY VERDİM" rozeti her insanın vatandaşlık görevlerini yerine getirdiklerini gösteren bir şey. Ama neden toz içinde? İyisi mi bir örnek almak.
Jones: Ve son olarak ta... Bu kağıdın üzerinde sihirini uygulaman gerekecek, <İsim>! Bunun üzerine bir bardak suyu deviren her kimse üzerindeki yazının çoğunu silerek harika bir iş çıkarmış!
Jones: Elimizde işleyecek epey bir delil var, ve hızlı davranmamız gerek <İsim>. Seçim sonuçları bir kaç saate açıklanacak!

İncele: Puro.
Jones: Muhteşem! Puronun üzerindeki salyayı topladığına göre, bunu laboratuvara gönderip sevgili Başkanımızın ziyaretçisinin kim olduğunu öğrenebiliriz!

Analiz et: Salya.
Grace Delaney: Sigaradan aldığın salya örneğinin DNA bilgisini çıkardım <İsim>. Ve şehrimizin en büyük sigara tiryakisi Alden Greene'e ait olduğunu buldum!
Jones: Alden Greene mi?!
Jones: <İsim>, Kerry Ann'in ölümüne adı karıştıktan sonra Greene'i bir kez daha göreceğimi hiç sanmıyordum, ya sen? Demek Belediye Başkanının genel merkezini ziyaret etmiş!
Jones: Önce Marconi, şimdi de Alden'mı?! Johnson'ın gerçekten de tuhaf arkadaşları var! Alden'ın nasıl birisi olduğunu biliyoruz, çıkarı için oraya gitmiştir! Hadi gidip onu biraz sinirlendirelim!

Alden Greene ile Başkana yaptığı ziyaret hakkında konuş.
Alden Greene: <Rütbe> <İsim>! Bu ziyaretini neye borçluyum acaba? Acaba yine hissedarlarımdan birimi öldü?
Jones: Eğer Adam Bentley bir hissedar değilse, hayır. Ama bu elimizden kurtulduğun anlamına gelmez!
Alden: Adam Bentley öldü mü? Ha, bu eninde sonunda olacak olan bir şeydi zaten! O çocuk, daha kendisini korumayı bile bilmezdi ve tavuk kadar bile aklı yoktu!
Jones: O zaman Adam'ı tanıyordun? Belki onunla Başkan Johnson'a yaptığın ziyaretlerden birinde tanıştın? Belki sana yamuk yaptı? Silahlarla aran nasıl, Alden?
Alden: Bu, yeni bir sorgulama tekniğimi, Bay Jones? Elbette silahlarla aram iyi. Adam, vuruldu mu dedin? Eğer onu ben vurmuş olsaydım, cesedini bile bulamazdın <Rütbe>.
Jones: Hala ilk soruya cevap vermedin! Adam Bentley ile nasıl tanıştın?
Alden: O andaval, bütün Akçaağaç Tepelerinin eğlence kaynağıydı! Harbiden de araya karışabileceğini mi sandı, acaba?!
Alden: Birde o hıyar ağasının bana gelip sırf yaşam tarzını edinemediği için benden borç istediğini biliyor muydunuz? Şaka gibi!
Jones: Onu bunun için mi vurdun yani? Para için mi?
Alden: Ona para falan vermedim! Bana geri verecek bir şeyi yoktu, ve eğer hala öğrenmediyseniz de tekrardan izah edeyim, ben sadece kâr elde edebileceğim işlerle uğraşırım.

İncele: "Oy Verdim" rozeti.
Jones: Harika! Haydi şu rozetten topladığın toz örneğini laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Siyah Toz.
Grace: <İsim>, suç mahallinde bulduğun o rozetten almayı başardığın toz, barut artığı çıktı!
Grace: Seninde bildiğin gibi bunlar, bir silah ateşlendiğinde etrafa saçılan parçacıklardır. Çok uzağa gitmezler, o nedenle bu rozet, silaha oldukça yakın bir yerde duruyormuş.
Jones: Yani Adam'ı öldüren şahsın, bu rozeti taktığını mı söylemek istiyorsun?!
Grace: Sanırsam <İsim> ile takılmak sonunda senin de zihnini açmış, Jones! Barut artığı, Adam'ı her kim öldürdüyse, rozeti de takıyor olduğunu... ve sonra kaybettiğini kanıtlıyor.
Grace: Ancak bugün tüm seçmenler bu tip rozet taktığı için ve katilde kalabalıkta dikkat çekmek istemeyeceğinden...
Jones: O da kendine başka bir rozet bulmuş olmalı! <İsim>, sayende yapbozun bir parçasını daha tamamladık!

İncele: Soluk Dosya.
Jones: Bir dakika, bu, Marconi'ye ayrıcalıklar tanıyan başka bir dosya! "İyi halden ötürü"'mü? Ha!
Jones: "Spor salonuna giriş izni, özel hücre..." Üstelik Howard Johnson tarafından onaylanmış!
Jones: Şaka mı lan bu?! Bizzat Başkan tarafından Marconi'ye tanınan daha çok ayrıcalık, he?! Yani, Allah rızası için, adam Mafya babası!
Jones: Sence nasıl bir sebepten ötürü Başkan, Marconi'nin hücresinde bu kadar rahat etmesini isteyebilir ki? Marconi'nin bunun karşılığında bir şey vermesi imkansız!
Jones: Artık tepem atmaya başlıyor, <İsim>! Marconi'den bir b*k çıkmaz, ama Johnson bize gerçeği ötse çok iyi olur! Hadi gidelim!

Howard'a Marconi ile olan arkadaşlığını sor.
Jones: Yeter artık Sayın Başkan!!! Şimdi DERHAL Marconi ile aranızda olan anlaşmanın ne olduğunu söyleyeceksiniz, HEMDE HEMEN!
Howard Johnson: Siz benimle bu şekilde konuşamazsınız! Ben... Ben Belediye Başkanıyım! Ben ne dersem o olur!
Jones: <Rütbe> <İsim> ve ben kanunlar ne derse onu yaparız! Ve şimdi kanunlar, suçlulara iyilik yapmanın HİÇTE iyi bir fikir olmadığını buyuruyorlar!
Howard: Neden bahsettiğinizi anlamıyorum! Hiçbir şeyi ispatlayamazsınız!
Jones: Bırakın palavra sıkmayı! Bütün bunları sırf Marconi harika bir aşçı olduğunu için yapmıyorsunuz herhade! O sizin için ne yaptı, Sayın Başkan? Sizi bazı insanlardan mı kurtardı?
Howard: Hiç bir şeyi ispatlayamazsınız!!! Beni hiçbir şey söylemeye zorlayamazsınız! Adam Bentley'e elimi bile sürmedim! Önemli olan şey de bu!

Daha sonra karakolda...
Jones: Anlamıyorum, <İsim>. Şehrin yarısıyla konuştuk, her yeri aradık, ama halen elimizde Adam'ın katilini yakalamamıza yetecek kanıt yok!
Jones: Ama hangi birine güveneceksin ki? Johnson ve Martha zaten yalancının önde bayrak sallayanları, Lola Vallez'de çok içi açıcı değil. Adam'a karşı ciddi bir garezi var.
Jones: Ya... Ya bu cinayetin siyasetle alakası yoksa? Ya sadece bir kadının intikamıysa bu? Sonuçta Adam'ı kendisine getirdiği "uğursuzluk" yüzünden infaz etmiş olabilir...
Eduardo Ramirez: <Rütbe> <İsim>, sonunda! HER YERDE seni aradım! Seçim... sonuçları! Sonuçlar... açıklanmak üzere!
Jones: Hay lanet giresice! Tepemizdeki onca şüpheliden sonra bu tamamen aklımdan çıkmış!
Ramirez: Gitmezsek geç kalacağız! Haydi, <Rütbe> <İsim>, haydi gidelim!

-Seçim Standında-
Jones: Uyy, tam da zamanında yetiştik <İsim>. seçimin galibi açıklanmak üzere!
Jones: Hey, seçim sonuçlarını açıklaması için Lola'nın seçildiğini bilmiyordum! Bunca şeye biraz şatafat katıyor, öyle değil mi?
Lola: Bayanlar ve Baylar, seçim sonuçları şimdi elime ulaştı. Yeni Belediye Başkanımızı açıklayacak olmak benim için büyük bir onur...

4. Bölüm


Lola Vallez: Bayanlar ve Baylar, seçim sonuçları şu anda elime ulaştı!
Lola: Oldukça çetin bir mücadeleydi, fakat yalnız bir parti ipi göğüsledi!
Lola: Ve şehrimizin yeni Belediye Başkanını açıklıyoruuuuuum...
Lola: Howard Johnson!!
Serena Johnson: Aferin, oğlum! Seninle gurur duyuyorum!
Eduardo Ramirez: Aaaa, keşke Bayan Price kazansaydı! Ben oyumu ona vermiştim!
Martha Price: Siz en doğrusunu yaptınız... Memur Bey. Ama merak etmeyin, Mavi Parti her zaman bu sözde Başkan'ın verdiği kararlara karşı savaşmak için burada olacak!
Howard Johnson: Sevgili halkım! Ben, yani Howard Johnson, tekrardan Grimsborough'nun Belediye Başkanı seçilmekten büyük şeref duyuyorum!
Howard: Kırmızı Parti ile birlikte, daha iyi ve daha güvenli bir şehir için kolları sıvayacağız!
Samuel King: <İsim>, bir konuşabilir miyiz? Şu anda senin Amirin değilim, farkındayım, ama yine de görevini unutmadığından emin olmak istedim.
King: Howard Johnson tekrardan seçildiğine göre, artık Adam'ı onun genel merkezinde öldürmeye cesaret edenin kim olduğunu bulmak daha da hayati bir önem taşıyor! Bu vakayı en kısa sürede bitirmen konusunda sana güveniyorum!


David Jones: "Bu vakayı en kısa sürede bitirmen konusunda sana güveniyorum!" he? Söylemesi kolay tabii! Eminim Howard, öncekinden bile daha az yardımcı olacak, ve dürüst olmak gerekirse, şimdi nereyi arayacağımız konusunda kararsız kaldım!
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, müsaade varsa eğer, hangi şüphelilerin sağlak olduklarını sonunda öğrendim: Howard ve Martha tamı tamına bu profile uyuyorlar!
Ramirez: Ayryetten, ah, Bay Marconi'de sağlak, tabii Bayan Johnson'da! Hepsi bu kadar!
Jones: Sonunda ilerleme kaydettik! İyi fikir <İsim>, hadi seçim standına bir daha bakalım! Şu vakayı bir an önce çözmenin vakti geldi de geçiyor bile!

İncele: Misafir Masaları.
Jones: Hmm, bu, Johnson'ın zafer konuşması olmalı. Fakat neden bunu parçalayıp atsın ki? Çerçevelettirtmesi falan gerekirdi!
Jones: Şunu bir an önce birleştirir misin <İsim>? Vakit, nakittir!

İncele: Parçalanmış Konuşma.
Jones: Bir saniye, bunu Johnson'ın konuşması sanıyordum, fakat birleştirdiğin bu türün üzerinde Martha'nın adı var!
Jones: "Ben, yani Martha Price, tekrardan Grimsborough'nun Belediye Başkanı seçilmekten büyük şeref duyuyorum! Mavi Parti ile birlikte, daha iyi ve daha güvenli bir şehir için kolları sıvayacağız!"
Jones: Nasıl ya... Bu Howard'ın yaptığı konuşmanın birebir aynısı! Sadece kazananın ismi ve parti renkleri farklı!!
Jones: Hayır, haklı olamazsın <İsim>! Siyasetçilerin hep aynı fikitleri paylaştıklarını biliyorum, fakat Howard ve Martha tamamen farklı saflardalar! Kampanyaları...
Jones:... Pekala, aslına bakarsan aynı şeyleri farklı yollarla söylüyorlardı. Martha, ahlak ve güvenlik yanlısı, Howard ise suç ve yozlaşma karşıtıydı.
Jones: <İsim>... Ama bu demek olamaz ki... iki parti birlikte hareket ediyorlarmış?!?!
Jones: Buna inanamıyorum! BİR AN önce şu iki yalancıyla da konuşmamız gerek!!! Haydi gidelim <İsim>!

Martha ile Başkanın konuşması hakkında konuş.
Martha Price: Ne o <Rütbe> <İsim>? Mağlubiyetimi yüzüme vurmaya mı geldin yoksa? Şimdi cidden hiç havamda-
Jones: Her şeyin farkındayız, Martha! <Rütbe> <İsim> konuşmayı buldu! Sen ve Johnson'ın birlikte hareket ettiğinizi biliyoruz!
Martha: Hayır bu... saçmalamayın! Hiçbir şey göründüğü gibi değil! Sadece farkında olmadan Howard'ın da tutmuş olduğu konuşma asistanını tutmuşum, hepsi bu!
Martha: O domuz, sırf "boşluk doldurma" konuşması yazıp birde üzerine çifte ödeme alacağını sanmıştı! Bunu duyduğum anda onu kovdum!
Martha: Sırf bu olaylar yüzünden her hafta sonu atış poligonuna gidiyorum. Siyaset, devamlı bir savaştır. Aslına bakarsanız, rahatlamamı sağlayan tek şey ateş etmek.
Martha: Bak, <Rütbe> <İsim>, Allah şahidimdir, benim ne o konuşmayla, ne de Bay Bentley'in ölümü ile alakam yok! Sana şerefim üstüne yemin ederim!
(Martha ile konuştuktan sonra)
Jones: Siyasetçilerden NEFRET ediyorum!!!
Jones: <İsim>, bir şeyler yapalım, yoksa şurada duran kahve makinesine kafa atacağım! Şimdi ne yapacağız?
Jones: Otel lobisine geri mi dönmek istiyorsun? İyi fikir! Belki Adam, öldürülmeden önce bize sn bir ipucu bırakmıştır!

İncele: Resepsiyon Masası.
Jones:... Burada Martha Price Koca Kafa Bebeğinin de ne işi var?
Jones: Ah, haklısın, bu Adam'a verdiği bebek! Kaidesinde onun adı yazıyor! Bu senin, onun için onardığın şey!
Jones: Fakat bu heykelcik nasıl burada bitti... üstelik neden her yeri kan içinde?!
Jones: Haklısın, hadi şu bebekten bir örnek toplayalım!

İncele: Martha'nın Koca Kafa Bebeği.
Jones: Martha'nın koca kafa bebeğinden kan örneği toplamak... bu günleri de mi görecektim ben?!
Jones: Her neyse, hadi bunu laboratuvara gönderelim <İsim>!

Analiz et: Kan Örneği.
Grace Delaney: <İsim>, her zaman olduğu gibi yine tam oniki den vurdun. Oyuncak bebekten aldığın kan örneğinde barut artıkları da vardı!
Grace: Bu da demek oluyor ki bu oyuncak bebek, otel lobisine gelmeden önce ilk olarak suç mahallindeymiş!
Jones: Ne?! Ama... oraya da tek başına gidemez ki...
Grace: Büyüleyici bir çıkarım, Jones! Oyuncak bebeğin üzerindeki kan Adam'a ait olmadığına göre, tahminim o ki katil bu oyuncağı, daha sonra ortadan kaldırmak üzere yanına aldı.
Grace: Kendi kendini nasıl yaraladı bilmiyorum ama sonuç değişmiyor: Bu oyuncak bebeğin üzerindeki kan katile ait!
Grace: İçindeki barut yüzünden örneğin berraklığı kayboldu, ancak yinede Adam'ın katilinin kan grubunu tespit etmeyi başardım: A+!
Jones: Müthiş! <İsim>, hadi bunu katilin profiline ekleyelim! A+ kan grubu, şüpheli listemizi bir nebze olsun kısaltacaktır!

Howard ile zafer konuşması hakkında konuş.
Howard Johnson: Ah, <Rütbe> <İsim>, beni tebrik etmeye gelmiş olman ne güzel. Bu, gerçekten de büyük bir zafer, fakat-
Jones: Buraya sizi tebrik etmeye falan gelmedik, Sayın Başkan. Buraya, cevaplarımızı almaya geldik. Neden Martha Price'ın konuşmasının üzerinde sizin adınız yazıyor?
Howard: Nereden bul... Ama, ben onu parçalara ayırmıştım! Nasıl oldu da geri birleştirdiniz?!
Howard: B-bakın, önemli bir şey değil! Elimde iki tür konuşma vardı, birinde benim adım yazılıydı, diğerinde de Martha'nın! Nasıl oldu bende bilmiyorum!
Jones: Gerçekten mi? Sizce bu Martha ile birlikte hareket ettiğiniz için olamaz mı? Adam bunu öğrendi, değil mi, Sayın Başkan? Onu bu yüzden mi öldürdünüz?
Howard: Ö-öldürmek mi?! Asla böyle bir şey yapmam! Adam'ın ölümüyle hiç bir alakam yok, <Rütbe> <İsim>, bana inanmalısın!
Howard: Lütfen, <Rütbe> <İsim>, seni ikna etmek için ne gerekirse yaparım! Ofisimi bir kez daha arayım. Göreceksiniz, ben masumum!
Jones: Ah, merak etmeyin, Sayın Başkan, ofisinizi aramak tam da yapmak isteyeceğimiz şeydi.

İncele: Kırmızı Parti Bürosu.
Jones: Bu kağıt paraların da burada ne işi var? Sence bunların Adam'ın öldürülmesiyle bir bağlantısı olabilir mi???
Jones: Doğru, <İsim>, belki senin usta ellerin bu gizemi çözmek için üzerinden bir örnek alabilir.

İncele: Kağıt Paralar.
Jones: Güzel! Hadi şu kağıt paralardan topladığın molekülleri Grace'e gönderelim!

Analiz et: Molekül.
Grace: Genel merkezde bulduğun dolar banknotlarından almış olduğun örnek, salya ve epitel doku karışımından oluşuyor, <İsim>! Başka bir deyişle, deri hücreleri!
Grace: İkisini ayırmak çok kolay olmadı, ama ben çok inatçıyımdır! Dolar banknotlarının üzerindeki salya Adam Bentley'e ait.
Grace: Tahminime göre banknotları sayarken parmağını yalamış.
Jones: O zaman para Adam'a mı verilmiş? Ama o balyada binlerce dolar vardı!
Jones: <İsim>, sence Adam, Johnson ile Martha'nın aynı seçim konuşmasına sahip olduklarını fark etti mi? Onlara şantaj yapmış olabilir mi?
Grace: İşte işine yarayacak bir şey daha! Bu banknotların üzerindeki epitel doku Adam'a ait DEĞİL.
Grace: Buda demek oluyor ki, deri, parayı Adam'a veren şahsa... yani katile ait!
Grace: Her saniyenin önemli olduğunu bildiğim için doğrudan filmin sonunu söylüyorum: Adam'ın katili erkek!


Jones: İşte bu <İsim>! Artık Adam'ın katilini tutuklayacak kadar kanıta sahibiz!
Jones: Hayır, hayır! Kimin yaptığını söyleme sakın! Sadece tahminimin doğru olup olmadığını görmek istiyorum! Hadi onu tutuklayalım <İsim>!

Katili Tutukla.
Jones: <İsim>, anlamıyorum, bizi neden King'in ofisine getirdin? Adam'ın katilini tutukluyor olmamız gerekmiyor mu?
Jones:... Hayır, hayır! Olamaz...
Jones: Hayır <İsim>, haksız olmak zorundasın! Amir King kesinlikle Adam'ı öldürmüş olamaz! Yanlış yapmış olman lazım!!
Samuel King: Ne yazık ki, <Rütbe> <İsim> haklı. Adam Bentley'i ben öldürdüm.
Jones: HAYIR! Buna inanmayı reddediyorum! Bunu NEDEN yapasınız ki?! Adam Başkana zarar falan vermezdi!
King: Ah, Jones, hiç bir şey bilmiyorsun. Bunun Başkanla falan alakası yok.
Jones: O zaman neden yaptınız bunu? Amirim, cevap verin!
King: Üzgünüm, ama yapamam. Cevapları kendin bulmalısın, <Rütbe> <İsim>.
Jones: O zaman mahkemeye konuşmak zorundasınız! Neler olduğuna bir açıklama getirmelisiniz!
King: Üzgünüm. Yapamam.
Jones: N-n... N'apıyor sunuz?! Derhal... derhal o silahı yere indirin, Amirim, lütfen!
King: Zaman içinde bunu neden yaptığımı anlayacaksınız. Başka bir seçeneğim yok.
Jones: Elbette başka bir seçeneğiniz var! Her zaman bir seçenek vardır! Amirim! Allah rızası için o silahı indirin!!!
King: Hoşçakal, <Rütbe> <İsim>. Seninle çalışmak büyük bir onurdu...
*BOOM!*
Jones: ...

Ek Soruşturma

Soğuk bir pazar sabahı, mezarlıkta...
Howard Johnson: Samuel King, bu şehrin görmüş olduğu en iyi Emniyet Müdürüydü. Meslek hayatı boyunca çok fazla şey yaptı...
Howard: ...Her ne kadar kendini kaybetmiş olsa da, biz onu her daim yaptığı iyilikler ile hatırlayacağız. Allah rahmet eylesin.
David Jones: Bunun olduğuna inanamıyorum! Bu olamaz! Şu anda burada, Amir King'in mezarına bakıyor olamayız!
Grace Delaney: Amir King'in birisini öldürdüğünü düşünmek bile çok tuhaf...
Eduardo Ramirez: A-Amir King son derece namuslu birisiydi! Teşkilata k-katıldığımdan beridir onunla çalışmıştım. Onu...Onu iyi tanırdım! O asla...
Nathan Pandit: Biliyoruz, Ramirez. Bariz bir şekilde yapbozun bir parçası kayıp.
Jones: Evet, ve biz o kayıp parçayı bulacağız, değil mi <İsim>? Serena Johnson ile konuşmamız gerek. King'in sürekli onun arkasında olduğunu biliyoruz. Birbirlerine oldukça yakındılar!
Cathy King: Lütfen, <İsim>, cevapları bul! Dedem asla... Dedem asla sebepsiz yere böyle bir şey yapmazdı. Benim...
Cathy: Benim bunu bilmem lazım... K-kusura bakmayın...
Alex Turner: Cathy, bekle!
Alex: <İsim>, ne yapacağımı şaşırdım. Cathy sürekli ağlıyor ve dedesinin en sevdiği madalyasının kaybolmuş olması da işleri hiç kolaylaştırmıyor!
Alex: Onu hep özel durumlarda takardı. Cathy, onu tabutunun üzerine koymak istiyor, fakat hiç bir yerde bulamıyoruz.
Jones: Hmm, King onu özel durumlarda takıyordu ise eğer, büyük ihtimalle seçim sonuçları açıklandığı sırada da takıyordu. Doğru dedin <İsim>!
Jones: Serena'yı görmeye giderken bir seçim standına da uğrasak nasıl olur, <İsim>? Bunu hem Cathy'ye borçluyuz, hem de King'e.

Serena Johnson'a Amiri sor.
Serena Johnson: <Rütbe> <İsim>, eğer Samuel için buradaysan, sana söyleyecek bir şeyim yok. Müsaade edin eski dostumun yasını tutayım, lütfen!
Jones: Bayan Johnson, Amir King ile son derece yakın olduğunuzu biliyoruz, bu yüzden de alabileceğimiz her türlü yanıta ihtiyacımız var. Onu Adam'ı öldürmeye iten şeyin ne olduğunu biliyorsunuzdur elbet?
Serena: Samuel yaptıklarından kendisi sorumludur. Eğer sebeplerini bilmeni isteseydi, <Rütbe> <İsim>, bunu en başta sana söylerdi zaten.
Serena: Tabii şu anda burada, yaşlı bir kadını bu acılı gününde rahatsız ettiğinize göre, sırlarını da mezara götürmüş olmalı.
Jones: Öyle olsun! Madem bize durumu anlamamız için yardım etmek istemiyorsunuz, bizde o zaman kendimiz buluruz, öyle değil mi, <Rütbe> <İsim>? İyi günler, Bayan Johnson!
(Serena ile konuştuktan sonra)
Jones: Serena'nın bize yardım etmeyecek olmasına inanamıyorum, <İsim>! Yani... zaten onun gibi bir kadından da başka ne beklenir ki? Peki şimdi ne yapacağız?!
Jones: Doğru! King, Başkanın genel merkezinde epey bir vakit geçirmiş olmalı. Belki burada bütün bu olanları anlamamıza yardımcı olacak bir şeyler bulabiliriz!

İncele: Kırmızı Parti Bürosu.
Jones: Üzerinde "S.J." harfleri olan, kırmızı bir cüzdan... Harika yakaladın <İsim>, bu Serena'nın cüzdanı olmalı!
Jones: Bizimle konuşmak istemiyor olabilir, ama belki cüzdanının daha fazla yardımı dokunur, ne dersin? İyi dedin, içine bakmamız lazım!


İncele: Serena'nın Cüzdanı.
Jones: Hmm, Serena'nın cüzdanında bulduğun fotoğraftaki kadının korkunç bir gülümsemesi var...
Jones: Aman Yarabbi, haklısın <İsim>! Bu, Serena'nın genç hali olmalı! BAYAĞI bir genç hali hemde!
Jones: Hemen yanındaki de Amir olmalı! Burada yirmilerinde gibi duruyor!
Jones: Şu üçüncü şahıs kim peki? Siması pek tanıdık gelmiyor, ama birbirlerine epey bir yakın görünüyorlar. Kim bilir, belki de King'in güdülerini anlamamıza yardımı dokunur!
Jones: İyi fikir, <İsim>. Hadi bu fotoğrafı laboratuvara yollayalım. Eminim Alex, bu adamın kim olduğunu, ne ona ne olduğunu ortaya çıkardır!

Analiz et: Serena'nın Fotoğrafı.
Alex Turner: <İsim>, bugünleri göreceğim hiç aklımın ucundan bile geçmezdi... Aklım gitti resmen! Fotoğrafta, Serena Johnson ve Amir King'in yanındaki adam... sanki yer yarılmış ve yerin dibine girmiş!
Alex: Bana öyle bakma. Adını buldum! Fotoğraftaki kişinin adı Stuart Huckabee. Üniversiteyi Amir ve Serena ile birlikte okumuş.
Alex: Ama mezuniyetten iki sene sonra... adı tüm dosyalardan silinmiş! Ne bir sigortada kaydı var, ne de bir adresi... Hakkında tek bir şey bile bulamadım! Bunlara bakarsak, tek olasılık ölmüş olduğu.
Jones: Hay aksi! Neyse, en azından elimizde bir isim var. <İsim>, çok iyi fikir, bakalım Serena bize bu adam hakkında bir şeyler anlatacak mı. En azından cüzdanını ona geri vermemiz gerek.

Serena Johnson'a Stuart Huckabee'yi sor.
Serena: Pekala, son derece inatçısın <Rütbe> <İsim>. Ve... cüzdanımla n'apıyor sunuz? Çabuk geri verin onu bana!
Jones: Zaten sana geri getirmeye gelmiştik, Serena. Ayriyetten şu resimdeki Stuart Huckabee isimli adam hakkında biraz bilgi sahibi olmak istiyoruz. O, King'in bir arkadaşı mıydı?
Serena: Evet. Uzun zaman önce öyleydi. Fakat yıllardır ne adını ne sanını duydum, ayrıca Samuel ile de hiç temasa geçmemiş. Şimdi müsaade ederseniz, yapacak işlerim var.
Jones: Çok güzel, başlangıç noktasına geri döndük! Neden cevap bulmak için bir taraflarımızı yırttığımızı bile bilmiyorum!
Jones: Kusura bakma <İsim>, bu kadar karamsar olmamalıydım. Zaten bir süredir yeme içmeden kesildim... bilirsin ya. Doğru, iyisi mi aramalarımıza devam etmeden önce bir şeyler yiyelim.

İncele: Seçim Podyumu.
Jones: Bir adet madalya bulmuş olmana inanamıyorum, <İsim>! Sanki burada, senin onu bulmanı bekliyormuş gibi!
Jones: Üzerindeki yazı epey bir solmuş yalnız. Bunun Cathy'nin aradığı madalya olduğundan emin olmamız lazım. Üzerinde sihirini konuşturabilir misin?

İncele: Soluk Madalya.
Jones: Tam ortasında King'in resminin olduğu bir "Mertlik Madalyası". Bu, Cathy'nin aradığı madalya!
Jones: Haklısın <İsim>. Gün, Amirin yaptığı İYİ şeyleri kutlama günüdür. Eminim bu madalyanında harika bir hikayesi vardır, hadi gidip Başkana bunu soralım!

Howard Johnson'a Amirin madalyasını sor.
Howard Johnson: Tekrardan merhaba, <Rütbe> <İsim>. Sende cenazede miydin? Bu kadar insanın katılmış olması beni o kadar memnun etti ki... Samuel King, toplum içinde son derece saygın birisiydi.
Jones: Evet, ve bizde onu anmak istiyoruz. Bu yüzden, bize Amir'in bu Mertlik Madalyasını nasıl kazandığını anlatabilir misiniz?
Howard: Ah, o günü gayet iyi hatırlıyorum! O zamanlar başkan değildim tabii, daha siyasete yeni başlıyordum, ama herkes törene katılmıştı!
Howard: Samuel o zamanlar daha müfettişti tabii. Yanan bir binaya ilk önce o ulaşmış ve, itfaiyede geç geleceğinden, binaya tek başına dalarak içerideki çocuğu kurtarmıştı.
Howard: Bu, büyük bir özveri göstergesiydi... Samuel'in son yaptığı hareket ile bağdaştıramadığım bir şey...
Howard: Biliyor musun <Rütbe> <İsim>, sen bana Samuel'in o zamanki halini hatırlatıyorsun. İçinde hep iyilik yapmak için yanan bir ateş var. Umarım o ateş asla sönmez.
Howard: Bu arada, bu şehir adına yaptığın her şey için, en önemlisi de 50'den fazla vaka çözdüğün ve sayısız suçluyu parmaklıklar ardına gönderdiğin için sana resmi ağızdan teşekkürlerimi sunmak istiyorum!
Howard: Lütfen <Rütbe> <İsim>, Grimsborough şehri adına bu ödülleri kabul et. Bunu fazlasıyla hak ettin!
(Howard ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala, artık bu madalyanı hikayesini biliyorum ya... Johnson'a hak veriyorum. Yani, bir çocuğu alevlerin arasından kurtarmak için kendi canını hiçe sayan birisinin masum bir adamı gözünü bile kırpmadan öldürmüş olması kulağa çok saçma geliyor.
Jones: Sanırsam haklısın, şimdi iyisi mi bu madalyayı Cathy'ye geri vermek. Umarım bunu geri almak ona iyi gelir.

-Daha sonra karakolda...-
Cathy: <Rütbe> <İsim>! Dedemin madalyasını bulmuşsun! Ah, sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum!
Jones: Buna gerek yok Cathy. Bunu seve seve yaptık, ve bu madalya sayesinde de King'in ne kadar iyi kalpli birisi olduğunu daha fazla öğrenmiş olduk.
Cathy: Evet, dedem benim ilham kaynağım olmuştur hep... O çok... mert ve n-nazikti.
Cathy: Ah, artık ne düşüneceğimi bile bilmiyorum! Keşke burada olsaydı, en azından bütün bu olanları bana açıklamaya uğraşabilirdi!
Jones: Merak etme Cathy. Eğer Amir King'in işlediği suçun ve intiharının bir açıklaması varsa... <Rütbe> <İsim> ne pahasına olursa olsun onu bulacaktır!

Bir süre sonra...
Jones: Aradan günler geçti ama elimizde halen şu Stuart Huckabee denen adamın nerede olduğuna dair hiç bir iz yok, <İsim>! Tamam, adam, King'in intiharını çözmemizde kilit olabilir! Ama onunla karşılaşmayı da geçtim...
Stuart Huckabee: Böldüğüm için kusura bakmayın ama, <Rütbe> <İsim>, değil mi? Benim adım Stuart Huckabee! Samuel King'in eski bir dostuyum!
Jones: Stuart Huckabee SİZ misiniz?! Bizde her yerde sizi arıyorduk!
Stuart: Öyle olduğunu tahmin ediyordum zaten. Gerçekten ne olduğunu anlamanız için yardımıma ihtiyacınız olacak.
Jones: Adam Bentley cinayeti ve Amir King'in intiharından mı bahsediyorsunuz?
Stuart: Sadece bununla sınırlı değil! Neden Grimsborough'da bu kadar çok cinayet yaşandığını düşündünüz mü hiç? Bu uğursuzluk falan değil! Fakat gerçeğe ulaşmak için daha derine kazmanız gerek.
Stuart: Gerçekten "kazmak"tan bahsediyorum. <Rütbe> <İsim>, eğer cevapları arıyorsan, limana git. Küreği de unutma!
Jones: Gerçek için kazmak mı?
Jones: <İsim>, bu adama güvenip güvenmemek konusunda kararsızım, ama cevapları almak için de ne gerekiyorsa yapmaya hazırım! Haydi, doğru limana!

Also on Fandom

Random Wiki