Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Her Yer Kan Gölü/Diyaloglar

< Her Yer Kan Gölü

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments27 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Heryerkangölü.png

Eduardo Ramirez: <Rütbe> <İsim>, sana bir mektup var.. Ve, şey... Bunu okusan iyi olur!
David Jones: Aman Allah'ım, bu mektup Kızıl Tarikat'tan! Ne diyor?
Jones: "Bugün ormana gideceksen eğer, yalnız gitmesen iyi edersin". Ha?
Alex Turner: Bunu biliyorum: "Bugün ormana gideceksen eğer, büyük bir sürpriz ile karşılaşacaksın!" Bu Cathy'nin en sevdiği ninni. Hani Amir King'in ona hep söylediği var ya...
Jones: Fakat Kızıl Tarikat, bunu bizimle alay etmek için kullanıyor! Sence hangi ormandan bahsediyor olabilirler <İsim>?
Alex: Belki ormanın oradaki piknik alanından bahsediyorlardır. Fakat orası şu anda dev bir inşaat alanına çevrildi.
Jones: Haklısın <İsim>, Kızıl Tarikat'ın bizi korkutmasına müsaade edemeyiz. Hadi gidip orayı yoklayalım ve şu oyuna bir an önce bir son verelim!

1. Bölüm

İncele: Yerleşim Sahası
Jones: Anam! inanamıyorum! Adamın kafa derisini yüzmüşler resmen! Doğru dedin, bu Delsin, onunla Aloki Kızılderili kampındaki vakada karşılaşmıştık!
Jones: Şu göğsüne kazınmış yazıya baksana: "Sıra Sizde!" Sence Kızıl Tarikat bu uyarıyı bize mi bıraktı?
Jones: Kızıl Tarikat'ın bizi buraya yönlendirdiklerine inanamıyorum! Kendilerini dokunulmaz sanıyorlar ama ben, senin onların liderlerini yakalayacağından eminim <İsim>!
Jones: İlk olarak cesedi otopsiye gönderelim ve katilin bize bu mesaj dışında başka bir şey daha bırakmış olduğuna dua edelim.
Jones: Öyk, haklısın, bu Kızıl Tarikat kadehinin içi kanla dolu! Bundan bir örnek alabilir misin?
Jones: Birde şu kırık bilbord, sence bunu katil kırmış olabilir mi <İsim>? Doğru, bunu birleştirmemiz lazım!
Jones: Birde şu ölü kütüğün bir şeyler sakladığını mı düşünüyorsun? Buna da bir göz atsak iyi olacak!
Jones: ...Uff, elimizde amma da iş varmış, he. Umarım hazırsındır, <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan Pandit: Kurbanın canlı canlı kafa derisini yüzmüşler. Derinin yavaş yavaş yüzüldüğünü hissederken nasıl bir acı çektiğini düşünmek bile istemiyorum.
Jones: Allah rızası için Nathan, bu kadar detaya inmene gerek yok!
Nathan: Ben sadece bulgulardan bahsediyorum. Kurbanın kafatası kemiğinde reçine asidi moleküllerine rastladım.
Nathan: Ayrıntılı testler yapınca altın izlerde ortaya çıktı. Bu bileşenleri kullanan tek bir ürün var, o da kolofan.
Nathan: Kolofan, yaylı çalgıların daha iyi ses çıkarmasında kullanılan bir çeşit yağ. Bu kolofan, açık renkli olduğuna göre bir kemancı tarafından kullanılmış.
Nathan: Ve kurbanın kafa derisine kolofan bulaşmasının tek yolu, onu oraya katilin getirmiş olmasıdır!
Jones: Yani katil, keman mı çalıyor? Kafa derisi yüzmek yeterince sapıkça gelmemiş mi kendilerine?

İncele: Kütük.
Jones: Helal olsun sana <İsim>! O kütüğün içinde saklanmış bir barış çubuğu buldun!
Jones: Şu çılgın şaman Anakee'nin bizi nasıl barış çubuğunu kullanarak zamanda yolculuğa çıkardığını hatırladın mı? Off, günlerce kendime gelemedim resmen...
Jones: Doğru dedin <İsim>, bu barış çubuğu Anakee'nin ki ne epey bir benziyor. Bunu cinayet mahallinde bulduğumuza göre, onunla bir konuşsak iyi olur!

Anakee'ye Barış Çubuğunu sor.
Anakee: Ah, <Rütbe> <İsim>, bakışlarından anladığım üzere bana kötü haberler getirdin...
Jones: Anakee, Delsin Peota'nın Kızıl Tarikat tarafından öldürüldüğü inşaat sahasında barış çubuğunu bulduk.
Anakee: Ahey! Delsin, geçmişten kalan karanlık bir sırrı çözmeye çalışıyordu, bu yüzden de benim kutsal barış çubuğumu çaldı!
Anakee: 1643 yılında, Alokiler bir Seyyah ziyafetine davet edilmişlerdi. Delsin o gece bir şeylerin yaşandığına ikna olmuş gibiydi ve bunun ne olduğunu öğrenmek istiyordu.
Jones: Doğru dedin, <İsim>, Kızıl Tarikat, geçmişi kazmak isteyen herkesi ortadan kaldırıyor. O yüzden bu Seyyah Ziyafeti, soruşturmamızın kilit noktası olabilir!
Jones: Anakee, acaba bize barış çubuğundan içirmeden Seyyah Ziyafetini araştırmamızı sağlayacak bir yöntemin var mı?
Anakee: Ama o zaman işin bütün eğlencesi kaçar. Ayriyetten, benim şaman ayinim sayesinde 400 yıl öncesinin görüntülerini görebileceksiniz!
Jones: Pekala <İsim>, eğer bu şaman ayini, Seyyah Ziyafetini araştırmamızın tek yoluysa, adalet için kafaları çekmenin zamanıdır!

İncele: Ziyafet Salonu, 1643.
(İncelemeden önce)
-Anakee'nin şaman çadırında...-
Jones: Anakee, Delsin'in geçmişe giden izlerini takip etmeye ve 1643'teki Seyyah Ziyafetini incelemeye hazırız.
Anakee: Zihinlerinizin daha uzağa yolculuk edebilmeleri için daha güçlü bitkiler kullandım. İnanın bana, bunun sayesinde kendinizi gerçekten de Seyyahların arasındaymış gibi hissedeceksiniz!
Anakee: Şimdi barış çubuğundan çekin ve sözlerimin, zihninizi Seyyah Ziyafetinin görüntüleri ile doldurmasına müsaade edin!
Jones: Oyy, görüntüler gelmeye başladı. Unutma <İsim>, pembe filler görmeye başladıysan eğer, yolun yol değil demektir...
Anakee: Gördüğüm üzere barış çubuğu etkisini göstermeye başlamış. Şimdi hikayeme odaklanın ve kendinizi 1643'te, Seyyah Ziyafetinde masada oturuyormuş gibi hayal edin...
Anakee: Ey, bu toprakların nurlu ruhu, <Rütbe> <İsim> geçmişe güvenle gitsin!


(İnceledikten sonra)
-Ve şaman ayini sona erer...-
Anakee: Artık günümüze dönme ve bana neler gördüğünü anlatma vakti, <Rütbe> <İsim>!

-Günümüz...-
Jones: O kadar yemeği gördükten sonra karnım zil çalmaya başladı vallahi... Vıyy, ne yolculuktu ama!
Jones: Anakee, soluk bir gravür ve parçalanmış bir goblen <Rütbe> <İsim>'in dikkatini çekti. Allah rızası için bunların var olduklarını söyle.
Anakee: Evet, varlar. Bu eşyalar yüzyıllardır toz topluyorlardı, bu yüzden bir işe yarayacak olduklarına çok sevindim.
Jones: Bu gravürün yıllar içinde solup gitmiş olmasına pekte şaşırmadım doğrusu. Şu soluk mürekkebi açığa çıkartabilir misin <İsim>?
Jones: Birde şu parçalanmış goblen, bunu da birleştirmeye hazır mısın?

İncele: Kırık Bilbord.
Jones: Harika, <İsim>, bu onardığın bilbord, cinayet mahalline dikilecek olan lüks konutların reklamını yapıyor!
Jones: Şu üzerindeki grafitiye baksana: "Biz Alokiler buna asla müsaade etmeyeceğiz!" Delsin'in Alokileri temsil ettiğini biliyoruz, sence bunu o mu yazdı?
Jones: Doğru dedin, bu bilbordu Alex'e göndermeliyiz. Belki o, bu bilbord meselesine daha fazla ışık tutabilir!

Analiz et: Bilbord.
Alex: Cesedi bulduğunuz inşaat alanına bu siteleri inşa etmek isteyen Goldland Inc. şirketini araştırdım.
Alex: Goldland Inc., uzun süredir Aloki Kızılderilileri ile çatışma halinde. Alokilerin temsilcisi Delsin, oraların ata yadigarı toprak olduğu gerekçesiyle inşaatı durdurmak istemiş.
Alex: Goldland Inc. şirketi, Roman Harris adında birine ait. Onun adını hiç duymamış olmanıza şaşırmam, zira kendisi sahne arkasında kalmayı tercih ediyor...
Alex: ...Ancak kendisi bu şehrin mimarı olarak tanınıyor! Finans Bölgesinin ve modern Grimsborough'nun bir çok yerini tasarlayıp inşa eden o. Yani o kadar önemli birisi!
Alex: Bunu anlamanız cidden önemli, çünkü bu inşaat anlaşması, Roman Harris için milyon dolarlık bir anlaşma, Alokilerin onu durdurmaya çalışması hiç hoşuna gitmemiş.
Jones: Delsin artık öldüğüne göre, inşaata da planladığı gibi devam edeceğini tahmin ediyorum. Haklısın <İsim>, bizim de Roman Harris ile bir sohbet planlamamız gerekiyor.

Roman Harris'e bilbordu sor.
Jones: Bay Harris, duyduğumuza göre Delsin Peota, öldürülmeden önce inşaat sahasına lüks konutlar dikmenize engel olmaya çalışmış.
Roman Harris: O Allah'ın cezası Alokiler, ölüyken bile beni sinirlendirmenin bir yolunu buluyorlar! Onların yüzünden neredeyse multimilyon dolarlık inşaat ihalesinden oluyordum!
Roman: Delsin, o bölge üzerinde Aloki ruhlarının dolaştığını falan zırvalayıp duruyordu. Ama saçma sapan bir batıl inancın yolumu kesmesine müsaade edemezdim!
Jones: Biraz saygı gösterseniz iyi olur, bu topraklar zamanında onlara aitti!
Roman: Devir değişiyor <Rütbe> <İsim>. Delsin, geçmişin peşini bırakmayı reddetti, peki bu onu nereye götürdü? Hiçbir yere!

İncele: Kadeh.
Jones: O kadar kanı toplarken nasıl oldu da kusmadın hayret ettim <İsim>! Hadi şu Kızıl Tarikat kadehinden topladığın örneği laboratuvara yollayalım!

Analiz et: Kan.
Grace Delaney: Kızıl Tarikat kadehinin içindeki kanı analiz ettim...
Grace: Ve bu kanın kurbana ait olduğunu söyleyebilirim.
Grace: Gizli örgütlerin, üyelerinin içinden kan içtikleri törensel kadehleri vardır. Burada da katil, Kızıl Tarikat kadehi kullanarak kurbanın kanını içmiş!
Grace: Gizli örgütler üzerine biraz daha araştırma yaptığımda, hepsinin tek bir ortak noktası olduğunu buldum: Törensel kadehten yalnızca liderler içebiliyor!
Jones: Yani katil, Kızıl Tarikat'ın lideri mi?! Bu MÜTHİŞ bir haber!
Grace: Gelelim bana vermiş olduğunuz kan örneğine: Örnekte bir C vitamini hapına ait olan askorbik asit izlerine rastladım. Nathan'la kontrol ettik, kurban böyle bir hap kullanmamış.
Grace: Bu madde, kurbanın kanından gelmediğine göre, belli ki katilin ağzından bulaşmış.
Jones: Yani kan içen bu katil C vitamini takviyesi mi alıyor? Vay anasını, birden bütün heybeti yerle bir oldu vallaha!

İncele: Soluk Gravür.
Jones: Bravo, <İsim>, o 400 yıllık gravürün üzerindeki mürekkebi açığa çıkarmayı başardın! Ve--
Jones: Aman Allah'ım, hakılsın: bu gravürün üzerindeki Seyyah, Serena Johnson'a tıpatıp benziyor!
Jones: Demek Johnson'lar, Seyyahlar buralara ayak bastıklarından beridir varlar. Neden şaşırmadım acaba?
Jones: İyi fikir <İsim>, haydi gidip Serena ile konuşalım: Belki kendisi kurbanımızın ortaya çıkartmaya çalıştığı Seyyah sırrı hakkında bir şeyler biliyordur.

Serena Johnson ile seyyah ataları hakkında konuş.
Serena Johnson: Ooo, <Rütbe> <İsim>, o seçimler sırasındaki korkunç olaydan beridir yüzünü gören cennetlik. Seni şehrin bu tarafına hangi rüzgar attı?
Jones: Merhaba Serena, bundan 400 yıl önceki Seyyah Ziyafetinde bir atanın bulunduğunu öğrendik, ve bunun hakkında sana sorular sormamız gerekiyor.
Serena: Ah, siz ve şu sorularınız. Evet, ailem ta en başından beridir buradaydı. Fakat bunun sizi neden ve nasıl bu kadar ilgilendirdiğini ise anlayabilmiş değilim.
Jones: Bizi ilgilendiriyor çünkü şu anki cinayet kurbanımız, o Seyyah Ziyafetini kapsayan karanlık bir sırrı keşfetmişti ve kısa bir süre içinde de Kızıl Tarikat tarafından bunun gizli kalması için susturuldu.
Serena: Ben Seyyah Ziyafeti falan bilmiyorum. Fakat Alokilerin ve Seyyahların birbirlerine hep yardım ettiklerini biliyorum, bu yüzden birlikte kutlama yapmış olmalarına da pek şaşırmadım doğrusu.
Serena: Alokilerin zamanla yok olduklarını görmek epey bir üzücü, ama onlarda hırs denen bir şey yoktu. Grimsborough'nun büyümesi için hiçbir şey yapmadılar.

İncele: Parçalanmış Kumaş.
Jones: İnanamılmaz <İsim>, şu onardığın 400 yıllık goblenin üzerinde panter sembolü var. Tıpkı önceki Aloki vakasında gördüğümüz gibi!
Anakee: Ah, <Rütbe> <İsim>, Delsin'in atası olan büyük Aloki savaşçısı Keme'nin sembolünü hatırlıyorsun demek!
Anakee: Bu goblen, Alokiler tarafından Keme ve arkadaşlarının üç aylık bizon avına çıkmalarının şerefine yapıldı.
Anakee: Keme geri döndüğünde ise, Aloki Kızılderilisi Köyü, birden bire iz bile bırakmadan ortadan kaybolmuştu!
Jones: Doğru diyorsun <İsim>, eğer Delsin, öldürülmeden önce bunu araştırıyordu ise, bu gizemin dibine kadar kazmalıyız!

Daha sonra karakolda...
Jones: Off, ne vaka ama. Kızıl Tarikat, bizden Delsin'in üzerinde "Sıra Sizde" mesajı yazılı cesedini bulmamızı istedi!
Jones: Şimdilik, Kızıl Tarikat'ın Delsin'i geçmişi kazdığı için öldürmüş olduklarını biliyoruz, tıpkı önceki kurbanları gibi.
Jones: Fakat aynı zamanda inşaat sahasına lüks konut yapılmasına engel olmaya çalıştığı için de öldürülmüş olabilir.
Jones: Ama en azından Kızıl Tarikat'ın lideri tarafından öldürüldüğünü biliyoruz... Ama kim bu lider ve neden kurbanın cesedini bulmamızı istedi?
Jones: Daha da önemlisi Delsin, sonunda lideri harekete geçmeye zorlayacak kadar gizli ne keşfetti?
Nathan: <İsim>, az önce kurbanın inşaat sahasında öldürülmediğini fark ettim! Kurbanın kıyafetlerinde altın tozuna rastladım...
Jones: Altın tozuna mı?!
Nathan: Biliyorum. Bana da inanması zor geldi, ama bu, Grimsborough'da bir altın madeni olduğunu ve... kurbanın orada öldürülmüş olduğunu kanıtlıyor!
Jones: NEYY?!

2. Bölüm

Jones: Off, ne vaka ama <İsim>. Halen Kızıl Tarikat'ın bizi Delsin'in cesedini bulmaya göndermiş olmalarına inanamıyorum.
Jones: İşin daha uçuk yanı da katilin, Kızıl Tarikat lideri olması!
Nathan: Elimde ki sürprizler daha bitmedi <İsim>: Az önce kurbanın nerede öldürüldüğünü buldum... bir kere inşaat sahasında öldürülmemiş!
Nathan: Kurbanın kıyafetlerindeki topraktan bir örnek aldım ve, hiç tıbbi jargona girmeden söylüyorum, üzerinden altın tozu çıkardım. Bu da demek oluyor ki kurban, altın madeninde öldürülmüş!
Jones: Altın madeni mi?! İyi de Nathan, Grimsborough'da altın madeni yok ki.
Nathan: Biliyorum, inanması epey bir güç, ama gerçek! Şehir kayıtlarına bir göz attım ve bundan hiç bahsedilmemiş. Yani bu altın, kamuya duyurulmamış ve bu da onu yasa dışı bir hale getiriyor.
Jones: Peki neredeymiş bu gizli altın madeni?!
Nathan: Ramirez'i bazı, teorik olarak altın olması mümkün olabilecek yerlere bakması için gönderdim.
Jones: Peki Ramirez bir şeyler bulabildi mi?
Ramirez: Aah, sanırsam altın madeninin girişini buldum... Fakat çok fazla yarasa ve... ve hayalet vardı ve... koşarak buraya geldim.
Jones: Buradan sonrası bizde, Ramirez. Pekala <İsim>, bu gizli altın madeni gerçekten de varsa eğer, şunu bir yoklamakta fayda var!

İncele: Maden Kuyusu.
Jones: İnanamıyorum, bu altın madeni aslında Kızıl Tarikat'ın ana karargahıymış: baksana, her yerde sembolleri var!
Jones: Doğru dedin <İsim>, Kızıl Tarikat, bu altınları faaliyetlerine destek çıkması için kullanıyor olmalı. Pekala, işe bunu ellerinden almakla başlayabiliriz.
Jones: Şu saç bandını da iyi yakaladın, bu Delsin'e aitti! Hadi, üzerinde delil arayalım!
Jones: Peki ya şu parçalanmış kağıda ne demeli? Bunu tekrardan birleştirebilir misin <İsim>?
Jones: Geriye bir tek şu maden vagonunu aramak kaldı. İçinden neler çıkartacağımızı merak ediyorum!

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Jones: Aman Yarabbim, <İsim>, şu birleştirdiğin kağıdın üzerinde Adam Bentley'nin yüzü var!
Jones: Bu, Adam Bentley'nin, seçim günü öldürülmesi için verilmiş bir infaz emri!
Jones: Bu da Samuel King'in Adam'ı öldürme emrini Kızıl Tarikat'tan almış olduğunu kanıtlıyor! Tabi ona başka bir açık kapıda bırakmamışlar!
Jones: Ama haklısın <İsim>, kimse başkasını öldürmek zorunda değildir. Samuel King yardım için bize gelmeliydi... ama o, emri yerine getirip cinayeti işlemeyi tercih etti.
Jones: Şu infaz emrini verene bak hele: "Serena Johnson"!!!
Jones: Haklısın <İsim>, Serena, bir insanın öldürülmesi emrini verdi: bu da onu tutuklamak için gayet yeterli bir neden! Sorular biraz beklesin şimdilik!

Serena Johnson'ı tutukla.
Jones: Serena, Kızıl Tarikat ile olan bağlantından ve Adam Bentley cinayetini azmettirmek suçundan ötürü tutuklusun!
Serena: Kendinizi çok zeki sanıyorsunuz, değil mi? Bu, sadece Kızıl Tarikat'ın başlangıcı. Yakında Grimsborough'ya açık açık hükmedeceğiz!
Jones: Bir kez daha düşün, Serena. Hapse gireceksin ve Kızıl Tarikat'ın altın madenini bulduk!
Serena: Pfft, Samuel King sizi öldürmek istemediği için şanslısınız. Adam'a gelince, o mankafa, altın madenini ve, bu sayede de Kızıl Tarikat'ın varlığını öğrenmişti...
Serena: ...Bize şantaj yapmaya kalktı, fakat biz insanları öyle susturmayız. Bizde ona altın yerine kurşun verdik.
Jones: Delsin'i de bu yüzden mi öldürdün peki?
Serena: Ah, onu ben öldürmedim bir kere. Delsin, en eski sırrımızı keşfettiği için, o şeref liderimize aitti. Hani her zaman, ne olursa olsun korunması gereken sır.
Serena: Şimdi, istersen beni tutukla <Rütbe> <İsim>, fakat Kızıl Tarikat'ı sonsuza kadar parmaklıkların ardında tutamazsın!
(Serena'yı tutukladıktan sonra)
Howard Johnson: <Rütbe> <İsim>, bu ne demek oluyor?! Sen düzgün davranan birisiydin, fakat buna rağmen annemi tutukladın! Buna müsaade edemem!
Jones: Sayın Başkan, size saygımız sonsuz, fakat <Rütbe> <İsim> artık politikaya ve özel muameleye önem vermiyor...
Jones: Biz sadece adaletin peşindeyiz ve sizde buna ulaşacağımızdan emin olursanız iyi edersiniz! Şimdi bizi rahat bırakın yoksa sizi de kanunları çiğnemekten içeriye atarız!!!
Howard: Eee...şey, pekala... o zaman bende anneme C vitamini haplarını vermeye gideyim...


Jones: Uyy, her şey bir anda patlayıverdi vallaha, <İsim>, ama uzun süredir bekleniyordu zaten.
Jones: Haklısın <İsim>, Serena bize Delsin'in, en eski sırlarını keşfettiği için Kızıl Tarikat'ın lideri tarafından öldürüldüğünü söylemişti.
Jones: Yalan söylüyor olabilir, fakat Delsin'in ayak izlerini takip edip Seyyah Ziyafeti hakkında neler öğrendiğini bulmamız lazım.
Jones: Hadi <İsim>, gidip şu 400 yıllık gizemi ortadan kaldıralım. Bu kdar hengameden sonra Anakee'nin barış çubuğuyla kafayı çekmeye hazırım!

İncele: Ziyafet Masası, 1643.
(İncelemeden önce)
-Anakee'nin çadırında...-
Anakee: Evet, <Rütbe> <İsim>, tekrardan barış çubuğundan çekmeye ve geçmişin görüntüleri arasında kaybolmaya hazır mısın?
Anakee: Buyur, bunu al ve zihninin 1643 yılındaki Seyyah Ziyafetine gitmesine izin ver, evladım.
Jones: Aaah, buna hiç alışamayacağım ve... Ah, bak, seyyahın biri bana yemek ikram ediyor... Ahh, kurabiyeleeerr...
Anakee: Zihninin yolculuk etmesine müsaade et <Rütbe> <İsim>, fakat elindeki işi de unutma...
Anakee: Ey, bu toprakların nurlu ruhu, <Rütbe> <İsim> geçmişe güvenle gitsin...


(İnceledikten sonra)
-Günümüze dönüş...-
Jones: O yemekler... sanki cennetten bir parça... Ben geri gitmek istiyorum!
Jones: Doğru diyorsun <İsim>, konsantre olmalıyım. Anakee, şu totem başı dikkatimizi çekti. Acaba elinde var mıdır?
Anakee: Şanlı günündesin <Rütbe> <İsim>. Bu kadim bir totem başıdır. Eğer bunu konuşturmayı başarırsan, sana büyük bir sırrı söyleyecektir!

İncele: Totem Başı.
Jones: Harika, <İsim>! O kadim totem başını açmayı başardın! Bak, içinde soluk bir çizim var!
Jones: Acaba yeteneklerini konuşturup bu 400 yıllık mürekkebi açığa çıkartabilir misin?

İncele: Soluk Çizim.
Jones: İnanamıyorum <İsim>, resmen bu 400 yıllık çizimi ortaya çıkarmayı başardın! Bu çok güzel, ama bana pek bir şey çağrıştırmadı nedense. Umarım Grace, bizden daha şanslı olur.

Analiz et: Çizim.
Grace: Totem başının içinde bulduğun kadim çizimi inceledim <İsim> ve bunun bir düğün davetiyesi olduğunu keşfettim.
Grace: Aylar tarihi simgeliyor. İki ağızlı düğün vazosu da bir Aloki geleneği: Gelin ve damadın bu vazodan bir şey içmesi gerekiyor. Hem bireyselliği, hem de birliği simgeliyor.
Grace: Çiftin etrafına sarılmış battaniye de birlikte yaşadıkları eni hayatı ve onu huzur ve mutlulukla dolduracak olma sözünü simgeliyor.
Grace: İşin ilginç yanı ise, çizimin bir Seyyah erkeği ile bir Aloki kadını arasındaki evliliği canlandırıyor olması... ki bu gerçekten de duygulandırıcı bir şey.
Jones: Haklısın <İsim>, bu olsa olsa Solomon Grimmes ve Inaya'nın düğünüdür!
Jones: O zaman Seyyah ziyafeti de düğün şöleni olmalı. Ama Delsin'in neden hala bunu araştırmak istediğini öğrenemedik!
Jones: İyi bir noktaya değindin <İsim>, hadi hemen Solomon'un varisi Milton Grimmes ile konuşalım!
Jones: Grimsborough Ceza Evinin müdürü olarak Milton, Tess'in cinayeti soruşturması sırasında bize yardım etmişti... Solomon'un varisi olarak ta bize yine yardım edebilir!

Milton Grimmes ile atasının evlilik yemeği hakkında konuş.
Jones: Merhabalar Milton, atan Solomon ve Inaya arasındaki evlilik töreni hakkında sana sormak istediğimiz bir kaç soru var. Bu, Delsin Peota cinayetini çözmemiz konusunda önemli olabilir.
Milton Grimmes: Ah, Delsin... Bilirsiniz ki atası Keme, Solomon'dan sapına kadar nefret ederdi, çünkü o da Inaya'ya aşıktı. Bu yüzden düğüne katılmak yerine bizon avına çıktı.
Jones: Anakee bize hikayeyi anlattı zaten: Keme döndüğünde, Aloki kabilesi sırra kadem basmış!
Milton: Evet, oldukça hüzünlü bir hikaye. Fakat Alokiler sırra kadem basmadılar, sadece orayı terk ettiler.
Jones: Peki Solomon'da Inaya ile mi gitti?
Milton: Ne yazık ki hayır, çünkü Seyyahların ona ihtiyaçları vardı. Tabii Inaya'nin da kabilesini terk etmeye gönlü razı gelmedi. Bu yüzden yolları ayrıldı ve Inaya geri döneceğine dair yemin etti... ama dönmedi.
Milton: Şimdi eğer müsaade ederseniz, keman alıştırması saatim geldi. Mahkumlar nefret ederler, ama benimde kafayı yememi önlüyor.

İncele: Saç Bandı.
Jones: İyi iş çıkardın <İsim>! Hadi şu kurbanın saç bandından topladığın örneği laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Beyaz Örnek.
Grace: Kurbanın saç bandından toplamış olduğun maddeyi analiz ettim <İsim>... Ve çok tuhaf bir şey buldum!
Grace: Maddenin içinde birbirinden farklı malzemeler var. Daha kesin konuşmak gerekirse, sarımsak, tereyağı, maydanoz ve salyangoz.
Jones: Salyangoz mu?! Nasıl yani, bunu nereye bağlayacaksın Grace?
Grace: Katil salyangoz pişirip yemiş. Belli ki kurbanın saç bandını koparıp çıkartırken ellerinde kalan parçalar da buna bulaşmış.
Jones: Öyk, katilin kan içtiğini, şimdi de salyangoz yediğini öğrendik. Ölmeden önce yenmesi gereken bin iğrenç şey diye bir listesi fana mı var bu katilin?!

İncele: Vagon.
Jones: Harika <İsim>! O madenci aletlerinin arasında bir tane Kızıl Tarikat Miğferi bulmayı başardın! Hadi bunu iz bulmak için tozlayalım!

İncele: Kızıl Tarikat Miğferi.
Jones: Her zamanki gibi on ikiden vurdun <İsim>! Eminim bu miğferin üzerindeki el izleri bize Kızıl Tarikat'ın liderinin kim olduğunu söyleyecektir! Hadi, hemen bunları laboratuvara gönderelim.

Analiz et: El İzleri.
Alex: Bu Kızıl Tarikat miğferini nerede buldum demiştiniz? Allah aşkına bunun bir eşek şakası olduğunu falan söyleyin...
Jones: Alex, sorun ne?
Alex: Kızıl Tarikat miğferinin üstünde bulduğunuz parmak izleri... Onlar... Cathy'ye ait...
Jones: NEYY?!
Alex: Gördünüz mü, çok mantık dışı! Cathy'nin Kızıl Tarikat'ın bir üyesi olması mümkün değil! Biz her saat birlikteyiz...
Alex: ...Ayrı olduğumuz tek bir zaman var, onda da Cathy keman dersi alıyor. <İsim>, inan bana, o masum!
Jones: Sakin ol Alex. <İsim> ve ben şimdi gidip onunla konuşuruz ve işin astını astarını öğreniriz.

Cathy King'i, Kızıl Tarikat ile olan olası bağlantısı hakkında sorgula.
Jones: Şey, Cathy,... Parmak izlerini gizli altın madenindeki bir Kızıl Tarikat miğferinin üzerinde bulduk ve--
Cathy King: Allah rızası için bana o aşağılık Kızıl Tarikat'ın bir üyesi olduğumu düşündüğünüzü söylemeyin!
Jones: Değilsin yani?!
Cathy: Herhalde değilim! Dedemin Kızıl Tarikat mensubu olarak yaşadığı çifte hayatı öğrendiğimden beridir onları alt etmeye uğraşıyorum!
Jones: Yani sen şimdi bize, altın madenine araştırma yapmak için gittiğini mi söylüyorsun? Oranın Kızıl Tarikat'ın karargahı olduğunun farkında mısın sen?!
Jones: Ayrıca, neden bunu öğrendikten sonra doğrudan bize gelmedin?!
Cathy: Çünkü kızacağınızı biliyordum! Kurusa bakma <İsim>... Bu kadarı benim için çok fazla... Keşke bende normal üniversiteli bir kız gibi yaşayabilseydim!
(Cathy ile konuştuktan sonra)
Jones: Bunu açıkça söylediğim için kusura bakma ama, ya Cathy bizimle başından beridir oynuyorduysa? Sonuçta bizimle daha önce bir korsan olarak ta oynamıştı.
Jones: Ve şimdi, Cathy bizden istediği için King'in geçmişini araştırıyoruz. Ya Cathy, bizden King'in aslında Tarikat'ın lideri olduğu halde, onun sıradan bir üye olduğunu düşünmemizi istiyorsa?!
Jones: Ve şimdi o öldüğü için, ya yeni lider Cathy olduysa?!
Jones: Samuel King'in asla katil olamayacağını düşündük ama yanıldık... Nedense kendimi şu berbat deja vu hissinden alıkoyamıyorum.

Daha sonra karakolda...
Jones: Bu vaka çok yorucu <İsim>. Serena'yı Adam Bentley cinayetini azmettirdiği için tutukladık, fakat Delsin Peota'yı öldürenin o olup olmadığını halen bilmiyoruz.
Jones: Ve katil o değilse eğer, bu da Kızıl Tarikat liderinin halen kol gezdiğini gösterir...
Jones: ...Bu da şiphelilerimizden her hangi biri olabilir... hatta Cathy bile!
Jones: Şimdi Tarikat'ın madenini de keşfettik ya, bakalım sıradaki hamleleri ne olacak.
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, şuraya bak! Televizyon... Kızıl Tarikat televizyonda... Bütün kanalları ele geçirmişler! Bak!
???: Ey Grimsborough halkı, bugün büyük bir gün, çünkü biz, yani Kızıl Tarikat, yeraltından çıkarak şehrin kontrolünü ele geçiriyoruz!
???: Önümüzde tek bir engel kaldı: O da Grimsborough EM'den <Rütbe> <İsim>. Bize onun kellesini getireni ödüllendireceğiz!

3. Bölüm

Jones: Bu, mesleki hayatımızın en çetin vakası olmalı <İsim>! Delsin'in katilinin Kızıl Tarikat'ın lideri olduğunu biliyoruz... ve Delsin'in cesedini bulmamızı sağladılar!
Jones: Serena'yı Kızıl Tarikat mensubu olduğu için tutukladık, ama onun halen lider olup olmadığını bilmiyoruz. Hatta şu anda Cathy bile bir şüpheli!
Jones: Tabii Tarikat'ın madenini de bulduktan sonra, bakalım bir sonraki hamleleri ne olacak...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, şuraya bak! Televizyon... Kızıl Tarikat televizyonda... Bütün kanalları ele geçirmişler! Bak!
???: Ey Grimsborough halkı, bgün büyük bir gün, çünkü biz, yani Kızıl Tarikat, yeraltından çıkarak şehrin kontrolünü ele geçiriyoruz!
???: Önümüzde tek bir engel kaldı: O da Grimsborough EM'den <Rütbe> <İsim>. Bize onun kellesini getireni altınlarla ödüllendireceğiz!


Jones: Bu ne cürret ulan?! Haklısın <İsim>, bir an önce Kızıl Tarikat'ın liderini yakalamalıyız... fakat onun kim olduğunu bilen tek kişi de öldü!
Anakee: <Rütbe> <İsim>, ruhlar bana Delsin'in cesedini bulduğunuz yeri kazmanız gerektiğini söyledi. Onun kanı daha çok kanı açığa çıkaracak!
Jones: "Onun kanı daha çok kanı mı açığa çıkaracak"? Neler söylüyorsun sen Anakee?
Anakee: Eğer aradığın cevapları bulmak istiyorsan, kazmalısın <Rütbe> <İsim>!
Jones: Bu bölgeye geçtiğimizde Stuart Huckabee, bizden gerçeğe ulaşmak için kazmamız gerektiğini söylemişti. Anlaşılan bunu, o anlık kast etmemiş!
Jones: Hadi <İsim>, bu hiç kolay olmayacak, ama yine de inşaat alanını kazıp şehrin karanlık gerçeklerini bir an önce açığa çıkarmamız lazım!


-İnşaat sahasında...-
Jones: Gerçeğe ulaşmak için... kazmaya... devam...
-Altı saat sonra...-
Jones: Dua edelim de Anakee haklı çıksın yoksa başı cidden çok büyük belada demektir. "Onun kanı daha çok kanı açığa çıkaracak"... Bu ne demek ki şimdi?
Jones: Artık şu sırlardan bunalmaya başladım ben. Samuel King'in çifte hayatı... Kızıl Tarikat ve altın madenleri... İşledikleri bütün cinayetler ve--
Jones: Aman Allah'ım, <İsim>, bir şeyler çıkardın... Bunlar da ne böyle... Sanırsam... sanırsam Nathan'a ihtiyacımız olacak. Sen burayı ararken bende onu çağırayım!

İncele: Hafriyat Alanı.
Jones: Buna inanamıyorum, resmen bir toplu mezar çıkardın <İsim>!
Jones: Bunu Kızıl Tarikat'mı yaptı?! Bütün bu insanlar öldürülmüşler mi, Nathan?
Nathan: Ben... Ben ömrüm hayatımda böyle bir şey daha görmedim. Evet, bütün bu insanlar hiç şüphesiz uzun bir zaman önce öldürülmüşler.
Nathan: Bu kafatası diğerlerinin aksine oldukça iyi korunmuş. <İsim>, acaba kafatasının ırkını belirlemek için dikkatli bir yüz tanımlaması yaptırabilir misin?
Jones: Sanki toplu mezar yetmezmiş gibi, bir de gidip bir kafa derisi mi buldun?! Sanırsam bu Delsin'e ait... Acaba bundan delil toplayabilir misin?
Jones: Bir de şu soluk not defteri. Bu da cinayet mahallinde bulunduğuna göre, bunu da kurtarabilir misin <İsim>?

İncele: Soluk Defter.
Jones: Harika <İsim>, not defterini saniyesinde kurtardın!
Jones: Bakalım ne yazıyor: "Roman, Delsin'i durdur ve inşaatı bir an önce bitir. Para sorun değil." imza, Serena. Haklısın <İsim>, Roman, şu inşaat sahasının sahibi olan o korkunç mimar!
Jones: Roman bu sahanın milyon dolarlar değerinde olduğunu söylemişti. Fakat artık burada bir toplu mezar keşfedildiği için, burası tarihi bir alan ilan edilecek ve inşaatta duracak!
Jones: Hadi gidip Roman'ı konuşturalım! Eğer Delsin cinayetinin arkasında o varsa, bu işi öyle kolay kolay örtbas etmesine izin vermeyeceğiz!

Roman Harris'i suçlayıcı mesaj hakkında sorgula.
Roman: İşin çok sürer mi <Rütbe> <İsim>? Çünkü tam da öğle yemeğine gidecektim de. Şu salyangoz yapan bir restoran varmış ve bir tane sandalye kapmayı çok istiyorum.
Jones: İşimiz gerektiği kadar sürecek Roman. Az önce Serena Johnson tarafından yazılmış bir mesaj bulduk ve senden ne pahasına olursa oldun Delsin'i durdurmanı istiyor. İtiraf etmen gereken bir şeyler yok mu sence?
Roman: Serena, uzun zamandan beridir yakın bir dostum. Onunla ve Samuel King ile çocukken aldığımız keman kursunda tanışmıştım.
Roman: Yazdığı şey sadece Delsin'in projeme engel olmasına müsaade etmemem ve inşaatı bitirmem konusunda dosthane bir tavsiye.
Jones: Dediğine göre para sorun değilmiş: Bu bariz bir şekilde toplu katliamın üzerini örtme emri!
Jones: Ve anlaşıldığı üzere Delsin gerçeği öğrenmiş, fakat ifşa etmek üzereyken... onu öldürdün!
Roman: Ne kadar güçlü birisi olduğumun farkında değilsiniz herhalde. Ben bu şehrin mimarıyım: onun yapıcısı ve yıkıcısı!!
Roman: Beni bir el yazısı mesajla korkutacağınızı düşünüyorsanız eğer, canınıza susamışsınız demektir. Şimdi beni rahat bırakın!

İncele: Kafa Derisi.
Jones: Olamaz <İsim>, kurbanın kafa derisinden parlak pembe saçlar topladın...
Jones: ...Bu saçlarda ancak ve ancak Cathy'ye ait olabilir!
Jones: Parmak izlerini altın madeninde bulduğumuzda, kız bize Kızıl Tarikat'ı alt etmek için oraya gittiğini söylemişti.
Jones: Eğer katil Cathy ise, o zaman Tarikat'ın lideri de o demektir!
Jones: Onun katil olduğuna inanmak istemiyorum <İsim>, fakat yeterli kanıta sahip oluncaya kadar onu göz altına almalıyız.

Cathy King'i tutukla.
Cathy: Ah <İsim>, Serena Johnson'ı tutukladığına inanamıyorum. Bende tam onula yemekteydim. Bana salyangoz yedirdi!
Cathy: Fakat... Sorun ne, <İsim>? Bitkin görünüyorsun. Biraz benim C vitamini takviyelerimden al istersen, onlar seni zinde tutar.
Jones: Cathy, üzgünüz, ama soruşturmamız kapsamındaki en büyük şüpheli konumundasın... O yüzden bir süreliğine seni göz altına almaktan başka çaremiz yok.
Alex: Ne?! Bu delilik! Lütfen, <İsim>, Cathy masum! Öyle olmak zorunda!
Jones: Alex, saçını kurbanın kafa derisinin üzerinde bulduk. Başka şansımız yok...
Alex: Ama... Ama...
Cathy: Önemli değil, Alex. Şunu bil ki, ne olursa olsun, seni seveceğim. Şimdi lütfen ağlamaya başlamadan beni götür, <İsim>.
Cathy ve Alex: *ÖPÜCÜK*
(Cathy ile konuştuktan sonra)
Jones: Cathy ile senin birlikte olduğunuzu fark edememiştim Alex.
Alex: Bir süredir birlikteydik evet, ama bu artık önemli değil. Lütfen <İsim>, lütfen onun masum olduğunu kanıtla!

İncele: Kafatası.
Jones: Aman Allah'ım, <İsim>, o toplu mezardan çıkardığın kafatasına uyguladığın yüz yapılandırmasına göre bu kafatası Inaya'ya aitmiş!
Jones: Bu sadece Solomon Grmmes'ın karısının öldürüldüğünü kanıtlamıyor...
Jones: ...Bu aynı zamanda o iskeletlerin hepsinin Aloki Kızılderililerine ait olduklarını gösteriyor! Hepsi de vahşice katledilmişler!
Jones: Acaba Milton, Inaya'nın da kabilesi ile birlikte katledildiğini biliyor muydu? Eğer biliyordu ise, neden bize yalan söyledi? Hadi <İsim>, gidip onunla konuşalım!

Milton'ı Aloki katliamı hakkında sorgula.
Milton: Öyk, <Rütbe> <İsim>, ne derlerse desinler: sen, sen ol asla salyangozların arkasından çay içme. İğrenç oluyor.
Jones: Buraya çay hakkında konuşmaya gelmedik Milton: Öğrendiklerimize göre Aloki Kızılderilileri Seyyah Ziyafetinden sonra göç etmemişler...
Jones: ...bildiğin KATLEDİLMİŞLER!
Milton: Şşştt, sessiz olun. Eğer Kızıl Tarikat gerçeği öğrendiğinizi duyarsa, sizi öldürürler!
Jones: NASIL YANİ?! Sen başından beridir biliyor muydun?!
Jones: Artık bu yalanların kabak tadı vermeye başladı Milton, o yüzden bize bir an önce gerçeği anlatsan iyi edersin!!!
Milton: Tamam, anlatacağım! Seyyah Ziyafetinin olduğu gece, Solomon ile Inaya'nın düğünü yapıldığı sırada... Kızıl Tarikat orayı bastı ve bütün Alokileri katlettiler!
Milton: Solomon'un canını hizmeti karşılığında bağışladılar. Hiç bir şansı yoktu yani... Eğer yalan söylediysem özür dilerim, ama benimde başka çarem yoktu!
Jones: Görüldüğü üzere buralarda bunca şeyi sadece Kızıl Tarikat mensupları biliyor. Yoksa sende mi onlardansın Milton?!
Milton: Hayır! Benim ailem her zaman toplum içinde yükselmemeye gayret gösterdiler. Toplumda önemli birisiyseniz eğer, Kızıl Tarikat ne yapıp edip sizi kadrosuna katar.
Milton: Bende bu yüzden Ceza Evi müdürü oldum işte. Güneş yerine C vitamini hapları alıyorum. Her ne kadar burada kilitli olsam da, en azından Kızıl Tarikat'tan güvendeyim.
(Milton ile konuştuktan sonra)
Jones: O zaman Kızıl Tarikat'ın Alokileri katlettiklerini doğrulayabiliriz. Arh, Kızılderili mezarının üzerine kurmamışlar, direkt mezarı yaratmışlar!
Jones: Bu deliliğin bir an önce durması gerekiyor <İsim>! Daha fazla kan dökülmeden Kızıl Tarikat'ın liderini yakalamalıyız!

Daha sonra karakolda...
Jones: Zamanımız daralıyor, <İsim>: Kızıl Tarikat lideri açıkta olduğu sürece hayatlarımız tehlike altında demektir!
Jones: Fakat Kızıl Tarikatın liderini yakalamak üzereyiz, bunu hissedebiliyorum! Tek eksiklerimiz son bir kaç parça delil!
Jones: Doğru dedin <İsim>, altın madeni her şeyin merkezi: bu, bu vakayı çok geç olmadan çözmemiz için en iyi fırsat!

İncele: Vagon Rayı.
Jones: Şu kırık levhayı onarmamız gerektiğini mi düşünüyorsun <İsim>? Haklısın, eğer katili yakalamak istiyorsak, her taşın altına bakmak zorundayız!
Jones: Peki ya şu sandık? Doğru, bu canavarı nihayet içeriye tıkmamız için gereken son kanıt bunun içinde olabilir.

İncele: Kızıl Tarikat Sandığı.
Jones: Harikat <İsim>! Üzeri kanla kaplı bir Kızıl Tarikat hançeri buldun!
Jones: Bıçağının üstüne bir şey takılmış gibi. Doğru, örnek toplamamız lazım. Eğer biraz şansımız varsa, bu bizi katile götürebilir!

İncele: Hançer.
Jones: Kızıl Tarikat hançerinden o kanlı saçları toplamakla harika bir iş çıkardın <İsim>! Üzerindeki kana bakılırsa, cinayet silahımız bu olmalı!
Jones: Hadi derhal bu kanlı saçları Grace'e yollayalım. Katili yakalamaya çok yaklaştık, bunu hissediyorum!

İncele: Kırık Levha.
Jones: Arh, onardığın şu levha, Kızıl Tarikat'ın Alokileri öldürdüklerini... üstüne birde gururla taşıdıklarını gösteriyor!
Jones: Haklısın <İsim>, bunun üzerinde bariz çizik izleri var. Eğer bunlar katil tarafından bırakılmışsa, bunu bilmemiz lazım! Hadi bunu hemen Grace'e gönderelim!

Analiz Et : Kırık Levha.
Grace: Altın madeninde bulmuş olduğun levhayı analiz ettim <İsim>, ve sana güzel haberlerim var.
Grace: Öncelikle bunun kırılmış olmasının sebebi bir kavga esnasında kullanılmış olması. Nedenini öğrenmek istedim ve biraz araştırdım.
Grace: Saatler süren çalışma sonucunda bir DNA örneği çıkarmayı başardım ve bu DNA, kurbanın ki ile örtüştü...
Grace: ...Kurbanda her hangi bir yara olmadığı için de, bu levhayı silah olarak kullanan da o olmalı!
Grace: Gelelim levha üzerindeki çiziklere. Bunlar altın parçaları, ama madenden gelmiyor, aksine katile ait!
Jones: Yani katilin... altından yapılma olduğunu mu söylüyorsun?
Grace: Tabii ki hayır Jones, katil alton mücevher takıyor.
Grace: Çiziklerin açısına ve konumuna bakacak olursak, bu mücevher göğüste olmalı. Son kuruşuna kadar bahse girerim ki bu mücevher bir altın broş!
Jones: Altın broşlu katil. Tam bir casus romanı gibi... ve sen bu romanın kahramanısın <İsim>! Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, bunu hissedebiliyorum!

Analiz et: Kanlı Saç
Grace: Kızıl Tarikat hançeri üzerinde bulduğun kanlı saçı analiz ettim, <İsim>!
Grace: Tahminin doğru, hançer cinayet silahı, çünkü üzerindeki kan kurbana ait!
Grace: Ama topladığın saçlar kurbana ait değil, çünkü bu saç kılı ağarmış. Bu da demek oluyor ki, kıllar katile ait!
Jones: O zaman Kızıl Tarikat lideri ağarmış saçlara sahip öyle mi? Bu sayede katili yakalamaya bir adım daha yaklaştık!

Jones: Evet <İsim>, yeteneklerin sayesinde artık Kızıl Tarikatın liderini yakalamak için gereken her şeye sahibiz!
Jones: Düşünsene, asırlardır süren bu vahşetten sonra, Kızıl Tarikat sonunda tarihe gömülecek...
Jones: ...ve hepside senin sayende!
Jones: O zaman şu katili yakalamaya ve Grimsborough'daki terörü bitirmeye hazır mızın, <İsim>?

Katili Tutukla.
-Grimsborough Ceza Evinde...-
Jones: Hah, Milton burada değil... Sence maskesini düşürdüğümüzü fark ettiği için korkup kaçmış olabilir mi?
Milton: Sizce neden kaçayım, ha? Burası BENİM şehrim, ve sen de artık yolun sonuna geldin <Rütbe> <İsim>!
Jones: Oyun bitti, Milton! Delsin'i senin öldürdüğünü ve Kızıl Tarikat'ın lideri olduğunu biliyoruz!
Milton: İtiraf etmeliyim ki, şu ufak kedi fare oyunumuz gerçekten de zevk vericiydi. O Alokinin kafa derisini yüzmek ise muhteşemdi! Ve kanı... mmhh ne lezzetliydi ama.
Milton: Ah, Delsin'in suratındaki o ifade yok mu. Eminim Solomon'da Inaya'nın o minik kafa derisini yüzerken, onunda yüzünde aynı ifade vardı!
Jones: Aloki Kızılderilileri Seyyahların hayatlarını kurtamışlardı! Ve buna karşılık senin atan ne yaptı?! Hepsini katletti! Nasıl olur da böyle bir şey yapar, ha, nasıl?!
Milton: Gayet basit. Solomon, Aloki Kızılderililerinin tonlarca altınları olduğunu keşfetmişti. Hepsini zengin etmeye... hatta birini kral yapmaya bile yetecek kadar çok altın!
Milton: Bu yüzden Solomon, bütün Alokileri tek bir çatı altında toplayıp hepsini de katletmek için bir plan yaptı... bu yüzden de Inaya'yı kandırdı.
Jones: Nasıl yani?! Solomon, sırf bütün Aloki Kızılderililerini katletmek için mi onları Seyyah Ziyafetine davet ederek tek bir çatı altında topladı?!
Milton: Çok zekice bir hareket, değil mi? Ve orada, o sevgili altın madeninde Kızıl Tarikat doğdu.
Jones: Buna inanamıyorum... Yüzyıllardır işlenen bunca cinayet... hepsi bir miktar altın içinmiş meğer...
Milton: Altın sayesinde Kızıl Tarikat sonsuz gücüne ulaştı! Ve lider olarak ta bu şehirde kimin yaşayıp kimin öleceğine ben karar veririm! Ben Grimsborough'nun Tanrısıyım!
Milton: Ve şimdi vakit, seni öldürme vaktidir <Rütbe> <İsim>!
*BANG!


Jones: Hay babanı! <İsim>...?! Ah, Allah'a şükür iyisin. Ne oldu az önce öyle?!
Ramirez: Kural bir: Sağ kolun kızartma tavanı almadan hiç bir yere gitme!
Milton: ...Aaaahhh...Başııımmmm...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>'e zarar vermeye kalkarsan sonun böyle olur işte!
Jones: Ramirez, harikaydın!
Jones: Evet, nerede kalmıştık, Milton efendi? Ha doğru, <Rütbe> <İsim> tam da seni tutukluyordu!
Milton: NE?! OLAMAZ!! Böyle bitemez! Bu gece karargahımız da ki büyük törenimize senin kelleni götürecektim!
Jones: Merak etme, <Rütbe> <İsim> törene senin yerine katılacak. Daha yakalamamız gereken yardakçıların var.
Jones: İyi fikir <İsim>, hadi törene gitmeden önce Kızıl Tarikat mensupları gibi giyinelim!


Jones: Bir geceliğine Kızıl Tarikat'ın lideri olmaya hazır mısın <İsim>?
Jones: Hadi, hemen Kızıl Tarikat'ın karargahına gidelim!


-Kızıl Tarikat'ın karargahında...-
Alden Greene: Ah, büyük liderimiz, işte buradasınız. Anladığım kadarı ile Grimsborough artık resmen ellerimizde!
Howard: Yüce liderimiz, sonunda <İsim> kellesinden oldu mu? Anneme yaptıklarının cezasız kalmasını istemiyorum!
Jones: Duyacağımızı duyduk. Grimsborough Polisi! Olduğunuz yerde kalın!
Howard: ...Liderimiz... bu bir şaka mı?
Jones: Şaka değil ama epey bir komikti. Hepiniz tutuklusunuz!
Howard: Şey... ben... hayatta olduğun için çok memnunum <Rütbe> <İsim>... şey... konuşup anlaşabiliriz.
Jones: Yakarışlarını yargıca sakla, pislik herif! Sana gelince Alden, Allah bilir yine her zamanki gibi geçiyordun ve bir uğrayayım dedin, değil mi?
Alden: Aynen öyle! Ben sadece onların kuklasıyım, <Rütbe> <İsim>! Bana Rachel Priest'i onlar öldürttü ve--
Jones: Unut gitsin Alden, hapse geri dönüyorsun. Bu sefer TEMELLİ olarak!


-Asrın mahkemesinde...-
Yargıç Hall: Milton Grimmes, nesillerden beridir aileniz Kızıl Tarikatın liderliğini yapıp soykırımcı oldular...
Milton: Bütün bunları bu şehrin iyiliği için yaptık!!! Bizi içeriye tıkmanız değil, bize tapmanız lazım!!!
Hall: Serena Johnson, Samuel King'i kullanarak ona Adam Bentley'i öldürttünüz. Bu onu suçsuz kılmıyor, ama sizi cinayete azmettirmekten ötürü suçlu kılıyor.
Serena: Tarih beni bu şehrin en büyük valide sultanı olarak hatırlayacak!
Hall: Alden Greene, Rachel Priest'i Kızıl Tarikat adına öldürdüğünüz ve bütün altınlarından faydalandınız. Bu sefer adaletten kaçışınız yok.
Alden: Hepinizi zengin yapabilirdik!!!
Hall: Howard Johnson, sizin göreviniz, belediye başkanı olarak bu şehri korumaktı fakat siz makamınızı kötüye kullandınız ve tam tersine şehri yok etmek istediniz.
Hall: Tabii, nasıl omurgasız bir adam olduğunuza bakacak olursak eğer, tahminimce tek yaptığınız şey annenizin emirlerini yerine getirmekti.
Howard: Ben... şey... Aman, ne önemi var ki artık...
Hall: Milton Grimmes, Serena Johnson...
Hall: Howard Johnson ve Alden Greene...
Hall: Hepinizi müebbet hücre hapsine mahkum ediyorum! Ve bana sorarsanız eğer, bu bile sizin için son derece hafif bir ceza!
Milton: Bunu bize ne cürretle yaparsınız?!?! Bu şehri biz kurduk!!!
Hall: Masum insanları katlederek mi?!
Milton: O gerizekalı Aloki Kızılderililerini mi kastediyorsunuz? Pah, onları kim takar ki?!
Hall: Yeter! Milton Grimmes, siz bu şehri vahşet üzerine kurdunuz. Ve asırlardan beridir kan kanı döktüğü için, bunun yankılarını hep duyduk ve halen de duyuyoruz!
Hall: Ama en azından bu karanlık günlerin sona erdiğini bilmekte benim için bir teselli. Ve artık yeni bir sayfa açtığımıza göre, eminim ki bizi daha aydınlık günler bekliyor.
Hall: Kızıl Tarikat'a gelince, onlar, cinayette şan olmadığının bir kanıtı olarak kalsınlar. Öldürmek acizlerin işidir, çünkü onlar, içtenlikle yaşayacak kadar cesur değildirler!


Jones: Uyy, oldukça zorlu bir yolculuktu <İsim>, ama Allah'ıma şükürler olsun ki Kızıl Tarikat'a son noktayı koymayı başardın!
Jones: Hadi karakola geri dönelim ve bizimkilere iyi haberleri verelim!

Ek Soruşturma

Bir kaç gün sonra...
Jones: <İsim>, halen bu yaşananlara inanamıyorum... Tarikatı durdurabileceğini biliyordum ama, Grimsborough Toplumunun içine bu denli sızmış olduklarını da tahmin etmemiştim ne yalan söyleyeyim...
Jones: Amir King'in intiharı olmasa varlıklarından bile haberimiz olmayacaktı...
Jones: Artık Kızıl Tarikat çöktüğüne ve Grimsborough temellerinden sarsıldığına göre... Suların durulması epey bir zaman alacak gibi.
Jones: Ama senin üstün zekan sayesinde <İsim>, onları durdurmayı başardık! Sen bu şehrin tanıdığı en büyük kahramansın! Ben de artık eski ben gibi hissedebiliyorum...
Jones: Ve bütün bu olanlardan sonra sen halen diğerlerini düşünüyorsun. Haklısın, bu topraklarda ilk önce Alokiler vardı fakat çok fazla acı çektiler.
Jones: Ve hepside Kızıl Tarikat yüzünden. İyisi mi gidip Anakee'ye bir uğrayalım. Delsin'in ölümünden sonra yardıma ihtiyacı olabilir!

Anakee'nin yardıma ihtiyacı olup olmadığını öğren.
Jones: Tekrar merhaba Anakee, bizler...
Anakee: <Rütbe> <İsim>! Ziyaretime geleceğini biliyordum! Tam da üzerine denk geldin! Son derece hassas bir konuda yardımına ihtiyacım olacak...
Anakee: Sayende şeytanlardan kurtulduk!
Anakee: Fakat halkım çok fazla zulüm gördü. Çoğumuz düşmanlarımız tarafından öldürüldü, topraklarımız elimizden alındı, katillerin ve haydutların ellerine geçti!
Anakee: Artık vakit, Alokilerin topraklarını geri kazanma vaktidir, ve buna madenlerde dahil. Bana yardım eder misin? İnsanlara, Kızıl Tarikat'ın elinde tuttuğu bütün toprakların Alokilere ait olduğunu göstermek istiyorum!
Jones: Elbette! Doğru dedin <İsim>, altın madeninde Alokilerin burada Kızıl Tarikattan çok daha önce yaşamış olduklarına dair kanıt bulabiliriz!
Anakee: Yardımların için çok teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Bana ihtiyacınız olursa ormanda olacağım.

İncele: Maden Kuyusu.
Jones: İyi yakaladın <İsim>! Bu kayalardaki resimler oldukça eski gibi duruyor. Bunların Aloki sanatına ait olduğunu saptayabilir misin? Karakolda bunları karşılaştırabilmen için geleneksel sanat eserleri var!

İncele: Resimler.
Jones: Madende bulduğun şu resmi tanımlamakla harika bir iş çıkardın <İsim>! Bu taşlar kesinlikle Alokiler tarafından boyanmış!
Jones: Doğru, eğer Alokilerin burada Seyyahlardan önce bulunduklarını kanıtlamak istiyorsak eğer, ilk önce bunların tarihlerini belirlemeliyiz. Hadi boyadan bir örnek alalım!

İncele: Aloki Resimleri.
Jones: Aferin <İsim>, Aloki resimlerine zarar vermeden üzerinden boya örneği toplamak her babayiğidin harcı değil ama sen bunu başardın!
Jones: Hadi bu örneği Grace'e gönderip bu resmin herhangi bir Seyyah o madene ayak basmadan önce yapılıp yapılmadığını bulmasını sağlayalım.

Analiz et: Boya Örneği.
Grace: Kusura bakma <İsim>, Aloki resimlerindeki boya parçacıklarının tarihlerini tespit etme işi biraz uzun sürdü ama karbonla tarih tespiti asla yalan söylemez!
Grace: Madende bulmuş olduğun o Aloki resminden topladığın örnek bu topraklara ayak basan ilk Seyyahlardan on yıllar öncesine, yani 1480'e ait!
Jones: Yani buraya ilk yerleşenler Alokiler! Bu geçerli bir kanıt, o topraklar onlara ait!
Jones: Hadi <İsim>, Anakee'nin yanına gidip bu toprakların ve malların onun halkına ait olduğuna dair kanıtı bulduğumuzu söyleyelim!

Anakee'ye topraklarını geri alabilecekleri haberini ver.
Jones: Anakee, altın madeninde eski bir resim bulduk. <Rütbe> <İsim>, resmin Alokiler tarafından Seyyahlar buralara ayak basmadan ÖNCE yapılmış olduğunu kanıtladı!
Jones: Yani artık haklın topraklarını geri alabilirler! Tek yapman gereken Kızılderili İlişkileri Bürosuna bir dilekçe yazman. Bu sefer planlarını bozmaya çalışan bir Kızıl Tarikat'ta olmayacak!
Anakee: Teşekkürler <Rütbe> <İsim>! Artık Alokiler de Grimsborough'da yer edinebilecekler! Ve emin olun ki altın doğru bir biçimde kullanılacak. Şehrin, Kızıl Tarikat'ın bıraktığı hasarı onarabilmesi için yüklü bir yatırıma ihtiyacı olacak.
Anakee: Alokiler yardımlarını unutmayacaklar. Atık torunlarımız güvende olduklarına göre, bende büyük ataların yanına geri dönebilirim...
Anakee: Bütün kabilemizin gönül borcu olarak bu hediyeleri kabul et <Rütbe> <İsim>! Ve artık... gitme vaktim geldi... Artık huzura erebilirim...
Anakee: *PUFF!*
Jones: Anakee?! O...O da neydi öyle?! Birden kayboluverdi!
Jones: <İsim>, buralarda bir yerlerde olması lazım. Şu bölgeyi arayıp nereye kaybolduğunu bulalım hemen!

İncele: Hafriyat Alanı.
Jones: <İsim>, bulutlara bakmanın sırası değil, Anakee'yi bulmalıyız!
Anakee: Ah, <Rütbe> <İsim>! Hislerin oldukça kuvvetli... Bizi şeytanların gazabından kurtaranın sen olduğunu bildiğim için minnettarım...
Jones: Nasıl! Kim var orada? Neler oluyor?!
Anakee: Korkma Jones, ben, Anakee diye konuştuğunuz ruhum. Fakat tarih boyunca bir çok isimle anıldım... Ben, Aloki kabilesinin, Kızıl Tarikat'a kurban giden yüzlerce insanın sesiyim...
Anakee: Artık ruhları huzur içinde yatabilir, tabii benim de... Bunca yıldan sonra neredeyse ümidimi yitirmiştim... Fakat sen bu şehre musallat olan belayı def etmeyi başardın!
Anakee: Teşekkürler, <Rütbe> <İsim>...
Jones: ...Pekala... karakola dönsek iyi olacak sanırsam, neler olduğunu anlayabilmek için biraz düşünmem gerekecek...

Daha sonra karakolda...
Jones: <İsim>, sanırsam o şamanın barış çubuğundan biraz fazla çektim... Bir anlığına resmen bir bulutla sohbet ettiğimizi falan düşünmüştüm!
Jones: Her neyse, Alokiler sonunda topraklarını geri alabilecekler. Grimsborough artık başında Kızıl Tarikat olmadan yeni bir güne merhaba diyecek... Ve hepside senin sayende!
Jones: Farkında mısın bilmem ama, buranın Emniyet Müdürü olmak için gereken her şeye sahipsin... Ne dersin <İsim>, yeni Amirimiz olmak ister misin?
Jones: Hayır mı?! Ama neden?
Jones: Pasifik Koyu'ndaki polis teşkilatına mı katılacaksın? Doğrudur, duyduğuma göre aralarına katılacak yetenekli bir <Rütbe> arıyorlarmış.
Ramirez: Vaaay, Pasifik Koyuna mı gidiyoruz? Orası çok güzel bir şehir! Dağları ve çok güzel plajları var... Harika bir vakit geçireceğiz!
Jones: Aslında Ramirez... sanırsam <İsim> yalnız gidiyor.
Ramirez: Ah! Hmm, anladım... Pekala... o zaman bir daha ki ne Pasifik Koyuna gittiğim zaman seni yakalarım <Rütbe> <İsim>...
Ramirez: K-Kusura bakmayın... bir dakikaya ihtiyacım var...
Jones: Merak etme <İsim>, üzüldüğümü saklayamam... ama gerçekten seninle gurur duyuyorum.
Jones: Ve eğer bencil olsaydım şayet, burada kal diye yalvarırdım, fakat diğer şehirlerin de yardımına ihtiyacı olduklarının farkındayım.
Jones: Son bir şey daha <İsim>...
Jones: ...Güneş kremini unutma!

Ayrılık günü...
Jones: Pekala <İsim>, gördüğüm üzere Pasifik Koyuna göç etmek için hazırsın. Oradaki polis teşkilatı sana sahip olacakları için çok şanslılar--
Cathy: <İsim>! Böldüğüm için kusura bakma ama, yardımına ihtiyacım var! Lütfen!
Jones: Ah, anlaşılan halen burada yardımına ihtiyacı olanlar var! Son bir göreve hazır mısın <İsim>?

Cathy'nin sorununu öğren.
Cathy: <İsim>, nezaretten çıktıktan sonra çantamda garip bir şey buldum! Bunu çantama birisi yerleştirmiş olmalı!
Jones: Yavaş ol Cathy! Ne ki o tam olarak?
Cathy: Bilmiyorum, ama... Bunca olan şeyden sonra ne olduğunu öğrenmeye korkuyorum! Sen içine bakıp ne olduğunu bulabilir misin <İsim>?
Jones: Pekala Cathy, haklısın, <İsim>, Cathy'nin çantasına bakıp her şeyin yerli yerinde olduğunu doğrulayabilir misin?

İncele: Cathy'nin Çantası.
Jones: Harika iş çıkardın <İsim>! Cathy'nin çantasına atılan şey bu olmalı! Bu...
Jones: Hay ben senin, harbi diyorum, neden bulduğun her bir dosya YIRTIK olur ki? Sanki birisi beddua etmiş gibi!
Jones: Hah... Kusura bakma <İsim>, hadi şunu toparlayalım da ne olduğunu bir an önce öğrenip Cathy'yi rahatlatalım!

İncele: Parçalanmış Kart.
Jones: SÜRPRİİİİZ!!
Ramirez: Ufak şakamızı nasıl buldun <İsim>? Kusura bakma ama, gizemli bir parçalanmış kart geçirdiğimiz günlerin iyi bir hatırlatması olur diye düşündük!
Jones: Sonuçta sana bir veda partisi düzenlemeden seni yolcu edeceğimizi düşünmemiştin değil mi?
Cathy: Yeterince içki ve kek var, keyfine bak <İsim>!
Cathy: Kekini yedikten sonra yanıma gel. Sana bir şey söylemem gerekiyor.

Cathy'nin söylemek istediği şeyi öğren.
Cathy: Ah, <İsim>, ekibin sana yaptığı kartı beğendin mi? Benim fikrimdi!
Cathy: Ailem için çok fazla şey yaptın... Biliyorum, pek bir şey değil ama, yinede sana bir şekilde teşekkür etmem gerekiyordu.
Cathy: Ama dahası da var, hepimiz seni özleyeceğiz, bu yüzden de ekip, onları hatırlamanı sağlayacak bir şeyin olmasını istediler, ve...
Cathy: Sürpriz! Bu, sade bütün Grimsborough EM'den bir hediye! Umarım sende bizim seni özlediğimiz kadar bizi özlersin <İsim>!


Jones: Sence de bu tişörtler harika değil mi <İsim>? Bu sayede yeni şehirde de olsan, bizi yanından ayırmamış olursun.
Jones: Ah, işe ilk başladığımız günler halen dün gibi aklımda, <İsim>. Ha, o zamanlar hırbonun tekiydim, değil mi?
Grace: <İsim> senin üzerinde epey bir etki bıraktı... ama anlaşılan pisboğazlığın konusunda pek bırakamamış gibi.
Jones: Nasıl yani?
Nathan: Sana teşekkür etmek istiyorum <İsim>, bana... bu işin sadece cesetlerle alakalı değil, aynı zamanda yaşayan insanlarla da alakalı olduğunu gösterdiğini için.
Alex: Haha, yoksa şu opera cinayetinde tanıştığın yılanlı kızdan mı bahsediyorsun?
Nathan: Emin ol neyden bahsettiğin hakkında en ufak bir fikrim yok, Alex.
Alex: Hey, utanmana gerek yok Nathan. Eğer sen olmasaydın <İsim>, Cathy ile asla tanışamayacaktım. Sana bin kere teşekkür etsem az.
Grace: Ayrıca Newton'ı laboratuvarıma getirdiğin günü asla unutmayacağım. O sahip olduğum en iyi köpek, ve bunu da sana borçluyum!
Jones: Margaret'ın beni o zehirli kekle öldürmeye kalktığı günü hatırladın mı? O an arkamı kolladığın için çok şanslıymışım <İsim>!
Ramirez: Ayrıca o gün ilk defa sağ kolun olmuştum! Harika bir gündü...
Ramirez: Ah, tabi Jones'un hasta olmasını saymazsak.
Ramirez: <İsim>, ben seni çok özleyeceğim ama! Sen bir ilham kaynağıydın! Kendini adamışlığın, zekan, ve... ve...
Jones: Ağlama Ramirez, Artık <İsim>'in yeni yerler görme ve yeni insanlarla tanışma zamanıdır!
Ramirez: B...Biliyorum. Ama yinede üzgünüm.
Jones: Pekala... Her neyse... O zaman artık allahısmarladık demenin vakti geldi, he <İsim>? Eminim Pasifik Koyunda harika bir vakit geçireceksin, sana sahip olacakları için çok şanslılar.
Jones: Yine de... Grimsborough da ki dostlarını unutma, olur mu? Biz seni hiçbir zaman unutmayacağız, <İsim>!

Also on Fandom

Random Wiki