Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Horseback Dağı/Diyaloglar

< Horseback Dağı

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Horsebackdağı.png

Trans-Sibirya Ekspresi'nden iner inmez, Moğolistan'da...
Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, sonunda Moğolistan'a vardık ve kaybedecek vaktimiz yok!
Ripley: SOMBRA'nın "Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu"nu planladıklarını öğrendik. Yani yörüngedeki tüm uyduları ele geçirebilmelerini sağlayacak bir ana uydu inşa ediyorlar!
Ripley: Fırlatma kodlarını çalmakla kalmamışlar, ayrıca Moğolistan'a uydu parçalarını da Moğolistan'a kaçırıyorlarmış!
Ripley: Projenin ne kadar ilerlediği konusunda bir fikrimiz yok, ama bilinmeyen bir yerde gizli bir tesisleri olduğu ve uydu hakkında daha fazla bilgiyi orada öğrenebileceğimizi biliyoruz!
Ripley: Yerel kaynaklar, Han Dağı civarında şüpheli faaliyetler olduğunu bildirdiler. Bu yüzden diğerleri yerel merkeze giderken sen de dağa gidip neler bulabileceğine bakacaksın.
Ripley: Ama şunu unutma <Rütbe> <İsim>, SOMBRA daha önce de defalarca kez ele geçirilmez olabileceğini kanıtladı. Eğer bir şeyler saklıyorlarsa, onu bulmanın kolay olmayacağından emin olabilirsin!
Carmen Martinez: Valla söz konusu gizli şeyleri bulmaksa, bunda da en iyisi <İsim>'dir! Hadi Han Dağı'nı yoklayalım!

1. Bölüm

İncele: Cengiz Han Heykeli.
Carmen Martinez: <İsim>, şu... şu adam... kısmen ikiye mi kesilmiş?!
Carmen: Şaka yapıyor olmalısın! Buraya SOMBRA'nın uydu fabrikasını bulmaya geldik, başka bir cinayeti araştırmaya değil!
Carmen: Nasıl, <İsim>? Doğru! Tulumunda bir uydu rozeti var! Bu adam, SOMBRA'nın uydusu üzerinde çalışıyor olmasın?
Carmen: O zaman fabrika çok uzakta olamaz <İsim>. O yüzden eminim ki bu cinayeti çözmek bizi doğrudan oraya götürecektir!
Carmen: Hadi, başka neler buldun? Kurbanın isim kartında "Andrey Beloglazov" yazıyor. Pekala, en azından işe koyulmak için elimizde bir isim var. Hadi bu cesedi hemen Angela'ya yetiştirelim!
Carmen: İyi yakaladın <İsim>! Aldığın şu kanlı kılıç cinayet silahımız olmalı!
Carmen: Haklısın, kılıcın sapı kılla kaplı! Hadi bir örnek vakumlayalım.
Carmen: Ayrıca aldığın şu mendil de kurbanın elinin hemen yanındaydı! Belki kurbanın nereden geldiğine ışık tutar. O maddeden bir örnek alsak iyi olur.
Carmen: Bir de yırtık parçalar mı aldın? O zaman hadi bunları birleştirelim!
Carmen: Eğer kurban gerçekten de SOMBRA adına çalışmışsa onlara yaklaşmışız demektir! Onların o şeytani planlarına son verme vakti geldi <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: İyi ki geldin <İsim>. Sana bir konuda fikrini sormak istiyorum!
Angela: Marina, son zamanlarda annesi ile yaşanan olaylardan ötürü epey mutsuz, bu yüzden kendi matruşka bebeğinin olmasının onu sevindireceğini düşündüm.
Angela: Bak! Sence nasıl olmuş?
Carmen: Neden kızgın bebeği olan bir tek ben varım?! Diğer herkesin bebeği çok sevimli! Her neyse, Jack bunu görmesin sakın...
Carmen: Kurbana bir göz atmaya vaktin kaldı mı bari?
Angela: Evet. Sizin de fark ettiğiniz gibi kurban, tek uçlu bir kılıçla omuzundan kalçasına kadar kesilmiş.
Angela: Böyle bir yara sadece güç kuvvet değil, aynı zamanda büyük bir yetenek ve sıkı bir kılıç kullanma bilgisi de gerektirir.
Carmen: Yani katil kılıç kullanmayı biliyor!
Carmen: Katil kılıç tutmayı biliyor olabilir, ama <İsim> onu içeriye atınca onun yerine parmaklıkları tutar artık!

İncele: Kirli Peçete.
Carmen: İyi işti <İsim>! Kurbanın yanında bulduğumuz mendildeki maddeden bir örnek almayı başardın!
Carmen: Eğer Andrey gerçekten de SOMBRA adına çalışmışsa, son saatlerinde ne yaptığını öğrenmek bizi doğrudan uydu fabrikasına götürebilir.
Carmen: Bu maddeyi mikroskopta inceleyip ölmeden önce ne yaptığına dair bir ipucu bulabilirsek iyi olur!

İncele: Bilinmeyen Madde.
Carmen: Kurbanın mendilinden aldığın madde hakkında mikroskop raporundan ne çıktı <İsim>?
Carmen: Madde kuzu eti, patates, havuç ve biber içeren bir sosmuş. Görünüşe göre horhog yahnisi adlı bir yemek için gereken malzemeler yani!
Carmen: Ve tesadüfe bak ki bu yemeği özel olarak yapan burada tek restoran var!
Carmen: İyi düşündün <İsim>. Katil Han Dağı'nda iki eşit parçaya bölünmeden önce restoranda yemek yemiş olmalı! Hadi gidip ne bulacağımıza bir bakalım!

İncele: Restoran Salonu.
Carmen: Şu ortama bak <İsim>! Daha önce hiç bir Moğol çadırının içinde bulunmamıştım! Sanırsam bunlara yurt diyorlardı...
Carmen: Yurtlar bir iki saat içerisinde takılıp sökülecek şekilde tasarlanıp, yak ve develerle taşınır... Bazen kendi evimin de bu kadar kolay taşınır olmasını istemiyor değilim!
Carmen: Her neyse! Kurbanın kartvizitini bulmuşsun! Bu da onun uydu mühendisi olduğunu doğruluyor!
Carmen: Üzerinde bir şirket adı falan yazmıyor gerçi. Serbest çalışıyor olmalı.
Carmen: Bu da Andrey'in SOMBRA için çalışıyor olma ihtimalini yükseltiyor! Gizli fabrikaları çok uzakta olamaz <İsim>!
Carmen: Doğru dedin, kartvizitin üstünde ayrıca bir de soluk bir yazı var! Pudra takımını getireyim de kayıp bilgiyi ortaya çıkar!
Carmen: Şu tur kayıt formuna da bak! Han Dağı'na rehberli tur isteyenler için olmalı.
Carmen: Ve kurban altı yeri birden rezerve etmiş!
Carmen: Vay be, Andrey bu tura gitmek için çok heveslenmiş olmalı! Sanırsam bunu öğrenmenin en iyi yolu tur rehberine sormak, ama ortada isim yok!
Carmen: Ha! Şu resme bak! O kadar parlak çıkmış ki yüzünü bile göremiyorum. Cidden, bu herif fotoğraf çekmeyi Angela'dan falan mı öğrendi ne?
Carmen: Pekala, tırt fotoğrafçılık becerileri seni yıldıramaz. Rehberin kimliğini veri tabanından bulacağımıza eminim <İsim>!

İncele: Kartvizit.
Carmen: Kurbanın kartvizitindeki silik metinde ne diyormuş <İsim>?
Carmen: Diyor ki: "Yelena, hadi eski günlerin hatrına öğle yemeğine çıkalım!" Bu isim nereden tanıdık geldi sence, <İsim>?
Carmen: Haa, evet. Sibirya raporunda görmüştüm! Yelena şu hiç uzaya gönderilmediği için kızgın olan Rus kozmonot.
Carmen: Acaba Yelena, Moğolistan'da ne arıyor <İsim>... Ve kurbanla nereden tanışıyor. Ona soracağımız çok soru var!

Yelena Tereşkova'ya kurbanla ilişkisini sor.
Carmen: Bayan Tereşkova, Moğolistan'da ne arıyorsunuz?
Yelena Tereşkova: COSMORUS beni tekrar reddettikten sonra tatile gelmiştim.
Carmen: Tamam... peki Andrey Beloglazov isimli birisiyle nereden tanışıklığınız var? Kartvizitini bulduk da. Sizi "eski günlerin hatrına" öğle yemeğine davet etmiş.
Yelena: Ah, Andrey'le iş arkadaşıydık. Ben kozmonot eğitimimi tamamlarken o da COSMORUS'un uydu bölümünde çalışıyordu.
Carmen: Şey, artık hiçbir uydu üzerinde çalışamayacak ne yazık ki... Kendisi cinayete kurban gitti! Andrey size burada ne işi olduğuna dair bir ipucu vermiş miydi?
Yelena: Andrey öldü mü? Çok yazık olmuş <Rütbe> <İsim>...
Yelena: Ama burada ne işi olduğunu sormadım. Uzaya çıkma şansını bir türlü yakalayamadığımı anlatmakla meşguldüm! 20 yıl! Yam 20 yıldır bekliyorum!
Carmen: Anladım... Pekala, sanırsam şimdilik alacağımızı aldık, Bayan Tereşkova.

İncele: Tur Rehberi Yüzü.
Carmen: Kurbanın turuna kayıt olduğu rehberin adı Batbayar mıymış? Bu kadar mı? Soyadı falan yok mu?
Armand Dupont: Ah, mes amis! Gördüğüm üzere Moğolistan'a özgü bir gelenekle karşılaştınız!
Carmen: Lütfen kısa keselim Dupont. Trendeki uzunca açıklamalarından gına geldi zira...
Dupont: İşin aslı şu ki, Moğollar gelenekleri gereğince sadece ilk adlarıyla anılırlar. Gerçi ne yazık ki devlet bu geleneğe bir son...
Carmen: Anladık Dupont. Sadece ilk ad.
Carmen: <İsim>, hadi gidip kurbanın neden bu Batbayar'la yalnız kalmak için bu kadar can attığını öğrenelim!

Batbayar'a kurbanla ilişkisini sor.
Carmen: Batbayar, <Rütbe> <İsim> Andrey Beloglazov'un cinayetinin soruşturmasını yürütüyor. Senin turlarından birine katıldığını...
Batbayar: Andrey öldü mü?!
Batbayar: A-ama bu d-doğru olamaz!
Carmen: İyi misin? Pek iyi görünmüyorsun... Kurbanı yakından mı tanıyordun?
Batbayar: Andrey'le turlarımdan birinde tanışmıştım. Moğolistan tarihi ve kültürü hakkında o kadar dikkatli, o kadar meraklıydı ki...
Batbayar: Ve bugüne kadar tanıdığım, eşcinsel olduğunu saklamayan tek erkekti!
Carmen: Şey... Anladım. Yani kurbanla çıkıyor muydun?
Batbayar: Evet. Romantik bir ilişki yaşıyorduk. Çok iyi geliyordu. Andrey kadar bana kendimi iyi hissettiren birini bulacağımı hiç düşünmezdim.
Batbayar: O benim ilk aşkımdı! Ama şimdi ö-öldü!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Carmen: Birleştirdiğin fotoğraftaki şu adam... Jack bu!
Carmen: O yakın üstünde ne halt yiyor ki? Daha da önemlisi, gene Asal ile birlikte ne yapıyor?!
Carmen: Asal Nick Kringleöldürdüğünden beridir halen görüştüklerini bilmiyordum! Cidden, o çocuğun affetmeyeceği bir şey yok mu?
Carmen: Doğru, bu, Asal ve Jack'in cinayet mahallinde bulunduğu anlamına geliyor! Jack'in Büro'nun arkasında iş çevirmeyeceğini biliyorum <İsim>, ama kim bilir Asal'ın yanına nelerin kar kalmasına izin verir.
Carmen: Hemen Asal'la konuşmalıyız!

Asal Havvaa'ya neden Moğolistan'da olduğunu sor.
Carmen: Naber Asal? Jack'i oyaladığını fark ettik. Ne zaman bir cinayet yaşansa şak diye ortaya çıkıvermen bir garip.
Asal Havvaa: Siz halen şu meselede misiniz? Jack beni affetti, siz neden affetmiyorsunuz anlamıyorum.
Jack Archer: Evet! Asal'ın mesleğini ona karşı kullanamazsınız!
Carmen: Jack, sen bu işe karışma! Sen de bize burada ne işin olduğunu söyle Asal!
Jack: Carmen, bu kadar mızıkçı olma! Asal ve ben sadece birlikte vakit geçiriyoruz. Sana açıklama yapmak zorunda değiliz!
Asal: Sorun değil Jack. Eğer çok merak ediyorsan <İsim>, Jack'i ata binmeye götürmek için buradayım! Kırsalda birlikte vakit geçirmemizin iyi olacağını düşündüm.
Asal: Tam bir şehir çocuğu... Daha at ile yak arasındaki farkı bile bilmiyor!
Jack: Elbette onun yak olduğunu biliyordum. Ben sadece seni güldürmek istemiştim, tatlım.
Jack: Her neyse, boş zamanlarımızda ne yaptığımız bizi ilgilendirir Carmen. Eminim <İsim>'de bunun farkındadır! Hadi gidelim, hayatım.

İncele: Kanlı Kılıç.
Carmen: Cinayet silahının sapındaki kıldan bir örnek vakumlamayı başardın <İsim>! Bakalım Lars bundan ne çıkacaracak!

Analiz et: Kıl.
Lars Douglas: Bana gönderdiğin bu örnek sayesinde katilin sonunun dört nala yaklaştığını söyleyebilirim <İsim>!
Carmen: Lars, bu cinayeti çözmenin bizi doğrudan SOMBRA'nın fabrikasına götüreceğini hatırlatmama gerek var mı? Laf esprisi yapmanın sırası değil şimdi!
Lars: Affedersin <İsim>. Bazen laboratuvarda kendimi çok yalnız hissediyorum. Üçüzleri çok özlüyorum; aylardır onlarla sadece görüntülü arama yapmakla yetiniyorum!
Lars: Normalde Jack arada bir gelip beni neşelendirirdi, ama şu sıralar biraz dikkati dağınık gibi.
Lars: Her neyse, cinayet silahının üstündeki kıl at kılıymış.
Lars: Gerçi atların Moğol kültürünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu göz önünde bulundurunca bu pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Ülkede insandan çok at olduğu söylenir hep!
Carmen: O zaman katlin ata bindiğini biliyoruz! Neyse ki <İsim> onu, bir cinayet daha işlemeden attan indirecek!

Daha sonra, merkezde...
Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, SOMBRA'nın uydu fabrikasını halen bulamadığını duydum, ve Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu'nu durdurmaya da hiç yaklaşamamışsın!
Carmen: Bir saniye durun Amirim. Ölü bir adam bulduk ve bu adamın, SOMBRA'nın uydu projesinde çalıştığından adımız gibi eminiz! Sadece ölümünde de SOMBRA'nın sorumlu olup olmadığını bilmiyoruz!
Carmen: Tek bildiğimiz şey ise, ata binen ve kılıç kullanan bir katilin peşinde olduğumuz...
Carmen: Ve şüphelilerimizden biri de kim? Asal tabiiki de! Ben şahsen sırf Jack için burada olduğuna inanmıyorum... Keşke Jack onun etrafındayken biraz temkinli olsa. Şu sıralar her şeyi toz pembe görüyor!
Carmen: Sırf bununla da sınırlı değil. Bir de görünüşte kurbanla ilişkisi olan ve ölümünden ötürü yıkılan Batbayar var.
Ripley: Bunlar öenemsiz şeyler <Rütbe> <İsim>! Tek bilmek istediğim şey, SOMBRA'nın gizli nerede...
Elliot Clayton: Hey millet! Bilin bakalım Büro'nun Aynştayn'ı kim? Durun söylemeyin... Tabiiki de ben!
Elliot: SOMBRA'nın gizli uydu fabrikasının yerini buldum!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Durumu bir özet geçelim <İsim>. Kurbanın, SOMBRA'nın gizli uydu fabrikasında mühendis olarak çalıştığını biliyoruz fakat fabrikanın yerini hala...
Elliot Clayton: Hey millet! Bilin bakalım Büro'nun Aynştayn'ı kim? Durun söylemeyin... Tabiiki de ben!
Elliot: Gizli uydu fabrikasının yerini buldum!
Carmen: Ne? Bunu nasıl becerdin yahu?! <İsim> ve ben orayı bulmak için deminden beridir kıçımızı yırtmamıza rağmen hiçbir şey bulamadık!
Elliot: Eee, siz ipucu peşinde koşarken ben de Han Dağı'nın kızılötesi görüntülerini inceliyordum...
Elliot: Ve Cengiz Han heykelinin altında büyük bir yapı var!
Carmen: Demek bu yüzden kurbanın cesedini heykelin hemen yakınında bulduk. Hemen Han Dağı'na geri dönmeliyiz <İsim>! Kaybedecek bir saniyemiz bile yok!

-Kısa bir süre sonra, Han Dağı'nda...-
Carmen: Bundan emin misin Ellot? Giriş miriş görmüyorum hiçbir yerde!
Elliot: Eminim. Güvenlik sistemini hekleyiverdimmiydi içerideyiz demektir!

-Bir tık ve bir vın sonra...-
Elliot: Gördünüz? Ben size ne dedim? Dahimiyim neyim yahu!
Carmen: Nasıl ya?! Şu dev heykelin kafası mı açıldı yoksa bana mı öyle geliyor?!
Carmen: Valla bu sefer kendini aştın Elliot!
Carmen: Hadi <İsim>. Fırsat ayağımıza geldi! Hemen fabrikaya gidip ipucu toplayalım!

İncele: Uydu Fabrikası.
Carmen: Vışş, şuraya bak <İsim>! SOMBRA böyle bir şeyi saklı tutmayı nasıl becermiş?!
Carmen: Gerçi burası bomboş. Görünürde ne bir insan, ne de bir uydu var! Acaba bu uydunun tamamlandığı mı, yoksa yapımına henüz başlanmadı anlamına geliyor...
Carmen: En azından Andrey'in cinayetini çözmemize ipucu olacak bir şey bulabildin mi?
Carmen: Alet çantası mı? Orada ipucu bulsa bulsa sen bulursun!
Carmen: İşte vakayı çözebilecek şey! Uydunun ölçekli bir modeli! Hadi hemen üstünden parmak izi alalım!

İncele: Uydu Modeli.
Carmen: İyi işti <İsim>! O ölçekli uydu modelinden parmak izi almayı başardın. Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Parmak İzleri.
Lars Douglas: Hey millet! Bana gönderdiğiniz o mini uydu süpermiş! Üçüzleri tekrar gördüğümde onlara da göstereeğim. Bu ara uzay, ilgi alanları!
Lars: Neyse, eminim modeldeki parmak izlerinin kime ait olduğunu tahmin edemezsiniz!
Carmen: ...İşte tam da bu sebepten ötürü sana gönderdik Lars. Tahmin etmek zorunda kalmayalım diye!
Lars: Parmak izleri Asal'a ait!
Carmen: BİLİYORDUM <İsim>! Asal'ın bir dümenler çevirdiğini biliyordum! Bunca yolu sırf Jack için gelmediğinden adım gibi emindim.
Carmen: Doğru dedin. Hanımefendi ata bindiğinden bahsetmişti. Tıpkı katil gibi!
Carmen: Derhal gidip Asal'a bize uydu fabrikasından neden bahsetmediğini sormalıyız!

Asal Havvaa'yı gizli uydu fabrikası hakkında sorgula.
Carmen: Han Dağı'nın altında bulduğumuz uydu modelinde parmak izlerini bulduk Asal. Neden bize SOMBRA'nın fabrikasının yerini bildiğini söylemedin?
Asal Havvaa: Yalan söylemedim ya, sadece gerçeğin bir kısmını söyledim. Her neyse, ben Mossad adına çalışıyorum <Rütbe> <İsim>, Büro adına değil.
Asal: Mossad, bölgeye sıra dışı bileşenlerin nakledildiğini öğrendi... Burada görmeyi bekleyemeceğin türde bileşenler.
Asal: Araştırmak için de beni gönderdiler!
Carmen: Peki "araştırman", ikinci bir cinayeti de içeriyor mu? Büro'nun gözünün önünde birisini öldürdüğünü daha unutmadık!
Asal: Hadi ama <Rütbe> <İsim>. Kılıç kullanmada iyi eğitimli olabilirim ama cinayet için daha çağdaş bir yaklaşımı tercih ederim.
Asal: Her neyse, sizin de gördüğünüz üzere fabrika bomboştu.
Carmen: Biliyor musun Asal? Jack'i parmağında oynatıyor olabilirsin ama bizi oynatamazsın. Gözümüz üstünde olacak!

İncele: Alet Çantası.
Carmen: Alet çantasının içinde ne buldun <İsim>? Bir tür evrak mı?
Carmen: Kurbanın uydu fabrikası turu için yazdığı bir tür gizlilik sözleşmesine benziyor...
Carmen: Bak! Altında Yelena'nın imzası var! Demek gizli fabrikadan haberdarmış!
Carmen: Yani Andrey'in Moğolistan'da ne işi olduğunu bilmediği konusunda bize yalan söylemiş! O kozmonot özentisinin açıklaması gereken şeyler var <İsim>. Derhal onunla konuşmalıyız!

Yelena Tereşkova'ya fabrikada ne gördüğünü sor.
Carmen: Oyun bitti Bayan Tereşkova. Kurbanla birlikte Han Dağı'nın altındaki fabrikayı ziyaret ettiğinizi biliyoruz. <Rütbe> <İsim>, imzaladığınız gizlilik sözleşmesini buldu!
Yelena Tereşkova: Bela aramıyorum <Rütbe> <İsim>. Sadece söylemeyi gerek görmedim.
Yelena: Dediğim gibi, COSMORUS beni reddettikten sonra tatil için Moğolistan'a geldim. Bir de ata binmek için! Başarısız bir kozmonot olmam en azından atların umurunda değil. Atlar yargılamaz!
Yelena: Ama Andrey öyle değil. Beni fabrikasına götürerek hava atmakta ısrar etti.
Carmen: Peki orada uydu var mıydı? Varsa da yapım aşamasında mıydı?
Yelena: Bilmiyorum. Andrey bana bütün odaları göstermedi, neden orayı gezdirmek istediğini bile anlamıyorum!
Yelena: Her neyse, beni ilgilendiren uydular değil. Uyduyla uzaya çıkamazsınız! Benim istediğim şey uzaya gitmek!

Daha sonra, tekrar merkezde...
Carmen: Bir özete ihtiyacım var <İsim>. Elimizde ölü bir uydu mühendisi ve Han Dağı'nın altında gizli bir SOMBRA fabrikası var.
Carmen: Asal ve Yelena'nın fabrikayı ziyaret ettiklerini biliyoruz ve Asal'ın, insan öldürme konusunda pek temiz bir sicili olduğu söylenemez. Mossad ona bir suikast emri daha vermiş olmasın?
Carmen: Ayrıca SOMBRA'nın inşa edeceği bu uydudan da bir iz olmaması beni endişelendiriyor. Ya henüz başlamadılar ya da proje, tahmin ettiğimizden çok daha ileri bir aşamada.
Carmen: Daha fazla ipucuna ihtiyacımız var <İsim>, hem de hemen!
Carmen: Haklısın <İsim>. Buralarda insanların takılabilecekleri tek yer restoran. Kurban orada daha kim bilir kimlerle karşılaştı! Hadi gidelim!

İncele: Moğol Izgarası.
Carmen: Allah rızası için bir şey buldum de <İsim>! SOMBRA'nın planlarının hangi aşamada olduğunu öğrenmemiz için bu cinayeti çözmeye o kadar ihtiyacımız var ki!
Carmen: Kilitli bir çanta mı? Pekala, bu gayet şüpheli işte! Hemen kilidini açsak iyi olur!
Carmen: Ayrıca şu eyerin üstünde "A.B." baş harfleri var; yani bu eyer, kurbana ait olmalı!
Carmen: Haklısın, eyerin üstünde terli bir el izi var. Örnek alma şerefini sana bırakıyorum.
Carmen: Bu kırık parçalar da birleştirmedikçe bir işe yaramaz! Hadi iş başına <İsim>!

İncele: Kilitli Çanta.
Carmen: Oha! Böyle bir tabanca, Moğolistan'ın ortasındaki bir restorana nasıl gelmiş?!
Carmen: Bu konuda bize ancak Jonah yardım edebilir! Hadi bu tabancayı ona gönderelim!

Analiz et: Tabanca.
Carmen: Seni gördüğüme sevindim Jonah. Bunun tam senlik bir iş olduğunu biliyordum! <İsim> ile sana gönderdiğimiz silahta ne buldun?
Jonah Karam: Restoranda bulduğunuz silah bir MP-443 Graç. Rus iç güvenliğinin ve dış istihbarat servisi MGB'nin standart silahı.
Jonah: Silahın kabzasını inceledim ve yıpranan kısımdan yola çıkarak bunun kadın bir ajana ait olduğunu söyleyebilirim.
Carmen: Sırf kadınların elleri küçük diye mi? Bu biraz fazla cinsiyetçi bir yaklaşım Jonah, senin için bile! Ama neyse...
Jonah: Ben sadece gördüğümü söylüyorum. Ayrıca namludaki yıpranma da oldukça sık kullanıldığını gösteriyor. Sahibi büyük olasılıkla tetik delisi biri...
Carmen: Tetik delisi kadın bir MGB ajanı. Tanıdık geldi mi <İsim>?
Carmen: Doğru! O MGB ajanı Anya İvanova. Kendisiyle Moskova'da karşılaşmıştın!
Carmen: COSMORUS'taki köstebeği ondan önce ifşa ettiğin için köpürmemiş miydi? Eminim seni görünce havalara uçacak <İsim>... Hadi Anya'yla konuşalım!

Anya İvanova'ya Moğolistan'da ne aradığını sor.
Carmen: Bayn İvanova, Moğolistan, bir MGB ajanı için alışılmadık bir yer. Acaba burada ne işiniz olduğundan bahsedebilir misiniz?
Anya İvanova: Sizi ilgilendirmez gerçi ama, MGB beni buraya gönderdi... Görünüşe göre Moskovadaki çalışmamdan "pek hoşnut kalmamışlar".
Anya: Ve hepsi de <Rütbe> <İsim>'in sayesinde! Sağ olsun Darya Çernova'nın COSMORUS bilgilerini SOMBRA'ya sızdırdığını ortaya çıkararak beni rezil etti!
Anya: Şimdi de yaklar ve atlardan başka gözetlenecek bir şeyin olmadığı Moğolistan'a tıkılıp kaldım!
Anya: Buradaki her kız gibi ata binmeyi severim de, ben daha çok aksiyonun içinde olmak istiyorum! Bunca yıl, ölümcül kılıç kullanma sanatını Moğolistan'ın kırlarına sürülmek için öğrenmedim!
Carmen: Kılıç kullanmaktan bahsetmen tam isabet oldu; bizim de elimizde kılıçla ikiye kesilmiş bir kurban var!
Anya: Çoğu insan kılıç kullanmayı bilir. Şimdi müsaadenle <Rütbe> <İsim>, izlemem gereken şüpheli bir yak var da.

İncele: Eyer.
Carmen: Kurbanın eyerindeki o teri toplayarak iyi iş çıkardın <İsim>. Hadi bunu mikroskopa sokalım!

İncele: Ter.
Carmen: Kurbanın eyerinde bulduğun ter hakkında mikroskop raporu ne diyor <İsim>?
Carmen: Demen DNA bir kadına ait...
Carmen: Şansa gel! Veri tabanında bir eşleşme var!
Carmen: DNA, 53 yaşında, yerli bir at yetiştiricisi olan Tsetseg'e ait.
Carmen: Doğru dedin <İsim>. Yeni Tsetseg'de katil gibi ata biniyor! Kurbanla bağlantılı olduğu da ortada; hemen onu sorgulasak iyi olur!

Tsetseg'e kurbanla ilişkisini sor.
Tsetseg: Ne istiyorsunuz? Ata binme dersi için geldiyseniz yarın gelin gari!
Carmen: <Rütbe> <İsim>, size Andrey Beloglazov cinayetini sormak için geldi.Andrey'in eyerinin üstünde el izinizi bulduk...
Tsetseg: Cinayet mi? Demek Andrey bu yüzden bu sabahki dersine gelmedi.
Carmen: Kurbanı yakından tanır mıydınız? Birileri tarafından tehdit edildiğinden veya tehlikede olduğundan bahsetmiş miydi hiç?
Tsetseg: Buralara çok yabancı uğrar. Hepsine burada ne aradıklarını sormam!
Tsetseg: Şimdi müsaadenizle kılıcımı bileyeceğim. Buralarda her kadın kendini savunabilmeli!

İncele: Kırık Parçalar.
Carmen: Hay kunduzlar kovalayasıca, birleştirdiğin o maske altıma ettirdi resmen <İsim>!
Carmen: Haklısın, maskede kan var! Acaba Lars bundan ne çıkaracak?

Analiz et: Moğol Maskesi.
Lars: HIRRRR!!
Carmen: Aaay!
Carmen: Lars Douglas, DERHAL o maskeyi çıkar! Kanıtla oyun oynanmaz!
Lars: Affedersin Carmen. Ama sence de acayip değil mi?
Lars: Üzerindeki kan kurbana ait. Ama maskenin kendisi bayağı ilgimi çekti, bende bu yüzden...
Carmen: Sakın aklımdan geçeni söyleme...
Armand Dupont: Ve tekrar birlikteyiz, mes chers amis! Gerçek bir Moğol şaheseri ile karşı karşıyayız!
Dupont: Bu sanat eseri, kültürel önemi büyük bir geleneksel dans maskesidir. Ama ne yazık ki, kültürel önemi büyük olan her şey gibi, artık turistik eşya olarak satılmakta.
Dupont: Maske, "Kılıç Kuşanan" adıyla anılan Savaş Tanrısı'nın hizmetkarlarından birini betimliyor.
Dupont: Sizin kurban da kılıçla öldürüldüğüne göre, bu maskenin katile ait olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz!
Carmen: Görüneni belirttiğin için eyvallah Dupont: üzerinde kurbanın kanı var zaten! Lars, bize başka söyleyebileceğin bir şey var mı?
Lars: Aslında var! Maskede tuzlu çay izlerine rastladım. Tadına alışmak zordur ama buralarda pek sevilir.
Carmen: O zaman katilin tuzlu çay içtiğini biliyoruz! Bence şimdilik tadını çıkarmaya devam etsin <İsim>!

Daha sonra, genel merkezde...
Şef Ripley: Şüphelilerin ikisinin SOMBRA'nın uydu fabrikasının yerini bildiğini mi söylüyorsun <Rütbe> <İsim>?!
Carmen: Önemli olan onu bulmuş olmamız. Her neyse, beni asıl endişelendiren ise Anya'nın ortaya çıkması! Şahsen ben MGB'nin onu buraya gönderdiği yalanına inamıyorum.
Carmen: Keşke iki casusla birden uğraşıyor olmasaydık <İsim>! Bunun sonu olsa olsa...
Jack Archer: <İsim>, koş! Asal ve Anya...
Carmen: Jack, <İsim> ile senin kız arkadaşlarından daha ciddi meselelerimiz var!
Jack: Hayır, anlamıyorsun! Uydu fabrikasındalar ve birbirlerini vurmakla tehdit ediyorlar!

3. Bölüm

Şef Ripley: Şüphelilerin ikisinin SOMBRA'nın uydu fabrikasının yerini bildiğini mi söylüyorsun <Rütbe> <İsim>?!
Carmen: Önemli olan onu bulmuş olmamız. Her neyse, beni asıl endişelendiren ise Anya'nın ortaya çıkması! Şahsen ben MGB'nin onu buraya gönderdiği yalanına inamıyorum.
Carmen: Keşke iki casusla birden uğraşıyor olmasaydık...
Jack Archer: <İsim>, koş! Asal ve Anya...
Carmen: Jack, <İsim> ile senin kız arkadaşlarından daha ciddi meselelerimiz var!
Jack: Hayır, anlamıyorsun! Uydu fabrikasındalar ve birbirlerini vurmakla tehdit ediyorlar!
Jack: Gözünü seveyim yetiş <İsim>! Asal'ın vurulmasını yüreğim kaldırmaz! Hemen gitmemiz gerek!

-Kısa bir süre sonra, uydu fabrikasında...-
Asal Havvaa: Ajan İvanova, sana kaç kere daha söylemem gerek? İkimiz aynı taraftayız! Artık silahını indir!
Anya İvanova: Sana güvenmiyorum! Ayrıca burası artık benim suç mahallim, şimdi geri bas!
Carmen: İkinizde silahınızı indirin, hemde HEMEN! Bu suç mahallinin tek sorumlusu <Rütbe> <İsim>'dir!
Carmen: Jack, Asal'ı götür buradan. Kız arkadaşının soruşturmayı tehlikeye atmasına izin vermiyorum! <Rütbe> <İsim>'in yolundan çekilmesi kendi hayrına olur.
Carmen: Sana gelince Anya, açıklaman gereken pek çok şey var! <Rütbe> <İsim> birazdan seni sorgulayacak!
Carmen: İnanmakta güçlük çekiyorum <İsim>. Şüphelilerimizden kaçı daha fabrikanın yerini bildiğini söylemeyi unuttu acaba?!
Carmen: Doğru. Fabrikaya tekrar bakıp, birilerinin daha burada dolanıp dolanmadığını öğrenelim!

İncele: Robot Kolları.
Carmen: Yırtık parçalar mı buldun? Yapbozlara ayıracak vakit yok <İsim>, o yüzden bunu hemen yapıştır!
Carmen: Doğru dedin! Şu valizin üstünde kurbanın adının baş harfleri var. Acaba Moğolistan'dan ayrılmayı mı planlıyordu?
Carmen: Sence bu uydu projesinin tamamlandığı anlamına mı geliyor, yoksa Andrey'in kaçmaya çalıştığı anlamına mı? İkisi de SOMBRA'nın onu öldürmesi için yeterli birer sebep!
Carmen: Bunu öğrenmenin tek yolu var, o da valizinin içini karıştırmak!

Anya İvanova'yı fabrikada bulunması konusunda sorgula.
Carmen: SOMBRA'nın uydu fabrikasında ne işin var Anya? Ayrıca burayı nasıl buldun?! Bize yalan söylediğini biliyordum!
Anya İvanova: Elbette buraya SOMBRA'yı gözetlemeye geldim! Ben MGB'nin en sağlam ajanlarından biriyim. Beni buraya yakları izlemek için göndermediler ya!
Anya: Gözümüz bir süredir kurbanın üstündeydi. Yüksek vasıflı bir uydu mühendisinin gizemli bir biçimde iş için Moğolistan'a gelmesi alışılageldik bir olay değil. Bu yüzden de MGB beni onu izlemekle görevlendirdi.
Carmen: O zaman cinayeti görmüş olman gerek!
Anya: Şey, tam sayılmaz. Aslında... ııı... olay olurken tuzlu çay almaya gitmiştim. Sadece bir dakikalığına yerimde değildim!
Carmen: Görev sırasında böyle aptalca bir harekette bulunacağına inanmamızı mı bekliyorsun?
Anya: Yeteneklerimi mi sorguluyorsun <Rütbe> <İsim>?! Kıskanıyorum desene şuna. Keşke Büro'da benim gibi bir ajana sahip olma şansına erişse!
Carmen: <Rütbe> <İsim>, bu yeteneklerinin arasında SOMBRA mühendislerini öldürmenin de olduğunu ortaya çıkarırsa o zaman göreceğiz kim şanslı kim şanssız!

İncele: Yırtık Kağıt.
Carmen: Toparladığın o parçalar, Moğolistan'dan Moskova'ya bir uçak biletiymiş, üstelik de Andrey adına! Yani gerçekten de gitmeyi planlıyormuş!
Carmen: Biletin üstünde bir de mesaj var! Diyor ki: "Lütfen beni terk etme, seni seviyorum!"
Carmen: Ona gitmemesi için yalvaran bu kişi bizim Batbayar olmalı... Sohbetin sonu ne oldu merak ediyorum.
Carmen: Öğrenmenin tek yolu var... Hadi Batbayar'la konuşalım!

Batbayar'a kurbanın gitme planlarını sor.
Carmen: Batbayar, <Rütbe> <İsim> Andrey'in uçak biletini buldu. Her şey güllük gülistanlık değil miydi?
Batbayar: Andrey benim için dünya demekti! Her şeyi birlikte yaoardık.
Batbayar: Sürekli beni kılıç kullanırken izlemeye gelir, daha sonra da sıcak bir fincan tuzlu çay getirirdi!
Batbayar: Sonsuza dek birlikte olacağımızı sanıyordum...
Batbayar: Ama ben onun için eğlenceden ibaretmişim meğersem! Burayı terk edip bir daha dönmemeyi planlıyormuş! Artık geriye bir tek atım kaldı...
Carmen: Eğer sırf senle ilişkisini kesti diye sen de Andrey'i ikiye kestiysen, <Rütbe> <İsim> bunu mutlaka ortaya çıkaracaktır!

İncele: Valiz.
Carmen: Oha! Andrey'in valizinde bulduğun o gömlek kanla kaplı!
Carmen: Bunu bir an önce Lars'a götürsek iyi olur!

Analiz et: Kovboy Gömleği.
Carmen: Allah'tan bu kez laboratuvar örneğini üstüne giymemişsin Lars.
Carmen: Kurbanın gömleğindeki kanın kime ait olduğunu bulabildin mi?
Lars Douglas: Asıl soru "kime" değil "neye" ait olduğu olacaktı. Gömleğin üstündeki kan, insan kanı değil...
Lars: At kanı!
Carmen: Andrey'in gömleğine at kanı nasıl bulaşmış olabilir ki <İsim>?
Carmen: Haklısın, bunu bilse bilse Tsetseg bilir! Hadi onunla tekrar konuşalım <İsim>!

Tsetseg'i kurbanın kanlı gömleği hakkında sorgula.
Tsetseg: Bu kez ne istiyorsunuz? Tuzlu çay içmekle meşgul olduğumu fark etmediniz mi?
Carmen: <Rütbe> <İsim> ile buraya, Andrey'in gömleklerinden birinde neden at kanı olduğunu bilip bilmediğinizi sormaya için geldik!
Tsetseg: Elbette biliyorum. En ödüllü atlarımdan birini o hırt herife ödünç vermiştim... Safkan bir Moğol aygırıydı!
Carmen: İçimde hikayenin iyi bitmeyeceğine dair bir his var...
Tsetseg: O anguta atı nereye süreceğine dikkat etmesini söylemiştim! Tabii Andrey efendi en iyisini kendisinin bildiğini sanıyordu!
Tsetseg: Atı Han Dağı'na çıkardı ama aşağıya indirecek deneyime sahip değildi. Aygırımı orada aç biilaç ölüme terk etti!
Carmen: O zaman dua edin de <Rütbe> <İsim>, intikam hırsıyla Andrey'i Han Dağı'nda ölüme terk ettiğinizi ortaya çıkarmasın!

Daha sonra...
Ripley: <Rütbe> <İsim>, Andrey'i kimin öldürdüğünü halen bulamadın ve SOMBRA'nın inşa ettiği iddia edilen uydudan da iz miz yok!
Ripley: Büro fabrikanın yerinin ifşa olmaması için uğraşıyor. Ama eğer MGB ile Mossad oradan haberdarsa, kısa bir süre sonra başka yabancı ajanların da oraya doluşacaklarından emin olabilirsin.
Ripley: Eğer Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu'nu durdurmak istiyorsak, bu vakayı bir an önce çözmeliyiz!
Ripley: Birileri geride kalan kanıtları süpürüp soruşturmayı tehlikeye atmadan Han Dağı'na tekrar gitmelisin!

İncele: Fabrika Girişi.
Carmen: Çalıyı mı aramak istiyorsun <İsim>? Valla kararını sorgulamayacağım bile. Çünkü zaman yok!
Carmen: Bulduğun şu el, diğerlerinin arasında tek kırık olanı... Diğer bütün heykellerin elinde birer kılıç var. Sence katil, cinayet silahını şu kırık heykelden almış olabilir mi?
Carmen: O zaman aradığımız ipucu bu olabilir! Hemen heykel elinin üzerindeki şu pullardan bir örnek al!

İncele: Çalı.
Carmen: Bu termos kupa çalının içine nasıl girmiş <İsim>?! Haklısın, bunda bir mantıksızlık var. Hemen bunu Lars'a yetiştirelim!

Analiz et: Termos Kupa.
Lars: Gençler, size harika bir şakam var! Alo.
Carmen: Bu saçmalığın bir parçası olmayı reddediyorum Lars.
Lars: Ben de kendi kendime yaparım o zaman. Alo.
Lars: Efendim?
Lars: Sana çayın selamı var.
Lars: Hangi çay?
Lars: İç bir fincan tuzlu çay!
Carmen: .....
Lars: Jack'i özledim ben.
Carmen: O zaman Termos kupada tuzlu çay izleri bulduğunu varsayıyorum?
Lars: Aynen! Yani kesinlikle katile ait. Ama bir de ne buldum dersiniz? Termosun ağzında tükürük de vardı!
Lars: Sadece kısmi bir DNA örneği alabildim...
Lars: Ama katilin kahverengi gözlü olduğunu söyleyebilirim!
Carmen: O zaman bu kahverengi gözlü katile yakında kelepçeyi takıyoruz <İsim>!

İncele: Heykel Eli.
Carmen: Cinayet mahallinde bulduğun heykel elindeki pullardan bir örnek almayı başardın! Hadi derhal bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Bilinmeyen Pullar.
Carmen: Hadi Lars, <İsim> ile bulduğumuz heykel elinin üstündeki pullar hakkında bize ne söyleyebilirsin?
Lars: Sonuçlarımın soruşturmaya yardım eli uzatacağını söyleyebilirim. Çaktınız? El uzatacak!
Carmen: Lars, ne bulduğunu bir an önce söylemezsen elimi suratına doğru uzatacağım!
Lars: Peki. Pullar deri hücreleriymiş. Oldukça zarar görmüşler ama kromozomları ayrıştırmayı başardım...
Lars: Ve katilin bir kadın olduğunu doğrulayabilirim!
Carmen: O zaman kadın bir katil arıyoruz <İsim>. Yakında turuncu tulumu giyeceğinden emin olabiliriz!

Carmen: Andrey Beloglazov'un katilini tutuklamak için gereken tüm kanıtları topladık <İsim>. Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Carmen: Tsetseg, <Rütbe> <İsim> seni Andrey Beloglazov cinayetinden ötürü tutukluyor.
Tsetseg: İnsanları öldürmekten daha mühim işlerim var <Rütbe> <İsim>. Atlar kendi kendine bakmaz hani!
Carmen: Bu yüzden mi Andrey'i, sadece kılıç kullanmayı bilen birisinin yapabileceği şekilde ortadan ikiye ayırdın? Atını ölüme terk ettiği için mi?
Tsetseg: Komik olmayın. Ayrıca kılıç kullanma buranın bir yerde milli sporudur.
Carmen: Peki <Rütbe> <İsim> ile bulduğumuz, Andrey'i öldürürken taktığın maskenin üstündeki tuzlu çay izlerine ne diyeceksin?
Tsetseg: O maskeleri burada bütün turistler satın alıyor... Ayrıca tuzlu çay içen tek kişi de ben değilim!
Carmen: Kes şunu Tsetseg! Cinayet mahallinde kırdığın heykelin elinde DNA'nı bulduk!
Tsetseg: Allah kahretsin! Ne zamandır bu işleri yapmaya yapmaya sonunda sakarlaşmışım. Eskiden böyle hatalar yapmazdım!
Carmen: "Eskiden" derken? İşlediğin ilk cinayet değil miydi bu?!
Tsetseg: Tabii ki değil. En iyi günlerimde dünyanın bir numaralı kiralık katiliydim. Tek kuralım vardı: "Kadınlar, çocuklar ve atlar hariç".
Carmen: Nasıl ya? SEN bir kiralık katil miydin?
Tsetseg: Hala da öyleyim! Emekliye ayrılıp aile ahırına odaklanmadan önceki son işimdi bu.
Tsetseg: SOMBRA "yarım kalmış işleri bitirmek" için Andrey'i bitirmemi istediğinde mal gibi kabul ettim. Dur deyince durmasını bilmeliydim!
Carmen: Andrey'i öldürten SOMBRA'mıydı?! Ama... Andrey onlara çalışıyordu!
Carmen: Eğer onu yarım kalmış iş olarak gördülerse SOMBRA'yla işi bitmiş demektir. Bu da uydunun yapımının tamamlandığı anlamına mı geliyor yani?!
Tsetseg: Ben... Bunu ağzımdan kaçırmamalıydım! Hay dilimi eşek arısı sokasıca! Daha fazla konuşmayacağım!
Carmen: İstediğin kadar konuşmayı reddet, yine de tutuklusun!

Yargıç Adaku: Tsetseg, Andrey Beloglazov'u... ikiye keserek öldürmekle suçlanıyorsun.
Adaku: Yani herifin biletini "kesmişsin". Savunman nedir?
Tsetseg: Suçluyum Sayın Yargıç. Ama ağzımdan bir söz daha alamazsınız! Zaten çok fazla şey söyledim.
Adaku: Öyle olsun. Eğer bize SOMBRA hakkında bilgi verseydin cezanda indirime gidebilirdim. Ama bu sonuca göre Uluslararası Mahkeme seni 30 yıl hapis cezasına mahkum ediyor!
Tsetseg: Eğer son işimden sonra emekliye çıkmış olsaydım atlarımla birlikte mutlu mesut yaşıyor olacaktım. Ama yok, son bir macera hevesi yaktı beni!

Ripley: <Rütbe> <İsim>, Tsetseg'i parmaklıklar ardına gönderdin ama şimdi elimizde daha mühim bir mesele var.
Ripley: Eğer SOMBRA, yarım kalan işleri bitirmek için Andrey'i öldürdüyse Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu, sandığımızdan daha da ilerlemiş olmalı!
Ripley: Uydunun çoktan inşa edilmiş olduğunu varsaymak zorundayız...
Ripley: Yani SOMBRA, tekrar bizden bir adım önde!
Ripley: Bu durumda bir an önce uyduyu tam olarak nereye götürdüklerini bulmaktan başka çaremiz yok. Eğer SOMBRA, uyduyu fırlatmayı başarırsa tüm dünyanın elektronik yapısı tehlikeye girecek!
Ripley: Dünyanın kaderi senin elinde <Rütbe> <İsim>. O uyduyu bulmalısın!

Karanlık Yaklaşıyor 5

Şef Ripley: Ayık ol <Rütbe> <İsim>! Andrey Beloglazov'un katilini içeriye tıkmış olabilirsin ama ense yapacak zamanımız yok.
Ripley: Her şey SOMBRA'nın uyduyu tamamladığına işaret ediyor, bu da Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu'nu her an yürürlüğe koyabilecekleri anlamına gelir!
Ripley: SOMBRA'nın uyduyu fırlatmasını önlemek istiyorsak uydunun tam olarak nereye gittiğini bulmamız şart!
Carmen Martinez: İpucu bulmak için uydu fabrikasından iyi yer mi var? Hadi gidelim <İsim>!
Ingrid Bjorn: Bir saniye <İsim>! Asal seninle konuşmak için sorgu odasında bekliyor.
Ingrid: Bence Jack'i yanına al... Sevgi arsızı fino köpekleri gibi ofiste dolanıp durmasın da ne yaparsa yapsın.
Ingrid: Sana güveniyoruz <İsim>. SOMBRA'nın planlarını durdurabilecek birisi varsa o da sensin!

Asal Havvaa'ya ne istediğini sor.
(Asal ile konuşmadan önce)
Jack Archer: <İsim>, şu Asal'ın birisini öldürme meselesini kafana taktığını biliyorum ama onun güvenilir biri olduğuna kefilim! Bakalım ne diyecek.
(Konuşma sırasında)
Asal Havvaa: Beni görmeyi kabul ettiğin için teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Bana güvenmediğinin farkındayım, ama şunu bil ki Jack'i seviyorum ve onu tehlikeye atacak her şeyden sakınırım!
Jack: Ayy, beni utandırıyorsun tatlişim!
Asal: Her neyse, madem ki ipucu paslaşması yapıyoruz, gözünüz Anya'nın üzerinde olsa iyi olur! Sanki biraz... dengesiz gibi davranıyor.
Asal: Az önce restoranda erişte kasesina bakıp sinirli bir şekilde kendi kendine bir şeyler mırıldandığını gördüm! Bir şeyler çevirdiğinden eminim!
Asal: Onu kendim soruştururdum ama Mossad beni başka bir göreve atadı, bu yüzden bu gece gidiyorum. İşte soruşturmanıza maddi destek olması için yeteri kadar para!
Jack: Merak etme elmalı turtam, Anya'nın ne işler çevirdiğini bulacağız! Bu akşam veda randevumuzda görüşürüz! Hadi bizde restorana gidelim <İsim>!

İncele: Restoran Salonu.
Jack: Yapma <İsim>. Asal'ın Anya'nın yemeğiyle konuştuğunu söylediğini biliyorum da cidden sığır etli erişte kasesinin içine bir şey düşürdüğünü düşünüyor olamazsın, değil mi?
Jack: Kaseyi sen aldığına göre, doğal olarak arayan da sen olmalısın!

İncele: Sığır Etli Erişte.
Jack: Sığır etli eriştenin içinde bulduğun o şeyde neyin nesidir <İsim>?
Jack: Mikrofilm mi? Hah! Gördün? Asal'ın bir şey yakaladığını biliyordum! Bunu bizim küçük ustaya gönderip içinde ne olduğunu öğrenelim!

Analiz et: Mikrofilm.
Elliot Clayton: Bana gönderdiğin bu mikrofilm pek hoşmuş <İsim>! Kim böyle antika bir şeyin bu kadar ilginç olacağını düşünürdü ki?
Elliot: Ama asıl ilginç olan ise mikrofilmin içinde MGB'den bir mesaj olması!
Jack: MGB'den mi? Demek hakikaten de mikrofilmi eriştenin içine atan Anya'ydı! Ne diyor peki?
Elliot: Diyor ki: "Ajan İvanova, derhal Moskova'ya dönmen emrediliyor. Bu görev için yetki verilmedi ve bu mesajı göz ardı edersen derhal ihraç edileceksin."
Jack: Yani Anya, izinsiz bir görevde miymiş?! Elimizde serseri bir MGB ajanı var <İsim>! Hemen onu sorgulayalım!

Anya İvanova'yı MGB'den gelen mesaj hakkında sorgula.
Jack: Moğolistan'da asıl bulunma sebebini bize niye en başından söylemedin Anya? Çünkü MGB'de bu konuda en az bizim kadar habersiz görünüyor!
Anya İvanova: Ah, mikrofilmi buldun demek <Rütbe> <İsim>...
Anya: Eee, n'olmuş yani?! Tamam, beni buraya MGB göndermedi!
Anya: Sürekli SOMBRA soruşturmamdan vazgeçmem için baskı yapıyorlar, ama <Rütbe> <İsim>'in beni bir kez daha ezmesine müsaade ETMİYORUM!
Anya: Eğer SOMBRA'yı alt edebilirsem Moskova'daki sakarlığımı affetmişmiş olacağım! Tekrar ciddiye alınmak için ne gerekirse yaparım!
Jack: O zaman <Rütbe> <İsim> ile yolumuzdan çekilsen iyi olur, çünkü şu anda yaptığın tek şey SOMBRA'yı yakalamamıza mani olmak!
Anya: Tehditlerin bana sökmez <Rütbe> <İsim>. Şimdi alın bunu ve peşimi de bırakın. Çökertmem gereken uluslararası bir çete var da!

İncele: Uydu Fabrikası.
Carmen: Eğer SOMBRA gerçekten de uyduyu inşa etmişse onu her an fırlatabilir <İsim>! O yüzden eğer o kasanın içinde ipucu olduğunu düşünüyorsan hemen aç derim!

İncele: Kilitli Kasa.
Carmen: Aldığın o kasanın içinde COSMORUS giriş kartları varmış!
Carmen: İyi de bu fabrika SOMBRA'nın! COSMORUS giriş kartlarının burada ne işi olabilir ki?
Carmen: Bu COSMORUS'u feci şekilde şüpheli yapıyor <İsim>! Belki de birilerinin içeriden SOMBRA'ya yardım ettiğini düşünmekle haklıydık.
Carmen: Nataşa'nın yardımcı olacağını pek sanmıyorum gerçi. Artık bizimle hiçbir şey yapmak istemediğini açıkça belirtti.
Carmen: Ama Elliot bize bu giriş kartları hakkında bilmek istediğimiz her şeyi söyleyebilir! Hadi bu kasayı ona gönderelim!

Analiz et: Açık Kasa.
Elliot: Gençler, SOMBRA'nın fabrikasında bulduğunuz giriş kartları meğersem COSMORUS'a ait değilmiş!
Carmen: Nasıl yani? Bunlar çakma COSMORUS kartları mı?
Elliot: Aynen öyle! Üzerilerindeki algoritmayı inceledim ve sahte olduğunu fark ettim!
Elliot: SOMBRA üyeleri bu kartlarla kendilerini COSMORUS çalışanı gibi göstererek COSMORUS fırlatma sahalarından birine girmeyi planlıyor olmalı!
Carmen: Ama hangisine? Sonuçta COSMORUS'un bir tane fırlatma sahası yok ki! Hepsini kontrol etmeye vaktimiz yok!
Carmen: Uyduyu hangi fırlatma sahasına naklettiklerini bulmamız lazım <İsim>, hem de hemen.
Elliot: Deme ya! Eğer SOMBRA, o şeyi yörüngeye sokmayı başarırsa her şeyi ele geçirmeleri hiç uzun sürmez... Tek düğmeye basarak tüm varlığımızı bile değiştirebilirler!
Carmen: Haklısın <İsim>, bize yardım edebilecek biri varsa o da Yelena! Hemen onunla konuşalım!

Yelena Tereşkova'ya COSMORUS'un fırlatma sahaları hakkında ne bildiğini sor.
Carmen: Yelena, COSMORUS fırlatma sahalarından birine sızılacağına dair istihbarat aldık.
Carmen: Andrey Beloglazov'un sana uyduyu göstermediğini biliyoruz, ama nereye göndermiş olabileceği hakkında bir fikrin var mı?
Yelena Tereşkova: Şimdi bahsettin de <Rütbe> <İsim>, Andrey'i bir keresinde Han Dağı'nın orada nakliyat konusunda biriyle tartışmasını duymuştum.
Yelena: Başta dikkatimi çekmedi. Uzay gemisi olmadıkça umurumda olmaz.
Yelena: Neyse <Rütbe> <İsim>. Bakın ne diyorum: Birlikte hamburger yiyelim, ben de size uzaya çıkmak için ne kadar uzun zamandır beklediğimi anlatayım!
(Yelena ile konuştuktan sonra)
Carmen: Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? Eğer Andrey, Han Dağı'nda bir nakliye hakkında tartışmışsa derhal oraya gitmeliyiz!

İncele: Cengiz Han Heykeli.
Carmen: Şu yırtık kağıt deminden beridir aradığımız ipucu olabilir <İsim>! Hemen bunu toparlasan iyi olur!

İncele: Yırtık Kağıt.
Carmen: Tombala <İsim>! Bu şey açıkça bir teslimat belgesi...
Carmen: Üstelik de uydu nakliyatı için!
Carmen: Kötü haber: bu, uydunun çoktan inşa edilmiş olduğunu kanıtlıyor.
Carmen: İyi haber ise; artık uydunun Kazakistan'daki COSMORUS fırlatma sahasına gittiğini biliyoruz!
Carmen: Belge açıkça, SOMBRA'nın uyduyu sahaya sokabilmesi için sanki COSMORUS tarafından gönderiliyormuş gibi hazırlanmış!
Carmen: <İsim>, Nataşa'nın bize güvenip güvenmediği umurumda değil, ona haber vermemiz gerek! Artık bunu sadece o durdurabilir!
Carmen: ...Hay bin kunduz <İsim>! Nataşa telefona çıkmıyor!
Carmen: Ama burada oturup SOMBRA'nın uyduyu fırlatmasını bekleyemeyiz!
Carmen: Evet, Elliot bize yardım edebilir! Hadi hemen onunla konuşalım!

Elliot'tan uydunun fırlatılmasını durdurmak için yardım iste.
Carmen: İşte şimdi parlama zamanı evlat! <İsim>, SOMBRA'nın uyduyu Kazakistan'a gönderdiğini öğrendi!
Elliot: O-oo. Bu hiç iyi olmadı işte! Sadece ne yapmam gerektiğini söyleyin!
Carmen: Nataşa telefonlara çıkmıyor ve üst düzey güvenlikli bir COSMORUS fırlatma sahasına elimizi kolumuzu sallaya sallaya girip her şeyi durdurmalarını emredemeyiz!
Carmen: Fırlatmayı önleyebilmemiz için üst düzey güvenlik iznine ihtiyacımız var. Bir şeyler yapabilir misin?
Elliot: Kiminle konuştuğunu unuttun galiba <İsim>? Bana bir saat verin, ben de size güvenlik izninizi vereyim.
Elliot: Her zaman yaptığım şeyi yapacağım... Yani COSMORUS'un güvenlik sistemini hekleyeceğim!

Daha sonra, merkezde...
Ripley: <Rütbe> <İsim>, SOMBRA çoktan uydusunu inşa etmiş ve uydu şu anda Kazakistan yolunda!
Ripley: Halen Nataşa'ya ulaşıp SOMBRA'nın, COSMORUS'un tesislerine sızdığını söyleyemedim. Ama sorun değil.
Ripley: Elliot COSMORUS'un güvenlik sistemini kırıp güvenlik iznini çıkarmayı başardı, bu yüzden artık kimse fırlatma sahasına girmene engel olamaz.
Ripley: Eğer fırlatmayı engelleyip Karanlık Yaklaşıyor Operasyonu'nu durdurmak istiyorsak, ya şimdi ya hiç <Rütbe> <İsim>.
Ripley: Onun için rolüne hazırlan ve eşyalarını topla, çünkü derhal Kazakistan'a gidiyorsun!

Also on Fandom

Random Wiki