Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Kanlı Bollywood/Diyaloglar

< Kanlı Bollywood

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Kanlıbollywood.png

Bollywood'da...
Jack Archer: Ulan ne zamandır bu tatili bekliyordum be <İsim>! Deprem, tsunami ve salgınla boğuştuktan sonra sağlam bir ense tatilini hak ettik bence!
Şef Ripley: İlk defa sana hak veriyorum Archer. SOMBRA halen sessiz ve Elliot da O.M. Medilab'ın kuyruğunda ama onları yakalamak için iyi dinlenmiş olmamız gerek.
Jack: Bir film setini ziyaret etmekten daha gevşetici ne olabilir sence <İsim>?
Jack: Buranın yakınında bir yerde "Büyük Şaşırtmaca" adlı yeni bir Bollywood filmi çekiliyor ve yönetmen de bize seti gezdirmeyi kabul etti!
Jack: Yalnız şöyle bir durum var, Lars Bangalor'da hastalandığından beridir iyi değil. Senin de sıkılmanı istemiyorum...
Jack: Onun yerine yanına Carmen'i almaya ne dersin <İsim>?
Carmen Martinez: Neden olmasın <İsim>? Çılgın dansları severim. Ayrıca kız kardeşim de büyük bir Bollywood hayranıdır! Hadi film setine gidelim!

1. Bölüm

İncele: Bollywood Sahnesi.
Carmen Martinez: <İsim>, şu ceset... Dekor değil, değil mi?
Carmen: Bu zavallı kızcağız bildiğin dövülerek öldürülmüş! Nerede ulan bu yönetmen...
Gurvinder Chowdhury: Hoş geldin <Rütbe> <İsim>, hoş geldin...
Gurvinder: Anam, Priya mı bu? O... Ölmüş mü? Bu nasıl olur?
Carmen: Siz yönetmen olmalısınız. Lütfen kenarıya çekilin bayım. <Rütbe> <İsim> size birkaç soru soracak.
Carmen: Bu tatilin de burnumuzdan geleceğini tahmin etmeliydim. Neyse ki cinayeti çözmek namına bir ipucu bulmuşsun <İsim>. Umarım iyi bir şeydir!
Carmen: Notta diyor ki: "Günahlarını ancak ölüm iflah edebilir."
Carmen: "Ölüm" mü? Bu notta kurbandan bahsediyor olmalı!
Carmen: Haklısın, notun üzerinde bir tür madde var! Hadi bir örnek alalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Carmen: Pekala, kurban hakkında bize ne söyleyebilirsin Angela?
Angela Douglas: Buraya gelme sebebimizin ekipçe kafa dinlemek olduğunu sanıyordum <İsim>.
Angela: Hindistan'da yaşananlar beni fena yordu ve Lars'ın durumu... Pek eski Lars gibi değil. Halen şu guru hakkında konuşup duruyor!
Carmen: Angela, daha sonra bir şeyler içerken bunları konuşabiliriz istersen. Ama şu anda cinayeti çözmeye odaklanmamız gerek.
Angela: Pekala, kurban tahta bir aletle feci bir biçimde dövülmüş. Esas ölüm sebebi kafa tramvasından kaynaklanan kafa içi kanama.
Angela: Ayrıca Priya'nın kıyafetlerinde yağ lekeleri buldum. Yağı test ettim ve maun yağı olduğunu buldum.
Angela: Tüm Hint yarımadasında kullanılan bir yağdır bu... Çoğunlukla cilt ve saç bakım ürünü olarak kullanılsa da cüzzam ve tüberküloza kadar her şeyi tedavi ettiği söylebiniyor! Yüzlerce kullanım alanı var!
Angela: Ama hiçbir zaman kıyafetlere sürülmez. Ayrıca maun yağının kokusu oldukça ağırdır!
Carmen: Tamam... Peki Priya'nın cesedi neden yağla kaplanmış olabilir o zaman?
Angela: Maun yağı aynı zamanda yanıcı olmasıyla bilinir, yani katil muhtemelen cinayetten sonra kurbanı yakmak istemiş ama kaçmak zorunda kalmış olabilir.
Carmen: O zaman katilin maun yağı kullandığını biliyoruz! <İsim> ile bu yağlı katilin elimizden kayıp gitmesine müsaade etmeyeceğiz!

İncele: Lekeli Not.
Carmen: Katil tarafından bırakılan o nottaki maddeden bir örnek almışsın. Hadi buna mikroskop altında bakıp ne çıkacağını görelim!

İncele: Berrak Madde.
Carmen: Bakalım katilin cinayet mahallinde bıraktığı nottan aldığın maddenin mikroskop raporu ne diyor.
Carmen: Demek madde nehir suyuna aitmiş... Şu kirlilik seviyesine bak!
Armand Dupont: Birisi kirli nehir mi dedi mes amis? Ganj'dan bahsediyor olmalısınız!
Dupont: Kirlilik sorununa rağmen Ganj, Hinduların en kutsal saydığı nehirdir. Tanrıça Ganga adına ona tapılır ve Hindu mitolojisinde tüm kutsal suların somutlaşmış halidir.
Dupont: Hindular, ölülerinin küllerini kutsal suya daldırdıkları bir iayin yaparlar. Ayin, kişinin günahlarını iflah eder ve ruhun göğe yükselmesine vesile olur. Çok etkileyici, değil mi?
Carmen: "Günahların iflah olması" mı? Doğru dedin <İsim>! Bulduğun nottaki mesajda "Günahlarını ancak ölüm iflah edebilir" yazıyordu!
Carmen: O zaman katil Ganj nehrinden gelmiş olmalı! Hadi hemen orayı yoklayalım!

İncele: Ganj Pazarı.
Carmen: Hey, aldığın o afişte kurbanın imzası var! Acaba neyin reklamı bu. Pudra takımını getireyim de yazıyı açığa çıkar.
Carmen: Carmen: Bu kırık parçaların ne olduğunu bilmiyorum ama bunları birleştirirsek bize bir ipucu vereceğinden eminim.
Carmen: İnsanların Ganj'da kıyafetlerini yıkadıklarını duymuştum da, hakikaten katilin kirli çamaşırlarını o sepete atmış olabileceğini mi düşünüyorsun <İsim>?
Carmen: Tamam, tamam... Hemen köpürmene gerek yok! O sepeti aramak istiyorsan önünde durmuyorum. Hadi şu cinayeti kıralım!

İnceke: Silinmiş Afiş.
Carmen: Evet, afişteki metinde "Sandeep'in tuk tukları artık kaplan ve fil üzerinde. Gideceğiniz yere en havalı şekilde gidin!" yazıyor.
Carmen: Bir saniye, daha önce de Sandeep diye bir tuk tuk şoförünün adını duymamış mıydık?
Carmen: Doğru! Adını Bombay raporunda okumuştum!
Carmen: Eğer Priya afişi imzalamışsa, Sandeep'in tuk tukuna binmiş olmalı. Hadi ona kurbanı soralım!

Sandeep Sadhra'ya kurbanı gezdirip gezdirmediğini sor.
Sandeep Sadhra: Seni burada görmek ne hoş <Rütbe> <İsim>! Sonunda tuk tukuma binmeye mi karar verdin? Hayır mı? Kaplanı mı tercih edersin?
Carmen: Hayır, teşekkürler Bay Sadhra. <Rütbe> <İsim> ile size Priya Joshi'yi sormak için geldik. Onu gezdirdiğinizi hatırlıyor musunuz?
Sandeep: Evet, evet. Ne güzel kız ama! Onu film setine bıraktım ve bana imzasını verdi. Daha önce de dediğim gibi <Rütbe> <İsim>, ben her müşterimi hatırlarım. Özellikle de ünlü olacak olanları!
Sandeep: Biliyor musunuz, Priya büyük bir yıldız olacak! Ama yine de şık limuzin yerine benim eski tuk tukumu seçti. Alçak gönüllülük çok önemli bir niteliktir!
Carmen: Korkarım ki Priya artık tuk tukunuza binemeyecek... Çünkü öldürüldü!
Sandeep: Bayan Joshi öldürüldü mü?!
Sandeep: Bu çok üzücü <Rütbe> <İsim>. Ama Priya yerde yıldız olamayacaksa belki de gökteki yıldızlara katılmıştır!

İncele: Kırık Parçalar.
Carmen: Birleştirdiğin o parçalar bir anahtarlığa aitmiş <İsim>... Bak, üzerinde kurban var!
Sanjay Korrapati: Selam <Rütbe> <İsim>! Benim anahtarlığım o! Satın almak ister misin?
Sanjay: Ya da bir özçekim çubuğuna ne dersin? Meslektaşınla çok çok güzel fotoğraflar çekebilirsin!
Carmen: Sanjay?! Buralara nasıl geldin sen? <Rütbe> <İsim> birazdan seninle konuşacak evlat.

Sanjay Korrapati'ye Priya Joshi anaktarlığını sor.
Carmen: Priya Joshi'nin anahtarlığıyla ne yapıyordun Sanjay?
Sanjay Korrapati: Her türlü anahtarlığım var! Hepsi de farklı bir Bollywood yıldızı! Çok güzel hediyelikler! Sadece 85 rupi!
Carmen: Yeni Delhi'den bunca yolu sırf hediyelik eşya satmak için gelmiş olamazsın, değil mi?
Sanjay: Ah, hayır. Buraya yıldızları görmeye geldim <Rütbe> <İsim>! Büyüyünce bende tıpkı onlar gibi olacağım.
Sanjay: Günün birinde artık hediyelik eşya satmak veya fil turları vermek zorunda kalmayacağım! Kesevan'la zengin ve meşhur olacağız!
Carmen: Yıldızlığa yükselmek göründüğü kadar kolay değil Sanjay. Priya'yı sette öldürülmüş olarak bulduk!
Sanjay: Priya öldü mü? Çok yazık <Rütbe> <İsim>... O anahtarlığı almak istemediğinize emin misiniz?
Carmen: Hayır teşekkürler... Ve beladan uzak durmaya çalış evlat. <Rütbe> <İsim> seninle tekrar görüşmek isteyebilir.

İncele: Çamaşır Sepeti.
Carmen: Tamam, itiraf ediyorum. O çamaşır sepetinin içinde MP3 çalar bulacağını tahmin etmemiştim <İsim>.
Carmen: Baksana, bu şey kanla kaplı! Ekranı çatlamış gerçi, yani çalıştırmamızın imkanı yok.
Carmen: İyi dedin, ilk yapmamız gereken şey MP3 çaları Lars'a göndermek. O bu kanın kime ait olduğunu bulur!

Analiz et: MP3 Çalar.
Lars Douglas: Arkadaşlar, bana bir süre bir şey göndermeseniz? Guru'nun kitabında iyi bir yere geldim!
Carmen: Angela o şeyi okuduğunu biliyor mu? Her neyse, <İsim> ile sana gönderdiğimiz MP3 çalara baktın mı bari?
Lars: Evet. MP3 çaların üzerindeki kan kurbana ait.
Carmen: Peki... Başka bir şey söyleyebilir misin?
Lars: Hayır, sonra kitaba geri döndüm. Ama MP3 çaları Elliot'a pasladım.
Carmen: Pekala, umarım Elliot daha profesyonelce davranır...
Elliot Clayton: Birisi evinizin teknoloji dehasını mı çağırdı?
Carmen: Aynen öyle yaptık. Evlat, lütfen bize Lars'tan daha fazla bilgi verebileceğini söyle!
Elliot: Pekala, iyi haber şu ki ekranı tamir edip MP3 çaların cinayetten sonra kırılmış olduğunu belirledim. Yani katile ait olmalı!
Elliot: Kötü haber ise açtığımda her şey Hintçe yazıyordu. Bu yüzden başkasını çağırmak zorunda...
Carmen: Yapma bunu...
Armand Dupont: Yardımcı olabildiğim için minnettarım, genç Elliot! Tabii ki Hintçe'yi iyi biliyorum <İsim>.
Dupont: Bu yeni çıkmış müzik cihazında tek bir albüm varmış. Adı da Bollywood'un En İyi Hitleri!
Carmen: O zaman katilin Bollywood müzikleri dinlediğini biliyoruz! Onu yakaladığında kıvıra kıvıra kelepçelerden kaçışını izlemek isterim <İsim>!

Gurvinder Chowdhury'ye kurbanı sor.
Gurvinder Chowdhury: Bu cidden çok fena <Rütbe> <İsim>! Mahvolmuşun da ötesindeyim!
Carmen: Kaybınız için üzgünüz Bay Chowdhury. Kurbanla yakın mıydınız?
Gurvinder: Nasıl? Yok, pek sayılmaz. Priya'nın filmde ufak bir rolü vardı sadece.
Gurvinder: Asıl trajedi, bunun filmime olacak olan etkisi!
Gurvinder: Çoktan bütçenin üstüne çıktık ve takvimin gerisindeyiz! Priya'nın çekimlerin ortasında kendisini öldürmeyi becerdiğine inanamıyorum! Bu hiç profesyonelce değil!
Carmen: Bir saniye...
Gurvinder: Ayrıca taktığı küpeler hangi cehennemde? Kontratından daha pahalıydı o küpeler!
Gurvinder: Her neyse, ne zaman tekrar çekimlere başlayabiliriz <Rütbe> <İsim>? Gün sonuna kadar cesedi çıkarabilir misiniz?
Carmen: Senin o "ceset" dediğin hayattan koparılmış bir insan Bay Chowdhury! Ayrıca ne kadar sürerse sürsün, <Rütbe> <İsim> ile suçluyu bulana kadar rahat durmayacağız!

Tekrar merkezde...
Carmen: Şu ana kadar öğrendiklerimizi gözden geçirelim <İsim>. Sette dövülerek öldürülen, yıldızı parlamakta olan bir Bollywood aktrisi var. Cinayetin vahşice olması bir yana, birinin ona karşı ciddi bir garezi olmalı!
Carmen: Yönetmen de oyuncusunun sonundan çok filminin sonunu düşünüyor resmen!
Carmen: Ayrıca maun yağı kullanan ve Bollywood müzikleri dinleyen bir katilin peşinde olduğumuzu biliyoruz! Bu da herhangi birisi olabilir...
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>, az önce stüdyodan aradılar; tam bir felaket!
Carmen: Ne oldu?!
Ingrid: Cinayet mahallinden bir fil kaçmış!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Durumu özet geçelim <İsim>. Sette feci biçimde dövülerek öldürülen bir Bollywood aktrisi var...
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>, az önce stüdyodan aradılar; cinayet mahallinden bir fil kaçmış!
Carmen: Fil mi?! Bollywood'da işler böyle yürüyor demek...
Ingrid: Görünüşe bakılırsa geçtiği her yeri talan etmiş! Umarım mühim kanıtlardan biri zarar görmemiştir!
Ingrid: O fili bulmalısın <Rütbe> <İsim>. En son aldığımız duyuma göre saray bahçelerinde görülmüş. HADİ!

İncele: Saray Bahçeleri.
Carmen: Filin herhangi bir yaramazlık yaptığı falan yok <İsim>. Gayet paşa paşa oturuyor!
Carmen: Ayağının altındaki şu renkli çubuklar da neyin nesi? Bunlar kanla kaplı!
Carmen: Doğru dedin! Angela kurbanın tahta bir aletle dövüldüğünü söylemişti... Sence fil bu çubukları cinayet mahallinden getirmiş olabilir mi? Öğrenmek için Lars'a göndersek iyi olur.
Carmen: Şu karton makete bak. Kıyafetlerine bakılacak olursa bir kriket oyuncusu. Buralarda acayip rağbet görüyor bu herifler!
Carmen: Neyse, karton makette "Yılın en sağlam filmi Büyük Şaşırtmaca'nın başrolünde!" yazıyor.
Carmen: "Büyük Şaşırtmaca" mı? Kurbanın oynadığı filmin adı bu! O zaman bu adam Priya'yla çalışmış olmalı! Bakalım veri tabanından bir eşleşme bulabilecek miyiz <İsim>!
Carmen: O şekilli-şüküllü ödül heykeli de neyin nesi öyle? Altında "En İyi Başaktris" yazıyor ama isim kısmı silinmiş. Çözme işini sana bırakıyorum!

İncele: Tanınmayan Erkek.
Carmen: Demek karton maketteki kriket oyuncusunun adı Vikram Joshi'ymiş.
Carmen: Joshi mi? Bu isim fena halde tanıdık geliyor <İsim>...
Carmen: Doğru! Vikram Joshi, kurbanımız Priya Joshi ile aynı soyadını taşıyor!
Carmen: Akraba falan olmalılar. Hadi şu Vikram'la konuşalım!

Priya'nın ölümünü Vikram Joshi'ye bildir.
Carmen: Pardon beyim. Bay Joshi siz misiniz?
Vikram Joshi: Ta kendisi. Gelmiş geçmiş en iyi kriket oyuncusu!
Vikram: Fotoğraf çekinmek için oldukça uygun bir zamanda yakaladınız. Tam da saçlarıma maun yağı sürmüştüm. Çok iyi parlaklık veriyor, sizce de öyle değil mi?
Carmen: Aslında Bay Joshi, <Rütbe> <İsim> ile size Priya Joshi cinayetini sormak için buraya gelmiştik. Anladığımız kadarıyla sadece akraba olmakla kalmıyor, aynı zamanda aynı filmde rol alıyormuşsunuz.
Vikram: Haa... evet. Duydum. Priya benim uzaktan akrabam. Onu birkaç kez sette gördüm ama pek konuşmuşluğumuz yok.
Vikram: Kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Yardım etmek isterdim ama Priya'yı çok da iyi tanımıyordum. Neyse, soruşturmanızda size başarılar.

İncele: Ödül Heykeli.
Carmen: Bulduğun o ödül "Arsha Raju"ya verişmiş. Bu adı daha önce duymuştuk <İsim>!
Carmen: Evet <İsim>, Yeni Delhi'de tanıştığımız Bollywood aktrisi bu! Gene karşımıza çıkacağını biliyordum!
Carmen: Ve her iddiasına girerim ki Priya'nın oynadığı filmde başrol oyuncusuydu. Hadi Arsha'yla konuşalım!

Arsha Raju'ya cinayeti sor.
Arsha Raju: Her kimseniz, bir an önce çıkmanız gerek. Provayla meşgulum ve ardından maun yağı makyajımı yaptıracağım!
Carmen: Bizler Büro'dan geliyoruz Bayan Raju. Yeni Delhi'de karşılaşmıştık, hatırladınız?
Arsha: ...Hayır. Ne istiyorsunuz? Acele edin.
Carmen: <Rütbe> <İsim> ile yardımcı oyuncunuz Priya Joshi'nin cinayetini sormak için geldik.
Arsha: Kusura bakmayın, ama adını daha önce hiç duymadım. Başrol oyuncusunun setteki tüm ikinci sınıf figüranları tanımasını bekleyemezsiniz.
Arsha: Şimdi rica ediyorum gidin. Boş konuşmalarınız yüzünden Bollywood şarkımın provasını yapamıyorum.

Analiz et: Dandiya Çubukları.
Carmen: Lars, gözünü seveyim gurunun kitabını elinden düşürüp <İsim> ile sana gönderdiğimiz tahta çubuklara göz gezdirdiğini söyle.
Lars Douglas: Elbette. Çubukların üzerindeki kan kurbana ait. Bu da demek oluyor ki cinayet silahını buldunuz.
Carmen: Demek katilin kurbanı döverek öldürmek için kullandığı çubuklar bunlar! Bulduğun başka bir şeyler var mı peki?
Lars: Şey... Yok sanırsam. Bir de Dupont'a sor. Bak orada.
Carmen: Ciddi ciddi bizi başından mı savıyorsun? Lars...
Armand Dupont: Rebonjour <İsim>! Bu kadar haysiyetsizce bir biçimde kirletilmiş bu çubuklar aslında çok güzeller!
Dupont: Bunlar aslında Hindistan'ın Gucerat bölgesine ait olan Dandiya Raas adlı oyunda kullanılan çubuklar.
Dupont: Bu, erkek ve kadınların çubukları tutarak iki halka oluşturup oynadıkları bir halk oyunu. "Kılıç Dansı" denilen bu oyuni Tanrıça Durga ile cin Mahişasura arasındaki atışmayı simgeler.
Carmen: Pek... ayınlatıcı oldu, ama bize katil hakkında hiçbir bilgi vermedi!
Lars: Ha <İsim>, az kalsın unutuyordum. Çubukların üstünde tuhaf bir şey fark ettim. Üzerlerinde kriket toplarını kaplamak için kullanılan bir tür cila vardı!
Carmen: Hele şükür sonunda bize gerçek bir kanıt verebildin!
Carmen: Artık katilin kriket oynadığını biliyoruz! yakında kriket sopasına elveda diyecek <İsim>!
(Analiz sonrası)
Carmen: Lars için endişeleniyorum <İsim>. Cinayet soruşturmasından çok bir kitapla ilgilenmek hiç onluk bir hareket değil!
Carmen: Bu vakayı kapatırsak kendimi daha rahat hissedeceğim. Daha fazla ipucuna ihtiyacımız var, hem de hemen!
Carmen: Ganj nehrine geri mi dönelim? Burada hayat nehrin etrafında dönüyor gibi... Hadi gidelim!

İncele: Nehir Tezgahı.
Carmen: Ganj'da bulduğun o yırtık parçalar bir fotoğrafa benziyor. Hadi bunları yapıştıralım!
Carmen: Şu çantada kurbanın adı yazılı! Heç vakit kaybetmeden hemen içini karıştıralım!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Carmen: Bu fotoğraf tuk tuk şoförü Sandeep'in yaptığı bir özçekimmiş. Pek de mutlu görünmüyor...
Carmen: Tuk tukun arka koltuğundaki de Priya!
Carmen: Sandeep gibi bir adamı kızdıracak kadar ne yapmış olabilir ki? Bunu öğrenmenin tek bir yolu var, o da bunu Sadeep'e sormak!

Sandeep Sadhra'ya Priya ile yaptığı özçekimi sor.
Carmen: Sandeep, <Rütbe> <İsim> ile bulduğumuz, Priya ile yaptığın bu özçekimi açıklayabilir misin? Oldukça küplere binmiş görünüyorsun!
Sandeep Sadhra: Iı, ondan kurtulduğumu sanmıştım <Rütbe> <İsim>...
Sandeep: Ama büyük bir mesele değil! Tamam... Priya'ya kızmıştım! Ama kızgınlık geçici bir duygudur. Affetmek payidardır!
Sandeep: Priya tüm gece tuk tukumla onu beklememi istedi. Yani kendisi partideyken. En sevdiğim Bollywood müziklerini dinleyerek vakit geçirdim!
Sandeep: Ama onu sete geri götürdükten sonra ödeme yapmayı reddetti! Yaptığı tanıtım yeterliymiş!
Sandeep: Müşterilerim ödeme yapmazsa tuk tuk şoförlerinin ulusal kriket turnuvasına takımımın katılmasına nasıl mali destek sağlayacağım <Rütbe> <İsim>?
Carmen: Eğer Priya hizmetlerinin karşılığını canıyla ödediyse <Rütbe> <İsim> bunu er geç ortaya çıkarır!

İncele: Kurbanın Çantası.
Carmen: Oha! Kurbanın çantasında o garip bıçağın ne işi var <İsim>?
Carmen: Bir Bollywood aktrisi ne amaçla yanında silah taşır ki?
Carmen: Haklısın, bu tam Jonah'lık bir iş. Hadi bu bıçağı ona gönderlim!

Analiz et: Katar.
Carmen: Seni gördüğüme sevindim Jonah. Büro'ya girdiğinden beridir yüzünü gören cennetlik valla!
Carmen: Her neyse, bu garip bıçağımsının ne olduğuna ışık tutacak biri varsa o da sensin diye düşündüm!
Jonah Karam: "Garip bıçağımsı" mı? Teknik terimlerde üstüne tanımıyorum Carmen. Buna adı katar. 18 ile 19. yüzyıllar arasında Hindistan'da kullanılmaya başlanan bir tür yumruk bıçağı.
Jonah: Hint bıçaklı silahlarının en eski olanıdır ama bu bilineninden daha ufak.
Jonah: Daha önce bu ebatlarda katarlar görmüştüm, ama sadece Yeni Delhi sokaklarında... Oradaki sokak çocukları kendilerini savunmak için bunu kullanır. Onlar için oldukça zor bir hayat.
Carmen: Sokak çocukları mı? Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? Sanjay'le bir kez daha konuşsak iyi olacak!

Sanjay Korrapati'ye kurbanın çantasındaki katarı sor.
Sanjay Korrapati: Tekrar merhaba <Rütbe> <İsim>! Maun yağı almak ister misin?
Sanjay: Saç ve cilt için harikadır. Özellikle yaşlanmaya karşı birebir! Bak, maun yağı sayesinde hiç kırışıklığım yok!
Carmen: Sen daha 13 yaşındasın Sanjay! Elbette kırışıklığın yok! Her neyse, <Rütbe> <İsim> ile sana katarının bu çantaya nasıl girdiğini sormak istemiştik!
Sanjay: Şey, çanta... Benim çantam o. Mallarımı içinde tutarım!
Carmen: Atma Sanjay! Çantanın sana ait olmadığını biliyoruz. Üzerinde kurbanın adı yazılı!
Sanjay: O zaman şöyle diyelim... Daha sonra benim oldu.
Carmen: Yani çaldın. Peki bıçağını neden içine koydun?
Sanjay: Bıçağı koymak için gayet iyi bir yere benziyordu çünkü! Evet, çantayı çaldım. Ama o kendini beğenmiş hanımefendi bunu hak etti!
Sanjay: Eşyalarımı satarak biriktirdiğim parayla satın aldığım fotoğrafı imzalaması için bütün gün Priya'yı bekledim.
Sanjay: Ama fotoğrafı yırtıp attı ve bana da pis sokak faresi dedi! Sırf sokakta yaşıyorum diye insanların bana böyle davranmalarından bıktım artık.
Sanjay: Bir gün ben de yıldız olacağım. En sağlam Bollywood şarkılarını ezberledim bile! Ünlü olduğumda da kimse bana tepeden bakamayacak!
Carmen: Hırsını anlıyoruz Sanjay. Ama eğer <Rütbe> <İsim> Priya'yı öldürenin sen olduğunu ortaya çıkarırsa o zaman mahkemede yargıç sana tepeden bakacak!

Daha sonra merkezde...
Carmen: Of anasını satayım. Bu vaka sandığımdan daha arapsaçı çıktı <İsim>!
Carmen: Priya'nın dost edinme konusunda pek becerikli olmadığı aşikar. Sanjay, kurbanın kendisini hor görmesine epey öfkelenmiş...
Carmen: Kızdırdığı tek kişi o olsa yine iyi. Priya aynı zamanda Sandeep'e tuk tuk hizmeti için para ödemeyi de reddetmiş!
Carmen: Ama bunların ikisi de birinin onu döverek öldürmek için sebep değil <İsim>! Bu cinayetin ardında daha büyük şeyler olmalı.
Angela Douglas: Daha büyük şeyler var <İsim>! Kurban... Hamileymiş!
Carmen: Hamile miymiş dedin?!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Bu vaka sandığımızdan daha arapsaçı çıktı <İsim>!
Carmen: Kurbanın Sanjay ile Sandeep'i kızdırdığını biliyoruz... Ama ikisinin de kızı öldürmek için ciddi bir sebebi yok! Bu cinayetin ardında daha büyük şeyler olmalı.
Angela Douglas: Daha büyük şeyler var <İsim>! Kurban... Hamileymiş!
Carmen: Ne? Priya hamile miymiş? İyi de kimden?
Angela: Bilmiyorum. İşletilebilir bir DNA örneği almak için daha fazla vakte ihtiyacım var. Kız sadece sekiz haftalık hamileymiş, bu yüzden ilk görüşte anlamamışım.
Carmen: Olamaz. Eğer Priya hamileymişse, bu birinin onu öldürmesi için kapı gibi bir neden.
Carmen: Doğru dedin <İsim>. Eğer kurbanın kişisel hayatı hakkında bilgi edinmek istiyorsak, bakılacak en iyi yer Bollywood seti. Hadi hemen oraya gidelim!

İncele: Sahne Köşesi.
Carmen: <İsim>, bu telefon Priya'nın kuzenine ait. Kilitli, ama şifresini kıracağından eminim!
Carmen: Bir adet de... sütyen mi buldun? Üzerinde bir not var ama silinmiş! Kayıp bilgiyi kurtarman için hemen pudra takımını getiriyorum.
Carmen: Bir de yırtık parçalar mı buldun? Ne diyeceğimi tahmin ediyorsundur herhalde... Hemen bunları birleştirelim, acele!

İncele: Kilitli Telefon.
Carmen: Şuraya bak! Vikram'ın telefonunda bir mesaj var... Priya'nın ebeveynlerinden hemde!
Carmen: Mesajda diyor ki: "Vikram, sen bizim oğlumuz sayılırsın. Priya sana emanet."
Carmen: Demek Vikram kuzenini az buz tanıdığı konusunda bize yalan söylemiş! Acaba hamile olduğundan da haber var mıydı...
Carmen: Doğru dedin <İsim>. Vikram'ın da tıpkı katilimiz gibi kriket oynadığını biliyoruz! DERHAL onu sorgulamamız gerek!

Vikram Joshi'ye Priya'nın ailesinden gelen mesajı sor.
Carmen: Vikram, Priya'yı pek tanımıyorum derken bize yalan söyledin. Telefonundaki bu mesaja bakılırsa ailesi seni oğulları gibi görüyormuş!
Vikram Joshi: O telefon benim özel eşyam <Rütbe> <İsim>! Karıştırmaya hakkınız yok!
Vikram: Ama Priya için burada bulunmam konusunda gerçeği biraz saptırmış olabilirim...
Vikram: Filmde yer almamın sebebi sırf Bollywood müziklerine bayılmam değil. Priya'nın ailesi onu merak ettiği için kabul ettim!
Vikram: Bollywood yoz bir yerdir <Rütbe> <İsim>. Priya gibi bir genç kız... Birinin ona göz kulak olması gerekiyordu!
Carmen: Priya'nın hamile olduğunu biliyor muydun peki?
Vikram: Ne?! Priya hamile miymiş?
Vikram: O... O bebğin kimden olduğunu bir bulayım o iti boğazlayacağım!
Carmen: Biraz fazla asabisin Vikram. Umarım asabiyetin yüzünden Priya'yı sen öldürmemişsindir!

İncele: İç Çamaşırı Kutusu.
Carmen: Bulduğun o sütyenin üstündeki notta ne yazıyormuş <İsim>?
Carmen: Mesajda diyor ki "Priya, bu gece bunları giy!"... İmzalayan da Gurvinder!
Carmen: Hangi yönetmen, aktrislerinden birine böyle gösterişli bir iç çamasışı teklif eder ki <İsim>? Nedense bu mesajın işle alakası olduğuna inanmıyorum...
Carmen: O yönetmen efendiye Priya ile ilişkisinin ardında ne olduğunu sorsak iyi olur!

Gurvinder Chowdhury'ye kurbana verdiği iç çamaşırlarını sor.
Carmen: Gurvinder, Priya'ya verdiğin sütyenin üstündeki şu notu bir izah etsene sana zahmet. Normal iş ilişkilerinde çalışanlara iç çamaşırı verilmez genelde!
Gurvinder Chowdhury: Ne diyebilirim ki? Bazı kızlar tıpkı Arsha gibi yıldız doğar.
Gurvinder: Bazıları da bunun için... daha sıkı çalışmak zorunda kalır.
Carmen: Yani genç kızlarla yatmak için mevkini kullanıyorsun! Yuuuh!
Gurvinder: Yönetmen olmanın bir ikramiyesi diyelim biz ona. Tüm gün boyunca Bollwood müzikleri dinlemek dışında tabii!
Carmen: Peki ya Priya'nın hamile olması? Bebekten haberin var mıydı?
Gurvinder: Ne yazık ki evet. Benden olduğunu söyledi ama eğer kariyerini kurtarmak istiyorsa o meseleyi bir an önce halletmesini söyledim.
Gurvinder: Bunu yapması için maun yağı bile teklif ettim ama reddetti!
Carmen: Kürtaj için maun yağı mı? Bu şeyin kullanılmadığı bir yer yok mu?!
Gurvinder: Sana da öneririm <Rütbe> <İsim>. Çetin geçen kriket maçlarından sonra su toplayan yerlerimi iyileştirmek için kullanıyorum!
Carmen: Kriketten bahsetmen epey ilginç, çünkü ne tesadüftür ki Priya'nın katili de kriket seviyor. Bir gözümüz üzerinde olacak Gurvinder efendi!

İncele: Yırtık Kağıt.
Carmen: Demek bulduğun bu dosya meğersem "Büyük Şaşırtmaca"nın senaryosuymuş! Kurbanın oynadığı film bu!
Carmen: Baksana, burada adı yazıyor... Ayrıca Arsha ile bir sahnesi varmış!
Carmen: Ama replikler Hintçe. Hiçbir şey çözemiyorum!
Carmen: İyi fikir, iyisi mi bu senaryoyu Hintçe bilen dostumuz Dupont'a yollayalım!

Analiz et: Senaryo.
Carmen: <İsim> ile sana gönderdiğimiz "Büyük Şaşırtmaca" senaryosu hakkında bize neler söyleyebilirisin?
Armand Dupont: Utanarak söylüyorum ki pek bir şey anlamadım <İsim>.
Carmen: Ne?! Hintçeyi akıcı konuştuğunu söylemiştin bize!
Dupont: Je ne vous permets pas! Kelimeleri anlıyorum, senaryo mantıksız!
Dupont: Priya'nın karakteri Arsha'ya aşık olduğu adamı unutmasını, çünkü annelerinin evlenmelerine asla izin vermeyeceğini söylüyor.
Dupont: Ama sonra Arsha'nın karakteri Priya'ya... Süs balığı Pofuduk'u öldürüp öldürmediğini sormaya başlıyor!
Carmen: .....
Dupont: Bana öyle ters ters bakma Carmen! Senaryoyu yazan ben değilim ya!
Dupont: Aklıma gelen tek bir ihtimal var: Birisi Arsha'nın senaryosuyla oynamış!
Carmen: O zaman bizde bunu Arsha'ya soralım!

Arsha Raju'ya değiştirilmiş senaryoyu sor.
Arsha Raju: Bu kez ne var <Rütbe> <İsim>?
Carmen: Hayret, bu kez hatırladın! <Rütbe> <İsim> ile sana şu senaryoyu sormak istiyoruz. Bize Priya'yı tanımadığını söylemiştin ama onunla bir sahnen bile var!
Arsha: Keşke onu hiç tanımasaydım! O özenti beni gölgede bırakmak için senaryomla oynayıp duruyordu!
Carmen: Demek süs balığı Pofuduk hikayesi buradan geliyor!
Arsha: Kimse beni böyle acemi gösteremez! Ben bu sektördeki en saygın aktrisim!
Arsha: Kusursuz bir performans için yapmayacağım şey yoktur! Hatta sırf "Büyük Şaşırtmaca"daki kriket sahnesi için vuruş tekniğimi geliştirdim! Ki kriketten nefret eden birisiyimdir!
Carmen: Eğer <Rütbe> <İsim> ile Priya'yı senin öldürdüğünü bulursak, o zaman yargıcın karşısında kusursuz performans sergilemen gerekecek!

Daha sonra merkezde...
Carmen: <İsim>, bu vaka sanki bir Bollywood filminden fırlamış gibi... Sadece müzik araları daha az!
Carmen: Kurbanın epey bir hasmı varmış. Arsha kendisini gölgede bırakmaya çalıştığı için Priya'dan nefret ediyor...
Carmen: Çocuğunu aldırmayı reddetti diye o çakal yönetmenin yemeyeceği halt var mıdır acaba?
Carmen: Bu vakayı bir an önce kapatmamız gerek <İsim>!
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>, az önce duyduğuma göre film ekibi sayar bahçelerindeki seti kaldırmak üzereymiş!
Ingrid: Derhal oraya gidip kalan ipuçlarını toplamalısın!

İncele: Fil.
Carmen: Hadi <İsim>. Bu vakayı kıracak bir şeyler bulduğunu söyle gözünü seveyim!
Carmen: Kostüm kutusu mu? Katilin oraya bir şey saklamış olabileceğini düşünüyorsan ne bekliyorsun? Hemen ara içini!
Carmen: Şu garip koku da ne? Aldığın şu içi pıhtılaşmış yağ dolu kaseden geliyor sanki...
Carmen: Doğru! Bu maun yağı olmalı! Angela bunun keskin bir kokusu olduğundan bahsetmişti! Maytap geçmiyormuş belli ki...
Carmen: İyi yakaladın, yağın üstünde koyu renkli bir tüy var. Hemen bundan bir örnek alalım!

İncele: Kostüm Kutusu.
Carmen: Kostüm kutusundan neden o küpeleri aldın <İsim>?
Carmen: Doğru! Yönetmen Priya'nın küpelerinin üzerinde olmadığından bahsetmişti! Hafızan beni etkiledi <İsim>!
Carmen: O zaman bu küpeler ona ait olmalı... Ve üzerinde bir tür lif var! Hadi bir örnek alalım!

İncele: Küpeler.
Carmen: Sağlam işti <İsim>! Kurbanın küpesindeki ipliklerden örnek almayı başardın. Hadi hemen bunları Lars'a yetiştirelim!

Analiz et: İplikler.
Carmen: Lars, eğer <İsim> ile sana gönderdiğimiz kurbanın küpesindeki ipliklere bakmak yerine o kitabı okumaya devam ettiysen bak yemin ediyorum...
Lars Douglas: Carmen, sürekli bana çatmak yerine kendi manevi aydınlanma yolculuğuna çıkmayı düşündün mü hiç? Her zaman çok gerginsin!
Carmen: LARS REGINALD DOUGLAS, <İsim> ile bana bulduklarını bir an önce anlatmazsan bir tokatla asrın aydınlanmasını yaşarsın yemin ediyorum!
Lars: Tamam, tamam! <İsim>'in kurbanın küpelerinde bulduğu iplikler aslında turuncu renge boyanmış pamukmuş.
Lars: Ama pamuk neredeyse her giysi türünde kullanıldığı için ne yazık ki daha fazla detaya inemiyorum.
Lars: Ama kurban turuncu giymediğine göre iplikler, katille boğuştuğu sırada küpelerine takılmış olmalı!
Carmen: Halen profesyonelce davranabildiğini görmek ne güzel Lars. Artık katilin turuncu giydiğini biliyoruz! Turuncu tulumun içinde kendini evde gibi hissedecek!

İncele: Kil Kase.
Carmen: İyi işti <İsim>! Maun yağı kasesindeki siyah tiyden örnek almayı başardın. Hiç vakit kaybetmeden bunu laburatuvara götürelim!

Analiz et: Siyah Tüy.
Carmen: Lars nereye kayboldu <İsim>?
Angela Douglas: Gönderdiğin örneğe bakmak yerine yine o saçma salak kitabı okurken yakaladım. Seni yarı yolda bırakmak istemedim <İsim>, bu yüzden bununla kendim ilgileneceğimi söyledim.
Carmen: Pekala... <İsim> ile maun yağı kasesinden aldığımız siyah tüy hakkında bize neler söyleyebilirsin?
Angela: O "tüy" aslında kılmış <İsim>.
Angela: Folikülü olmadığı için DNA profili çıkarmam müümkün olmadı.
Angela: Ama neyse ki kıllaırn uzunluğu ve kalınlığı gereken cevabı veriyor...
Angela: Bu kıl bıyık kılı!
Carmen: O zaman katilin bıyıklı olduğunu biliyoruz! Artık onu yakalayınca bıyıklarının arkasına da saklanamaacak <İsim>!

Carmen: İşte bu <İsim>. Priya Joshi'nin katilini yakalamak için gereken tüm kanıta sahibiz. Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Carmen: Vikram Joshi, <Rütbe> <İsim> seni Priya Joshi cinayetinden ötürü tutukluyor. Kendi ailenden birine böyle bir şeyi nasıl yaparsın?
Vikram Joshi: Bu suçlamalar çok gülünç <Rütbe> <İsim>. Daha öncede söyledim, burada bulunma amacım Priya'yı korumaktı, ona zarar vermek değil!
Carmen: Cesedin üzerinde bulduğumuz maun yağını nasıl açıklayacaksın peki?
Vikram: Buralarda herkes maun yağı kullanır <Rütbe> <İsim>. Bollywood'da kim en iyi görünmek istemez ki?
Carmen: Peki kendi kuzenini öldürene kadar döverken kullandığın Dandiya çubuklarının üstündeki kriket cilasına ne demeli?
Vikram: Kriket ve Bollywood burada bir aradadır! O cila herkese ait olabilir!
Carmen: Kes palavra sıkmayı Vikram! Senin hayvanca saldırına kendini korumaya çalışırken Priya'nın küpelerine takılan, senin kıyafetine ait turuncu iplikler bulduk!
Vikram: Onu öldürmemin tek sebebi aile şerefimizi kurtarmaktı!
Vikram: Bizi kepaze etmesine daha fazla izin veremezdim. Bollywood onu yozlaştırana kadar tatlı ve masum bir kızdı!
Vikram: Diva gibi davranması zaten kötüydü... Ama yönetmenle yatmak da nedir?
Vikram: Bana bunu baskı altında yaptığtını söyledi. Ama bebeği öğrendiğimde, ailemizin itibarını korumak için bir şeyler yapmam gerektiğini anladım!
Carmen: Bu yüzden de onu döverek öldürdün, öyle mi? Priya'nın ailesinin senden ona öz kulak olmanı istediklerinde akıllarındna geçenin bu olduğunu hiç sanmıyorum!
Vikram: Sizin de anlamanızı beklemiyordum zaten.
Carmen: Anladığım tek bir şey var, o da uzun süreliğine hapse gireceğin! Tutuklusun Bay Joshi!

Nigel Adaku: Vikram Joshi. Priya Joshi'yi öldürmek suçundan...
Adaku: Bir saniye, ikinizin soyadı aynı. Priya akraban mıydı?
Vikram: Evet ama buna kendisi sebep oldu. Şöhret uğruna tüm ahlak değerlerini göz ardı etti! Hamile kalması da bardağı taşıran son damlaydı!
Adaku: "Hamile kalması" mı?
Adaku: Yani bu durumda bir değil, iki cana birden kast etmiş oluyorsun!
Vikram: Ailemizin haysiyetini ayaklar altına almadan onu durdurmam gerekiyordu!
Adaku: Ama işlediğin kalleşçe suç sayesinde asıl ailenin haysiyetini ayaklar altına alan sen oluyorsun!
Adaku: Priya Joshi'yi öldürmekten ötürü Uluslararası Mahkeme seni müebbet hapis cezasına çarptırıyor!
Vikram: Eğer <Rütbe> <İsim> işi olmayan yere burnunu sokmamış olsaydı ailem bu utançtan haberdar olmayacaktı!

Carmen: Priya Joshi'nin katilini parmaklıklar ardına göndererek iyi iş çıkardın <İsim>. Bollywood'unbu kadar sahne dışı dram barındırdığını kim bilebilirdi ki?
Angela: Dram barındıran sırf Bollywood değil <İsim>... Halen Lars'ın aklını başına getirtemedim.
Angela: O kitabı okumaya başladığından beri parlayan ışık hakkında zırvalayıp duruyor.
Angela: İlk önce laboratuvarındaki ampülün bozulduğundan bahsettiğini sandım. Ama daha sonra onun gurunun kitabının adı olduğunu öğrendim! Sanki telkine uğramış gibi!
Carmen: O.M. Medilab'dan bir süredir haber alamıyoruz. Bu yüzden bu gece çalışmana gerek yok Angela. Lars ile çıkmaya ne dersin? Belki ihtiyacınız olan şey budur!
Carmen: <İsim> ve ben karakolu bekleriz, değil mi <İsim>?

Yeni Bir Işık 4

Şef Ripley: Elliot halen O.M. Medilab'ın izini sürmeye çalışıyor <İsim>. Ama an itibariyle pek ilerleme kaydedebilmiş değil.
Ripley: Buraya Bangalor'daki sıkıntılı olayların ardından toparlanmak için geldik ama şimdi tekrar SOMBRA'nın peşine düşme vakti...
Angela Douglas: <İsim>, yetiş! Yardımına ihtiyacım var!
Ripley: Ne oldu Angela?
Angela: Lars! Az önce annesi aradı ve "tam da Lars'ın istediği üzere" çocuklarımızın buraya gelmek için yola çıktığını söyledi!
Angela: Ardından da ailemi bir hevesle başka bir kıtaya taşıdığımdan dolayı sorumsuz biri olduğumu söyledi! Lars ona bundan sonra temelli burada yaşayacağımızı söylemiş!
Jack Archer: Lars hakkında duyduklarım nedir böyle? Demek bu yüzden birlikte takılmak istemedi! Ne zamandır onunla Bollywood setini gezmeyi bekliyordum.
Angela: Jack, mesele sırf seninle ilgili değil! BANA bile danışmadı! 15 yıllık karısı ve üç çocuğununun annesi olan bana! Bu guru şeysiyle ipi hep den kopardı <İsim>.
Angela: Şimdi üçüzleri almak için havaalanına gidiyorum ama ben yokken Lars'la bir konuş. Bu durum böyle süremez!
Jack: Haydaa. Anlaşılan Carmen ile önerdiğin baş başa akşam geçirme teklifi işe yaramadı <İsim>...
Jack: Ama erkek erkeğe çözülmeyecek bir mesele yoktur! Hadi Lars'a aklını başına devşirtelim!
Sanjay Korrapati: Bir saniye <Rütbe> <İsim>! Kesevan ile yardımına ihtiyacım var!
Ripley: O filin ofiste ne işi var?! DERHAL dışarı çıkartın şu şeyi!
Sanjay: Yoksa ne olur yaşlı kadın...
Ripley: Bu ne cürret...
Sanjay: Kesevan sıradan bir fil değildir; eğitimlidir!
Armand Dupont: Lütfen, laissez-moi faire. Çocuklarla aram çok iyidir! Lütfen dışarı çık Sanjay, <Rütbe> <İsim> birazdan yanına gelecek.
Sanjay: Birlikte çalıştığın herkes yaşlı mı <Rütbe> <İsim>? Öyle olsun, dışarda bekliyorum.
Jack: Burada kalıp bunu görmek isterdim <İsim> ama Lars'ın laboratuvarına geçsem iyi olacak!

Lars'ın aklını başına getirmeye çalış.
Jack: Hacı, az önce Angela yanımıza geldi. Oldukça da hummalıydı! Dediğine göre ona haber bile vermeden üçüzleri buraya çağırmışsın!
Lars Douglas: Mutlu olur sanmıştım! Tekrar bir arada bir aile olacağız...
Lars: Ve gurunun müritlerine katılabileceğiz!
Jack: NE?! Hacı, ciddi olamazsın! O adam üçkağıtçının teki!
Lars: Bana destek yerine köstek olduğuna inanamıyorum!
Lars: Guru iyi işler yapıyor! Tek yaptığı şey insanların manevi olarak aydınlanmalarına yardım etmek. Çocuklarıma bundan daha iyi ne sunabilirim ki?
Lars: Bangalor'da ölümün eşiğine geldikten sonra hayatımı gözden geçirmeye başladım. Hepimiz bu gezegende geçiciyiz ve buradaki vaktimizi en iyi şekilde kullanmak görevimiz.
Lars: Benim için bu, ailemle vakit geçirmek dünyada iyilik yapmak anlamına geliyor.
Lars: Her neyse, kararım kesindir. Bundan sonra ne sen ne de Jack beni fikrimden döndürebilir <İsim>.
(Lars ile konuştuktan sonra)
Jack: <İsim>, ne yapacağız şimdi? Nefes dahi alamıyorum! Lars'ın herkesten ziyade BENİ dinleyeceğini düşünmüştüm! Büro'dan ayrılırsa ne yaparım bilmiyorum!
Jack: Tamam. Tamam. Derin nefes al. Hava alıp sakinlemek için Ganj kıyısında yürüyelim mi diyorsun? Pekala, deriiiin nefes al... Panik yok. Panik yok!

İncele: Ganj Pazarı.
Jack: Neden o kitabı aldın <İsim>? Buraya Lars konusunu nasıl hallederiz diye düşünmeye geldik, ayak üstü kitap okumaya değil.
Jack: Ha, doğru! Kitabın üzerinde bir şey karalanmış.
Jack: Üzerinde "Om Padmasana'na aittir" yazıyor!
Jack: Demek bu kitap o sözde guruya aitmiş! Lars'ın balatayı komple sıyırmasının tüm sebebi o herif! Sahtekar olduğunu ispatlamamız için hakkında daha fazla şey öğrenmemiz gerek.
Jack: Başlığı ortaya çıkartıp ne okuduğunu öğrenmek için toz takımını getiriyorum!

İncele: Silinmiş Kitap.
Jack: Demek gurunun okuduğu kitabın adı "İkna Prensipleri: Mürit kazanma ve onları elde tutmanın yolları" imiş.
Jack: Aha! Biliyordum! Kendisine yardımcı olması için kitaba ihtiyaç duyan guru gerçek olamaz!
Jack: İyi de bu Lars sorunumuzu nasıl çözecek <İsim>?
Jack: Kitabı Marina'ya mı göndermek istiyorsun? Ne işe yarayacak bilmiyorum ama sen ne dersen odur!

Analiz et: Psikoloji Kitabı.
Jack: Marina, gözünü seveyim gurunun Lars'ın üzerindeki büyüsünü kırmak için <İsim> ile bulduğumuz kitabın nasıl faydalı olacağını söyle bize! Çaresiz kaldık resmen!
Marina Romanova: Kitapta anlatılan psikolojide herhangi bir sıra dışılık yok.
Marina: Kitap, okurun müritleri üzerinde nasıl psikolojik bir bağımlılık yaratılabileceğini anlatıyor.
Marina: Yazılana göre bu, müritlerin manevi aydınlanmayı gerçekleştirmeleri için eski inançlarını ve davranışlarını bırakıp yenilerini edinmeleri gerektiğini savunarak başarılıyor.
Marina: Tabii tamamen kişiye biat etmeyi garantilemek için tasarlanmış...
Jack: Biat etmek mi? Aklıma bir fikir geldi! Doğru dedin <İsim>, meseleyi önce Angela'yla halletmemiz gerek. Duyduğuma göre yeni havaalanından dönmüş!

Lars'ı kurtarma planını Angela'ya açıkla.
Angela: Üçüzleri Carmen'e bıraktım <İsim>, o yüzden lütfen acele edelim. Lars'ı kurtarmanın yolunu buldun mu?
Jack: Şey, biraz kasıntılı olacak ama... Gurunun kılığına girebileceğimi düşünüyorum!
Jack: Düşünsene! Gurunun tek olayı, müritlerinin ona sorgusuz sualsiz biat etmeleri! Peki bu "guru", Lars'a onun müridi olmamasını söylerse?
Angela: Dürüst olmak gerekirse, pek ikna olmadım <İsim>. Gerçi başka bir planımız da yok ya!
Jack: Guru kılığına girmek için gereken her şeye neredeyse sahibim. Tek ihtiyacım olan şey, gurunun sürekli taktığı şu lanet olası el kolyesi.
Jack: Ama eminim Ganj pazarında benzer bir şeyler bulabiliriz! Hadi gidelim <İsim>! Gitmişken bir de hamburger alalım, açlıktan geberiyorum resmen!

İncele: Nehir Tezgahı.
Jack: Sence bu öteberi kutusunun içinde kolyevari bir şeyler bulabilir miyiz <İsim>?
Jack: Valla bir şeyler bulma konusunda gayet keskin bir burnun var... Hadi kutuya bakalım!

İncele: Biblo Kutusu.
Jack: Bingo! Öteberi kutusunun içinde bulduğun bu kolye gurunun taktığına tıpatıp benziyor! Artık Lars'la şu ufak konuşmayı yapmak amacıyla kılık değiştirmek için gereken her şeye sahibim.

Lars'ı Guru'yu takip etmemeye ikna et.
(Lars ile konuşmadan önce)
Jack: İşte bu <İsim>. Lars ile konuşup Büro'yu bırakmaktan vazgeçirmek için hazırım!
Jack: Bak? Sence nasıl oldu? Tam guruya benzedim! Hadi Lars'la konuşalım!

-Lars'ın laboratuvarında...-
Lars: .....
Jack: Namaste, naçizane müridim. Gördüğüm üzere kitabımı okuyorsun; nihai gerçeği mi arıyorsun acaba?
Lars: Om Padmasana! Sonunda sizinle tanışmak ne büyük şeref! Burada ne arıyorsunuz?!
Jack: Müritlerimden birine yol gösterilmeye ihtiyacı olduğunu hissettim, hacı. Evren, bana aydınlanma arayışımda bana katılmak istediğini söyledi.
Lars: Evet! Bangalor'da ölümle burun buruna gelmiştim...
Jack: Burada sözünü keseceğim manevi biraderim.
Jack: Burada bulunmamın sebebi, zaten aydınlanmak için Büro'da doğru yolda ilerlediğini söylemek. Yaptığın işler hayat kurtarıyor ve katillerin adalete teslim edilmesini sağlıyor.
Jack: Dünyada başkalarına yardım etmekten daha şerefli bir iş yoktur. Ve bu yüzden bana katılmak için buradaki işini bırakmamanı istiyorum.
Lars: Ama bu iş yüzünden çocuklarımı bile zar zor görüyorum! Eğer ailemle vakit geçiremezsem nasıl doğru yolda olabilirim ki?
Jack: İçimden bir ses bunun değişeceğini söylüyor, hacı.
Lars: Pekala, işine devam etmek için şu parayı al "guru efendi".

Sanjay'in ne istediğini öğren.
Armand Dupont: <Rütbe> <İsim> ve ben senin için ne yapabiliriz, mon petit bonhomme?
Sanjay Korrapati: Yardımınıza ihtiyacım var! Arsha Hanım eğer hayır etkinliği kriket galası için kıyafetini getirirsem bana imzalı fotoğrafını vereceğini söyledi!
Sanjay: Ama bulamıyorum! Tüm bu kadın kıyafetleri aynı görünüyor!
Dupont: Mais non, mon enfant! Her Hint kostümünün kendine has bir tarihi vardır ve farklı şeyleri sembolize ederler! Misal sari, İndus Vadisi Uygarlığına dayanıyor!
Sanjay: Iıı... Yani bana yardım edecek misiniz? O fotoğrafı cidden çok istiyorum!
Dupont: Avec plasir! Haydi <Rütbe> <İsim> ile Bollywood setine!

İncele: Bollywood Sahnesi.
Sanjay: Olamaz! Bu Arsha Hanım'ın giysisi mi? Kesin çılgına dönecek! Bunu düzeltebilir miyiz?
Dupont: Merak etme, mon petit. Belirli bir yaşa gelen her beyefendi bu işlerden anlar! <Rütbe> <İsim> ve ben o elbiseyi iki dakikada dikeriz!

İncele: Parçalanmış Kumaş.
Dupont: Övinmek gibi olmasın <İsim> ama, bana sorarsan o elbiseyi gayet iyi toparladık.
Dupont: Şimdi bu elbiseyi harika Matmazel Raju'ya götürelim ki minik Sanjay fotoğrafını alabilsin!

Elbiseyi Arsha'ya geri ver.
Dupont: Bu muhteşem elbise size ait sanırım Matmazel Raju?
Arsha Raju: Evet, teşekkür ederim Bay...?
Dupont: Dupont. Armand Dupont. Emrinize amadeyim! Tabii Sanjay ve Kesevan'da <Rütbe> <İsim> ile bana yardımcı oldu.
Dupont: Ve izin verirseniz Matmazel, "Caypur Ekspresi" adlı filmde gerçekten harikulade olduğunuzu söylemek istiyorum!
Arsha: Beni şımartıyorsunuz. Kariyerimin başında aldığım ufak bir roldü sadece... Çoğu insan hatırlamıyor bile!
Arsha: İşte çocuk için sözünü verdiğim imzalı fotoğraf... Artı bir tane de size Bay Dupont.
Arsha: Her neyse, hayır etkinliği kriket galasına hazırlanmam gerek <Rütbe> <İsim>. Yardımın için teşekkür ederim, lürfen bunu kabul et!

Kısa bir süre sonra...
Angela: <İsim>, Lars'a ne dedin bilmiyorum ama buraya yerleşme fikrinden vazgeçti!
Angela: Umarım fikri değişmez. Ama durumlara rağmen ailemizin tekrar bir arada olması çok iyi!
Lars: Aynen öyle! <İsim>, April, May ve June ile tanış. "Merhaba" deyin çocuklar!
Douglas Üçüzleri: Merhaba <Rütbe> <İsim>!
Jack: Hayırdır, fikrini değiştiren şey ne oldu?
Lars: Şöyle diyelim: çok beğendiğim bir zat ile sohbet ettim ve bana ışığı görmemde yardım etti.
Lars: Ayrıca bilgine sunayım, gerçek guru bana asla "hacı" demezdi birader.
Jack: Ben... Neyden bahsettiğini bilmiyorum hacı. Ama asıl mühim olan bizimlesin, değil mi?
Jack: Neyse, sanırım katılmamız gereken bir Bollywood kriket galası var!

Hayır etkinliği kriket galasında...
Dupont: Hey! Hepinizi burada görmek ne güzel!
Jack: Dupont! Burada ne arıyorsun?
Dupont: Matmazel Raju beni kriket maçında oynamaya davet etti!
Dupont: Aslına bakarsan 1974'te İsviçre'de üniversite kriket serisini kazanan takımdaydım. Çetin bir maçtı lakin...
Lars: Böldüğümüz için kusura bakma Dupont ama <İsim>'e üçüzlerin aramıza katıldığını söylemek istedik. Tekrar bir aile olmak çok güzel!
Elliot Clayton: <İsim>, her yerde seni arıyordum! Az önce aldığım bildiriye göre guru, Bhutan'da görülmüş!
Jack: Guru'nun neyin peşinde olduğunu anlamak için fırsat bu fırsat!
Jack: Müritlerinden yüklü miktarlarda para topladığını biliyoruz, ama soru şu ki: Ne için?
Jack: Kaybedecek vaktimiz yok <İsim>. İlk uçakla Bhutan'a gidelim!

Also on Fandom

Random Wiki