Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Karanlıklar Ulusu/Diyaloglar

< Karanlıklar Ulusu

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Karanlıklarulusu.png

Bağımsız Luzaguay Demokrasisi'nde...
Elizabeth Ripley: <İsim>, nihayet SOMBRA soruşturmamızda sağlam bir yol kat ettik!
Elizabeth Ripley: Michelle'in sayesinde SOMBRA'nın liderinin adının "El Rey" olduğunu öğrenmiş olduk!
Elizabeth Ripley: Bu El Rey perde arkasından ipleri oynatıyor olabilir ama artık varlığından haberdar olduğumuza göre bizden daha fazla kaçamayacak!
Elizabeth Ripley: Ayrıca SOMBRA'nın sandığımızdan daha uzun süredir var olduğunu da öğrendik.
Elizabeth Ripley: Ta 1950'lerin başında Arjantin'den Antartika'ya başarısız bir sefer düzenlemişler!
Elizabeth Ripley: Sefere katılanlardan biri olan Alejandro Pratx daha sonra Luzaguay'a göç etmiş.
Elizabeth Ripley: Pratx'ın torunuyla Arjantin'de karşılaştık. Kız orada SOMBRA'nın emirleri doğrultusunda Ernesto Cárpena'yı öldürdü.
Elizabeth Ripley: Üstelik bu emirler doğrudan Luzaguay'dan gelmiş!
Elliot Clayton: Hey <İsim>. Bu Bağımsız Luzaguay Demokrasisi tam gib muamma çıktı!
Elliot Clayton: Saatler süren araştırmamdan sonra tek öğrenebildiğim Başkan Herrera diye birisinin 30 yıl önce iktidara geldiği ve ülkeyi giderek dış dünyadan soyutladığı.
Carmen Martinez: Ee, bir yeri öğrenmenin en kolay yolu kendini sokaklara vurmaktır! Hadi etrafı kolaçan edelim <İsim>!

-Luzaguay sokaklarında...-
Carmen Martinez: Çok tuhaf <İsim>. Nereden baksan öğlen vakti ama sokaklarda in cin top oynuyor!
Carmen Martinez: Aha, birini gördüm. Bakar mısınız? Beyefendi? Bir şey soracaktık!
Luzaguay Vatandaşı 1: Evet? Ne istiyorsunuz?
Carmen Martinez: Etrafı geziyorduk da rica etsek...
Luzaguay Vatandaşı 1: Gezmek mi? Kimse Luzaguay'a gezmeye gelmez! Kıymetli Liderimizin turistlere tahammülü yoktur!
Carmen Martinez: Beyefendi? BEYEFENDİ!
Carmen Martinez: Bu biraz garip oldu <İsim>. Bir de başka biriyle şansımızı deneyelim.
Carmen Martinez: Hanımefendi, bir şey sorabilir miyiz? Bizler Büro'dan geliyoruz da...
Luzaguay Vatandaşı 2: Gidin başımdan!
Carmen Martinez: Bu iş böyle olmaz <İsim>. Kimse bizimle konuşmak istemiyor!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, böyle ancak vaktimizi boşa harcarız. Madem vatandaşlar konuşmuyor, belki yetkililer konuşur.
Carmen Martinez: Az önce Belediye Binasının önünden geçmiştik. Bakalım orada bizimle konuşacak birisini bulabilecek miyiz!

-Belediye Binasında...-
Carmen Martinez: Burada kimse yok <İsim>!
Carmen Martinez: İyi fikir. Eğer gerçekten de yanıt arıyorsak doğruca kaynağa gitmemiz lazım. Hadi Başkan'ın ofisine gidelim!

1. Bölüm

İncele: Başkan'ın Ofisi.
Carmen Martinez: Vay evveliyatını <İsim>! Başka Herrera'dan bilgi almayı falan unutalım gari... Adam ölmüş!
Carmen Martinez: İki gözünün arasındaki kurşun tek bir şeyi ifade ediyor: elimizde yeni bir cinayet var!
Carmen Martinez: Zorla girilmeye dair bir işaret olmadığına göre uzaktan ateş edilmiş. Grace bize daha fazlasını söyler, cesedi ona götürelim!
Carmen Martinez: Lütfen bu hengameyi çözmemize yardımcı olacak ipuçları buldum de <İsim>.
Carmen Martinez: Bu dronun burada ne işi ola ki? Güvenlik kodu istiyor... Çözme işi sende!
Carmen Martinez: Şu yırtık fotoğraf da Başkanı kimin öldürmek isteyeceğine ışık tutabilir. Hadi bantlayalım!
Carmen Martinez: Sence şu kuşak Başkan Herrera'ya ait olamaz mı? Eğer içine doğduysa soluk yazıyı okumaya çalışalım.
Carmen Martinez: SOMBRA'nın geçmişine yönelik soruşturmamız cinayetlerle dolu ama daha önce birini çözmenin bizi bir diğerinin cevaplarına ulaştırdığını gördük. Hadi bu vakayı kıralım <İsim>!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Grace Delaney: <İsim>, Büro'ya katılınca seyahat edeceğimizi biliyordum da, Luzaguay ziyaret edilecek ilk on listemde değildi doğrusu.
Grace Delaney: Daha düne kadar adını bile duymamıştım... Şimdi ise Luzaguay Başkanına otopsi yapıyorum!
Carmen Martinez: Büro morgunun masasından kaç tane önemli insanın geçtiğini duysan şaşar kalırsın valla.
Grace Delaney: Otopsi gayet netti: Kurban başına aldığı kurşun yarasıyla ölmüş!
Grace Delaney: Kurşun doğrudan Herrera'nın iki kaşının arasından geçmiş, bu da onu hemen öldürmüş! Kurşunu çıkardım ve bir keskin nişancı tüfeğinden ateşlendiğini tespit ettim.
Grace Delaney: Jonah'ın dediğine göre bu, kullanılması aşırı güç bir tüfekmiş. Katilin Herrera'yı tam isabet vurabilmesi için oldukça yetenekli olması gerekir!
Carmen Martinez: Askeriye'de geliştirebileceğin türden bir yetenek mi?
Grace Delaney: Aynen öyle! <İsim>, katil askeri eğitim almış olmalı!
Carmen Martinez: Eh, hapishaneyle kıyaslayınca acemi birliği katile anaokulu gibi gelecek!

İncele: Dron.
Carmen Martinez: Demek bu bir gözetleme dronuymuş <İsim>!
Carmen Martinez: Bu harita dronun ofise kadar kat ettiği yolu gösteriyor...Ayrıca bir tür gözetleme noktasından fırlatılmış!
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Derhal o çatı katına gitmeliyiz!

İncele: Gözetleme Noktası.
Carmen Martinez: Etkileyici bir gözetleme noktası <İsim>... Üstelik doğrudan Belediye Binasını görüyor!
Carmen Martinez: Bence de, katil tam da buradan ateş etmiş olmalı! Ayrıca bulduğun mermilerde bunu kanıtlıyor <İsim>! Hemen şu beyaz maddeden bir örnek alalım!
Carmen Martinez: Bir de arma mı buldun? Buradaki rejimin neyin nesi olduğuna dair bir ipucu verecek her şey incelemeye değer. Hadi bunu veri tabanında aratalım!

İncele: Arma.
Carmen Martinez: Arma Luzaguay milis kuvvetlerine aitmiş... Bir tür gayriresmi ordu!
Carmen Martinez: Ne tür milis kuvvetleri maskot diye lamayı seçer ki?!
Carmen Martinez: Her neyse, örgütün adı "Los Patriotas" ve görünüşe göre liderleri de Pedro Torres isimli bir adam.
Carmen Martinez: Eğer bu çatıya çıkmışsa Herrera'yı vurmak için harika bir fırsat yakalamış olabilir! Hadi Pedro'yla konuşalım!

Pedro Torres'i kurbanla ilişkisi hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Bay Torres, <Rütbe> <İsim> ile size Başkan Herrera'yla olan ilişkiniz hakkında sor sormak istemiştik.
Pedro Torres: Sevgili Liderimiz takdire şayan bir adamdır! Tam da Luzaguay'ın ihtiyaç duyduğu birisi! Ülkenin yüce bir geleceğe yazgılı olduğunu gören güçlü bir hükümdar!
Carmen Martinez: Korkarım ki artık yazgısı bir tabuttan ibaret. Kendisi öldürüldü!
Pedro Torres: El Presidente öldürüldü mü?!
Pedro Torres: Bu, ulusumuza karşı bir saldırıdır! Doğrudan vatana ihanettir! Bunu yapan her kimse bulunacak ve hesabı görülecek!
Carmen Martinez: "Los Patriotas" vatan hainleriyle hesabını nasıl görür peki?
Pedro Torres: Devlet bize gerekenin yapılmasına dair yetkiyi verdi... Ordu tarafından yapılması uygun olmayacak türden şeyler yapabiliriz!
Pedro Torres: Şimdi çekilin yolumdan! Bulmam gereken bir hain var!
Carmen Martinez: Bizi öylece başından savdığına inanamıyorum! Bu milis kuvvetlerinden pis kokular alıyorum <İsim>. Katili onlardan önce bulmamız gerek...

İncele: Mermi Kutusu.
Carmen Martinez: Katilin mühimmat kutusundan aldığın tozu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Beyaz Toz.
Carmen Martinez: Lars, bizim numune...
*GÜÜÜM!!!*
Lars Douglas: Hoppala! Yine böyle oldu yahu...
Carmen Martinez: LARS! Ne halt yediğini sanıyorsun?!
Lars Douglas: Şey Sanjay, gidip üstünü başını temizle istersen...
Carmen Martinez: Sen keçileri mi kaçırdın! Yanında Sanjay varken ortalığı patlatmakla neyi amaçlıyorsun?!
Lars Douglas: <İsim>'in katilin mermi kutusundan topladığı tozun içindeki molekülün nasıl sentezleneceğini gösteriyordum sadece.
Lars Douglas: Aslında maddenin ne olduğunu sormasın diye dikkatini dağıtmak istemiştim.
Lars Douglas: Bu toz Gabalium denilen bir ilaç. Elliot biraz araştırdı ve bunun Luzaguay hükümeti tarafından verildiğini ortaya çıkardı.
Carmen Martinez: Peki... Bu Gabalium denen şey tam olarak neye iyi geliyormuş?
Lars Douglas: Mesele de o ya. Anladığım kadarıyla o kadar aşırı bir fiziksel bağımlılık yapıyor ki kullanmayı bırakmak ölüme bile yol açıyor!
Lars Douglas: Semptomlar arasında nöbetler, nefes darlığı ve hezeyanlar var. Tabii bir de kronik ağrı... Gabalium kullanmanın tek bir iyi yanını göremiyorum açıkçası!
Carmen Martinez: Hımm, bu tuhaf işte. Ama en azından artık katilin Gabalium kullandığını biliyoruz! Hapishane ona bu haptan sonra bile daha acı gelecek <İsim>!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Carmen Martinez: Bu eski fotoğrafta kurbanın gençlik hali var...
Carmen Martinez: Francisco Ramirez adlı birisiyle puro içerken çekilmiş. Oldukça canciğer görünüyorlar!
Carmen Martinez: Bu Francisco şimdi daha yaşlı olmalı. Acaba Herrera'yla dostlukları sürmüş mü? Bunu öğrenmenin tek yolu var, o da kendisiyle konuşmak!

Francisco Ramirez'e kurbanı nereden tanıdığını sor.
Carmen Martinez: Sinyor Ramirez, <Rütbe> <İsim> Başkan Herrera'yla çekilmiş bu eski fotoğrafınızı buldu. Kendisiyle arkadaş mıydınız?
Francisco Ramirez: Siz de kimsiniz? Neden soruyorsunuz?
Carmen Martinez: Bizler Büro'danız. Başkan Herrera öldürüldü...
Francisco Ramirez: Öldürüldü mü?! Polis her yerde şüpheli arayacak şimdi! Gitmem gerek!
Carmen Martinez: Durun bir saniye! Polis biziz ve bir cevap bekliyoruz. Kurbanla ne kadar yakındınız?
Francisco Ramirez: Gençken arkadaştık o kadar. Başkan olup da Kıymetli Liderimiz haline gelmeden önceydi...
Francisco Ramirez: Yıllardır onun uşağından başka bir şey değildim. Size anlatabilecek bir şeyim yok, yemin ederim! Lütfen, şimdi bırakın da gideyim!
Carmen Martinez: Bu da neydi şimdi <İsim>? Buranın insanları hakikaten bir acayip...

İncele: Yazısı Silinmiş Kuşak.
Carmen Martinez: Kuşak Herrera'nın değilmiş bile! Luzaguay'ın Başkan Yardımcısı Bayan Valentina Silva'ya aitmiş!
Carmen Martinez: Başkanın ölümü devletin iki numaralı isminin epey işine yarar. Gidip Bayan Silva'ya Herrera'nın cinayetini bildirelim!

Valentina Silva'ya cinayet hakkında bilgi ver.
Carmen Martinez: Başkan Yardımcısı Silva, ben Carmen Martinez ve bu da <Rütbe> <İsim>. Bizler Büro'dan geliyoruz.
Valentina Silva: Büro mu? Luzaguay'ın Büro'yla bir anlaşması yok ki. Başkan Herrera'nın Luzaguay topraklarında iş yaptığınızdan haberi var mı?
Carmen Martinez: Mesele de o zaten. Buraya Başkan Herrera'nın öldürüldüğünü bildirmeye geldik!
Valentina Silva: Sevgili Liderimiz öldürüldü mü?!
Valentina Silva: Birilerinin böyle aşağılık bir şey yapmış olabildiğine inanamıyorum! Herkes Başkan Herrera'yı taparcasına severdi!
Carmen Martinez: Bir o taparcasına sevgiyi pek hissedemedik nedense!
Valentina Silva: Akıl alır gibi değil! Bağımsız Luzaguay Demokrasisine Adolfo Herrera'dan başka kimsenin bu kadar faydası dokunmamıştır!
Valentina Silva: Şimdi müsaadenizle uygulamam gereken önlemler var. Ulusal olağanüstü hal ilan edilmeli! Sokağa çıkça yasağı getirilmeli! Güle güle size!

Daha sonra merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, Bağımsız Luzaguay Demokrasisinden ne bekliyordum bilmiyorum ama bunu beklemediğim kesin!
Carmen Martinez: SOMBRA soruşturmamız bizi acayip yerlere götürdü ama böylesini de ilk defa görüyorum.
Carmen Martinez: Başkan Yardımcısı her ne kadar Herrera'nın Luzaguay'ın "Sevgili Lideri" olduğunu iddia etse de ben sevgiden ziyade korku hissi alıyorum!
Carmen Martinez: Pedro'nun milislerinin de halkı susturmak için yapmayacakları şey yoktur. "Los Partiotas"ın katili bizden önce bulması durumunda olacakları düşünmek dahi istemiyorum...
Carmen Martinez: Herkesin dudakları mühürlüyken bu olayı çözmek mümkün olmayacak!
Elliot Clayton: Herkesin dudağı mühürlü değil <İsim>!
Elliot Clayton: SOMBRA hakkında bir mesaj yakaladım!

2. Bölüm

Carmen Martinez: <İsim>, Bağımsız Luzaguay Demokrasisinden ne bekliyordum bilmiyorum ama bunu beklemediğim kesin!
Carmen Martinez: Sürekli Herrera'nın Luzaguay'ın "Sevgili Lideri" olduğunu duyuyoruz ama ben sevgiden ziyade korku hissi alıyorum!
Carmen Martinez: Başkan'ın ölümü, Başkan Yardımcısı Silva'nın temel hakları kısıtlaması için iyi bir mazeret gibi görünüyor...
Carmen Martinez: Adalet sistemi de Pedro Torres'in liderliğini yaptığı milis kuvvetlerinin elinde! Sanırım korku, muhalifleri susturmak için en ideal yöntem...
Carmen Martinez: Buraya SOMBRA için geldik ve her yer SOMBRA kokuyor!
Elliot Clayton: Kesinlikle öyle! <İsim>, az önce SOMBRA'dan bahseden bir mesaj yakaladım!
Elliot Clayton: Diyor ki, "Eğer SOMBRA'yı devirirsek hükümeti de devirmiş oluruz!"
Carmen Martinez: Yani Luzaguay hükümetinin arkasında SOMBRA mı varmış?! Bu da baskı ortamını açıklar!
Carmen Martinez: Açıkça SOMBRA'yı işaret eden bir şeye rastlamadık... Yani yer altından hareket ediyor olmalılar. Ama belli ki onları bilen birileri var!
Elliot Clayton: Evet. Üstelik bundan memnun oldukları da söylenemez! Mesaj kırsalda gizlenen bir kamptan gelmiş... Sanırsam bir nevi direniş hareketi.
Carmen Martinez: <İsim>, eğer bu isyancılar SOMBRA'yı biliyorlarsa onlarla hemen konuşmamız gerek! Hadi o kampa gidelim!

İncele: İsyancıların Kulübeleri.
Carmen Martinez: Burası gayet düzenli bir yere benziyor <İsim>. İsyancıların epey bir süredir burada oldukları ortada!
Carmen Martinez: Yalnız SOMBRA'yı devirmekten bahseden mesajı gönderen kişiden bir iz yok.
Carmen Martinez: Paramparça bir karton mu buldun? Yapılacak şey belli, bunu bantlamak!
Carmen Martinez: Şu berenin de devrimci bir havası var! Üstündeki saçlardan bir örnek alsak iyi olur!
Carmen Martinez: Şu çantaya gelince, içini ararsak neler sakladığını buluruz illaki!
Carmen Martinez: Umarım konuşmaya şehirdekilerden daha istekli birilerini bulabiliriz... Hadi başlayalım!

İncele: Paramparça Karton.
Carmen Martinez: Dövizde "Sebastian para el pueblo!" yazıyor. Türkçesi "Halk için Sebastian!" demek...
Carmen Martinez: Sence bu Sebastian'ın direniş hareketinde kilit bir şahıs olma olasığı nedir <İsim>?
Carmen Martinez: Hükümete karşı kin duyan birisi bana önemli bir şüpheliymiş gibi geliyor! Hadi Sebastian'la konuşalım!

Sebastian Morales'e cinayet hakkında bilgi ver.
Carmen Martinez: Sinyor Morales...
Sebastian Morales: Yaklaşmayın! Kendinizi tanıtın!
Carmen Martinez: Hey, sakin ol! Silahını indir yoksa ateş etmek zorunda kalırım!
Sebastian Morales: Siz de kimsiniz? Torres'in itlerinden birine benzemiyorsunuz.
Carmen Martinez: Tanıştırayım, Büro'dan <Rütbe> <İsim>. Buraya size Başkan Herrera'nın öldürülmesiyle ilgili soru sormaya geldik.
Sebastian Morales: Herrera... Öldü mü?
Sebastian Morales: Bugün direniş için şanlı bir gün! SOMBRA yıkılacak!
Carmen Martinez: Demek SOMBRA'yı devirmekten bahseden mesajı yollayan sendin?! SOMBRA'nın hükümetle olan bağlantıları hakkında ne biliyorsun?
Sebastian Morales: Çok şey değil. Askeri eğitimim sırasında üst düzey bir subayı rejimin SOMBRA diye birisi sayesinde var olduğundan bahsederken duymuştum. Daha fazlasını öğrenemeden kaçtım!
Carmen Martinez: Neden kaçtın peki?
Sebastian Morales: Bu sözde demokrasinin suistimallerine dayanamıyordum çünkü! Hükümet hayatımızın her alanına müdahale ediyor. Yapacağımız işten alacağımız ilaçlara kadar!
Sebastian Morales: Halkı hizaya getirmek için Gabalium kullanıyorlar. Yoksunluk hali o kadar kötü ki insanlar günlük dozlarını almak için her şeyi yapar hale geliyor... Neyse ki ben karaborsada bulabiliyorum.
Carmen Martinez: Devrim için uzun süredir beklediğin belli. Ama artık Başkan öldüğüne göre <Rütbe> <İsim> cinayeti çözene kadar biraz beklersen çok hoşnut kalırız!

İncele: Beredeki Saçlar.
Carmen Martinez: Hadi bereden topladığımız şu saçları Lars'a götürelim!

Analiz et: Saç.
Lars Douglas: Sen de kal sağlıcakla usta. Halen devam edebiliyorsam senin sayende. Daha sonra konuşuruz!
Lars Douglas: Affedersin <İsim>. Jack'le konuşuyordum da. Son zamanlarda epey hayatımı kurtardı malum!
Carmen Martinez: Şu sıralar Jack'le elmanın iki yarısı gibisiniz! Sana böyle destek çıkması harika.
Lars Douglas: Angela'yla olanlardan sonra Büro'daki herkes olabildiğince destek çıktı. Sizler olmasaydınız neylerdim bilemiyorum...
Lars Douglas: Her neyse, bereden aldığın saça baktım ve saç Francisco Ramirez'e ait çıktı. Kendisi Başkanın uşağıymış!
Carmen Martinez: Doğru, kendisiyle tanışmıştık! <İsim>, Francisco isyancıların kampında ne arıyordu sence? Onunla bir kez daha konuşsak iyi olacak!

Francisco Ramirez'e kampa neden gittiğini sor.
Carmen Martinez: Sinyor Ramirez, berenizin isyancılarla dolu bir kampta ne aradığını <Rütbe> <İsim>'e açıklar mısınız?
Francisco Ramirez: Ah... Demek onu buldun <Rütbe> <İsim>.
Francisco Ramirez: Aman, bana ne? Artık bu hükümetten korkmuyorum! Hükümet kurulduğunda buradaydım, yıkıldığında da burada olacağım!
Francisco Ramirez: Yıllarım rejime sadık olmakla, anayasanın yalanlarına inanmakla geçti. Hatta Luzaguay Ordusunun en üst rütbeli subaylarından biriydim!
Francisco Ramirez: Yaşlandıkça Luazguay'daki eşitsizliğin farkına vardım... Hükümet için öncelikli olan yalnızca genç ve diri nesil.
Francisco Ramirez: Hizmet için fazla yaşlanınca ilaçlarmı kesip beni Başkanın uşağı yaptılar!
Francisco Ramirez: Belli bir yaşa erişince artık tehdit oluşturmadığınızı düşünürler... İşte bu yüzden direnişe katıldım! O zamandan beridir bilgi aktarıyorum!
Carmen Martinez: Umarız muhbirlikten katilliğe geçmemişsinizdir çünkü öylerse <Rütbe> <İsim> bunu ortaya çıkarır!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, Luazguay hakkında bir şeyler öğrendikçe endişelerim de artıyor!
Carmen Martinez: İsyancı liderine göre rejim bir şekilde SOMBRA'dan destek alıyormuş.
Carmen Martinez: SOMBRA'nın ne şekilde işin içinde olduğu belirsiz ama her zamanki melanetlerine ait tüm izler mevcut...
Carmen Martinez: İddiaya göre hükümet, nüfusu Gabalium'a bağlıyor, böylece insanlar günlük dozunu almak için her şeyi yapmaya hazır hale gelip, insan olarak haklarının ihlal edilmesine bile göz yumuyorlar!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun <İsim>. Şu anki odak noktamız Herrera'yı öldürenin kim olduğunu ortaya çıkarmak, gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir! Hadi Başkanın ofisine gidelim!

İncele: Başkanın Masası.
Carmen Martinez: Herrera'yı kimin öldürdüğüne, ya da SOMBRA'nın rejimle tam olarak ne tür bir bağlantısının olduğuna dair bir ipucu bulabildin mi <İsim>?
Carmen Martinez: Şu eski kitap işe yarar mı diyorsun? Sayfa hiç bilmediğim bir dilde yazılmış... Yan sayda da solmuş! Pudra takımını getireyim!
Carmen Martinez: Bir de Başkan Yardımcısı Silva'ya ait bir telefon bulmuşsun! Şifreyi çözersen altın madeni bulduk demektir!
Carmen Martinez: Şu vakayı kırmamıza yaklaştığımızı hissediyorum <İsim>! Katili yakında içeriye atacağız!

İncele: Açık Kitap.
Carmen Martinez: Kitapta açığa çıkardığın yazıda ne diyor <İsim>?
Carmen Martinez: Mesajda "Akıllı değilsin, güçlü hiç değilsin, hızlı olduğun da söylenemez, ilk sen öleceksin!" yazıyor.
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! "İlk sen öleceksin"! Bunu katil yazmış olmalı!
Carmen Martinez: Yan sayfada ne yazdığını çözmemiz gerek. Kitabı Dupont'a gönderelim!

Analiz et: Tehdit.
Armand Dupont: <İsim>, bana gönderdiğin bu kitap oldukça sıra dışı!
Carmen Martinez: Sana göre bütün kitaplar sıra dışı Dupont. Bunun nesi özel?
Armand Dupont: Kitabın Luzaguay'ın resmi dilinde, yani İspanyolca yazılmış olmasını beklerdim... Ama doğrusu daha önce hiç görmediğim bir dilde yazılmış!
Armand Dupont: Tüm belirtiler yeni bir dil olduğunu gösteriyor. Gelenekten kopuşu simgelemek amacıyla oluşturulduğunu düşünüyorum... Bir nevi yeni bir düzen yani.
Carmen Martinez: Hoşmuş. Ama yanındaki tehditler anam babam Türkçe. Bu yüzden neye tekabül ettiklerini bilmemiz gerekiyor!
Armand Dupont: Dil konusundaki maharetlerim sayesinde metnin aslında bir anayasa olduğunu belirledim... Halkın hayatını belirleyecek bir kurallar listesi.
Armand Dupont: Diyor ki "Akıllılar hükmeder, güçlüler yönetir, hızlılar çalışır, zayıflar ölür."
Carmen Martinez: "Zayıflar ölür" mü? Bunu daha önce de duyduk <İsim>! Bu sözlerin her yanından SOMBRA akıyor!
Carmen Martinez: Bir saniye, peki bu... Luzaguay'ın anayasasını SOMBRA'nın yazdığı anlamına mı geliyor?!
Carmen Martinez: Hükümetin SOMBRA'yla bağlantılı olduğunu biliyorduk ama nüfuzlarının bu kadar da kapsamlı olduğunu bilmiyorduk!
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>. Katilin tehdidinde de "Akıllı değilsin, güçlü hiç değilsin, hızlı olduğun da söylenemez, ilk sen öleceksin!" yazıyordu. Bunların hepsi anayasaya doğrudan gönderme...
Carmen Martinez: Yani katil Luzaguay anayasasını biliyor!
Carmen Martinez: İyi düşündün <İsim>! Francisco anayasaya bir zamanlar inandığını söylemişti... Her iddiasına girerim ki Başkan Yardımcısı Silva'da anayasayı ezbere biliyordur! Bu da ikisine karşı bir çarpı işareti demek!

İncele: Kilitli Cep Telefonu.
Carmen Martinez: Hımm, Başkan Yardımcısının telefonunda bir video açık kalmış... Oynata basalım mı?

-Kaydın başı...-
Valentina Silva: Günaydın, Bağımsız Luzaguay Demokrasisi'nin güzel insanları!
Valentina Silva: Hımm, biraz fazla neşeli oldu sanki.
Valentina Silva: Günaydın, Bağımsız Luzaguay Demokrasisi'nin güzel insanları!
Valentina Silva: Şu andan itibaren Başkanlık görevimi üstleneceğimi sizlere bildirmek isterim.
Valentina Silva: Doğal olarak sizden bu geçiş döneminde tam işbirliği bekliyorum. Her türlü muhalif unsurun hemen ve acımadan icabına bakılacaktır.
Valentina Silva: Hepinize güzel bir gün dilerim!

-Kaydın sonu...-
Carmen Martinez: Nasıl ya <İsim>? Başkan Yardımcısı Silva kabul konuşmasını mı prova ediyormuş?
Carmen Martinez: İyi de bu video iki gün önce çekilmiş... Yani Başkan Herrera'nın öldürülmesinden önce!
Carmen Martinez: Bence de, Bayan Silva'nın bize bir açıklama borcu var! Hadi onunla konuşalım!

Valentina Silva'yı videosu hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Bayan Silva, <Rütbe> <İsim>'in telefonunuzda bulduğu bu videoya bir açıklık getirseniz iyi edersiniz.
Carmen Martinez: Herrera'yı öldüreceğinizi bildiğiniz için mi kabul konuşmanızın provasını yaptınız?
Valentina Silva: Şey... Onu nereden buldun <Rütbe> <İsim>?
Valentina Silva: Telefonum şifreliydi! Kişisel bilgileri gizli tutmak temel askeri eğitim bilgisidir.
Valentina Silva: Her neyse, başa geçmeyi düşündüğüm sır değil. Herrera'nın olabildiğinden daha iyi bir Başkan olurdum. Misal şu isyancıları bastırırdım!
Valentina Silva: Ama benim planladığım şey darbeydi, cinayet değil...
Valentina Silva: Hem bunu kanıtlayacak mazeretim de var! Herrera öldürüldüğünde günlük Gabalium'umu alıyordum!
Carmen Martinez: Size inandık diyelim... Peki ya SOMBRA? Rejimi desteklediklerini biliyoruz! Nihai hedefleri ne?
Valentina Silva: SOMBRA mı? Neyden bahsettiğini bilmiyorum <Rütbe> <İsim>. Bağımsız Luzaguay Demokrasisi adı üstünde bağımsızdır!
Carmen Martinez: Ben olsam o kadar emin olmazdım Bayan Silva. Ayrıca <Rütbe> <İsim> Herrera'yı sizin öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsa kendi bağımsızlığınızı arayama başlarsınız!

İncele: Çanta.
Carmen Martinez: O kanlı bıçak bu çantaya nasıl girmiş <İsim>?
Carmen Martinez: Kurban bıçaklanmadı belki ama şu şu kandan bir örnek almak isyancıların neyin peşinde olduğunu aydınlatabilir!

İncele: Bıçak.
Carmen Martinez: Hadi şu bıçaktan aldığın kanı mikroskopta inceleyelim <İsim>!

İncele: Kan.
Carmen Martinez: Bıçaktan topladığın kan Eva Reyes adlı birine aitmiş.
Carmen Martinez: 17 yaşında birisinin bıçakla ne işi olur ki? Ayrıca isyancıların kampında ne işi var? Eva'yla iki çift laf etsek iyi olur!

Eva Reyes'e kanlı bıçak hakkında soru sor.
Carmen Martinez: Selam Eva. <Rütbe> <İsim> ile sana eşyalarının arasında bulduğumuz bu bıçağı sormak istemiştik...
Eva Reyes: A...Açıklayabilirim! Yalnızca bu yerin gerçekten var olup olmadığını görmek istemiştim! Diğer çocukların kırsalda gizlenmiş bir alandan bahsettiklerini duydum bu da bana epey havalı geldi!
Eva Reyes: Bıçağı yerde buldum. O kötü isyancılar kullanmasınlar diye el koymak istedim ama kazara kendimi kestim!
Eva Reyes: Hepsi bu kadar! Yemin ederim isyancılarla bir ilgim alakam yok! Ben Bağımsız Luzaguay Demokrasisine ve Sevgili Liderimize sadığım!
Carmen Martinez: Ağlama lütfen. <Rütbe> <İsim> hükümete çalışmıyor. Biz Başkanın ölümününü soruşturmak için buradayız!
Eva Reyes: Sevgili Liderimiz öldü mü?
Eva Reyes: Korkunç bir haber bu! Gidip saygılarımı sunmalıyım!

Daha sonra merkezde...
Carmen Martinez: Luzaguay'a ilk geldiğimizde buranın SOMBRA bölgesi olacağını tahmin etmemiştim <İsim>!
Carmen Martinez: Ülkenin anayasasını bile yazabiklerini düşününce... Yuh artık diyorum!
Carmen Martinez: Ahalinin dünyadan haberi yok gibi sanki. Başkan Yardımcısı bile SOMBRA'yı bilmediğini öne sürüyor!
Carmen Martinez: Belki Bayan Silva Herrera'nın bir suç örgütünden destek alarak liderlik yaptığını bilseydi ona karşı darbe planlamaya bu kadar hevesli olmazdı.
Carmen Martinez: Ayrıca Herrera'nın iktidarını bitirmek uğraşında olan tek o da değil. Cinayeti Sebastian'ın devrimi için de uygun bir ortam yaratır.
Elliot Clayton: <İsim>, isyancılardan başka bir mesaj yakaladım!
Elliot Clayton: Sebastian birini esir almış... Ve onu öldürmekle tehdit ediyor!

3. Bölüm

Carmen Martinez: <İsim>, Luzaguay'a geldiğimizde SOMBRA'yı bulacağımızdan emindim fakat ülkeyi yönetiklerini tahmin etmiyordum!
Carmen Martinez: Ahalinin dünyadan haberi yok gibi sanki. Başkan Yardımcısı bile SOMBRA'yı bilmediğini öne sürüyor!
Elliot Clayton: <İsim>, isyancılardan başka bir mesaj yakaladım!
Elliot Clayton: Sebastian milis kuvvetlerinin liderini esir almış!
Carmen Martinez: Ne?! Derhal Sebastian'ı durdurmamız gerek <İsim>!

-Kampta...-
Sebastian Morales: Burada casusluk yapmak için bulunmadığını nereden bileceğim! Senin gibi hükümet yandaşlarına güvenmiyorum!
Pedro Torres: <Rütbe> <İsim>, yardım et! Buraya anlaşma yapmak için geldim, yeminle!
Carmen Martinez: Sebastian, derhal o bıçağı at elinden!
Sebatian Morales: Ya atmazsam?
Carmen Martinez: Atmazsan ateş ederim!
Sebastian Morales: Tamam! Gidebilir!
Sebastian Morales: Bu iş burada bitmedi Pedro! Seni bulacağım ve...
Carmen Martinez: Bu kadar yeter Sebastian! Belki gözaltında biraz sakinleşirsin!
Carmen Martinez: Sana gelince Pedro, burada tam olarak ne olduğunu <Rütbe> <İsim>'e anlatsan iyi edersin!

Pedro Torres'e kampa neden geldiğini sor.
Pedro Torres: Morales'in beni alt etmesine izin verdiğime inanamıyorum! Üstelik onca yıllık askeri eğitime rağmen!
Carmen Martinez: Biraz sakin olup <Rütbe> <İsim>'e kampta ne aradığını anlat. Başkan Yardımcısı, Herrera'nın öldürülmesinden sonra isyancıların tepesine çökmek için mi Los Patriotas'ı yolladı?
Pedro Torres: Pek sayılmaz... Buraya kişisel nedenlerden ötürü geldim.
Pedro Torres: Sana karşı dürüst olayım <Rütbe> <İsim>. Başkan Herrera Los Patriotas'ı dağıtmaya karar vermişti. Kontrolden çıktığımızı söylüyordu!
Pedro Torres: Bunun anayasaya aykırı olduğunu söyledim ama eğer itaat etmezsem beni Gabalium'umu kesmekle tehdit etti.
Carmen Martinez: Sen de milislerini korumak için onu öldürdün!
Pedro Torres: Elbette hayır! Gerçi ölümünün elverişli bir iktidar boşluğu yarattığını da inkar edemem şimdi!
Pedro Torres: Morales'in yanına bu yüzden geldim. İsyancıların Los Patriotas'la birlikte yeni bir düzen kurmak isteyip istemediklerini öğrenmek için. Ama o dangalak kalktı ve bana saldırdı!
Carmen Martinez: Eğer <Rütbe> <İsim> Herrera'yı senin öldürdüğünü ortaya çıkarırsa yeni düzenini hapishanede kurarsın artık!
(Pedro Torres ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Ben açıkçası Pedro'nun buraya Sebastian'la anlaşma yapmak için geldiğine pek inanmıyorum <İsim>.
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, esas önceliğimiz Herrera'nın cinayetini çözmek. Kampa tekrar göz atmanın işe yarayacağını düşünüyorsan hemen atalım!

İncele: Sebze Bahçesi.
Carmen Martinez: Umarım şu yırtık kağıt bize yeni bir ipucu verir. Bantlama işi sende!
Carmen Martinez: Şu madalyon pek tatlıymış... Üzerindeki kız kim acaba! Diğer yüzündeki gravür silinmiş. Yakından baksak mı ki?

İncele: Paramparça Kağıt.
Carmen Martinez: Hımm, bu şehrin bir haritasına benziyor... Şurada belediye binası var!
Carmen Martinez: Bir saniye, şu bir bomba mı?! Diğer binalara da çizilmiş!
Carmen Martinez: Sebastian devrim istediğini söylemişti... Ama bunu ne pahasına olursa olsun istediğini söylememişti! Hemen onu sorgulamamız gerek!

Sebastian Morales'i isyancıların planı hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Konuşmaya başlasan iyi edersin Sebastian. Bize devrim istediğini söylemiştin ama bunu elde etmek için binlerce sivili öldürmeye hazır olduğunu söylemeyi atladın!
Sebastian Morales: Haritamı buldunuz demek...
Sebastian Morales: Ne olmuş yani? Ateşe ateşle karşılık verecektim! Hükümet vatandaşlara "zayıfların öldüğünü" öğretiyor. Belediye Binalarını patlattığımızda bunun ne kadar doğru olduğunu kendi gözleriyle göreceklerdi!
Sebastian Morales: Başkan ölünce planı askıya aldım. Hatta diğer isyancılara bombaları bile getirtmiştim. Ama yanlış anlamayın, eğer iktidar yanlış ellere geçerse yine savaşırım!
Carmen Martinez: Biz varken mümkünatı yok! Ayrıca eğer <Rütbe> <İsim> Herrera'yı senin öldürdüğünü ortaya çıkarırsa patlayacak olan tek şey senin savunman olur!

İncele: Açık Madalyon.
Carmen Martinez: Madalyondaki mesajda "Seni geri getireceğim!" yazıyor.
Carmen Martinez: Pek çaresiz görünüyor <İsim>. Bu küçük kız kim ve kimi arkasında bırakmış?
Carmen Martinez: Bence de. Madalyonu incelemesi için hemen Elliot'a götürelim!

Analiz et: Gravür.
Elliot Clayton: Valla Luzaguay gibi sır küpü bir ülkenin nedense ciddi sanal güvenlik eksikleri var. Dupont'un cep telefonu bile ülkenin veri tabanından daha modern!
Elliot Clayton: Bu yüzden madalyondaki kızın, Constanza Reyes adlı on yaşında bir kız olduğunu söyleyebilirim.
Carmen Martinez: Constanza Reyes mi? Doğru dedin <İsim>. Tıpkı Eva Reyes gibi, hani şu kampta tanıştığımız kız. Akraba olmalılar!
Elliot Clayton: Yalnız şöyle bir tuhaflık var. Constanza on yaşında ama veri tabanına sadece birkaç ay önce girilmiş! Sanki ondan önce hiç var olmamış gibi!
Carmen Martinez: Bu da Eva'nın madalyonundaki garip yazıyı açıklar. Kız belli ki bize tüm gerçeği anlatmamış <İsim>; gidip onunla konuşalım!

Eva Reyes'e madalyon hakkında soru sor.
Carmen Martinez: Seni burada bulacağımızı tahmin etmiştik Eva.
Eva Reyes: <Rütbe> <İsim>! S-seni tekrar görmeyi beklemiyordum. Burada ne arıyorsunuz?
Carmen Martinez: Bu madalyonu bulduk. Sanırım sana ait.
Eva Reyes: Şükürler olsun! Bu kardeşimin bendeki tek fotoğrafı! Bir daha hiç bulamayacağım sanmıştım!
Carmen Martinez: Demek kardeşin! Bu mesaj ne anlama geliyor peki?
Eva Reyes: Daha önceki konuşmamızda dürüst değildim <Rütbe> <İsim>. Aslında şehirde yaşamıyorum...
Eva Reyes: Kardeşim Constanza ve ben isyancı kampında doğduk ve büyüdük!
Eva Reyes: Ama birkaç ay önce Los Patriotas kampı bastı. Ben zamanında saklanmayı başardım ama kardeşimi aldılar!
Carmen Martinez: Kardeşini mi aldılar?! Nereye götürdüler peki?
Eva Reyes: Kaçırdıkları çocukları nereye götürürlerse oraya! Şehre yani! Neyse ki Başkan Herrera öldü! Belki şimdi Constanza'yı tekrar görebilirim!
Carmen Martinez: Kardeşine olanlardan ötürü üzgünüz Eva. Ama eğer bunun yüzünden Başkan Herrera'yı senin öldürdüğünü öğrenirsek seni tutuklamaktan başka çaremiz kalmaz!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: <İsim>, durum gitgide daha da umutsuzlaşıyor! Elimizde rejimi SOMBRA tarafından desteklenen ölü bir Başkan ve...
Carmen Martinez: Hükümeti ne pahasına olursa olsun devirmeye ant içmiş bir direniş lideri ile onunla rejime karşı işbirliğine hazırlanan bir milis kuvvetleri lideri var!
Carmen Martinez: Çarşı karışmadan şu cinayeti çözsek iyi olacak!
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>. Herrera'nın gözetleme noktasından vurulduğunu biliyoruz... Eğer onu vuranın kim olduğunu öğrenmek istiyorsak oraya geri dönemiz gerek!

İncele: Havalandırma Kapakları.
Carmen Martinez: Katil tam isabet vurabilmek için burada saatlerce pusmuş olmalı <İsim>. Ardında bırakmış olabileceği bir şeyler buldun mu?
Carmen Martinez: Şu matara askeri malzemeden!
Carmen Martinez: Sence mataranın askeri eğitimli katile ait olma olasılığı yüzde kaçtır? Üzerindeki maddeden bir örnek alalım!
Carmen Martinez: Şu çantadaki şifreyi kırabilirsen tam da aradığımız ipucunu bulabiliriz!
Carmen Martinez: Bu cinayeti ne kadar hızlı çözersek SOMBRA'nın bu insanlara verdiği zararı o kadar hızlı telafi etmeye başlayabiliriz. Hadi iş başına <İsim>!

İncele: Matara.
Carmen Martinez: Hadi şu mataradan aldığın maddeyi Lars'a götürelim!

Analiz et: Şeffaf Madde.
Lars Douglas: Kızlar, daha önce de konuştuk bunu... Annenizi göremezsiniz çünkü çok kötü bir şey yaptı ve şimdi onu telafi etmesi gerekiyor.
May Douglas: Yani şimdi eğer June bütün dondurmayı yerse, onu da mı hapse atmamız gerekir?
Lars Douglas: İkisi aynı şey değil May. Bak, <İsim> gelmiş. Müsait olduğumuda sizi arayacağım. Ninenizle dedenize benden selam söyleyin!
Üçüzler: Hoşça kal baba! Hoşça kal <İsim>!
Lars Douglas: Kusura bakma <İsim>. Hala kızlara annelerini artık neden göremeyeceklerini anlatmakta zorlanıyorum. Onları nineleriyle bıraktığım için kendimi suçlu gibi hissediyorum...
Carmen Martinez: Zor olmalı. Ama çocuklar şaşırtıcı şekilde dayanıklıdır. Sanjay'e baksana!
Carmen Martinez: Şey, <İsim> ile sana gönderdiğimiz mataradaki maddeye bakabildin mi acaba?
Lars Douglas: Ah evet! Maddenin temel bileşeni suydu. Bir de bana daha önce gönderidiğiniz ilaç Gabalium'dan da izler vardı.
Carmen Martinez: Yani matara kesinlikle katile ait!
Lars Douglas: Evet! Ama asıl ilginç olan suda bulduğum şu küçük tükürük örneği! Tek bir şeyden emin olmaya yetecek kadar DNA vardı...
Lars Douglas: Katilin siyah saçlı olduğuna!
Carmen Martinez: Öyleyse katilin siyah saçı turuncu hapishane tulumuna pek uyacak <İsim>!

İncele: Kilitli Çanta.
Carmen Martinez: Çantayı açdığına göre artık içine bakabiliriz! Şu andan itibaren her delil önemlidir!

İncele: Açık Çanta.
Carmen Martinez: O çantadan bir nişancı tüfeği mi çıktı <İsim>?
Carmen Martinez: Cinayet silahımız bu olabilir! Hadi bu tüfeği hemen Jonah'a yollayalım!

Analiz et: Nişancı Tüfeği.
Jonah Karam: <İsim>, bulduğun bu nişancı tüfeğinin cinayet silahı olduğunu doğrulayabilirim! Bundan ateşlenen mermi, kurbanın cesedinden çıkan mermi ile aynı izi bırakıyor.
Carmen Martinez: Güzel işti Jonah! Ee, katil hakkında ne öğrendin?
Jonah Karam: Maalesef katilin tüfeği temizleyecek kadar kafası çalışıyormuş. Ancak bir şeyin sürekli sürtünmesiyle küçük izler oluştuğunu fark ettim.
Jonah Karam: Bu çiziklerin nasıl oluşmuş olabileceğini bulmak için epey uğraştım. Her türlü testten geçirdim... Sonra birden aklıma Marina geldi!
Jonah Karam: Geçenlerdeki randevumuzda onu poligona götürmüştüm. Silahlı güzel bir kadın kadar beni...
Carmen Martinez: Özet geç Jonah!
Jonah Karam: Affedersin <İsim>. Yani demek istediğim Marina, sürekli küpelerinin tüfeğe takılıp durmasından şikayet ediyordu!
Jonah Karam: Tüfekteki çiziklerin nedeni de küpe!
Carmen Martinez: Demek katil küpe takıyor! Yakında takacağı tek aksesuar kelepçe olacak <İsim>!

Carmen Martinez: İşte bu <İsim>. Başkan Herrera'nın katilini tutuklayacak tüm kanıta sahibiz. Kelepçeni hazır et!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Valentina Silva, Adolfo Herrera'yı öldürmekten tutuklusun. Neden yaptın bunu? Makamında gözün olduğu için mi?
Valentina Silva: Herrera'yı ben öldürmedim <Rütbe> <İsim>. Dedim ya, ben darbe planlıyordum, cinayet değil!
Carmen Martinez: Peki nasıl oldu da <Rütbe> <İsim> onu vurmakta kullandığın mühimmat kutusunda Gabalium'unun izlerine rastladı?
Valentina Silva: Gabalium çalışma çağındaki tüm vatandaşlar için zorunludur. O mühimmata herkes dokunmuş olabilir!
Carmen Martinez: Peki ya anayasaya yazdığın tehdide ne demeli? Hani Herrera'ya "ilk onun öleceğini" yazdığın tehdit?
Valentina Silva: Birisi anayasayı tahrif mi etmiş?! Bu 342. maddeye göre vatana ihanet...
Carmen Martinez: Kes Valentina! Gözetleme noktasında Herrera'yı vurduktan sonra içinden su içtiğin matarada DNA'nı bulduk!
Carmen Martinez: Yalnızca senin gibi askeri eğitimli birinin becerebileceği bir biçimde ateş edilmiş!
Valentina Silva: Tamam itiraf ediyoum! Herrera'yı ben öldürdüm! Ama sandığınız sebepten değil!
Valentina Silva: Gerçek şu ki artık rejime inanmıyorum. Ülkeyi daha güçlü kılmak için çalıştığımıza inanırdım... Hedefe giden her yolun mübah olduğuna.
Valentina Silva: Yaşlı ve güçsüzlerin neden bir kenara itilmekten, onlara yeterince kaynak ayırmamamızdan şikayet ettiklerini anlamıyordum.
Valentina Silva: Genç nüfuslar yaşlıların fedakarlığı sayesinde gelişti. Luzaguay'ın üstünlüğüne katkıda bulunmaktan onur duymalıydılar!
Valentina Silva: Ama sonra kendi ebeveynlerim yaşlanmaya başladı ve annem hastalığa yakalandı. Ona ilaç bulmak için şehirde gitmediğim doktor kalmadı.
Valentina Silva: Ama bana kural kuraldır deyip annem için ayrıcalık tanımayacaklarını, kaynakları israf etmeyeceklerini söylediler!
Valentina Silva: Annem gözlerimin önünde acılar içinde can verdi <Rütbe> <İsim>! Hem de ne için? Sırf Muhterem Başkanımız hayatının kurtarılmaya değmediğine karar verdiği için!
Valentina Silva: Herrera'yı öldürmem yanlıştı belki, ama ancak bu sayede Başkan olup binlerce kişinin hayatını kurtarabilirdim!
Carmen Martinez: Ben o kadar emin değilim. Herrera'nın aşırıcı politikalarının dış bir kaynaktan geldiğinden şüpheleniyoruz. Eğer SOMBRA konusunda bildiklerini saklıyorsan bence şimdi anlatmanın tam sırası, tabii cezanda indirim istiyorsan.
Valentina Silva: Üzgünüm <Rütbe> <İsim>. SOMBRA adını ilk defa duyduğumu söylediğimde doğruyu söylüyordum!
Carmen Martinez: Annen için başın sağ olsun Valentina. Ama hiçbir sebep cinayeti haklı çıkarmaz. Adolfo Herrera'yı öldürmekten tutuklusun!

Nigel Adaku: Bayan Silva, iktidarı ele geçirip Luazguay Başkanı olmayı planlayarak Adolfo Herrera'yı öldürmekle suçlanıyorsun.
Nigel Adaku: Bu bana pek de adil bir seçim kampanyası gibi gelmedi!
Valentina Silva: Anlamıyorsunuz! Amacım sırf iktidarı ele geçirmek değildi. Rejimin yanlışlarını düzeltmek için Herrera'yı öldürdüm!
Nigel Adaku: İki yanlış bir doğru etmez Bayan Silva. Bu yüzden seni Adolfo Herrera cinayetini işlemekten ötürü 30 yıl hapisle cezalandırıyorum!
Valentina Silva: Pişman değilim! Zaten uğruna yaşayacak kimsem de kalmadı...

Elizabeth Ripley: <İsim>, Adolfo Herrera'nın katilini parmaklıklar ardına göndermiş olabilirsin ama buradaki işimiz henüz bitmedi!
Elizabeth Ripley: Buradaki rejimin SOMBRA tarafından desteklendiğini öğrendik... Hepsinin ötesinde ülkenin anayasasını bile onlar yazmış!
Elizabeth Ripley: Başkan Yardımcısı SOMBRA'nın varlığından bile haberdar olmadığını öne sürüyor, ama birileri heriflerin nasıl bu kadar işin içinde olduğunu biliyor olmalı!
Elizabeth Ripley: Şimdi esas yapmamız gereken şey SOMBRA'nın kimsenin ruhu bile duymadan bir ulusu nasıl ele geçirdiğini ortaya çıkarmak. Biraz şansımız varsa bu da bizi El Rey'e bir adım daha yaklaştırır!
Elizabeth Ripley: Bu kez işin zor <İsim>. Ama bunu yapabilecek birisi varsa o da sensin!

Kötülüğün Kökü 3

Elizabeth Ripley: <İsim>, Adolfo Herrera'nın katilini parmaklıklar ardına göndermiş olabilirsin ama Luzaguay'daki işimiz henüz bitmedi.
Elizabeth Ripley: İyi tarafından bakarsak, Başkan'ın ölümü ve Yardımcısının da hapse girmesi ile ülkedeki rejim kendiliğinden sona ermiş oldu.
Elizabeth Ripley: Hem isyancılar savaşı sonlandırdı, hem de Luzaguay halkı 30 yıl sonra ilk kez seçime hazırlanyor!
Elizabeth Ripley: Kötü tarafı ise SOMBRA'nın koca ülkeyi kimsenin ruhu bile duymadan nasıl ele geçirdiğini bilmiyoruz!
Elizabeth Ripley: Bildiğimiz kadarıyla Başkan Yardımcısı bile SOMBRA'nın varlığından bihaber. Hatta belki Başkan'ın kendisi bile onların kuklası olduğunu bilmiyordu!
Elizabeth Ripley: Ne derece işin içinde olduklarını öğrenene kadar Herrera'nın ölümünün ülkedeki SOMBRA varlığını bitirmek için yeterli olduğundan emin olamayız.
Michelle Zuria: Evet. Mesela Herrera'nın SOMBRA'ya ne derece bağlı olduğunu öğrenmemiz gerek <İsim>.
Michelle Zuria: Halen SOMBRA'nın koca bir ülkeyi nasıl ele geçirdiğini ve benim bunu neden duymadığımı aklım almıyor doğrusu!
Jack Archer: Eee, SOMBRA'nın liderinin gerçek olduğunu da bilmiyordun, öyle değil mi?
Michelle Zuria: Doğru ama El Rey'in varlığı çok sıkı korunan bir sırdı!
Michelle Zuria: Herrera'nın iktidara yükselişine şahit olan bir beyefendiyle karşılaştım demiştin, değil mi <İsim>? Öyleyse onunla konuşalım!
Carmen Martinez: <İsim>, gitmeden önce aklıma bir şey takıldı da. Eva ve kayıp kız kardeşini düşünmeden edemiyorum. Onlar için yapacağımız bir şey vardır mutlaka, değil mi?
Carmen Martinez: Bir arama kurtarma görevine hayır demeyeceğini biliyordum <İsim>! Eva'yla konuşmak için kampta bekliyor olacağım.

Eva Reyes'in kız kardeşini bulmasına yardım et.
Carmen Martinez: Selam Eva...
Eva Reyes: Söylenenler doğru mu <Rütbe> <İsim>? Başkan Yardımcısı tutuklandı mı?
Carmen Martinez: Evet. <Rütbe> <İsim> sayesinde Bayan Silva artık parmaklıklar ardında!
Eva Reyes: Öyleyse kardeşimi bulmalıyım. Ona kavuşabilmek için tek şansım bu!
Carmen Martinez: Biz de onun için buradayız; onu bulmanda sana yardım etmek istiyoruz!
Eva Reyes: Size minnettar olurum <Rütbe> <İsim>! Dağılıp farklı yerlere bakalım!
Eva Reyes: Eğer Constanza'nın guirosunu bulursanız sizi benim gönderdiğimi anlayacaktır. Yerel bir vurmalı çaldı. Kardeşim kaçırıldıktan sonra guirosunu aradım ama hiçbir yerde göremedim!
Carmen Martinez: <Rütbe> <İsim> gizli nesneleri bulma konusunda uzmandır. Eğer Constanza'nın entsrümanı kamptaysa buluruz!

İncele: İsyancıların Kulübeleri.
Carmen Martinez: Sana şu sebze çuvalını neden aramak istediğini soracaktım <İsim> ama etrafta vurmalı bir çalgı göremiyorum. Buraya da bakalım o zaman!

İncele: Çuval.
Carmen Martinez: Sence Constanza'nın enstrümanı bu mu <İsim>?
Carmen Martinez: Doğru, bunu anlamanın tek bir yolu var. Şuna bir toz atıp parmak izi alalım hemen!

İncele: Guiro.
Carmen Martinez: Harika, hadi bu parmak izlerini Elliot'a götürelim. Eğer bunlar Constanza'nın ise guirosunu bulduk demektir!

Analiz et: Parmak İzleri.
Sanjay Korrapati: Hey <İsim>! Şunu dinlesene!
Elliot Clayton: Sanjay, Allah'ını seversen kes şunu! Kulaklarımın zarı patladı yahu!
Elliot Clayton: Gerçek müzik dinlemek istiyorsan The Fix dinlemelisin, ya da Lone Roses, ya da...
Sanjay Korrapati: Vanna Alabama mı? Etrafta kimsenin olmadığını sandığında onu dinlediğini duydum!
Elliot Clayton: Ben... Iıı...
Elliot Clayton: Sanırsam şu parmak izleri için geldin <İsim>!! Tahmin ettiğin gibi izler Constanza'ya ait.
Carmen Martinez: Harika işti Elliot! Umarım bu onun güvenini kazanmaya yeter.
Carmen Martinez: Yalnız şöyle bir durum var... Onu nerede bulacağız?
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>. Eva kardeşini kamptan milis kuvvetlerinin aldığını söylemişti.
Carmen Martinez: Bu durumda Pedro bize onun nereye götürüldüğünü söyleyebilir. Gidip ona soralım!

Pedro Torres'ten bilgi almaya çalış.
Carmen Martinez: Pedro, <Rütbe> <İsim> yardımına ihtiyaç duyuyor. Küçük bir kızı arıyoruz. Adı Constanza. Onu kamptan milislerinin kaçırdığını düşünüyoruz...
Pedro Torres: Los Patriotas kimseyi kaçırmaz <Rütbe> <İsim>. Biz onları ait oldukları yere, yani şehre getirdik! O kamp çocuklara göre bir yer değil.
Carmen Martinez: Şehir de pek on yaşında çocuğa göre bir yer değil! <Rütbe> <İsim> daha önce hayatını kurtarmıştı, bilmem hatırlatmama gerek var mı?
Pedro Torres: Pekala. Kızı görmüş olabilirim. Onu birkaç kez gözetleme noktasında yakaladım. Bir şeyler arıyor gibiydi.
Pedro Torres: Başını derde sokabileceğini söyledim ama gelmeye devam etti! Onu orada bulabilirsiniz <Rütbe> <İsim>.
Carmen Martinez: Pekala, hadi gözetleme noktasına gidelim <İsim>! Yolda da bir şeyler atıştıralım, açlıktan ölüyorum valla!

İncele: Gözetleme Noktası.
Carmen Martinez: Selam, Constanza sen misin?
Constanza Reyes: Ben... burada yanlış bir şey yapmıyordum, yemin ederim! L-lütfen beni tutuklamayın!
Carmen Martinez: Buraya seni tutuklamaya gelmedik! Tanıştırayım, bu <Rütbe> <İsim>. Eva seni bulmamızı istedi. Bak, guiron burada. Ablan bize bunun en sevdiğin enstrümanın olduğunu söyledi!
Constanza Reyes: Siz... Ablamın nerede olduğunu biliyor musunuz?
Constanza Reyes: Uzun süredir onu bulmaya çalışıyorum! Başkanın öldüğünü duyduğumda çok sevinmiştim ama kampın yolunu bulamadım! Buraya gelip kampın yerini bulmaya çalışıyorum!
Carmen Martinez: Artık hepsi geçti Constanza. Seni ablana götürüyoruz!

Constanza ve Eva'yı tekrar bir araya getir.
Constanza Reyes: Abla! Ben geldim! <Rütbe> <İsim> beni kurtardı!
Eva Reyes: Constanza! İnanamıyorum, gerçekten sen misin!
Eva Reyes: İyi misin? Milisler sana zarar verdi mi?!
Constanza Reyes: Hayır... Korkmuştum ama cesur olabilmek için elimden geleni yaptım! Tıpkı senin bana öğrettiğin gibi!
Eva Reyes: Seni hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim Constanza!
Eva Reyes: Her yerde seni aradım. Ama ne zaman şehre girmeye çalışsam milisler beni kovaladı!
Constanza Reyes: Ağlama abla!
Eva Reyes: Bir daha kimsenin seni benden almasına izin vermeyeceğim, söz veriyorum!
Eva Reyes: Çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Bizim için yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız! Lütfen bunu teşekkür olarak kabul et.

Francisco Ramirez'e ülkenin tarihi hakkında soru sor.
Michelle Zuria: Bay Ramirez, bir konuda yardımızı istiyoruz. Bay Herrera'nın nasıl iktidara geldiğini araştırıyoruz. O dönem hakkında ne hatırlıyorsunuz?
Francisco Ramirez: Pek çok şey! Herrera ile 30 yılı aşkın süre önce arkadaş olduğumuzda genç ve yetenekli bir siyasetçiydi. Hırslıydı ama adını duyurmakta zorlanıyordu.
Francisco Ramirez: Ama sonra bir örgüt kendisiyle irtibat kurdu ve politikalarını benimsemesi karşılığında kampanyasına fon sağlamayı teklif etti.
Francisco Ramirez: Örgüt onun için o kadar çok para harcadı ki seçimleri hiç zorlanmadan kazandı...
Francisco Ramirez: İşte o günden sonra işler sarpa sarmaya başladı! Ama milliyetçilik duygusu gözümü öylesine kör etmişti ki ülkenin bir diktatörlüğe dönüştüğünü göremedim!
Francisco Ramirez: Keşke imkanım varken buna engel olabilseydim <Rütbe> <İsim>. Ama şu an tek yapabileceğim şey Başkan'ın hazinesinden size bu parayı vermek. Akıllıca kullanın!
(Francisco Ramirez ile konuştuktan sonra)
Michelle Zuria: <İsim> Francisco'nun bahsettiği örgüt SOMBRA'dan başkası olamaz!
Michelle Zuria: Yani Herrera SOMBRA'nın her şeyin arkasında olduğunu gayet iyi biliyordu... Bu da onlarla temas halinde olduğu anlamına gelir! Derhal Herrera'nın ofisine dönmeliyiz <İsim>!

İncele: Başkan'ın Ofisi.
Michelle Zuria: Görünüşe göre Başkanın ofisine dokunulmamış <İsim>. SOMBRA'nın burayı çoktan temizlemiş olacağını düşünmüştüm halbuki!
Michelle Zuria: Herrera'nın tabletini ulu orta bırakacak kadar dikkatsiz olması da ayrıca şaşırtıcı! Sırlarını açığa çıkarmak için şifresini kırman gerekecek!

İncele: Kilitli Tablet.
Michelle Zuria: Herrera'nın güvenik konusunda sandığım kadar özensiz değilmiş <İsim>. Bu tabletteki her şey şifreli!
Michelle Zuria: Ama bu Bay Clayton'ı kösteklemez! Tableti ona götürelim!

Analiz et: Şifreli Tablet.
Elliot Clayton: Bu tabletle turnayı tam on ikiden vurmuşsun <İsim>! İçi Herrera'nın SOMBRA'yla olan konuşmalarıyla doluydu!
Elliot Clayton: Mesajlar Luzaguay'ın SOMBRA'nın bir ülkeyi ele geçirmeye dair ilk ve tek denemesi olduğunu gösteriyor... Bir nevi deneme sürümü yani.
Elliot Clayton: SOMBRA Herrera'ya sürekli başarının örgüt adına ne denli mühim olduğunu hatırlatıp durmuş. Hatta olanı biteni yoklaması için iki ayda bir ajan bile göndermişler!
Michelle Zuria: Tamam... Tamam...
Elliot Clayton: Anlattıklarım seni ilgilendirmediyse baştan belirt...
Michelle Zuria: Özür dilerim Bay Clayton. Lütfen devam edin.
Elliot Clayton: Diyorum ki bir SOMBRA ajanı iki ayda bir gelip Herrera'yı yokluyormuş. Geri kalan zamanlarda Herrera'nın kendisi SOMBRA'yla buluşmaya gitmiş!
Elliot Clayton: Üstelik Herrera, SOMBRA irtibatıyla iki gün sonra Maçu Piçu'da buluşacakmış!
Michelle Zuria: Demek Herrera bir SOMBRA ajanıyla buluşacakmış. Aradığımız ipucu bu olabilir <İsim>... Bakalım Şef Ripley bundan ne çıkartacak!

Daha sonra merkezde...
Elizabeth Ripley: <İsim>, duyduğuma göre küçük bir kızı ailesine kavuşturmuşsun. İyi işti!
Carmen Martinez: Evet, SOMBRA'ya rağmen halen iyi bir şeyler yapabildiğimizi bilmek güzel bir şey!
Michelle Zuria: SOMBRA demişken, Başkan Herrera'nın onlarla sıkı temas halinde olduğunu öğrendik ve bir sonraki buluşmaları da iki gün sonra gerçekleşecekmiş!
Elliot Clayton: Evet, SOMBRA'ya buluşma mesajını önden yolladım. Herrera'nın öldüğünden haberleri bile yok...
Elliot Clayton: Yani ajan Peru'da ortaya çıktığı anda onu kıskıvrak yakalayabileceğiz!
Elizabeth Ripley: Herrera öldüğüne göre en azından SOMBRA'nın Luzaguay üzerindeki hakimiyeti bitmiş oldu.
Elizabeth Ripley: Ama bildiğimiz kadarıyla El Rey çok daha büyük bir yerde hakimiyet kurmayı planlıyor. Bu gerçekleşmeden önce onu yakalamalıyız!
Elizabeth Ripley: Valizlerini topla <İsim>. Peru'ya gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki