Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Kelleleri Vurula/Diyaloglar

< Kelleleri Vurula

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Büro'nun Merkezinde...
Şef Ripley: <Rütbe> <İsim>, Dupont'un bize bahsettiği o el yazması kitabın Fransa'da açık arttırmaya çıkarıldığını hatırlarsın...
Şef Ripley: Aynen öyle <İsim>. Bunun, Londra'da Enid Grimshaw'a tehdit yazılırken kullanılan el yazması kitapla aynı olduğunu düşünüyoruz...
Şef Ripley: Tıpatıp aynısı. Pretty Fair dergisinin yayın yönetmeni Annette Sommeur'ün en yüksek teklifi verdiğini öğrendik.
Şef Ripley: Bir fotoğraf çekimi için Versay'daki Aynalı Salonu kiralamış ve el yazması kitapta yanında olacak. Söylenilenlere bakılırsa gözünü ondan ayırmıyormuş!
Şef Ripley: Archer'a merkezde ihtiyacımız olacak, o yüzden Carmen Martinez'le gideceksin.
Şef Ripley: Martinez, Yemen'de çok büyük bir terörist ağını çökerttiği için Pulitzer Ödülü kazanmış bir araştırmacı gazeteci. Adını daha önce duymuşsundur.
Şef Ripley: Çok sağlamdır ve sabırlı olmamasıyla tanınır, ama keskin zekasının yanı sıra kaba saba bir kişiliği de vardır. Yani genellikle...
Şef Ripley: Martinez'le Versay'da buluşacaksınız, oraya vardığında tanışma faslına gerek kalmayacak. Lütfen benim için bir bardak Burgonya şarabı iç!

-Versay Aynalı Salon'da...-
Carmen Martinez: Demek meşhur <Rütbe> <İsim> sensin! Ben yalnız çalışmaya alışkınım, ama hadi diyelim, elinde ne varsa göster bakalım!
Carmen Martinez: <İsim>, bu Annette Sommeur karısı zamanımızdan çalmasa iyi olur. Zira cafcaflı fotoğraf çekimi yapan büyük dergi editörleri pek umurumda olmaz...
Carmen Martinez: Söylenenlere göre kadın tam bir belaymış, lakabı da "Kabalıklar Kraliçesi"! Şu satın aldığı el yazması kitap hakkında bildiklerini söylese iyi eder ki bizde soruşturmamıza devam edebilelim, değil mi ya!
Carmen Martinez: Nerede bu hatun şimdi? Aynalı Salonu kendimiz gezerek de bu mendebur el yazması kitabı bulabiliriz belki!

1. Bölüm

İncele: Aynalı Salon.
Carmen Martinez: Şaka mı lan bu? El yazması kitapla ilgili en önemli ipucumuzu sorgulamaya gelelim, karı gitsin kellesini uçurtsun! Akıl kârı değil!
Carmen Martinez: Giyotin, fotoğraf çekiminin bir parçasıydı herhalde... Annette Sommeur'ün icabına kimin baktığını bulmalıyız... Cesedi Angela'ya iki parça halinde gönderelim.
Carmen Martinez: El yazması kitabı hiçbir yer de bulamadın mı? NE buldun peki? Silinmiş bir kart... Katil arkasında bir imza ya da onun gibi bir şey mi bırakmıştır sence? O zaman ihtiyacımız olan bilgiyi öğreneceğinden eminim.
Carmen Martinez: Bu Antika Turu zırvası da neyin nesi? Yani tamam, bu ahşap kutu pek güzel de, bunun soruşturmayla ne ilgisi var onu tam anlayamadım. Ama iyi, araştır o zaman <İsim>. Belki de el yazması kitap içindedir...
Carmen Martinez: Bak, pervasız biri gibi görünebilirim, ama zaman kaybetmekten hiç haz etmem. Bunu en iyi senin anlaman gerek <İsim>.
Carmen Martinez: Bu cinayeti bir an önce aydınlatmamız gerekiyor. Tutacağımız daha büyük bir balık var...

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Bonjour <İsim>. "Kabalıklar Kraliçesi"nin sonu böyle enteresan olacaktı demek... Çok da keskin bir otopsi oldu.
Angela Douglas: Kurbanın başını kesen giyotinin bıçağı yakın zaman önce bilenmiş...
Angela Douglas: İlginç bilgi: Giyotinle baş kesmenin sadece iki yüzde biri zaman aldığını biliyor muydun?
Carmen Martinez: Hayır... Pek... İlginçmiş... Yani cinayet silahı kesin olarak giyotin mi şimdi?
Angela Douglas: Kesinlikle. Başı, kafayı öne arkaya sallamaya ve döndürmeye yarayan C1 ve C2 omurlarının arasından kesilmiş. Ancak kesiği temizlerken çok tuhaf bir şeyle karşılaştım...
Angela Douglas: Margarin tatlandırıcısı olarak kullanılan diasetil, kullanılmış sporcu çorabı gibi kokan izovalerik asit ve yalnızca kamember peynirinin dış yüzeyinde bulunan bir bakteri olan Penisilyum camemberti vardı.
Carmen Martinez: Yani giyotini kullanan kişi bunu ayrıca peynir kesmek için de mi kullanmış?
Angela Douglas: Daha mantıklı açıklama, giyotinin bıçağının keskinliği kontrol eden kişi yediği kamemberin bir kısmını istemeden buraya aktarmış!
Carmen Martinez: Sonra da peynir kurbanın boynuna bulaşmış! O zaman katil kamember peyniri yiyor... Bu vakadan keskin kokular alıyorum <İsim>. Lafın gelişi yani...

İncele: Kartvizit.
Carmen Martinez: Hımm... Cinayet mahallinde bulduğun bu kartvizitin üzerinde "Coup de Grace" ve "Grace Goude, Photographe" yazıyor... Fotoğraf çekiminde çalışan fotoğrafçı bu olmalı!
Carmen Martinez: Evet, kurban bir fotoğraf çekimi ayarlamıştı... Görünüşe bakılırsa Grace Goude da fotoğrafçısıymış... O zaman Grace kurbanın celladı da mı oluyor bu durumda?
Carmen Martinez: Bir an önce Grace Goude'u çekimle ilgili sorgulamamız gerekiyor!

Grace Goude ile kurbanın fotoğraf çekimi hakkında konuş.
Grace Goude: NE istiyorsunuz? Eğer o bulvar gazetelerinde çalışan leş kargalarındansanız baştan söyleyeyim, Bayan Sommeur'ün fotoğraflarını hiç bir bulvar gazetesine satmam!
Carmen Martinez: Karga olmadığımız kesin Bayan Goude, biz Büro tarafından gönderildik ve Annette Sommeur'ün cinayetini soruşturuyoruz.
Grace Goude: Vakaya Büro mu bakıyor? Güzel. Annette de zaten "Crème de la crème" isterdi her zaman. O yüzden bu çekimde benim olmamı istedi. BEN en iyiyim de ondan hani.
Grace Goude: Ama bir süreliğine bahçeye çıkıp biraz temiz hava almam gerekiyordu... Döndüğümde onu... başını yani... bir sepetin içinde buldum!
Grace Goude: Beni piyasaya sokan Annette'tir. Tüm kariyerim onun sayesinde yükseldi! Onu o halde bulmanın ne demek olduğunu bilemezsiniz! Ne yapacağımı bilemeyecek kadar şoktaydım!
Grace Goude: Daha iki saat önce onu Montmartre'daki Amelie B. butiğinin önünden almıştım, ama şimdi... artık yok...
Carmen Martinez: Amelie B.'de mi demiştiniz? Sanırım gidip o butiği araştırmamız gerek, değil mi <İsim>? Bir yere ayrılmayın Bayan Goude, size başka sorular sormamız gerekebilir.

İncele: Butik.
Carmen Martinez: Fotoğrafçı Grace Goude, çekim için Versay'a geçmeden önce kurbanı antikacı dükkanından aldığını söylemişti... Orada işimize yarayacak bir şeyler var mıymış?
Carmen Martinez: Amelie B. butiğinin yakınında bir şampanya şişesi mi buldun? Kafeye ait olmadığını nereden biliyorsun peki?
Carmen Martinez: He, tamam... Etiketinde "Annette'e" yazıyor...
Carmen Martinez: Etikette ayrıca "1945 Millésime" yazıyor... Yani bu ekstra pahalı şampanya anlamına mı geliyor?
Carmen Martinez: Ayrıca üzerinde bir de... seri numarası mı var? Bakalım açığa çıkarabilecek misin <İsim>!

İncele: Şampanya Şişesi.
Carmen Martinez: Şampanya şişesindeki seri numarasını tam olarak açığa çıkardın, değil mi?
Carmen Martinez: Eminim genç ustamız Elliot bu şişeyi kurbana kimin gönderdiği bilgi verebilir. Hadi bunu ona gönderelim!

Analiz et: Şampanya Etiketi.
Elliot Clayton: <İsim>, bana gönderdiğin bu şampanya şişesi pek çok özel maddeyle doluymuş, tabii lükse düşkünsen... "yani"...
Elliot Clayton: Domaine Tafrèze'ye ait. 1945 yılı fevkalade yıl ya da "Millésime", yani üzüm bağı olarak bilinir...
Carmen Martinez: Yani bayağı eski bir şampanya! Bunu kurbana kimin verdiğini biliyor musun peki, ufaklık?
Elliot Clayton: "Ufaklık" mı? Nasıl ya?
Elliot Clayton: Bu şampanya müstesna bir şişe olduğu için, öyle herkese satılmaz. Üzerindeki seri numarasına baktığımda bunu Girona Prensesi Sofia'nın aldığını buldum.
Elliot Clayton: Moda haftasından bu yana Paris'te ki bu çok normal. Kendisi, yine gayet normal bir şekilde, Royal Manchot Otelinde kalıyor...
Carmen Martinez: Sanırım pek normal majesteleri Gironalı Prenses Sofia ile konuşma vakti geldi! Bize, kurbana neden böyle pahalı bir hediye verdiğini söyleyebilir!

Gironalı Sofia'ya kurbana verdiği şampanyayı sor.
Carmen Martinez: Girona Prensesi Sofia...
Gironalı Sofia: Sofia demeniz yeter, rica ederim, taç takıyorum diye resmi olmanıza gerek yok!
Carmen Martinez: Peki... Sofia, bize Annette Sommeur'e vermiş olduğun şampanya şişesi hakkında ne söyleyebilirsin? Cinayetine kadar uzanan olayları bir zaman çizelgesine oturtmaya çalışıyoruz.
Gironalı Sofia: Cinayet mi?! Annette Sommeur öldürüldü mü?!
Gironalı Sofia: Onu daha bu sabah gördüm! Şampanyayı teşekkür mahiyetinde bir hediye olarak verdim. Beni Pretty Fair dergisinin kapağına taşımaya karar vermişti!
Gironalı Sofia: Nihayet, üstün moda zevkimi birileri fark etmiş ve tüm dünyaya duyurmak istemişti!
Gironalı Sofia: Annette çok klas bir kadındı! Çok da imtiyazlıydı, kendi işi düşünülürse... ama şimdi öldü demek!
Carmen Martinez: Çok üzgünüz ama Paris ziyaretini uzatman gerekecek Sofia. Bayan Sommeur ile ilgili olarak sana başka sorular sorabiliriz.

İncele: Paramparça Karton.
Carmen Martinez: Butiğin yakınında bulduğun kartonu toparladın demek, he? Elimizde ne var peki? Kadının birinin maketi bu... Sen tanıyabildin mi, ben pek çıkartamadım da!
Carmen Martinez: Bir saniye, üzerinde bir mesaj var: "Kadın gibi kadın Annette'e!" Sen anladıysan söyle, zira ben anlamadım! Bu imza okunaksız!
Carmen Martinez: Duyduğuma göre yüz ifadelerini veri tabanında karşılaştırmada kimse eline su dökemezmiş <İsim>. Bu şekilde kim olduğunu bulabilir misin acaba?

İncele: Karton Maket.
Carmen Martinez: Bizim şu esrarengiz maketimiz Jacqueline Proust'muyuş? Onu tanımam mı gerekiyordu?
Armand Dupont: Hımmm... Aslında onu tanımıyor olmanız beni çok etkiledi, Bayan Martinez... Tahminimden daha zevkli ve entelektüel biriymişsiniz.
Carmen Martinez: Eee... sağ ol mu diyeyim? Yani onu tanıyor musun Dupont?
Armand Dupont: Ne yazık ki evet. Jacqueline Proust roman yazarı ünvanına yakışmayan, ucuz birisidir, ama büyük usta MARCEL Proust'a nazaran onun yetenekleri... nasıl desem... daha ticaridir.
Carmen Martinez: Peki madem... görünüşe göre bu Jacqueline Proust denen kadının peşine düşüp kurbana verdiği imzayı sormamız gerekiyor!

Jacqualine Proust'la kurbana verdiği imza hakkında konuş.
Carmen Martinez: Bayan Proust, değil mi? Acaba bir dakikanızı alabilir...
Jacqueline Proust: Ben sadece yayınevim beni zorladığında imza veririm, kusura bakmayın!
Carmen Martinez: Yayıneviniz sizi Annette Sommeur'e verilmek üzere kendinizin karton maketini imzalamanız konusunda da zorladı mı peki?
Jacqueline Proust: Hayır, o bir hediyeydi! Yaratıcı kadınların yetişmesinde bir ilhamdır kendisi! Yani, benim kadar ilham kaynağı olmasa da, yine de katkısı vardır...
Jacqueline Proust: Onun işlerine ne kadar değer verdiğimi göstermek istedim! Biz kadınlar birbirimizin arkasını kollamak zorundayız!
Carmen Martinez: Sadece arkasını mı, yoksa başını da mı? Annette Sommeur bugün başı kesilerek öldürüldü, Bayan Proust.
Jacqueline Proust: Olamaz! Bu korkunç! Kendisi tam da açık arttırma da o el yazması kitabı kazanmıştı...
Jacqueline Proust: El yazması kitabın cinayetle bir ilgisi olabileceğini düşünüyor musunuz?
Jacqueline Proust: Bence olabilir! Affedersiniz ama not defterimi almam gerekiyor. İlham geldi de!

İncele: Antika Sandık.
Carmen Martinez: O kutunun içinde ne buldun <İsim>? O dijital şipşak fotoğraf makinesi Marie Antonette antikalarının yanında pek bir sırıtıyor!
Carmen Martinez: Sanırım birisi onu buraya saklamak istemiş... Bu çok şüpheli bir durum. Hadi bu fotoğraf makinesini küçük Elliot'a gönderelim, bakalım bize neler söyleyecek...

Analiz et: Fotoğraf Makinesi.
Elliot Clayton: <İsim>, Versay'da bulduğun o dijital fotoğraf makinesiyle ilgili sana çok ilginç bilgiler vereceğim. Tabii "ilginç" biraz öznel bir tabir...
Carmen Martinez: Bizi Annette Sommeur'ün katiline yaklaştıracaksa, kulaklarımızı dört açtık evlat!
Elliot Clayton: "Evlat"? Neyse... Cinayetin işlendiği saatte bir fotoğraf çekilmiş, çıktısı alınmış ve makinenin sabit sürücüsünden silinmiş, belli ki katil bu fotoğraf makinesini kullanmış. Belki bir yadigar fotoğrafıdır...
Elliot Clayton: Parmak izi bulamadım, ama katil arkasında bir tiryakiliğin izini bırakmış; tütün yaprakları.
Carmen Martinez: O zaman katilin sigara içtiğini biliyoruz. Aman ne güzel... Fransa da sigara içen birini arıyoruz. On yıldan aşağı sürmez... İyisi mi aramaya başlayalım, he <İsim>?

Kısa bir süre sonra...
Carmen Martinez: Şimdiye kadar herkes, Annette Sommeur hakkında iyi şeyler söyledi... Ama birisi onun kellesini uçurdu nihayetinde...
Carmen Martinez: Jacqueline Proust'u sevdin mi? Tamam, demir tavında dövülür derler de, sanki Bayan Sommeur'ün ölümünü roman fikri gibi yorumladı!
Carmen Martinez: Prenses Sofia - pardon - "sadece" Sofia kurbanın ölümüne gerçekten üzülmüş gibiydi. Ayrıca, giyotin kullanmayı biliyor mu bakalım?
Carmen Martinez: Ve Grace Goude da pek üzgündü... Ama olay yaşandığı sırada cinayet mahallindeydi ve polisi aramadı... Bu hiç doğru değil...
Carmen Martinez: Affedersin, bunu açmam gerekiyor.
Carmen Martinez: Nasıl gidiyor, Ingrid?
Ingrid Bjorn: <İsim>, zaman çizelgeni oluşturmanda sana yardımcı olacak bilgilerim var. Annette Sommeur'ün dün gece nerede olduğunu bulduk!

2. Bölüm

Carmen Martinez: İnsanlar Annette Sommeur'ü seviyor gibi görünüyor, ama içlerinden BİRİ onun kellesini uçurdu...
Carmen Martinez: Affedersin, bunu açmam gerekiyor.
Carmen Martinez: Nasıl gidiyor, Ingrid?
Ingrid Bjorn: <İsim>, zaman çizelgeni oluşturmanda sana yardımcı olacak bilgilerim var. Annette Sommeur'ün dün gece nerede olduğunu bulduk: Lourve'de.
Ingrid: Kurbanın, Londra'da işlenen Prens Albert cinayetinin ardındaki kadim mezheple ilgili bize bilgi sağlayacak el yazması kitabı satın alan kişi olduğunu unutma.
Carmen Martinez: Evet, Versay'da cesedini bulduğumuzda zaten o mendebur el yazması kitabın peşindeydik!
Ingrid Bjorn: Aynen öyle. Ama el yazması kitap eksikti. O yüzden kurban eksik bölümleri alabilmek için Louvre'a gitmiş.
Carmen Martinez: Hımm... Belki de bu cinayet gerçekten de o el yazması kitapla ilgilidir...
Ingrid Bjorn: Tanıkların dediğine göre müzenin yakınlarındaki bahçede bir münakaşa yaşanmış, ancak ne hakkında olduğunu anlayamamışlar. Gidip araştırsan iyi olur!
Carmen Martinez: <İsim>, görünüşe göre Louvre Bahçesi'ne gitmemiz gerekiyor! Annette Sommeur'ün girdiği tartışma belki de cinayetin giriş paragrafıydı!

İncele: Louvre Bahçesi.
Carmen Martinez: Eee <İsim>, Louvre Bahçesi ne tip hazineler saklıyormuş? Bir gazete parçası mı? Bu ihtyiarın soruşturmayla bir ilgisi olduğunu mu düşünüyorsun? O zaman manşeti açığa çıkaralım!
Carmen Martinez: Görünüşe göre birisi parkta valizini unutmuş... Etikete bakılırsa bu kişi "Pandomimci Marcel"...
Carmen Martinez: Pandomimci mi? Bir pandomimcinin eşyasının Annette'in cinayetini çözmemizde gerçekten işe yarayacağını mı düşünüyorsun? E bak o zaman, ben elimi bile sürmüyorum!
Carmen Martinez: Bulduğun bu kağıt parçasının üzerinde kan var!
Carmen Martinez: Bir de mesaj yazılmış "L'enfer c'est Annette Sommeur"... Bunun ne demek olduğunu anlamadım, ama kurbanın adı geçiyor!
Carmen Martinez: Haklısın, yapacağımız en önemli iş bu kansan bir örnek almak <İsim>! Hadi bas gaza!

İncele: Valiz.
Carmen Martinez: Louvre Bahçesi'nden aldığın o pandomimcinin valizinde bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Güneş gözlüğü olan bir peruk mu?
Carmen Martinez: Bu peruk tanıdık geliyor, adaca daha önce nerede gördüm? Haklısın! Bu peruk, Annette Sommeur'ün saçının aynısı!
Carmen Martinez: Peki Pandomimci Marcel'in, kurbanın saçına tıpatıp benzeyen bir perukla ne işi olabilir... En iyisi kendisine sormak!

Marcel Robin'i Annette Sommeur peruğuyla ilgili sorgula.
Marcel Robin: .....
Carmen Martinez: Of, pandomimcilerden nefret esiyorum... Bak oğlum, bu peruğu ve güneş gözlüğü kostümünün sende ne işi var? Bu halinle öldürülen Annette Sommeur'e benzemişsin!
Marcel Robin: .....
Carmen Martinez: Gerçekten dilsiz değilsin, o yüzden bu saçmalığa bir an önce son versen çok iyi olur! Bu gerzekliği çekecek vaktimiz yok.
Marcel: Heey, sakin olun! Ben burada Louvre'da bir performans gösterisi yapıyordum ki... ki... o "kadın" gelip bana tekme attı! Durduk yere! Sonra da güldü!
Carmen Martinez: Beni taklit ettiğini görsem büyük ihtimalle bende sana tekme atardım!
Marcel Robin: Bana vurduktan SONRA onunla dalga geçtim. Ben de bana yapılan kötülüklerle böyle baş ediyorum, gösterime katıyorum! Kahkahaya çeviriyorum!
Carmen Martinez: Eğer Bayan Sommeur'e, performansına katmaktan başka bir şey yaptıysan o zaman kahkahaları unut...

İncele: Kanlı Not.
Carmen Martinez: Louvre Bahçesi'nde bulduğun nottaki kandan bir örnek almayı başardın mı? Tamam, hadi bunu Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: <İsim> o nottan aldığın kan örneğinin analiz sonuçları elime ulaştı.
Lars Douglas: Ama önce, grubumun son provasını dinlemeni istiyorum!
Carmen Martinez: Hayır Lars, o bilgiye ihtiyacımız var. Senin hobilerine ayıracak vaktimiz yok.
Lars Douglas: Aaa, hadi ama dostum! Biz ciddi bir grubuz! Rock'n'Roll Şöhretler Müzesi'nin gelecekteki isimlerinden biriyle konuştuğunu hatırlatırım, farkında bile değilsin!
Lars Douglas: Peki. Her neyse... Söz konusun kan son damlasına kadar Annette Sommeur'e ait. Bu da demek oluyor ki katil notu cinayetten sonra yazmış.
Carmen Martinez: Harika! Ama yine de burada ne yazıldığını bilmemiz gerek!
Armand Dupont: Yaşlı bir adamın lafınızı bölmesine diyecek bir şeyiniz yoksa, katilin Sartre okuduğunu söyleyebilirim...
Carmen Martinez: Sar-ne?
Armand Dupont: Jean-Paul Sartre, tatlım. Varoşçuluk terimini literatüre kazandıran Fransız filozof. Katil, onun en ünlü sözünü alıntılamış: "L'enfer c'est les autres", yani "Cehennem başkalarıdır".
Armand Dupont: Bu durumda mesaj şöyle oluyor: "L'enfer c'est Annette Sommeur", yani "Cehennem Annette Sommeur'dür".
Carmen Martinez: Mantık gitti... Yani katil bir Fransız filozof hayranı, öyle mi? O zaman içini bir bulantı kaplasa iyi olur, zira <İsim> onun peşinde!

Daha sonra merkezde...
Şef Ripley: <İsim>, Fransa'daki en son siyasi anketleri gördün mü? Aşırı sağ hiç istemediğim bir şekilde güçlenmeye başlamış...
Carmen Martinez: Aşırı sağ derken? Radikaller mi yani?
Şef Ripley: İçlerinden bazısı öyle OLABİLİR... Hoşgörüsüzlük ve korku siyaseti her tipten karanlık karakteri sahneye çeker...
Şef Ripley: Ama Fransa'daki aşırı sağın Annette Sommeur'ün başının kesilmesiyle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum... Seni rahat bırakayım da, şu cinayeti çöz...
Carmen Martinez: Kurbanın bu sabah gittiği yerde sanki başka bir şeyler bulabilecekmişiz gibi bir his var içimde... Ve daha o el yazması kitabı da bulamadık!
Carmen Martinez: Aklık yolu birdir <İsim>! Hadi Amelie B. butiğine geri gidip neler bulabileceğimize bakalım!

İncele: Kafe Masası.
Carmen Martinez: Butik yakınlarında başka ipuçları bulabildin mi? Bir stant dolusu cafcaflı giysilere mi bakmak istiyorsun? E hızlı o madem... Burada vakit harcamak istemiyorum!
Carmen Martinez: Bir de Pretty Coffee bardağı mı buldun? Üzerinde kurbanın adı var!
Carmen Martinez: Görünüşe göre logonun altına bir şeyler yazılmış gibi. Pudra takımını hazır et!

İncele: Silinmiş Kahve Bardağı.
Carmen Martinez: Kafe masasında bulduğun kahve bardağında ne yazıyormuş <İsim>? Bakalım neymiş: "Annette, harikulade Grace olmadan sen bir hiçsin"...
Carmen Martinez: Harikulade Grace... Grace Goude kendisinin harikulade olduğunu düşünüyor... Acaba aynı kişi mi bunlar?
Carmen Martinez: Bayan Goude fotoğraf çekiminden önce kurbanı buradan aldığını söylememiş miydi?
Carmen Martinez: Onu buradan al, kahvesini taşı... Bayan Goude'un fotoğrafçı olduğunu sanıyordum, Annette Sommeur'ün kişisel yardımcısı değil...
Carmen Martinez: Grace Goude ile tekrar konuşup bu sabah Annette ile aralarında neler geçtiğine dair kesin ve net bilgilere ulaşalım!

Grace'le kurbana gönderdiği mesaj hakkında konuş.
Carmen Martinez: Bayan Goude, Annette Sommeur'e ait kahve bardağına yazdığınız mesajınızı gördük... Çok ilginç geldi. Sizin onun fotoğrafçısı olduğunuzu sanıyorduk, kişisel yardımcısı değil!
Grace Goude: Elbette söylemedim size! Utanç verici bir şey çünkü!
Grace Goude: O kadın gücünü kötüye kullanıyordu, sanki bana sahipmiş gibi davranıyordu. Onun özel şoförü, ayakçısıydım ben, hatta ne zaman sigara içebileceğimi bile o söylüyordu!
Grace Goude: Pretty Fair'i bırakıp kendi işimi kuracağımı söylediğimde, beni yayıncılık dünyasında kara listeye almakla tehdit etti!
Grace Goude: Çok stresliydi. Kamember peynirini aşırı tüketmeye başlamıştım... Kilo almaya başladım...
Grace Goude: Ama Fransız filozof Albert Camus'un da dediği gibi: "Özgürlük, daha iyi olmak için verilen bir şanstır." Ve ben de özgürlüğümü istiyordum!
Carmen Martinez: Bayan Goude, eğer "daha iyi olmak için bir şansa" sahip olmak adına onu öldürdüyseniz, o şans pek de yanınızda olmayacak...

İncele: İndirimli Giysiler.
Carmen Martinez: Butikteki giysi kasasında bir şeyler bulabildin mi? İyi bir şeyler var mı? Bana paramparça bir kağıt gösterdiğine göre yok demek ki...
Carmen Martinez: Şaka yapıyorum! Belki de daha önce ki o bulmaca numarasını yapabilirsin <İsim>!

İncele: Paramparça Kağıt.
Carmen Martinez: Vay babanın kemiğine! Toparladığın bu dergi kapağındaki kişi Prenses Sofia değil mi ya? Gerçekten de Pretty Fair'in kapak kızı olacakmış demek ki!
Carmen Martinez: KAPAK diye buna derler! Onu "Kraliyet Skandalı" olarak tanıtmışlar! Hiç hoşuna gitmemiştir. Prenses Sofia'ya gidip nedir ne değildir bu durumu soralım!

Sofia'yı "Pretty Fair" kapağı ile ilgili sorgula.
Carmen Martinez: Prenses Sofia, Pretty Fair'in bir sonraki sayısının kapağını gördük... galiba sizin için pek hoş olmayan bir kapakmış...
Gironalı Sofia: BERBAT hem de! Annette bana kapağın, kraliyet moda REZALETLERİ ile ilgili olduğunu söylememişti! Benim bir tarzım olmadığını düşünüyormuş meğer!
Gironalı Sofia: Sanki o tarzlarla ilgili çok şey biliyormuş gibi. Mağazaların depoları aracıyla ipek eşarp satmaya çalıştığını duydunuz mu? Kamember peynirimi bile sarmazdım!
Gironalı Sofia: Kapağın ilk halini gördüğümde paramparça ettim. O kadar strese girdim ki tekrar sigara içmeye başladım!
Gironalı Sofia: Bu kapak çıktığında insanlar benim hakkımda ne düşünürlerdi acaba! Herkes bana gülerdi! İtibarım mahvolurdu!
Carmen Martinez: Prenses, Annette Sommeur'ü intikam almak için öldürdüyseniz, işte asıl o zaman tüm hayatınız mahvolacak!

İncele: Silinmiş Makale.
Carmen Martinez: Louvre yakınında bulduğun o gazete parçasındaki yaşlı adamın adı Constantin Perrier'miş... Daha önce hiç duymadım...
Carmen Martinez: Fransızca bilmiyorum, ama makalede Versay adı geçiyor... Belki de kurbanın fotoğraf çekimine katılmıştır...
Carmen Martinez: Sana katılıyorum <İsim>. Constantin Perrier denen adamla konuşmalıyız! Hadi gidelim!

Constantin Perrier'e kurbanla olan bağlantısını sor.
Carmen Martinez: Bay Perrier, bugün burada bir cinayet işlendiğini biliyorsunuzdur sanırım...
Constantin Perrier: Evet, öğle yemeğimde peynir yerken duydum, mis gibi kamember peyniri... Fotoğraf çekiminden de haberim vardı elbette...
Constantin Perrier: Fotoğraf çekimine izin verdim çünkü Annette Sommeur çok tanınan bir şahsiyettir. Herkesin bu şatoyu dilediği gibi kullanmasına izin verecek değiliz! İçeride artık sigara içmem bile yasak!
Constantin Perrier: Elbette şimdi Versay yanlış bir biçimde kamuoyunu meşgul edecek... Ama her şeyi de kontrol edemezsiniz ki, tıpkı XVI. Lui'nin de bildiği gibi...
Carmen Martinez: Annette Sommeur'ün başının kesildiğini göz önünde bulundurunca, XVI. Lui'den bahsetmeniz ilginç oldu Bay Perrier...
Constantin Perrier: Kral da Versay'da yaşadı, o yüzden onu örnek seçmiş olmam beni şüpheli falan yapmaz. Başka sorunuz yoksa, gidebilir miyim?
Carmen Martinez: Uzaklaşmayın Bay Perrier. Size başka sorular sormak isteyebiliriz...

Kısa bir süre sonra...
Carmen Martinez: <İsim>, Annette Sommeur'ün kafasını kesen kişiyi bulmak tahminimden daha zor çıktı! Ayrıca o Allah'ın cezası el yazması kitabı da bulamadık!
Carmen Martinez: Prenses Sofia'nın bu denli öfkeleneceğini aklıma getirmezdim! Acaba zevki kötü diye bir makale yazdığı için de Annette Sommeur'ü öldürmüş olabilir mi?
Carmen Martinez: Peki ya Grace Goude? Zincirlerinden kurtulmak ve kendi kariyerini başlatmak için onun başını kesmiş olabilir mi?
Carmen Martinez: Pandomimci Marcel'de ciddi şüpheliler arasında gibi durmuyor, ama Annette Sommeur'ü taklit ettiği için dava edilme riskini göze alabiliyorsa, kim bilir başka neler yapabilir?
Carmen Martinez: Haydaa, yine telefonum çalıyor!
Carmen Martinez: Ben Carmen Martinez.
Jacqueline Proust: Ben Jacqueline Proust! Lütfen bir an önce gelin! Yardımınıza ihtiyacım var!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Haydaa! Yine telefonum çalıyor! Umarım Annette Sommeur cinayetiyle ilgilidir...
Carmen Martinez: Ben Carmen Martinez.
Jacqueline Proust: Ben Jacqueline Proust! Lütfen bir an önce gelin! Yardımınıza ihtiyacım var!
Carmen Martinez: Neler oldu Bayan Proust? Tehlikede misiniz? Yaralı mısınız?
Jacqueline Proust: Henüz değil! Lütfen bir an önce Louvre'a gelin! Zamanım daralıyor!

-Louvre'da...-
Jacqueline Proust: Ah, işte buradasın <Rütbe> <İsim>! Allah'a şükür geldin!
Carmen Martinez: Ne yüzle bizi aradınız Bayan Proust! Tehlikede falan değilsiniz!
Jacqueline Proust: Tehlikede değildim, ama araştırmam tehlikedeydi! Üzerimde bir baskı var! SANSÜRLENDİM!
Jacqueline Proust: Sıradaki romanımın araştırması için gerekli özel bir malzemeye ihtiyacım var. Haliyle bunun ne olduğunu söyleyemem. SÜRPRİZ!
Jacqueline Proust: Ah şu Louvre'daki gerzekler şifre kullanma cihazını kullanmama bir izin verseler, o zaman tek ihtiyacım olan şey Annette'in el yazması kitabını ele geçirmek olacak...
Jacqueline Proust: O-ooo... bunu sesli mi söyledim?
Carmen Martinez: Evet, aynen öyle! Demek ki sizde Annette'in el yazması kitabını arıyorsunuz. Sakın ayrılmayın, sizinle adam akıllı konuşmanın vakti geldi!
Carmen Martinez: Ne diyorsun <İsim>? Jacqueline Proust'u hemen şimdi el yazması kitapla ilgili olarak sorgulayalım mı?
Carmen Martinez: Yoksa Bayan Proust'un demlenmesini bekleyip, Louvre'da başka ipuçları mı arayalım? Sen karar ver!

Jacqueline'e el yazması kitabı sor.
Carmen Martinez: Bayan Proust, el yazması kitapla ilgili bize ne biliyorsanız anlatın. Onu ele geçirmek için Annette Sommeur'ü siz mi öldürdünüz?
Jacqueline Proust: HAYIR! Ben asla böyle bir şey yapmam! Annette'in onu açık arttırmada aldığını biliyordum, o yüzden kırmızı şarap ve kamember peynirimizi yerken, araştırmam için bana ödünç verip vermeyeceğini sordum.
Jacqueline Proust: Ama o aşağılık ka... kadın... el yazması kitabını bana vermedi! BANA! Kim olduğumu falan gayet iyi biliyordu! Herkes benim kim olduğumu bilir!
Carmen Martinez: Güzel... Duygularınızın değiştiğini görmek çok ilginç oldu. İlk görüştüğümüzde, Annette'in sizin için bir ilham kaynağı olduğunu söylemiştiniz...
Jacqueline Proust: Şey, bir sonraki romanım için öyleydi! Başlığını da bir Fransız felsefe kitabından ödünç aldım: "Bilme İradesi"...
Jacqueline Proust: O, kitaba açgözlü bir şekilde bağlanarak kitabımı yazmamı engellemiş oldu! Kitap yazmadığım zamanlarda da sigara içerim! Baca gibi hemde!
Carmen Martinez: Bayan Proust, el yazması kitabın nerede olduğunu bildiğinizden eminim, bu da size Annette Sommeur'ü öldürmek için harika bir neden veriyor! Bir gözümüz üzerinizde olacak!
(Jacqueline Proust ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Araştırmaymış! Hadi len oradan! Eğer Jacqueline Proust, Annette Sommeur'ü öldürmemiş olsa bile, ki bu kocaman bir eğer, gözümüzü ondan ayırmamamız gerek.
Carmen Martinez: Ayrıca el yazması kitabı da ondan önce bulmalıyız! Kim bilir o kitapla neler yapmayı planlıyor!

İncele: Çeşme.
Carmen Martinez: Neler buldun <İsim>? Bu paramparça kırmızı kumaş bir ipeğe benziyor... Toparla bakalım!
Carmen Martinez: Bir de akıllı telefon mu buldun? İnsanlar böylesi önemli cihazlara neden sahip çıkamazlar ki?
Carmen Martinez: Ama haklısın, bu telefonda çok önemli bilgiler olabilir! Kilidini açabilecek misin?
Carmen Martinez: Bu vakayı bir an önce sonlandırsak iyi olacak <İsim>! El yazması kitabı bulmamız gerekiyor ve o kitabın nerede olduğuyla ilgili hiçbir bilgimiz yok!

İncele: Paramparça Kumaş.
Carmen Martinez: Demek bu paramparça ipek bir eşarpmış! Dur biraz... bu küt saç kesimi, bu güneş gözlüğü... bu Annette Sommeur! Birisi onun suretini paramparça etmiş!
Carmen Martinez: Ayrıca bu eşarbın üstünde beyaz yağlı bir madde var... Hadi bir örnek alalım!

İncele: İpek Şal.
Carmen Martinez: Kurbanın eşarbındaki beyaz maddeden bir örnek alabildin mi? Hadi bunu hemen Lars'a gönderelim. Ne kadar çabuk olursak, katili o kadar çabuk yakalarız!

Analiz et: Beyaz Madde.
Lars Douglas: Selam <İsim>. Eşarptan topladığın o beyaz madde, içindeki petrolatum nedeniyle oldukça kayganlaşmıştı ama sürtünmeyi sağlayabildim!
Carmen Martinez: Lafı uzatma Lars. Senin ucuz esprilerine harcayacak vaktimiz yok!
Lars Douglas: Tamam. Petrolatumun yanı sıra çinko oksit de buldum, bu da maddeye beyaz rengini vermiş. İçinde ayrıca balmumu, lanolin ve talk pudrası da vardı.
Lars Douglas: Bu örnek, makyaj malzemesi gibi geliyorsa haklısınız, çünkü öyle! Bu palyaço beyazı ve sadece palyaçolara özel değil. Pandomimciler de kullanır!
Carmen Martinez: Pandomimci mi? Marcel gibi mi? Görünüşe göre Pandomimci Marcel ile bir kez daha konuşup, makyajının Annette'in paramparça eşarbına nasıl bulaştığını sormamız gerek!

Marcel ile kurbanın parçalanmış eşarbı hakkında konuş.
Marcel Robin: .....
Carmen Martinez: Yine başlama! Dinle beni aptal herif, Annette Sommeur'ün yüzünün işlendiği paramparça bir eşarpta senin makyaj malzemeni bulduk. Ne diyorsun?
Marcel Robin: Peki... Ünlü Fransız filozof Jean-Paul Satre'ın sözünü biliyorsunuzdur: "Sözcükler, dolu silahlar gibidir". O yüzden onları kullanmaktan kaçınırım.
Marcel Robin: Bayan Sommeur dün gece bahçeden geri döndüğünde hüngür hüngür ağlayıp küfür ediyordu! Sürekli "Caveat emptor" deyip duruyordu...
Carmen Martinez: Hımm... "Caveat emptor" Latince... "Alıcı uyanık ol" anlamına geliyor... Ne aldığını söyledi mi peki?
Marcel Robin: Aldatıldığını, eski bir kitaba bir dolu para verdiğini ama kitabın yarım olduğunu söyledi! Bir sayfası eksik miymiş, neymiş, onun gibi bir şey...
Marcel Robin: Sonra da öfke nöbeti içinde eşarbını parçaladı ve kaçıp gitti. Parçaları toplayıp makyajımı çıkarmakta kullandım!
Carmen Martinez: Hımmm... dert dinlemekte üstüne yok, he mi? Sözcükleri de kullanmaya alışsan iyi edersin Marcel. Seninle işimiz bitmedi!

İncele: Kilitli Akıllı Telefon.
Carmen Martinez: Vay anasını <İsim>! Louvre Bahçesi'nde bulduğun akıllı telefonun şifresini yıldırım hızıyla çözmeyi başardın!
Carmen Martinez: Şu kilit ekranına baksana! Pretty Fair'in kapağı... Bu Annette Sommeur'ün telefonu olmalı!
Carmen Martinez: Hadi kısa mesajlara bakalım... Constantin Perrier'den gelen bir mesaj mı var?! Ne diyor bakalım: Cela suffit, Sommeur. C'est fini!
Carmen Martinez: Bunun ne demek olduğunu bilmiyorum ve tahmin ederek kaybedecek zamanımız yok! Hemen Constantin Perrier'i bu mesajla ilgili sorgulayalım!

Constantin'i kurbana gönderdiği kısa mesajla ilgili sorgula.
Carmen Martinez: Bay Perrier, yardımınıza ihtiyacımız var, Fransızcam pek iyi değildir benim. Kurbana bu mesajı göndermişsiniz: "Cela suffit, Sommeur. C'est fini!"
Constantin Perrier: Evet, ona sabrımın tükendiğini ve fotoğraf çekiminin iptal olduğunu söyledim. Utanmadan Versay'a bir giyotin getirmiş! Sacre bleu! Bu ne cürret?!
Constantin Perrier: Fransız filozof Blaise Pascal'ın dediği gibi, "Utanılacak tek şey utanma u-duygusunun olmamasıdır." Ve Annette Sommeur'de zerre utanma duygusu yoktu!
Constantin Perrier: Ayrıca, o ve fotoğrafçısı deli gibi tartışıyorlardı. Bir şeyi kıracaklarından korktum! Nihayetinde gördünüz neler oldu! CİNAYET!
Constantin Perrier: Versay ulusal bir hazinedir! Aynalı salonda sirk kurulmasına izin veremezdim!
Carmen Martinez: Bay Perrier, bilmek istediğim tek şey, Bayan Sommeur'ün saçmalıklarını önlemek için ne kadar ileriye gittiniz! Takviminizi kontrol edin. Sizinle daha işimiz bitmedi!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Ellerim karıncalanmaya başladı <İsim>. Bayan Sommeur'ün katiline yaklaştık, ama daha yeterince yakın değiliz!
Ingrid Bjorn: <İsim>, bir an önce cinayet mahalline gitmen gerekiyor! Versay temizlik ekibi her şeyi temizlemeye başlamış!
Carmen Martinez: En ufak bir şeye dokunurlarsa, karşılarında Büro'yu bulurlar! <İsim>, elimizden geldiğince hızlı bir şekilde Aynalı Salon'a gitmemiz gerek!

İncele: Antika Masa.
Carmen Martinez: Evet, <İsim>... bu bir Fransız felsefe kitabı değil mi? Katilin Fransızca felsefe okuduğunu da biliyoruz... O zaman bu kitap katile ait olmalı!
Carmen Martinez: Bak, üzerinde kahve lekesi var... Peki kahve lekesine yapışmış bu küçük siyah şeyler de ne? Yeni vakum takımı sayesinde bu şeyden... artık her neyse örnek alabileceğiz...
Carmen Martinez: Bu şipşak fotorğaftaki kişi kurban değil mi?! Cinayet mahallindeki giyotine girmiş gibi görünüyor... Bu, ölmeden çok kısa bir süre önce çekilmiş olmalı!
Carmen Martinez: Burada daha önce bir şipşak fotoğraf makinesi bulmuştuk ve bir fotoğraf çektikten sonra silinmişti... Katilin çıktısını aldığı fotoğraf bu olmalı, evet!
Carmen Martinez: Katil üstüne "Gülümse" yazmış... Ruh hastası sapık! Ama haklısın, başka bir şey daha var. Fotoğrafın bir kısmı tam çıkmamış... Hemen pudra takımını çıkarayım!
Carmen Martinez: Bu cinayeti çözmeye gerçekten çok yaklaştık <İsim>. İçimde öyle bir his var ve içimdeki öyle hisler genelde doğru çıkar!

İncele: Felsefe Kitabı.
Carmen Martinez: Katilin kitabındaki o küçük siyah acayip şeylerden bir örnek alabildin mi? O zaman hemen onları Lars'a gönderelim!

Analiz et: Siyah Tüy.
Lars Douglas: Cinayet mahallinde bulduğun, katilin k,tabına yapışmış o "küçük siyah acayip şeyler" bir koyuna ait çıktı <İsim>!
Lars Douglas: Buna inanabiliyor musun? Bir koyun! Öyle alelade bir koyun da değil hani, Bask bölgesine ait latxa koyunu!
Lars Douglas: Bu koyundan kırpılan beyaz yünler siyaha boyanır ve siyah şapka yapımında kullanılır!
Carmen Martinez: Dur bir düşüneyim... Katil bu Fransız felsefe kitabını okurken...
Carmen Martinez: ...siyah şapkasını kitabın üstüne bıraktı fakat şapkanın keçesinin kahve lekesine yapışacağını fark edemedi...
Carmen Martinez: O zaman katil siyah şapka takıyor! Çok iyi yakaladın <İsim>! Katile neredeyse ulaştık sayılır!

İncele: Şipşak Fotoğraf.
Carmen Martinez: Kurbana ait şipşak fotoğraftan bir şekil almayı başarabildin demek. Bu çok ilginç bir şekilmiş... Eminim Elliot bunun tam olarak ne olduğunu bize söyleyebilir. Hadi gidelim!

Analiz et: Garip Sembol.
Elliot Clayton: İncelememi istediğiniz şekil bir yana, bu fotoğraftan 80'lerin heavy metal albümlerine yakışır bir kapak çıkarmış... Tabii fotoğraf bana aynı zamanda katille ilgili bilgi de verdi...
Elliot Clayton: Fotoğraf, tab ettirme aşaması sırasında bir nesneye bastırılmış, hem de "zambak" şeklinde özel bir nesneye...
Elliot Clayton: Bu simge 750 yılından bu yana Fransız kraliyet ailesinin amblemi olarak kullanılır, Dupont ille belirtmemi istedi de...
Elliot Clayton: Nesneyi veri tabanımızda arattım ve ve Monpoussin'e ait lüks bir zambak broşla eşleşme yakaladım.
Carmen Martinez: Yani şimdi bize, katilin zambak broş taktığını mı söylüyorsun? Hemen not ediyorum!
Carmen Martinez: Annette Sommeur'ün katilini yakalamamız artık an meselesi, bunu hissedebiliyorum!

Carmen Martinez: Gerçekten namının hakkını verdin <İsim>! Artık elimizde Annette Sommeur'ün katilini yakalamaya yetecek kadar kanıt var! Haydi rastgele!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Constantin Perrier, <Rütbe> <İsim> sizi Annette Sommeur'ü öldürmekten tutukluyor!
Constantin Perrier: Saçmalık. Size orada olmadığımı söylemiştim! Bayan Sommeur'ün göçtüğünü daha öğle yemeğinde öğrendim!
Carmen Martinez: Kamember peyniri yediğiniz öğle yemeği mi?! Bu kokuşmuş peynirden ne kadar yediniz Bay Perrier? Hiç ellerinizi yıkamaz mısınız? Peynirin bir kısmını cinayet silahının üzerine bulaştırmışsınız!
Constantin Perrier: Safsata. Giyotine yaklaşmam bile! S'il vous plaît, oradan bakınca aptal gibi mi görünüyorum?
Carmen Martinez: Aptal mı? Onu bilemem ama sakar olduğunuz kesin. Giyotinde kurbanın fotoğrafını da düşürmüşsünüz!
Constantin Perrier: O... O fotoğrafçı çekmiştir o fotoğrafı! Zaten Bayan Sommeur'den nefret ediyordu, biliyorsunuz!
Carmen Martinez: Bu suçu masum bir insanın üzerine yıkmaya çalışmayın! Fotoğrafçı lüks "zambak" broşu takmıyor, Bay Perrier. Ama siz takıyorsunuz!
Oui! Oui! Tamam be, Annette Sommeur'ü BEN öldürdüm, ama bunu para için yaptım!
Constantin Perrier: Krallar gibi yaşama sırası artık bana gelmişti! Böyle bir zenginlikle çevriliyken, üç kuruşluk emeklilik ikramiyesiyle yetinmek ne demek biliyor musunuz?
Carmen Martinez: Onlar Annette Sommeur'ü öldürmem ve el yazması kitabı ondan çalmam için para teklifi ettiklerinde bir saniye bile düşünmedim!
Carmen Martinez: "Onlar" size para mı teklif etti? Onlar kim?!
Constantin Perrier: Size söylersem, beni öldürürler!
Carmen Martinez: Peki el yazması kitap onlarda mı şimdi?!
Constantin Perrier: Bilmiyorum! Onu kimseye vermedim! Cinayetten sonra... panikledim! Nereye koyduğumu hatırlamıyorum!
Carmen Martinez: Bir an önce hatırlasanız iyi edersiniz! Bu arada, Annette Sommeur'ü öldürmekten tutuklusunuz!

Nigel Adaku: Constantin Perrier, Annette Sommeur'ü giyotinle öldürmek suçundan mahkemeye çıkarıldınız.
Nigel Adaku: Fransa'da böylece Eylül 1977'den bu yana ilk kez giyotin kullanılmış oldu, tabii bunu resmi bir idam olarak kabul etmek çok güç...
Constantin Perrier: Hakim Bey, ben giyotin kullanmayı tasarlamamıştım. Ama orada görünce kullanıverdim. Onu öldürmem gerekiyordu!
Nigel Adaku: Madem Fransız felsefesini seviyorsunuz, o zaman size Camus'dan bir söz alıntılayım: "Hiç bir dava, masum insanların ölmesini meşrulaştırmaz"!
Nigel Adaku: Constantin Perrier, bu mahkeme sizi 25 yıl hapse mahkum ediyor!
Constantin Perrier: 25 yıl mı?! Lütfen bu zavallı emekliye acıyın!

Carmen Martinez: <İsim>, müthiş etkilendim... Katili çok iyi yakaladın! Constantin Perrier'in açgözlülüğü onu cinayete sürükledi, ama bedelini fena ödeyecek...
Carmen Martinez: Durum her dakika daha da karmaşık bir hale geliyor! Birisi Perrier'in açgözlülüğünden faydalanarak el yazması kitabı ele geçirdi!
Carmen Martinez: El yazması kitabın bir kısmı zaten tehdit olarak Prens Albert cinayetinde kullanılmıştı...
Carmen Martinez: Şimdi de açık arttırmada el yazması kitabın kalanını satın alan kişiyi öldürmek için birini tuttular...
Carmen Martinez: Kitaba ulaşmak için kim bilir daha neler yapacaklar! Bu kitabı onlardan önce bulmamız gerekiyor!

Avrupa Krizde 2

Carmen Martinez: <İsim>, Constantin Perrier'in Annette Sommeur'den çaldığı el yazması kitabı bulmamız gerekiyor!
Carmen Martinez: Enid Grimshaw'u tehdit edip Prens Albert'ı öldürten şahsın, bu el yazması kitaptan koparılmış bir sayfayı kullandığını biliyoruz.
Carmen Martinez: Kitabın tamamına erişebilmek için de Constantin'e para verip Annette'i öldürttüler!
Carmen Martinez: "Onların" kim olduğunu bulmalı ve her ne planlıyorlarsa bunu bir an önce durdurmalıyız, yoksa daha fazla insan ölebilir!
Carmen Martinez: Katılıyorum, Constantin'i bir kez daha sorgulamalıyız. Belki hapiste geçirdiği bir kaç saat onun dilini çözmüştür!
Ingrid Bjorn: <İsim>, bir saniyeni rica edeceğim. Aynalı Salon'da birilerinin dolaştığına dair bir telefon aldık!
Carmen Martinez: Ya el yazması kitabı arayan kişiyse! Bir an önce Versay'a gitmemiz gerekiyor <İsim>! Arabayı ben kullanırım!

Constatin'i el yazması kitabın nerede olduğuyla ilgili sorgula.
Carmen Martinez: Bay Perrier, kendinizi toparlamak için yeterince vaktiniz vardı, artık konuşmaya hazırsınızdır herhalde? Annette'i öldürüp ondan çaldığınız el yazması kitap nerede?
Constantin Perrier: Size söyledim, hatırlamıyorum! Hem bu kadar yaygara niye? Altı üstü eski bir kitap! Salak bir sahne dekoruna benziyordu!
Carmen Martinez: Yani cidden böyle salak bir sahne dekoru için mi birini öldürmelerini istediklerini mi düşünüyorsunuz?! Düşünün! Cinayetten sonra ne yaptınız?!
Constantin Perrier: Net değil!... Durun biraz! Çiçekler vardı... Evet, el yazması kitabı Louvre yakınlarında bir yere sakladığımı hatırlıyorum... bahçede bir yerde. Ama tam olarak neresi olduğunu hatırlamıyorum.
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>. Bu katille vaktimizi boşa harcayacağımıza doğruca Louvre Bahçesi'ne gidelim.

İncele: Louvre Bahçesi.
Carmen Martinez: Haklısın <İsim>, Perrier panik olmuş numarası yapıyor! O titiz plan yapan bir katil! El yazması kitabı kesin aklımıza gelmeyecek bir yere saklamıştır!
Carmen Martinez: Şu el arabasında bir sürü ölü yaprak var. Senin içgüdülerine güveneceğimi biliyorum... El yazması kitap orada diyorsan, kazmaya başla hemen!

İncele: El Arabası.
Carmen Martinez: Buldun! El arabasının içinde bulduğun şu kitap herkesin peşinde olduğu el yazması kitaba benziyor!
Carmen Martinez: Ön sayfadaki sembol, Londra'da bulduğun yırtık sayfadaki sembolle örtüşüyor, kanıt odasındayken görmüştüm...
Carmen Martinez: Umarım kilidini açabilirsin <İsim>! Nihayet bu el yazması kitabın içini görebileceğiz!

Kilitli El Yazması Kitap.
Carmen Martinez: Şaşkınlık içindeyim <İsim>, el yazması kitabı açmakla kalmadın, ona tek bir zarar bile vermedin! Ama bu şeyin içinde yazanları okuyamıyorum ki!
Carmen Martinez: Bunu hemen Dupont'a gönderelim! İnsanların ölümüne neden olan bu el yazması kitap neden önemliymiş bilmek istiyorum!

Analiz et: El Yazması Kitap.
Armand Dupont: Pek sevgili <İsim>, sayfanın koparıldığı el yazması kitabı bulmayı başarmışsın! Bu nasıl bir güzellik böyle!
Armand Dupont: Ancak el yazması kitabın içinde modern işaretler olmasına biraz şaşırdım, zira Promethianlar tarikatı yüzyıllar önce sona ermişti.
Carmen Martinez: Promethianlar mı? Kapaktaki "P" bu anlama mı geliyor?
Armand Dupont: Evet. İnsan kurban etme ayinleriyle ünlü kadim bir tarikattır...
Carmen Martinez: İnsan kurban etme mi? Acaba Prens Albert ve Annette Sommeur'ün öldürülmelerinde Promethianlar'ın rolü olmuş olabilir mi?
Carmen Martinez: Bahsettiğin bu modern işaretler ne peki? Bunların şifresini çözebilir misin Dupont?
Armand Dupont: Ah, malheureusement, ne yazık ki anlamını ortaya çıkartacak cihaz bende yok...
Carmen Martinez: <İsim> haklı, bir an önce Jacqueline Proust ile konuşmalıyız! Geçenlerde bir şifre çözme cinazından bahsetmişti, el yazması kitabın şifreli olduğunu biliyordu!

Jacqueline'e şifre çözme cihazını sor.
Carmen Martinez: Bayan Proust, el yazması kitabın şifresini çözmek için Louvre'dan bir şifre çözme cihazına ihtiyacım var demiştiniz, değil mi? Size yardım edebiliriz, ama bulgularınızı bizimle paylaşmanız gerekiyor!
Jacqueline Proust: Nasıl yani, el yazması kitabı buldunuz mu? Görebilir miyim onu?!
Jacqueline: Louvre'a gerek yok ayrıca. Şifre çözme cihazı ezberimde, kendime kartondan bir benzerini yaptım! Şimdi bana şu kitabı hemen verin!
Jacqueline Proust: Teşekkürler... Şu işaretlere bakın! Galiba bir tür... tarih bu... Bakalım... Aa, yarını gösteriyor!
Carmen Martinez: Nesi var yarının? Bir şey mi olacak?
Jacqueline Proust: Bilemiyorum, sözcüklerin bazısı yarım... ama bir yerden bahsediyor: Almanya!
Carmen Martinez: Bölgeyi biraz daraltıp bir şeyler söyleyebiliyor musunuz? Almanya malum Lihtenştayn değil...
Jacqueline Proust: Daha net olamam ne yazık ki. El yazması kitabı bana bırakırsanız üzerinde çalışmaya devam edebilirim!
Carmen Martinez: Bu el yazması kitap iki kişinin öldürüldüğü cinayet soruşturmalarının bir kanıtı! Size bırakmamız söz konusu bile olamaz!
Jacqueline Proust: O zaman bir kopyasını çıkarmama izin verin bari! Bulgularımı seninle paylaşacağıma söz veriyorum <Rütbe> <İsim>!
Carmen Martinez: Ona güvenebileceğimizden emin misin <İsim>? Senin yerinde olsam güvenmezdim, ama patron sensin...
Carmen Martinez: Sanırım şimdi Almanya'ya gitmemiz gerekecek, ama ayrılmadan önce bir şeyler yemem gerek! Bu şifre çözme işleri karnımı acıktırdı yeminle!

İncele: Aynalı Salon.
Carmen Martinez: Aynalı Salon'da olağan dışı bir şeye rastladın mı <İsim>? Bir sigara tabakası mı... Üzerindeki o turuncu şey de ne? Hemen bir örnek al istersen!

İncele: Sigara Tabakası.
Carmen Martinez: Herika! Aynalı Salon'da bulduğun sigara tabakasındaki turuncu maddeden bir örnek almayı başardın. Lars buna bir göz atsa iyi olur!

Analiz et: Turuncu Madde.
Lars Douglas: <İsim>, aradığın yanıtlar bende, tam bir yıldız edası ile!
Carmen Martinez: Uzatma Lars, uzatma...
Lars Douglas: Sigara tabakasında bulduğun turuncu sıvı hipo temizlik maddesi çıktı.
Lars Douglas: Fotoğrafçılar bu maddeyi karanlık odalarda filmin banyo süresini kısaltmak için kullanır.
Carmen Martinez: Fotoğrafçılar demek. O zaman bu sigara tabakasının Grace Goude'a ait olduğunu söyleyebilir miyiz <İsim>? Hadi gidip konuşalım onunla!

Grace'in cinayet mahallinde ne işi olduğunu öğren.
Carmen Martinez: Bayan Goude, sigara tabakanızı bulduk ve cinayet mahallinde neden gizli gizli dolaştığınıza dair içimizi bir merak tabakası kapladı...
Grace Goude: Yapmayın, "gizli gizli dolaşmıyordum"... Başka bir çekim için hazırlık yapıyordum! Birisi fotoğraflarını çekmem için bana 100,000 Dolar verdi! Annette de öldüğüne göre bu iş benim kariyerimi uçurur!
Carmen Martinez: Birisi seni iş için mi tuttu? Kim ki bu? Seninle doğrudan bir bağlantı mı kurdu?
Grace Goude: Annette'in kahvesini alırken bana bir not iletti, kim olduğunu görmedim çünkü Annette acele etmem için ciyaklıyordu. Notun üzerinde bir isim yoktu. Notu butiğin orada bir yerde bırakmış olmalıyım.
Carmen Martinez: <İsim>, sence bunu incelememiz gerekir mi? Kusura bakma ama amacın bir şey gizlemek değilse 100,000 Dolar biraz fazla cömert bir rakam. Butiğe gidip bir bakınalım, bekli notu buluruz!
Grace Goude: Durun biraz! <Rütbe> <İsim>, giyecek bir şeyler alalım! Paris sokaklarında bu şekilde dolaşamazsın... kızma ama...

İncele: Butik.
Carmen Martinez: Bulduğun bu not Grace'in aldığını söylediği mesajla örtüşüyor: "Bayan Goude, sıradaki fotoğraf çekimim için SİZİ istiyorum. 100,000 Dolar veririm!"
Carmen Martinez: Haklısın, üzerinde İSİM var ama imza silinip gitmiş. Pudra takımını çıkarmanın tam vakti, bakalım bu notu ona kim göndermiş!

İncele: Silinmiş Not.
Carmen Martinez: Peki notta tam olarak ne yazıyormuş? "Bayan Goude, sıradaki fotoğraf çekimim için SİZİ istiyorum. 100,000 Dolar veririm! Saygılarımla..." ve imza da Gironalı Sofia'ya ait!
Carmen Martinez: Acaba... Prenses Sofia bu kadar parayı bir fotoğraf çekimine ne diye vermek ister? Gidip ona soralım <İsim>.

Sofia'yı fotoğraf çekimi talebi konusunda sorgula.
Gironalı Sofia: Bir fotoğraf çekimi için neden bir servet ödemeye hazır olduğumu söyleyeyim mi? Çünkü siyasete atılıyorum!
Gironalı Sofia: İspanya'da sağ görüşlü partinin başkanı olarak seçime gireceğim!
Carmen Martinez: Siyaset mi? Kraliyet mensubu birisinden daha farklı bir kariyer atılımı beklerdim...
Gironalı Sofia: Tipik solcu görüşü işte! Kraliyet mensuplarının vatandaşın cebinden geçindiğini sanıyorsunuz, ama ben öyle biri değilim!
Gironalı Sofia: Avrupa'yı içinde bulunduğu krizden çıkarmanın vakti geldi! Sağ görüşlü partinin başkanı olarak tüm Avrupa'nın sorunlarını çözeceğim!
Carmen Martinez: Ve Grace Goude'a da resmi fotoğrafını çekmesi işini mi teklif ettin? Versay sarayında hemde?
Gironalı Sofia: Evet öyleydi, ama çalışmalarını yakından inceledim ve fikrimi değiştirdim. Kampanyam için fazla avant garde kalıyor!
Gironalı Sofia: Ona vereceğim parayı sen alabilirsin <Rütbe> <İsim>. Dul ve yetimlerle ilgili bir fonun falan varsa, oraya yatırabilirsin...

Daha sonra, merkezde...
Carmen Martinez: Gironalı Sofia'nın "Avrupa'yı kurtarmak için" sağ görüşten siyasete gireceğine inanamıyorum <İsim>! Kraliyet mensupları seçime girebiliyorlar mı ki?
Şef Ripley: Evet ama bu durum şimdilik bizi ilgilendirmiyor.
Şef Ripley: <İsim>, Promethianlar'ın el yazması kitabını bulduğun için tebrikler. Bu "kadim tarikat", işlenen cinayetlere bakarsak belli ki günümüzde de gücünü koruyor.
Carmen Martinez: Evet, Jacqueline Proust'a bakılırsa şimdi de Almanya'da bir şeyler yaşanacak...
Şef Ripley: Zamanlama da uygun. Yarın Oktoberfest başlıyor! İhbarcılarımız, şenliğin yapılacağı Bierburg kasabasının hedef olarak seçilebileceğini söyledi.
Şef Ripley: Düşünsene. Oktoberfest büyük bir festival ve her yıl şenliği kutlamak için kalabalıklar kasabaya akın ediyor...
Şef Ripley: Promethianlar için önemli bir hedef olabilir, bu sayede istedikleri yere istedikleri zaman istedikleri yere saldırabileceklerini tüm dünyaya gösterebilirler!
Şef Ripley: Deri ceketini ve bira bardağını kap <İsim>, müthiş bir belanın ortasına gidiyorsun!

Also on Fandom

Random Wiki