Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Kiralık Katil Cinayeti/Diyaloglar

< Kiralık Katil Cinayeti

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Büro merkezi, Fas...
Ingrid Bjorn: <İsim>, bu tam bir facia! Şef Ripley ölünce gemi kaptansız kaldı! Ne yapacağız?!
Ingrid Bjorn: Onu kim öldürmek ister, bir türlü aklım almıyor! O, Büro'nun gelmiş geçmiş en iyisiydi. Bittik biz!
Jack Archer: Hey! Sakin ol Ingrid! Derin nefes al...
Ingrid Bjorn: Archer, geldiğini duymamışım! Şey... <İsim>'le sohbet ediyordum da.
Jack Archer: Gördüm. <İsim>'in yardıma ihtiyacı var gibi.
Ingrid Bjorn: Neyse, madem Fas'tayız, kaybedecek tek bir saniyemiz bile yok! Ripley'in katilinin peşine düşmemiz gerek!
Jack Archer: Şefi öldüren dart okunun ucundaki turuncu boyanın Fas'ta yetişen bir gelincik türüne ait olduğunu biliyoruz, bu da demek oluyor ki katil şu anda burada ya da yakın bir zaman içinde burada bulunmuş.
Jack Archer: Fazla sayılmaz, ama hiç yoktan iyidir!
Ingrid Bjorn: ABD Büyükelçiliği soruşturma izni verdi. Burada itibar halinde olacağın kişi, büyükelçinin askeri ataşesi Adem Hassan.
Ingrid Bjorn: Bay Hassan seni rıhtım da bekliyor olacak. Şef'in katilini adalete teslim edeceğin konusunda sana güvenim tam!

1. Bölüm

İncele: Rıhtım.
Jack Archer: <İsim>, şu balıkçı teknesindeki adam bizim irtibatımıza ne kadar da benziyor. Lütfen bana uyuduğunu ya da... sarhoş olduğunu falan söyle.
Jack Archer: Buna inanamıyorum! İrtibatımız ölmüş! Böyle şansın içine edeyim!
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Adem'in boynundaki dart oku, Ripley'i öldüren dart okunun birebir aynısı!
Jack Archer: İrtibatımızın ölmesi yetmiyormuş gibi, şimdi bir de elimizde iki cinayet birden var! Asıl soru ise ikisini birden kimin öldürmek isteyeceği.
Jack Archer: Bulduğun o cep telefonu iyi bir başlangıç. Kilidini açabilir misin <İsim>?
Jack Archer: Cesedin yakınında bulduğun muskanın üstünde bir mesaj var. Ben pudra takımını getireyim sen de ona yakından bak.
Jack Archer: Pekala <İsim>, elimizde çözülmeyi bekleyen İKİ cinayet var. Ripley için bunu yapalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selamın aleyküm, <İsim>! Sence de Fas çok güzel bir yer değil mi? Keşke çocuklarda burayı görebilselerdi!
Angela Douglas: Keşke daha farklı şartlar altında gelseydik. Şef'in başına gelenler çok feci.
Jack Archer: Evet, o da yetmezmiş gibi Şefin yanı sıra, onun ölümüne birebir benzeyen bir cinayeti daha çözmemiz gerekiyor.
Angela Douglas: Her iki cinayetinde birbirinin kopyası olması çok iyi bir gözlem. Kurban gerçekten de Şef Ripley'i öldüren dart okuyla vurulmuş, üzerindeki turuncu dart tüyünden anlaşılabiliyor.
Angela Douglas: Cinayet silahı bu dart oku, <İsim>.
Angela Douglas: Ama katil bu kez sakar davranmış. Dart okunun üzerinde safran olarak da bilinen crocus sativus izleri vardı.
Jack Archer: O zaman katil safran yiyor! İyi de bu baharat buradaki her yemekte var...
Jack Archer: Affedersin <İsim>. Haklısın! Katili, kendine yeni bir cinayet ziyafeti çekmeden yakalamamız gerek!

İncele: Cep Telefonu.
Jack Archer: Rıhtım da bulduğun cep telefonunun kilidini açmakla harika iş çıkardın <İsim>. Bu şey belli ki kurbana ait.
Jack Archer: Kurbana Büyükelçi Stern tarafından 10 cevapsız çağrı gelmiş ki kendisi görünüşe göre...
Jessica Stern: Birisi Adem'in telefonlarıma neden cevap vermediğini söyleyebilir mi?! Sabahtan beridir arıyorum!
Jack Archer: ...onunla konuşmayı çok istiyormuş. Büyükelçi Stern siz misiz?
Jessica Stern: Evet benim. Siz kimsiniz? Ayrıca Adem nerede? Telefonunu neden açmıyor?!
Jack Archer: Ben Jack Archer, bu da <Rütbe> <İsim>. Adem öldü, o yüzden size bir kaç sorumuz olacak.

Büyükelçi Stern'ü kurbanın ölümüyle ilgili sorgula.
Jessica Stern: Adem'in öldüğüne inanamıyorum! Şu köşedeki pazar yerinden en sevdiğim hurmaları getirmeyince bir şeylerin ters olduğunu anlamıştım. Her sabah getirirdi çünkü!
Jack Archer: Bildiğiniz üzere, Şef Ripley'de ataşenizi öldüren dart okunun birebir benzeriyle öldürüldü. Sizce de büyük bir tesadüf değil mi?
Jessica Stern: Neyi ima etmeye çalışıyorsun <Rütbe> <İsim>? Bu elçiğin hatası mı yani?!
Jack Archer: Hayır, <Rütbe> <İsim> ve ben...
Jessica Stern: Bu bizim hatamız değil! Büro'nun hatası! Kendi şefinizi koruyamadığınız gibi askeri ataşemin de ölümüne neden oldunuz! Daha fazla bela olmadan defolun gidin!
(Jessica Stern ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Büyükelçi Stern yüzümüze baka baka Şef'in ölümüzden bizi mi sorumlu tuttu?! Kim olduğunu sanıyor bu kadın?!
Jack Archer: Adem'in her sabah yakınlardaki bir pazar yerine gittiğinden mi bahsetmişti? İpucu ipucudur. Hadi pazar yerini yoklayalım.

İncele: Pazaryeri.
Jack Archer: Buradaki onca şeyin arasından, gidip paramparça bir fotoğraf mı aldın?
Jack Archer: Dediğin gibi olsun <İsim>. Gördüğüm üzere kararlısın: Hadi toparlayalım o zaman.
Jack Archer: Aldığın o sepet işte tam benlik bir ipucu. Hadi içini arayalım!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Jack Archer: Pazar yerinde bulduğun fotoğrafı iyi hallettin <İsim>. Fotoğraf plajda çekilmiş ve kurbanın yanında genç bir kız var.
Jack Archer: Ne yazık ki kızın yüzünün yarısı çıkmamış. İnsanlar adam gibi özçekim yapmayı becerebilseler! Bari bir çubuk alsaydınız, di mi!
Jack Archer: Neden şu kızın yüzünü veri tabanında aratmıyorsun <İsim>?

İncele: Tatil Özçekimi.
Jack Archer: İyi iş çıkardın <İsim>. Kurbanla özçekim yapan kızın adı Christy Mathis'miş.
Jack Archer: Dosyasına bakılırsa Christy Amerikalı, Fas'a öğrenci vizesiyle gelmiş.
Jack Archer: Görünüşe göre Christy kurbana yakınmış. Onu sorgulamamız gerek. Elçilik onu bulmamızda bize yardım edecektir.

Christy Mathis'e tatil fotoğrafını sor.
Christy Mathis: Adem'in öldüğüne inanamıyorum! Ne acı!
Jack Archer: İkinizin plajda çekilmiş bir fotoğrafını bulduk. Epey yakınmışsınız galiba?
Christy Mathis: Bir süreliğine çıktık, ama öyle ciddi bir şey değildi. Bir kaç hafta önce bitti.
Christy Mathis: Çok hoş, kibar ve elbette yakışıklıydı, ama dikkatim dağılıyordu. Derslerime odaklanmam gerekti... sonuçta buraya bu sebeple geldim. O yüzden ondan ayrıldım.
Jack Archer: Peki onu bir daha gördün mü?
Christy Mathis: Pazaryerinde karşılaşırdık. Sohbet etmeye çalışıyorduk, ama hiç doğal olmuyordu. Ama artık hiçbir zaman konuşamayacağız!
Jack Archer: Christy, kendini suçlamana gerek yok... Ama bir yere de ayrılma, <Rütbe> <İsim> sana başka sorular da soracak.

İncele: Renkli Sepet.
Jack Archer: Sepetin içinde kırık parçalar mı buldun? Bir iz yakalamış olabiliriz... Tabii önce onu onarman şartıyla.

İncele: Bozuk Cihaz.
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Onardığın bu cihaz son teknoloji bir dürbüne benziyor. Hadi bunu Elliot'a gönderelim!

Analiz et: Dürbün.
Elliot Clayton: Selam <İsim>. Nasıl oldu da erimedin? Dışarısı cehennem yeri resmen!
Jack Archer: Dışarıya bile çikmiyorsun ki. Neyin şikayeti bu?
Elliot Clayton: Aman ne komik... Neyse, pazaryerindeki sepetin içinde bulduğun dürbünle ilgili neler öğrendiğimi merak ediyorsundur herhalde.
Jack Archer: Demek onlar dürbünmüş! Nasıl da bildim! Yani <İsim> bildi tabii. Bir şeyler bulabildin mi bari?
Elliot Clayton: Hı hı. İnanılmaz yüksek çözünürlüklü ve 3D teknolojili fotoğraf ve video çekme özelliğine sahip dijital kayıt yapan bir dürbünmüş.
Elliot Clayton: Epey bir hasar yemiş olmalarına rağmen, bellek altına kaydedilmiş bir fotoğrafı kurtarmayı başardım. Fotoğraf kurbana ait.
Jack Archer: Kurbanın fotoğrafı mı? Demek birisi onu takip ediyormuş. Ama kim?
Elliot Clayton: Senden bir adım öndeyim, Archer. Bu dürbün oldukça pahalı ve sınırlı sayıda üretilmiş, yani takibi çok rahat. Söz konusu bu dürbün de Jonah Karam isimli bir askere zimmetli askeri bir dürbün.
Elliot Clayton: Dürbünüyle birlikte kısa süre önce orduyu terk etmiş... Kayıplara karışmış.
Jack Archer: Yani Karam denilen bu adam kurbanı takip ediyormuş. Adem'den ne istiyormuş ki? <İsim>, hadi gidip şu kayıp subayı saklandığı delikten çıkartalım!

Jonah Karam'a kurbanı neden takip ettiğini sor.
Jack Archer: Jonah Karam. Ben Ajan Jack Archer ve bu da <Rütbe> <İsim>. Adem Hassan'ın öldürülmesiyle ilgili bir kaç sorumuz olacaktı.
Jonah Karam: Adem öldü mü? Benden ne istiyorsunuz peki? Onu ben öldürmedim ki.
Jack Archer: Onu takip ediyormuşsunuz. Elimizde kanıt var. Merak ettiğimiz soru şu: eski bir ordu mensubu neden bir büyükelçilik ataşesini takip ediyor?
Jonah Karam: Herifi takip etmem için bana para verildi. Benim işim bu.
Jack Archer: Yani bir tür kiralık takipçisiniz, öyle mi? Bu da sizi bir numaralı şüpheli yapar. Kurbanı gözetlemeniz için sizi kimin tuttuğunu söyler misiniz?
Jonah Karam: Size bildiğim her şeyi anlattım zaten... Bir hedefi takip etmek için para aldım. O hedef ise hakkın rahmetine kavuşmuş. Benim de işim burada biter haliyle.
Jack Archer: Sizinki bitmiş olabilir ama bizimki bitmedi. Uzaklaşmayın, sorguya devam edeceğiz... Tabii çok yakın da durmayın zira korkutucu birisiniz.

İncele: Silinmiş Muska.
Jack Archer: İskele de bulduğun muskayı iyi hallettin <İsim>! Şimdi iş muskanın alt kısmındaki sembollerin ne manaya geldiğini öğrenmeye kaldı...
Jack Archer: Haklısın! Tuhaf nazarlık muskaları ve ürkünç yazıtlar Dupont'un uzmanlık alanı.

Analiz et: Muska Yazısı.
Armand Dupont: <İsim>, seni tekrardan görmek içimi rahatlattı. Şefin ölümünün verdiği acı hala taze. Quel dommage. Nasıl yardım edebilirim sana, lütfen söyle.
Jack Archer: Valla, rıhtımda bulduğumuz, üzerinde göz ve acayip yazılar olan şu garip muskadan bahsedebilirsin mesela.
Armand Dupont: Ah oui! Lanet tılsımını diyorsun. Oldukça cezbedici bir parçadır.
Jack Archer: Lanet tılsımı mı?! İyi de lanetlere kim inanır ki?
Armand Dupont: Görünen o ki katil inanıyormuş. Buna kem göz deniyor. Arapçası ayn el-hasud. Bir çok kültürde kem bakışlı gözlerin bir laneti olduğuna ve kişinin başına uğursuzluk ya da kaza getirdiğine inanılır.
Jack Archer: E kurban öldü. Bundan büyük kaza olmaz herhalde!
Armand Dupont: Asıl dikkat çekici olan konu muskanın üzerine kazınan yazı. M.Ö. 2. yüzyılda Nebatiler İmparatorluğunun kullandığı eski bir Arapça'yla yazılmış.
Armand Dupont: Çözmek kolay olmadı, ama mesajı çevirmeyi başardım: "Göze göz, dişe diş". Pek anlamlı, değil mi?
Jack Archer: Demek katil eski Arapça biliyor! <İsim>, bu bilgi aramalarımızı kolaylaştıracak!

Tekrar Büro merkezinde...
Jack Archer: <İsim>, sonunda klima olan bir yere geldiğim için öylesine sevinçliyim ki. Dışarısı yanıyor resmen!
Ingrid Bjorn: <İsim>, neden bu kadar erken geldin? Şef'in katilini yakaladın mı yoksa?
Jack Archer: Ingrid, <İsim> ve ben tam da vaka notlarının--
Ingrid Bjorn: Şimdi hoşbeş etmenin sırası değil, Archer! Neler buldunuz şu ana kadar?
Jack Archer: Haydaa! Peki! Adem'in öldürülmesinde kullanılan zehirli dart okunun Şefi öldüren dart okuyla birebir aynı olduğunu öğrendik, ama iki olayın birbiri ile ne gibi bir bağlantısı olduğunu henüz bilmiyoruz.
Jack Archer: Kurbanın eski kız arkadaşını bulduk. Çıkıyorlarmış, ancak kız derslerine odaklanmak istediği için ondan ayrılmış.
Jack Archer: Ayrıca kiralık işler yapan eski asker Jonah'la tanıştık. Adem'i takip etmesi için tutulmuş, fakat tek bildiğimiz bu çünkü bize tam anlamıyla bu kadarını söyledi.
Jack Archer: Büyükelçi Stern'ün diplomatik çöküntüye uğramak için bir günlük ömrü kaldı. Kadını gördün mü?! Ve hala...
Elliot Clayton: Selam <İsim>, Archer'ın oskarlık konuşmasını bölmek istemem ama elimde işine yarayacak bilgiler var.
Elliot Clayton: Galiba kurbanın neden öldürüldüğünü biliyorum!

2. Bölüm

Elliot Clayton: İncelemem için bana verdiğin o son teknoloji dürbünü hatırladın mı <İsim>? Bellek kartından başka bir fotoğraf daha kurtardım ve sanırsam kurbanın neden öldürüldüğünü buldum!
Jack Archer: Eee... Daha ne bekliyorsun?!
Elliot Clayton: Madem kibarca sordun... Adem'in bir fotoğrafını daha buldum, ama bu kez yakalanması zor isyancı kabile liderleriyle toplantı halindeymiş. Onlarla toplantı yapabilmek için de çok sağlam bağlarının olması gerek.
Jack Archer: Adem isyancı liderlerle toplantı mı yapmış? Onlardan ne istemiş olabilir ki? Acaba bunu elçilik mi istemiş yoksa orada yalnız mıymış?
Jack Archer: Nerede bulunmuş olduklarına dair bir fikrin var mı?
Elliot Clayton: Müthiş birisi olduğum için, evet var. Konumu tanımlayacak dikkat çekici ayrıntıları görebilirmiyim diye arka plana odaklandım.
Elliot Clayton: İlk olarak, avluyu ve ortasındaki çeşmeyi görünce bunun bir riyad evi olduğunu fark ettim.
Elliot Clayton: Daha sonra, antik mimari yapıları taklit etmekle ünlü bir heykeltıraşın stiline çok benzeyen iki sütunlu bir yapının olduğunu fark ettim.
Jack Archer: Bunların hepsini en son konuşmamızdan sonra mı buldun? Vay be.. etkilendim.
Elliot Clayton: Farkındayım. Ama daha bitirmedim. Bu fotoğrafı heykeltıraşın çalışmalarıyla çapraz karşılaştırma yaptığım ve aradığımız riyad evini buldum. Hatta sizin için adresini bile çıkardım.
Jack Archer: <İsim>, elemanı duydun! Hadi şu riyad evine gidelim!

İncele: Riyad Evi.
Jack Archer: Ne kadar hoş bir yer! Bir isyancı mekanının böyle olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Bakalım neler buldun!
Jack Archer: Üff! Bu pek ateşli bir kartvizitmiş yahu... ve ateşli de uzmanlık alanım yani. "Özel dansçı Asal" diye birisine ait.
Jack Archer: Kurbana verilmiş ve üzerinde bir mesaj var. <İsim>, bu mesajı pudralayıp mutlaka açığa çıkarman gerekiyor!
Jack Archer: Bulduğun bu deri evrak çantası pek bir mütevazi görünüyor. İyisi mi şifresini kırıp içine bakmak!

İncele: Kartvizit.
Jack Archer: <İsim>, pudraladığın kartvizitin üstünde "Daima seninim" yazıyor. İlginç.
Jack Archer: Üzerinde de telefon numarası var. Tam benlik bir kız.
Jack Archer: Neden onu aramıyoruz <İsim>? Sonuçta kadınlarla konuşmak benim uzmanlık alanım.
Jack Archer: Alo, Asal ile görüşecektim, kendisi... aaa... özel dansçıymış?
Asal Havvaa: Buyrun Asal benim. Kiminle görüşüyorum?
Jack Archer: Ben Ajan Jack Archer. Sizinle bir an önce konuşmamız gerek.

Asal Havvaa'yı kurbanla ilişkisi konusunda sorgula.
Asal Havvaa: Merhaba dostlarım, sizin için dans etmemi ister misiniz?
Jack Archer: Ee şey... Tabii... yani... aslında. Telefonda görüşmüştük.
Asal Havvaa: Ah evet. Adem'in cinayetini araştırıyorsunuz. Çok üzücü. Harika bir adamdı.
Jack Archer: Ona bırakmış olduğunuz kartvizitinizi bulduk. İkiniz çıkyor muydunuz?
Asal Havvaa: Adem ve ben mi? Hayır, aramızdaki ilişki profesyoneldi. Siyasiler ve özel şahsiyetlere düzenlediği özel partiler için beni tutardı. Hep ziyafet havasında geçerdi.
Asal Havvaa: Ayrıca sırf benim için en sevdiğim safranı ithal ederdi. Gördüğünüz gibi ayırdığım zamanın karşılığını fazlasıyla verirdi.
Jack Archer: Nedenini anlıyorum... Yani, bir yere kaybolmayın. Ben... Biz... sizinle tekrar konuşmak isteyebiliriz. Umarım.

İncele: Kilitli Evrak Çantası.
Jack Archer: Riyad evinde bulduğun evrak çantasının kilidini açmayı başardın <İsim>. Şu içindekilere baksana!
Jack Archer: İyi fikir! İyisi mi bunu Elliot'a gönderelim. Zaten aylak aylak takılıyordu.

Analiz et: Evrak Çantası.
Elliot Clayton: <İsim>, evrak çantası karıştırmaktan başka önemli bir işim olmadığını mı sanıyorsun acaba?
Jack Archer: Aynen öyle. Ee... Bir şeyler bulabildin mi?
Elliot Clayton: Her neyse. Evrak çantası riyad evinin sahibi Ömer Bahir'e aitmiş.
Jack Archer: Riyad evinin kime ait olduğunu biliyordun ve bize söylemedin mi?!
Elliot Clayton: Sordun mu ki? Her neyse, kendisi bir profesör. Pek önemli birisi olabileceğini düşünmemiştim. Ta ki... çentasında bir USB bellek bulana kadar.
Elliot Clayton: Bellekteki bilgiler şifrelenmişti, ama Ömer'in kabile liderleriyle ilgili yaptığı araştırmaları bulmak sadece bir kaç saniyemi aldı.
Elliot Clayton: Ömer'in tehlikeli şahıslarla bağlantıları olduğunu öğrendim, buna Adem'le buluşan adamlar da dahil.
Jack Archer: Bir profesörün nasıl bu kadar bağlantısı olabiliyor? Ve böyle pahalı bir eve sahip olacak parayı nereden buluyor?
Elliot Clayton: Para öğretmenlikten gelmiyor ki. Ömer Bahir, yalnızca eski Arapça konusunda uzman bir akademisyen değil, aynı zamanda antik kabile stratejisi konusunda hayli tanınmış bir danışman.
Elliot Clayton: Her iki konumu da profesöre sağlam para kazandırıyor.
Jack Archer: Görünüşe bakılırsa Ömer Bahir, CV'sine "cinayet soruşturmasının bir numaralı şüphelisi" satırını da ekleyebilir.
Jack Archer: Hadi <İsim>, gidip Ömer'i Adem'in ölümüyle olan bağlantısı hakkında sorgulayalım!

'Ömer Bahir'e kabile liderleriyle olan ilişkisini sor.
Ömer Bahir: Sefalar getirdiniz efendim! Lütfen kendinizi evinizde gibi hissedin. Size bir tabak safranlı pilav ikram etmemi ister misiniz? Nasıl derler, lezzetinden ölürsünüz!
Jack Archer: Şey... Sağ olun. Bay Bahir, Adem Hassan ve bazı isyancı liderleri evinizde bir araya getiren bir toplantı düzenlediğinize dair elimizde kanıt var. Bu sizin normal işlerinizden biri mi?
Ömer Bahir: Bahsettiğiniz kişiler kabile liderleridir. Bir isyan hareketine mensup olup olmamalarının benim için bir ehemmiyeti yoktur... ya da benim işimle.
Ömer Bahir: Adem elçilik vasıtasıyla benimle irtibata geçip antik kabilelerin modern isyancı istihbaratı üzerindeki etkileri konusunda bilgi talep etmişti.
Ömer Bahir: Araştırmalarımı konuşmak üzere düzenli olarak toplanacaktık. Onun danışmanı olmuştum. Kabile üyeleriyle tanışması işe yarar diye düşünüp bir toplantı tertip ettim.
Jack Archer: Öğrencilerinizi ve kabile liderlerini hep evinize davet eder misiniz böyle?
Ömer: Adem ile aslında pazaryerinde buluşacaktık, lakin bu görüşmenin evimde olması daha münasip geldi.
Ömer Bahir: Adem'in başına gelenler çok feci <İsim>. Öyle hevesli biriydi ki.
(Ömer Bahir ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: İyi bir noktaya değindin <İsim>. Ömer, Adem ile aslında pazar yerinde buluşacağını söyledi. Oraya geri dönsek iyi olur.

İncele: Pazarcı Tezgahı.
Jack Archer: <İsim>, bulduğun bu üfleme borusu cinayet silahının eksik parçası olabilir! Ayrıca ağızlık kısmında kurumuş bir sıvı var. Hemen bir örnek alalım!
Jack Archer: Aldığın şu not defteri epey bir hırpalanmış ama üzerinde kurbanın adı yazılı. Güzelce bir pudralarsak dahası da çıkarmış gibi geliyor!
Jack Archer: Süpersin <İsim>, öğle yemeğimizi bulmuşsun!
Jack Archer: Nasıl... Tanjinin içinde ipucu mu arayacaksın? İyi de bu yemek! Madem yemeğin içinde bir şeyler bulabilirim diyorsun, sana karışmıyorum.

İncele: Üfleme Borusu.
Jack Archer: <İsim>, üfleme borusunun ağızlığındaki sıvıdan örnek aldığına göre, bunu Lars'a gönderebiliriz!

Analiz et: Salya.
Lars Douglas: Soruşturma nasıl gidiyor <İsim>? Ripley'in başına gelenlere hala inanamıyorum. Bu hiç mantıklı değil! Bunu yapanı bulmalıyız!
Lars Douglas: Ve elimde işe yarayacak bilgiler var! Bulduğun üfleme borusunun katile ait olduğunu doğrulayabilirim!
Lars Douglas: Getirdiğin örnekten crocus sative moleküllerini tespit etmeyi başardım ki bu da...
Jack Archer: Safran! Angela, Adem'i öldüren dart okunun üstünde safran olduğunu söylemişti... o zaman bu üfleme borusu katile ait olmalı!
Lars Douglas: Aynen! Ayrıca mentha spicata cultivarın R-(-)- carvone molekülünü de ayrıştırmayı başardım. Tabii buna şaşmamak gerek, ne de olsa her yerde var.
Jack Archer: Harika! Ee, her yerde olan şey tam olarak ne peki?
Lars Douglas: Mentha spicata, nanenin bilimsel adı. Yerel mutfağa özgü bir bitki, ama daha çok nane çayında kullanılır. Örneğin rengine bakılırsa bunun tam olarak nane çayı olduğunu söyleyebilirim.
Jack Archer: Demek katil nane çayı içiyor!
Jack Archer: <İsim>, katil kendine tavşan kanı sıcak bir kurban daha bulmadan onu yakalamamız gerek!

İncele: Tajin Yemeği.
Jack Archer: <İsim>, pazaryerinde bulduğun o tanjin yemeğinin içini aradığına halen inanamıyorum. Bütün iştahım kaçtı!
Jack Archer: İçinde bulduğun şu yüzük pahalı bir şeye benziyor, muhtemelen bir nişan yüzüğü. İçinde bir mesaj var: "Christy, daima benimsin. Adem."
Jack Archer: Christy mi? Kurbanın eski sevgilisi Christy Mathis mi yoksa?!
Jack Archer: Christy bize Adem ile ilişkilerinin ciddi olmadığını söylemişti, ama buradan bakında hiç de öyle gözükmüyor. Yüzüğünün tajin yemeğinin içinde ne aradığını öğrenmek için onu bir kez daha görmemiz gerek.

Christy Mathis'i kurbanla nişanlanması konusunda sorgula.
Christy Mathis: Evet, Adem ve ben nişanlanmıştık, ama ben nişanı attım!
Jack Archer: Peki bize niye yalan söyledin?
Christy Mathis: Çünkü bir önemi yoktur diye düşündüm. Nihayetinde her şeyin bir sonu var.
Jack Archer: Evet, ama her şeyin sonunda genellikle tanjin yemeğinin içine pahalı nişan yüzükleri düşmez. Bu bir mesaj verme şekli. Biraz tuhaf ama yine de bir mesaj içeriyor.
Christy Mathis: Kızgındım. Pazar yerinde Adem ile birlikte safran alıyorduk. Kavga etmeye başladık, ben de yüzüğü çıkarıp fırlattım. Amacım yüzüğü çıkarmaktı sadece!
Jack Archer: Nişan yüzüğünü fırlatmanı gerektirecek kadar büyük bir kavga olmalı herhalde.
Christy Mathis: Nişanlınızın sizi aldattığını öğrenseniz siz de delirirdiniz! Oda arkadaşımla ve daha kim bilir kaç kadınla yatmış! Herif pisliğin teki çıktı!
Christy Mathis: Adem gibi etkileyici birisinin benim gidi sessiz, eski Arapça öğrencisine sadık kalabileceğine inanacak kadar saf olduğuma inanamıyorum! O benim kalbimi kırdı!

İncele: Silinmiş Defter.
Jack Archer: <İsim>, pazaryerinde bulduğun, üzerinde Adem'in adının yazdığı nnot defterinde bir sürü rakam ve kelime dizileri varmış. Acaba bunlar ne anlama geliyor dersin?
Jack Archer: İyi fikir! Bu defteri hemen Marina'ya gönderelim. Rastgele yazıları çözse çözde o çözer. Hem şimdi beni özlemiştir de.

Analiz et: Not Defteri.
Marina Romanova: Seni görmek her zaman çok iyi <İsim>! Yalnız senin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim Archer.
Jack Archer: Sen de az değilsin he, Marina!
Marina Romanova: Neyse... Sanırım buraya, pazarda bulduğun ve üzerinde kurbanın adının yazılı olduğu defter için geldiniz. El yazısı notlara bakınca bunların birer gözetim defteri olduğu belli oluyor.
Marina Romanova: Rakamlar tarih ve saati, kelimeler de eylemleri ifade ediyor. Kurbanın her hareketi dakika dakika bu deftere not edilmiş.
Jack Archer: Jonah Karam'ın Adem'i takip etmesi için tutulduğunu biliyoruz. Bu onun defteri olmalı!
Marina Romanova: Madem öyle, bu Jonah denen şahıs her kimse oldukça tehlikeli biriymiş. yazıbilim kuramlarını kullanarak şüphelinin karakteri hakkında bazı bilgi edinebildim.
Marina Romanova: İzah edeyim: Köşeli harfler, şahsın agresif ve gergin olduğunu gösteriyor; dağınık el yazısı da sabırsız ve aceleci olduğunu; ayrıca yazısının okunaksız oluşu gizliliğe verdiği önemin işareti.
Jack Archer: Pek öyle tehlikeli biriymiş gibi gelmedi. Onu iki dakika da yere sererim.
Marina Romanova: Beni asıl düşündüren yazının eğiklik ve yataylık farklılıkları. Duyguları açığa çıkarmak ve gizlenmek arasında gidip geldiğinin, bunun da genellikle seri katillerde görülen dengesizliğe yol açtığının bir işareti.
Jack Archer: Onda ters bir şeyler olduğunu biliyordum! <İsim>, seri cinayetlerini bizim üzerimizde denemeden Jonah'la konuşmalıyız... Uzaktan uzaktan tabii!

Jonah Karam'a gözetim defterini sor.
Jonah Karam: Yine mi siz? Safranlı pilavımı bir huzurla yiyemeyecek miyim yahu?
Jack Archer: Bay Karam, Adem'in tüm hareketlerini adım adım kaydettiğiniz gözetim defterinizi bulduk.
Jonah Karam: Daha önce de söyledim. Onu takip etmem için parayla tuttular beni.
Jack Archer: Peki içinizde doğmayı bekleyen bir seri katil olduğunu neden söylemediniz!
Jonah Karam: Ne? Delirdiniz mi siz. Ben seri katil falan değilim... Ama bir iki kişi öldürmüşlüğüm var tabii. Eski Arapça bilgim sayesinde orduya girip buraya geldim ve keskin nişancı olarak görev yaptım.
Jonah Karam: Ama Adem'e nişan falan almadım tabii.
Jonah Karam: O hıyar bir naneler peşindeydi. Tekinsiz şahıslarla takılıp duruyordu. Amacının ne olduğunu çözmeye çalıştım, ama notlarımda sizin de okuduğunuz yere gelebildim, sonra da öldürüldü.
Jack Archer: Bay Karam, umarım doğruyu söylüyorsunuzdur, yoksa eğer Adem'i sizin öldürdüğünüzü bulursak, <Rütbe> <İsim> size tehlikeli bir şahıs nasıl olunurmuş gösterecek!

Tekrar Büro Genel Merkezi'nde...
Ingrid Bjorn: <İsim>, Şef Ripley cinayetiyle ilgili elinde yeni ipuçları var mı? Zaman daralıyor!
Jack Archer: Sana da merhaba Ingrid. Bilirsin ya, Ripley'in insani yanı daha kuvvetliydi. Benden söylemesi...
Jack Archer: <İsim> ile birlikte şüphelilerin ensesindeyiz! Jonah dengesiz, sorumsuz, hepimizi bir anda ortadan kaldıracak potansiyele sahip eski bir keskin nişancı.
Jack Archer: Christy, Adem ile nişanlıymış ama herif zamparanın teki çıkınca kız nişanı atmış haliylen.
Jack Archer Ve taş gibi bir dansözün telefon numarasını elime geçirdim, bunu da hanemize gol olarak yazabiliriz.
Ingrid Bjorn: Bütün bunların Şef Ripley cinayetiyle bir ilgisi var mı peki?
Jack Archer: Emin değiliz... henüz. Adem'in oldukça tehlikeli bağlantıları varmış ve Jonah'ta onu takip etmek için tutulmuş. Jonah onun hakkında bir şey öğrenmiş ve Adem de zehirli dart okunu bu yüzden yemiş olabilir.
Ingrid Bjorn: <İsim>, Archer ile birlikte derhal... Bir saniye, telefonum çalıyor.
Ingrid Bjorn: Büro Genel Merkezi. Evet... Evet... Anlıyorum... Tamamdır.
Ingrid Bjorn: <İsim>, arayan Büyükelçi Stern'dü. Büro ülkeyi terk etmek zorundaymış... Hem de bugün!

3. Bölüm

Ingrid Bjorn: <İsim>, bu tam bir facia! Şimdi Büyükelçi Stern aradı. Büyükelçilik kapanıyormuş. Büro gün sonunda ülkeyi terk etmek zorundaymış!
Jack Archer: Günün sonunda mı? Bu mümkün değil! Adem'in katilini o kadar kısa süre de yakalayamayız ki!
Jack Archer: Bize bunu yapamaz. Bir Büro'yuz!
Ingrid Bjorn: Pekala yapabilir ve yapıyor da. O DA Büyükelçi.
Jack Archer: Buna müsaade etmiyoruz! <İsim>, bir an önce Büyükelçi Stern ile konuşmalıyız!
Jack Archer: Doğru dedin, diğer yandan da Ömer'in riyad evine bir kez daha uğrasak iyi olur. Orada sebebini tam olarak kestiremediğim bir tuhaflık var.

Büyükelçi Stern ile büyükelçiliğin kapanması hakkında konuş.
Jessica Stern: <İsim>, şimdi seninle hiç uğraşamayacağım. Gördüğün üzere Büyükelçiliği kapatıyorum. Naneli çayım da nerede kaldı?!
Jack Archer: Ee... Biz de tam bu sebepten ötürü buradayız zaten. Ülkeyi neden böyle apar topar terk ediyorsunuz? Adem'in cinayetiyle ilgili soruşturmamız henüz bitmedi.
Jessica Stern: Adem'in yediği hurmalar siyasi bir skandala neden oldu. Bir güvenlik zaafiyeti olarak görülüyor ve bunu kabul edemem. O yüzden otoritemi göstermek amacıyla Büyükelçiliği geçici olarak kapatıyorum.
Jack Archer: Evet, ama bu arada bizi de ülkeden şutluyorsunuz! Sanki Adem'in cinayetini çözmemizi istemiyormuşsunuz gibi...
Jessica Stern: Katrana batırılıp tüye bulanarak Mamma Mia festivaline çıkarılsa bile umurumda değil. O iki yüzlü kerkenez işimi çalmaya yeltendi! Öğrenmeyeceğimi falan mı sandı acaba?
Jack Archer: Adem işinizi mi çalmaya yeltendi? Kulağa pek bir cinayet sebebiymiş gibi geliyor, sizce de öyle değil mi Büyükelçi Stern?
Jessica Stern: Bunu benim üzerime yıkmaya çalışmayın! O bir haindi! Burası BENİM Büyükelçiliğim!
Büyükelçinin Oğlu: Anne, ödevimi bitirdim. Artık bilgisayar oynayabilir miyim?
Jessica Stern: Elbette tatlım. İstediğini yapabilirsin, benim küçük meleğim. Anneciğin seni çok seviyor.
Jack Archer: Sizin bir oğlunuz mu var?
Jessica Stern: Soruşturmanızı tamamlamak ve sonra da bu ülkeyi terk etmek için size gün batımına kadar süre veriyorum, aksi takdirde... Zorla çıkartılacaksınız!

İncele: Kahve Masası.
Jack Archer: Buraya gelmenin doğru bir hamle olduğunu biliyordum! Bulduğun bu kağıdın üstünde kurbanın adı var, ama üstü yapraklarla kaplı. Ev hanımlığına soyunup buları süpürmenin tam vakti!
Jack Archer: Yuh... o kasenin içindeki de ne? Şey gibi kokuyor... şey... sidik gibi! O şeye zinhar elimi sürmem! Örnek alma işi sende <İsim>.

İncele: Fatura.
Jack Archer: Bu kuru yaprakları çekince kurbana yazılmış bir mesaj çıktı: "Adem Hassan, bana tam 5000 MAD borcun var!"
Jack Archer: Bunu yazan her kimse Adem kendisine epey bir "mad"di hasar vermiş olmalı.
Jack Archer: Nasıl <İsim>, MAD Fas dinarın kısaltması mı? Tabiiki de biliyordum...
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Faturanın üstünde imza yok ama topladığın bu yapraklar bunu gönderenin kim olduğunu söyleyebilir. Hadi bunları Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kurumuş Yapraklar.
Lars Douglas: Selam <İsim>, duyduğuma göre elçilik bugün bizi ülkeden çıkartacakmış. Ne kötü, tam da Fas'ı sevmeye başlamıştım. Yavaş yavaş mumyalamayı da öğreniyordum... Bak şapkama!
Lars Douglas: Bunun Mısır menşeli olduğunu biliyorum, ama nedense Sahra'da içimdeki mumyacıyı ortaya çıkaran bir şey var!
Jack Archer: Kusura bakma birader, ne kadar heyecanlandığının farkındayım. <İsim> faturanın üzerinde kuru yapraklar bulmuştu, onlardan ne çıkardın?
Lars Douglas: Evet, yapraklar. Birçok ülkede geleneksel olarak kına adıyla bilinen, oldukça yüksek miktarda lawsonia inermis bulmuşsunuz.
Lars Douglas: Kına ayrıca, bu bitkiden elde edilen bir boyaya ve deriyi bu boyayla lekelendirerek yapılan geçici dövme sanatına verilen isim. Kadınlar, bu boyayla ellerine ve ayaklarına karmaşık desenler çizer.
Jack Archer: Karmaşık desenler derken? <İsim>, Asal'ın elinde buna benzer şekiller yok muydu? Bu fatura ona ait olmalı!
Jack Archer: Hadi gidip Asal'a Adem'in ona neden bu kadar borcu olduğunu soralım... Yakışıklı görünüyor muyum?

Asal Havvaa'ya faturayı sor.
Asal Havvaa: Selam <Rütbe> <İsim>. Seni tekrar görmek ne hoş. Sana bir fincan nane çayı dökeyim mi?
Jack Archer: Ne, bir hoş geldin dansı yok mu? Tüh ya...
Jack Archer: Şey... Bayan Havvaa, Adem'e bırakmış olduğunuz faturayı bulduk. Görünüşe göre size epey bir madde borcu varmış. Bu da birisinin ölmesini istemek için münasip bir sebep.
Asal Havvaa: Adem'i öldürmedim, ama öldürmek istedim. Misafirleri en seçkin hizmeti alsın diye varımı yoğumu, kelimenin tam manasıyla her şeyimi ortaya koydum.
Asal Havvaa: Ama son partisinde beyefendi alkolün ayarını biraz fazla kaçırdı. Yarı çıplak halde beni dışarıya attı ve paramı da vermedi! En azından giysilerimi versin diye yalvarmak zorunda kaldım!
Asal Havvaa: Üniversiteye gittim. Eski Arapça bölümünden mezunum ama giysilerim için yalvarmak zorunda kaldım! Beni küçük düşürdü! Yenilir yutulur gibi değil!
Jack Archer: Bayan Havvaa, eğer Adem'i sizin öldürdüğünüzü ortaya çıkarırsak başka bir havadan çalmak zorunda kalacağız!

İncele: Antik Kase.
Jack Archer: O kaseden idrar örneği aldığına halen inanamıyorum <İsim>. Benden daha yürekliymişsin! Ama... gözünü seveyim ellerini yıka...
Jack Archer: O idrar örneğini derhal mikroskop altında inceleyelim <İsim>! Zaman daralıyor!

İncele: İdrar.
Jack Archer: Nasıl yani <İsim>, riyad evinde bulduğun kabın içindeki idrar kurbana mı aitmiş?
Jack Archer: Kurbanın idrarı, Ömer'in evinde bulduğumuz bir kabın içinde ne arar ki? Ne saçma. Her neyse, gidip Ömer'le bunun hakkında konuşsak iyi olacak!

Ömer Bahir'i kurbanın onun evine işemesi konusunda sorgula.
Ömer Bahir: Pek çabuk döndün <Rütbe> <İsim>? Ne hoş bir sürpriz. Sana nane çayı ve hurma ikram edeyim?
Ömer Bahir: Öğrencilerimden biri gitmeden demlemiş. Adı Christy Mathis. Sanırsam onu tanıyorsun.
Jack Archer: Christy sizin öğrenciniz mi? Bize bundan bahsetmemişti.
Ömer Bahir: Önemli olmadığını düşünmüştür <Rütbe> <İsim>. Ne de olsa bu bir cinayet soruşturması, öğrenci sayımı değil.
Jack Archer: Konu açılmışken, evinizdeki bir kasede Adem'in şeyini... idrarını bulduk. Nasıl açıklayacaksınız?
Ömer Bahir: O "kase" dediğiniz şey üçüncü yüzyıl Roma devleti Banasa'dan kalma bir antika parçadır. Ona sahip olmak için bir servet ödedim!
Ömer Bahir: Adem bir gece kör kütük sarhoş kapıma dayandı ve tanıdığım tüm kabile mensuplarının irtibat bilgilerini istedi. Talebini reddedince de antika parçamın içine hacetini giderdi!
Ömer Bahir: Öldürülmüş olmasına şaşmamalı. Düzene, tarihe ve otoriteye hiç saygısı yoktu!
Jack Archer: Bay Bahir, umarım bu bir itiraf değildir, şayet öyle çıkarsa çay ve hurmalı günlerinize elveda demek zorunda kalacaksınız!

Daha sonra, tekrar Büro Merkezinde...
Jack Archer: Sen sormadan söyleyeyim Ingrid, cevap hayır. <İsim> ve ben henüz Adem'in katilini yakalamadık. Ama epey bir yaklaştık, hissediyorum!
Ingrid Bjorn: Yaklaşmak yetmez Archer! Büyükelçi Stern buradaki tüm operasyonlarımızı durdurmak ve bizi ülkeden atmak üzere. Senin "hislerine" ayıracak vaktimiz yok!
Ingrid Bjorn: Şefin ve Adem'in cinayetini bir arada düşünürsek, büyük ihtimalle bir ya da iki tane yüksek otorite sahibi kişileri hedef alan çok zeki bir katilin peşindeyiz demektir. Bunu derhal durdurmanız gerekiyor!
Ingrid Bjorn: Elimizde çözmemiz gereken bir vaka var! Derhal rıhtıma dönmenizi istiyorum. Balıkçılar akşam olduğu için evlerine dönüyor ve tüm kanıtlar yok olmak üzere!
Jack Archer: Bu bizim ya tamam ya devam vakamız olabilir <İsim>! Hadi rıhtıma geri dönüp neler bulabileceğimize bakalım!

İncele: Balıkçı Teknesi.
Jack Archer: Çok fazla vaktimiz yok <İsim>! Neler buldun?
Jack Archer: Balık ağı pek çok şeyi yakalamış olabilir... Umarım içinde katili enselememize da yardım edecek bir şeyler vardır. Senin gözlerin keskindir, o yüzden arama işi sende.
Jack Archer: Bu kitap, katilin muskasındaki eski Arapça metinle aynı dilde yazılmışa benziyor. Ayrıca bir söz öbeğinin de altı çizilmiş.
Jack Archer: Haklısın <İsim>! Altı çizilen söz öbeği, muskaya işlenen yazının AYNISI. Bunun da tek bir anlamı olabilir... Bu kitap katile ait!
Jack Archer: Kitabın üzerinde kan var gibi duruyor. Acaba bu kan katile mi ait? Analiz etmek için hemen bir örnek alalım!

İncele: Balık Ağı.
Jack Archer: <İsim>, denizden çıkan malzemeleri taradın ve bir kumaş parçası ile bir yengeç mi buldun? Bu bezi ve... yengeci... Lars'a gönderelim mi diyorsun?
Jack Archer: Katilin ağımıza düşeceğine eminsen, hiç durma o zaman!

Analiz et: Mavi Bez.
Lars Douglas: <İsim>, bana mavi kumaşla birlikte gönderdiğin yengeç pek acayipmiş. Keşke çocuklar da burada olsalardı! Eminim harika bir ev hayvanı olurdu!
Lars Douglas: Sanırım ona Cliff adını vereceğim.
Lars Douglas: Neyse... Cliff'in üzerine takılmış bu kumaş parçasına gelince, katilin giysisinden bir parça bulmuşsun <İsim>!
Jack Archer: Bu kumaş parçasının katile ait olduğunu nasıl anladın?
Lars Douglas: Kumaşı mikroskopta inceledim ve üzerinde dart oku zehri kalıntılarına rastladım. Angela'da bunun kurbanı öldüren zehrin aynısı olduğunu doğruladı.
Lars Douglas: Kumaşın moleküler yapısı da bunun yüzde yüz pamuk, çivit rengi bir giysiden geldiğini kanıtlıyor.
Lars Douglas: Bu da demek oluyor ki katil mavi renk bir peçe veya eşarp takıyor!
Jack Archer: Demek katil mavi bir eşarp takıyor! Onu cinayetten hapse tıktığımızda tam anlamıyla maviyi görecek <İsim>!

İncele: Kitap.
Jack Archer: Katilin kitabından kan örneğini de aldığına göre, hiç vakit kaybetmeden bunu Lars'a gönderelim! Vakitimiz dolmak üzere!

Analiz et: Kan Örneği.
Lars Douglas: <İsim>, Adem'in katilini yakalamak için can atıyor olmalısın! Elimde tam senlik bir şey var!
Lars Douglas: Katilin kitabından aldığın örnek gerçekten de kanmış. Kurbanın kanıyla çapraz eşleştirme yaptım ve uyuşmadıklarını fark ettim; bu da kanın katile ait olduğunu gösteriyor!
Jack Archer: Katil kitaba o kadar kanı nasıl akıtmış? Kağıt çok feci kesmiş olmalı.
Lars Douglas: Katil hemofili hastası. Bu durumda kanayan yara normalden daha uzun süre kanar.
Lars Douglas: Ayrıca kandan DNA örneği alıp katilin genetik profilini çıkardım ve nihayetinde katilin kadın olduğunu tespit ettim!
Jack Archer: Harekete geçelim <İsim>! Yakalamamız gereken bir ölümcül dişi var!

Jack Archer: Tam zamanında <İsim>! Katili tutuklamak için gereken tüm delillere sahipsin. Hadi bitirelim şu işi!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Christy Mathis, Adem Hassan'ı öldürmek suçundan tutuklusun!
Christy Mathis: Ne? Ben mi? Ben Adem'i asla incitmedim.
Jack Archer: Peki o zaman <Rütbe> <İsim> neden üzerinde eski Arapça mesaj yazdığın muskanı cinayet mahallinde buldu? "Göze göz, dişe diş". İhanete karşılık onu öldürmek için intikam almışsın gibi duruyor!
Christy Mathis: Beni aldatmış olabilir ama bu onu öldürmem gerekeceği anlamına gelmez. Bu çok çılgınca bir hareket olurdu!
Jack Archer: Yani pazaryerinden aldığın safrana bulanmış zehirli bir dart okuyla öldürmek gibi çılgınca bir hareket mi?
Christy Mathis: Saçmalamayın! Daha zehirli dart nereden alınır onu bile bilmem... hem ayrıca... Dün bütün gecemi kütüphanede ders çalışarak geçirdim.
Jack Archer: Elimizde DNA'n var Christy. Ayrıca yakın zaman önce yaşanan bir Büro Amirinin cinayetinde de bir numaralı şüpheli olduğunun farkındasın, değil mi? Yerinde olsam gerçeği anlatmaya başlamıştım şimdi.
Christy: Ne?! Ben Amirinizi öldürmedim! Ben sadece Adem'i öldürdüm! Yemin ederim! O cinayeti duyduğum için aynı katilin yaptığını sanın diye aynı silahı kullandım!
Jack Archer: Sana inandık diyelim, peki Adem'i neden öldürdün? Seni aldattığı için mi?
Christy Mathis: Beni aldatmakla kalmadı ki! Onu gerçekten sırf bu nedenden ötürü mü öldürdüm sanıyorsunuz?!
Christy Mathis: O... Ondan ayrıldığım gece kör kütük sarhoştu... ve öfkeliydi... ve kabaydı.
Christy Mathis: Birlikte ne kadar mutlu olduğumuzu bana hatırlatacağını söyledi. Sonra... Sonra... Bana bunu yapacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
Jack Archer: Christy, Adem ne yaptı sana?... Zorla sana sahip olmaya mı kalkıştı?
Christy Mathis: Ona "hayır" dedim ama beni dinlemedi bile. Sonra da çekip gitti... sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Christy Mathis: Şimdi onu niye öldürdüğümü anlıyor musun <Rütbe> <İsim>? Ya aynısını başka bir öğrenciye de yapsaydı? Bana yaptıklarından sonra, bunun vebaliyle yaşayamazdım!
Jack Archer: Adem'in sana yaptığı şey son derece şerefsizce ve kabul edilemez. Kimse başına böyle bir olay gelmesini hak etmez. Ama... yine de bu, cinayeti meşrulaştırmaz. Üzülerek söylüyorum ki Christy Mathis, tutuklusun.

Nigel Adaku: Christy Mathis, Adem Hassan'ı öldürmek suçundan mahkeme karşısındasın. Söyleyeceğin bir şey var mı?
Christy Mathis: Suçluyum, Hakim Bey! Onu öldürdüm! Ama bunu hak etti!
Christy Mathis: Bana bunu yapan adam, daha kim bilir benim gibi kaç genç kıza aynısını yapardı! Diplomatik dokunulmazlığı sayesinde de her seferinde yırtacaktı. Birinin ona bir dur demesi gerekiyordu!
Nigel Adaku: Bu tip bir ihlal elbette son derece hayasızca ve gerektiği gibi cezalandırılmalıdır, ama yasalara göre yaşanan tramvaya rağmen cinayet asla meşrulaştırılamaz. Christy Mathis, mahkeme seni 10 yıl hapse mahkum ediyor.
Christy Mathis: Adem bana yaptığı o şeyden sonra benim bir parçamı öldürdü zaten! Şimdi de ölme sırası ondaydı! Göze göz, dişe diş!

Jack Archer: Christy'nin, Adem'i öldürmekten başka çare bulamamış olması gerçekten de iç karartıcı. Çözüm cinayet olunca hayat çok karamsar bir hal alıyor.
Jack Archer: Katılıyorum <İsim>. Christy'nin Şef Ripley cinayetiyle hiçbir ilgisi yok... Bu da demek oluyor ki onun katili hala serbest!
Jack Archer: Bu işte ağır bir çapanoğlu var! Mesele derinleşiyor!
Jack Archer: Artık durmamız mümkün değil <İsim>! Şef Ripley'in katili hala elini kolunu sallaya sallaya dolanıyor ve onu içeriye tıkmadığımız sürece öldürmeye devam edecek!

Çölün Öte Yanı 1


Jack Archer: <İsim>, Adem Hassan'ın katilini yakalayarak iyi iş çıkardın! Christy Mathis'i tutuklaman kötü oldu, ama cinayet sinayettir.
Ingrid Bjorn: Bir katil yakalandığına göre, artık Şefinkiyle ilgilenebilirsiniz! O da hala serbest!
Jack Archer: Merak etme Ingrid! <İsim> ve ben onu adalete teslim edeceğiz!
Ingrid Bjorn: <İsim>, bütün ipuçlarını takip etmen gerek!
Ingrid Bjorn: Bence işe Christy'yi sorgulayarak başlayabilirsin. Şefin cinayetini duymuş ve aynısını uygulamış, ama bu aynı dartı nereden ve nasıl bulduğunu açıklamaya yetmiyor.
Marina Romanova: Affedersin <İsim>. Umarım bölmemde bir sakınca yoktur. Meşgul olduğunun farkıdayım, ama şüphelilerden birini biraz daha araştıralım derim.
Marina Romanova: Jonah Karam'ın psikolojik profili dikkatimi çekti... ama kötü manada. Bana sorarsan bir gözümüz onun üstünde olsun. Onu sorgulamak istiyorum.
Ingrid Bjorn: Pekala. O zaman herkes işinin başına. Sana güveniyoruz <İsim>! Şefin katilini bul!

Christy Mathis'e zehirli dart okunu nereden aldığını sor.
Christy Mathis: Yetmedi mi <Rütbe> <İsim>? İlki zaten yeterince zor geçmişti. Benden daha ne istiyorsunuz?
Jack Archer: Christy, dart okunu nereden ve nasıl aldığını öğrenmek istiyoruz. Onları bulmak kolay değildir... tabii nereye bakacağını bilmiyorsan.
Christy Mathis: Aslında, birden ortaya çıkıverdi. Geçen öğleden sonra okuldan evime dönerken çantamda bir paket buldum. İçini açtım ve bir dart okuyla bir boru buldum.
Christy Mathis: Kampüsten ayrıldığımda bunlar çantamda değildi. Pazar yerinde alışveriş yaparken birisi çantama atmış olmalı.
Jack Archer: Yani bunların çat diye çantanın içinde belirdiğine inanmamızı mı bekliyorsun?
Christy Mathis: Yalan söylemek bana ne kazandırır sence <Rütbe> <İsim>? Zaten hapisteyim.
Christy: Paketin içinde bir not vardı. Diyordu ki: "Şefi öldüren eski sevgiliyi de öldürür ve kimsenin ruhu duymaz". Ne yazık ki notu attım.
Jack Archer: Peki bunu kanıtlayacak bir şeyin yok mu?! <İsim>, yapacağımız en iyi iş pazar yerini tekrar aramak! Hadi gidelim!

İncele: Pazaryeri.
Jack Archer: <İsim>, bütün pazar yerini aradın ve bula bula bir baharat sandığı mı buldun? Burada zaten en az yüz tane baharatçı var!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, eğer içine bir şey doğmuşsa onu izlemek gerekir! Hadi içini arayalım!

İncele: Baharat Sandığı.
Jack Archer: <İsim>, pazaryerindeki sandığın içini sana aratmakta haklı çıktım! Bir ipucu buldun ama öyle böyle bir ipucu değil. Bu, içinde zehirli dart okları ve üfleme boruları olan bir paket!
Jack Archer: Sence bunlar, Şef ve Adem'i öldürmekte kullanılan dart oklarının aynısı olabilir mi? Üzerinde turuncu tüyler var, demek ki aynıları!
Jack Archer: <İsim>, buna güzelce bir toz atarsak altındaki adresi açığa çıkarabiliriz. Hemen takımı getireyim!

İncele: Açılmış Paket.
Jack Archer: Baharat sandığında bulduğumuz dart oku paketini kazıyınca ortaya bir adres çıkmadı... Ama elimizde parmak izleri var!
Jack Archer: Hadi bu parmak izlerini Elliot'a gönderelim <İsim>!

Analiz et: Parmak İzleri.
Elliot Clayton: Selam <İsim>, baharat sandığının içinde içi zehirli dart oklarıyla dolu bir paket bulduğuna inanamıyorum. Çok acayip bir şey.
Jack Archer: Gevezeliğin sırası değil Elliot. Bu parmak izlerinin kime ait olduğunu söyleyebilir misin?
Elliot Clayton: Ben olsam buna gevezelik demezdim Archer. Neyse, parmak izlerinin kime ait olduğunu biliyorum.
Elliot Clayton: Parmak izleri Rafid Habadi adlı birisine ait. Dosyasında pazar yerinde baharatçılık yaptığı yazıyor. Tezgah numarasını aldım.
Jack Archer: Soruşturmaya yeni birisi mi dahil oldu? Bu baharatçıyı da şüpheliler listesine eklesek iyi olacak. Hadi gidip şu Rafid denen adamla konuşalım <İsim>.

Rafid Habadi'yi zehirli dart oku paketi konusunda sorgula.
Jack Archer: Rafid Habadi? Ben Ajan Jack Archer... bu da <Rütbe> <İsim>. Bizler Büro'dan geliyoruz. Müşterilerinizle neden yasa dışı zehirli dart oku ticareti yaptığınızı öğrenmek istiyoruz.
Rafid Habadi: Ne? Neden bahsettiğinizi bilmiyorum. Ben zavallı bir baharatçıyım. Lütfen, bir şeyler yiyin.
Jack Archer: Numarayı bırakın Bay Habadi. Zehirli dart oku paketinin her yerinde parmak izleriniz vardı.
Rafid Habadi: Korumam gereken bir ailem var. Bir öğrenirse hepimizi öldürür!
Jack Archer: "Kim" öğrenirse, Bay Habadi? Birisi adına mı çalışıyorsunuz?
Rafid Habadi: "Kılıç". Onunla hiç karşılaşmadım. Paketleri saklarım, sonra gelip benden alır.
Jack Archer: "Kılıç"... çok keskin bir kod adı. Tek yaptığınız iş zehirli dart oku paketlerini saklamak mı yani?
Rafid Habadi: Normalde evet, ama kısa süre önce bana para verip Amerikalı bir kızın çantasına dart oku attıdı. Geçindirmem gereken bir ailem var!
Jack Archer: <İsim>, bu çok büyük bir haber! Şefin katilinin kod adını öğrendik!
Rafid Habadi: Lütfen bunları anlattığımı kimseye söylemeyin! Alın bu giysileri! Hediyem olsun! Bir şey söylemeyin, olur mu?

Jonah Karam'a neden Fas'ta olduğunu sor.
Marina Romanova: Bay Karam, şiddet dolu geçmişiniz ve tekinsiz bağlantılarınızdan ötürü sizi büyük soruşturmamız dahilinde şüpheli olarak tutuyoruz. Neler hissediyorsunuz?
Jonah Karam: İşinizi yapıyorsunuz sadece.
Marina Romanova: Otorite figürleri tarafından denetlenmek ve şüpheli bulunmak sizi rahatsız etmiyor mu?
Jonah Karam: Ben orduda görev yaptım. Denetlenmek ve şüpheli bulunmak benim göbek adımdır.
Marina Romanova: Evet, ama sonra ayrıldınız. Bu, onunla bir probleminiz olduğunu gösterir.
Jonah Karam: Hanımefendi, nereye varmaya çalışıyorsunuz bilmiyorum ama amacınız bir şeyler öğrenmekse neden soru sormuyorsunuz?
Marina Romanova: Tamam. Ordudaki göreviniz bittiyse o zaman neden hala Orta Doğu'dasınız Bay Karam?
Jonah Karam: Yemek, içmek ve mimarinin tadını çıkarmak için tabiiki de. Sorularınız bittiyse, istirahatime dönmek istiyorum.
(Jonah ile konuştuktan sonra)
Marina Romanova: <İsim>, Jonah'ın sorgusunu beceremediğim için kusura bakma. Okuması çok zor birisi.
Marina Romanova: Ama ilginçtir ki mimarinin tadını çıkarmaktan bahsetti. Bana o yönde pek bezi varmış gibi gelmedi. Sence bir şey ima etmiş olabilir mi?
Marina Romanova: Haklısın <İsim>! Daha önce gittiğin riyad evi tam bir mimari başyapıt. Orayı bir kez daha araştırmak istesen seninle gelirim!

İncele: Riyad Evi.
Marina Romanova: Abartmıyormuşsun <İsim>. Burası bir profesör için biraz fazla şaşalı. Oldukça şüpheli görünüyor.
Marina Romanova: Bir telesekreter mi buldun? Bunların Sibirya dışında halen kullanıldıklarını bilmiyordum.
Marina Romanova: Ama işe yarar olup olmadığını öğrenmek için kilidini açman gerekecek!

İncele: Telesekreter.
Marina Romanova: <İsim>, telesekreterin kilidini ne kadar çabuk kırdın! Bunu ofisime götürüp orada mı incelesek acaba?

Analiz et: Telesekreter.
Marina Romanova: <İsim>, riyad evinde bulduğumuz telesekreterde bir mesaj varmış ve bu aslında Ömer ile Jonah arasında geçen bir konuşmaya ait.
Marina Romanova: Jonah mesaj bırakıyormuş, mesajın ortasında bir yerde Ömer telefonu açmış, bu nedenle de ikisinin arasındaki konuşma kaydedilmiş... bizim şansımıza.
Marina Romanova: Neyse, konuşma son derece soğuk ve tartışma içeren bir tonda gerçekleşmiş. Jonah, Ömer'den bir şey almak istiyor ama Ömer bir türlü buna yanaşmıyor.
Marina Romanova: Jonah, tehditkar bir tavırla konuşuyor, ama profiline bakarsak bu zaten beklenen bir şey. İşin tuhafı Ömer'in bundan hiç korkmamış olması, bu da tehlikelere alışkın olduğunu kanıtlıyor.
Marina Romanova: <İsim>, yine haklı çıktın! Bay Bahir'le kısa bir görüşme yapmamız çok akıllıca olur!

Ömer Bahir ile telesekreter mesajı hakkında konuş.
Ömer Bahir: Tekrar hoş geldin <Rütbe> <İsim>. Bakıyorum da yanında bu kez başka bir ajan var. İtiraf edeyim, bu yeni ortağın çok daha güzelmiş.
Marina Romanova: Bay Bahir, iltifatlarınız başkalarında işe yarayabilir ama bana sökmez. Biz buraya Jonah Karam'la yaptığınız son görüşme hakkında konuşmaya geldik.
Ömer Bahir: Evet. Bay Karam. Bir kaç gün önce kısa bir görüşmemiz oldu. Pek önemli bir şey değildi.
Marina Romanova: Öyle mi? Telesekreteriniz öyle demedi ama. Aranızdaki konuşma oldukça ateşliymiş.
Ömer Bahir: Çatışan kabileler arasında bir isyan dalgası esiyor. Bay Karam'da benim bazı kabile liderlerini tanıdığımı bildiğinden onu birkaçıyla tanıştırmamı talep etmişti.
Ömer Bahir: Yöntemlerini tasvip etmiyor ve eski ordu mensubu olduğu için de ona güvenmiyorum, bu sebeple reddettim. Haliyle kendisi pek öfkelendi.
Marina Romanova: Bu kadar mı Bay Bahir? Sanki söyleyecek başka şeyleriniz varmış da sakıyormuşsunuz gibi. <Rütbe> <İsim> ve bana güvenenilirsiniz.
Ömer Bahir: Elbette... Lakin görüşme sırasında Jonah'ın rıhtımda olması dışında başka bir şey bilmiyorum. Orayı araştırmayı deneseniz?
Ömer Bahir: Bu kadar konuşma kafi. Öğle yemeği arası. Konuşmaktansa yemeği tercih ederim <İsim>, o yüzden de meşhur hamburgerlerimin tadına bak derim. Fevkaladedir!
(Ömer ile konuştuktan sonra)
Marina Romanova: Ömer ile yaptığımız konuşma pek iyi geçmedi, ancak görüştükleri sırada Jonah'ın rıhtımda olduğunu öğrendik.
Marina Romanova: Katılıyorum <İsim>. Araştırmamıza devam etmek için rıhtıma dönmemiz gerek!

İncele: Rıhtım.
Marina Romanova: <İsim>, rıhtıma dönmekle çok akıllıca davrandın... hatta bir ipucu bile buldun!
Marina Romanova: Sence bu paramparça fotoğrafı Jonah çekmiş olabilir mi? Onarırsan öğrenebiliriz!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Marina Romanova: Onardığın fotoğraf bir gözlem fotoğrafıymış <İsim>.
Marina Romanova: Adem, ABD Başkanının limuzinine benzeyen bir aracın yanında duruyor. İçinde kim var belli değil, ama bir şahıs bir dosya karşılığında içi para dolu bir zarf uzatıyor.
Marina Romanova: Üzerinde bir de mesaj var: "Arkanı kolla!" Adem neden Başkanla gizli bir anlaşma yapmış ki? Ayrıca bunun Jonah'la ne ilgisi var? İşler iyice arapsaçına döndü.
Marina Romanova: İyi fikir <İsim>! Belki Büyükelçi Stern neler olduğuna açıklık getirebilir!

Büyükelçi Stern'ü şüpheli fotoğraf konusunda sorgula.
Jessica Stern: <Rütbe> <İsim>, önceki tavrım için kusura bakma. Bizi büyük bir siyasi felaketten kurtardın. Beni etkiledin.
Jessica Stern: Teşekkür olarak sana bu para ödülünü takdir etmek istiyorum.
Marina Romanova: Büyükelçi Stern, maddi tazminat kabul edemeyiz. Uzaktan rüşvetmiş gibi gözükür.
Marina Romanova: Bahsi geçmişken, Adem'in para karşılığı bilgi takas ettiğini gösteren bir fotoğraf bulduk. Bunun hakkında bir bilginiz var mıydı?
Jessica Stern: O fotoğraf bir uyarıydı. Adem'in işimi çalmaya çalıştığını bu şekilde öğrendim!
Marina Romanova: Bu fotoğrafa nasıl ulaştınız? Jonah Karam'dan mı geldi?
Jessica Stern: Sahada çok sayıda ajanım var. Bazen onları özel görevler için tutuyorum. Jonah'ta aralarında en iyisi.
Jessica Stern: Şimdi müsaadenle <Rütbe> <İsim>. Oğlumu, anneciğim ve ben, Arapça dersine götüreceğim. Paranı almayı unutma! Masamın üzerinde!

Daha sonra, tekrar Büro Merkezinde...
Jack Archer: <İsim>, bugün iyi iş çıkardın! Hadi neler bulduğumuza...
Lars Douglas: Selam <İsim>, bak ne yaptım! Mumyalanmış portakal!
Jack Archer: Usta! Bu... senin için bile biraz fazla tuhaf değil mi?
Ingrid Bjorn: Beyler! Biraz adam olun da yaşınızın gerektirdiği gibi davranın! Şefin cinayetini halen aydınlatamadık!
Jack Archer: Ingrid, Şefi kimin öldürdüğünü sonunda bulduk! Kod adı Kılıç. Turuncu tüylü zehirli dart oku da imzası!
Jack Archer: Yalnız Kılıç'ın neden Christy'ye yardım etmek istediğini bilmiyoruz. İki cinayet birbiriyle alakasız gibi, ama Christy'ye dart oku paketini veren kişinin Kılıç olduğuna dair kanıtımız var.
Marina Romanova: Korkarım ki ben o kadar da başarılı olamadım. Jonah'ın isyancı kabilelerle temasa geçmek istediğini biliyoruz ama nedenini bilmiyoruz.
Marina Romanova: Bir kez daha deneyeyim. Onu konuşturabileceğimi biliyorum.

Marina Romanova: Bay Karam, <Rütbe> <İsim> ve ben isyancılarla aranızda bir ilişki olduğunu biliyoruz. Artık konuşma vakti!
Jonah Karam: Peki. Kılıç diye birisini araştırıyorum. Daha fazla bilgi almak için de isyancı kamplarına sızmaya çalışıyorum.
Jonah Karam: Siz gelene kadar her şey yolundaydı. Ama Kılıç'ın onun peşinde olduğunuzu bildiğini öğrendim! Bu yüzden çöle kaçtı!
Marina Romanova: Peki sana ne diye güvenelim?
Jonah Karam: Çünkü elinizdeki tek ipucu bu!
Marina Romanova: <İsim>, şimdi ne yapacağız?
Marina Romanova: Haklısın! Bu tek şansımız olabilir! <İsim>, çöle gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki