Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Kopmaz Bağlar/Diyaloglar

< Kopmaz Bağlar

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments2 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Kopmazbağlar.png

Frank Knight: <İsim>, Spangler'ın bize bir uzaylının kaçmasına yardım ettiğini söylemiş olmasına inanamıyorum! Sanki böyle bir saçmalığa inanacağız da!
Frank: Şimdi de bizden çölün ortasında bir tür festivalde mi buluşmak istiyor?
Frank: Kontrol ettim, orası birayla kafa bulan tiplerin toplandığı ve daha sonra büyük bir heykel yaktıkları bir yer. Biliyorum <İsim>, kulağa zerre mantıklı gelmiyor. Ama bilirsin ya, günümüz gençleri...
Frank: Cidden merak ediyorum, Spangler tam olarak neyin peşinde? Neden öyle bir yere gitmek isteyebilir ki? Ayrıca neden sana ihtiyaç duyuyor? Bu işte bir bit yeniği var.
Frank: Katılıyorum <İsim>. Uzaylılara ben de inanmam, ama iyi bir gizeme bayılırım. Hadi şu festivale gidelim!

-Festivalde...-
Frank: Burası nasıl bir yer lan böyle? Anlaşılan bu hippiler Allah yarattı demeden ortalığı talan etmişler!
Frank: Tabii gittikten sonra arkalarını da temizlememişler! Burası tam bir panayır yeri!
Frank: Halen Spangler'ın neden bizimle burada buluşmak istediğini anlamış değilim. Etrafı bir arayıp onu bulabilir misin?

1. Bölüm

İncele: Festival Alanı.
Frank Knight: Ah, hadi ama, bir Allah'ın günü de bir cesede takılmadan bir yeri ziyaret edemeyecek miyiz?!
Frank: Ne diyorsun <İsim>? Bu madalyalar... şu bıyık! Bu Albay Spangler mı?!
Frank: Hayır, bu mümkün değil! Spangler'ı yıllardır tanıyoruz, her zaman etrafımızda olurdu! Ve sen şimdi bana onun öldüğünü mü söylüyorsun? Buna inanamıyorum!
Frank: Tamam, heriften hoşlanmazdım, ama yine de böyle cayır cayır yanarak ölmeyi hak etmedi, bu çok hayasızca!
Frank: Neden bizden buraya gelmemizi istedi? Tehlikede olduğunu biliyor muydu? Haklısın <İsim>, eğer ne ile baş ettiğimizi öğrenmek istiyorsak, Spangler'ın cinayetini çözmeliyiz!
Frank: Umarım aldığın şu kamera burada bize burada neler yaşandığını gösterebilir. Önce bunu açman gerekecek!
Frank: Doğru dedin, bu ayak izi taze ve cinayet mahallinin tersi yönüne bakıyor... Sanki katil olay yerinden hızla uzaklaşmış gibi! Bun veri tabanında aratabilir misin <İsim>?
Frank: Katılıyorum, o afişin üstünde kesinlikle bir şeyler yazıyordu. Yalnız benden onun üzerinde çalışmamı bekleme, sihirbazlık yetenekleri olan sensin.
Frank: Haklısın <İsim>, düzgün davranmalıyım. Albay esrarengiz bir sebepten ötürü öldürüldü ve bunu çözmek zorundayız!

Otopsi. Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Hey <İsim>, Spangler'a çok üzüldüm... Nasılsınız?
Frank: Üzücü falan gerçekten, evet. Ama bu ölüsünün ardından ağıt yakacağımız anlamına gelmez.
Roxie: Tamam. Her neyse, yangın nasıl başlamış bilmiyorum, ama şiddetli olmuş. Molotof kokteyli diye tahmin ediyorum, ama yüzde yüz emin olmamız için kalıntılarını bulmanız gerekiyor.
Roxie: Spangler mağara keşfi donanımıyla bağlanmış olmasaymış yangından kaçma şansı olabilirmiş.
Frank: Mağara nesi?
Roxie: Mağara keşfi, Frank. Doğal mağaralarda keşfe çıkan insanların yaptığı şey. Senin gibi şehirli bir çocuğa göre değil!
Frank: Demek katil mağaralı keşfetmekten hoşlanıyor. Eh, umarım tünel kazmayı da becerebiliyordur, çünkü hapishanede ihtiyacı olacak!

İncele: Kamera.
Frank: Doğru yoldayız <İsim>! Spangler'ın cesedinin yakınında bulduğun kamerayı açmayı başardın!
Frank: Bir saniye! Şu oynayan videoda Spangler var! İyisi mi şunu izleyelim.

-Spangler'ın videosu...-
Albay Spangler: <Rütbe> <İsim>, eğer bu videoyu izliyorsan, bu demek oluyor ki ben artık bir ölüyüm. Uzaylının kaçmasına yardım etmenin riskli olduğunu başından beridir biliyordum!
Spangler: Ama onların bu zavallı uzaylıyı laboratuvar deneyi olarak kullanmalarına göz yumamazdım!
Spangler: Her zaman birbirimizin gözünün içine bakmadığımızın farkındayım, ama sana saygım sonsuz, <Rütbe> <İsim>. Lütfen, başladığım şeyi bitirmelisin! Uzaylıyı korumalısın!
Spangler: Vahaya git, orada her şey gün yüzüne çıkacak. Ama şunu unutma, beni öldüren her kim olursa seninde peşinde olacak! Dikkatli ol, <Rütbe> <İsim>!

-Görüntünün sonu...-
Frank: Vallaha bu kadarını beklemiyordum! Demek Spangler, başkasının hayatını kurtarmak için ölmeye razı olmuş, öyle mi? Aslına bakarsan kulağa pekte kötü adammış gibi gelmiyor, öyle değil mi <İsim>?
Frank: Yalnız bu uzaylı olayı kulağa bayağı bir çılgınca geliyor... ama görünüşe bakılarsa Spangler'a, canına mal olmuş!
Frank: Bize cevapları vahada bulacağımızı söyledi... Katılıyorum, derhal oraya gitmeliyiz!

İncele: Vaha.
Frank: Vay, o bir silah kutusu mu? Sanki Spangler buraya savaşa hazır olarak gelmiş! İçini aramak istiyorsan dikkatli ol!
Frank: Peki şu kağıtta neyin nesi? Spangler'a gönderilmiş ama metnin geri kalanı yok.
Frank: mesajın geri kalanını açığıa çıkarmalıyız... yani "yız" derken çıkarmalı"sın" demek istedim!

İncele: Silah Kutusu.
Frank: Spangler paranoyaktan da öteymiş, yanında resmen bir tümene yetecek kadar silah taşımış! Her neyse, işe yarar bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Ah, başka bir cihaz, şansıma ben...
Frank: Bu cihaz minik bir radara benziyor... Pek işe yarar gibi de gözükmüyor.
Frank: Bu şeyleri nasıl çalıştıracağım hakkında zerre fikrim yok! Belki sallasam bir şeyler olur?
Ajan Z: Dur! Kimse kımıldamasın!
Frank: Hey, indir o silahı, her kimsen!
Frank: Nasıl <İsim>, o adamı tanıyor musun? Hee, demek Gizli İstihbarat Ajansı'ndan, yani GIA'den Ajan Z!
Ajan Z: Az önce Albay Spangler'ın üstüne yerleştirdiğim vericilerin birinden sinyal aldım!
Frank: Sakin ol koçero. Spangler öldü. Yalnız buralarda kal, <Rütbe> <İsim>'in sana soruları olacak.

Ajan Z'ye Spangler'ı niye izlediğini sor.
Frank: Evet, Ajan Z, Spangler'ın attığı her adımdan haberdar olmak için eşyalarının arasına bir verici yerleştirdin. Neden?
Ajan Z: Bu bilgiyi sizinle paylaşma yetkim yok.
Frank: Hey, 10,000 dolarlık takım elbise giyen havalı bir GIA ajanı olman bizi keriz yerine koyabileceğin anlamına gelmez!
Ajan Z: Ah, gerçi o öldüğüne göre artık pek bir önemi kalmadı. Spangler kısa bir süre önce bağımsız davranmaya başlamıştı. İddiaya göre kendi çıkarları adına araştırma ve geliştirme sahasından malzeme çalmış.
Ajan Z: GIA'in sırlar konusunda ne kadar hassas olduğunu bilirsiniz. Biz işimizi şansa bırakmayız. Eğer bir albay emre itaatsizlik ederse... demek oluyor ki elimizde bir mesele var.
Ajan Z: Vericiden de anlayacağınız üzere Spangler gözetim altındaydı, ama anlaşılan artık bir sorun olmayacak.

İncele: Solmuş Kağıt.
Frank: Eski mektuplardan mesaj kovalama işin bitti mi <İsim>?
Frank: Ah, doğru, bu mektup Spangler'a gönderilmiş.. Ve diyor ki: "Benimle burada buluş.". Resme bakacak olursak "burada" derken vahayı kastediyor olmalı.
Frank: Keşke Spangler'a bu mesajı kimin göndermiş olduğunu da öğrenseydik <İsim>. Ama isim falan yok, sadece rakamlar var.
Frank: Doğru dedin, numaralar denince akla hemen Hannah gelir! Hadi bu mektubu hemen ona yollayalım.

Analiz et: Mektup.
Hannah Choi: <İsim>, itiraf etmeliyim ki Spangler'a gönderilen şu mektubun üzerindeki rakamlar sınırlarımı zorladı!
Hannah: Bir dünya test yaptım, ikili, post ikili, yüzer nokta algoritmaları... Ta ki veri tabanımızdaki rakamlara yanlışlıkla dokunup Amir Marquez'in profiline ulaşıncaya kadar!
Hannah: Bu rakamlar Amir Marquez'in hizmet numarasıyla eşleşiyor! Spangler ile buluşmak isteyen oymuş!
Frank: ANDREA mı? Andrea, Spangler'la buluşmak mı istemiş? Hemde onun gizli saklanma yerinde?
Frank: Umarım gizli bir randevu için değildir yoksa var ya...
Frank: Affedersin <İsim>, biliyorum, bir an kendimi tutamadım. Amirimizle konuşmamız gerektiğini söylüyordun...
Frank: ...Şüpheli olarak mı?
Frank: Sanırım haklısın, Andrea'ya şüpheli muamelesi yapmamız gerek. Bu olanlara inanamıyorum...

Andrea Marquez'i Spangler ile buluşmasıyla ilgili sorgula.
Frank: Selam Andrea, <Rütbe> <İsim>'in seninle konuşmak istediği bir şey var...
Andrea Marquez: Spangler'ın soruşturması hakkında mı? Katili buldun ve bugünü de atlattık, bunu mu söyleyeceksin?
Frank: Tam sayılmaz. <İsim> Spangler'a gönderdiğin bu mektubu buldu. Ve şey, talimleri bilirsin: ipucu topla, şüphelileri sorgula...
Andrea: Ah, anladım. Hiç sorun değil <İsim>, bana sorduğun her soruyu cevaplarım. Ve doğrudur! Spangler ile buluştum.
Frank: Spangler'ı neden görmek istedin ki? Üstelik neden çölün ortasında?
Andrea: Bütün sorularınızı cevaplayacağımı söyledim, ama ağzımdan bunu şimdi yapacağıma dair bir laf çıkmadı. Üzgünüm <İsim>, biraz zamana ihtiyacım var. Ama merak etme, eninde sonunda her şeyi öğreneceksin.
Frank: Ama Andrea...
Andrea: Konu kapanmıştır, Frank! Etrafta bir katil dolaşıyor, siz neden hala buradasınız?!
(Andrea ile konuştuktan sonra)
Frank: Sence Andrea bizden ne saklıyor <İsim>?
Frank: Haklısın. Bu fazlasıyla şüpheli, bir o kadar da üzücü. Ama elimizdekilere odaklanıp soruşturmanın ne şekilde ilerleyeceğine bakalım. Hadi, işimize geri dönelim.

İncele: Silinmiş Broşür.
Frank: Evet, bu bir festival broşürü! Diyor ki: "Barış, Uzaylılar, Müzik: UZaylı Festivali". Demek bu şey uzaylılar hakkındaymış, öyle mi?
Frank: Broşürde festivalin Ezra Hope diye birisi tarafından düzenlendiği yazıyor.
Frank: Onu tanıyorum mu dedin <İsim>? Daha önceki bir soruşturmada mı karşılaşmıştın?
Frank: O zaman hadi gidip Ezra'yı terletelim <İsim>!

Ezra Hope'a uzaylı festivalini sor.
Ezra Hope: Harika <Rütbe> <İsim>, festivale gelmişsin! Şu büyük heykeli yaktıktan sonra uzaylılar gelip dünyaya barış ve mutluluk getirecekler! Süper olacak!
Frank: O biraz zor! Festivalinde bir Ordu Albayı öldürüldü. Adı Albay Spangler'dı.
Ezra: Oha, kötü karma!
Ezra: Ordudan mıydı dedin? Buralarda o taraflardan pek kimseyi görmeyiz! Tek alakamız olan şey barış ve uzaylıları hoşgörüyle karşılamak, savaşla işimiz olmaz!
Frank: Durmadan uzaylıların gelmesinden bahsediyorsun... Onların var olmadıklarının farkındasın, değil mi?
Ezra: Çok kaba, birader! Bakın, Spangler denen elemanı tanımıyorum ve bela da istemiyorum. Umarım bunu yapanı yakalarsınız ve festival devam eder. Namaste ve bol şans!

İncele: Ayak İzi.
(İncelemeden önce)
Frank: Pekala <İsim>, işte olay yerinde bulduğun ayak izleri. Bunları veri tabanında tarattıktan sonra, eminim ki katil hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağız!

(İnceledikten sonra)
Frank: Harika <İsim>, katilin olay yerinde bıraktığı ayak izinden bir eşleşme yakaladın: bunlar ordu botuymuş!
Frank: Demek katil ordu botları giyiyor! Bizden kaçabileceğini sanıyor ama onu yakaladığımızda yüzüne tekmeyi basacağım!

Daha sonra karakolda...
Frank: Evet <İsim>, Spangler'ın günümüzü zehir ettiği zamanlar oldu, ama öldürülmesi de üzerine tüy dikti! Yani, çok fazla garip şeyle uğraşıyoruz!
Frank: Listenin başı: Andrea'nın tavırları kesinlikle tuhaf. Ölmeden önce Spangler ile buluştuğunu itiraf etti, ama buluşma nedenini söylemiyor.
Frank: Bir de Spangler'ı takip eden ve birisinin onu halletmiş olduğuna sevinen Ajan Z var.
Hannah: <İsim>, işte buradasın! Elimde acayip bir şey var, bunu görmelisin!
Frank: Bu neyin gürültüsü, kızım? Ne varsa anlat işte!
Hannah: Spangler'ın uzaylısının nerede saklandığını biliyorum!

2. Bölüm

Hannah Choi: <İsim>, Spangler'ın uzaylısının nerede saklandığını biliyorum!
Hannah: Spangler'ın cesedinin yakınında bulduğun kameranın içinde şifreli bir görüntü kaydı buldum! İçinde Spangler, koruduğu uzaylıyı bir mağarada sakladığını söylüyor!
Frank Knight: İhtiyardan daha fazla teraneler! Bu uzaylı muhabbeti artık eskimeye başladı!
Hannah: <İsim>'i dinlesen iyi olur Frank! Spangler'ın bu videoda söyledikleri her ne kadar kulağa çılgınca gelse de, o mağara cinayetini çözmek için en sağlam ipucu!
Hannah: Mağaranın koordinatlarını tabletine attım. Ayrıca gitmeden önce uygun ekipmanı giymeni tavsiye ederim Frank, zira Havai gömleği ile mağaraya inmek istemezsin!
Frank: Pekala, anlaşıldı. Hadi donanımlarımızı giyip mağara keşfine çıkalım!

İncele: Gizli Mağara.
Frank: Vallahi ne yalan söyleyeyim <İsim>, sürüneceğim diye anam ağladı ama sonunda fazlasıyla değdi. Bu mağara harika!
Frank: İyi yakaladın, bu kırık parça işe yarar gibi duruyor. Bunu onarabilir misin?
Frank: Bu taş yığını o kadar da ilgi çekici değil... Benden içini aramamı bekleme, o iş sende!
Frank: Aynısı şu soluk çizim içinde geçerli. Üzerinde "O küreyi bırak" yazması umurumda değil, senin için mesajın geri kalanını açığa çıkarmamı bekleme benden!

İncele: Taş Yığını.
Frank: Taşların arasından ne çıkardın? Bu şey... Molotof kokteyli yapımı üzerine bir kılavuz mu?
Frank: Halen doğru yoldasın <İsim>! Katilimizin Spangler'ı haklamak için Molotof kokteyli kullandığını bildiğimize göre, o zaman kokteyli hazırlamak için bu kılavuzu kullanmış olmalı!
Frank: Evet, kılavuzun üzerindeki garip lekeyi bende fark ettim. Bir adet numune alabilir misin?

İncele: Diyagram.
Frank: Temiz iş çıkardın <İsim>. Katilin mağarada bıraktığı Molotof kokteyli diyagramında ki pembe maddeden bir örnek almayı başardın! Hadi bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Pembe Madde.
Yann Toussaint: Molotof kokteyli kılavuzundan aldığınız şu madde neler olduğuna dair iyi bir fikir verecektir <İsim>.
Yann: Şimdi, katil ben olsaydım, ki olmadığıma çok memnunum, Molotof kokteyli seçeceğim son silah olurdu.
Yann: Son derece tehlikeliler ve katilin onu tutuştururken kendini yaktığına şüphe yok!
Yann: Nereden mi biliyorum? Çünkü şu pembe madde yanık tedavi kreminden geliyor!
Frank: HAH! Eh, katil Molotof kokteyliyle kendini yakacak kadar aptalsa, çok yakında adaletin yakıcı elini de hissedecek!

İncele: Silinmiş Çizim.
Frank: İyi iş çıkardın <İsim>! O kağıtta ne yazıyormuş? O küreyi bırak, orduyu istemiyoruz", ve yazan da Ezra.
Frank: Bir saniye, bu çizimdeki Spangler'mı şimdi? Gerçeğinden bile daha bir mala benziyor!
Frank: Pardon <İsim>... Demek oluyor ki Ezra, Spangler'ın bu mağaraya gelmesini istememiş!
Frank: Seninleyim, hadi Ezra'yı şu tehditle terletelim!

Ezra'ya Spangler'ı tehdit etmesini sor.
Frank: Evet Ezra, <Rütbe> <İsim> ufak çizimini buldu. Bir Albayı tehdit etmek mi? Kulağa pekte barışçıl gelmiyor!
Ezra Hope: Hey, yavaş gel baba, Spangler ile aramızda mağaradan ötürü bir sürtüşme vardı, eyvallah, ama yaptığım bu çizim öyle celallenilecek bir şey değil!
Ezra: O mağara eski, mistik güçlere sahip, orası uzaylı medeniyetlerine açılan bir kapı! Evet, orayı ordudan gizli tutmak istedim, buldukları her şeyi silaha çeviriyorlar!
Frank: Uzaylı medeniyetlerine açılan bir kapı mı? Esrarlı zırvalarla bizden kurtulabileceğini mi sanıyorsun, serseri? Katilin o mağaraya gittiğini biliyoruz, ve o katil sen olabilirsin!
Ezra: Ben sadece mağarayı korumak istedim! Orası, Dünya barışı için sırları saklıyor! Barışı adam öldürerek koruyamazsınız!
Ezra: Orayı koruyabilmek için mağara keşfi yapmayı öğrendim, ve üstelik bende kapalı yer korkusu var! O iş cesaret gerektiriyordu, abi! Ben katil değilim!
(Ezra ile konuştuktan sonra)
Frank: Gözünden hiçbir şey kaçmıyor <İsim>! Ezra ordu botları giyiyordu, tıpkı katilimiz gibi! Ve ordudan nefret ediyormuş gibi mi davranıyor? Şu hippilerin alayı kaçık yemin ediyorum!

İncele: Kırık Tarihi Eser.
Frank: İnanılmaz, <İsim>! Onardığın şu garip cihaz sanki bir bilim-kurgu filminden fırlamış gibi! Ama Ivywood'dan oldukça uzaktayız, değil mi? Hadi bunu Hannah'ya gönderelim!

Analiz et: Garip Cihaz.
Hannah Choi: <İsim>, daha önce hiç mağarada bulduğun küp gibi bir şey görmemiştim! Bu inanılmaz bir ileri teknoloji!
Hannah: Çalıştırmak için post-ikili protokoller geliştirmek zorunda kaldım ve sana söyleyeyim, hiçte kolay iş değildi!
Frank: Daha açık konuşur musun, evlat? Bende bu çer çöpün olsa olsa fazla süslenmiş bir kağıt ağırlığı olduğunu sanmıştım.
Hannah: Bundan çok daha fazlası! O küp olağanüstü büyüklükte veri içeriyordu ve sizin ilginizi çekecek bir şey buldum!
Hannah: Bu, Albay Spangler ve Randolph'un uzak bir gezegenle ilgili konuşmalarının üç boyutlu projeksiyonu. Video yayınını tabletime aktardım, bakın!

-Video...-
Randolph: Buldum, Albay! O benim gezegenim, Krep-9! Bak! İşte orada!
Albay Spangler: O... Senin gezegenin mi?
Randolph: Evet! Randolph küreden küpe manyetik dalgalar aktardı ve haritaya ulaştı! Bunun anlamını biliyor musun? Randolph evine dönebilir!
Spangler: Randolph, bu harika! Sonunda, umut var!
Spangler: Söz veriyorum, seni eve götürmek için gücümün izin verdiği her şeyi yapacağım. Bu yapacağım son şey olsa bile!
Randolph: Süper! Söz mü?

-Kamera görüntüsünün sonu...-
Frank: <İsim>, az önce izlediklerimize inanamıyorum. Demek Spangler'ın korumaya çalıştığı "uzaylı" Randolph'muş! Bizim kurtarmamız gereken kişi o mu yani?
Frank: Randolph'un herkese Krep-9'dan geldiğini söylediğini biliyorum, ama ne zamandan beri böyle saçmalıklara inanmaya başladık?
Frank: Haklısın <İsim>. Önemli olan, Randolph bu zırvalara Spangler'ı inandırabildiyse, düşündüğümüz kadar aptal olmamalı. Gidip onu bulalım!

Randolph'a Spangler'la ilişkisini sor.
Frank: Randolph, <Rütbe> <İsim>, Albay Spangler ile gezegenin hakkında konuştuğunu gösteren bir video buldu. Gerçekten de senin Krep-9'dan geldiğine inanıyordu, değil mi?
Randolph: Elbette! Albay Randolph'un arkadaşıydı! Randolph onsuz kayıplarda! Krep-9'a artık geri dönemem!
Frank: Spangler ufak uzaylı şakanı ciddiye almış olabilir, ama <Rütbe> <İsim>'in aynı şeyi yapacağını sanmıyorum. Şimdi öt bakalım, Spangler'a gerçekte ne için ihtiyacın vardı?
Randolph: Lütfen, Randolph'a iyi davranın! Spangler Randolph'a eğer ölürse, beni koruyacak kimsenin olmayacağını söyledi!
Randolph: Ama ayrıca senden de bahsetti <Rütbe> <İsim>! Senin iyi bir Dünyalı olduğunu söyledi! Sonunda Randolph'a inanıp ona yardım edeceğini biliyorum!
(Randolph ile konuştuktan sonra)
Frank: Pekala <İsim>, bu soruşturma gittikçe daha çılgın bir hal alıyor. Uzaylılar ile ilgili tek bir kelime daha duyarsam bütün şişeyi kafama dikeceğim yeminlen!
Frank: Benim açık şuurum buna sonuna kadar karşı geliyor, ama sanırsam Spangler'ın kuruntularının daha derinine inmemiz gerektiği konusunda haklısın.
Frank: Hadi vahaya geri dönelim, sonuçta orası onun gizli sığınağıydı!

İncele: Vaha Kampı.
Frank: Cidden o balık kapanında bir şey bulacağını mı düşünüyorsun <İsim>? Pekala, burada kahraman sensin, o zaman top sende!
Frank: Vay anasını, aldığın şu posterin üzerinde "Görüldüğü Yerde Yok Edin" yazıyor! Oldukça ciddi bir şey, o yüzden içeriğin geri kalanını kurtarmalıyız!

İncele: Balık Ağı.
Frank: O balık ağında ne buldun <İsim>? Bir öğrenci fotoğrafı mı? Oraya nasıl girmiş?!
Frank: Üzerinde bir mesaj var: "Teşekkürler, Albay Spangler", ve Pearl diye birisi tarafından yazılmış.
Frank: Bu kadını tanıyor musun? Haa evet, bu, önceki vakalardan birinde karşılaştığın şu meşhur arkeolog!
Frank: Hayal kurma, raporlarını okumadım... Sadece Amy'nin ondan bahsettiğini duymuştum.
Frank: Her neyse, Spangler bu kadını bu kadar memnun edecek ne yapmış olabilir ki? Anlaşıldı <İsim>, iyisi mi gidip Pearl'e soralım!

Pearl Montana'ya Spangler'a verdiği fotoğrafı sor.
Frank: Pearl Montana, <Rütbe> <İsim> mezuniyetinden kalma bu fotoğrafı buldu. İşin tuhafı yanı ise, Albay Spangler'a bir teşekkür mesajı yazmış olman.
Pearl Montana: Spangler benim arkeolog olma sebebim! On altı yaşımdayken ailem, beni çölde bir askeri yaz kampına yazdırmıştı. Rezil durumdaydım... Ta ki Albay ile karşılaşana kadar.
Pearl: Spangler kayıp bir Inka eserini bulması için benden yardım istemişti... Büyük ihtimalle uzaylı menşeli bir eserdi!
Pearl: Spangler bana arkeolojinin ne kadar macera dolu olduğunu gösterene kadar arkeolojinin sıkıcı olduğunu düşünürdüm. Yasak tapınaklara mağara keşfi, bubi tuzaklı piramitleri keşfetme...
Pearl: Ya da koşarken düşen kayalardan sıyrılma! Bana her zaman ordu botu giymem gerektiğini öğretti, böylece ayağının ezilme ihtimali düşüyormuş!
Pearl: Şaşırmış görünüyorsun <Rütbe> <İsim>. Anlaşılan Albay Spangler'ın eğlenceli yanını görmemişsin, ama emin ol, o tam bir maceracıdır!
Frank: Vay anasını, birisinin Spangler'ın bu kadar eğlenceli olduğunu söyleyeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Ben onu hep yaşlı ve huysuz olarak düşünmüştüm. Ve bunu söylerken kendimi kötü hissediyorum ama, onun öldürüldüğünden haberin var, değil mi?
Pearl: Ne?! Hayır, olamaz!
Pearl: <Rütbe> <İsim>, beni ben yapan Albay Spangler'dan başkası değil. Lütfen katili bul ve onun öcünü al, yoksa yemin ediyorum bunu kendim yapacağım!

İncele: Solmuş Poster.
Frank: Hey, bu posterdeki Spangler! Üzerinde insan avı başlatılmış!
Frank: Doğru dedin: "Tüm ajanların dikkatine, görüldüğü yerde yok edin" mi? Bu, Ajan Z'nin teşkilatından olmalı!
Frank: Onunla bunu konuşmamız gerektiğini biliyorum, da onu nasıl bulacağız?
Frank: Ya da... Önceden bulduğun şu GPS cihazını bir kez daha sallayalım bakalım. İlkinde işe yaramıştı sonuçta!
Ajan Z: Kimse kımıldamasın!
Frank: Vay canına, işe yaradı! Bu adam resmen kahya gibi, tek hareketinde ayağına geliyor!

Ajan Z'yi Spangler insan avıyla ilgili sorgula.
Frank: Pekala koca adam, bu sefer her şeyi adam akıllı anlat. Senin ve GIA'deki kankalarının Spangler için insan avı başlattığınızdan haberimiz var. O yüzden onu öldürmemiş gibi davranmana gerek yok!
Ajan Z: Spangler bana uzaylının saklandığı yeri söyleyecek tek kişiyken onu ne diye öldüreyim sizce?
Frank: Ah, hadi ama, sende mi şu uzaylı zırvasına inananlardansın? Ama sen GIA'densin, bütün bu olayın kurmaca olduğunu biliyor olman lazım, he?
Ajan Z: Bu bir kurmaca değil. O uzaylıyı bulmak için bütün çölü dolandım! Dolanırken de tam üç çift ordu botu eskittim!
Frank: Senin botların bizi ilgilendirmez! Eğer uzaylı olayı hakkında bir şey biliyorsan, hemen şimdi anlat!
Ajan Z: Bu meseleyi sizinle konuşmak gibi bir olanağım yok.
Frank: Yine robot kartını oynuyorsun demek. Eğer Spangler'ı öldüren sen isen, Ajan Z, <Rütbe> <İsim> bunu eninde sonunda bulacaktır!

Daha sonra karakolda...
Frank: Pekala <İsim>, dürüstçe belirtmek gerekirse bu vaka, kariyerimin en tuhaf vakası. Karşılaştığımız herkes şu aptal uzaylı teorilerine inanıyor!
Frank: Ezra'nın Spangler ile mağara yüzünden bir husumeti var, çünkü orayı... ııı, uzaylılarla temas kurmak için kullanabileceğine inanıyor.
Frank: Ayrıca Albay Spangler'ın Randolph'a, gezegenine dönmesinde yardım edeceğine dair söz verdiğini gösteren bir video bulduk. Ve şu anda bunu söylediğime inanamıyorum.
Frank: Ayrıca devlerin Spangler için insan avı başlattığını da biliyoruz, ama Ajan Z'yi öttüremiyoruz!
Hannah: <İsim>, bir sorunumuz var! Andrea hiçbir yerde yok ve ona ulaşamıyorum! Ortadan kayboldu resmen!

3. Bölüm

Hannah Choi: <İsim>, bir sorunumuz var! Andrea hiçbir yerde yok ve ona ulaşamıyorum! Ortadan kayboldu resmen!
Frank Knight: NE? Andrea kayıp mı oldu? Bu onun yapacağı iş değil! Bir not bırakmış falan olması lazım!
Hannah: Elimde tek bir ipucu var, o da telefonunu kapatmadan önce sinyal aldığım noktanın koordinatları. Anlaşılan çöldeki şu mağaraya gidiyormuş!
Frank: Farkındayım <İsim>, bu işte bir terslik var! Andrea'yı şüpheli olarak sorguluyoruz ve ortadan kayıp oluyor! Başına bir şey gelmiş olmalı!
Frank: Onu o mağaraya kadar takip etmeliyiz! Tehlikede olabilir!

İncele: Mağara Girişi.
Frank: Andrea burada değil <İsim>, bu hiç hoşuma gitmedi! Hadi hemen şu topladığın ipuçlarına bakalım!
Frank: İşe şu yırtık fotoğrafla başlayabiliriz! İnanıyorum ki bunu saniyesinde birleştirirsin!
Frank: Hey, bu eski makalede Andrea'nın el yazısı var! Üzerinde: "Başından beridir senmişsin" yazıyor! Makalenin geri kalan kısmı solmuş. Sana güveniyorum <İsim>!
Frank: Randolph çantasını ulu orta bırakmışsa bundan bana ne? Andrea ile alakası yok! Eğer vaktini, içini arayarak harcamak istiyorsan, benden yardım bekleme!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Frank: <İsim>, birleştirdiğin fotoğrafta Albay Spangler var! Ve o... yanıyor mu?! Alevler gerçek değil, ama bildiğin cinayeti andırıyor!
Frank: Ayrıca üzerinde bir not var: "Sen beni yaktın, şimdi sen de yanacaksın!" imza, Pearl!
Frank: Demek bize yalan söyledi! Spangler'ı sevmiyor, ondan nefret ediyormuş! Hadi gidip Pearl'ü terletelim!

Pearl Montana'yı Spangler'a gönderdiği mesajla yüzleştir.
Frank: <Rütbe> <İsim>, Albay Spangler'ın, üzerinde senin nazik notunun bulunduğu fotoğrafını buldu, Pearl: "Sen beni yaktın, şimdi sen de yanacaksın!" Açıklamaya başlasan?
Pearl Montana: Kafama tüküreyim. Bu resmi bulup beni Spangler'ı öldürmekle suçlayacağını tahmin etmeliydim, <Rütbe> <İsim>!
Pearl: Mağaraya girmeme izin vermeyince çok kırılmıştım. Kariyerimin patlama noktası olacaktı ama o, orayı ordu araştırma ve geliştirme bölgesi olarak kullanmak istedi.
Frank: Demek mağarayı biliyordun. Ve Spangler'a böyle bir tehdit gönderecek kadar kızgındın...
Pearl: Sadece kırılmıştım, hepsi bu! Spangler'ın, o mağaranın bir arkeolog için ne ifade ettiğini bildiğini düşünmüştüm. Ona zarar vermek aklımın ucundan bile geçmedi, inanın bana!
Frank: Gözümüz üstünde olacak, kızım. Sakın bir yere gitme.

İncele: Randolph'un Çantası.
Frank: Randolph'un çantasını kurcalaman bitti mi? Bu garip gereç oldukça gelişigüzel, tıpkı kendisi gibi! Buna vaktimiz yok!
Frank: Ah doğru dedin, cihazın üzerinde ordu arması var! Randolph ordu malına nasıl erişebildi?!
Frank: Tamam, bir yerde haklısın. Bu oldukça şüpheli, iyisi mi bunu Hannah'ya gönderelim!

Analiz et: Ev Yapımı Gereç.
Hannah: Bana getirdiğin şu cihaz için teşekkürler, <İsim>! Yüksek ve düşük teknolojinin mükemmel bileşimi!
Hannah: Merkezi birim ordu malı, ama makinenin geri kalanı teneke kutulardan, pipetlerden ve... bir golf topundan yapılmış! Çok ilginç, sence de öyle değil mi?
Hannah: Uzaya sinyal göndermek için yapılmış. Hala aynı mesajı yayınlayıp duruyor: "Krep-9 gezegenini arıyorum, ben Randolph! Krep-9 gezegenini arıyorum..."
Frank: Bu uzaylı oyunu ne zaman son bulacak? Randolph, yıldızlara çer çöpten yapılmış bir zımbırtıyla mesaj gönderdiğine inanmamızı mı bekliyor?
Frank: İyi akıl yürüttün <İsim>, Spangler bu ordu cihazını Randolph için almış olmalı. Demek ki ona yardım etmek için çok büyük riske girmiş. Randolph'u bu konuda sıkıştırmalıyız!

Randolph'a cihazı için ordu malını kullanmasını sor.
Randolph: Ah, Randolph'un yıldızlararası iletişim cihazını buldun mu, <Rütbe> <İsim>? Birisi geri çağrı mı yaptı?
Frank: Hayır, çünkü... uzaylı diye bir şey yok. Bizim asıl öğrenmek istediğimiz şey, senin ordu malına nasıl erişebildiğin. Onu sana Spangler'mı getirdi?
Randolph: Evet, Albay Spangler onu Randolph için çaldı! Albay Randolph'u çok severdi!
Randolph: Spangler Randolph'a bir sürü hediye aldı, mesela şu yepyeni ordu botları gibi! Randolph onları çok seviyor ve onları kitap desteği olarak kullanıyor, harikalar!
Frank: Aaa... Ordu botlarının kullanım amacı tam olarak o değil yalnız...
Randolph: Komik olmayın, Randolph botların kullanım amacını biliyor! Onları mağara keşfi için kullandım, mükemmeldiler!
Frank: İyi bir adamsın Randolph, yalnız içimden bir ses göründüğünden çok daha az aptal olduğunu söylüyor. Temasta olacağız, bir yere ayrılma.

İncele: Silinmiş Makale.
Frank: Şu eski makaleyi onarman bitti mi, <İsim>? Hey, şu küçük kızı tanıyorum, o Andrea!
Frank: Makalede UFO gördüğünü iddia ettiği yazıyor... Bu, onun tuhaf anıları hakkında olabilir mi?
Frank: Ayrıca şu asker de tanıdık geliyor... Allah, bıyıksız halini tanıyamadım... Bu Albay Spangler'ın genç hali!
Frank: Makalede Andrea ile röportaj yapıldığı, fakat Albay Spangler'ın UFO'ların varlığını reddettiği yazıyor!
Frank: Bir saniye, o zaman Spangler, o dönemler uzaylıların varlığına inanmıyor muydu? Acaba fikrini ne değiştirmiş olabilir diye merak ediyor insan.
Andrea Marquez: <İsim>, gelmeni umut ediyordum. Karakolu öylece terk ettiğim için kusura bakmayın. Benimle gelin, bilmeniz gereken her şeyi anlatacağım.
Frank: Andrea, buradasın! Her yerde seni aradık, çok endişelendim!

Andrea Marquez'i makaleyle ilgili sorgula.
Andrea Marquez: Benimle konuşmayı kabul ettiğin için sağ ol <İsim>. 30 sene kadar önce, o gün sana neler gördüğümü anlatma vakti geldi.
Andrea: Bildiğin üzere, o gün hakkında tek tük şeyler hatırlıyorum. Ama o makaleyi bulup Spangler ile buluşmaya gittiğimde... her şey birden geliverdi!
Andrea: Kavga ettik. Ona, yıllar önce uğraştığı o küçük kızın ben olduğunu söyledim, ve öfkem büyüdükçe, o günden belirtiler görmeye başladım!
Frank: Ne belirtisi? Tam olarak ne gördün! Ne olduğunu anlat bize!
Andrea: Pekala, tam olarak hatırladıklarım bunlar...

-Otuz altı yıl önce...-
Andrea: Birazdan geleceğim, anne! Oyuncak ayımı alıp geliyorum!
Andrea: Ne... neler oluyor?
???: Ne... neredeyim ben? Kayboldum!
Andrea: Pardon, sen diş perisi misin?
???: Burası hangi gezegen? Dünyada mıyım?
Andrea: Sen bir uzaylı mısın? Arkadaşım olmak ister misin? Benim adım Andrea! Altı buçuk yaşındayım!
???: Hayır! Yaklaşma! Geri dur, geri dur!
Andrea: Lütfen gitme! Sadece arkadaş olalım istiyorum!

-Günümüz...-
Andrea: Ve öylece gitti. Herkese bunu anlatmaya başladım, o sırada da devreye Spangler girdi. Herkesi benim yalan söylediğime, daha da kötüsü deli olduğuma ikna etti!
Andrea: Bunun küçük bir kızın üzerinde nasıl bir etki yarattığını bilir misiniz?! Çocukluğum mahvoldu! Hatta çocukluğu bırak, hayatım mahvoldu: sırf bu yüzden bugün bile güven sorunları yaşıyorum!
Frank: Bütün "uzaylı" meselesini bir kenara bırakacak olursak, Andrea... Neden şimdi? Neden birden bire bütün bu "meselenin" arkasında Spangler'ın olduğunu hatırladın?
Andrea: Sanırsam o gün yaşananları derinlere bir yere gömmüşüm. Ama o makaleyi gördükten sonra, artık kendi kendimi kandıramazdım!
Frank: Yanında olduğumuzu biliyorsun, ama dürüst olmak gerekirse... Sana nasıl inanmamızı bekliyorsun? Bütün şu uzaylı hikayesi... Çılgınlık!
Frank: Andrea, sadece söyle... Spangler'ı sen mi öldürdün?
Andrea: Yalan söylemeyeceğim - bir anlığına hayatımı mahveden adamı öldürmeyi düşündüm... Ama inanın bana, ben öyle birisi değilim!
Frank: Dürüst olmak gerekirse Andrea, artık senin nasıl birisi olduğunu bilemiyorum.

Daha sonra karakolda...
Frank: Gidişat hiç iyi değil <İsim>. Halen Spangler'ı kimin öldürdüğünü bilmiyoruz ve ne yapsak karşımıza şu kaçık uzaylı zırvaları çıkıyor!
Frank: Randolph, Spangler'a gezegeni ile temas kurmasına yardım etmesi için ne anlattıysa artık, o konuya pek itibar edemeyiz...
Frank: Andrea hakkında ağzımı bile açmak istemiyorum! Spangler ile çocukken arasında ne olduysa artık... İçimden bahsetmek bile gelmiyor.
Frank: Ama insanlar istedikleri kadar bize garip şeyler söylesinler, bu işin dibine ineceğine inanıyorum <İsim>!
Frank: Hadi bütün bu olanların başladığı yere geri dönelim, yani hippi festivaline! Bu vakayı nihayete erdirmenin vakti geldi de geçiyor!

İncele: Giriş Rampası.
Frank: İyi yakaladın <İsim>, katil, Spangler'ı insandan meşaleye çeviren Molotof kokteylini bu çakmakla yakmış olmalı!
Frank: Doğru dedin, üzerine garip bir leke var. İyisi mi örnek alalım!
Frank: Ve sen şu cam yığınını birleştirdikten sonra, eminim ki katilin üzerine kabus olup çökmek için gereken kanıta sahip olacağız! Sana güveniyorum <İsim>!

İncele: Yanmış Çakmak.
Frank: Harika, hadi hiç vakit kaybetmeden çakmaktan topladığın şu damlaları Yann'a gönderelim ki katilin ensesine yapışalım!

Analiz et: Mavi Madde.
Yann Toussaint: Ne müthiş bir önsezi <İsim>! Katilin çakmağından aldığın şu örnek, nasıl giyindiğini ortaya çıkaran bir ipucu sağlıyor!
Frank: Tam olarak nasıl oluyor bu iş? Katil mavi bir sıvıyla mı kaplanmış?
Yann: Tabii ki hayır! O sıvı, gözlük bakımında kullanılan bir alkol! Daha ayrıntılı olmak gerekirse, renkli camlar için.
Frank: Demek katil gözlük takıyor. Eh <İsim> onu, güneşin hiç girmediği bir yere göndermekte!

İncele: Cam Kırıkları.
Frank: Eline ayağına kurban, <İsim>! Demek bu cam yığını, aslında katilin Molotof kokteyliymiş! Bunun ne demek olduğunu biliyorsun, değil mi?
Frank: Demek oluyor ki bu şişeyi cinayet silahı olarak kayda alabiliriz! Ve Yann bunu analiz ettikten sonra, katilin saklanacak deliği kalmayacak!

Analiz et: Molotof Kokteyli.
Yann: Molotof kokteyli olup olabilecek en dağınık cinayet silahı <İsim>. Katil iki kez düşünse iyi olurdu, çünkü çok büyük bir hata yapmış oldu!
Frank: Asıl hata bize bulduğunu hemen söylememek olur, Yann!
Yann: Tabii. Şişenin içinden çıkardığım kalıntıdan yanıcı bileşimi test etmeyi başardım.
Yann: Bileşim, delik kulaklar için antiseptikmiş! Katil Molotof kokteyli yapmak için onu yanıcı sıvı olarak kullanmış!
Frank: Parlak fikir! Demek katil küpe takıyor! Katilin kulaklarını çekme zamanı geldi <İsim>!

Frank: Normalde işin en heyecanlı kısmı burasıdır <İsim>. Yeterli delil toplamışsındır ve katili parmaklıklar ardına göndereceksindir.
Frank: Ama bugün içimde bir korku var. Korkuyorum çünkü Andrea soruşturmamızda bir şüpheli. Ya bizden daha fazla sır saklıyorsa?
Frank: Aha buraya yazıyorum <İsim>, eğer Spangler'ı o öldürdüyse, mesleği bırakıyorum!

Katili Tutukla.
Frank: Cidden çok sakar bir hazine avcısısın, Pearl! Cinayet mahallinde parçalanmış bir Molotof kokteyli bırakmak mı? Arkeologların daha tertipli olmaları gerekmez mi?
Pearl Montana: Şansıma tüküreyim, beceriksiz dedektifler! Buraya Spangler'ın cinayetini üzerime yıkmaya mı geldiniz? Ben arkeolojiyi onun sayesinde keşfettim, onu nasıl öldürebilirim?!
Frank: Aynen öyle, ve ona o mağarayı keşfetmesinde yardım ettin, ama o, orayı kendi çıkarları için kapattıktan sonra kendini satılmış hissettin!
Pearl: Saçmalık bu! Ben hayatımı sırları açığa çıkartmaya adadım... Neden uzaylı medeniyetiyle temas kurmanın eşiğinde olan bir dostu gömeyim ki?
Frank: Meseleyi Dünya üzerinde tutmaya ne dersin, Pearl? Zaten mağara keşfi yapıyorsun, o yüzden Spangler'ı yakmadan önce onu mağara keşif kemeri ile bağlamış olmana şaşmamalı.
Pearl: Siz... Mantıksız şeyler üzerinden mantık kurmaya çalışıyorsunuz! Spangler'ı ben yakmadım!
Frank: Valla mı? Kendini yakmışsın kızım, dönde bir aynaya bak! Annen baban sana ateşle oynanmayacağını öğretmediler mi?
Pearl: Sanırsam senin sıradan bir olay yeri çöpçüsü olmadığını tahmin etmeliydim <Rütbe> <İsim>, ayrıca zekisin de! Tamam, ne dememi istiyorsunuz? Spangler'ı ben öldürdüm!
Pearl: O uzaylı mağarası hayatımın en büyük keşfiydi! Dünyada uzaylı varlığını kanıtlayan bu gezegendeki ilk kadın olacaktım!
Pearl: Ama Spangler bundan kimseye bahsetmeme izin vermedi! Neden bilimsel buluşlar halen erkeklerin tekelinde?!
Pearl: Çünkü işin aslı şu ki, olayı gizli tutmak niyetinde falan değildi! Yook, bütün alkışları üzerine çekip benim buluşumu kendi buluşuymuş gibi lanse edecekti! O yüzden o festivale gittim, onu durdurmak için!
Pearl: O aşağılık iki yüzlünün yanmasını istiyordum, o yüzden hazırlıklı gelmiştim. İnsanların alt tarafı hippilerin azıttığını düşüneceklerini düşünmüştüm! Ve eğer burnunuzu sokmasaydınız, hakikaten de öyle düşüneceklerdi!
Frank: Spangler'ın seni o mağaradan uzak tutmasının sebebinin senin düşündüğün şey olduğundan pek emin değilim, Pearl. Ama fark etmez. Tutuklusun!

Edward Dante: Dinle, Bayan Montana, Spangler'ın bıyığının modaya karşı işlenen bir suç olduğunun farkındayım, ama onu sırf bu yüzden mi öldürdün?!
Pearl: Bunun sakalla bıyıkla alakası yok! Eğer o olmasaydı ünlü olmuştum! Uzaylıların yıllardır aramızda olduklarını kanıtlamış olacak olduğum için ünlenecektim!
Dante: İyi de bunu herkes biliyor be kızım! Lisedeyken Baguetron gezegeninden gelen bir hocam vardı, ve harika araya sızmıştı! Cidden çok iyi adamdı.
Pearl: Uzaylılar hakkındaki bütün gerçeği ben keşfettim, ben yeni Kolomb'um, Marco Polo'yum, Neil Armstrong'um! Heykelimi dikin, Nobel ödülü verin bana!
Dante: Sana verebileceğim tek şey bir ABD Ordu Albayını öldürmekten ötürü ömür boyu hapis! Duruşma bitmiştir!

Frank: Bunu söyleyeceğim aklımın köşesinden bile geçmezdi ama, artık Spangler'ın bizi zırdeli hikayeleri ile eğlendiremeyecek olduğunu düşünmek beni epey bir üzüyor, sen de aynı fikirde misin <İsim>?
Frank: Ama her ne kadar başımızı ağrıtsa da, kendini affettirmek uğruna canından oldu. Önemli olan da bu, sanırsam.
Frank: Şunu belirtmeliyim ki, Allah'tan Andrea'nın Spangler'ın ölümü ile uzaktan yakından alakası yokmuş! Ama şimdi de onun kendi uzaylı teorileri ile uğraşmak zorunda kalacağız!
Frank: Andrea'dan bahsetmişken, dur şunu bir arayayım, bakayım ne yapıyor. Kusura bakma <İsim>, ama bu konuşmayı özel tutmak istiyorum.

Yıldızlar Haritası 6

CRIMINAL CASE'TE GEÇEN BÖLÜM...
Albay Spangler: Söylediklerimin çılgınca geleceğini biliyorum ama, beni dikkatli dinleyin! Uzaylının sana ihtiyacı var, <Rütbe> <İsim>! Sana güveniyor gibi, ve gezegenine dönebilmesi için yardımına ihtiyacı var!
Spangler: Evet, onunla zaten tanıştın. Ve eğer başıma bir şey gelirse, ne devletin ne de ordunun onu yeniden yakalamasına izin verme!

-Günümüz...-
Amy Young: <İsim>, olanları duydum ve Andrea konusunda endişeleniyorum. Artık Spangler öldüğüne göre, çok istediği yanıtları ondan alamayacak...
Amy: İyi fikir! İyisi mi Spangler'ın gizlenme yeri olan vahaya gidelim. Kim bilir, belki Andrea için bazı cevapları orada bulabiliriz!
Frank Knight: Yeter artık! Şu uzaylı saçmalıklarından gına geldi yemin ediyorum!
Frank: Ne dersin <İsim>? Uzaylıların olmadığını ilk ve son kez kanıtlamamda bana yardım eder misin?
Frank Seninleyim! Hadi şu mağaraya geri dönelim, belki bütün bu şeyin kökünü kazıyacak bir şey buluruz!

İncele: Gizli Mağara.
Frank: Bu sefer ne buldun <İsim>? Evrak çantası mı? Doğru, bunu bir an önce açmalısın!

İncele: Kilitli Evrak Çantası.
Frank: Evrak çantasını açarak iyi iş çıkardın <İsim>! İçindeki şu paramparça kağıt ne iş peki?
Frank: Katılıyorum, kilit altında tutmak yeterli olmadığına göre oldukça önemli bir belge olmalı! Geri birleştirebilir misin peki?

İncele: Paramparça Kağıt.
Frank: Bingo, parçalanmış kağıt meğersem çok gizli bir belgeymiş! Bak, üzerinde GIA amblemi var <İsim>!
Frank: Bir bakalım, bir uzaylı, ve yanında bir insana işaret eden bir ok. Ne anlama geliyor olabilir ki?
Frank: Ah, mesajı fark etmemişim: "Dikkat: Uzaylı herhangi kimse olabilir!" Bir saniye, bu, GIA'in, uzaylının insan kılığına girdiğini düşündüğü anlamına mı geliyor?!
Frank: Halen şu çılgın uzaylı teorilerine inanmayı reddediyorum, ama haklısın, Ajan Z ile konuşmalıyız!

Ajan Z ile GIA'in uzaylılarla ilgili belgelerini konuş.
Frank: Ajan Z, <Rütbe> <İsim> senin ortalıklarda dolanan bir belgeni buldu. Bu şeylerde daha dikkatli olsan iyi olur.
Ajan Z: Sizce onu bulmanızı istemiş olamaz mıyım?
Ajan Z: Teşkilat sizinle bazı bilgileri paylaşma yetkisi verdi. Fakat söyleyecek olduğum şeyleri tekrarlar iseniz, sizi "yok etme" hakkına sahip olurum. Anlaşıldı mı?
Ajan Z: Bildiğiniz üzere Albay Spangler, bir uzaylının kaçmasına yardım etti. Uzaylının insan halini almış olabileceğini düşünüyoruz. O, herhangi birisi olabilir... siz bile.
Ajan Z: Gözünü dört aç <Rütbe> <İsim>, eğer bir insanın... garip davrandığını fark edersen GIA'i ara. O uzaylı yakalanmalı!
Ajan Z: Ve gitmeden önce, benden size aramanızı bir nebze kolaylaştıracak ufak bir şey.

İncele: Vaha.
Amy: Spangler'ın çantasına mı bakmak istiyorsun <İsim>? İçimde kötü bir his var... Ama bunu yapmamız gerek, doğru.

İncele: Spangler'ın Çantası.
Amy: Spangler'ın çantasında ne buldun <İsim>? Bir günlük mü?
Amy: Haklısın, üzerinde Andrea'nın küçük kız halinin fotoğrafı var!
Amy: Yazanların bir kısmını okuyalım... "Küçük bir kız çocuğu bana enkaz alanını gösterdi"... Hiç şüphe yok ki Andrea'dan bahsediyor!
Amy: Yani Spangler, yıllar önce bu buluşmalarını mı yazmış?! Hadi derhal bu günlüğü laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Albay Spangler'ın Günlüğü.
Hannah Choi: Spangler'ın günlüğünü inceledim <İsim>. Ona "Uzaylı kaynaklı olduğu doğrulanan kaza alanı"nı gösteren tatlı bir kızdan bahsediyor.
Amy: Yani... Andrea GERÇEKTEN DE onca yıl önce bir uzaylı mı görmüş?!
Hannah: Eh, bu Spangler'a inanıp inanmadığınıza bağlı olarak değişebilir. Yazdıklarını ne doğrulayabilirim, ne de yalanlayabilirim.
Hannah: Uzaylıyı üslerine aldığını ve ajanların herkesi Andrea'yı yalan söylediğine inandırdığını anlatıyor.
Amy: ...Ne düşüneceğimi bilemiyorum <İsim>! Andrea gerçekten bunca zamandır doğru söylüyor olabilir mi?
Hannah: Spangler kötü hissettiğini, ama emirlere uymak zorunda olduğunu da eklemiş.
Amy: Haklısın <İsim>. Bunlar doğru olsun olmasın, Andrea, Spangler'ın ona inandığını bilmeli! Hadi gidip konuşalım onunla!

Andrea'ya Spangler'ın günlüğünü ver.
Amy: Amirim... <İsim> Spangler'ın günlüğünü buldu ve içinde, sizinle küçük kız iken karşılaşmasından bahsediyor. Ayrıca ajanların nasıl gerçeği gizlediklerinden bahsetmiş. Size inanıyormuş.
Andrea Marquez: Demek başından beri haklıymışım! Yani deli değilim!
Amy: Yani... En azından Spangler gördüklerinizi doğruluyor...
Andrea: Yıllar sonra bunu duymak beni ne kadar mutlu etti bilemezsin <İsim>. Sanki hayatım boyunda bir yalan ile yaşıyormuş gibi hissediyordum, ve birden bire gerçeği öğrendim!
Andrea: Benim için yaptıklarından ötürü sana minnettarım <İsim>! Hadi bunu kutlayalım! Hamburgerler benden!

Daha sonra karakolda...
Frank: Neden gidipte Andrea'yı uzaylılara inandığı için deli OLMADIĞINI düşünmesini sağladın <İsim>?!
Frank: Bütün bu uzaylı muhabbetinin Spangler'ın başına ne işler açtığını gördün. Onunda sonunun aynı olmasını mı istiyorsun?
Andrea: Benim adıma endişelenmen çok nazikçe Frank, ama artık neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendim karar verebilirim. Ayrıca bir şey daha söyleyeceğim.
Frank: Sanırsam içmem gerekecek...
Andrea: Randolph'un uzaylı olduğuna inanıyorum!
Frank: NEEE?!
Frank: Ama Andrea, farkında değil misin? Randolph Spangler'ı bir kere zora soktu, şimdi seni de sokacak.
Andrea: Yeter, Frank! Şimdi, Randolph'la buluşmak istiyorum ama ortalardan kayboldu.
Andrea: Bana onu bulmamda yardım etmeni istiyorum <İsim>. Hadi festival alanı ile başlayalım!

İncele: Festival Alanı.
Andrea: İyi yakaladın <İsim>! Şu kağıt parçasında Randolph'un adı var!
Andrea: Mesajda diyor ki: "Randolph, eğer ters bir durum olursa burada saklan"... Ama tabii ki de metnin geri kalanı silinmiş.
Andrea: Metnin geri kalanını kurtarabilir misin <İsim>? Randolph'un nerede saklandığını öğrenmemiz lazım!

İncele: Silinmiş Mesaj.
Andrea: O mesajı kurtararak harika iş çıkardın <İsim>! Demek Spangler Randolph'a, bir şey olursa saklanmasını söylemiş!
Andrea: Hah, tabii ki Spangler yeri belirlemek için koordinatlar kullanmış. Hadi Hannah'ya şunu sorgulatalım.

Analiz et: Koordinatlar.
Hannah: Randolph'un saklandığı yerin koordinatlarını Spangler'ın yazdığı mesaja dayanarak çözümledim.
Hannah: Bu arada... Frank'le konuşuyordum da Andrea... Belki de o haklıdır. Belki tüm bu uzaylı olayını unutman gerekiyordur.
Andrea: Hayatta olmaz. Hayatım boyunca küçük bir kızken gördüğüm uzaylıyla tanışmak için bekledim!
Hannah: Ama Andrea, Randolph'un 50 yıl önce karşılaştığın uzaylı olduğuna nasıl inanabiliyorsun? O kadar genç gözüküyor ki!
Andrea: 36 yıl önceydi! O KADAR da yaşlı değilim! Şimdi bana şu koordinatları ver küçük hanım!
Hannah: Tamam. Ama lütfen <İsim>, onunla gidebilir misin? Ne olur ne olmaz.

-Randolph'un saklanma yerinde...-
Randolph: Randolph'u buldun! Lütfen bana zarar verme! Randolph size karşı koymaz!
Andrea: Şşşş, sorun değil. Biz dostuz. Sadece seninle konuşmak istiyoruz.
Randolph: Şey... Randolph'a ilk dünyaya indiğinde gördüğü o küçük kızı anımsattın, o yüzden Randolph sana güvenecek!

Randolph'la konuş.
Andrea: Randolph, sen az önce bana... Dünyaya ilk indiğin zaman gördüğün küçük kızı anımsattığımı mı söyledin?
Randolph: Evet, o küçük kız çok iyiydi. Ama sonra ordu geldi ve Randolph'u götürdü.
Andrea: Randolph, o küçük kız bendim. Sen.. sen gerçekten de benim yıllar önce karşılaştığım uzaylı mısın?!
Randolph: Elbette, Randolph başka kim olabilir ki? Ama Randolph çok uzun süre Dünyada kaldı, Randolph gezegenine dönmek istiyor. Yardım eder misiniz?
Andrea: <İsim>'in senden halen şüphe duyduğunu biliyorum, ama ben duymuyorum. Altı yaşımda olduğum zaman da sana yardım etmek için her şeyi yapardım, şimdi de sana yardım etmek için her şeyi yaparım!
Randolph: Güzel! Hadi kötü adamlar Randolph'u yakalamadan kaçabilmesi için bir plan yapalım!
Randolph: Ama ilk olarak <Rütbe> <İsim>, lütfen bunu al. İhtiyacın olacak!

Uzun bir günün ardından...
Frank: NE?! Randolph'a inanmaya karar verdiğine inanmıyorum Andrea! O "dışarıdan" olabilir, ama kesinlikle uzaylı olamaz!
Andrea: Yeter, Frank. O korkmuş ve yalnız. Ve kaç tane insanın onu yakalamak istediğini de kendi gözlerinle gördün! Hükumet, ordu...
Andrea: Randolph'un gezegenine kaçabilmesi için yardımımıza ihtiyacı var. Spangler onun için hayatını tehlikeye attı, bizde aynısını yapacağız!
Andrea: Randolph bizimle bu akşam terk edilmiş panayır alanında buluşmak istiyor. Ve bizde orada olacağız!
Frank: Bana soracak olursan kulağa tuzakmış gibi geliyor. <İsim>, Andrea'nın seninle gelmesine müsaade etme, sağlıklı düşünemiyor.
Andrea: Ah, Frank, biraz insanlara güvenmeyi öğrensen. Ve birde şu şekilde düşün: Eğer Randolph uzaylı değilse, ona yardım ettiğimiz için alt tarafı komik görüneceğiz.
Andrea: Peki ya gerçekten de uzaylıysa? O zaman ne olur?

Also on Fandom

Random Wiki