Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Kralın Tüm Atları/Diyaloglar

< Kralın Tüm Atları

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Kralıntümatları.png


David Jones: Geri dönmek çok iyi geldi, <İsim>! Başkan'ın konuşmasına yetişmiş olmana da sevindim. Şöhretin sayesinde, burada Akçaağaç Tepeleri'ndeki en güzel partilere davet ediliyoruz!
Jones: Biliyor musun, Grimsborough'ya gerçek bir Kral geldi! Birazdan onunla tanışacağız! Müthiş bir şey, değil mi?
Samuel King: Şşşt. Başkan konuşma yaparken sessiz olmanız gerektiğini daha kaç kere söylemem gerekiyor!
Howard Johnson: Sevgili vatandaşlarım, bugün sizlerin karşısında büyük bir gurur ve alçakgönüllülükle Kral Halit bin Ömer Süleyman'a olan dostluğumu belirtmek istiyorum.
Howard: Dileğim odur ki, ülkelerimiz arasındaki barış daim olsun ve Sultanistan bağımsız eyaletiyle uzun süredir devam ilişkilerimiz hiç bozulmasın!
Muhammed Süleyman: Sıkıldıııımm! Ne zaman bitecek bu? Şeker istiyorum ben!
Jones: Şu çocuğu gördün mü <İsim>? Kral'ın oğlu o! Babası öldüğünde o Kral olacak. Duyduğuma göre koleksiyonunda 45 araba varmış ve evcil hayvanı da bir zürafaymış!
Samuel King: Jones... Senin gibi birinin dedikodulara kulak asmaması gerekmez mi?!
Howard: Lütfen sevgili dostum Kral Halit'e hoş geldin diyelim!
Howard: ... Kral Halit? ... Nerede kendisi? Birkaç saniyenizi rica ediyorum bayanlar, baylar. Kral Halit birazdan burada olacaktır.
Samuel King: Burada bir dolaplar dönüyor, <Rütbe> <İsim>. Jones'u yanına al ve neler olup bittiğini derhal öğren! Kral en son Binicilik Kulübü'nde görülmüş!

1. Bölüm

İncele: Ahır
(İncelemeden önce)
Jones: <İsim>, her yere baktık ama Kral hiçbir yerde yok.
NEEEEEEEEEEIGH!!!
Jones: Bir dakika... Bu gürültü de neyin nesi?
Jones: Şuradaki ahırdan geliyor! Hadi <İsim>; oraya gidelim!
(İncelemeden sonra)
Jones: Olamaz, <İsim>, Kral Halit Süleyman ölmüş! Birisi Kral'ı öldürmüş!!!
Jones: Bu korkunç bir olay! Amir bunu duyduğunda hepimizi tefe koyacak! Kral Halit'i kimin öldürdüğünü bulmamız gerek <İsim>!
Jones: Neyse ki ipucu toplamakta senin rakibin yok! Bu kanlı ayak izi mutlaka katile ait olmalı! Hadi bunu veri tabanında aratalım!
Jones: Bu at nalında da kan var... Haklısın, bunda garip bir şeyler var ama ne olduğunu tam anlayamadım. Belki de laboratuvara göndersek iyi olur.
Jones: Ya bu paramparça fotoğrafa ne demeli? Belki de bunu katil düşürmüştür?! Yapabileceğimiz tek şey bunu toparlamak!
Howard Johnson: <Rütbe> <İsim>! Neler oldu? Aman tanrım, OLAMAZ! Kral öldü mü?! Mahvoldum! Kampanyam, kariyerim, hayatım bitti! Bitti! Finito!
Howard Johnson: Çok üzgünüm ama gitmem gerekiyor! Basınla ve küçük Muhammed ile ilgilenmem gerek! Birisi, çocuğa babasının öldüğünü söylemeli. Tanrım, neden bu olaylar hep benim başıma geliyor?
Jones: Bizim için de durum aynı, <İsim>. Öncelikle küçük Muhammed ile konuşmamız gerek. Sultanistan'ın yeni kralının o olduğunu sakın aklından çıkarma! Çok dikkatli olmamız gerek!

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: Bir gün böyle bir şeyi söyleyeceğim aklıma gelmezdi, ama bu vaka atla ölüm vakası! Kralın kafatası, bir atın toynakları altında ezilmiş!
Jones: Ama böyle bir şey kazayla olamaz! <İsim>, suç mahallinde üzerine kan bulaşmış ayak izleri buldu. Kral, bir insan tarafından öldürüldü!
Nathan: Elbette öyle. Atı cinayet silahı anlamında söyledim, katil anlamında değil.
Nathan: Kral Halit, atlara çok düşkün biriydi. Onu öldüren atı Başkan Johnson'a hediye olarak getirmişti! Aygırlardan çok iyi anlardı, atı korkutmuş olması mümkün değil.
Nathan: Hayır, o atı başka birisi korkutmuş. Böylece onu korkutup Kral'ın kafatasını ezmesini sağlamış. Birisi, onun ölümünü kaza olarak göstermeye çalışmış!

Analiz et: At Nalı
Grace: Gerçekten de müthiş bir sezgi gücün var, <İsim>! Ahırda bulduğun, kurbanın kanıyla kaplı at nalı var ya... Katil o at nalına dokunmuş!
Jones: Gerçekten mi? Harika!... İyi de nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Grace: <İsim> o at nalını bulmuş ya, işte suç mahalli fotoğrafları sayesinde, o at nalının bulunduğu kapıya da bakma fırsatım oldu.
Grace: Kapıdaki şu şekli görüyor musunuz? Bu bize, at nalının, sağ kısmı yukarıya bakan ters "U" şeklinde uzun süre kapıda asılı kaldığını gösteriyor.
Grace: Ama etrafındaki sıçramış kan lekeleri, at nalının Kral öldürüldükten sonra ters çevrildiğine işaret ediyor! O sırada ahırda olan tek kişi de kimdi? Katil!
Grace: Peki bunu niye yapmış olabilir? Çünkü sağ kısmı yukarı bakan bir at nalının kötü şans getirdiğine inanılır. Bunu ters çeviren her kimse ciddi batıl inançlara sahip!
Jones: Yani Kral'ın katili batıl inançlara sahip! Ben de! Birini öldürmenin kötü şans getireceğinden haberi yok mu acaba?

Küçük Muhammed Süleyman ile Kral'ın ölümünü konuş.
Jones: Merhaba Muhammed. Benim adım David Jones, bu da <Rütbe> <İsim>. Sana birkaç soru sormak durumundayız.
Jones: Çok uzun sürmez ve eğer istemiyorsan hiçbirine yanıt vermek zorunda da değilsin. Anladın mı?
Muhammed Süleyman: Ben artık Kral'ım, bana "Majesteleri" diye hitap edeceksiniz! Babacığımdan bile daha muhteşem bir Kral olacağım! Arabistan'ın en büyük kralı olacağım! Yani dünyanın en büyük kralı!
Jones: Peki Majesteleri, Kral olarak ilk kararınız nedir?
Muhammed: Yalnızca bana özel bir BunnyBot parkı kurduracağım! Gerçeğinin iki katı büyüklüğünde olacak! İçinde de 3 boyutlu uzay korsanları maceraları olacak! Bir de çikolata çeşmesi!
Muhammed: Şimdi Başkanınızla bir konferans görüşmesi yapmam gerek, o yüzden odamdan defolun çabuk! Protokol diye bir şey duymadınız mı hiç, dombililer? Naş naş!
(Muhammed ile konuştuktan sonra)
Jones: Kral kafayı yemiş! Babasının öldüğünü algılayabilmiş değil sanırım... Ve galiba bizi biraz önce odasından kovdu, Allahım yarabbim!
Jones: Madem gitti, sanırım otel odasına bir göz atsak çok iyi olacak. Babasıyla ilgili bir şeyler öğrenebiliriz belki.
Jones: Bu da nesi... Tabii, elektronik kilitle kapatılmış olmalı.
Jones: Ama bunun kilidini açmak senin için çocuk oyuncağıdır, haksız mıyım?

İncele: Otel Odası Elektronik Kilidi
Jones: Çok iyiydi, <İsim>! Küçük Muhammed'in otel odasının kapısının kilidini açmayı başardın. Şimdi Süleymanları daha yakından tanıyabiliriz. Hadi içeriye bir bakalım!

İncele: Çocuk Odası
Jones: Yatak odasını bu hale getirdiklerine inanamıyorum, bir rüyanın içinde gibiyiz. Şu zürafaya ve bilgisayar oyunlarına baksana! Hadi <İsim>, sadece birkaç da--
Jones: Haklısın, buraya oyun oynamaya gelmedik, değil mi? Hey, bir ferman bulmuşsun! Tamam ama bu bir çocuğun odasında ne arıyor?
Jones: Ferman epey eski olmalı, üzerindeki isimler solmuş. Bu konuda yapabileceğin bir şey var mı?

İncele: Ferman
Jones: Harikasın, <İsim>! Küçük Muhammed'in otel odasında bulduğun ferman, ona bakması için tutulmuş bir dadıyla ilgili. İsmi Hilda Tipton.
Jones: Bunu biraz daha araştırmamız gerek, o yüzden daha fazla adım atmadan önce bu fermanı Alex'e göndermeye ne dersin?

Analiz et: Ferman
Alex: <İsim>, bulduğun fermanda adı geçen Bayan Tipton hakkında bilgi edindim. İngiltere'den ayrıldığında yedi yaşındaymış ve Sultanistan'a tam Halit Süleyman kral olduğu zaman gitmiş.
Alex: Üst sınıf bir bakıcı olabilmek için en iyi okullara gitmiş, ailesi de İngiltere'den ona para göndermiş.
Alex: Kısa süre önce Muhammed'in bakımını üstlenmiş. Onun sağlığı, güvenliği ve eğitiminden sorumluymuş. Bir ebeveynini kaybettiğinde de bu durum devam edecekmiş.
Jones: Çocuktan sorumlu olduğuna göre, şu anda Grimsborough'da olmalı. Anlaşıldı <İsim>, hadi gidip şu Hilda Tipton'ı bulalım!

Hilda Tipton ile dadılık görevleriyle ilgili konuş.
Jones: İngiltere'de doğdun, değil mi Hilda? Nasıl oldu da kendini Sultanistan'da bir dadı olarak buldun?
Hilda: Sultanistan'a geldiğimde çok küçüktüm, ne dillerini biliyordum ne de adetlerini. Bu pozisyona çok çalışarak ulaştım.
Hilda: Kısa süre önce Majesteleri'ni koruma görevine haiz oldum. Benim için büyük bir onur kaynağıdır ve Kral olduğunda onun yanında olacak olmam daha da büyük bir onur olacak benim için.
Jones: Bir dakika. O zaten şu anda Kral oldu!
Hilda: Aynen öyle! Umarım benim rehberliğim doğrultusunda yeni görevlerinde rahatça başarıya erişecek. Ama asıl görevim, Kral Muhammed'in düzgün bir eğitim almasını sağlamak.
Hilda: Siyasi kararlarında benim hiçbir söz hakkım olamaz. Kaldı ki Majesteleri'nin bu konuda herhangi bir öneriye de ihtiyacı yok, hele ki benden.

İncele: Ayak İzi
Jones: Gözünden de hiçbir şey kaçmıyor, <İsim>. Doğru eşleşmeyi yakaladın. Ahırda bulduğun ayak izi, gerçekten de binici çizmesine aitmiş!
Jones: O ayak izi kanla kaplıydı ve Kral da çizme giymiyordu. Bu da demek oluyor ki, katilin binici çizmesi giydiğini öğrenmiş bulunuyoruz!

İncele: Paramparça Fotoğraf
Jones: Müthişsin, <İsim>! Ahırda bulduğun fotoğraf, Kral Halit'in fotoğrafıymış! Yanında da biri var. Aaa, bu Archibald Ashworth!
Jones: O manyak arıcıyı hatırladın umarım, hani torunu öldürüldüğünde tanışmıştık! Demek Kral'ın arkadaşıymış...
Jones: Haklısın, gidip onunla bir konuşsak iyi olacak. İnşallah eşref saatine denk geliriz de konuşur!

Archibald Ashworth'a Kral Halit ile olan dostluğunu sor.
Jones: Bay Ashworth, size Halit Bin Ömer Süleyman'ın öldürüldüğünü söylemek için buradayız. Elimizde, onunla arkadaş olduğunuza dair kanıtlar var; bu doğru mu?
Archibald: Gerçekten mi? Demek sonunda birisi o çekilmez hödükten kurtulmayı başardı!
Jones: Sizden böyle bir tepki beklemiyorduk açıkçası. Bu fotoğrafta onunla gayet dost gibi poz vermişsiniz!
Archibald: Evet ama bu, petrol işine girmeden ve -benimkiler de dahil- dünyadaki tüm bal arılarına en büyük tehdidi oluşturmadan önceydi!
Jones: Tam olarak anlayamadım. Kral nasıl olur da başka bir ülkedeyken arılara tehdit oluşturabilir?
Archibald: Ne yani, koloni yıkım düzensizliği diye bir şey duymadın mı sen hiç, zevzek? Hava kirliliği nedeniyle bal arılarının sayısı sinek gibi azalıyor!
Archibald: Süleyman Petrol Şirketi de, dünyanın en büyük sera gazı üreticisi! O yüzden bu hıyarın ölümüne üzülmek için hiçbir sebep göremiyorum!
(Archibald ile konuştuktan sonra)
Jones: Archibald'ın, öz torununun ölümünden çok arıların ölümüne üzüldüğünü hatırlıyor musun?
Jones: Eğer Kral'ı bal arısı soykırımının sebebi olarak görüyorsa, onu bir böcek gibi ezmekten de çekinmeyecektir!
Jones: Haklısın <İsim>, bir gözümüz bu çatlak Archibald'ın üzerinde olsun.

Daha sonra, karakolda...
Jones: <İsim>, seni bilmem ama ben şu ana kadarki durumu özetleme ihtiyacı duyuyorum.
Jones: Sultanistan'ın Kralı, Süleyman Petrol Şirketi'nin patronu Halit Bin Süleyman öldürüldü.
Jones: Yedi yaşındaki tek oğlu Muhammed, şu anda Sultanistan'ın Kralı ve kraliyet dadısı Hilda Tipton da ona bakıcılık yapacak. Umuyorum biraz da nezaket öğretecek...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, demek buradasın! Buna asla inanamayacaksın! Tony Marconi'yi hatırlıyor musun? Biraz önce hücresinde bir beyan verdi!
Jones: Ne, Marconi mi... Şu Grimsborough'daki çetenin lideri değil mi? <İsim> onu kısa süre önce tutuklamıştı. Bu adamın ismini duymak bile tüylerimi diken diken ediyor. Ne olmuş ki?
Ramirez: <İsim>, Marconi seninle bir anlaşma yapmak istiyor! Ölen kral ile ilgili bir şeyler bildiğini iddia ediyor!
Jones: Ne... NE DEDİN?!

2. Bölüm


Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Marconi seninle bir anlaşma yapmak istiyor! Sana kurbanın neden belediye başkanlığı kampanyası sırasında Grimsborough'ya geldiğini söyleyecekmiş!
Jones: Marconi mi? İtalyan mafyasının beyni değil mi? Onunla işbirliği yapmamız mümkün değil.
Jones: Haklısın galiba, <İsim>. Kraliyet kurbanıyla ilgili herhangi bir ipucu işimize yarayacaktır. Ama seni uyarıyorum, Marconi'nin şartları saçmaysa, asla onunla işbirliği yapmamalıyız!
Jones: Ayrıca Belediye Konağı'na da uğrayabiliriz! Ne de olsa Başkan ile hiç konuşmadık, belki şu anda basınla ilgileniyordur. Ona da bir bakalım!

İncele: Belediye Konağı Girişi
Jones: Başkan'ı henüz göremedik ama senin bir şeyler bulduğunu fark ettim <İsim>! O belgedeki boşlukları şıp diye dolduracağından hiç şüphem yok!

İncele: Banka Makbuzu
Jones: Sayfada "Fon Transferi" yazıyor... Üzerinde Binicilik Kulübü logosu var ve... Kırmızı Parti mi?
Jones: Kırmızı Parti'nin Howard Johnson'ın partisi olduğunu biliyorsun değil mi? Kulağa iç açıcı geliyor. Hadi bu kağıdı Alex'e götürelim de bizim için bir şeyler yakalasın!

Analiz et: Banka Tebligat Verisi
Alex: <İsim>, bulduğun bu belge, Binicilik Kulübü'nün Howard Johnson'ın partisi Kırmızı Parti'ye yaptığı en son bağışları listeliyor!
Alex: Çok da yüklü bir tutar üstelik! Başkan çok memnun kalmış olmalı.
Jones: Yani Howard Johnson, kampanyasının finansmanı için Binicilik Kulübü'nden para mı almış? Bu yasal bir durum mu?
Alex: Yasal! Herhangi bir özel kurum, kampanyası boyunca bir adayı para ile desteklemekte özgür. Buna etki satın almak deniyor.
Alex: Burada ilginç olan şey, başkanlık kampanyasına yatırım yapmadan kısa süre önce, Binicilik Kulübü'nün de yüklü miktarda bir bağış almış olması... Hem de Kral Halit'ten.
Alex: Bana şüpheci diyebilirsin ama görünüşe göre Kral'dan gelen bu para, kulüp aracılığıyla Başkan'a aktarılmış... Eğer gerçek buysa, bu yasa dışı bir durum.
Jones: Yani Kral'ın, Başkan'ın kampanyasına para vererek destekte mi bulunduğunu söylemek istiyorsun? Haklısın <İsim>, ne kadar meşgul olursa olsun Johnson'la konuşmalıyız!
Jones: Bu olayların ucu Binicilik Kulübü'ne uzandığı için, gidip bir kez daha ahırı kontrol etmekte fayda var.

Howard Johnson'a kampanya finansmanını sor.
Johnson: Üzgünüm <Rütbe> <İsim> ama fazla vaktim yok. Halit öldüğünden bu yana Başkan'la Sultanistan temsilcilerinin ve şimdi de senin aranda mekik dokuyorum!
Johnson: Zavallı Halit. Bana hediye getirdiği at tarafından öldürülmesi çok acı. Hayatım boyunca unutamayacağım! Atlara binmeyi çok sevsem de, eski dostumu öldüren o ata nasıl binerim bilemiyorum!
Jones: Acınızı anlıyoruz sayın Başkan, ama <Rütbe> <İsim>, kısa zaman önce Binicilik Kulübü'nün kampanyanıza finansal destek vermek üzere bir bağış yaptığını öğrendi ve --
Johnson: Doğru. Kulüp, şehrimizin nesillere yayılan tarihinde yeri olan çok değerli bir kurumumuzdur. Hayatım boyunca orada ata bindim! Bağışlarını geri çevirmem mümkün değildi!
Jones: Sorun şu ki, o para aslında Sultanistan'dan gelmiş, hem de Kral'ın kendi cebinden. Bunu biliyor muydunuz?
Johnson: Ne? Ne diyorsunuz siz? Bir adayın dışarıdan gelen parayı alması müthiş bir utanç kaynağıdır. Ben kesinlikle böyle bir şeyi kabul edemem. Yanılıyor olmalısınız!
Johnson: Şimdi izin verirseniz, seçim gecesi takacağım kravatı sormak için annemi aramam gerekiyor. Ve bu birkaç saat sürebilir...
(Johnson ile konuştuktan sonra)
Jones: Johnson'ın kaçmaya çalıştığını fark etmişsindir. Kral Halit, GERÇEKTEN de onun kampanyasını finanse ettiyse, Johnson istifaya zorlanabilir!
Jones: Ayrıca ata binmek için hep binicilik kulübüne gittiğini kendisi söyledi. Ayrıca şehirde dolaşırken de hep çizmelerini giyiyor.
Jones: Tanrım, ciddi ciddi Başkan'ı şüpheli listemize eklemeli miyiz? Haklısın <İsim>, bir gözümüz onda olsun ve de çok dikkatli davranalım.
Jones: Bunu şimdilik kendi aramızda tutalım. Skandallara bir tane de biz eklersek, Amir bizi parça pinçik yapar.

İncele: Eyer
Jones: Bu kez neye rastladın <İsim>? Arı kovanı mı? Paramparça olmuş. Tamam da bunun burada ne işi var?
Jones: Bir tuhaflık var, şuna daha yakından bakalım!

İncele: Arı Kovanı
Jones: Bravo <İsim>! Birisi, patlatmak için bu arı kovanının içine fişek koymuş! Ne kadar zalimce!
Jones: Aa evet, doğru söyledin! Kral'ın atını deliye döndüren şey de bu olmalı! Çıkan gürültü ve arıların akın akın gelmesi, atı deli gibi korkutmuş olmalı!
Jones: <İsim>, bulmacanın en önemli parçasını buldun! Artık kralın nasıl öldürüldüğünü biliyoruz!
Jones: ... neden bilmem ama içimden bir ses, bunun amacını aşan bir eşek şakası olduğunu söylüyor, ne dersin? Acaba küçük Kral, babasını kazara öldürmüş olmasın?
Jones: Yok ya, haklısın. Varsayımlara girmeyelim. Öncelikle fişeği yakından inceleyelim, bakalım katil arkasında bir şey bırakmış mı.

İncele: Fişek
Jones: <İsim>, yoksa arı kovanından çıkan o fişekte garip bir şey mi buldun?
Jones: Helal olsun! Altın tozlarını diğerlerinden ayırmayı başardın! Kulağa hoş geliyor, bunu hemen Grace'e gönderelim ki analiz edebilsin!

Analiz et: Altın Tozu
Grace: Arı kovanındaki fişekten ayırdığınız kalıntıları incelediğimde, bunların barut bileşenlerine değil, nargile kömürüne ait olduğunu buldum!
Grace: Nargilenin ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? Aromalı buharı solumak için kullanılan, doğuya ait su borulu bir mekanizma. Görünüşe bakılırsa katil, fişeği koymadan önce nargile içiyormuş!
Jones: Aa evet, biliyorum ben onu! Orta okuldaki müzikalde tırtılı oynadığım zaman bir tane içmiştim!
Jones: Affedersiniz. Yani katilin nargile içtiğini artık biliyoruz demek istemiştim! Bunu aklımızdan hiç çıkartmayalım!
Jones: <İsim>! Fişeği bulduğun yer bir arı kovanıydı, değil mi? Ve arı kovanları, bal arıları içindir... Aynen öyle, Archibald Ashworth! Hadi gidip onunla konuşalım!

Archibald Ashworth'a arı kovanını sor.
Archibald: Şşş... Sessiz olun! Arılarımı ürkütmenizi istemiyorum! Polen sezonundayız, hiç duymadınız mı!
Jones: Bay Ashworth, madem bal arılrından söz açıldı, <Rütbe> <İsim>'in, Kral Halit'i öldüren atın arılar yüzünden çılgına döndüğünü keşfettiğini söyleyeyim.
Archibald: Ben böyle bir şeyi ne arılara ne de atlara yapabilirim! Atlar muhteşem yaratıklardır, hayatım boyunca onlara binebilirim. Ayrıca binicilik çizmelerine de bayılırım!
Archibald: Hayvanlardan öğrendiğim bir şey varsa, o da onlara üçkağıtçı ve cadaloz ailemden çok daha fazla güvenebileceğimdir!
Archibald: Şimdi siz haytalar izin verirseniz, huzur içinde arı tütünümü içmek istiyorum! Bal arılarımı sinirlendiriyorsunuz!

Tony Marconi ile kurban hakkında konuş.
Tony Marconi: Ah, en sevdiğim favori polisim geldi! Tam da o muhteşem Kızılcık Fasulyeli Makarnamı hazırlamıştım! Kaynanan seviyormuş!
Jones: Neler oluyor burada? Burası bir hapishane hücresi mi yoksa aşçılık sınıfı mı? Bu kadar malzemeyi içeri almak için küme rüşvet verdin Marconi? Konuş!
Marconi: Öf ya, kimseye rüşvet falan vermedim! Neyse, anlaşmamızı düşündünüz mü? Arap Kral'ın niyetleriyle ilgili bildiklerimi öğrenmek istiyor musunuz?
Jones: Sana bağlı. Bazı şartların var galiba.
Marconi: İstediğim şeyler çok basit. Tam özgürlük istiyorum, bariz bir şekilde. Diplomatik dokunulmazlık, ayrıca da Akçaağaç Tepeleri'nde orman temalı bir mağarası ve yeraltı odası olan bir ev.
Jones: Dalga mı geçiyorsun ulan sen? Bizi bu zırvalıklar için mi çağırdın? <Rütbe> <İsim> Kral'la ilgili bilgileri kendisi de bulabilir, bunu aklından çıkarmasan iyi olur Marconi!
Marconi: Yani benimle pazarlık yapmayacak mısınız? Yazık oldu. Kral'la ilgili bilgilerimi öğrenmek isterseniz, beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz. İçimden bir ses geleceğinizi söylüyor!
Jones: 20 yılını hapiste geçirecek biri için fazlasıyla kendine güveniyorsun, Marconi. Kabadayıların, eninde sonunda senin adamlarını dövmesinden korkmuyor musun?
Marconi: Hayır. Çünkü minik altın Eyfel Kulemi daima yanımda taşıyorum. O adeta benim nazar boncuğum, kötülükleri benden uzakta tutuyor.
(Marconi ile konuştuktan sonra)
Jones: Yardım etsin diye ona başvurmak mı? Hah, o önce gidip cehennemin sıcaklığını ölçsün! Resmen zaman kaybı!
Jones: Haklısın <İsim>, şimdilik Marconi'yi bir kenara bırakalım. Onu umursamazsak, zaten kendiliğinden ağzındaki baklayı çıkaracak.

Daha sonra, karakolda...
Jones: <İsim>, bu soruşturma gittikçe daha da garip bir hal alıyor!
Jones: Diğer yandan, Başkan ile kurban arasında yasadışı bir para transferi gerçekleşmiş olması ihtimali var.
Jones: Ayrıca "cinayet silahının" arılar tarafından tetiklenmiş olması, Archibald Ashworth'ü güçlü bir şüpheli yapıyor, ki o da zaten gezegeni kirlettiği için Kral'a karşı kin besliyor!
Jones: Seni bilmem ama tüm bunları öğrenmek benim başımı ağrıttı! Ne dersin <İsim>, acaba diyorum, kısa bir kurabiye ve TV molası mı versek?
Jones: Şuna bak, küçük Muhammed TV'de konuşma yapıyor!
Kral Muhammed Süleyman: Herkes beni dinlesin! Sultanistan'ın Kralı ben Muhammed Bin Halit Süleyman, öldürülen babam için adaletin yerini bulmasını istiyorum!
Kral Muhammed Süleyman: Eğer katil 24 saat içinde yakalanmazsa, Sultanistan ile Amerika arasındaki tüm ticari anlaşmaları durduracağım! Evet, beni duydunuz! Vanayı kapatıyorum! Şak! Şak!
Jones: Durdurmak mı... Petrol ticaretini durdurmak? Gerçekten bunu mu söyledi?! Ama... Ülke çöker böyle bir durumda!
Jones: <İsim>, şimdi ne yapacağız?

3. Bölüm


Jones: Bak, küçük Muhammed TV'de konuşma yapıyor!
Kral Muhammed Süleyman: Eğer katil 24 saat içinde yakalanmazsa, Sultanistan ile Amerika arasındaki tüm ticari anlaşmaları durduracağım! Evet, beni duydunuz! Vanayı kapatıyorum! Şak! Şak!
Jones: Durdurmak mı... Petrol ticaretini durdurmak? Gerçekten bunu mu söyledi?! Ama... Ülke çöker böyle bir durumda!
Jones: <İsim>, biz sadece cinayet soruşturması yaparız. Petrol kriziyle başa çıkmak bizim işimiz değil ki!
Samuel King: <Rütbe> <İsim>! Küçük Muhammed'i duydun! Derhal odama gel, acil durum!

İki dakika sonra - Amir King'in Ofisi
Samuel King: <Rütbe> <İsim>, seninle açık konuşacağım: Eğer küçük Kral dediğini yaparsa, bunun doğuracağı ekonomik sonuçlar, ülkemiz için bir felaket olur!
Samuel King: Daha önce hiç bu kadar tehlikeli bir durumda kalmamıştık. Kral'ın bu güzel şehrimizde öldürülmesi asla cezasız kalamaz. Tüm dünya seni izliyor, umarım katili yakalayacak iradeye sahipsindir!
Jones: Evet, elbette! Başaracağız, değil mi <İsim>? Öncelikle küçük Kral Muhammed'i ziyaret etsek iyi olacak.
Jones: En son Belediye Konağı'nda ve yatak odasında görülmüş. Ne dersin, oraya gitsek mi <İsim>?

İncele: Belediye Konağı Merdivenleri
Jones: Muhammed'in konuşma yaptığı yer burası. Çoktan gitmiş, ama sorun değil. Sen bir şeyler bulabildin mi?
Jones: Bulduğun belgedeki yazılar solmuş. Eminim bize önemli bilgiler sağlayacaktır. Bu yazıyı okunur hale getirebilir misin?

İncele: Gizemli Belge
Jones: Harikasın, <İsim>! Bulduğun klasörün üzerinde Tony Marconi'nin adı var!
Jones: Bizimle irtibata geçtikten sonra Marconi'nin adına rastlayacağımız kimin aklına gelirdi? Hadi, bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: Marconi'nin dosyası
Alex: Belediye Konağı'ndan getirdiğin belgeyi inceledim. Bu, Tony Marconi'ye kısa süre önce verilmiş geçici salıverilme kararına ilişkin.
Jones: Ne dedin seeenn?
Alex: Dahası da var. Gittiğini söylediği sadece tek bir yer var... O da Grimsborough Binicilik Kulübü ahırları! Yani Kral Halit'in öldürüldüğü yer!
Jones: Marconi'nin Kral Halit'le aynı hobilere sahip olma olasılığı nedir ki? Böyle bir ihtimalin tesadüf olması imkansız. Hadi gidip onunla konuşalım!

Tony Marconi'ye geçici salıverilmesini sor.
Jones: Konuş Marconi. Oyun bitti. Halit bin Ömer Süleyman'ı sen mi öldürdün? Öldüğü sırada, senin hapisten çıktığını ve ahırların yakınlarında olduğunu biliyoruz!
Marconi: N'olmuş? Ben yıllardır ata binerim. Geçici salıverilmeyi istememin tek sebebi, her cumartesi kulübe devam edebilmekti!
Jones: Makarna pişirmek, nargile tüttürmek, geçici salıverilme... Burayı otele çevirdikten sonra neden hapisten çıkmak isteyesin ki?
Marconi: Bilmediğin bir şey var. Bunların hepsi yasal. Belgeleri sevgili Başkan'ın kendisi imzaladı.
Jones: Buna ancak kendisine sorduğumda inanırım! Peki nasıl oldu da onu satın alabildin?
Marconi: Buna şaşıracaksın işte. Bildiğim her şeyi ona öğrettim!
(Marconi ile konuştuktan sonra)
Jones: En azından Marconi'nin de ata bindiğini biliyoruz. Bu da demek oluyor ki, ahırda bulduğun çizme izleri onun olabilir.
Jones: Ama Başkan'ın Marconi'ye geçici salıverilme izni vermiş olmasına halen inanamıyorum. Onunla bu konu hakkında görüşmemiz gerek!

Howard Johnson'a Tony Marconi'yi sor.
Howard: <Rütbe> <İsim>, seni gördüğüme sevindim! Kral Halit'in katilini bulabildin mi? Oğlu ve onun tehditleri, kampanyama çok feci olumsuz etki yapıyor!
Jones: İyi misiniz efendim? Yüzünüz biraz... sarardı gibi.
Howard: Ha o mu. Kral Halit bana hediye olarak bir nargile getirmişti de, Muhammed'i memnun etmek için bir deneyeyim dedim. Ama başımı döndürdü...
Jones: Efendim, buraya Tony Marconi'ye verdiğiniz geçici salıverilmeyi sormak için gelmiştik. Sanırım bu kararı şahsen imzalamışsınız?
Howard: Öyle mi? Yapmışımdır. İnsanlar masama sürekli bir belge bırakıp duruyorlar. Hepsini okuyacak değilim ya!
Howard: Bir saniye, kariyerimi ilerletmek için Tony Marconi gibi mafya babalarından yardım isteyeceğimi düşünmüyorsunuz, değil mi?
Howard: Güzel! Şimdi izin verirseniz annemi aramam gerek. Yine kravat mevzusu...

İncele: Kumluk
Jones: Küçük Muhammed burada değil, ama şu bulduğun kağıt parçaları işe yarar görünüyor! Onları toparlamak senin için çocuk oyuncağıdır, değil mi <İsim>?

İncele: Paramparça Kağıt
Jones: Harikasın <İsim>! Kağıdı toparlamayı başardın! Baksana, her yerinde BunnyBot çizimleri var. Ah bu şirinlik beni öldürecek.
Jones: Diyor ki: "Eğer babacığımın katili 24 saat içinde yakalanmazsa..." Aa! TV'de yaptığı konuşma değil mi bu!
Jones: Birisi kırmızı kalemle üzerinde düzeltmeler yapmış! "Hayır, Majesteleri, resmi bir konuşma sırasında BunnyBot'tan bahsetmemelisiniz..." İyi de kim o...
Muhammed: Burada ne arıyorsunuz, sefiller! Yoksa hizmetçiliğe mi soyundunuz?
Jones: Bizi bağışlayın, Kral Muhammed! Sizi arıyorduk. Sizinle konuşmamız gerekiyor.

Muhammed Süleyman'ı ikna etmeye çalış.
Muhammed: Odamda ne işiniz var? Canıma tak etti artık! Burası canıma tak etti artık, eve dönmek istiyorum! En azından orada bir BunnyBot parkı var! Sizde bir tane bile yok!
Jones: Majesteleri, önce sorularımıza yanıt vermeniz gerekiyor! Aksi takdirde <Rütbe> <İsim>, BunnyBot oyuncağınızı alıkoymak zorunda kalacak!
Muhammed: Hayır, n'olur yapmayın! BunnyBot benim tek arkadaşım! Bana uğur getiriyor. Onu benden alırsanız ÖLÜRÜM! Alamazsınız, hayır, bana ne, bana ne, alamazsınız!
Muhammed: Zaten her şeyi Hilda'ya anlatacağım ya! O çok tatlı biri, konuşmalarımı düzeltiyor, o güzel büyük siyah çizmelerle bana ata binmeyi öğretiyor!
Muhammed: Bana nargile içmeyi ve sinirlendiğinde BunnyBot gibi nasıl çuf çuf yapabileceğimi bile öğretti! BunnyBot bebeğimin bunu nasıl yaptığını görmek ister misiniz? Acayip tatlı!
Jones: Pekala, Majesteleri. BunnyBot'un yaptığı çuf çufu seyredelim, siz de TV'de petrol ticaretine yönelik yaptığınız tehdidi geri çekin. Anlaştık mı?
Muhammed: Buna kanacağımı mı sandınız? Süzme salaksınız siz! Çabuk işinize dönün ve babamın katilini yakalayın, yardakçılar! Zaman daralıyor! Tik tak, tik tak!
(Muhammed ile konuştuktan sonra)
Jones: Çocuk bizi kafaladı! Eğer babasının katilini yakalayamazsak asıl bizimle dalga geçecekler, <İsim>.
Jones: Haklısın. Muhammed'in sağduyulu davranmasını sağlayamadık, belki dadısında bunu başarabiliriz.

Hilda Tipton'dan Muhammed'i ikna etmesini iste.
Jones: Hilda, <İsim>, Muhammed'in konuşmasında yaptığın düzeltmeleri buldu. Belli ki onun siyasi kararlarında senin de BİRAZ katkın var.
Jones: ABD'yi petrol ambargosuyla tehdit etmesinde geri adım atmasını sağlayabilirsin, öyle değil mi?
Hilda: Ben yalnızca Majesteleri'nin sözcükleri kullanmasında yardımcı oldum. Siyasi kararlarında söz sahibi olmam mümkün değil.
Jones: Yapmayın, siz o çocuğun annesi gibisiniz! Elbette onun geleceğini önemsiyor olmalısınız!
Hilda: Ee... Yalan söyleyemem, Muhammed'e hep çok bağlı olduğum doğru. Ben de anne sevgisi olmadan büyüdüm. Bir çocuğun bunu yaşamasını istemem.
Hilda: Ambargoya gelirsek... Muhammed, sadece babasının yapacağını düşündüğü şeyi yapıyor. Ben de onun doğru kararı vermesine izin veriyorum... Ama aptalca bir şey yapmasına da razı gelemem.
Hilda: Benim de kendime göre uğurlu maskotlarım var. Her şeyin yoluna gireceğinden eminim!

Daha sonra, karakolda...
Jones: <İsim>, eğer bir an önce katili bulamazsak, Muhammed ekonomik bir krize neden olacak!
Jones: Marconi'nin kısa süre önce ahıra gittiğini biliyoruz, Kral'ı öldüren ölümcül tuzağı o kurmuş olabilir.
Jones: Ayrıca, Kral Halit ile Johnson arasında neler yaşandığını da bir türlü anlayamıyorum. Sanırım biz...
Samuel King: Bir ilerleme kaydettiniz mi diye sizi kontrol etmeye gelmiştim ama dedikodu yaparken yakaladım! Kral Halit'in katilini bu şekilde yakalayamazsınız! Sağlam kanıta ihtiyacınız var!
Jones: Evet efendim! İyi fikir <İsim>! Ahıra geri dönelim. Her şeyin başladığı yere dönersek, belki katili yakalayacak doğru izi bulabiliriz.

İncele: Ahır
Jones: Aramaların bir sonuç verdi mi <İsim>? Metal parçaları mı? Anladım, bunları onarmak istiyorsun!
Jones: Bir de tavşan ayağı, ne alakaysa! Haklısın, aradığımız kişi acayip derecede batıl inançlara takıntılı birisi! Bu kesinlikle katile aittir! Yakından bir bakalım.

İncele: Tavşan Ayağı
Jones: Bir şeyler bulabildin mi <İsim>? Haklısın, ayırdığın bu iplik tavşan ayağının rengine uymuyor. Başka bir şeye ait olmalı, ama neye?
Jones: Aklınla bin yaşa, <İsim>! Öğrenmenin tek yolu, bunu Grace'e göndermek.

Analiz et: İplik
Grace: Harika bir iş çıkardın, <İsim>! Tavşan ayağından aldığın iplik, hakiki bir kaşmir yüne ait, hem de en kalitelisinden!
Grace: Bu yün, yüzyıllardır paşmina şalı yapımında kullanılıyor.
Jones: Modayı yakından takip etmen işimize yaradı, Grace. Tavşan ayağını sadece ve sadece batıl inançlı katilimiz düşürmüş olabileceğine göre, katil paşmina şalı takıyormuş!

İncele: Kırık Parça
Jones: Tebrikler <İsim>! Bulduğun kırık parça "Oylar Kırmızıya" rozetine aitmiş!
Jones: Amiri duydun, kesin kanıta ihtiyacımız var! Ne dersin, bu nesneyi analiz için Grace'e gönderelim mi?

Analiz et: Oylar Kırmızıya Rozeti
Grace: <İsim>, ahırda bulduğun rozeti inceledim ve üzerinde polen izleri buldum!
Jones: Polen mi? Harikasın, <İsim>! Grace, arı kovanı taşıyan bir kimsenin eline bal bulaşma ihtimali var mıdır?
Grace: Evet, açıklamalardan biri bu.
Jones: Kral'ın katilinin, Kral'ın atlarını korkutmak için ahıra bir arı kovanı getirdiğini biliyoruz! Kaçarken üzerindeki rozeti düşürmüş olmalı!
Grace: Sanırım rozeti kaybetmek, katilin seçimlere yönelik kararını etkilememiştir! Şimdiye kadar çoktan yeni bir rozet takmıştır bence!
Jones: Doğru dedin. Şehirdeki herkes bu rozetlerden takıyor. <İsim>, gözümüz açık olsun. Katil "Oylar Kırmızıya" Rozeti takıyor!


Jones: Artık noktayı koyalım, <İsim>. Katilin eşkalini belirlemek için yeterli kanıta sahipsin!
Jones: Hadi, şu katili tutuklayalım ve siyasi krize bir son verelim! Bugünlük bu kadar yeter sanırım.

Katili tutukla.
Jones: Hazırlanmaya başlamışsın, Hilda! Ne yazık ki uçuşunu ertelemek zorundasın, çünkü hesabını vermen gereken bir sürü şey var!
Hilda: Neden? Neden, <Rütbe> <İsim>? Her şey yolunda gidiyordu! Bunu çocuğun iyiliği için yaptım, anlamıyor musun?
Hilda: Sizin aptal yasalarınız ve kurallarınızın dışında daha büyük şeyler olup bittiğini göremiyor musunuz? Çocuğun rehbere ihtiyacı var!
Jones: "Rehber" derken?
Hilda: Birinin ona ne yapacağını söylemesi gerek! Ve o birisi de BENİM! Bunu HAK ETTİM!
Hilda: Kral'ın güvenini kazanmak için çok çalıştım! Ama ne uğruna? Karar yetkimin olduğu tek şey, genç prensin hangi oyuncaklarla oynayacağıydı! Faso fiso!
Hilda: Ben büyük şeyler yapmak için doğmuşum, bunu hep hissediyordum. Neden Kral'a danışmanlık yapmayayım?! Ben de herkes kadar iyiyim!
Hilda: Kral Halit sözümü hiç dinlemedi ama Muhammed bana güveniyordu! Çocuğa danışmanlık yapabilmem için babasından kurtulmam gerektiğini biliyordum!
Hilda: Grimsborough'ya gelmek, buna kaza süsü verebilmek için harika bir fırsattı. Etrafta güvenlik görevlileri olmayınca, ahırın hemen yanındaki bir bostandan gizlice bir arı kovanı çalmayı başardım.
Hilda: Halit'in zamanının çoğunu ahırda geçirdiğini biliyordum, o yüzden çocuğuyla ilgili günlük raporumu vermek üzere onun yanına gittim, fişeği ateşleyip arıları saldım ve atın da kalan işi halletmesini sağladım.
Hilda: O zavallı atı korkutmak, hatta bal arılarını ürkütmek hâlâ içimi sızlatıyor. Eğer siz olmasaydınız, planım mükemmel bir şekilde işlemiş olacaktı!
Jones: Şansınız yaver gitmemiş diyelim, Bayan Tipton. <Rütbe> <İsim> bu şehrin en iyi polisidir, kazanma şansınız zaten hiç yoktu! Şimdi bizimle gelin, tutuklusunuz.


Yargıç Hall: Bayan Tipton, Sultanistan Kralı Halit Bin Ömer Süleyman'ın öldürülmesi nedeniyle bugün mahkemeye çıkarıldınız.
Hilda: Ne güzel bir gün! Sultanistan halkı bayram etmeli! Rehberliğim sayesinde artık daha iyi, daha akıllı ve daha yüce bir Kralları olacak!
Yargıç Hall: Kral Muhammed'in iyiliğini hiç düşünmediniz mi? Sizin yüzünüzden artık bir ailesi yok ve bir çocuğun taşıyamayacağı kadar ağır bir yükün altına girmek zorunda kaldı!
Hilda: Bunu tek başına yüklenmeyecekti ki! Benim onun yanında olmam ve yapması gerekenleri ona söylemem gerekiyordu! <Rütbe> <İsim> her şeyi mahvetti!
Muhammed: Hilda, bunu neden yaptın? Sen bana hep kaba olmamam gerektiğini söylerdin, sen neden şimdi kabalık yapıyorsun! Babacığımı öldürdün! Bana yalan söyledin, pis kocakarı!
Hilda: Bunu şimdi anlamanızı zaten beklemiyordum, Majesteleri. Ben bunu daha büyük bir amaç için yaptım. İleride anlayacaksınız.
Yargıç Hall: Kral haklı, Bayan Tipton. Onun iyiliğini önemsiyormuş gibi davrandınız, ama aslında tek isteğiniz iktidardı!
Yargıç Hall: Bunu raporumda belirteceğim ve sizi Uluslararası Mahkeme'ye sevk edeceğim. Bu başarısız darbe girişiminin sizi ne kadar dibe batıracağına onlar karar verecek.


Jones: Ohh, neyse ki bu iş sona erdi! Sadece katili yakalamakla kalmadın, ülkeyi de bir petrol krizi felaketinden kurtardın!
Muhammed: Merhaba <Rütbe> <İsim>! Babacığımın katilini hapse tıktığın için seni tebrik ederim! Siz Amerikalıların dediği gibi; "Adalet yerini bulur!"
Muhammed: Hilda, beni evcil hayvanı gibi kullanacağını sandı, ama kimin Kral olduğunu unuttu! Kral benim, başkası değil!
Muhammed: Babam hep iktidarın insanları deliye döndürdüğünü söylerdi... Belki haklıdır... Neyse, şimdi yeni BunnyBot Parkı tatil yeri planımı harekete geçirmek istiyorum.
Muhammed: Bazı petrol sözleşmelerini imzalamak için bir süre daha burada kalmam gerekiyor, ne kadar sıkıcı. Sonra da krallığıma döneceğim! Hoşça kalın askerler!
Jones: Küçük Muhammed bugün sadece oyuncakları önemsiyor olabilir ama kimbilir, belki de basiretli ve cömert bir Kral olur! Zaman gösterecek...

Ek Soruşturma


Samuel King: Harika bir iş çıkardın, <Rütbe> <İsim>! Ülkenin ticari bir krize girmesini engelledin!
Samuel King: Biraz önce Muhammed Bin Halit Süleyman'ın ekibinden bir telefon aldım. Görünüşe bakılırsa, bir çeşit kaza olmuş. Bu konuyla özellikle senin ilgilenmeni istedi, <Rütbe> <İsim>.
Samuel King: Grace seninle birlikte gelecek, yaşanan bunca şeyden sonra çocuk için epey üzüldü. Darılmaca yok Memur Jones, ama Grace'in çocuklarla senden daha iyi ilgileneceğine eminim.
Jones: Endişelenmeyin efendim, küçük Kral'la onun ilgilenmesi bana ayrı bir zevk verir!
Samuel King: Ayrıca Başkan da kampanyasının bir parçası olarak hapishaneyi ziyaret edecek. İkinizin ona eşlik etmesini istiyorum.
Samuel King: Söylememe gerek var mı bilmem ama, siyasi temsilcilerin suçlular arasında gezinecek olması fikrinden pek de rahat değilim...
Samuel King: Memur Jones, Başkan'ı dedikodularınla rahatsız etmeyeceksin, anlaşıldı mı?
(Samuel King ile konuştuktan sonra)
Jones: <İsim>, Amir'in kampanya finansörleriyle ilgili olarak Başkan'la konuşmamızı istemediğini biliyorum, ama diyelim ki şans eseri... bazı belgeler bulmuş olalım. Bunun için bize kızamaz ya, değil mi?
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, Archibald Ashwort biraz önce arayıp senden yardım istedi! Şu an ahırdaymış, sesi de çok endişeli geliyordu!
Jones: Teşekkürler, Ramirez. Önce onu yoklasak iyi olur, işimiz bittiğinde de Başkan'la ve Majesteleri'yle ilgileniriz... Hadi gidelim, <İsim>!

Muhammed Süleyman'ın yardımına ihtiyacı var.
Grace: Sizinle tanışmak benim için bir onur, Majesteleri! Adım Grace Delaney. <Rütbe> <İsim> ile birlikte çalışıyorum. Bizim yardımımıza ihtiya--
Muhammed: Tanışma faslını geçelim! Her şey bitti, anlıyor musunuz?! BURAYA KADARMIŞ! İktidarım sona erdi! Krallığım mahvoldu!
Muhammed: <Rütbe> <İsim>, babamın cinayetini çözdün! Bana sadece sen yardım edebilirsin!
Muhammed: BunnyBot'um yok oldu! Onunla ve uzaktan kumandalı helikopterimle oynuyordum ama bir kaza oldu ve... şimdi onu bulamıyorum! Yakında buradan ayrılıyoruz ama onsuz gidemem!
Muhammed: Sana yalvarıyorum <Rütbe> <İsim>; onu bul! O olmazsa, memleketime dönemeden ölürüm ben! BunnyBot'um benim en iyi dostum! Benim uğurlu maskotum!
Grace: Sakinleşin Majesteleri, lütfen. Hayatınızın tehlikede olduğunu sanmıyorum! <Rütbe> <İsim> bu işlerde en iyidir, değerli oyuncağınızı bu uçsuz bucaksız odanızda bile rahatlıkla bulacaktır!

İncele: Çocuk Odası
Grace: Tebrikler <İsim>! O bulduğun metal parçaları bir oyuncağa ait! Sanırım Muhammed'in tavşan maskotuna!
Grace: Bu tür mekanizmalardan hiç anlamam. Sen onarabilir misin?

İncele: Kırık BunnyBot
Grace: Müthişsin <İsim>! Majesteleri'nin oyuncağını harika bir şekilde onardın, tek bir çatlak bile kalmadı!
Grace: Hadi bunu sahibine geri verelim! Artık kral olduğuna göre, bu uğurlu maskotuna eskisinden daha çok ihtiyacı olacak... Bu kadar küçük yaşta üzerinde bu kadar ağır bir yük olması çok berbat bir şeydir sanırım!

Oyuncağını Muhammed Süleyman'a geri ver.
Grace: Majesteleri, sanırım <Rütbe> <İsim> size ait bir şey buldu...
Muhammed: BunnyBot'um! Çok teşekkür ederim! Hayatımı kurtardın! Harikasın, <Rütbe> <İsim>!
Muhammed: Sana da çok teşekkür ederim Bayan Delaney. Hem çok kibar hem de çok güzelsin. Benimle memleketime gelip dadım olmak ister misin? Krallığımın en prestijli pozisyonlarından birisidir!
Grace: Çok cömertsiniz Majesteleri, ama reddetmek zorundayım. Benim kalbim Grimsborough'da atıyor!
Muhammed: Keyfin bilir. Çok da önemli değil zaten, BunnyBot'um ve ben dünyayı keşfedeceğiz!
Muhammed: <Rütbe> <İsim>, kraliyet şükranlarımı sunmam için lütfen bu giysileri kabul et. Bir gün Sultanistan'ı ziyaret edersen işine yarayacaktır.

Archibald Ashwort için neler yapabileceğine bak.
Archibald: <Rütbe> <İsim>, nihayet gelebildin! Bu gibi korkunç durumlarda zaman çok önemli!
Archibald: Ahırın arkasında çok nadir bir akasyaya rastladım. Arıtılmış, yüksek kaliteli bal toplamaları için oraya hemen bir arı kovanı koydum...
Archibald: Ama nedense arılar çiçekleri tamamen göz ardı edip ahıra yöneldi. Orada onları çeken bir şey olmalı...
Archibald: Ama ne olduğunu bulamadım! Lütfen, yardımına ihtiyacım var, oradaki atların arılarım yüzünden zarar görmesini istemem!
Jones: Anlaşıldı. <Rütbe> <İsim>'in keskin gözleri vardır, eminim arılarını ahıra çeken şeyin ne olduğunu hemen bulur!

İncele: Ahır
Jones: Tebrikler <İsim>! Arıların ahırda toplandıkları yeri buldun. Biraz önce bulduğun şu yem kabına geliyorlar!
Jones: Hmmm... Şuna sen mi baksan acaba... Yani... arılardan korkmuyorum tabi ki, ama... N'OLUR!

İncele: Yemlik
Jones: İyi iş çıkardın, <İsim>! Demek arılar şekerlere geliyormuş... Şaşırmamak gerek... Ben de şeker severim!
Jones: Archibald'ın yanına gidip ona arıları ahıra çeken şeyin ne olduğunu söyleyelim!

Şeker torbasını Archibald Ashworth'a geri ver.
Jones: Archibald, <Rütbe> <İsim> arıların neden ahıra geldiğini buldu. Nedeni bu şeker torbasıymış...
Archibald: Şeker mi? Bir bakayım şunlara... Bu arıların yaptığı balın neden çok renkli olduğunu da kanıtlıyor bu! İlginç...
Archibald: Tadına baktım ve gerçekten inanılmaz lezzetliler! Neredeyse bağımlılık yapıcı... Şu renge bakın...
Archibald: Ve... Son zamanlarda arıları düşünüyordum da, yani normalden daha da fazla. Ve önemli bir karara vardım.
Archibald: Tüm servetimi Mutlu Arılar Vakfı'na bırakacağım, böylece arıcılık sanatı uzun süre daha yapılmaya devam edecek. Öyle umarım.
Archibald: Tek pişmanlığım, vasiyetim açıklandığı zaman açgözlü torunlarımın yüzünü göremeyecek oluşum. Yaptıkların için teşekkürler, <Rütbe> <İsim>. Al bu da benden, Grimsborough Polis Departmanı için.

Howard Johnson'a eşlik et.
Howard: Demek geldin, <Rütbe> <İsim>! Biraz aptalca gelecek ama annem yanımda bir koruma olmadan hapishaneye gitmemem konusunda çok ısrar etti!
Howard: İnsanlar bu aralar güvenlik konusunda çok hassas. Ben de hapishaneyi ziyaret ederek, suçluların güvenli bir şekilde tutulduğundan emin olmak istedim.
Howard: Neyse, ben hazırım, ister--
Howard: Olamaz, klasörüm nerede? Daha bir saniye önce çantamda gördüğüme yemin edebilirim!
Howard: Bu çok önemli bir belge, o olmadan hapishaneyi ziyaret etmem mümkün değil! <Rütbe> <İsim>, benim için onu bulabilir misin? Buralarda bir yerde kaybetmiş olmalıyım!

İncele: Belediye Konağı Girişi
Jones: Tamamdır <İsim>, basamaklarda bulduğun bu evrak çantası Johnson'a ait olabilir.
Jones: Ama haklısın, bubi tuzağı olma olasılığına karşı içinde ne olduğuna baksak iyi olur. Açabilir misin bunu?

İncele: Evrak Çantası
Jones: İyi işti <İsim>, Johnson'ın evrak çantasını şıp diye açıverdin! Burada büyük bir klasör var... İçinde de gazete kupürleri...
Jones: ... Grimsborough'nun mafyayla ilgili cinayetleri üzerine?! Bu da nesi... Şaka mı bu?!
Jones: Başkan'ın kampanyasının finansmanı ile ilgili bazı şüphelerim vardı ama... Mafya?
Jones: Haklısın <İsim>, hemen karar vermemem gerek. Bu dosyayı daha yakından incelemeliyiz, hadi bunu laboratuvara gönderelim.

Analiz et: Johnson'ın Belgeleri
Alex: <İsim>, Başkan'ın evrak çantasında bulduğun klasörü yakından inceledim ve söyleyebileceğim tek şey şu ki, ilk izlenimler genelde hatalıdır.
Jones: Ne demek istiyorsun? Tüm bu gazete kupürleri, mafya baronları ve yolsuzluklarla ilgili! Başkan ne diye böyle bir şeyi ta--
Alex: Müsaade et de lafımı bitireyim, Jones... Olay şu: Mafyayla ilgili bu makaleler çok düzgün kesilmemiş. Mutlaka bir yerinde bir cümlesi eksik, bazen koca bir paragraf yok!
Alex: Ben de diğer tarafına baktım... Ve Başkan'ın ASLINDA neyi kesmek istediğini öğrendim: İtalyan yemeklerinin tarifleri!
Jones: Ne... Nasıl?! Yani Başkan'ın "çok önemli belge" diyerek bize arattırdığı şey yemek tarifleri miymiş?!?
Jones: Buna inanamıyorum! Hadi gidip onunla konuşalım, <İsim>!

Tarifi Howard Johnson'a geri ver.
Howard: <Rütbe> <İsim>, demek geldin... Değerli belgelerimi bulabildin mi?
Jones: Evet bulduk. Sakıncası yoksa, İtalyan yemek tariflerinin neden sizin için bu kadar önemli olduğunu öğrenmek istiyoruz. <Rütbe> <İsim> bunları bulmak için epey uğraştı!
Tony Marconi: İtalyan mutfağı her daim çok önemlidir! Ve bu fare deliğinde beni rahatlatıyor...
Jones: Marconi? Bunlar SENİN için mi? Sayın Başkan, bir suçluya gizlice yemek tarifi götürmeniz konusunda size yardım mı etmiş olduk? Galiba bunu daha önce de yaptınız.
Howard: Eee... Şey... Sanırım Bay Marconi'nin özel yemeklerini daha önce hiç tatmadınız...
Howard: Öhm! Memur Jones, yapılan çalışmalar gösterdi ki, sağlıklı beslenen mahkumlar hapiste daha az şiddet eğilimi gösteriyor. Hapishanemizin mutfağında böylesi bir ustaya sahip olmak bizim için bir şans.
Jones: Ama... O...
Tony Marconi: Jones, darılmaca gücenmece yok. <Rütbe> <İsim>, al sana benden bir hamburger. Özel tarifimdir, daha önce böyle bir lezzeti tatmadığına eminim.

Also on Fandom

Random Wiki