Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Mumya Takibindeyim/Diyaloglar

< Mumya Takibindeyim

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar

Ingrid Bjorn: <İsim>, başarıdan başarıya koşuyorsun, ama halen Şef Ripley'in katilinin gerçek kimliğini bulmamız gerekiyor!
Ingrid Bjorn: Sayende Şef Ripley'in katilinin kod adının Kılıç olduğunu ve SOMBRA ile bağlantısı olduğunu biliyoruz!
Ingrid Bjorn: SOMBRA'nın kim veya ne olduğunu henüz bilmiyoruz, ama bildiğimiz bir şey varsa o da Kılıç'ın Mısır'da faaliyet göstediği.
Jack Archer: Mısır'a gideceksek piramitleri KESİNLİKLE görmeliyiz!
Ingrid Bjorn: Onun yerine işini yapıp Kılıç konusunda gözünü dört açmaya ne dersin Archer!
Jack Archer: Endişelenme Ingrid. <İsim> ile ben olduğum müddetçe Kılıç hapiste sayılır.
Ingrid Bjorn: <İsim>, bir de sana zahmet Archer'ın mezarda o egosuyla kıymetli antik eserlere zarar vermesine mani olur musun?

1. Bölüm

İncele: Mezar.
Jack Archer: Şuna bak <İsim>! Aynı Mısırlılar gibi yürüyorum! Tıpkı şu mumya gibi!
Jack Archer: Bir saniye, haklısın! Mumyaların burnundan kan gelmez ki! Bu adam daha yeni ölmüş!
Jack Archer: Kendi kendini mumyalamadığı ortada... Birisi cesedi saklamaya mı çalışmış yoksa burada sapıkça bir deney mi yapıyordu?
Jack Archer: Mezarda bu adamın kimliğiyle ilgili bir ipucu var mıydı? Ve neden birisinin onu mumyalamak isteyeceği hakkında?
Jack Archer: Kırık su mermeri mi? Eğer onu birleştirmenin işe yarayacağını düşünüyorsan seni desteklerim!
Jack Archer: Şu altın yaşam çarmıhının güzelliğine bak! Üzerinde kan var... Sence katil, kurbanı bununla bayıltmış olabilir mi? Bu kandan bir örnek alırsak bunu öğrenebiliriz <İsim>!
Jack Archer: Umalım da bu ipuçları, mumyanın kim olduğunu bulmamıza yardımcı olsun!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Kurban buradaki mumyalara yeni katılmış! Daha bir kaç saattir ölüymüş!
Angela Douglas: İlginç bilgi: Eski Mısırlılar, mumyalama sırasında beyni burundan söker ve atarlarmış. Ama Mısırlılar en azından kişinin ölmesini beklerlermiş...
Jack Archer: Yani... Birisi bu adamın beynini CANLIYKEN mi sökmüş?!
Angela Douglas: Evet, ama kurban uzun süre hayatta kalmamış. Burnunun durumuna bakılırsa, ilk darbeden sonra hayatını kaybetmiş. Katil beyni sökmek için eski bir metal kanca kullanmış.
Angela Douglas: Gözün o kancada olsun <İsim>! Ama katil, arkasında yiyecek tercihi hakkında bir ipucu bırakmayı da ihmal etmemiş. Siyanoglükosit kalıntısı buldum!
Angela Douglas: Katil, turp yoluyla kurbanın üzerine siyanoglükosit bırakmış. Turp turşusu, bu bölgede oldukça popülerdir. Katilin turp turşusu yemesine şaşmamalı.
Jack Archer: Demek elimizde turp turşusu seven bir katil var... <İsim> onu yakaladığında kendisini sirkeden çıkmış turşu gibi hissedecek!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: Demek mezarda bulduğun su mermeri bir plaketmiş. Üzerinde: "Hotepsekemvi'nin Mezarı" yazıyor. Okuması da zor...
Jack Archer: Ayrıca "İzinsiz giriş olursa, Antik Eserler Bakanı Zara Salah'ı arayın" yazıyor...
Jack Archer: Bence cinayette izinsiz girme statüsünde, değil mi? Hadi Zara Salah'ı arayalım. Belki kurbanın kim olduğunu biliyordur!

Zara Salah ile mezara girilmesi hakkında konuş.
Jack Archer: Bayan Salah, Hopet... Hotepk... Hotepsekemvi'nin mezarında bir cinayet meydana gelmiş. Kurbanı tanıyor muydunuz?
Zara Salah: Afif Vahab bu. Nil nehrinin kenarında ziyaretçilere meyve satardı! Ama seyyar satıcıların mezarlara girmesi yasak!
Jack Archer: Manav mıydı yani?! Aaa... Afif Bey'e zarar vermek isteyecek birileri olabilir mi sizce?
Zara Salah: Bilmiyorum ki. Sıradan bir adamdı. Düşmanı olabileceğini sanmıyorum... Ya da...
Zara Salah: Şu diğer satıcıyla aralarında bir kavga olmuştu ama olayın tamamı hakkında bir bilgim yok. Etrafa bir sorabilirsiniz...
Zara Salah: Şimdi müsaade ederseniz aramam gereken yığınla insan var. Büro ne zaman cinayet mahallinden çıkar?
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> katili yakaladıktan sonra, Bayan Salah. İrtibatta olacağız. Daha sonra soracağımız sorular olabilir.
(Zara Salah ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Yani mumyamız alt tarafı bir manavmıymış?!
Jack Archer: <İsim>... Söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum ama sence bu vakayla uğraşmak zorundamıyız? Yani, şu anda Kılıç'ın peşinde olmamız gerek, yerel cinayetleri çözmemiz değil!
Jack Archer: Tamam, bence de bir manavın mumyalanması tuhaf bir durum... Sence bu Afif'te Bayan Salah'ın bahsettiğinden fazlası olabilir mi?
Jack Archer: Haklısın, bunu bulmak bizim işimiz! Doğru dedin. Madem Afif Nil nehrinin orada çalışıyordu, o zaman aramaya oradan başlayabiliriz! Hadi gidelim!

İncele: Nil Nehri.
Jack Archer: Üzerinde kurbanın resmi olan bir aranıyor afişi mi buldun?
Jack Archer: Üzerinde "ADİL MEYVE FİYATLARI ARANIYOR!" yazıyor. Kurbanın reklamı bu mu yani? Böyle pazarlama yöntemi mi olur yahu?! Afişte aynı zamanda "KÖTÜ ADAM" yazıyor.
Jack Archer: İsim yok... Ama bu afişi asan her kimse illaki parmak izi bırakmıştır... Toz takımını getiriyorum!
Jack Archer: Bir de kurbanın bir fotorğafını mı buldun? Peki yanındaki şu yaşlı kadın da kim? Akraba gibi görünmüyorlar... Veri tabanında bir eşleşme bulabilir misin?
Jack Archer: Bu Afif'te gözle görünenden fazlası olmalı <İsim>... Kendi halinde bir manav neden mumyalanır ki?!

İncele: Broşür.
Jack Archer: Afişten aldığın şu parmak izlerine bak <İsim>! Elliot hemen bir eşleşme bulur buna!

Analiz et: Parmak İzleri.
Elliot Clayton: Kurbanı karalayan posterden aldığınız parmak izleri Cevat Reşad adlı birine aitmiş!
Elliot Clayton: Cevat Beyin manavlık iznine göz attım ve "sulu sulu" bilgiler buldum.
Elliot Clayton: Allah, o nasıl bir espriydi öyle... Gitgide Lars'a benzemeye başladım resmen...
Elliot Clayton: Her neyse. Cevat Beyin satış noktası mezara çok yakınmış ama orayı kurban ele geçirmiş.
Jack Archer: Hımm... Sence klasik iş rekabeti cinayete varmış olabilir mi? Cevat Reşad'a kötüleyici afişlerden cinayete yönelip yönelmediğini soralım mı <İsim>?

Cevat Reşad'ı kurbanla çekişmesi konusunda sorgula.
Jack Archer: Cevat Bey, Afif Vahab'ı kötü adam ilan eden bir afiş asmışsınız?
Cevat Reşad: İş rekabeti bu! Afif benim rakibim. Fiyatları kırarak onun canına okuyacaktım!
Jack Archer: Canına okuyacaktınız, öyle mi? İlginç bi tabir. Afif Vahab bugün öldürüldü...
Cevat Reşad: Birisi Afif'i öldürdü mü?! Kim yapar ki bunu? Tamam, kalitesiz ürünler satıyordu belki ama... Yine de bu sebepten adam öldürülmez ki!
Jack Archer: Ama daha kârlı bir satış noktasından atılmış olmak... Cinayet sebebi olabilir... Onun sizin yerinizi aldığını biliyoruz.
Cevat Reşad: Sırf bir satış yeri yüzünden Afif'i öldüreceğimi mi düşünüyorsunuz?! Bu çok delice bir fikir! Delice!
Jack Archer: İnanın bana Cevat Bey, <Rütbe> <İsim> ile çok daha delice şeyler gördük. Buralarda olun, daha sorularımız olabilir...

İncele: Fotoğraf.
Jack Archer: Şu fotoğrafta kurbanın yanında duran kadınla ilgili bir eşleşme bulabildin mi <İsim>?
Jack Archer: Ellen Redfern... Dosyasında arkeolog olduğu yazıyor. Görünüşe göre Mısır'a yılda en az bir kez geliyormuş... Bu fotoğraf da oldukça yeni!
Jack Archer: Görünene bakılırsa kurban ile yakınmış... Bakalım bu Ellen Redfern bize kurban hakkında ne söyleyecek <İsim>!

Ellen Redfern'e kurbanla olan bağlantısını sor.
Jack Archer: Bayan Redfern, <Rütbe> <İsim> sizin Afif Vahab ile çekilmiş şu fotoğrafınızı buldu. Size meyve satan insanlarla hep böyle içli dışlı mı olursunuz?
Ellen Redfern: Ah, Afif! Elimde büyüdü sayılır! 30 yıldır araştırmam için Mısır'a gelir giderim.
Ellen Redfern: O zamanlar yaramaz bir afacandı ama içimdeki annelik duygusunu ortaya çıkardı. O zamandan beri iletişim halindeyiz. Meyveyi hep ondan alırım!
Ellen Redfern: Gerçi... Afif son zamanlarda iyi değildi... Birisinin onu takip ettiğini düşünüyordu...
Jack Archer: Takip eden her kimse Afif'i yakalamış Bayan Redfern. Arkadaşınız bugün öldürülmüş.
Ellen Redfern: OLAMAZ! Ben de onun takıntılı olduğunu düşünüyordum! Keşke ona inansaymışım!
Jack Archer: Lütfen buralarda olun Bayan Redfern. Soruşturmamız ilerledikçe <Rütbe> <İsim>'in size daha fazla sorusu olabilir.

İncele: Altın Yaşam Çarmıhı.
Jack Archer: Cinayet mahallinde bulduğumuz yaşam çarmıhının üstündeki kandan örnek alabildin mi <İsim>? Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: Selam Archer, yeni bir espri öğrendim! Tak tak...
Jack Archer: Affedersin <İsim> ama buna dayanamayacağım! Kim o?
Lars Douglas: Dayın!
Jack Archer: Hangi dayım?
Lars Douglas: Mumyadayım! Nasıl ama?
Jack Archer: İyiymiş usta! <İsim> ile bulduğumuz yaşam çarmıhındaki kandan bir şeyler çıkarabildin mi?
Lars Douglas: Kan kurbana ait. Yani tam da tahmin ettiğiniz gibi katil, kurbanın başına bu yaşam çarmıhıyla vurarak bayıltmış...
Lars Douglas: Ama katilden geriye kalanlar bununla sınırlı değil! Aynı zamanda kanla karışmış, nargile borusundan gelen bir reçine de vardı!
Jack Archer: Demek katil, nargile seviyor he? Bu cinayeti toza dumana katıp kaçamayacak ama!

Tekrar merkezde...
Jack Archer: Afif Vahab'ın kimliği halen bir sır <İsim>. Kim bir manavı mumyalamak ister ki? Ve diyelim ki manav değildi, o zaman şüphelilerle gerçek bağları nelerdi?
Jack Archer: Cevat Reşad, satış noktasını Afif'e kaptırmanın cinayet sebebi değil, iş rekabeti olduğunu öne sürüyor. Peki ya bu "manav" kimliğinin ardında başka şeyler varsa?
Jack Archer: Ellen Redfern'in Afif'le yakın bir ilişkisi varmış. Ve Afif takip edildiğini düşünüyormuş... Bu da "Manav" hikayesinde uyuşmayan daha fazla şey anlamına geliyor.
Jack Archer: Zara Salah'a gelince, bizi peşinden çok çabuk düşürmeyi başardı... Onun yanında gözümüzü dört açsak iyi olur.
Ingrid Bjorn: <İsim>, casus olduğu düşünülen bir şahıs, 1002 Gece Nargile Evinde görülmüş! Bu Kılıç olabilir!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, madem kurbanımız bir manavdı, o zaman kim onu mumyalamak istemiş olabilir ki? Ve manav değilse neyin nesiydi?!
Ingrid Bjorn: <İsim>, casus olduğu düşünülen bir şahıs, 1002 Gece Nargile Evinde görülmüş!
Jack Archer: <İsim>, biz Şef'in katilini bulmaya çalışırken bir casusun ortaya çıkması nasıl bir şans? Ya bu Kılıç'sa?
Ingrid Bjorn: Casuslar, mumyalanan "manavlar"... Bu işe akıl sır erdirmek mümkün değil ama şu casus bize aradığımız bazı cevapları verebilir!
Jack Archer: Onu bulmak pek kolay olmayacaktır <İsim>. Gözlerimizi dört açmamız gerek. Hadi gidip onu gördükleri şu Nargile Evine bir bakalım!

İncele: Nargile Salonu.
Jack Archer: Ingrid'in bahsettiği casusu göremiyorum <İsim>... Gerçi şaşırmamak lazım. Casus'un amacı zaten ortalıkta görünmemek.
Jack Archer: Fakat ilginç ipuçları bulmuşsun! Bu yırtık kağıdı birleştirmenin işe yarayacağını düşünüyorsan hemen başla!
Jack Archer: Bu şey bir papirüs mü? Birinin nasıl mumyalandığını gösteriyor gibi... Ben de tesadüflere en az senin kadar inanmam <İsim>. Eminim katil buna dokunmuştur!
Jack Archer: Papirüste başka şeyler de var ama solmuş... Pudra takımını getireyim!
Jack Archer: Ama şu kostüm kutusuna gelince... Benimle Kılık Değiştirme Ustası unvanı için yarışmaya mı çalışıyorsun <İsim>?
Jack Archer: Dalga geçiyorum yahu. Hadi şu kutunun içini arayalım. Belki ilginç bir şeyler buluruz!

İncele: Kostüm Kutusu.
Jack Archer: Kostüm kutusundan aldığın o fesin üstünde neden devasa boyutta bir kamera var <İsim>?
Jack Archer: Bir saniye. Sence bu fes aradığımız casusa mı ait?! Ama... Ama bu tedbirlinin tam zıttı bir hareket! Hangi casus böyle bir...
Jean Connerie: Hey! Çekin o pis ellerinizi fesimden! Benim o!
Jack Archer: Kamera da sizin mi?
Jean Connerie: Şey... Neden bahsettiğinizi bilmiyorum! Ben sadece kendi halinde bir udiyim!
Jack Archer: Hey Allah'ım... Aradığımız casusun siz olduğunuza inanamıyorum! Pekala <İsim>, biraz sohbet edelim mi?

Jean Connerie'yi ikili kimliği hakkında sorgula.
Jean Connerie: Beni ifşa ettiğine inanamıyorum <Rütbe> <İsim>! Evet, ben bir casusum. Adım Jean Connerie.
Jack Archer: Bir saniye, bu bıyıkta mı sahte? Ve kendinize casus diyorsunuz, öyle mi?! Allah'ınızı severseniz şaka yapıyorum deyin! O şapka yeterince kötüydü zaten!
Jack Archer: Haklısın <Rütbe> <İsim>, odaklanmam gerek. Pekala Bay Connerie, neden Mısır'dasınız?
Jean Connerie: Çok gizli bir görev için buradayım. Eğer size anlatırsam sizi öldürmem gerekir.
Jack Archer: Çok korktum. Bakın, şu an Afif Vahab'ın öldürülmesini araştırıyor ve Kılıç adında tehlikeli bir suçluyu bulmaya çalışıyoruz. Bize yapabileceğiniz herhangi bir yardımınız var mı?
Jean Connerie: Manav olan Afif Vahab mı? Öldürülmüş mü? Niye ki?
Jack Archer: Biz de onu bulmaya çalışıyoruz. Kendisinin çift kimlikli olduğundan şüpheleniyoruz. Onunla ilgili şüpheli bir durum fark etmediniz mi?
Jean Connerie: Hayır. Birlikte nargile içmiştik ama pek konuşmamıştık.
Jack Archer: Pekala, eğer bir şeyler hatırlayacak olursanız <Rütbe> <İsim>'i bilgilendirin. Bir de Allah rızası için gerçek bıyık bırakın!

İncele: Yırtık Kağıt.
Jack Archer: Birleştirdiğin o yırtık kağıt bir aşk mektubu muymuş?
Jack Archer: Üzerinde kurban ve... Hey, bu Asal Havvaa değil mi? Hani şu Fas'ta karşılaştığımız dansöz vardı ya?! Burada ne işi var ki?
Jack Archer: Arapça ne yazdığını anlamıyorum ama bunlardan biri diğerine feci şekilde vurgunmuş ve bunun Asal olduğunu hiç sanmıyorum! Bu kadar zevksiz olamaz!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, Asal'a bunu sormalıyız! Buralarda bir yerde olmalı ve bende onu görmeyi iple çekiyordum zaten... Yani işle alakalı olarak tabii.

Asal Havvaa'ya kurbanla olan ilişkisini sor.
Jack Archer: Selamlar Bayan Havvaa... nasıl gidiyor?
Jack Archer: Yani, <Rütbe> <İsim> ile bulduğumuz şu aşk mektubu hakkında bir kaç sorumuz olacaktı. Afif Vahab ile aşkınız hakkında.
Asal Havvaa: Afif Bey nargile evine gelen sıradan bir müşteriydi... Buradaki her erkek gibi benimle flört etmeye çalışırdı.
Asal Havvaa: Bu kadar istenen biri olmak yorucu tabii... Sırf rahatlamak için iş sonrası nargile içerim.
Asal Havvaa: Afif bana en azından turp turşusu getirir. Ama hiç birlikte yemedik. Ele geçirilmez biri olmak, cazibemin bir parçası...
Jack Archer: Eminim öyledir... Pekala Bayan Havvaa, eğer Afif ile ilgili hatırlayacağınız olağan dışı bir durum olursa lütfen bize haber verin.
Asal Havvaa: Niye ki? Afif'in başı dertte mi?
Jack Archer: Öyle denilebilir... Kendisi öldürüldü!
Asal Havvaa: Bu imkansız! Yani, çok kötü! Onu daha dün görmüştüm! Öldüğüne inanamıyorum!

İncele: Silinmiş Papirüs.
Jack Archer: Harika, mumyalama papirüsündeki eksik yazıyı açığa çıkardın!
Jack Archer: Bunlar komple hiyeroglif! Bunu okuyamayız ki!
Jack Archer: İyi fikir <İsim>. Dupont yardımcı olabilir! Hadi bu papirüsü ona götürelim!

Analiz et: Hiyeroglifler.
Armand Dupont: <İsim>, bana gönderdiğin papirüsteki hiyeroglifler gün gibi açık...
Jack Archer: Harika! Madem her şey gün gibi açık, o zaman artık sana ihtiyacımız yok!
Armand Dupont: Jeune homme, biraz saygı göstermeye başladığında emekli olmayı düşüneceğim! Ne diyordum ben... Bu papirüs bir tür kılavuz.
Armand Dupont: "Amatörler için Mumyalama" kılavuzu gibi bir şey. Beynin sökülmesinden bendajlamaya kadar cesedi öbür tarafa hazırlamanın yollarını anlatıyor.
Jack Archer: Demek katil, Afif'i bu şekilde mumyalamış! Bu da katilin hiyeroglifleri okuyabildiği anlamına gelir!
Jack Archer: O zaman katil çok yakında kendi hücresinin duvarlarına hiyeroglif kazımaya başlar artık, değil mi <İsim>?

Kısa bir süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, ben bu Afif'in sıradan bir adam olduğuna inanmıyorum. Ya da katilin mumyalama yapmak gibi bir hobisi mi var... Lars gibi.
Jack Archer: Kurbanın baika sırları da olmalı, öyle değil mi <İsim>?
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Eğer Afif hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsak, çalıştığı yere tekrar bakmamız icap eder! Hadi Nil nehrine geri dönelim!

İncele: Nehir Kıyıları.
Jack Archer: Nil yakınlarında bir şeker kutusu mu buldun <İsim>? Bak! Şu güllü lokumlardan! Bayılırım!
Jack Archer: Ayrıca üzerinde kurbandan Cevat'a yazılmış bir kart var... "Barışalım mı?" yazıyor. Demek kurban, Cevat'a zeytin dalı uzatmış...
Jack Archer: Gayet masumca bir harekete benziyor... Nasıl, pudra şekerini test etmek mi istiyorsun? Tamam... bir numune alabilecek misin?
Jack Archer: Şu Mısırlı gözünde gizli bir kamera mı var?! Parolayı soruyor... Hadi hünerlerini göster <İsim>!

İncele: Şeker Kutusu.
Jack Archer: Şeker kutusundaki pudra şekerinden bir örnek alabildin mi?
Jack Archer: Ben halen bunun pudra şekeri olduğunu düşünüyorum. Ama eğer fazlası olduğunu düşünüyorsan, o zaman bunu mikroskopta inceleyelim derim <İsim>!

İncele: Pudra Şekeri.
Jack Archer: Afif'in Cevat'a "Barış teklifinde" pudra şekerinden fazlası var mıymış?
Jack Archer: Şekerin içine mühsil ilacı mı karışmış?!
Jack Archer: Demek kurban, Cevat'a mühsilli lokum ikram etmiş, öyle mi? Eminim Cevat'ın yaptığı o karalayıcı afişe karşılık olarak yapmıştır!
Jack Archer: Hadi gidip Cevat'a bu sözde barış teklifini soralım <İsim>!

Cevat ile kurbanın mühsilli şekerleri hakkında konuş.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> Afif'in size yaptığı "barış teklifini" buldu...
Cevat Reşad: O barış teklifi falan değildi! Afif sırf satış noktamı çaldığı yetmezmiş gibi bir de beni zehirlemeye kalktı!
Jack Archer: Sizi zehirlemeye mi kalktı? Tamam, size mühsilli lokum göndermesi hoş değil, ama...
Cevat Reşad: O lokumlar yüzünden hastanelik oldum <Rütbe> <İsim>! Afif lokumların içine dünyanın mühsilini doldurmuş! Az kalsın ölüyordum!!
Cevat Reşad: Artık evde kendi yaptığım bir kavanoz turp turşusuna bile güvenemiyorum!
Cevat Reşad: Tek yapabildiğim şey nargile içmek ve o eşşoğlusunun bana yaptığı puştluğu unutmaya çalışmak!
Jack Archer: Demek Afif sizi az kalsın öldürüyordu... Umarım sizde buna başarılı bir şekilde karşılık vermemişsinizdir!

İncele: Horus'un Gözü.
Jack Archer: Harika! O kameranın şifresini rekor sürede kırdın! Eminim Elliot içindeki kayıtlara erişebilir!

Analiz et: Kamera.
Elliot Clayton: Normalde bana gönderdiğiniz şeyler ilgimi çekmez ama Nil nehrinin kenarında bulduğunuz bu Horus'un Gözü kamerası hayatımda gördüğüm en ilginç şey!
Elliot Clayton: Kamera görüntülerine erişmeyi başardım. Görüntü hep Afif Vahab'ın satış noktasına dönükmüş.
Jack Archer: Aha! Birileri kayıt altına almak istediğine göre Afif meyve satmaktan başka şeyler de yapıyor olmalı! Ne buldun Elliot?
Elliot Clayton: Afif vaktinin çoğunda mevye satıyormuş ama arada sürpriz bir tartışma olmuş... O kısma alayım...

-Görüntünün başı...-
Ellen Redfern: Afif, çocukluğundan beridir tanışıyoruz! Sana her zaman yardım ettim! Benim için yap şunu!
Afif Vahab: Bunun yüzünden başım belaya girebilir! Bunları nereden aldığını söyle, ya da git başka bir salağa göster!
Ellen Redfern: Bana güvenmediğine inanamıyorum! Senin nankör pis...

-Görüntünün sonu...-
Jack Archer: Bir saniye! Kurbanla arkadaş olduğunu söyleyen arkeolog Ellen Redfern değil mi bu?!
Jack Archer: O kadar da anaç görünmüyor!
Elliot Clayton: Anaçlıktan kastına bağlı... Bir süre daha kavga etmeye devam etmişler ama kameranın sesi gitmiş.
Jack Archer: O zaman bizde gidip Ellen Redfern'e kurbanla ettiği kavgayı soralım, ne dersin <İsim>?

Ellen'ı kurbanla olan tartışması hakkında sorgula.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> sizinle Afif'in tartışma görüntülerini buldu... Konu neydi?
Ellen Redfern: Görüntü mü?! Birisi bizi kameraya mı almış?! O zaman biliyorsunuz! Benim için bazı eserleri elinde tutmasını söylemiştim. Ona güvenmiştim!
Jack Archer: Ama o size pek güvenmemiş anlaşılan! Açıkça ondan bir şey sakladığınızı düşünmüş!
Ellen Redfern: O geri zekalı eserleri çaldığımı sanmıştı! Ben bir arkeoloğum! Ben eserlerdeki hiyeroglifleri okurum. Onları satmam!
Jack Archer: Peki neden bir manavdan yasal yollarla elde edilmiş tarihi eserleri elinde tutmasını istediniz? Afif sizin kaçakçınız mıydı yoksa?
Ellen Redfern: Ben... Bakın, Londra'daki bir müze bu eserler için çok iyi bir teklifte bulundu. Meslektaşlarımın bundan haberi olmasını istemedim! O yüzden Afif'ten bunları benim için saklamasını istemiştim!
Jack Archer: Yani açgözlülük ettiniz. Umarım bu açgözlülüğünüz sizi cinayete yönlendirmemiştir Bayan Redfern. Yoksa <Rütbe> <İsim> sizi hapse doğru yönlendirecek!

Daha sonra mezarda...
Jack Archer: Vaka özetini mezarda geçmek harika bir fikir <İsim>! Bu sayede soruşturma duyularımız tavan yapacaktır!
Jack Archer: Afif Vahab'ı kimin öldürdüğünü bulmak istiyorsak her türlü yardıma ihtiyacımız var!
Jack Archer: Ellen Redfern, kendisi için bazı tarihi eserleri saklamayı reddettiği için Afif'i öldürmek istemiş olabilir... Ve mumyalardan, bir arkeologdan daha iyi kim anlar?!
Jack Archer: Cevat Reşad'da kurbanın bu sözde "barış teklifi" yüzünden ölüyormuş. Benim başıma gelse bende sinir krizine girerdim!
Jack Archer: Bir de Asal Havvaa var... Çok güzel ama...
Asal Havvaa: Eller yukarı <Rütbe> <İsim>! Casus kameramı ver yoksa seni vururum!

3. Bölüm

Jack Archer: Durumu tekrar gözden geçirelim <İsim>... Afif Vahab'ı tam da bu mezarda bulduğumuzda daha mumyalamanın ilk aşamasındaymış...
Jack Archer: Şüphelilerimize göre Afif sıradan bir manavmış. Ama yine de bu işte bir bit yeniği var...
Asal Havvaa: Eller yukarı, ikinizde! Casus kameramı ver <Rütbe> <İsim>, yoksa seni vururum!
Jack Archer: Asal Havvaa! Sen... Giyinmişsin!
Jack Archer: Ve bize silah doğrultuyorsun! Derhal silahını indir Bayan Havvaa!
Asal Havvaa: AJAN Havvaa diyeceksin, odun herif! İsrail Gizli Servisi Mossad adına buradayım!
Jack Archer: Daha uygar bir biçimde sohbet edebilmemiz için çok uygun bir sebep!
Asal Havvaa: Tamam. Silahımı kılıfına sokuyorum. Ama casus kameramı geri alana kadar tek bir laf etmiyorum!
Jack Archer: Casus kamera soruşturmada bir delil, Ajan Havvaa! Onu daha sonra geri alabilirsin... Tabii Afif Vahab'ı öldürmediysen!
Asal Havvaa: Afif Vahab'ı öldürmedim! Ama <Rütbe> <İsim>'e onun hakkında daha fazla bilgi verebilirim!

Asal'a aslen kim olduğunu sor.
Jack Archer: Dansöze bak sen! Kurban hakkında istihbarata sahipsin demek? Dökül bakalım incileri!
Asal Havvaa: Bakın, Mossad adına Afif Vahab'ı soruştururken kimlik değiştirip dansöz kılığına girdim.
Jack Archer: Yani başından beridir kurbanı gözetliyor muydun? <İsim>, haklı çıktık! Afif alt tarafı bir manav değilmiş!
Asal Havvaa: SOMBRA'ya bağlı bir ajanın nargile evinde çalıştığını öğrendiğim için buraya geldim. Tüm istihbarat raporlarımız Afif'i işaret ediyordu.
Asal Havvaa: Aşık ahmak işini iyi kıvırıyordu, ama ne mal olduğunu anladım. Sende anladın, değil mi <Rütbe> <İsim>?
Jack Archer: Bir saniye, SOMBRA ajanı mı dedin? Yani SOMBRA'nın ne olduğunu biliyor musun?! Kılıç hakkında bir bilgin var mı peki?
Asal Havvaa: İstihbaratımı sizinle paylaşacağımı mı sandınız? Benden çalıp hiyeroglif okumadığınız müddetçe bu mümkün değil!
Jack Archer: Bize numara çekme Bayan Havvaa! Büro'dan kimliğini sorgulayacağım ve umarım hikayen doğru çıkar!
Jack Archer: <İsim>, tekrar mezarı incelemek istediğini anlıyorum. Sen incelerken ben de Ingrid'i arayıp Asal'ın büyük sırrını anlatayım!

İncele: Lahit.
Jack Archer: Pekala <İsim>, Ingrid'le konuştum. Görünüşe göre Asal, GERÇEKTEN'de Mossad ajanıymış!
Jack Archer: Haklısın, şimdi ihtiyacımız olan tek şey ipucu. Bulduğun şu deri çanta kilitli. Kilidini açabilir misin?
Jack Archer: Peki bu hengame de neyin nesi? Paramparça bir fotoğrafa benziyor... Yapboz yeteneklerini sergileme zamanı!

İncele: Deri Çanta.
Jack Archer: Oha, mezarda bulduğun o çantanın içinde yığınla Amerikan doları var! Bu şey buraya nasıl gelmiş?!
Jack Archer: İyi yakaladın. Tomarın etrafı bir şeritle sarılı... Ve solmuş! Pudra takımını getirelim <İsim>!

İncele: Şeritli Para.
Jack Archer: Paranın üstündeki kağıt şeritte: "Mısır Eski Eserler Bakanlığına Aittir" yazıyor!
Jack Archer: Bu da Bakan Zara Salah'ın, içi devlet parasıyla dolu bir çantayı mezarda bıraktığı anlamına mı geliyor? Hadi gidip onu sorgulayalım <İsim>!

Zara ile para çuvalı hakkında konuş.
Jack Archer: Bayan Salah, acaba bir yığın devlet parasının cinayet mahallinde ne aradığını açıklayabilir misiniz?
Zara Salah: Ben... Onu orada unuttuğuma inanamıyorum! Çok telaşlıydım... Her şeyi açıklayabilirim <Rütbe> <İsim>!
Zara Salah: Bakanlık, Afif Vahab'ın aslında kim olduğunu biliyordu! Piramitlerden eser çalmak için Nil'in yakınına tezgah açmıştı!
Zara Salah: Ama onu suç üstü yapmamız gerekiyordu. O yüzden ona tuzak kurdum! Nargile evinde onunla birlikte nargile içtim ve kendimi ona antika satın almak isteyen yabancı bir turist olduğumu söyledim.
Zara Salah: Takas için pramitte buluşmaya ikna edene kadar üç tabak turp turşusu yedim.
Zara Salah: Ve oraya geldiğinde, bana satmaya çalıştığı "antikaların" sahte olduğunu anladım. Hiyeroglif okumayı bilirim ve kendi antikalarının üstünde rastgele resimler vardı!
Jack Archer: Yani sizi dolandırmaya çalıştı, sizde onu öldürdünüz, öyle mi?
Zara Salah: Elbette hayır! Ben bir devlet memuruyum! Teklifini geri çevirdim ve Bakanlığa geri döndüm!
Jack Archer: Onu kandırmaya çalışmışsınız. Ve bekli bizi de kandırmaya çalışıyorsunuz? İşe yaramaz, Bayan Salah. Hele ki vaka <Rütbe> <İsim>'in elindeyse!

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Jack Archer: <İsim>, birleştirdiğin bu fotoğrafta kurban var!
Jack Archer: Arkasında da Asal onu takip ediyor! Anlaşılan gerçekten de onu araştırıyormuş. Ama fotoğrafı kim çekti?
Jack Archer: Ha! Haklısın, köşedeki şu leke parmak olabilir! Bunu Elliot'a götürelim de biraz üzerinde sihrini uygulasın!

Analiz et: Gözetim Fotoğrafı.
Elliot Clayton: <İsim>, bana gönderdiğin bu casus malzemeleri süpermiş! Gerçek bir casustan gerçek bir gözetim fotoğrafı!
Elliot Clayton: Ama bu casusun biraz daha eğitime ihtiyacı var. Kendi parmağının özçekimini yapmak mı? Ya bu işlerde daha çömez ya da...
Jack Archer: Malın önde gideni! Sanırsam bu fotoğrafı kimin çektiğini biliyorum ama yine de emin olmamız için söyle...
Elliot Clayton: Malumunuz parmak Jean Connerie'ye ait.
Jack Archer: Ben de bundan korkuyordum... Haklısın <İsim>. Gidip Jean'ı kurbanın bu gözetim fotoğrafı hakkında sıkıştıralım!

Jean'ı gözetleme fotoğrafı hakkında sorgula.
Jack Archer: Bay Connerie, <Rütbe> <İsim> cinayet mahallinde bu fotoğrafı buldu... Afif Vahab'ı neden izliyordunuz?
Jean Connerie: Vahab benim hedefim değildi! Ben Asal Havvaa'nın peşindeyim! Neden nargile barında udilik yaptığımı sanıyorsunuz?
Jean Connerie: Turp turşularını sevmiyor değilim ama sırf turp turşusu yemek için o işe girmedim!
Jean Connerie: Bu fotoğraf Asal'ın tehlikeli birisi olduğunu kanıtlıyor! Ne zaman onun fotoğrafını çeksem şu Vahab denen adamı takip ediyordu!
Jean Connerie: Raporlarını çalmayı başardım ama hiyerogliflerde sadece "Merak kediyi öldürür" yazıyordu... Şifresini henüz kıramadım...
Jean Connerie: Her neyse <Rütbe> <İsim>. Bence Asal'a dikkat et! Ona güven olmaz! Afif'i o öldürmüş olabilir!
Jack Archer: İyi bir hedef saptırma denemesiydi Bay Connerie, ama hala gözlerimiz üzerinizde! Burada kalın!

Bir süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, Afif'in sıradan bir manav olmadığını biliyorduk ve haklı da çıktık!
Jack Archer: Bayan Salah'a göre Afif, tarihi eser kaçakçısıymış... Bu da Redfern'in neden ondan kendisi için bir şeyler saklamasını istediğini açıklıyor!
Jack Archer: Asal ise Afif'in SOMBRA adına çalıştığını düşünüyor ama bize SOMBRA'nın ne olduğu hakkında bilgi vermeye yanaşmıyor...
Jack Archer: Şu ana kadar tüm şüphelilerin ortak noktası şu nargile evi, evet! Ve kurbanın orada epey vakit geçirdiğini biliyoruz! Hemen oraya geri dönelim!

İncele: VIP Alanı.
Jack Archer: Oha, nargile evinde bulduğun o kanca da ne <İsim>? Bu oldukça eski ve... kanlı...
Jack Archer: Evet, Angela bize katilin kurbanın beynini burnundan sökerek çıkardığını söylemişti... Bir saniye, sence işi bu kancayla mı halletmiştir?
Jack Archer: O zaman cinayet silahını buldun <İsim>!
Jack Archer: Peki üzerindeki şu parlak kırmızı şey de ne? Kaybedecek vaktimiz yok, hemen bundan bir örnek alalım!
Jack Archer: Peki bu çuval da neyin nesi? Haklısın, her delile ihtiyacımız var. Eğer bu çuvalın içinde de bir tane olduğunu düşünüyorsan aramaya başla!

İncele: Metal Kanca.
Jack Archer: Cinayet silahındaki kırmızı maddeden örnek alabildin mi <İsim>? Hadi bunu Lars'a yetiştirelim!

Analiz et: Kırmızı Madde.
Lars Douglas: <İsim>, nargile evinde bulduğun bu metal kancayı kullanan her kimse büyük bir yalancı olmalı!
Jack Archer: Hacı, cevaplara ihtiyacımız var!
Lars Douglas: Pekala, bana getirdiğiniz bu örnek rujmuş. Öyle böyle bir ruj da değil üstelik. Eski Mısırlıların kozmetik ürünlerinde kullandığı kırmızı toprak boyasından içeriyor!
Jack Archer: Ruj mu? Yani katil, şans getirsin diye cinayet silahını öpmüş mü?! İçim kalktı!
Jack Archer: En azından ruj kullanan bir katilin peşindeyiz! Artık içeride rujunu bol bol sürer!

İncele: Çuval.
Jack Archer: Bütün bu eserlerin gerçek olup olmadıklarından emin değilim, ama bu kutu sahte olamayacak kadar tozlu! Üzerinde kilit göremiyorum, sen görebiliyor musun?
Jack Archer: Haklısın <İsim>, burada oturup bu yapboz kutusuna harcayacak vaktimiz yok! Dupont bunu sırlarını çözer!

Analiz et: Gizemli Kutu.
Armand Dupont: Bu biraz zamanımı aldı <İsim>. Ayrıca, utanç verici dde olsa Lars'tan yardım almak zorunda kaldım ama nargile evinde bulduğun şu kutuyu açmayı başardık!
Lars Douglas: İçinde ne bulduğumuza asla inanmayacaksın! BEYİN! Angela'da doğruladı. Bu beyin, kurbana ait!
Armand Dupont: Yardımın için sağ ol Lars. Şimdi müsaadenle, <İsim>'e kanıt aktarayım.
Armand Dupont: Katil, kurbanın beynini bu kutuya koymuş çünkü kutu, eski mumyalama işlemlerinde kullanılan bir organ kabı.
Armand Dupont: Katilin kutunun anahtarına sahip olması makul. Taştakı şu, kanatlı bokböceği şeklindeki oymayı görüyor musun? İşte kilit o!
Armand Dupont: Katil, anahtarı sürekli yanında taşımak isteyeceği için büyük ihtimalle üzerinde taşıyordur. Bokböceği şeklinde bir broş falan olabilir.
Jack Archer: Demek katil bokböceği broşu takıyor, öyle mi? Sanırım katili kutuya tıkmanın vakti geldi <İsim>!

Jack Archer: <İsim>, artık Afif'in katilini yakalamak için gereken tüm kanıtlara sahibiz! Vakit cevap alma vaktidir!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Zara Salah, Afif Vahab'ı öldürmek suçundan tutuklusun!
Zara Salah: Ne?! Benim amacım o hırsızı öldürmek değil, suç üstü yakalamaktı!
Jack Archer: Hadi ama... Onu bir yırtıcı gibi takip edip nargile evinde nargile ile kandırmışsın!
Zara Salah: Yırtıcı mı? Sanki bir canavarmışım gibi konuşuyorsunuz!
Jack Archer: Kurbanın beynini sökmeden önce cinayet silahını öpmek yeterince canavarca bir hareket değil mi? Sen ne diyorsun <Rütbe> <İsim>?
Zara Salah: Lütfen ama, midemi bulandırıyorsunuz...
Jack Archer: Kurbanın beynini kutuda bulmak kadar mide bulandırıcı olamaz! Taktığın bokböceği broşuyla açtığın bir kutuda hemde! Oyun bitti Salah!
Zara Salah: ...Senden kaçmaya çalışmanın aptallık olduğunu tahmin etmeliydim <Rütbe> <İsim>. Evet. Afif Vahab'ı ben öldürdüm. Ama öldürmek zorundaydım!
Jack Archer: Mezarlardan eser çaldığını düşündüğün için mi?
Zara Salah: Hayır, kendimi ona hırsız olarak ifşa ettiğim için!
Jack Archer: Ne? Antika hırsızı SEN misin?! Ama senin görevin mezarları korumak!
Zara Salah: Sen hiç devlet maaşıyla geçinmeye çalıştın mı <Rütbe> <İsim>? O mezarlarda ne olduğunu zaten kimse bilmiyor. Kaçırdığım eserler kimsenin umurunda değil!
Jack Archer: Buna inanamıyorum! Yani Afif'i rakip olduğu için mi öldürdün?
Zara Salah: Tam sayılmaz. Onunla mezarda buluştuğumda ona pılını pırtısını toplayıp gitmesi için yüklü miktarda para teklif ettim ama reddetti!
Zara Salah: Manav hikayesine devam etti, tezgahını bırakmayacağını söyledi! O adam tam bir deliydi!
Zara Salah: Parayı almayacağını anladığımda panikledim. Kim olduğumu anlamasından ve hırsız olduğumun ortaya çıkmasından korktum!
Jack Archer: Ve onu mumyaladın!
Zara Salah: Mumyalarla dolu bir mezarda kimsenin fark etmeyeceğini düşündüm. Ama kancayı ve beyni aldım. Çünkü cesedin ne kadar taze olduğu belli oluyordu.
Jack Archer: Ama <Rütbe> <İsim>'in şehirde olduğunu hesap etmedin. Bu hata seni uzun süreliğine hapse götürecek. Tutuklusun!

Nigel Adaku: Zara Salah, Afif Vahab'ı... mumyalayarak öldürmekten yargılanıyorsun. Oldukça eski bir teknik!
Nigel Adaku: Anladığım kadarıyla bir de Eski Eserler Bakanı olarak mezarlardan kıymetli eserler kaçırmak için yetkinizi kötüye kullanmışsınız!
Nigel Adaku: Ooo! Satılmış devlet yetkililerini içeriye tıkmaya bayılırım! Beni çok berhudar ediyor!
Nigel Adaku: Zara Salah, Afif Vahab'ı mumyalamaya teşebbüs ederek öldürmek ve kıymetli eserlerin kaçakçığını yapmak suçlarından mahkeme sizi 50 yıl hapisle cezalandırdı!
Zara Salah: Beni hapse atamazsınız! Ben bir Devlet Bakanıyım!

Jack Archer: Neyse ki Zara Salah'ı parmaklıklar ardına gönderik <İsim>. Afif gerçekte her kimdi ise, Salah'ın peşinde olduğu adam değildi...
Jack Archer: Ama Asal'ın aradığı SOMBRA ajanı olabilir!
Jack Archer: <İsim>, ya Afif, Şef Ripley'in katili Kılıç'sa?!
Jack Archer: Haklısın, daha fazla yanıta ihtiyacımız var ve onları burada oturup merak ederek alamayız! Hadi şu işin dibine inelim!

Çölün Öte Yanı 4

Tekrar merkezde...
Ingrid Bjorn: <İsim>, Afif'in katilini yakaladın, ama Afif'in kim olduğunu hala bilmiyoruz...
Ingrid Bjorn: Ya Asal haklıysa ve Afif gerçekten de SOMBRA adına çalışıyorduysa?! Ve SOMBRA ne?! Tek bildiğimiz şey Kılıç'ın SOMBRA'yla bağlantısı olduğu.
Ingrid Bjorn: <İsim>, bu konu hakkında Asal'ı sorgula derim. Bize SOMBRA hakkında bildiği her şeyi anlatmasını sağlamalısın!
Jack Archer: Başta pek yardımcı olmadı ama benim cazibem ve <İsim>'in kurnazlığı sayesinde onu konuşturabiliriz.
Jack Archer: Ayrıca Afif'in gerçek kimliği hakkında daha fazla bilgi toplamak için Nil'e geri dönelim mi diyorsun <İsim>? İyi fikir. Hadi gidelim!

Asal ile SOMBRA hakkında konuş.
Jack Archer: Evet Asal. Artık şüpheli olmadığına göre belki bizimle istihbarat paylaşabilirisin he? Ajan ajana?
Asal Havvaa: Onun yerine baş harfi "H" olan beş harfli bir kelime söylesem? Mesela "Hayır" gibi?
Jack Archer: Oldu. Bak, Şefimizi öldüren her kimse SOMBRA adına faaliyet gösteriyor. Neden senin taraftan biri ölmeden işbirliği yapıp Kılıç'ı parmaklıklar ardına tıkmıyoruz?
Asal Havvaa: Sana güvenmiyorum Bay Archer. Ama <Rütbe> <İsim>'in geçmişini araştırdım ve istihbarat paylaşabileceğimi düşünüyorum... Tabii güven testini geçmeniz durumunda.
Jack Archer: "Güven testi" mi? Sırada ne var, birbirimize serçe parmak sözü verme mi? Bizler iyilerin yanındayız Asal!
Asal Havvaa: O lafı çok işittim merak etme... Göreviniz, tabi kabul ederseniz, mezara gidip son konuşmamızdan sonra orada bıraktığım bir ekipman parçasını alıp getirmek.
Asal Havvaa: Ama dikkat et <Rütbe> <İsim>. Ekipmanı kurcaladığın anda SOMBRA hakkında bilgiyi de unut!
Jack Archer: Pekal <İsim>, o zaman bu güven testini pekiyiyle geçmek için mezara dönmemiz gerekecek!

İncele: Mezar.
Jack Archer: Kırık bir plastik yığını mı? Bunun eski bir Mısır mezarında işi olmadığı apaçık ortada... Sence Asal'ın casus malzemesi bu mu?
Jack Archer: Yapboz gücünü etkinleştirme zamanı <İsim>! Hadi şu parçaları birleştirelim!

İncele: Bozuk Cihaz.
Jack Archer: İlginç... Gece görüş dürbünü demek! Asal kurcalamamız gerektini söylemişti ama bu dürbünün ona ait olduğundan emin olmamız gerekmez mi?
Jack Archer: Haklısın. Bu dürbünü Elliot'a götürürsek bize bunun Asal'a ait olup olmadığını söyleyebilir. Ayrıca onun o "Götik" gülüşünü de bir kez daha görebiliriz!

Analiz et: Gece Görüş Dürbünü.
Elliot Clayton: Ben de tam bana casus malzemeleri getirmeyi bıraktın düşünmeye başlamıştım <İsim>! Bu gece dürbünü sağlam iş görür...
Jack Archer: Ondan yana şüphemiz yok, biz asıl bunun Asal Havvaa'ya ait olup olmadığını merak ediyoruz.
Elliot Clayton: İyi, kırın hevesimi. İsrail ordusunun kullandığı standart gece görüş dürbünü. Tabii casusluk için özel olarak değiştirilmiş...
Jack Archer: O zaman bunu evet olarak kabul ediyorum! Sanırım artık Asal'a casus malzemesini bulduğumuzu söyleyebiliriz ve karşılığında istihbarat alabiliriz!

Asal'a istihbaratını sor.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> dürbününü buldu Bayan Havvaa. Gayet sapasağlam. Şimdi şu istihbaratı alalım.
Asal Havvaa: SOMBRA için neden benden bilgi istiyorsunuz ki? Sonuçta Avrupa şubesini çökerten sizlersiniz!
Jack Archer: ...Anlamadım. Avrupa'da yaptığımız tek şey o çılgın Promethianlar'ı ortadan kaldırmaktı! SOMBRA ile bağlantıları mı vardı yani?!
Asal Havvaa: Evet. Her şey SOMBRA'nın küresel bir suç çetesi olduğuna işaret ediyor. Dünyanın dört bir yanına değişik hücreler halinde dağılmış durumdalar.
Asal Havvaa: SOMBRA'nın yaptığı, mevcut grupları kendi bünyesinde birleştirerek kendini güçlendirmek ve her kıtada yeni üslere sahip olmak.
Jack Archer: Hımm... Demek bu yüzden Kılıç Sahra'daki isyancı gruplarla konuşup onları tek çatı altında örgütlemeye çalışıyor! Yeni bir SOMBRA hücresi oluşturmak için!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> Promethianlar'ı çökertti! SOMBRA daha büyük ama onu da çökertiriz!
Asal Havvaa: Kendine olan güvenin etkileyici Bay Archer. <Rütbe> <İsim>'in Büro'nun en iyi ajanı olduğuna dair şüphem de yok ama...
Jack Archer: Aması maması yok! SOMBRA Şefimizi öldürdü! Sırf bu bile...
Asal Havvaa: Bakın, SOMBRA, zehirli dart oklu bir ajandan çok daha fazlasıdır. Bütün çeteyi çökertmek için yardıma ihtiyacınız olacak...
Jack Archer: Umarım güven testi bitmiştir Ajan Havvaa. O zaman hem sana, hem de <Rütbe> <İsim>'e tabii ki de bir yemek ısmarlayayım! Hamburger'e ne dersin?

İncele: Nil Nehri.
Jack Archer: Neden elinde bir kahve kutusu var <İsim>? Ara vermenin sırası değil! Nil'e ipucu bulmak için geldik!
Jack Archer: O kahve kutusunun içini mi aramak istiyorsun? İçgüdülerine güveniyorum <İsim>! Hadi o zaman!

İncele: Kahve Kutusu.
Jack Archer: Kahve kutusundaki hengamenin arasında bulduğun kağıdın üstünde "Hedef "yazıyor! Altında ne yazığını öğrenmek için pudra takımına ihtiyacımız olacak!

İncele: Suikast Hedefi.
Jack Archer: Afif'in eşyaları arasında bulduğun o kağıtta Jean Connerie'mi var? Çakma bıyıksız çok değişik görünüyor!
Jack Archer: Hımm... Jean'ın resminin üstündeki "Hedef" yazısı... Bir saniye, "hedef" burada suikast hedefi anlamında mı?
Jack Archer: Sence Afif, Jean'ı öldürmeyi mi planlıyordu?!
Jack Archer: Demek Afif göründüğü gibi manav değilmiş! Haklısın, Jean'la bunun hakkında konuşmamız gerek!

Jean ile suikast hedefi olması hakkında konuş.
Jack Archer: Bay Connerie, bir suikast hedefi olduğunuzdan haberiniz var mıydı? Afif Vahab'ın sizi öldürmek istediğine dair elimizde kanıt var!
Jean Connerie: Afif Vahab? Manav olan Afif Vahab mı?!
Jean Connerie: Bien sûr, ben bir casusum... Beni öldürmek isteyen bir sürü insan var. İşimin getirdiği tehlike bu.
Jean Connerie: Şimdi bahsettiniz de... Afif ile nargile içtiğimiz gece ısrarla bana çay ısmarlamak istemişti...
Jean Connerie: Sahneye çıkmadan önce bir yudum almıştım ama sonra bütün gecemi tuvalette geçirdim...
Jack Archer: Sen de benim düşündüğüm şeyi mi düşünüyorsun <İsim>? Afif Cevat'a lokum verdikten sonra onun da başına da aynı şey gelmişti!
Jack Archer: Demek bu yüzden yapmış! Jean'ın çayındaki zehrin dozunu ayarlamaya çalışıyormuş!
Jack Archer: İnsanları mühsille zehirleyen kiralık katili de ilk kez duyuyorum!
Jean Connerie: O zaman hayatta olduğum için şanslıyım <Rütbe> <İsim>! Büro'nun arkamı kolladığını bilmek çok güzel! Size minnettarlığımın bir simgesi olarak bir hediye vermek istiyorum! Güle güle kullanın!
(Jean Connerie ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, Afif Vahab'ın soğukkanlı bir katil olduğuna inanamıyorum!
Jack Archer: Ama haklısın. Afif'in yöntemi, Şef Ripley'in öldürülme yöntemi ile eşleşmiyor. O katil zehirli dart oku kullanmıştı, mühsil değil!
Jack Archer: O zaman Şef Ripley'i Afif Vahab öldürmemiş. En azından bir soru cevaplanmış oldu. İyi iş çıkardın <İsim>!

Tekrar merkezde...
Ingrid Bjorn: Elinde neler var <İsim>? Asal Havvaa neler anlattı?
Jack Archer: Mossad'a göre SOMBRA, küresel bir suç çetesiymiş. Promethianlar onun bir parçasıymış ama zincirin sadece bir halkasıymış.
Ingrid Bjorn: Peki ya Afif Vahab? O da SOMBRA ajanı mıymış? Şef'i o mu öldürmüş?
Jack Archer: Afif Vahab, geçekten de bir kiralık katilmiş ve Jean Connerie'yi hedef almış! Ama cinayet silahı olarak zehirli dart oku kullanmıyormuş...
Ingrid Bjorn: Yani yine elimizde cevaptan fazla soru var...
Jonah Karam: Müsaade var mı...
Jack Archer: Jonah?! Bu sıfatla güvenliği nasıl atlatabildin?!
Jonah Karam: Ben de seni gördüğüme sevindim Jack. Yardım etmek için buradayım. SOMBRA hakkında nasıl bilgi alınabileceğini biliyorum!

Jonah Karam'a SOMBRA hakkında bilgi alma planını sor.
Jack Archer: Yani paralı asker çılgınlığı mı söz konusu Jonah? SOMBRA hakkında daha fazla bilgiyi nasıl alacağımızı biliyor musun?
Jonah Karam: Ben sadece yardım etmeye çalışıyorum <Rütbe> <İsim>. Ben de bu adamları en az sizin kadar bulmak istiyorum!
Jack Archer: Neden? Sana borç mu taktılar?
Jonah Karam: Aman ne komik. Bakın, burada oturup SOMBRA'nın Büro'ya tekrar saldırmasını bekleyemezsiniz! Kılıç'a tuzak kurmak zorundasınız!
Jonah Karam: <Rütbe> <İsim>, eğer Kılıç'ın buradaki misyonu SOMBRA adına isyancı grupları toplamaksa onu isyancılardan olduğuna inandırmalısın!
Jack Archer: Yani kimlik değiştirip isyancı gibi mi davranacağız?
Jonah Karam: Kılıç, isyancılara silah desteği veriyor, yani bir silah tüccarıyla çalışıyor. Silah tüccarının kim olduğunu bulun ve onunla bir görüşme ayarlayın!
Jonah Karam: Ona silah satın almak istediğinizi söyleyin. Silah tüccarı Kılıç'a yeni bir isyancı grubun oluştuğunu söyleyecek ve bu sayede Kılıç sizinle temasa geçecek!
Jack Archer: ...Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor <Rütbe> <İsim>, ama bu oldukça iyi bir fikre benziyor. Ve Kılıç'ı tuzağa düşürme düşüncesi de çok hoşuma gitti!
Jack Archer: Pekala Kaslı Adam, SOMBRA'nın silah satıcısının kim olduğunu nasıl öğreneceğiz?
Jonah Karam: Ben olsam aramaya nargile evinden başlardım. Orası karanlık işlerin yapıldığı bir yer ve herifin izini bulmak için en iyi fırsat.
Jack Archer: Pekala! O zaman nargile evine dönme vakti <Rütbe> <İsim>!

İncele: Nargile Salonu.
Jack Archer: Hay şansımıza! Nargile evi yine boş... Ama gördüğüme göre metal bir evrak çantası bulmuşsun <İsim>!
Jack Archer: İşe yarar gibi görünüyor ama içine bakmak için önce kilidini açmak gerekecek!

İncele: Metal Evrak Çantası.
Jack Archer: Harika, evrak çantasını açtın! Haklısın, içini arayacak vaktimiz yok. Hadi bunu Elliot'a gönderelim!

Analiz et: Açık Evrak Çantası.
Elliot Clayton: Evrak çantasını incelemek casus malzemeleri kadar eğlenceli değildi <İsim>, ama bulduğum şey hoşuna gidebilir.
Elliot Clayton: Çantanın içinde gizli bir bölme vardı. Kılıç'ın kartı ile bilanço kağıdı gibi isyancı grupların listesinin bulunduğu bir siyah defter buldum.
Jack Archer: Yani bu çantanın sahibi her kimse Kılıçla, dolaylı yoldan da SOMBRA'yla bağlantısı var. Sence bilanço kağıdı, bir şeylerin satışıyla mı ilgili?
Elliot Clayton: Siyah defterin üstündeki parmak izlerinin Seamus Cummings adlı uluslararası silah tüccarına ait olduğunu düşünürsek, kesinlikle!
Jack Archer: Seamus Cummings mi? Adını daha önce duymuştum <İsim>! Kendisi bilinen en acımasız silah tüccarlarının başında gelir!
Jack Archer: Demek SOMBRA'yla bağlantısı var ve isyancılara silah satıyor...
Elliot Clayton: Ayrıca bir adette Dubai'ye uçak bileti buldum. Yani Bay Cummings'i orada bulacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim!
Jack Archer: Harika! Kendisi tam da aradığımız adam. Peki onunla nasıl temas kuracağız?
Elliot Clayton: Şimdiden bir adım önünüzdeyim... Onu geçici numaradan arayıp <İsim>'in adını kullanarak onunla görüşme ayarlayacağım.
Jack Archer: Öyle mi? Peki onu isyancı grup lideri olduğuna nasıl inandıracaksın küçük adam?
Jack Archer: İyi fikir <İsim>! Jonah buraların tekinsiz ortamlarını bilir. Bizi nasıl isyancı gibi davranacağımız konusunda bilgilendirir...
Jack Archer: Jonah'a yüzde yüz güvendiğimi söyleyemem, ama Kılıç'ı yakalamak istiyorsak harekete geçmeliyiz!

Kılıç'ı yakalamak amacıyla tuzak kurmak için Jonah'dan yardım iste.
Jack Archer: Jonah, planını uygulamaya karar verdik. Kılıç'a tuzak kurmak istiyoruz ve yardımına ihtiyaç duyabiliriz.
Jack Archer: <İsim>, SOMBRA'nın silah tüccarını buldu. Adı Seamus Cummings.
Jack Archer: Onunla Dubai'de buluşup kendimizi isyancı gibi göstereceğiz, böylece o da Kılıç'ı varlığımızdan haberdar edecek.
Jonah Karam: Ama gerçekte kim olduğunuzu fark etmesini istemezsiniz, değil mi?
Jack Archer: Aynen öyle. Elliot bir görüşme ayarlayacak ama sen de tam bir kötü adam olduğun için bize işin daha inandırıcı olması konusunda yardım edebilirsin.
Jonah Karam: Bana bırakın. Evrak çantasını nargile barına geri bıraktıktan sonra küçük hekır arkadaşınıza görüşme ayarlamada yardım edeceğim. Seamus Cummings'i ayakta uyutacağız, inanın bana. Hatta daha büyük bir yardımım bile dokunabilir!
Jonah Karam: <Rütbe> <İsim>, Dubai havaalanında 103CF numaralı kasada bir çanta var. İçinde bu sızma operasyonuna yetecek kadar para var.

Daha sonra, merkezde...
Elliot Clayton: <İsim>, oldu bu iş! Seamus Cummings'le görüştüm ve ona yeni bir isyancı grubu kurduğumu söyleyip üç düzine tüfek siparişi verdim... Bana kendisiyle üç saat içinde Dubai'de buluşmamı söyledi!
Jack Archer: Tezgahını çakozlamadığından emin misin peki?
Elliot Clayton: Eminim. Jonah görüşmeyi takip etti.
Jack Archer: Pekala <İsim>. Sanırsam gitme vakti geldi...
Ingrid Bjorn: <İsim>, bunu yapmak istediğinden emin misin? Cummings ile buluştuğunda kim olduğunu anlarsa hayatın tehlikede demektir...
Jack Archer: Seamus Cummings ile buluşmamız Kılıç'a ulaşabilmenin tek yolu Ingrid. Bunu denemek zorundayız!
Ingrid Bjorn: O zaman yola koyulsanız iyi olur! Dubai uçağı 20 dakika sonra kalkıyor <İsim>! Silahını yanına almayı unutma!

Also on Fandom

Random Wiki