FANDOM


Vaka Diyaloglar
Rahatsızedicihaklar.png

Frank Knight: Selam <İsim>, son vakanı duydum... Söylentiler doğru mu? Katil cidden bir robot muydu?!
Frank: Buna inanamıyorum! Gelişim Vadisinde düşünebilen robotlar var ve insanları öldürebilirler! Bu delilik! Artık kahve makinemden bile tırsmaya başladım!
Hannah Choi: Makineler ve robotlar birbirinden farklıdır, Frank! Hatta birileri hisli robotlara haklar verilmesinden bahsediyor, tıpkı insanlara verildiği gibi!
Hannah: Gelişim Vadisinin şu anki belediye başkanı Annette Arbor, kampanyasını tamamen robot hakları üzerine kurmuş!
Hannah: Kendisi yeniden seçildi ve en gelişmiş robotların toplumun bir üyesi sayılacağını öngören bir yasa tasarlıyor!
Frank: Başkan makinelere haklar mı vermek istiyor?! Harika. Yakında işimizi de elimizden alır bunlar!
Andrea Marquez: Bu zaten yaşanıyor Frank. Bir sürü insan, insan işçilerin işlerini ellerinden aldıkları için robotları suçluyor.
Andrea: Bu öne sürülen Robot Yasasından ötürü ortam feci karışık. Bu yüzden senden Android mezarlığında devriye atmanı istiyorum <İsim>. Orası insanların kaos planlayabilecekleri en mükemmel yer!
Frank: Bir saniye... robotların mezarlığı mı var? Ne yapıyorlar orada, robotlara cenaze düzenleyip robot duası falan mı okutuyorlar?!
Andrea: ...<İsim>, mezarlığa giderken Frank'i de yanında götür. Hazır elin de değmişken, onun yerine uygun bir robot buluver!

1. Bölüm

İncele: Hurdalık.
Frank Knight: Nasıl... <İsim>, Allah'ını seversen bunun düşündüğüm şey olduğunu söyleme! Bu, eskimiş araba misali ezilmiş bir ceset olamaz, değil mi?
Frank: Ah, evet öyleymiş... Şimdi kusacağım.
Frank: <İsim>, peki şu kuşak ta neyin nesi? Bu şeyin ne olduğunu kestiremiyorum bile, her şey birbirine girmiş resmen!
Frank: Bir saniye, haklısın! Bu kuşak... Bu, başkanlık kuşağı! Yani demek oluyor ki bu... Bu Gelişim Vadisi Belediye Başkanı Annette Arbor!
Frank: <İsim>, tehlikeli sularda yüzüyoruz! Eski bir av misali kutuya çevrilmiş bir siyasetçi mi? Birileri mesaj göndermeye çalışıyor!
Frank: Ve onu mükemmel bir küpe dönüştürmek için mezarlığın araba ezicisini kullanmış olmalılar! Cinayet silahımız o!
Frank: Sonra da şu vinci kullanarak cesedi çıkarmışlar... Ki vinç kontrol panelini de o yüzden aldın zaten!
Frank: Yalnız şu kağıt parçalarını toplamak istemenden biraz şüphe duyuyorum, ama burada zeki olan ben değil sensin. Hadi bunları birleştirelim!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Roxie Sparks: Cidden <İsim>, çok düz birisin! Belediye Başkanını her kim öldürdüyse belli ki kalıpların dışında düşünmüş!
Frank: Roxie, düzlere, kalıplara, küplere gönderme yapmadan otopsiye devam edebilir misin?
Roxie: Denerim... Her neyse, kurbanın ağzında ilginç bir şey buldum... Bir bozuk para!
Roxie: Bundan ne çıkaracağımı bilemedim ama harika çocuğumuzun konu üzerine bir fikri olabileceğini düşündüm...
Frank: Ah hayır, gözünü yiyeyim Russell'ı çağırdığını söyleme sak...
Russell Crane: Merhaba <İsim>! Hemen sadede geleceğim: Bu bozuk para katil tarafından kurbanın ağzına bilerek bırakılmış!
Frank: Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun, bay çokbilmiş?
Russell: Çünkü o bozuk para sıradan bir para değil. İki yüzü de aynı!
Frank: Hah, yazı tura atarken kullanışlı olurdu, doğrusu. Hep kazanırdın!
Russell: Bende onu söylemek istiyorum. Katil bozuk parayı kurbanın ağzına mesaj vermek için bırakmış: "Kumar oynadın ve kaybettin".
Frank: Demek katilimiz bir kumarbazmış? Eh, insanların hayatlarıyla kumar oynamaması gerektiğini bilmeliydi: Bu oyun ancak <İsim> tarafından hapse gönderilmekle sonuçlanır çünkü!

İncele: Paramparça Poster.
Frank: İyi yakaladın <İsim>. Mezarlıkta bulduğun şu kağıt, bir tür siyasi kampanya posteriymiş!
Frank: Posterde diyor ki: "Artık değişimin vakti geldi. Başkanlık için oylarınızı Boehner'e verin"...
Frank: Hannah kurbanımızın daha yeni Belediye Başkanı seçildiğini söylememiş miydi? Bu poster seçim döneminden kalma olmalı!
Frank: Bu da demek oluyor ki kurbanımızın rakibini bulduk, yani seçimleri kurbana karşı kaybeden adamı! İyi iş çıkardın <İsim>, hadi şu Bay Boehner'le konuşalım!

Howard Boehner'a kurbanla siyasi bağlantısını sor.
Howard Boehner: Seninle tanışmak harika <Rütbe>! Lütfen bana Howard de, ben diğer siyasetçiler gibi değilim. Ben halk çocuğuyum.
Frank: Sizi buraya Annette Arbor hakkında çağırdık, hani sizi Başkanlık yarışında mağlup eden kadın. Kendisi öldürüldü de.
Howard: Annette öldü mü? Lanet olsun! Yani, düşmanı çoktu tamam da, birisinin gerçekten de onu öldürmüş olmasına inanamıyorum!
Frank: Yani sizden başka düşmanları da mı vardı?
Howard: Biz düşman değildik ki, sadece siyasi rakiptik. Aslında ben Annette'i seviyordum, her ne kadar fikirleri tamamen yanlış olsa da.
Howard: Çıkarttığı Robot Anlaşması söylentileri ile bir çok insanı kızdırdı. Çok çalışanların çoğu onun, kendi sorunları ile ilgilenmediğini düşünüyordu... Belki buna baksanız iyi olur <Rütbe> <İsim>.
(Howard ile konuştuktan sonra)
Frank: Şu Boehner denen herife zerre güvenmiyorum, ama bir yerde haklı. Kurbanımız, şu robot dedikleri tenekelerle dostluk kurarak kendisine epey bir düşman edinmiş olabilir.
Frank: Hadi gidip Belediye Binasını yoklayalım! Annette'in ofisinde şu düşmanlarının kim olduklarına dair bilgi sahibi olabiliriz.

İncele: Belediye Başkanının Ofisi.
Frank: Şu mekana bak <İsim>! Vergilerimiz buraya gidiyor anlaşılan. Başkanın lüks ötesi ıvır zıvırlarına!
Frank: Pardon, odaklanıyorum... Çok iyi, daha fazla yırtık kağıt. Şu şeylerden haz mı alıyorsun nedir. Birleştirme işini sana bırakıyorum...
Frank: Yalnız bana madalya vermen çok hoşuma gitti! Üzerinde ne yazıyor? "Şehrin en iyi polis: Frank Knight" mı?
Frank: Haha, maytap geçiyorum yahu. Tamam, hadi şu madalyanın üzerinde ne yazıyorsa kurtaralım!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Frank: Demek Belediye Başkanının ofisinde bulduğun şu kağıt, aslında Başkan'ın bir fotoğrafıymış. Burada daha genç gözüküyor.
Frank: Yalnız kucağındaki şu sinirli kız da kim? Kurbanımız neden böyle bir fotoğrafı tutmak ister ki?
Frank: Sence bu kız önemli olabilir mi? Pekala, kim olduğunu öğrenmek için neden veri tabanına bakmıyoruz? Şu anda büyümüş olmalı.

İncele: Bilinmeyen Kız.
Frank: Bu oldukça hızlıydı! Demek fotoğraftaki kız, Colbie Arbor diye birisiymiş...
Frank: ...Haklısın, kurbanımızla aynı soyadına sahip! Colbie onun kızı olmalı!
Frank: Katılıyorum <İsim>, iyisi mi küçük hanım Arbor'la konuşalım!

Colbie Arbor'la annesinin ölümünü konuş.
Colbie Arbor: Annemin ölmüş olduğuna inanamıyorum... Ona onu ne kadar s-sevdiğimi ve ona s-saygı duyduğumu söyleyemedim!
Frank: Colbie, cidden kaybın için çok üzgünüz... Ama sana bir kaç soru sormamız gerekiyor.
Colbie: Elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım. Pek anlaşamazdık, ama yine de benim annemdi o!
Frank: O zaman <Rütbe> <İsim>'in bulduğu bu fotoğraf epey isabetli, öyle mi? Geçinemiyor muydunuz?
Colbie: Evet, geçinemiyorduk. Kariyeri her zaman kızından önce gelmiştir. Ve robotlar geliştikçe, onlardan etkilenmeye başladı; sanki artık ben yokmuşum gibi davranıyordu!
Colbie: Ama artık büyüdüm, bu yüzden kararlarını anlayabiliyorum. Siyasette öne çıkmak kolay iş değil!
Colbie: Keşke onu a-affettiğimi söyleyecek zamanım olsaydı!

İncele: Silinmiş Madalya.
Frank: Başkanın ofisinde bulduğun madalyayı temizleyerek harika iş çıkardın <İsim>!
Frank: Madalyada diyor ki: "Annette Arbor Mükemmellik Ödülü", ve Sunny diye birisine verilmiş.
Frank: Sence bu Sunny, sorgulamaya değer mi? Tamam, hadi bunu Hannah'ya gönderelim de bize şu Sunny'nin kim olduğunu bulsun.

Analiz et: Ödül Madalyası.
Hannah Choi: Belediye Başkanının ofisinde bulduğun şu madalya tam bir sürpriz saklıyormuş <İsim>!
Hannah: Anlaşılan o ki Annette Arbor bu ödülü bir... robota vermiş! Tahminime göre robotlara eşit haklar vermek kampanyasının bir parçasıydı!
Frank: Bir metal parçasına ödül vermek... Saçmalık! Buradan bir şey çıkmaz <İsim>.
Hannah: Hiçte değil! Sunny konuşabilir, aynı Per-Sephone gibi. Hem o android mezarlığında çalışıyor! Araba eziciyi çalıştırma görevi verilmiş!
Frank: Bize bir salça konservesinin gerçekten karar verebileceğini mi söylüyorsun? Yani ona şüpheli muamelesi mi yapmalıyız?!
Frank: Harika. <İsim>, konuşmayı sen yaparsın. Ben hayatta gidip bir... nesneyi sorgulamam!

Sunny'ye kurbanın ona verdiği madalyayı sor.
Sunny: Sunny'nin KONUŞMAYA vakti yok. Sunny'nin yapacak İŞLERİ var!
Frank: Vay be, kim tost makinelerinin bu kadar asabi olacağını düşünürdü ki? Sana sadece Belediye Başkanı hakkında bir kaç soru sormak istiyoruz!
Sunny: Sunny Başkanı SEVİYOR. O bir KAHRAMAN. O diyor ki: "Robotlar da bireydir"!
Frank: Pekala... O öldü.
Sunny: HAYIR. Bu olamaz! Başkan bir DOSTTU. O Sunny'ye ÇALIŞMASINDAN ötürü "teşekkür" olarak MADALYA verdi!
Sunny: O, insanlar ve robotlar için daha iyi bir DÜNYA inşa ediyordu. Ve şimdi ÖLDÜ mü? Sunny sırada ne olduğunu merak ediyor. ŞİDDET, belki...
Frank: Bu bir tehdit mi?! Siz tost makineleri sakın bu cinayetten ötürü intikam planlamaya falan kalkmayın!
Sunny: Robotlar barışçıldır. Sunny BARIŞÇIL. Asıl KORKMANIZ gereken İNSANLAR.

İncele: Kilitli Kontrol Paneli.
Frank: Android mezarlığındaki kontrol panelinin şifresini kırarak harika iş çıkardın!
Frank: Katilin Arbor'ı eziciden çıkarmak için kullandığı vinci bununla kontrol ettiğini biliyoruz. Hadi daha fazlasını öğrenmek için bunu Hannah'ya yollayalım!

Analiz et: Kontrol Paneli.
Hannah: Mezarlıkta bulduğuna benzer kontrol panellerini daha önce gördüm <İsim>. Çocukken hurdalığa zorla girip bir kaç araba ezmiştim... Güzel günlerdi.
Frank: Tuhaf anılarını paylaştığın için teşekkürler Hannah. Peki bize <İsim> tarafından yürütülen soruşturmayla ilgili bir şeyler söyleyebilir misin?
Hannah: Pekala, hiç parmak izi yoktu ama size bir şey söyleyebilirim: Bu kontrol paneli profesyoneller için yapılmış! Öyle herkes gelip de vinci hareket ettiremez!
Frank: Yani diyorsun ki... Valla ne demek istediğini hiç anlamadım.
Hannah: Demek istiyorum ki katilin ileri seviyede mekanik bilgisi olmalı! Bu kontrol panelini ancak böyle biri kullanmış olabilir!

Daha sonra ofiste...
Frank: Bu hiç hoşuma gitmiyor <İsim>. Belediye Başkanı bildiğin küpe dönüştürülmüş... Bu hiç iyiye işaret değil!
Frank: Kesin bu robot hakları ile bir bağlantısı var! Robotlara haklar tanımak, ne kadar kaçık bir fikir!
Frank: Hazır robotlardan bahsetmişken, halen beni bir tanesiyle konuşturmuş olduğuna inanamıyorum <İsim>! Kendimi koca bir mal gibi hissettim resmen!
Frank: Kurbanımızın kızına gelince... Kızcağız için üzüldüm ne yalan söyleyeyim. Her ne kadar anlaşamamış olsalar da, yine de mahvolmuş görünüyordu.
Andrea Marquez: <İsim>, acil durum! Gelişim Vadisinde isyan çıktı! İnsanlar robotlara karşı ayaklanıyorlar!

2. Bölüm

Andrea Marquez: <İsim>, acil durum! Gelişim Vadisinde isyan çıktı! İnsanlar robotlara karşı ayaklanıyorlar!
Frank Knight: Nasıl, yani insanlar bildiğin robotlarla mı çatışıyor?! Metal parçalarının bu kadar olay çıkartacağını kim bilebilirdi!
Andrea: Bunu yapanlar, kısaca "ARL" olarak ta bilinen Anti-Robot Ligi adlı bir örgütün mensupları. Kendileri Robot Anlaşması'nda kurbanınıza karşı kampanya düzenliyorlarmış.
Andrea: Yalnız daha önce bu kadar şiddete başvurmamışlardı hiç... Korkarım ki Belediye Başkanının ölümü ateşi daha da körüklüyor!
Andrea: <İsim>, Anti-Robot Liginin genel merkezine git. Bu ani ayaklanmalarının senin soruşturman ile alakalı olduğundan adım gibi eminim!

İncele: ARL Genel Merkezi.
(İncelemeden önce)
Protestocular: Robotlar işlerimizi çalıyor! Robotlara hayır deyin!
Frank: N'oluyo lan...
Protestocular: Robot Anlaşmasına HAYIR!
Frank: KESİN ULAN GÜRÜLTÜYÜ!!!
Protestocular: .......
Frank: Güzel. Şimdi pılınızı pırtınızı toplayın ve evinize gidin! Bugün başka protesto istemiyorum, anlaşıldı mı?!
Frank: Genel merkeziniz artık bir suç mahalli! Şimdi basın gidin, <Rütbe> <İsim> etrafı arayacak!
(İnceledikten sonra)
Frank: Burası tam bir cehennem! Şu herifler isyan çıkaracaklarına kadar etrafı toplasalar ya!
Frank: Her neyse, Annette Arbor'ın cinayeti ile alakalı bir şeyler bulabildin mi <İsim>?
Frank: Bir adet gazete makalesi mi? Protestocuların okumayı sevdiklerini kim bilebilirdi ki... Tahmin ediyorum ki bunu temizleyip neyin hakkında olduğunu bulabilirsin?
Frank: O da ne? Eğer burayı ateşe vermek için çıra topluyorsan, seninleyim!
Frank: Ah evet, cinayet ile bağlantılı olduğunu düşünüyorsun. Tamam, o zaman onu birleştirmen gerekecek!
Frank: Şu kutu da bir sürü protesto malzemesiyle dolu! Hadi içini arayalım.

İncele: Silinmiş Makale.
Frank: Turnayı gözünden vurdun <İsim>! İşçi Birliği ofisinde bulduğun gazete makalesi kurbanımız hakkındaymış!
Frank: Bak burada kim var, Howard Boehner! Başlıkta "Boehner Belediye Başkanını ezmekle tehdit ediyor" yazıyor!
Frank: Anlaşılan Boehner aralarındaki rekabeti hafif göstermiş! Hadi onunla bir kez daha konuşalım <İsim>!

Boehner'a kurbana gösterdiği düşmanlığı sor.
Frank: Evet, Bay Boehner, <Rütbe> <İsim> şu makaleyi buldu... "Ezmek" kelimesini kullanmanız çok hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim. Son yaşananlara da tam anlamıyla uyuyor hani...
Howard Boehner: Belediye Başkanını benim öldürdüğümü mü ima ediyorsunuz?! Bu delilik!
Howard: Elbette seçimleri kazandığı için tepem atmıştı! Size dedim ya, ben halk çocuğuyum! İçime oturmamış gibi davranmaya niyetim yoktu!
Howard: Annette gibi insanlar... Onlar için her şey çok basit. Zaten parayla doğmuşsanız, Belediye Başkanı olmak nedir ki!
Howard: Ama ben bulunduğum yere gelebilmek için MÜCADELE ettim! Hatta sırf ilk seçim kampanyamı finanse edebilmek için tamircilik bile yaptım!
Howard: Annette kazanacağımı biliyordu. O yüzden basına kumarbazlık sorunlarımı anlattı! Kazandıysa da bu yüzden kazandı, o geri zekalı robot hakları yasası yüzünden değil!
Frank: Ve şimdi o öldü, o yüzden onun yerine seçilebilirsiniz... Ne kadar da elverişli, Bay Boehner.

İncele: Kırık Tabela.
Frank: İyi işti, ARL genel merkezinde bulduğun şu kırık nesne bir protesto döviziymiş. Diyor ki: "Arbor! İşlerimizi geri ver!"
Frank: Şu kafatası ile kurbanın çizimine bak! Bu dövizi hazırlayan her kimse ortaya yüreğini koymuş!
Frank: Sence Hannah bu dövizi hazırlayanın kim olduğunu bulabilir mi? Kulağa rekabetmiş gibi geliyor, eminim heyecandan ölecek!

Analiz et: Protesto Dövizi.
Hannah Choi: Bu protesto dövizi süpermiş <İsim>! Beni öğrencilik günlerime geri götürdü!
Frank: Bir defasında protestoya katılmıştım. Hükumet sağlık kanunu ihlali yüzünden Gold Stag damıtma tesisini kapatmaya çalışıyordu. Şey... Bir bara rastlayana kadar protesto epey iyi gidiyordu...
Hannah: Bir de siyasetle kimsenin ilgilenmediğini söylerler... Neyse, pankarta dönelim. Kimin kullanmış olabileceğini öğrenmek için Belediye Başkanı aleyhine yakın zamanlı protestoların fotoğraflarını taradım.
Hannah: Annette Arbor'ın robotları insanlarla eşit kılma planı pek tutmamış, o yüzden ÇOK fotoğraf vardı.
Hannah: Ama bir kaç protestoda birden bu pankartı taşıyan bir adam buldum. Adı Larry Newark.
Hannah: Larry ile ilgili bir şey daha bilmek ister misiniz? O işsiz bir teknisyen!
Frank: Öyle mi? <İsim>, hadi Arbor öldürüldüğünde şu Larry ne işler karıştırıyormuş öğrenelim!

Larry Newark'la Protesto dövizi hakkında konuş.
Frank: Merhaba Larry. <Rütbe> <İsim>, Belediye Başkanına karşı hazırlamış olduğun bu protesto dövizini buldu. Duydun mu bilmem ama, o öldürüldü...
Larry Newark: <Rütbe>, bana inanmalısın! Ben bir sineğe bile zarar veremem! O dövizi Başkana kızdığım için yaptım, ama onu ben öldürmedim!
Frank: Sakin ol, kimse seni suçlamıyor... şimdilik.
Larry: Kusura bakmayın... İşimi bir robota kaybettiğimden beridir işler daha da kötüye gitmeye başladı. Cinayetten ötürü tutuklanmak artık üzerine tüy diker!
Larry: Ve bu Robot Yasası kabul edilirse işler düzelmez, tam tersi daha da kötüye gider! Robotlar insanlardan daha ucuz, görüyorsunuz ya. Uykuya veya yemeğe ihtiyaç duymazlar, sadece arada bir pillerini yenilemeniz gerekir o kadar.
Larry: O yüzden Başkanı bize yardım etmeye ikna edebilmek için Anti Robot Ligine katıldım. Ama o oralı bile olmadı!
Larry: Affedersiniz, ama bir yerlerde bildiğiniz bir iş falan var mı <Rütbe <İsim>? Çok çalışırım... lütfen.
(Larry ile konuştuktan sonra)
Frank: <İsim>, ben bu adamın birisini öldürmeyi yüreğinin kaldıracağını sanmıyorum. Sanki işini kaybettikten sonra aklını da kaybetmiş gibi!
Frank: Ama bu, kurbanımızın şu konserve kutularıyla arkadaşlık kurarak çok fazla düşman edindiğini doğruluyor.
Frank: İyi fikir, hadi kurbanın ofisine geri dönüp bir şeyleri gözden kaçırıp kaçırmadığımıza bakalım!

İncele: Belediye Başkanının Ofisi.
Frank: Başkanın masasını arayarak iyi iş çıkardın. Yalnız ben daha az kahve bardağı ve daha fazla gizli dosya bulmayı falan bekliyordum!
Frank: Aslında bir adet dosya var. "Tehlikeli, izlenecek" diye işaretlenmiş! İyisi mi şu dosyanın geri kalanını kurtaralım!
Frank: Peki şu notta neyin nesi? Diyor ki: "Annette, eğer yardıma ihtiyacı olursa, araman yeterli"!
Frank: Şu logo. Meteor Systems'ın logosu değil mi? Hani CEO'su bir robot tarafından öldürülen şu büyük teknoloji şirketi?
Frank: Şu kartın üzerinde garip bir madde var... İyisi mi bir örnek alalım!

İncele: Güvenlik Dosyası.
Frank: Gözlerime inanamıyorum <İsim>! Başkanın ofisinde bulduğun güvenlik dosyası robot Sunny hakkındaymış!
Frank: Bu çılgınlık! Robotlar sırf yürüyüp konuşmakla kalmıyorlar, ayrıca tehlikeli de olabiliyorlar! Sana dedim, o şeyin niyeti iyi olamaz dedim! Çok fazla kolu var!
Frank: O elektrik süpürgesi Belediye Binasının kendisini tehlike unsuru olarak görmesini sağlayacak ne yapmış olabilir? Hadi Sunny'ye bunu soralım!

Sunny'nin neden güvenlik riski olarak görüldüğünü öğren.
Frank: Pekala, fazla yüceltilmiş çamaşır makinesi! Şu dosyayı açıklayacak mısın, yoksa seni KONUŞTURMAK için bir kaç mıknatıs ve alet çantası mı getireyim???
Sunny: Sunny iyi bir robottur. Sunny Başkandan MADALYA aldı!
Frank: Evet, sonra da aynı Başkan o madalyayı senden geri aldı ve senin tehlikeli olduğuna karar verdi! Onun aklını bu denli değiştirecek ne yaptın?
Sunny: Sunny Başkanı SEVİYORDU, ama Başkan KORKUYORDU! Robotlara yeterince HIZLI yardım etmiyordu! Sunny ona YARDIM etmek istedi!
Sunny: Sunny madalyayı almaya gittiğinde, Başkandan robotlara BÜTÜN HAKLARINI, HEMEN vermesini istedi! Ama Sunny Başkanı KORKUTTU!
Sunny: Seni nankör sonradan görme mikrodalga fırını! O, insanların sizi kabullenmeleri için elinden geleni yapıyordu! Daha ne istiyorsunuz?!
Sunny: Robotların tatili YOK. Asgari ÜCRETİ yok. SAĞLIK SİGORTASI yok!
Frank: Siz ROBOTSUNUZ! Hastalanmazsınız!
Sunny: Öyle değil! Bizim ÇOK FAZLA mekaniksel sorunumuz var. Bütün robotlar Sunny kadar iyi bir MEKANİK değiller, kendi kendilerini TAMİR edemezler!
Sunny: Ama bu DEĞİŞECEK. İster beğenin ister BEĞENMEYİN, robotlar burada KALACAK. Bizler de birer VATANDAŞ olacağız, <Rütbe> <İsim>!

İncele: Kartvizit.
Frank: Harika, Başkanın ofisinde bulduğun kartın üzerindeki maddeden örnek almayı başardın. Umarım Yann, bu sayede bu kartı kurbana kimin gönderdiğini bulabilir!

Analiz et: Madde.
Yann Toussaint: <İsim>, kurbanın ofisinde bulduğun şu karttan aldığın madde el kremiymiş!
Frank: Harika, şimdi kapı kapı dolaşıp süslü hanımlara el kremlerinin markasını mı soralım?
Yann: Aslında ben kremde bulduğum deri hücrelerini DNA için analiz etmenin daha etkili olacağını düşünmüştüm.
Yann: DNA, Meteor Systems'ın başkan yardımcısı olan Karen Knight'la eşleşiyor!
Frank: Hayır, olamaz...
Yann: Frank, düşünüyordum da... Senin soyadın da Knight... Bu Karen senin akraban falan mı?
Frank: Gibi... Kendisi benim eski karım olur da.
Yann: Ne?! Senin eski karın dünyanın en büyük teknoloji şirketinin Başkan Yardımcısı mı?! Ama sen daha cep telefonu bile kullanamıyorsun! Sanırım zıt kutuplar birbirini çekiyor gerçekten...
Frank: "Zıt kutuplar" demek yetmez. İşler pek iyi gitmedi, zaten o yüzden "eski" karım oldu.
Frank: <İsim>, bunu yapmak zorunda mıyız... Yani tamam, biliyorum, tüm ipuçlarının peşinden gitmeliyiz. Hadi gidip Karen'la konuşalım ve kurbana gönderdiği şu kartı soralım...

Karen Knight ile kurbanla ilişkisini konuş.
Karen Knight: Francis, görüşmeyeli ne kadar uzun zaman olmuş! En son ne zaman buluştuğumuzu hatırlıyor musun?
Frank: Karen, lütfen, kişisel meselelerimizi <Rütbe> <İsim>'in yanında konuşmasak...
Karen: Seni en son gördüğümde, bana seni geri almam için yalvarıyordun. Hatırladım, seni geri alıp almamaya karar vermek için yazı tura atmıştım ve sen kaybetmiştin.
Frank: Burada resmi bir iş için bulunuyorum Karen. <Rütbe> <İsim> Belediye Başkanının cinayetini araştırıyor. Onu tanıyor muydun?
Karen: Evet, ikimiz iyi arkadaştık. Boşandığımızdan beridir bir dünya yol kat ettim, Francis. Annette ve ben, robot haklarının kabulü için iş birliği yapıyorduk.
Karen: Bu şehri Robot Vadisine dönüştürecektik! Annette ünlü olacaktı, ben ise zengin. Tencere kapak misali.
Frank: Her şeyi planlamışsın... Yapamayacağın bir şey yok mu peki hiç?
Karen: Var. Mesela seni içmekten vazgeçiremem, değil mi?
Frank: Sanırsam buradan alacağımızı aldık <Rütbe> <İsim>. Önemli bir şey hatırlarsan eğer Karen, beni aramayı unutma.
Karen: Ben artık koca kız oldum: Vergilerimi kendim ödüyorum, kendi arabamı kendim onarıyorum ve kendi kararlarımı kendim veriyorum. Yani, hayır Francis, seni aramayacağım.
(Karen ile konuştuktan sonra)
Frank: <İsim>, Karen'ın burada söylediklerinden merkezdekilere bahsetmeyeceğine dair söz verebilir misin? Bu biraz... utanç verici de.
Frank: Bilirsin ya, birbirimize deliler gibi aşıktık. Birlikte çok eğlenirdik...
Frank: Haklısın. Eskiyi anmayı bırakıyorum. Yakalamamız gereken bir katil var!

İncele: Protesto Malzemeleri.
Frank: Nasıl... Şu robot kolunun neden her yeri kanla kaplı <İsim>?! Ayrıca Anti-Robot Liginin protesto malzemelerinin arasında ne işi var? Bir tür savaş ganimeti falan mı?!
Frank: Hayır, o şeyi ellemem! Hadi şu kolu laboratuvara yollayalım, bırakalım onlar ilgilensin!

Analiz et: Robot Kolu.
Yann: Demek bu kolu Anti-Robot Liginin merkezinde buldun, <İsim>? Bu tuhaf, çünkü her yanı kurbanın kanıyla kaplı!
Frank: O Annette'in kanı mı? Bu kolda ne işi var?!
Frank: Bunu belirlemek kolay. Kolda kandan fazlası var. Ayrıca kurbanın kafa derisinden kopmuş saçları vardı.
Frank: Yani katilin bu robot kolunu kurbanı bayıltmak için kullandığını mı söylüyorsun?
Yann: Şüphesiz öyle. Ve katil üzerinde kendinden de bir şey bırakmış. Kurbanın giydiği kıyafetlerle örtüşmeyen bazı lifler buldum.
Yann: Bu lifler saf pamuk ipliği ve iplik çok bilinen bir tür... Kumaş mendilden geliyor!
Frank: Katil mendil mi taşıyor? Ne kadar eski usul. Hapishanede moda olacağından eminim!

Daha sonra ofiste...
Frank: Of anasını satayım, acil bir şeyler içmem gerek! Annette Arbor'ın katilini bulmak için yürüttüğümüz bu soruşturma berbat bir noktaya geldi!
Frank: Başkanın yeni bir düşmanını bulduk. Şu eski teknisyen Larry, robotlara karşı insan işçileri korumadığı için kurbanı suçluyormuş.
Frank: Şu geri zekalı robot ise tam tersi. Başkanı korkutmuş çünkü robotlar için YETERİNCE hızlı çalışmadığını düşünüyormuş!
Frank: Bir de eski karım var tabii... Ama onu şüpheli listesinin dışında tutalım diyorum çünkü Arbor'ın öldürülme şekli onun için fazla kibarca!
Hannah: <İsim>, televizyonu aç! Bunu GÖRMEN gerek!
Colbie Arbor: Gelişim Vadisi halkı! Devrimin gerçekleşme vakti geldi!
Colbie: Biz insanlar yeteri kadar robotların hayatlarımıza karışmalarına müsaade ettik. İşimizi, paramızı ve kendimize olan saygımızı elimizden aldılar! Üstelik hepsi de Belediye Başkanının yardımıyla!
Colbie: Ama o öldü, ve şimdi ölme sırası robotlarda! Ayaklanın ve savaşın! Haydi bütün robotları sökelim! Devrim BAŞLASIN!

3. Bölüm

Hannah Choi: <İsim>, televizyonu aç! Bunu GÖRMEN gerek!
Colbie Arbor: Gelişim Vadisi halkı! Devrimin gerçekleşme vakti geldi!
Colbie: Biz insanlar yeteri kadar robotların hayatlarımıza karışmalarına müsaade ettik. İşimizi, paramızı ve kendimize olan saygımızı elimizden aldılar! Üstelik hepsi de Belediye Başkanının yardımıyla!
Colbie: Ama o öldü, ve şimdi ölme sırası robotlarda! Ayaklanın ve savaşın! Haydi bütün robotları sökelim! Devrim BAŞLASIN!
Hannah: <İsim>, bunun olmasına izin veremeyiz! Buradaki robotların ne kadar gelişmiş olduklarını gördün! Onları yok etmek suç sayılır!
Frank Knight: Robotlar kimin umurunda? Benim derdim bu konuşmanın yaratacağı kaos ortamı! İsyanlar zaten kötüydü, ama artık zıvanadan çıkmaya başladı!
Frank: Ne dedin <İsim>? Televizyondaki kız tanıdık mı geldi? Bukleli saçından bahsediyorsun, değil mi?
Frank: <İsim>, sen bir dahisin! O kız... O kurbanın kızı Colbie Arbor!
Frank: Bir saniye, ama bu çok mantıksız. Kurbanımız robotlara yardım etmek için MÜCADELE veriyordu! Ama kızı onları yok etmek mi istiyor?!
Frank: Ayrıca kim merhum annesini böyle bir konuşmaya katacak kadar taş kalpli olabilir?! Katılıyorum, Colbie bütün şehri kaosa sürüklemeden onunla bir kez daha konuşmalıyız!
Frank: İyi fikir, Colbie Anti-Robot Ligi ile birlikte çalışıyor olmalı! Hadi genel merkezlerine geri dönelim, halen bu çılgınlığı durdurabiliriz!

Colbie'ye televizyondaki konuşmasını sor.
Colbie Arbor: Kusura bakma <Rütbe> <İsim>, başka bir zaman gelsen? Annem için halen üzülüyorum!
Frank: İyi denemeydi Colbie. <Rütbe> <İsim>'in seni televizyondan tanıyamayacağını mı sandın? Saçın bir kilometre öteden belli oluyor!
Colbie: Allah kahretsin, daha iyi kılık değiştirmem gerektiğini biliyordum!
Colbie: Beni yakaladım <İsim>. O konuşmayı yapan bendim... ve bundan utanç duymuyorum!
Colbie: Robotlar tüm kötülüklerin anası... Hayatlarımızı mahvediyorlar ve bizimde onları durdurmamız gerek!
Frank: Annen robotlara yardım etmeye çalışıyordu. Senin ona karşı çalıştığını biliyor muydu peki?
Colbie: Elbette hayır. O aptalın tekiydi. Robotlara yardım etmenin insanların hayatlarını mahvedeceğini görmüyordu bile!
Colbie: Ama şimdi o öldü ve beni engelleyen hiçbir şey yok! Robotlardan kurtulmak için gerekirse bu şehri bile yakarız!
Frank: Cinnah yakarsın! <Rütbe> <İsim> ile aynı fikirdeyim, seni şiddete teşvikten ötürü gözaltına alıyoruz!
Frank: Birde üstüne anneni öldürdüğünü öğrenirsek... Hapse alışmaya çalışırdım Colbie. Oraya uzun süreliğine gidebilirsin!

İncele: Eylemcinin Masası.
Frank: Hay lanet giresice, Anti-Robot Ligi üyeleri çoktan gitmişler! Kesin bir yerlerde robot kesiyorlardır!
Frank: Dışarıda iç savaş patlak vermek üzere ve sen bir tane çöp kutusu mu aldın? Pekala, onu tek başına ararsın o zaman!
Frank: İlginç bir resim bulmuşsun. Şu ihtiyar emmi de kim? Birde gözünde ki şey de ne?
Frank: Hey! İyi yakaladın <İsim>! Şu resmi döndürdüğün zaman arkasında gizli bir kamera çıkıyor!
Frank: Bir saniye, yani birileri Anti-Robot Ligi'nde gözcülük yapıyormuş! Kim olduğunu öğrenmemiz gerek!
Frank: Casusluk cihazı kilitli, ama bunun seni durdurmayacağından adım gibi eminim! Hadi şu vakayı dibine kadar kıralım ortak!

İncele: Çöp Kutusu.
Frank: Meteor Systems'tan gelen bir bildirinin ARL çöp kutusunu boylamış olmasına şaşmamalı! O herifler robotlarla alakalı her şeyden nefret ediyorlar!
Frank: Şu nota bak <İsim>! "Son uyarı: Arbor sorunumuzu hallet!" Bu şey kurbanımızla alakalı!
Frank: Anlaşılan birileri Belediye Başkanından kurtulmak istemiş! Ama o mesajı yazan kim... ve alan da?! Hadi notun geri kalanını kurtaralım <İsim>!

İncele: Silinmiş Not.
Frank: Nasıl... O "Arbor sorunumuzu hallet" bildirisi Karen'a gönderilmiş!
Frank: Hayır <İsim>, Karen pek çok şey olabilir ama katil asla olamaz! Bu hikayenin devamı olmalı!
Frank: Her neyse, Meteor Systems yönetim kurulu Annette'ten kurtulmak istemiş ki? Robot Yasaları üzerine birlikte çalıştıklarını sanıyordum!
Frank: Ah, haklısın. Bunu tartışmanın lüzumu yok, Karen'a bu bildiriyi sormalıyız!

Karen'la kurbanın işini bitirme emrini konuş.
Karen Knight: Cidden Francis. Eğer buraya evliliğimizi kurtarmaya geldiysen, artık-
Frank: Hayır, buraya gelmemizin sebebi Meteor Systems'ın senden Arbor sorununu "halletmeni" istemesi!
Karen: Ben... O... Bu bildiriyi nereden buldun <Rütbe> <İsim>? Ondan kurtulduğumu sanıyordum!
Karen: Bakın, sandığınız gibi değil! Biz Belediye Başkanıyla dosttuk! Sadece... Annette pekte umduğumuz gibi bir müttefik değilmiş...
Frank: Devam et. Nasılsa kendi kuyunu kazıyorsun.
Karen: Çok fazla ileriye gidiyordu! Robotların kabul görmelerini istedik çünkü amacımız onlardan daha fazlasını satmaktı! Ama Anette onlara iktidar vermek istedi!
Karen: Eğer robotlar müşterilerden maaş isteyeceklerse onları satmanın lüzumu ne?! Kimse onları satın almak istemez ki!
Frank: O zaman reformlarını durdurmak için onu öldürdün!
Karen: Yalan! Biz katil değiliz! Patronlarım sadece onunla konuşmamı ve bizim gibi düşünmesini sağlamamı istedi! Lütfen! Bana inanmalısınız!
Frank: Kusura bakma ama sana inandığım günler çok eskide kaldı Karen. Şehri tek etme, seninle işimiz bitmedi.

İncele: Kilitli Cihaz.
Frank: Süper! ARL genel merkezinde bulduğun casusluk cihazının kilidini şıp diye açtın!
Frank: Hadi bunu Hannah'ya yollayalım ki sinyalin kaynağını bulabilsin. O elemanları gözetleyenin kim olduğunu bulmalıyız!

Analiz et: Casusluk Cihazı.
Hannah Choi: ARL merkezinde bulduğunuz cihaz amatör işi <İsim>!
Hannah: Demek istediğim, biri onu sıfırdan yapmış. Bende yerel elektronik mağazasının envanterini kontrol ettim ve Larry Newark'ın bunu yapmak için gerekli her şeyi bir kaç hafta önce aldığını öğrendim!
Frank: İşsiz teknisyen, Anti-Robot Liginde casusluk mu yapıyormuş?! Bu hiç mantıklı değil, o da onların tarafında!
Frank: Bu olanları anlamıyorum ve hoşuma da gitmiyor! Gidip Larry'yi sıkıştıralım <İsim>!

Larry'yi casusluk cihazıyla ilgili sorgula.
Frank: Lafı hiç uzatmayacağım Larry. Senin alt tarafı bahtsız zavallı bir adam olduğunu düşünmüştük ama meğersem Anti-Robot Liginde gözcülük yapıyormuşsun?!
Larry Newark: Ka... Kamerayı buldunuz mu?... Göründüğü gibi değil! Bana bunu o yaptırdı!
Frank: Bunu sana o mu yaptırdı? "O" kim? Konuş!
Larry: Belediye Başkanı! Bana casusluk cihazını o yerleştirtti. Anti-Robot Ligi konusunda endişeleniyordu, bu yüzden bir gözünün onlarda olmasını istedi!
Larry: Ben arkadaşlarıma gözcülük yapmak istemedim! Ama o... O bana iş bulacağını söyledi!
Larry: Beni anlıyorsun, değil mi <Rütbe> <İsim>? Param pulum kalmadı! Son paramı da salyangoz yarışlarına yatırdım! O işe ihtiyacım vardı!
Frank: Peki daha yüksek bir maaş için Belediye Başkanını öldürmediğini nereden bilelim? Bir yere kaybolma Larry, geri gelebiliriz!

Daha sonra ofiste...
Frank: Katile yaklaştığımızı hissedebiliyorum <İsim>! Belediye Başkanını küp olana kadar ezen birisi bir daha ki ne kim bilir neler yapar!
Frank: Colbie'yi tutukladık ama, Anti-Robot Ligi'nin ne planladığını kim bilir! Başkanın ölümüyle birlikte tansiyon iyice yükseliyor!
Frank: Bu hiç iyi değil <İsim>. Şehir kendi kendini yok etmeden bu katili yakalamalıyız! Tutuklamaya yetecek kanıt var mı? Yok mu? O zaman ne yapıyoruz?!
Frank: İyi fikir. Android mezarlığında bir şeyi gözden kaçırmış olabiliriz! Hadi geri dönüp daha yakından bakalım!

İncele: Hurda Yığını.
Frank: Robot parçalarıyla dolu bir sandık almışsın... üstelikte robot parçalarıyla dolu bir yerde. Cidden mi?
Frank: Her neyse, tartışmaya zamanımız yok. Hadi şu sandığın içini arayalım!
Frank: Birde şu parçalanmış parçalar... Sence bu katilin işi olabilir mi? O halde neyi bekliyorsun? Hadi bunları birleştirelim!

İncele: Sandık.
Frank: Tamam, pes ediyorum. Robot parçalarının arasında bulduğun o küçük anahtarın neden bu kadar önemli olduğunu düşünüyorsun?
Frank: Evet, üzerinde "vinç" yazıyor... Haha, acaba Russell'ın anahtarı falan mı?
Frank: Affedersin, konsantre oluyorum!
Frank: Ah, anladım! Bu anahtar, vinci yönetmek için kullanılmış olmalı... Yani katil, Annette'in cesedini eziciden çıkarmak için kullandığı vinci bu anahtarla çalıştırmış!
Frank: O zaman katil bu anahtara dokunmuş olmalı! Kaybedecek bir saniyemiz bile yok, hemen bunu laboratuvara gönderelim <İsim>!

Analiz et: Anahtar.
Yann Toussaint: <İsim>, suç mahallinde bulduğun, katilin vinci çalıştırmak için kullandığı vinç anahtarını inceledim.
Frank: İyi özet geçtin Yann. Şimdi BİLMEDİĞİMİZ bir şeyi söyleyebilir misin? Burada zamana karşı yarışıyoruz!
Yann: Pekala, katil anahtarı tertemiz yapmış. Muhtemelen parmak izlerini temizlemeye çalışmış.
Yann: Ama böyle yaparak arkasında başka bir kanıt bırakmış! Yağ sökücü!
Yann: Mekanik hurdalar yağla kaplıdır, bu yüzden katilin giysilerini lekelemesi ve temizlemeye çalışması mantıklı. Ancak...
Frank: Ancak bize daha önce yağı giysilerden çıkarmanın neredeyse imkansız olduğunu söylemiştin! Demek ki katilin üzerinde yağ lekesi var!
Frank: <İsim>, hadi gidip şu yağlı katili yakalayalım!

İncele: Kırık Cihaz.
Frank: İyi işti <İsim>! Mezarlıkta bulduğun cihaz meğersem bir güvenlik kamerasıymış!
Frank: Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun? Bu kamera cinayeti kaydetmiş olabilir! Hadi hiç vakit kaybetmeden bunu Hannah'ya gönderelim!

Analiz et: Güvenlik Kamerası.
Hannah: <İsim>, mezarlıkta bulduğun kameranın sabit diski tamamen bozulmuş. Sadece bir görüntü çıkarabildim.
Hannah: Gerçi epey iyi bir görüntü... Annette Arbor'ın cinayetine ait!
Frank: İşte <İsim> böyle talihli biri! Peki şu görüntülerde katilin kim olduğunu görebiliyor musun?
Hannah: Yüzünü göremedim ama Belediye Başkanının ezilmiş bedenine eğilmiş haldeki adamın silüetini GÖREBİLDİM.
Frank: "Adam" mı? Bize katilin bir erkek olduğunu mu söylüyorsun?
Hannah: Şüphesiz. Bedenin yapısı, duruşu... Her şey bir erkeği işaret ediyor!
Frank: <İsim>, o erkek her kimse, işi bitti! Yakında onu kilit altına alacağız!

Frank: Bir kez daha başardın <İsim>! Bu bölgenin Belediye Başkanını ölene kadar ezen serseriyi yakalayacak kanıta sahibiz!

Katili Tutukla.
Larry Newark: <Rütbe> <İsim>, beni neden buraya çağırdın? Başım... Başım dertte mi?
Frank: Hemde ne dertte. Belediye Başkanını senin öldürdüğünü biliyoruz Larry. <Rütbe> <İsim> onu bayıltmak için kullandığın robot kolunu bile buldu. Üzerinde mendilinden iplikler bırakmışsın!
Larry: N-ne diyorsunuz siz? Başkanı neden öldüreyim ki? Bana iş sözü vermişti!
Frank: Vermişti, ama sözünde durmadı, değil mi? Ve bu da seni öfkelendirdi. Bu yüzden mi ağzına o bozuk parayı bıraktın? Ona seninle kumar oynamamasını belirtmek için mi?!
Larry: Siz delirmişsiniz! Başkana elimi bile sürmedim! Ben kimseye elimi sürmedim!
Frank: Kez tıraşı, Larry! Elimizde görüntü kaydı var! Bir güvenlik kamerası seni cesedin üzerinde dururken görüntülemiş! Teknisyenimizin onun sen olduğunu doğrulaması sadece bir kaç dakikasını aldı!
Larry: Tamam, itiraf ediyorum! O, Gelişim Vadisinin insanlarına İHANET etti! Robotların vatandaş sayılmalarını mı istedi? Bende ona robotların ne şekilde ÖLDÜKLERİNİ göstermek istedim!
Frank: Sen neymişsin be Larry! Onu sırf robotları sevdiği için mi öldürdün?
Larry: Onu öldürdüm çünkü bu bölgedeki her insanın hayatını mahvedecekti! O Robot Yasası hepimizin işsiz kalmasına neden olacaktı!
Larry: O yüzden belki bir şeyi değiştirebilirler umudu ile Anti-Robot Ligine katıldım! Bekledim, bekledim fakat elle tutulur hiçbir şey yapmadılar! Şehri robotlara terk ettiler!
Larry: O yüzden insanları kurtarabilmenin tek bir yolu olduğunu fark ettim! Artık Başkan öldüğüne göre, yerine rakibi seçilecek ve insan haklarını savunacak!
Frank: Senin yaptığın tek şey bir insanı öldürüp kendi hayatını mahvetmen. Larry Newark, tutuklusun!

Edward Dante: Pekala, şu meseleyi bir düzleştirelim, Bay Newark. Sırf işinizde bir robottan daha iyi olduğunuzu ispatlamak için mi Gelişim Vadisinin Belediye Başkanını öldürdünüz?!
Larry: Olay hiçte o şekilde gerçekleşmedi, Sayın Yargıç.
Dante: İnşallah öyledir! Bu hayatımda gördüğüm en berbat iş başvurusu çünkü!
Dante: Çünkü eğer robotlardan farklıysak, bunun nedenlerinden bir tanesi insanların siyasetçileri durduk yere ezmiyor olmalarıdır! Bizim mantığımız var!
Dante: Sizi 25 yıl hapisle cezalandırıyorum. Ayrıca hapishanenin çöp boşaltım ekibine verileceksiniz. Bu da oradaki en kötü iş!
Larry: Ne... Bir iş mi? Bana iş mi veriyorsunuz?! Ve günlük yemek?! Sayın Yargıç, hapiste daha uzun süre kalabilir miyim lütfen?
Dante: Siz bilirsiniz. Sizi kırk yıl hapisle cezalandırıyorum! Duruşma bitmiştir!

Frank: Of, ne vaka ama <İsim>. Teröristler, öfkeli robotlar, eski karım! Bundan daha kötüsünü düşünemiyorum bile!
Frank: Yalnız bilmiyorum yani, Karen'ı yeniden görmek... Bir sürü anıyı da beraberinde getirdi... Belki hakikaten de yumuşak kalpli birisiyimdir.
Frank: Hahaha! Şaka yapıyorum. Şu anda tek hissettiğim susuzluk. Hadi <İsim>, ilk kadehler senden!

Geleceğe Doğru 2

CRIMINAL CASE'TE GEÇEN BÖLÜM...
Amy Young: Seni bilmem <İsim> ama, ben şahsen Meteor Systems'ın yeni CEO'su Teresa Turing ile pek emin ellerde olduğuna inanmıyorum...
Amy: Gelişim Vadisinde bir dümenler dönüyor ama ne olduğunu tam olarak kestiremiyorum...
Amy: Ama endişelenme <İsim>! Bu yüksek teknolojinin hüküm sürdüğü harikalar diyarında ki gizemli entrikalarının dibine ineceğiz!

-Günümüz...-
Andrea Marquez: Bir kez daha harika bir iş çıkardın <İsim>! Belediye Başkanının cinayetini çözmek üst düzey bir görevdi ve sen bunu yıldızlı pekiyiyle geçtin!
Andrea: Yalnız Anti-Robot Ligi meselesi halen gerilimli... Senden ricam, genel merkezlerine git ve etrafı bir kolaçan et!
Frank Knight: <İsim>! Tost makinesi karakola gelmiş!
Andrea: Tost makinesi mi? Ne diyorsun sen? İş başındayken içki falan mı içtin yine?
Frank: Robot Sunny'den bahsediyorum! Karakola geldi ve <İsim>'i soruyor!
Hannah Choi: Bir saniye! Bir robot mu geldi dediniz?! Onunla bende konuşabilir miyim? <İsim> bana Per-Sephone'den bahsettiğinden beridir bir robot görmek için-
Frank: Harika! <İsim>, Hannah'yı da yanına al ve metal yığını dostunla konuş! Ben seni genel merkezde bekliyor olacağım!

Sunny'ye sorununu sor.
Sunny: <Rütbe> <İsim>! Sunny YARDIMA ihtiyaç duyuyor! Sunny'nin SORUNU var!
Hannah: Hey! Robotlar acil durumları algılıyabiliyorlar mı, yoksa algoritman görevleri mi öncelikli sayıyor?!
Sunny: Sunny'nin programı öyle değil. Sunny KÖTÜ şeyler olduğu zaman kötü HİSSEDER, mesela BUGÜN olanlar gibi.
Hannah: Olayları iyi kötü diye mi sınıflandırıyorsun? İnanılmaz! Acaba değer sistemin nasıl işliyor...
Sunny: Sunny ARKADAŞINI kaybetti. Sunny'nin BAKIMA girmesi gerekti ve APTAL insan ÖNEMLİ bir şeyi hafızamdan sildi!
Hannah: Ve şimdi arkadaşının nerede olduğunu hatırlamıyorsun, öyle mi?
Sunny: Sunny'nin bir BİTKİSİ var çünkü Sunny DOĞAYI seviyor. O bitki Sunny'nin ARKADAŞI. Ama Sunny onun nerede olduğunu HATIRLAMIYOR!
Sunny: Sunny'nin şimdi İŞE dönmesi gerek. <Rütbe> <İsim> Sunny'ye YARDIM edebilir mi?
Hannah: Senin arkadaşın saksıda bulunan bir bitki mi?! Demek robotlar diğer hareketsiz cisimlere ile aralarında duygusal bir bağ kurabiliyorlar!
Hannah: Bitkin android mezarlığında bir yerde olmalı... Bakmaktan zarar gelmez, değil mi <Rütbe> <İsim>?

İncele: Hurdalık.
Hannah: <İsim>, sence Sunny, bitkisini bu kilitli kutuda mı saklıyor? Bitkilerin havaya ve güneş ışığına ihtiyaç duyduklarını bilmiyor mu?
Hannah: Birilerinin bir robotu böyle insan gibi davranmaya programlamış olduğuna inanamıyorum! Sence programına bakmama izin verir mi?
Hannah: Pardon, haklısın, ilk önce bitkisini bulmalıyız. Hadi şu kutuyu açalım!

İncele: Metal Kutu.
Hannah: Şu kutuyu açmakla iyi iş çıkardın, neredeyse benim şifre kırma algoritmam kadar hızlısın! Hadi içine bakalım!

İncele: Açık Kutu.
Hannah: Haklıymışsın! Kutuda bulduğun şu bitki Sunny'nin arkadaşı olmalı! Yalnız onu neden bir çizmenin içine koyduğunu anlamış değilim...
Hannah: Hadi bunu Sunny'ye geri verelim. Programındaki hangi kodlama hatasının bu bitkinin onun arkadaşı olduğunu düşünmesini sağladığını merak ediyorum!

Sunny'ye bitkisini geri ver.
Sunny: BİTKİM! <Rütbe> <İsim> BİTKİMİ buldu! Teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>!
Hannah: Rica ederiz. Başka hafıza sorunların yok mu? Hafıza kartına bakmamı ister misin?
Sunny: Hayır, Sunny uzun bir süre insanların programı ile UĞRAŞMALARINI istemiyor!
Hannah: Ben... Evet, sanırsam bende bir doktorun her Allah'ın günü iç organlarıma bakmasını istemezdim...
Sunny: Sunny arkadaşına kavuştuğu için çok MUTLU! Sunny BİTKİ ile KONUŞMAYI seviyor.
Hannah: İnanılmaz! O bitkiyle konuşabiliyor musun?!
Sunny: Evet, bakın sizinle tanıştığı için ne kadar MUTLU! Metal KUTU'da kaldığı için çok üzülüyordu, ama BİTKİ, SUNNY'ye döndüğü için MİNNETTAR!
Sunny: Sunny <Rütbe> <İsim>'e TEŞEKKÜR etmek istiyor. İşte Sunny'nin MİNNETTARLIĞINI göstermesi için bir HEDİYE!

İncele: ARL Genel Merkezi.
Frank: Ne buldun <İsim>? Sıradan bir not defterine benziyor... Ancak üzerinde robot çizimi var. Harika, daha fazla robot.
Frank: Çizimin yanındaki yazı silinmiş, kurtarman gerekecek!

İncele: Silinmiş Günlük.
Frank: Dur şu nota bir bakayım... "TEHLİKE! ROBOTLARI YOK EDİN!!!"... Vay anasını, bu günlüğün sahibi robotlardan benden daha fazla nefret ediyor anlaşılan!
Frank: Haklısın, bunu yazan her kimse yeni bir isyan planlıyor olabilir. Eğer Russell bu günlüğün yazarının kim olduğunu tanımlayabilecekse, bunu ona gönderelim o zaman!

Analiz et: Günlük.
Russell Crane: Bana gönderdiğiniz günlük olağanüstüydü <İsim>! Tüm yazılanları okudum, yazar belli ki robotlardan korkuyor...
Frank: Korkuyor mu? Bana kalırsa öfkeli gibiydi...
Russell: Hayır, robotların insanoğlunu köleleştireceğinden ya da ortadan kaldıracağından korkuyor.
Russell: Bu yaygın bir korkudur: Popüler kültür bize robotların ve yapay zekanın bir gün dünyamızı kontrol edebileceği inancını aşılar.
Russell: Bu korkular mantıksız sayılmaz, bir çok araştırmacı etik kurallara ya da güvenlik kurallarına uymuyor... Per-Sephone'nin mucidini öldürmesini engellemesi gereken "Robotlar insanlara zarar vermez" kuralı gibi...
Frank: Robotların her an bize karşı ayaklanabileceklerini mi söylüyorsun yani?
Russell: En azından bu günlüğün sahibi öyle düşünüyor. Siyasetle ilgili biri, muhtemelen robotlara karşı kampanya yapıyor...
Russell: Şu el yazısı öfkeye rağmen kontrollü... Yazar bir kadın, agresif bir kadın. Anti-Robot Liginin bir üyesi olduğunu sanıyorum!
Frank: Haklısın <İsim>, bu tam Colbie'yi anlatıyor... Hadi gidip konuşalım onunla!

Colbie'yle robotlara karşı nefretini konuş.
Colbie Arbor: Ne zaman çıkacağım <Rütbe> <İsim>? Ayrıca günlüğüm ile ne yapıyorsunuz?!
Frank: Bütün robotları yok etmekten bahsettiğin günlüğün ile mi? Seni hemen salıp "devrimini" yeniden başlatmana izin veremeyiz!
Colbie: Sende mi robotların tarafındasın <Rütbe> <İsim>?! Ama onlar bizi yok edecekler! Gelişim Vadisini ele geçirmeye başladılar bile! Meteor Systems'ın ne kadar güçlendiğini göremiyor musunuz?!
Frank: Meteor Systems'ın bununla ne ilgisi var?
Colbie: Annem onlarla birlikte çalışıyordu. Meteor Systems Gelişim Vadisinin bütün sakinlerini robotlarla değiştirmeye çalışıyor!
Frank: İnsanları robotlarla değiştirmek mi? Saçmalık!
Colbie: Yemin ediyorum doğru <Rütbe> <İsim>! Annemin ofisine gidin, orada kanıt bulacaksınız!
Frank: Tamam, eğer <Rütbe> <İsim>'de istiyorsa... Yalnız ofise gitmeden önce atıştırmalık bir şeyler alalım. Araya ihtiyacım var!

İncele: Belediye Başkanının Ofisi.
Frank: Etrafta Meteor Systems'ın insanları robotlarla değiştirmek istediklerine dair bir şeyler göremiyorum... Sadece bulduğun şu yırtık kağıt var <İsim>.
Frank: Tamam, sen o belgeyi onarana kadar pes etmiyorum. Sihrini konuştur!

İncele: Paramparça Kağıt.
Frank: Bu kağıt, Meteor Systems ile Belediye Başkanı arasında geçen bir kontrata benziyor...
Frank: Bu iş saçmalığını anlamıyorum... Ama şu robot Per-Sephone'ye tıpatıp benziyor! Seri üretime geçmeyi mi planlıyorlar?!
Frank: Bu ölüm makinelerinin dünyayı ele geçirdiklerini hayal edebiliyor musun? Katılıyorum, iyisi mi Hannah'ya şu kontratı inceletelim!

Analiz et: Kontrat.
Hannah: <İsim>, eski Belediye Başkanının ofisinde bulduğun kontrat sadece bir teklif, Meteor Systems'ın yaptığı bir iş teklifi.
Hannah: Belediye Başkanına Gelişim Vadisinde trafik kontrolü, teslimat gibi basit işleri yapacak yüzlerce robot sağlamayı teklif etmişler...
Frank: Eh, trafik görevini sevmediğim kesin, yani bu iyi bir fikir olabilir...
Hannah: Tabii bu kontrata göre, Gelişim Vadisinde de neredeyse insandan çok robot olacak... Hepsi de Meteor Systems tarafından üretilecek ve kontrol edilecek!
Frank: Bu kadar çok robot... Bu tehlikeli değil mi? Birde bakmışız ki onların köleleri olmuşuz!
Hannah: Kontrat teklifini yazan Karen Knight adında birisiymiş. Söylesene Frank, o senin...
Frank: Eski karım, evet. <İsim>, bunu gerçekten... Ah, peki madem! Gidip eski karımla şüpheli şirketindeki itibarlı işi hakkında konuşalım!

Karen'ı kontratla ilgili sorgula.
Karen Knight: Yine mi Francis? Yakında benimle konuşmak için bahanen de kalmayacak...
Frank: İşverenlerinin ne denli el altından iş yürüttüklerine bakacak olursak, kalmayacağını pek sanmıyorum!
Karen: El altından mı? Meteor Systems tamamen saygın bir şirkettir. Biliyorum çünkü yaptığımız şeylerin yasal olmasını sağlayan benim!
Frank: Gelişim Vadisini robotlarla ele geçirmek yasal mı oluyor yani?! <Rütbe> <İsim> kontratını buldu! Günün birinde bulaşık makinen seni yutmaya çalıştığı zaman pekte mutlu olacağını sanmıyorum!
Karen: Meteor Systems çığır açan robotlar yapar, insan yiyen bulaşık makineleri değil! Ama ilerlemeyi bu şekilde algılamana şaşırmadım...
Frank: O ne demek şimdi?!
Karen: Sen her zaman değişimi reddettin! Sürekli geleceğe bakmak istemedin, hiçbir zaman hırslı olmadın!
Karen: Pardon... yine kavga etmek istemedim! Dünya değişiyor ve bu, Meteor Systems öncülüğünde gerçekleşiyor! Robotlar iyi şeylerdir, korkulacak şeyler değil...
Karen: <Rütbe> <İsim>, bunca zamandır Francis'le çalıştığın için sana hayranım. Buyur, Emniyet alabileceği her türlü yardımı hak ediyor!

Daha sonra karakolda...
Hannah: Buradaki robotların programlanmalarına hayran kaldım <İsim>! Sunny insan gibi konuşuyor, ve bitkisi ile gerçek duygusal bir bağ kurmuş gibi...
Frank: Hadi ama Hannah, cidden Sunny'nin insanı andırdığını düşünüyor olamazsın... O sadece konuşan bir fırın! Meteor Systems teknolojiyi fazla ileriye taşıyor!
Hannah: Bu karamsarlık niye Frank? Gelişim o kadar da kötü bir şey değildir!
Frank: Tıpkı eski karım gibi konuşuyorsun! Ben karamsar değilim, Sadece bazı gelişimlerin çözümden çok sorun yaratacağını düşünüyorum!
Frank: Etrafta bu kadar çok robot olması iyi bir şey olamaz... Ya isyan çıkartıp bizi köleleştirirlerse? Umarım Meteor Systems ne yaptığını biliyordur... <İsim>, bir gözümüz üstlerinde olsun!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on FANDOM

Random Wiki