FANDOM


Vaka Diyaloglar

Şef Ripley: <İsim>, SOMBRA'nın Asya'daki faaliyetiyle ilgili edindiğin son bilgiler son derece kaygı verici!
Şef Ripley: Sırf yetimleri alıkoymakla kalmıyorlar, ayrıca kendi görüşlerini benimsemeleri için beyinlerini bile yıkıyor olabilirler. Bunu nasıl ve neden yaptıklarını öğrenmeliyiz!
Şef Ripley: Tsukada Çieko'nun dediğine göre kardeşi Güney Kore'ye getirilmiş. Elliot'a kızın kardeşi ve herhangi şüpheli bir faaliyete karşı dikkatli olmasını söyledim. Gelişmeleri ondan alabiliriz.
Şef Ripley: Ayrıca çocukları hedef alan her türlü hareketi takip etmeliyiz. SOMBRA daha fazla çocuğa ulaşabilmek için medyayı kötüye kullanıyor olabilir!
Carmen Martinez: Elliot'un araştırmalarına göre, Güney Kore'deki en etkin çocuk programı "Ah! Çılgın Çocuklar!"mış. Eğer SOMBRA çocukları hedef alıyorsa, bu program işlerine yarayabilir!
Şef Ripley: Bence de! <İsim>, "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın çekildiği stüdyoya git ve ters bir durum olup olmadığını kontrol et!

1. Bölüm

İncele: TV Programı Seti.
Carmen Martinez: Anlaşılan TV stüdyosunda çoktan kıyamet kopmuş <İsim>! Elimizde yeni bir cinayet kurbanı daha var!
Carmen Martinez: Belki kurbanın programla bir ilgisi vardır... Doğru dedin <İsim>. Giyim kuşamına bakarsak, angarya işler yapan biri olma olasılığı pek yok... Kurban önemli biri olmalı.
Carmen Martinez: Bu sahne ışığı sütunu kendi kendine devrilemeyecek kadar ağır görünüyor.
Carmen Martinez: Belli ki birisi sütunu kurbanın üstüne devirip olaya kaza süsü vermek istemiş. Ama biz bunu yer miyiz? Yemeyiz, değil mi <İsim>?
Carmen Martinez: Doğru, sütunun şu kısmında kan var! Bir örnek alabilir misin?
Carmen Martinez: Bu yırtık kağıdı birleştirirsen bundan iyi bir ipucu elde edebiliriz!
Carmen Martinez: Saksıyı çalıştırma zamanı <İsim>. Bu iş tam bizlik!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>! Nihayet burada üçüzlersiz bir gün geçiriyorum! Jack onları alışverişe götürdü! Sandığımdan daha yiğit çıktı valla...
Angela Douglas: Kurbana gelirsek, sütun sadece bir yanıltmaca. Daha yakından inceleyince ense omurunda bir yara deliği buldum. Silahın girmesiyle kalbinin durması bir olmuş!
Angela Douglas: Sütun sadece olaya kaza süsü vermek amacıyla kurbana doğru itilmiş. Ama senden kaçmaz <İsim>!
Carmen Martinez: Kurbanın ensesinde delik açmak için ne kullanıldığına dair bir fikrin var mı peki?
Angela Douglas: Çapına bakılırsa iğneden daha büyük bir şey gibi. Bir buz kıracağı için gözlerinizi dört açın mutlaka.
Angela Douglas: Diğer yandan da şüphelilerin hwatu oynayıp oynamadıklarına dikkat edin. Katil, kurbanın ağzına bir adet hwatu kartı bırakmış.
Carmen Martinez: Hwatu mu? Bu, Kore'de oldukça sevilen bir kart oyunu değil miydi? Ama benim bildiğim zararsız bir oyun olması gerekiyor. Genelde aileler bunu tatilde oynar...
Angela Douglas: Doğru, ama her kart oyununda olduğu gibi bunda da bahisler yükselebiliyor. Hwatu kumarı, Güney Kore'de kimileri için sorun halini aldı.
Carmen Martinez: Eh <İsim>, katilin kurbanın ağzına neden bu kartı bıraktığını bilmiyoruz ama en azından hwatu oynadığını biliyoruz!

İncele: Yırtık Poster.
Carmen Martinez: Birleştirdiğin şu posterdeki eleman kimmiş? SILVERee mi? Onunla daha önce karşılaşmamış mıydık?
Carmen Martinez: Doğru! Archer ile Sıçuan'da karşılaştığınız K-Pop yıldızı bu! Hani şu Jack'i işe almak isteyen!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa cinayetin işlendiği stüdyodaki programa katılacakmış... Belki kurbanı tanıyordur!
Carmen Martinez: Hadi SILVERee'nin yanına uğrayıp neler bildiğini soralım!

SILVERee'ye kurbanı sor.
Carmen Martinez: Evet... SILVERee... <Rütbe> <İsim> ile merak ediyorduk da, stüdyo sahnesinde öldürülen bu adamı tanıyor musun?
SILVERee: Bilmemenize şaşırdım! Gwak Sung-ho bu. Kore'nin en büyük TV yapımcısıydı!
SILVERee: Nasıl! Öldürülen mi dediniz?! İyi de burada herkes bunun talihsiz bir kaza olduğunu söylemişti!
SILVERee: Hımm... Bundan iyi şarkı çıkar aslında...
SILVERee: "Sadece talihsiz bir kaza mısın... vurmayı bekleyen... KALBİMDEN?!"
Carmen Martinez: Hiç akıldan çıkmaz sözler SILVERee, de biraz dikkatini bu yöne versen... Kurbanı iyi tanır mıydın?
SILVERee: Programında benden yeni şarkım "PANDA-manya"'nın tanıtımını yapmamı istedi, yani evet, onu tanırdım.
SILVERee: Tabii "Ah! Çılgın Çocuklar!" programına çıkarsam sanki kariyerimde atılım yapacakmışım gibi davranıyordu. Ama şarkılarımı programında söyleyerek asıl büyük iyiliği ona ben yapıyordum!
SILVERee: Gwak Sung-ho biraz gergin bir tipti, bilirsiniz işte, zor bir adamdı. Gülümsediğini sadece stüdyonun önündeki parkta görmüştüm! Hep oraya giderdi.
Carmen Martinez: Teşekkürler SILVERee. Gidip o parkı yoklayacağız. Bu arada sen de stüdyoda biraz kafa dinleyip birkaç şarkı falan yaz. <Rütbe> <İsim> ile sana başka sorularımız olabilir.

İncele: Park Pagodası.
Carmen Martinez: Anlaşılan parkta bizi bekleyen bazı deliller varmış! Kurbanın bir fotoğrafını bulmuşsun!
Carmen Martinez: Kurbanın yanındaki şu havalı tip de kim acaba? Pek terbiyeli birine benzemiyor! Kore'de kendinden yaşça büyük birisinin omuzuna veya başına ellerini veya kollarını atmak kaba bir hareket sayılır!
Carmen Martinez: Veri tabanında bir karşılaştırma yaparak şu kaba çocuğun kim olduğunu bulabilir misin acep?
Carmen Martinez: Güney Kore tam bir teknolojik cihaz cenneti... Doğru diyorsun <İsim>. Yine de bu cihaz, parkın ortasında pek olması gerektiği yerde değil gibi. Kilidini açabilir misin?

İncele: Teknolojik Cihaz.
Carmen Martinez: Kilidini açtığın bu cihaz neymiş? Bir haritaya benziyor, o zaman bir tür GPS takip zımbırtısı olabilir mi?
Carmen Martinez: Bir saniye, bu cihaz neden kurbanı izliyormuş?!
Carmen Martinez: Ekrana bakacak olursak, Obaasan diye birine ait... Onu tanıyor musun?
Carmen Martinez: Doğru! Obaasan'ın Sıçuan'da bir şüpheli olduğundan bahsetmiştin! Hani şu Japon nine!
Carmen Martinez: Öyleyse Obaasan'ın Güney Kore'de ne işi var? Ayrıca neden Gwak Sung-ho'yu izliyormuş?
Carmen Martinez: Sanırım Obaasan'ı bu cihaz hakkında sorgularken Kore'de ne işi olduğunu da sorabiliriz!

Obaasan'ı kurbanı neden izlediği konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Obaasan, <Rütbe> <İsim> takip cihazını buldu...
Obaasan: Ah şu saçma şey! Sürekli anahtarlarımı, fırçamı kaybetip kendisine sormamdan bıkan oğlum, çareyi bana bu cihazı vermekte buldu, anlarsınız ya...
Obaasan: Gelip de anasına yardımcı olmak yerine, tutup bana bakması için bir makineye güvenmesi beni üzdü, ama zamane çocukları işte...
Carmen Martinez: İyi de bu cihazı eşyalarını bulmak için kullanıyorsan, TV yapımcısı Gwak Sung-ho'yu neden takip ediyorsun?
Obaasan: Ah, torunlarımdan biri o ebleh aleti ünlüleri takip etmeye ayarlamış! Yaşlı bir ninenin ne işine yarayacaksa gari!
Obaasan: Bana soracak olursanız eğer, zamane çocukları aklını fikrini televizyonla ve magazin kültürüyle bozmuş! Okuyup adam olmaları gerekirken, meşhur olacağım diye tutturmuşlar!
Obaasan: Ama torunlarım, SILVERee şarkı söyleyecek diye onları "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın çekimlerine götürmem için bana yalvardılar... Onların istedikleri bir şeye de hayır diyemem, biliyor musunuz!
Carmen Martinez: Öyle olsun Obaasan, <Rütbe> <İsim>'in seni takip edeceğinden emin olabilirsin en azından!

İncele: Fotoğraf.
Carmen Martinez: Demek kurbanın yanında duran o havalı tipin adı Pyo Kun-woo'ymuş, doğru mu? Sinema okulundan daha yeni mezun olmuş gibi duruyor...
Carmen Martinez: Hadi peşine düşelim <İsim>. Belki bu Pyo Kun-woo denen eleman bize kurban hakkında daha fazla şey söyleyebilir.

Pyo Kun-woo'ya kurbanla çekilmiş fotoğrafını sor.
Carmen Martinez: Pyo Kun-woo sen misin? <Rütbe> <İsim> ile sana Gwak Sung-ho hakkında sorularımız olacaktı.
Pyo Kun-woo: Onun öldüğüne inanamıyorum... Kore televizyonu esin kaynağını yitirdi!
Carmen Martinez: Oldukça üzgün görünüyorsun... Bulduğumuz bu fotoğrafa bakarsak kendisiyle epey yakınmışsın...
Pyo Kun-woo: Gwak benim kahramanımdı! Adam, tek başına Kore televizyonunda çığır açtı! O olmasaydı, bugün yaptığımız programların yarısı olmazdı!
Pyo Kun-woo: Çocukluğumdan beridir onun gibi olmak istemişimdir! O adam tam bir dahiydi!
Carmen Martinez: Pekala Kun-woo, seni yasınla baş başa bırakalım biz. Yalnız soruşturma ilerledikçe <Rütbe> <İsim> ile sana başka sorular sormamız gerekebilir...
Pyo Kun-woo: Gece gündüz emrinizdeyim! Katilinizi bulmanıza yardımcı olmak için elimden ne gelirse!

İncele: Sütun Parçası.
Carmen Martinez: Kurbanın üstüne devrilen şu sütun parçasındaki kandan harika bir örnek aldın! Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Sütundan topladığın kan örneğinin kurbana ait olduğunu doğrulayabilirim, yani iyi akıl etmişsin!
Lars Douglas: Ama kanda ayrıca lahana turşusu, balık yağı ve kırmızıbiber izleri de vardı. Bunlar Kore'nin ulusal yemeği olan kimçinin malzemeleri!
Carmen Martinez: Kurbanın kanında kimçi mi buldun? O nasıl oldu yahu?
Lars Douglas: Yemek kurbanın içinde değildi! Benim tahminim katilin, ışık sütununu kurbana doğru iterken kimçiyi oraya bulaştırdığı yönünde.
Carmen Martinez: Katilin hapiste iyi bir kimçi bulacağını sanmıyorum, o yüzden hazır şansı varken patlayana kadar yese iyi olur!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Durumu bir özetleyelim... Kore'nin nüfuzlu bir TV yapımcısı, kendi programının setinde öldürüldü...
Carmen Martinez: Elimizde kurbanın her hareketini farkında olmadan takip eden bir nine var...
Carmen Martinez: Kurbanın büyük hayranı yıkılmış vaziyetteyken, SILVERee cinayetten çok şarkısının tanıtımını yapma derdinde...
Carmen Martinez: Ve halen tüm bunların SOMBRA'yla ilgisinin olup olmadığını ve çocukların beyinlerini nasıl yıkadıklarını bilmiyoruz!
Elliot Clayton: <İsim>! Elimde vaka için bir ipucu var!
Elliot Clayton: Kurban Angela'nın morgunda olabilir, lakin kredi kartı az önce bir karaoke barında kullanıldı!
Carmen Martinez: Ne?! Birisi kurbanın kredi kartını mı kullanmış?!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Pekala <İsim>, elimizde önce ensesinden bıçaklanıp sonra sahne dekoru altında ezilen Koreli bir TV yapımcısı var...
Carmen Martinez: Bunu yapan olaya kaza süsü vermek istemiş ama senden kaçmadı! Bu bir cinayet!
Elliot Clayton: <İsim>! Vaka için yeni bir ipucum var! Kurbanın kredi kartı beş dakika önce bir karaoke barında kullanılmış!
Carmen Martinez: Bu nasıl olur yahu? Kurban Angela'nın morgunda. Kredi kartını kullanamaz ki!
Carmen Martinez: Bu demek oluyor ki birisi onun kredi kartını almış ve karaoke barında kullanıyor! Bu bir ipucu olabilir! Hadi gidelim!

İncele: Karaoke Kabini.
Carmen Martinez: Vay be <İsim>, bu karaoke barındaki ışıklar ve ekranlar beni bir acayip yaptı...
Carmen Martinez: Haklısın, ipuçlarına odaklanmak bunları aklımdan çıkarmamı sağlar...
Carmen Martinez: Anlaşılan elimizde yırtık bir dergi var... Resmin tamamını görmek adına bunu birleştirebilir misin?
Carmen Martinez: O karaoke mikrofonuna neden bakmak istediğine emin değilim, ama sapında bir madde var. Ondan bir örnek alsan?
Carmen Martinez: Bu da şu deminden beridir peşinden koştuğumuz meşhur kredi kartı olabilir mi ki? Üzerinde kurbanın adı yazılı!
Kang Dong-yun: Hey! Bırakın o kartı! Sizin değil o!
Carmen Martinez: Senin de değil! Sen kimsin ki?
Kang Dong-yun: Mağarada mı yaşıyorsunuz yahu? Ben Kang Dong-yun! "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın sunucusuyum!
Carmen Martinez: Bunu da aradan çıkardığımıza göre Bay Kang, herhalde <Rütbe> <İsim>'e Gwak Sung-ho'nun kredi kartıyla ne yaptığını anlatabilirsin!

Kang Dong-yun'u, kurbanın kredi kartını kullanması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Dong-gun, Gwak Sung-ho'nun kredi kartı eline nasıl geçti?
Kang Dong-yun: Gwak kartını kullanmama hep izin verir! Öyle cömert birisidir ki! Başka kim benim gibi bir oduna şans verip, televizyon dünyasında bu fırsatı bana tanır ki?
Kang Dong-yun: Bakın, bana inanmıyorsanız onu arayın! Size kendisi anlatır!
Carmen: Anlatamaz, Dong-yun. Gwak Sung-ho kısa bir süre önce TV stüdyosunda öldürüldü.
Kang Dong-yun: Sung-ho öldürüldü mü? Olamaz!
Kang Dong-yun: Demek bu yüzden hwatu oyunumuza gelmedi...
Kang Dong-yun: Şimdi kartı bana verebilir misiniz? Karnım aç, kimçi siparişi vereceğim!
Carmen Martinez: Kart bir kanıt, Dong-yun. Bir yere ayrılma. Sesini falan ısıt ki sana başka sorularımız olduğu zaman bülbül gibi ötebilesin!

İncele: Karaoke Mikrofonu.
Carmen Martinez: Şu karaoke mikrofonundaki maddeden bir örnek aldın mı? Bundan ne çıkmasını umuyorsun halen emin değilim, ama yine de bunu Lars'a götürsek iyi olacak!

Analiz et: Madde.
Lars Douglas: Hey <İsim>! Favori karaoke şarkımı dinlemek ister misin? BOMBA bir şey!
June Douglas: Ben o şarkıya bayılıyorum baba! Söylesene! Söylesene!
Lars Douglas: June, tatlım! Burada ne işin var senin? Jack Amca'nın yanında olduğunu sanıyordum!
June Douglas: Üff. Alışverişten sıkıldım. Ama bilim SÜPER! Ben de laboratuvara geldim!
Lars Douglas: Laboratuvara kadar tek başına mı geldin?! Jack'i arayayımda paniklemesin şimdi!
Carmen Martinez: Ondan evvel Lars, <İsim> karaoke mikrofonundan alınan örnekte neler bulunduğunu öğrenmek istiyor...
Lars: Ha evet, şu... Bana karaoke barından getirdiğiniz örnek salyaymış. Daha doğrusu kurbanın salyası!
Carmen Martinez: Bu çok tuhaf... salya nasıl mikrofonun sapına geçmiş ola ki?
Lars Douglas: Katilin elinden tabiiki de! Katilin, kurbanın ağzına bir şey bıraktığını söylememiş miydin?
Lars Douglas: Katil mikrofona dokunduğu sırada kurbanın salyası da mikrofonun sapına bulaşmış!
Carmen Martinez: Yani katil cinayetten sonra karaokeye mi gitmiş?!
Carmen Martinez: İyi dedin <İsim>! Stüdyodan karaoke barına ulaşabilmesi için katilin parktan geçmiş olması gerekiyor! Orayı tekrardan bir yoklasak iyi olur!

İncele: Park Yolu.
Carmen Martinez: Ee <İsim>, parkı bir kez daha aradın da bula bula bir çöp tenekesi mi buldun?
Carmen Martinez: İçgüdülerinin kuvvetini biliyorum. Eğer işe yarayacağını düşünüyorsan çöpün içini karıştır derim!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa birisi akıllı telefonunu burada bırakmış. Kilidini açabilir misin?

İncele: Çöp Tenekesi.
Carmen Martinez: Çöpte bulduğun şu kağıdın üstünde Pyo Kun-woo'nun resmi var!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa kağıdın üzerinde bir şeyler daha yazılı <İsim>. Gerisini kurtarmak için toz takımına ihtiyacın olacak!

İncele: Solmuş Poster.
Carmen Martinez: Üzerinde Pyo'nun yüzünün bulunduğu bu kağıtta, stüdyoya girişinin YASAKLANDIĞI mı yazıyor?!
Carmen Martinez: İlginç... Pyo Kun-woo, kurbanla arasında bir gerginlik olduğundan ya da stüdyoda sorun yaşadığından hiç bahsetmemişti... Gidip onu bu konuda sıkıştırsak iyi olur!

Pyo'yu televizyon stüdyosuna girişinin yasaklanması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Pyo Kun-woo, bize Gwak Sung-ho'nun "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın setine girmeni yasakladığından bahsetmeyi unutmuşsun...
Pyo Kun-woo: Hımm, demek o posteri buldunuz...
Pyo Kun-woo: Bakın, Gwak biraz abarttı. Bu program için harika fikirlerim vardı. Ama hepsini görmezden geldi!
Pyo Kun-woo: Ama ben yılmadım. Gwak'a, benim de onun gibi tuttuğunu koperan biri olduğumu göstermek istedim.
Pyo Kun-woo: Stüdyoya girişimi yasakladıklarında bile gelmeye devam ettim. Hatta hediye niyetine ona en sevdiğim kimçiyi bile getirdim!
Carmen Martinez: Peki sonra ne oldu?
Pyo Kun-woo: Gwak beni güvenlik fedailerine dövdürttü! Beni bildiğiniz yaka paça parka attılar! Yerin dibine girdim resmen...
Carmen Martinez: İntikam alacak kadar girdin mi peki Pyo? Seninle tekrar konuşmamız gerekebilir.

İncele: Kilitli Akıllı Telefon.
Carmen Martinez: Akıllı telefonun kilidini açtın mı? Elliot buna baksa iyi olur! Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Akıllı Telefon.
Elliot Clayton: Evet <İsim>, akıllı telefonu iyice bir kurcaladım. SILVERee'ye ait olduğu kesin. Bu kadar çok özçekimi tek bir telefonda görmemişimdir valla!
Elliot Clayton: Ama özçekimlerin arasında ilginç bir video buldum! SILVERee hakkında size çok farklı bir fikir verecek cinsten... İzleyin gari!

-Görüntünün başı...-
SILVERee: Gönlümde büyük bir PANDA-manya var! Sana olan aşkım içimi parçalar!
SILVERee: ...
SILVERee: .....
SILVERee: Hey! Müziğe n'oldu?
Gwak Sung-ho: Sanırım reklama girsek iyi olacak, ne dersin?
SILVERee: GWAK! Müziğimi senin kestiğini biliyorum! Sana bunu ödeteceğim!

-Görüntünün sonu...-
Carmen Martinez: Oha, nasıl yani?! SILVERee başından beridir pleybek mi yapıyormuş? Şarkılarını canlı söylemiyor muymuş?
Carmen Martinez: Üstelik SILVERee, kurbanın müziğini canlı yayın sırasında kestiğini sanmış! Bu hiç iyi değil...
Carmen Martinez: Eminim bu yüzden küplere binmiştir! Ama cinayet işleyecek kadar binmiş midir ki? İyisi mi SILVERee'nin yanına gidip bunu ona soralım!

SILVERee'yle, kurbanın onu ulusal televizyonda utandırması hakkında konuş.
Carmen Martinez: Evet SILVERee, <Rütbe> <İsim> "Ah! Çılgın Çocuklar!"daki performasın sırasında pleybek yaptığını öğrendi...
SILVERee: Seni mahçup ettiysem kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Yollarda geçen hayat, turne otobüslerinde hwatu oynamaktan ibaret değil. Kendimi yeterli bulmayınca pleybek yaparım.
SILVERee: Ama genelde Gwak Sung-ho gibi yapımcıların profesyonel davranmalarına ve şöhretli konuklarına pis şakalar yapmamalarına güvenirim!
SILVERee: Demek istediğim, bu iş şakaya gelmez! Karaoke barında şarkı söylemiyorum ya!
SILVERee: Her neyse, bu olay karşısında o kadar sinirlendim ki kimçimi Gwak'a fırlattım. O balık kokusu yıkamayla sittin sene çıkmaz...
Carmen Martinez: İyi bakalım, Gwak Sung-ho'yu senin öldürdüğün ortaya çıkarsa, hapishanede çamaşır yıkamanın inceliklerini birinci elden öğrenirsin artık!

İncele: Yırtık Dergi.
Carmen Martinez: Demek o yırtık dergi meğersem parçalanmış bir magazin dergisinin kapağıymış. Üstelik kapakta kurban var!
Carmen Martinez: Resimde sarılıp öpüştüğü kız da nereden baksan kızı yaşında...
Carmen Martinez: Şu metresle konuşsak iyi olacak... Görünüşe bakılırsa kızın adı Park Eun-ji... Hadi onu bulalım!

Park Eun-ji'ye kurbanla ilişkisini sor.
Carmen Martinez: Bayan Park, <Rütbe> <İsim> sizi Gwak Sung-ho'yu öperken görüntüleyen parçalanmış bir magazin dergisi kapağı buldu...
Park Eun-ji: Şu paparazzilerden bir türlü kurtulamadık! Bir de beni kimçi yerken çekip yayınlamışlar!
Carmen Martinez: İlişkinizin ciddiyeti neydi? Gwak'ın evli olduğunu sanıyorduk!
Park Eun-ji: Gwak kendi kendinin adamıydı. Onunla programındaki kart eşleştirme oyununa danışmanlık yaptığım sırada tanıştık! Kore'nin en iyi hwatu oyuncularından biriyimdir şayet!
Park Eun-ji: Açıkçası, böylesine nüfuzlu bir adamın benimle ilgilenmesi gururumu okşamıştı...
Park Eun-ji: Ama artık yok... Kusura bakmayın, bu haberi bir türlü kabullenemiyorum...
Carmen Martinez: Anlıyoruz Bayan Park. Lakin soruşturma ilerledikçe Gwak'ın cinayetini maalesef tekrar gündeme getirmemiz gerekebilir.

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Lanet kovalasın <İsim>! Güya Kore'ye SOMBRA'nın yetimleri nasıl ve neden beyinlerini yıkadıklarını öğrenmeye geldik ama hiçbir yere varamıyoruz!
Carmen Martinez: Ama kendi televizyon programının setinde, sütunun altında kalarak ezilmiş gibi görünse de, aslında ensesine bir şey saplanmış olan Gwak Sung-ho'yu bulduk...
Carmen Martinez: Sonra Pyo Kun-woo'nun kurban tarafından stüdyodan kovulsa da, kaderine pek razı gelmediği ortaya çıktı!
Carmen Martinez: Ayrıca elimizde küçük düşürülmüş bir K-Pop yıldızı ile kurbana çok şey borçlu olan bir TV programı sunucusu var...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Kurbanın metresi Bayan Park TV stüdyosunda olay çıkarmış! Yayını ele geçirmiş!
Ingrid Bjorn: Kurbanın çocukların beyinlerini yıkadığını söylüyor!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Of ya <İsim>! Güya Kore'ye SOMBRA'nın yetimleri nasıl ve neden beyinlerini yıkadıklarını öğrenmeye geldik ama hiçbir yere varamıyoruz!
Carmen Martinez: Ama kendi televizyon programının setinde, sütunun altında kalarak ezilmiş gibi görünse de, aslında ensesine bir şey saplanmış olan Gwak Sung-ho'yu bulduk...
Carmen Martinez: Sonra Pyo Kun-woo'nun kurban tarafından stüdyodan kovulsa da, kaderine pek razı gelmediği ortaya çıktı!
Carmen Martinez: Ayrıca elimizde küçük düşürülmüş bir K-Pop yıldızı ile kurbana çok şey borçlu olan bir TV programı sunucusu var...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Kurbanın metresi TV stüdyosunda olay çıkarmış! Yayını ele geçirmiş!
Carmen Martinez: Mikrofonu işgal eden birisinin acil durum teşkil ettiğini pek düşünmüyorum...
Ingrid Bjorn: Kurbanın çocukların beyinlerini nasıl yıkadığından bahsetse bile mi?
Carmen Martinez: NE?! Hemen televizyon stüdyosuna gidip Park Eun-ji'yle konuşalım <İsim>!

Park'ı kurbanın, çocukların beynini yıkadığını iddia etmesi konusunda sorgula.
Park Eun-ji: Gwak Sung-ho, 1996'daki progamından beridir, Kore gençliğine yönelik bilerek ve kasten kitlesel beyin yıkama operasyonu yapmıştır...
Carmen Martinez: Derhal kesin yayını! Herkes dışarı! Sen hariç, Bayan Park!
Park Eun-ji: Ama vermem gereken mühim bir mesaj var!
Carmen Martinez: Evet var. Lakin bu mesajı <Rütbe> <İsim>'e vereceksin, Güney Kore'nin tamamına değil. Bu Gwak Sung-ho'nun çocukların beyinlerini yıkaması hikayesi de neyin nesi?
Park Eun-ji: Onun programları yüzünden Koreli çocuklar aptallaştı ve okul başarıları düştü!
Carmen Martinez: Anladım... Yani bahsettiğin şey mecazi beyin yıkama... Çocukların kafasına fikirler sokma falan yok...
Park Eun-ji: Cidden televizyondan çocukların beyinlerini yıkayabileceğine mi inandığımı düşünüyorsunuz? Delilik bu!
Carmen Martinez: Bence asıl delilik ne biliyor musun Eun-ji? Önce Gwak'ı sevdiğini iddia edip sonra da ulusal kanalda onun itibarını zedelemeye çalışman!
Park Eun-ji: Çocuk programları yapmayı bırakacağına dair söz vermişti ama sözünde durmadı! Bırakmaya da hiç niyeti yoktu! Sadece içi boş sözler verip duruyordu!
Carmen Martinez: Sende onu durdurdun, öyle mi Eun-ji? Fazla uzaklaşma. Sandığından daha kısa bir süre sonra tekrar karşılaşabiliriz!
(Park ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Hay lanet <İsim>! Kurbanın çocukların beynini yıkadığına dair tüm bu tantanayı duyunca, ben de SOMBRA soruşturmasında iyi bir şey yakaladık sandım!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, ancak Gwak Sung-ho'nun katilini yakalarsak bu gizemin dibine inebiliriz! Hadi TV stüdyosunu tekrar arayalım!

İncele: Jüri Üyelerinin Sandalyeleri.
Carmen Martinez: Daha fazla yırtık kağıt mı buldun? Bunu iki dakikada birleştireceğinden eminim. Dua edelimde ipucu çıksın!
Carmen Martinez: DVD kutusunun üstündeki şu payet yığını da neyin nesi? Bir örnek alma işi bizi bekliyor gibi. Bu işi sana bırakıyorum!

İncele: Yırtık Broşür.
Carmen Martinez: Toparladığın kağıt bir seçme broşürü müymüş? Birisi üzerine mesaj yazmış, ama Japonca olarak!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun <İsim>! Kurbanın adı bu!
Carmen Martinez: Belki Dupont bize bu mesaj hakkında bir ipucu verebilir. Hadi bu broşürü ona götürelim!

Analiz et: Broşürdeki Mesaj.
Armand Dupont: <İsim>, bu broşür tam bir büyüleyicilik abidesi... Mesajda birisinin torununun gerçek bir yetenek sahibi olduğu yazıyor...
Armand Dupont: Ama mesajdaki en önemli ayrıntı kırmızı mürekkeple yazılmış olması!
Carmen Martinez: Mesaj kırmızı kalemle yazılmış tamam... Da bunun nesi tam olarak önemli?
Armand Dupont: Kore'de kırmızı mürekkep, nasıl derler, uygunsuzdur. Bayağı uygunsuzdur hemde! Kore'de birisinin adını kırmızı mürekkeple yazmanız, tabiri caizse onun ölmesini istediğiniz anlamına gelir!
Armand Dupont: Kırmızı mürekkep, merhum kişinin adını nüfus kütüğüne işlemek için kullanılır! Bu mesaj hiç de alelade türden değil... Kurbana açık bir tehdit bu! Yazan kişi de Obaasan'mış!
Carmen Martinez: Obaasan mı?! Şunu en başından söylesene be Dupont!
Carmen Martinez: İyi de neden Gwak'tan torunununu "Ah! Çılgın Çocuklar!"a çıkarmasını istemiş ki? Obaasan programın aptalca olduğunu düşünmüyor muydu? Onunla konuşsak iyi olacak!

Obaasan'ı kurbanı tehdit etmesi hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Obaasan, <Rütbe> <İsim> kurbana yazdığın bir mesajı buldu... Hani torununun "Ah! Çılgın Çocuklar!"a çıkmasıyla ilgili olan. Neden torununu bu programa çıkarmak istedin ki?
Obaasan: Şey, evet. Gwak Sung-ho'nun torunumu programın yetenek bölümüne çıkarmasını istemiştim!
Obaasan: "Ah! Çılgın Çocuklar!" programına sürüyle kabiliyetsiz velet çıkardı. Ama benim torunum bir dahidir!
Carmen Martinez: Peki neden Gwak'ın adını kırmızı mürekkeple yazdın Obaasan? Bu, Gwak'ın ölmesini istemek gibi bir şey!
Obaasan: Kırmızı mürekkep mi? Ne olmuş ki? Başka kalem bulamadım! Bakın, bir keresinde Gwak'ın hwatu oyunlarından birine katıldığım sırada ona el altından torunumun fotoğrafını verdim. Ama pek ilgili gözükmedi, o kadar!
Carmen Martinez: O kadar mı Obaasan? Yoksa ilgisizliğinin bedelini canıyla mı ödedi?

İncele: DVD Kutusu.
Carmen Martinez: Demek tüm bu payetler DVD kutusunun üstündeki bir mesajı kaplıyormuş: "Boş vaktinin tadını çıkar; Kovuldun!" Yazan da kurban!
Carmen Martinez: DVD başlığında bütün karaoke barlarının önünde gördüğüm Korece kelime var ve katilin karaoke yaptığını da biliyoruz...
Carmen Martinez: İyi de Gwak kimi kovmuş <İsim>? Belki de payet örneğinin mikroskobik analizi bize daha fazla bilgi verebilir!

İncele: Payetler.
Carmen Martinez: Payetlerden Kang Dong-yun'un DNA'sı mı çıktı dedin? Gerçekten de bol payetli şeyler giyiyormuş...
Carmen Martinez: Yani Gwak, Kang'ı mı kovmuş?!
Carmen Martinez: Kang bize bundan daha önce niye bahsetmedi? İyisi mi onu bulup öğrenelim!

Kang'a kurbanın onu kovup kovmadığını sor.
Carmen Martinez: Kang Dong-yun, bize <Rütbe> <İsim> ile şu DVD kutusunda bulduğumuz mesajı açıklar mısın? Gwak seni kovdu mu?
Kang Dong-yun: Ha o mu... Önemli bir şey değil...
Kang: Beni programdan atmak istediği doğru. Yeni bir yüzün reytingleri yükselteceğini ve programa yeni bir soluk getireceğini düşünüyordu...
Carmen Martinez: Yani Gwak seni KOVDU! Kulağa ciddi bir sebepmiş gibi geliyor! Eminim epey kızmışsındır!
Kang Dong-yun: Yoo, programdan ayrılmayı hiç sorun etmedim! Bu program benim için bir tramplen gibiydi! Sinema sektörüne geçecektim! BÜYÜK BİR YILDIZ olacağım!
Kang Dong-yun: Artık karaoke barında kadife sesimle kız tavlamak yok benim için!
Kang Dong-yun: İnanması zor biliyorum ama, Park Eun-ji Gwak'la çıkmaya başlamadan önce onunla birlikte şarkı söylemişliğimiz var...
Carmen Martinez: Şimdilik menajerini arama Kang. Tekrar soru sormak için seni arayabiliriz.

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Gwak Sung-ho'nun katilini yakalayacaksak daha fazla kanıta ihtiyacımız var... Üstelik daha cinayet silahını da bulamadık...
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Katilin karaoke barına gittiğini biliyoruz! Belki cinayet silahını orada bulabiliriz!

İncele: Karaoke Koltuğu.
Carmen Martinez: Bu plastik kasayı mı aramak istiyorsun <İsim>? İçi kokteyl malzemeleriyle dolu, ama içinde bir ipucu olduğunu düşünüyorsan aramana mani olacak değilim!
Carmen Martinez: Bir saniye... Bu bir hwatu kartı seti! Katil hwatu oynuyor! Ayrıca kutunun üstüne bir şey yazılmış gibi. Ne dediğini ortaya çıkarabilir misin?
Carmen Martinez: Bu ipuçları sayesinde tekrar doğru yola çıktığımızdan adım gibi eminim <İsim>! Bunlar bizi doğrudan katile götürecek!

İncele: Plastik Kasa.
Carmen Martinez: Vay anasını <İsim>, o kasada ne buldun öyle? Bu bir buz kıracağı mı?
Carmen Martinez: Doğru! Angela kurbanın ensesindeki yaraya bir buz kıracağının uyabileceğini söylemişti!
Carmen Martinez: Üzerindeki şu garip mavi sıvıda ne peki? Haklısın! Kaybedecek vakit yok! Hadi bu buz kıracağını Lars'a götürelim!

Analiz et: Buz Kıracağı.
Lars Douglas: <İsim>! Buz gibi olman ne iyi bir şey. Çaktın? Buz gibi? Buz kıracağı?
Carmen Martinez: Hiç cevap vererek bunu onurlandırmayı düşünmüyorum Lars. Bu şey cinayet silahı mı değil mi?
Lars Douglas: Ucundaki kurbana ait kan, bunun cinayet silahı OLDUĞUNU belirtiyor! Ama durun! Dahası da var!
Lars Douglas: Sapındaki mavi sıvı, gözlük temizlemede kullanılan bir sıvıya aitmiş!
Lars Douglas: Belli ki katil, cinayeti işlediği sırada gözlük temizleme sıvısını sapa bulaştırmış!
Carmen Martinez: Demek katil

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.