Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Sahne Işığı Altında Ölüm/Diyaloglar

< Sahne Işığı Altında Ölüm

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Sahneışığıaltındaölüm.png

Şef Ripley: <İsim>, SOMBRA'nın Asya'daki faaliyetiyle ilgili edindiğin son bilgiler son derece kaygı verici!
Şef Ripley: Sırf yetimleri alıkoymakla kalmıyorlar, ayrıca kendi görüşlerini benimsemeleri için beyinlerini bile yıkıyor olabilirler. Bunu nasıl ve neden yaptıklarını öğrenmeliyiz!
Şef Ripley: Tsukada Çieko'nun dediğine göre kardeşi Güney Kore'ye getirilmiş. Elliot'a kızın kardeşi ve herhangi şüpheli bir faaliyete karşı dikkatli olmasını söyledim. Gelişmeleri ondan alabiliriz.
Şef Ripley: Ayrıca çocukları hedef alan her türlü hareketi takip etmeliyiz. SOMBRA daha fazla çocuğa ulaşabilmek için medyayı kötüye kullanıyor olabilir!
Carmen Martinez: Elliot'un araştırmalarına göre, Güney Kore'deki en etkin çocuk programı "Ah! Çılgın Çocuklar!"mış. Eğer SOMBRA çocukları hedef alıyorsa, bu program işlerine yarayabilir!
Şef Ripley: Bence de! <İsim>, "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın çekildiği stüdyoya git ve ters bir durum olup olmadığını kontrol et!

1. Bölüm

İncele: TV Programı Seti.
Carmen Martinez: Anlaşılan TV stüdyosunda çoktan kıyamet kopmuş <İsim>! Elimizde yeni bir cinayet kurbanı daha var!
Carmen Martinez: Belki kurbanın programla bir ilgisi vardır... Doğru dedin <İsim>. Giyim kuşamına bakarsak, angarya işler yapan biri olma olasılığı pek yok... Kurban önemli biri olmalı.
Carmen Martinez: Bu sahne ışığı sütunu kendi kendine devrilemeyecek kadar ağır görünüyor.
Carmen Martinez: Belli ki birisi sütunu kurbanın üstüne devirip olaya kaza süsü vermek istemiş. Ama biz bunu yer miyiz? Yemeyiz, değil mi <İsim>?
Carmen Martinez: Doğru, sütunun şu kısmında kan var! Bir örnek alabilir misin?
Carmen Martinez: Bu yırtık kağıdı birleştirirsen bundan iyi bir ipucu elde edebiliriz!
Carmen Martinez: Saksıyı çalıştırma zamanı <İsim>. Bu iş tam bizlik!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Selam <İsim>! Nihayet burada üçüzlersiz bir gün geçiriyorum! Jack onları alışverişe götürdü! Sandığımdan daha yiğit çıktı valla...
Angela Douglas: Kurbana gelirsek, sütun sadece bir yanıltmaca. Daha yakından inceleyince ense omurunda bir yara deliği buldum. Silahın girmesiyle kalbinin durması bir olmuş!
Angela Douglas: Sütun sadece olaya kaza süsü vermek amacıyla kurbana doğru itilmiş. Ama senden kaçmaz <İsim>!
Carmen Martinez: Kurbanın ensesinde delik açmak için ne kullanıldığına dair bir fikrin var mı peki?
Angela Douglas: Çapına bakılırsa iğneden daha büyük bir şey gibi. Bir buz kıracağı için gözlerinizi dört açın mutlaka.
Angela Douglas: Diğer yandan da şüphelilerin hwatu oynayıp oynamadıklarına dikkat edin. Katil, kurbanın ağzına bir adet hwatu kartı bırakmış.
Carmen Martinez: Hwatu mu? Bu, Kore'de oldukça sevilen bir kart oyunu değil miydi? Ama benim bildiğim zararsız bir oyun olması gerekiyor. Genelde aileler bunu tatilde oynar...
Angela Douglas: Doğru, ama her kart oyununda olduğu gibi bunda da bahisler yükselebiliyor. Hwatu kumarı, Güney Kore'de kimileri için sorun halini aldı.
Carmen Martinez: Eh <İsim>, katilin kurbanın ağzına neden bu kartı bıraktığını bilmiyoruz ama en azından hwatu oynadığını biliyoruz!

İncele: Yırtık Poster.
Carmen Martinez: Birleştirdiğin şu posterdeki eleman kimmiş? SILVERee mi? Onunla daha önce karşılaşmamış mıydık?
Carmen Martinez: Doğru! Archer ile Sıçuan'da karşılaştığınız K-Pop yıldızı bu! Hani şu Jack'i işe almak isteyen!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa cinayetin işlendiği stüdyodaki programa katılacakmış... Belki kurbanı tanıyordur!
Carmen Martinez: Hadi SILVERee'nin yanına uğrayıp neler bildiğini soralım!

SILVERee'ye kurbanı sor.
Carmen Martinez: Evet... SILVERee... <Rütbe> <İsim> ile merak ediyorduk da, stüdyo sahnesinde öldürülen bu adamı tanıyor musun?
SILVERee: Bilmemenize şaşırdım! Gwak Sung-ho bu. Kore'nin en büyük TV yapımcısıydı!
SILVERee: Nasıl! Öldürülen mi dediniz?! İyi de burada herkes bunun talihsiz bir kaza olduğunu söylemişti!
SILVERee: Hımm... Bundan iyi şarkı çıkar aslında...
SILVERee: "Sadece talihsiz bir kaza mısın... vurmayı bekleyen... KALBİMDEN?!"
Carmen Martinez: Hiç akıldan çıkmaz sözler SILVERee, de biraz dikkatini bu yöne versen... Kurbanı iyi tanır mıydın?
SILVERee: Programında benden yeni şarkım "PANDA-manya"'nın tanıtımını yapmamı istedi, yani evet, onu tanırdım.
SILVERee: Tabii "Ah! Çılgın Çocuklar!" programına çıkarsam sanki kariyerimde atılım yapacakmışım gibi davranıyordu. Ama şarkılarımı programında söyleyerek asıl büyük iyiliği ona ben yapıyordum!
SILVERee: Gwak Sung-ho biraz gergin bir tipti, bilirsiniz işte, zor bir adamdı. Gülümsediğini sadece stüdyonun önündeki parkta görmüştüm! Hep oraya giderdi.
Carmen Martinez: Teşekkürler SILVERee. Gidip o parkı yoklayacağız. Bu arada sen de stüdyoda biraz kafa dinleyip birkaç şarkı falan yaz. <Rütbe> <İsim> ile sana başka sorularımız olabilir.

İncele: Park Pagodası.
Carmen Martinez: Anlaşılan parkta bizi bekleyen bazı deliller varmış! Kurbanın bir fotoğrafını bulmuşsun!
Carmen Martinez: Kurbanın yanındaki şu havalı tip de kim acaba? Pek terbiyeli birine benzemiyor! Kore'de kendinden yaşça büyük birisinin omuzuna veya başına ellerini veya kollarını atmak kaba bir hareket sayılır!
Carmen Martinez: Veri tabanında bir karşılaştırma yaparak şu kaba çocuğun kim olduğunu bulabilir misin acep?
Carmen Martinez: Güney Kore tam bir teknolojik cihaz cenneti... Doğru diyorsun <İsim>. Yine de bu cihaz, parkın ortasında pek olması gerektiği yerde değil gibi. Kilidini açabilir misin?

İncele: Teknolojik Cihaz.
Carmen Martinez: Kilidini açtığın bu cihaz neymiş? Bir haritaya benziyor, o zaman bir tür GPS takip zımbırtısı olabilir mi?
Carmen Martinez: Bir saniye, bu cihaz neden kurbanı izliyormuş?!
Carmen Martinez: Ekrana bakacak olursak, Obaasan diye birine ait... Onu tanıyor musun?
Carmen Martinez: Doğru! Obaasan'ın Sıçuan'da bir şüpheli olduğundan bahsetmiştin! Hani şu Japon nine!
Carmen Martinez: Öyleyse Obaasan'ın Güney Kore'de ne işi var? Ayrıca neden Gwak Sung-ho'yu izliyormuş?
Carmen Martinez: Sanırım Obaasan'ı bu cihaz hakkında sorgularken Kore'de ne işi olduğunu da sorabiliriz!

Obaasan'ı kurbanı neden izlediği konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Obaasan, <Rütbe> <İsim> takip cihazını buldu...
Obaasan: Ah şu saçma şey! Sürekli anahtarlarımı, fırçamı kaybetip kendisine sormamdan bıkan oğlum, çareyi bana bu cihazı vermekte buldu, anlarsınız ya...
Obaasan: Gelip de anasına yardımcı olmak yerine, tutup bana bakması için bir makineye güvenmesi beni üzdü, ama zamane çocukları işte...
Carmen Martinez: İyi de bu cihazı eşyalarını bulmak için kullanıyorsan, TV yapımcısı Gwak Sung-ho'yu neden takip ediyorsun?
Obaasan: Ah, torunlarımdan biri o ebleh aleti ünlüleri takip etmeye ayarlamış! Yaşlı bir ninenin ne işine yarayacaksa gari!
Obaasan: Bana soracak olursanız eğer, zamane çocukları aklını fikrini televizyonla ve magazin kültürüyle bozmuş! Okuyup adam olmaları gerekirken, meşhur olacağım diye tutturmuşlar!
Obaasan: Ama torunlarım, SILVERee şarkı söyleyecek diye onları "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın çekimlerine götürmem için bana YALVARDILAR... Onların istedikleri bir şeye de hayır diyemem, biliyor musunuz!
Carmen Martinez: Öyle olsun Obaasan, <Rütbe> <İsim>'in seni takip edeceğinden emin olabilirsin en azından!

İncele: Fotoğraf.
Carmen Martinez: Demek kurbanın yanında duran o havalı tipin adı Pyo Kun-woo'ymuş, doğru mu? Sinema okulundan daha yeni mezun olmuş gibi duruyor...
Carmen Martinez: Hadi peşine düşelim <İsim>. Belki bu Pyo Kun-woo denen eleman bize kurban hakkında daha fazla şey söyleyebilir.

Pyo Kun-woo'ya kurbanla çekilmiş fotoğrafını sor.
Carmen Martinez: Pyo Kun-woo sen misin? <Rütbe> <İsim> ile sana Gwak Sung-ho hakkında sorularımız olacaktı.
Pyo Kun-woo: Onun öldüğüne inanamıyorum... Kore televizyonu esin kaynağını yitirdi!
Carmen Martinez: Oldukça üzgün görünüyorsun... Bulduğumuz bu fotoğrafa bakarsak kendisiyle epey yakınmışsın...
Pyo Kun-woo: Gwak benim kahramanımdı! Adam, tek başına Kore televizyonunda çığır açtı! O olmasaydı, bugün yaptığımız programların yarısı olmazdı!
Pyo Kun-woo: Çocukluğumdan beridir onun gibi olmak istemişimdir! O adam tam bir dahiydi!
Carmen Martinez: Pekala Pyo, seni yasınla baş başa bırakalım biz. Yalnız soruşturma ilerledikçe <Rütbe> <İsim> ile sana başka sorular sormamız gerekebilir...
Pyo Kun-woo: Gece gündüz emrinizdeyim! Katilinizi bulmanıza yardımcı olmak için elimden ne gelirse!

İncele: Sütun Parçası.
Carmen Martinez: Kurbanın üstüne devrilen şu sütun parçasındaki kandan harika bir örnek aldın! Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: Selam <İsim>! Sütundan topladığın kan örneğinin kurbana ait olduğunu doğrulayabilirim, yani iyi akıl etmişsin!
Lars Douglas: Ama kanda ayrıca lahana turşusu, balık yağı ve kırmızıbiber izleri de vardı. Bunlar Kore'nin ulusal yemeği olan kimçinin malzemeleri!
Carmen Martinez: Kurbanın kanında kimçi mi buldun? O nasıl oldu yahu?
Lars Douglas: Yemek kurbanın içinde değildi! Benim tahminim katilin, ışık sütununu kurbana doğru iterken kimçiyi oraya bulaştırdığı yönünde.
Carmen Martinez: Katilin hapiste iyi bir kimçi bulacağını sanmıyorum, o yüzden hazır şansı varken patlayana kadar yese iyi olur!

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Durumu bir özetleyelim... Kore'nin nüfuzlu bir TV yapımcısı, kendi programının setinde öldürüldü...
Carmen Martinez: Elimizde kurbanın her hareketini farkında olmadan takip eden bir nine var...
Carmen Martinez: Kurbanın büyük hayranı yıkılmış vaziyetteyken, SILVERee cinayetten çok şarkısının tanıtımını yapma derdinde...
Carmen Martinez: Ve halen tüm bunların SOMBRA'yla ilgisinin olup olmadığını ve çocukların beyinlerini nasıl yıkadıklarını bilmiyoruz!
Elliot Clayton: <İsim>! Elimde vaka için bir ipucu var!
Elliot Clayton: Kurban Angela'nın morgunda olabilir, lakin kredi kartı az önce bir karaoke barında kullanıldı!
Carmen Martinez: Ne?! Birisi kurbanın kredi kartını mı kullanmış?!

2. Bölüm

Carmen Martinez: Pekala <İsim>, elimizde önce ensesinden bıçaklanıp sonra sahne dekoru altında ezilen Koreli bir TV yapımcısı var...
Carmen Martinez: Bunu yapan olaya kaza süsü vermek istemiş ama senden kaçmadı! Bu bir cinayet!
Elliot Clayton: <İsim>! Vaka için yeni bir ipucum var! Kurbanın kredi kartı beş dakika önce bir karaoke barında kullanılmış!
Carmen Martinez: Bu nasıl olur yahu? Kurban Angela'nın morgunda. Kredi kartını kullanamaz ki!
Carmen Martinez: Bu demek oluyor ki birisi onun kredi kartını almış ve karaoke barında kullanıyor! Bu bir ipucu olabilir! Hadi gidelim!

İncele: Karaoke Kabini.
Carmen Martinez: Vay be <İsim>, bu karaoke barındaki ışıklar ve ekranlar beni bir acayip yaptı...
Carmen Martinez: Haklısın, ipuçlarına odaklanmak bunları aklımdan çıkarmamı sağlar...
Carmen Martinez: Anlaşılan elimizde yırtık bir dergi var... Resmin tamamını görmek adına bunu birleştirebilir misin?
Carmen Martinez: O karaoke mikrofonuna neden bakmak istediğine emin değilim, ama sapında bir madde var. Ondan bir örnek alsan?
Carmen Martinez: Bu da şu deminden beridir peşinden koştuğumuz meşhur kredi kartı olabilir mi ki? Üzerinde kurbanın adı yazılı!
Kang Dong-yun: Hey! Bırakın o kartı! Sizin değil o!
Carmen Martinez: Senin de değil! Sen kimsin ki?
Kang Dong-yun: Mağarada mı yaşıyorsunuz yahu? Ben Kang Dong-yun! "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın sunucusuyum!
Carmen Martinez: Bunu da aradan çıkardığımıza göre Bay Kang, herhalde <Rütbe> <İsim>'e Gwak Sung-ho'nun kredi kartıyla ne yaptığını anlatabilirsin!

Kang Dong-yun'u, kurbanın kredi kartını kullanması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Kang, Gwak Sung-ho'nun kredi kartı eline nasıl geçti?
Kang Dong-yun: Gwak kartını kullanmama hep izin verir! Öyle cömert birisidir ki! Başka kim benim gibi bir oduna şans verip, televizyon dünyasında bu fırsatı bana tanır ki?
Kang Dong-yun: Bakın, bana inanmıyorsanız onu arayın! Size kendisi anlatır!
Carmen: Anlatamaz, Kang. Gwak Sung-ho kısa bir süre önce TV stüdyosunda öldürüldü.
Kang Dong-yun: Gwak öldürüldü mü? Olamaz!
Kang Dong-yun: Demek bu yüzden hwatu oyunumuza gelmedi...
Kang Dong-yun: Şimdi kartı bana verebilir misiniz? Karnım aç, kimçi siparişi vereceğim!
Carmen Martinez: Kart bir kanıt, Kang. Bir yere ayrılma. Sesini falan ısıt ki sana başka sorularımız olduğu zaman bülbül gibi ötebilesin!

İncele: Karaoke Mikrofonu.
Carmen Martinez: Şu karaoke mikrofonundaki maddeden bir örnek aldın mı? Bundan ne çıkmasını umuyorsun halen emin değilim, ama yine de bunu Lars'a götürsek iyi olacak!

Analiz et: Madde.
Lars Douglas: Hey <İsim>! Favori karaoke şarkımı dinlemek ister misin? BOMBA bir şey!
June Douglas: Ben o şarkıya bayılıyorum baba! Söylesene! Söylesene!
Lars Douglas: June, tatlım! Burada ne işin var senin? Jack Amca'nın yanında olduğunu sanıyordum!
June Douglas: Üff. Alışverişten sıkıldım. Ama bilim SÜPER! Ben de laboratuvara geldim!
Lars Douglas: Laboratuvara kadar tek başına mı geldin?! Jack'i arayayımda paniklemesin şimdi!
Carmen Martinez: Ondan evvel Lars, <İsim> karaoke mikrofonundan alınan örnekte neler bulunduğunu öğrenmek istiyor...
Lars: Ha evet, şu... Bana karaoke barından getirdiğiniz örnek salyaymış. Daha doğrusu kurbanın salyası!
Carmen Martinez: Bu çok tuhaf... salya nasıl mikrofonun sapına geçmiş ola ki?
Lars Douglas: Katilin elinden tabiiki de! Katilin, kurbanın ağzına bir şey bıraktığını söylememiş miydin?
Lars Douglas: Katil mikrofona dokunduğu sırada kurbanın salyası da mikrofonun sapına bulaşmış!
Carmen Martinez: Yani katil cinayetten sonra karaokeye mi gitmiş?!
Carmen Martinez: İyi dedin <İsim>! Stüdyodan karaoke barına ulaşabilmesi için katilin parktan geçmiş olması gerekiyor! Orayı tekrardan bir yoklasak iyi olur!

İncele: Park Yolu.
Carmen Martinez: Ee <İsim>, parkı bir kez daha aradın da bula bula bir çöp tenekesi mi buldun?
Carmen Martinez: İçgüdülerinin kuvvetini biliyorum. Eğer işe yarayacağını düşünüyorsan çöpün içini karıştır derim!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa birisi akıllı telefonunu burada bırakmış. Kilidini açabilir misin?

İncele: Çöp Tenekesi.
Carmen Martinez: Çöpte bulduğun şu kağıdın üstünde Pyo Kun-woo'nun resmi var!
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa kağıdın üzerinde bir şeyler daha yazılı <İsim>. Gerisini kurtarmak için toz takımına ihtiyacın olacak!

İncele: Solmuş Poster.
Carmen Martinez: Üzerinde Pyo'nun yüzünün bulunduğu bu kağıtta, stüdyoya girişinin YASAKLANDIĞI mı yazıyor?!
Carmen Martinez: İlginç... Pyo Kun-woo, kurbanla arasında bir gerginlik olduğundan ya da stüdyoda sorun yaşadığından hiç bahsetmemişti... Gidip onu bu konuda sıkıştırsak iyi olur!

Pyo'yu televizyon stüdyosuna girişinin yasaklanması konusunda sorgula.
Carmen Martinez: Pyo Kun-woo, bize Gwak Sung-ho'nun "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın setine girmeni yasakladığından bahsetmeyi unutmuşsun...
Pyo Kun-woo: Hımm, demek o posteri buldunuz...
Pyo Kun-woo: Bakın, Gwak biraz abarttı. Bu program için harika fikirlerim vardı. Ama hepsini görmezden geldi!
Pyo Kun-woo: Ama ben yılmadım. Gwak'a, benim de onun gibi tuttuğunu koperan biri olduğumu göstermek istedim.
Pyo Kun-woo: Stüdyoya girişimi yasakladıklarında bile gelmeye devam ettim. Hatta hediye niyetine ona en sevdiğim kimçiyi bile getirdim!
Carmen Martinez: Peki sonra ne oldu?
Pyo Kun-woo: Gwak beni güvenlik fedailerine dövdürttü! Beni bildiğiniz yaka paça parka attılar! Yerin dibine girdim resmen...
Carmen Martinez: İntikam alacak kadar girdin mi peki Pyo? Seninle tekrar konuşmamız gerekebilir.

İncele: Kilitli Akıllı Telefon.
Carmen Martinez: Akıllı telefonun kilidini açtın mı? Elliot buna baksa iyi olur! Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Akıllı Telefon.
Elliot Clayton: Evet <İsim>, akıllı telefonu iyice bir kurcaladım. SILVERee'ye ait olduğu kesin. Bu kadar çok özçekimi tek bir telefonda görmemişimdir valla!
Elliot Clayton: Ama özçekimlerin arasında ilginç bir video buldum! SILVERee hakkında size çok farklı bir fikir verecek cinsten... İzleyin gari!

-Görüntünün başı...-
SILVERee: Gönlümde büyük bir PANDA-manya var! Sana olan aşkım içimi parçalar!
SILVERee: ...
SILVERee: .....
SILVERee: Hey! Müziğe n'oldu?
Gwak Sung-ho: Sanırım reklama girsek iyi olacak, ne dersin?
SILVERee: GWAK! Müziğimi SENİN kestiğini biliyorum! Sana bunu ödeteceğim!

-Görüntünün sonu...-
Carmen Martinez: Oha, nasıl yani?! SILVERee başından beridir pleybek mi yapıyormuş? Şarkılarını canlı söylemiyor muymuş?
Carmen Martinez: Üstelik SILVERee, kurbanın müziğini canlı yayın sırasında kestiğini sanmış! Bu hiç iyi değil...
Carmen Martinez: Eminim bu yüzden küplere binmiştir! Ama cinayet işleyecek kadar binmiş midir ki? İyisi mi SILVERee'nin yanına gidip bunu ona soralım!

SILVERee'yle, kurbanın onu ulusal televizyonda utandırması hakkında konuş.
Carmen Martinez: Evet SILVERee, <Rütbe> <İsim> "Ah! Çılgın Çocuklar!"daki performasın sırasında pleybek yaptığını öğrendi...
SILVERee: Seni mahçup ettiysem kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Yollarda geçen hayat, turne otobüslerinde hwatu oynamaktan ibaret değil. Kendimi yeterli bulmayınca pleybek yaparım.
SILVERee: Ama genelde Gwak Sung-ho gibi yapımcıların profesyonel davranmalarına ve şöhretli konuklarına pis şakalar yapmamalarına güvenirim!
SILVERee: Demek istediğim, bu iş şakaya gelmez! Karaoke barında şarkı söylemiyorum ya!
SILVERee: Her neyse, bu olay karşısında o kadar sinirlendim ki kimçimi Gwak'a fırlattım. O balık kokusu yıkamayla sittin sene çıkmaz...
Carmen Martinez: İyi bakalım, Gwak Sung-ho'yu senin öldürdüğün ortaya çıkarsa, hapishanede çamaşır yıkamanın inceliklerini birinci elden öğrenirsin artık!

İncele: Yırtık Dergi.
Carmen Martinez: Demek o yırtık dergi meğersem parçalanmış bir magazin dergisinin kapağıymış. Üstelik kapakta kurban var!
Carmen Martinez: Resimde sarılıp öpüştüğü kız da nereden baksan kızı yaşında...
Carmen Martinez: Şu metresle konuşsak iyi olacak... Görünüşe bakılırsa kızın adı Park Eun-ji... Hadi onu bulalım!

Park Eun-ji'ye kurbanla ilişkisini sor.
Carmen Martinez: Bayan Park, <Rütbe> <İsim> sizi Gwak Sung-ho'yu öperken görüntüleyen parçalanmış bir magazin dergisi kapağı buldu...
Park Eun-ji: Şu paparazzilerden bir türlü kurtulamadık! Bir de beni kimçi yerken çekip yayınlamışlar!
Carmen Martinez: İlişkinizin ciddiyeti neydi? Gwak'ın evli olduğunu sanıyorduk!
Park Eun-ji: Gwak kendi kendinin adamıydı. Onunla programındaki kart eşleştirme oyununa danışmanlık yaptığım sırada tanıştık! Kore'nin en iyi hwatu oyuncularından biriyimdir şayet!
Park Eun-ji: Açıkçası, böylesine nüfuzlu bir adamın benimle ilgilenmesi gururumu okşamıştı...
Park Eun-ji: Ama artık yok... Kusura bakmayın, bu haberi bir türlü kabullenemiyorum...
Carmen Martinez: Anlıyoruz Bayan Park. Lakin soruşturma ilerledikçe Gwak'ın cinayetini maalesef tekrar gündeme getirmemiz gerekebilir.

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Lanet kovalasın <İsim>! Güya Kore'ye SOMBRA'nın yetimleri nasıl ve neden beyinlerini yıkadıklarını öğrenmeye geldik ama hiçbir yere varamıyoruz!
Carmen Martinez: Ama kendi televizyon programının setinde, sütunun altında kalarak ezilmiş gibi görünse de, aslında ensesine bir şey saplanmış olan Gwak Sung-ho'yu bulduk...
Carmen Martinez: Sonra Pyo Kun-woo'nun kurban tarafından stüdyodan kovulsa da, kaderine pek razı gelmediği ortaya çıktı!
Carmen Martinez: Ayrıca elimizde küçük düşürülmüş bir K-Pop yıldızı ile kurbana çok şey borçlu olan bir TV programı sunucusu var...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Kurbanın metresi Bayan Park TV stüdyosunda olay çıkarmış! Yayını ele geçirmiş!
Ingrid Bjorn: Kurbanın çocukların beyinlerini yıkadığını söylüyor!

3. Bölüm

Carmen Martinez: Of ya <İsim>! Güya Kore'ye SOMBRA'nın yetimleri nasıl ve neden beyinlerini yıkadıklarını öğrenmeye geldik ama hiçbir yere varamıyoruz!
Carmen Martinez: Ama kendi televizyon programının setinde, sütunun altında kalarak ezilmiş gibi görünse de, aslında ensesine bir şey saplanmış olan Gwak Sung-ho'yu bulduk...
Carmen Martinez: Sonra Pyo Kun-woo'nun kurban tarafından stüdyodan kovulsa da, kaderine pek razı gelmediği ortaya çıktı!
Carmen Martinez: Ayrıca elimizde küçük düşürülmüş bir K-Pop yıldızı ile kurbana çok şey borçlu olan bir TV programı sunucusu var...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Kurbanın metresi TV stüdyosunda olay çıkarmış! Yayını ele geçirmiş!
Carmen Martinez: Mikrofonu işgal eden birisinin acil durum teşkil ettiğini pek düşünmüyorum...
Ingrid Bjorn: Kurbanın çocukların beyinlerini nasıl yıkadığından bahsetse bile mi?
Carmen Martinez: NE?! Hemen televizyon stüdyosuna gidip Park Eun-ji'yle konuşalım <İsim>!

Park'ı kurbanın, çocukların beynini yıkadığını iddia etmesi konusunda sorgula.
Park Eun-ji: Gwak Sung-ho, 1996'daki progamından beridir, Kore gençliğine yönelik bilerek ve kasten kitlesel beyin yıkama operasyonu yapmıştır...
Carmen Martinez: Derhal kesin yayını! Herkes dışarı! Sen hariç, Bayan Park!
Park Eun-ji: Ama vermem gereken mühim bir mesaj var!
Carmen Martinez: Evet var. Lakin bu mesajı <Rütbe> <İsim>'e vereceksin, Güney Kore'nin tamamına değil. Bu Gwak Sung-ho'nun çocukların beyinlerini yıkaması hikayesi de neyin nesi?
Park Eun-ji: Onun programları yüzünden Koreli çocuklar aptallaştı ve okul başarıları düştü!
Carmen Martinez: Anladım... Yani bahsettiğin şey mecazi beyin yıkama... Çocukların kafasına fikirler sokma falan yok...
Park Eun-ji: Cidden televizyondan çocukların beyinlerini yıkayabileceğine mi inandığımı düşünüyorsunuz? Delilik bu!
Carmen Martinez: Bence asıl delilik ne biliyor musun Park? Önce Gwak'ı sevdiğini iddia edip sonra da ulusal kanalda onun itibarını zedelemeye çalışman!
Park Eun-ji: Çocuk programları yapmayı bırakacağına dair söz vermişti ama sözünde durmadı! Bırakmaya da hiç niyeti yoktu! Sadece içi boş sözler verip duruyordu!
Carmen Martinez: Sende onu durdurdun, öyle mi Park? Fazla uzaklaşma. Sandığından daha kısa bir süre sonra tekrar karşılaşabiliriz!
(Park ile konuştuktan sonra)
Carmen Martinez: Hay lanet <İsim>! Kurbanın çocukların beynini yıkadığına dair tüm bu tantanayı duyunca, ben de SOMBRA soruşturmasında iyi bir şey yakaladık sandım!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun, ancak Gwak Sung-ho'nun katilini yakalarsak bu gizemin dibine inebiliriz! Hadi TV stüdyosunu tekrar arayalım!

İncele: Jüri Üyelerinin Sandalyeleri.
Carmen Martinez: Daha fazla yırtık kağıt mı buldun? Bunu iki dakikada birleştireceğinden eminim. Dua edelimde ipucu çıksın!
Carmen Martinez: DVD kutusunun üstündeki şu payet yığını da neyin nesi? Bir örnek alma işi bizi bekliyor gibi. Bu işi sana bırakıyorum!

İncele: Yırtık Broşür.
Carmen Martinez: Toparladığın kağıt bir seçme broşürü müymüş? Birisi üzerine mesaj yazmış, ama Japonca olarak!
Carmen Martinez: Doğru diyorsun <İsim>! Kurbanın adı bu!
Carmen Martinez: Belki Dupont bize bu mesaj hakkında bir ipucu verebilir. Hadi bu broşürü ona götürelim!

Analiz et: Broşürdeki Mesaj.
Armand Dupont: <İsim>, bu broşür tam bir büyüleyicilik abidesi... Mesajda birisinin torununun gerçek bir yetenek sahibi olduğu yazıyor...
Armand Dupont: Ama mesajdaki en önemli ayrıntı kırmızı mürekkeple yazılmış olması!
Carmen Martinez: Mesaj kırmızı kalemle yazılmış tamam... Da bunun nesi tam olarak önemli?
Armand Dupont: Kore'de kırmızı mürekkep, nasıl derler, uygunsuzdur. Bayağı uygunsuzdur hemde! Kore'de birisinin adını kırmızı mürekkeple yazmanız, tabiri caizse onun ölmesini istediğiniz anlamına gelir!
Armand Dupont: Kırmızı mürekkep, merhum kişinin adını nüfus kütüğüne işlemek için kullanılır! Bu mesaj hiç de alelade türden değil... Kurbana açık bir tehdit bu! Yazan kişi de Obaasan'mış!
Carmen Martinez: Obaasan mı?! Şunu en başından söylesene be Dupont!
Carmen Martinez: İyi de neden Gwak'tan torunununu "Ah! Çılgın Çocuklar!"a çıkarmasını istemiş ki? Obaasan programın aptalca olduğunu düşünmüyor muydu? Onunla konuşsak iyi olacak!

Obaasan'ı kurbanı tehdit etmesi hakkında sorgula.
Carmen Martinez: Obaasan, <Rütbe> <İsim> kurbana yazdığın bir mesajı buldu... Hani torununun "Ah! Çılgın Çocuklar!"a çıkmasıyla ilgili olan. Neden torununu bu programa çıkarmak istedin ki?
Obaasan: Şey, evet. Gwak Sung-ho'nun torunumu programın yetenek bölümüne çıkarmasını istemiştim!
Obaasan: "Ah! Çılgın Çocuklar!" programına sürüyle kabiliyetsiz velet çıkardı. Ama benim torunum bir dahidir!
Carmen Martinez: Peki neden Gwak'ın adını kırmızı mürekkeple yazdın Obaasan? Bu, Gwak'ın ölmesini istemek gibi bir şey!
Obaasan: Kırmızı mürekkep mi? Ne olmuş ki? Başka kalem bulamadım! Bakın, bir keresinde Gwak'ın hwatu oyunlarından birine katıldığım sırada ona el altından torunumun fotoğrafını verdim. Ama pek ilgili gözükmedi, o kadar!
Carmen Martinez: O kadar mı Obaasan? Yoksa ilgisizliğinin bedelini canıyla mı ödedi?

İncele: DVD Kutusu.
Carmen Martinez: Demek tüm bu payetler DVD kutusunun üstündeki bir mesajı kaplıyormuş: "Boş vaktinin tadını çıkar; Kovuldun!" Yazan da kurban!
Carmen Martinez: DVD başlığında bütün karaoke barlarının önünde gördüğüm Korece kelime var ve katilin karaoke yaptığını da biliyoruz...
Carmen Martinez: İyi de Gwak kimi kovmuş <İsim>? Belki de payet örneğinin mikroskobik analizi bize daha fazla bilgi verebilir!

İncele: Payetler.
Carmen Martinez: Payetlerden Kang Dong-yun'un DNA'sı mı çıktı dedin? Gerçekten de bol payetli şeyler giyiyormuş...
Carmen Martinez: Yani Gwak, Kang'ı mı kovmuş?!
Carmen Martinez: Kang bize bundan daha önce niye bahsetmedi? İyisi mi onu bulup öğrenelim!

Kang'a kurbanın onu kovup kovmadığını sor.
Carmen Martinez: Kang Dong-yun, bize <Rütbe> <İsim> ile şu DVD kutusunda bulduğumuz mesajı açıklar mısın? Gwak seni kovdu mu?
Kang Dong-yun: Ha o mu... Önemli bir şey değil...
Kang: Beni programdan atmak istediği doğru. Yeni bir yüzün reytingleri yükselteceğini ve programa yeni bir soluk getireceğini düşünüyordu...
Carmen Martinez: Yani Gwak seni KOVDU! Kulağa ciddi bir sebepmiş gibi geliyor! Eminim epey kızmışsındır!
Kang Dong-yun: Yoo, programdan ayrılmayı hiç sorun etmedim! Bu program benim için bir tramplen gibiydi! Sinema sektörüne geçecektim! BÜYÜK BİR YILDIZ olacağım!
Kang Dong-yun: Artık karaoke barında kadife sesimle kız tavlamak yok benim için!
Kang Dong-yun: İnanması zor biliyorum ama, Park Eun-ji Gwak'la çıkmaya başlamadan önce onunla birlikte şarkı söylemişliğimiz var...
Carmen Martinez: Şimdilik menajerini arama Kang. Tekrar soru sormak için seni arayabiliriz.

Tekrar merkezde...
Carmen Martinez: Gwak Sung-ho'nun katilini yakalayacaksak daha fazla kanıta ihtiyacımız var... Üstelik daha cinayet silahını da bulamadık...
Carmen Martinez: Doğru dedin <İsim>! Katilin karaoke barına gittiğini biliyoruz! Belki cinayet silahını orada bulabiliriz!

İncele: Karaoke Koltuğu.
Carmen Martinez: Bu plastik kasayı mı aramak istiyorsun <İsim>? İçi kokteyl malzemeleriyle dolu, ama içinde bir ipucu olduğunu düşünüyorsan aramana mani olacak değilim!
Carmen Martinez: Bir saniye... Bu bir hwatu kartı seti! Katil hwatu oynuyor! Ayrıca kutunun üstüne bir şey yazılmış gibi. Ne dediğini ortaya çıkarabilir misin?
Carmen Martinez: Bu ipuçları sayesinde tekrar doğru yola çıktığımızdan adım gibi eminim <İsim>! Bunlar bizi doğrudan katile götürecek!

İncele: Plastik Kasa.
Carmen Martinez: Vay anasını <İsim>, o kasada ne buldun öyle? Bu bir buz kıracağı mı?
Carmen Martinez: Doğru! Angela kurbanın ensesindeki yaraya bir buz kıracağının uyabileceğini söylemişti!
Carmen Martinez: Üzerindeki şu garip mavi sıvıda ne peki? Haklısın! Kaybedecek vakit yok! Hadi bu buz kıracağını Lars'a götürelim!

Analiz et: Buz Kıracağı.
Lars Douglas: <İsim>! Buz gibi olman ne iyi bir şey. Çaktın? Buz gibi? Buz kıracağı?
Carmen Martinez: Hiç cevap vererek bunu onurlandırmayı düşünmüyorum Lars. Bu şey cinayet silahı mı değil mi?
Lars Douglas: Ucundaki kurbana ait kan, bunun cinayet silahı OLDUĞUNU belirtiyor! Ama durun! Dahası da var!
Lars Douglas: Sapındaki mavi sıvı, gözlük temizlemede kullanılan bir sıvıya aitmiş!
Lars Douglas: Belli ki katil, cinayeti işlediği sırada gözlük temizleme sıvısını sapa bulaştırmış!
Carmen Martinez: Demek katil gözlük takıyor, he? Eh, <İsim> onu artık daha net görebiliyor! Artık ensesindeyiz!

İncele: Hwatu Kutusu.
Carmen Martinez: Bulduğun hwatu kutusunun üstünde bir not mu varmış? Diyor ki, "Gwak-Hyung, üç çift. Öldün sen!"
Carmen Martinez: Doğru, bunu yazan kişi katil olmalı! Doğrudan bir tehdit olması bir yana, kurban da ağzına bir hwatu kartı sokulmuş halde ölü bulunmuştu!
Carmen Martinez: İyi de üç çift derken ne demek istemiş olabilir ki? Bu tehdit bize katil hakkında bilgi verir mi sence? İyi dedin <İsim>! Dupont muhtemelen bilir! Hadi bunu ona yetiştirelim!

Analiz et: Yazılı Not.
Armand Dupont: <İsim>, hwatu kartındaki bu mesajda ufak bir kültürelb bilmece vardı, ama çözemeyeceğim bir şey değil tabii...
Armand Dupont: İlk olarak, hwatu oyununda üç çift, kaybeden el olabilir. Burada katil şairane mi takılmış yoksa kurban gerçekten de bir oyunu kayıp mı etmiş emin değilim, ama mesele değil.
Armand Dupont: Ama ipucunun en belirgin yönü tek bir kelimeydi: "Hyung". Hyung, Korece'de "ağabey" manasına gelir. Bir tür saygı ibaresi yani!
Carmen Martinez: Gwak olduğuna göre ortada saygı olduğu pek söylenemez...
Armand Dupont: Ben de tam bunu diyecektim ki lafımı kestin... "Hyung" kelimesi sadece erkekler tarafından, kendisinden yaşça büyük erkekler ile konuşurken kullanılır.
Carmen Martinez: Yani kurbana bu tehdidi yazan kişi bir erkek! Katili tepeledik sayılır <İsim>!

Carmen Martinez: Gwak Sung-ho'nun katilini yakalamak için gereken tüm kanıta sahibiz <İsim>! Hadi onu yakalayalım!

Katili Tutukla.
Carmen Martinez: Kang Dong-yun, TV yapımcısı Gwak Sung-ho'yu öldürmekten tutuklusun!
Kang Dong-yun: NE?! Delilik bu! Mükemmel hayatımı mümkün kılan adamı niye öldüreyim ki?
Carmen Martinez: Kes artık Kang. Katilin karaoke yaptığını biliyoruz ki seninle de ilk orada karşılaştık! Hem de cinayetin hemen ardından!
Kang Dong-yun: Beni bununla mı korkutacaksınız?! Bu şehirde kaç insanın karaoke yaptığından haberiniz var mı sizin? Ayrıca Kore'de olduğunuzu da hatırlatırım, bizim buralarda karaokeye "noraebang" derler. Bunu yazın bir kenara.
Carmen Martinez: İnan bana Kang, bizim karşımızda en iyi savunma, saldırı değildir! Gwak'ın bir erkek tarafından öldürüldüğü biliyoruz ve senin de elinde harika bir fırsat vardı!
Kang Dong-yun: Peki ya şu K-Popçu hıyar SILVERee'ye ne demeli? Gwak onun bir pleybekçi olduğunu ifşa etti! Olay yaşandığı sırada oradaydım! SILVERee küplere binmişti!
Carmen Martinez: Doğru, ama SILVERee gözlük takmıyor Kang. Bu yüzden cinayet silahının üstüne gözlük temizleyicisi bulaştırmış olamaz! Bunu sen yaptın!
Kang Dong-yun: Beni yakaladığınıza inanamıyorum!
Kang Dong-yun: Gwak Sung-ho'tu BEN öldürdüm! Ama başka çarem yoktu!
Carmen Martinez: Her zaman bir çare vardır Kang. İnsanlar genelde cinayete başvurmaz!
Kang Dong-yun: Anlamıyorsunuz! Benden programı bırakmamı istedi. Başta sorun etmedim ama nedense hiçbir filmde kendime rol bulamadım!
Kang Dong-yun: Hwatu oynarken ne kadar kumar borcuna battığımdan haberiniz var mı sizin? Borçlu olduğum haydutlar beni öldürecekti!
Carmen Martinez: Peki Gwak Sung-ho'nun senin kumar hikayendeki yeri ne, Kang?
Kang Dong-yun: Gwak Sung-ho sadece "Ah! Çılgın Çocuklar!"ın yapımcısı değildi. Ayrıca bir ifşa programı da çekiyordu ve son bölümde konu hwatu kumarıydı...
Kang Dong-yun: Hwatu kumarını yöneten haydutlarla ilgili ortaya çıkarıdığı şeyler gerçeğe fazla yakındı. Gwak'ı ortadan kaldırırsam, tüm kumar borcumun silineceğini söylediler.
Kang Dong-yun: Ama onu öldürenin ben olduğunu kanıtlamak için ağzına bir adet hwatu kartı bırakmam gerekti...
Carmen Martinez: Borcunu silmiş olabilirsin ama bu kez de doğrudan hapse gidiyorsun, Kang. Tutuklusun!

Nigel Adaku: Kang Dong-yun, Gwak Sung-ho'yu ensesine buz kıracağı saplayarak öldürmekle suçlanıyorsun... Raporda ezilme demiyor muydu?
Kang Dong-yun: Hayır sayın Yargıç. Onu ensesine buz kıracağı sapladım ve sonra da olaya kaza süsü vermek için sahnedeki ışık sütununu üzerine devirdim...
Nigel Adaku: Güzel, suçunu itiraf ediyorsun! En azından bunu aradan çıkarmış olduk! Bu da işimi kolaylaştırdı haliylen...
Nigel Adaku: Üstelik onu kumar borcundan kurtulmak için öldürmüşsün... Ah şu para! En klasik cinayet gerekçelerinden biri. Ayrıca en rezil olanı.
Nigel Adaku: Kasten ve taammüden cinayet işlemek suçundan mahkeme seni 25 yıl hapis cezasına çarptırdı!
Kang Dong-yun: Beni hapse atamazsınız! Ben ÜNLÜYÜM!!!

Carmen Martinez: Neyse ki Gwak Sung-ho'nun katilini parmaklıklar ardına tıktık <İsim>, ama bu bizi esas gizemimizi çözmeye pek yanaştırmadı...
Carmen Martinez: SOMBRA'nın, kaçırdığı yetimlerin beyinlerini nasıl ve neden yıkadığını bulmamız lazım!
Elliot Clayton: Sorunun yanıtının ilk kısmını buldum galiba <İsim>! Karaoke barında garip bir şeyler dönüyor!

Kaybedilen Masumiyet 4

Elliot Clayton: Sana diyorum <İsim>, karaoke barında garip bir şeyler dönüyor! Çocuklar gruplar halinde oraya gidiyor...
Elliot Clayton: Barın sunucularına korsan girdim ve her gün saat ondan öğlene kadar çocuklara ayrıldığını öğrendim!
Elliot Clayton: Üstelik sadece SILVERee'nin şarkıları çalıyor! Ayrıca her gün belirli saatlerde imza da dağıtıyormuş!
Jack Archer: O çocuklar nasıl her Allah'ın günü aynı şarkıları dinliyorlar ki? Beyinleri eriyor olmalı!
Jack Archer: Bir saniye <İsim>, sence tüm bunların SOMBRA'yla bağlantısı olabilir mi? O yetimlerin beyinlerinin yıkandığından neredeyse eminiz...
Jack Archer: Karaoke barının bu dümenlerinde bir rolü var mıdır ki? SILVERee ile konuşmalıyız!
Jack Archer: Ama hiçbir şeyden şüphelenmemeli...
Jack Archer: <İsim>, ben ne yapacağımızı biliyorum! Karaoke barında görüşürüz!
Carmen Martinez: Hey <İsim>. Yardımına ihtiyacım var. Angela iki saat kadar önce cinayet mahalline diye çıktı ama halen dönmedi...
Carmen Martinez: Son zamanlarda bir acayip davranıyor zaten. Vaktin olduğunda TV stüdyosuna gel de onu arayalım, olur mu?

SILVERee'yi karaoke barındaki garip faaliyet konusunda sorgula.
(SILVEREE ile konuşmadan önce)
Jack Archer: <İsim>! Dönüşümümü seyret!
Jack Archer: Bir sürü K-Pop videosu izleyip onların görünümüne bürünmeye çalıştım!
Jack Archer: SILVERee beni hayatta tanımaz! Sen de kimliğini gizlemek için benim gözlükleri tak! Kim bilir bize neler anlatacak!

-Karaoke barında...-
SILVERee: Hey, burada ne işi var! Burası benim mekanım, seni ezik! Git kendi pazarlama taktiğini kendin bul!
Jack Archer: Şey, Bay SILVERee! Buraya bana yol göstermen için geldim! Sen bir numarasın! Çocukların şarkılarını bu kadar sevmesini nasıl başarıyorsun? Burada başka şey çalmadıklarını duydum!
SILVERee: Doğal yeteneğim olsa gerek. Ama belki videolarımdan bir şeyler kapabilirsin! Çocuklar onlara bayılıyor!
SILVERee: Şimdi gidip hayranlarıma imza vermem gerekiyor, ama sözleşme yükümlülüğümü yerine getirdikten sonra belki bir turneye seni de götürebilirim!
SILVERee: Sen de bu arada sesini aç biraz. Her kabinde videolarımın olduğu birer dizüstü var. Ama ilk önce şu saçınla bir ilgilen! Rezil bir halde!
Jack Archer: İyi dedin <İsim>! SILVERee videolardan bahsetmeden duramıyor... Karaoke barına etraflıca bir göz atıp şu dizüstülerden birini bulsak iyi olur!

İncele: Karaoke Kabini.
Jack Archer: Bir adet dizüstü bulmuşsun! Bu tam da aradığımız şey olabilir! Kilidini açabilir misin?

İncele: Dizüstü Bilgisayar.
Jack Archer: Dizüstünün kilidini açmışsın! Tüm bu SILVERee videolarını tek başımıza mümkünatı yok izleyemeyiz! Hadi bunu Elliot'a götürelim!

Analiz et: Dizüstü Bilgisayar.
Elliot Clayton: SILVERee videolarıyla dolu bu dizüstü tam bir altın madeni çıktı!
Jack Archer: Seni bir K-Pop hayranı olarak anımsamamıştım hiç Elliot!
Elliot Clayton: Değilim zaten. O şeye katlanamıyorum bile. Ama videolar epey ilginçti. Başta normal gibi görünseler de...
Elliot Clayton: Videoları kare kare izledikten sonra... Karelerin arasına serpiştirilmiş SOMBRA amblemleri ile zayıf olmamak ve görevini yerine getirmek tarzı şeyler gördüm!
Jack Archer: Zayıf olmamak ve görevini yerine getirmemek mi... Carmen bize Sanjay'in Pekin'de sürekli zayıf olmamak ve görevini yerine getirmekten bahsedip durduğunu söylemişti!
Elliot Clayton: Gayet zekice aslında... SOMBRA bilinçaltı mesajlar yolluyor! Görsel uyarıcılar, insan beyni tarafından işlenemeyecek hızda gerçekleşiyor ama gösterilen idealler beyne yerleşiyor. Klasik konuşlandırma...
Jack Archer: Bilinçaltı mesajlar! Demek SOMBRA zavallı çocukların beyinlerini bu şekilde yıkıyor!
Jack Archer: Anlaşılan karaoke barına dönüp SILVERee'yi terletmemiz gerekecek! Bunun hakkında bir şey biliyor olmalı!

SILVERee'ye videolarındaki bilinçaltı mesajlarını sor.
SILVERee: Ah, demek buradasın küçük K-Pop özentisi! Görüyorum ki saç modelini değiştirmemişsin! Ne yapalım, artık bununla idare edeceğiz...
Jack Archer: Konuya değinmişken... Videolarına bakıp şarkı söylemeyi denedim ama gözlerim yoruldu! Bir de SOMBRA'yı düşünmeden edemiyorum...
SILVEREe: SOMBRA mı?! O da ne? Başka bir K-Pop yıldızı falan mı?!
Jack Archer: Sen SOMBRA'nın ne olduğunu gayet iyi biliyorsun SILVERee! Videolarına bilinçaltı mesajlar yerleştirerek çocukların beyinlerini yıkıyorlar!
SILVERee: Nasıl! Neler oluyor burada?! Sen bir K-Pop özentisi değilsin!
SILVERee: Bu çok adice bir numaraydı! Yemin billah şu SOMBRA dediğiniz şeyin ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok!
SILVERee: Ben sadece kendi videolarımda oynuyorum. Tek istediğim şey olabildiğince çok yerde görünmek!
SILVERee: Ama birileri bana telif ücreti ödemeden videolarımı kullanıyorsa, başları benimle ciddi dertte demektir! Bu meseleyi araştırsam iyi olur!
Jack Archer: Peki SILVERee, sen kendi mülkiyetini takibe al, <Rütbe> <İsim>'de seni alsın. He almayacağını sanıyorsan başına gelecek var!
SILVERee: İşini yapmanı takdirle karşılıyorum <Rütbe> <İsim>. Oldukça yorucu olmalı! Biraz burada gevşeyip şarj olmaya ne dersin!

İncele: TV Programı Seti.
Carmen Martinez: Angela'yı hiçbir yerde göremiyorum, ama gördüğüm üzere bir oyuncak baykuş bulmuşsun?
Carmen Martinez: Burası bir çocuk programı... Belki içlerinden biri oyuncağını televizyon stüdyosunda bırakmıştır...
Carmen Martinez: Üzerinde bir tür madde var gibi... Hadi şu oyuncağı inceleyip ne bulacağımıza bakalım!

İncele: Oyuncak Baykuş.
Carmen Martinez: O oyuncak baykuştan deri hücreleri mi topladın? Eh, sanırsam bunları Lars'a göndersek...
Angela Douglas: HAYIR! Ben analiz ederim!
Carmen Martinez: Angela! Her yerde seni arıyorduk! İyi misin sen?
Angela Douglas: Ben iyiyim <İsim>, ama cidden Lars'ı bununla uğraştırmana gerek yok. Kendisi kızlarla ilgileniyor! Onun yerine ben bu örneği seve seve analiz ederim!

Analiz et: Deri Hücreleri.
Carmen Martinez: Pekala Angela, kulağımız sende! Mesele nedir? Oyuncak baykuşun üzerindeki deri hücreleri kime aitmiş?
Angela Douglas: Baykuşu bir yerlerden hatırlamıştım, ama bunun doğru olduğuna inanmak istememiştim...
Angela Douglas: Ama şüpheye mahal yok. Deri hücreleri kızım May'e ait!
Carmen Martinez: Tamam, sakin ol... Kızlarının girmedikleri yer olmadığını biliyorsun. Bir tanesi daha önce Jack'in elinden kaçmıştı. Belki diğeri de stüdyoya gidip oyuncağını orada unutmuştur!
Angela Douglas: Hayır! Anlamıyorsun! Kızlar televizyon stüdyosuna hiç gitmedi! Söylesene bana, bu baykuş buraya NASIL geldi?!
Carmen Martinez: Angela, sanırsam biraz temiz havaya ihtiyacın var... Hey <İsim>, biraz parkta yürümeye ne dersin?

İncele: Park Pagodası.
Carmen Martinez: Görünüşe bakılırsa çocuğun biri çantasını parkta unutmuş...
Angela Douglas: Bu April'in çantası! Baksana, üzerinde adı var!
Angela Douglas: <İsim>! Ya kaçırıldıysa?!
Carmen Martinez: Lars'ı ara Angela. Belki April onunladır. Bu arada <İsim>'de ipucu için çantayı arasın!

İncele: Çocuk Sırt Çantası.
Angela Douglas: Allah'ıma bin şükür... April, Lars ve diğer kardeşleri ile güvende... <İsim>, sen de bu arada çantada bir şeyler bulabildin mi?
Carmen Martinez: Şu soluk fotoğraf dışında sıra dışı bir şey yoktu... Eksik kısmı tamamlayabilir misin <İsim>?

İncele: Solmuş Fotoğraf.
Carmen Martinez: April'in çantasında bulduğun fotoğrafta bir grup çocuk adamın birinin üstüne tırmanıyor. Sanki bu adamı daha önce görmüşüz gibi. Siması epey tanıdık geliyor...
Angela Douglas: Onu Yünnan'da görmüştün <İsim>! Adı Ronin'di. Şüphelilerden biriydi hatta! Ayrıca SOMBRA'ya eleman aldığından neredeyse kesin eminiz!
Angela Douglas: Bu kadarına dayanımıyorum artık...
Carmen Martinez: Vay anasını <İsim>! Angela'yı daha önce hiç bu kadar üzgün görmemiştim! İyisi mi onunla konuşup şu meselenin köküne inelim!

Angela'yı neden bu kadar üzgün olduğunu açıklamaya ikna et.
Carmen Martinez: Angela? Neler oluyor? Sana nasıl yardım edebileceğimizi söyle!
Angela Douglas: Son zamanlarda tuhaf davrandığımın farkındayım <İsim>... Buraya geldiğimizden beridir sanki tehdit altındayımışız gibi... SOMBRA'nın çocukları kaçırması...
Angela Douglas: May'in oyuncak baykuşunu televizyon stüdyosunda bulmamız hiç aklıma yatmadı...
Angela Douglas: Sonra April'in sırt çantasını parkta bulmamız... Çantada, SOMBRA'nın eleman toplayan üyesi olduğunu düşündüğümüz o adamın fotoğrafı... Tek istediğim şey bebeklerimin güvenliği!
Carmen Martinez: İnan bize Angela, <İsim> de, ekibin tamamı da kızlarının güvenliği için elimizden ne gelirse yaparız!
Angela Douglas: Haklısın <İsim>! Heyheylenmek hiçbir şeyi çözmez. Hadi gidip bir şeyler içerim! İlk kadehler benden!

Daha sonra merkezde...
Şef Ripley: Artık SOMBRA'nın yetimlerin beyinlerini yıkamak için SILVERee'nin kliplerine bilinçaltı mesajlar yerleştirdiğini biliyoruz...
Şef Ripley: İyi de SOMBRA çocukların beyinlerini yıkayarak onları küçük itaatkar yardımcılara döndürerek ne elde edecek <İsim>? Bunu niye yapıyorlar?
Elliot Clayton: Bunu cevaplayamam ama çocukları nereye götürdüklerini biliyorum! <İsim>'in bulduğu Ronin'in fotoğrafı Tokyo'daki bir atari salonunda çekilmiş! Daha önce oraya gitmiştim!
Şef Ripley: Acaba çocukları Kore'den Japonya'ya götüren Ronin olabilir mi?! <İsim>, bu Ronin'in SOMBRA'ya eleman toplayan kişi olduğunu kanıtlayabilir!
Şef Ripley: SOMBRA'nın bu küçük eleman toplama düzeninin kökünü kazımalıyız <İsim>! Tokyo'ya gidiyorsun!

Also on Fandom

Random Wiki