Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Son Yolculuk/Diyaloglar

< Son Yolculuk

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Sonyolculuk.png


Jones: Merhaba, <İsim>! Öğle yemeğini çimlerin üstünde yemek için harika bir gün, değil mi?
Jones: Ah, kusura bakma, cep telefonum çalıyor. Hemen cevap vereyim de yemeğe geçelim.
Jones: Şef King, merhaba! Evet, <Rütbe> <İsim> yanımda.
Jones: Kadının biri, yeğeninin cesedini tavan arasında mı bulmuş? Tamam, hemen oraya gidiyoruz amirim!
Jones: Pekala <İsim>, temiz havanın tadını başka zaman çıkarırız. Haydi bayan Taylor'ın evine gidelim!

1. Bölüm

İncele: Tozlu Tavan Arası.
Jones: Demek Daniel Taylor bu. Kafam karıştı: cesede hiç bir şey olmamış gibi görünüyor ve kurbanın genç ve sağlıklı olduğu apaçık ortada... Onu ne öldürmüş olabilir?
Jones:Ve nasıl uzandığına da bir bak. Sanki telefonuna uzanmaya çalışıyormuş gibi...
Jones: Pekala, Daniel'ın cesedi hemen laboratuvara gidebilir. Telefona gelince, çözemeyeceğin bir pin kodu yok, değil mi?
Jones: Bir de Daniel'ın sırt çantası var. Dolu görünüyor. Bir yere mi gitmeye hazırlanıyordu acaba? Hadi bir göz atalım <İsim>!

İncele: Cep Telefonu.
Jones: Tahmin ettiğim gibi kurbanın telefonunun kilidini çabucak çözüverdin <İsim>!
Jones: Hadi bunu Alex'e gönderelim ve Daniel'ın ölmeden önce telefonda tüm yaptıklarını öğrenelim.

İncele: Kurbanın Sırt Çantası.
Jones: Bir saniye. Daniel'ın sırt çantasında bulduğun bilet, Avustralya'ya gidiş bileti; ve dönüş bileti alınmamış!
Jones: Daniel Grimsborough'yu tamamen terk etmeyi mi planlıyordu?
Jones: Gidip halasıyla konuşmalıyız. Kurban yeğeniymiş ve cesedide o bulmuş.

Analiz et: Telefon.
Alex: Jones, bir dahaki sefere bir kurbanın telefonu eline geçtiğinde önce bir kendin bak istersen. Bu kadar basit işler için vaktimi harcadığına inanamıyorum!
Jones: Senin için yapacak bir şeyler bulduğumuza dua et!
Alex: Neşelen biraz, huysuz! Daniel, dün Lily adında birini on defa aramaya çalışmış ama Lily telefonu açmamış.
Alex: Adının yanındaki kalbe bakacak olursak kurbanın bu Lily denilen kişiyle çıktığını tahmin ediyorum.
Çok ilginç! <İsim>, hadi Lily ile konuşup erkek arkadaşının son çağrısını neden yanıtlamadığını öğrenelim.

Victoria Taylor ile konuş.
Victoria: Yeğenimin cesedini bulduğumda kalp krizi geçireceğimi sandım. O andan beri bayılacakmışım gibi hissediyorum.
Victoria: Biliyorsun <Rütbe>, Daniel, 10 yıl önce annesi öldüğünden beri benimle yaşıyordu.
Jones: 25 yaşındaymış, tavan arasında yaşamak için biraz büyük bir yaş. Daniel işsiz miydi?
Victoria: Son zamanlarda çay evinde çalışıyordu, tabii bunu işten sayarsanız. Girdiği hiçbir işte uzun süre tutunamadı. Aynı rahmetli annesi gibi.
Victoria: Daniel hep dünyayı görmek, "kaçmak" istediğini söylerdi. İşinden kaçmak yani! Sağlığım bana sorun çıkartıyor, tek istediğim her ihtimale karşı yanımda olmasıydı.
Victoria: Ama o hiç oralı değildi! Tüm vaktini "işine" harcadığını söylüyordu. Ha! Çay evinde dün geceki gibi saat 10'a kadar ne işi olabilir?


Jones: Pekala <İsim>, Daniel'ın halasının evinden kaçmak istemesine şaşırmamalı! Her gün onunla yaşamak kolay olmazdı!
Jones: En azından Daniel'ın çay evinde çalıştığını ve ölmeden hemen önce orada olduğunu öğrendik.
Jones: Hey, <İsim>, cüzdanın içine bakmaya ne dersin?

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Pekala <İsim>, bu ilk defa başıma geliyor ama... Hiç birşey bulamadım. Kurban ölmüş, ama onu NEYİN öldürdüğüne gelince...
Nathan: Tek söyleyebileceğim, bunun kesinlikle doğal bir ölüm olmadığı. Daniel gayet sağlıklıymış ve semptomlar boğulduğunu gösterse de hava yolunu engelleyen hiçbir şey yoktu.
Nathan: Bunun nasıl veya neden olduğunu açıklayan hiçbir şey bulamadım. Sanki kurban aniden ölmüş gibi!
Jones: Pekala, ben büyüye inanmam, yani bir cinayet silahı mutlaka bulunmak zorunda. Ama ne arayacağımızı bilmiyorsak nasıl bulacağız?
Nathan: Merak etme <Rütbe> <İsim>, henüz son sözümü söylemedim. Kesin bir şeyler bulur bulmaz sana geri döneceğim!

İncele: Çay Evi.
Jones: Bu fotoğraf neden parçalanmış?
Jones: Bu kasabada hâlâ fotoğrafları parçalamanın seni durduracağını düşünen birileri olduğuna inanamıyorum <İsim>! Ama ona gününü göstereceksin değil mi?

İncele: Parçalanmış Fotoğraf.
Jones: Hey, o, fotoğraftaki kurbanımız! Ayın elemanı demek... Patronu onu çok seviyormuş anlaşılan!
Jones: Üzerinde bir şeyler yazıyor. Belki biraz pudra işi çözer, ne dersin?

İncele: Fotoğraf.
Jones: Bulduğun fotoğraf üzerindeki mesajda, "Sahip olduğum en iyi personele, sevgilerimle, Gertrude" yazıyor.
Jones: Pekala, bayanların Daniel'ı sevdiği ortada!
Jones: Özellikle de Bayan Piccadily'nin... Fotoğrafta ona nasıl baktığına bir baksana: Daniel'ı yiyecek sanki!
Jones: Daniel ile ilişkisini öğrenmek için onunla konuşsak iyi olur <İsim>.

Konuş: Lily Robinson.
Jones: Bayan Robinson? Erkek arkadaşınızın öldüğünü öğrenmek zor olmuş olmalı ama gerçekten sizinle konuşmamız gerek.
Lily: Ben... Ben ne söyleyeceğimi bilmiyorum...
Jones: Dan'in dün gece on defa sizi aramaya çalıştığını gördük. Neden cevaplamadınız?
Lily: Ben... finallere çalışıyordum. Telefonum sessizdeydi. Böyle olacağını bilseydim... Tanrım!
Jones: Daniel ile ne zamandır çıkıyordunuz?
Lily: Çocukluktan beri birbirimize aşığız. Biz.. Biz ruh ikiziydik.
Lily: Hep birlikte yaşlanacağımızı düşünürdüm... Şimdi geriye hiçbir şey kalmadı!


Konuş: Gertrude Piccadily.
Gertrude: O tatlı çocuğun ölmüş olduğuna inanamıyorum! O kadar tatlı, yakışıklı bir çocuğun başına bir şey gelmesini kim ister ki?
Jones: Kaybınız için üzgünüz. Daniel Taylor sizin için mi çalışıyordu Bayan Piccadily?
Gertrude: Evet, tabii! Daniel sahip olduğum en tatlı, en iyi personeldi! Her zaman nazikti ve yardımseverdi! Müşterilerimiz ona bayılırlardı!
Jones: Siz de bayılıyormuşsunuz anlaşılan. Kurbanla ilişkiniz sadece iş ilişkisi miydi?
Gertrude: Bu ne cüret! Çok yakışıklı olabilir ama ona olan sevgim tamamen çıkardığı işin kalitesinden dolayıydı.
Gertrude: Şimdi müsaade ederseniz, işimin başına döneceğim, yeterli personelim yok da!

Birkaç saat sonra...


Jones: Bunu hâla çözemedim <İsim>. Kurbanın onu seven bir kız arkadaşı, iyi bir işi olduğunu biliyoruz...
Jones: Ayrıca seyahat etmek istediğini, hatta muhtemelen ömrünü yollarda geçirmek istediğini de biliyoruz...
Jones: ...Ama onu hâlâ neyin öldürdüğünü bilmiyoruz! Ve bunu bulana ka-
Nathan: <İsim>, güzel haberlerim var! Umduğumdan daha uzun sürdü ama...
Nathan: Katilin kim olduğunu biliyorum!
Jones: NE?!

2. Bölüm


Nathan: <İsim>, güzel haberlerim var! Umduğumdan daha uzun sürdü ama...
Nathan: Katilin kim olduğunu biliyorum!
Jones: NE?!
Nathan: Evet! Daniel'ın katili bahçecilik yapıyor!
Jones: ...
Nathan: Hey, anlamadan dinlemeden yargılama!
Nathan: Neyse. Bunu nereden bildiğimi de söyleyeyim; sen gittikten sonra kurbanın cesedinde toksinler buldum. Ve kesinlikle bitkisel kaynaklı, ama henüz hangi bitki olduğunu bulamadım.
Jones: Pekala <İsim>, birinin botanik ilgisini öğrenmek için kasabanın serasını ziyaret etmekten daha iyi ne yapılabilir?
Jones: Ve hazır işe koyulmuşken Bayan Piccadily ile de bir daha konuşalım. Bulduğumuz o fotoğrafı merak ediyorum. Daniel'ı bu kadar sevdiyse neden o resmi yırtsın?...

Konuş: Gertrude Piccadily.
Gertrude: Daniel'ın fotoğrafını kimin yırttığını mı merak ediyorsun <Rütbe> <İsim>. Tamam, söyleyeceğim. Ama bu konuşmamızı gizli tutmanızı rica ediyorum. Nihayetinde korumam gereken bir itibarım var.
Gertrude: Daniel'dan hoşlanıyordum. Biliyorum, biliyorum, bu hiç de bana yakışan bir şey değil ama çok yakışıklıydı, çok tatlıydı!
Gertrude: Ama aynı duygulara sahip olmadığını açıkça belirtmişti. Bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine ve yine de benim için çalışacağına söz verdi.
Gertrude: Yalanmış tabii! İki gün sonra Daniel'ın Avustralya'ya seyahat etmeyi planladığını öğrendim! Çılgına döndüm ve fotoğrafı parçaladım, ama tek yaptığım buydu!
Gertrude: Ve şimdi onun yokluğundan sonra, yeterli personelim de yok. Daha masasını bile temizlemedim!
Jones: Daniel'ın masası mı? Ne demek istiyorsunuz?
Gertrude: Daniel dün mesaisinin ardından biriyle çay içti. Kim olduğunu bilmiyorum, mekan kalabalıktı ama orada oturuyorlardı.
Jones: Bayan Piccadily, o masadaki hiçbir şeye dokunmayın! <Rütbe> <İsim>, hadi hemen masayı inceleyelim!

İncele: Sera.
Biliyor musun <İsim>. Küçükken serada oynamayı çok severdim. Sanki hep ormanda kaybolmuş gibi yapardım.
Jones: Yani! Bu çiçekler hâlâ taze, kısa zaman önce kesilmiş olmalı. Ve sebepsiz yere kesilmiş gibi görünüyor. Belki de Nathan'ın aradığı bitki aralarındadır!
Jones: Ve senin için de sorun değilse gidip Charles Parker ile konuşsak iyi olur. Kendisi bu seranın sahibi botanisttir, belki bize vereceği önemli bilgiler olabilir.

İncele: Çay Masası.
Jones: Pekala <İsim>, şu çay fincanına bakıp ölümünden önce Daniel ile kimin çay içtiğini öğrenelim!

İncele: Çiçekler.
Jones: Bu çiçek diğerlerine benzemiyor. Niye birisi bunu kesmek istesin ki? Çok güzel bir çiçek!
Jones: Haklısın <İsim>, bu işte bir bit yeniği var. Bunu hemen Nathan'a gönderelim!

İncele: Çay Fincanı.
Jones: Parmak izi! Harika! Hadi bunları laboratuvara gönderip çay fincanına hangi şüphelinin dokunmuş olduğunu öğrenelim.

Analiz et: Çiçek.
Nathan: <İsim>, yine beni hayretler içinde bıraktın! Serada bulduğun çiçek, Daniel'ı öldürmek için kullanılmış!
Nathan: "Son Yemek", ya da Son Yolculuk adıyla bilinen, Güney Amerika'da bulunan güzel ama ölümcül bir çiçek bu.
Nathan: Bu polendeki toksinler, yutulduğunda halüsinasyonlara, baş ağrılarına ve konuşma bozukluğuna yol açabilir ve kurban hemen tıbbi destek almazsa akciğerlere baskı yapar ve kurbanı boğarak öldürür. Nathan: Cinayet silahının bu çiçek olduğuna süphe yok!
Nathan: Hepsi bu kadar da değil. Sadece birkaç dakika inceledim ve ellerim hep polen oldu. Hem çok uçucu hem de kurtulması çok zor.
Nathan: Daniel'ı öldürmek için bunu kim kullandıysa ona da bulaşmış olmalı. Aradığınız kişinin kıyafetinde polen var!


Jones: Her zaman ki gibi haklısın <İsim>. Katil ölümcül çiçeği seradan topladıysa oraya başka izlerde bırakmış olmalı!
Jones: Hadi gidip seraya bakalım!

Analiz et: Parmak İzleri.


Alex: Çay fincanında bulduğun parmak izleri Molly Robinson adlı biriyle uyuşuyor!
Jones: Robinson mı? Lily Robinson'ın bir akrabası mı?
Alex: Bir bakayım... Evet, o Lily'nin büyükannesi. Ve ikisi de aynı evde yaşıyor.
Jones: Çok ilginç! <İsim>, hadi gidip Bayan Robinson ile konuşalım ve kurbanla dün neden çay içtiğini öğrenelim.

İncele: Sera.
Jones: Bingo! Çiçeğin yanında bulduğun ayakkabı izi kesinlikle katile ait!
Jones: Bu izi ne tür bir ayakkabının bıraktığını bulmamız gerek. Hadi veri tabanımıza bir göz atalım, belki şansımız yaver gider!

İncele: Ayakkabı İzi.
Jones: Ayakkabı izi veri tabanımız bizi asla yanıltmaz! Seradaki izin eşleştiği ayakkabı markası... Alligators!
Jones: Pekala, sahil dışında lastik ayakkabı giyen herkes benim gözümde sanıktır! Her ne kadar rahat olursa olsun!
Jones: Neyse. Artık Daniel'ın katilinin Alligators giydiğini biliyoruz. Şüphelilerle tekrar görüştüğümüzde buna dikkat edelim!

Konuş: Charles Parker.
Charles: Hoş geldin <Rütbe> <İsim>! Doğaya ilgisi olan insanlarla tanışmak ne kadar güzel. Yeni etçil çiçeklerimi mi görmek istediniz yoksa?
Jones: Aslına bakarsanız buraya resmi bir amaçla geldik. İncelemekte olduğumun cinayetin botanikle ilgisi var.
Charles: Ah, çok ilginç! Yani kurban için çok trajik tabii. Ama ölümü hakkında daha fazla bilgi almak isterim.
Jones: Bu gizli bir bilgi Bay Parker. Daniel Taylor'ı tanır mıydınız?
Charles: Daniel öldü mü? Lily'nin neden bu kadar üzgün göründüğünü şimdi anlıyorum! Üzüntüsünün sebebini ortancalarımızı etkileyen hastalık sanmıştım.
Jones: Bir saniye, siz Lily Robinson'ı tanıyor musunuz?
Charles: Evet, Lily iki yıldır benim çırağımdır. Oldukça yeteneklidir, özellikle de egzotik çiçekler konusunda. Botanist çalışmalarından mezun olduğunda onu işe alacağım.

Konuş: Molly Robinson.
Molly: Seninle tanıştığıma çok memnun oldum <Rütbe> <İsim>, ama acelem var. Sevgili köpeğimi güzellik salonuna götürmem lazım.
Molly: Çok sevimli, değil mi? Köpek yarışmasını kazanacağından eminim! Elbette kazanacaksın, değil mi seni sevimli şey!
Molly: Şaşırmış görünüyorsun! Köpek yarışmasını bilmiyor musun? Bu, bölgenin en büyük etkinliği! Sadece birkaç hafta kaldı, bu nedenle köpeğime özen göstermeliyim!
Jones: Hmm. Sanırım bunu gidip görmemiz gerekecek <Rütbe> <İsim>!
Jones: Neyse. Dün Daniel Taylor'ı görmek için neden çay evine gittiğinizi merak ediyorduk.
Molly: Eee, Daniel torunumla çıkıyordu. Lily çocukluğundan beri benimle yaşar, birbirimize çok yakınızdır.
Molly: Bu nedenle Daniel'a da küçük ailemizin bir parçası olduğunu hissettirmeye çalıştım. O kadar tatlı bir çocuktu ki, Lily'ye de aşıktı!

Konuş: Lily Robinson.
Lily: <Rütbe> <İsim>, seni burada görmeyi ummuyordum!
Jones: Ve biz de SİZİ burada görmeyi ummuyorduk. Daniel'ın bitkisel kaynaklı bir zehirin etkisi ile öldüğünü öğrendik, bu nedenle serayı kontrol etmeye geldik... Botanik okuduğunuzu bilmiyorduk.
Lily: Ama... bu olamaz! Daniel bana hep hangi bitkilerin zehirli, hangilerinin yenebilir olduğunu sorardı. Bildiğim herşeyi ona öğrettim!
Lily: Daniel bitkileri hayatta kalmanın bir yolu olarak görürdü. Esas güzelliklerini hiç anlamazdı. Tohumlar uzak yerlere uçabilir ama toprağa düştüklerinde kök salar ve daima orada kalırlar.
Jones: Kök salmak sizin için önemli bir şey, değil mi? Ama Daniel sizinle aynı fikirde değildi değil mi? Tek yapmak istediği bu kasabayı terk etmekti.
Lily: Daniel... Kendini arıyordu. Bunun için seyahat etmesi gerektiğini düşünüyordu. Bence yanılıyordu... Ama artık bunu öğrenmenin imkanı yok sanırım.

3. Bölüm


Jones: <İsim>, ben bunu anlamıyorum. Daniel Taylor gibi birini kim öldürmek ister ki? Tek "suçu" Grimsborough'nun veremeyeceği şeyler istemekmiş gibi görünüyor!
Jones: Gitmeye hazırmış... Ama bu kasabada ölmeye mahkummuş.
Jones: Sakıncası yoksa tavan arasına bir kere daha bakmak istiyorum. İçimde orada bir şeyler unuttuğumuzu söyleyen bir his var.
Jones: Ve Charles Parker'a da Daniel ile olan ilişkisini sormalıyız. Daniel'ın kız arkadaşı Lily, onun personeli olduğuna göre Daniel'ı da ara sıra görüyor olmalı, değil mi?

İncele: Tavan Arası Köşesi.
Jones: Küçük dahi olsa Alligators çok çirkin! Ya Daniel aşırı derecede küçük ayaklara sahipti ya da bunlar Daniel'a ait değil!
Jones: Haklısın <İsim>; onlardan ne toplayabileceğimizi görelim...
Jones: Şu nota bak. Daniel'a yazılmış gibi duruyor; hadi birleştirelim!

İncele: Alligators.
Jones: Ayakkabı üzerinden bir tek sen DNA bulabilirdin zaten <İsim>! Bazen sen olmadığında davaları nasıl çözüyorduk diye soruyorum kendi kendime...
Jones: Hadi hemen bunu laboratuvara gönderelim!

Analiz et: DNA.
Grace: Tavan arasından aldığın Alligators'taki DNA'yı analiz ettim <İsim>, bu DNA, kurbanın kız arkadaşına ait!
Jones: Lily mi?... Pekala, ayakkabıların numarasından bu az çok belliydi.
Jones: Diğer yandan onun botanist olduğunu da ununtmamalı. Sanırım bunları giymesinin sebebi de bu...
Jones: Bunları not alsak iyi olur <İsim>!

İncele: Not.
Jones: Demek Daniel'a o nonu gönderen... Lily'nin büyükannesiymiş!
Jones: Ne yazdığına bak! "Planlarını biliyorum. Lily'yi bu planlarına dahil etmezsen iyi olur. Lily asla seninle gelmeyecek!"
Jones: Sanırım Molly'ye göre Daniel sadece Lily'yi Avustralya'ya götürmediği sürece "aileden biri" sayılıyordu. Bakalım bu konuda ne diyecek.

Konuş: Charles Parker.
Charles: Gerçekten kafam karıştı <İsim>. Daniel'ın trajik ölümüyle benim bağlantım nedir?
Jones: Daniel çok nadir ve çok zehirli bir çiçek yüzünden ölmüş ve bu çiçek sizin seranızda yetişen çiçeklerden biri ve bu ölümle bağlantınızı mı soruyorsunuz? Gerçekten mi?
Charles: Seram, bitkilerle ilgilenen herkese açıktır <Rütbe>. Örneğin Bayan Robinson her hafta Orkide Hayranları grubuyla gelir. Bitkilerden iyi anlar!
Charles: Daniel'ın öldürüldüğünden nasıl emin olabilirsiniz ki? Lily'de dahil olmak üzere birçok kişi onun yakışıklılığına vurulmuştu ama aslında haytanın tekiydi. Belki de çiçeği kendi çalmıştır!
Jones: Onu pek sevmiyordunuz anlaşılan, değil mi, Bay Parker?
Charles: Başbelasıydı ve neredeyse en sevdiğim öğrencimi kaybetmeme yol açıyordu. Bu nedenle onu sevmezdim. Ama onu öldürmedim de!


Jones: Pekala, Charles kurbanımızı sevmediğini saklamıyor bile! Ayrıca fark ettin mi bilmiyorum ama... Alligators giyiyordu!
Jones: Haydi serasına tekrar göz atalım <İsim>. Bizden bir şeyler sakladığından eminim.

İncele: Bitkiler.
Jones: Bahçe eldivenlerine polen bulaşmış mı? Pekala... Serada böyle birşey olması gayer normal <İsim>...
Jones: Evet, Nathan'ın Daniel'ı öldürmek için kullanılan çiçeğin çok tehlikeli olduğu ve poleninin aşırı derecede uçucu olduğunu söy...
Jones: Ah! Tabii, haklısın <İsim>! Hadi hemen bu eldivenlerdeki polenden örnek alalım ve laboratuvara gönderelim. Belki de, cinayet silahından gelen polen budur!

İncele: Eldivenler.
Jones: Çok güzel! Hadi o bahçe eldivenlerinden aldığın poleni Grace'e gönderelim ve bu işi çözelim!

Konuş: Molly Robinsin.
Molly: İşime burnunu sokman pek hoşuma gitmiyor <Rütbe>, ama polis olduğun için bunu yapmaya hakkın var sanırım.
Molly: Evet, bu notu Daniel'a ben gönderdim. Ve aynı sebepten, onunla çay evinde görüştüm! Başka şansım mı vardı sanki!
Molly: Sevgili Lily'yi de kendisi ile birlikte "kaçmaya" ikna etmeye çalışıyordu! Onu benden uzaklaştırmak istedi!
Molly: Lily benim kızım gibi. Ve onunda bu kasabayı en az benim kadar sevdiğini biliyorum. Ama yumuşayıp bunu kabul edeceğinden korkuyordum. Daniel'ı çok seviyordu nihayetinde...
Jones: Bunun sizi daha şüpheli bir hale getirdiğinin farkındasınızdır umarım, Bayan Robinson. Ayakkabılarınız da çok güzelmiş...
Molly: Kan dolaşımımla ilgili sıkıntım var, ayak bileklerim şişiyor. Alligators oldukça rahat. Yaşlandığında sen de anlarsın genç adam!


Jones: Pekala, Molly beni inandırmayı başardı! Torununa bu kadar sahip çıkacağını ummuyordum.
Victoria: <Rütbe> <İsim>? Ben de seni arıyordum. Biraz konuşabilir miyiz?

Konuş: Victoria Taylor.
Victoria: İşte <Rütbe> <İsim>. Bu bahçe makasını kulübem de buldum ama bana ait değil!
Victoria: Belki de onu almak istersin diye düşündüm. Dokunmamak için elimden geleni yaptım.
Jones: Teşekkürler. Bahçecilik yapmayı sevdiğini bilmiyordum Victoria.
Victoria: Bu kasabadaki çoğu insan o saçma Köpek Yarışmasını çok ciddiye alıyor ama benim ilgilendiğim, Bahçecilik Yarışması!
Jones: Ve Alligators giydiğinizi görüyorum. Daha önce fark etmemiştim, sen fark etmiş miydin, <İsim>?


Jones: Pekala, hadi Victoria'nın verdiği bahçe makasına bir bakalım <İsim>!
Jones: Bıçak kısmına bak! Polen var, cinayet silahındaki polene benziyor!
Jones: Kurbanın bahçesinde böyle bir ipucu saklamak... Bu katil çok cesur!
Jones: Hadi şu makasa daha yakından bakalım <İsim>. Bu polen, katilin ardında bıraktığı tek şey olmayabilir!

İncele: Bahçe Makası.
Jones: Bu iplikler çok iyi saklanmıştı! Katilin kıyafeti bahçe makasına takılmış olmalı.
Jones: Hadi bunu Grace'e gönderelim. En ufak örneklerden bile mucizeler çıkarabiliyor.

Analiz et: Polen.
Grace: Seradaki bahçe eldivenlerinden aldığın polen, Daniel'ı öldüren çiçeğin poleniyle eşleşiyor!
Jones: Yani katilimiz bahçe eldivenleri takıyor, bu çok güzel!
Grace: ...Jones. Eldivenleri aldıysan bu, artık katilin o eldivenleri giymediği anlamına geliyor!
Grace: Ama endişelenme. Tek bulduğum şey polen değil! Ayrıca eldivenlerde kırmızı ruj da vardı.
Jones: Ruj mu? Eldivenlere nasıl bulaşmış olabilir...
Grace: Seralar oldukça sıcak olabilir. İnsanlar terler. Bu eldiveni kim taktıysa eldivenin tersiyle terini silmiş olmalı. Yani katil ruj kullanıyor!


Jones: Yani katilimiz ruj kullanıyor! Kozmetikle aram iyi değildir... Gertrude'un tonla ruj sürdüğünü ben bile görebiliyorum...
Jones: <İsim>, Molly ve Lily Robinson da ruj kullanıyordu!

Analiz et: Lifler.
Grace: Bahçe makasından aldığın iplikler bir yonca desenine uyuyor.
Jones: Dur biraz... bir iki iplik parçasının bunu anlatmaya yettiğini mi söylüyorsun yani?
Grace: Tabii ki! Sadece parametreleri bilgisayara girip dışdeğerleme yap...
Jones: Pekala, pekala, sana inanıyoruz!
Grace: Kısaca katil bu deseni giyiyor!


Jones: Pekala <İsim>, sanırım olayı çözdük! Daniel'ın katilini parmaklıklar ardına tıkmak için ihtiyaımız olan her şey elimizde. Önden buyur!


Katili Tutukla.
Jones: Lily Robinson, Daniel Taylor'ı öldürmekten tutuklusun.
Jones: Ben bunu anlamadım. O senin erkek arkadaşındı ve oldukça aşık olduğunuz ortada. Sizi bunu yapmaya iten ne olmuş olabilir? Sizi aldatıyor muydu?
Lily: Bir bakıma öyle. Macerayı, beni ve kasabayı sevdiğinden daha çok seviyordu...

Geçen gün


Daniel: Hadi ama Lily, bu kasabadan, bu insanlardan bıkmadın mı? Hepsi arkandan sana gülüyor... Zehirlerini saçıyorlar!
Lily: Bunu anlamıyor musun? Biz BURAYA aitiz! Burası bizim EVİMİZ! Burayı geliştirip güzelleştirmek bizim görevimiz!
Daniel: Çorak topraklara kök salamazsın Lily. Bundan daha fazlasını hak ediyoruz. Dünyayı gezmek istemiyor musun?
Lily: Grimsborough benim ihtiyacım olan tek yer. Ve sende burayı benim gibi görebilseydin burası sana da yeterdi.
Daniel: Anlamıyorsun değil mi? Bu kasaba seni ÖLDÜRECEK! Sen hayallerini unutana kadar seni boğacak!
Daniel: Lily, ben Avustralya'ya gidiyorum. Sen olsan da olmasan da... Lütfen benimle gel.


Jones: Ama onu niye öldürdün? Niye gitmesine izin vermedin?
Lily: Daniel ile ruh ikiziydik. Beni terk edip gitmeyi NASIL düşünebildi? Gitmesine nasıl izin verebilirdim?
Lily: Seyahat etmek istedi... Ben de son yolculuğuna çıkmasına yardım ettim. En sonuncusuna.


Yargıç Hall: Bayan Robinson, bugün bu mahkemenin karşısına Daniel Taylor'ı öldürmek suçundan çıktınız. Söyleyecek bir şeyiniz var mı?
Molly: Sayın Yargıç, lütfen torunumu benden almayın! Ne yaptığını bilmiyordu! O daha bir çocuk!
Yargıç Hall: Torununuz artık bir çocuk değil. Ve bir insanın canını aldı!
Molly: Tek istediği benimle bu kasabada kalmaktı. Bu çok mu kötü bir suç?
Yargıç Hall: Bayan Robinson, doğru ile yanlış algınızı tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Lily, seyahat etmek istedi diye bir adamı öldürdü. Böyle bir şey hangi evrende bir suç olarak kabul edilmez?
Lily: Lütfen büyükanne... Yapma. Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm. Tek yapmak istediğim seninle kalmaktı. Ama haklılar. Yaptığım şeyden dolayı hapse girmeliyim. En azından bu şekilde kasabada kalabilirim, değil mi?
Yargıç Hall: Bayan Robinson, Daniel Taylor'ın cinayeti sebebiyle 6 yıldan sonra şartlı tahliye olasılığıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldınız. Mahkeme sona ermiştir!


Jones: Seni bilmem <İsim> ama bu vaka beni hayal kırıklığına uğrattı.
Jones: Daniel'ın tek istediği kendini bu küçük kasabayla sınırlamayıp dünyayı gezmekmiş.
Jones: Ama Lily köklerine o kadar bağlıymış ki, Daniel'ın da kendisiyle aynı hayatı paylaşmaması fikrine katlanamamış.
Jones: Pekala. Haklısın, canımı sıkmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Müzede yeni bir sergi olduğunu duydum, belki kafamızı dağıtır!

Ek Soruşturma


Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Yine iyi iş çıkardığını duydum! Ben de senin kadar iyi olsaydım işim çok kısa sürerdi!
Ramirez: Ben çay evine her gün giderim. Gertrude da iyi bir arkadaşımdır. Ama bir çalışanını kaybettiği için oldukça stresli görünüyor.
Ramirez: Söyle bakalım <Rütbe> <İsim>, benimle onu neşelendirmeye gelir misin? Seninle konuşmak çok hoşuna gidecektir!
Jones: Bu iyi bir fikir, bunu sana bırakacağım. Ardından buluşup seraya gidebiliriz. Bay Parker'ın etçil çiçekleri hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum!


Victoria: Pardon <Rütbe> <İsim>, vaktin var mı? Yardıma ihtiyacım var, Daniel'ın ölümünden beri her şey darmadağın. Daha sonra evime uğrayabilir misin?
Jones: Hu... Tabii Bayan Taylor, vatandaşlara yardım etmek görevimiz. <Rütbe> <İsim> hazır olur olmaz geleceğiz.

Gertrude Picadilly ile sorunları hakkında konuş.
Gertrude: Ramirez, her zamankinden erken gelmişsin! <Rütbe> <İsim>, seni tekrar görmek ne güzel.
Gertrude: Daniel öldüğünden beri mola vermeye vaktim olmadı. O kadar yorucu ki, aklımı kaçıracağım! En sevdiğim porselen çaydanlığı bile kaybettim...
Ramirez: En sevdiğiniz... En sevdiğiniz çaydanlık mı? Bulmanıza yardımcı olabiliriz. <Rütbe> <İsim> kayıp eşyaları bulmakta çok iyidir!
Gertrude: Ah, çok teşekkür ederim! Şimdi müsaadenizle, işime geri dönmek zorundayım.


Ramirez: <Rütbe> <İsim>, sana anlatacağım bir şey var. Çaydanlığına ne olduğunu biliyorum...
Ramirez: Onu ben kırdım! Ama kasıtlı değildi, yemin ederim! Sanki kendi kendine düştü!
Ramirez: Tamamen unutmuşum ama kırık parçaları... Eee... Özür dilerim, nereye koyduğumu da unuttum. Çay odasında herhangi bir yerde olabilir. Lütfen parçaları bulmama yardım et!

İncele: Çay Odası.
Ramirez: Ha, teşekkürler <İsim>, çaydanlığın parçalarını çabucak buldun! Her zamanki gibi çok iyisin, Gertrude buna bayılacak.
Ramirez: Ama onu kırdığımı öğrendiğinde beni çay evinden kovabilir! En az bir gün buraya gelemem! Bunu hayal edebiliyor musun? Çaysız geçen TAM bir gün! Lütfen <Rütbe> <İsim>, onu tamir edebilir misin?

İncele: Kırık Porselen
Ramirez: Başardın! Çaydanlık eskisinden de iyi görünüyor! Bunun için sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Sabah çayımı içmezsem bütün gün kendimi kötü hissederim.
Ramirez: Hadi başlayalım! Gertrude çaydanlığını çok seviyor ve geri aldığına çok mutlu olacak!

Çaydanlığını Gertrude Piccadilly'ye geri ver.
Ramirez: Gertrude, sana çaydanlığın konusunda söyleyeceklerim var... Çaydanlığın kırıldı ve ben... Düştü, çünkü...
Ramirez: Aslına bakarsan sabah çayımı içerken kırdım! Daha önce söylemediğim için üzgünüm. Ama <Rütbe> <İsim> onu onardı!
Gertrude: En sevdiğim çaydanlığımı mı kırdın?? Ramirez, dua et <Rütbe> <İsim> bu kadar yetenekli ve çaydanlığı tamir etmiş yoksa...
Ramirez: Farkındayım, özür dilerim! Herksi yemeğe davet etsem? Hem senin için hem de <Rütbe> <İsim> için özür mahiyetinde!
Gertrude: İyi fikir. <Rütbe> <İsim>, gerçekten müthişsin! Ramirez bugün başına açtığı iş için sana güzel bir şeyler ısmarlasa iyi olur.

Sorunu hakkında Victoria Taylor ile konuş.
Victoria: Geldiğin için teşekkürler <Rütbe> <İsim>! Gerçekten yardımına ihtiyacım var.
Jones: Sorun nedir Bayan Taylor?
Victoria: Daniel öldüğünden beri... Kendimi dahada güçsüz hissediyorum. Sağlığım bana sorun çıkarmaya devam ediyor ve kendimi depresyonda hissediyorum. Daniel'a karşı tavrım aklıma gelip duruyor ve keşke diyorum...
Victoria: Keşke ona farklı davransaydım. Bir sandıkta rahmetli annesi ve kızkardeşimle eski fotoğrafları var. Belki o anılara bakmak bana yanlızlığımı unutturur.
Victoria: Ama sandık tavan arasında kilitli ve şifresini unutalı çok oldu. Toz, ciğerlerime kötü geliyor ve... Yukarı son çıktığımda ne olduğunu biliyorsun. Tekrar oraya çıkamam.
Jones: Pekala, tavan arasına çıkıp sandığı getireceğiz. <Rütbe> <İsim> işinde o kadar iyidir ki hemen döneriz.

İncele: Tozlu Tavan Arası
Jones: Bayan Taylor'ın fotoğrafları sakladığı sandık bu olmalı... Kilitli tabii ki.
Jones: Kodu burada çözsen olur mu? Oldukça ağır, aşağı taşımadan önce doğru sandık olduğundan emin olmayı yeğlerim.

İncele: Kilitli Sandık.
Jones: Sandığı tek seferde açtığına inanamıyorum! Vay canına, Bayan Taylor burada o kadar çok fotoğraf saklamış ki! Ağır olmasına şaşırmamalı...
Jones: Neyse, aşağı indirelim. victoria Taylor'ın burada resmedilen güzel anıları hatırlamaya ihtiyacı var...

Victoria Taylor'a fotoğraf sandığını geri ver.
Jones: İşte fotoğraflarınız hanımefendi! Üzgünüm ama doğru sandık olduğundan emin olmak için sandığı yukarıda açmak zorunda kaldık.
Victoria: Sorun değil, zaten kodu hatırlamıyordum. Teşekkürle <Rütbe> <İsim>! Bana yardım etmek için ayırdığınız vakti hak ettiğimi sanmıyorum. Ama yardımınız için çok teşekkür ederim!
Jones: Umarım bu fotoğraflara baktığınızda huzur bulursunuz. Ama kapalı mekanlarda çok kalmayın. Sevdiğiniz bir hobi olan bahçecilik de kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olabilir!
Victoria: Haklısınız, odama kapalı kalmamalıyım. Bahçeme daha çok vakit ayıracağım! Bunun için teşekkürler <Rütbe> <İsim>, çok iyisin.

Charles Parker ile bitlikeri hakkında konuş
Charles: Ha, <Rütbe> <İsim>! En yetenekli çırağımı demir parmaklıklar ardına tıktıktan sonra çiçeklerimi mi görmek istedim? Üzgünüm ama buna vaktim yok. Ortancalarım ölüyor!
Jones: Ama buradaki tüm çiçekler sağlıklı görünüyor. Sorun nedir Bay Parker?
Charles: Sağlıklı mı? Ortancalarım çürüyor! Bunun nasıl mümkün olduğunu anlamıyorum! Çiçeğin üzerinde küf oluşuyor ve diğer çiçeklere de yayılıyor. Sebebini anlamıyorum...
Charles: Dur bir dakika, belki bana faydan dokunabilir <Rütbe> <İsim>! Yeteneklisin, belki geçici olarak Lily'nin yerini alabilirsin... Pekala, bu krizin içinde bana yardım edeceksin!
Charles: Çürüyen çiçekleri kestim ve diğer bitkilerle birlikte çöpe atmak için oraya koydum. Biraz numune alıp laboratuvarında falan analiz ettirir misin? Böylece bu hastalık hakkında daha fazla bilgi edinebilirim.


Jones: Ne kadar da aceleci bir adam. Ama haklı, bu ortancaların ölmesine izin veremeyiz. Pekala <İsim>, hadi bu karmaşanın içinde o çiçekleri bulalım!

İncele: Bitkiler.
Jones: Cidden, normalde yaptığımız işe bakacak olursak bir yığın çiçek aramak gayet güzel bir değişiklik olacaktır! Eminim ihtiyacımız olan çiçeği kolayca bulursun!

İncele: Çiçekler.
Jones: Vay canına, bu kargaşanın arasında küfle kaplı tek çiçeği bulmayı başardın <Rütbe> <İsim>!
Jones: Gerçekten çok yeteneklisin... Bu çiçeklerden birisini defterimin arasına koyacağım! Neyse, sanırım bunu Grace'e götürsek iyi olur!

Analiz et: Çürük Ortanca.
Grace: <İsim>, bana bir daha çiçek getirmeye kalktığında güzel bir çiçek getir lütfen! Bu bayağı bir çürümüş... Ama çok ilginç!
Grace: Aslına bakarsanız ortancalar, bir tür mantar olan Botrytis cinerea hastalığına yakalanmış.
Jones: Yani hastalığın sebebi bu iğrenç gri küf müymüş?
Grace: İğrenç mi? Bu mantarın diğer adının Asil Küf olduğunu hatırlatırım. Tatlı şarap üretimi için şarap sanayisinde kullanılır. Bu mantarın bulaştığı üzümler, şaraba tatlı bir lezzet katar.
Grace: Her neyse, acele et! Bay Parker'ın ortancalarını iyileştirmemiz lazım! Bu mantar nemli ortamlara çok çabuk yayılır ve hemen müdahele edilmezse diğer birçok bitkiyi öldürebilir!

Hastalığı Charles Parker'a anlat.
Charles: Lütfen <Rütbe> <İsim>, bana faydalı bir şeyler bulduğunu söyle! Ortancalarım hastalanmaya devam ediyor ve bunu önlemek için hiçbirşey yapamıyorum!
Jones: Hastalığın sebebini öğrendik. Çiçekleriniz botry... Boticis isimli bir mantarla kaplanmış... Evet, botryris cinerea, teşekkürler <İsim>! Diğer adı da-
Charles: Asil Küfmüş! Bu küf, benim ortancalarıma nasıl bulaşmış? Onları kuru bir ortamda tutmam lazım...
Charles: Şu ironiye bak! Üzümleri için o kadar çok kişi bu mantarı bulmaya can atıyor ki! Bu kadar önemsiz bir şeyin, bitkileri öldürmesine nasıl izin verdiklerini anlamıyorum!
Charles: Teşekkürler <Rütbe> <İsim>, çiçeklerimi kurtardın gerçekten. Aslında senden çok iyi bir çırak olurdu... Benimle gel, bir bahçıvana uygun bir iki şeyim var, onları denemelisin.

Also on Fandom

Random Wiki