Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Su Testisi Su Yolunda Kırılır/Diyaloglar

< Su Testisi Su Yolunda Kırılır

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Sutestisisuyolundakırılır.png

Güney Afrika'da...
Şef Ripley: Kaybedecek zamanımız yok <İsim>. Michelle ve Elliot'un sayesinde SOMBRA'nın Mazunda Prensi Abioye'ye suikast düzenlemek istediğini biliyoruz!
Şef Ripley: Prens Abioye'ye ulaşıp kendisini uyarma girişimlerimiz başarısız oldu ama Elliot Prens'in halen hayatta olduğunu öğrendi...
Şef Ripley: Ve kendisi birkaç dakika sonra yakınlardaki bir köyde konuşma yapacakmış!
Jack Archer: Ve bizden oraya gitmemizi istiyorsun, öyle mi? Hem de ekibin içinde bir köstebek olduğunu bile bile?!
Şef Ripley: Çünkü halen korumamız gereken insanlar var. Birisi ona zarar vermeden önce Prens'e ulaşmamız şart!
Şef Ripley: Ayrıca Michelle'de seninle gelecek <İsim>. SOMBRA'yı herkesten iyi biliyor; olası tehditleri fark edebilir.
Jack Archer: Prens'i Michelle'in kendisi öldürmezse tabii! Sonuçta kendisi de bir SOMBRA ajanı!
Şef Ripley: Şimdi otoritemi sorgulamanın hiç zamanı değil Archer. Michelle'i de alıp derhal Zulu köyüne, haydi!

1. Bölüm

İncele: Köy Meydanı.
Jack Archer: Nasıl ya <İsim>?! Bu kız sanki kuyudan çıkartılmış gibi!
Jack Archer: Doğru diyorsun, bu bir kaza değil... Kızın elleri ve ayakları bağlanmış! Elimizde yeni bir cinayet var!
Michelle Zuria: Üstelik bu alelade bir cinayet değil... Ben bu kızı tanıyorum <İsim>!
Michelle Zuria: Adı Kayla Pieterse ve kendisi bir SOMBRA suikastçısı!
Jack Archer: Bu kız SOMBRA suikastçısı mıymış?!
Jack Archer: Öyleyse bu Kayla denen kız buraya Prens'i öldürmek için gelmiş! Ama birileri onu önden haklamış...
Jack Archer: Yani Prens'in hayatı şimdilik tehlikede değil.
Michelle Zuria: Prens demişken, onu hiçbir yerde göremiyorum <İsim>, ya sen?
Jack Archer: Merak etme Michelle. Bundan sonrası bizde. Eminim <İsim> çoktan bu cinayeti çözmemize yarayacak harika ipuçları bulmuştur!
Jack Archer: Mesela bu... Şey... Kova gibi...
Jack Archer: <İsim> doğru diyor! Kurban kuyuda boğulmuşsa, bu kova hayati bir ipucu olabilir. Pudra takımını getireyim!
Jack Archer: Şu parçalanmış kağıt da burada neler olduğuna ışık tutabilir. Hadi bantlayalım!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: <İsim>, ne zaman artık genç birileri masama gelmiyor desem, sen bir tane daha getiriyorsun.
Jack Archer: Bir suikastçının ölümüne üzüldüğüm söylenemez Angela. Kayla ölmemiş olsaydı Prens ölecekti!
Angela Douglas: Ölü birisini yargılamak kolay tabii Jack. Ne de olsa kendini savunamaz.
Jack Archer: Bize ne bulduğunu söyle sadece.
Angela Douglas: Otopsi ölüm sebebinin boğulma olduğunu doğruladı.
Angela Douglas: Kuyuya atmadan önce saldırgan, kızı bayıltıp ellerini ve ayaklarını bağlamış.
Angela Douglas: Katil işte burada hata yapmış <İsim>, çünkü kurbanın cildi ile halat arasında melktert kalıntıları buldum!
Jack Archer: Melktert mi? Harika!
Jack Archer: Da... Melktert ne?
Armand Dupont: Mösyö Archer, bunu anlamak için benim gibi dil uzmanı olmaya gerek yok! Melktert İngilizce'deki "milk" ve "tart" sözcüklerinden oluşur ve sütlü turta anlamına gelir!
Armand Dupont: Melktert süt, un, şeker ve yumurtayla yapılan buraya özgü bir tatlıdır... C'est délicieux!
Jack Archer Yani katil melktert yiyor! Onu yakaladığımızda kendisine bir dilim adalet pastası verelim <İsim>!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Jack Archer: Fotoğraftaki kız kurbanın ta kendisi!
Jack Archer: Peki ama sarmaş dolaş olduğu şu herif de kim? Adamı veri tabanından aratalım!

İncele: Fotoğraf.
Jack Archer: Fotoğrafta kurbanın yanındaki elemanın adı Kwanele Mthembu'ymuş. Johannesburg Soweto'da büyümüş, buralı biri.
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>. Belki bu Kwanele bizim SOMBRA suikastçısının geçmişine biraz ışık tutabilir!
Jack Archer: Yine de tetikte olalım. Kwanele'nin SOMBRA'yla bağlantısı olabilir! Gidip ona Kayla'nın ölüm haberini verelim.

Kwanele Mthembu'ya kurbanın öldüğünü haber ver.
Jack Archer: Bay Mthembu, bu haberi verdiğimiz için üzgünüz ama Kayla Pieterse öldürüldü. Anladığımız kadarıyla yakınmışsınız?
Kwanele Mthembu: Kayla.. öldü mü?!
Kwanele Mthembu: Olamaz! Kayla'yı çocukluğumdan beri tanırım, ölmüş o-olamaz!
Jack Archer: Nasıl tanışmıştınız?
Kwanele Mthembu: Ebeveynlerim Kayla'nın büyüdüğü yetimhanede çalışıyordu. Etle tırnak gibi olmuştuk! Hep en iyi arkadaş olacaktık! Ama büyüyünce bundan biraz fazlası olduk.
Jack Archer: Yani Kayla'yla sevgili miydiniz?
Kwanele Mthembu: Evet ama her zaman kolay olmuyordu. Sizde bilirsiniz, insanlar yaşı ilerledikçe değişir.
Kwanele Mthembu: Kayla bir ara aylarca ortadan kayboldu... Kendine zaman ayırmak istediğini söylemişti.
Kwanele Mthembu: Döndüğünde daha kültürlü ve zeki biri olarak döndü!
Kwanele Mthembu: Kayla daha 24 yaşındayken ulusal yat kulübünün başkanı olmayı başardı! Onunla gurur duymuştum!
Jack Archer: Olağanüstü bir hayatı varmış. Yardımınız için teşekkürler Bay Mthembu. <Rütbe> <İsim> ile size daha sonra başka sorularımız olabilir.
(Kwanele Mthembu ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Kayla SOMBRA kalıplarına uyuyor. Birkaç aylığına ortadan kaybolan bir yetim... SOMBRA'nın temel işe alım kuralları!
Jack Archer: Ama Kwanele, Kayla'nın SOMBRA'yla olan bağını biliyorsa bile hiç açık vermedi doğrusu!
Jack Archer: İyi akıl ettin <İsim>, Kwanele Kayla'nın ulusal yat kulübünün başı olduğunu söylemişti! Kulübün genel merkezinde daha fazla şey öğrenebiliriz. Gidelim!

İncele: Kulüp Salonu.
Jack Archer: Şu yatçılık kulübüne bak <İsim>! Şimdiden kendimi bir yatta hayal edebiliyorum. Elimde kokteyl, yanımda Asal...
Jack Archer: ...Ancak rüyamda görürüm tabii. Hem doğru diyorsun, buraya ipucu bulmaya geldik. Bir tane ödül mü buldun?
Jack Archer: İyi düşündün, Kayla buranın başkanıysa ödüllerden de o sorumlu olmalı! Gerçi üzerindeki isim okunamayacak halde, açığa çıkartsan iyi olur!
Jack Archer: Kurbanın çantasından da iyi ipucu çıkar! Hadi içini kurcalayalım!

İncele: Yatçılık Ödülü.
Jack Archer: Demek bu yatçılık ödülü J. Gilbert diye birine verilmiş. Bakalım kimmiş.
Jack Archer: J. Gilbert'ın tam adı Jacob Gilbert! Güney Afrika'nın en zengin isimlerinden birinin torunu ve bölgede kendince ünlü biriymiş.
Jack Archer: "Instapic'in Zengin Çocukları" diye bir yerde fotoğraf yayını yapıyor. Resimlerin çoğunda da yatında parti verirken ve elinde şampanyayla duruyor... Ne zorlu yaşam ama!
Jack Archer: Hadi gidip Jacob'a ödülünü alırken kurbanla tanışıp tanışmadığını soralım... Belki bizi yatına götürür!

Jacob Gilbert'a kurbanı tanıyıp tanımadığını sor.
Jack Archer: Affedersiniz Bay Gilbert. Birkaç sorumuz...
Jacob Gilbert: Pardon da buraya nasıl girdiniz? Burası yalnızca üyelere özel bir kulüptür. Alınmayın gardaş ama aylık ücretini ödeyebilecek kişilere benzemiyorsunuz.
Jack Archer: Biz polisiz "gardaş"! Kayla Pieterse'yi öldürülmüş halde bulduk ve bazı cevaplar almaya geldik! Onu tanıyor muydun?
Jacob Gilbert: Öldürülmüş mü? Korkunç.
Jacob Gilbert: Valla tanışmış olabilirim de, olmayabilirim de. Çevreniz benimkisi gibi genişse etrafınızdan insan eksik olmuyor ki.
Jacob Gilbert: Terapistim ailemin kaybını telafi etmek için bunu bilinçli olarak yaptığımı söylüyor ama o ne bilsin?
Jacob Gilbert: Her neyse, gitmem gereken yerler ve görmem gereken insanlar var <Rütbe> <İsim>. Beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz.
(Jacob Gilbert ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Şu Jacob'da amma gösterişçi çıktı <İsim>!
Jack Archer: Kim kapalı alanda güneş gözlüğü takar ki? Hem göğüs dekoltesini gördün mü?!
Jack Archer: Ne demek Jacob ile ben birbirimize benziyoruz <İsim>?! Hiç de benzemiyoruz! Ben sadece yasaları tarz sahibi bir şekilde uygulama taraftarıyım, o kadar!

İncele: Omuz Çantası.
Jack Archer: Kurbanın çantasında bir tane not mu varmış <İsim>? Harika!
Jack Archer: Tek bir kelimesini anlayaydım iyiydi! Sanırım bu notu Möysö "yeryüzünde konuşamadığım dil yok" Dupont'a götürmemiz gerekecek...

Analiz et: Not.
Armand Dupont: Merhaba <İsim>! Yoksa "Goeie dag" mı demeliyim?
Jack Archer: <İsim> ile kurbanın çantasında bulduğumuz notta ne dediğini de sadece.
Armand Dupont: Ondan önce bu notun, Güney Afrika'nın on bir resmi dilinden biriyle yazıldığını belirtmeliyim!
Armand Dupont: Ama utanarak söylüyorum ki ben bunlardan sadece yedisini konuşabiliyorum!
Jack Archer: Notu çeviremedim deme sakın!
Armand Dupont: Lütfen Mösyö Archer. Not, Felemenkçe'den türemiş bir dil olan Afrikaans ile yazılmış. Ve ben elbette ki Felemenkçeyi gayet akıcı konuşurum.
Armand Dupont: Notta diyor ki, "Bu gece yarısı kuyunun orada buluşalım!"
Jack Archer: "Kuyunun orada" mı? Kurbanın boğulduğu kuyudan bahsediyor olmalı!
Jack Archer: Yani katil, bu notla kurbanın ölümüne kendi ayaklarıyla gitmesini sağlamış!
Jack Archer: Bu durumda katil Afrikaans konuşuyor! Onu yakaladığında eminim dili birbirine dolanacak <İsim>!

İncele: Kova.
Jack Archer: Bir saniye, kovanın üstünde bir isim yazılı: "Thembisile Ndlovu"...
Jack Archer: Bu Thembisile köylülerden biri olmalı! Hadi gidip kendisine cinayeti soralım!

Thembisile Ndlovu'ya cinayeti sor.
Jack Archer: Bayan Ndlovu, <Rütbe> <İsim> ile sizinle...
Thembisile Ndlovu: Cinayeti konuşmak istemiştiniz, değil mi?
Thembisile Ndlovu: Polisi aramamamın tek sebebi paniklemiş olmamdı! Ne yapacağımı bilemedim!
Jack Archer: Yani Kayla'yı kuyudan çıkartan siz miydiniz?
Thembisile Ndlovu: Evet... Bu sabah su almaya gittiğimde kovama bir şey takıldı.
Thembisile Ndlovu: Önce oraya sıkışmış bir hayvan sandım ama yukarı çekince...
Thembisile Ndlovu: Hayvan falan değildi, bir k-k-kızdı!
Jack Archer: Eminim epey sarsılmışsınızdır Bayan Ndlovu. Lütfen biraz dinlenip kendinize gelin. <Rütbe> <İsim> sizinle daha sonra konuşacak.

Daha sonra merkezde...
Jack Archer: <İsim>, halen Ripley'in bizi Michelle ile köye gitmeye zorladığına inanamıyorum.
Jack Archer: Daha Büro'da kime güveneceğimizi bile bilmezken, eski bir SOMBRA ajanına nasıl güvenebiliriz sence?!
Jack Archer: Doğru diyorsun gerçi. Sonuçta kurbanın SOMBRA suikastçısı olduğunu Michelle'den öğrendik. Bu da SOMBRA'nın Prens'i öldürmek istediği teorimizi destekliyor!
Jack Archer: Ama gerisi halen muamma! Biri muhtemelen Prense ulaşamadan önce Kayla'yı ortadan kaldırmış... Prens ise resmen arazi!
Jack Archer: Belki kendisine suikast düzenleneceğini çakozladı ve inzivaya çekildi, kim bilir?
Jack Archer: Ya da cinayette Prens Abioye'nin bizzat parmağı var. En nihayetinde meşru müdafaa olabilir!
Jack Archer: Of be, Prens ile konuşmadan bu cinayeti hayatta çözemeyiz. Ama daha nerede olduğunu bile bilmiyoruz!
Elliot Clayton: Kendi adına konuş... Prens Abioye'nin tam olarak nerede saklandığını biliyorum!
Jack Archer: Prensin nerede olduğunu biliyor musun?!

2. Bölüm

Jack Archer: Durumu özet geçelim <İsim>. Elimizde görevini tamamlayamadan boğularak öldürülmüş bir SOMBRA suikastçısı var.
Jack Archer: Kurbanın erkek arkadaşı sayesinde kurbanın topluma geri dönüp kariyer basamaklarını hızla tırmandığını öğrendik.
Jack Archer: SOMBRA büyük ihtimalle üyelerinin, Jacob "ben senden üstünüm" Gilbert gibi zengin ve meşhur zatlarla içli dışlı olmasını istiyordur.
Jack Archer: Ama cinayeti çözmek için Kayla'nın hedefindeki Prens Abioye'ye neden SOMBRA'nın kendisini çldürmek istediğini sormamız gerek. Ama nerede olduğuna dair en ufak bir fikrimiz yok!
Elliot Clayton: Kendi adına konuş! <İsim>, bölgenin güvenlik kamerası ağına girmeyi başardım ve...
Elliot Clayton: Buradan da Prens Abioye'nin Soweto'da en son görüldüğü sokağın tam koordinatlarını çıkardım!
Jack Archer: Prens Soweto'da mı?! Onu bir an önce bulmalıyız <İsim>!

İncele: Soweto Sokağı.
Jack Archer: Haydaa, Prens'i kıl payı kaçırdık herhalde! Onu hiçbir yerde göremiyorum!
Jack Archer: Bu tabanca da hiç iyi bir işaret değil! SOMBRA'nın Prens'in peşinde olduğunu biliyoruz... Ya onu yakaladılarsa?!
Jack Archer: Hadi hemen şu tabancanın kabzasındaki maddeden bir örnek alalım!
Jack Archer: Bir de yırtık bir resim mi buldun? Ne resmi olduğunu ancak bantladıktan sonra anlayabiliriz!
Jack Archer: O el arabasında ne bulmayı umuyorsun bilmiyorum ama benim bununla ellerimi kirletmeyeceğim kesin. Sen hallediver gari <İsim>!

İncele: Tabanca.
Jack Archer: Tabancadaki o maddeden bir örnek aldın mı <İsim>? Şanslıysak Prens'in peşinde kimin olduğuna dair bize bir ipucu verebilir! Hadi bunu uygun adım Lars'a götürelim!

Analiz et: Berrak Madde.
Lars Douglas: Selam <İsim>. İşte tabancanın üstündeki maddeden bulduklarım...
Jack Archer: Hacı, sen hep konuya girmeden önce tak tak kim o esprisi yapardın! Hayırdır?
Lars Douglas: Şu sıralar pek espri yapasım gelmiyor. Ekipte köstebek var diye herkes o kadar gergin ki.
Lars Douglas: Etkilenmemiş gibi görünen tek kişi Dupont. Şüpheli olduğunu ima etmiyorum fakat...
Jack Archer: Durum herkes için zor usta. Halen dostlarımızdan birinin bize ihanet edebileceğine inanamıyorum!
Lars Douglas: En azından <İsim> ile sana güvenebileceğimi biliyorum.
Lars Douglas: <İsim>, çözmen gereken şu vakayla ilgili olarak, tabancanın üzerindeki maddenin Willem Nieuwoudt isimli birinin teri olduğunu söyleyebilirim.
Lars Douglas: Elliot kim olduğunu araştırdı, meğerse Willem Prens Abioye'nin korumasıymış!
Jack Archer: Oh be, en azından tabanca bir SOMBRA ajanına ait değilmiş! Haklısın <İsim>, Willem halen Soweto'da olabilir! Hemen gidip ona Prens Abioye'nin nerede olduğunu soralım!

Willem Nieuwoudt'a Prens'in nerede olduğunu sor.
Willem Nieuwoudt: Goeie dag <Rütbe> <İsim>. Nasıl yardımcı olabilirim?
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> ve ben Büro adına buradayız ve Prens Abioye'yi arıyoruz.
Jack Archer: Bir suikast girişiminden ucuz kurtulduğunu düşünüyoruz. Suikastı planlayan kişi artık bir tehdit oluşturmasa da acilen Prensle konuşmamız gerekiyor. Onu nerede bulabiliriz?
Willem Nieuwoudt: Suikast girişimi mi dediniz?!
Willem Nieuwoudt: O zaman durum sandığımdan da vahim! Biraz melktert almak için birkaç dakikalığına arkamı dönmüştüm. Geri döndüğümde Prens kaçmıştı1 Nerede olduğunu bilmiyorum!
Jack Archer: Ne?! İyi de kendi korumasından niye kaçsın ki?
Willem Nieuwoudt: Bilmiyorum ki! Daha da kötüsü onu onu bulmak için kullandığım cihazı kaybettim!
Willem Nieuwoudt: Ama eğer Prensi tanıyorsam, kesin yat kulübüne. Onu bulmak için oraya gitmeniz gerekiyor!
(Willem Nieuwoudt ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, nasıl bir koruma koruması gereken kişiyi kaybedebilir sence?! Ben bu Willem'e güvenmiyorum. Prens yat kulübündeyse gidip onu bulalım!

İncele: Marina Manzarası.
Jack Archer: Güya Prens Abioye'yi burada bulacaktık. Onu hiçbir yerde göremiyorum!
Jack Archer: Onun yerine bir tane dijital saat mi buldun <İsim>? Acaba Willem'in bahsettiği takip cihazı bu olabilir mi? Hadi kilidini açıp öğrenelim!
Jack Archer: Şu kağıt parçasına da bak! Hem kurbanımıza yazılmış, hem de üzerinde anahtar var! Yazanları açığa çıkarsan iyi olur.

İncele: Dijital Saat.
Jack Archer: Şu saatin kilidini çözerek iyi iş çıkardın <İsim>! Bu kesinlikle Prensin korumasının bahsettiği takip cihazına benziyor. Bakalım Elliot bundan ne çıkartacak!

Analiz et: GPS'li saat.
Jack Archer: Eee, <İsim> doğru mu tahmin etmiş? Şu korumanın Prens Abioye'yi takip etmek için kullandığı cihaz, bu saat miymiş?
Elliot Clayton: Evet bu saatmiş <İsim>! Saat, Prensin üzerinde taşıdığı benzer bir cihaza bağlıymış...
Elliot Clayton: Bu sayede Prensin tam yerini tespit edebildim!
Elliot Clayton: Prens Abioye'yi Zulu köyünde bulabilirsiniz!
Jack Archer: Demek Prens nihayet Zulu köyünde boy gösterdi! Sonunda kendisine SOMBRA'nın neden onu öldürmek istediğini sorabileceğiz! Hadi gidelim <İsim>!

Prens Abioye'ye SOMBRA'nın neden peşinde olduğunu sor.
Jack Archer: Sayın Prens, bizler Büro'dan geliyoruz. Sizi bir suikast girişiminden kıl payı kurtulduğunuza dair uyarmak için geldik!
Prens Abioye: Ne?! Suikast girişimi mi?
Prens Abioye: Burada güvende olacağımı düşünmüştüm! Dikkat çekmemeye çalışıyordum, halkın arasına karışmak için Afrikaans bile öğrendim...
Jack Archer: Bize bir suç örgütünün sizi neden öldürmek istediğini söylerseniz...
Prens Abioye: Hiçbir fikrim yok! Burada kalamam! Saklanmam gerek!
Jack Archer: Sayın Prens, durun! Size yardım ede...
Jack Archer: Hay aksi şeytan <İsim>. Prensi bulmak için o kadar çabaladıktan sonra elimizden kaçırdık! Umarım SOMBRA başka bir hamle daha yapmadan onu sıkıştırabiliriz...

İncele: Anahtarlıktaki Not.
Jack Archer: Kurbana yazılan bu notta "İşte anahtarın. Bir daha yüzünü bile görmek istemiyorum!!!" yazıyor.
Jack Archer: Yazan da kurbanın çocukluk aşkı Kwanele!
Jack Archer: Kayla'yla işlerin iyi gitmediğini söylemişti zaten ama ayrıldıklarından hiç bahsetmedi! Kwanele ile tekrar konuşsak iyi olacak!

Kwanele Mthembu'yu Kayla ile ayrılıkları konusunda sorgula.
Jack Archer: Kwanele, <Rütbe> <İsim> Kayla'ya yazdığın bu mektubu buldu. Bize ayrıldığından bahsetmeyi unuttun herhalde!
Kwanele Mthembu: Notu ortalıkta bırakmasa şaşardım zaten...
Kwanele Mthembu: Size dediğim gibi. Kayla'nın kariyeri ilişkimizi baltalamaya başlamıştı. Beni de yeni yaşam tarzına uymaya zorlaması ağırıma gitti!
Kwanele Mthembu: Sırf havyar yerine melkterti tercih ettiğim için beni azarlayıp duruyordu. Hatta yeni "arkadaşlarıyla" sohnet edebilmem için beni Afrikaans öğrenmeye bile zorladı.
Kwanele Mthembu: Üstelik çoğu zaman nerede olduğunu bile belli değildi. Daha geçen hafta beni ekip bir açıklama bile yapmadan bilmem hangi adaya gitti!
Kwanele Mthembu: Bu şartlarda ilişki yürümez <Rütbe> <İsim>.
Kwanele Mthembu: İki gün önce döndüğümde ona artık eski Kayla olmadığını ve bu yüzden ona karşı hislerimin de değiştiğini söyledim. Onun için köklerini yok saymak kolay olabilir ama benim için değil!
Jack Archer: Umarım sen de mantığı yok sayıp Kayla'yı öldürmemişsindir. Yoksa <Rütbe> <İsim> illaki bunu açığa çıkarır!
(Kwanele Mthembu ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Demek Kayla geçen hafta "bilmem hangi adaya" gitmiş ve daha iki gün önce dönmüş...
Jack Archer: Sen de benim düşündüğümü mü düşünüyorsun <İsim>? Kayla şu SOMBRA adasına gitmiş olmalı!
Jack Archer: Afrika'ya kaç tane suikastçının geldiğini bilmiyoruz <İsim> ama en azından etraftaki dolu silahlardan biri eksildi.

İncele: El Arabası.
Jack Archer: El arabasından bir parça halat mı çıktı <İsim>? Bundan ne öğreneceğimizi düşündüğünü bilmiyorum ama eğer Lars'a göndereceğim diyorsan gönder!

Analiz et: Halat.
Jack Archer: Hacı, <İsim> ile Soweto'da bulduğumuz halattan bir şey çıkartabildin mi?
Lars Douglas: Yakından inceleyince halatın üstünde seyrek miktarda melktert kalıntıları buldum.
Lars Douglas: Bu da aklıma bir fikir getirdi ve kurbanı bağlamakta kullanılan halata bir baktım...
Lars Douglas: Ve bulduğunuz bu halat ile Kayla'yı bağlamakta kullanılanın aynı halat olduğunu fark ettim!
Lars Douglas: Bu halatın özelliği, yatlarda, genelde de çapa halatı olarak kullanılıyor olması.
Jack Archer: Yani katil yatçılıkla uğraşıyor! Çak bir beşlik!
Jack Archer: Bir saniye, sen niye böyle karadenizde gemilerin batmış gibisin usta?
Lars Douglas: Şey... Önemli bir şey değil ya.
Jack Archer: Hadi ama hacı. Arkadaş değil miyiz biz? Nedir canını sıkan?
Lars Douglas: Angela'nın kurbanın yat halatıyla bağlandığını nasıl fark edemediğini anlayamıyorum. Halbuki o kadar titizdir ki...
Jack Archer: Son zamanlarda herkesin kafası dağınık usta. Hepimiz ekipte bir köstebek olduğu için kaygılıyız... Angela asla işimize engel olacak bir şey yapmaz!
Lars Douglas: Haklısın, Angela'nın belki de biraz dinlenmeye ihtiyacı vardır!
Jack Archer: Neyse, bunu da açıklığa kavuşturduğumuza göre artık katilin yatçılıkla uğraştığını profiline ekleyebiliriz!
Jack Archer: Bu da Jacob'ın hanesine bir eksi puan daha demek <İsim>!

İncele: Paramparça Resim.
Jack Archer: Resim tanıdık geliyor; kurbanımızın öldürüldüğü köy burası!
Jack Archer: İyi yakaladın, resmin üzerinde "Kayla'ya" yazılı... ve imzalayan da Thembisile!
Jack Archer: Thembisile, ilk konuşmamızda kurbanı tanıdığından bahsetmemişti! Sanırsam kendisiyle tekrar konuşmamız gerekecek!

Thembisile Ndlovu'yu kartpostal hakkında sorgula.
Jack Archer: Thembisile, <Rütbe> <İsim> Kayla'ya verdiğin bu resmi buldu. Onu tanıdığından hiç bahsetmedin!
Thembisile Ndlovu: Kusura bakma <Rütbe> <İsim>, o kızcağızı öyle görünce telaş yaptım...
Thembisile Ndlovu: Kısa süre önce arkadaş olmuştuk. Köyde takılıp olup biteni gözlemliyordu.
Thembisile Ndlovu: Bende yanına gittim! Öğrenmek isteyen herkesle Zulu kültürünü paylaşmayı her zaman sevmişimdir.
Thembisile Ndlovu: Kayla ise kesinlikle hevesliydi! Zulu yaşamı ve köyde olup bitenlerle ilgili bir sürü soru soruyordu...
Thembisile Ndlovu: Yardım ettiğim için teşekkür hediyesi olarak bana melktert getirdi. Ben de karşılığında ona bu resmi verdim!
Jack Archer: Thembisile, korkarım ki Kayla'nın niyeti o kadar da masumane değildi. Köyde birini öldürmeyi planlıyordu ve büyük ihtimalle seni istihbarat toplamak için kullanıyordu.
Thembisile Ndlovu: Birini ö... öldürmeyi mi planlıyordu?!
Thembisile Ndlovu: Ona güvenerek aptallık etmişim! Artık neden öldürüldüğünü anlıyorum... Hiçbir kötülük cezasız kalmaz!
Jack Archer: Umalım da onu kendin cezalandırmış olma Thembisile.

Daha sonra yat kulübünde...
Jack Archer: Bu vaka bir felakete dönmeye başladı <İsim>. Halen Kayla'yı kimin öldürdüğünü bulmaya yaklaşmış değiliz!
Jack Archer: Ama yine de her şeyin bu yat kulübünün etrafından döndüğünü biliyoruz. Kurbanın burada çalışmasının yanı sıra katil de yatçılıkla uğraşıyor!
Jack Archer: Sence bu cinayet, kurbanın SOMBRA sırrından ziyade sosyal yaşamıyla alakalı olabilir mi?
Jack Archer: Sırlardan bahsetmişken, bu Prens Abioye ne saklıyor olabilir ki? Bizden kaçtığına inanamıyorum! Konuşmadığı müddetçe masum olduğuna inanmak pek de kolay de...
Prens Abioye: Bu suçlama beni gücendirdi <Rütbe> <İsim>!
Willem Nieuwoudt: Sayın Prens, size arkamda durmanızı söylemiştim. Burası güvenli de...
*SİLAH SESİ*
Prens Abioye: Willem? WILLEM?!

3. Bölüm

Jack Archer: Bu tam bir felaket <İsim>. Halen SOMBRA suikastçımızı kimin öldürdüğünü bulmaya yaklaşmış değiliz!
Jack Archer: Keşke Prens Abioye SOMBRA'nın neden kendisinin peşinde olduğunu söylese. Konuşmadığı müddetçe masum olduğuna inanmak pek de kolay de...
Prens Abioye: Bu suçlama beni gücendirdi <Rütbe> <İsim>!
Willem Nieuwoudt: Sayın Prens, size etrafta görünmemenizi söylemiştim. Burası güvenli de...
*SİLAH SESİ*
Willem Nieuwoudt: Ben... Nasıl...
Prens Abioye: Willem? WILLEM?!
Jack Archer: Sayın Prens hemen siper alın!

-Birkaç dakika sonra...-
Jack Archer: Allah kahretsin! Tetikçi kaçmayı başardı... Onu yakalayamadım!
Willem Nieuwoudt: Ben... Ben onun peşinden giderim!
Jack Archer: Saçma sapan konuşma Willem! Ambulans yolda geliyor.
Willem Nieuwoudt: Benim için endişelenmeyin... Sizi halen koruyabilitim Sayın Prens!
Prens Abioye: <Rütbe> <İsim> doğru söylüyor Willem. Hastaneye gitmen gerek!
Jack Archer: Size gelince Sayın Prens, burada güvende olmadığınız açık ve net. Sizi Büro'ya götürüyoruz!

-Tekrar merkezde...-
Jack Archer: <İsim>, Prens Abioye'yi koruma amaçlı gözaltına aldık ve Willem'de hastanede tedavi ediliyor. Tamemen iyileşeceği söyleniyor.
Jack Archer: Kayla öldürüldükten sonra Prensin hayatının şimdilik tehlikede olmadığını düşünmüştük ama bu olay Prensin peşinde başka birisinin olduğunu kanıtlamış oldu!
Jack Archer: Soru şu ki: SOMBRA ikinci bir suikastçı mı gönderdi yoksa Prensin ölmesini isteyen başka birisi mi var? Ayrıca tüm bunların Kayla cinayetiyle ilgisi ne?
Jack Archer: SOMBRA'nın Prensi neden hedef aldığını çözebilsek her şey çok daha kolay olurdu!
Jack Archer: Ne var ki Prens Bey halen konuşmayı reddediyor!
Jack Archer: İyi fikir <İsim>! Prens Abioye'yi onun tarafında olduğumuza ikna edemiyoruz ama belki Willem'i edebiliriz! Bakalım konuşabilecek durumda mı!

Willem Nieuwoudt'a SOMBRA'nın neden Prensin ölmesini istediğini sor.
Jack Archer: Willem, <Rütbe> <İsim> sana mühim bir soru soracak. SOMBRA'yı durdurabilmemiz için Prens Abioye'yi neden hedef aldıklarını öğrenmeliyiz!
Willem Nieuwoudt: Korkarım ki sana yardım edemeyeceğim <Rütbe> <İsim>. Bana kesinlikle bilmem gerekenlerden başka bir şey söylenmiyor.
Willem Nieuwoudt: Daha fazlası beni asıl görevim olan Prensi korumaktan alıkoyar.
Jack Archer: Onu koruyabilmek için kurşunun önüne atlayacak kadar ileri gidebildiğini gördük...
Jack Archer: Bu fedakarlık potansiyel bir tehdidi ortadan kaldıracak kadar ileri gidebilir mi peki?
Willem Nieuwoudt: Gerekirse evet.
Jack Archer: Sen mi yaptın peki? Kayla Pieterse, Prense suikast düzenlemasine birkaç saat kala öldürüldü. Sadece görevini mi yapıyordun?
Willem Nieuwoudt: Kız ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum <Rütbe> <İsim>...
Willem Nieuwoudt: Tabii öldüğüne sevinmem dışında! Bu bence iyi bir haber. En azından Prensin hayatını tehdit eden suikastçılardan biri eksilmiş oldu!
Jack Archer: Eh, umarım <Rütbe> <İsim> şüpheli havuzunu daraltmayı bitirdiğinde sana kötü haberle gelmemiz gerekmez!
(Willem Nieuwoudt'la konuştuktan sonra)
Jack Archer: Yeni ipuçlarına ihtiyacımız var <İsim>, hem de acilen!
Jack Archer: Halen çözmemiz gereken bir cinayet var. Üstüne bir de Prense karşı kin güden eli silahlı bir manyak etrafta dolanıyor! Kayla'nın cinayetinden de aynı kişi sorumlu olabilir mi dersin?
Jack Archer: Doğru diyorsun <İsim>. Tetikçinin peşinden gitmek için artık çok geç ama en azından katilin, kanıtlardan kurtulmak için Soweto'ya gittiğini biliyoruz. Orade yeni bir ipucu bulabiliriz!
Jack Archer: Eğer SOMBRA'nın planlarını suya düşüreceksek fazla vakit kaybedemeyiz. Hadi hemen Soweto'ya gidelim!

İncele: Su Kanalı.
Jack Archer: Kurbanın kimliğini bulmuşsun <İsim>! Baksana, üzerinde bir tür madde var! Bir örnek alıver hele!
Jack Archer: Bir de tuhaf kolyemsi bir şey mi buldun? İyi yakaladın, madalyon açılabiliyor!
Jack Archer: Çok garip... Madalyonun içinde bir tür toz var! Eğer araştırmaya değer diyorsan süpürgeni getireyim.
Jack Archer: Kayla'nın katiliyle tetikçinin aynı kişi olup olmadığını bilmiyoruz belki ama bu kanıtlar bize yeni ipuçları verebilir! Hadi bitirelim şu işi!

İncele: Kimlik Kartı.
Jack Archer: Kurbanın kimlik kartındaki şu maddeden bir örnek almışsın! Hadi hemen bunu mercek altına sokup neyin nesi olduğunu öğrenelim!

İncele: Kahverengimsi Parçacıklar.
Jack Archer: Mikroskop raporuna göre kurbanın kimlik kartından topladığın madde... Prens Abioye'nin kepeği miymiş?! Öeğh, Allah'tan bunu ben değilde sen toplamışsın <İsim>!
Jack Archer: Prens ile ilk konuşmamızda kendisi kaçmakla meşgul olduğundan mütevellit bize müstakbel suikastçısını tanıdığını söylemeyi unuttu!
Jack Archer: Bu sefer bize istediğimiz cevapları zorla da olsa verecek. Hadi gidip Prens Abioye'yle konuşalım!

Prens Abioye'ye kurbanın kimlik kartını nasıl elde ettiğini sor.
Jack Archer: Sayın Prens, artık sorularımızı yanıtlamanın vakti geldi. Müstakbel suikastçınızın kimlik kartıyla ne yapıyordunuz? Bize Kayla'yı tanıdığınızdan hiç bahsetmediniz!
Prens Abioye: Beni öldürmeye çalışan kişi Kayla mıymış?!
Prens Abioye: Demek gerçekten de bir dümenler çeviriyormuş! Biliyordum!
Prens Abioye: Kurbanla karşılaştım. Ama sadece bir kerelik...
Prens Abioye: Kayla ve erkek arkadaşı, Willem ile birlikte katıldığım yat partisindeydiler. Kayla yat kulübünün başkanı olduğunu söylemişti.
Prens Abioye: Fazla dikkatimi çekmemişti ama sonra Kayla'nın Willem ile flört ettiğini görünce ne söylediklerini gizlice dinledim. Kayla, Willem'den programımın ayrıntılarını öğrenmeye çalışıyordu!
Prens Abioye: Tabii Willem bunu yemedi. Hatta onu araştırabilmemiz için kızın kimlik kartını çaldı...
Prens Abioye: Ne yazık ki daha hiçbir araştırma yapamadan kimliği Soweto'da kaybettik!
Jack Archer: Pekala... Size inandık diyelim Sayın Prens. SOMBRA neden ölmenizi istiyor?
Prens Abioye: Beni affedin <Rütbe> <İsim> ama güvenliğim için zorunlu olmadıkça size daha fazla bilgi vermemem gerekiyor. Üzgünüm ama size hiçbir şey anlatamam!
Jack Archer: Sizi konuşmaya zorlayamayız Sayın Prens. Ama siz işbirliği yapmayı reddettiğiniz müddetçe sizi SOMBRA'dan koruyamayız!

İncele: Açık Madalyon.
Jack Archer: Umarım Lars, madalyondan süpürdüğün şu garip tozun ne olduğuna bir ışık tutabilir. Hadi bunu ona götürelim!

Analiz et: Beyaz Toz.
Lars Douglas: Lafı uzatmayayım <İsim>. Bana gönderdiğin bu toz kokainmiş. Ayrıca araya karışmış ufak burun kılları da buldum...
Lars Douglas: Burun kılları Jacob Gilbert adlı birine ait!
Jack Archer: Demek Jacob kokain kullanıyor. Pek şaşırmamak gerek doğrusu. Yine de bu onu Kayla'nın cinayetinde veya Prense ateş açılmasında suçlu çıkarmıyor!
Lars Douglas: Evet, bunun yetmeyeceğini düşünüp Jacob'ın tıbbi kayıtlarına bir bakayım dedim!
Jack Archer: İnsanların tıbbi kayıtlarını kurcalamak hukuken yasal mı?
Lars Douglas: Şey... Elliot'tan biraz yardım aldım tabii. Görünüşe göre Jacob bir süre önce rehabilitasyon için Endonezya'ya gitmiş!
Lars Douglas: Gel gör ki biraz araştırınca, Endonezya'da bir tane bile rehabilitasyon merkezi olmadığını öğrendim!
Jack Archer: Rehabilitasyon merkezi olmayabilir ama orada ne olduğunu biliyoruz: SOMBRA kampı! Orayı bir SOMBRA acemisinin cinayetini soruştururken keşfetmiştik!
Jack Archer: Ha birde Jacob yetim olduğundan bahsetmemiş miydi <İsim>?
Jack Archer: İşte bu! Jacob'ın bir SOMBRA suikastçısı olduğuna her türlü iddiaya girerim! Hadi gidip onu enseleyelim!

Jacob Gilbert'ı Endonezya'da geçirdiği zaman hakkında sorgula.
Jacob Gilbert: Gene mi sen <Rütbe> <İsim>? Tam da leziz bir melktertin tadını çıkarmak üzereydim, geldin ziyafetimin içine...
Jack Archer: Sen onun yerine bize Endonezya'da ne yaptığından bahsetsen!
Jacob Gilbert: Endonezya mı?... Affedersiniz ama ne dediğinizi anlamıyorum. Ben sadece Afrikaans anlarım.
Jack Archer: Şu anda Türkçe konuşuyorsun ama! Orada yasa dışı bir örgütün iş yaptığını biliyoruz! Sen de onlardan mısın yoksa?!
Jacob Gilbert: Yasa dışı bir örgüt mü? Yani... kaçak kulüp gibi bir şey mi?
Jacob Gilbert: Davet edilmediğime inanamıyorum!
Jack Archer: Salağa yatma ulan! Tıbbi kayıtlarını gördük. Oraya rehabilitasyona gittiğin yazıyor ama Endonezya'da rehabilitasyon merkezi falan yok!
Jacob Gilbert: Elbette kayıtlı bir rehabilitasyon merkezi yok. Yoksa paparazziler dakikasında üşüşürlerdi! Gittiğim yer özel bir kuruluştu!
Jack Archer: Sen bizi salak mı sanıyorsun? Umarım bize yalan söylemiyorsundur Jacob, yoksa kalacağın bir sonraki "özel kuruluş" hapishane olur!

Tekrar merkezde...
Jack Archer: <İsim>, Prens şimdilik güvende olabilir ama ona ateş eden kişi halen serbest. Ayrıca bu kişinin kurbanımızın katili olup olmadığını da bilmiyoruz!
Jack Archer: Doğru dedin. Şimdilik tek bir soruna odaklanalım. Kayla'yı öldüreni bulmak bizi doğrudan Prensin peşinde olan şahsa götürebilir!
Jack Archer: Kayla'nın katilini bulmaya giden yol da cinayet mahalline dönmekten geçer! Hadi gidelim!

İncele: Köy Evi.
Jack Archer: Tam on ikiden <İsim>! Şu şaldaki yatlara bak; bu kurbana ait olmalı! Hadi kandan örnek alalım!
Jack Archer: <Rütbe> hislerin bir şeyler sezdiğine göre sanırım şu Zulu sepetini de aramamız gerekecek!
Jack Archer: Kayla'nın katilini yakalamaya yaklaştık <İsim>, hissedebiliyorum!

İncele: Zulu Sepeti.
Jack Archer: Yine yaptın yapacağını <İsim>! Bu kanlı ahşap sopanın o sepetin içinden çıkacağı kimin aklına gelirdi ki?! Hadi bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Kanlı Sopa.
Jack Archer: Usta, <İsim> ile cinayet mahallinde bulduğumuz ahşap sopa hakkında bize ne söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Jonah'ın son yarım saatte başımı şişirmesi sayesinde bu sopanın aslında knobkierie olarak bilinen, geleneksel bir Zulu silahı olduğunu öğrendim.
Jack Archer: Jonah mı? Başını mı şişirdi?!
Lars Douglas: Evet! Jonah konu garip silahlar olunca fazla heyecan yapıyor. Daha da önemlisi knobkiere'nin üstünde hem kan hem de saç vardı ve her ikisinin de kurbana ait olduğunu gördüm!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Angela bize kurbanın kuyuya atılmadan önce bayıltıldığını söylemişti; katil bu knob bilmem nesini kullanmış olmalı!
Lars Douglas: Daha bitmedi. Kan ve saçın yanı sıra siyah iplikler de buldum. Kurban da siyah bir şeyler giymediğine göre...
Jack Archer: Katil giyiyor olmalı!
Jack Archer: Artık katilin kalbi kadar kara bir kıyafet giydiğini biliyoruz <İsim>!

İncele: Kanlı Fular.
Jack Archer: Kurbanın şalından topladığın bu kan örneğini hemen Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kan.
Jack Archer: <İsim> ile kurbanın şalından topladığımız kandan bir şeyler çıkartabildin mi hacı?
Lars Douglas: Kurbanın ölümünden önce katiline karşı koyduğunu söyleyebiliriz...
Lars Douglas: Çünkü aldığın örnekte iki farklı kan grubu vardı!
Lars Douglas: Bir tanesi kurbana ait... Ancak ikinci bir şahsın kanından da izler buldum!
Lars Douglas: Tam bir DNA profili çıkartacak kadar yeterli değildi ama en azından kan grubunun A Rh negatif olduğunu söyleyebilirim!
Jack Archer: Katilin kan grubu A Rh negatif olabilir ama ona yakında kelepçeyi vuracağımıza oldukça pozitif bakıyorum <İsim>!

Jack Archer: İşte bu <İsim>! Kayla Pieterse'nin katili yakalamaya yetecek tüm kanıtları topladın. Şanslıysak Prense ateş eden de aynı kişi çıkar! Kelepçeni al da gidelim!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Kwanele Mthembu, Kayla Pieterse'yi öldürmekten tutuklusun.
Jack Archer: Niye yaptın bunu? Yeni hayatına mı içerledin?
Kwanele Mthembu: Komik olma <Rütbe> <İsim>. Aramızdaki ilişki pek yürümemiş olabilir ama Kayla'ya zarar vermek kim ben kim!
Jack Archer: O zaman Afrikaans dilinde yazığın notu nasıl açıklayacaksın? Kayla'yı öldürmek için onu bu notla köye yönlendirdiğini biliyoruz.
Kwanele Mthembu: Afrikaans Güney Afrika'da en çok konuşulan üçüncü dildir! O notu herkes yazmış olabilir!
Jack Archer: Peki <Rütbe> <İsim>'in Kayla'yı bağlamakta kullandığın halatın üstünde bulduğu melktert kalıntılarına ne diyeceksin?
Kwanele Mthembu: Melkterti kim sevmez ki? Ayrıca yata da ara sıra çıkarım!
Jack Archer: Kes kıvranmayı Kwanele. Kayla'nın şalında kanını bulduk!
Jack Archer: Onu alt edebileceğini sandın ama sana karşı direndi, değil mi?
Kwanele Mthembu: Tamam, itiraf ediyorum! Kayla'yı ben öldürdüm! Ama yeni yaşam tarzına içerlediğim için değil...
Kwanele Mthembu: SOMBRA'ya katılmak istediğim için!
Jack Archer: Ne?! Sen SOMBRA'yı biliyor musun?!
Jack Archer: Öyleyse Kayla'nın gizli yaşamından da haberdardın!
Kwanele Mthembu: Kayla'ya anahtarını geri götürdüğümde bana sürdürdüğü çifte hayatı hakkında her şeyi anlattı.
Kwanele Mthembu: Aniden gittiği tüm o "iş gezilerinde" meğer SOMBRA denilen aşırı gizli bir örgüt için göreve çıkıyormuş!
Kwanele Mthembu: Hatta bu SOMBRA onu genetik olarak geliştirerek üstün zekalı biri haline getirmiş!
Kwanele Mthembu: Doğal olarak ben de katılmak istedim! Yani kim süper asker olmak istemez ki!
Kwanele Mthembu: Ama Kayla, SOMBRA'ya girebilmek için yaşımın geçtiğini söyledi!
Kwanele Mthembu: Bu yüzden kendimi kanıtlamak istedim. SOMBRA'ya göre "zayıflar ölür" <Rütbe> <İsim>...
Kwanele Mthembu: En zeki üyelerinden birini zekamla alt ederek ve onun görevini tamamlayarak onları etkilemek istedim!
Jack Archer: Demek Prens Abioye'ye ateş eden sendin!
Kwanele Mthembu: Evet, tabii o gerizekalı koruması araya girmemiş olsaydı Prensin ölümü SOMBRA'ya giriş biletim olacaktı!
Jack Archer: Alacağın tek giriş bileti hapishane olacak Kwanele! Kayla Pieterse cinayetinden tutuklusun!

Nigel Adaku: Bay Mthembu, Kayla Pieterse'yi öldürmek ve Prens Abioye'ye suikast düzenlemekle suçlanıyorsun. Savunman nedir?
Kwanele Mthembu: Suçluyum Hakim Bey. Ama süper asker olabilmek için bunu yapmak zorundaydım!
Nigel Adaku: Süper asker mi? Ha, evet. Demek eski kız arkadaşını öldürerek ve onun hedefine suikast düzenleyerek SOMBRA'ya katılabileceğini sandın.
Nigel Adaku: Umarım bu kadar ileri gitmeden önce sigorta yapıp yapmadıklarını sormuşsundur.
Nigel Adaku: Neyse, bundan sonra göreceğin tek yer hapishane hücresi olacak. Mahkeme seni Kayla Pieterse cinayetinden ve Prens Abioye'yi öldürmeye teşebbüsten 30 yıl hapisle cezalandırdı!
Kwanele Mthembu: Hepsi <Rütbe> <İsim>'in suçu! Eğer Prensi öldürebilmiş olsaydım SOMBRA beni fark etmek zorunda kalacaktı!

Şef Ripley: Kayla'nın katilini parmaklıklar ardına gönderdiğin için tebrikler <İsim>.
Şef Ripley: Neyse ki içimizde bir hain olmasına rağmen halen kötü adamları yakalayabiliyoruz.
Şef Ripley: Lakin işin henüz bitmedi. Prens Abioye'nin hikayesinin halen köküne inemedik...
Şef Ripley: Eğer onu SOMBRA'dan koruyacaksak onu konuşturmamız gerek.
Şef Ripley: Prensin güvenini kazanmak kolay olmayacak ama bu işi de yapsa yapsa sen yaparsın <İsim>!

İçimizdeki Düşman 3

Şef Ripley: Kayla'nın katilini parmaklıklar ardına gönderdiğin için tebrikler <İsim>.
Şef Ripley: Saflarımızda bir hain olduğu bilindiği için ekip içinde birbirine güven oldukça düşük. Ama neyse ki işi hallettin!
Şef Ripley: Hepimiz köstebeğin kimliğini bir an önce açığa çıkarmak istiyoruz ama şu anda halletmemiz gereken daha ciddi bir sorun var.
Şef Ripley: Prens Abioye'yi koruma amaçlı göz altına aldık... Ancak halen SOMBRA'nın neden kendisini öldürmek istediğini söylemiyor!
Şef Ripley: Tek bildiğimiz Lavinia De Brills'in kayıp elmasları ile bağlantısı olabileceği! SOMBRA'nın nedenlerini öğrenmeden onu koruyabilmemiz mümkün değil.
Şef Ripley: Bence Jack ile gidip korumasıyla tekrar konuşun. Sular durulduğuna göre belki bize yardım etme konusundaki fikrini değiştirmiştir.
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>, gitmeden önce Marina'da sana bir şey söylemek istiyor. Onu ofisinde bulabilirmişsin!
Jack Archer: Umarım Marina bizi Jonah'ı yağlayıp ballamak için çağırmamıştır. Bu kadarını da midem kaldırmaz gari...
Jack Archer: Marina'yı görmeden önce Willem'le konuşsak olur mu <İsim>?

Marina'yı kontrol et.
Marina Romanova: Selam <İsim>. Seni böyle zor bir zamanda rahatsız ettiğim için kusura bakma ama senden bir konuda yardım isteyecektim.
Marina Romanova: Jonah'ın geçmişini araştırıyordum da...
Jack Archer: Aha! Demek Jonah'ın köstebek olduğunu düşünüyorsun! Bunca zamandır koynunda yılan beslemişsin! Zaten hep bu sessiz olanlar...
Marina Romanova: Jonah'ın sadakatinden şüphem yok Jack. Yalnız senin sürekli onu suçlamaya çalışma hırsın fazla dikkat çekiyor.
Jack Archer: Ben... Neyse boşver. Ne istemiştin Marina?
Marina Romanova: Öğrendiğime göre Jonah çocukluğunun bir kısmını Soweto'da geçirmiş. Orayı kendi gözlerimle görmek istiyorum! Tabii Jonah'a iş çevirdiğimi söylemeyeceğim, o yüzden benimle gelir misin <İsim>?
Jack Archer: Sanırım Marina'nın ilişki sorunlarını bensiz halledebilirsin <İsim>. İkiniz Soweto'ya bir göz atın!

İncele: Soweto Sokağı.
Marina Romanova: Jonah'ın bana burada büyüdüğünden neden bahsetmediğini çıkaramıyorum <İsim>. Özeline önem verdiğini biliyorum ama ne zamandır da birlikteyiz!
Marina Romanova: Nasıl <İsim>? Bir tane cep telefonu mu buldun? Doğru, Jonah'ın telefonu bu! Bu fotoğrafı çektiğini hatırlıyorum!
Marina Romanova: Çok tuhaf... Jonah kısa süre önce buraya gelmiş olmalı! Bunu sormayı içim kaldırmıyor <İsim> ama benim için telefonun kilidini açar mısın?
Marina Romanova: ...Nasıl? O da bir keresinde benim çantamı karıştırmıştı! Bu da onun gibi bir şey yani!

İncele: Kilitli Cep Telefonu.
Marina Romanova: Jonah'ın telefonunun kilidini açtın ama içindeki dosyalar bozulmuş!
Marina Romanova: Elliot'un köstebeğin BOB'ye verdiği hasarı onarmakla meşgul olduğunu biliyorum ama sence nazikçe sorsak bu telefona da bir bakar mı dersin?

Analiz et: Cep Telefonu.
Elliot Clayton: <İsim>, BOB'yi onarmakla meşgul olduğumun farkındasın değil mi?! Jonah'ın özçekimleri karıştırmaktan daha mühim işlerim var benim!
Marina Romanova: Jonah'ın özçekimleri mi?!
Elliot Clayton: Evet, SnapPix'te yavru köpek filtresiyle yaptığı özçekimi görmen lazım!
Elliot Clayton: Aslına bakarsan telefonundaki bütün dosyalar fotoğraflardan ibaret... Yani köstebek olduğuna işaret eden bir şey yok.
Elliot Clayton: Bunu yaptığına inanamıyorum ama daha dün çektiği şu fotoğrafa bir baksan iyi olur!
Marina Romanova: Yanindaki o kız da kim?!
Marina Romanova: Onu veri tabanında araştırdığını söyle Elliot! O kızın kim olduğunu ve sevgilimle ne işi olduğunu bilmem gerek!
Elliot Clayton: İş çevirmene yeterince yardım ettim Marina! Cevap almak istiyorsan Jonah'la konuş. Benim BOB'yi tekrar faal hale geçirmeye odaklanmam gerekiyor!
Marina Romanova: Affedersin Elliot. Haklısın... <İsim>, gidip Jonah'a bu kızın kim olduğunu soralım.

Jonah'a fotoğraftaki kızı sor.
Jonah Karam: Marina, bu ne sürpriz! <İsim> ile burada ne yapıyorsun minik kurabiyem?
Marina Romanova: <İsim> telefonunu Soweto'da buldu Jonah. Fotoğraftaki bu kız da kim?
Jonah Karam: Sen... Benim telefonumu mu karıştırdın?!
Marina Romanova: Sen sanki hiç eşyalarımı karıştırmamışsın gibi! Tekrar soruyorum: kim bu kız?!
Jonah Karam: O başkaydı! Ben senin eşyalarını seni gözetlemek için değil, sevdiğin şeyleri öğrenmek için karıştırmıştım!
Jonah Karam: Güvensiz ilişki olmaz Marina. Benden şüphe duymana neden olacak bir şey yaptım mı sana hiç?
Marina Romanova: Benimle hiçbir şey paylaşmazsan sana nasıl güvenebilirim?! Bana bu kızdan hiç bahsetmedin bile!
Jonah Karam: Özelime bodoslama girerek bu işi çözemezsin. Sana onun kim olduğunu söyleyerek bu tür bir davranışı destekleyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun.
Marina Romanova: Öyle olsun, ben de kendim öğrenirim o zaman! Hadi <İsim>, sakinleşmek için üç beş bir şeyler atıştırmam gerekiyor.
(Jonah Karam ile konuştuktan sonra)
Marina Romanova: Jonah'ın o kızın kim olduğunu söylemediğine inanamıyorum!
Marina Romanova: Yani... Biliyorum <İsim>. Jonah'ın telefonunu karıştırmamam gerekirdi.
Marina Romanova: Belki aşırı tepki veriyorum ama bir terslik var ve bunun asıl nedenini bulmadan bunu kafamdan çıkarmam mümkün değil!
Marina Romanova: İşte bu! Fotoğraf kesinlikle Soweto'da çekilmiş. Bu kız hakkında daha fazla şey öğrenmek için oraya gitmeliyiz!

İncele: Su Kanalı.
Marina Romanova: Parçalanmış kağıt mı buldun <İsim>? Çöp olmadığına emin misin?
Marina Romanova: Eğer içine doğduysa, şu kağıt parçalarını birleştirelim!

İncele: Paramparça Kağıt.
Marina Romanova: Bunlar Soweto'daki kulelerden bungee jumping yapmak için alınmış biletler <İsim>.
Marina Romanova: Baksana, bunda Jonah'ın adı yazılı...
Marina Romanova: Bunda da Lily... Karam mı yazılı?! Bu Jonah'ın soyadı!
Marina Romanova: Nasıl yani ya <İsim>? Lily Karam mı?!
Marina Romanova: Düşündüğüm şey değildir değil mi?! Jonah... Evli olamaz!
Lily Karam: Bacım, kim olduğunu bilmiyorum ama yanlış kapıyı çaldın!
Marina Romanova: Sen şu fotoğraftaki kızsın!
Lily Karam: Ben Jonah'ın karısı değilim... Kız kardeşiyim!
Marina Romanova: Jonah'ın kız kardeşi mi varmış?!
Marina Romanova: Çok utandım şimdi... Seninle biraz konuşabilir miyiz Bayan Karam?

Lily Karam ile Jonah hakkında konuş.
Marina Romanova: Demek sen Jonah'ın kız kardeşisin? Bana kardeşi olduğundan hiç bahsetmemişti!
Lily Karam: Üvey kardeşiz. Babalarımız aynı, annelerimiz farklı.
Lily Karam: Sen de şu yere göğe sığdıramadığı kız arkadaşı olmalısın. Marina'ydı değil mi?
Marina Romanova: Sana... Benden mi bahsetti?
Lily Karam: Başka tek laf etmedi ki! Onu yıllardır görmememe rağmen ağzından senden başka söz çıkmadı!
Lily Karam: Hakkında o kadar çok konuştu ki ona yakında katılacağım ralli yarışından bile bahsedemedim! Süper olacak!
Lily Karam: Neyse, sonunda seninle tanıştığıma sevindim <Rütbe> <İsim>. Artık gitmem gerekiyor. Yarış için hazırlanmalıyım! Görüşürüz!
Marina Romanova: Tanıştığımıza çok memnun oldum Lily. Umarım yollarımız tekrar kesişir!
(Lily Karam ile konuştuktan sonra)
Marina Romanova: Bunu hiç heklemiyordum <İsim>. Güney Afrika'ya gelip de Jonah'ın üvey kız kardeşiyle tanışacağım kimin aklına gelirdi?
Marina Romanova: Davranışlarımdan o kadar utandım ki... Normalde böyle değilimdir, valla! Sanırım Jonah'a düşündüğümden daha çok değer veriyorum...
Jonah Karam: Valla mı?!
Marina Romanova: Ne diyebilirim ki? Ağzın iyi laf yapıyor!
Marina Romanova: Arkandan iş çevirdiğim için üzgünüm Jonah. En baştan seninle konuşmam gerekirdi.
Jonah Karam: Ben de sana Lily'den bahsetmediğim için üzgünüm... Duygularımdan filan bahsetmek bana zor geliyor.
Marina Romanova: Hallederiz, merak etme. Sonra görüşürüz <İsim>!

Willem Nieuwoudt'tan Prens ile ilgili bilgi iste.
Willem Nieuwoudt: <Rütbe> <İsim>, çok şükür ki buradasın! Prens için o kadar endişelendim ki! Durumu iyi mi?
Jack Archer: Prens Abioye güvende... şimdilik. Ama onu sonsuza dek göz altında tutamayız.
Jack Archer: Bu yüzden de buraya geldik. Bize SOMBRA'nın Prensi neden öldürmek istediğini söylemelisin!
Jack Archer: Lavinia De Brills'in kayıp elmaslarıyla mı alakalı?
Willem Nieuwoudt: Üzgünüm <Rütbe> <İsim>. Önceki söylediğimde ciddiydim: Bana sadece bilmem gerekenler söylenir. SOMBRA ya da Lavinia De Brills hakkında bir şey bilmiyorum...
Willem Nieuwoudt: Bildiğim tek şey birinci önceliğimin Prensi korumak olduğu. Artık sakat olduğum için onu bir tek siz koruyabilirsiniz!
Willem Nieuwoudt: Prensle ben yat kulübünde saklanıyorduk. İşine yarayacak bir şey arıyorsan orada bulabilirsin! Bir de lütfen onu güvende tutmak için bu parayı alın!
Jack Archer: Yardımın için sağ ol Willem. Yat kulübüne gidiyoruz <İsim>!

İncele: Kulüp Salonu.
Jack Archer: Şu çantada bir şey bulabileceğimizi mi düşünüyorsun <İsim>? Bir şansımızı deneyelim bakalım!

İncele: Denizci Çantası.
Jack Archer: Çantadaki işaret bayraklarının altında bir harita varmış. Ne haritası acaba <İsim>?
Jack Archer: Doğru dedin. En son bir Afrika haritası bulduğumuzda SOMBRA'nın planlarını öğrenmiştik! Haritadaki soluk kısımları açığa çıkarsak iyi olur!

İncele: Solmuş Harita.
Jack Archer: Bu harita Prens Abioye'nin yol güzergahıymış <İsim>!
Jack Archer: Şu çarpılara bak! Gitmediği yer kalmamış neredeyse!
Jack Archer: Tarihler böyle apaçık ortadayken SOMBRA'nın Prensi bulması pek de zor olmaz! Bu haritayı Prense götürsek iyi olur!

Prens Abioye'ye haritayı geri ver.
Jack Archer: Prens Abioye, <Rütbe> <İsim> ile size yat kulübünde bulduğumuz bu haritayı geri vermek istemiştik. Bu harita yanlış ellere geçerse başınız büyük belada demektir!
Prens Abioye: Yol güzergahım! Bunu kaybettiğimi fark etmemişim bile. Çok teşekkürler <Rütbe> <İsim>. Size borcumu nasıl ödeyebilirim?
Jack Archer: SOMBRA'nın size neden suikast düzenlemek istediğini anlatabilirsiniz mesela.
Prens Abioye: Pekala. Size daha önce anlatmadığım için üzgünüm ama kime güveneceğimi anlamak çok zor.
Prens Abioye: Aslına bakarsanız, ülkemi terk etmemin sebebi SOMBRA dediğiniz şu örgütün ülkem üzerinden elmas kaçakçılığı yapmasıydı!
Prens Abioye: Yıllardır yasa dışı elmas ticaretine karşı mücadele veriyorum...
Prens Abioye: SOMBRA ise Mazunda'nın iyi niyetli halkını tehdit ederek adeta bana savaş açtı!
Prens Abioye: Dava için hayatımı tehlikeye atmaya razıyım ama halkıma zarar gelmesine izin veremem! Ben de halkımı koruyabilmek için Mazunda'yı terk ettim.
Prens Abioye: O gün bugündür Afrika'yı dolaşıp kaçakçılık konusunda farkındalık yaratmaya çalışıyorum.
Jack Archer: Anladım... Peki ya Lavinia De Brills? Kayıp elmaslarıyla ilgili bir şeyler bildiğinizi düşünüyor.
Prens Abioye: Sanırım sadece uzmanlığımdan faydalanmak istemiş olmalı <Rütbe> <İsim>.
Prens Abioye: Her neyse, misafirperverliğiniz için teşekkürler ama mücadeleye devam etmem gerekiyor. Lütfen bunu minnettarlığımın bir karşılığı olarak kabul edin.

Daha sonra merkezde...
Şef Ripley: Prens Abioye'nin güvenini kazandığın için tebrikler. Kurumsal gizliliğimiz ifşa olsa da her zamanki gibi profesyonelce hareket ettin <İsim>.
Şef Ripley: Prens Abioye göz altından çıktığı için onun için yapabileceğimiz bir şey yok şu anlık. Ama en azından SOMBRA'nın neden onun peşinde olduğunu biliyoruz...
Jack Archer: Evet, SOMBRA'nın Mazunda üzerinden yaptığı elmas kaçakçılığını durdurmak için savaştığını iddia ediyor!
Şef Ripley: Soru şu ki: ona inanıyor muyuz? Ayrıca bunun Lavinia De Brills'in kayıp elmaslarıyla olan bağlantısı ne?
Jack Archer: Bu elmasların SOMBRA'nın planlarının göbeğinde yer aldığı ortada. Bir sonraki hamlemiz ne olacak?
Şef Ripley: De Brills'i detaylı olarak araştırmanın vakti geldi. SOMBRA'nın neyin peşinde olduğunu en iyi elmasları takip ederek öğrenebiliriz!
Şef Ripley: Eşyalarını topla <İsim>, Afrika'nın en büyük De Brills madenine gidiyoruz!

Also on Fandom

Random Wiki