Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Suda Ölüm/Diyaloglar

< Suda Ölüm

1.386pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Sıçuan Eyaleti, Çin...
Jack Archer: Evet <İsim>, nihayet geldik. Yünnan'daki katil kızın geçmişini araştırmaya hazırız!
Jack Archer: Zhao Mei'in buralarda doğup büyüyen bir yetim olduğunu biliyoruz...
Jack Archer: Daha çocuk yaşta birisinin SOMBRA ile ne gibi bir bağlantısı olabileceğini ortaya çıkarabilmemiz için bu kız hakkında daha fazla bilgi edinmemiz gerekiyor. Sıçuan'da...
Armand Dupont: Buranın büyüleyici tarihini öğrenebilirsiniz! Biliyor muydun <İsim>...
Jack Archer: Dupont, şu konuşmayı daha sonra yapsak? SOMBRA şu anda bölgenin tarihinden daha mühim bir mesele.
Armand Dupont: En azından aramanıza Lotus Köprüsü'nden başlayabilirsiniz! Bu harika yere gelip de çevreye hayran kalmamak olmaz!
Jack Archer: Iıı... peki, zaten nereden başlayacağımızı da bilmiyoruz. Hadi şu köprüye gidelim <İsim>!

1. Bölüm

İncele: Lotus Köprüsü.
Jack Archer: <İsim>, nehirdeki şu ceset manzaranın bir parçası olduğunu hiç sanmıyorum!
Jack Archer: Şu işe bak, buraya yetim bir kız ile SOMBRA arasındaki bağlantıyı bulmaya geliyoruz, karşımıza ilk çıkan şey ise bir ceset!
Jack Archer: <İsim>, bu kadının kim olduğunu ve ölümünün SOMBRA soruşturmamızla bir ilgisi olup olmadığını bulmalıyız. Hadi cesedi hemen Angela'ya gönderelim!
Jack Archer: Birkaç adet ipucu almışsın bakıyorum. Bir adet cüzdan mı? İyi yakaladın! İçinden bir ehliyet çıktı!
Jack Archer: Fotoğraftaki kadın kurbanın tıpatıp aynısı... Görünüşe bakılırsa adı Li Jun'müş.
Jack Archer: Kurbanın cüzdanında başka neler olabilir acaba? Hadi içini arayalım!
Jack Archer: Hey, bulduğun albümdeki şu fotoğraflara bak! Bu da kurbana ait olmalı.
Jack Archer: Bu albüm, bir turistin elinden çıkmış gibi duruyor... Belki de kurban buralı değildi? Hadi tozlayıp metinde ne yazdığını görelim.
Jack Archer: Haydi iş başına! Seni bilmem <İsim> ama ben, bu cinayetin SOMBRA ile ilgisinin olup olmadığını bulana kadar içim rahat etmeyecek!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Jack Archer: Selam Angela! <İsim> ile Lotus Köprüsü'nde bulduğumuz ceset hakkında bize neler...
Üçüzler: Jack Amca! Ne zamandır bizimle oynamadın Jack Amca! <Rütbe> <İsim>, Jack Amca'ya kızsana!
Jack Archer: <İsim>... yardım.
Angela Douglas: Kızlar, rahat bırakın bakayım Jack Amcanızı! Hadi gidin dışarıda oynayın!
Üçüzler: Ama anneeeee!
Angela Douglas: <Rütbe> <İsim> ile büyük meseleleri konuşacağız. Hadi kızlar, dışarı!
Jack Archer: Evet, cesetler gayette büyük meselesi. Çocukların, laboratuvarında ne aradığını sormuyorum bile Angela... Neyse, bize neler söyleyebilirsin?
Angela Douglas: Cesetteki izlere bakılırsa kurban, ölümünden hemen önce biriyle kapışmış.
Angela Douglas: Ama onu öldüren asıl şey, sert bir cisimle başına aldığı darbe. Anında ölmüş.
Angela Douglas: Ceset daha sonra nehre atılmış. Katil muhtemelen nehrin cesedi sürükleyeceğini ummuş.
Jack Archer: Gözünü seveyim suyun kanıtları götürmediğini söyle!
Angela Douglas: Az kalsın götürüyormuş ama götürmemiş! Kurbanın yakasının ön kısmında, is ve hayvan bazlı yapıştırıcı izleri bulabildim. Bunlar kaligrafi mürekkebinin malzemeleri!
Angela Douglas: Belli ki ellerinde kaligrafi mürekkebi olan biri kurbanı yakasından tutmuş. Ceset suda olmasaydı, parmak izleri çıkartabilirdim, ama bu haliyle...
Jack Archer: Bu haliyle, katilin kaligrafiyle uğraştığını öğrenmiş olduk! Mapus duvarındaki el yazısını görür gibiyim <İsim>, onu mutlaka yakalamalıyız!

İncele: Solmuş Albüm.
Jack Archer: Kurbanın albümündeki metinde "Bugün kızım Ying'le lotuslara hayran kaldık." yazıyor.
Jack Archer: Bir saniye, demek kurbanın bir kızı varmış! O zaman kız buralarda bir yerde olmalı! Bir an önce onu bulmamız gerek!

Li Ying'e annesinin ölümünü bildir.
Li Ying: Hapşuu! Affedersin <Rütbe>... Kötü bir durum yoktur umarım?
Jack Archer: Ying, mesele annen...
Li Ying: Evet, ne oldu? Bir şeyi yok ya?
Jack Archer: Aslında... Bunu söylediğimiz için çok üzgünüz ama <Rütbe> <İsim> yakınlarda kendisinin cesedini buldu ve...
Li Ying: Ne?! Olamaaaaz! Anneciğim! Bu mümkün değil!
Jack Archer: Korkarız ki cinayete kurban gitti. Bize bu konuda bir şey...
Li Ying: Buraya hiç gelmemeliydik! Çok güzel bir yer dedi Annem! Çok eğleneceğiz dedi! Ama ne oldu, öldü!
Li Ying: Buna inanamıyorum... Ben annemsiz ne yaparım şimdi?

İncele: Kurbanın Cüzdanı.
Jack Archer: Kurbanın cüzdanında ne buldun <İsim>? Bir adet... panda barınağına bilet mi?
Jack Archer: Hey, süper! Pandaları göreceğiz! Kurban barınağa gitmişse, bizim de oraya bakmamız gerekiyor çünkü!

İncele: Panda Barınağı.
Jack Archer: Vay be, burası pandalarla dolu. Gerçi panda barınağında bu gayet olağan bir durum... Ama Allah'tan panda pislikleri arasında işe yarar bir şeyler bulmayı başardın <İsim>!
Jack Archer: Şu kirli mendilin üstündeki şey kana benziyor! Ama kana başka bir şey de karışmış... Hemen bir örnek alalım!
Jack Archer: O kamerayı almayı iyi akıl ettin <İsim>. Hadi kilidini açalım, belki içinde önemli bir şey...
Wang Fan: Affedersiniz, siz kimsiniz ve burada ne işiniz var?
Jack Archer: Aaaayt! Konuşan bir panda!
Wang Fan: Hayır, ben...
Jack Archer: Bir saniye, sen panda değilsin. Kimsin peki?
Wang Fan: Adım Wang Fan, buradaki pandalara bakıyorum. Pandalar rahatsız olmasın diye bu kostümleri giyiyoruz. Bu barınakta neden dolanıyorsunuz acaba?
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> ile bir cinayeti araştırıyoruz ve kurbanımız burayı ziyaret etmiş. Bu yüzden sizinle konuşmamız gerek Bay Wang!

Wang Fan'e kurbanın panda barınağına yaptığı ziyareti sor.
Wang Fan: Ne hakkında konuşmak istiyorsun <Rütbe> <İsim>? Acele edelim. Pandalarımın yanına dönmem gerek.
Jack Archer: Pandalar biraz bekleyebilir! Bir kadın öldürüldü. Li Jun adında birini tanır mıydınız?
Wang Fan: Hımm, ismi tanıdık geliyor. Galiba geçen gün pandaları izlemek için gelmişti. Pandalar o kadar şeker ki her gün bir sürü insan gelir.
Jack Archer: Kurbanla ilgili ters bir durum sezdiniz mi peki?
Wang Fan: Pek dikkat etmedim. O sırada pandalara bakıyordum! Dünya panda nüfusunun %30'unun Sıçuan'daki korunaklarda yaşadığını biliyor muydunuz?
Wang Fan: Dev panda, nesli tükenmekte olan bir tür! Doğada sadece 2000 civarında dev panda var! Burada önemli bir görevdeyim. Turist dikizlemeye vaktim yok!
Wang Fan: Şimdi gitmem gerek. Pandalarımın bana ihtiyacı var!

İncele: Kamera.
Jack Archer: Harika <İsim>, kameranın şifresini kırmayı başardın! Hadi bunu Elliot'a götürelim!

Analiz et: Kamera.
Elliot Clayton: Panda barınağında bulduğun bu kameradan gerçekten de... ilginç şeyler çıktı <İsim>!
Jack Archer: Bir tek bana mı tüyler ürpertici geldi bu?
Elliot Clayton: Kamera kurbana aitmiş. Ama son çektiği görüntü epey akıllara zarar. İzleyin!

-Kaydın başı...-
SILVERee: Gönlümde büyük bir PANDA-manya var! Sana olan aşkım içimi parçalar!
Panda: .....
SILVERee: Hüznüm ve neşem müthiş bir ikili, tıpkı siyah ve beyaz panda kürkü gibi!

-Kaydın sonu...-
Jack Archer: O... da neydi lan öyle?!
Elliot Clayton: Bu, <İsim>, Koreli pop yıldızı SILVERee'nin en son şarkısıydı!
Jack Archer: Kesin SILVERee'nin şarkılarına bayılıyorsundur.
Elliot Clayton: Sorma, onlarla yatıp kalkıyorum valla! Her neyse, asıl önemli olan kurbanın bu elemanı kameraya çekmiş olması, haliyle kendisine bir kaç sual yöneltmeniz icap ediyor!
Jack Archer: Dua edelim de SILVERee konuşma sırasında birden şarkı söylemeye başlamasın!

SILVERee'yle kurbanın onu filme çekmesi hakkında konuş.
Jack Archer: Bay... aa, SILVERee, <Rütbe> <İsim> ile ben...
SILVERee: Hey sen! Mavi gömlekli. İlginç bir elmacık kemiği yapın var.
Jack Archer: Ben... Nasıl?
SILVERee: "PANDA-manya" adlı şarkıma klip çekmek için Kore'den geldim ve dansçılarım arasında senin o egzotik yüzünü görmek isterim! Bir de...
Jack Archer: Klibinde oynamak falan istemiyorum! Li Jun adlı birinin cinayetini soruşturuyoruz.
Jack Archer: Buraya gelmiş ve hatta seni kameraya çekmiş! Şimdi de ölmüş! Onu tanır mıydın?
SILVERee: Hayır ama insnaların bem videomu veya fotoğrafımı çekmeleri sizi şaşırtmamalı! Ben çok ünlüyüm! Belli ki kurbanınız da benim hayranımmış.
SILVERee: Sen, mavi gömlekli ve ilginç elmacık kemikleri olan, "PANDA-manya" klibimde dans etme teklifimi kabul edersen, sen de biraz üne kavuşabilirsin!
Jack Archer: Oof! Konuşma burada bitmiştir! <İsim>, kaçır beni buradan!

İncele: Lekeli Mendil.
Jack Archer: Lekeli mendilden o örneği almakla harika iş çıkardın <İsim>!
Jack Archer: Lars üçüzlerle epey meşgul durumda... <İsim>, hadi bu örneği mikroskopla kendimiz inceleyelim!

İncele: Kahverengi Madde.
Jack Archer: İyi haber; panda barınağında bulduğun lekeli mendildeki kan kurbana ait çıktı!
Jack Archer: Ama bundan sonrası biraz karmaşıklaşıyor... ve tuhaflaşıyor. Kanın içinde tavuk, acı biber ve fıstığın ne işi olur <İsim>?
Armand Dupont: Akşam yemeği planları mı yapıyorsunuz, mes amis? Gong bao tavuğu tarifinden bahsettiğinizi duydum da!
Armand Dupont: Gong bao tavuğu, Sıçuan'ın meşhur bir yemeğidir. Buranın yerel mutfağı baharatlı ve lezzetli olmasıyla bilinir, ayrıca Çin mutfağının Dört Büyük Geleneği'ni simgeler!
Jack Archer: O zaman... mendil hem kurbanın kanıyla, hem de Çin mutfağının bu hazineyisle mi kaplanmış oluyor bu durumda?
Jack Archer: Kanlı mendili kurbanın düşürmüş olamayacağı açık ve net... O zaman gong bao tavuğu izlerini bırakan katil olmalı!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki katil gong bao tavuğu yiyor! Bu cinayetle yutamayacağı lokmayı ağzına almış oluyor. Onu yakalayacağını biliyorum <İsim>!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, Sıçuan'a Yünnanlı katil kızla ilgili sorularımıza yanıt aramaya geldik ama henüz ne onunla, ne de SOMBRA'yla ilgili bir şey bulabildik.
Jack Archer: Onun yerine elimizde Li Jun adlı ölü bir kadın ve bir sürü yeni soru var.
Jack Archer: Tabii bir yandan da Koreli pop yıldızları ve takıntılı panda bakıcılarıyla cebelleşiyoruz.
Jack Archer: Üstelik buraya kızıyla gelmesi dışında kurban hakkında hiçbir şey bilmiyoruz...
Elliot Clayton: <İsim>, kurbanın geçmişini araştırdım ve bil bakalım ne öğrendim... Pekin'de bir evlat edinme kurumu adına çalışıyormuş!
Jack Archer: Ne? Buraya yetim bir kızı araştırmaya geliyoruz ve öldürülen kişi yetimlerle çalışan birisi mi çıkıyor?
Jack Archer: <İsim>, ya bu bir tesadüf değilse? Ya Li Jun'de Zhao Mei için buraya gelmişse?
Jack Archer: Ya bu cinayetin arkasında SOMBRA varsa?!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, Sıçuan'a Yünnanlı katil kızla ilgili sorularımıza yanıt aramaya geldik ama henüz ne onunla, ne de SOMBRA'yla ilgili bir şey bulabildik.
Jack Archer: Onun yerine elimizde Li Jun adlı ölü bir kadın var ve kadının hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.
Elliot Clayton: <İsim>, kurbanın geçmişini araştırdım ve bil bakalım ne öğrendim... Pekin'de bir evlat edinme kurumu adına çalışıyormuş!
Jack Archer: Ne? Buraya yetim bir kızı araştırmaya geliyoruz ve öldürülen kişi yetimlerle çalışan birisi mi çıkıyor?
Jack Archer: <İsim>, ya bu bir tesadüf değilse? Ya Li Jun'de Zhao Mei için buraya gelmişse? Ya bu cinayetin arkasında SOMBRA varsa?!
Jack Archer: Bu vakayı çözmek şart oldu! Başka neler buldun Elliot?
Elliot Clayton: Çok bir şey değil. Kurbanın arkasında bıraktığı en ilginç belge, buradaki bir restoranın ffişleri. Görünüşe bakılırsa oraya pek sık gidiyormuş.
Jack Archer: Eh, hiç yoktan iyidir! <İsim>, hadi gidip şu restoranı yoklayalım!

İncele: Sıçuan Restoranı.
Jack Archer: O tableti almakla iyi iş çıkardın <İsim>! Önemli olabilir. Hemen kilidini açalım!
Jack Archer: Doğru dedin, bu sandığın içi dışında restoranda altına bakılmadık taş bırakmadın! Açma işi sende!

İncele: Tablet.
Jack Archer: Güzel, tableti açmayı başardın! Eminim acayip işimize yarayacak! Bakaım ne diyor...
Jack Archer: Aaa... Burada "Örgü örmek güzeldir" yazılı! Baksana, bunlar örgü desenine benziyor... Böyle bir şey bulmayı beklemiyorum açıkçası <İsim>...
Obaasan: Ah, ne güzel! E-kitap okuyucumu bulmuşsunuz! Bunu bana torunlarım vermişti!
Jack Archer: Affedersiniz, Bayan...
Obaasan: Bana Obaasan de evladım, herkes öyle der! Sen de buraya turist kafilesiyle mi geldin?
Jack Archer: Yok. Aslına bakarsanız <Rütbe> <İsim> ile Li Jun adlı birisinin cinayetini soruşturuyoruz. Bu yüzden de...
Obaasan: Deme! Ama nasıl olur? Li Jun öldürüdü mü dediniz?
Jack: Yani kurbanı tanıyor muydunuz? O zaman size birkaç soru sormamız gerekiyor, Obaasan!

Obaasan'a kurban hakkında neler bildiğini sor.
Obaasan: Li Jun'ün öldüğüne inanamıyorum! Buradaki tatilim sırasında edindiğim tek arkadaşım oydu! Ne fena!
Jack Archer: Kurbanı ne kadar iyi tanırdınız?
Obaasan: Ah evladım, benim yaşıma gelince insan oradan buradan konuşmaya başlıyor ve doğal olarak herkesle çabuk dostluk kuruyor. Jun ve ben buranın yabancısıydık, haliyle sohbet etmeye başladık.
Obaasan: Buraya Japonya'dan turla geldim. Sıçuan gezmek için harika bir yer! Birde yemekleri var tabii! Sırf gong bao tavuğu için bile gelinir buraya.
Obaasan: Jun'le burada tanıştım. Hoş bir kadındı kendisi, işine de gönülden bağlıydı. Sağ olsun, torunlarımın halini hatrını sordu. Vefat etmiş olması çok üzücü.
Jack Archer: Evlat edinme kurumundaki işiyle ilgili başka bir şey söyledi mi? Buraya niçin geldiğini falan?
Obaasan: Ah, çok utanç verici ama, inanın ki bilmiyorum! Muhtemelen sohbete daldığım için sormayı unuttum...

İncele: Sandık.
Jack Archer: Vay evveliyatını senin! Sandıkta bulduğun bu vazo kanla kaplı! Hadi bunu hemen Lars'a götürelim!

Analiz et: Yeşim Taşı Vazo.
Lars Douglas: <İsim>, sana bir esprim var ama bu kez asistanım yapacak!
June Douglas: Tak tak!
Jack Archer: Kim o?
June Douglas: Vazo.
Jack Archer: Hangi vazo?
June Douglas: Babamı görmekle iyi ettin, çünkü o vazogeçilmez biri! Heheey! Vazogeçilmez, vazgeçilmez, anladın?
Lars Douglas: Çocuklarımla tekrar birlikte olmak ne güzel bir şey <İsim>! Babalarını örnek alıp ilerde çok espritüel olacaklar!
Jack Archer: T-tabii usta, çok doğru dedin. Her neyse, buraya <İsim> ile restoranda bulduğumuz vazo için gelmiştik...
Lars Douglas: Bende öyle düşünmüştüm. Pekala asistanım, sen şimdi biraz ara ver istersen! Git kız kardeşlerini bul, tamam mı? Teşekkürler tatlım.
Lars Douglas: Evet, kızım duyuş alanından çıktığına göre mevzuya girebilirim... Vazodaki kan kurbana aitmiş! Kurbanın kafasına bununla geçirildiği aşikar.
Jack Archer: Yani bu vazo cinayet silahı! Katil bunu cinayetten sonra restorana saklamış olmalı!
Lars Douglas: Aynen öyle. Ayrıca vazoda mikroplu damlacıklara da rastladım... Yani birisi vazonun üstüne hapşırmış!
Lars Douglas: <İsim>, damlacıklar DNA alınamayacak kadar ufaktı, ama katilin nezle olduğunu sana garantileyebilirim!
Jack Archer: Demek katilin kalpsiz olduğu kadar sağlıksız da! Tabii hasta olması onu hapisten kurtarmaya yetmez!
(Analiz sonrası)
Jack Archer: <İsim>, henüz ne Li Jun'ü kimin öldürdüğünü bulabildik...
Jack Archer: Ne de tam da öksüz bir kızın SOMBRA ile bağlantısını soruşturmaya gelmişken bir evlat edinme kurumu çalışanının ölmesinin tesadüf olup olmadığını öğrenebildik.
Jack Archer: Yeni ipuçlarına ihtiyacımız var! Doğru dedin, cinayet mahalline geri dönüp bir şeyi gözden kaçırıp kaçırmadığımıza bakalım!

İncele: Nehir Kayığı.
Jack Archer: Bulduğun bu kağıtta kurbanın evlat edinme kurumunun logosu var! Solmuş olması kötü oldu... Hadi şunun tozla bir üstünden geçelim!
Jack Archer: Doğru dedin, şu parçalanmış fotoğraf şüpheli duruyor. Hadi şunu birleştirelim!
Jack Archer: Sanata ilgin olduğunu bilmiyordum <İsim>... Hey doğru, resimde cinayet mahalli gözüküyor. Yani resim burada çizilmiş!
Jack Archer: Tuvalindeki notta "otoportre" yazıyor. Bu kadının kim olduğunu bulabilirsek cinayet hakkında daha fazla şey öğrenebiliriz! Hadi yüzünü veri tabanında taratalım!

İncele: Solmuş Belge.
Jack Archer: Harika <İsim>! Artık belgeyi okuyup kurbanla ne ilgisi varmış öğrenebiliriz!
Jack Archer: Tabii... Metin Çince olmasaydı okuyabilirdik. Hay lanet! Hadi bunu Dupont'a gönderelim!

Analiz et: Belge Metni.
Armand Dupont: <İsim>, cinayet mahallinde bulduğun belge, kurban tarafından evlat edinme kurumunun sözcüsü sıfatıyla resmi olarak hazırlanan bir belgeymiş!
Armand Dupont: Metinde... Koreli bir şarkıcı hakkındaki endişelerini dile getiriyor. Adı da... SILVERee miymiş neymiş? Daha önce hiç dinlemediğim biri.
Jack Archer: Bence... böylesi daha iyi. Peki Li Jun'ün endişe duyduğu konu neymiş?
Armand Dupont: Bayan Li, SILVERee'nin eserlerini onaylamıyormuş. Kore müziğine genel olarak saygı duysa da, SILVERee'nin şarkılarının çocuklara zararlı olduğunu ve onlara kötü örnek teşkil ettiğini düşünüyormuş!
Armand Dupont: En bref, mes amis, Li Jun Çin çocuk kanallarında SILVERee'nin şarkılarını yasaklatmaya uğraşıyormuş!
Armand Dupont: Çin, Kore müziği için önemli bir pazar olduğundan mütevellit bu yasak SILVERee'ye büyük bir darbe vurabilirmiş.
Jack Archer: Öyle mi? O zaman SILVERee'nin bize bundan daha önce neden bahsetmediği konusunda sağlam bir açıklaması vardır umarım!

SILVERee'ye kurbanın, müziğini Çin'de yasaklama planı konusunda sıkıştır.
Jack Archer: Li Jun'ü tanımadığını söylemiştin SILVERee, ama aslında...
SILVERee: Şşş! İlham geldi! Az önce leziz bir gong bao tavuğu yedim ve şimdi onun üzerine şarkı yazıyorum.
SILVERee: Sizce nasıl: "Gong bao tavuğu gibi ruhumu paramparça ettin, bu yüzden de kendimi kaybettim"?
Jack Archer: Yeter ama haa! Önceden bize Li Jun'ü tanımadığını söylemiştin, ama kendisi senin şarkılarını Çin çocuk kanallarında yasaklatmaya uğraşıyormuş!
SILVERee: Bunu ortaya çıkarmasan olmazdı değil mi <Rütbe> <İsim>? Evet, Li Jun'ün, Çinli çocukların şarkılarımı dinlemelerini engellemeye çalıştığı doğru...
SILVERee: Li Jun'e göre kötü bir sanatçı ve berbat bir rol modeliymişim! O koca karı müzikten ne anlar ki zaten?! Ben harika bir rol modeliyim!
SILVERee: Ben işimi çok ciddiye alırım! Kliplerimden biri için gittim kaligrafi bile öğrendim ve "PANDA-manya"yı bu gerçek panda barınağında çekiyorum!
SILVERee: O kadın kaçığın tekiydi. Çocukları korumak güzel iş ama haddini aşıyordu!
Jack Archer: Ölmesi de senin epey işine geldi tabii! Eğer haddini aşıp onu öldüren sen isen <Rütbe> <İsim> seni buna pişman edecektir!

İncele: Portre.
Jack Archer: Demek Lotus Köprüsü'nde bulduğun otoportreyi çizen kişi, Ellen Morowitz adında Amerikalı bir sanatçıymış.
Jack Archer: Hadi Bayan Morowitz'e resminin cinayet mahallinde ne aradığını soralım!

Ellen Morowitz'e portresinin cinayet mahallinde ne işi olduğunu sor.
Jack Archer: Bayan Morowitz, Li Jun isimli bir evlat edinme kurumu çalışanı Lotus Köprüsü'nde cinayete kurban gitti ve tam da orada sizin otoportrenizi bulduk...
Ellen Morowitz: Ne? Burada birisi mi öldürülmüş?
Ellen Morowitz: Hapşuu! Kusura bakmayın, biraz nezleyim de... Yaşadığım şok sinüslerimi azdırdı! Böyle güzel bir yerde birisinin öldürülmüş olması ne hazin.
Jack Archer: Li Jun'ü burada hiç görmediniz mi?
Ellen Morowitz: Hayır. Doğrusu resim yapmaya başladığımda tüm dünya gözümün önünden silinip gider! Kendimi resme vermiştim. Gün batımında ışık harika oluyor.
Ellen Morowitz: Buraya her sene gelirim. Manzarası tam resimliktir! Çin'e yıllar önce kaligrafi öğrenmek için gelmiştim, sonra da gelmeden duramadım. En iyi resmimi bir gün burada yapmak istiyorum.
Ellen Morowitz: Soruşturmanda sana yardımcı olamadığım için kusura bakma <Rütbe> <İsim>, lakin daha sonra başka soruların olursa çekinmene gerek yok! Fırçamla birlikte şövalemin başında olacağım.

İncele: Yırtık Fotoğraf.
Jack Archer: E oha ama! Kurbanın fotoğrafındaki şu nota bak: "Dünyanın en kötü annesi!" yazıyor!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>, kurbanın kızının marifeti olmalı bu. Ama ne ilginçtir ki kızla ilk konuştuğumuzda annesine bağlı ve ölümünden ötürü yıkılmış gözüküyordu!
Jack Archer: Li Ying'in bazı soruları yanıtlamasının zamanı geldi!

Li Ying'i annesinin fotoğrafındaki öfkeli notu konusunda sıkıştır.
Jack Archer: Ying, acaba neden annenin fotoğrafına böylesine çirkin bir not yazıp sonra da onu parçaladın?
Li Ying: B-böyle bir şey yapacağımı nasıl düşünebilirsiniz? Şey, aslında pek iyi hissetmiyorum. Nezlem giderek kötüleşiyor, o yüzden gidip biraz...
Jack Archer: Bir açıklama yapana kadar şuradan şuraya gitmiyorsun kızım! Annenin ölümüne üzülmen falan numaradan mıydı?
Li Ying: Aman, biraz abarttıysam n'olmuş? Annem gerçekten de en kötüsüydü! Varsa yoksa Çin'in yetimlerini düşünür, bana hiç sevgi göstermezdi!
Li Ying: Hiçbir zaman yanımda olmadı! Okulda kaligrafi dalında birincilik ödülü aldığımda fark etti mi? Yok! Kim bilir nerelerde başka çocukların hayatlarını kurtarmakla meşguldü çünkü hanımefendi!
Jack Archer: Lakin Sıçuan'a gezmeye birlikte geldiniz...
Li Ying: Evet, çünkü annem buraya gelmeye karar verdi ve, nasıl olduysa benim varlığımı hatırlayarak beni de yanına aldı. Bu gezide en azından muhteşem gong bao tavuğunu tatmış oldum!
Li Ying: Annemin ölmesine üzülmüyorum! Nihayet benim için bir şeyler yapmış olacak, çünkü bütün parası bana miras kalacak!
Jack Archer: Bu fazla duygusuzca oldu Ying! Eğer anneni öldüren sen isen, dünyanın parasına da sahip olsan seni hapisten kurtarmayacak!

Bir süre sonra...
Jack Archer: <İsim>, vakada ilerleme kaydettik ama çok yavaş ilerliyoruz. Öğrendiklerimizin hiçbiri ne geçmişini öğrenmek için geldiğimiz kızın, ne de SOMBRA'nın durumunu aydınlatıyor!
Jack Archer: Li Jun'ün burada bulunmasının tesadüf olup olmadığını veya ola ki buraya Zhao Mei için geldiyse, bu yüzden mi öldürüldüğünü halen bilmiyoruz!
Jack Archer: Şu ana kadar onu öldürmek için güçlü nedenleri olan iki şüphelimiz var, ama nedenlerin SOMBRA ile görünür bir bağlantısı yok...
Jack Archer: Koreli pop idolü SILVERee, kurban kendisinin şarkılarını Çin çocuk kanallarından yasaklatmaya çalıştığı için ölümünden epey kârlı çıkıyor.
Jack Archer: Kurbanın kızı ise kendisine yeterince sevgi göstermediği ve daha çok uğruna çalıştığı yetimlerle ilgilendiği için annesinden nefret ediyor. Belki de kız...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Buraya gel! Panda barınağında acil durum. SILVERee bir pandanın saldırısına uğramış!
Jack Archer: Ne?!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, vakada ilerleme kaydettik ama çok yavaş ilerliyoruz. Öğrendiklerimizin hiçbiri ne geçmişini öğrenmek için geldiğimiz kızın, ne de SOMBRA'nın durumunu aydınlatıyor!
Jack Archer: Bir evlat edinme kurumu çalışanının burada bulunmasının tesadüf olup olmadığını veya ola ki buraya Zhao Mei için geldiyse, bu yüzden mi öldürüldüğünü halen bilmiyoruz!
Ingrid Bjorn: <İsim>! Buraya gel! Panda barınağında acil durum. SILVERee bir pandanın saldırısına uğramış!
Jack Archer: Ne?! O nasıl olmuş ya?
Ingrid Bjorn: Bilmiyorum, ama eğer şüphelilerinizden birinin panda yemeği olmasını istemiyorsanız derhal barınağa gitmelisiniz!

-Panda barınağında...-
Panda: ROOOOAAAARRR!
SILVERee: Aaaaah! İmdaaaaat!
Wang Fan: Zavallı Fei Fei'ime ne yapıyorsun sen bakayım?!
SILVERee: Asıl senin Fei Fei'in zavallı bana ne yapıyor acaba?! Beni yemek istiyor!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim> buradayken kimse kimseyi yemeyecek! Bay Wang, bir şeyler yapın!
Wang Fan: Şşş, Fei Fei! Geçti, tamam!
Wang Fan: Fei Fei bir karıncayı bile incitmez! Hepsi de o oğlanın suçu! Şarkılarıyla hayvanı canından bezdirdi!
Jack Archer: Kesin artık! SILVERee, pandaları rahat bırak. Bay Wang, siz de çemkirmeyi bırakın. Fei Fei... Fei Fei'de gitsin bambu falan yiyip sakinleşsin.
Panda: Hırr?
Jack Archer: İşte. Sanırım bu krizi de atlattık <İsim>...
Wang Fan: Hayır, saçmalık bu! Zavallı pandalarımın huzuru kaçtı! Şeytan diyor ki kapat barınağı ziyaretçilere olsun bitsin!
Jack Archer: Ne? Hayır, barınağa kilit vurmadan önce barınağı tarayıp ipucu olup olmadığına bakmalıyız! Hadi <İsim>, kaybedecek vaktimiz yok!

İncele: Panda Evi.
Jack Archer: Nasıl? Panda barınağında dizüstünün ne işi var? Hadi hemen kilidini açalım <İsim>!
Jack Archer: Şu yırtık poster de pek buraya ait gibi durmuyor... Hadi birleştirip neyin nesi olduğuna bakalım!
Jack Archer: Şu aldığın yelpaze pek hoşmuş. Ama doğru, üzerinde bir şey yazması biraz tuhaf. Solmuş, ama iyi bir pudranın hallemeyeceği iş değil! Hadi <İsim>, zaman işliyor!

İncele: Solmuş Yelpaze.
Jack Archer: Yelpazedeki yazıda diyor ki: "Bayan Li, ninenin sözünü dinle ve seni ilgilendirmeyen işlere burnunu sokma!"
Jack Archer: Yelpazeye yazılmış nota bak sen! Bunu açıp bu mesajla karşılaştığını düşünsene. Pasif-agresifliğin bu kadarı! Bunu kim yapmış olabilir ki?
Jack Archer: Ninenin sözü derken... <İsim>, sence bunu yazan kişi Obaasan olabilir mi? Başta kurbanla dost olduğunu öne sürmüştü halbuki! Bakalım bunu nasıl açıklayacak!

Obaasan'ı kurbana yazdığı tehdit notu konusunda sıkıştır.
Obaasan: Seni tekrar görmek ne hoş <Rütbe> <İsim>. Benimle bir bardak çay içer miydin? Dur örgümü bırakayım...
Jack Archer: Buraya hoş-beş etmeye gelmedik Obaasan! Bize Li Jun'ü sevdiğini söylemiştin ama üzerinde ona hiç de dosthane olmayan bir mesaj yazdığın yelpaze bulduk!
Obaasan: Bunun olacağını tahmin etmeliydim... Böyle yakalanmak ne utanç verici...
Obaasan: Ama tepkisiz de kalamazdım! O notu yazmanın kaligrafi ziyanı olduğunu biliyorum, ama Li Jun'e işi hakkında düşündüklerimi belirtmeliydim!
Jack Archer: İşi... mi? Li Jun'ün çalıştığı evlat edinme kurumuna karşı mısın ki?
Obaasan: Tam bir kepazelik! Bu evlat edinme kurumları aile işlerine burunlarını sokup çocukları kafalarına estiği gibi dağıtıyorlar! Benim zamanımda aileler böyle değildi!
Obaasan: Çocuklar, ticarete alet edilmemeli! Li Jun gibi insanlar geleneksel aile değerlerini ayaklar altına alıyor!
Jack Archer: İyiliğin için söylüyorum, umarım aile değerlerini savunmak için Li Jun'ü öldürmemişsindir, Obaasan! Hapishane hiç de öyle rahat bir huzurevi değildir!

İncele: Dizüstü Bilgisayar.
Jack Archer: Şuraya bak <İsim>, kilidini açtığın dizüstünün ekranında kurbanın bir resmi var!
Jack Archer: Bu dizüstü kurbanın olmalı. Hadi bunu hemen Elliot'a gönderelim!

Analiz et: Kurbanın Dizüstüsü.
Elliot Clayton: Abiler, bana sürekli dizüstüler ve kameralar gönderip duruyorsunuz. Günün birinde bana dehamla boy ölçüşecek bir kıyamet günü silahı getireceğinizi ummakla çok şey mi istemiş oluyorum?
Jack Archer: Büyük hayaller kur, küçük adam. Ama bugünlük kurbanın dizüstüsünde neler bulduğunu anlat.
Elliot Clayton: Buna bayılacaksın <İsim>. Kurbanın dosyaları arasında Ellen Morowitz'in yapmış olduğu eski bir evlat edinme başvurusu buldum.
Elliot Clayton: Görünene göre Ellen, yıllar önce kurbanın kurumu aracılığıyla bir çocuğu evlat edinmek istemiş.
Jack Archer: Ne?! Ellen bize kurbanı tanımadığını söylemişti! Bakalım şimdi ses tonunu değiştirecek mi!

Ellen Morowitz'e kurbanın kurumuna yaptığı evlat edinme başvurusunu sor.
Ellen Morowitz: Biraz kenara çekilebilir misiniz? Işığımı engelliyorsunuz da...
Jack: Çekilemeyiz! Bayan Morowitz, bize Li Jun'ü tanımadığınızı söylemiştiniz ama <Rütbe> <İsim>, evlat edinmek için Li Jun ile görüştüğünüze dair kanıt buldu!
Ellen Morowitz: Ne? Hayır... Öyle olsa öldürülen kadınla görüştüğümü mutlaka hatırlarım...
Jack Archer: Sakın inkar edeyim demeyin!
Ellen Morowitz: Sadece şaşırdım <Rütbe> <İsim>! Birkaç yıl önce bir çocuğu evlat edinmeye çalıştığım doğru, ama bu kadının o kurumdan olduğunu fark etmemiştim!
Ellen Morowitz: Çok uzun zaman önceydi... Bu kadını şimdi nasıl tanıyabilirdim ki? Zaten kendisiyle o süreçte karşılaşmıştım, lakin evlat edinme başvurusunu sürecin ortasında geri çekmiştim.
Jack Archer: Yani evlat edinmediniz?
Ellen Morowitz: Hayır, fikrimi değiştirdim. Sanatçı kimliğimle anneliğin bir arada yürümeyeceğini fark ettim. Sadece kendim olacak yetecek alan kalmıyordu, anlatabiliyor muyum?
Ellen Morowitz: Şimdi istediğim yere gidebiliyor, istediğim zaman çizebiliyor, geç saatlere kadar ayakta kalabiliyorum... Gong bao tavuğunun geceleri harika gittiğini biliyor muydunuz? Tam bir bohem hayatı yaşıyorum.
Jack Archer: Umarım yalan söylemiyorsunuzdur Bayan Morowitz, çünkü eğer Li Jun'ü öldüren sizseniz bundan sonra ancak hapishane manzarası çizersiniz!

İncele: Yırtık Poster.
Jack Archer: Bu yasak posteri de neyin haltı böyle? Şuna bak <İsim>, üzerinde kurbanın resmi var!
Jack Archer: Altındaki metin de üzerine tüy dikmiş: "Eğer bu şahsı görürseniz, derhal bir panda bakıcısına haber edin!" Sanki Li Jun, panda dünyasının kanun kaçağıymış gibi!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, hadi gidip Wang Fan'e burada ne haltlar döndüğünü soralım!

Wang Fan'e kurbanın yasak posterini sor.
Jack Archer: Bay Wang, Li Jun ne yaptı da panda barınağına giriş yasağı yedi acaba?
Wang Fan: Li Jun ne mi yaptı? Ne yapmadı ki! O pis kadın Jin Jin'e zarar verdi! Yavru panda alt tarafı oynamak istiyordu ama o kadın onu itip patisini incitti!
Wang Fan: Tam bir barbarlık! Li Jun gibileri gerçek birer canavardırlar! Yaşamaya bile hakları yok!
Jack Archer: Öyle mi? Peki Li Jun'ü yaptığı şey yüzünden mi öldürdün?
Wang Fan: Hayır, ama öldüğüne zerre üzülmedim! Bu insanların pandalarımı korkutmalarından bıktım! Önce şu Koreli şarkıcı gelip üzerlerine hapşırır, sonra da şu kadın değerli yavrulardan birinin canını yakar!
Wang Fan: Daha iyisini bulamadığım için mi bu işi yapıyorum sanıyorsunuz? Hayır! Eğitimli birisiyim ben! Kalifiye bir aşçıyım. İstersem gong bao tavuğumla bir servet kazanabilirdim! Ama ben pandaları seçtim!
Wang Fan: Pandalar benim hayatım! Ve ben varken kimse onlara zarar veremez!
Jack Archer: Eğer <Rütbe> <İsim> Li Jun'ü öldürenin sen olduğunu ortaya çıkarırsa, o zaman pandalarından sonsuza dek ayrılmak zorunda kalırsın!

Daha sonra...
Jack Archer: <İsim>, bir şeyi gözden kaçırdığımız hissini bir türlü üzerimden atamıyorum ve vakit de daralıyor! İş uzadıkça izler soğuyor!
Jack Archer: Doğru dedin, restorana geri gidip orayı tekrar bir arasak iyi olur. Cinayet silahını orada bulduk, belki katil ardında başka bir şey daha bırakmış olabilir! Hadi gidelim!

İncele: Restoran Masası.
Jack Archer: Bulduğun şu kolye epey tanıdık geliyor <İsim>! Bunu daha önce nerede görmüştük?
Jack Archer: Doğru! Gördüğümüz resimlerin bazılarında kurban bu kolyeyi takıyordu!
Jack Archer: Yani bu kolye kurbanın! Üzerine de iplikler takılmış... Hadi bunları süpürüp ne olduklarına bakalım!
Jack Archer: O çöp kovasından bizi katile götürecek bir şey çıkabilir! Hadi acele edelim <İsim>!

İncele: Kurbanın Kolyesi.
Jack Archer: Tamam, hadi kurbanın kolyesinden aldığın iplikleri hemen Lars'a götürelim! Bunların buraya nasıl takıldığını bulmalıyız!

Analiz et: İplikler.
Jack Archer: Selam aga! Seni yanında çocuklar olmadan görmek neredeyse tuhaf geldi!
Lars Douglas: Heh, aynen. Galiba son zamanlarda onlarla epey meşgul oldum. Ama senin de soruşturma dışında hiç hal hatır sormak için uğradığın yok be hacı. Bir ara film gecesi yapalım diyorum.
Jack Archer: Yaz beni aga!
Jack Archer: Ama ondan evvel, <İsim> ile restoranda bulduğumuz kurbanın kolyesindeki iplikler hakkında bize neler söyleyebilirsin?
Lars Douglas: Gördün? Ben de bundan bahsediyorum işte. Varsa yoksa iş...
Lars Douglas: Her neyse <İsim>, bana gönderdiğin iplikler kırmızı ipekmiş ve kolyedeki dağılımlarına bakarsak bunların kurbanın giysilerinden gelmediği aşikar.
Lars Douglas: İplikler kolyenin ön kısmına takılmış... Bu da ancak kurbanın katille olan dalaşı sırasında yaşanmış olabilir! Bunlar katilin giydiği bir şeye ait!
Jack Archer: Yani katil kırmızı giyiyor! Yakında onu hapishane turuncusuyla değiştirmek zorunda kalacak! Artık ensesinde sayılırız <İsim>!

İncele: Çöp Kutusu.
Jack Archer: Şuna bak <İsim>! Çöp kovasında bulduğun kavanozun üzeri kanla kaplı! İlaç kavanozuna benziyor... Daha fazla bilgi edinmek için bunu ivedilikle Lars'a yetiştirelim!

Analiz et: İlaç Kavanozu.
April Douglas: Baba! Baba, gidip pandalara bakmak istiyorum!
Lars Douglas: Tatlım, şimdi pandalar için hiç uygun bir zaman değil. Baba çalışıyor. Bak, <Rütbe> <İsim> geldi. Ama söz daha sonra götüreceğim!
April Douglas: Hep sonra diyorsun, annem de sonra diyor, Jack Amca da sonra diyor. Bu bir kolm... koplo... komplo!
Lars Douglas: Aferin tatlım, zor bir kelimeydi! Neyse şimdi... hadi git de dışarda oyna biraz, olur mu?
Lars Douglas: Kusura bakma <İsim>... Panda barınağına bu kadar yakın olunca minik kalplerinde fırtınalar kopuyor.
Jack Archer: Mesele değil hacı! Ama evet, mesele biraz acil. <İsim> ile restorandaki çöpte bulduğumuz kanlı kavanoz hakkında bize neler söyleyebilirsin?
Lars Archer: Kavanozdaki kan merhum evlat edinme kurumu çalışanınıza ait! Yani katil buna kesinlikle el sürmüş.
Lars Douglas: Ama dahası da var: bu ilaç bir çürük merhemi! Hani kurban ölmeden önce katille dalaşmıştı ya <İsim>? Belli ki kurban da katilin bir yerine vurup çürütmüş!
Jack Archer: Demek katilin çürüğü var! Yakında bundan daha büyük dertleri olacak. Kelepçenin bileğe geçince çıkan kapanış sesini şimdiden duyar gibiyim!

Jack Archer: Li Jun'ün canına kast eden katili yakalamak için gereken tüm kanıtlara sahibiz <İsim>! Hadi bir dakika bile kaybetmeden halledelim şu işi!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Ellen Morowitz, Li Jun'ü öldürmekten ötürü tutuklusun!
Ellen Morowitz: Kim? Ben mi? Tamam, sanatçı mizacım olabilir ama bu beni katil yapmaz!
Jack Archer: Ama gel gör ki <Rütbe> <İsim>, kurbanın kanıyla kaplı çürük merhemini buldu!
Ellen Morowitz: Onun bana ait olduğunu ispatlayamazsınız! Bir sürü insanın çürüğü var!
Jack Archer: Ayriyetten kurbanın kolyesinde kırmızı şalından takılmış iplikler bulduk!
Ellen Morowitz: Çin'de kırmızı ipek oldukça yaygındır! Hiçbir şeyi kanıtlayamazsınız!
Jack Archer: Cinayet silahının her yerinde mikroplarını bulduk Bayan Morowitz! Buraya kadar!
Ellen Morowitz: Beni ortaya çıkarana kadar hiç üşenmeden araştırıp durdun, değil mi <Rütbe> <İsim>? Kim söyledi sana bunları yapmanı?!
Ellen Morowitz: Evet, Li Jun'ü ben öldürdüm! Pişman da değilim! Önce o benim hayatımı bahvetti!
Ellen Morowitz: O kadın, evlat edinme başvurumu reddetti!
Jack Archer: Ne? Bize fikrini değiştirdiğini ve evlat edinmek istemediğni söylemiştin!
Ellen Morowitz: Yalan söyledim! Gerçek şu ki Li Jun, evlat edinmek için son şansımı yok etti. Bürokratik süreç yıllar sürdü ve sonunda, sanatçı yaşam tarzımın istikrarlı olmadığı gerekçesiyle beni geri çevirdi!
Ellen Morowitz: Benden harika bir anne olurdu! Yıllardır çocuk hayaliyle yaşadım! Param, isteğim, her şeyim vardı! Ama yetmedi. Hiçbir zaman çocuğum olmadı ve hepsi de o kadının suçu!
Ellen Morowitz: Ondan nefret ettim. Evet, yıllarca nefret ettim hemde. Sonra tesadüf eseri onunla burada karşılaştık! Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Beni tanımadı bile!
Ellen Morowitz: Buna inanabiliyor musunuz? Li Jun hayatımı darmaduman etti ve bir de üstüne beni hatırlamadı! Dayanamadım. Tepem attı.
Jack Archer: Sonra da yeşimtaşı vazoyla kafasına vurup cesedini nehire attın... Bu yaptıkların ahlaki karakterin adına hiç olumlu konuşmuyor Bayan Morowitz!
Jack Archer: Ve hikayendeki hiçbir şey bir insanı öldürdüğün gerçeğini değiştirmiyor. Tutuklusun!

Nigel Adaku: Ellen Morowitz, Li Jun'ü öldürmek suçundan mahkeme karşısındasınız. Savunmanız nedir?
Ellen Morowitz: Suçluyum, ama iyi bir sebepten ötürü! Sayın Yargıç, Li Jun'ü öldüren yarayı ben açmış olabilirim, ama bendeki asıl yarayı o, evlat edinme başvurumu reddederek açtı.
Nigel Adaku: Bu durum, işlediğin cinayeti haklı çıkarır mı sanıyorsun!
Ellen Morowitz: Size göre söylemesi kolay tabii! Kesin Li Jun gibi, siz de benim dengesiz olduğumu düşünüyorsunuzdur! Eh, artık öldü ve buna üzülüyor değilim!
Nigel Adaku: Beni asıl rahatsız eden şey hiç pişmanlık duymaman! Ellen Morowitz, Li Jun cinayetinden ötürü mahkeme seni 20 yıl hapisle cezalandırıyor!
Ellen Morowitz: Hayır! Olamaz, her şeyin sonu bu. Benim, kariyerimin... Hepsi de o kadının yüzünden!

Jack Archer: <İsim>, bu cinayetin arkasındaki sebebin evlat edinme başvurusu reddedilen bir kadının saplantılı nefretinden kaynaklanacağını hiç beklememiştim. Üzücü olduğu kadar rahatsız edici de...
Jack Archer: Doğru diyorsun, yolumuzdan şaşmamalıyız. Buraya soruşturmak için geldiğimiz kızla ilgili hala bir şey öğrenemedik. Ayrıca Li Jun'ün buradaki varlığının o kızla ilgisi olup olmadığından da emin değiliz.
Jack Archer: Katil parmaklıkların ardında, ama buradaki işimiz daha bitmedi! Şimdi kolları sıvayıp SOMBRA ilgili ne kadar ipucu varsa toplama vakti geldi!

Kaybedilen Masumiyet 2

Şef Ripley: <İsim>, evlat edinme kurumu çalışanı Li Jun'ün katilini yakalamayı başardın ama tatmin olmuş değilim! Li Jun'ün Sıçuan'da ne aradığını, ne tür bir iş yaptığını...
Şef Ripley: ...Ya da buradaki işinin, buraya soruşturmak için geldiğimiz SOMBRA bağlantılı o kızla bir ilgisinin olup olmadığını bilmiyoruz.
Şef Ripley: Senden cinayet mahalline geri dönmeni ve Li Jun'ün burada bulunma sebebini belirten bir şey bulmanı istiyorum! Herhangi SOMBRA bağlantısının olmadığından emin olmamız gerek!
Lars Douglas: Şey <İsim>, gitmeden önce biraz vaktin var mı? Galiba kızlardan birini kaybettim...
Angela Douglas: NE yaptım dedin?! Lars, kaç kere dedim dikkatli olmalıyız diye! Kızlarımızdan birinin ilk kayboluşu değil bu!
Lars Douglas: Ciddi bir şey olmadığına eminim tatlım! Eee, şey, April'i bir yerlerde gördün mü?
May Douglas: Anneciğim, babacığım, merak etmeyin! April kaybolmadı! Sadece kaçıp pandalarla yaşamak için panda barınağına gitti!
Angela Douglas: Neden hep kızlarımdan biri kaybolduğunda ucu pandalara geliyor? Önce Yünnan'da June, şimdi de April ayılarla dolu bir ormanda tek başına! Başına her türlü şey gelebilir!
Angela Douglas: <İsim>, lütfen April'i aramak için benimle panda barınağına gel! Küçük kızımı oradan çıkarmalıyım!

İncele: Lotus Köprüsü.
Jack Archer: <İsim>, bak, şu çantada Li Jun'ün adının baş harfleri var! Demek çanta ona aitmiş! Belki çantanın içindekiler Sıçuan'a gelme sebebiyle ilgili bize bir şeyler söyler.
Jack Archer: Li Jun'ün yetimlerle yeptığı işin, Zhao Mei hakkında bir şeyler bildiği anlamına gelip gelmediğini öğrenmeliyiz.
Jack Archer: Hadi hemen çantanın içini arayalım!

İncele: Kurbanın Çantası.
Jack Archer: Li Jun'ün çantasında bulduğun o USB belleğin içinde ne olduğunu öğrenmemiz gerek! Hadi bunu acele Elliot'a götürelim!

Analiz et: USB Bellek.
Elliot Clayton: <İsim>, Li Jun'ün çantasında bulduğun USB bellek sayesinde beklediğimiz patlamayı yapabileceğiz! Bu sürücüde Li Jun'ün bir sürü dosyası var ve bunlara bakılırsa da...
Elliot Clayton: Tam da düşündüğün gibi <İsim>! Li Jun, SOMBRA bağlantılı kızı ve kızın Sıçuan'dan kayboluşunu araştırıyormuş!
Jack Archer: Biliyordum! Dosyalarda tam olarak ne diyor? SOMBRA'yla alakalı bir şey var mı?
Elliot Clayton: Yok, ama Li Jun'ün araştırdığı tek kişi Zhao Mei değilmiş. Görünüşe bakılırsa Sıçuan'dan son birkaç yılda çok sayıda yetim kaybolmuş!
Jack Archer: Çok sayıda yetim mi kaybolmuş? Bu kulağa hiç hoş gelmiyor işte!
Elliot Clayton: Bence de, ayrıca Li Jun'de bu konuda epey endişeliymiş. Bazı el yazısı notlardan bahsetmiş... Görünüşe bakılırsa elinde, dijital kaydını tutmak istemediği bazı bilgiler varmış. Ama o kağıtları nereye koyduğunu belirtmemiş!
Jack Archer: Lanetler kovalasın, o kağıtları bir an önce bulmalıyız! İyi fikir <İsim>, belki kurbanın kızı notların yerini biliyordur. Hadi ona soralım!

Li Ying'e annesinin notlarını görüp görmediğini sor.
Li Ying: Sana annem hakkında bildiğim her şeyi anlattım zaten <Rütbe> <İsim>! Daha konuşacak ne olabilir ki? O kadar da ilginç birisi değildi!
Jack Archer: Her zamanki gibi pek şekersin Ying. Lakin biz daha belirli bir şeyi öğrenmek istiyoruz. Annen buraya gelme sebebinden hiç bahsetmiş miydi? Ne üzerine çalıştığından falan?
Li Ying: Sormadım, ilgilenmiyordum da. Tek bildiğim şey, annemin vaktinin çoğunu restoranda geçirdiği. Bütün gün orada, kağıtların arasında otururdu...
Jack Archer: Restoran demek? Pekala, eğer Li Jun orayı geçici ofis olarak kullanmışsa, orayı tekrar aramakta fayda var!
Jack Archer: Hazır gitmişken bir şeyler de atıştırırız hem. Açlıktan gebermek üzereyim!

İncele: Sıçuan Restoranı.
Jack Archer: Hadi bu yırtık parçaları yapıştırıp aradığımız kağıtların bunlar olup olmadığına bakalım <İsim>!

İncele: Yırtık Parçalar.
Jack Archer: <İsim>, onardığın bu belge de "Yetimlerin kaybolduğu diğer yerler" yazıyor... Bunlar kesin kurbanın notları, yani bulmayı umduğumuz kağıtlar!
Jack Archer: Yetimlerin kaybolduğu yerler... neresiymiş??? Lanet giresice metnin her yanı silinmiş! Ne yazdığını açığa çıkarabilir misin <İsim>?

İncele: Kurbanın Notları.
Jack Archer: Bütün tüylerim şaha kalktı resmen <İsim>! Şuraya bak, kurbanın notları yetimlerin kaybolduğu yerlerin listesini içeriyor... Bütün Asya'da üstelik!
Jack Archer: Burada yazanlara göre Şian'da 15, Kanton'da 22, Seul'de 30 ve Tokyo'da 22 çocuk kaybolmuş... Pekin'deki sayı ise bildiğin rekor seviyede: 60! Toplamda yüzden fazla çocuk demek bu!
Jack Archer: Sayfanın kenarına bir de not düşmüş... "SOMBRA ne?"
Jack Archer: <İsim>, bu iş büyük iş! Demek Li Jun Asya genelinde kaybolan yetimlerin vakalarını soruşturuyormuş ve araştırması sırasında SOMBRA'ya denk gelmiş. Lakin ne olduğunu bilmiyormuş!
Jack Archer: Zhao Mei'in bir şekilde SOMBRA ile bağlantılı olduğunu biliyorduk ama onun münferit bir örnek olduğunu sanmıştık! Ya değilse?
Jack Archer: Eğer toplu yetim kayıplarında SOMBRA'nın parmağı varsa, o zaman Zhao Mei büyük bir komplonun sadece küçük bir parçası demektir! Neler oluyor burada? SOMBRA bu çocuklardan ne istiyor?
Jack Archer: Şu andan itibaren elimizde cevaptan çok soru var <İsim>. Ama bu işin dibine ineceğiz!

İncele: Panda Barınağı.
Angela Douglas: <İsim>, April'i şıp diye buluruz diye düşünmüştüm, ama burada değil! Ne yapacağımı bilmiyorum!
Angela Douglas: Yoksa... Bulduğun bu oyuncak bebeği tanıyorum! Bu April'in, demek ki buraya gelmiş!
Angela Douglas: Haklısın, bebeğin üzerinde garip mavi bir leke var... Bunun ne olduğunu bulmalıyız. Belki bizi kızıma götürür!

İncele: April'in Oyuncak Bebeği.
Angela Douglas: April'in bebeğinden bu örneği almamda yardımcı olduğun için sağ ol <İsim>! Bunu hemen laboratuvara götürüyorum!
Angela Douglas: Her daim çocukların özgür yetişmelerini savundum, ama kızlarım belki de biraz fazla çılgın... Bu kaçışlar yüzünden kabuslar göreceğim yemin ediyorum. İnşallah bu örnek bizi April'e götürür.

Analiz et: Mavi Kalıntı.
Angela Douglas: April'in bebeğinde bulduğumuz mavi şey saç boyasıymış <İsim>!
Angela Douglas: April ormanda mavi saç boyasına nasıl rast gelmiş olabilir ki?
Angela Douglas: Buralarda mavi saçlı birisinin olduğunu mu söylüyorsun <İsim>?
Angela Douglas: O zaman o birisinin bazı soruları yanıtlaması gerek, hem de HEMEN!

SILVERee'yi April'in nerede olduğu konusunda sıkıştır.
April Douglas: "Gönlümde büyük bir PANDA-manya var! Sana olan aşkım içimi parçalar!"
SILVERee: Evet, küçük kız. Bu güzel bir şarkı, ama hakkını vererek söyleyemiyorsun. Ayrıca ceketimi buruşturmaktan da vazg...
Angela Douglas: April! Demek buradasın! Derhal buraya gel bakayım!
SILVERee: Ay, bu çocuğun sahibi siz misiniz? Gözünüzü seveyim alın onu benden.
April Douglas: Anne, anne! "Gece gündüz düşündüm seni! Panda şarkım ele verdi beni!"
Angela Douglas: İyi olmana o kadar sevindim ki! Burada ne işin var, annem? Şarkı söylemeyi bırak da soruma cevap ver!
SILVERee: Bu çocuğu panda barınağında dolanırken gördüm. Onu orada öylece bırakamazdım! Pandaların ne kadar vahşi olabileceklerine kendim birinci elden tanık oldum çünkü!
Angela Douglas: SANA soran olmadı! April, annem, sen iyi misin?
April Douglas: Evet anneciğim. Kızma bana! SILVERee'yle çok eğlendim! Şarkıları en iyisi! "PANDA-PANDA-manya!"
SILVERee: En azından birimiz eğlenmiş oldu... Neyse, şimdi lütfen bu çocuğu ağrıyan başımdan çok, çok uzaklara götürür müsünüz?
Angela Douglas: Dua et seni çocuk kaçırmakla suçlamıyorum, delikanlı!
SILVERee: Kaçırmak mı? Hanımefendi, sırf bu kızla uğraşmamak için üstüne para bile veririm! Hatta veriyorum da <Rütbe> <İsim>. Şunu alın ve beni benimle bırakın!
(SILVERee ile konuştuktan sonra)
April Douglas: "PANDA-PANDA-manya..."
Angela Douglas: April, ciddi söylüyorum kes şu şeyi söylemeyi! Bu panda çılgınlığının tadı kaçmaya başladı! Eve gidiyoruz!
April Douglas: Hayır! Ben eve gitmek istemiyorum, pandalarla yaşamak istiyorum! <Rütbe> <İsim>, büyüyünce panda bakıcısı olucam ve sonsuza dek pandalarla yaşıycam!
Angela Douglas: Peki, panda bakıcısı olmak istiyorsun demek? O zaman hayallerindeki işi yapan biriyle ufak bir sohbete ne dersin? Belki biraz olsun hevesini alır...

Wang Fan'le pandalar hakkında konuş.
Angela Douglas: Bay Wang, cidden kusura bakmayın ama kızım pandalarla kafayı bozmuş durumda ve eve gitmek istemiyor. Düşündüm de siz belki bu konuda en yet...
Wang Fan: Ne muhteşem bir kız! Hayatta neyin önemli olduğunu kavramış!
Wang Fan: Yani... annenin sözünü dinlemen gerek küçük kız. Senin gibi yavrucakların vahşi doğada tek başına yaşama şansı yok!
Wang Fan: Ama gitmeden önce istersen bir kereliğine Jin Jin'e sarılabilirsin.
April Douglas: Yavru bir panda! Yaaaaaa!
Wang Fan: Pandaları daha sonra istediğin zaman ziyaret edebilirsin! Bu barınaklar ne güne duruyor. Pandalar yeryüzünde 3 milyon yıldır varlar, ve gelecekte de yaşamaları için elimizden geleni yapıyoruz.
Wang Fan: Ama şimdi eve gitme vakti. Al bakalım, bu şapka senin! Büyüyünce halen bu işi yapmak istersen giyebilirsin!

Merkezde...
Şef Ripley: Pekala, herkes burada olduğuna göre <İsim>'in getirdiği acil haberlerden yola çıkarak harekete geçme zamanı! Elimizdeki tüm deliller, açıkça SOMBRA'nın Asya'nın dört bir yanındaki yetimleri kaçırdığını gösteriyor!
Angela Douglas: Ne?! Doğru mu bu <İsim>? İyi de SOMBRA neden çocuk kaçırsın ki? Ne amaçla?
Şef Ripley: Bilmiyoruz, ama işin içinde SOMBRA varsa hiç iyi bir amaç için olamaz! <İsim>, SOMBRA'nın çocuklarla ne yapmayı planladığını bulmalı ve bunu durdurmalıyız!
Jack Archer: İyi de bunu nasıl yapacağız Amirim? Hepsinden öte, soruşturmaya nereden başlayacağız?
Şef Ripley: Li Jun'ün derlediği listeyi gördünüz. Dört bir yandan çocuk kaçırmışlar... Ama en ağır darbeyi Pekin yemiş gibi görünüyor.
Şef Ripley: Böyle bir toplu kayıp illaki birilerinin dikkatini çekmiştir, bu yüzden en iyi hareket, Pekin'e gidip bu hain komplonun aslını ortaya çıkarmaya başlamak!
Şef Ripley: Pekin'de görüşürüz <İsim>!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki