Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Tanrı Prens'i Korusun/Diyaloglar

< Tanrı Prens'i Korusun

1.375pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Büro'nun Avrupa Genel Merkezi, Londra, İngiltere...
Ingrid Bjorn: <Rütbe> <İsim>, seninle tanışmak benim için bir şeref. Cinayet konusunda uzman olduğunu duydum... yani, çözmek konusunda tabii!
Ingrid Bjorn: Londra'ya hoş geldin. Benim adım Ingrid Bjorn, Büro'nun Avrupa Masa şefinin sekreterliğini yapıyorum.
Ingrid Bjorn: Sen de biliyorsundur mutlaka, Büro seçkin bir kurumdur. Adalet dışında ne hükumete ne de üst bir makama bağlı değiliz. Kimsenin uğraşmadığı suçlularla biz uğraşırız... ve senin de aramıza katılmanı istiyoruz.
Ingrid Bjorn: Yalnız bir şeyi net olarak belirteyim: Dünyanın güvenliği bizim elimizde. Bu çok tehlikeli, çok zorlu bir iş ve bu zorlu görev ilgili çekmediyse derhal buradan ayrılmanı öneririm. Ne diyorsun?
Ingrid Bjorn: Harika. Birbirimizi anlıyoruz demektir. Şimdi gidip şefle tanıştırayım seni.

-Şef'in ofisinde...-
Ingrid Bjorn: Bayan, bu yeni çalışanımız <Rütbe> <İsim>.
Şef Ripley: <İsim>, tam zamanında! Haberleri görmüşsündür herhalde?
Şef Ripley: Hayır mı?! O zaman sana gösterelim. Ingrid, slaytları getir.
Ingrid Bjorn: Son bir kaç aydır daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir şiddet dalgası Avrupa'yı kasıp kavuruyor.
Ingrid Bjorn: Belçika'daki Atomium kundaklanarak yerle bir edildi...
Ingrid Bjorn: ...Danimarka başbakanı suikasta kurban gitti...
Ingrid Bjorn: ...Amsterdam'daki isyanlar korkunç boyutlara ulaştı!
Şef Ripley: Ve bunlar sadece halkın bildiği olaylar!
Şef Ripley: Bunların arkasında birisinin olduğundan eminiz ama kim olduğu hakkında hiçbir bilgimiz yok!
Şef Ripley: Bu yüzden seni Britanya'ya getirdik <İsim>. Bu kaos ortamının arkasında kimin ya da kimlerin olduğunu ortaya çıkarman gerekiyor.
Şef Ripley: Hadi, iş başına. Londra'da Westminster Lane'e gidiyorsun. Bölge polisi bizden yardım istedi, konunun ne olduğunu bilmiyorum.
Şef Ripley: Jack Archer senin yeni ortağın olacak. Galiba çoktan tanıştınız. Orada seni bekliyor ola...
Ingrid Bjorn: Bayan? Acaba <İsim> ile Jack'in ortak olması mantıklı mı?! Yani kendisi biraz... kaçıktır da.
Şef Ripley: Şu anda alışılmışın dışında şeylere ihtiyacımız var. Ayrıca <İsim> olunca Archer'da bir şeyler kapar belki!

1. Bölüm

İncele: Westminster Lane.
(İncelemeden önce)
Britanya Polisi: Hop, hop, hop! N'oliyi la burada?! Ula, buranun zinayet mahalli olduğuni bilmeyi misun daa?!
Britanya Polisi: Uy, sen miydun <Rütbe> <İsim>... beni tanimadun mi, uşağum?!
Britanya Polisi: Kılığıma bakma sen <İsim>. Ortama ayak uydurmaya çalışıyorum.
Britanya Polisi: Çabuk gelmene sevindim. Bu sokakta kesin bir naneler dönüyor <Rütbe>. Bölgeyi boşalttım ki sen etrafa rahatça göz atmaya başlayabil.
Britanya Polisi: Gerisini sana bırakıyorum. Birileri beni gerçek Britanya polisi sanıp da Sherlock Holmes'u sormaya başlamadan şu kıyafetlerden kurtulayım!

(İnceledikten sonra)
Jack Archer: Ben sadece bir misafirim, ama Londra'da her Allah'ın günü telefon kulübesinde ceset bulunmuyordur herhalde!
Jack Archer: Yüzü şişmiş, sanki boğulmuş gibi!
Jack Archer: Bir dakika! Bunun kim olduğunu biliyorum! Bu Prens Albert! Britanya tahtının varisi!
Jack Archer: Bu çok büyük bir olay! Kim bir kraliyet mensubunu öldürmek ister ki? Herkes kraliyet ailesini sever! Hemen şefi arayıp durumu bildireyim!
Jack Archer: Şef, bir sorunumuz var! Prens Albert, Westminster Lane'de öldürüldü! Emirleriniz nedir?
Şef Ripley: Aman Allah'ım! Prens'in Westminster Lane'de ne işi varmış?! Bu tam bir felaket!
Şef Ripley: Evet, <İsim> katili yakalayana kadar cinayeti saklı tutmamız gerekiyor. Panik yaşansın istemeyiz!
Jack Archer: İşe cesedi Angela'ya göndermekle başlayalım <İsim>. Kendisi bizim dahiyane adli tabibimiz olur. Prens'le ilgili olarak bize bir şeyler söyleyecektir!
Jack Archer: Başka neler buldun? Kırık metal parçaları demek. Tamam, bakalım bunları ne kadar sürede toparlayabileceksin!
Archibald Gilchrist: Affedersiniz, çekilin yolumdan! Bankadaki pek mühim insanlarla pek mühim bir toplantım var!
Jack Archer: Sen bizi affet dostum. Burası bir suç mahalli! Görmediysen eğer, burada ölmüş bir insan var.
Archibald Gilchrist: Düşüp bayılacağım! Bu Prens! Ben... telefon kulübesinin yakınlarında bir şey gördüm sanmıştım, ama hiç...
Jack Archer: Bir şey mi gördün?! O zaman <Rütbe> <İsim> seninle konuşmak zorunda.
Archibald Gilchrist: Sen kafayı mı yedin?! Kim olduğumu bilmiyor musun sen?!
Jack Archer: Monopoly'deki adam mısın yoksa? Bana ne her kimsen. Bir cinayet davası üzerine çalışıyoruz. Toplantın bekler ama adalet beklemez!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Tanıştığıma memnun oldum, ben adli tabip Angela Douglas.
Jack Archer: Biyoloji Nobel Ödülü'nün üzerinde aynen böyle yazıyor! Süper, di mi?!
Angela Douglas: Yapma şunu Archer. Nobel Ödülü öyle mühim bir şey değil. Oysa ölü insanlarda sırları açığa çıkar...
GÜÜÜÜM!!!!
Lars Douglas: Bebeğim! Lityum bikarbonatın kimyasal bileşenlerini ayırmayı neredeyse başardım!
Angela Douglas: <İsim>, bu Lars. Kendisi kocam olur. Adli tıpta çalışıyor. Tabii orayı burayı patlatmadığı zamanlarda!
Lars Douglas: Demek Prens Albert'ı getiren dedektif sensin. Ne alçakça bir cinayet!
Angela Douglas: Daha en kötüsünü duymadın. Otopsiye bakılırsa Prens zehirlenmiş! Akciğerleri zehirli bir gaz olan karbon oksiklorit ile doluydu!
Angela Douglas: Prens'in tuttuğu telefon ahizesini inceledim. Gaz buradan salınmış!
Angela Douglas: Telefonun içine küçük bir kapsül yerleştirilmiş ve ahizeyle konuşulduğu anda gaz salınacak şekilde tasarlanmış. Oldukça sofistike bir cinayet silahı değil mi?!
Jack Archer: Yani Prens ahizeyi kaldırdığı anda gazı yemiş! İyi de Westminster Lane'de ne işi varmış ki? Katil, onun burada olacağını nasıl biliyormuş?!
Angela Douglas: Hiçbir fikrim yok! Katilin hata yaptığını söyleyebilirim yalnız. Cihazın içinde Kamelya artıklarına rastladım. Katil, Prens'i öldürmeden önce bir fincan çay içmiş.
Jack Archer: Katil çay içmiş, ha? İyi de Britanya'da HERKES her zaman çay içmiyor mu zaten?!
Jack Archer: <İsim>, kanıt kanıttır. Bu mendebur adadaki herkesi sorgulamamız gerekse bile çay içen bu katili yakalayacağız!

İncele: Kırık Parçalar.
Jack Archer: Müthiş bir iş çıkardın! Cinayet mahallinde bulduğun bu kırık parçaları birleştirince ortaya bu kolye çıktı!
Jack Archer: Bir aile armasına benziyor, ama hangi ailenin? Ayrıca Prens'in cesedinin yanında ne işi var? Bunun için sakladığın sihirli bir numaran var mı?
Jack Archer: Veri tabanına erişebiliyor musun? Vay canına, sen bayağı üst düzey biriymişsin! Tamam, bu aile armasını veri tabanına sokabilirsin!

İncele: Aile Arması.
Jack Archer: Bu vaka iyice yukarılara tırmanmaya başladı! Burada diyor ki, cinayet mahallinde bulduğun arma Kont Rupert'a aitmiş!
Jack Archer: Veri tabanına bakılırsa Kont Rupert tahtın sıradaki varisiymiş. Prens Albert ölürse, taç Rupert'a geçecekmiş!
Jack Archer: Bu adamın elinde harika bir cinayet sebebi var! Hadi gidip onunla konuşalım!

Kont Rupert'a kurbanla ilişkisini sor.
Kont Rupert: Bir an önce bitirin şu işi, şahsımın öğleden sonraki polo maçına yetişmesi gerekiyor.
Jack Archer: İçimden bir ses bu maçın iptal edileceğini söylüyor, Lordum. Prens Albert cinayete kurban gitti.
Kont Rupert: Şu işe bakın! Albert... öldü mü? Bu nasıl olur? Öylesine tatlı, masum bir adama kim zarar vermek isteyebilir ki?
Jack Archer: Biz de onu öğrenmeye çalışıyoruz. Bu olayın sizi tahtın vek varisi yaptığının farkındasınızdır herhalde?
Kont Rupert: Varis mi? Aaa... ne ilginç. Şahsım çok şaşırdı!
Jack Archer: Bu durum sizi aynı zamanda şüpheli de yapıyor.
Kont Rupert: Saçmalamayın! Gülünçlük bu! Şahsım asla birini öldürmez, sırf...
Kont Rupert: ...dünyanın en zengin kraliyetinin varisi olacağım diye... düpedüz saçmalık!

Archibald Gilchrist ile suç mahallinde bulunması hakkında konuş.
Archibald Gilchrist: Prens Albert'ın başına gelenler cidden çok üzücü. Bankam, kraliyet hazinesinin idaresinden sorumludur, o yüzden kendisiyle sık sık buluşurdum. Pırıl pırıl bir delikanlıydı.
Jack Archer: Pek üzgün görünmüyorsunuz?
Archibald Gilchrist: Bu benim İngiliz soğukkanlılığımdan. Cinayet gibi tırıvırı bir olayda hemen sulugözleşip Amerikan havalarına gitmeye gerek yok.
Jack Archer: Telefon kulübesinin yakınında tuhaf bir şey gördüğünüzden bahsetmiştiniz. Neydi o?
Archibald Gilchrist: Çalılıklarda gizlenerek telefon kulübesini izleyen birini görmüştüm. Telefon fetişi olan ahmaklardan biri sandım!
Archibald Gilchrist: Gölgemsi elemanın kim olduğuna dair bir şey çıkaramadım ama Globe Tiyatrosuna doğru koştuğunu gördüm.
Jack Archer: Globe Tiyatrosu mu? Şehrin göbeğindeki şu virane tiyatro binası mı? Bakmaya değer. Hadi gidelim <İsim>!

İncele: Tiyatro Sahnesi.
Jack Archer: O ukala dümbeleği bankacının bahsettiği şu "gölgemsi eleman" demek bu tiyatro binasına girmiş. Onun vakayla bağlantısı olduğuna dair bir şeyler bulabildin mi?
Jack Archer: Sence bu mum, katilin neden buraya geldiğine dair bizi aydınlatacak mı? Üzerinde bir şey mi yazıyor diyorsun? Pudra takımını getireyim de yakından incele.
Jack Archer: Süpeeer! Bir kostüm sandığı buldun. Bunu ben hallederim, kılık değiştirme ne de olsa uzmanlık alanım!
Jack Archer: Ah, peki. Bu kez sen yap o zaman. Bakalım içinde ilginç bir şeyler bulabilecek misin.

İncele: Kostüm Sandığı.
Jack Archer: Bulduğun bu eldivenin ne özelliği var? Demek bu kostüm sandığının içinde gerçekten ilginç bir şeyler varmış.
Jack Archer: Eldivenin üzerinde kraliyet arması var! Sence bu eldiven kurbana mı ait?!
Jack Archer: Bu eldiveni daha yakından mı analiz etmek istiyorsun? Bize yardımcı olacak birini tanıyorum: adı Marina Romanova!
Jack Archer: Kendisi bizim soğuk Rus profil uzmanımız, bana da yanık ayrıca!

Analiz et: Eldiven.
Marina Romanova: <Rütbe> <İsim>, demek herkesin bahsettiği şu meşhur dedektif sensin. Ben Doktor Romanova, ama bana kısaca Marina diyebilirsin.
Jack Archer: N'aber yavrum, çıkma teklifime halen yanıt vermedin?
Marina Romanova: Archer: Sol elinin yenmiş tırnakların yüzeysel çekiciliğini, yandan ayırdığın saçların ise annenle arada çözülmemiş bir mesele olduğunu gösteriyor. Bunların hiç biri bir erkekte aradığım özellikler değil.
Jack Archer: Sen bana kaba davrandıkça senden daha fazla hoşlanıyorum!
Marina: İnsanın kendini kandırması sağlıklı değildir Archer. Doğrudan konuya giriyorum <İsim>: tiyatro binasında bulduğun eldiven katile ait.
Marina Romanova: Kraliyet arması onu cinayetle ilgili biri yapıyor. Eldiven kurbana ait olamaz zira oldukça eskimiş. Prensler, gelenekler gereği, her gün yeni bir çift eldiven takmak durumundadır.
Marina Romanova: Ayrıca, eldivenin parmak uçlarında minik kırmızı izler var, bu da Londra telefon kulübesinin renkleriyle uyumlu. O nedenle eldiven kesinlikle katile ait diyebilirim.
Jack Archer: Yani katilin kraliyet ailesinden biri olduğunu mu söylemek istiyorsun?!
Marina Romanova: O kadar basit değil. Bugünlerde herkes "kraliyet tarzı" giyinmek istiyor. Bu eldivenleri mağazadan alabilirsin. İşin ilginç yanı, bu alelade bir eldiven değil. Bu, at binenlerin kullandığı eldivenlerden!
Marina Romanova: <İsim>, doktoram üzerine yemin ederim ki katil ata binmekten hoşlanıyor!

İncele: Mum.
Jack Archer: İyi iş çıkardın! Tiyatroda bulduğun bu mum harika! Üzerindeki şu tuhaf sembole baksana!
Jack Archer: Şanslıyız <İsim>! Aramıza yeni bir ekip üyesi katıldı: adı Armand Dupont. Kendisi tarihçi, semboller, kültür ve bu tip şeyler de uzmanlık alanı.
Jack Archer: Büro yalnızca işinde en iyi olanları işe alır, ama dürüst olmak gerekirse Dupont bir metal konserinde bile uykumu getirebilecek biri! Yine de bu mumu ona götürsek iyi olur.

Analiz et: Garip Sembol.
Jack Archer: Selam Dupont! Bu <İsim>, Prens'in öldürülmesini araştıran yeni dedektifimiz.
Armand Dupont: Enchanté, <Rütbe> <İsim>. Mösyö Dupont emrinize amadedir.
Jack Archer: Ah siz Fransızlar, hep böyle büyüleyici...
Armand Dupont: Bu ne cüret! Seni yılışık Amerikan bebesi! Ben Fransız değilim! İsviçreliyim!
Jack Archer: Aaayyy! Limonunu sıktığım için kusura bakma! <İsim> bu mumun üzerinde şu sembolü buldu, bunun hakkında bizi aydınlatabilir misin?
Armand Dupont: Bien sûr, mum! Gayet aydınlatıcı bir detay. Bu sembol bariz bir "sihirli büyü". Bana sorarsanız saçma bir batıl inanış!
Armand Dupont: Bu sembolü bir de Yoldaş Klaus isimli çatlak bir keşişin yazdığı kitapta görmüştüm. Çok tuhaf bir adamdır, Britanya polisinin onu neden hala tutuklamadığını anlamıyorum!
Armand Dupont: <İsim>, bunu tiyatroda bulmuşsun, o zaman Klaus orada saklanıyor demektir. Karanlık ve kasvetli bir tiyatro binası! Orada kendini evinde gibi hissediyor olmalı!
Jack Archer: Anlaşıldı... Çatlak bir keşiş ile bir cinayet konusunda konuşmak üzere o tüyler ürperten tiyatro salonuna geri gideceğiz... Süper. <İsim> sen önden git! Eminim bunun altından kalkabilirsin...

Yoldaş Klaus ile "sihirli büyüsü" hakkında konuş.
Jack Archer: Merhaba? Kimse yok mu? Bana sorarsan kimse yok <İsim>, Dupont büyük ihtimalle--
Yoldaş Klaus: Beni rahatsız etmeye cüret eden de kim?!
Jack Archer: Aman Yarabbi! <İsim>, kurtar beni!
Yoldaş Klaus: Hayır. Ben Tanrı değilim. Ben sadece bir keşişim. Dünyanın kötülüğünden kaçmak için bu tiyatroda saklanıyorum!
Yoldaş Klaus: Çok şey gördüm. İnsanlığın düşüşü, ruhların modernite altında çöküşü, Hades alevlerinin insanları diri diri yakışı!
Jack Archer: Oldu o zaman... <İsim>... Bu adamdan pek bir şey öğrenemeyeceğiz bence. Sorsak hangi gezegende olduğumuzu bile bilmez!
Yoldaş Klaus: Pislikler! Mikroplar! Deccal sizin için geliyor! Günahlarınızı saklayacak yeriniz kalmayacak!
Jack Archer: Önerilerin için teşekkürler Yoldaş Klaus. Sen biraz daha kendini... az deli hissettiğinde yine geliriz!

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: İşteki ilk günün ve elimizde kriketten bile daha Britanya işi bir cinayete bulaştık!
Jack Archer: Sence Prens'i kim öldürmüş olabilir? Benim bir kaç teorim var...
Jack Archer: Öncelikle şu bankacı herif. Prens Albert'ın ölümüne öyle pek de üzülmüş görünmedi, ama tabii bu onun "soğukkanlılığından" kaynaklanıyor olabilir!
Jack Archer: Tahtın yeni varisi Kont Rupert'ta pek sarsılmışa benzemiyordu. Daha ziyade payına düşecek parayla ilgili göründü. Kraliyet görevi de bir yere kadar!
Jack Archer: Katilin ata bindiğini ve çay içtiğini biliyoruz... bu da baca temizleyicisinden İngiltere Kraliçesi'ne kadar ülkedeki her Allah'ın kulu olabilir!
Jack Archer: Heh! Düşünsene, Kraliçe şüpheli durumuna düşüyormuş, komik olmaz mı! Bu yüzden kellemizi vururlar mı?
Muhafız: <Rütbe> <İsim>, acilen benimle gelmen gerekiyor!
Jack Archer: Dur bir dakika, buraya öyle bodoslama giremezsin! Hangi yetki adına böyle konuşuyorsun?!
Muhafız: İngiltere Kraliçesi adına! Majesteleri seninle konuşmak ister!

2. Bölüm

Muhafız: <Rütbe> <İsim>! Acil benimle gelmen gerekiyor! Kraliçe seninle konuşmak ister!
Jack Archer: İngiltere Kraliçesi bizimle konuşmak mı istiyor?! Amanın, başımız belada demektir bu!
Jack Archer: Torununun cinayetini araştırdığımızı biliyor demek! Şey... Gitmezsek ne olur acaba?
Muhafız: Sarayda bir sürü zindan var... Beni takip et!

-Daha sonra, Kraliçe'nin sarayında...-
Muhafız: Majesteleri sizi az sonra huzuruna kabul edecek! Burada bekleyin ve hiçbir şeye dokunmayın!
Jack Archer: Al sana o pek meşhur Britanya kibarlığı!
Jack Archer: Doğru diyorsun <İsim>! Burası Kraliçe'nin sarayı olduğuna göre, kurban da burada yaşamış olmalı! Acaba burada ipucu bulabilir miyiz dersin?
Jack Archer: Hadi o zaman, Kraliçe'yi beklerken etrafa bir göz atalım.

Kraliçe'nin ne istediğini öğren.
Muhafız: Majesteleri Kraliçe III. Mary için herkes ayağa!
Kraliçe: Demek torunumun cinayetini siz araştırıyorsunuz. Soruşturmayı dört gözle takip edeceğiz. Katil yakalanır yakalanmaz mutlaka bize getirilmeli!
Jack Archer: Eee, hanımefendi, bunu yapamayız. Orta Çağ'da yaşamıyoruz, belli kanunlarımız...
Kraliçe: Kanun biziz! Bu katilin yakalanmasını ve ikindi çayım bitmeden de huzurumuz getirilmesini istiyoruz. Bu dehşet suçun cezasını çekecek! Yeterince açık mı?!
Jack Archer: Pekala... Majesteleri. Bize torununuz hakkında ne söyleyebilirsiniz? Düşmanı var mıydı? Ona zarar vermek isteyen birileri falan?
Kraliçe: Düşman mı? Saçmalamayın! Herkes Albert'a tapardı. Uşaklar, halk, ailesi. Ona ata binmeyi öğrettiğimde midillisi bile ona bayılmıştı!
Kraliçe: Bu kadar yeter. Katili derhal bize getirin.
Jack Archer: Getirmezsek kellemizi uçurmayacaksınız, değil mi?
Kraliçe: Gülmedik, komik değil.

İncele: Hazine Odası.
Jack Archer: Ne yer ama <İsim>! Burada yaşadığını düşünsene! Müzede sergileniyor muşsun gibi!
Jack Archer: Ama şunu söyleyeyim, harika şeyler de yok değil. Şu zırhlara baksana. Ve bulduğun şu kılıç! Düello mu yapmak istiyorsun?! Gardını al!
Jack Archer: Kabzada duran da Prens'in tacı. Acaba üzerindeki şu mavi kristaller de ne ki? Mücevhere benzemiyor. Bir örnek alsak iyi olacak.
Jack Archer: Sana açıkça belirteyim. Kitaplarla pek aram yoktur. O yüzden bunu neden aldığını bana açıklaman gerekecek.
Jack Archer: Ah tabii ya, birisi sayfalardan birini koparmış! Hadi o zaman, pudra takımını getireyim de burada ne yazdığını açığa çıkaralım!

İncele: Kılıç.
(İncelemeden önce)
Jack Archer: <İsim>, bilim insanlarımız madde örneği toplamasına yardımcı yeni bir cihaz geliştirdi. Oldukça gururluyuz. Herhangi bir yüzeyden örnek vakumlayabiliyor!
Jack Archer: Bu makineyi kristaller üzerinde kullanabiliriz belki! İlk seferinde bütün partikülleri toplayamayabilirsin belki, kafana takma. Kimse bunu benim kadar iyi kullanamıyor! Yine de bol şans!

(İnceledikten sonra)
Jack Archer: <İsim>! Nasıl... Nasıl oldu da bu kristalleri bu kadar hızlı toplayabildin?! Doğal bir yeteneğe sahip olman gerek!
Jack Archer: Ben bu örneği Lars'a göndereyim, sen de dinlenmene bak. Bakalım, kılıcın üzerinde bulduğun şu mavi kristaller hakkında ilginç bir şeyler söyleyebilecek mi.

Analiz et: Mavi Kristaller.
Lars Douglas: Şu yazdığım şarkı sözüne ne diyorsun <İsim>: "Mavi kristaller gibi gözleri vardı, çok güzeldi. Sanki yüzme havuzunda parlayan parlak bir güneşti!"
Jack Archer: Lars yalnızca müthiş bir adli tıp uzmanı değil, aynı zamanda SÜPER bir metal grubunda çalıyor! Harika değil mi?!
Lars Douglas: Eyvallah yeğenim. Ama <İsim> buraya Death metal hakkında konuşmaya gelmemiştir. Kurbanın kılıcında bulduğun mavi kristaller hakkında konuşmaya geldin, değil mi?
Lars Douglas: Bu kristaller kalsiyum hipoklorit. Çok eski bir temizlik maddesi.
Lars Douglas: Asıl sorunsa, bunun zehirli olması... ayrıca kurbanı öldürmekte kullanılan zehrin izlerine de rastladım!
Jack Archer: Ne?! Bu temizlik kristallerini kılıcın üzerinde kullananın kim olduğunu bulmamız gerek!
Lars Douglas: Sarayda temizliği kimin yaptığını kontrol ettirdim. Enid Grimshaw isimli oda hizmetçisi. Sanırım onunla konuşman gerekiyor <İsim>!

Enid Grimshaw ile kurbanın kılıcındaki kristaller hakkında konuş.
Enid Grimshaw: Başım belada mı? Yemin ederim hayatım boyunca kimseye kötülük etmedim.
Jack: Başınız dertte değil Bayan Grimshaw. Sizinle Prens Albert'ın cinayeti hakkında konuşmak istemiştik. Sadece...
Enid Grimshaw: Çay getireyim mi? Yanımda hep taze çay bulundururum.
Jack Archer: Bayan Grimshaw. Bizim...
Enid Grimshaw: Kek alır mısınız peki? Belki size kek getirebilir...
Jack Archer: Bayan Grimshaw! Sizinle Prens Albert cinayeti hakkında konuşmak için buradayız. Sarayı temizlerken bir sürü zehirli kimyasal kullanıyorsunuz, aralarından herhangi bir eksilme oldu mu?
Enid Grimshaw: Bildiğim kadarıyla hayır. Bir şey çaldığımı mı ima ediyorsunuz? Yemin ederim ben hırsız değilim. Ben asla Prens'ten bir şey çalmam! O... o...
Enid Grimshaw: O çok iyi bir efendiydi. Çok iyi birisiydi! Onu kim öldürmek ister?!
Jack Archer: Iıı... <İsim>, sanırım bundan sonrası çıkmaz sokak... Ve ağlayan bir kadın benim en büyük korkumdur şayet. Hadi gidelim buradan.

İncele: Orta Çağ Kitabı.
Jack Archer: Haklıymışsın <İsim>! Sarayda bulduğun kitaptaki kayıp sayfada yazan metni açığa çıkardın!
Jack Archer: Eee... "Hırsızlar öldüğünde, hiç kuyruklu yıldız görünmez" ne demek oluyor?!
Jack Archer: Sanırım şifresini çözmesi için bunu Dupont'a göndermeliyiz. Ama önce sert bir kahve alayım!

Analiz et: Mesaj.
Armand Dupont: <İsim>, <İsim>, nerelerdeydin <İsim>? Şu karşımda gördüğüm bir ipucu mu ola ki?
Jack Archer: Bilmece gibi konuşmayı kes Dupont. <İsim> bu mesajı sarayda buldu, bunun hakkında ne söyleyebilirsin?!
Armand Dupont: Quel dommage, okulda derslerini hiç çalışmamışsın Archer. Çalışsaydın mesajın katilden geldiğini anlardın!
Jack Archer: Ne?! Bunu nasıl anladın ki?!
Armand Dupont: "Hırsızlar öldüğünde, hiç kuyruklu yıldız görünmez" Shakespeare'in oyunu "Jül Sezar"dan bir alındı. Bir sonraki cümle ise: "Prenslerin ölümünün ardından gökler tutuşur"!
Jack Archer: Prenslerin ölümü mü?! Bu Shakespeare alıntısı ölü Prenslerle ilgili! Tıpkı kurban gibi!
Armand Dupont: Bir adım daha gidip adli tıptaki o çocuğa kitabı kontrol ettirdim. Üzerinde çay ve at kılı buldu. Bu katilin gönderdiği bir mesaj <İsim>, yeminle!
Armand Dupont: Bunun tek bir anlamı var. Shakespeare'den alıntı yapan bir katil arıyorsun.
(Analiz sonrası)
Jack Archer: Off, Dupont'un Romeo ve Juliet'i ezbere okuyacağından tırstım bir an!
Jack Archer: Haklısın! Katil bu denli bir Shakespeare hayranıysa eğer, o tiyatro salonunda epey vakit geçirmiş olmalı! Orayı bir kez daha kontrol edelim!

İncele: Tiyatro Sahanlığı.
Jack Archer: Ne halt yemeye o hastalık yuvası ihtiyar güvercini aldın! Allah'ını seversen al şu şeyi üzerimden!!!
Jack Archer: LAAN!!! USTANIN EKLEMLERİNİ S...
Jack Archer: O da. Neydi. Lan... Anlaşılan bir posta güverciniymiş, sırtında bu notu buldum. Yalnız üzerindeki mesaj fena solmuş, düzeltmen gerekecek.
Jack Archer: Benimde temizlenmem gerek. Bulduğun şu yırtık kağıdı kullanabilir miyim? Hayır mı? İpucu diye mi? Pekala. O zaman hadi bu parçaları birleştirelim!

İncele: Yırtık Parçalar.
Jack Archer: İyi iş çıkardın <İsim>. Demek tiyatroda bulduğun bu yırtık parçalar, bir kaç zengin çocuğunun portresiymiş!
Jack Archer: Ha! Haklısın, bu resim Prens Albert ve Kont Rupert'ın gençken ki halleri. Üzerinde adları yazıyor!
Jack Archer: Evet, resme bakılırsa ikisi pekte iyi arkadaş değillermiş! Hadi gidip şu Kont efendiyle bir kez daha konuşalım!

Kont Rupert'a kurbanla neden geçinemediğini sor.
Jack Archer: Evet, Rupert Bey, <İsim> kurbanla birlikte resminizi buldu. Pekte iyi arkadaş değişmişsiniz anlaşılan?
Kont Rupert: Ah, demek onu buldunuz, öyle mi? Şahsım onun yok edilmesini emretmişti halbuki. Pekala, şahsım gerçeği öğrenmek istediğinizi düşünüyor.
Kont Rupert: Gerçek şu ki Albert tam bir kabadayıydı! Şahsım ondan iğrenirdi! Ah, herkes onu Büyüleyici Prens sanırdı ama bütün o gülümsemesinin altında aslında daha çok Büyülemeyen Prensti!
Kont Rupert: Küçüklüğümüzde Albert, şahsıma hayasızca zulüm ederdi! Bütün uşaklara şahsıma "Ru-pırt" dedirtti! Bir keresinde şahsımın başından aşağıya aşağıya kaynar çay döktü! Şahsım ne zaman Earl Grey içse, bu olayı nefretle anıyor!
Kont Rupert: Yatılı okul yıllarında Albert, polo midillimizi ne zaman şahsım üzerine binse şahsımı üzerinden atması için eğitmişti! Bu kadarı çok fazlaydı!
Jack Archer: Sırf sana şakalar yaptı diye mi ondan nefret ettin?! Kuzenler de tam olarak böyledir! Normal olan da bu!
Kont Rupert: Şahsım "normal" değildir! Şahsım bir kraliyet üyesi! Shakespeare'in de dediği gibi: "Mücevherlerin bakılmadıkça değerlerini yitirdikleri gibi, Prensler'de saygı göstermedikçe ünlerini kaybederler!" Şahsım saygıyı hak ediyor!
Jack Archer: Saygı doğuştan gelmez Majesteleri. Kazanılır.
Kont Rupert: Ah, şahsım bunu görecek!

İncele: Silinmiş Mesaj.
Jack Archer: Vay anasını <İsim>! Güvercinin üstünde bulduğun o notta "Prens sonunda geberdi!" yazıyor! Birisi Prens Albert hakkında birine mesaj göndermiş!
Jack Archer: Haklısın. Mesajın altında şifrevari bir şey var. Bunu çözebilir misin?

İncele: Silinmiş Numara.
Jack Archer: Harika, güvercinin notundaki o şifreyi ışık hızında hallettin!
Jack Archer: Büro'da bizim adımıza çalışan bir bilgisayar korsanı var. Adı Elliot ve kendisi biraz... şey... tuhaftır, ama yine de bu şifreyi ona yetiştirsek iyi olacak.

Analiz et: Numara.
Elliot Clayton: Vay Archer, senin spor salonunda olman gerekmiyor muydu, tatlı çocuk? Bu yanındaki de kim? Biriyle çıktığını bilmiyordum!
Jack Archer: Aman ne komik Elliot. Bu <İsim>, kendisi yeni dedektifimiz. Biraz adam olsan da bize bir yardımın dokunsa?
Elliot Clayton: Demek bana bu şifreyi getirdin. Eyvallah. Tam da beni uyutacak bir şeye ihtiyacım vardı. Zira bu şey feci sıkıcı.
Elliot Clayton: Oldukça basit bir ikame şifresi. Bir çocuk bile çözerdi! Açılım yapıldığında ortaya Klaus Weissman adı çıkıyor.
Jack Archer: Bu Yoldaş Klaus olmalı! Demek Prens'in ölümünü kutlayan mesajı o yazmış!
Jack Archer: Evet, o çatlak keşişin bazı soruları yanıtlaması gerekiyor! Sonra görüşürüz, akıllı çocuk.
Elliot Clayton: Selametle, Archer. Umarım "katili" ya da her kimse işte onu yakalarsın.

Yoldaş Klaus ile gönderdiği güvercin mesajı hakkında konuş.
Yoldaş Klaus: Demek döndünüz! Ne istiyorsunuz, kafirler? Küflü kraker ve soğuk çaydan oluşan akşam yemeğimi böldünüz!
Jack Archer: Yoldaş Klaus, bu mesaj ne demek oluyor! Prens öldüğü üçün mutlu mu oldun?!
Yoldaş Klaus: Beni ayıplayamazsınız! Prens'in öldüğünü söylediğinizde havalara uçtum! en sevdiğim haberci güvercinime o mesajı yazıp haberi kutlamak için dost bir mümine gönderdim!
Yoldaş Klaus: O prens, bu ülkedeki kötü olan her şeyin mümessiliydi! Devraldığı iktidar, günaha düşkün özgürlüğü. Yeni bir düzen kurulacaksa, onun yok edilmesi gerekiyordu!
Jack Archer: Yok edilmek mi? İtiraf mı ediyorsun?! "Yeni düzen"i kurmak için onu sen mi öldürdün?!
Yoldaş Klaus: Bu ne cüret! Ben kimseyi öldürmem. Ben bir elçiyim! başka bir erdemli ruh Albert'tan kurtuldu.
Jack Archer: "Elçi" mi?! Korku yayarak ve cinayetleri kutlayarak mı? Daha başka neler planladın? Meclis'i patlatmak da var mı içinde?!
Yoldaş Klaus: Shakespeare'in dediği gibi: "Acılar teker teker değil, tabur tabur gelir!" Misyonum daha başlamadı!

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: Zamanda geriye mi gittik <İsim>? Saraylar, kılıçlar ve çatlak keşişler?! Sanki her an pencereden Robin Hood girecekmiş ve Prens Albert'ı BEN öldürdüm diyecekmiş gibi geliyor!
Jack Archer: Prens Albert, Londra Caddesi'nde, çay içen, ata binen ve Shakespeare'den alıntı yapan bir katil tarafından öldürüldü!
Jack Archer: Bana sorarsan, Prens'in ölümü nedeniyle mutlu olduğunu itiraf eden o çatlak keşiş Yoldaş Klaus'u tutuklamalıyız!
Jack Archer: Evet, suçlama yapmak için yeterli değil. Peki ye Kont Rupert ve Kraliçe? Bu bir kraliyet komplosu olabilir mi?!
Jack Archer: Haklısın, belki de kraliyet üyelerine daha dikkatli davranmalıyız. Ellerinden nelerin geleceğini kim bilir!
Muhafız: Majesteleri için herkes ayağa! İngiltere Prensi Rupert!
Jack Archer: Ne?! "Prens Rupert" mı?! Ben onun Kont Rupert olduğunu sanıyordum!
Kont Rupert: Haha, zavallı köylü! Kör müsün? Tahtın varisi olan şahsım artık bir Prens!
Kont Rupert: Artık şahsım hakaretlerinizin bedelini size ödetecek! Muhafızlar, <Rütbe> <İsim> ve Jack Archer'ı tutuklayın!

3. Bölüm

Muhafız: Majesteleri için herkes ayağa! İngiltere Prensi Rupert!
Kont Rupert: <Rütbe> <İsim> ve Jack Archer, şahsım hakaretlerinizin bedelini size ödetecek! Muhafızlar! Bu holiganları tutuklayın!
Jack Archer: Ne?! Kuzeninizin cinayetini soruştururken bizi tutuklayacak mısınız?!
Kont Rupert: Tahtın yeni varisi olarak şahsım istediğini yapabilir. Ve şahsım sizi zindanda görmek istiyor!
Jack Archer: Bana dokunamazsınız, ben Amerikalıyım! Ayrıca muhafızlarınız bizi korkutamaz! Böyle aptal saptal şapka giyen adamlar bir çocuğu bile korkutamaz!
Muhafız: Göreceğiz!
Armand Dupont: Durun! Herkes dursun! Bu polisleri tutuklayamazsınız!
Armand Dupont: 1724 sayılı Yabancı Polis Yasası gereğince uluslararası polis memurları, şayet tutuklanırlarsa, gün batımına kadar yaptıkları işi bitirme hakkına sahiptirler!
Kont Rupert: Hadi ya! Var mı gerçekten öyle bir şey?!
Armand Dupont: Mösyö, Britanya'da yüzlerce ilginç kadim yasa bulunmakta. Örneğin, hafta sonları kağıt uçak uçuramazsınız, hamile bir kadın şapkanıza işeme hakkına sahiptir...
Armand Dupont: Daha da devam edebilirim, ama canınızı sıkmak istemem. Yasa açık. Bu polis memurları gün batımına kadar işlerine devam edebilir!
Kont Rupert: Öyle olsun. Şahsım sizi hapiste görme zevkini erteleyecek... Gün batımına kadar!
Armand Dupont: Vay be! En azından biraz zaman kazandık!
Jack Archer: Dupont! Sonunda şu eski kitapların işe yaradı. Sana sarılasım var!
Armand Dupont: Sarılmanın vakti değil mösyö! Bir an önce Westminster Lane'e gitmenizi öneririm. Prens'in gece sık sık oralara gittiğine dair dedikodular var!
Jack Archer: Haklısın Dupont! Prens'in gece yarısı böyle tuhaf bir yerde ne işi olduğunu hala bilmiyoruz. Acaba biriyle mi buluşacaktı?
Jack Archer: Hadi <İsim>, Westminster Lane'e gidelim, kaybedecek zamanımız yok!

İncele: Londra Otobüsü.
Jack Archer: <İsim>, bu vakayı çözmek için gün batımına kadar vaktimiz var! Neler buldun?!
Jack Archer: Bulduğun şu günlüğün üzerinde Prens'in adı var! Son yazdığına bak: "Artık Prens olmak istemiyorum!"
Jack Archer: Vay canına, kurban bir anda ilginç bir hale büründü! Bu konuda daha fazla bilgi edinmeliyiz! Bakalım yağ lekesi bize neler söyleyecek. Hemen bir örnek alalım.
Jack Archer: Bu yırtık kağıt bize mutlaka bir bilgi verecektir <İsim>. İçimden bir his öyle diyor. Hadi toparlayalım.
Jack Archer: Bu da neyin nesi? Birisi sokağa alışveriş çantalarını mı bırakmış? Senin iyiliksever birisi olduğunu biliyorum, ama şimdi kayıp eşya peşinde koşmanın zamanı değil!
Jack Archer: Hımm, içinde bir şey olduğunu düşünüyorsan ara bakalım!

İncele: Alışveriş Çantaları.
Jack Archer: Aman Tanrım didim! Londra Caddesinde bulduğun bu alışveriş çantalarında gerçekten de ilginç bir şeyler varmış. Misal bu... bu mücevherli küre!
Jack Archer: Kraliyet ailesine ait gibi. Acaba Taç Mücevheratının bir parçası mı? İyi de burada işi ne?!
Jack Archer: Haklısın, bu gizemi çözmemiz gerek. Bak, bu kürenin üstünde bir tür madde var. Hadi test için bir örnek alalım!

İncele: Küre.
Jack Archer: Harikasın! Aldığın bu örnek, bu kürenin cinayet mahallinde ne işi olduğuna dair bize ipucu verecektir! Hadi bunu Lars'a gönderelim!

İncele: Berrak Madde.
(İncelemeden önce)
Lars Douglas: Kusura bakmayın babacanlar, ama bu maddeyi araştıramayacağım. Bakıcımız aradı, kızlarımdan birinin Harley'imi düz kontak yapmaya yeltendiğini söyledi!
Jack Archer: Kızın motorsikletini çalmaya mı kalkmış?! Vay anasını sayın seyirciler, adamın çocukları bile karizma valla!
Lars Douglas: Oldukça yetenekliler... Neyse, dert etmeyin. Yeni bir mikroskop aldım, kullanması da çok kolay. Molekülleri eşleştirmeniz yeterli. Küreden aldığın bu maddeyi analiz etmek için bunu kullanabilirsin.
Jack Archer: Sen merak etme, <İsim> ve ben bu yeni mikroskobun bir güzel tozunu alıveririz! Hadi bu maddeyi analiz edelim!

(İnceledikten sonra)
Jack Archer: <İsim>! Kürede bulduğun o madde termiş! Veri tabanına göre de bu ter Enid Grimshaw'a ait!
Jack Archer: Peki bu nasıl oldu da cinayet mahalline geldi? Acaba oda hizmetçisi çalmış olabilir mi?
Jack Archer: Hadi gidelim! O oda hizmetçisi kızın anlatacağı hikayeyi duymak istiyorum!

Enid Grimshaw'a küreyi çalıp çalmadığını sor.
Jack Archer: Enid, <İsim> Westminster Lane'de bir altın küre buldu. İtiraf et, bunu sen mi çaldın?!
Enid Grimshaw: Ben hırsız değilim! Onu bana Prens verdi!
Jack Archer: Buna inanmamızı mı bekliyorsun?
Enid Grimshaw: Şey... Söylemek biraz zor ama... Biz birbirimize aşıktık! Sevgiliydik!
Jack Archer: Ne?! Kaba olmak istemem, ama bütün kızlar kendilerine bir prensin aşık olmasını istemezler mi? Olsa olsa bir kaçamaktır herhalde?
Enid Grimshaw: Beni sevmediyse, neden bana ata binmeyi öğretsin ki?! Ya da neden bana değerli mücevherler alsın?! Ya da neden benimle her gece Westminster Lane'de buluşup ay ışığında öpüşsün?!
Enid Grimshaw: Biz birbirimizi seviyorduk... Albert'ım benim! "İyi geceler tatlı prens. Meleklerin kanatları seni huzur içinde yatırsın".
Jack Archer: Bir prense aşık olmak görünüşe bakılırsa hep masal doğurmuyor. Umarım bizden bir şeyler gizlemiyorsundur, Enid.

İncele: Paramparça Kağıt.
Jack Archer: Cinayet mahallinde bulduğun bu yırtık kağıt bir gazete çıktı!
Jack Archer: Bak! Manşette kurban ve Gilchrist var! "Bankacının ahlaksızlığı: Prens Albert'ın Gilchrist aleyhinde ettiği sözler".
Jack Archer: Demek cinayet mahallinde karşılaştığımız bankacının Prens'i öldürmek için bir nedeni varmış! Prens onun aleyhinde konuşmuş!
Jack Archer: Hadi gidip Gilchrist'le konuşalım. Acele et, bu sayede hapisten yırtabiliriz!

Archibald Gilchrist'e Prens'in ondan neden hoşlanmadığını sor.
Jack Archer: Gilchrist, Prens'i bu kadar kızdıracak ne yaptın da bir gazeteye çıkıp senin "aleyhinde konuştu"?
Archibald Gilchrist: Ah. Demek onu buldunuz. Hadi be, bunu bir sır olarak saklayacaktım.
Archibald Gilchrist: Prens, bankamın tüm çocuk hastanelerini alışveriş merkezine çevirme planından hoşlanmamıştı...
Jack Archer: Bu... Bu çok haysiyetsizce bir plan!
Archibald Gilchrist: Kâr, haysiyet barındırmaz! Dünyanın en zengin bankası olmak, bana sorarsanız, bir kaç çocuğun hasta olmasına değer!
Archibald Gilchrist: Neyse, Prens aleyhimize konuşunda bizde projeyi iptal etmek zorunda kaldık. Öyle meteliksiz kaldık ki, çayıma şeker bile atamıyorum! Gerisini siz düşünün!
Jack Archer: Demek Prens hain planına engel oldu, öyle mi? Üzüldüm desem yalan olur. <Rütbe> <İsim>'in bir gözü üstünde olacak!

İncele: Günlük.
Jack Archer: Kurbanın günlüğündeki yağ örneğini harika bir şekilde aldın. Umalım da Lars'ın bunu analiz edecek zamanı vardır...

Analiz et: Yağ.
Lars Douglas: Selam abiler! Bana gönderdiğiniz o yağ karnımı fena acıktırdı, o yüzden pizza ve bira söylemek istiyorum, sizde ister misiniz?
Jack Archer: Kusura bakma birader, ama zamanımız dar! Gün batımından önce vakayı çözdük çözdük, yoksa mapus damını boylayacağız!
Lars Douglas: Ooo! Devir kötü desene! O zaman acele edeyim. Bulduğun o yağ aklımı başımdan aldı. Önce ördek etine ait sandım. Ama sonra fark ettim ki... Bu yağ kuğu etinden geliyor!
Lars Douglas: İngiltere'de kuğu yemeye karşı kadim bir yasa mevcut. Kuğu yeme izni olan tek kişi ise... Kraliçe!
Jack Archer: Ne?! Yani böylece İngiltere Kraliçesinin, Prens'in günlüğünü okuduğunu ispatlamış olduk! Geri dönüp hemen Majesteleri ile konuşmalıyız!

Kraliçe'ye neden Prens'in günlüğüyle ilgilendiğini sor.
Kraliçe: Buraya torunumun katili hakkında bilgi vermeye mi geldiniz? Derhal konuşun!
Jack Archer: Bu konuda oldukça zorlanıyoruz Majesteleri. Ne de olsa vakayı çözmek için gün batımına kadar vaktimiz var!
Kraliçe: Evet, Kont Rupert'ın size bir takım... zorluklar yaşattığını duydum. Belki de tutuklama tehdidi sayesinde katili daha hızlı bulursunuz!
Jack Archer: Kibarlığın lüzumu yok, şimdi söyleyin, torununuzun günlüğünü neden okudunuz?
Kraliçe: Neden günlüğüne bakmayacakmışım ki?! Onun için endişeleniyorduk!
Kraliçe: Albert geceleri saraydan gizlice çıkıyordu, kafasına değişik... fikirler yerleşmeye başladı! Sonra da bu günlükte prens olmak istemediğini okudum!
Kraliçe: Kraliyet ailesi mensubu olmak öyle alelade bir şey değildir. Shakespeare'in dediği gibi: "Huzursuzdur tacı takan baş". Prens'in işi gülümsemek, el sallamak ve yakışıklı olmaktır. Hepsi bu!
Kraliçe: Belki de Albert bundan fazlasını istedi. Belki de onu hayal kırıklığına uğrattık. Sende onu hayal kırıklığına uğratma <Rütbe> <İsim>!

Daha sonra, Westminster Lane'de...
Jack Archer: Cidden, bu insanların sorunu ne?! Kraliçenin casusluk yapması? Albert'ın oda hizmetçisiyle olan ilişkisi?! Ya da Kont Rupert'a ne demel...
Kont Rupert: Demek buradasınız! Şahsım bu cinayeti çözüp çözemediğinizi görmek istedi. Ne de olsa zaman daralıyor. Gün batımı yaklaşıyor!
Jack Archer: Bir Prens olarak bizi takip etmek için fazla zaman harcıyorsunuz. El sallayacak bir kalabalığınız veya pataklayacak bir uşağınız yok mu sizin?!
Kont Rupert: Aman ne komik Bay Archer. Hapiste zaman geçir de o yüzündeki sırıtışı o zaman görelim! Pek yakında görüşürüz...
Jack Archer: Umarım katil bu herif çıkar! Saraya gidip o ukala dümbeleği, kendini beğenmiş dangalağı tutuklamayı öyle ist...
Jack Archer: Tabii ya <İsim>! Saray! Katil oysa, sarayda ipucu bulma olasılığımız var. Çok geç olmadan gidip oraya bir göz atalım!

İncele: Hazine Sandığı.
Jack Archer: Zaman daralıyor <İsim>! Hapis vakti yaklaşıyor ve ben hapis için biraz fazla yakışıklıyım! Söylesene, sarayda ne buldun?!
Jack Archer: Harika! Bu Londra Metrosunun haritası! Bak! Birisi "Westminster Lane"i çember içine almış! Burası Prens'i bulduğumuz yer!
Jack Archer: Bu cinayet mahallini gösteren bir haritaysa, bu kılların bir örneğini alalım, bakalım neler öğrenebileceğiz!
Jack Archer: Bulduğun bu mezar çok ürkütücü. Neden onunla bu kadar ilgilisin ki?
Jack Archer: Yakın zamanda mı açılmış? O zaman bu kemik ve diğer şeyleri araştırsak iyi olur, belki bir şeyler buluruz. Tabii ben değil, sen!

İncele: Metro Haritası.
Jack Archer: Harikasın! Sarayda bulduğun Londra Metrosu haritasından saç örneği almayı başardın! Çabuk ol! Zaman dolmadan bunu hemen Lars'a gönderelim!

Analiz et: Saç.
Lars Douglas: Beyler, çok fazla vaktinizin olmadığını biliyorum, o yüzden elimden geldiğince hızlı olacağım. Londra Metrosu haritasında bulduğun saç katile ait!
Jack Archer: Ne?! Bunu nasıl anladın?!
Lars Douglas: Saçta, katilin kullandığı zehirli gaza ait izler buldum!
Lars Douglas: Saç nem yüzünden o kadar hasar görmüş ki, katilin DNA'sına ulaşamadım. Ama yine de size onun hakkında bir bilgi verebilirim. Katilin kan grubu A+!
Jack Archer: Süpersin! Hadi <İsim>, güneş neredeyse batmak üzere, Prens Albert'ın katilini yakalamamız an meselesi artık!

İncele: Açık Mezar.
Jack Archer: Güzel iş çıkardın! Bu kağıt gelinciğin mezarda ne işi varmış ki?! Diğer her şey antik!
Jack Archer: Bunu Marina'ya gönderelim, acayip şeylerden anlam çıkarmak onun uzmanlığı!

Analiz et: Gelincik.
Marina Romanova: <İsim>, Archer, sizi tekrar görmek çok güzel, ben...
Jack Archer: Kusura bakma Marinacığım. Ama benimle flört etmene ve ne kadar yakışıklı olduğumu söylemene izin verecek vaktimiz yok. <İsim> sarayda şöyle bir kağıt gelincik buldu, sence ne anlama geliyor olabilir?
Marina Romanova: İçime atarım, Archer. Neyse <İsim>, gelincik Britanya için önemli bir semboldür. Her yıl, savaşta ölen askerleri anmak insanlar yakalarına gelincik takar.
Marina Romanova: Bu gelinciğin buruşmuş kenarları ve solmuş renkleri, çay fincanının yanında durduğuna işaret. Hafif gübre kokusu da muhtemelen bir at binici tarafından hipodroma götürüldüğünü gösteriyor.
Jack Archer: Ne, çay ve at mı?! O zaman bu gelincik katile ait olmalı!
Marina Romanova: Evet! Britanya'da gelincik takmaya dair oldukça yüksek bir sosyal baskı var. Eğer katil bunu kaybetmişse, eminim yeni bir tane edinmiştir!
Jack Archer: O zaman katil gelincik takıyor! Süper! Bir adım daha yaklaştık <İsim>1 Acele edelim, fazla zamanımız kalmadı!

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: Güneş neredeyse batmak üzere, Kont Rupert'ın zindanının kokusunu duyar gibiyim! Lütfen katili yakalamak için yeterli kanıta sahip olduğunu söyle <İsim>!
Jack Archer: Gerçekten mi?! O zaman ne bekliyorsun?! Hadi, gidip Prens Albert'ın katilini tutuklayalım!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Enid Grimshaw, Prens Albert'ı senin öldürdüğünü biliyoruz. İtiraf etsen çok iyi olur!
Enid Grimshaw: Bu doğru değil! Ben bir şey yapmadım!
Jack Archer: Londra Metrosu haritasının üzerindeki bu saç onu öldürdüğünü kanıtlıyor!
Enid Grimshaw: Yapmayın! Ben iyi bir kızım, gerçekten!
Jack Archer: <Rütbe> <İsim>, ölü prensler hakkında yazdığın Shakespeare mesajını da buldu!
Enid Grimshaw: Lütfen durun. Daha fazla konuşmayın!
Jack Archer: Globe Tiyatrosunda at binici eldivenini de bulduk. Katilin sen olduğunu biliyoruz!
Enid Grimshaw: Benim... Benim eldivenimi mi buldunuz. Onları... Bana o almıştı. Kaçarken düşürmüş olmalıyım.
Enid Grimshaw: Onu gerçekten sevmiştim. Bunun onu öldüreceğini bilmiyordum. Bunu bana onlar yaptırdı!
Jack Archer: Kimler yaptırdı? "Onlar" dediğin kim?!
Enid Grimshaw: Bilmiyorum... Bana bir not geldi. İstedikleri şeyi yapmazsam beni ve Albert'ı öldürecekleri yazıyordu!
Enid Grimshaw: Çok korktum. Albert'a söyledim ama beni ciddiye almadı. Ölmemizi istemiyordum!
Enid Grimshaw: Bende Albert'a bir mesaj bıraktım, Shakespeare'den bir alıntı. Anlamı da: "Her zamanki yerde buluşalım" idi. Shakespeare alıntıları ikimizin romantik şifresiydi.
Enid Grimshaw: Verilen talimatlara göre, gönderdikleri cihazı telefonun içine yerleştirdim. Sonra da telefonu aradım...
Enid Grimshaw: Olanları görünce... gazı... Albert'ın ölmesini. Ne yapacağımı bilemedim. Yemin ederim onun zehir olduğunu bilmiyordum! Onu ben öldürmedim. Ben onu sevmiştim!
Jack Archer: Kusura bakma Enid. Ama bunu yapanın kim olduğunu söyleyemezsen seni sorumlu tutmak zorunda kalırız. Enid Grimshaw, Prens Albert'ı öldürmekten ötürü tutuklusun.

Nigel Adaku: Herkes yerine! Ben Yargıç Adaku. Büro, Bahamalar'da geçirdiğim emekliliğimi sonlandırıp beni bu mahkemeye atadı, o yüzden kimseyi bağışlayacak havada değilim!
Nigel Adaku: Enid Grimshaw, İngiltere tahtının varisi Prens Albert'ı öldürmekten ötürü mahkeme karşısındasın. Savunman nedir?
Enid Grimshaw: Suçluyum, sayın Yargıç. Neresinden bakarsanız bakın, Albert'ı ben öldürdüm.
Nigel Adaku: İngiltere'de bir kraliyet ailesi mensubunu öldürmenin cezası kellenin uçurulması, bunu biliyor muydun?
Enid Grimshaw: Hayır... şaka yapıyor olmalısınız... başım! Lütfen başımı kesmeyin!
Nigel Adaku: O zaman şanslı günündesin Bayan Grimshaw. Burası uluslararası bir mahkeme. Biz kelle uçurmuyoruz. O yüzden seni 10 yıl hapisle cezalandırıyorum!

Jack Archer: İşteki ilk günün için hiçte fena değildin <İsim>! Bir Prens'in katilini yakalamak az buz bir iş mi! Belki gerçekten senden bir şeyler öğrenebilirim.
Şef Ripley: Seni işe almakla doğru karar vermişiz <İsim>. Bu cinayetin arkasında belli ki daha büyük bir oyun var! Enid'in Prens Albert'ı öldürmesine kimin neden olduğunu bulmalısın!
Jack Archer: Sanırım gezip tozmak için pek vaktimiz olmayacak!
Muhafız: Jack Archer ve <Rütbe> <İsim>! Güneş battı, artık tutuklusunuz!
Jack Archer: Of ya, Kont Rupert'ın bizi tutuklayacağı tamamen aklımdan çıkmış!
Kont Rupert: Evet, şahsım sizi zindana götürmeye can atıyor. Orada bir kaç ay geçirirseniz, kraliyet ailesine saygı duymayı öğrenirsiniz belki!
Kraliçe: Orada dur bakalım, Rupert! Bu memurlar torunumun cinayetini çözdü. Artık serbestler.
Kont Rupert: Ama Cici Anne, onlar kokuşmuş köylüler, onlar...
Kraliçe: "Cici Anne" yok! Biz İngiltere Kraliçesi'yiz! Bir an önce saraya dönüp adab-ı muaşeret dersi almanı istiyorum, Ru-pırt!
Kont Rupert: ...Affedersin Cici Anne...
Kraliçe: Hizmetlerine minnettarız <Rütbe> <İsim>. Bizden herhangi bir şeye ihtiyacın olursa, istemen yeterli.
Jack Archer: Şövalyeliğe hayır demezdim doğrusu!
Kraliçe: HALA gülmedik Jack Archer. Komik değildi.

Avrupa Krizde 1

Şef Ripley: Prens Albert'ın katilini yakalamakla büyük iş başardın <İsim>. Ama içimden bir ses bu soruşturmanın daha yeni başladığını söylüyor!
Şef Ripley: Enid'in Prens'i öldürmek için birilerinin kendisine şantaj yaptığını söylediğini unutma. Doğru söyleyip söylemediğini öğrenmemiz gerek!
Şef Ripley: İçimden bir ses Prens Albert cinayetinin, Avrupa'da gerçekleşen son saldırılarla bir ilgisi olduğunu söylüyor.
Jack Archer: Merak etme patron! Hadi <İsim>, cinayet mahalline geri gidelim. Bulmamız...
Muhafız: <Rütbe> <İsim>! Majesteleri seninle konuşmak istiyor!
Jack Archer: Yine mi siz?! Yahu sizin bir "merhaba" deme adetiniz yok mu arkadaş?!
Jack Archer: İlk olarak ne yapalım <İsim>? Kraliçe ile dedikodu mu yoksa Londra kaldırımlarında sürtmek mi?

Kraliçe'nin ne konuda yardım istediğini öğren.
Kraliçe: <Rütbe> <İsim>, torunumun katilini bularak gösterdiğin onurlu hizmet neticesinde, başka bir kraliyet görevinde sana güvenebileceğimizi hissediyoruz!
Kraliçe: Kont Rupert kayboldu! Kendisi her zaman üçkağıtçı dürzünün teki olmuştur, lakin Prens Albert öldürüldükten sonra Kraliyet Ailesi'nin başka bir skandalı kaldıracak mecali yoktur.
Jack Archer: ...Bizim bir polis kurumu olduğumuzun farkındasınız, değil mi? VIP bakıcılık hizmeti değiliz yani! Ayrıca Rupert bizi tutuklamaya çalıştı! Bırakın da kaybolsun!
Kraliçe: Muhafızlarım tüm gece onu aradı! Kaçırılmış olduğundan şüpheleniyoruz... ya da daha kötüsü!
Jack Archer: İyi madem, bir ölü prensi daha kaldıramayız. Rupert en son nerede görüldü?
Kraliçe: Sarayın mücevher evinde! O açgözlü çakal sürekli durmadan taç mücevherlerini üzerinde dener dururdu!
Jack Archer: <İsim>, samanlıkta iğne bulmak senin uzmanlığın, mücevher evinde bir prens de çuvaldız olsa gerek!

İncele: Hazine Odası.
Jack Archer: Sarayda bulduğun bu mücevher kutusu güzelmiş! Kesin içinde ilginç bir şey vardır, hadi açıp bakalım!

İncele: Mücevher Kutusu.
Jack Archer: Bu mücevheratın içinde bir şey bulabildin mi? Tiyatro bileti mi? ...Ve üzerinde Kont Rupert'ın adı var!
Jack Archer: Yani muhafızlar onu ararken, Kont Rupert tiyatroya mı gitmiş?! Kendine bu kadar düşkün başka bir adam var mıdır bilmiyorum!
Jack Archer: Gidip Rupert'a Kraliçe'nin tüm adamlarının ve atlılarının onu aradığını haber verelim bari!

Kont Rupert'a Kraliçe'nin onu aradığını söyle.
Jack Archer: Hangi cehennemdeydin Kont Rupert?! Ne diye tiyatro da saklanıyorsun?!
Kont Rupert: Vay be, şahsım yakalandı! Şahsım buraya o feci saraydan kaçmak için gelmişti! Cici Anne kraliyet el sallama dersi almamda ısrar ediyordu...
Jack Archer: Bizi gönderen de senin endişeli cici annen. Kaçırıldığını sanmış!
Kont Rupert: Saçmalık! Onun umurunda olan tek şey kendi itibarı!
Kont Rupert: Şimdi beni rahat bırakın. Şahsım birçok önemli... şeyle meşgul durumda!
Jack Archer: Gergin görünüyorsun Rupert. Ters giden bir şey mi var?
Kont Rupert: Ters giden HİÇBİR şey yok! Şahsım... eee... cep telefonunu bulamıyor da. Andaval valem onu kaybetti! Alın şu parayı, gidin bir oyun falan izleyin ve beni de rahat bırakın!

İncele: Westminster Lane.
Jack Archer: İyi iş çıkardın, ama bu yırtık kağıdın bir ipucu olduğunu düşünüyorsan, Londra yağmuru altında buruşmadan önce toparlaman gerek!

İncele: Paramparça Kağıt.
Jack Archer: Toparladığın o kağıtta Enid'in adı var! Bu tam da bizim aradığımız şey!
Jack Archer: Ama yağmur kalan kısmını silmiş... Yazıları açığa çıkarabilir misin? Harika, başla o zaman!

İncele: Tehdit Notu.
Jack Archer: Sokakta bulduğun mesajda: "Enid Grimshaw, seni ve tüm aileni öldüreceğiz" yazıyor!
Jack Archer: <İsim>! Bu ne demek biliyorsun, değil mi?! Bu, Enid'in Prens Albert'ı öldürmesine neden olan şantaj mesajı!
Jack Archer: Hadi, Dupont'a gidip bu kağıttan neler öğrenebileceğini soralım!

Analiz et: Tehdit Notu.
Armand Dupont: Sacre bleu <İsim>! Görüyorum ki yeni bir suçu soruşturmaya başlamışsın! Sanata karşı işlenen bir suç! Tarihe!-
Jack Archer: Sadede gel, Dupont!
Armand Dupont: O Londra Caddesinde bulduğun bu kağıt, bin yıllık el yazması kitaptan koparılmış! Ve üzerine yazı yazarak bir kez daha ırzına geçmişler!!!
Armand Dupont: Bahsi geçen el yazması kitap, tarih sahnesinden silinmiş bir tarikatla ilgili kadim bir metindir. Bu sembolü gördünüz mü? Bu onların arması.
Jack Archer: Dur biraz... Bu sembol tanıdık geliyor... Daha önce nerede görmüştüm bunu?
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>! Yoldaş Klaus! Boynundaki kolyede bu sembol vardı! Bir tarikat üyesiymiş demek! Neden şaşırmadım acaba?!
Jack Archer: Yani bu mesajı Klaus'un yazdığını mı düşünüyorsun?! Hadi gidip öğrenelim!

Yoldaş Klaus'a tehdit notuyla ilgili ne bildiğini sor.
Jack Archer: Yoldaş Klaus, Enid Grimshaw'a şantaj uygulayarak Prens'i öldürmesini sağladın demek! Hiç salağa falan yatma, nottaki sembolle kolyendeki sembol örtüşüyor!
Yoldaş Klaus: Beni cinayetle suçlamaya mı geldiniz! Bu sefer de kolyem yüzünden mi?! Bu ne cüret! Bu benim kadim mezhebimin sembolü!
Jack Archer: Yok ya, bu notu daha önce görmediğini mi söylüyorsun yani?
Yoldaş Klaus: Bu... Bu kağıt. Olamaz... Bu kağıt El Yazması Kitap'a ait! Yüzyıllardır ortada yoktu!
Yoldaş Klaus: Onu bana verin! Bu kutsal bir eser! Üzerine yazılmış bir mesaj olsa bile!
Jack Archer: Yavaş gel bakalım, Klaus. Bu notu senin "kadim mezhebinden" biri yazdı ve onun kim olduğunu söyleyene kadar seni de nezarete alıyoruz!

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: Görünüşe göre Prens'in cinayetinin arkasında Yoldaş Klaus'un organizasyonu var! Bir süre onu nezarette tutalım, belki çenesinin açılmasını sağlar!
Jack Archer: Büyülemeyen Prens'e gelince, kaybolan cep telefonu yüzünden epey gergin görünüyordu. Acaba bir şey mi gizliyor dersin?
Jack Archer: Kont Rupert'ın telefonunu bulursak, belki de neyin peşinde olduğunu öğrenebiliriz.
Jack Archer: İyi fikir! Onu en son tiyatroda gördük, hadi oraya geri dönüp neyin peşinde olduğunu öğrenelim!

İncele: Tiyatro Sahnesi.
Jack Archer: Demek Kont Rupert'ın telefonunu buldun, harikasın başkan! Ama bu kilitli... sence kilidini açmak vatana ihanet sayılır mı?
Jack Archer: Hehe, sen söylemezsen ben de söylemem! Hadi, telefonun kilidini açalım!

İncele: Cep Telefonu.
Jack Archer: İyi işti! Kont Rupert'ın telefonunun kilidini açtın! Bunu hemen Elliot'a gönderelim ve Rupert'ın bizden ne gizlediğini öğrenelim!

Analiz et: Cep Telefonu.
Elliot Clayton: Bak sen, Archer efendi kraliyet telefonlarını da kırarmış! Acaba bu vatana ihanet mi yoksa normal ihanet mi...
Jack Archer: Kes zevzekliği Elliot! Kont Rupert'ın ne haltlar peşinde olduğunu başka türlü asla öğrenemeyiz!
Elliot Clayton: Hımmm... Yalnız bu sana pahalıya patlar. İşte anlaşma: Telefonda neler olduğunu söylerim, ama sende bir ay boyunca her hafta ofisimi temizlersin! Anlaştık?
Jack Archer: ...Tamam ulan! Anlaştık.
Elliot Clayton: Haklıymışsın, Kont Rupert GERÇEKTEN de bir naneler peşinde. Online banka hesabına bakılırsa iki gün önce bir milyon sterlinlik bir para transferi almış!
Jack Archer: Bu haberin her yanı şüphe kokuyor! Peki para nereden gelmiş?
Elliot Clayton: Sorun da bu, Avrupa Merkez Bankası'ndan gelmiş. Ne diye bir kraliyet mensubuna para göndersinler ki?
Jack Archer: Bilmiyorum. Ama bilen birini tanıdığıma eminim: Archibald Glichrist. Kendisi Avrupa Merkez Bankası'nda çalışıyor! Hadi gidip onunla konuşalım!
Elliot Clayton: Hemen gel Archer. Paspası da unutma!

Archibald Gilchrist'e Kont Rupert ile olan ilişkisini sor.
Archibald Gilchrist: <Rütbe> <İsim>, seni tekrardan görmek ne güzel, çay içer misin?
Jack Archer: Yuh! Daha bir kaç gündür İngiltere'deyim, ama şimdiden çaydan soğudum yemin ediyorum!
Archibald Gilchrist: O zaman hamburgere ne dersin? Bankamın özel aşçısı yaptı ve siz Amerikalıların hamburgeri ne kadar sevdiğini biliyorum.
Jack Archer: Özel aşçı mı? Bankanızın para sıkıntısı var sanıyordum? Ama Kont Rupert'a 1 milyon sterlini ödeyebilmişsiniz!
Archibald Gilchrist: Allah kahretsin! Bunu da mı öğrendiniz? Gizli kalması gerekiyordu!
Archibald Gilchrist: Bildiğiniz gibi, Prens Albert ölünce, bankanın kraliyetten yeni desteğe ihtiyacı vardı, yoksa biterdik. O yüzden Kont Rupert'a ödeme yaptık ki... bizim hakkımızda iyi şeyler söylesin. Gerçekten... doğrusu bu!
Jack Archer: 1 milyon sterlin ne kadar "iyi şeyler" satın alır acaba? Hadi <İsim>, gidelim buradan. Hamburgeri de alıyorum!
(Gilchrist ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: Gilchrist'in bu parayı sırf Kont Rupert Avrupa Merkez Bankası hakkında "iyi şeyler" söylesin diye ödediğine inanmıyorsun değil mi? Bu çok salakça çünkü!
Jack Archer: Haklısın. Belki de işin aslını Rupert'tan öğrenebiliriz. Zaten bu cep telefonunu da ona geri vermemiz gerek. Hadi gidip, neler diyecek öğrenelim!

Kont Rupert'a Archibald Gilchrist ile olan ilişkisini sor.
Jack Archer: Telefonuna kavuşmak isteyeceğini düşündük, Kont Rupert.
Kont Rupert: Buldunuz demek! Ne müthiş, belki de şahsım sizin hak...
Kont Rupert: Kilidini açtınız demek! Şahsım sizi falakaya yatırmalı!
Jack Archer: Ben olsam yapmazdım. Çünkü "cici annene" Archibald Gilchrist'ten aldığın yüklü rüşveti söylemek zorunda kalabiliriz!
Kont Rupert: Hayır! Yapmayın! Lütfen! Size her şeyi anlatırım! Gilchrist... Gilchrist'in bana o parayı göndermesinin nedeni, şahsımın kraliyet itibarını kullanarak bir referandum da "evet oyu"na destek vermesiydi!
Jack Archer: Ne referandumu?!
Kont Rupert: Bilmiyorum. Şahsımın politikayla pek arası yoktur. Lakin şahsım nakde bayılır!
Kont Rupert: Şahsım size her şeyi anlattı, lütfen Cici Annem'e bu yaptıklarımı söylemeyin! Sırrımı saklamanız için sizi onursal soylu bile yapabilirim! Al, bu Albert'ın kraliyet üniforması.
Jack Archer: Hiçbir konuda söz veremeyiz, Rupert! Ama öncelikle bir Prens gibi davranmaya başlaman gerek! Zindanlara ve rüşvetlere bir son ver! Söz mü?
Kont Rupert: ...Şahsım söz veriyor...

Daha sonra, Büro'nun Avrupa Genel Merkezi'nde...
Şef Ripley: <İsim>, geldin demek! Her yerde seni arıyordum. Kötü haberlerim var: Yoldaş Klaus'u serbest bırakmak zorunda kaldık.
Jack Archer: Ne?! Ama Prens'in ölümünden onun "kadim mezhebi" sorumlu!
Şef Ripley: Ona karşı elimizdeki kanıtlar yeterli değildi, ayrıca birisi onu savunmak için çok pahalı bir avukat tutmuş.
Jack Archer: İyi de çatlak bir keşiş, pahalı bir avukat tutacak parayı nereden bulmuş olabilir? O adamdan pis kokular geliyor ve sebebi de o leş cübbesi değil!
Şef Ripley: Şu anda ilgilenmemiz gereken daha önemli şeyler var <İsim>. Bu kaosun ardında kimin olduğunu bilmiyoruz ve referanduma da bir kaç hafta kal...
Jack Archer: Referandum mu?1 Kont Rupert'ta bundan bahsetti! Ne oylanıyor peki?
Şef Ripley: Avrupa'da ki bu şiddet ve dökülen kandan sonra Avrupa Parlamentosu, Avrupa'yı tek bir hükumet altında birleştirmek için bir referandum düzenledi. Artık Britanya, Almanya, Fransa yok, "Avrupa Birleşik Devletleri" var!
Jack Archer: Avrupa Birleşik Devletleri mi? Epey önemli bir şey bu! İyi de Archibald Gilchrist neden bunu desteklesin ki?!
Şef Ripley: Bu Gilchrist'ten de hiç hoşlanmadım. <İsim> yokken bir gözümüz onda olsun.
Jack Archer: Yokken mi? <İsim> nereye gidiyor ki?
Şef Ripley: Seni Fransa'ya gönderiyoruz! Dupont, "tarihsel dedikodu" ağından El Yazması Kitap'ın Paris'teki bir açık arttırmada bulunduğunu duymuş!
Jack Archer: Ne?! Paris'e mi gidiyorsun! Güzel bulvarları, muhteşem yemekleri, büyüleyici kadınları! Ben de yağmurlu kasvetli Londra'da kalacağım.
Şef Ripley: Canını sıkma Archer! Bir fincan çay al.

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki