Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Tehlikeli Sular/Diyaloglar

< Tehlikeli Sular

1.262pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Tehlikelisular.png

Büro Genel Merkezi, Bombay, Hindistan...
Jack Archer: Şu ana kadar Hindistan'da pek çok zorlukla karşılaştık <İsim>! Önce Yeni Delhi'de bir deprem, şimdi de Bombay'da bir tsunami!
Jack: Sibirya'yı arar hale geldim yeminle... Soğuktu moğuktu ama en azından SOMBRA'nın peşindeydik! Tıpkı gerçek özel ajanlar gibi!
Jack: Sence SOMBRA gerçekten de sessizliğe mi büründü <İsim>? Yoksa hiç beklemediğimiz bir anda mı gün yüzüne çıkacaklar?
Ingrid Bjorn: Felsefe yapma Archer! Şef <Rütbe> <İsim> ve senden Bombay müzesine bakmanızı istiyor.
Jack: Müze mi? Ingrid, sence de bu tarz bir görev Dupont için daha uygun olmaz mı?
Ingrid: Tsunami sırasında müzeyi su bastığına dair bildiri aldık! İçeride insanlar mahsur kalmış olabilir! Git ve <İsim> ile hayat kurtar Archer!

1. Bölüm

İncele: Su Basmış Müze.
Jack Archer: <İsim>, hangi müzenin tavanında devasa bir balina iskeleti ile... yerde sırılsıklam ölü bir adamı vardır?
Jack: Bir saniye <İsim>! Kurban'ın üstünde polis üniforması var! Yaka kartında Polis Memuru Deepak Kumar yazıyor!
Jack: İyi yakaladın. Kurbanın göğsünde kan var! Belki de tsunami de ölmemiştir... Kurşun yarasına benziyor!
Jack: <İsim>, ölü bir polis iyi şeylerin habercisi olamaz, ama tam da tsunaminin ardından Bombay'ın ihtiyacı olan en son şey bir polis katili!
Jack: Haklısın, durumu kurbanın amirine bildirmeliyiz!
Jack: Şu çantada Bombay Emniyeti logosu var! Çanta kurbana ait olmalı! Bakalım içinde ne varmış!
Jack: Şu ıslak kağıt da ne peki? Tuk tuk fişine benziyor. Burada halk, bu motorlu çekçekleri taksi niyetine kullanır!
Jack: Haklısın, fişteki imza kurbanın adıyla aynı! Geri kalanları ortaya çıkarırsak kurbanın izlerini baştan sürebiliriz!
Jack: <İsim>, tsunami yeterince kötüydü, ama ölü bir polis ondan da beter! Seli durduramayız belki, ama katili pekala yakalayabiliriz!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Kurbanın ciğerlerinde su yoktu <İsim>. Yani müzeyi su bastığında Deepak Kumar çoktan ölmüş.
Jack: Peki kurbanın göğsündeki yara?
Angela: Tek mermi, tam kalbe isabet. Kurşun yaraları büyüleyicidir <İsim>! Yaranın özellikleri ateş edilen mesafeyi, merminin hızını ve giriş açısını ele verir...
Angela: Ve bu bilgilerden deneyimli bir balistik uzmanı, cinayeti yeniden yapılandırabilir! Bende bu yüzden Jonah'ı çağırdım!
Jack: Jonah mı? Aa, pekala... ee, neler buldun?
Jonah Karam: Yaranın etrafındaki pürüzlü dairesel yanıkları görür görmez, kurşunun dar bir açıdan, büyük ihtimalle sol eksenli girdiğini anladım.
Jonah: Kurşunun yörüngesinden ateş edenin silahı nasıl doğrulttuğunu çıkarabilirsin.
Jonah: <İsim>, bu ölümcül kurşun sağ elini kullanan birisi tarafından ateşlenmiş.
Jack: Evet <İsim>, yakında bu sağlak katilin iki eline kelepçe yediği günleri de göreceğiz!

Şef Medhekar'ı Memur Kumar'ın ölümü hakkında bilgilendir.
Şef Medhekar: <Rütbe> <İsim>, ben Bombay Emniyeti'nden Başkomiser Medhekar.
Medhekar: Keşke daha iyi şartlarda karşılaşsaydık, ama tsunaminin ardından şehir zor günler geçiriyor.
Jack: Bize memur kumar hakkında ne söyleyebilirsiniz? Bildiğimiz kadarıyla sizin emrinizde çalışıyormuş. Yani biz onu kalbinde bir kurşunla bulana kadar.
Medhekar: Kumar daha emniyete yeni katılmıştı. Daha çok çömezdi ama iyi çocuktu. Böylesine kahpece bir ölümü hak etmedi.
Jack: Kumar henüz çaylak olduğuna göre, büyük bir soruşturmaya atanmış olamaz, değil mi? Uyuşturucu, organize, cinayet falan?
Medhekar: Daha çok park cezası kesmek ve yaşlı teyzeleri karşıdan karşıya geçirmek gibi işler yapardı. Bu da Bombay'da tam bir sinir törpüsü olabilir. Kumar'ın cinayetinin, görevleriyle bir bağlantısı olmadığını söyleyebilirim.
Medhekar: Benim şimdi çıkmam lazım <Rütbe> <İsim>. Bombay Emniyeti her daim hizmetinizdedir!

İncele: Kurbanın Çantası.
Jack: <İsim>, kurbanın çantasında bulduğun o defter bir sabıka kaydı derlemesi!
Jack: Haklısın, defterin sayfalarında kan lekesi var! Bu mühim bir ipucu <İsim>! Hadi bunu Lars'a gönderelim!

Analiz et: Kurbanın Defteri.
Lars Douglas: Beyler, <İsim>'in kurbanın çantasında bulduğu bu defter o kadar ilginçmiş ki "Alo. Efendim?" esprisi bile yapamıyorum, çünkü bulamadım!
Jack: Ne, bu sayfalar mı? Bana sıradan sabıka kayıtları gibi geliyor. Biraz buruşmuş, herhalde Memur Kumar evrak işlerini pek sevmiyormuş. Bunu anlayabiliyorum.
Lars: Bundan daha fazlası var dostum. İlk olarak, sayfalardaki kan kurbana ait.
Lars: Yani Kumar'ı öldürdükten sonra bu kan lekelerini deftere bırakan kişi katil!
Jack: Harika! Parmak izlerinden katili tespit edebilir miyiz?
Lars: Ne yazı ki hayır, izler fazla bulanık. Fakat kağıttaki renklerin konumu, bu izlerin baş parmağa, işaret parmağa ve orta parmağa ait olduğunu gösteriyor.
Lars: Bu da, bir kitaptan sayfayı koparmak için tam sayfayı tutacağın şekil!
Jack: İyi de... katil neden neden kurbanın defterinden bir sabıka kaydını koparmakla vakit kaybetsin ki?
Jack: Tabii katilin kurtulmaya çalıştığı şey kendi sabıka kaydı değilse! Sen tam bir dahisin <İsim>!
Jack: <İsim>, katilin daha önce hangi suçtan hüküm giydiğini bilmiyoruz, ama kesin olan şu ki, artık cinayetten aranıyor!

İncele: Solmuş Fiş.
Jack: Kurbanın tuk tuk fişindeki silik kısmı açığa çıkardın <İsim>!
Jack: Burada yazılana bakılırsa Kumar, tuk tukla kordondan müzeye gelmiş!
Jack: Bence de, hadi kordona gidip kurbanın izlerini takip edelim!

İncele: Kordon Yürüyüş Alanı.
Jack: Demek Bombay'ın ünlü kordon yürüyüş alanı burasıymış! Şu anıt Hindistan'ın Giriş Kapısı olmalı... Ama tsunamiden sonra daha çok enkazın giriş kapısına dönmüş.
Jack: Bu hengamede nasıl ipucu bulacağız <İsim>? Memur Kumar'ın tuk tukla buradan müzeye gitmiş olduğunu bilsek bile...
Jack: Haa, daha şimdiden bir şey buldun mu? Bu kapalı devre kamerası çalışıyorsa şanslıyız demektir, suyun verdiği hasara baksana. Bakalım kilidini açabilecekmiyiz!
Jack: En kötü ihtimal yırtık kağıtları birleştiririz! Bakıyorum da birkaç adet bulmuşsun!

İncele: Kilitli Kapalı Devre TV.
Jack: <İsim>, kilidini açtığın şu kapalı devre kamerasının ekranı, kaydedilen en son görüntüde donmuş...
Jack: ...Bir saniye, görüntüdeki şahıs, kurbanın ta kendisi!
Jack: Doğru, Kumar müzeye görüntüdeki tuk tukla gitmiş olmalı!
Jack: Yani eğer şoförün yüzünü veri tabanında tanımlayabilirsen, yeni bir şüphelimiz olur <İsim>!

İncele: Şoförün Yüzü.
Jack: Kapalı devre kamerası görüntüsündeki tuk tuk şoförünün kimliğini tespit ettin! Artık kurbanı kordondan müzeye götürenin kim olduğunu biliyoruz!
Jack: Şoförün adı Sandeep Sadhra. Kumarı hayattayken gören en son kişi o olabilir! Hadi onunla konuşalım!

Sandeep Sadhra'ya kurbanı müzeye götürdüğünü hatırlayıp hatırlamadığını sor.
Sandeep Sadhra: Bombay'a hoş geldin <Rütbe> <İsim>! Tuk tukumla etrafı gezmek ister misin? Elli rupi!
Jack: O biraz beklesin Bay Sadhra. Son müşterilerinizden birinin akıbetini araştırıyoruz. Bu adamı tanıyor musunuz?
Sandeep: Elbette, elbette! Ben her müşterimi tanırım <Rütbe> <İsim>! Aile büyük olunca, hafıza çok önemli! Bende çok kuzen var! Hepsini hatırlamam lazım!
Jack: Peki bu adam? Onu müzeye götürmüştünüz, değil mi?
Sandeep: Evet, evet. Bir polis. "Benim emmioğlunun düğününe gel memur bey" dedim! Yemek yer, oynar ve...
Jack: Bay Sadhra, bu polis maalesef sizin emmioğlunun düğününde oynayamacak. Kendisi öldü!
Sandeep: Ne?! Öldü mü dediniz?!
Sandeep: Kader esrarengiz bir şey <Rütbe> <İsim>. Büyük dalga, sel, birçok ölü. Çok üzücü.
Sandeep: Ama hayattayken yaşamın değerini bilmeliyiz! Tuk tuk turuna çık! Papadum ye! Kuzenlerine sarıl! Bir tur atmak için beni araman yeterli <Rütbe> <İsim>!
(Sandeep ile konuştuktan sonra)
Jack: <İsim>, felaketten sonra bile böyle şen şakrak kalabilmek sence kültürel bir şey mi?
Jack: Yoksa bu tuk tuk şoförü düğünlerden ve kuzenlerinden bahsederek dikkatimizi mi dağıtmaya çalışıyordu?
Jack: Bilmiyorum... Asal olaylara fazla kafa yorduğumu söylüyor <İsim>. Ama Lars hiç öyle demiyor! Sence bunun nedeni...
Jack: Affedersin <İsim>. Haklısın, odaklanmamız gerek. Hadi ölü polisimizi öldüreni bulalım!

İncele: Yırtık Gazete.
Jack: Şu gazeteyi toparlayarak iyi iş çıkardın <İsim>!
Jack: Fotoğrafta kızgın bir kadın var ve manşette de diyor ki, "Artan Umut STK, geciken yardımdan ötürü polisi suçluyor."
Jack: Hey, doğru dedin, Artan Umut, Yeni Delhi'de karşılaştığımız STK! Şimdi de buradalar ve polisle sorunlar yaşıyorlarmış... ki kurbanımız da bir polis memuru!
Jack: Neyse ki fotoğrafın altında STK sözcüsünün ismi yazılı: Charity Stern!
Jack: Doğru dedin <İsim>, eğer eğer bu Bayan Stern polisle sorun yaşamışsa, kurbanla da illaki yolları kesişmiştir! Hadi onu bulalım!

Charity Stern'e kurbanla iletişime geçip geçmediğini sor.
Charity Stern: Demek Büro'daki şu meşhur <Rütbe> <İsim> sensin. Kan grubun ne? A Rh+ stoklarımız ciddi derecede azaldı ve...
Jack: Iıı, sakin olun Bayan Stern. Çalışmanızı takdir ediyoruz ama biraz farklı önceliklerimiz var. Bir cinayet işlendir ve...
Charity: Farklı öncelikler mi? Bana da anlatsanıza! Siz polislerin tek bildiği şey form doldurmak! Bürokrasi, tsunamiden daha çok insan öldürüyor!
Jack: Polise karşı epey kızgınsınız Bayan Stern. Bombay'da özellikle hayatınızı zorlaştıran birileri var mıydı?
Charity: Hele şükür beni dinleyen birisi çıktı! Aslına bakarsanız var! Deepak Kumar adında genç bir adam çalışma izinlerimizi onaylamayacağını söylüyor!
Charity: Sürekli yeni fotokopiler, yeni kanıtlar, yeni imzalar vs. vs. isteyip duruyor! Birilerinin Kumar konusunda bir şey yapması gerekli <Rütbe> <İsim>!
Jack: Birileri bu konuda "bir şey yapmış" zaten Bayan Stern. Memur Kumar öldürüldü!
Charity: Şey, bu çok üzücü bir durum. Şimdi müsaadenizle... bazılarımızın hayat kurtarması gerekiyor!

Daha sonra, merkezde...
Jack: <İsim>, o ölü polisi ilk bulduğumuzda, cinayeti çözmemiz için kilit noktanın, soruşturmalarından biri olacağını düşünmüştüm...
Jack: ...Ama görünüşe bakılırsa Memur Kumar teşkilatta daha yeniymiş ve yılgın bir yardım çalışanından daha büyük bir tehlikeyle karşılaşmamış.
Jack: Polis Şefi de Kumar'ın büyük vakalarda görevlendirilmediğini doğruları...
Jack: Ama katil, kurbanın defterindeki kendi sabıka kaydını almayı unutmamış!
Elliot Clayton: Beyler? Kurbanın ne üzerinde çalıştığını bulmak için Bombay Emniyeti'nin dosyalarını indiriyordum da... tanıdık bir isime rastgeldim!
Elliot: <İsim>, kurban, guru Om Padmasana'yı araştırıyormuş!

2. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, o ölü polisi ilk bulduğumuzda, cinayeti çözmemiz için kilit noktanın, soruşturmalarından biri olacağını düşünmüştüm...
Jack: ...Ama görünüşe bakılırsa Memur Kumar teşkilatta daha yeniymiş ve yılgın bir yardım çalışanından daha büyük bir tehlikeyle karşılaşmamış.
Elliot Clayton: Beyler? Kurbanın ne üzerinde çalıştığını bulmak için Bombay Emniyeti'nin dosyalarını indiriyordum da... tanıdık bir isime rastgeldim!
Elliot: <İsim>, kurban, Om Padmasana'yı araştırıyormuş! Hani adını ilk Yeni Delhi'de duyduğumuz şu sözde ruhani lider var ya!
Elliot: Om Padmasana bir kitap yazmış ve bir sürü de müridi var. Ama geçmişi kuşkulu bir şekilde belirsiz.
Jack: Evet, Kumar'ın gerçek suçluların peşine düşmek için fazla çömez olduğunu biliyoruz. Bu guru da farklı olmayacaktır. Belki bir yoga minderi falan yürütmüştür... ne olabilir ki?
Elliot: Memur Kumar aynı fikirde değilmiş. Guruyu gözetliyormuş, ama üzerine yıkacak bir şey bulamamış.
Elliot: Buna ne demeli: Om Padmasana şu anda kurbanın mahallesinde ve sözüm ona meditasyon dersi veriyor.
Jack: Pekala <İsim>... Kumar bu guruyu izlemişse, artık bu adamla tanışmamızın zamanı geldi!
Jack: Ayrıca elimiz değmişken kurbanın mahallesine de bir göz atarız!

Guruya kurbanın evinin yakınlarında ne yaptığını sor.
Jack: Demek şu meşhur Om Padmasana sizsiniz. Burada aylak aylak ne yapıyorsunuz?
Om Padmasana: Burada HEPİMİZ ne yapıyoruz <Rütbe> <İsim>? Evren uçsuz bucaksız! Şimdiki zaman, sonsuzluğu içinde barındıyor!
Jack: Şimdiki zamanın içinde barındırdığı tek şey benim sabrımın sınırı, Guru Efendi! Şimdi söyleyin bakalım, Memur Kumar'ı tanır mıydın?
Padmasana: Pek çok insan kendilerine yol göstermem için bana gelir <Rütbe> <İsim>. İsimlerini veya memleketlerini sormam. Hepsi benim kardeşlerimdir.
Padmasana: Kabul maliyetinde onlara sağ elimi uzatırım. Çünkü ben sağlağım. Ama sol elle de yapılabilir. Evren bunu umursamaz.
Jack: <İsim>, bana sorarsan bu adam tam bir vakit kaybı. Evren hakkında uygunsuz bir şey söylemeden evvel gidelim buradan.
Padmasana: Kızgınlığından kurtul kardeşim, bırak parlayan ışık seni de arındırsın!

İncele: Su Basmış Cadde.
Jack: Demek kurban burada yaşıyormuş... rengarenk bir yer, ama artık su içinde!
Jack: Bir anahtar destesi mi buldun <İsim>? Adres de mi var? Dur notlarıma bakayım... doğru, bu kurbanın adresi! Kumar anahtarlarını kayıp mı etmiş, yoksa biri mi ondan almış?
Jack: Doğru dedin, anahtarların üzerinde bir madde var! Hemen örnek alalım!
Jack: Hey, aldığın şu broşür, Bombay Müzesi için bir ziyaretçi rehberi! Bunu düşüren her kimse cinayet mahallini de ziyaret etmiş olmalı!
Jack: Haklısın, broşürün üzerinde elle "Deepak" yazılmış! Bu kurbanın adı! Yazının geri kalanını kurtarabilir misin?

İncele: Solmuş Broşür.
Jack: <İsim>, müze broşüründeki o mesajda diyor ki: "Deepak, canını aldığım için üzgünüm. "Affetmek güçlülere mahsus bir özelliktir"."
Jack: Haklısın <İsim>, bu mesaj açıkça katil tarafından yazılmış! Keşke katiller bir de itiraflarının altına imzalarını atsalar!
Jack: Şu affetmek hakkındaki alıntı, katil hakkında daha fazla ipucu verebilir mi diyorsun? Dupont'un bunun anlamını açıklamaktan keyif alacağından adım gibi eminim!

Analiz et: İtiraf Mesajı.
Armand Dupont: Ah Mes amis, Bombay Müzesine olanlar çok üzücü! Onca hazine sudan mahvoldu!
Dupont: Tsunamiden bir gün önce, Gandi'nin hayatıyla ilgili bir sergi açıldığını biliyor muydunuz? Sergide gözlüğü, deri sandaletleri ve...
Jack: Ah Dupont ah, şevkini anlıyoruz, valla bak... Ama bize şu müze broşüründeki itiraf mesajına dair bir şeyler anlatsan gari?! Deepak Kumar'ın cinayetine açık bir itiraf şayet!
Dupont: Ben de tam olarak bundan bahsediyorum zaten! O mesaj, Gandi'nin en meşhur sözlerinden biri! "Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere mahsus bir özeliktir!"
Jack: Nasıl yani... Katil itirafında Gandi'den alıntı mı yapmış? Gandi şiddeti kınamasıyla ünlü değil miydi?
Dupont: Belli ki katil vicdan azabı duymuş! Kesin olan şu ki katil, Gandi'nin yaşamına ve eserine çok aşina!
Jack: Harika... polis öldüren bir Gandi meraklısı, tam da aradığımız şey. <İsim>, bunu sindirmek için biraz hava almam gerek...
Jack: İyi fikir, hadi biraz kordonda yürüyelim!

İncele: Yıkılmış Kordon.
Jack: Çamurdan ne topladın <İsim>? Aşırı hız cezası mı? Doğru, Bombay Emniyeti tarafından kesilmiş.
Jack: Hımm, biraz uzak bir ihtimal. Atılmış bir hız cezasının polis cinayetiyle bağlantısı olma ihtimali ne kadardır ki?
Jack: Biz elimizden gelenin en iyisini yaparsak evren bizi taze bir ipucyla ödüllendirir mi?
Jack: Hacı, sakın kalkıp bana şu gurunun kitabını okuduğunu söyleyeyim deme. Yine de sen bilirsin gerçi. Üstekki şu referans numarasını okunur hale getir! Bakalım evren bize bir çıkış noktası gösterecek mi!
Jack: Bir adet de polis şapkası mı buldun? Hey, yan tarafında kurbanın adı yazılı!
Jack: Evrenin bize yardım etmesiyle neyi kastettiğini şimdi anladım! Hadi kurbanın şapkasına sıkışık olan saçtan bir örnek alalım!

İncele: Aşırı Hız Cezası.
Jack: Aşırı hız cezasındaki referans numarasını açığa çıkararak iyi iş çıkardın <İsim>!
Jack: Ama ben yine de bu cezanın evrenin bir hediyesi mi, yoksa çöp mü olduğundan emin değilim. İyisi mi bunu Elliot'un soğuk ve bilimsel ellerine teslim edelim!

Analiz et: Referans Numarası.
Elliot Clayton: Bombay Emniyeti'nin veri tabanı Hindu kaos tanrısı falan mı tasarlamış <İsim>? Trafik suçlarını girmenin 37 farklı yolu var! Müthiş olduğu kadar ürkütücü de bir şey bu!
Elliot: <İsim>'in çıkardığı bu seri numarası, suça karışan aracın plaka numarasıyla cezayı kesen polis memurunun kimliğinin muhteşem bir birleşimi.
Elliot: Kayıtlara bakılırsa bu ceza, bizzat kurban Deepak Kumar tarafından kesilmiş...
Elliot: ...Hız ihlali yapan araçta Sandeep Sadhra adına kayıtlı! Kendisi tuk tuk şoförü ve bu ihlal nedeniyle ehliyetini kaptırmış.
Jack: Bir saniye... daha önce karşılaştığımız tuk tuk şoförü değil mi bu? Kurban onun ehliyetine el mi koymuş yani? Eminim Sandeep açısından hiç hoş gitmemiştir!
Jack: Aşırı hız cezasını almakta haklı çıktın <İsim>! Şu Sandeep'le tekrar konuşmanın vakti geldi!

Sandeep Sadhra'yı ehliyetini kaybetmesi konusunda sorgula.
Jack: Sandeep, bize Meumur Kumar'ın ehliyetini iptal ettiğinden bahsetmemiştin!
Sandeep Sadhra: Bunu öğrenmemeni umuyordum <Rütbe> <İsim>! Tuk tuku mu kaybetmeyi göze alamam! O benim ekmek teknem!
Sandeep: Ayrıca da mutluluk kapım!
Jack: Bir dizi ihlal gerçekleştirdiğin inkar edilemez ama! Aşırı hız yapma, İKİ KEZ bir ineğe geçiş önceliği vermeme... Bombay vatandaşları için bir tehlikesin resmen!
Sandeep: Tuk tuku mu seviyorum <Rütbe> <İsim>, iyi de kullanırım! Sağ elimle direksiyonu tutar, sol elimle de geçenlere el sallarım! En güzel iş!
Sandeep: Ehliyetimi almaması için Memur Kumar'a yalvardım! Ona rüşvet niyetine kuzenimin vindalosunu bile teklif ettim. Ama rüşvet kabul etmediğini söyledi!
Jack: Yani sırf araç sürmene izin vermedi diye mi bir polis memurunu öldürdün?
Sandeep: Öldürmek mi? Ben insanları incitmem! Bazen biraz hızlı sürerim, ama sabıka kaydımda olan tek şey bu <Rütbe> <İsim>!
Jack: Umarım doğru söylüyorsundur Sandeep, yoksa tuk tukunla tam gaz hapsi boylarsın!

İncele: Kurbanın Şapkası.
Jack: Kurbanın şapkasındaki saç parçalarını vakumlayarak iyi iş çıkardın <İsim>! Bunların kurbana ait olmadığı gün gibi ortada!
Jack: Haklısın <İsim>, bu konuya bilimsel açıdan yaklaşmak gerek. Hadi şu saça mikroskop altında bakalım!

İncele: Sarı Saç.
Jack: <İsim>, mikroskopa göre kurbanın şapkasında bulduğun saçtaki DNA Charity Stern'e aitmiş!
Jack: Charity Stern, Kumar'ı idari geciktirmeler sebebiyle suçlayan şu STK sözcüsü kadın... ama bu, saçının Kumarı'ın polis şapkasında nasıl bittiğini açıklamıyor!
Jack: Haklısın, Charity Stern'ü tekrar buraya getirmeliyiz!

Charity Stern'e, saçının kurbanın şapkasında ne işi olduğunu sor.
Jack: Bayan Stern, Hİndistan'daki çalışma izninizden Memur Kumar'ın sorumlu olduğunu söylemiştiniz. Ama bu, saçınızın şapkasında ne işi olduğunu açıklamıyor!
Charity Stern: Tamam, ufak bir detayı atladım <Rütbe> <İsim>... Tamamen şahsi nedenlerden ötürü.
Charity: Deepak ile çıkıyorduk. Onunla flört etmek için şapkasını taktım.
Jack: Hee! Kurbanla ilişkiniz mi vardı?
Charity: Tek istediğim Deepak'ın çalışma iznimi imzalamasıydı! Kavgayla bir yere varamayacaktım, bende flört etmeyi denedim! Beni egzotik bulmasını ummuştum!
Jack: Evet, bunu anlayabilirim! Kız arkadaşım Asal bir Mossad ajanı ve...
Charity: Ama sonunda geri tepti!
Charity: Deepak, vize süremin geçmesinden ötürü sabıkam olduğunu öğrenince, bana yardım ederse başının belaya gireceğini söyledi!
Jack: Yani çalışma izninizi imzalaması için kurbanı ayartmaya çalıştınız, öyle mi? Umarım planlarınız suya düştü diye onu vurmamışsınızdır Bayan Stern! Yoksa yakında kendinizi hapisteki hayır işlerine adamanız gerekebilir!

İncele: Kurbanın Anahtarları.
Jack: Harika <İsim>, kurbanın anahtarlarındaki maddeden örnek almayı başardın! Hadi bunu Lars'a götürelim!

Analiz et: Bilinmeyen Madde.
Lars Douglas: Tam zamanında geldin <İsim>! Sana bir esprim var. Alo.
Jack: Efendim?
Lars: Ben minnettar.
Jack: Hangi minnettar?
Lars: <İsim> kaybolan anahtarı bulduğu için herkes ondan minnetar! Çaktın? Minnettar - anahtar?
Lars: Bahsi geçmişken... kurbanın anahtarlığından aldığın maddede DNA kalıntıları vardı!
Jack: İyi de... bu anahtarlık zaten kurbanın, üzerindeki DNA'da haliyle kurbana ait olmalı.
Lars: Aaha! Sen öyle san! DNA kurbanla kısmen eşleşti, hatta aralarında kan bağı olacak kadar. Ama şöyle önemli bir fark var: bu kişi bir kadın!
Lars: Veri tabanı da bunu doğruları <İsim>: kurbanın bir kız kardeşi varmış! Adı Amrita Kumar ve kendisi ağabeyinden iki yaş küçük.
Jack: Hımm <İsim> doğru diyor, Kumar'ın polis olmasına o kadar odaklandık ki kişisel hayatına bakmayı unuttuk. Şu kız kardeşle sohbet etmenin vakti geldi <İsim>!

Amrita Kumar'ı ağabeyi hakkında sorgula.
Amrita Kumar: Abim olmadan ne yaparım ben <Rütbe> <İsim>? Benim tek ailem oydu!
Jack: Yalnız mı yaşıyorsun Amrita? Büyük bir şehirde yaşamak genç bir kadın için zor olmalı...
Amrita: Hey, beni küçümsemenize gerek yok! Ben çağdaş birisiyim, kendimi savunabilirim!
Amrita: Abim ve ben sokaklarda, hırsızların ve yetimlerin arasında büyüdük. Hayal bile edemeyeceğiniz badireler atlattık. Bir keresinde dükkandan mal aşırırken yakalanıp hapse bile atıldım!
Amrita: Ama o günden sonra hayatlarımıza çeki düzen verdik: Deepak polis oldu, ben de bir çağrı merkezinde iş buldum.
Jack: Deepak'ın canını kimin yakmış olabileceğine dair bir fikrim var mı Amrita?
Amrita: Polislik yapmadığı zamanlarda, abim sakin bir hayat sürerdi <Rütbe> <İsim>.
Jack: Anladım. Son bir şey daha Amrita: abinin anahtarlarının sana iade edildiğine dair şu formu imzalaman gerekiyor.
Amrita: Buyrun. Umarım Deepak'ın katilini bulursun <Rütbe> <İsim>!
(Amrita ile konuştuktan sonra)
Jack: Sende gördün mü <İsim>? Amrita imzasını sağ eliyle attı! Artık profiline onun sağlak olduğunu ekleyebiliriz!

Daha sonra, merkezde...
Jack: <İsim>, sanki boşa kürek çekiyormuşuz gibi geliyor... ve selden de bahsetmiyorum! Cidden bu soruşturma bir yere varacak gibi değil!
Jack: Bir polis memuru, Bombay'ın ufak tefek suçlularını soruştururken vurularak öldürüldü.
Jack: Kurbanın yakaladığı vatandaşlar arasında hız yapan bir tuk tuk şoförü...
Jack: ...Aydınlanma vaat eden ruhani bir guru ve... aa, telefon çalıyor!
Jack: Archer konuşuyor.
Şef Medhekar: <Rütbe> <İsim>! Derhal yetiş! Desteğe ihtiyacım var! Kumarı'ın cinayet vakasında birini tutuklamak üzereyim!

3. Bölüm

Jack Archer: <İsim>, sanki boşa kürek çekiyormuşuz gibi geliyor... ve selden de bahsetmiyorum! Cidden bu soruşturma bir yere varacak gibi değil!
Jack: Bir polis memuru, Bombay'ın ufak tefek suçlularını soruştururken vurularak öldürüldü... aa, telefon çalıyor!
Jack: Archer konuşuyor.
Şef Medhekar: <Rütbe> <İsim>! Derhal yetiş! Desteğe ihtiyacım var! Kumarı'ın cinayet vakasında birini tutuklamak üzereyim!
Jack: Şef Medhekar? Neredesiniz?!
Medhekar: Kurbanın adresindeyim! Şüpheli bir şahsı takip ediyorum <Rütbe> <İsim>, ama sen olmadan harekete geçmek istemiyorum!
Jack: Hemen oraya intikal ediyoruz! Hadi kurbanın sokağına gidelim <İsim>!

-Kurbanın adresinde...-
Jack: Şef Medhekar, buradayız! Neler oldu?
Medhekar: Birisi kurbanın evini gözetliyordu! Onu enseleyebilmek için hareket etmesini bekledim!
Medhekar: Ama... şey, ben sizi ararken tüymüş olmalı! Adam gibi bakmaya bile fırsatım olmadı...
Jack: Anladım. Merak etmeyin. Bundan sonrasını <Rütbe> <İsim> devralıyor.
Jack: Aramızda kalsın <İsim> ama, bu bir polis amirinden beklenmeyecek bir sakarlık! Medhekar hedef saptırmaya çalışıyor olmasın?
Jack: Her neyse, madem buradayız, o zaman kurbanın evine bir kez daha bakalım. Ayağımıza kara sular da inse bu katili yakalamalıyız!

İncele: Cadde Köşesi.
Jack: Gördüğüm üzere bir çanta bulmuşsun <İsim>. Eğer şansımız varsa, bu çanta Medhekar'ın gözetlediği şu "şüpheli"ye aittir! Hızlıca ararsak öğreniriz!
Jack: Şu yaş kağıt ise bildiğin polis belgesi, ayrıca üzerine kurbanın bilgileri var! Hadi metnin kalanını açığa çıkaralım!
Jack: Şu turuncu kağıt parçalarını birleştireceğim diyorsan, seninle tartışmamam gerektiğinin gayet farkındayım.
Jack: Pekala <İsim>, şu polis katiline Büro'nun suçlulara nasıl davrandığını gösterme vakti geldi!

İncele: Kayıp Çanta.
Jack: <İsim>, aldığın şu sırt çantası, kurbanın kız kardeşi Amrita'ya ait! Çağrı merkezi rozeti onu ele verdi!
Jack: Şu garip fırça da ne peki? Bir yerlerden tanıdık geliyor... Makyaj malzemesi falan mı? Sonuçta bir kızın çantasından çıktı!
Jack: Ne? Bu bir silah temizleme fırçası mı dedin? Ben zahmet edip kendiminkini hiç temizlemem...
Jack: Doğru dedin, eğer Amrita, silah temizlemeyi benden iyi biliyorsa, onunla kesinlikle tekrar konuşmalıyız!

Amrita Kumar'ı silah temizleme fırçası konusunda sorgula.
Jack: Amrita, <Rütbe> <İsim> sırt çantanda bir adet tabanca temizleme fırçası buldu! Bize silahın olduğundan hiç bahsetmemiştin!
Amrita Kumar: Elbette silahım var! Beni narin bir çiçek olarak görmekten vazgeçin artık! Size söyledim ya, ben modern bir kızım, yalnız yaşıyorum, kendimi korumayı bilirim.
Jack: Abin silah taşıman konusunda ne düşünüyordu peki? Eminim bir polis olarak bundan pek hoşnut değildi!
Amrita: Deepak mı? Bana bu silahı kendisi aldı!
Amrita: Ne demiş Gandi: "Bir şeye inanıp da onu yaşamamak dürüstçe değildir." Bir polis olarak abiö beni güvende tutması gerektiğine inanıyordu, bu nedenle bana kendimi savunmayı o öğretti!
Amrita: Her neyse, artık silahım yok zaten. Tsunami diğer tüm eşyalarımla birlikte silahımı da alıp götürdü. Şimdi de abimi kaybettim...
Jack: Hikayenin su tutup tutmadığını zaman gösterecek Amrita. Aksi takdirde, adalet dalgası seni doğrudan hapse sürükler!

İncele: Paramparça Afiş.
Jack: Birleştirdiğin o kağıt bir afişmiş <İsim>... Üstelik de Om Padmasana'nın ruhani öğretisi hakkında!
Jack: Evet, afişin üstünde ayrıca elle yazılmış bir yazı da var! "Deepak" tarafından yazılmış. Yalnız ben Hintçe okuyamıyorum... Ya sen?
Jack: <İsim>, cevaba bu kadar yaklaşmışken güzel bir yazının bizi saptırmasına izin veremeyiz! Dupont bu mesajı bizim için çözer!

Analiz et: Ruhani Afiş.
Armand Dupont: Mes amis, tıpkı <İsim>'in de şüphelendiği üzere, afişteki yazı Hintçe yazılmış!
Dupont: Bombay nüfusunun %30'u Hintçe konuşur. Konuştuğu diğer diller ise Marathice, Guceratça ve...
Jack: Hayran kaldık, ama ortada ölü bir polis var ve bu mesaj da son yazdığı şeylerden biri! Ne diyor mesajda?
Dupont: Mesajın çevirisi aynen şöyle: "Hakkındaki gerçeği biliyorum, Guru efendi!". "Guru efendi" derken alaycı bir biçimde belirtmiş. Sanki gurunun gerçekliğini sorguluyormuş gibi.
Dupont: Bu da garip bir durum, zira toplum ruhani liderlere büyük saygı duyar!
Jack: Om Padmasana binlerce müridini aldatmış olabilir, ama bu mesaj Kumar'ın onlardan biri olmadığını gösteriyor!
Jack: Kumar'ın guru hakkında ne öğrendiğini bilmiyoruz, ama kesin olan bir şey var <İsim>. O da Padmasana Bey ile bir kez daha konuşmamız gerektiği!

Guruya kendisi hakkındaki gerçeği anlatması için baskı yap.
Om Padmasana: Namaste <Rütbe> <İsim>! Evrenin seni sarmalayan enerjisini hissedebiliyor musun?
Jack: Şuna devam edersen, hissedeceğin tek şey bileklerini morartan kelepçeler olacak, Om Bey! Bize bu mesajdan bahset! Memur Kumar'ın senin hakkında öğrendiği "gerçek" neydi?
Padmasana: Memur Kumar ruhani toplantılarıma gelirdi. Onun gerçeği aradığını düşünüyordum.
Padmasana: Ama meğersem polismiş!
Jack: Tebrikler Guru efendi. Yavaş da olsa bize yetişmeye başladın nihayet. Evet, Memur Kumar bir polisti...
Jack: ...Ve seni takip etmişse bunun için iyi bir nedeni olmalı!
Padmasana: Her zaman doğru yoldan gitmediğim doğrudur <Rütbe> <İsim>. Ama işlediğim suçlar geçmiş yaşama ait. Parlayan ışığı görünce yeniden doğdum!
Padmasana: Gördüğüm kadarıyla sinirli birisisin Bay Archer. Memur Kumar'da hep sinirliydi. Ama benim tavsiyemi dinlemeseniz de Gadi'ninkini dinleyin: "Sabrını kaybetmek, savaşı kaybetmektir."
Jack: Bay Padmasana, gerçekten deli misin yoksa numara mı yapıyorsun bilmiyorum, ama Kumar'ı öldürdüysen her halükarda içeridesin demektir! Ya hapiste, ya da tımarhanede! Bunun üzerine meditasyon yapın!

İncele: Islanmış Kağıt.
Jack: <İsim>, o ıslak polis formu, Kumar hakkında düzenlenmiş bir... disiplin raporuymuş!
Jack: Ayrıca rapor Şef Medhekar tarafından imzalanmış! Çok garip! Şef, Kumar'ın işte sorun yaşadığından hiç bahsetmemişti!
Jack: <İsim>, sence deminden beridir yanlış taşın altına mı bakıyorduk? Asıl patronunun ensesinde boza pişirmemiz gerekirken, Kumar'ın cinayetini, şüphelilerden biriyle ilişkilendirmeye çalışıyorduk?
Jack: Haklısın <İsim>, hadi Şef Medhekar'ı biraz terletelim!

Şef Medhekar'a kurbana karşı yürütülen disiplin soruşturmasını sor.
Jack: Şef Medhekar, bize Kumar'ın disipline gönderildiğinden bahsetmemiştiniz! Böyle önemli bir kanıtı saklamamanız gerektiğini biliyor olmalısınız!
Şef Medhekar: Ben... Sadece kurbanın adına leke sürülmesin istedim <Rütbe> <İsim>!
Medhekar: Gerçi Kumar bunu hak etmiyordu ya! Açıkça polis kurallarını ihlal ederek, başına buyruk bir biçimde insanların geçmişlerini kurcalıyordu! Ona eski defterleri açmamasını söyledim, ama hiç oralı olmadı!
Jack: Kumar arkanızdan insanları mı soruşturuyordu? Sanki bulmasını istemediğiniz bir şey varmış gibi! Belki de sizin geçmişinizden bir şey?
Medhekar: Tamam <Rütbe> <İsim>, itiraf ediyorum. Gençliğimde bir sokak çetesindeydim! İşte öğrendin!
Medhekar: Emniyet bile ilk katıldığım zaman bunu sorun etmemişti! Gandi'nin de dediği gibi: "Günahtan nefret et, günahkarı sev"! Polis olmak özveri gerektirir, bunu sen de iyi bilirsin <Rütbe> <İsim>!
Medhekar: Fakat Kumar polisliğin, geçmişteki hataları nedeniyle insanların hayatlarını mahvetmekten ibaret olduğunu sanıyordu! Sonunda baltayı taşa vurup kendi sonunu hazırladığına şaşmamalı!
Jack: Umarım Kumar'a ders vermeye kalkan siz değilsinizdir, Şef Medhekar! Mahkeme katiller konusunda Gandi kadar bağışlayıcı değil!

Daha sonra, merkezde...
Jack: <İsim>, halen Kumar'ın cinayetiyle ilgili bir şeyler eksik ama ne olduğunu bir türlü kestiremiyorum!
Jack: Gurunun bir şeyler sakladığından eminim. Eğer Kumar bunu ifşa etseydi onun sonunu getirebilirdi...
Jack: Gerçeği ifşa etmekten bahsetmişken: Kumar bunun yüzünden Amiri ile de sorun yaşamış! ve şüphelerinde haklı çıksaydı, Kumar'ı tehlikeye atabilirdi.
Jack: Kumar'ın kız kardeşi de hiddetli ve inatçı bir genç kız... Eğer abiside onunla aynı kumaştansa, hayatı belki de o kadar sakin değildi...
Ingrid Bjorn: <İsim>! Archer! Burada meditasyon yapmak da nereden çıktı? Hemen müzeye gitmelisiniz! Suları çekip müzeyi yeniden ziyaretçilere açacaklar!
Jack: <İsim>, şu anda en son ihtiyacımız olan şey delillerin temizlik sırasında yok olması! Hemen müzeye geri dönsek iyi olur!

İncele: Müze Girişi.
Jack: <İsim>, şu mendilde kurbanın adının baş harfleri var! Ne yapacağını biliyorsun, hemen üzerindeki maddeden bir örnek al!
Jack: Doğru dedin, temizlik ekipleri olası bir delili atmadan şu plastik kutunun içini aramamız gerek!
Jack: <İsim>, nihayet akıntı şansımızdan yana döndü! Katili çok yakında içeriye atacağımıza eminim!

İncele: Plastik Kutu.
Jack: <İsim>, iyi ki o plastik kutuyu yoklamışsın! Yoksa o tabanca yanlış ellere geçebilirdi!
Jack: Eğer bu cinayet silahıysa, şimdiden hücre kapısının bu polis katilinin üzerine çarpılma sesini duyar gibiyim! Tek yapacağımız şey bunu Jonah'a göndermek!

Analiz et: Tabanca.
Jonah Karam: Müzede bulduğun tabanca kesin kez cinayet silahı <İsim>. Dumanı tütüyor diyeceğim ama, sırılsıklam olmuş!
Jonah: <İsim>, silah ateşlendiğinde namlu, çıkan kurşunda minik izler bırakır. Ve bu tabanca tarafından bırakılan izler, kurbanın cesedindeki mermiden çıkan izlerle örtüşüyor.
Jonah: Tabii asıl soru ise silahı KİMİN ateşlediği. Bunu araştırırken ayrıca tetiğe takılmış küçük iplikler buldum. Şimdi Lars size sonuçları açıklayacak!
Lars Douglas: Selam <İsim>. Tabancadaki iplikler pamuk, çoğunlukla kıyafetlerde kullanılan türden.
Lars: Muhtemelen silahla temas ettiğinden dolayı, örnekte yağ ve metal izleri vardı. Katil tabancadan parmak izlerini silmek için bir tür kumaş kullanmış olmalı.
Lars: Örnekte ayrıca insan teri de vardı. Yani bahsi geçen kumaş, giydiği bir şeye ait olmalı. Son olarak, yeşil renk olduğunu tespit ettim.
Jack: Yani katil yeşil giyiyor! Hadi onu yakalayalım <İsim>!

İncele: Kurbanın Mendili.
Jack: Kurbanın mendilindeki maddeden örnek almayı başardın <İsim>! Haydi doğru Lars'a!

Analiz et: Madde.
Lars Douglas: <İsim>, kurbanın mendilinden aldığın bu madde sana bilimin neden müthiş bir şey olduğunu gösterecek!
Jack: İyiymiş kardeş, de biraz acele etsen!
Lars: Bunu söyleyeceğini biliyordum! O halde, gözyaşlarının kimyasal bileşenine dair Bangalor Üniversitesi'nde yürütülen deneylerle ilgili bölümü atlıyorum?
Jack: Gözyaşları mı? Ne alakası var, hacı? Birisi kurbanın mendiline mi ağlamış? Bunun katil olduğunu nasıl anladın?
Lars: Beni dinle birader. Bu madde, gözyaşlarıyla, halk arasında sümük olarak adlandırılan burun mukozasının bir karışımı. Ne yazık ki profil çıkarmak için yeterli bir DNA değil.
Lars: Ama şöyle bir şey var: örnekte gümüş kalıntılarına da rastladımk ki ağladığımızda insan vücudu gümüş salgılamaz. Ama hızma gibi pirsinglerde sıkça rastlanan bir malzemedir.
Lars: Kurban takı takmıyordu, yani gümüş içeren bu madde ondan gelmiş olamaz. <İsim>, gözyaşları katile ve içinde çözünmüş gümüş kalıntıları da hızmasına ait.
Jack: Belki de katil, Kumar'ı vurmuş olmasa ağlamasına gerek kalmayacaktı! Ama hızması sayesinde <İsim> onu tutukladığında istediği kadar gözyaşı dökebilir!

Jack: <İsim>, Memur Kumar'ın katilini tutuklamak için gereken tüm delile sahibiz! Bir meslektaşımız için adaleti sağlama vakti geldi!

Katili Tutukla.
Jack: Amrita Kumar, abin Deepak'ı öldürmekten tutuklusun!
Amrita Kumar: Delirdiniz mi siz?! Deepak benim abimdi! Çocukluğumuzdan beridir birbirimizi kollarız biz!
Jack: Onu vurmak nasıl bir kollamaysa artık! <Rütbe> <İsim> tabancanı müzede buldu! Hani şu tsunaminin alıp götürdüğünü söylediğin tabancanı!
Amrita: Sırf ateş edebildiğimi bildiğiniz için cinayeti üstüme yıkmaya çalışıyorsunuz!
Jack: Ateş etmek demişken, <Rütbe> <İsim> tabancanın üstünde iplikler buldu! Laboratuvar yalan söylemez. İplikler giysinden geliyor!
Amrita: Abimi öldürmek için bir nedenim yoktu! Onu seviyordum!
Jack: Onu sevdiğini biliyoruz. Onu vurduktan sonra saatlerce ağlamışsın. Gözyaşlarını Deepak'ın mendiline silmen sayesinde...
Amrita: Ağladım çünkü bu bir kazaydı! Abimi öldürmek istememiştim! Yabancı birinin bana saldırdığını düşündüğüm için silahımı kullandım!
Amrita: Birinin bana arkamdan yaklaştığını fark ettiğimde müzede yalnızdım. Gaspa uğrayacağımı sandım... Daha önce de başıma geldi.
Amrita: Sonra tam da Deepak'ın bana öğrettiği gibi arkamı dönüp ateş ettim. Her şey o kadar hızlı oldu ki adamın abim olduğunu anlayana kadar çoktan ölmüştü.
Jack: Evet, iyi nişancı olduğun kesin... Ama Deepak sana tetiği çekmeden önce hedefini tespit etmeyi öğretseymiş daha iyi olacakmış!
Amrita: Oradan ahkam kesmek kolay tabii Bay Archer! Sizce kendi öz abimi vurmak istemiş olabilir miyim?!
Jack: Polise gidip teslim olabilirdin! Ama onun yerine kanıtlardan kurtulmaya çalıştın! Hatta Deepak'ın çantasını arayıp kendi sabıka kaydını yok ettin!
Amrita: Ne yaptığımın farkında değildim ki. Paniklemiştim!
Amrita: Sonra hayatta kalma içgüdüm devreye girdi. Varoşlarda büyümek insanı böyle yapıyor. Deepak da benim hapse girmemi istemezdi.
Jack: Ama Deepak öldü, ve sen de onu öldürmekten tutuklusun!

Yargıç Adaku: Amrita Kumar, bir polis memurunu öldürmekten ötürü mahkeme karşısındasın. Kasıtsız adam öldürmek suçundan yargılanmayı talep ettin.
Amrita: Evet Sayın Yargıç. Kurban benim abimdi ve onu kazara vurdum.
Adaku: Anladım. Bombay zor dönemlerden geçiyor ve hoşgörülü davranmaya meyilliyim. Suç kasıtın olmayışını dikkate alacağım.
Adaku: Ama bir polis memuru öldü ve Büro'yu soruşturmada yanlış yönlendirdin. Bu yüzden seni yedi yıl hapse mahkum ediyorum.
Amrita: Ben zorluklara alışkınım Sayın Yargıç, hapis cezasının da üstesinden gelirim. İşlediğin suçun azabı sonsuza dek içimde kalacak.

Daha sonra, merkezde...
Jack: Ne hüzünlü bir vakaydı ama <İsim>! Bir polisin cinayeti insanı can evinden vuruyor...
Jack: ...Amrita'ya da üzülüyorum açıkçası. Kızcağızın abisini öldürmek istememiş olduğu çok açık.
Lars: Seninde mi canın sıkkın kardeşim? Üçümüz beraber köri soslu tavuk yemeye ne dersiniz? Kordonda harika bir yer biliyorum!
Jack: Tam da aradığımız şey bu olabilir!
Jack: <İsim>, Ingrid bir yerlerden fırlayıp üzerimize iş yıkmadan topukulayalım hemen!

Yeni Bir Işık 2

Jack Archer: Ee <İsim>, Lars ve benle birlikte köri soslu tavuk yemeye var mısın?
Ingrid Bjorn: Bir sanide dur Archer! <Rütbe> <İsim> ve senin için kısa bir açıklama yapmam gerekiyor!
Jack: Ciddi misin sen? Tam da zor bir günün ardından yorgunluk atarız diye düşünürken mi?
Ingrid: Tamamen dikkat kesilmen ne güzel Archer. Öncelikle halen bir SOMBRA faaliyeti tespit edemedik, ama Şef herkesin gözünü dört açmasını istiyor.
Ingrid: İkincisi ise, seni görmek isteyen birisi var <İsim>. Kendisiyle soruşturmada karşılaştığını söylüyor.
Jack: Kötülere dinlenmek yok, he <İsim>! Tamam, içeri gelsin bakalım!
Sandeep Sadhra: Gözünü seveyim yardım et <Rütbe> <İsim>! Kuzenime onu Yeni Delhi'ye götüreceğim diye söz verdim ama ehliyetimi bir türlü geri alamadım!
Sandeep: Memur Kumar ehliyetime el koyduğu sırada kordondaydım! Eğer ehliyetimi bulursan bir saha hiç aşırı hız yapmayacağım <Rütbe> <İsim>, söz veriyorum!
Jack: Önceki hayatımda bunu hak edecek ne yaptım bilmiyorum <İsim>... Pekala, kordonu arayacağız.
Ingrid: Az önce Bombay Emniyeti'nden aradılar <İsim>. Şef Medhekar önemli olduğunu söyledi.
Jonah Karam: Şefi görmeye seninle gelmek istiyorum <İsim>. Laboratuvarda canım sıkılıyor... Hatırlarsan eskiden saha ajanıydım. Güzel, hadi gidelim o zaman!

Şef Medhekar'a neye ihtiyacı olduğunu sor.
Şef Medhekar: Arkamdan milleti soruşturduğu için Kumar'a fazla sert davrandığımın farkındayım <Rütbe> <İsim>. Kötü bir polis değildi aslında.
Medhekar: Ölmeden önce Kumar, tehlikeli bir suçlunun peşinde olduğundan bahsetmişti. Ama bana kanıtları göstermeye vakti olmadı.
Jonah: Anladım Şef. <Rütbe> <İsim>'den Kumar'ın ne öğrendiğini bulmasını istiyorsunuz, doğru mu?
Medhekar: Doğru. Sorun şu ki, aradığım şeyin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Tek bildiğim şey Kumar'ın bazı kanıtları evinde sakladığı. Gerçi tsunamiden sonra mahallenin her yerinde olabilir.
Jonah: <Rütbe> <İsim> bunu halleder Şef. Bölgeyi didik didik edip bir şey bulursak sizi bilgilendiririz!

İncele: Su Basmış Cadde.
Jonah: <İsim>, şu kutunun üstünde "kanıt" yazıyor! Memur Kumar'ın şüpheli hakkında topladığı kanıtlar burada olmalı! Hadi içini arayalım!

İncele: Kanıt Kutusu.
Jonah: Kanıt kutusunun içinde bir adet pasaport buldun <İsim>! Bu şahsı tanıdığını mı söylüyorsun?
Jonah: Bu adamı Om Padmasana olarak mı tanıyorsun? Bir çok müridi olan bir ruhani lider demek?
Jonah: Memur Kumar'ın soruşturduğu şüpheli bu herif olmalı, gerçi henüz nedenini bilmiyoruz!
Jonah: Bence de <İsim>, şu pasaporta bir pudra atmanın vakti geldi!

İncele: Solmuş Pasaport.
Jonah: <İsim>, kanıt kutusunda bulduğun pasaportun üzerindeki ismi açığa çıkarmayı başardın! Burada adamın Ezra Hope adında bir Amerikalı olduğu yazıyor.
Jonah: Hımm... Ezra Hope... Bu adamın adının Om Padmasana olduğunu söylememiş miydin?
Jonah: Bu herif her kimse Kumar'ın onun şüpheli olduğunu düşündüğünü biliyoruz.
Jonah: Haklısın, daha derine inmeliyiz. Belki Elliot bizim için bu pasaportu inceleyebilir!

Analiz et: Pasaport Bilgileri.
Jonah: Selam minik deha. <İsim> ile bulduğumuz pasaporttan ne haber?
Elliot Clayton: Pek ilginç şeyler buldum. Öncelikle Ezra Hope ve Om Padmasana'nın aynı kişi olduğunu doğrulayabilirim.
Elliot: Ezra geçen yıla kadar ABD'de yaşıyormuş fakat birden bire varını yoğunu toplayıp Hindistan'a taşınmış.
Jonah: Amerikan polisi peşinde miymiş peki? Ani ayrılışının nedeni bu olabilir.
Elliot: Ezra'nın kayıtlarında ufak tefek kabahetler bulabildim... misal marihuana bulundurmak gibi.
Jonah: Yani bizim çakma guru eskiden bir keş miymiş? Neden şaşırmadım acaba... Ama geçmişini silmedeki kararlılığı, işin içinde başka bir şey olabileceğini düşündürüyor.
Jonah: Haklısın <İsim>, Padmasana'yı geçmişi konusunda sorgulamamız gerek!

Guruyu eski kimliği konusunda sorgula.
Jonah: Selamlar Guru efendi. Yoksa Ezra Hope'mu demeliyiz?
Om Padmasana: Ah, demek geçmiş hayatımı öğrendin <Rütbe> <İsim>.
Jonah: Sadece ABD'den kaçtğını biliyoruz. Böyle apar topar Hindistana gelmenin nedeni nedir?
Padmasana: Eski hayatımı çok iyi hatırlamıyorum <Rütbe> <İsim>. Dürüst olmak gerekirse kafam dumanlıydı. Çölde yaşıyordum, hippilerle, motorcularla ve diğer kanun kaçaklarıyla takılıyordum...
Padmasana: ...Ta ki bir gün parlak bir ışık görünceye kadar! O zaman hayatımı değiştirmem gerektiğini anladım! Huzuru bulmak ve başkalarının da bulmasına yardım etmek için Hindistan'a geldim.
Jonah: Eminim müritlerin bu saçmalıklara kanıyordur, ama polis kolay kolay kanmaz! Hindistan'da ne dümenler çeviriyorsun "Padmasana" Efendi?
Padmasana: Bay Karam, ruhunuzu öfkeden arındırmalısınız. Karmanızı yenilemek için Bombay Müzesi'ne gidin. Orada her şey daha net olacaktır.
Jonah: Müze mi? Niye ki? Orada bir şey mi saklıyorsun? Gidip bir göz atsak iyi olur <İsim>!
Jonah: Ama müzeye gitmeden önce birkaç bir şey atıştırsak iyi olur <İsim>. Bu ruhani zırvalar karnımı acıktırdı yeminlen!

İncele: Su Basmış Müze.
Jonah: <İsim>, Padmasana bizi neden buraya gönderdi? Bizi yanlış yönlendirmeye falan mı çalışıyor?
Jonah: Haklısın, şu muska ipucuna benziyor. Tozlasak iyi olur!

İncele: Muska.
Jonah: <İsim>, o muskayı tozlayınca ortaya garip bir sembol çıktı... Bunu Dupont'a vermeye ne dersin? Gününü gün eder!

Analiz et: Muska Sembolü.
Armand Dupont: <İsim>, müzede bulduğun bu muska çok güzel bir sevgi ve bağışlama hikayesi anlatıyor!
Jonah: Gerçekten mi? Yani bu muskanın, gurunun çevirdiği dümenlerle bir alakası yok, öyle mi?
Dupont: Hayır, bu sadece yerel bir gelenek. Muskanın, bağışlama yoluyla insanların karmasını yenilediğine inanılıyor!
Dupont: Efsaneye göre Mahikavati halkı bu muskanın aynısını, Yedi Nehrin Tanrıçası'na adamış. Tanrıça bu hediyeyi kabul etmiş ve köyü selden kurtarmış.
Dupont: Birinin seni affetmesini istiyorsan <İsim>, bu muskayı ona vermelisin.
Jonah: Hımm... Sanırsam gurunun faaliyetleri hakkındaki soruşturmamız burada sona eriyor... yani şimdilik. Eski mitolojiyi ticarete çeviriyor diye onu tutuklayamayız.
Jonah: Diğer taraftan... Affını istediğim birisi var aslında...
Jonah: <İsim>, bu muskayı Marina'ya versem sorun olur mu?
Jonah: Rusya'da o daha genç kızken onu öldürmek için para aldığımı öğrendiğinden beridir havayı yumuşatmak için fırsatımız olmadı.
Jonah: Tek istediğim, Marina'ya üzgün olduğumu söylemek, anlıyorsun değil mi?
Dupont: Bence bu harika bir fikir Mösyö Karam! Öyle değil mi <İsim>?

Marina'dan özür dilemesinde Jonah'a eşlik et.
Jonah: Marina? Şey... <İsim> bu muskayı buldu ve... Dupont'ta bunun affetmeyi simgelediğini söyledi, ben de...
Jonah: Yıllar önce Moskova'da yaşanan talihsiz olaydan ötürü özür dilemek istedim.
Marina Romanova: "Talihsiz olay" mı?! Beni öldürmek için para alman ve neredeyse başarılı olmandan mı bahsediyorsun?
Marina: İki buçuk santim sağa denk gelse ölüyordum! Eğer o kurşunu sektirmeseydin...
Jonah: Ben kurşun sektirmem tatlım! Ama o an seni gördüğümde, senin gibi bir güzelliği öldürmenin yanlış olacağını fark ettim!
Marina: Gururum mu okşanmalı şimdi?
Jonah: Evet! Yok, yani... Büro'ya ilk katıldığım gün beni bakışlarından başka şeylerin de çektiğini fark ettim! Yeteneklisin, zekisin ve...
Marina: Neyse, bu konuşmayı yaptığımız iyi oldu Jonah. Ama arkadaş olmamız için bir muskadan fazlası gerekecek.
Marina: Pekala <İsim>, benden onu öpmemi falan bekleme. Gitseniz iyi olur. Şu parayı kabul et, ekibe atıştırmalık falan al!

İncele: Kordon Yürüyüş Alanı.
Jack: <İsim>, umarım bulduğun şu parçalar Sandeep'in ehliyetinden arta kalanlardır! Çoraplarım ıslanmadan bunları birleştirebilir misin?

İncele: Paramparça Belge.
Jack: Şanslı günümüzdeyiz <İsim>! Sandeep'in ehliyetini onardın!
Jack: Oldukça garip bir ehliyet. Üzerinde hayvan resimleri var. Kültürel bir şey olmalı. Neyse, hadi bunu Sandeep'e geri verelim!

Ehliyeti Sandeep'e geri ver.
Sandeep Sadhra: Çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Artık tuk tukumu yeniden sürebilirim! Tabii filler ve kaplanları da!
Jack: Yani ehliyetindeki filler ve kaplanlar onları da sürebilme iznin olduğu anlamına mı geliyor?
Sandeep: Kaplan sınavımı daha yeni geçtim! Kaplanlar en iyisidir, saatte 56 kilometre hız yapabilirler, tuk tuklardan çok daha hızlılar!
Sandeep: Hindistan ve ötesine büyük bir geziye çıkıyorum <Rütbe> <İsim>! Belki tekrar görüşürüz! O zamana kadar benden ve kuzenlerimden bu küçük hediyeyi kabul et!

Bir süre sonra...
Jack: Duyduklarım doğru mu <İsim>? Jonah gerçekten de Marina'yla flört etmeye mi çalıştı?
Ingrid: Dedektif dediğin dedikoducu olmaz Archer! Ayrıca şimdi zamparalığın hiç sırası değil!
Ingrid: Bangalor'da ölümcül bir salgın patlak vermiş! Kamu sağlığı otoriteleri bununla başa çıkmaya çalışıyor ve Angela ile Lars'tan yardım istediler.
Ingrid: SOMBRA konusunda her an tetikte olmamız gerekse de, şimdilik bekleyebilir! Bu gece hepimiz Bangalor'a gidiyoruz. Hazırlan <İsim>!

Also on Fandom

Random Wiki