Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Ucuz Cinayet/Diyaloglar

< Ucuz Cinayet

1.414pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share
Vaka Diyaloglar

Yunanistan'da sıcak, güneşli bir gün...
Jack Archer: Güneş gözlüğünü tak <İsim>, iş için Yunanistan'a geldik!
Jack Archer: Klaus Weissmann'ı arama çalışmaları devam ederken Amirim, Promethianlar hakkında daha fazla bilgi edinmemizi istiyor.
Jack Archer: Tarikatın kadim zamanlarda burada, Yunanistan'da kurulduğunu biliyoruz.
Jack Archer: Ama senin de gördüğün üzere Promethianlar, tarih sahnesinden silinmiş falan değil! Yeniden organize olup Avrupa'ya karşı bir saldırı planı yapıyorlar!
Jack Archer: Sanki Yunanlıların başında yeterince bela yokmuş gibi! Ülke iflas etti, insanlar yoksulluktan ve işsizlikten kırılıyor, hükumete karşı protestolar sürüyor...
Jack Archer: ...Promethianlar, şu anda Yunanistan'ın ihtiyaç duyduğu en son şey!
Jack Archer: Aramaya Akropolis harabelerinden mi başlamak istiyorsun <İsim>? Harika fikir! Kadim tarikatla ilgili bilgi edinmenin daha iyi bir yolu olamaz! Hadi gidelim!

1. Bölüm

İncele: Akropolis Harabeleri.
Jack Archer: Zeus aşkına, şu taş sütundaki adam gerçekten de sırtından bıçaklanmış!
Jack Archer: Haklısın <İsim>, ne zaman Promethianlar ile yolumuz kesişse, birileri mutlaka ölüyor! Bu cinayette de parmakları var mıdır?
Jack Archer: Neyse, ben varken Promethianlar'dan korkmana gerek yok. Kurbanın kim olduğunu biliyorum! Adı Demetrios Metaksas.
Jack Archer: Onu televizyonda görmüştüm. Metaksas, Yunanistan'ın maliye bakanı. Ekonomik kriz nedeniyle sürekli haberlere çıkıyor.
Jack Archer: Şimdi ise kriz, Metaksas için kişisel bir hal aldı!
Jack Archer: <İsim>, niye öyle bakıyorsun? Hadi, bu cinayet duyulup haberlere çıkmadan harekete geçmemiz gerek!
Jack Archer: Biliyorum biliyorum... İpucu aramadan suç mahallinden asla ayrılmazsın! Bu taşın üzerinde kurbanın adı var! Hemen vakumu çıkarayım da gerisini okuyalım!
Jack Archer: Sence bu paramparça kağıt da bir ipucu mu? Pekala <İsim> sana yeterince danışmanlık yaptım. O yüzden toparlama işini sana bırakıyorum!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Angela Douglas: Merhaba <İsim>. Bir canlandırma için Archer'ı ödünç alabilir miyim? Kurbanın sırtındaki bıçak yarasının nasıl oluştuğunu sana göstermek istiyorum.
Jack Archer: Bu işi beni neşterle doğramadan yapamaz mısın, Angela?
Angela Douglas: Öyle daha az bilgilendirici olur, ama deneyeyim. Açılan yaraya bakarak Bakan'ın kesici bir aletle sırtından bıçaklandığını görmekteyiz.
Angela Douglas: Bıçak, torosik omurgayı yarıp geçmiş. Kurban felç geçirip kan kaybından ölmüş.
Jack Archer: İşte! Klasik bir bıçaklama vakası.
Armand Dupont: Gerçekten de klasik bir vaka, mes amis! Hem de her manasıyla klasik!
Armand Dupont: Madam Douglas, izin verirseniz <İsim> ile birlikte Antik Yunan'a bir yolculuk yapmak istiyorum. Kurban, Akropolis'te, kırık bir sütunun üzerine yatırılmış olarak bulundu, n'est-ce pas?
Jack Archer: Hımm... Cesedin cinayet mahallindeki pozisyonunun özel bir anlamı mı var demek istoyursun, Dupont?
Armand Dupont: Akropolis'te öldürülen bir kamu görevlisi! Evidemment, elbette bir anlamı var! Yunan Mitolojisi Ansiklopedisi'ne baktım...
Armand Dupont: ...ve Kral Agamemnon efsanesiyle karşılaştırdım! Truva Savaşı'nın bir kahramanı olan Agamemnon ihanete uğrayıp sırtından bıçaklanmış ve ibret olsun diye teşhir edilmiş! Tıpkı kurban gibi.
Armand Dupont: Metaksas ve Agamemnon, Yunanistan'ı kurtarmaya çalışan büyük liderlerdi. Soru şu: Bakan'a kim ihanet etti?
Jack Archer: Eğer bu cinayetin bilinen bir mite dayandığına inanıyorsan, o zaman katilin Yunan mitolojisi bildiğini öğrendik demektir!
Jack Archer: Anlaşılan <İsim> bu olaya hiç de Yunan kalmamış! Hadi bu cinayeti çözelim!

İncele: Kirli Taş Tablet.
Jack Archer: <İsim>, Akropolis'te bulduğun taş tableti temizleyince ortaya bir metin çıktı: "Demetrios, tanrılardan sana bir mesaj var."
Jack Archer: Doğru dedin, gri tozu mikroskopta incelersek bu mesajı kimin oyduğu hakkında bir ipucuna sahip olabiliriz!

İncele: Toz.
Jack Archer: <İsim>, taş plakadaki gri tozun bileşenlerini tespit etmeyi başarmışsın!
Jack Archer: Ve bu toz, yakınlardaki bir mağarada bulunan minerallerle örtüştü!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki bu mesajı kurbana her kim yazdıysa o mağaraya da gitmiş olmalı! Hadi oraya gidelim <İsim>!

İncele: Kahinin Mağarası.
Jack Archer: <İsim>, bu mağara çok ürkütücüymüş. Sanki her an mitolojik bir canavar çıkıp üze...
Kahin: Merhaba <Rütbe> <İsim>. Geleceğini öğrenmek ister misin?
Jack: Ne?! Sen de kimsin?!
Kahin: Kahinim ben. Geleceği okurum. Kehanetlerim her zaman doğru çıkar! Senin geleceğin karanlık <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Bu bir şaka falansa, senin geleceğin daha da karanlık olacak! Bizi rahat bırak, çatlak maskeli kadın! Ama çok uzağa da gitme, <Rütbe> <İsim> birazdan seni sorgulayacak!
Jack Archer: Bakıyorum da epey meşgulsün <İsim>. Bir hançer bulmuşsun. Kurban bıçaklanmıştı, bıçaktaki kan onun olmalı!
Jack Archer: Hançerdeki kana başka bir madde daha karışmış gibi gözüküyor. Hemen bir örnek alsak iyi olur!
Jack Archer: Bir de klasör mü buldun? Katılıyorum, mağara bilgi saklamak için çok garip! Bakalım içinde neler var!

Maskeli kadına kim olduğunu sor.
Jack Archer: Maskeyi çıkarın hanımefendi. Biz...
Kahin: Kim olduğunuzu biliyorum. Siz Büro'dansınız.
Jack Archer: <Rütbe> <İsim>, nasıl oldu da bunu bilebildi? Acaba burada... Yunan karşı istihbarat teşkilatı tarafından tuzağa mı düşürüldük?
Kahin: Alakası yok. Aksanınız ve ukala tavrınıza bakınca zaten belli oluyor. Ayrıca Maliye Bakanı'da öldürüldüğüne göre... Kehanete falan gerek yok, mantık yeterli.
Jack Archer: Yani Metaksas'ın suikaste uğradığını biliyorsun! Başka neler biliyorsun peki? Madem o kadar akıllısın, bize Bakan'ı kimin öldürdüğünü söyle!
Kahin: Benim geçmişle işim olmaz. Ben sadece geleceğe bakarım. Katili yakalayacaksın <Rütbe> <İsim>, ama korkunç şeyler olacak. Savaş arabaları görüyorum. Harpia canavarları çığlık çığlığa... Zeus'un şimşekleri!
Jack Archer: Senin geleceğinde de bir mahkeme salonu görüyorum! Seninle işimiz bitmedi çatlak kadın, ama eminim bunu zaten biliyorsundur!

İncele: Dosya.
Jack Archer: Mağarada bulduğun bu klasörün içinde ne varmış <İsim>? Krizle ilgili bazı finansal belgeler mi?
Jack Archer: Klasörün içinde başka bir şey daha mı var? Demek bir not kağıdı varmış! Üzerinde, "Bugün Demetrios ile acil toplantı" yazıyor!
Jack Archer: Demek Bakan öldürülmeden önce birisiyle toplantı yapmış! Bu not bizi Metaksas ile görüşen son kişiye götürebilir!
Jack Archer: Nottaki el yazısına bakarak bunu kimin yazdığını bulabilir misin? İyi fikir <İsim>, ama bu örneği neyle karşılaştıracaksın?
Jack Archer: Haklısın, bu belgelerin tamamı finansla ilgili, o yüzden notta Bakanlık'taki birisi tarafından yazılmış olmalı. Bu da örnek havuzunu daraltmamızı sağlıyor. Hadi başlayalım!

İncele: El Yazısı.
Jack Archer: Demek finansal belgeler arasında bulduğun not kağıdındaki el yazısının kime ait olduğunu tespit ettin <İsim>! Nikolaos Kostas adlı birine aitmiş!
Jack Archer: Ve Kostas'ın Maliye Bakanlığı'nda Metaksas ile birlikte çalıştığını da öğrenmiş oldun. Kurbanın ekonomi danışmanıymış. Hiç fena değil!
Jack Archer: Demek Kostas, Bakanlığın içinde biri! Bakalım kurbanla ilgili bize neler söyleyecek!

Nikolaos Kostas'la kurbanla yaptığı toplantı hakkında konuş.
Nikolaos Kostas: Siz de kimsiniz? Kahve mi getirdiniz? Günlerdir uyumadım ama hesaplar hala tutmuyor! Şu Bakan'da nerede kaldı?
Jack Archer: Bakan Bey öldü Bay Kostas. Akropolis'te suikasta uğradı. <Rütbe> <İsim> cinayetini soruşturuyor.
Nikolaos Kostas: Metaksas öldür mü?! Şaka yapıyor olmalısınız! Şu anda ölemez, ülke batmış durumda zaten! Nereden mi biliyorum, çünkü onun ekonomi danışmanıyım!
Jack Archer: Eh, cinayet ucuzdur Bay Kostas. Neyse, <Rütbe> <İsim> Bakan'a yazdığınız bu notu buldu. Dün gece Metaksas ile görüştünüz mü?
Nikolaos Kostas: Hayır, gelmedi. Burada rakamlarla cebelleşmekte ve saçlarımı yolmakla meşguldüm! Bu tam bir felaket <Rütbe> <İsim>! Yapayalnız kaldım!

İncele: Lekeli Hançer.
Jack Archer: <İsim>, hançerin üzerindeki yeşil kırıntılardan örnek almayı başarmışsın! Harika, Lars bunun ne olduğunu ortaya çıkaracaktır!

Analiz et: Yeşil Kırıntılar.
Lars Douglas: Merhaba <İsim>. Antik Yunan'da 27 çeşit psikoaktif bitki olduğunu biliyor muydun?
Jack Archer: Lars, eminim sen hepsini tüttürmüşsündür!
Jack Archer: Affedersin <İsim>... İşimize dönelim! <İsim> mağara da bir hançer bulmuş ve üzerinden yeşil kırıntılar toplamıştı, onları ne yaptın?
Lars Douglas: Öncelikle, üzerindeki kan kurbanın kanıyla örtüşüyor.
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki cinayet silahı bu hançer <İsim>! Harikasın!
Lars Douglas: Ama işin asıl ilginç tarafı topladığın bu kanın içindeki yeşil partiküller <İsim>. Bu parçalar zeytinden geliyor.
Lars Douglas: Metaksas'ı bıçaklamadan önce katilin katilin hançeri kullanarak zeytin kestiği kesin!
Jack Archer: Zeytin yiyen bu katilin üstüne limon sıkma vakti geldi <İsim>!

İncele: Paramparça Fotoğraf.
Jack Archer: <İsim>, Akropolis'te bulduğun o paramparça fotoğraf hükumete karşı yapılan protestoların yer aldığı bir dergi kapağıymış!
Jack Archer: Fotoğraftaki öfkeli protestocunun elindeki dövizde: "Ey Bakan, istifa et ve geber!" yazıyor.
Jack Archer: Sence bu mesaj siyasi bir söylemden fazlası olabilir mi? Kurbana yapılan bir tehdit mesela... Tamam, bakalım Elliot bu kızın eşkalini bulabilecek mi!

Analiz et: Dergi Kapağı.
Elliot Clayton: <İsim>, memleketime dönmek istiyorum! Bu ülke siyah giyilmeyecek kadar sıcak ve güneşli!
Jack Archer: Biraz bronzlaşmak yüzüne iyi gelir Elliot. En azından canlıymış gibi görünürsün!
Elliot Clayton: Ama ne komik hipster. Neyse, buraya neden geldiğini biliyorum <İsim>. Cinayet mahallinde bulduğun dergideki protestocunun kim olduğunu öğrenmek istiyorsun.
Elliot Clayton: Asi Penelope olarak tanınıyor. Hükumete karşı bir protesto gösterisi düzenledi ve o kadar çok insan toplamayı başardı ki isyanlar tüm ülkeye yayıldı.
Jack Archer: Etkileyici! Peki bu Penelope'u nerede bulabiliriz?
Elliot Clayton: Hiçbir yerde! Kendisi bir hippi, sistemin dışında yaşıyor, kalıcı bir adresi yok. Yasal ismini bile Asi Penelope olarak değiştirdi.
Jack Archer: Yapma şimdi bunu Elliot, senin gibi bir dahiden gizlemeyi başaramaz. Nerede olduğunu söylersen sana bira ısmarlarım.
Elliot Clayton: Sırf başımdan git diye söyleyeceğim! Köprünün yakınlarındaki gecekondu mahallesinde takılıyor.
Jack Archer: Harika! Hadi gidip şu "Asi"yi sorgulayalım <İsim>!

Asi Penelope'la ülke karşıtı gösteriler hakkında konuş.
Asi Penelope: Siz de kimsiniz? Gizli servis mi? İnsan haklarımı çiğnemeye mi geldiniz?
Jack Archer: Biz Büro adına çalışıyoruz. <Rütbe> <İsim> hassas bir siyasi olayı araştırıyor. Maliye Bakanı suikasta uğradı.
Asi Penelope: Metaksas öldü mü? Harika bir haber bu! Artık devrim zamanı!
Jack Archer: Penelope, Metaksas'a karşı şiddet içerikli protestolar düzenlediğini biliyoruz. Bir süre göze batmasan iyi edersin.
Asi Penelope: Anlamıyorsun <Rütbe> <İsim>! Metaksas, alın teriyle çalışan Yunan halkının hayatlarını mahvetti!
Asi Penelope: Ülkeyi, kahvaltıda işsizleri yiyen aç gözlü bankacılara peşkeş çekti! Sen de çıkıp çenemi kapatmamı istiyorsun benden!
Jack Archer: Madem ülkeni bu kadar çok seviyorsun Bayan Penelope, o zaman istediğin zaman bizimle konuşabilirsin. Bu benim kartım. Her zaman dinlemeye hazırız!
Asi Penelope: Kartını alıp münasip bir yerine yerleştirebilirsin, Efendi! Sen de, senin Büro'nda bu sistemin bir parçasısınız!

Tekrar merkezde...
Şef Ripley: <İsim>, Metaksas'ın suikastıyla ilgili raporunu bekliyorum. Avrupa'nın ekonomik dengesi bıçak sırtında!
Jack Archer: Pekala, Penelope'un dediğine göre Yunanistan'ın batmasının asıl sebebi Metaksas. Gerçi onun görüşleri biraz aşırıya kaçıyor olabilir.
Jack Archer: Metaksas'ın danışmanı Nikolaos Kostas'la da konuştuk, o da başında patronu olmadan aşırı panik ve mesai yüzünden bitap halde.
Jack Archer: Şu ana kadar cinayette Promethianlar'ın parmağının olduğuna dair bir kanıt bulamadık... Klaus'tan da ses seda yok tabii.
Şef Ripley: Ah, bir dakika izin verir misiniz...
Şef Ripley: Efendim? Ben... anladım... <Rütbe> <İsim> hemen geliyor.
Şef Ripley: <İsim>! Hemen Santorini adasına giden feribota binmen gerek! Açıklama yapacak zaman yok, sana yolda bilgi verecekler!

2. Bölüm

Santorini yolunda...
Jack Archer: <İsim>, Amirim bizi Santorini'ye giden feribota bindirdi, ama hala nedenini bilmiyoruz! Dur da merkezi bir arayayım!
Jack Archer: Ingrid? Neler oluyor?
Ingrid Bjorn: <İsim>, Sör Gilchrist'i hatırlıyor musun? Londra soruşturmamızda da adı geçen Avrupa Merkez Bankası başkanı.
Ingrid Bjorn: Sör Gilchrist, Metaksas'la Avrupa kurtarma paketi hakkında görüşmek üzere dün gece Yunanistan'a gelmiş.
Ingrid Bjorn: Ama artık Bakan öldü, Yunanistan iflas etti ve ülkenin her yanındaki protestolar birer birer isyana dönüşüyor.
Ingrid Bjorn: Sör Gilchrist'in de başı belada olabilir! O yüzden Büro, Metaksas'ın katili yakalanana kadar ona Santorini'de saklanmasını söyledi.
Jack Archer: <İsim>, Sör Gilchrist kurbanla ilgili bir şeyler biliyor olabilir! Onunla konuşmamız gerek! Haklısın, her şey yolunda mı diye adayı da kolaçan etmeliyiz!

Archibald Gilchrist'e Yunanistan'ı neden ziyaret ettiğini sor.
Jack Archer: Sör Gilchrist, Büro güvenliğinizden endişe ediyor. Sakın sokağa çıkmayın, durum vahim.
Archibald Gilchrist: Ne işim var. Zaten güneşe katlanamam. Ah nerede o fevkalade güzel İngiliz yağmurları.
Jack Archer: Duyduğumuza göre Yunanistan'a verilecek uluslararası yardım konusunda Demetrios Metaksas'la görüşmek için Yunanistan'a gelmişsiniz. Doğru mu?
Archibald Gilchrist: Metaksas tüm parayı çarçur ettikten sonra bir de utanmadan daha fazlasını istedi. Hah! Artık öldüğüne göre benimle tartışacak kimse kalmadı. Yani Yunanistan'ı kurtarmam da gerekmiyor!
Archibald Gilchrist: Ama şimdi de bu lanet adada mahsur kaldım, isyancılardan saklanıp Truva Savaşı hakkındaki eski BBC belgesellerini izliyorum!
Archibald Gilchrist: En azından zeytin var! Bakan'ın danışmanı bana konserve zeytin göndermiş. Bu korkunç ülkenin tek güzel yanı da bu zeytinler işte!

İncele: Santorini Adası.
Jack Archer: <İsim>, Santorini'nin isyancılardan saklanmak için neden iyi bir yer olduğunu anladım. Gökyüzü bu kadar maviyken kim öfkeli kalabilir ki?
Jack Archer: Görüyorum ki işe bir saniye bile ara vermiyorsun. "Kehanet" başlıklı bir silinmiş kitap taslağı bulmuşsun. Yazının geri kalanını da ortaya çıkarabilir misin?
Jack Archer: Tahta kutuya da mı bakmak istiyorsun? Önce kilidini açman gerekecek!

İncele: Tahta Kutu.
Jack Archer: <İsim>, Santorini'de bulduğumuz tahta kutuyu açmışsın! Ancak... İçinde sadece bir parça kağıt mı varmış?
Jack Archer: Kağıtta "cesedi buraya at" yazıyor! Ve üzerinde iki tane kırmızı X işaretiyle birlikte tuhaf çizgiler ve sayılar var.
Jack Archer: Katılıyorum, cesedi atma notu, kağıdın katil tarafından yazıldığı anlamına gelebilir!
Jack Archer: Ama birbiriyle kesişen bu çizgilerin ne anlama geldiğini bilemedim <İsim>. Bize kim yardım edebilir acaba?
Jack Archer: Bak ne diyorum, bu kağıdı Elliot'a verelim! Biz plajda güneşlenirken, ofiste oturup çalışmayı tercih eden tek kişi o!

Analiz et: Tuhaf Grafik.
Elliot Clayton: İşin gevezelik kısmını geçiyorum <İsim>. Santorini'de bulduğun grafik bir gelgit çizelgesi.
Jack Archer: Aslında biraz gevezeliğe ihtiyacımız olabilir Elliot... Gelgit çizelgesi de nedir?
Elliot Clayton: Yunan Adalarının çevresindeki akıntılardaki dönemsel değişiklikleri, su derinliğini ve gemiler için tehlikeleri gösterir. Denizciler için vazgeçilmez bir araçtır.
Elliot Clayton: Ayrıca grafiğin üzerindeki işaretler, bunun ne amaçla kullanıldığını da açıklıyor: Bir cesedin denize en iyi hangi zaman ve yerden atılacağını belirlemek için!
Elliot Clayton: Metaksas'ın ölüm saatine baktım, her şey örtüşüyor. Katil, cinayetten sonra Santorini'ye gelmeyi ve cesedi deniz kabardığında atmayı planlamış.
Elliot Clayton: Tahminime göre katil cesedi alıp yelkenliyle açılmadan önce <İsim> Akropolis'e gelmeyi başarmış!
Jack Archer: Yelkencilikle ilgili bu kadar çok şey bildiğini bilmiyordum, evlat! Karanlık yatak odanın rahatından çıkıp engin denizlere açılacağını tahmin etmemiştim!
Elliot Clayton: Açılmak zorunda kaldım. Zor bir çocukluk geçirdim: Ailemle birlikte Karayipler'de yat tatiline çıkardık. Hayatımın en büyük tramvasıydı.
Elliot Clayton: Şimdi de yelkencilik bilen bir katilin peşindeyiz. Bu da sana teknesi olan insanlara güvenilmeyeceğini göstermeli <İsim>!

İncele: Silinmiş Kitap Taslağı.
Jack Archer: <İsim>, plajda bulduğun kitap taslağının üzerindeki yazıyı açığa çıkardın!
Jack Archer: Demek kitabın adı "Kehanet"ken, "Bakan'ın Cinayeti" olarak değiştirilmiş! Ne kadar ilginç! Bu bir tesadüf olamaz, evet!
Jack Archer: Bu kitap taslağını kimin yazdığını bulmalıyız! Bakalım Dupont bize yardımcı olabilecek mi!

Analiz et: Kitap Taslağı Başlığı.
Armand Dupont: <İsim>, kitabın sonunda ne olduğunu hiç sorma, on ikinci sayfada bıraktım. Tarihsel tutarsızlıklar mide ağrılarımı azdırdı!
Jack Archer: Ne? <İsim> sana Santorini'de bulduğu önemli bir kitap taslağını bulup getiriyor ve sen sırf edebi zevkine uygun değil diye onu göz ardı mı ediyorsun?
Armand Dupont: Bağırmanıza lüzum yok, Mösyö Archer! Yazarının kim olduğunu söyleyebilirim! Yazan Jacqueline Proust! Kalitesiz tarzı nereye baksanız belli oluyor!
Jack Archer: Jacqueline Proust mu? Onu hatırladın mı <İsim>? Tarih romanı yazarı... Başka bir cinayet soruşturmasında şüpheliydi!
Jack Archer: Demek Bayan Proust, Yunanistan'a gelip "Bakan'ın Cinayeti" isimli bir kitap yazmış. Bu bir tesadüfse eğer, o zaman hayat gerçekten de romanlardaki gibi olmalı!
Jack Archer: Katılıyorum, Jacqueline Proust'un bu duruma bir açıklık getirmesi gerekiyor. Hadi gidelim!

Jacqueline Proust'a kitap taslağını sor.
Jacqueline Proust: <Rütbe> <İsim>, bana yardım et! Yazdığım en iyi kitap taslağını kaybettim!
Jacqueline Proust: İçinde siyasi skandallar, para, Yunan mitolojisi ve aşk vardı; hem de hepsi bir arada! Ama bulamıyorum!
Jack Archer: Yoksa adı "Bakan'ın Cinayeti" olan kitap mı?
Jacqueline Proust: Ah, kitap taslağımı buldun demek <Rütbe> <İsim>! Buna inanamıyorum!
Jacqueline Proust: Aslında Santorini'ye kafa dinlemek için gelmiştim... Ama bir mağarayı ziyaret ederken bir ilham geldi! Zeytinlerden olmalı, inanılmaz iyiler!
Jack Archer: Bu kitabı nasıl bu kadar hızlı yazabildin, hem de Metaksas öldürülmeden önce?
Jacqueline Proust: Ben o kitap taslağı üzerine hiç durmadan geceli gündüzlü iki hafta çalıştım! Madem buldunuz, artık üzerinden geçebilirim!
(Jacqueline ile konuştuktan sonra)
Jack Archer: <İsim>, bu Proust denen kadın cinayet işleyemeyecek kadar avel biri... Peki nasıl oluyor da her soruşturmamıza adı karışıyor?
Jack Archer: Bir teorim var: Jacqueline katil değilse, ajan olabilir! Neden olmasın? Bakanlarla, ünlülerle, üst tabakadan insanlarla takılıyor... Bunları kitaplarının "araştırması" için yapmıyordun herhalde, değil mi?
Jack Archer: Neyse, haklısın. Jacqueline mağaradan bahsetmişti. Güya kitabını yazmak için oradan ilham gelmiş.
Jack Archer: İyi fikir. Hadi mağaraya geri dönelim! Belki dedektifler için de bir ilham kaynağıdır!

İncele: Odysseus'un İni.
Jack Archer: İyi iş çıkardın <İsim>, mağarada bir valiz buldun! İçinde bir de maske var!
Jack Archer: Haklısın, gerçeği bildiğini iddia eden o çatlak kadının maskesine benziyor! Bu valiz de onun olmalı! Hadi içini arayalım!
Jack Archer: Görüyorum ki buruşturulmuş bir kağıt bulmuşsun. Üzerinde bir şey yazıyor: "Baba adı: Demetrios Metaksas"!
Jack Archer: Kurbanın, birisinin babası olduğunu bilmiyorduk! Bu bilgi, soruşturmaya yeni bir yön çizecek! Yazıyı okunur hale getirmeli ve bu çocuğun kim olduğunu bulmalıyız!

İncele: Valiz.
Jack Archer: Mağarada bulduğumuz, Kahin'e ait çantada ne varmış <İsim>? Bir adet tablet mi?
Jack Archer: Demek Kahin tam bir münzevi değil, tıpkı bizler gibi modern dünyada yaşıyor! Hadi tabletin şifresini kıralım!

İncele: Tablet.
Jack Archer: Kahin'in tabletinin şifresini kırarak iyi iş çıkardın <İsim>! Hadi bunu Elliot'a gönderelim ki bu kadının geçmişi, bugünü ve geleceğini bize anlatsın!

Analiz et: Tablet.
Elliot Clayton: Selam, abiler ablalar! Tablet konusuna birazdan geleceğim, ama önce size söylemem gereken bir şey var: Umarım bu ay maaş almamak sizin için sorun olmaz!
Jack Archer: Anlamadım. Neden maaşlarımızı almıyor muşuz?
Elliot Clayton: Çünkü Büro'nun bordro sistemine girdim ve maaşlarınızın tamamını sanal para birimi e-Avro'ya yatırdım. Metaksas borsayı çökerttiği için artık bir değerleri kalmadı!
Jack: Sen... Bizim paramızı izinsiz nasıl harcarsın? Hem de saçma sapan bir para birimine! Hem de mali kriz varken!
Elliot Clayton: Korkma... Bir şeycik olmaz! <İsim> katili yakaladığında, piyasa normale dönecek! e-Avro tırmanacak ve siz de para kazanacaksınız!
Jack Archer: <İsim>, bu veledi Ege Denizine atsam geçerli bir cinayet sebebim olduğunu iddia edebilirim, değil mi?!
Elliot Clayton: Öyle olsun! O zaman o aptal tabletini de kendin analiz edersin!!!
*ÇAAT!*
Jack Archer: Nasıl ya... Herif resmen kapıyı çarpıp gitti <İsim!

-Birkaç dakika ve birkaç özür sonrasında...-
Elliot Clayton: Tamam tamam... Affedersin <İsim>. Evet... Mağarada bulduğun tableti inceledim.
Elliot Clayton: Tablet, Cassandra Papadakis isimli birisine ait. Klasik Yunan Edebiyatı bölümünde profesörmüş. Tabii Metaksas geçen ay üniversitelere verilen fonları kesene kadar...
Elliot Clayton: Profesör Papadakis işinden olmuş. Kirasını ödeyemez hale gelmiş.
Elliot Clayton: Bu yüzden Profesör Papadakis artık bir mağarada yaşıyor ve geçinmek için turistlere kehanette bulunup onları korkutuyor.
Jack Archer: Hımm, demek işsiz Kahin, Metaksas'ın bütçe kesintilerinin mağduruymuş! İlginç!
Jack Archer: Pekala Elliot... Seninle işimiz henüz bitmedi! Ama <İsim> doğru söylüyor... Şimdi gidip Profesör'ün bir kez daha sorgulamalıyız!

Profesör Papadakis'e nasıl Kahin olduğunu sor.
Jack Archer: Sizin kim olduğunuzu artık biliyoruz Profesör Papadakis. Siz gerçek bir Kahin değil, işsiz bir Yunan akademisyenisiniz!
Cassandra Papadakis: Ah, demek öğrendiniz!
Cassandra Papadakis: Eh, <Rütbe> <İsim>, geleceğini gerçekten görebilseydim, yıllar önce daha iyi bir ülkeye göç ederdim!
Jack Archer: Neden Metaksas yüzünden işinizden olduğunuzu bizden sakladınız?
Cassandra Papadakis: Burada başka güçler devrede de ondan, <Rütbe> <İsim>. Sadece Yunanistan'da değil, Avrupa'nın her yerinde.
Cassandra Papadakis: Bu ve diğer cinayetlerin arkasında Promethianlar var. Onların örgütleri, Büro'dan çok daha kuvvetli. Her zaman senin bir adım önünde olacaklar.
Jack Archer: Hımm... Mağarada yaşayıp antik şiirler okuyan birisi için üst düzey siyasi ilişkiler konusunda fazla bilgilisiniz Profesör!
Cassandra Papadakis: Antik Yunanlar yürüttüğün soruşturmaları zaten biliyordu <Rütbe> <İsim>. Hades'in öngörülerinde bunlar dile getirilmişti: "Büyük bir kahraman gelecek... Yeter ki geç kalmasın!"

İncele: Silinmiş Kağıt.
Jack Archer: Demek mağarada bulduğun doğum belgesine göre Demetrios Metaksas'ın Penelope adında bir çocuğu varmış <İsim>!
Jack Archer: Bir saniye. Bu Penelope, şu şüpheli hippi protestocu kız olmasın sakın?! Ama... Penelope kurbanın kızıysa, bunu bize söylemez miydi?
Jack Archer: Hımmm, iyi bir noktaya parmak bastın. Elliot, Penelope'un adını değiştirdiğini söylemişti... Ve tabii doğum belgesini imha etmek istediğini... Belki de babasından utanıyordu!
Jack Archer: <İsim>, sen bu vaka üzerinde çalıştığın sürece tüm sırlar açığa çıkacak! Hadi Penelope'u bu konuda sorgulayalım!

Asi Penelope'la doğum belgesi hakkında konuş.
Jack Archer: Penelope, <Rütbe> <İsim> senin Metaksas'ın kızı olduğunu düşünüyor. Ben pek inanamadım doğrusu... Sen ne diyorsun?
Penelope Metaksas: Bunu nasıl öğrendin <Rütbe> <İsim>? İsmimi değiştirmiştim ve doğum belgemi imha etmiştim! Kimsenin onun benim babam olduğunu bilmesini istemiyordum!
Jack Archer: Peki neden? Zengin bir baban olması tarzını mı bozuyordu?
Penelope Metaksas: Parası umurumda değildi! Ben gerçek bir baba istedim! Bana tanrılarla ilgili öyküler anlatacak ya da plajda oturup benimle birlikte zeytin yiyecek bir baba!
Penelope Metaksas: Ama Metaksas, ülkesine gösterdiği ilgili ailesine göstermedi! Tek düşündüğü şey para ve unvandı!
Jack Archer: Sen de sırf ona isyan edebilmek için babanın en büyük siyasi rakibi oldun. İyi iş çıkarmışsın! Son sözü söylemek için onu öldürmüş olmayasın?
Penelope Metaksas: İşin aslı, babam olmadan ben bir hiçim <Rütbe> <İsim>. İsyan, hayatımın bir amacıydı, onsuz artık asla hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: <İsim>, durum tam bir keşmekeş! Ne Klaus Weissmann'la ne de Promethianlar'la ilgili elimizde hiç ipucu yok!
Şef Ripley: Yunanistan'daki durum gitgide kritik hale geliyor. Bakan'ın cinayetiyle ilgili son durum nedir?
Jack Archer: Yazar Jacqueline Proust Santorini'de. Yeni kitabının konusu da şüphe uyandıracak şekilde Yunan Bakan'ın ölümüyle örtüşüyor.
Jack Archer: Diğer haberlerse şöyle: Penelope, meğersem Metaksas'ın kızıymış ve Kahin'de işsiz bir profesör çıktı... Elliot'ta şımarık veledin teki, ama bunu zaten biliyorduk.
Şef Ripley: <İsim>, harika bir iş çıkarmışsın... Ah, affedersin...
Şef Ripley: Efendim? Kiminle görüşüyorum?
???: Ben halkın sesiyim! Santorini'ye bir bomba yerleştirdim! Yunanistan'a özgürlük!

3. Bölüm

Şef Ripley: <İsim>, Yunanistan'daki durum gitgide kritik hale geliyor. Bakan'ın cinayetiyle ilgili son durum nedir?
Şef Ripley: Ah... telefon çalıyor...
Şef Ripley: Efendim? Kiminle görüşüyorum?
???: Ben halkın sesiyim! Santorini'ye bir bomba yerleştirdim! Açgözlü yabancı bankacı ölecek! Yunanistan'a özgürlük!
Şef Ripley: Sen de kimsin?! Sör Gilchrist'ten mi bahsediyorsun? Bir saniye...!
Şef Ripley: Sen de duydun mu <İsim>?! Sör Gilchrist'in başına bir şey gelirse, Yunanistan'daki kriz Avrupa'yı saran diplomatik bir felakete dönüşür!
Şef Ripley: Sör Gilchrist'in güvenliğini sağlamak zorundayım, ama sen hemen Santorini'ye dönüp geç olmadan bu bombayı bulmalısın!

İncele: Santorini Taraçası.
Jack Archer: Aman Allah'ım <İsim>! Bu... Bu bir bomba! Sakın dokunma!
Jack Archer: Ne??? Etkisiz hale mi getirmek istiyorum dedin? Ama... Bu bir bomba! Ya... patlarsa? Bir uzmana ihtiyacımız var!
Jack Archer: Dana önce böyle bir şey yaptın mı? Biliyorum, Amir senin sağlam birisi olduğunu düşünüyor, ama seni durdurmak istediğim kayıtlara geçsin lütfen!
Jack Archer: Bu paramparça kağıdı toparlamanın sırası mı sence? Önce bombayla ilgileneydin bari!
Jack Archer: Bir de şu plaj çantasını mı aramak istiyorsun? Sana diyecek söz bulamıyorum yeminlen!

İncele: Paramparça Kağıt.
Jack Archer: <İsim>, Santorini'de bulduğun paramparça kağıt, merhum bakanla ilgili haberleri içeren bir makale koleksiyonuymuş!
Jack Archer: Ama bu makalelerde Metaksas'tan iyi bahsedilmiyor; skandallar, seks, yolsuzluklarla ilgili...
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>, sayfanın üstünde bir şey yazıyor: "Ben senin danışmanındım, Beni dinlemen gerekirdi!"
Jack Archer: Metaksas'ın danışmanı Kostas'la tanışmıştık zaten! Görünüşe göre patronunun itibarını korumak için devasa bir sorumluluğun altına girmiş!
Jack Archer: Katılıyorum, boş konuşmaya ayıracak vakit yok, Kostas'ı bulup bu koleksiyon konusunda sorgulamalıyız!

Nikolaos Kostas'la kurbanın skandalları hakkında konuş.
Jack Archer: Bay Kostas, skandallar yüzünden patronunuza öfkeli miydiniz?
Nikolaos Kostas: Bir şeyler yapmam gerekiyordu <Rütbe> <İsim>! Ülke iflas etmiş ve Metaksas kredi peşinde değil saha çok kadın peşinde koşmaya başlamıştı! Aklını başına getirme görevi de bana düşmüştü haliyle!
Jack Archer: Aklını başına getirirken ne kadar ileriye gittin Kostas? Onu sırtından bıçaklayacak kadar mı?
Nikolaos Kostas: Metaksas ofiste bıçaklanacak kadar uzun kalmış olsaydı yapardım elbet! Ama ofiste durduğu yoktu ki: Dansla, kokainle, rüşvetle kafayı bozmuştu.
Nikolaos Kostas: Bakanlık, kaptanı tarafından terk edilmiş, Poseidon'un öfkesine maruz kalan batık bir gemi gibiydi! Bir yelkenliyi yüzdürebilirim, ama gerçek fırtınada gerçek bir lidere ihtiyaç vardır!
Jack Archer: Avrupa'nın üzerinde tahmin edemeyeceğin kadar karanlık bulutlar dolaşıyor Kostas. Bakan'ı sen öldürdüysen eğer, senin dertlerinde asıl şimdi başlayacak!

İncele: Plaj Çantası.
Jack Archer: <İsim>, Santorini'de bulduğun plaj çantasında bir biniş kartı buldun!
Jack Archer: Yolcunun adı "Jacqueline Proust"! İspanya, Barselona'ya son dakika bileti almış!
Jack Archer: Jacqueline ülkeden ayrılmaya mı çalışıyor? Tam da yeni kitabı harika giderken ne diye böyle bir şey yapsın ki?
Jack Archer: Haklısın <İsim>: Jacqueline'in ne dümenler çevirdiğini öğrensek iyi olur!

Jacqueline Proust'un ülkeyi terk etmesini engelle.
Jack Archer: Bayan Proust? Neden Yunanistan'dan kaçar gibi alelacele ayrılmaya çalışıyorsunuz acaba? Giyinecek zaman bile bulamamışsınız!
Jacqueline Proust: Ben... Şey... Yaratıcı insanlar anlık karar vermeyi sever...
Jacqueline Proust: Kitabım bitti, yeni bir ilhama ihtyiacım var. Bu yüzden İspanya'ya, Kutsal Engizisyon'u araştırmaya gidiyorum! Kan ve işkence, çok romantik!
Jack Archer: Ülkeden ayrılamazsın, cinayet soruşturmasında şüphelisin!
Jacqueline Proust: Ah <Rütbe> <İsim>, katil ben olsaydım, şimdiye çoktan kaçmıştım bile. Unutma, ben çok satan kitaplar yazarak geçimimi sağlıyorum! Kurgusal olmayan iki dedektifi kolayca avlayabilirim!
Jacqueline Proust: Adaletten kaçmak isteseydim, küçük bir yelkenli çalıp, yanıma da esmer tenli bir Yunan tanrısını alarak güle oynaya çoktan Amerika'nın yolunu tutmuştum bile!
Jack Archer: Görüp görebileceğin tek Yunan tanrısı, havaalanı güvenlik görevlisi olacak Bayan Proust. Çünkü seni ikinci bir emre kadar nezarette tutacak. Umarım ondan ilham alabilirsin!

İncele: Bomba.
Jack Archer: Ba... Başardın <İsim>! Bombayı etkisiz hale getirdin!
Jack Archer: Ölmediğimize inanamıyorum! Cidden suratımıza patlayacak sanmıştım!
Jack Archer: Yani tabii... Senden hiçbir zaman şüphe etmemiştim <İsim>! Bir saniye bile korkmamıştım ki...
Jack Archer: Hadi şimdi bombayı laboratuvara gönderelim de adayı kimin havaya uçurmaya çalıştığını öğrenelim!

Analiz et: Bomba.
Elliot Clayton: <İsim>, bu bomba tam bir çaylak işi olmuş! Patlaması MÜMKÜN değilmiş!
Jack Archer: Ne demek istiyorsun Elliot? Bomba, <İsim> onu etkisiz hale getirdiği için patlamadı! Sen orada bile değildin ki!
Elliot Clayton: Hayallerini yıktığım için kusura bakma Archer, ama söylediklerim doğru. Bu bomba sahte! Bunu yapan kişi bombalardan çakmıyor belli ki!
Jack Archer: Sahte bir bomba mı? İyi de neden sahte bir bomba kullanarak Sör Gilchrist'i ölümle tehdit etsinler ki?
Elliot Clayton: Aslında, bombanın üzerinde parmak izi buldum. Ve bunlar... Sıkı durun...
Elliot Clayton: ...bizzat Sör Gilchrist'e ait!
Jack Archer: Bu daha da abesçe... Sör Gilchrist sahte bir bomba yapıp, sonra da isim vermeden Amirimi arayarak tehlikede olduğu yalanını söylemiş, öyle mi?
Jack Archer: Tabii... Gilchrist, Metaksas'ı öldürmüş ve kendisini sıradaki kurbanmış gibi göstererek hedef saptırmaya çalışıyor olabilir! Yanıt bulmamız gereken soru şu: Metaksas'ı niçin öldürsün?
Marina Romanova: <İsim>, sakıncası yoksa Sör Gilchrist'le konuşmaya giderken seninle gelmek isterim.
Jack Archer: Selam Marina! Bensiz duramayacağını biliyordum, ama isyanları ve bombaları düşünürsek... Amirin ofisinde daha güvende olursun!
Marina Romanova: Archer, seviyene inip sana cevap vermekle uğraşmayacağım bile.
Marina Romanova: <İsim>, Sör Gilchrist'in sahte bir suikast girişimi düzenlemesi olayı hassas bir diplomatik meseleye çevirir. Doğrudan yüzüne vurmak işleri kötüleştirebilir.
Marina Romanova: Ama sanırım ben Sör Gilchrist'in itiraf etmesini sağlayabilirim <İsim>. Gidelim mi?

Archibald Gilchrist'e sahte bomba yaptığını itiraf ettir.
Marina Romanova: Merhaba Sör Gilchrist. Nasılsınız?
Archibald Gilchrist: Fevkalade kötü! Bir suikast girişimini çok ucuz atlattım!
Marina Romanova: Sizin için epey gergin geçmiş olmalı. Sizce bunun arkasında kim olabilir? İyi düşünün lütfen.
Archibald Gilchrist: Her şey çok açık: Yunanlılar kurtarma paketini imzalamam için beni baskı altında tutmaya çalışıyor. 40 derece sıcakta bunalmadım, şimdi bombayla korkutmaya çalışıyorlar!
Archibald Gilchrist: Fakat, Eton Aşırı Seçkinlere Özel Yelkencilik Kulübü'nde öğrendiğim bir şey varsa o da kabadayılara asla pabuç bırakmamak. Asla! Onları kendi silahlarıyla vurmalısınız!
Marina Romanova: Sahte bir terör eylemi planlayarak mı?
Archibald Gilchrist: Fevkalade bir fikir! Yunanistan'ın itibarını sarsarsam, elime mali yardımı reddetme bahanesi geçer, hem de dünyanın bana açgözlü demesini önlemiş olurum!
Marina Romanova: Ve kamuoyu önünde cinayet soruşturmasında şüpheli değil, Yunan teröristlerin masum kurbanı olurdunuz. Amacınız da buydu, değil mi Sör Gilchrist?
Archibald Gilchrist: Ayne... Aman... Hayır! Hayır!
Archibald Gilchrist: Tamam tamam, sahte bomba meselesinde yakaladın beni <Rütbe> <İsim>! Ama cinayetle hiçbir ilgim yok!
Marina Romanova: Bunu göreceğiz Sör Gilchrist! Yunanlılar sizin kurnazlığınızla yarışamayabilir, ama <Rütbe> <İsim> pekala yarışır!

Daha sonra, merkezde...
Jack Archer: Şimdi ne yapıyoruz <İsim>? Sör Gilchrist'in Yunanlılar'ı terör saldırısı yapıyormuş gibi göstermek için sahte bomba ürettiğini keşfettik...
Jack Archer: Ama yalnız o yok ki! Metaksas'ın katilini bir an önce yakalamazsak Avrupa'daki aşırılık yanlıları Yunanistan'daki karmaşadan nemalanacak!
Jack Archer: Akropolis'e dönüp, yeni öğrendiğimiz bilgiler ışığında cinayet mahalline tekrardan mı bakmak istiyorsun <İsim>?
Jack Archer: Haklısın, zamanımız azalıyor. Avrupa'nın huzuru pamuk ipliğine bağlı. Hadi başlayalım!

İncele: Akropolis Bahçesi.
Jack Archer: Zaman daralıyor <İsim>, bu paramparça kumaşı toparlamak istiyorsan acele et!
Jack Archer: Ayrıca şu mavi bezdeki kandan bir örnek almamız gerekecek! Acele et!
Jack Archer: <İsim>, Avrupa buradaki harabeler gibi parçalanmadan önce katili yakalamamız gerekiyor! Haydi bakalım!

İncele: Bez.
Jack Archer: İşte bu, Akropolis'te bulduğun mavi bezden bir kan örneği almışsın bile!
Jack Archer: Yunanistan'da daha fazla kan dökülmeden bu kan örneğini hemen Lars'a yetiştirelim <İsim>!

Analiz et: Kan.
Lars Douglas: <İsim>, cinayet mahallindeki bezden topladığın kanla ilgili olarak sana söyleyeceklerim var!
Lars Douglas: Bezdeki kan ile cinayet silahındaki kan örtüşüyor: Yani kan kurbana ait!
Jack Archer: Demek katil, hançerden kurbanın kanını silmek için bu bezi kullanmış... İşte bu, aga!
Lars Douglas: Aynen öyle. Bezi de yakından inceledim: Güneş gözlüğünü temizlemek için yakından kullanılan, özel su tutmayan pamuktan yapılmış.
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki katil, güneş gözlüğü takıyor! Gireceği karanlık hapis hücresinde gözlüğe pek de ihtiyacı olmayacak!

İncele: Paramparça Kumaş.
Jack Archer: Akropolis'te bulduğun paramparça kumaşı toparladın <İsim>! Görünüşe göre bu, eski bir cübbe.
Jack Archer: Hımm, bu cübbe tanınmadan bir kişiye gizlice yaklaşmak ve onu öldürmek için birebir! İnan bana, çünkü ben bir kılık değiştirme ustasıyım!Bu, katilin pelerini!
Jack Archer: Bu da demek oluyor ki Lars'ın bu cübbeye bir göz atması gerekecek!

Analiz et: Pelerin.
Jack Archer: Lars, <İsim>'in Akropolis'te bulduğu katilin cübbesi hakkında bize neler söyleyeceksin?
Lars Douglas: Beni biraz uğraştırmadı değil, ama sonra karımın bu durumda ne yapacağını düşündüm.
Lars Douglas: Angela, çamaşır makinesine koymadan pantolonlarımın cebini kontrol etmem konusunda beni hep uyarır! Bozuk para ya da ıvır zıvır kalmasın diye.
Lars Douglas: O yüzden bende kumaşı silkelerim ve tombala! Minicik bir metal iğne buldum!
Lars Douglas: İğne, kumaşı göğüs hizasından, yani tam da broş ya da rozet takılan yerden delmiş.
Lars Douglas: Ve iğne, çok özel bir rozetin pimiyle örtüşüyor. Avrupa referandumunda EVET diyen seçmenlerin taktığı rozet bu!
Jack Archer: Demek referandum... Hani Avrupayı tek çatı altında birleştirip, tek Başkan altında toplayacak olan seçim. Evet, bir çok seçmenin bu rozeti taktığını gördük.
Lars Douglas: Ve iki tarafın rozetleri, siyasi görüşleri gibi apayrı. EVET rozetlerinin iğneleri tıpkı bununki gibi mavi!
Jack Archer: Yani katil, EVET destekçisi <İsim>! Cinayet kıyafetini giymemiş bile olsa bu rozeti takıyor olacak!

Jack Archer: Metaksas'ın katilini yakalamak için gereken tüm kanıtlara sahibiz <İsim>! Hadi şu Yunan tiyatrosunun son perdesini indirelim!

Katili Tutukla.
Jack Archer: Nikolaos Kostas, <Rütbe> <İsim> seni Demetrios Metaksas'ı öldürmekten tutukluyor!
Nikolaos Kostas: Ciddi olamazsınız. Hem daha hapishaneleri işletecek paramız bile yok! Metaksas'ın yarattığı keşmekeşe bir baksana <Rütbe> <İsim>!
Jack Archer: Numara çekmeyi bırak Kostas. Metaksas'la dün gece Akropolis'te buluşmak için sözleştiniz. Kılık değiştirip onu sırtından bıçakladın!
Nikolaos Kostas: Saçmalık! Ben işteydim, sayılarla boğuşuyordum!
Jack Archer: Öyle diyorsun. Ama gerçekte cinayet silahını saklamak için mağaraya gittin. Ayrıca cesedi denize atma planı yaptın.
Nikolaos Kostas: Hayır! Dün gece tıpkı Sisifos gibi çoktan kaybettiğimiz ekonomi savaşındaydım!
Jack Archer: Yunan mitlerine olan aşkın seni ele veriyor! Bir de sakarlığın tabii: Cinayet silahında zeytin artıkları bıraktın ve güneş gözlüğün de suç mahallinde olduğunu kanıtlıyor!
Nikolaos Kostas: Tamam, itiraf ediyorum! Ama bunu Yunanistan için yaptım! Metaksas'ı daha önce öldürmüş olsaydım, Yunanistan belki iflastan ve anarşiden kurtulurdu!
Nikolaos Kostas: Avrupa'nın güçlü liderlere ihtiyacı var <Rütbe> <İsim>, yoksa kaptansız bir gemi gibi batarız!
Jack Archer: Hapishanede batan gemilerini düşünmek zorunda kalmayacaksın Kostas. Tutuklusun.

Nigel Adaku: Nikolaos Kostas, Yunanistan'ın maliye bakanını öldürmenizin sebebi krizden onu sorumlu tutmanız, doğru mu?
Nikolaos Kostas: Nedeni, Avrupa'da esen değişim rüzgarı, Sayın Yargıç! Umuyorum diğer ülkeler Avrupa'nın daha güçlü liderlere ihtiyacı olduğunu fark eder!
Nigel Adaku: Kostas, Avrupa'nın ihtiyacı olan şey daha az şiddet. Amsterdam'daki isyanlar, Londra'da öldürülen Prens... Bu kadarı yetmez mi?!
Nikolaos Kostas: Sayın Yargıç, bizler tarih dişlisinde küçük birer çarkız sadece. Söyleyeceğim tek şey bu.
Nigel Adaku: Öyle olsun: Uluslararası Mahkeme seni 30 yıla mahkum ediyor Kostas. Duruşma sona ermiştir!

Jack Archer: <İsim>, içimden bir ses bu işte bir bit yeniği olduğunu söylüyor. Kostas, yaptığının doğru bir şey olduğu konusunda pek emin görünüyordu!
Jack Archer: Kostas'ın, onu cinayet işlemeye Promethianlar'ın teşvik ettiğini söylememesine şaşırdım! Son vakalarımızın hep ortak noktası buydu!
Jack Archer: Acaba bu kez Promethianlar gerçekten cinayete bulaşmadı mı? Yoksa onların parmağı olduğu henüz ortaya mı çıkmadı?
Jack Archer: Haklısın, biraz daha derine inmemiz gerek!

Avrupa Krizde 4

Şef Ripley: Kostas'ı parmaklıklar ardına göndererek büyük bir iş başardın <İsim>! Yunanistan'daki durum normale dönüyor, ama işimiz henüz bitmedi.
Şef Ripley: Çabalarımıza rağmen, Klaus Weissmann'ın yerini halen tespit edemedik ve Promethianlar'ın sıradaki saldırıyı nerede yapacaklarını bilmiyoruz.
Şef Ripley: Bu vaka kapandığına göre, Akropolis'e dönmeni ve tüm dikkatini Klaus ile Promethianlar'a vermeni istiyorum. Dupont seninle birlikte gelecek.
Armand Dupont: Her şeye varım <İsim>. Merdiven çıkmak hariç.
Şef Ripley: Bir şey daha var <İsim>: Elliot seni görmek istiyor. Bazı iyi haberleri varmış.

Elliot'a vereceği iyi haberin ne olduğunu sor.
Elliot Clayton: Haberler iyi gençler. Artık zenginsiniz!
Elliot Clayton: Tahmin ettiğim gibi Kostas'ın mahkumiyeti Yunan borsasını toparladı. e-Avro yatırımınız sayesinde çok iyi kâr elde ettiniz!
Jack Archer: Yani artık paramızı alabilecek miyiz? Hemde bize sormadan paramızı borsaya yatırdıktan sonra?
Jack Archer: Galiba sana teşekkür borcumuz var, ama bir daha sakın böyle çılgınlıklar yapma, anlaştık?
Elliot Clayton: Neyse! Harika bir şey daha yaptım. Yeraltı İnternet'teki araştırmalarım sonucunda Promethianlar'la ilgili bilgilere ulaştım.
Jack Archer: Yeraltı İnternet'te neyin nesi? Farelere tapan bir orta çağ tarikatı mı?
Elliot Clayton: İnternette Promethianlar'ın iletişim kurduğu gizli bir bölüm. Santorini'den bahsedilen bazı mesajların şifresini kırıp okudum.
Jack Archer: Haklısın ufaklık! O zaman, Promethianlar Santorini'de bir şeyler planlıyor demektir! Hadi gidip kontrol edelim <İsim>!
Elliot Clayton: Durun! Paranızı almayı unutmayın!

İncele: Santorini Adası.
Jack Archer: Santorini'de paramparça bir kağıt bulmuşsun <İsim>. Hadi hemen toparlayalım!

İncele: Paramparça Pembe Kağıt.
Jack Archer: Santorini'e bulduğun paramparça kağıt 500 avroluk bir banknot çıktı <İsim>!
Jack Archer: İyi de kim parayı yırtıp sokağa atar ki?
Jack Archer: Haklısın <İsim>. Elliot bizi zengin etti. Madem paradan bu kadar iyi anlıyor, o zaman bu 500 avroluk banknotun başına ne geldiğini de bilse bilse o bilir!

Analiz et: Banknot.
Elliot Clayton: <İsim>, Santorini'de bulduğun 500 avroluk banknot sahteymiş!
Elliot Clayton: Banknotun hologramını mor ötesi ışık altında kontrol ettim. Kağıt ve baskı kalitesi de epey kötü.
Jack Archer: Yunanistan'da sahte avro banknotkar mı dolaşıyor yani? Acaba Promethianlar'la bir ilgisi olabilir mi?
Jack Archer: Önce cinayet, şimdi de kalpazanlık hee... <İsim>, Promethianlar'a tam yaklaştık derken, soruşturma bambaşka bir yön alıyor ve onları elimizden kaçırıyoruz!
Jack Archer: Doğru dedin <İsim>. Sör Gilchrist'e Merkez Baknası'nın bu kalpazanlıktan haberi olup olmadığını soralım!

Archibald Gilchrist'e sahte Avro banknotlarını sor.
Jack Archer: Sör Gilchrist, <Rütbe> <İsim> Santorini'de sahte banknot buldu. Acaba bununla ilgili bildiğiniz bir şey...
Archibald Gilchrist: Hay Allah <Rütbe> <İsim>... Bu utanç verici bir hadise. Madem Metaksas öldü, size hakikati söylememin bir sakıncası yok herhalde.
Archibald Gilchrist: Metaksas, AMB'yi yeni bir kurtarma paketi konusunda sürekli kışkırtıyordu. Oysa AMB'de para kalmamıştı!
Archibald Gilchrist: O yüzden bende sembolik olarak sahte para bastırıp Metaksas'a paranın ağaçta yetişmediğini göstermek istedim. Toplantımıza sahte paralarla dolu bir valiz getirdim.
Jack Archer: Yani kalpazan sizsiniz?! AMB'nin başkanı, bir Bakan'a şaka yapmak için sahte para mı bastırıyor?!
Archibald Gilchrist: Pek hoş bir hareket olmadığını kabul ediyorum <Rütbe> <İsim>, haklısın. Ama para, toplantıdan önce çalındı, o yüzden şakayı yapamadım bile.
Jack Archer: Peki sahte paralar nerede şimdi?
Archibald Gilchrist: Söyledim ya, çalındı! Ajanlarım bir mağaranın orada hırsızların izini kaybetti.
Jack Archer: Ne söyleyeceğimi bilemiyorum Sör Gilchrist. Bir Merkez Bankası başkanı sahte para bastırıyor VE sonra da onu çaldırıyor!
Jack Archer: Pekala <İsim>, o mağaraya gidip paraları ve hırsızları bulalım! Ayrıca yolda durup hamburger almayı da unutmayalım!

İncele: Kahinin Mağarası.
Jack Archer: <İsim>, mağara da içi para dolu bir valiz buldun! Bu Gilchrist'in sahte avroları olmalı!
Jack Archer: Haklısın, valizin içinde başka neler olduğuna da bakalım!

İncele: Para Dolu Valiz.
Jack Archer: Mağarada bulduğun valizdeki paraların altından ne çıktı? "EVET" yazılı bir kep mi?
Jack Archer: Evet, haklısın, bu EVET sembolünü daha önce de görmüştük: Avrupa referandumu kampanyasında kullanılıyor!
Jack Archer: Yani... sahte paraları kim çaldıysa EVET seçmeni olmalı, öyle değil mi? Seçenekleri pek daraltmadı...
Jack Archer: Kaybedecek vaktimiz yok <İsim>. Kepteki lekeden bir örnek almamız gerek diyorsan, hiç durma bence!

İncele: Kampanya Kepi.
Jack Archer: Tebrikler <İsim>, para dolu valizde bulduğun kepteki lekeden bir örnek almayı başardın! Görünüşe bakılırsa bu, salya...
Jack Archer: Birisi kepe tükürmüş mü dedin?! Öyk! Salya örneğini mikroskopta inceleme işini sana bırakıyorum!

İncele: Salya Örneği.
Jack Archer: Bakıyorum formundasın <İsim>! EVET kepinden topladığın salyanın DNA'sını tespit ettin!
Jack Archer: İşte bir eşleşmeye ulaştık: Salyadaki DNA Asi Penelope'a ait!
Jack Archer: Penelope'un EVET seçmeni olacağını hiç düşünmemiştim... Ki zaten kepteki tükürük de bunu izah etmeye yeter de artar bile! İyi de onun bu para ve Promethianlar'la ne ilgisi olabilir ki?
Jack Archer: Hadi gidip Penelope'la konuşup işin aslını astarını öğrenelim!

Asi Penelope'u çalınan sahte paralar konusunda sorgula.
Jack Archer: Penelope, <Rütbe> <İsim> para destesinin altındaki bu EVET yazılı kepte senin tükürüğünün izine rastladı. Bir açıklama rica etsek acep?
Penelope Metaksas: Parayı o açgözlü İngiliz bankacı'dan çaldım! Utanacak değilim: Bankacılardan çalmak suç sayılmaz! Zenginliğin yeniden paylaşımı demek!
Penelope Metaksas: Valizi kapıp kaçtım ve onu bir mağaraya sakladım. Geldiğim de mağara da başka birisi daha vardı: Keşiş cübbesi giyen kaçık bir adamın teki. Benim gibi bir avare sandım.
Penelope Metaksas: Ama bu keşiş meğersem EVET'çiymiş! Bu parayı, referandum da insanların EVET oyu vermelerini için rüşvet amacıyla kullanmak istedi!
Penelope Metaksas: Ona bu parayı bir bankacıdan EVET kampanyasına kaynak olsun diye çalmadığımı söyledim ve bana verdiği kepe tükürdüm!
Jack Archer: Penelope, bu çatlak keşişten bize biraz daha bahsedebilir misin? Büro'ya bu konuda yardım edersen, hırsızlığına göz yumabiliriz!
Penelope Metaksas: Adının Yoldaş Klaus olduğunu söyleyip bir tarikatla ilgili konuşup durdu. Neydi adı... Heh! Promethianlar.
Penelope Metaksas: Klaus, Promethianlar'ın Avrupa'daki herkesin EVET oyu vermesi istediğini söyledi. Bu yüzden paraya ihtiyacı varmış. Ama ertesi gün ortadan kayboldu. Ne hali varsa görsün!
Jack Archer: Duydun mu <İsim>? Klaus Yunanistan'daymış! Ama onu elimizden kaçırdık!

İncele: Akropolis Harabeleri.
Armand Dupont: Eski haritalara karşı bir zaafım vardır <İsim> ve sen de bir tane bulmuşsun! Hadi bir göz atalım!
Armand Dupont: Mon dieu! Bu, Promethian sembolleriyle dolu bir Avrupa haritası!
Armand Dupont: Haklısın. Semboller Londra, Paris ve Bierburg'u, yani Promethianlar'ın cinayet karıştığı yerleri gösteriyor!
Armand Dupont: Yunanistan'da da bazı semboller var... ve Roma'da da! <İsim>, korkunç bir öngörüm var!
Armand Dupont: Görüyorum ki pudra takımını çoktan çıkarmışsın. Lütfen bu güzel eski haritayı bozma!

İncele: Avrupa Haritası.
Armand Dupont: Trés bien <İsim>, Promethian haritasındaki parmak izlerini ortaya çıkardın!
Armand Dupont: Parmak izlerinin, kimlik tespiti amacıyla kullanılması ta 1880'lerde başlamış, biliyor muydun?
Armand Dupont: Biliyorum, bugünlerde her şey bilgisayarla yapılıyor, veri tabanının başına bir ergen koyman yeterli. Allah Büro'nun yardımcısı olsun <İsim>! Hadi bu örneği Elliot'a gönderelim!

Analiz et: Parmak İzleri.
Armand Dupont: Elliot? <İsim>, Akropolis'te bulduğu Promethian haritasından bazı parmak izleri topladı. Bu yüzden buradayız.
Elliot Clayton: Selam, Dupont Dede. Parmak izleri, Jacqueline Proust'a ait. Duyduğuma göre onun kitaplarına bayılıyormuşsun?
Armand Dupont: Jacqueline Proust mu?! Promethian haritası onun muymuş? Olamaz <İsim>! Daha "de"leri ayırmayı beceremeyen o kadını ASLA sorgulayamam!
Carmen Martinez: Aranıza katılabilir miyim <İsim>? Paris'teki olaydan beri Bayan Proust'la görüşmek istiyordum. Harita sorgusuna seninle birlikte gelmek isterim!

Jacqueline Proust'u Promethian haritasıyla ilgili sorgula.
Carmen Martinez: Bayan Proust, Promethian belgelerine ikinci kez yakın ilgi gösterdiğinizi görüyoruz. Önce Paris'te açık artırmaya çıkarılan el yazması kitap, şimdi de harita... Bu tarikatla nasıl bir bağlantınız var?
Jacqueline Proust: Onları sadece siyasi macera kitabım Promethian Komplosu için araştırıyorum! Konusu gerçek tarihsel olaylara dayanıyor!
Jacqueline Proust: Haritayı eski bir antika kitapçıda buldum. Londra ve Paris'teki cinayetlerle olan bağlantısını hemen fark ettim.
Carmen Martinez: Bayan Proust, peki bu haritanın önemini keşfettiğiniz anda neden polise gitmediniz?
Jacqueline Proust: Çünkü tarihi komplo teorileri konusunda hiç kimse uçuk bir yazara inanmaz da ondan! Bu yüzden kendim soruşturmak zorundaydım!
Jacqueline: Harita, Promethianlar'ın bir sonraki hedeflerinin İtalya olduğunu söylüyor <Rütbe> <İsim>. Bir kaç hafta içinde orada bir şey olursa, haklıymış dersin!
Jacqueline Proust: Ben de o arada İtalya'dan uzakta, İspanya'da olacağım için, benim bir ilgim olmadığını da anlayacaksın. Şimdi al şu kostümü, ben de uçağıma bineyim izninle!

Daha sonra, Büro'nun merkezinde...
Şef Ripley: <İsim>, Klaus Weissmann ve Promethianlar'la ilgili bir şeyler bulabildin mi?
Jack Archer: Bir tanık Yoldaş Klaus'un burada olduğunu doğruları! Elimizden gene kaçırdık, ama neyse ki Yunanistan'a neden geldiğini öğrendik!
Jack Archer: Klaus, ekonomik krizi fırsat bilip halka rüşvet vererek Avrupa referandumunda EVET oyu kullanmalarını sağlamaya çalışıyormuş!
Şef Ripley: Yani Promethianlar'ın amacı bu mu? Referandum oylarını etkileyip Birleşmiş Avrupa'ya ulaşmak mı?
Jack Archer: Daha önce şunu keşfetmiştik: Avrupayı çalkalayan üst düzey ciinayetlerde Promethianlar'ın parmağı var...
Jack Archer: Şimdi de Promethianlar'ın, halkın referandum da Birleşmiş Avrupa'ya evet demelerini istediklerini öğrendik.
Şef Ripley: Acaba... Promethianlar'ın asıl niyeti ülkelerde kargaşa yaratmak olabilir mi? İnsanları özgürlüklerinden vazgeçirip Birleşmiş Avrupa'ya zorlamak için...
Jack Archer: Dahası da var Amirim: Promethianlar'ın bir sonraki hedefinin Roma olduğunu gösteren bir de harita bulduk!
Şef Ripley: Roma mı? O zaman iş korktuğumuzdan da kötü <İsim>. Papa ölüm döşeğinde... Promethianlar bundan faydalanmaya çalışacaktır!
Şef Ripley: <İsim>, valizini hazırla! Roma'ya uçuyorsun!

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on Fandom

Random Wiki