Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Wollcraft'ların Yaratığı/Diyaloglar

< Wollcraft'ların Yaratığı

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments0 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Wollcraftlarınyaratığı.png


Jones: Hey, selam <İsim>! Şuna videoya baksana bi. Ömrüm hayatımda böyle komik bir şey görmedim!
Jones: Bak, bu çocuk, bu da abisi ve şimdi onun parmağını ısır--
Jones: HAYDAAA! N'oluyor yahu? Ramirez yine elektrikli terliklerini fişe mi taktı ne?
Ramirez: Sadece karakol değil, genel bir kesinti bu. Bütün Tarihi Merkez karanlığa gömüldü!
Ramirez: Anlaşılan kesintinin sebebi 301, Shelley Caddesi'nden gelen bir aşırı yüklenme, tabii neden olduğunu kimse bilmiyor!
Jones: Pekala, buradan bir şey yapamayız, o zaman <Rütbe> <İsim> ve ben gidip şuna bir baksak iyi olur... 301 Shelley Caddesi, haydi gidelim!

1. Bölüm

İncele: Garaj Laboratuvarı.
(İncelemeden Önce)
Jones: Tanrım, birisi yemeği ocakta falan mı unuttu ne? Bildiğin yanmış et kokuyor burası!
Jones: Bakalım elektrikler gelmiş mi, şurada bir düğme var sanki--
Jones: HASS*KTİR! O ne lan?! Ceset mi la o?!
Jones: Acele et, <İsim>, burayı çembere alıp ne olduğunu bulmamız lazım!
(İnceledikten Sonra)
Jones: Neler oldu yahu bu laboratuvarda? Bu kız canlı canlı kavruldu mu yani? Cesedi Nathan'a gönderelim.
Jones: Ve kurbana bağlı olan şu makine... kıza fena halde elektrik vermiş, kız bildiğin kavrulmuş! Bu bariz bir şekilde cinayet silahı!
Jones: Hay ben senin, panel kapalı! Şuna bir el atsana, <İsim>?
Jones: Ayriyetten bu evin sahibini bir an önce bulup konuşmamız lazım!
Victor Wollcraft: Evimde ne işiniz var sizin?! Girmeniz için kim izin verdi?!
Jones: İti an... orada durun, bayım! Garajınızda bir ceset bulduk, ve size soracak sorularımız var!

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan: Pekala, ölüm sebebi gayet açık ve net. Zavallı kıza elektrik verilmiş.
Nathan: Normalde, "düzgün" bir elektrik verme kurbanın vücudunda iz bırakmaz. Kurbanınız ise bildiğiniz canlı canlı kavrulmuş.
Jones: Zavallı kızcağız, canı çok fena yanmış olmalı! Peki başka bir şey var mı, yani katile ait bir şey?
Nathan: Pekala, makine aşırı voltajı kaldıramayıp yanmış, bu sebepten ötürü de odanın içine kıvılcımlar saçmış! Katil bu detayı atlamış anlaşılan.
Nathan: Yanmış surat haricinde, kurbanın kıyafetleri ve derisinde de izler var. Bayağı bir kıvılcım varmış, özellikle de makinenin yakınında.
Nathan: Ve size diyebilirim ki katilin bu kıvılcımlardan kaçabilmiş olması imkansız! Yani demek oluyor ki katilin derisinde yanıklar var!


Jones: Evet, Nathan'ın dediğine göre, şüphelilerin üzerlerinde yanık izi arayacağız! Tabii kıvılcımlardan geldilerse eğer, oldukça ufak ve saklaması kolaydırlar.
Jones: Her bir şüphelinin tek tek üstünü aramak yıllar sürer... Haklısın, <İsim>, daha iyi bir çözüm yolu var!
Jones: Elbette ki Ramirez'e ihtiyacımız olacak!
Ramirez: Birisi beni mi çağırdı? Yardım edebilir miyim, <Rütbe> <İsim>, bir şeye ihtiyacı var mı?
Jones: Ramirez, <Rütbe> <İsim>'in senin için çok hassas bir görevi var. Soruşturma kapsamındaki her şüphelinin tek tek yanık izleri olup olmadığını öğreneceksin? Ne dersin, üstesinden gelebilecek misin?
Ramirez: Evet! Evet, göreceksin <Rütbe> <İsim>, iyi iş çıkartacağım! Benimle gurur duyacaksın, vallahi billahi!

Konuş: Victor Wollcraft.
Jones: Bay Wollcraft, acaba garajınızda bulunan bu cesedi bize bir zahmet açıklar mısınız? Kimdi o kız ve onu neden öldürdünüz?
Victor: Daha şimdi geldim, sayın memurlar, hiçbir şeyden haberim yok! Ne cesedinden bahsediyorsunuz, bu çok saçma, ben kimseyi öldürmem!
Jones: Sizin şu lanet olası işkence makinenizde canlı canlı kavrulan kızdan bahsediyorum! <Rütbe> <İsim>'in şimdi sizi tutuklamaması için bir neden söyleyin!
Victor: O makine için iznim var, sayın memurlar, yani gayet yasal bir şey! Belirtmek isterim ki ben saygın bir bilim adamıyım ve hiçbir şekilde bir insanın canına kastetmem!
Victor: Ve sizin şu işkence makinesi dediğiniz şey aslında elektronik bir devrim! Amacı insan beyninin faaliyetini daha önce hiç bir şekilde ulaşılamamış bir denge ile takip etmek!
Jones: Gerçekten çok lginç, Doktor Frankenstein, peki şu sıkı sıkı tuttuğunuz notlar ne acaba? Deneyleriniz ile mi alakalı?
Victor: Ne?! Notlarım mı? Ne notu? Haa, bu notlar. Buyrun, alın. Vicdanım gayet rahat, bu cinayetle zerre alakam yok!

İncele: Deney Notları.
(İncelemeden önce)
Jones: Evet, şu çatlak profesör Victor Wollcraft'ın bize verdiği deney notlarına bir bakalım, <İsim>
Jones: İlkinde şöyle yazıyor "1. Gün: Deneyin başlangıcı"... Bir saniye, eksik sayfalar var! Bak, sayfalardan biri yırtılmış!
Jones: Belki arka sayfada halen bir iz vardır! Sihirini konuştur, <İsim>!
(İncelemeden Sonra)
Jones: Saklı notu iyi ortaya çıkardın, <İsim>! Ne yazıyormuş üstünde?
Jones: "3. Gün: Numune toplamak?" Bunlar ne demek oluyor yahu? Bak, burada bir harita var!
Jones: Görünüşe göre bu, Ellington Hayvan Mezarlığı'nın haritası, ve mezarlardan bir tanesi işaretlenmiş!
Jones: Anlaşılan biraz Ellington Hayvan Mezarlığı'nda gezintiye çıkacağız, ortak! Hadi Victor'un şu mezarda ne aradığını öğrenelim!

İncele: Köpek Parseli.
(İncelemeden Önce)
Jones: İşte, Victor'un deney notlarında işaretlediği yer olan Ellington Hayvan Mezarlığı!
Jones: Mezarlık ismini William Cooper'ın sevgili köpeği Ellington'dan alıyor! Hatırladın mı, <İsim>? Kendisi Grimsborough'nun kurucusu! Bu mezarlığı da köpeğinin ölümünden sonra yaptırdı.
Jones: Cooper köpeğini çok severdi, hatta yıllık köpek güzellik yarışması da onun onuruna düzenlenmekte! Ve buradaki insanların da neden yarışmayı bu kadar ciddiye aldıklarını fark etmişsindir herhalde...
Jones: Neyse, bu kadar şehir tarihi yeter, elimizde çözmemiz gereken bir cinayet var! Evet, Victor burada tek bir mezarı işaretlemişti... hadi onu bulalım, <İsim>!
(İncelemeden Sonra)
Jones: İşte burası! Victor Wollcraft'ın notlarında işaretlediği mezar!
Jones: "Burada Elphaba yatıyor, 2005-2013"... Görünüşe göre ufak bir İngiliz Bulldog'u imiş. Bu zavallı hayvandan ne ister ki?
Jones: Victor'un buradan ne istediğini anlamanın tek yolu tabutu açmak!
Ivan Imlay: <Rütbe> <İsim>, merhabalar. Ben Ivan Imlay, Ellington Hayvan Mezarlığının bekçisiyim. Nasıl yardımcı olabilirim acaba?
Jones: Merhaba, Bay Imlay. Mezarlığınızda garip olayların yaşandığını duyduk, hakkında bir kaç soru sorabilir miyiz?
Ivan: Elbette, polise her şekilde yardım etmek beni mutlu eder! En azından ölümden daha değişik bir şey olur!

Konuş: Ivan Imlay.
Jones: Bay Imlay, burada son zamanlarda sıradışı bir olay görüp görmediğinizi merak etmiştik. Bu mezarlığın genç bir kızın öldürülmesi ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.
Ivan: Cinayet mi? Tövbe tövbe, hayır, bir şey görmedim. Ama hayvan mezarlığının bir kızın ölümü ile ne alakası olur ki?
Ivan: Genel olarak gördüğüm şey, hayvanlarını rahat bir yere gömmek için gelen hüzünlü aileler... gayet eminim ki sıradışı her hangi bir olaya rastlamadım.
Ivan: Ama, bir de Fran Wollcraft ile bir görüşün derim. Kendisi buraya benden bile çok gelir, belki o bir şeyler görmüştür!
Jones: Fran Wollcraft? Victor Wollcraft ile akraba falan mı?
Jones: Evet, karısı olur! Her gün gelip ölen köpeğinin başında ağlar. Buralarda bir yerlerdedir kesin.

Konuş: Fran Wollcraft.
Fran: Merhaba, <Rütbe>, nasıl yardımcı olabilirim? Bir sorun mu var?
Jones: Bayan Wollcraft, evinizde bir genç kız kocanızın makinelerinden bir tanesi ile öldürüldü. Konu hakkında bildiğiniz bir şey var mıdır?
Fran: Ne diyorsunuz? Bu çok saçma, kocamın deneyleri gayet zararsızdır! Saçmalıyorsunuz, sayın memurlar, bu sabah çıktığımda her şey yerli yerindeydi.
Fran: Dürüst olmak gerekirse, sayın memurlar, sevgili köpeğim öldüğünden beri, çevremde olan bitenlere fazla dikkat edemiyorum, yani...
Fran: Her şey çok ani gelişti, yıllık köpek yarışmasına hazırlanıyorduk, sonra... bir kalp krizi, yani doktorun dediğine göre. İngiliz Bulldog'ları çok hassas bir türdür!
Fran: Diyeceğim şu ki, sayın memurlar, kocam bir bilim insanıdır, ve bir canı alamayacak kadar o cana saygı duyar. O iyi bir adamdır.
(Fran ile konuştuktan sonra)
Jones: Biliyorum, köpeğini kaybetmek oldukça acı bir şey, ama haftalarca yasını tutmak mı? Yani, alt tarafı bir köpek yahu!
Jones: Bir gözümüz de onun üstünde olsun, <İsim>. Kocasının garajda neler yaptığını düşünürsek...

İncele: Mezar.
Jones: İşte burada, Victor Wollcraft'ın notlarında işaretlenmiş olan zavallı köpeğin ufak tabutu...
Jones: Kilitli, zavallı hayvana ne olduğunu öğrenmemiz için tabutu açmamız gerekecek... beline kuvvet, <İsim>!

İncele: Tabut.
Jones: Tabutu açtın mı? Hazır ol, <İsim>, açıyorum!
Jones: Boş mu?! Nasıl ya?
Jones: Victor Wollcraft'ın notlarındaki işaretli olan mezarda ceset falan yok... yani ne demek oluyor bu, <İsim>?
Jones: Yani diyorsun ki... Victor Wollcraft, köpek üzerinde deney yapmak için cesedi çaldı, öyle mi? Bu çok çılgınca bir şey. Ama daha fazla delile ihtiyacımız var tabii ki de!

İncele: Elektriksel Makine.
Jones: Harika, zavallı kızcağıza bağlanmış bu makineyi açmayı başardın! Bakalım içinde ne varmış!
Jones: Vay anasını... Ömrüm hayatımda bu kadar çok düğmeyi bir arada görmedim! Bu kadar çok sayaç içinden hangisiyle başlasam, karar veremedim, yani bir uzay mekiğinin kontrolleri bile daha basittir herhalde!
Jones: Haklısın, <İsim>, bu makine kurbana elektrik vermek için kullanılmış... Baksana, bütün değerler maksimuma ayarlanmış!
Jones: Makinenin neden elektrikleri patlattığına şaşmamalı... Hadi bunu Alex'e gönderelim, eminim ki seve seve bunun üstesinden gelmek isteyecektir!

Analiz et: Cinayet Silahı.
Alex: Bu makineyi hangi cehennemden çıkartıp getirdiğine dair zerre bir fikrim yok, <İsim>, ama beni bayağı bir zorladı yani! Ama yinede çalıştırma yöntemini deşifre edebildim.
Alex: Bu makinenin çalışma metodu son derece komplike, bütün kabloları, pervaneleri, her bir haltı değiştirmeniz gerekiyor! Bütün bunlar içinde bayağı engin bir mühendislik bilgisine sahip olmanız gerek.
Alex: Makinenin kazara çalışmasını önlemek için güvenlik kilitleri bile var. Hepsi kırılmış, tabii ki de.
Alex: Yani demek istediğim, katilin epeyce bir mühendislik bilgisi var. Bu aletin kazara çalışmış olması mümkün değil.


Daha sonra polis karakolunda...
Jones: Evet! Soruşturmamızda neler olduğunu tekrardan bir araya getirelim, <İsim>!
Jones: Victor Wollcraft'ın derme çatma laboratuvarında bulduğumuz, kendisine elektrik verilmiş kimliği belirsiz bir ceset var...
Jones: Ve deney notlarında bir tane köpeğin mezarı işaretlenmiş. Ve gördüğümüz üzere, ceset hiçbir yerde yok!
Jones: Sence cinayetimiz ile kayıp bir köpek arasında ne bağlantı olabilir ki? Vallaha aklım almıyor.
Jones: Şu lanet olası köpeği bir bulabilsek!
(Jones ile konuştuktan sonra)
Ivan: <Rütbe> <İsim>! Tanrıya şükür buradasınız! Mezarlıkta bir şey buldum!
Jones: Sakin ol, Ivan! Ne oldu? O taşıdığın şey de ne? Sanki... sanki ölüm gibi kokuyor!
Ivan: Çünkü öyle zaten, efendim. Bu çarşafların altında bulduğum bir köpek cesedi. Ama çok garip bir şeyler var!
Ivan: Ceset... ceset dikilmiş, sanki birisi tamir etmeye çalışmış gibi... Ama bunun Fran Wollcraft'ın köpeği Elphaba olduğundan adım gibi eminim!
Jones: Tanrım, nasıl... Bunu Nathan'a götürelim, bunun hakikaten o köpek mi olduğunu anlamamız lazım. Bu zavallı hayvan için yapabileceğimiz en son şey.

Analiz et: Köpek Cesedi.
Jones: Ivan'ın mezarlıktan getirdiği bu zavallı köpek hakkında bize ne söyleyebilirsin, Nathan? Bu Elphaba mı, hani şu mezarını kazdığımız?
Nathan: Pekala, cesedin derisi ile tabuttaki DNA kalıntıları karşılaştırdım, ve birbirlerine tıpatıp uyduklarını söyleyebilirim. Bu Elphaba, daha doğrusu onun bir parçası.
Jones: Harika, işte şimdi-- Pardon, ne dedin? "Parçası" mı dedin?
Nathan: Hazırlan, <İsim>, çünkü şimdi anlatacağım şey aklını başından alacak.
Nathan: Bu köpek yeniden yapılandırılmış. Sadece Elphaba'nın cesedinden deri parçalı bulmakla kalmadım, ayrıca kemiklerin çoğunun başka hayvanlara da ait olduklarını söyleyebilirim!
Nathan: Dediğimi anladın mı, <İsim>! Birisi bu köpeği yeniden canlandırmak istemiş!
Jones: HÖNK?!

2. Bölüm


Jones: Nathan, sen şimdi bize ciddi ciddi mezarlıkta bulduğumuz köpeğin başka hayvanlardan alınan parçalar ile yeniden yapıldığını mı söylüyorsun?
Jones: Ve dediğine göre ceset bizim bir numaralı şüphelimizin köpeğine ait, bu da demek oluyor ki Victor Wollcraft kendi köpeğini mezarından alıp parçalamış! Bir insan nasıl bu kadar kaçık olabilir?!
Nathan: İnsan beyni her türlü pisliğe yatkındır, işimizde bundan daha beterlerini de gördük. ayrıca bu diğer hayvanların... dokularını da inceledim, ve bulduğum şey gerçekten mide bulandırıcı.
Nathan: Dokularda ve kemiklerde bulduğum DNA kalıntıları günümüzde yaşayan hiçbir canlı ile eşleşmiyor. Hepsi de nesli asırlar önce tükenmiş canlılara ait!
Jones: Harbiden mi?! Yani Victor Wollcraft bunları müzeden çaldı, öyle mi? Hadi gidip şuna--
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, kurbanın kimliğini tespit ettik! Adı Claire Godwin, Grimsborough Müzesinde rehberlik yapıyor. Kayıtlarına göre hayvan hakları savunucusu imiş.
Jones: Demek hayvan hakları savunucusu... Belki de cinayetimiz ile Elphaba üzerinde yapılan deney arasındaki bağlantı budur! Haydi, <İsim>, doğru müzeye!

İncele: Sergi Salonu.
(İncelemeden Önce)
Jones: En son müze müdürünü tutukladığından beridir, <İsim>, burasının epey bir değiştiğini söyleyebilirim...
Jones: Haydi şu Elphaba'nın yeniden birleştirilmesinde kullanılan kemik ve dokuların nereden geldiğini bulalım!
(İnceledikten Sonra)
Jones: Pekala, ölü köpeğimiz ile alakalı bir şeyler bulabildin mi? Bu kemik yığını başlamak için harika bir nokta!
Jones: Ve şurada duran müze rehberi, ismi Percy Wollcraft! Bu ailenin kaç tane daha üyesi var yahu? Onunla konuşmamız gerek!

Konuş: Percy Wollcraft.
Jones: Percy Wollcraft? Tahminimce Victor ve Fran'ın oğlusun? Babanın laboratuvarında olandan haberin var mı?
Percy: Evet, var. Kusura bakmayın, memur beyler, Size nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum. Zavallı Claire'ime kimin zarar vermek isteyeceğini aklım almıyor...
Jones: Zavallı Claire'ine mi? Yani, birlikte miydiniz? Ailenin sizden haberi var mıydı?
Percy: Claire ve ben Üniversite'de tanışmıştık, ben mühendislik tezim üzerine konuşma yapıyordum... O da hayvanların denek olarak kullanılmasına karşı bir eylem hazırlığı içerisindeydi...
Percy: Ama ebeveynlerime ondan hiç bahsetmedim. Onun kız arkadaşım olduğunu bile bilmiyorlardı. Babamın işi ve anemin köpeği dışındaki hiçbir şey ile ilgilenmezler.
Percy: Buyrun. Claire'in çantası hala bende, dün personel odasında unutmuş. Eğer işinize yarayacak olursa, alabilirsiniz.

İncele: Kurbanın Çantası.
Jones: Kurbanımızın çantasında ne buldun, <İsim>?
Jones: Hass*ktir, bu Victor Wollcraft'ın deney notlarından biri! Claire'in çantasında ne işi var peki?
Jones: Claire'in bunu neden çaldığını öğrenmemiz lazım! Hadi okuyalım, <İsim>! "Yedinci gün...

Deney Notları: 7. Gün.
(Birkaç gün önce...)
Victor: Yedinci gün. Deney tahmin ettiğimden çok daha yavaş ilerliyor.
Victor: Denek 1 tedaviye yanıt vermiyor, ve çürüme diğer organlarda da etkisini gösteriyor.
Victor: Fran'ın çürüyen parçaların yerine yenilerini bulması gerekiyordu, fakat hayati fonksiyonların tamamen çökmesine fazla vakit kalmadı.
Victor: Bu sırada, Denek bir garajda, buzlukta tutulacak. Tek yapabileceğimiz şey bu.
Victor: İnşallah... İnşallah hata yapmıyorumdur. Fran, deneye fena halde kafayı taktı. Eğer başarısız olursa nasıl tepki vereceğini tahmin bile edemiyorum.


Jones: Ne yani bu şimdi? Garajda yapılan bir deney mi? Tanrım, Elphaba'dan bahsediyor olmalı! Claire'in bunun hakkında bilgisi var mıydı ki?
Jones: Wollcraft'ların garajını tekrardan bir ziyaret etsek iyi olur! Önden buyur, <İsim>!

İncele: Ameliyat Masası.
Jones: Pekala, ne buldun? Diploma mı? Üzerinde ne yazdığını okuyamıyorum, oldukça eski olmalı! Şuna bir el atar mısın?
Fran: Ne işiniz var sizin burada?!? Neden bizi rahat bırakmıyorsunuz?!
Jones: Bayan Wollcraft, iyi misiniz? Neler oluyor?
Fran: Anlayamazsınız, kimse anlayamaz...
Jones: Ne diyor bu kadın yahu? Hadi, <İsim>, onunla bir konuşalım!

Konuş: Fran Wollcraft.
Jones: Bayan Wollcraft, Allah aşkına bir sakin olun! Neler oluyor?
Jones: Köpeğim, biricik Elphaba'm, gitmiş! Kaybolmuş, onu hiçbir yerde bulamıyorum!
Jones: Üzgünüz, Bayan Wollcraft, ama bir kazı yapmamız gerekti. Elphaba'nın mezarını kazanlar bizlerdik.
Fran: Ne diyorsunuz siz? Ne çukuru? Ne kazısı? Ne yaptınız tatlışımın mezarına? Konuşun!
Jones: Soruşturma kapsamında Elphaba'nın mezarını açtık, ama tabutu... tabutu boştu!
Fran: Tabii ki de boştu, cesedi olmadan onu nasıl yeniden canlandıracağız acaba! Şimdi geri verin onu! GERİ VERİN!!!
(Fran ile konuştuktan sonra)
Victor: Neler oluyor burda?! Fran, hayatım, lütfen kendine gel!
Fran: Elphaba ellerinde! Elphaba'yı çaldılar!
Victor: Doğru mu bu, <Rütbe> <İsim>? Elphaba'yı buldunuz mu?
Jones: Evet, bulduk. Ve onu ne şekilde bulduğumuzu da biliyorsunuzdur herhalde, Dr. Wollcraft?
Victor: Fran, lütfen içeriye geç. <Rütbe> <İsim> ile deney hakkında konuşmam lazım.

Konuş: Victor Wollcraft
Jones: Köpeğiniz Elphaba, çalınmış kemikler ve diğer kadavralardan gelen vücut parçalarıyla, yeniden yapılandırılmış olarak hayvan mezarlığında bulundu, Victor. Bunu siz mi yaptınız?
Victor: Evet, ben yaptım. Elphaba öldüğünde, Fran mahvolmuştu. Köpek Yarışması için o kadar çok çalışmışlardı ki, neredeyse bu bir takıntı haline gelmişti!
Victor: Karımı o halde görmeye dayanamıyordum, o nedenle yeniden canlandırma ile ilgili eski teorileri karıştırıp bir deneme yapmak istedim. Fran da hemen bana katıldı.
Jones: Nasıl yani... ölmüş köpeğinizi sahiden yeniden canlandırabileceğinizi mi düşündünüz??! Hayır, durun, bu soruya yanıt vermeyin. Allah aşkına, nasıl bir şeyin içine düştük biz?
Jones: Victor, makinenizi analiz ettik ve Claire'i öldürmekte kullanılan voltajın kıvılcım oluşturduğunu tespit ettik. Göğsünüzü gösterebilir misiniz, yanık var mı yok mu bakmak istiyoruz.
Victor: Tabii! Tatmin oldunuz mu?! Makine henüz mükemmel değil, önceki deneylerimde beni de yaktı!
Victor: Ama ben kimseyi öldüremem, <Rütbe> <İsim>, bana inanmalısın! Ben hayatı geri getirmeye çalışırım, onu almaya değil...
(Victor ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu benim duyduğum en ipe sapa gelmez hikaye ve şu anda göz altında bir vampir var! Köpeğini yeniden canlandırmaya çalışıyormuş?!
Jones: Claire bu deneyi biliyorduysa, bir hayvan hakları savunucusu olarak engellemeye çalışmış olabilir. Başına gelen bu dehşet verici sonun sebebi bu olabilir...
Jones: Fakat elimizdeki kanıtlarla şimdilik birisini tutuklamamız mümkün değil. Araştırmaya devam etmeliyiz, <İsim>.

İncele: Diploma
Jones: Bulduğun o diplomanın üzerinde ne yazıyormuş?
Jones: "Mühendislik Büyük Ödülü", peki kime aitmiş? Victor ve Fran Wollcraft mı? Böyle bir hobiye ortaklaşa sahip olduklarını düşünmek zor, ama demek ki ikisinde de var.
Jones: O zaman Claire'i öldüren o makineyi çalıştırmak için gerekli bilgiye sadece Victor değil, Fran da sahip demektir... Bunu göz önünde bulunduralım, <İsim>!

İncele: Kemik Yığını
Jones: Bu iskeleti bir araya getirmekle harika bir iş başardın, <İsim>! Ama, baksana, bunun bir bacağı eksik, değil mi?!
Jones: Belki de buradaki kayıp kemikler, Elphaba'nın diriltilmesinde kullanılmıştır! Hemen bu iskeleti --
Constance Bell: DAVID JONES! BU İSKELETİ DERHAL BIRAKIN!
Jones: OHA! Senin yüzünden az daha iskeleti düşürecektim! Burada ne arıyorsun Constance, senin kütüphanede olman gerekmiyor mu?
Constance Bell: Hapishaneye tıktığın müze müdürünün yerine ben bakıyorum, unuttun mu? Belediye Başkanı, şehir personeli arasında bu iş için tek yetkin kişinin ben olduğumu söyledi. Şehrin ne halde olduğunu bundan anla artık.
Constance Bell: Eh <İsim>, paha biçilmez tarihi eserlerin değerini düşürme işin bittiyse, buraya seni hangi rüzgarın attığını söyleyebilirsin belki? Jones'un seni kötü etkilemesine izin vereyim deme!

Konuş: Constance Bell
Jones: Müzede bulduğumuz bu iskeletin, bazı kemiklerinin kayıp olduğunu biliyor muydun, Constance? Birisinin, bu kemikleri deneysel amaçla çaldığına dair kanıtlarımız var.
Constance: Bana ne ki! Ben Yabancı Diller mezunuyum, müze koruyuculuğu değil! Buraya geldiğimden beri yaptığım tek şey; dün, rehberlerimizden biri olan Claire Godwin'i kovmak oldu.
Constance: Bir postçu sergisi yapmayı düşündüğümü söylediğimde saçmalamaya başladı. Post doldurma işinin hayvanlara işkence anlamına geldiğini, yasaklanması gerektiğini falan söyledi.
Constance: Kızı, 30 dakika sonra kapının önüne koyduğumu söyleyebilirim! Dolabını bile toparlamadı!
Jones: Bu... Bu pek hoş olmamış Constance, ona biraz zaman verip d--
Constance: Bunu hak etti, bir şeye karışmayıp kendi işine bakacaktı! İşin tuhafı, elimde ona yazılmış bir mektup kaldı! Hışımla çıkıp gidişinden birkaç dakika sonra gelmişti.
Constance: İşte burada, mektubu sana da versem olur, <Rütbe> <İsim>! Umarım soruşturmanızda bir işe yarar!
(Constance ile konuştuktan sonra)
Jones: Yani Claire, cinayete kurban gitmeden hemen önce müzedeki işinden kovulmuş ve bu mektubun ona ulaşması gerekiyormuş...
Jones: Hâlâ kapalı, o yüzden bunu açarak şansımı zorlayamam! İmzasız gönderilmiş. Eğer katilden geliyorsa, içinde ne vardır kim bilir!
Jones: Bu mektubu hemen Grace'e gönderelim. Sonradan üzülmektense, tedbirli olmak daha iyidir.

Analiz et: İsimsiz Mektup
Grace: Claire Godwin'e gönderilen imzasız mektubu inceledim, ancak soruşturmayla ilgili olabilecek herhangi bir örnek bulamadım.
Grace: Mektup, Almanca yazılmış, anlamı şu: "Eğer sesini kesmezsen, bir daha gün yüzü göremezsin." Tipik bir tehdit mektubu.
Jones: O zaman bunu katil yazmış olmalı! Ve tehdidini de en korkunç şekilde gerçekleştirmiş... Ama artık katilin Almanca konuştuğunu biliyoruz! Bravo Grace!
(Grace ile konuştuktan sonra)
Jones: RAMIREZ! <Rütbe> <İsim> senden tüm şüphelilerde yanık izi olup olmadığını araştırmanı istemişti, yaptın mı?
Ramirez: Evet, efendim! Hepsini görmeye gittim. Bayan Wollcraft ile oğlu Percy'nin vücutlarında yanık izi olduğunu söyleyebilirim!
Ramirez: İkisi de bunun Victor Wollcraft'ın deneylerinden kaynaklandığını söyledi. Mezarcı Bay Imlay'in de birkaç yanığı var, onlar da arızalı çim biçme makinesinden olmuş!
Ramirez: Sana başka haberlerim de var, <Rütbe> <İsim>! O bulduğun Almanca mektubun üzerine, Bay ve Bayan Wollcraft'ın geçmişiyle ilgili biraz araştırma yaptım!
Ramirez: Her ikisinin de Alman göçmeni olduğunu ve oğulları doğmadan önce buranın vatandaşlığına geçtiklerini öğrendim! Yani Almanca biliyorlar.
Jones: Bu... çok zekice bir hareket Ramirez, çok teşekkürler!

Daha sonra, polis karakolunda...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>, burada biri var--
Fran Wollcraft: <Rütbe> <İsim>, bize yardım etmelisin! Lütfen, lütfen bir şeyler yap!
Jones: Ne, neler oluyor Bayan Wollcraft?
Fran: Sorun Percy! Akşam işten geldiğinde, Victor ile aralarında şu ölen kız konusunda bir tartışma çıktı, bas bas bağırıyorlardı!
Fran: Sonra, sonra birden koşarak çıktı! Onu hiçbir yerde bulamıyoruz! <Rütbe> <İsim>, n'olur oğlumu bul!

3. Bölüm


Fran Wollcraft: Percy'yi bulmalısın, <Rütbe> <İsim>! Garajımızda ölen o kız konusunda babasıyla tartıştıktan hemen sonra evden kaçtı!
Jones: Merak etmeyin Bayan Wollcraft, <Rütbe> <İsim> onu bulacaktır! Lütfen oturun, Ramirez sizinle ilgilenecek.
Jones: <İsim>, bir an önce Percy'yi bulmamız gerek! Ortadan kayboluşunun, sevgilisinin ölümüyle bir ilgisi olduğu kesin!
Jones: Önce müzeye gidelim, bakalım Constance'ın, onun nereye gitmiş olabileceğine dair bir fikri var mı.

İncele: Mamut İskeleti
Jones: Ne buldun <İsim>? Kurbanın dolabı mı? Evet, haklısın. Constance, Claire'in kovulmadan önce dolabını temizleyecek vakti olmadığından bahsetmişti... Oraya da bakmamız gerek!
Jones: İti an çomağı hazırla, Constance halen burada! Percy onun emrinde çalışıyordu, belki çocuğun nereye gittiğini biliyordur? Hadi gidip onunla konuşalım!

Konuş: Constance Bell
Jones: Constance, seni tekrar rahatsız ettiğimiz için kusura bakma, ama Percy Wollcraft evden kaçmış. Nerede olabileceğine dair bir fikrin var mı?
Constance: Ne diye olsun ki? Yani, zavallı çocuk tabii, sevgilisi öldü, ailesi tam bir kaçık zaten... Daha önce kaçmamış olması mucize vallahi!
Jones: Komik değil Constance! Annesi yıkıldı!
Constance: Gerçekten mi? Fran Wollcraft'ın o çocuğu pek salladığını sanmıyorum... Onunla birkaç kez konuştuk, malum Almanca okuyorum, bana pek öyle duygusal biri gibi gelmedi.
Constance: Aman tamam, Percy personel odasında saklanıyor.
Jones: Onu saklıyor musun? Ama neden?
Constance: Neden olmasın? Çok çalışkan bir çocuk, ailesinden saklanmak için bir yere ihtiyacı vardı. Ve kitabıma sos falan da dökmedi, SENİN AKSİNE DAVID JONES!
(Constance ile konuştuktan sonra)
Jones: Constance Bell'in böylesine iyiliksever biri olduğunu kim tahmin edebilirdi ki?
Jones: Neyse, hadi gidip Percy ile konuşalım. Bir an önce annesinin yanına gitmesini sağlamalıyız.

Konuş: Percy Wollcraft
Percy Wollcraft: Ne istiyorsunuz? Beni rahat bırakın!
Jones: Annen çok meraklandı, Percy. En azından iyi olduğunu haber ver.
Percy: Onlar delirmiş! Hepimiz delirmişiz! Elphaba'ya ne yaptıklarını gördünüz! Ailemin sevgi anlayışı çok çarpık!
Percy: Claire, onları ihbar etmesinde ona yardımcı olmamı istemişti! İstedim, ama onlar benim ailem! Onlara ihanet edemem ki!
Percy: Bana babamın Almanca notlarını verip çevirmemi istediğinde, Elphaba'nın cesedine ne yapmak istediklerini işte o zaman anladım...
Percy: Babam, bunu sadece annemin acısını dindirmek için yaptığı konusunda beni ikna etmeye çalıştı, ama Claire'i öldürdü bu! Bu lanet deney onu öldürdü!

İncele: Claire'in Dolabı
Jones: Paramparça bir fotoğraf mı? Ne olduğunu göremiyorum ki... Bunu bir araya getirebilir misin, <İsim>?

İncele: Paramparça Fotoğraf
Jones: Claire'in dolabında bulduğun fotoğrafı harika bir şekilde birleştirdin, <İsim>! Peki ne varmış fotoğrafta?
Jones: Bu fotoğraf Victor Wollcraft'ın garajında çekilmiş! Claire bunu neden dolabında saklasın ki? Ve niye parçalamak istesin?
Jones: Buna bir de, el çantasının içinde bulduğumuz araştırma notlarını ekle... Victor'a karşı kanıt toplamaya çalıştığı belli, ama amacı ne olabilir ki?

Daha sonra, polis karakolunda...
Jones: Yani elimizde, Claire'in Wollcraft'ların garajında çekilmiş bir fotoğrafı var...
Jones: Bir de Percy'nin, Claire ile birlikte kendi ailesini engellemek için uğraştıklarını biliyoruz. Amma karışık bir mesele, <İsim>.
Jones: Belki de hayvan mezarlığına bir kez daha bakmalıyız, <İsim>. Ivan, Elphaba'nın cesedini bulmuş olabilir, ama onu oraya kimin koyduğunu hâlâ bilmiyoruz.

İncele: Mezarlar
Jones: Ne varmış burada, <İsim>? Bu kan lekesi kurumuş sanki, ama oldukça büyük. Bundan bir örnek alalım.
Jones: Ivan'ı da görebiliyorum, halen mezarlığa göz kulak oluyor... Onu bir kez daha sorgulamamız gerek. Fran gerçekten de buraya cesetleri gömüyorsa, onun bundan haberdar olması lazım.

Konuş: Ivan Imlay
Jones: Söylesene Ivan, Bayan Wollcraft ile ne kadar yakındınız? Köpeğini senin mezarlığını kazıp çıkardı, sen de burada olup biten her şeyi bildiğini söylemiştin...
Ivan Imlay: Köpeğini mezarından çıkardığını tabii ki biliyorum. Bir şey söylemeyerek onu korumaya mı çalışmış oluyorum? Galiba öyle. Ne bileyim, Fran biraz özel bir kadındır...
Ivan: Üniversitede mühendislik okuduğum için, birlikte mühendislik teorileri hakkında konuşurduk. Sonra yeniden canlandırma konusundaki saçmalıklarla kafayı bozdu, ama ben pek üzerine düşmedim.
Ivan: O zavallı köpeğin cesedini her yanı dikilmiş halde bulunca niyetlerinin ne olduğunu anladım.
Ivan: Biraz ileriye gitmişlerdi. Fran'in hatrına buna bir son verilmesi gerekiyordu. Bir an bile tereddüt etmeden, cesedi doğrudan size getirdim. Ama sizden bir şeyler gizledim.
Ivan: Bu fotoğraf makinesi cesedin tam altındaydı. Elphaba'nın cesedini buraya bırakan her kimse, bu zavallı kızı öldüren kişi o olabilir... Bunun sizde olması daha iyi.

İncele: Kanlı Havlama
Jones: Bu ağaçtan yeteri kadar kan toplayabildin mi, <İsim>? Mükemmel!
Jones: Kurumuş gibi görünüyor, ama işimize yarayacaktır... Hadi bunu Grace'e gönderelim, bakalım bir şeyler bulabilecek mi!

Analiz et: Kan
Grace: Mezarlıktaki o ağaçta bulduğunuz kanı analiz ettim. Kanın bir insana ait olmadığını söyleyebilirim.
Grace: Bulduğunuz o zavallı köpeğin kanıyla karşılaştırdığımda, ikisinin eşleştiğini fark ettim! Onu mezarlığa getiren her kimse, taşırken ağaca çarpmış olmalı.
Grace: Ben de cesedine daha yakından baktım ve başındaki dikişlerden bazılarının alındığını gördüm! Kan oradan gelmiş olmalı! Katil onu kollarında taşımış!
Grace: Cesedi göğüs hizasında taşıdığını hesaba katarak bu kişinin boyunu hesaplamaya çalıştım ve size şunu söyleyebilirim ki katilin boyu 6'0 (1,83 m)!

İncele: Fotoğraf Makinesi
(İncelemeden önce) Jones: Yani Ivan, Fran'i korumak mı istedi? Kendini göstermiş olsaydı, kürekle adamı bayıltacağından hiç şüphem yok!
Jones: Neyse, Ivan'ın Elphaba'nın cesedinin altında bulduğu şu fotoğraf makinesini bir kontrol edelim, <İsim>! Çok eski bir alet, o yüzden içinde hafıza kartı yoktur, ama yine de işimize yarayabilir...
Jones: Bak <İsim>, haklısın! Galiba üzerinde bir şeyler yazıyor! Çözebilir misin?
(İncelemeden sonra)
Jones: Ivan'ın bize verdiği fotoğraf makinesinde ne yazıyormuş <İsim>?
Jones: "Claire Godwin'e Aittir"! Bu Claire'in fotoğraf makinesi miymiş?! Çabuk, hemen bunu Alex'e gönderelim, belki içinde hâlâ bir şeyler kalmıştır!

Analiz et: Fotoğraf Makinesi
Jones: Ee Alex, Claire'in fotoğraf makinesinin içinde işe yarar bir şeyler bulabildin mi?
Alex: <İsim>, senin de fark ettiğin gibi, bu fotoğrafı otomatik olarak anında veren bir fotoğraf makinesi, yani içinde herhangi bir veri yok.
Alex: Ama şanslısın. Makine bozulduğu için son fotoğraf içeride sıkışmış! Tab ettirdim, ancak yarısında bir el izi vardı, sanki bir boğuşma sırasında çekilmiş. Bu sizin katil olmalı!
Alex: Bir gözü yakından bulanık belli oluyor, başka bir ayrıntı net değil. Claire o anda, saldıran kişinin fotoğrafını çekmeyi düşünecek kadar aklı başındaymış. Bu sayede katilin kahverengi gözlere sahip olduğunu söyleyebilirim!
(Alex ile konuştuktan sonra)
Jones: İşte bu kadar, <İsim>! Evet, Claire'in katilini parmaklıklar ardına göndermenin vakti geldi.

Katili tutukla.
Jones: Percy, itiraf edeyim ki bu vakaya dahil olan şahıslar içinde sen en az şüphelendiğim kişiydin! Ne diye öldürdün ki Claire'i?
Percy Wollcraft: Amacım bu değildi! Yani, gaza geldim işte, her şey çok karışmıştı! Öğle yemeğimi unuttuğum için eve geri dönmüştüm, o da oradaydı...

--Önceki gün--
Percy: Claire? Burada ne arıyorsun? Ne yapıyorsun, babamın laboratuvarının fotoğraflarını mı çekiyorsun?
Claire Godwin: Haftalardır yapmam gereken şeyi yapıyorum! Tüm bu saçmalığı polise ihbar edeceğim! Senin ailen kafayı yemiş, hepiniz mahvolacaksınız!
Percy: Neden bahsediyorsun, bebeğim? Babamı mantıklı davranmaya ikna ederiz, hem artık deney falan da yaptırmayız, senin de istediğin bu değil mi?
Claire: Sorun sadece baban değil. Annen de ona yardım ediyor. Lanet olsun, bunun annenin fikri olduğuna adım gibi eminim! Ayrıca şu müzeden kaybolan kemikler nerede Percy? Söyle!
Percy: Claire, lütfen sakin ol! Bize zarar vermek istemiyorsun, değil mi? Babamın aklını başına toplamasını sağlarız, amacın bizi incitmek değil!
Claire: Sizin hepinizin ne kadar mide bulandırıcı, ne kadar manyak olduğunuzu herkese söyleyeceğim. Sizi engelleyecekler, sizi mahvedecekler. Bunu hak ediyorsunuz! Beni durduramazsın!
Percy: Hayır, Claire, yapmayacaksın! Bunu yapmana izin veremem!


Percy: Ve ben de onu durdurdum. Bayılttım, masaya yatırdım ve elektriği açtım. Ölmeyi hak etmiyordu, ama gitmesine izin veremezdim. Yapamazdım.
Percy: Ama, onu makineden kurtaramadım; böylece alabileceğim her şeyi, fotoğraf makinesini ve Elphaba'yı aldım ve hepsini mezarlığa gömdüm. Ailemin başının daha fazla belaya girmesini istemedim.
Percy: O lanet olası elektrik kesintisi olmasaydı, sizin de hiç haberiniz olmayacaktı!


Yargıç Olivia Hall: Percy Wollcraft, bu mahkemeye, Claire Godwin'i vahşice öldürmekten çıkarıldınız. Kendinizi savunmak için söyleyeceğiniz bir şey var mı?
Fran Wollcraft: Benim küçük bebeğim yanlış bir şey yapmadı! Her evladın yapacağı gibi ailesini korumak istedi! Diren Percy!
Percy Wollcraft: Özür dilerim annecim! Başınızın derde girmesini istemedim! Üzgünüm, özür dilerim!
Victor Wollcraft: Biliyorum, canım oğlum! Yaptıklarını onaylamasam da, iyi niyetli olduğunu biliyorum. Seninle gurur duyuyorum, oğlum!
Yargıç Hall: MAHKEMEDESİNİZ, SESSİZ OLUN! Sizin ikinizle olan işim daha bitmedi, suçlarınızı daha sonra konuşacağız!
Yargıç Hall: Percy Wollcraft, bir suçu ihbar etmeye çalışan bu zavallı kadını soğukkanlılıkla öldürdün! Ve yalnızca ailene karşı suçluluk hissediyorsun!
Percy: Claire bizi yok etmek istemişti! Ailemi yok etmek istemişti! Yüz defa şansım olsa, yüzünde de onu öldürürdüm!
Yargıç Hall: Percy Wollcraft, Claire Godwin'i öldürmek suçuyla sizi, şartlı tahliye olasılığı olmaksızın, otuz yıl hapis cezasına çarptırıyorum! Duruşma bitmiştir!


Jones: İşte böyle, <İsim>. Claire, Grimsborough'nun en parçalanmış ailesinin kurbanı oldu. Ben de bizimkilere laf ederdim...
Jones: O doğru bildiği şeyi yapmaya çalışıyordu ve bunun sonucunda aldığı ödül öldürülmek oldu. Merak ediyorum da, Percy bu koşullarda daha başka bir insan olabilir miydi?
Jones: Bir ailenin, birbirine karşı gösterebileceği en büyük sevgi gösterisi ölü bir köpeği diriltmekse, sen nasıl olur da düzgün bir insan olabilirsin?

Ek Soruşturma


Samuel King: <Rütbe> <İsim>! Başarılı çalışmaların için teşekkür ederim, sen olmasaydın bu soruşturma mezara kadar çözülemezdi...
Samuel King: Öyle dedim de aklıma ne geldi; hayvan mezarlığının müdürü Ivan Imlay aradı. Mezarlıkta vandallık yapıldığını söyledi. Yanına gidip onu yoklamanızı istiyorum.
Samuel King: Sonra da müzeye gidersin, Bayan Bell özellikle sizin yardımınıza ihtiyacı olduğunu söyledi. Bir konuda oldukça sinirli...
Jones: Mümkün değil, Constance beni tam bir yetişkin olarak bile görmüyor! Ne diye ona yardım etmemizi istesin ki?
Samuel King: Aslında Bayan Bell, sadece <Rütbe> <İsim> gelsin dedi. Ketçap mıdır nedir, bir şey mırıldanıyordu... Neyse, derhal işinizin başına!
(King ile konuştuktan sonra)
Alex: Selam, <İsim>! Victor Wollcraft ve onun çılgın makinesini düşünüyordum da, ya laboratuvarında daha başka tehlikeli aletler varsa diye merak ettim.
Alex: Bir de... Aslında daha başka ne tür icatlar yapıyor diye de merak etmedim değil hani!
Alex: Her ne olursa olsun, ona da bir uğramak gerektiğini düşünüyorum. Benimle gelmek ister misin?

Victor'dan makinesini inceleme izni iste.
Victor Wollcraft: <Rütbe> <İsim>! Evime tekrardan gelme şerefinizi neye borçluyum acaba?
Alex: Makinelerinize bir kez daha bakmak istedim. <Rütbe> <İsim>'in garajınızda bulup getirdiği o cihazı inceleyen bendim.
Victor: HA! Sen sanki benim icatlarımı anlayabilir misin ki!
Alex: Boş zamanlarımda ben de kendi kendime makine icat etmeyi sevdiğim için, sizinkileri de rahatlıkla --
Victor: Rica ediyorum, sizin o önemsiz küçük robotlarınızı benim muazzam icatlarımla bir tutmayınız! Buyurun, içeri girin, makinelerimi istediğiniz kadar inceleyebilirsiniz. Ama pek bir şey anlayacağınızı sanmıyorum!
(Victor ile konuştuktan sonra)
Alex: Pekala, <İsim>, şu ukala adama kim olduğumuzu gösterelim! Sen yanımda olduğuna göre, bu garajda ne dolaplar çevirdiğini keşfedebiliriz!

İncele: Garaj Laboratuvarı
Alex: Ne buldun <İsim>? Bu makinenin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum... Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
Alex: Ama nasıl çalıştırılacağını biliyorum, şuradaki küçük ekranı görüyor musun? Şifresi lazım, ama senin için bunu çözmenin sorun yaratmayacağını biliyorum.

İncele: Garip Makine
Alex: Mükemmelsin, <İsim>! Makinenin şifresini anında çözdün! Bu odadaki hiçbir teknoloji senin elinden kurtulamaz!
Alex: Bakalım nasıl bir makineymiş bu... Tam olarak ne işe yaradığını anlayabilmem için laboratuvarda test yapmam lazım.

Analiz et: Çalıştırılmış Makine
Alex: <İsim>! Başardım! Victor'ın makinesinin ne işe yaradığını buldum!
Alex: Makine tamamıyla zararsız, bu iyi haber. Ama henüz bitmemiş, çalışabilmesi için yapısını kendi başıma tamamladım.
Alex: İstersen bana "Yüksek Teknoloji Kralı" diyebilirsin, zira mühendislik ve programlama birikimim sayesinde bu makinenin ne yapmak amacıyla tasarlandığını sana söyleyebilirim: Hamburger!
Alex: Dalga geçmiyorum, <İsim>, bu makine harikulade, tam bir sanat eseri! Şunu da bilmiş ol ki, bunu ben toparladım! Hadi gel benimle, Victor'la konuşmamız GEREK.

Hamburger makinesini Victor'a geri ver.
Victor: Ee, ne yapabildin makinemle bakalım? Umarım dehamı anlamaya çalışırken beyhude girişimlerinle ona zarar vermemişsindir. Bunun üzerinde çok zaman harcadım çünkü...
Alex: Rahat olabilirsiniz Bay Wollcraft, hamburger makineniz sapasağlam. Aslına bakarsanız, onu tamamladım bile! Çok güzel bir makine, asıl zoru kısmı ona uygun parçaları bulabilmekti!
Victor: Onu tamamladınız mı? Buna inanamıyorum, durun bakayım! İçine ne tür bir rotor koydunuz? Mükemmel uyum sağlamış, eksik olan tek parçası oydu! Bunları nereden bulduğunuzu bana söyleyin lütfen!
Victor: Bu kasabadaki herkes nedense hamburgerlere aşırı düşkün, bu makinenin işlerine yarayacağını düşünmüştüm... Madem öyle, kendimize lezzetli birkaç hamburger yapalım! Malzemeler buradan. Bu da sos düğmesi, burada peynir menüsü var...

Uzun bir teknik açıklamadan sonra...
Victor: Geldiğinize çok sevindim. <Rütbe> <İsim>, senin zaten çok iyi olduğunu biliyordum <Rütbe>, ama artık ekibinin de dahilerle dolu olduğunu düşünmeye başladım!
Victor: Aklı çalışan insanlarla sohbet etmeyi her ne kadar çok sevsem de, artık gitmem gerek. Percy hapse girdiğinden beri Fran daha da üzgün...
Victor: Neyse, umarım makinemin hamburgerleri hoşuna gider! Buyurun, neden üç tane almıyorsun?!

Constance Bell'in problemine yardım et.
Constance: <Rütbe> <İsim>! Bu kadar çabuk geldiğin için teşekkürler! Müzede çok büyük bir sorunla karşı karşıyayım!
Jones: Sorun nedir Bayan Bell? İyi misiniz? Yine biri mi öldü?
Constance: Ne? Hayır, tabii ki kimse ölmedi! Abartma lütfen David Jones! Neden burada hep cinayet olsun ki?
Constance: Hatta sorunumun pek öyle insanlarla ilgili olmadığını söyleyebilirim. Kapanmadan önce müzede ters giden bir şey var mı yok mu diye kontrol ederken, yerde bazı garip izlere rastladım.
Constance: Hayvan izlerine benziyordu! HAYVAN İZLERİ! Düşünebiliyor musunuz? Yani bir hayvan, bilgi ve kültürün bu kutsal mekanına saygısızlık etti!
Constance: Ama bunun nasıl olabildiği konusunda bir fikrim yok, çünkü müzeden içeriye tek bir hayvanın dahi girmesine izin vermem! O hayvan izlerine bir bakmalı ve o hayvanı tespit etmelisin, <Rütbe> <İsim>!

İncele: Sergi Salonu
Jones: Tebrikler <İsim>, işte Constance'ın bahsettiği hayvan izleri. Bana bir kuşun pençesinin izleri gibi geldi, ama emin değilim.
Jones: Şurada, neredeyse her türlü hayvanın izini gösteren elektronik bir ekran var! Elimizdeki izleri, oradaki verilerle karşılaştırıp suçlumuzun türünü tespit edebiliriz!

İncele: Hayvan İzleri
Jones: Ne? Bir dodo kuşu mu? Onların soyu tükenmemiş miydi... Madem öyle, nasıl oluyor da dodonun izleri müzede olabiliyor?
Jones: Bulgularımızı Constance'a söyleyelim, ama bize pek inanmayacaktır.

Constance'a dodonun izlerinden bahset.
Constance: Bir dodo mu? Amaaan sen de, <Rütbe> <İsim>, dodoların nesli yüzyıllar önce tükendi! Böylesi saçmalıkları Jones'tan beklerdim de, senden hiç beklemezdim. Açıkçası, hayal kırıklığına uğradım!
Jones: Saçmalık derken ne demek istiyorsun-- Yani, buna inanmanın güç olduğunun farkındayız, ama bu izler gerçekten de bir dodoya ait. <Rütbe> <İsim> bu konuda yanılıyor olamaz.
Constance: Yani aslında teşhir alanında bir dodo reprodüksiyonu VAR ama... Bir bakayım...
Constance: AH! SERSERİLER! Birisi dodonun pençelerini boyamış! Haydutlar! Galiba bu izleri de dalga geçmek için yapmışlar... DAVID JONES! Bu saçmalıkla senin bir ilgin var mı yoksa?
Jones: Tabii ki hayır! <Rütbe> <İsim> şahidimdir! Bana kalırsa bu izleri her kim yaptıysa biraz eğlenmek istemiş. Belki de müzede çocuklar için hayvan izleriyle ilgili bir yarışma düzenleye--
Constance: Yani o gürültücü ergenler buraya doluşsun diye mi? CESEDİMİ ÇİĞNEMELERİ GEREKİR! Zaten yeterince zarar verdiler! Saçmalamayı kes David Jones, izin ver de müze adına <Rütbe> <İsim> için bir ödül vereyim.

Ivan Imlay ile mezarlık hakkında konuş.
Ivan: <Rütbe> <İsim>! Seni gönderdiklerine çok sevindim! Mezarlığımda vandallık yapıldı!
Ivan: Günlük rutin işlerimi yapıyordum, her zamanki gibi mezarlıkların bakımını yapıyordum ki kapıda iki-üç delikanlı gördüm. İlk başta pek dikkat etmedim, evcil hayvanlarının yasını tutmaya gelmişlerdir diye.
Ivan: Ama sonra büyük bir gürültü duydum! Girişe doğru kafamı çevirince, mezarlığın heykelinin ve vandalların kayıplara karıştığını fark ettim! Büyük ihtimalle heykeli parçaladılar!
Ivan: Şu anda heykeli bulamıyorum, mezarlığın içinde resmen dört döndüm, ama hiçbir yerde bulamadım... Lütfen <Rütbe> <İsim>, sen de bir bakabilir misin?

İncele: Köpek Parseli
Jones: Tebrikler <İsim>, bu mermer parçaları, o çocukların kırdığı heykele ait olabilir!
Jones: Ama bunu Ivan'a bu şekilde veremeyiz. Onarabilir misin?

İncele: Kırık Heykel
Jones: Her zaman olduğu gibi, senin toparlayamayacağın bir şey yok, <İsim>! Mezarlık, heykel nöbetçisine yeniden kavuşsun. Hadi, bu yaptığın çalışmayı Ivan'a da gösterelim!

Toparlanan heykeli Ivan Imlay'e geri ver.
Jones: Al bakalım Ivan, <Rütbe> <İsim> heykeli bulup onardı. Mezarlık artık eski rutinine dönebilir!
Ivan: Çok teşekkür ederim <Rütbe> <İsim>! Ellington Hayvan Mezarlığı, Ellington'ın kendisi olmadan çok anlamsız olurdu! Bu yerin olmasının sebebi William Cooper'ın köpeğidir. Daha sonra da onun anısına Köpek Yarışması düzenlenmeye başladı.
Ivan: Bölge halkının Köpek Yarışması'na olan takıntısı da düşünülürse, bu sembolün yok edilmesi hiç hoş karşılanmazdı...
Ivan: Aklıma gelmişken, <Rütbe> <İsim>, gerçekten Köpek Yarışması'na bu giysiler içinde mi gitmeyi mi düşünüyorsun? Bunlar olmaz, vatandaşları etkilemen için sıradan şeyler giymemelisin!

Also on Fandom

Random Wiki