Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Yavaşça Ölümüm/Diyaloglar

< Yavaşça Ölümüm

1.263pages on
this wiki
Add New Page
Comments3 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
Yavaşçaölümüm.png


Jones: Ah, ne gece ama! Ve bu geceki Lone Roses konseri için de iki bilet!
Jones: Ne dersin <İsim>? Grimsborough'nun en iyi grubuyla bir gece geçirmekten daha iyi bir şey yapacak olamazsın!

-Grimsborough Konser Salonu: Konser sonrası...-

Jones: Vay canına, Lone Roses, resmen Grimsborough'u salladı! Sen onları seviyor musun <İsim>?
Jones: Hey, şu bardaki Ramirez mi? Bu gece burada olacağını düşünmemiştim! Hadi gidip onu görelim.
Jones: Ramirez! Böyle bir gece için ne kadar da şık giyinmişsin... Papyonun yakıyor vallahi!
Ramirez: Evet, büyükannemden bir Noel hediyesiydi. <Rütbe> <İsim>! Yardımına ihtiyacım var! The Stoned Horses'ın davuluyla ilgili büyük bir sorun var!!
Jones: Biraz kötü, değil mi? Davulcu bazen hangi şarkıyı çalıyor olduğunu unutsa da oldukça coşkulu biri!
Ramirez: Yok hayır, GERÇEKTEN davulla ilgili bir sorun var !! İçinde bir ceset var! Ah, bir de şu korkunç gülümseme... Görür görmez oradan kaçtım!
Jones: Ceset mi? Ölü biri mi yani? <İsim>, hemen konser sahnesine geri dönsek iyi olur!

1. Bölüm

İncele: Konser Sahnesi
Jones: Aaahh!!! Bu iğrenç bir şaka olmalı!
Jones: Bak <İsim>, bu Olly Oliver, yani Lone Roses'ın solisti! Ama... Nasıl oldu da bu davulun içine girdi? Hem de hiç kimse görmeden!
Jones: Ve bu korkunç gülümseme de neyin nesi? Bu çok korkunç!
Jones: İyi fikir <İsim>. Bulduğun müzik sayfasına daha yakından baksak iyi olur.
Jones: Kurbanın ceket ceplerine de bakabilir misin?
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Grubun davulcusunu sahne arkasında gördüm. Cesedi o bulmuş, bu nedenle onunla konuşmak isteyeceğini düşündüm.
Ramirez: Ama seni uyarmalıyım, kendisi biraz "garip" bir halde...

Otopsi: Kurbanın Cesedi
Nathan: Bu nefes kesici bir olay! Yıllarca sırıtan ceset sendromu hakkında hikayeler duydum, ama bir gün gerçekten görebileceğim hiç aklıma gelmezdi!
Jones: Sırıtan ceset mi? O ne?
Nathan: Bazı striknin zehirlenmesi durumlarında üst gövde kasları şiddetli bir şekilde kasılır ve kurbanın ağzını korkunç bir şekilde gülümsüyormuş gibi kasar!
Nathan: Olly Oliver, beş dakika içinde solunum yetmezliğinden ölmüş olmalı. Kusursuz bir zehirleme vakası! Tam bir deha işi!
Jones: Iıı, Nathan... Sanırım laboratuvarda fazla zaman harcıyorsun yine.
Nathan: Öhöm, evet... Üzgünüm. Ama bu, katilin cesedi o davula sokmak için yeterli vakti olduğunu gösteriyor.
Nathan: Ah, bulduğum bir şey daha var: Olly'nin kanındaki striknin, böcek ilaçlama için kullanılan strikninle aynı türden. Yani katil, kolaylıkla fare zehri bulabiliyor.

Cinayet hakkında Riley Davies ile konuş.
Riley Davies: Kanki, bunu gördün mü? Cidden komedi yav! Olly bir davula dönüşmüş! Bum bum bada bum!
Jones: Nasıl yani lan?... Grup arkadaşın öldürüldü ve sen de buna gülüyor musun? Balatayı falan mı sıyırdın?
Riley: Bir bira almak için sahne arkasına gittim ve davulumu almak için döndüğümde... Haha... Olly içindeydi! BUM BUM!
Jones: Harika, bu herifin kafası bir milyon, sanki kahkaha gazı yemiş bir sırtlan gibi... <İsim>, hadi kendine gelene kadar bu dümbüğü içeri tıkalım!
Riley: Hönk... Durun biraz, Mary Lou ile konuşmanız iyi olur diye düşünüyorum...
Riley: Şu üzgün hayran, Olly'yi her yerde takip ediyor. Hey... Belki de o da davulun içindedir!
(Riley ile konuştuktan sonra)
Jones: Allah'ın esrarkeşi! Umarım bu hayran kızın hafızası o kadar da "dumanlı" değildir.

Mary Lou Hong'a konseri sor.
Mary: Ühüü ühüü! Müzik dünyası bu gece en parlak yıldızını kaybetti... Ben artık nasıl yaşarım?
Jones: Anladığım kadarıyla Olly Oliver'ın büyük bir hayranısınız?
Mary: Hayran mı? BASİT BİR HAYRAN MI? O benim idolümdü! Ve bugün gerçek müzik dehasını göstermişti...
Jones: Evet, Olly'nin solo performansı muhteşemdi... Fakat grup arkadaşlarının bu şekilde sahneden kovulmaktan hoşlandıklarını sanmıyorum!
Mary: Peh! Olly onları kovmakta haklıydı! Uzun zamandır bunu hak ediyorlardı. Özellikle de o beceriksiz davulcuları... Adam 7/24 kafası güzel geziyor ve her şeyi mahvediyor!
Mary: Aslına bakarsanız Olly'nin konser sonrasında Riley ile tartıştığını duydum. Oldukça hararetli bir tartışmaydı.
(Mary ile konuştuktan sonra)
Jones: Şu anki durumuna bakarsak Riley'den pek laf alabileceğimizi sanmıyorum ama kısa süre içinde onu sorguya çekip bu tartışmanın aslını öğrenmemiz gerek...

İncele: Müzik Kağıdı
Jones: Katilin müzik kağıdında gizli bir mesaj mı buldun? Bazen medyum falan olduğunu düşünüyorum <İsim>!
Jones: Şöyle yazıyor: "SIRZIH! MUZÜBİK NEMİB!" Bu da nesi...? Pekala, böyle saçmalıkların bir uzmanı varsa o da Alex'tir. Hadi bunu ona gönderelim!

Analiz et: Gizli Mesaj
Alex: Evet beyler, bu ilginç bir bilmeceydi! Gizli mesajı içeren müzik kağıdını inceledim ve garip bir şey buldum...
Alex: <İsim> ile bulduğunuz gizli mesaj aslında bir anagram ve "HIRSIZ! BU MÜZİK BENİM!" anlamına geliyor.
Alex: Olly bu müzik kağıdını başka birinden çalmış olmalı!
Alex: Bunu kendisinin bestelemediği açıkça ortada... El yazısı tamamen farklı!
Alex: Yani müzik kağıdı, cesedin yanında bulunduğuna göre, bunun bestekar katilimizin kurbanına verdiği son mesaj olduğuna eminim!
Jones: Katilimiz mi yazmış bu şarkıyı?!? Yani intikam arayan bir müzisyenin peşindeyiz!
Jones: Ve bu tanıma uyan bir şüphelimiz var... Bunları not alalım <İsim>!

İncele: Ceket
Jones: Kurbanımızın ceketini incelemekle iyi yaptın <İsim>! Ah, demek bir fiş buldun...
Jones: Tarih dikkatini çekti mi! Olly konserden hemen önce bu Restorana gitmiş. Hadi gidip şuraya bir göz atalım!

İncele: Restoran Masaları
Jones: Aha! Burnunun bir tazıdan daha iyi koku aldığı kesin! Bu telefon kesinlikle kurbanımıza ait. İsmi arkasına kazınmış.
Jones: Kilitli. Ama bu senin için sorun olmaz, değil mi <İsim>?
Jones: Hımm, haklısın. Garsona kurbanımızın burayı en son ne zaman ziyaret ettiğini sormamız gerek. Onunla bir konuşalım, <İsim>!

Irma Anderson'a kurbanı sor.
Irma: Olly Oliver öldü mü?! Aman Yarabbim! 
Jones: Bunun herkes için çok üzücü olduğunu biliyorum. Kendisi günümüzün John Lennon'u olarak görülürdü... Ne acı ama!
Irma: Üzücü mü? Hahaha, bu SÜPER BİR HABER! O kendini beğenmiş ukala dümbeleğinin iyi bir derse ihtiyacı vardı.
Jones: Vay anasını... Burada ölü bir adam hakkında konuşuyoruz, Irma. Biraz saygılı olmanı beklerdim...
Irma: Saygı mı?! Geçen sene, o hıyar ağası, ona verdiğim bir hamburgere hamam böceği koymanın çok eğlenceli olacağını düşünmüştü...
Irma: İşin sonunda restoranı bir aylığına kapatmak zorunda kaldım! Dile kolay, tam bir ay! Borçlarımı ödeyebilmek için neler yapmak zorunda kaldığımı biliyor musunuz?
Jones: Hmm... Sanırım bilmesek daha iyi. Bu gece garip bir şey oldu mu? Olly'nin konserden önce yemek yemek için buraya geldiğini biliyoruz.
Irma: Hayır, hiçbir şey olmadı. Geldi, yedi ve gitti. Hiç bahşiş de bırakmadı, buna inanabiliyor musunuz?!
(Irma ile konuştuktan sonra)
Jones: Vay anasını, Irma barut gibi kızgın çıktı...
Jones: Üstelik, kurbanımızı sevmediğini hiç de gizlemiyor, değil mi?

İncele: Kurbanın Telefonu
Jones: Şimdi, <İsim>, kurbanımızın akıllı telefonunun kilidini açtığına göre, bunu derhal laboratuvara gönderelim!
Jones: Olly Oliver'ı tanımanın, cep telefonunu karıştırmaktan daha iyi bir yöntemi olabilir mi? Ben kendi telefonum olmadan işemeye bile gidemiyorum!

Analiz et: Akıllı Telefon
Alex: Kurbanınız cep telefonundaki tüm yazılı mesajları dün silmiş! Sanki bir şeyler gizlemeye çalışıyor gibi... Fakat şansımıza, sosyal ağ programını kapatmayı unutmuş.
Alex: Olly'nin Friendnet posta kutusuna gönderilen oldukça garip bir mesajla karşılaştım: "İlham perim, seninle konserde buluşup gerçek kimliğimi sana açıklayacağım. Maceramız başlasın!"
Alex: Olly'nin gizli hayranıyla iletişimde olduğu açık: Bu Friendnet profilinin yalnızca tek ekli arkadaşı var, o da Olly!
Alex: Maalesef Olly sohbet geçmişinin geri kalanını silmiş, bu nedenle bu "maceranın" ne olduğunu veya ne kadar zamandır iletişimde olduklarını bilemiyorum.
Jones: Bu gizli hayranın kim olduğunu keşfetmenin bir yolu var mı?
Alex: Valla Jones'çuğum... Gizli hayranın profiline girebilirim ama bu biraz zaman alır. İşim biter bitmez sana geri döneceğim <İsim>!

Bir süre sonra...
Alex: <Rütbe> <İsim>! Öldürüldüğü gece kurbanla buluşacak olan gizli hayran vardı ya hani?
Alex: Hah işte, bu buluşma durumu nedir ne değildir diye bir öğrenmek için tam da Friendnet profiline girecektim ki...
Alex: Başka bir hacker birden kodumu bloke edip yazılımımı kapattı! Bir başkasının bilgisayarına gireyim derken, birisi benim bilgisayarıma girdi!

2. Bölüm


Alex: Bir hacker'ın beni engellemeyi becerdiğine inanamıyorum! Bu daha önce hiç olmamıştı!!
Alex: Tam da kurbanın gizli hayranının kim olduğunu keşfedecektim! Neredeyse Friendnet profiline girmiştim!
Jones: Alex, bir yolunu bulman lazım! Bu gizli hayranın Olly'nin ölümüyle bağlantısı olabilir!
Alex: Biliyorum, merak etme <İsim>. Hacker beni engellemiş olabilir ama izini buldum ve şimdi onunla konuşacağım!
Alex: Haha, onunla iletişime geçebileceğimi beklemiyordu! Ne yazmamı istiyorsun <İsim>?
Jones: Şu hacker'a videolu sohbette onunla konuşmak istediğimizi söyle! <İsim>, hadi ona kiminle uğraştığını gösterelim!

Videolu sohbette Hacker ile konuş.
Jones: Evet <İsim>, Alex tablet bilgisayarında hacker ile videolu sohbet yapabileceğimizi söylüyor. Merhaba? Bizi duyabiliyor musun, sayın Hacker?
@rtist: Merhaba. Teknik elemanınız az önce bana durumu anlattı. Kimliğimin gizli kalması gerek ama bana @rtist diyebilirsiniz, anlaştık mı?
Jones: Pekala, '@rtist', neden bizi engellediğini öğrenmek istiyoruz! Polis yazılımımızı tespit etmiş olduğun ortada, şimdi niye adli bir soruşturmaya burnunu sokuyorsun?
@rtist: Burnumu sokmak mı? Kesinlikle amacım bu değil! Sadece size yardımcı olabilmek için dikkatinizi çekmek istedim! Yazılımınız Friendnet sunucularında çok kolay tespit ediliyor...
Jones: Yardımcı olmak mı? Yani kurbanın gizli hayranının oluşturduğu Friendnet profiline erişimin mi var?
@rtist: Henüz değil... Fakat o profile en son Çizgi Roman Dükkanı'ndan girildiğini söyleyebilirim. Sahibi, müşterilerinin kullanması için erişime açık bir bilgisayar bulunduruyor.
Jones: Hmm, bu ilginç bir ipucuna benziyor. Ama bize doğruyu söylediğini nereden bileceğiz?
@rtist: Sanırım bunu bilmenizin imkanı yok! Profilin parolasını çözdüğümde teknik elemanınızla iletişime geçerim, tamam mı? ;)
(@rtist ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala <İsim>, bu küstah hacker'a güvenebileceğimizi pek sanmıyorum... Fakat küçük bir çizgi roman dükkanı ziyaretinden kimseye zarar gelmez, değil mi?

İncele: Çizgi Roman Dükkanı
Jones: Yırtık bir kağıt yığını mı buldun? Bu çok garip, çünkü dükkanın geri kalanı gayet düzenli ve temiz...
Jones: Bunu toparlayabilir misin?

İncele: Paramparça Kağıt
Jones: Bu kağıdı toparlayabileceğini biliyordum! Şuna baksana, kurbanımızın posteri!!!
Jones: Ama yüzü yırtılmış! Bu yalnızca kurbana karşı kin besleyen birinin işi olabilir!
Jones: Ah, şu depodan çıkan adam mağazanın sahibi olmalı. Hadi ona şu posteri soralım... Ve de şu bilgisayarın kullanıcılarını.

Kevin Parker'a yüzü yırtılmış posteri sor.
Jones: Bay Parker, bu yırtık ve yüzü parçalanmış Olly posterini mağazanıza kimin bırakmış olabileceğini biliyor musunuz?
Kevin: Ehm, şu... Ben... Ah, artık saklamanın bir anlamı kalmadı. Peki! İtiraf ediyorum! O bendim, Kevin Parker, çizgi romanlar ve mükemmel süper kahraman giysileri satan adam...
Kevin: Olly Oliver'a bayılırdım ve geçen geceki konserde sınırlı sayıda üretilen bu posteri imzalamasını istemiştim.
Kevin: Ama o kendini beğenmiş herif bana imza vermeyi reddetti! Bana yaşlı inek diyerek benimle dalga geçti! Kalbim kırılmıştı!
Kevin: Konserden sonra birkaç martini içip olanları unutmak amacıyla buraya geri geldim ve hıncımı posterinden çıkardım. Şimdi müsaadenizle...
Jones: Biraz yavaş olun bakalım Bay Parker. <Rütbe> <İsim> ile son zamanlardaki tüm bilgisayar kullanıcılarınızın bilgilerini almamız gerekecek. Olly'nin cinayetini araştırmamız için bu çok önemli.
Kevin: Hmm, serbest erişimli bilgisayarımın kullanıcı kayıtlarını tutmam ki! Burası insanların bilgilerini sürekli gözetim altında tutan yerlerden değil!
(Kevin ile konuştuktan sonra)
Jones: Bu soruşturma gittikçe daha garip bir hal alıyor!
Jones: Bir saniye, bu çalan benim telefonum mu? Pardon <İsim>, bunu açmam lazım...
Samuel King: Jones! Şu sinir bozucu hipster vakasını çözebildiniz mi? Paparazziler istasyon dışında bekliyor ve benim sabrım da taşmak üzere!
Jones: Pek sayılmaz Amirim. Ama eminim <Rütbe> <İsim> kısa sürede çözecektir! Kurbanımızın bir müzisyen tarafından zehirlendiğini biliyoruz!
Samuel King: Benim bile bundan haberim var! Katil zehri nasıl uygulamış? Kurbanın vücuduna sihirle girmedi ya!!
Jones: Ah... Tabii ki! <İsim> ile tam da bunu konuşuyordum, ona dönmeliyim amirim!
Jones: Kahretsin, <İsim>! Konser salonuna dönüp katilin Olly'yi nasıl zehirlediğini öğrenmemiz lazım! Amir TÜM detayları derhal öğrenmek istiyor!

İncele: Davul Seti
Jones: Aha! Turnayı gözünden vurdun! Katil, Olly'nin cesedini davulun içine koymadan önce, davulun derisini sökmek için bu bıçağı kullanmış olmalı.
Jones: Umarım bıçağın üzerinde bizim için bir şeyler bırakmıştır...
Jones: Ah, davulun yanında kırık cam parçaları mı buldun? Bu nereden geliyor olabilir?
Jones: Pekala <Rütbe> <İsim>, bunu bulursan donutlar benden!

İncele: Bıçak
Jones: Hımm, davulun yanında bulduğun bıçakta temiz bir parmak izi bulamadın...
Jones: Ama saptan aldığın bu yağlı artık, katilimiz hakkında önemli bir şeyler söyleyebilir! Hadi aldığın örneği Grace'e götürelim.

Analiz et: Yağ
Grace: Suç mahallinde bulduğun bıçaktan aldığın yağlı artık, kavrulmuş fıstık yağı... Laboratuvar analizcisinin baş düşmanıdır bu! Parmak izlerini okunmaz hale getirir.
Jones: Demek bu yüzden temiz bir parmak izi alamadık!
Grace: Evet. Katil eldiven giyecek kadar zeki değilmiş ama çerez atıştırma alışkanlığı bu seferlik onu kurtarmış!
Jones: Durum böyle olabilir, ama fıstık seven katilimiz kendine fazla güvenmese iyi olur! <İsim> ile onun peşindeyiz!

İncele: Kırık Cam
Jones: Davulun yanında bulduğun bu kırık cam parçaları, bir bira şişesine aitmiş!
Jones: Ama konser salonunun barında biraları plastik bardaklarda veriyorlar... Sanırım parmak izi için şunu pudralasak iyi olur.

İncele: Bira Şişesi
Jones: Tebrikler <İsim>! Bu bira şişesinden net bir parmak izi çıkarmayı başardın!
Jones: Alex bu izlerin kime ait olduğunu bulacaktır.

Analiz et: Parmak İzleri
Alex: <İsim>, suç mahallinde bulduğun bira şişesinden iki adet parmak izi çıkarmayı başardım.
Alex: Birincisi kurbana, ikincisi ise Riley Davies adında birine ait. Uyuşturucu geçmişi var, bu nedenle dosyalarımızda mevcut.
Jones: Riley Davies mi? Şu işe yaramaz esrarkeş. Onu ne halde bulduğumuza inanamazsın...
Alex: Sözümü bitirmeme izin verirseniz daha da ilginç şeyler öğreneceksiniz Dedektif Jones.
Alex: Grace'ten bira şişesindeki sıvı artığını analiz etmesini istedim ve striknin kalıntıları buldu... Olly, bu şişenin içindeki maddeyle zehirlenmiş!
Jones: Aha! Hadi <İsim>, Riley'yi hücresinden çıkartıp biraz sohbet edelim. Umarım kafası yerine gelmiştir...

Bira şişesi hakkında Riley ile konuş.
Riley Davies: Kanki! Saatlerdir buradayım ve açlıktan ölüyorum! Ayrıca ortada sebep yokken beni böyle tutamazsınız!
Jones: Seni burada tutmak için iki sebep bulduk "kanki"! Birincisi: Konser sonrasında Olly ile büyük bir kavga ettiğinizi bize söylemedin.
Riley: Hey, kafam çok güzeldi! Her detayı hatırlamamı mı bekliyordunuz? Hem tartışmak ne zaman suç oldu?
Jones: Pekala, her şey duruma bağlı. Olly'nin cinayetinde kullanılan bir bira şişesinin her yerinde senin parmak izlerini bulduk...
Riley: Bir dakika! Olly o bira şişelerini konser öncesi Restorandan almıştı. Konserlerimizi sahnede bira içerek bitirmek, grubumuzun bir geleneğidir.
Riley: Sahne perdesi çekildiğinde Olly'ye bir şişe uzattım... E haliyle parmak izlerimin şişede olması çok normal!
(Riley ile konuştuktan sonra)
Jones: Olly'ye o şişeyi verip vermediği konusunda doğru mu söylüyor yoksa yalan mı söylüyor bilemiyorum... Açıklaması sanki planlanmış gibi, değil mi?

Kısa bir süre sonra...
Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Irma kayboldu! Nereye gittiğini kimse bilmiyor!
Jones: Ama... Riley bize Olly'nin Irma'nın restoranından alınan bira nedeniyle öldüğünü söylememiş miydi? Doğruyu söylüyorsa derhal Irma'yı bulmalıyız!

3. Bölüm


Ramirez: <Rütbe> <İsim>! Irma kayboldu! Restorandan çıldırmış gibi çıktığını söylüyorlar!
Jones: Haklısın <İsim>. Irma kaçıyorsa saklayacak bir şeyleri olmalı. Ve sakladığı her neyse Olly'nin cinayetiyle ilgili olmalı.
Jones: Zehirli biranın Irma'nın restoranından alınmış olması bir tesadüf olamaz!
Jones: Nerede olduğuna dair ipuçları bulmak için gidip restoranı arayalım!

İncele: Restoran Tezgahı
Jones: İyi fikir <İsim>! Irma kaybolduysa gidebileceği yerleri öğrenmek için adres defterine bakmaktan daha iyi ne olabilir?
Jones: Bir de sahipsiz çanta mı buldun? Hımm, üzerinde bir Lone Roses rozeti var, içine baksak iyi olur!

İncele: Çanta
Jones: Bulduğun bu kart da neyin nesi? Hey, bu çanta Olly'nin hayranı Mary Lou'ya ait olmalı!
Jones: Öğrenci kimlik kartında yazanı gördün mü? Ana branşı Müzik dersi!
Jones: Ah, sanırım kadınlar tuvaletinden çıkan o. Hey, Mary Lou! Biz de tam senden bahsediyorduk...

Mary Lou'ya çantasını geri ver.
Mary Lou: "Burada ne işin var" derken ne demeye çalışıyorsunuz? Ben her zaman restoranda çalışırım. Esas sorulması gereken soru şu; benim çantamla ne işiniz var?
Mary Lou: Irma'yı arıyorsanız yaklaşık bir saat önce koşarak çıktı... Hesapta siparişini verdiğim hamburgeri bana getirecekti ama oralı bile olmadı tabii!
Mary Lou: Burada servis çok kötü. Sabahtan beri soğuk kahveyle kavrulmuş fıstık yiyorum...
Mary Lou: En azından bugün Riley fıstıklarımı çalmaya uğraşmıyor... O çatlak esrarkeş, her zaman yiyecek bir şeyler arıyor!
Jones: Peki, restoran bu kadar kötüyse sen neden evde çalışmıyorsun?
Mary Lou: Babamın böcek ilaçlama işi iki ay önce battı ve fare zehirlerini garajımızda saklıyor.
Mary Lou: Bütün ev o kadar kötü kokuyor ki, düşüncesi bile başımı ağrıtıyor!

İncele: Adres Defteri
Jones: Irma'nın adres defterinde bulduğun bu iki telefon numarası çok önemli olmalı. Her ikisinin de yanında büyük yıldızlar var.
Jones: Hadi bunların kime ait olduğunu bulması için Alex'e gönderelim.

Analiz et: Yıldızlı Telefon Numaraları
Alex: Irma'nın adres defterinde bulduğunuz numaralar Parker'ın Çizgi Roman Dükkanı'na ve Hong'un böcek ilaçlama şirketine ait.
Alex: Şimdi, Irma'nın telefonundan arama geçmişine baktım ve her iki numaranın da geçen hafta defalarca arandığını gördüm...
Jones: Ne kadar garip! Irma neden Kevin Parker ile iletişimde olsun ki? Hiç de çizgi roman tutkunu birine benzemiyor.
Jones: Eğer bir böcek ilaçlama şirketini arıyorsa... Onca fare zehriyle kaçtığında neler olacak, bir düşünsene?!
Jones: Hadi hemen çizgi roman dükkanına gidip Kevin'e Irma'yı görüp görmediğini soralım!

İncele: Kitap Rafları
(İncelemeden önce)
Jones: Ah, Kevin bir müşteriyle ilgileniyor... Onu beklerken dükkana bir daha göz atmaya ne dersin?
(İncelemeden sonra)
Jones: Bilgisayarın yanında kırık bir CD mi buldun? Benim gözümden nasıl kaçtı bu? İyi ki de sen yanımdasın <İsim>! Tekrar birleştirebilir misin?
Jones: Ah, işte Kevin. Umarım Irma'nın ortadan kayboluşuyla ilgili bir şeyler biliyordur!

Kevin'e Irma'yı görüp görmediğini sor.
Kevin: Irma mı? Tabii ki onu tanıyorum! Western Twangs adlı bir müzik grubunda birlikte çalıyoruz.
Jones: Peki, bugün onu gördünüz mü? Kendisi kayboldu ve biz de bunun Olly Oliver'ın ölümüyle bağlantılı olabileceğini düşünüyoruz...
Kevin: Kayıp mı? Irma öğleden sonra buradaydı, çizgi romanlarımı okuyup BENİM kavrulmuş fıstık şekerimi yedi! Bakın, işte orada!
Jones: Ah, hmm, sanırım buradan yüzünü görememişiz. Saçları oldukça kabarık, değil mi?

Irma'ya neden kaçtığını sor.
Irma: İşten erken çıktıysam ne olmuş yani? Bu bir suç mu?
Irma: Kötü bir gün geçiriyordum; hem Friendnet posta kutuma bakmak hem de Kevin'i görmek için buraya geldim. Sinirlerim çok bozuktu ve beni dinleyen bir tek Kevin olduğu için ona geldim.
Jones: Pekala, sebep olduğun paniği affettirecek bir şey değil bu! Ayrıca Olly'nin ölmeden hemen önce senin restoranından satın aldığı bira şişeleri hakkında da seninle konuşmamız lazım.
Jones: Tabii, Olly'nin birasına fare zehri katıldığını öğrendikten sonra Hong'un böcek ilaçlama şirketine yaptığın düzenli aramaların sebebini de öğrenmek istiyorum...
Irma: Haha! Oğlum, siz polisler hemen sonuca ulaşmaya çalışırsınız zaten! Yetkililer, Olly'nin hamamböceği şakasından sonra restoranı temizlemek için bir haşere temizleyici tutmamı istedi. Zaten dünyanın parasını ödedim!
Irma: Ama üşengeç Hong, işi bitirmedi. Gelip kurduğu zehirli fare kapanlarını boşaltması lazımdı ama onu her aradığımda telefonu kapatır oldu!
(Irma ile konuştuktan sonra)
Jones: Irma şehir dışında çıkmamış olabilir ama elinin altında fare zehri olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Bence hâlâ önemli şüphelilerden biri!

İncele: Kırık Cd
Jones: Mükemmel! Bu CD hiç kırılmamış gibi görünüyor! Baksana üzerinde bir de yazı var...
Jones: Ah, o kadar solmuş ki okuyamıyorum. Bu tarz şeyleri sen hep çözersin <İsim>. Bunu okuyabiliyor musun?

İncele: Soluk Yazı
Jones: CD'nin üstünde: "Olly için: Umarım bunları seversin!" yazıyor.
Jones: Bu CD Olly için yapılmış! Ama neden bunu kırsın ki?
Jones: Haklısın <İsim>,s bu CD'yi Alex'e gönderelim! İçinde ne olduğunu öğrenmemiz gerek!

Analiz et: CD
Alex: Tüm zamanların EN İYİ teknisyeni benim! Katilinizi buldum! Bu CD'nin içindeymiş!
Jones: Ne? Nasıl? Ama... Ha?
Alex: Üzerinde gizli mesaj olan müzik kağıdını hatırlıyor musun <İsim>? Hani katil tarafından yazılan?
Alex: Çizgi roman dükkanında bulduğun CD'yi analiz ederken, müzik kağıdındakiyle eşleşen bir şarkı buldum. Ve söyleyen de Olly değildi...
Jones: Bir saniye, sen bize katilin <İsim> ile bulduğumuz CD'de şarkı söylediğini mi söylüyorsun?
Alex: Evet! Katiliniz bir kadın ve hoş bir soprano sesi var! Ne güzel, değil mi?

Polis karakolunda...
Alex: <Rütbe> <İsim>! @rtist derhal seninle konuşmak istiyor. Şu anda seni bekliyor!
Alex: Şu gizemli Friendnet profiliyle ilgili bir gelişme olduğunu söyledi...

Hacker'ın neyi keşfettiğini bul.
@rtist: <Rütbe> <İsim>! Sonunda gizli hayranın profiline ulaşmayı başardım. Bulduklarıma inanamayacaksın!
@rtist: İlk olarak, Olly ile gizli hayranının planladığı maceranın bir tür müzikal olduğunu söyleyebilirim.
@rtist: Olly, gizli hayranına, kendisiyle buluştuktan hemen sonra Lone Roses'ı terk edeceğini söylemiş. İkili bir grup kurup günümüzün Simon ile Garfunkel'i olacalarını söylemiş...
@rtist: Ama dahası da var. Gizli hayranın profilinde gizli bir albüm bulduğumu söylesem ne düşünürdün? Olly'nin cesedinin fotoğrafı olan bir albüm var!
Jones: Suç mahalli derhal kapatılmıştı! <İsim> incelemeyi bitirene kadar kimsenin sahneye giriş izni yoktu. Bunun tek bir anlamı olabilir...
Jones: Olly, gizli hayranı tarafından öldürülmüş! Ne kadar da ironik!
Jones: <İsim>, cinayetin bu fotoğrafını derhal Alex'e göndermeliyiz!

Analiz et: Cinayetin Fotoğrafı
Alex: Hmm... Şu @rtist'in hack işlerinde iyi olduğu açık! Gizli hayranın profilinde şu fotoğrafı bulduğuna şaşırdım. Umarım resmi görünce travma geçirmemiştir!
Alex: Şimdi işimize dönelim: Saatlerce yoğun çalışmanın ardından fotoğrafta katilin kim olduğunu bulmanıza yardım edecek bir şey gördüm...
Alex: Katil, şal motifi taşıyan bir şey takıyor!
Jones: Ne? Ama o fotoğrafta kurbanın cesedinden başka hiçbir şey yoktu! Katilin ne giydiğini nasıl anladın?
Alex: Aha! İşte can alıcı nokta da bu: SADECE kurbanın cesedi yoktu. Cesedin içine koyulduğu davul da vardı!
Alex: Ve o davulda... Yansıma yapan metal parçalar vardı!
Alex: Çok zamanımı aldı, ama, biraz yakınlaştırma ve piksel yapılandırması yoluyla ortaya harikalar çıkıyor! Fotoğrafın çekildiği anda katilin çok küçük ama net bir yansımasını tespit edebildim!
Alex: Bu yansıma, katilin kıyafetindeki motifi görmeme yetti... Bu bir şal motifi!
(Alex ile konuştuktan sonra)
Jones: Sanırım sonunda bulmacanın kayıp parçalarını bulduk <İsim>!
Jones: Hadi bu katil şarkıcıyı parmaklıkların arkasına tıkalım!

Katili tutukla.
Jones: Mary Lou Hong, Olly Oliver'ı zehirleyerek acımasızca öldürmekten tutuklusunuz.
Mary Lou: Ama, ama... Ben Olly'nin en sadık takipçisiydim! Benden nasıl şüphe edebilirsiniz? Ben, ben...
Jones: Zırvalamayı kes, seni şeytan. Bir de neredeyse timsah gözyaşlarına inanacaktık! Tüm yapmak istediğin Olly'yi yok etmekse neden onun hayranıymış gibi davrandın?
Mary Lou: Yok etmek mi? O beni yok etti! Yalan sözleriyle bana yaşattığı acıdan çok daha azını çekti o! Ama ben, ben... Ona her şeyimi verdim!
Mary Lou: Birlikte sahneye çıkabilmek için ona tüm bestelerimi verdim. Ama kendimi gizemli bestekar olarak gösterdiğimde...
Mary Lou: Beni acımasızca reddetti! Beni hor görerek bana güldü ve müzik dünyasında benim gibi çirkin birine hiçbir zaman yer olmadığını söyledi.
Mary Lou: Sonra da sahneye çıkıp benim en iyi şarkımı kendi şarkısıymış gibi söyledi!
Mary Lou: Tipimle dalga geçmesini anlarım, ama solo kariyerine benim alın terimin üzerinden başlamaya niyetlendiğini görünce...
Jones: Vahşi finali yargıca sakla Mary Lou. <Rütbe> <İsim> ile bu korkunç sahneyi tekrar hatırlamak istediğimizi sanmıyorum!


Yargıç Olivia Hall: Mary Lou Hong, Lone Roses'ın solisti ve Grimsborough'nun en parlak yıldızı Olly Oliver'ı öldürmekten suçlu bulundunuz...
Mary Lou: Sayın Yargıç, bu karara itiraz ediyorum! Bu bir suç değildi! Müzik dünyasının ve bütünüyle toplumun haksız yüzeyselliğine karşı bir protestoydu. Cesaretim için alkışlanmalıyım!
Yargıç Hall: Genç bayan, yaptıklarınızın cezai unsur içerdiğini göz ardı edemezsiniz! Özellikle de sizin aleyhinizde sunulan kanıtları gördükten sonra...
Mary Lou: Evet, kurnaz polisleriniz tüm sırlarımı buldu... Olly ile doğrudan iletişime geçebilmek için açtığım gizli profilimi, kaydedip ona gönderdiğim albümlerden birini...
Mary Lou: Hatta <Rütbe> <İsim>, cesedi davuluna koyarak şüpheyi Riley'nin üzerine çekme girişimimi bile ifşa etti...
Mary Lou: Sahne arkasında bira şişelerini açarken Olly'nin birasına fare zehri dökebilmek için Riley'nin sarhoşluğundan faydalandığımı bile çözdünüz!
Yargıç Hall: Peki ya <Rütbe> <İsim> tarafından bulunan korkunç fotoğrafa ne demeli? Böylesine korkunç bir sahnenin fotoğrafını neden saklamak istediniz?
Mary Lou: Ahhahaaaa!! Şu mesele! Eh, Olly'yi öldürdüğümde sosyal önyargıya karşı ilk defa direndiğimi fark ettim. Bununla gurur duydum ve o anı hatırlamak istedim!
Mary Lou: Ve şimdi... Yakalanmış olabilirim, ama en azından protestomu başarıyla gerçekleştirdim...!
Yargıç Hall: Şiddet, hiçbir zaman haksızlıkla savaşmanın bir yolu olmamalı Bayan Hong. Bu nedenle ibret olsun diye sizi şartlı tahliye olasılığı olmaksızın 35 yıl hapis cezasına çarptırıyorum. Mahkeme sona ermiştir!


Jones: Eh, sayende bir vaka daha açıklığa kavuştu <İsim>. Sen olmasaydın o psikopatı nasıl yakalardık bilemiyorum!
Jones: Şimdi, işler tekrar karışmadan evvel, önümüzdeki haftanın futbol maçına bilet kalıp kalmadığını öğrensek nasıl olur? Biletler benden!

Ek Soruşturma


Samuel King: Tebrikler <Rütbe> <İsim>! Bu katil, senin sayende yaptığının bedelini ödeyecek.
Samuel King: Ama hemen havaya girme, daha işin bitmedi! Riley Davies serbest bırakıldı ve hakkında bazı şikayetler aldım. Duyduğuma göre konser salonunda olay çıkartıyormuş.
Samuel King: Olaya müdahale etmeni istiyorum. Sorunun ne olduğunu öğren ve onu sakinleştir!
(Samuel King ile konuştuktan sonra)
Jones: King bize sadece basit görünen tek bir iş verdi diye sevinsem mi yoksa bu işi öğle yemeği molamızdan önce verdi diye üzülsem mi bilemedim...
Jones: Eh, burada onun borusu ötüyor, yapacak bir şey yok. Açlıktan ölüyorum!! Ne dersin <İsim>, Irma'yı görmek için restorana gidelim mi? Ayrıca, hazır oradayken öğle yemeğimizi de yeriz!
Alex: Ne kadar da açgözlüsün Jones! Beynini beslemek için de bu kadar istekli olsaydın keşke... Ben çizgi roman dükkanına gidiyorum, yeni Kaptan Simple sayısını alacağım. Sen de bana eşlik etsene <İsim>!
Alex: Kevin'ın dükkanı tam bir popüler kültür cenneti! En nadide dergiler, en yeni sayılar ve bilinmeyen çizgi romanlar onda... Gösterdiklerime bayılacaksın. Hatta Kevin de öneride bulunacaktır!

Riley Davies'i yokla.
Jones: Riley Davies! Ne haltlar karıştırıyorsun? Çıktığından beri davranışların hakkında şikayetler geliyor ve şimdi de davullarından birinin üzerinde tepindiğini görüyorum? Yine kafan mı güzel?
Riley: Ah, keşke kafam güzel olsaydı! En azından her şeyi düşünmek zorunda kalmazdım! Grubumuzun lideri öldü! Kendi hayranlarından biri tarafından öldürüldü, üstelik, cesedi de davulumun içindeydi!
Riley: Sence nasıl olabilirim? Bu sabah nezarette uyandım, sabıka kaydım var artık! Bundan sonra müzik falan yapmam! Davulcu olmayı seviyordum, özellikle tefimi çok severdim ama artık bitti!
Jones: Evet, konser sırasında alakasız yerlerde bile olsa tef çalmayı sevdiğini fark ettim... Fakat bu, davul setini kırman için bir sebep değil!
Riley: Olly'nin cesedini içinde bulduktan sonra tekrar nasıl çalarım? Size söyledim, bitti! Bir daha bu davul setiyle asla çalmayacağım! Bu yüzden, en azından başkaları da öldürülüp içine tıkılmasın diye onu kırıyorum!
Jones: Ayık olduğuna emin misin? Harbiden, gidip biraz otur ve sakinleş! Sen pişman olmadan <Rütbe> <İsim> ile neyi kurtarabileceğimize bakacağız.

İncele: Konser Sahnesi
Jones: Kahretsin, buraya hemen gelmemiz iyi oldu. Riley davul setini daha da beter bir hale getirebilirdi. Ama bulduğun tefi kırmasını önleyemedik...
Jones: Onunla ilgili düşüncelerim değişiyor gibi. Onun işe yaramaz bir esrarkeş olduğunu düşünüyordum ama uyuşturucuyu bıraksa iyi biri olabilir! Tefini düzeltebilir misin <İsim>?

İncele: Kırık Tef
Jones: En hasarlı şeyleri sapasağlam hale getirmene bayılıyorum <İsim>! Şu tefi de o kadar mükemmel toparladın ki!
Jones: Riley daha sakin görünüyor, belki de yatışmıştır. Hadi tefini geri verelim ona!

Tefi Riley Davies'e ver.
Jones: Şimdi daha iyi misin, Riley? Soruşturma sırasındaki tavrının ardından bunu hak etmemiş olsan da seni merak ediyoruz...
Riley: Tüm olanlardan dolayı üzgünüm. Sadece... ayıldım ve buraya döndüğümde davul setimi gördüm. Ve birden kafama dank etti!
Riley: Her şeyin bir halüsinasyon değil de gerçek olduğunu fark ettiğimde çıldırdım! Olly gerçekten davulumun içindeydi. Ne kabus ama...
Jones: Anlıyorum. Ama müzik aletlerini kırman çözüm değil. Al bakalım, <Rütbe> <İsim> tefini bulup toparladı.
Riley: Ne kadar da düşüncelisin! Tef çalmaya bayılıyorum! Davul çalmak da eğlenceli ama tef kadar değil! Çok sağol! İşte, grup liderimiz ölmüş olsa da bunları alabilirsin!

Irma Anderson'la konuş.
Irma: Merhaba <Rütbe> <İsim>! Seni burada görmek çok güzel. Bugün yemeğe geliyor musun?
Jones: Evet, hamburger ve patates kızartması istiyorum lütfen. İyi görünüyorsun Irma.
Irma: Eh işte, biraz kafam karışık. Grubum adına yeni bir tarif üretmeyi planlıyordum. Western Twangs Country Burger yapmak istiyorum!
Irma: Ama bu hamburgerin ama malzemesini, gizli sosumu kaybettim! Bugün denemeyi düşünüyordum, bu yüzden bu sabah yanıma bir kavanoz aldım. Ama şimdi nerede olduğunu bilemiyorum...
Jones: Gerçekten mi? Aslında bakarsan <Rütbe> <İsim> kayıp eşyaları bulmakta çok iyidir! Belki sana da yardımı dokunabilir. Hem ben de yeni bir hamburger tatmaya bayılırım!
Irma: Bu çok iyi olur! Müşteriler yüzünden o kadar meşgulüm ki sos kavanozumu aramaya vaktim yok, hem restoran da oldukça dağınık halde. Bana yardım ederseniz ben de size yeni hamburgerlerimden yaparım!

İncele: Restoran Masaları
Jones: Bulduğun bu kavanoz, ev yapımı bir sos kavanozuna benziyor. Üzerindeki etiket bile elle yazılmış, ama yağ lekelerinden pek bir şey okuyamıyorum. Ne yazdığını çözebilir misin <İsim>?

İncele: Sos Kavanozu
Jones: "IRMA'NIN EV YAPIMI COUNTRY SOSU: Soğan, ketçap... nane... hardal, acı biber, zencefil, şeker, zeytin yağı... çikolata, bir de... Hindistan cevizi mi"? Bu oldukça garip bir karışımmış!
Jones: Irma'ya o country burgerlerden yaptırmasak daha iyi olacak sanırım. İştahım kaçtı benim. Gitmesek olmaz mı? Kavanozu bulamadık deriz... Ve gıda zehirlenmesinden yırtarız!
Jones: Pekala! Bana öyle bakmayı kes <İsim>, ona o iğrenç karışımı geri verelim. Ama hamburgerin tadına önce sen bakarsın!

Sos kavanozunu Irma Anderson'a geri ver.
Irma: İşte country sosum! Müthişsin <Rütbe> <İsim>! Sayende restoranımın müşterileri yeni tarifimin tadına bakabilecek!
Irma: Lütfen bu kavanozda yazılı sos malzemelerini kimseye söylemeyin, bunu bir sır olarak saklamak istiyorum. Rakiplerimin bu lezzetli tarifimi çalmasını istemiyorum!
Irma: Şimdi burada bekleyin, restoranın ilk Western Twangs Country Burgerlerini size yapacağım! Teşekkür hediyesi olarak kabul edin!
Jones: Aslında biliyor musun <İsim>, ben almayacağım... O kadar da aç değilim yani, acı biberle çikolata ve Hindistan cevizinin de mideme pek iyi geleceğini sanmıyorum...
Irma: İşte geldi! Bizi koruyan cesur memurlar için Western Twangs Country Burgerleri! Şu ağız sulandıran kokuyu alıyor musunuz? Bunlar bugüne kadar yemiş olacağınız en lezzetli hamburgerler, bana güvenin!
Jones: ... Neyse, güzel kokuyorlar! Ben hamburgerimin yanında biraz da soğan halkası alabilir miyim?

Kevin Parker'la konuş.
Alex: Hey Kevin, nabersin? Yeni Kaptan Simple sayısını almaya geldim! Ayrıca <Rütbe> <İsim> için de bir şeyler seçmeye yardımcı olursun diye düşündüm...
Kevin: Tabii ama şu anda hiç vaktim yok! Kaptan Simple'ın yıldönümü sayısının verdiği koleksiyon heykelciğimi kaybettim! Onu çok severdim...
Kevin: Mağazadaki en nadide parçaydı o! Kaptan Simple'ın Karındeşen Jade ile savaşını simgeleyen bir heykeldi. İkisinin üzerinde de klasik kostümleri vardı ve Jade, tırpanıyla Kaptan Simple'ın yumruğunu bloke ediyordu...
Alex: Hayır, o heykeli hatırlamadım... Fakat yıldönümü sayısına bayılırım! <İsim>, Karındeşen Jade, Kaptan Simple'ın baş düşmanıdır! Çok etkileyici bir kanun kaçağıdır!
Kevin: Eh, üzgünüm, ama dükkanı aramama yardım edebilir misiniz? Birilerinin çalmış olmasından korkuyorum ama öncelikle burayı bir aramam lazım!
(Kevin ile konuştuktan sonra)
Alex: Kevin'in bize tarif ettiği heykeli daha önce hiç görmemiştim ama kataloğunda ondan bahsedildiğini hatırlıyorum! Belki de katalog ürünlerinde bir arama yapabiliriz! Etrafta onca heykel varken bize zaman kazandıracaktır!

İncele: Gizemli Heykelcik
Alex: Aradığımız heykel bu mu? Müthiş görünüyor! Umarım Kevin'ınkini bir an önce buluruz, gerçeğini görebilmek için sabırsızlanıyorum! Hadi dükkanı arayalım!

İncele: Çizgi Roman Dükkanı
Alex: Müthiş! Bu heykel tıpkı hayalimdeki gibi! Ne kadar da muhteşem görünüyor, değil mi? Bunca şeyin arasında bu kadar kısa sürede nasıl bulabildin bilmiyorum!
Alex: Ama şimdi onu yakından inceleyebiliriz, üzerinde bir seri numarası falan var mı <İsim>? Sınırlı üretilen şeylerde genellikle bir seri numarası olur da...
Alex: Belki de resmî bir ürün değildir... Kevin lisanslı ürünlerin sahtelerini satıyorsa satış iznini elinden alabilirler! Sahte olmadığından emin olmak için bu güzel heykeli laboratuvarıma götüreceğim!

Analiz et: Koleksiyoncu Heykelciği
Alex: <İsim>! Biraz inceleme yaptım ve bu heykelin gerçek ve lisanslı bir ürün olduğunu doğrulayabilirim! Seri numarası Kaptan Simple'ın kolunda yazılıymış.
Alex: Ve yakından incelediğimde tüm küçük detaylara sahip olduğunu gördüm! İki karakter doğrudan birbirlerinin gözlerinin içine bakıyor! Çok etkileyici!
Alex: Gevelediğim için üzgünüm. Ama o kadar kıskandım ki! Bu heykelden sadece elli tane yaptılar! Kaptan Simple'ın lisansına sahip olan firma, Pretty Corp., başka hiç baş düşman heykeli üretmedi!
Alex: Biliyorum, biliyorum... Bunu Kevin'a geri vermeliyiz. Ama cidden, dürüstlük bazen canımı yakıyor...

Heykeli Kevin Parker'a ver.
Alex: İşte koleksiyoncu heykelin, Kevin. <Rütbe> <İsim> bunu dükkanında buldu, yani böyle sorunlardan kurtulmak için burayı biraz daha düzenlesen fena olmaz.
Kevin: Heykelim! Çok teşekkür ederim! Kaptan Simple ile Karındeşen Jade yıldönümü heykelini hiçbir yerde bulmak mümkün değil! İstesem de yenisini alamazdım!
Kevin: Şuna baktın mı? O kadar detaylı ki! Karındeşen Jade'in Kaptan Simple'ın 587. sayısındaki tırpanını kulladığını fark ettin mi? Bu tırpanın keskin kısmı, diğerinden farklı! Çok saçma!
Alex: Kesinlikle, çoğu insan bunu göz ardı ediyor ama Limbo-arc boyunca en az beş farklı tırpan kullandı! İroniktir ama Kaptan Simple tüm çizgi roman dizisinde sadece üç farklı eldiven kullandı!
Kevin: Ya, aynen öyle! Al bakalım <Rütbe> <İsim>, bu hediye çeki senin! Şehirde istediğin dükkanda harcayabilirsin! İstersen sana birkaç çizgi roman önerisinde bulunabilirim!

Also on Fandom

Random Wiki