Fandom

Criminal Case Wiki (TR)

Yolun Sonunda/Diyaloglar

< Yolun Sonunda

1.265pages on
this wiki
Add New Page
Comments8 Share

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Vaka Diyaloglar
İpinsonunda.png


David Jones: <Rütbe> <İsim>! Çok şükür buradasın! Ne bulduğuma İNANAMAZSIN!
Jones: Bak! Burada BENİM resimlerimi yükleyen bir Friendnet grubu var! Bunları nasıl çektiklerini bile bilmiyorum!
Jones: Yarısında mal gibi çıkmışım resmen! Bi de insanlar bana... Off, bana neler dediklerini bilmek istemezsin bile.
Eduardo Ramirez: Günaydın <Rütbe> <İsim>! Amir King seni ofisinde görmek istiyor.
Jones: Ah, kesin bu rezilliği duymuş olmalı! Umarım Friendnet'e o resimleri silmesi konusunda emir verir!


Samuel King: Merhaba <Rütbe>-
Jones: Amir King! Bu konuyu ne yapacağız? Friendnet'i yasal olarak kapattırabilir miyiz acaba?
King:... Yine neler zırvalıyorsun, Jones?
Jones: Friendnet grubu diyorum! Hani şu resimlerimi internete yükleyenler! ...yani bu yüzden bizi ofisinize çağırmış olmalısınız, değil mi?
King: Off, bazen fena halde yoruluyorum...
King: <Rütbe> <İsim>, seni çağırmamın sebebi Üniversite'de bir olay yaşanmış olması. Bir öğrenci... bir öğrenci kütüphanede intihar etmiş.
Jones: Ah, ne kadar üzücü!
Jones: Yanlız bir saniye, intiharın bizimle ne ilgisi var ki?
King: Müfettiş Jones, bir öğrenci üniversite bölgesinde intihar ederse eğer, ben de bunun seriye bağlamaması için ne gerekirse yaparım!
King: Şimdi sizden bu olayı bir cinayet ciddiyetinde soruşturmanızı istiyorum! Şimdi doğru kütüphaneye, ikinizde!


1. Bölüm

İncele: Kütüphane.
David Jones: Daha önce hiç intihar kurbanı görmemiştim. Bunun, o kadar korkunç cinayet vakaları gördükten sonra o kadarda koyacağını düşünmemiştim, ama...
Jones: Bir de şu yer. Kütüphanelerden nefret ederim. Ürkütücü derecede sessiz olurlar.
Jones: Brr, haklısın! Silkinip kendime gelsem iyi olur, elimizde aralanmayı bekleyen bir sır perdesi var! Kurbanımızın adı Lisa Edwards'mış. Kendisi üniversitede birinci sınıf öğrencisi. Çekingen birisiymiş ve vaktinin çoğunu kütüphanede geçirirmiş.
Jones: Sanırsam bu sabah en yakın arkadaşı, Penelope Rivera diye birisi, ile buluşmaya gelecekmiş. Hazırsan eğer, şu Penelope ile konuşabiliriz.
Jones: Ama şu kurbanın yakınında bulduğun tablet bilgisayardan başlamak daha makbül geçer kanımca. Sanırsam şifreyi kırabilirsin, he <İsim>?

Otopsi: Kurbanın Cesedi.
Nathan Pandit: Böyle gencecik birisini masamda görmek her zaman hüzün verici, ama kendi canına kıydığını bilmekte ayrı bir koyuyor ne yalan söyleyeyim.
Nathan: Cesedi inceledim, özellikle de boynundaki yaralara dikkat ettim. Ve saldırgana ait olabilecek herhangi bir ize rastlamadım.
Nathan: Kafasında bir şişlik var, ama korkuluklara çıkıp ölümüne atlamadan önce pekala kafasını ikinci kattaki tavana çarpmış olabilir.
Nathan: Kızı öldüren şey halat, yani bu çok açık. Boynu kırılmış ve kızcağız saniyeler içinde ölmüş.
Nathan: Yalnız aklıma yatmayan bir şey var, ama tam ne olduğunu kestiremiyorum... ama bunu çozse çözse sen çözersin <İsim>.

Penelope Rivera İle Konuş.
Jones: Merhaba Bayan Rivera. Kurbanın en yakın arkadaşıymışsınız... bize Lisa'dan biraz bahseder misiniz?
Penelope Rivera: Hayır, bahsedebileceğimi sanmıyorum.
Jones: Nasıl yani? Onu herkesten daha iyi tanıyor olmalısınız.
Penelope: Bende öyle sanıyordum, ama artık o kadar da emin değilim. Benim bildiğim Lisa böyle... böyle aptalca bir şey yapmazdı!
Jones: Pekala, intiharı düşünen insanlar bunu genelde kimseye bah--
Penelope: Hayır, hayır! Lisa ve ben birbirimizde HER ŞEYİ anlatırdık! Onunla ikinci sınıftan beridir en yakın arkadaştık! En iyi arkadaş olan birisi böyle şeyleri kenisine saklamaz!
Penelope: Bana hiç sorunu olduğundan bile bahsetmemişti! Bunu bana nasıl yapar?! Nasıl bu kadar... bencil olabilir?!

İncele: Tablet.
Jones: Her zamanki gibi harika işti, <İsim>! Bu tablet bilgisayarın şifresini dakikasında kırdın!
Jones: Biliyor musun, bazen acaba Alex'in yerine seni mi alsak diye düşünüyorum, sen de en az onun kadar teknoloji manyağısın! ...Ama tabii seninle çalışmayı da epey bir özlerdim!
Jones: Her neyse! Şu tableti açtığına göre, bunu direkt olarak laboratuvara postalasak iyi olur. Sonuçta Alex'i çalıştırmalıyız, değil mi?

Analiz et: Tablet.
Alex Turner: Bu kütüphanede bulduğun tablet kurbana ait, <İsim>! Kızın Friendnet hesabına bile baktım!
Alex: Ve içinde bulduğum şey...rahatsız ediciydi. Son gönderisinde Shakespear'den bir söz vardı: "Ölmek: Uyumak. Uyumak: Belki bir rüya görmek." Bu Hamlet'in intiharı düşünürken sarf ettiği söz.
Jones: Yani Lisa, intihar edeceğine dair insanları uyarmış mı?!
Alex: Bu bariz bir imdat çağrısı değil, ama akabinde olanları düşünürsek eğer... Tablette bundan daha fazlası da vardı elbet. Bir sürü oyun, tabii ki de, ayrıca tek bir telefon numarası.
Alex: Beni bilirsin. Sürekli bir şeylerin dibine kadar inmesini severim. O yüzden numarayı aradım ve...
Alex: Hani şu müzisyen cinayetinde sana yardım eden bilgisayar korsanını hatırladın mı? Telefon numarası ona ait!
Jones: Nasıl yani... Ne dedi peki? Kurbanı tanıyor muymuş?!
Alex: Bunu ona kendin sorarsın. Hazır olduğun zaman seninle görüntülü konuşmayı kabul etti.

@rtist ile konuş.
@rtist: Selam <Rütbe> <İsim>. Seninle tekrar konuşmak ne güzel.
@rtist: Teknik elemanınız benden size Lisa Edwards'ın "intiharı" konusunda yardım etmemi istedi. Tam olarak ne lazımdı?
Jones: İntiharını açıklayabilecek her şey... tabii bu gerçekten de bir intiharsa. Ama her şeyden önce, kurbanda senin numaranın ne işi var?
@rtist: Numaramı ona ben verdim de ondan. Kızların birbirlerine destek olmaları lazımdır. İnsanların kızın duvarına tehdit mesajları attığını gördüğüm anda--
Jones: Dur bir saniye. Lisa, Friendnet üzerinden tehdit mi ediliyordu?
@rtist: Evet, kimliğini gizleyen tabansızlar tarafından. Ona, onu tehdit edenlere karşı bir şey yapayım mı diye sordum, hayır dedi. Ama ben yine de aldığı tehdit mesajları bir bir kaydettim.
@rtist: Dosyaları sabit disklerimden birine kaydetmiştim... ama kedim sabit diski yere düşürüdü ve disklim parçalara ayrıldı.
@rtist: Herkes, <Rütbe> <İsim>'in düzeltilemez denilen şeyi düzeltebildiğini biliyor. Eğer sabit diske bir el atmak isterseniz, onu bu adreste bulabilirsiniz.
Jones: Bize... adresini mi veriyorsun? Kimliğini bulacağımızdan korkmuyor musun?
@rtist: Sadece şu aralar kullandığım gizli bir yer. Merak etmeyin, orada görmenizi istemeyeceğim bir şey yok, sayın memurlar. Hadi ben kaçar! Bol şans!
(@rtist ile konuştuktan sonra)
Alex: Pekala, <İsim>, @rtist ile ne konuştun?
Jones: Kız bize gizlendiği yerin adresini verdi. Dediğine göre orada kurbanımız hakkında önemli bilgiler yakalayaak mışız. Umarım bize yalan söylememiştir.
Alex: Vışş, gizli yeri mi dedin? Bu gerçekten de-- bir saniye... "KIZ size gizlendiği yerin adresini verdi" mi dedin? @rtist bir KIZ mı yani?!
Alex: Anaaammmm, inanamıyorum! Bu acayip heyecan verici!
Jones: Eehh... öyledir tabii. Üzgünüm Alex, ama biraz acelemiz var.
Jones: Hadi, <İsim>, gidip şu gizlendiği yere bir bakalım!

İncele: Hacker'ın Odası.
Jones: Bu @rtist'in bize bahsettiği sabit disk olmalı. Pekala, en azından parçalandığı konusunda bize yalan söylememiş!
Jones: Vakit, herkese düzeltilemez denilen şeyi düzeltebildiğini gösterme vaktidir, <İsim>!

İncele: Sabit Disk.
Jones: Vay anasını... şu sabit diski dakikasında onardın yahu!
Jones: Şimdi tek yapmamız gereken şey... tonlarca dosyanın arasından aradığımız şeyi bulmak.
Jones: Umarım Alex'te senin kadar yetenekli çıkar, <İsim>! Hadi şu sabit diski laboratuvara gönderelim.

Analiz et: Sabit Disk.
Alex: @rtist seni kandırmamış, <İsim>. Odasında bulduğun sabit diskin içi kurbanın aldığı tehdit verileri ile dolu.
Jones: Yani Lisa internet üzerinden tehdit mi ediliyormuş?
Alex: Maalesef evet. Kimliği belirsiz kullanıcılar kızın Friendnet sayfasına "Kendini öldürsen dünya çok daha güzel bir yer olur" tarzı korkunç mesajlar bırakıyormuş.
Jones: Bu nasıl bir şey? Böyle bir şeyi hangi dengesiz yapabilir?!
Alex: İnternetin öteki yüzü böyle işte! İnsanlar sahte kimliklerin arkasına sığınıp akıl almaz şeyler yapabiliyorlar!
Jones: Peki @rtist, bu kendini bilmezlerin kim olduklarını öğrenebilmiş mi?
Alex: Sabit diskte bunun hakkında bir bilgi yoktu, bu nedenle öğrenemediğini düşünüyorum.
Jones: <İsim>, şayet Lisa tehdit ediliyorduysa eğer... Bu, tehditlerin trajedi ile sonuçlandığı son vaka olmayacak maalesef...

Daha Sonra...
Grace Delaney: <İsim>? Seni bulmam iyi oldu. Nişanlım Luke Harris'i hatırladın mı? Hani şu korkunç tabloyu incelerken onunla tanışmıştın...
Luke Harris: Merhaba <Rütbe> <İsim>. Seni tekrardan görmek ne güzel.
Grace: Luke'un sana anlatmak istediği bazı şeyler var. Şu soruşturma hakkında. Onunla konuşmak için vaktin vardır herhalde?
Jones: Tabii ki de var, değil mi <İsim>? Haydi, doğru sorgu odasına.

Luke Harris ile konuş.
Luke Harris: Benimle konuşmak için vaktini ayırdığın için sağol, <İsim>. Grace size gelmemi söyledi. Size... Lisa'nın ölümü hakkında söylemem gereken bazı şeyler var.
Jones: Onu bizzat tanır mıydın?
Luke: Evet, Lisa benim derslerimden biri olan Sinema Tarihi 101 dersine girerdi. Çok çekingen ve içine kapanık bir kızdı. Ama...
Luke: Bakın, onu kütüphanede asılı halde bulduğunuzu biliyorum ve bunun intihar GİBİ göründüğünün de farkındayım, fakat...
Luke: <Rütbe> <İsim>, emin olduğum tek bir şey var: Lisa intihar falan etmedi, öldürüldü!

2. Bölüm

Luke Harris: <Rütbe> <İsim>, bana inanmalısın. Lisa Edwards intihar falan etmedi, öldürüldü!
David Jones: Ama nasıl bu kadar emin olabiliyorsun, Luke? Lisa, kütüphanede asılmış bir halde bulundu. Otopsi sonucundan da manipülasyona yönelik bir şey çıkmadı.
Jones: Dahası, kızın tehdit edildiğini de biliyoruz, ki bu da maalesef neden kendi canına kıydığını kanıtlıyor.
Luke: Beni dinleyin! Ben Film Tarihi hocasıyım, ve çocuklara son izlettiğim film olan "Hangman Cinayetleri" adlı film, kurbanını öldürüp daha sonra kurban kendisini asmış gibi gösteren bir katili konu alıyor!
Jones: Bu.. biraz tuhaf. Ama tesadüfte olabilir.
Luke: Bakın, bunun doğru olup olmadığını anlamanın tek bir yolu var. Filmde olay kütüphanede geçiyor. Katil, kurbanın intihar mektubunu kendi elleri ile yazıp bunu en alt raflardan birisine koyuyor.
Luke: <Rütbe> <İsim>, lütfen! Kütüphaneye git ve rafları ara!
Jones: Pekala, en azından incelemeye değer bir ipucu. Ama umarım vaktimizden çalmıyorsundur, Luke!

İncele: Raflar.
Jones: Pekala, bu CİDDEN ürkütücü. Sence tam da Luke'un bize notu bulacağımızı söylediği yerde o notu bulma olasılığımız yüzde kaçtır?!
Jones: Ama şansımız buraya kadarmış anlaşılan. Not kurşun kalemle yazılmış ve harflerinde yarısı silik. Şimdi tozumuzu kullanma zamanı, <İsim>!

İncele: Not.
Jones: Güzel. Şimdi eksik cümleleri de tamamladığına göre, kütüphanede bulduğun notta neler yazdığını rahatça okuyabiliriz!
Jones: Notta aynen şöyle yazıyor... "Ölmek: Uyumak, Uyumak: Belki rüya görmek... Üzgünüm ama buna daha fazla dayanamıyorum. Umarım dünya bensiz çok daha iyi bir yer olur. Lisa."
Jones: Bu... Bu berbat bir şey! Bir insan nasıl olur da dünyanın onsuz daha iyi bir yer olacağını düşünebilir ki?!
Jones: "Ölmek: Uyumak, Uyumak: Belki rüya görmek..." Hey, bu Lisa'nın Friendnet'teki son gönderisi!
Jones: Sanırsam cevabımızı aldık. Bu not sadece--
Jones: Ne? Yani şimdi bunu Lisa'nın yazıp yazmadığından emin olmak için laboratuvara mı gönderelim diyorsun? Pekala, hislerine güvenmemekten daha kötü bir şey olacağını sanmıyorum, <İsim>.

Analiz et: İntihar Notu.
Alex Turner: Grace'in nişanlısı haklıymış, <İsim>! Yazıbilimsel bir analizi yaptım ve sonuçlar çok açık: Bu intihar notunu yazan kurbanınız DEĞİL. Yani not sahte.
Jones: Tam da Luke'un öğrencilerine izlettiği filmdeki gibi!
Jones: Bu da elimizde bir cinayet vakası olduğunu kanıtlıyor! Ve Lisa'nın katili bariz bir şekilde Hangman Cinayetleri'nden ilham almış!
Alex: Tabii daha fazlası da var. Katil eldiven kullanmış, çünkü notun üzerinde parmak izi falan yoktu... Ama nota siyah ışıkta bakınca bazı lekeler saptadım.
Alex: Lekelerin kahve molekülleri olduğunu anlamak fazla sürmedi. Üzücü olan şey ise, katil notu yazarken kahve keyfi yapıyormuş!
(Alex ile konuştuktan sonra)
Jones: Pekala <İsim>, artık durumu resmiyete bindirebiliriz: elimizde bir cinayet vakası var. Ve Lisa'yı her kim öldürdüyse, oldukça soğukkanlıymış!
Jones: En kötüsü de üzerine birde intihar notu yazmış olması. Ve Lisa'nın son Friendnet gönderisinde ki sözü kullanması... "Ölmek: Uyumak, Uyumak: Belki rüya görmek..."!
Jones: Ama bunu yazmış olması için... Yani katil Lisa'nın Friendnet hesabında ki son gönderiyi görmüş ve nota daha gerçekçi görünsün diye bu sözü eklemiş! Buda demek oluyor ki katil, Friendnet kullanıyor!
Jones: <İsim>, inanamıyorum. Bu olayın bir intihar olduğunu düşünüyorduk ama sayende elimizde Lisa'nın katiline ait üç önemli delilimiz var!
Tess Goodwin: Aha! YANİ bu bir cinayet! Biliyordum!
Jones: N'oluyor la... Tess! Senin ne işin var burada? O korkunç bezdiri vakasından beridir yüzünü görmüyorduk...
Tess: Evet, ve halen Rani cinayetini nasıl bu kadar hızlı çözdüğüne inanamıyorum <Rütbe> <İsim>. Gerçekten inanılmazdı!
Jones: Evet, oldukça iyi bir iş çıkarmıştık.
Tess: Ben aslında <Rütbe> <İsim> ile konuşuyordum. Sürekli başkalarının başarılarını kendine mi mal edersin, Müfettiş Jones? Etkileyici...
Jones: Hey, <Rütbe> <İsim> ve ben bir ekibiz bir kere! Her neyse, burada ne arıyorsun?
Tess: Sizinle Lisa Edwards'ın ölümü hakkında konuşmak için geldim tabii ki de!

Tess Goodwin ile konuş.
Jones: Pekala Tess. Bizimle Lisa'nın öldürülmesi hakkında mı konuşmak istiyorsun?
Tess Goodwin: Evet, kurbanı bir nebze tanırdım. Bay Harris'in Film Tarihi derslerine girerdik, daha sonrada metroya doğru birlikte yürürdük.
Tess: Lisa son zamanlarda... tuhaf davranıyordu. Metro platformunda saatlerce oturup, gelen geçen trenleri izlerdi. Sanki içinde öğrenci bulunmayan bir vagona binmek istiyor gibiydi.
Tess: Onu konuşturmayı denedim, yani, sonuçta ana dalım psikoloji, o yüzden belki yardımım dokunur diye düşünmüştüm. Oda bir bardak kahve içmeyi teklif ettim, ama hep reddederdi.
Jones: Tehdit edildiğini biliyor muydun peki? Bundan hiç bahsetti mi?
Tess: Evet, Friendnet duvarına yazılan yazıları o silmeden önce görmüştüm. Ama Lisa benimle bu konuda hiç konuşmak istemedi.
Tess: Yani, kendini astığını duyduğumda kulağıma biraz tuhaf geldi. Metro platformunda o kadar vakit geçirdiğini göz önünde bulundurursak eğer, bir ara kendini raylara atacağını bile düşünmüştüm.
(Tess ile konuştuktan sonra)
Jones: Harika, Tess kafamda süperkülade bir görüntü bıraktı. O kız harbiden de balatayı sıyırmış <İsim>, benden söylemesi!
Jones: Ama en azından onun hakkında bir şeyler öğrendik. Haklısın, Bay Harris'in dersine girdiyse şayet, Hangman Cinayetlerini'de illaki izlemiş olmalı! Hadi bunu profiline ekleyelim!
Jones: Her neyse. Haydi biraz hareketlenelim. Eğer kurbanımız gerçekten de Onion Sokağı metrosunda o kadar vakit geçirdiyse, orayı yoklamak iyi olur, doğru dedin bak!

İncele: Metro Platformu.
Jones: <İsim>, kurbanın portfolyosunu bulmuşsun! İsmi üzerine keçeli kalemle kazınmış! İçine bir bakmak lazım!
Jones: Ve zannımca yakınında bulduğun şu parçalanmış kağıdı birleştirmen de en fazla iki saniye sürer, değil mi?

İncele: Parçalanmış Kağıt.
Jones: Pekala! Demek metro platformunda bulduğun kağıt... hey, bu bir kompozisyon yazısı! Ve Lisa tarafından yazılmış!
Jones: Uyy, hocanın yorumları bayağı bir sert yalnız! "Öncekinden bile daha berbat. Fikirlerin daha önce başkaları tarafından da kullanılmıştı, hemde daha iyi olarak."
Jones: Seni bilmem ama, benim yazıma böyle bir yorum yapılsa şayet, ben bayağı bir üzülürdüm!
Jones: Hmm, haklısın, kağıt lekelenmiş. Ve yırtıkların kenarları da temiz, yani bu leke kağıt yırtılmadan önce de buradaymış! Bir örnek alır mısın, <İsim>?

İncele: Kopya.
Jones: Harika. Lisa'nın deneme yazısından bir örnek topladığına göre, bunu doğruca laboratuvara yollayabiliriz!
Jones: Eminim Grace bize kağıdın üzerindeki lekenin ne olduğunu söyleyebilir!

İncele: Portfolyo.
Jones: Kurbanımızın portfolyosunda her zamanki öğrenci ıvır zıvırları ve... "Tehdite Son Birliği"'ne ait bir broşür mü buldun?!
Jones: Demek ki Lisa tehditlere karşı bir şeyler yapıyormuş! Broşürün üzerinde bir şeyler yazıyor sanki...
Jones: Sanırsam toz kullanma vakti <İsim>!

İncele: Broşür.
Jones: Birisi Lisa'nın portfolyosunun içinde bulduğun Tehdite Son broşürün üzerine numarasını yazmış demek!
Jones: Yazanın kim olduğunu öğrenmeliyiz! Hadi şu numarayı Alex'e gönderelim <İsim>!

Analiz et: Telefon Numarası.
Alex: Şu Tehdite Son broşüründeki numaranın kime ait olduğunu buldum, <İsim>!
Alex: Numaranın sahibi Tehdite Son Birliğinin başkanı olan Caroline Fitzgerald'dan başkası değil!
Jones: Hadi ya. <İsim>, hadi Bayan Fitzgerald ile kurbanımız hakkında konuşalım!

Analiz et: Madde.
Grace Delaney: Lisa'nın deneme yazısından topladığın şey kahve lekesi <İsim>.
Jones: Bundan ötürü sanki... soluk gibi görünüyorsun, Grace.
Grace: Pekala, yanlış anlamayın ama... Lisa'nın yazısının üzerine kahveyi kimin döktüğünü biliyorum. Luke.
Jones: Yani Lisa'nın yazısı onun dersi için miydi? Demek bu yorumları yazanda oymuş!
Grace: Evet. Yazılıları okurken hep kahve içer, ve ben de sürekli fincanını öğrencilerinin kağıtlarının üzerine koymasının saygısızlık olacağını söyler dururum!
Grace: Ama bu onun bir şüpheli olduğu anlamına gelmez, anlaşıldı mı?!
Jones: Aslında, gelir. Üzgünüm Grace.
Jones: <İsim>, gidip Luke ile tekrardan bir konuşalım. Kurbanın kompozisyonuna yaptığı yorumlar epey bir aşağılayıcı, ve kız yazısını parçalayıp atmış...

Konuş: Caroline Fitzgerald.
Caroline Fitzgerald: Eğer gergin duruyorsam kusura bakma <Rütbe> <İsim>. Sabahtan beridir nereden baksanız bir on bardak kahve içmişimdir. Böyle gencecik bir kız, kendi canına kıydı resmen! Sinirlerim hırpalandı!
Jones: Aslında Lisa intihar etmedi Bayan Fitzgerald. Öldürüldü, ve katili buna intihar süsü verdi.
Caroline: Aman Tanrım!... bu o iğrenç ötesi film yüzünden, değil mi? Ha, değil mi?!
Caroline: Biliyordum! Bay Harris'e bu tarz filmleri gençlere izletmesinin sonunun kötü biteceğini söylemiştim!
Caroline: Veliler Birliği Başkanı olaraktan, çocuklara gösterilen şeylerin uygun olup olmadıklarını anlamak için onları izlerim. Görevimi çok ciddiye alırım, efendim.
Caroline: Biliyordum, bu kızcağızın başının dertte olduğunu BİLİYORDUM! Ona yardıma ihtiyacı olursa aramasını söylemiştim, ama aramadı! Keşke arasaydı!

Konuş: Luke Harris.
Jones: Luke, Lisa'nın senin dersin için yazmış olduğu deneme yazısını bulduk ve, kıza bayağı sert davranmışsın.
Luke: Sert mi? Sert davrandığımı hatırlamıyorum. Sadece öğrencileri gereksiz yere pohpohlamayı yanlış buluyorum.
Jones: Ama yinede... sözlerini epey bir ciddiye almış. Bu yazıyı metro platformunda parçalar halinde bulduk. Ona hep böyle sert mi davranırdın?
Luke: Bakın, ben... eğer yorumlarımın bu kadar sert olduğunu tahmin edebilseydim, onunla özel olarak konuşurdum!
Luke: Lisa, film sektöründe çalışabileceğine dair beni ikna edebilmek için çabalayıp duruyordu fakat kızda o yaratıcı yetenek... ya da olgunluk yoktu! Ne yapsaydım yani? Kıza boş yere umut mu verseydim?
Jones: Ona en azından biraz daha kibarca hayır diyebilirdin.
Luke: Çocuklara nasıl davranacağım konusunda epey bir cahilim. Benimle konuşurken çekinmesinler diye onlarla arkadaş olmayı denedim, ama hiç işe yaramadı.
Luke: Sırf onları daha iyi tanıyabilmek için Friendnet hesabı bile açtım! Ama sanki hepsi gönderilerini benden gizliyorlar.
(Luke ile konuştuktan sonra)
Jones: Luke oldukça sert bir hocaymış, öyle değil mi <İsim>?
Jones: Ama yinede onu öğrencilerinden birini öldürürken düşünemiyorum. Sonuçta Grace bir suçluya aşık olmaz... değil mi?
Grace: David Jeremiah Jones! Ne ima etmeye çalışıyorsun?! Tabii ki bir suçluya aşık olamam! Luke çok iyi biridir, onun hakkında söylediklerine dikkat et!
Jones: Ayyt! Ş-şey tabii, Grace! S-s-sevdiğin birisi hakkında k-k-kötü bir şey asla s-söylemem!

Daha sonra karakolda...
Jones: Ee, <İsim>, şimdi ne yapacağız? Elimizde-
@rtist: <Rütbe> <İsim>, Karşılaştığımıza memnun oldum.
Jones: Aaayyt!!!
@rtist: İyi misin?
Jones: Allah rızası için, arkamdan öyle sinsice gelme bir daha! Sen... sen @rtist'sin değil mi?
@rtist: Ne kadar da dikkatlisin. <Rütbe> <İsim>, seninle konuşmam lazım. Acil.
@rtist: Ben... sizden bir kaç tane bilgi saklıyordum. Kusura bakmayın ama... ilk önce güvenilir olduğunuzdan emin olmam gerekti. Tabii birde bilgimi tekrardan bir gözden geçirmek.
@rtist: Lisa'yı Friendnet'ten kimin tehdit ettiğini biliyorum. İsmi... İsmi Penelope Rivera.
Jones: NEYY?!

3. Bölüm

@rtist: Daha önce bahsetmediğim için kusura bakma <Rütbe> <İsim>, ama kurbanınızı internet üzerinden tehdit edenin kim olduğunu biliyorum.
@rtist: Sözde en yakın arkadaşı, Penelope Rivera.
David Jones: NEYY?!
Jones: Ama bu... bu çok mantıksız! Neden en yakın arkadaşı ona böyle davranır ki?!
@rtist: Sanırsam bunu size onun anlatması gerekir.
@rtist: Lisa'nın Friendnet duvarında o mesajları gördükten sonra, onu tehdit edenin kim olduğunu bulmak için hemen harekete geçtim.
@rtist: Ve o adı gördükten hemen sonra da... Lisa'yı arayıp haber verdim.
Jones: Demek Lisa, kendisine o mesajları atanın Penelope olduğunu biliyordu! <İsim>, hadi Penelope'u merkeze aldıralım! Bu işin dibine inmemiz lazım!
(@rtist ile konuştuktan sonra)
Jones: <İsim>, Penelope ile konuşmamız gerektiğinin farkındayım, ama şu @rtist'in gizlendiği yere tekrardan bir bakalım diyorum. Kim bilir bizden daha neler saklıyor da haberimiz yok!

Konuş: Penelope Rivera.
Penelope Rivera: Pekala, itiraf ediyorum. Lisa'ya o korkunç Friendnet mesajlarını atan şahıs bendim!!!
Penelope: Aptallık ettim, tamam mı? Yani, nasıl diyeyim, büyük bir üniversiteye geldik, ve her zaman birlikteydik ve ben... yeni arkadaşlar edinip beni unutacağından korktum.
Penelope: Zaten son zamanlarda Sinema Tarihi sınıfımızdaki şu Tess denen kızla fazla haşir neşir olmaya başlamıştı. Birlikte metroya falan gidiyorlardı, ve o kızda cidden bir gariplik var, benden söylemesi.
Penelope: Her neyse, Lisa'nın diğer öğrencilerden korkmasını sağlamak istemiştim. Sırf gecenin köründe o Friendnet mesajları atabilmek için tam on bardak kahve içmişliğim var...
Penelope: Bakın, kulağa nasıl iğrenç geldiğinin farkındayım, yaptığım şeyle gurur falan da duymuyorum, ama işe yaradı ne yalan söyleyeyim!
Jones: Sence nasıl işe yaramış olabilir, Penelope?!?! Lisa'nın işkencecisinin sen olduğunu öğrendiğini biliyoruz!!!
Penelope: Evet, öğrenmiş. Ve kızmıştı... bayağı bir kızmıştı. Ama konuştuk, anlaştık, ve bunun mazide kalmasına ve önümüze bakmaya karar verdik!
Penelope: Lisa'ya asla fiziksel anlamda zarar vermezdim! Yaptığım en büyük salaklığı affetmişken ona neden zarar vermek isteyeyim ki?! Bunun içinden hiç olmadığımız kadar birbirimize yakın olarak çıktık!
(Penelope ile konuştuktan sonra)
Jones: Hangi arkadaş sence "arkadaşlıklarını güçlendirmek" için en yakın arkadaşına cehennemi yaşatır?
Jones: Günümüz gençlerini hiç anlamıyorum doğrusu. Ve Lisa'nın bütün bunları alttan aldığı ve iyi olduğu numarasını yediğimi de sanma!
Jones: Ha bir de, fark etmişsindir illaki, Penelope, Luke'u Sinema Tarihi dersinden bahsetti. Yani demek oluyor ki, o da Hangman Cinayetleri'ni izlemiş. Hadi bunu profiline ekleyelim.
Jones: Şimdi ne yapalım <İsim>? Metro durağına bir daha mı bakalım? Pekala, haydi gidelim!

İncele: Bilgisayar Terminali.
Jones: @rtist yanımıza gelmeden önce mekan değiştirmediği için şanslıyız!
Jones: Haklısın, hatta bilgisayarlarından bir tanesini de açık bırakmış! Bakalım bakalım... Aha, gelen kutusu açık!
Jones: Şifre soruyor... Bir bilgisayar korsanının şifresini kırabileceğini düşünüyor musun, <İsim>?

İncele: Dizüstü Bilgisayar.
Jones: İnanamıyorum! Başardın! Resmen bir bilgisayar korsanının şifresini kırdın!
Jones: İyi de bu @rtist'in mesaj kutusu değil ki... bu Caroline Fitzgerald'ın, hani şu Tehdite Son Birliği başkanı olan kadın!
Jones: Demek @rtist, Caroline'ın hayatını da araştırıyormuş! Sence Lisa'nın sorunları ile bağlantılı mı? <İsim>, doğru dedin, iyisi mi bunu Alex'e gönderip Caroline'ın e-postalarına baktırmak!

Analiz et: E-Postalar.
Alex: Caroline Fitzgerald'ın e-postalarına baktım ve, aman yarabbim, kurbana o kadar ÇOK mesaj göndermiş ki!
Alex: Siber tehditler hakkında bir konferansa katılması için Lisa'ya yazıp durmuş. Başta oldukça nazikmiş ama sonra sonradan kurbana suçluluk duygusu aşılamaya çalışmış.
Jones: Suçluluk duygusu mu?
Alex: Katılmak istemediği için kendinden utanması gerektiğini, diğerlerine yardım etmesi gerektiğini ve bencillik ettiğini söylemiş!
Jones: Dur bir saniye, şimdi Tehdide Son Birliği başkanı kurbanı TEHDİT mi ediyor muş?!
Jones: İnanamıyorum! <İsim>, şu kadınla tekrar konuşmamız lazım!

Konuş: Caroline Fitzgerald.
Caroline: Siz NE hakla beni bu zavallı kızı tehdit etmekle suçlarsınız?!
Caroline: Size belirtmek isterim ki ben, yıllarıdır bununla mücadele veriyorum. Hatta öğrencilere yakın olmak ve sanal alemde neler döndüğünü gözlemleyebilmek için Friendnet hesabı bile açtım!
Caroline: Ben, şartlar NE olursa olsun, kimseyi tehdit etmem! E-Postalarım son derece profesyonelcedir!
Caroline: Bir de hayal kırıklığımı dile getirdiysem eğer... Başka nasıl tepki verebilirdim ki?
Caroline: Lisa, deneyimini anlatarak yüzlerce, belki binlerce insana yardım edebilir, hatta insanlara sataşamaların önüne geçmeleri konusunda teşvikte bulunabilirdi!
Caroline: Ama kız, burnunu bile sokmak istemedi! Onun yerine sorumluluklarından kaçmayı tercih etti!
Jones: "Sorumluluklarından kaçmak" mı?! SİZİN ona yardım etmen gerekmiyor muydu? Kız size yardım için gelmiş ama siz ona anlaşılan pekte istediğini vermemişsiniz, Bayan Fitzgerald.
Caroline: Şey... elbette ona yardım etmek için buradaydım! Ona yardım ETTİM de! Tek yapması gereken karşılığında bana ve diğer kurbanlara yardımcı olmasıydı!
Jones: Tabii savaşının en son örneği de bir tehdit kurbanının "intihar" etmesi, değil mi?
Caroline: Saçmalıyorsunuz! Lisa'nın ölüyken daha çok yardımı dokunacak olmasını inkar etmiyorum, ama bunun için bir öğrencinin canının almak mı...?! Kafayı yemişsiniz resmen!!!

Bir kaç saniye sonra...
@rtist: Selam <Rütbe> <İsim>. Umarım Caroline'ın e-postaları etkili olmuştur?
Jones: Ha! Şey, ııı, yani mekanına girdiğimizden haberin var, öyle mi?
@rtist: Harbiden de ben oraya girmenizi istemesem girebilecek miydiniz acaba?
@rtist: Kin tutmaya inanmam. Önemli olan insanların ne elde ettikleridir, ve senin itibarını da biliyorum <Rütbe> <İsim>. Hiç bir suçu cezasız bırakmazsın.
@rtist: Ayriyetten, teknik elemanınız epey tatlı birisi. Belki bir yanına uğrayıp neler yaptığına bakabilirim diye düşünmüştüm.
@rtist: Şimdi, elimde sizin için yeni bir bilgi var. Yalnız, başka bir yerde konuşsak? Çok zorunlu kalmadıkça burada durmak istemiyorum da...

Konuş: @rtist.
@rtist: Bakın, sinirli olduğunuzun farkındayım, ama beni bir dinleyin. Lisa'nın öldürüldüğü anı kaydeden bir video buldum.
Jones: NEYY?! Nerede, nasıl, ne zaman?!
@rtist: Kütüphanede, kıvrak zekamı kullanarak, tam on dakika önce.
@rtist: Kütüphanedeki bilgisayarların yanında bağımsız kameralar var. Son kalite, kesinlikle öğrencilerin Çindekiler ile video görüşmesi yapmalarından ziyade öğrencileri dikizlemek amaçlı.
@rtist: En azından bir tanesi katili videoya almış olabilir.
@rtist: Senin için almaya çalıştım, fakat sonradan birisi geldi ve saklamak zorunda kaldım.
Jones: Niye sakladın peki?
@rtist: Cidden fazla meraklısın Bay Jones. Her neyse, kamera yere düştü ve geri alma fırsatım olmadı. Umarım hala kütüphanededir.

İncele: Kütüphane.
Jones: Hay eşşekler kovalayasıca! Neden bu şehirdeki her bir halt şeker gibi kırılır ki?! Mümkünâtı yok bu parçalanmış kameradan veri falan alamayız!
Jones: Yine de denemek mi istiyorsun <İsim>? Pekala... bu hengameyi düzeltse düzeltse sen düzeltirsin. Haydi beline kuvvet!

İncele: Kırık Webcam.
Jones: Vay... bildiğin yepyeni gibi duruyor. Bu kamera parçalara ayrılmıştı, şimdi eskisinden bile daha iyi!
Jones: O zaman vakit kaybetmenin bir manası yok! Alex bu minik casusun neler çektiğini bize söyleyebilir!

Analiz et: Webcam.
Alex: Şu kütüphanedeki webcam muhteşem bir şey <İsim>! Üniversitenin böyle bir şeye para harcaması çok garipi ama iyi ki de harcamışlar!
Alex: Bildiğiniz üzere webcam'ler normalde sadece bilgisayarın sabit diskine kayıt alır. Ama bu modellerde entegre bir sabit disk var ve başka bir cihaza takılmadan kendi başlarına kullanılabilmeleri mümkün.
Alex: Ayrıca <İsim>'in kütüphaneden getirdiği bu webcam, Lisa öldürüldüğü sırada açıkmış!
Alex: Jones, zafer dansına başlamadan önce, kameranın odaklandığı noktanın farklı olduğunu söylemem gerek. Ayrıca Lisa'nın katilinin sırtı kameraya dönükmüş.
Alex: AMAAA... Katil Lisa'yı bayıltırken Lisa'nın gömleğine karşı gelen garip bir ışıltı görünüyor! Önce ışığın kaynağını anlayamamıştım, ama sonra katilden geldiğini fark ettim.
Alex: Daha doğrusu katilin gözlüklerinden gelen bir ışık olduğunu fark ettim!
Jones: Yani Lisa'nın katili gözlük mü takıyor? Alex, süper bir iş çıkardın! <İsim>, hadi bunu not edelim!

İncele: Metro Koltukları.
Jones: Ne kitabı buldun, <İsim>? Bakabilir miyim?
Jones: "Ölüm Psikolojisi"... Sana da tanıdık gelmedi mi?
Jones: Bak, kitabın içine bir şeyler karalanmış! Hadi ne olduğunu bulalım!

İncele: Kitap.
Jones: Haha! Demek metroda bulduğun psikoloji kitabı Tess'e ait!
Jones: Hmm, içinde tek bir işaretlenmiş bir yer var. Bir bakalım...
Jones: "Asılarak İntihar: psikolojik kökenleri ve kolları" mı?! Nasıl ya... Üstelik birde başlık çember içine alınmış!
Jones: Aslına bakarsan, şu kırmızı çember biraz garip duruyor. Yani bu kesinlikle kalem izi değil. Belki bir örnek alsak iyi olur, <İsim>.

'İncele: Kitap Sayfası.
Jones: Harika. Bu aldığın örnek, Grace'in bize "Asılarak Cinayet" bölümünün ne ile işaretlendiğini söylemesine yardımcı olur!

Analiz et: Kırmızı Madde.
Grace: Bu sefer bunu nişanlımın üzerine atamayacaksınız! O kitaptan aldığın madde ruj çıktı!
Jones: Ruj mu? Bak bu çok garip işte, Tess hiç ruj sürmez, kitaplarının arasına makyaj malzemesi koyduğunu da görmedim. <İsim>, hadi gidip bunu ona soralım, olur mu?

Konuş: Tess Goodwin.
Tess: Aaa, ne güzel, kitabımı bulmuşsun! Bunu iki gün önce Lisa'ya vermiştim, geri alamayacağım diye çok korkuyordum.
Tess: Lisa bana Film Tarihi dersini bırakacağından bahsediyordu. Ona psikoloji denemesini söylemiştim.
Tess: Ayrıca Friendnet üzerinden gönderilen tehdit mesajları konusunda da nasıl başa çıkacağına yardımcı olabileceğini düşünüyordum.
Jones: Bu kitap üzeride ruj kullanan sen miydin, Tess?
Tess: Kesinlikle HAYIR! Ben, kitabın üzerine yazı falan yazmam, hele ki bir rujla asla!
Jones: Peki Lisa olabilir mi?
Tess: Neden öyle bir şey yapacağına pek akıl sır erdiremiyorum. Makyaj bile yapmazdı! Size de belirteyim, bu kitabı Lisa'ya verdiğimde üzerinde bu yoktu!


Jones: Pekala, şimdi nereye ulaştık, <İsim>? Eğer kitabın üzerinde ne Tess, ne de Lisa ruj kullandıysa... O zaman başka birisinin kullanmış olması lazım.
Jones: Tabii bir de "Asılarak İntihar" adlı başlığına hesaba katarsak...
Jones: Haklısın, <İsim>! Bu ancak ve ancak Lisa'nın katilinden bir mesaj olabilir!
Jones: Bu ayrıca katilin ruj sürdüğünü de gösteriyor!
Jones: Pekala, bu en azından şüpheli listemizi ufaltabilir!
Jones: Bir bakalım... Penelope ruj sürüyor... tabii Caroline'da. Bu kadar, tabii Luke'ta gizliden sürmüyorsa!


Jones: <İsim>, şu soruşturmanın sonunda bitecek olmasından gayet mutluyum. Düşünsene, Lisa'nın katili neredeyse herkesi kızın intihar ettiğine inandırıyordu!
Jones: Ama sayende artık kaçamayacak! Hadi, <İsim>, tutuklama zamanı!

Katili Tutukla.
Jones: Nasıl kendi en yakın arkadaşını öldürebildin, Penelope? Kızı internet üzerinden tehdit etmek yetmedi mi? Neden onu bu kadar çok yok etmek istedin?
Penelope: Hiçbir şey bilmiyorsunuz. Hiçbir şey! Lisa'ya zarar vermek istememiştim! Dedim ya: O benim herşeyimdi! Sadece ona yanında olduğumu gösterebilmek için korkutmak istemiştim!
Jones: Tabii işe yaramadı, değil mi?
Penelope: Hayır, mesajlarıma bile cevap vermiyordu. Sanki... kendini kapatmıştı. Bütün vaktini ya tek başına geçiriyordu, ya da o ucubeyle!
Penelope: Şu Tess ile konuşmaya gittim. Tabii inkar etti, ama Lisa'nın aklını abuk sabuk fikirlerle doldurup bana karşı dolduruşa getirdiğini biliyordum! İşte bu tam da benim olmasını istemediğim şey!
Penelope: Neyse. Lisa kütüphaneye gelmemi söylediğinde çok heyecanlanmıştım! Yeni bir sayfa açacağımızı, eskisinden daha yakın olacağımızı düşünüyordum!
Penelope: Ama onun yerine... birisi ona internet üzerinden tehdit mesajları atanın ben olduğunu istiflemiş, tabii o da bana karşı öfkelenmişti! Benden nefret ettiğini söyledi!
Penelope: Suratıma bir canavar olduğumu, kontrol manyağı olduğumu, sonunda yalnız ve yoksun kalacağımı haykırıp durdu, bende onu SUSTURMAK istedim, tamam mı?
Penelope: En son gördüğümde yerde baygın yatıyordu. Onu itmiş olmalıyım. Sonrada nasıl olduysa masanın altındaki halatı gördüm. Nasıl oraya geldiğini bilmiyorum, ama nedense ne yapmam gerektiğini biliyordum.
Jones: Ne yapman GEREKTİĞİ mi?!
Penelope: Evet, sanki... sanki her şey bir anda yerine oturmuş ve bana cevabı gösteriyor gibiydi. Tıpkı o filmlerdeki gibi.
Penelope: Lisa'nın Friendnet durumu, sonra şu izlediğimiz film... Kağıt bulmak için Lisa'nın çantasını aradığımda, ölüm hakkında bir kitap buldum. Asılma hakkında ki bölümü gördüğümde de, sanki bir işaretmiş gibi göründü gözüme.
Penelope: Yani... yani artık Lisa en azından daha iyi bir yerde, her neredeyse işte. Burada sap gibi kalanda benim sonuçta.
Jones: Penelope Rivera, Lisa Edwards cinayerinden ötürü tutuklusun. Söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhine delil olarak kullanılabilir...

Olivia Hall: Bayan Rivera. Lisa Edwards cinayetinden ötürü mahkemeye çıkarıldınız. Mahkeme kararını vermeden önce söyleyecek bir şeyiniz var mı?
Penelope: Tek diyebileceğim... Lisa sahip olduğum en iyi arkadaştı. Bunu yaptığım için... çok çok pişmanım, ama o en iyi arkadaşımdı. En iyi...
Hall: Ve size duyduğu güveni ne kadar da acımasızca ödüllendirmiş siniz!
Hall: Onu sözlerinizle üzmüş, kelimeler yetersiz kaldığında da canını almışsınız!
Penelope: Ama doğru olan buymuş gibi gözüküyordu! Sanki yapabileceğim tek şeymiş gibi!
Hall: Umarım parmaklıklar ardından geçireceğiniz vakit, neden öyle olmadığını anlamanız için yeterli olur.
Hall: Penelope Rivera, Lisa Edwards'ı öldürmek ve polisi yanıltmaya teşebbüste bulunmaktan altı yıldan sonra şartlı tahliye olasılığıyla on yıl hapis cezasına çarptırıldınız!

Jones: Pekala <İsim>, sence hangisi daha kötü? Gencecik bir kızın ölümü mü, en yakın arkadaşı tarafından öldürülmüş olması mı, yoksa bu arkadaşının Lisa'yı NEDEN öldürdüğünü dahi bilmiyor olması mı?
Jones: Bir de Üniversite bölgesinde çalışmanın eğlenceli olacağını düşünürdüm! <İsim>, en azından sen varken her şey o kadar da kötü değil!

Also on Fandom

Random Wiki